<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/modules/blog/atom.php?cid=35" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-35</id>
<title type="text">Analiz Gazetesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/" />
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<updated>2026-08-12T12:24:57+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Gökyüzünde ocakbaşı keyfi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gokyuzunde-ocakbasi-keyfi-4585/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gokyuzunde-ocakbasi-keyfi-4585/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T12:24:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T12:24:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_943EF4-381009-8F0D06-D5CC91-24F7A6-08CFB8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ranchero Restaurant Ailesi'nin 20 yılı aşkın gastronomi deneyimi ile Türkiye'nin ünlü kebap ustalarından Mehmet Keskin'in ustalığını bir araya getiren Perran Ocakbaşı, İstanbul'un gastronomi haritasına yeni bir adres daha ekliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun zengin mutfak mirasından ilham alan seçkin menüsüyle adından söz ettiren Perran Ocakbaşı, kebaplardan özel et yemeklerine, yöresel mezelerden özgün reçetelere uzanan geniş lezzet yelpazesini Caddebostan, Kalamış ve sezonluk mekanı Bodrum Yalıkavak’tan sonra bu kez Maçka Roof'un eşsiz atmosferine taşıyor. Perran Ocakbaşı’nın DoubleTree by Hilton Maçka’nın terasındaki yeni restoranı, sonhabardan itibaren İstanbul gastronomi sahnesine merhaba diyecek.&nbsp;</p><p></p><p>Şehrin Üzerinde Bir Gastronomi Deneyimi&nbsp;</p><p></p><p>DoubleTree by Hilton Maçka Roof’un terasında konumlanan Perran Ocakbaşı, şehir ve Boğaz manzarası eşliğinde günün farklı anlarına eşlik eden özel bir gastronomi deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Mekan, Şef Mehmet Keskin’in özel reçeteleri eşliğinde, dost buluşmalarından iş yemeklerine, kurumsal davetlerden özel kutalamalara uzanan geniş bir yelpazede misafirlerini ağırlayacak.&nbsp;</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tavuk eti üretimi haziranda yıllık bazda yüzde 14,7 arttı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-haziranda-yillik-bazda-yuzde-147-artti-4537/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-haziranda-yillik-bazda-yuzde-147-artti-4537/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T11:14:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T11:14:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CC07CD-02E766-DF5BA9-69BDBE-01E51F-543949.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı. </p><p></p><p>Buna göre, haziranda 232 bin 238 ton tavuk eti üretildi. Üretim, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,7, bir önceki aya göre yüzde 14,8 arttı.</p><p></p><p>Tavuk yumurtası üretimi, haziranda aylık bazda yüzde 1 azalırken, yıllık bazda yüzde 21 yükseldi. Bu dönemde 1 milyar 838 milyon 966 bin tavuk yumurtası üretildi. </p><p></p><p>Haziranda kesilen tavuk sayısı, yıllık yüzde 14,4 yükselişle 123 milyon 325 bin olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>Ocak-haziran döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla tavuk yumurtası üretimi yüzde 18,6, kesilen tavuk sayısı yüzde 1,2, tavuk eti üretimi yüzde 0,3 arttı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da temmuzda en çok levrek tüketildi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-temmuzda-en-cok-levrek-tuketildi-7274/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-temmuzda-en-cok-levrek-tuketildi-7274/</id>
<published><![CDATA[2026-08-10T11:47:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-10T11:47:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_496106-25E698-E25072-CEAB86-C265FB-832D48.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Yönetim Yenileme AŞ'nin (İSYÖN) Gürpınar Su Ürünleri Hali'ne ilişkin verilerine göre, temmuzda halde 86 farklı ürün satıldı.</p><p></p><p>Toplam 720 ton su ürününün satışa sunulduğu halde en çok levrek rağbet gördü.</p><p></p><p>Bu dönemde levrek, 122 ton 179 kilogramla satılan ürünlerin yüzde 16,96'sını oluşturdu.</p><p></p><p>Levreği 83 ton 216 kilogramla çipura, 66 ton 726 kilogramla mırlan, 62 ton 657 kilogramla somon, 58 ton 703 kilogramla sardalya, 57 ton 891 kilogramla istavrit, 19 ton 622 kilogramla tekir, 16 ton 471 kilogramla hamsi, 14 ton 854 kilogramla granyöz ve 13 ton 80 kilogramla fener balığı izledi. Kalan miktarı ise diğer balık türleri oluşturdu.</p><p></p><p>Halin temmuz şampiyonu levreğin kilogramı ortalama 391,3 liradan satıldı.</p><p></p><p>Halde satılan çipura 333,94, mırlan 175,51, somon 218,29, sardalya 205,11, istavrit 88,14, tekir 352,82, hamsi 77,82, granyöz 298,62 ve fener balığı 135,85 liradan alıcı buldu.</p><p></p><p>- En pahalısı ıstakoz</p><p></p><p>Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde temmuzda birim fiyatı en yüksek ürün ise kilogramı ortalama 2 bin 901 lira 23 kuruşla satışa sunulan ıstakoz oldu.</p><p></p><p>Bu ayda ıstakozu 2 bin 125 lirayla deniz böceği, 1574 lira 69 kuruşla sinarit, 1283 lira 33 kuruşla pisi, 1144 lira 51 kuruşla kırlangıç, 1143 lira 92 kuruşla deniz levreği, 950 lirayla lipsoz, 877 lira 84 kuruşla dülger, 841 lira 5 kuruşla kalkan ve 755 lira 4 kuruşla barbunya takip etti</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ABD'nin yeni tarifesi Türk tekstilinde dengeleri değiştirdi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/abdnin-yeni-tarifesi-turk-tekstilinde-dengeleri-degistirdi-6066/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/abdnin-yeni-tarifesi-turk-tekstilinde-dengeleri-degistirdi-6066/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T13:23:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T13:23:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C17E87-6E1C66-1E6F80-44A235-3D0A94-D6CA3D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin geçtiğimiz haftalarda yürürlüğe koyduğu yeni gümrük tarifelerinin ardından küresel tekstil ve hazır giyim ticaretinde oluşan yeni rekabet dengeleri, Türk ihracatçılarının gündemindeki yerini koruyor. İlk günlerde düzenlemenin teknik boyutu tartışılırken, aradan geçen sürede sektör temsilcileri uygulamanın olası etkilerini daha somut veriler ışığında değerlendirmeye başladı.</p><p>Ortaya çıkan ilk tablo, Türkiye’nin ek vergiye tabi tutulan ülkeler arasında yer almasıyla birlikte rakip ülkelere tanınan ticari avantajların dışında kalmasının yeni bir rekabet baskısı oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle Avrupa pazarında son iki yıldır yaşanan talep daralmasının ardından büyüme rotasını ABD'ye çeviren tekstil ve hazır giyim sektörü, bu pazarda oluşan yeni ticaret mimarisini dikkatle izliyor.</p><p>ABD neden kritik bir pazar?</p><p>ABD, yaklaşık 93,7 milyar dolarlık hazır giyim ve 28,2 milyar dolarlık tekstil ve hammaddeleri ithalatıyla dünyanın en büyük alıcılarından biri olmayı sürdürüyor. Böylesine büyük bir pazarda yaşanacak küçük oranlı değişimler dahi ihracatçı ülkeler açısından milyarlarca dolarlık ticaret hacmini etkileyebiliyor.</p><p>Türkiye açısından da ABD, vazgeçilmesi kolay bir pazar değil. Hazır giyimde yaklaşık 900 milyon dolarlık ihracatla altıncı büyük pazar konumunda bulunan ABD'ye satışlar, Avrupa'daki daralmaya rağmen 2025 yılında yüzde 1,7 artış gösterdi. Tekstil ve hammaddelerinde ise Türkiye yaklaşık 893 milyon dolarlık ihracatla ABD'nin sekizinci büyük tedarikçisi olurken; iplikte ilk sırada, teknik tekstil ve dokuma kumaşta ise önde gelen tedarikçiler arasında yer alıyor.</p><p>Yeni denklemde kim öne çıktı?</p><p>Sektör temsilcilerine göre ABD'nin yeni tarife yapısı, yalnızca vergi oranlarını değil, küresel sipariş akışını da yeniden şekillendiriyor. Türkiye'nin önemli rakipleri arasında yer alan Vietnam, Bangladeş, Kamboçya ve Endonezya, sahip oldukları tarife avantajlarıyla fiyat rekabetinde öne çıkarken, Türkiye'nin ilave vergi yüküyle karşı karşıya kalması özellikle standart ve fiyat odaklı siparişlerde rekabeti zorlaştırıyor. Sektör, siparişlerin belirli ürün gruplarında yeniden Asya'ya yönelme riskini dikkatle takip ediyor.</p><p>UTİB: "Rekabet artık yalnızca üretimle kazanılmıyor"</p><p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İhsan İpeker, oluşan yeni tablonun yalnızca Türkiye'yi değil, küresel tekstil ticaretinin kurallarını değiştirdiğini belirterek, "Türk tekstil sektörü kalite, sürdürülebilir üretim, hızlı teslimat ve güçlü üretim altyapısıyla dünyanın en güvenilir tedarik merkezlerinden biri haline geldi. Ancak bugün tekstilde rekabeti fabrikalar kadar devletlerin ticaret politikaları da belirliyor. Rakip ülkelerin daha düşük vergi avantajına sahip olduğu bir ortamda yalnızca üreticinin çabasıyla rekabeti sürdürmek mümkün değil" dedi.&nbsp;</p><p>İpeker'e göre Avrupa pazarındaki yavaşlamanın sürdüğü bir dönemde ABD'de yaşanabilecek olası pazar kaybı, yalnızca ihracatı değil; üretim kapasitesini, yatırım planlarını ve istihdamı da etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin ABD ile ticaret diplomasisini hızlandırması ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek yeni mekanizmaları devreye alması gerekiyor.