Girişim ve yatırım burada yeşeriyor

Sedat YILMAZ 24 ub 2020

2018'de 50 milyar dolar olan dünya melek yatırım pazarı 2019'da 60 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Pazarın 5 yıl içinde 150 milyar dolara çıkması bekleniyor. Büyüklüğü Türkiye'de henüz 700 milyon dolar olmasına rağmen kapasite yüksekliğine sahip Türk yatırım pazarı kar topu hızıyla büyüyor.

Türkiye doğuya ve batıya yüzü açık bir ülke olduğu kadar girişimcilik açısından da potansiyeli yüksek.  Turizm, teknoloji, tarım, sanayi, lojistik, finans gibi birçok sektörde boy gösteren startup’lar özellikle teknolojiye yatkınlığı ile geleceğe yönelik olumlu sinyaller veriyor. Startup’ların daha doğrusu girişimciliğin en büyük ateşleyicisi ise gençler.

Ülkemizde son yıllarda yaşanan gelişmeler ve teknolojik ürünlerin kullanımının hızla artması startup’ların hücreleri olan kuluçka merkezlerine ilgiyi yoğunlaştırıyor. Startup’lar başta kamu ülkenin önde gelen markaları tarafından ciddi derecede destekleniyor. Öyle ki bugün startup’larda üretilen projeler dünya çapında giderek ağırlığını hissettiriyor. Bunu uluslar arası Startup100 listesi çalışmalarında da gözleyebiliyoruz.

Hazine kesenin ağzını açıyor

Türkiye’de girişimciliğe her yıl kamu/özel yaklaşık 700 milyon doların üzerinde bir fon ayrılıyor. Bu yıl Hazine fonlarıyla söz konusu katkı daha artırılacak. Oluşan ekosisteme baktığımızda girişimcilik aşısının tuttuğu ve gelecekteki başarıların şekillendiği gözleniyor. Yani Türkiye’de girişimcilik ekosistemi özellikle yatırım açısından emekleme dönemini tamamladı. Melek yatırım pazarı kamunun da ciddi desteğiyle katlanarak büyüyor. Şimdi sıra; yurt dışına açılan projelerde niteliğin daha yükseltilerek dünya arenasında üst sıralara çıkmada.

Yeni girişim projeleri bir bir hayata geçerken genişleyen ekosisteme yatırım yapmak isteyen ve bugün melek yatırımcı dediğimiz finansman merkezleri de harekete geçiyor. Revo Capital, Collective Spark ve 212 gibi girişim sermayesi şirketlerinin yanında TÜBİTAK, KOSGEB, İTÜ, ODTÜ, YTÜ başta birçok kurum ve kuruluş da melek yatırımcılığa soyunmuş durumda.

Ülkemizdeki startup projelerinde biyoteknolojiler ve finansal teknolojiler dediğimiz fintech uygulamaları dikkat çekiyor. Startups.Watch sahibi Serkan Ünsal, Core Starteji’den İhsan Elgin, yine Collective Spark’tan Atıl Erken Türkiye’deki startup çalışmalarıyla ilgili manzarayı sergilemekle kalmayıp verdikleri motivasyonla da gelecek kuşakları girişimciliğe özendiriyorlar.

Rağbet inovasyon yatırımına

Evet bugün startup’lar ve girişimciliği destekleyen melek yatırım pazarını bugün şöyle ifade edebiliriz: Yatırımını kısa vadede kazanca dönüştürmeye çalışan geleneksel diğer tabirle konvansiyonel yatırımcı anlayışı yerini artık inovasyon ve farklılaşmayı ön plana alan, farklı ürünler ve projeler ortaya koymak için gayret sarfeden yeni nesil girişimcilik anlayışına bırakıyor.

