Ekonomi canlandı iyileşme hızlanıyor

Sedat YILMAZ 19 Oca 2020

Temmuz 2019'da Merkez Bankası'nın (TCMB) 4,75 puanlık faiz indirimiyle başlayan ekonomideki iyileşme güç toplamayı sürdürüyor. Borç stoku, bütçe ve cari dengedeki zayıflığa karşılık büyüme, sanayi üretimi ve yükselen tüketici güveni toparlanmanın en önemli göstergeleri arasında.

Dünyaya bakıldığında halen yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla yürüyen bir ekonomiye sahip olduğumuz bir gerçek. Bütçe rakamlarımızda ve cari dengede de dikkat edilmezse sıkıntılar oluşabileceğine dair izlenimler yok değil. Ancak söz konusu yüksek oranlara karşılık giderek gerileyen enflasyon ve faiz ile alınan bütçe tedbirleri ve artan ihracat, gerileyen ithalat ekonominin daha sağlıklı bir büyüme periyoduna gireceğini gösteriyor. 2019 yılında yüzde 1’e yakın bir büyümeyi yakalayacak Türkiye’nin 2020 yılında yüzde 3’lerin üzerine çıkacağı tahminleri oldukça fazla. Hükümetin büyüme hedefi ise bu yıl yüzde 5.

canlandi-5

Temmuz 2019’da Merkez Bankası’nın (TCMB) 4,75 puanlık faiz indirimiyle başlayan ve Ocak 2020’ye kadar gerçekleştirilen 12,75 puanlık faiz düşüşüyle yüzde 11,25’lere çekilen politika faizinin etkisiyle ekonomideki iyileşme güç toplamaya devam ediyor.

Bütçe ve cari dengedeki zayıflığa karşılık büyüme, sanayi üretimi ve yükselen tüketici güveni toparlanmanın en önemli göstergeleri arasında. Enflasyonun gerilemesi, faizlerin düşmesi ile artan kredi imkanları iç piyasada nispi bir canlılık oluşturuyor. Ekonomideki olumluluğu destekleyen diğer iki faktör ihracatın artması ve ithalatın gerilemesi. Söz konusu iyileşme ise piyasalara pozitif  yansıyor.

Risklere dayanaklı ülkeyiz

Yurt dışında Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da oluşan jeopolitik risklere rağmen ABD/Çin ticaret savaşlarının sona ermesi, Brexit’te belirsizliğin ortadan kalkmasıyla oluşan iyimserliğin küresel ekonomiyi 2019 yılından daha iyi bir noktaya taşıyacağı, aynı olumlu yansımaların Türkiye’yi de yakından olumlu etkilediği gözleniyor. 

Jeopolitik riskler konusunda yerinde uygulanan politikalar ile saygınlığını daha da artıran Türkiye, ülkenin risk primini gösteren CDS’lerdeki başarısıyla da göz dolduruyor. Özellikle yurt dışı finansal kaynakların kapısını açan CDS oranlarında Türkiye geçen 2018 Ağustos kur krizinden bu yana 250 puanlık bir iyileşmeyle 243 puana kadar gerilemiş durumda.

Yılların getirdiği kırılganlıklar ve dış şoklara rağmen bir anlamda stres testleri olarak algıladığımız ülkenin yaşadığı olumsuz iç ve dış politik ve ekonomik gelişmeler aslında krizlere ne kadar dayanıklı ve krizlerden, kırılganlıklardan ne kadar hızlı çıkabildiğimizin de bir göstergesi.

canlandi-2

Kalıcı istikrarı sağlamalıyız

Türkiye’nin kırılganlığı diyebileceğimiz kısa vadeli dış borç stoku ekonomiyi rahatsız eden faktörlerin başında geliyor. TCMB’nin son rakamlarına göre, Kasım 2019’una ait. Kısa vadeli dış borç stokumuz 114,6 milyar dolar. Yıllık bazda yüzde 1’lik bir artış var. Borcun yüzde 55,8 milyar doları bankalara ait. Onların borcu ise yüzde 2,4 azalmış. Tabii sorun bankacılık dışındaki sektörlerde. Reel sektörün kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4 artmış ve 52,4 milyar dolar seviyesine yükselmiş.  

Tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu yüzde 3,3 azalışla 21,7 milyar dolar, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,6 artışla 86,5 milyar dolar olmuş. Toplam dış borç tutarı ise 443 milyar dolar. 2020 yılı için 1,09 trilyon liralık bir bütçe büyüklüğü oluşturuldu. 1,09 milyar liralık bütçedeki açık tahmini 138,9 milyar lira. Yatırım için bütçeden ayrılan pay 64 milyar lira. Faiz giderleri de bütçe açığı rakamıyla aynı… 138,9 milyar lira.