</p><p>UHKİB: "Hazır giyimde baskı daha da hissedilecek"</p><p>Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Haluk Özkarakaşlı ise hazır giyim sektörünün son yıllarda yüksek enflasyon, artan işçilik maliyetleri, finansmana erişim güçlüğü ve kur baskısıyla mücadele ettiğini hatırlattı. Yeni tarife düzenlemesinin bu tabloya ilave bir maliyet baskısı oluşturduğunu belirten Özkarakaşlı, "Türkiye artık yalnızca üretim maliyetleriyle değil, rakip ülkelere sağlanan ticari avantajlarla da rekabet ediyor. Bu tablo sektörümüz açısından yeni politika araçlarını zorunlu hale getiriyor" diyerek, özellikle Avrupa pazarındaki durgunluk nedeniyle stratejik önem kazanan ABD'de siparişlerin Asyalı üreticilere kayma riskine dikkat çekti.</p><p>Özkarakaşlı, Türkiye'nin ABD nezdindeki diplomatik girişimlerini hızlandırmasının yanı sıra Eximbank kredileri, navlun destekleri ve katma değerli üretime yönelik teşviklerin güçlendirilmesinin sektörün rekabet gücünü koruyacağını ifade etti.&nbsp;</p><p>Tekstil ve Hazır Giyim’de ABD Pazarı:&nbsp;</p><p>ABD'nin 2025 yılı hazır giyim ithalatı : 93,7 milyar dolar</p><p>ABD'nin 2025 yılı tekstil ve hammaddeleri ithalatı : 28,2 milyar dolar</p><p>Türkiye'nin ABD'ye hazır giyim ihracatı : Yaklaşık 900 milyon dolar</p><p>Türkiye'nin ABD'ye tekstil ve hammaddeleri ihracatı : 893 milyon dolar</p><p>Türkiye'yi etkileyen ilave gümrük vergisi oranı : %12,5</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eski keyiflerin, yeni zamanların sofrası</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-keyiflerin-yeni-zamanlarin-sofrasi-6120/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-keyiflerin-yeni-zamanlarin-sofrasi-6120/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T12:29:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T12:29:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_662BDD-EE3045-504B4D-1BCA79-AE9C13-CB117D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul'un en özel semtlerinden Bebek, yeni bir gastronomi adresine kavuştu. İnşirah Sokak'ın girişinde kapılarını açan Sekizdeyiz Bebek, yalnızca bir restoran değil; iyi yemek, iyi müzik, iyi tasarım ve iyi sohbet etrafında şekillenen yeni bir buluşma noktası olarak konumlanıyor.</p><p>Sekizdeyiz Bebek, günümüzün hızına karşı sofranın etrafında geçirilen zamanın değerini yeniden hatırlatmayı amaçlıyor. Öğle servisinden başlayan ve geceye uzanan deneyim, misafirlerine yalnızca bir yemek değil, dengeli bir yaşam anlayışı sunuyor.</p><p>Gastronomiyi sanat, tasarım ve sosyal yaşamla birlikte ele alan Sekizdeyiz Bebek, insanların yeniden bir araya geldiği, paylaşımın değer kazandığı ve her şeyin tam kararında olduğu bir atmosfer yaratmayı hedefliyor.</p><p>MERKEZİNDE "DENGE" VAR</p><p>Sekizdeyiz Bebek'in çıkış noktası, farklı kuşakları ortak bir yaşam ritminde buluşturan bir anlayış geliştirmek. Bir yanda geçmişten gelen misafirperverlik anlayışı ve paylaşım kültürü, diğer yanda modern şehir hayatının dinamizmi ve çağdaş gastronomi yaklaşımı...</p><p>Lezzetin, tasarımın, müziğin ve sosyal yaşamın uyum içinde buluştuğu Sekizdeyiz Bebek'in tüm yaklaşımı, bu iki dünyanın arasında kurulan denge üzerine şekilleniyor. Menüden servise, müzik seçiminden mekânın atmosferine kadar her detayda aynı anlayış hissediliyor.</p><p>Ne eksik ne fazla, tam kararında.</p><p>Kulakta hoş bir müzik tınlarken, damakta özenle hazırlanmış lezzetler iz bırakıyor. Servis deneyimi misafirin ritmine uyum sağlıyor, mekânın enerjisi ise günün temposuna eşlik ediyor.</p><p>Bu anlayışla mekan, yalnızca yeni bir restoran değil; semtin sosyal hayatına yeni bir enerji ve yeni bir ritim kazandırıyor. Bereketi, dengeyi ve sonsuzluk enerjisini aynı çatı altında buluşturan Sekizdeyiz Bebek, adının taşıdığı anlamı her detayında hissettirmeyi amaçlıyor.</p><p>Sekizdeyiz Bebek’in merkezinde gösteriş değil denge; kalabalık değil uyum, hız değil keyif yer alıyor.</p><p>Kurucuların "Dengeli Nesil" olarak tanımladığı bu yaklaşım, ne tamamen geçmişe ait bir nostaljiye ne de yalnızca bugünün hızına teslim olmuş bir anlayışa dayanıyor. Geleneksel misafirperverlik kültürünü, çağdaş gastronomi yaklaşımını ve modern şehir yaşamını aynı çizgide buluşturan bu bakış açısı; iyi yemek, iyi müzik, kaliteli servis ve keyifli vakit geçirme fikri etrafında şekilleniyor.</p><p>Sekizdeyiz Bebek, farklı yaş gruplarından insanların kendilerini aynı ölçüde ait hissedebileceği, günün temposuna uyum sağlayan ve dengeyi yaşamın merkezine alan bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.</p><p>AZ AMA İDDİALI, SADE AMA KARAKTERLİ</p><p>Sekizdeyiz Bebek'in mutfağında nicelikten çok nitelik ön plana çıkıyor.&nbsp;</p><p>Özenle seçilmiş etler, paylaşmaya davet eden mezeler ve mevsimsel dokunuşlarla şekillenen tabaklar, karakteri güçlü bir gastronomi deneyimi sunuyor.</p><p>Her ürünün hak ettiği alanı bulduğu, lezzetin gereksiz kalabalıklar arasında kaybolmadığı bir yaklaşım benimseniyor. Bu nedenle menü, az ama güçlü seçimlerden oluşuyor.</p><p>Yerel ürünlere verilen önem de bu anlayışın en önemli parçalarından biri. Yerel lezzetlerden ilham alan mezeler, seçili yerel içecekler ve özenle oluşturulan eşleşmeler, Sekizdeyiz Bebek'in mutfak anlayışının temelini oluşturuyor.</p><p>Az ama iddialı, sade ama karakterli bir mutfak anlayışıyla hazırlanan menü, her tabağın kendi hikayesini anlatmasına alan açıyor.</p><p>ÖĞLE SERVİSİNDEN GECEYE UZANAN DENEYİM</p><p>Sekizdeyiz Bebek'in sunduğu deneyim yalnızca akşam yemekleriyle sınırlı değil.</p><p>Sekizdeyiz Bebek, yalnızca akşam saatlerinde yaşayan bir restoran olarak değil, öğle servisinden itibaren günün ritmini belirleyen bir buluşma noktası olarak tasarlandı.</p><p>Yaklaşık 100 kişilik kapasiteye sahip mekân, günün farklı saatlerinde farklı deneyimlere ev sahipliği yapıyor. Misafirler ister özenle hazırlanmış et tabaklarıyla yemek deneyimi yaşayabiliyor, ister mezeler eşliğinde dostlarıyla bir araya gelerek günün temposuna keyifli bir mola verebiliyor.</p><p>Mekânın bar bölümü de bu deneyimin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Günün farklı saatlerinde misafirlerini ağırlayan bar alanı, Sekizdeyiz Bebek'in sosyal ruhunu tamamlıyor.</p><p>Bu yönüyle Sekizdeyiz Bebek, öğle yemeğinden iş buluşmalarına, arkadaş toplantılarından akşam yemeklerine kadar günün farklı ritimlerine uyum sağlıyor.</p><p>FERAHLIK, TASARIM VE KONFOR AYNI ÇİZGİDE BULUŞUYOR</p><p>Mekânın iç mimari tasarımı KEIN House ve Palazzo Interior imzası taşıyor.</p><p>Tasarlanırken öncelik, misafirlerin kendilerini rahat hissedecekleri ferah ve zamansız bir atmosfer yaratmak oldu. Doğal akışa izin veren yerleşim düzeni, geniş oturum alanları ve dikkatle kurgulanmış aydınlatması sayesinde mekân, Bebek'in hareketli temposu içinde nefes alınabilecek bir alan sunuyor.</p><p>Restoran bölümü, balkon oturumları ve bar alanıyla farklı deneyimlere imkân tanıyan Sekizdeyiz Bebek, samimi ama rafine atmosferiyle dikkat çekiyor.</p><p>“İNSANLARIN KENDİLERİNE ZAMAN AYIRABİLDİĞİ BİR YER YARATMAK İSTEDİK”</p><p>Sekizdeyiz Bebek'in kurucuları Pınar Özdemir ve Ahmetcan Başar, projeyi hayata geçirirken temel amaçlarının insanların kendilerini iyi hissedecekleri bir yaşam alanı oluşturmak olduğunu belirtiyor:</p><p>"Bugün pek çok şey çok hızlı yaşanıyor. Biz biraz yavaşlamaya, iyi yemeye, iyi müzik dinlemeye ve keyifli vakit geçirmeye alan açmak istedik. İnsanların kendilerini rahat hissedebilecekleri, günün farklı saatlerinde aynı keyfi yaşayabilecekleri bir atmosfer kurmaya çalıştık. Sekizdeyiz Bebek'in temelinde denge fikri var. Lezzette, tasarımda, serviste ve yaşamın kendisinde... Her şeyin tam kararında olduğu bir deneyim yaratmak istedik."</p><p>Sekizdeyiz Bebek, gastronomiyi, sanatı, tasarımı ve sosyal yaşamı aynı çatı altında buluşturarak, eski keyifleri günümüzün yaşam ritmiyle yeniden yorumluyor. Öğle servisinden geceye uzanan deneyimiyle, Bebek'in yeni gastronomi adresi olmaya hazırlanıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Armada Gıda'nın CEO'su Mehmet Hayri Sönmez oldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/armada-gidanin-ceosu-mehmet-hayri-sonmez-oldu-7881/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/armada-gidanin-ceosu-mehmet-hayri-sonmez-oldu-7881/</id>