Bu konuda en fazla mücadele veren de gençler. İnovatif girişimciler sadece KOBİ veya KOBİ altı firmalarda değil büyük uluslar arası şirketlerimizde dahi kendini gösteriyor. Bilhassa buna Türk Telekom’daki Argela, İnnova ve Sebit, Turkcell’in Partner, Arıkovanı ve GNÇYTNK, Vodafone’un VMware projeleri örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca Foriba, İyzico Paraşüt, Yemeksepeti’nin banabi girişimi, Getir’in yurt dışı operasyonları, oyun sektöründe Peak Games, Dream Games de öne çıkan projeler.

yatirim-1

İhracatın kalitesini artırıyor

Dolayısıyla ülkemizde hızla büyüyen girişim ve startup kültürünü yaygınlaştırarak oluşturulacak projelerle hayatı kolaylaştırmak, yükte hafif pahada ağır ürünlere imza atmak, ihracatın kalitesini artırmak ve genç işsizliği azaltmak için elbette en güçlü potansiyelimiz Türk gençliğini bu alanlara yönlendirmek en önemli hedefler arasında yer alıyor.

Melek yatırım pazarına gelirsek, dünya bu alana ciddi önem atfediyor. Fikri, düşüncesi ve projesi olan girişimciye finans sağlamak ve söz konusu girişimleri desteklemek amacıyla dünya ‘melek yatırımcı’ sistemini geliştirmiş. Daha düz ifadeyle güvendiğiniz girişiminizi değerlendirip ona sermaye sağlamak istiyorsanız melek yatırımcı bulmanız gerekiyor. Zira melek yatırımcı henüz yolun başında olan ki buna start-up da diyoruz, iş fırsatlarına yatırım yaparak işletmelerin büyümelerini, gelişmelerini sağlıyorlar.

Böyle avantaj hiçbir yerde yok

Açıkçası bunlara özel yatırımcı da diyebiliyoruz. Yaptığı yatırım miktarıyla doğru orantılı girişimden hisse almakla beraber bu melek yatırımcılar, genelde bireysel destek ve danışmanlık hizmeti de veriyorlar. Melek yatırımcı diğer bir söylemle mezkur yatırımdan çıkıncaya kadar girişimin bir parçası oluyor. Girişimci ile yatırımcı ‘melek yatırım pazarı’nda yeşeriyor.

Ülkemizde melek yatırımcılığa 2013 tarihli ‘Bireysel Katılım Sermayesi Yönetmeliği’ ile hukuki bir boyut da kazandırılmış. Hazine, mevcut yönetmelikle melek yatırımcılığının gelişmesi için ‘vergi desteği’ getirmiş. Bugün Hazine 20 farklı yatırıma vergi avantajı sunuyor ki oranlar yüzde 75’e kadar çıkıyor. Söz konusu avantaj dünyada hiçbir ülkede uygulanmıyor. Dolayısıyla Türkiye melek yatırımcı için bir cennet mesabesinde.

yatirim-3

Meleklerin dünya başkanı bizden

Türkiye gibi melek yatırımcıya dünyada önem veren ülke yok gibi. Belki ABD’si, Avrupa’sı, Çin’i ve diğer gelişmiş ülkeler melek yatırımcı sayısı ve melek yatırım pazarına aktardıkları sermaye ile dikkat çekiyorlar ama ülkemizin bu alandaki hızla büyümesini gözden kaçırmıyorlar. Türkiye her yıl Dünya Melek Yatırım Forumu’na (WBAF) ev sahipliği yapıyor. WBAF’ın Başkanı Baybars Altuntaş.

2020 yılı organizasyonu İstanbul’da gerçekleştirildi. WBAF’ın Küresel Fon Bulma Sahnesi 42 ülkede öne çıkan 100 startup’ı melek yatırımcılarla yine buluşturdu ve girişimlere sermaye akmasını sağladı. Forum Antalya Organize Sanayi Bölgesi Teknopark’ta 25 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilecek ve organizasyona 23 ülke katılım sağlayacak. Söz konusu etkinlik bir Akdeniz zirvesi haline gelecek.