Dolayısıyla dünyadaki pozitif ekonomik ve siyasi rüzgarı da arkamıza alarak hayata geçirilecek yapısal reformlar, dış pazarlarda etkinlik ve finansal istikrar konusunda alınacak tedbirler ülkemizi daha iyi bir noktaya taşıyacak. Aleyhimize beklenmedik riskler ortaya çıkmadığı takdirde Türkiye’nin bu yıl 2019’dan daha iyi bir noktaya ulaşacağını söylemek mümkün. Şimdi hedef, ekonomide ve siyasi alanda oluşan bu iyimserliği sürdürülebilir hale getirmek. Ülkede siyasi ve ekonomik açıdan kalıcı istikrarı sağlamak artık daha da kolaylaştı. Kaynakları daha verimli kullanan ve teknoloji başta yatırımlara önem veren anlayışın ülkeyi daha sağlıklı büyüteceğine inanılıyor.

canlandi-3

Türk Lirası’na güven artıyor

Yurt içi ve dışında gerçekleşen olumlu gelişmeler Türk Lirası varlıklarını da müspet etkiliyor. Borsanın 121 bini geçmesi, Temmuz ayından bu yana TCMB’nin 12,75 puanlık  faiz indirimlerine karşılık dövizin stabil kalması, enflasyonla birlikte piyasa faizinin yüzde 10,23’lere inmesi ve iç tüketimde harcamaların artması piyasalardaki olumlu havanın başta gelen nedenleri.  

Merkez Bankası’nın (TCMB) uluslar arası alanda altın fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle TL zorunlu karşılıkları yüzde 30’dan yüzde 20’ye çekmesi bir yandan piyasadan 4,5 milyar lira likidite çekimini sağlarken diğer taraftan piyasaya 1,7 milyar dolarlık altın cinsinden likidite verilmesinin önünü açtı. Yine TCMB’nin işlenmiş veya hurda altının standart altın cinsinden tesis edilebilmesi imkanı olan azami oranın yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseltilerek piyasadan 300 milyon dolar çekilmesi ve piyasa 2 milyar lira likidite verilmesi de TCMB’nin son operasyonu arasına girdi.

canlandi-1

Söz konusu gelişmelerle Türkiye’de tüm finansal yatırım araçları değer kazandı. Borsa İstanbul BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,37 prim yaparken haftayı rekor seviyede 121.475 puandan kapattı. Endeks hafta içinde en yüksek 122.482 puanı gördü.

24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 0,55 artarak 294,80 lira, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,56 değer kazancıyla 1.963,00 lira oldu. Geçen hafta 477,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı 480,00 liraya yükselerek yüzde 1’e yakın bir getiri sağladı. Dolar yüzde 0,29 değer kazanarak 5,8950 liraya, euro da yüzde 0,37 artarak 6,5440 liraya çıktı. Yatırım fonlarında yüzde 2,55 ile hisse senedi fonu en fazla kazandıran enstrüman olurken bireysel emeklilik fonları yüzde 1,46, yatırım fonları yüzde 0,49 oranında değer kazandı.

Böylece haftalık bazda piyasalarda 1000 TL’lik yatırım borsada 1023,7 lira, dolarda 1002,9 lira, euroda 1003,7 lira ve altında 1005,5 lira oldu.

Piyasalarda gelecek hafta Türkiye’de Aralık ayı merkezi hükümet borç stoku ile Ocak ayı tüketici güven endeksi verileri izlenecek. Yurt dışında ise Euro Bölgesi, Almanya ve ABD’de imalat PMI, üretici fiyatları, ZEW endeksi, işsizlik maaşları, tüketici güveni, öncü göstergeler ve Euro Bölgesi’nde Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz kararını beklenecek.

Söz konusu gelişmeler sonunda piyasalardaki gelişmeler şöyle oluştu:

BIST 100…

ABD/Çin ticaret görüşmelerinin olumlu seyri, Brexit sürecinde özellikle anlaşmalı ayrılığın daha ağırlık kazanması, Çin ve ABD başta küresel ekonomilerde büyüme, imalat, perakende satışlar ve işsizlik rakamlarının iyi gelmesi piyasalarda boğa piyasası etkisini devam ettiriyor. Yurt içinde ise Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasa beklentisi doğrultusunda politika faizini 75 baz puan indirerek politika faizini yüzde 11,25’e çekmesi ve yüzde 11,84’lük enflasyonla birlikte reel faiz vermeyen bir seviye yakalanması da piyasanın yönünü belirleyen etkenler olarak izleniyor. 2020 yılsonu enflasyon beklentisinin yüzde 8,5 olması ise faizlerin daha aşağılara doğru akacağını gösteriyor. Bu da ekonominin kredi imkanlarının genişlemesi sonucu reel olarak daha da canlanacağının işareti. Piyasalar, enflasyon görünümünde genele yayılan düzelme makroekonomik göstergeleri de olumlu etkiliyor ve ülkenin risk primi CDS’leri aşağı çekiyor. Merkez Bankası’nın ifadesiyle döviz kuru, iç talep şartları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere paralel çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimleri iyimser bir seviyede. Türkiye’nin döviz stoku yönünden güçlülüğünü gösteren döviz tevdiat hesapları da bankalarda 196 milyar doları geçti. Gerçek kişilerin mevduatı ise 121,4 milyar dolar, tüzel kişilerin ise mevduatı 74,6 milyar dolara ulaştı. Teknik olarak Borsa İstanbul BIST 100 endeksinin rekorlar yaptığı haftayı gelecek haftalara taşıyabilecek mi, merak edilen konu bu. 122 binleri geçen BIST 100 endeksi haftayı 121.475 puandan kapattı. BIST 100 endeksinde 121.500 ve 122.700 seviyeleri direnç, 119.400 puanın destek konumunda.

canlandi-4

DOLAR/TL…

Enflasyonla birlikte faizlerin aşağı gelmesi ekonominin güç kazandığını göstermesi ve uygulanan para politikasının yerinde olduğu yolunda güvenin artması Türk Lirası’nı yabancı paralar karşısında değerlenmesini sağlıyor. Yurt dışındaki olumlu hava ile birlikte 5,88 lira bandına oturan dolar/TL kuru aşağı yönlü stabil bir trend oluşturuyor. Teknik olarak 5,85’ler kurda pivot bölge. Aşağı sarkmalarda 5,80’ler yeniden gündeme gelebilir. Muhtemel yukarı sarkmalarda ise 5,90 en iyi zirve olarak öngörülüyor.

EURO/TL…

Avrupa Bölgesi’nde zayıf veri akışıyla diğer para birimlerine karşı güç kaybeden euro, dolar karşısında yeniden 1,10’lu seviyelere döndü. Bölgede enflasyon verisinde ise beklentiler ötesinde fazla bir şey yok. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) haftaya vereceği faiz kararı euronun yönünü en azından kısa vadede belli edecek. TCMB para politikalarının piyasalarda güven oluşturması da TL’nin güçlenmesini beraberinde getiriyor. Zira o kadar faiz indirmeye karşılık dövizde yukarı yönlü hareket gözlenmiyor. Teknik olarak euro/TL’de 6,50 lira pivot görüntüsü veriyor. Destek noktalarında ise en dip seviye 6,45. Yukarıda ise 6,58 direnç şeklinde izlenebilir.

ONS ALTIN…

Altın fiyatları yönünü tamamen ABD/Çin ticaret görüşmeleri, ABD on yıllık tahvillerindeki getirilerinin seyri, Brexit ve konjonktürel gelişmelere odaklanmış durumda. ABD/İran gerginliği ile 1603 dolar seviyelerine kadar çıkan altının onsu risklerin azalmasıyla 1550-1560 dolar civarında geziniyor. Şu anda altına yön veren en önemli argüman ABD tahvilleriyle petroldeki hareketlilik. Teknik olarak ons altında 1550 dolar pivot görünümünde. Aşağı sarkmalarda 1530’lu rakamlar yeniden gündeme gelebilir. Yukarıda ise 1570 kuvvetli direnç olarak duruyor.

PETROL…

ABD/İran gerginliği ile 70 dolar sınırını aşan brent petrol fiyatları jeopolitik risklerin zayıflamasına rağmen 64-65 dolar bandından aşağı taviz vermiyor. Petrol ihraç eden ülkeler ise petrol fiyatlarını petrol arzıyla oynayarak düşmesini engellemeye çalışıyor. Fiyatlarda ABD’nin ham petrol stokları da etkili oluyor. Halen 64,85 dolar seviyesinde hareket eden brent petrolün gelecek haftaki seyrinin aynen devam etmesi bekleniyor. Teknik olarak ise 63 dolar destek, 65 dolar ise direnç noktasında. ABD tipi WTI petrolünde ise 58 dolar pivot durumunda. WTI’nın dipte 57 ve dirençteki uzantısı 59 dolar şeklinde görünüyor.