<published><![CDATA[2026-08-08T16:01:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-08T16:01:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B358AD-E2D137-8DFBA5-422D4D-50CDD4-2BAE61.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin önde gelen bakliyat, hububat ve katma değerli gıda şirketlerinden Armada Gıda, sürdürülebilir bir yönetim modeli oluşturmak hedefiyle üst yönetimde yapılanmaya gitti.&nbsp; Organik üretim ve tesis yatırımlarının yanı sıra 2025 yılı başında başlattığı halka arz süreciyle önemli bir ivme kazanan Armada Gıda’da üst yönetim yapılanması kapsamında CEO (Genel Müdür) görevine şirketin yönetiminde 7 yıldır aktif rol üstlenen Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Hayri Sönmez atandı.</p><p></p><p>Armada Gıda’da 3 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla CEO’luk görevini üstlenen Mehmet Hayri Sönmez, icrada görevli yönetim kurulu üyesi olarak 2019 yılından bu yana şirkette hammadde tedariği ve orijinasyonu, uluslararası satış, tedarik zinciri yönetimi ile ticari operasyonların yönetimi alanlarında görev aldı. Uluslararası tarımsal emtia ticaretinde kapsamlı deneyime sahip olmasıyla öne çıkan Sönmez, uluslararası pazarlarda ticari ağların geliştirilmesi, yeni kanalların oluşturulması ile iş geliştirme faaliyetlerinde de bulundu. 1996 doğumlu Sönmez, lise eğitimini The Hill School’da, lisans eğitimini ise The American University İşletme Bölümü’nde tamamladı.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez’in stratejik liderlik görevini sürdürdüğü Armada Gıda, eğitimli ve deneyimli yönetici kadrosu ve güçlü karar alma mekanizmasıyla sektörde fark yaratıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">TAB Gıda, güçlü operasyonel performansıyla büyümesini sürdürdü</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tab-gida-guclu-operasyonel-performansiyla-buyumesini-surdurdu-9245/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tab-gida-guclu-operasyonel-performansiyla-buyumesini-surdurdu-9245/</id>
<published><![CDATA[2026-08-08T13:07:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-08T13:07:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_26DA07-08FC87-1D9BF8-AF2588-9CA818-119FDE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye'nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TAB Gıda, 2026 yılının ilk altı ayında performansındaki güçlü seyrini sürdürdü. Çok markalı yapısı, yaygın restoran ağı ve disiplinli büyüme stratejisiyle faaliyetlerini sürdüren şirket; satışlarını, misafir trafiğini ve kârlılığını artırırken, yatırımlarına da hız kesmeden devam etti.</p><p>İlk altı ayda sistem genelinde satışlar yıllık bazda nominal %45 artarak 40,6 milyar TL'ye ulaşırken, toplam fiş sayısı %12 artışla 132 milyon olarak gerçekleşti. Reel ciro %13 artarak 30,3 milyar TL’ye ulaşırken, FAVÖK 6 milyar TL, FAVÖK marjı ise %20 oldu. Şirketin net dönem kârı 1,8 milyar TL olarak gerçekleşti.</p><p>TAB Gıda, yılın ilk yarısında 78 yeni restoran açarak büyümesini sürdürürken, bu büyümenin önemli bir kısmını franchise ortaklarıyla birlikte hayata geçirdi ve restoran ağı içindeki franchise payını artırmaya devam etti. Dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve misafir deneyimini geliştirmeye yönelik uygulamalar, şirketin büyümesini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.</p><p>Çok markalı yapısı, güçlü franchise ekosistemi ve teknoloji odaklı iş modeliyle faaliyetlerini sürdüren TAB Gıda, yılın ikinci yarısında da yeni restoran yatırımlarını hızlandırmayı, dijital kanallardaki büyümesini sürdürmeyi ve operasyonel verimliliğini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.</p><p>"Disiplinli finansal yönetimimiz güçlü sonuçlar üretmeye devam ediyor"</p><p>TAB Gıda Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, ilk yarı performansını değerlendirirken şunları söyledi: "2026 yılının ilk yarısında elde ettiğimiz sonuçlar, sürdürülebilir büyüme stratejimizin ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızın güçlü bir yansıması oldu. İlk altı ayda sistem genelinde satışlarımız yıllık bazda nominal olarak %45 artarak 40,6 milyar TL'ye ulaşırken, reel ciro büyümemiz %13 olarak gerçekleşti. FAVÖK'ümüz 6 milyar TL seviyesine ulaşırken, %20 FAVÖK marjı elde ettik. Net dönem kârımız ise 1,8 milyar TL oldu. Güçlü nakit yaratma kapasitemiz, etkin maliyet yönetimimiz ve franchise yapımızın sağladığı ölçek ekonomisi sayesinde operasyonel verimliliğimizi korurken, uzun vadeli değer yaratmaya devam ediyoruz. Finansal yapımızı güçlendiren bu yaklaşım, yatırımcılarımız ve tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor. TAB Gıda olarak, franchise sistemimizin gelişimini desteklemeye, yatırımcılarımız için sürdürülebilir değer üretmeye ve finansal yapımızı daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz."</p><p>"Büyümemizin temelinde güçlü operasyonel yapımız ve insan odağımız bulunuyor"</p><p>TAB Gıda Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok ise şu değerlendirmede bulundu: "Yılın ilk yarısında operasyonel büyümemizi kararlılıkla sürdürdük. Toplam fiş sayımız geçen yılın aynı dönemine göre %12 artarak 132 milyona ulaşırken, restoran ağımızı 78 yeni restoranla daha da genişlettik. Büyüme stratejimizi yalnızca yeni yatırımlarla değil, mevcut restoranlarımızın verimliliğini artıran uygulamalarla da destekledik. En önemli unsurlar, çalışma arkadaşlarımızın özverisi ve güçlü kurum kültürümüzdür. İnsan kaynağımıza yaptığımız yatırımları, eğitim programlarımızı ve teknolojiyi operasyonlarımızın merkezine alan yaklaşımımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz."</p><p>"Markalarımızı büyütmeye ve misafir deneyimini geliştirmeye devam ediyoruz"</p><p>TAB Gıda Pazarlama ve Strateji, Paket Servis ve Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İlk yarıda tüketici beklentilerini merkeze alan stratejimiz sayesinde markalarımızla daha fazla misafire ulaşmayı sürdürdük. Dijital kanallarımızın toplam satışlar içindeki payı %56 seviyesine ulaşırken, paket servis operasyonlarımız büyümemizi destekleyen en önemli alanlardan biri olmaya devam etti. Paket servis kanalının toplam satışlar içindeki payı %30’u aştı. Aynı zamanda self-order ekranlarımızın satışlar içindeki payını da büyütmeye devam ettik ve bu teknolojiyi restoranlarımızın önemli bir bölümüne yaygınlaştırdık. Sadakat platformlarımız, dijital sipariş kanallarımız ve veri odaklı pazarlama uygulamalarımız sayesinde müşteri etkileşimimizi güçlendirirken, kampanyalarımız ve değer odaklı ürün stratejimizle geniş bir misafir kitlesine ulaşmayı başardık. Çok markalı yapımızın sağladığı sinerji, güçlü dijital altyapımız ve müşteri deneyimini sürekli geliştiren uygulamalarımızla yılın ikinci yarısında da sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam edeceğiz."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Küresel gıda fiyatları 3,5 yılın zirvesinde</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-gida-fiyatlari-35-yilin-zirvesinde-3973/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-gida-fiyatlari-35-yilin-zirvesinde-3973/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T14:03:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T14:03:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B396EF-FEC9BA-CD6C2E-ABD7E5-72C60F-C654CE.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda fiyatlarındaki aylık değişimin izlendiği FAO Gıda Fiyat Endeksi temmuz verilerini açıkladı.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Buna göre, küresel gıda fiyat endeksi aylık bazda yüzde 0,6 artışla temmuzda 131,1 puana yükseldi. Tahıl, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki artışlar, et ve süt ürünleri fiyatlarındaki kısmi gerilemeyle dengelense de küresel gıda fiyatları temmuzda 131,1 puanla Ocak 2023'ten beri görülen en yüksek seviyeye ulaştı.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Öte yandan, gıda fiyatları, Mart 2022'de görülen tüm zamanların en yüksek seviyesinin yüzde 18,2 altında seyrediyor.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Tahıl Fiyat Endeksi temmuzda önceki aya göre yüzde 3,4 ve yıllık bazda yüzde 6,9 artışla 113,8 puan oldu. Küresel buğday fiyatları aylık bazda yüzde 5,8 ve yıllık bazda yüzde 9,9 yükseldi. Karadeniz'deki ihracat akışında kesintilerin sürmesi ve ihracat yapısına yönelik hasarlar nedeniyle artan arz endişeleri, fiyatlardaki yükselişi tetikledi.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Küresel mısır fiyatları da ABD'nin bazı bölgelerinde görülen sıcak ve kurak hava koşulları ve enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle temmuzda aylık bazda yüzde 3,6 arttı.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Bitkisel Yağ Endeksi de aylık bazda yüzde 3,7 artışla 195,7 puan olurken Haziran 2022'den beri görülen en yüksek seviyeye çıktı. Palm ve soya yağı fiyatlarında devam eden artış, küresel bitkisel yağ fiyatlarının yüksek kalmasına neden oluyor.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Şeker Fiyat Endeksi temmuzda önceki aya göre yüzde 5,6 artarak 95 puan oldu ancak fiyatlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 daha düşük kaldı. Aylık bazdaki yükseliş Avrupa Birliği'ndeki mahsul verimlerine yönelik uzun süreli sıcak ve kurak havanın olası etkileri ile Asya'daki başlıca üretici ülkelerdeki üretim beklentilerinde El Nino koşullarının etkili olabileceğine ilişkin endişelerden kaynaklandı.</p><p style="margin-bottom: 1rem; caret-color: rgb(67, 67, 67); color: rgb(67, 67, 67); font-family: Poppins; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Et Fiyat Endeksi temmuzda aylık bazda yüzde 2,8 düşüşle 127,7 puan olurken, yıllık bazda yüzde 0,8 arttı. Temmuzdaki düşüş, bu yıl et fiyatlarında görülen ilk aylık düşüş oldu.