Forum geçen yıl 60 milyar dolar hacmine ulaşırken bu yılki hedefini 100 milyar doların üzeri olarak belirledi. WBAF 2025 yılında 150 milyar dolarlık bir fon hacmine ulaşmayı planlıyor. Avrupa'da 320 bin melek yatırımcı, geçen yıl 10 milyar euro yatırım gerçekleştirdi. Aynı yıl ABD'de 340 bin melek yatırımcı girişimlere 26 milyar dolar para harcadı.  

yatirim-2

Girişimin hayat bulduğu platform

WBAF Dünya Başkanı Baybars Altuntaş’a göre forum sadece melek yatırımcılar ve politika yapıcılar için değil, aynı zamanda yeni bağlantılar kurmak ve iş fırsatları yakalamak açısından endüstri ve işletme yöneticileri için de fırsatlar sağlıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse WBAF; özel sermaye fonları, varlık yönetimi kurumları, aile ofisleri, bankalar, borsalar, bilim ve teknoloji parkları, kuluçka merkezleri, hızlanma merkezleri, yatırım tanıtım ajansları, ekonomik kalkınma kurulları, ticaret ve sanayi odaları, belediyeler, inovasyon acentaları ve endüstrinin tamamına, daha zengin ve anlamlı küresel ağlar geliştirmek için devasa bir platform niteliğinde.

Başkan Baybars Altuntaş, Türkiye’de İngiltere’den sonra devreye giren diğer adı bireysel katılım yatırımcılığı da olan melek yatırım pazarının ülke ekonomisi ile yatırımcı ve girişimciye önemli bir katkı sağladığını söylüyor.

İş arayan değil işveren olun

Sürekliliğe sahip fikir ve girişimleri destekleyen melek yatırım pazarı inovatif düşüncenin de önünü açıyor. Özellikle 1 milyar doların üzerinde değere sahip girişim şirketleri olan unicorn’ları meydana getirme hedefliyle çalışan melek yatırım pazarı Türkiye’de büyük destek görüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, melek yatırımcı sayısını ve etkinliğini artırarak kitlesel fonlamanın kullanımını yaygınlaştıracaklarını vurgularken kamu olarak girişimcilerin yanında olduklarını belirtiyor ve “2023 stratejimiz 10 turcorn. Öyle bir noktaya geleceğiz ki, gençlerimiz iş arayan değil, işveren olarak ekonomide yerlerini alacaklar” diyor.

Bakan Varank gençleri proje üretmeye ve fikirlerini somut işlere dönüştürmeye davet ederken yeni projeleri hayata geçirmek için 28 Şubat’a kadar 200 bin liralık hibenin de hazır olduğunu belirtiyor. Tabii ki, girişimcilik ve inovasyon ekosistemin gücünü doğrudan olumlu etkiliyor ve devlet özellikle teknoloji tabanlı işlerde genç neslin büyük bir potansiyele sahip olduğunu görüyor.

Başarıda üç faktör çok önemli

İnovasyon, yeni girişim ve fikirleri oluştururken yapılacak birinci iş ise yurt dışı pazarların hedeflenmesi olmalı. İkinci olarak girişimci sürekli kendini geliştirmeye ve işbirliklerine açık olmalı. Diğer önemli konu da pahalı veya basit olmasından ziyade girişimin veya ürünün herkesin anlayabileceği bir yapıya dönüştürülmesi… İşte başarının yolları özellikle bu üç faktörden geçiyor.

Girişimcinin melek yatırımcıya ulaşmasında faktörler önemini korurken kamu ve özel sektörün yapması gereken işler de var elbette. Kamunun Hazine ve diğer kurumlarıyla finansal ve vergi desteklerini biliyoruz. Ancak özel sektör de girişimciliğe sıcak bakabilmeli. Hatta iş dünyası işe sıcak bakmakla kalmamalı somut adımlar atmalı.

İş âlemi kamu ile birlikte girişimcilik fikirlerinin olgunlaşmasına yönelik okullarda, işyerlerinde ve teknoparklarda inovasyon çalışmalarını sistemleştirmeli ve hızlandırmalı. Özellikle erken dönem girişimciler için vergisiz ve kolay vergili dönem uygulamaları acilen hayata geçirilmeli. Yani girişimlerin başlangıç aşamasından ölçeklenme aşamasına kadar sıkı bir takip gerekiyor.