</p><p>Süt Fiyat Endeksi temmuzda önceki aya göre yüzde 0,8 ve yıllık bazda yüzde 24,8 gerileyerek 116,2 puan oldu. Süt fiyatlarında nisandan beri görülen düşüş eğilimi temmuzda da devam etti</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karadeniz'deki saldırılar küresel tahıl sevkiyatını aksatıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/karadenizdeki-saldirilar-kuresel-tahil-sevkiyatini-aksatiyor-8615/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/karadenizdeki-saldirilar-kuresel-tahil-sevkiyatini-aksatiyor-8615/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T11:31:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T11:31:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9C0E3B-8D92C6-D07948-4B6F35-258E64-DC5DBF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın en büyük buğday ihracatçısı Rusya ile "Avrupa'nın ekmek sepeti" olarak bilinen Ukrayna'nın karşılıklı saldırıları, hasat döneminde bölgedeki deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı yükseltti.</p><p></p><p>Ukrayna'da bu yıl tahıl ve yağlı tohum üretiminin geçen yılki 80 milyon tondan 81 milyon tona çıkması beklenirken tarım ürünleri ülkenin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, saldırıların küresel tarım piyasalarındaki etkilerinin görülmeye başlandığını belirterek gerilimin tırmanmasının önlenmesi çağrısında bulunuyor.</p><p></p><p>BM Dünya Gıda Programı da ticari güzergahlara yönelik saldırıların sürmesi halinde Ukrayna’dan yapılan tahıl sevkiyatının daha fazla aksayabileceği ve küresel gıda güvensizliğinin derinleşebileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>- Ukrayna limanlarında gemi trafiği büyük ölçüde durdu</p><p></p><p>Ukrayna Altyapı Bakanlığı verilerine göre, temmuzda limanlarda bulunan gemilere 35, denizdeki gemilere 22 ve liman tesislerine 67 saldırı düzenlendi. Ukrayna limanlarındaki gemiler, 2025’in tamamında ise toplam 14 kez saldırıların hedefi olmuştu.</p><p></p><p>Rusya'nın Odessa bölgesindeki limanlar ve çevresindeki altyapıya yönelik saldırılarını artırması, Ukrayna'nın tarım ürünleri ihracatında kullandığı ana güzergahı doğrudan etkiliyor.</p><p></p><p>Ukrayna'nın tarım ürünleri ihracatının yüzde 90'dan fazlası Odessa ve çevresindeki limanlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Odessa, Çernomorsk ve Yujnıy limanlarındaki ticari gemi trafiği, güvenlik risklerinin artması nedeniyle temmuzun ikinci yarısından itibaren büyük ölçüde durdu.</p><p></p><p>Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanı Taras Vısotskiy, gemi sahiplerinin 22 Temmuz'dan itibaren ülkenin Karadeniz limanlarına tarım ürünü almak üzere gemi göndermeyi geçici olarak durdurduğunu bildirdi.</p><p></p><p>Kararın Ukrayna makamlarınca değil gemi sahipleri tarafından alındığını belirten Vısotskiy, alternatif ihracat güzergahlarının ağustos sonuna kadar tam kapasiteye ulaşamayacağını söyledi.</p><p></p><p>Vısotskiy, kara ve nehir güzergahlarının tam kapasiteye ulaşması halinde bile Karadeniz limanlarından normal koşullarda yapılan sevkiyatın ancak yarısını karşılayabileceğini ifade etti.</p><p></p><p>Danimarka merkezli deniz taşımacılığı şirketi Maersk de güvenlik riskleri nedeniyle Çernomorsk üzerinden yürüttüğü bağlantı hizmetini geçici olarak askıya aldı. Şirket, Çernomorsk'taki yükleri Romanya'nın Köstence Limanı'na yönlendirirken mevcut ihracat rezervasyonlarının iptal edilebileceğini veya yükleme limanının Köstence olarak değiştirilebileceğini açıkladı.</p><p></p><p>Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna limanları ve gemilerine yönelik saldırılarda askeri amaçlarla kullanılan hedeflerin vurulduğunu savunurken Ukrayna yönetimi, hedef alınan tesisler ile gemilerin önemli bölümünün sivil ticaret ve tarım ürünleri ihracatında kullanıldığını belirtiyor.</p><p></p><p>- Rusya'nın tahıl terminalleri de hedef alınıyor</p><p></p><p>Ukrayna da son dönemde Rusya'nın Karadeniz ve Azak Denizi kıyısındaki limanlarına, tahıl terminallerine ve ticari gemilerine yönelik insansız hava aracı saldırılarını artırdı.</p><p></p><p>Rusya'nın Taman Limanı'ndaki önemli tahıl ihracat terminallerinden birinin saldırıda hasar gördüğü, Karadeniz kıyısındaki bazı terminallerin ise güvenlik riskleri nedeniyle kara yoluyla tahıl kabulünü sınırlandırdığı bildirildi.</p><p></p><p>Azak Denizi'ndeki gemi hareketlerinin 10 Temmuz'dan itibaren sınırlandırılması, Taman Limanı'ndaki faaliyetleri de etkiledi. Novorossiysk ve Tuapse limanlarından tahıl sevkiyatı devam ederken güvenlik tedbirleri ve operasyonel kısıtlamalar nedeniyle yükleme hızının düştüğü belirtiliyor.</p><p></p><p>Rusya Tahıl İhracatçıları ve Üreticileri Birliği, ticari gemiler ile liman altyapısına yönelik saldırıların Karadeniz'deki taşımacılığı doğrudan tehdit ettiğini ve mevcut koşulların sürmesi halinde ihracat koridorlarının kapanabileceği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Rusya ve Ukrayna, karşı tarafın sivil gemileri ve liman altyapısını hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddederek yalnızca askeri faaliyetlerle bağlantılı unsurlara saldırı düzenlediklerini ileri sürüyor.</p><p></p><p>- Karadeniz Tahıl Koridoru gıda krizini önlemişti</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, dünyadaki olası bir gıda krizini önlemek amacıyla 22 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye, Rusya, Ukrayna ve BM arasında İstanbul'da Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması imzalandı. Koridorun açık kaldığı süre boyunca 1000'den fazla gemiyle yaklaşık 33 milyon ton tahıl dünya pazarlarına ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı ve dünyada olası bir gıda krizi önlendi.</p><p></p><p>Koridor, Ukrayna tahılının dünya piyasalarına sevk edilmesini sağlarken küresel gıda fiyatları üzerindeki baskının azaltılmasına da katkıda bulunmuştu.</p><p></p><p>Rusya'nın Temmuz 2023'te anlaşmadan çekilmesinin ardından Ukrayna, Karadeniz'in batı kıyısı boyunca Romanya ve Bulgaristan karasularına yakın ilerleyen alternatif bir deniz koridoru oluşturmuştu.</p><p></p><p>Ancak limanlar, ticari gemiler ve tahıl terminallerine yönelik saldırıların yoğunlaşmasıyla gemi şirketlerinin seferlerini durdurması, söz konusu güzergahın faaliyeti ve yeni hasat dönemindeki ürünlerin dünya piyasalarına ulaştırılması açısından belirsizliği artırdı.</p><p></p><p>Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki gerilimin sürmesi halinde tahıl sevkiyatlarındaki aksaklıkların özellikle bölgeden yapılacak ithalata bağımlı Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde fiyat ve arz baskısını artırabileceği değerlendiriliyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Coffee Factory'den yaza tatlı dokunuşlar</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coffee-factoryden-yaza-tatli-dokunuslar--3166/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coffee-factoryden-yaza-tatli-dokunuslar--3166/</id>
<published><![CDATA[2026-08-06T09:20:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-06T09:20:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8FB964-42BE87-241A9D-39A532-ABD91E-DBFE74.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Coffee Factory, yaz sezonuna özel hazırladığı iki içecekle keyifli molalara eşlik ediyor. Mevsimsel tüketim alışkanlıklarından ilham alan marka, sıcak günlerdeki serinlik arayışına Strawberry Chocolate Cream ve Caramel Waffle Cream ile yanıt veriyor. Coffee Factory, bu iki içecekle klasik yaz menüsünün ötesine geçerek farklı aromaları bir araya getiriyor.</p><p></p><p><b>İki farklı lezzet, tek bir ferah deneyim</b></p><p></p><p>Strawberry Chocolate Cream, çilek ve beyaz çikolata uyumunu süt ve krema ile buluşturuyor. Meyvemsi notaları yumuşak içimiyle sunan içecek, tatlı ve ferah aromalarıyla vazgeçilmez tatlar arasında yerini alıyor. Caramel Waffle Cream ise karamel aroması, süt bazlı yapısı ve waffle parçacıklarıyla daha yoğun ve tatlı lezzetlerden hoşlananlar için öne çıkıyor. Her iki içecek de buzun ferahlığını yoğun ve kremamsı dokusuyla tamamlayarak her yudumda yazın keyfini hissettiriyor.</p><p></p><p>Coffee Factory, Strawberry Chocolate Cream ve Caramel Waffle Cream ile misafirlerini sıcak günlerde serinleten, lezzetiyle hafızalarda yer eden yeni bir deneyime davet ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Geleceğin Hasadı Programı Türkiye'de başlıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gelecegin-hasadi-programi-turkiyede-basliyor-1039/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gelecegin-hasadi-programi-turkiyede-basliyor-1039/</id>
<published><![CDATA[2026-08-06T08:26:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-06T08:26:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_67E84B-EFABBC-F7B44B-89EE7A-137209-BED3F4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri olan PepsiCo, sürdürülebilir tarımı destekleyen ve tarımın geleceğini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. PepsiCo Vakfı ile Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü'nün (EIT) desteklediği EIT Food iş birliğiyle geliştirilen Geleceğin Hasadı Programı, Türkiye'de de hayata geçiriliyor. Çiftçilerin sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurmalarını desteklemeyi amaçlayan program, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'nın önemli tarım pazarlarında uygulanacak.</p><p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre Türkiye'de çiftçilerin ortalama yaşı yaklaşık 59'a ulaşmış durumda.&nbsp; Üretici profiline; iklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve piyasa dalgalanmaları gibi giderek büyüyen baskılar da eklendiğinde, özellikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleri önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve uzun vadeli gıda güvenliğini tehdit ederken, tarım sektöründe yeni nesil üreticilerin desteklenmesini her zamankinden daha kritik hale getiriyor.</p><p>2026 Sonuna Kadar Avrupa Genelinde 900 Çiftçinin Programa Dahil Edilmesi Hedefleniyor</p><p>Tarım sektörünün karşı karşıya olduğu bu ihtiyaçtan hareketle hayata geçirilen Geleceğin Hasadı Programı, Fransa, İspanya, Hollanda, Polonya ve Türkiye'de uygulanacak. Program kapsamında, 2026 yılı sonuna kadar Avrupa genelinde yaklaşık 900 çiftçinin desteklenmesi, bunların yaklaşık 200'ünün ise Türkiye'de programa dahil edilmesi hedefleniyor. Program, çiftçileri ve tarım alanında değer yaratmak isteyen katılımcıları hızla dönüşen gıda sistemine uyum sağlayabilmeleri için uygulamalı bilgi, yenilikçi çözümler ve güçlü iş birlikleriyle desteklemeyi amaçlıyor.</p><p>Tarımda kuşak değişiminin yeterince desteklenmemesi, Avrupa'nın gıda sisteminin iklim değişikliği ve ekonomik belirsizlikler karşısındaki dayanıklılığını zayıflatma riski taşıyor. Geleceğin Hasadı, aile çiftliklerini devralan veya yönetmeye başlayan çiftçileri ve geleceğin tarım profesyonellerini; tarımsal faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve dayanıklılığını güçlendirecek bilgi, araç ve ağlarla desteklemeyi hedefliyor.</p><p></p><p>Doktar İş Birliğiyle Yapay Zekâ ve Akıllı Tarım Teknolojileri Eğitimi</p><p>PepsiCo Vakfı tarafından finanse edilen ve EIT Food koordinasyonunda yerel iş ortaklarıyla yürütülen Geleceğin Hasadı programı, Türkiye'de yapay zekâ ve akıllı tarım teknolojileri geliştiren Doktar iş birliğiyle uygulanacak. Program, çevrim içi eğitimleri uygulamalı saha deneyimleriyle bir araya getirirken; yenileyici tarım, iklim dayanıklı tarım uygulamaları, dijital tarım teknolojileri ile işletme ve finans yönetimi gibi başlıklarda kapsamlı bir eğitim sunacak. Böylece katılımcıların edindikleri bilgileri kendi işletmelerine aktarmaları desteklenecek.</p><p>Program kapsamında katılımcılar; sürdürülebilir tarım uygulamaları, tarım işletmesi yönetimi, girişimcilik ve liderlik gibi başlıklarda, ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş kapsamlı bir eğitim sürecine dahil olacak. Bununla birlikte, katılımcılar Geleceğin Hasadı Farm Hub çatısı altında sunulan tarla klinikleri, saha ziyaretleri, öğrenme oturumları ve mentorluk programları aracılığıyla uygulamalı deneyim kazanırken; sektör uzmanları, girişimciler ve yenilikçi tarım ekosisteminin farklı paydaşlarıyla doğrudan bir araya gelme fırsatı bulacak.</p><p>Geleceğin Hasadı, yarının çiftçilerinin yeni uygulamaları sahada deneyimlemelerine, işletmelerinin dayanıklılığını artırmalarına ve yenilikçi çözümleri üretim süreçlerine entegre etmelerine destek olmayı amaçlıyor. Program aynı zamanda daha dayanıklı, sürdürülebilir ve ekonomik açıdan güçlü bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sunarken, EIT Food'un Avrupa genelindeki yenilik ekosistemi ile PepsiCo Vakfı'nın sürdürülebilir gıda sistemlerini güçlendirme vizyonunu bir araya getiriyor.</p><p>PepsiCo Global Sosyal Etki Kıdemli Başkan Yardımcısı ve PepsiCo Vakfı Başkanı Monica Bauer, programla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bir gıda ve içecek şirketi olarak tarımla güçlü bir bağa sahibiz. Ürünlerimizin temelini oluşturan hammaddeler, artan maliyetler ve iklim değişikliği gibi önemli zorluklarla mücadele eden çiftçiler tarafından üretiliyor. PepsiCo Vakfı olarak, Geleceğin Hasadı gibi yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilen ve güvenilir iş ortaklarımızla hayata geçirilen programları destekleyerek tarım topluluklarının uzun vadede daha dirençli, sürdürülebilir ve daha dirençli ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz."</p><p>Program Avrupa genelinde ortak bir çerçevede uygulanırken, Türkiye'deki uygulamalar Doktar ve ilgili ekosistem paydaşlarıyla yakın iş birliği içinde yürütülecek. Böylece programın, Türkiye'nin tarımsal öncelikleri ve üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda uygulanması sağlanacak.</p><p>EIT Food CEO'su Richard Zaltzman ise şunları söyledi: "Avrupa tarımının geleceği, tarımla ilgilenen bireylerin ve geleceğin üreticilerinin üretmek, yenilik geliştirmek ve liderlik etmek için cazip bir alan olarak görmesine bağlı. Bu nedenle PepsiCo Vakfı ile güçlerimizi birleştiriyoruz. Amacımız çiftçilere ve tarımın geleceğine katkı sunacak katılımcılara toprağı yeniden canlandıracak, işletmelerini güçlendirecek ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlayacak bilgi, özgüven ve bağlantıları kazandırmak. Geleceğin Hasadı, EIT Food'un Avrupa genelinde daha dayanıklı bir tarım sektörü oluşturma hedefinin önemli bir parçasıdır."</p><p>Türkiye tarım sektörü; özellikle kuşak yenilenmesi, su verimliliği ve iklim değişikliğine dayanıklı sürdürülebilir üretim modellerine geçiş alanlarında önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Geleceğin Hasadı, çiftçilerin ve geleceğin tarım profesyonellerinin daha dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurabilmeleri için gerekli bilgi, araç ve yetkinlikleri kazandırarak bu dönüşümü desteklemeyi amaçlıyor.</p><p>PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: "Bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye göstereceğini düşünüyoruz”</p><p>PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay konuya ilişkin şunları söyledi: "PepsiCo Türkiye olarak tarımın sürdürülebilir dönüşümünü desteklemeyi gıda değer zincirimiz boyunca önemli bir odak alanı olarak görüyoruz. Geleceğin Hasadı aracılığıyla PepsiCo Vakfı’nın geleceğin çiftçilerinin ve tarım profesyonellerinin güçlenmesine ve daha dayanıklı, geleceğe hazır üretim modellerine geçişlerine katkı sağlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Doktar ile gerçekleştirilen iş birliğinin çiftçilerin yenilikçi çözümlere erişimini artırarak daha verimli ve sürdürülebilir üretim modellerini benimsemelerine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye tanıtacağına inanıyoruz."</p><p>Türkiye'de Programın İlk Etabı Başladı&nbsp;</p><p>Türkiye'de programın ilk etabı; Tekirdağ, Edirne, İstanbul, Kırklareli ve Adana'da mısır ve kanola üretimi yapan 86 çiftçiyle başladı. İkinci etapta ise başta Tekirdağ, Mersin, Manisa ve Kocaeli olmak üzere patates üreticilerine öncelik verilerek 114 çiftçinin daha programa dahil edilmesi planlanıyor. Program kapsamında katılımcılar, Türkiye'nin tarımsal ihtiyaçlarına göre hazırlanan yerel vaka çalışmalarını içeren üç çevrim içi eğitim modülünün yanı sıra Adana'da düzenlenecek yüz yüze eğitimlere katılacak. Programın uygulamalı öğrenme ayağında ise seçilen 40 çiftçi; saha ziyaretleri, akran öğrenme programları ve işletmelerine özel hazırlanacak gelişim yol haritalarıyla desteklenecek.</p><p>Program, Haziran-Aralık döneminde yürütülecek. Başvurular, programın 2026 yılında uygulandığı ülkelerdeki çiftçilere ve tarım alanında kendini geliştirmeyi hedefleyen adaylara açık olacak. Başvuru takvimi ile katılım koşulları, EIT Food ile program ortaklarının iletişim kanalları üzerinden duyurulacak.&nbsp; </p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Enplus'tan akıllı saklama çözümleri</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enplustan-akilli-saklama-cozumleri-1430/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enplustan-akilli-saklama-cozumleri-1430/</id>