Mamafih özellikle küreselleşme iddiası olan derin teknoloji tabanlı girişimlerin pozitif ayrıştırılması önem arzediyor. Ekosistemin en sağlıklı işlemesi için lojistik ve levazım anlayışını melek yatırım pazarında etkin kılmanın yanında kitlesel fonlamanın kullanımı da yaygınlaştırılmalı ve gerektiğinde risk alınmalı.

yatirim-4

Melek yatırımcıyı nasıl tanıyacağız

İyi de melek yatırımcı herhalde sokakta elinde para, girişimci aramıyor. O zaman bu insanları veya firmaları nasıl tanıyacağız? Öncelikle bu yatırımcıların 40-60 yaş arasında olduğunu gelirlerinin aylık 100 bin liradan başlayarak 1 milyon liranın üzerinde kişiler olduğunu hatırlatayım. Onlar geleneksel yatırımlardan kaçarlar, riski severler ancak riskleri de iyi analiz ederler. İletişim yetenekleri çok kuvvetli, yeniliğe açık, stratejik düşünme yapısına sahip bu insanlar hayattan beklentilerini, bilgilerini, iş ağlarını sermayeleriyle birlikte girişimlere ortak ederler.

Popüler şirketler melek yatırımcının ilgisini çekmez. Ucuz yatırım yapmaktan ziyade girişimin gelecekteki başarısına bakarlar. Özetle melek yatırımcı belirli bir miktarda risk alır, işe deneyimlerini ve vizyoner fikirlerini de ekleyerek yenilikçi fikirlerin peşinden gitmeye özen gösterir.

Melek yatırımcı destek olacağı girişimde de şu hususları arar:

Büyüme eğilimi yüksek mi? Sürdürülebilirliği ve ölçeklenebilirliği var mı? Kaynağı olan fikir gerçekten orijinal mi? Şayet değilse giriş yapmak istediğinde diğer projelerden ayrışabilir mi? Ardındaki fikir yeterince inovatif ve güncel mi? Uluslararası pazarda gelişme şansı var mı?

Dünyada fazlasıyla sermaye birikti

Melek yatırımcının daha iyi anlaşılabilmesi için Dünya Melek Yatırım Forumu (WBAF) ve Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı Baybars Altuntaş’ın röportajından bir iki pasaj aktarmak istiyorum…

Başkan Altuntaş, “Peki dernek girişimcilere nasıl destek olacak?” şeklindeki bir soruyu aynen şöyle cevaplıyor:

“Derneğimiz fikri olan fakat parası olmayan girişimcilere ulaşmak için kuruldu.  Artık franchise açılacak nokta kalmadı. Dünyadan gelmesi gereken birçok marka Türkiye’ye geldi. Bu noktada artık yeni iş modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ortaklık kültürü. Dünya ekonomisinde 2008 küresel krizinin ardından çok sermaye birikti. O sermayeyi fikri olanlara açmalıyız. Zenginin daha zengin olduğu bir dünya ortamında bu sermayeyi fikri olan üretimi ve istihdamı artıracak iş fikirlerine yönlendirmek gerekiyor. Bir tarafta iş fikri olan fakat parası olmayan girişimciler, diğer tarafta ise parası olan ve doğru yatırımlar yapmak isteyen yatırımcılar var. Bunun yolu da melek yatırımcılık sistemi…”

Başkan Baybars Altuntaş, katıldığı bir girişimcilik toplantısında halen ABD’nin Suriye özel temsilciliğini yapan James F. Jeffrey’in söylediği bir sözünü hatırlattı. Altuntaş, “Aynı zamanda Türkçe bilen Ankara eski büyükelçisi Jeffrey o toplantıda, ‘Dünyada Amerikalılardan sonra en girişimci millet Türkler. Hiç dil bilmeden Almanya’ya giderek 10 milyar euroluk bir iş hacmi oluşturan Türklere girişimci demeyeceğiz de ne diyeceğiz? İşte kendine güvenmek buna denir’ ifadesini kullanmıştı” diyerek Türk milletindeki girişim potansiyeline vurgu yaptı ve “Böyle bir millet az bulunur” dedi.