<published><![CDATA[2026-08-05T10:34:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-05T10:34:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A3B94B-9C3E6A-9AAC86-75CEC0-2B0DCE-2E90E2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Günümüzde bilinçli tüketim anlayışı, yalnızca ne satın aldığımızla değil, gıdaları nasıl sakladığımızla da şekilleniyor. Tazeliği uzun süre korumak; gıda israfını azaltmanın, kaynakları daha verimli kullanmanın ve lezzeti ilk günkü haliyle sofraya taşımanın en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Enplus, "We Care About Food" felsefesiyle gıdaya duyulan özeni ileri teknoloji ve zamansız tasarımla buluşturuyor. Liebherr'in gelişmiş soğutma ve saklama çözümleri, mutfaktan açık hava yaşam alanlarına uzanan geniş kullanım alanıyla gıdaların doğal tazeliğini korurken günlük yaşamı daha konforlu ve işlevsel hale getiriyor.</p><p>Tazelik her yaşam alanına taşınıyor&nbsp;</p><p>Bahçeler, teraslar ve açık hava mutfakları artık yaşamın vazgeçilmez parçaları arasında yer alıyor. Liebherr UORpr 366i Prime Dış Mekan Soğutucu bu dönüşüme eşlik ederek profesyonel soğutma performansını dış mekana taşıyor. Dört mevsim güvenle kullanılabilen ürün -10°C ile +32°C arasındaki zorlu hava koşullarında yüksek performansla çalışabiliyor. IPX4 sertifikası sayesinde su sıçramalarına karşı dayanıklılık sunarken, UV korumalı yalıtımlı cam kapısı yiyecek ve içecekleri güneş ışınlarının olumsuz etkilerinden koruyor. Touch &amp; Swipe ekranı sayesinde sıcaklık ayarları kolayca yönetilebiliyor. GlassLine raf sistemi, yükseklik ayarlanabilir raf yapısı, FreshAir aktif karbon filtresi ve sessiz kapanan SoftSystem kapısı ise dış mekânda bile üst düzey kullanım konforu sağlıyor.</p><p></p><p>Özel koleksiyonlar için özel koruma</p><p>Gerçek kalite, en doğru koşulları sürdürülebilir biçimde koruyabilmekten geçiyor. Liebherr ZKes 453 Humidor Puro Dolabı Inox, puro koleksiyonlarını profesyonel standartlarda muhafaza etmek için geliştirilmiş özel bir çözüm sunuyor. Sedir ağacından üretilen özel kutular doğal saklama ortamı oluştururken, elektronik hassas kontrol sistemi sıcaklığı 16°C ile 20°C arasında, nem seviyesini ise yüzde 68 ile 75 aralığında sabit tutuyor. SmartSteel yüzeyi estetik görünümünü uzun süre korurken, LED aydınlatma, sıcaklık ve kapı alarmı, çocuk kilidi ve duvara monte edilebilme özelliğiyle hem güvenli hem de prestijli bir kullanım deneyimi sağlıyor.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Akıllı saklama ile her santimetre daha değerli</p><p>Modern yaşamda mutfaklarda alan yönetimi en az performans kadar önem taşıyor. Liebherr SUFNPc 365i Prime NoFrost Tezgah Altı Ankastre Dondurucu, kompakt ölçülerine rağmen sunduğu geniş depolama kapasitesiyle küçük alanlarda maksimum verim sağlıyor. NoFrost teknolojisi buzlanmayı tamamen ortadan kaldırarak çözme işlemini tarihe bırakıyor. SoftTelescopic raylı çekmeceler ve büyük hacimli ürünler için esnek kullanım sunan VarioSpace sistemi, günlük kullanımı kolaylaştırırken, bulaşık makinesinde yıkanabilen aksesuarları hijyen ve pratikliği bir araya getiriyor. Ankastre tasarımı ise mutfaklarda estetik görünümü korurken alan kullanımını da daha verimli hale getiriyor.</p><p></p><p>"We Care About Food" yaklaşımını her ürününe yansıtan Enplus, Liebherr'in gelişmiş saklama teknolojileriyle tazeliği koruyan, yaşamı kolaylaştıran ve tasarımı fonksiyonellikle buluşturan çözümler sunuyor. Böylece gıdaların değerini korurken, yaşam alanlarında konforu ve kullanım deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ankara'daki yeni lezzet durağını Tepe Prime Avenue'da açtı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ankaradaki-yeni-lezzet-duragini-tepe-prime-avenueda-acti-2248/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ankaradaki-yeni-lezzet-duragini-tepe-prime-avenueda-acti-2248/</id>
<published><![CDATA[2026-08-05T08:57:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-05T08:57:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9C4293-BDE6B7-23712D-B116E7-2E808A-B45F3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Pizza Italiante, Tepe Prime Avenue’daki yeni restoranında misafirlerini, İtalyan mutfağından ilham alan zengin bir menüyle ağırlıyor. Özenle hazırlanan reçeteler, günün her saatine uygun gastronomi seçenekleri sunuyor. Başlangıçlarda İtaliante Makarna Cipsi, Dana Carpaccio, Ege Usulü Güveç Karides ve Lezzet Dolu Füme Et &amp; Peynir Tabağı gibi paylaşmaya uygun seçenekler öne çıkarken; ana yemeklerde Fırından Dana Tiftik, Dana Antrikot, Siyah Pirinç Üzerinde Izgara Somon ve Kuşkonmaz Yatağında Bonfile Orzotto dikkat çekiyor. Mekanın imza lezzetleri arasında yer alan Tiftik Et Pizza, Füme Kaburga Pizza ve Burratalı Avokado Pizza ise geleneksel İtalyan pizza kültürünü özgün tariflerle buluşturuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Tepe Prime Avenue’da Aryalar Yükselecek</p><p></p><p>Pizza Italiante, Tepe Prime Avenue’daki yeni restoranında gastronomiyi müzik ve sanatla buluşturarak misafirlerine çok yönlü bir deneyim yaşatacak. Cuma ve Cumartesi akşamları İtalyan ve Latin müziklerinden oluşan canlı performanslara ev sahipliği yapacak olan mekan, Çarşamba günleri düzenlenecek DJ performanslarıyla da hafta ortasına farklı bir enerji getirecek. Pizza Italiante’nin gelenekselleşen opera geceleri, Tepe Prime Avenue’da da sanatseverlerle buluşacak. Her ay düzenlenecek etkinliklerde, canlı opera performansları, İtalyan mutfağının seçkin tatlarına eşlik edecek.&nbsp;</p><p></p><p>Pizza Italiante Kurucu Ortağı Caner Şener; “Sırada İstanbul Var”</p><p></p><p>Armada ve Maidan’daki restoranlarının yanı sıra yeni açılan Tepe Prime Avenue lezzet durağı ile birlikte Ankara’daki lezzet durağını üçe çıkaran Pizza Italiante, Başkent dışındaki ilk mekanını ise Ağustos ayında Konya’daki Meram Yeni Yaka Projesi’nde hizmete açacak. İtalyan lezzetlerini Türkiye’nin farklı bölgelerine yaymayı hedeflediklerini söyleyen Pizza Italiante Kurucu Ortağı Caner Şener, yılsonuna kadar İstanbul’da da bir lezzet durağı açacaklarını söyledi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Simit Sarayı'nın yurtdışındaki mağazası Mekke Tower'da açıldı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/simit-sarayinin-yurtdisindaki-magazasi-mekke-towerda-acildi-8860/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/simit-sarayinin-yurtdisindaki-magazasi-mekke-towerda-acildi-8860/</id>
<published><![CDATA[2026-08-03T15:39:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-03T15:39:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59B892-16B142-D66209-B32A07-727AB4-A0DE87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya genelindeki modern ve konforlu konseptleriyle büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdüren Simit Sarayı, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrindeki yeni mağazası ile küresel büyüme vizyonunun en önemli halkalarından birini daha tamamladı. Mekke Tower’daki ilk mağazaya gösterilen yoğun ilgi doğrultusunda geliştirilen yeni proje, 335 metrekarelik daha geniş &nbsp;bir alanda ve günün her saatine hitap eden ‘gurme’ konseptiyle hayata geçirildi. Pazarın değişen ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılamak, tüm dünyada özgün ürün ve hizmet deneyimi sunmak için geliştirilen ‘gurme’ konsepti, aynı zamanda Simit Sarayı’nın küresel ölçekte sunduğu yenilikçi bakış açısını yansıtıyor.&nbsp;</p><p>Bölgenin en yüksek ziyaretçi trafiğine sahip ve en prestijli noktalarından biri olan Mekke Tower’da açılan 2. Simit Sarayı mağazası, yepyeni konsepti ve stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Mağaza, bölgeyi ziyaret eden farklı kültürlerden binlerce misafir için hem konforlu bir mola noktası hem de ayrıcalıklı bir lezzet durağı olmayı hedefliyor.</p><p>335 metrekarelik ferah alan, 150’yi aşkın ürün çeşidi</p><p>Yeni mağaza, markaya gösterilen yoğun ilgiye daha kapsamlı bir hizmet deneyimiyle karşılık vermek amacıyla, 255 metrekaresi misafir alanı olmak üzere, toplamda 335 metrekarelik geniş ve ferah mimarisiyle dikkat çekiyor.</p><p>Türk mutfağının geleneksel tatlarını ve dünya mutfağından özenle seçilen eşsiz lezzetleri modern bir sunumla uluslararası misafirlerle buluşturan mağaza, ziyaretçilerine günün her saatine uygun, premium bir gastronomi deneyimi sunuyor. Zengin menüsüyle dikkat çeken konseptte, 150’den fazla ürün çeşidi bulunuyor.</p><p>Küresel pazarda büyümesini sürdürüyor</p><p>Simit Sarayı’nın uluslararası pazarlardaki büyüme rotasının önemli adımlarından biri olan Mekke Tower’daki ilk gurme mağaza yatırımı, markanın yurt dışı operasyonlarında yakaladığı başarıyı yansıtan stratejik bir hamle olarak öne çıkıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Banvit çocuklarla sürdürülebilir bir gelecek için buluştu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/banvit-cocuklarla-surdurulebilir-bir-gelecek-icin-bulustu-1813/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/banvit-cocuklarla-surdurulebilir-bir-gelecek-icin-bulustu-1813/</id>
<published><![CDATA[2026-08-02T11:40:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-02T11:40:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AAA855-AF39BB-0AC7A8-C0D9C6-076359-B1F7C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Küresel Ayak İzi Ağı'nın (Global Footprint Network) verilerine göre bu yıl 30 Temmuz olarak açıklanan Dünya Limit Aşım Günü, insanlığın bir yıl içinde tükettiği doğal kaynakların, gezegenin aynı yıl içerisinde yeniden üretebileceği miktarı aştığı sınırı temsil ediyor. Bugün insanlık, doğanın yenileyebileceğinden yaklaşık %73 daha fazla kaynak tüketirken, Türkiye’nin ise 2026 yılı kaynaklarını 6 Haziran itibarıyla tükettiği raporlandı.&nbsp;</p><p></p><p>Ortaya çıkan bu tablo, kaynakların verimli kullanılmasını, gıda israfının azaltılmasını ve sürdürülebilir adımların hızla hayata geçirilmesini kritik bir zorunluluk haline getiriyor. Çevreye duyarlı üretim anlayışını tüm iş süreçlerinin merkezine koyan Banvit MBRF ise, karbon ayak izini azaltma, su kaynaklarını koruma, geri dönüştürülebilir ambalaj tercihleri ve sıfır atık prensipleriyle doğaya olan sorumluluğunu yerine getiriyor. Şirket, kurumsal operasyonlarının yanı sıra toplumsal farkındalık projeleriyle de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor.</p><p></p><p>Dönüştüren eller sürdürülebilir gıda için bir araya geldi</p><p>2008 yılından bu yana sürdürdüğü Akıllı Çocuk Sofrası projesi kapsamında gıda israfı ve sorumlu tüketim bilinci konularında çocukların farkındalık düzeyini artırmak için çalışmalar yapan Banvit MBRF, KidZania İstanbul’daki Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’nde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.&nbsp;</p><p></p><p>Dünya Limit Aşım Günü özelinde gerçekleştirilen “Dönüştüren Eller Atölyesi” buluşmasında çocuklar, öncelikle Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’ni ziyaret ederek, gıda israfı ve kaynakların sorumlu kullanımı hakkında bilgi edindiler. Ardından gerçekleştirilen atölyede organik atıkları kullanarak kendi mini kompostlarını hazırlayan çocuklar; dönüşümün, toprağa katkı sağlamanın ve doğayı korumanın önemini eğlenceli ve uygulamalı bir şekilde keşfederek sürdürülebilir tüketim yolculuğunda önemli bir adım attılar.&nbsp;</p><p></p><p>Dünya Limit Aşım Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Banvit MBRF Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Gökçe Uysal Kürer, geleceği çocuklarla birlikte dönüştürmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:</p><p></p><p>“İnsanlık olarak 30 Temmuz itibarıyla gezegenimizin bir yıllık doğal kaynak hakkını tüketmiş durumdayız. Türkiye’de ise bu sınırı ne yazık ki 6 Haziran’da aşarak geleceğimizden ödünç almaya başladık. Bu durum, kaynakları verimli kullanmayı ve gıda israfını önlemeyi hepimiz için bir tercih değil, hayati bir sorumluluk haline getiriyor. Biz de bu sorumluluğun bilinciyle, Banvit MBRF olarak tesislerimizdeki su geri kazanımından sıfır atık hedeflerimize kadar her adımda doğayı koruma bilinciyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin kalıcı bir dönüşüme ulaşması ise ancak yeni nesillerin bu bilinci benimsemesiyle mümkün. 2008’den bu yana sürdürdüğümüz Akıllı Çocuk Sofrası projemiz ve geçtiğimiz yıl kapılarını açtığımız Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’miz ile çocuklarımıza gıdanın değerini ve sorumlu tüketimi öğretiyor, daha yaşanabilir bir dünyayı onlarla birlikte inşa ediyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bakliyat devinden yeni yatırım hamlesi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bakliyat-devinden-yeni-yatirim-hamlesi-5467/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bakliyat-devinden-yeni-yatirim-hamlesi-5467/</id>
<published><![CDATA[2026-08-02T09:52:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-02T09:52:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_12B625-AD50B6-A2F32D-97428C-89E9CC-8FD27B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin önde gelen bakliyat, hububat ve katma değerli gıda üreticilerinden Armada Gıda, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda yeni bir yatırıma daha imza attı. Şirket ileri teknoloji altyapısına sahip olan ve verimliliği yükseltmeyi amaçlayan Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’ni hayata geçirdi. Tesiste proses sonucu oluşacak biyogazın enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi ve böylece karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor</p><p></p><p>Türkiye’nin önde gelen bakliyat, hububat ve katma değerli gıda üreticilerinden Armada Gıda, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda; çevresel etkilerin azaltılması, kaynak ve enerji verimliliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin bir şekilde değerlendirilmesine yönelik katma değerli yatırımlarına devam ediyor. Şirket bu kapsamda, Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’ni hayata geçirdi.&nbsp;</p><p></p><p>Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi çevresel etkileri en aza indirecek</p><p>&nbsp;</p><p>İleri teknoloji altyapısına sahip olan ve verimliliği yükseltmeyi amaçlayan Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ile atık suların etkin ve kontrollü bir şekilde arıtılması, çevresel etkilerin azaltılması ve sürdürülebilir bir atık su yönetim sisteminin oluşturulması hedefleniyor. Tesiste, biyolojik arıtma prosesi sonucunda oluşacak biyogazın enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi ve enerji üretiminde kullanılması mümkün olacak. Bu sayede atıkların enerjiye dönüştürülmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Sönmez: “Döngüsel ekonomi yaklaşımı ile kaynak verimliliğini hedefliyoruz”</p><p>&nbsp;</p><p>Sürdürülebilirliğin şirketin gelecek vizyonunun önemli bir parçası olduğunu kaydeden Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, şu değerlendirmede bulundu: “Yeni yatırımımız olan Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ile döngüsel ekonomi yaklaşımını destekleyerek kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. Şirketimiz, çevresel sorumluluk anlayışı doğrultusunda gerçekleştirdiği bu ve benzeri yatırımlarla; enerji verimliliğinin artırılması, karbon emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması ve doğal kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çevresel ve ekonomik açıdan uzun vadeli değer yaratma hedefiyle, sürdürülebilir üretim anlayışını destekleyen yatırımlarımıza ve çalışmalarımıza devam edeceğiz.”&nbsp;</p><p></p><p>Armada Gıda Hakkında:</p><p>Hububat ve bakliyat sektöründe 33 yıldır faaliyet gösteren Armada Gıda, üretici kimliği, değer zincirindeki konumu, güçlü iş birlikleri ile 90 ülkeyi aşan ihracatıyla bu alanda Türkiye’nin en büyük sanayi şirketleri arasında yer alıyor. Bakliyat, hububat, bulgur, organik ürünler, süper gıda, bakliyat unu, pirinç, glutensiz ürünler ve diğer ürünler olmak üzere toplam 9 ana ürün grubunda üretim yapan Armada Gıda, Mersin’de toplam 137 bin 123 metrekare alana sahip 3 fabrikasında, 11 üretim hattı ile konvansiyonel ve organik ürünleri işlerken, 725 bin ton üretim kapasitesine, 118 bin ton da depolama kapasitesine sahip bulunuyor. Harran ve Viranşehir’de GES projeleri yer alan şirketin hisseleri 2025 yılı başından bu yana borsada işlem görüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kooperatifler gıda sanayisinin tedarik gücünü artırabilir</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kooperatifler-gida-sanayisinin-tedarik-gucunu-artirabilir-7726/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kooperatifler-gida-sanayisinin-tedarik-gucunu-artirabilir-7726/</id>
<published><![CDATA[2026-08-01T13:29:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-01T13:29:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5F2B66-8292B8-406601-033F8C-BED24F-0ECB77.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), gıda sektörünün güncel başlıklarını alanında uzman isimlerle ele aldığı Webinar Serisi’nin 10. yayınında kooperatifçiliği gündeme taşıdı. “İnsan Odaklı Bir Yol: Kooperatifçilik” başlığıyla gerçekleştirilen yayının konuğu, Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak oldu.</p><p>Kooperatiflerin gıda sistemi içindeki konumunu üretim, tüketim, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, ölçek, pazarlama ve yönetim başlıkları üzerinden değerlendiren Ak, Türkiye’de kooperatifçiliğin geniş bir ortaklık ve faaliyet ağına sahip olduğuna dikkat çekti. Kooperatifleri ‘sosyal temelli ekonomik işletmeler’ olarak tanımlayan Ak, bu yapıların sosyal amaçlarının yanı sıra üretim, finans, pazarlama ve insan kaynağı gibi bütün işletme süreçlerini yönetmekle yükümlü olduğunu vurguladı.</p><p>“Kooperatifler gıda sanayisinin doğal tedarik ortaklarıdır”</p><p>Gıda üretiminin temel hammaddesinin bağdan, bahçeden, tarladan ve hayvancılık işletmelerinden geldiğine işaret eden Ak, tarım alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin gıda sanayisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Kooperatiflerin çok sayıda küçük üreticiyi ortak standartlar çevresinde buluşturduğunu belirten Ak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>“Kooperatifler, gıda sanayisine hammadde sağlayan doğal tedarik ortaklarıdır. Ölçeğini ve kurumsal kapasitesini geliştiren kooperatifler ise üretim, pazarlama, ticaret ve ihracat süreçlerinde doğrudan sanayinin oyuncusu haline gelebiliyor. Bugün ülkemizde ve dünya pazarlarında öne çıkan örnekler, kooperatiflerin ürünü işleyerek markaya ve katma değere dönüştürebildiğini gösteriyor.”</p><p>Gıda sanayicilerinin güvenilir ve kaynağı bilinen hammaddeye erişiminde kooperatiflerin önemli bir imkân sunduğunu kaydeden Ak, “Tek bir üreticiye bağlı yapılarda tedariğin kesintiye uğrama riski daha yüksek olabilir. Kooperatifler ise çok sayıda üreticiyi bir araya getirdikleri için daha sürdürülebilir bir yapı sunar” dedi.</p><p>“Gıda güvenliği üretimden önce başlıyor”</p><p>Kooperatiflerin gıda güvenliğindeki rolünü üretim öncesi, üretim süreci ve üretim sonrası olmak üzere üç aşamada ele alan Ak, gıda güvenliğinin uygun girdilerin seçilmesiyle başladığını söyledi. Yem, tohum ve gübre gibi girdilerin belirli standartlara uygun biçimde temin edilmesinin kooperatiflerin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirten Ak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>“Kooperatif, üreticiye girdiyi toplu biçimde sağlarken insan, hayvan, toplum ve çevre sağlığı açısından da sorumluluk üstlenir. Üretim aşamasında ise ortak bir kalite ve denetim sistemi kurar. Özellikle süt gibi çok sayıda küçük aile işletmesinden toplanan ürünlerde kaynağında kontrol büyük önem taşır.”</p><p>Üretim sonrasında ambalajlama, muhafaza, depolama ve pazarlama süreçlerinin de gıda güvenliğinin parçası olduğunu belirten Ak, “Kooperatifler üretim öncesinden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini tamamlayan sorumluluklar üstlenebilir. Bu da sanayici açısından standardı belirli, izlenebilir ve güvenilir hammadde anlamına gelir” dedi.</p><p>“Kooperatifler gıda sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor”</p><p>Gıdada sürdürülebilirliğin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini belirten Ak, kooperatiflerin üreticilerin ekonomik varlığını sürdürmesine, yerel üretim kapasitesinin korunmasına ve üretim ekosisteminin gelişmesine katkı sunduğunu söyledi. Kooperatifçiliğin gıda sisteminin geleceği açısından stratejik değer taşıdığını ifade eden Ak, “Sürdürülebilirlik, tek bir işletmenin faaliyetini sürdürmesinin ötesinde sosyal, ekonomik ve çevresel koşulların birlikte gözetilmesini gerektiriyor. Kooperatifler de bu dengenin sağlanmasında önemli bir rol üstleniyor” dedi.</p><p>Tarım kooperatiflerinde havza ölçeği önerisi</p><p>Türkiye’deki tarım ve gıda kooperatiflerinin temel sorunlarından birinin ölçek olduğunu belirten Ak, küçük coğrafi alanlarla sınırlı kalan yapıların günümüz rekabet koşullarında yeterli üretim ve pazarlama gücüne ulaşmakta zorlandığını ifade etti. Benzer ürünlerin yetiştirildiği köylerdeki üreticilerin ilçe veya havza ölçeğinde bir araya gelmesinin daha doğru bir model oluşturacağını belirten Ak, şunları söyledi:</p><p>“Bir köydeki 20, 30 ya da 50 üreticinin kuracağı süt veya tarımsal kalkınma kooperatifinin güçlü bir ekonomik karşılık oluşturması zor. Mümkünse köyler bütünü, ilçe veya aynı ürün deseninin bulunduğu havza ölçeğinde yapılanmak gerekiyor. Mevcut küçük kooperatiflerin ortak bir çatı altında toplanması da üretim miktarının artmasını, kalite standardının kurulmasını ve pazarlama sorunlarının aşılmasını sağlayabilir.”</p><p>Ölçek ekonomisinin girdi temininde de önemli olduğunu vurgulayan Ak, yüzlerce üreticinin bir araya gelmesiyle yem, tohum ve gübre gibi girdilerin daha uygun koşullarda satın alınabileceğini söyledi. Ak, “Ölçek büyüdükçe kooperatifin hem satın alma gücü hem de pazara düzenli ürün sunma kapasitesi artar” ifadelerini kullandı.</p><p>“Hibe can suyu olabilir ancak kalıcı başarı planlamayla gelir”</p><p>Kooperatiflerin sosyal amaçları bulunsa da ekonomik faaliyet yürüten birer işletme olduğunu hatırlatan Ak, iyi niyetin tek başına sürdürülebilir bir yapı kurmaya yetmediğini dile getirdi. Üretim miktarı, maliyet, insan kaynağı, satış kanalları ve risklerin faaliyete başlanmadan belirlenmesi gerektiğini kaydeden Ak, şöyle konuştu:</p><p>“Kooperatifin ne üreteceğini, ne kadar üreteceğini, hangi kaynakla çalışacağını ve ürününü kime satacağını bilmesi gerekir. Günlük, haftalık ve aylık giderler, ihtiyaç duyulan sermaye, üretim standardı ve satış kanalları planlanmalıdır. Bu sorular cevaplanmadan işe başlandığında bir süre sonra dışarıdan destek beklentisi ortaya çıkıyor.”</p><p>Hibe ve bağışların da kuruluş aşamasında katkı sağlayabileceğini ifade eden Ak, kooperatiflerin uzun vadede kendi ekonomik faaliyetleriyle ayakta kalması gerektiğinin altını çizdi:</p><p>“Hibe başlangıçta can suyu olabilir. Ancak ticari faaliyet yalnızca hibe ve bağışlarla sürdürülemez. Kooperatifin özerk ve bağımsız kalabilmesi için düzenli gelir üretmesi, planlama yapması ve işletme disipliniyle hareket etmesi gerekir.”</p><p>“Gıda sanayicisi kooperatiflerle daha fazla iş birliği yapmalı”</p><p>Kooperatiflerin sosyal adalet, gelir dağılımı, gıdaya erişim, gıda güvenliği ve gıda güvencesi gibi alanlarda önemli işlevler üstlenebildiğini belirten Erdem Ak, gıda sanayisinin kooperatiflerle kuracağı ilişkinin bütün gıda sistemine katkı sağlayacağını söyledi. Ak, “Birincil tarımsal üretimi yapanlarla bu ürünleri gıdaya dönüştüren sanayiciler aynı sistemin içindedir. Gıda sanayicisinin kooperatiflerle daha yakın temas kurması, gerektiğinde onlara öncülük etmesi, paydaşlık kurması ve ortak projeler geliştirmesi gerekiyor. Tedarik, alım-satım, çözüm ve proje ortaklığı üzerinden kurulacak yakınlaşmanın hem taraflara hem de ülkemize katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">pladis ürün hacmini 2030'a kadar iki katına çıkaracak</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pladis-urun-hacmini-2030a-kadar-iki-katina-cikaracak-6805/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pladis-urun-hacmini-2030a-kadar-iki-katina-cikaracak-6805/</id>
<published><![CDATA[2026-07-29T10:20:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-29T10:20:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C50472-F383FD-F4839B-FD8AAE-6AAE99-82AEBC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ülker, McVitie’s ve GODIVA markalarını bünyesinde barındıran ve Yıldız Holding çatısı altında faaliyet gösteren global atıştırmalık şirketi pladis, tüketicilerin yaşam tarzlarına ve iyi olma hallerine uygun atıştırmalık taleplerine inovasyonla yanıt vermeye devam ediyor. Şirket bu doğrultuda, ürün geliştirme, tarif iyileştirme (reformülasyon) ve pazarlama süreçlerine yön verecek yeni bir “pladis global beslenme modeli’” oluşturdu.</p><p>Şirketin bilim insanları tarafından geliştirilen bu yaklaşım, Fransa’nın Nutri-Score, Avustralya’nın Health Star Rating ve Birleşik Krallık’ın Nutrient Profile Model (HFSS) gibi uluslararası kabul görmüş beslenme değerlendirme sistemleri temel alınarak şekillendirildi.&nbsp;</p><p>Tüm pladis ürünlerine yönelik oluşturulan “pladis global beslenme modeli”, lif ve protein gibi tüketimi teşvik edilen besin öğelerinin artırılmasını, tuz, şeker ve yağ miktarlarının ise azaltılmasını içeriyor. pladis, bu yaklaşım doğrultusunda global olarak toplam satış hacminin yaklaşık %10’unu oluşturan, daha dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerinin satış hacmini 2030 yılına kadar iki katına çıkarmayı taahhüt ediyor. Şirket bu hedefe ilerlerken, ürünlerini lezzetinden ödün vermeden yeniden formüle edecek, yeni ürünler geliştirecek ve başarılı ürün serilerini daha fazla pazara ulaştıracak.&nbsp;</p><p>Söz konusu taahhüt, pladis’in kısa süre önce hayata geçirdiği küresel sürdürülebilirlik stratejisi Happy People, Happy Planet kapsamında atılan önemli adımlardan birini oluşturuyor.&nbsp;</p><p>İnovasyon için lezzetten ödün verilmeyecek</p><p>pladis Ar-Ge Başkanı Dr. Jennifer Moss şöyle konuştu:</p><p>“Tüketicilerin keyif için satın aldıkları ürünlerimizde lezzet her zaman önceliğimiz olmaya devam edecek. Değişen şu ki tüketiciler artık daha fazla seçenek istiyor. Yaşam tarzlarına ve iyi olma hedeflerine uygun ürünler ararken, alıştıkları lezzetten de ödün vermek istemiyorlar. Biz de bu iki beklentiyi bir arada karşılayabilen markaların başarılı olacağına inanıyoruz. Bu nedenle, markalarımızın sunduğu keyfi korurken tüketicilerimize daha fazla seçenek sunmaya kararlıyız.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ekmeklik buğday ihracatı serbest bırakıldı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekmeklik-bugday-ihracati-serbest-birakildi-1840/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekmeklik-bugday-ihracati-serbest-birakildi-1840/</id>
<published><![CDATA[2026-07-29T09:08:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-29T09:08:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_43FB69-3C3719-A872E0-9CA11F-2089C7-723D99.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>TMO'nun internet sitesinde yer alan duyuruda, kurumun görev alanına giren ürünlerde piyasa istikrarını sağlamak, üretici ve tüketicilerin menfaatlerini korumak, güvenilir, etkin ve dengeli bir piyasa yapısının oluşmasına katkı sunmak amacıyla çalışmaların sürdüğü belirtildi.</p><p></p><p>Ekmeklik buğday ve buğday kırıklarının, İhracı Kayda Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ kapsamında yer aldığı ve söz konusu ürünlerin ihracatının kuruluşun uygun görüşüne tabi olduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p></p><p>"Yurt içi üretim, mevcut stoklar ve iç tüketim ihtiyacı dikkate alınarak, arz güvenliğinin yeterli düzeyde olması nedeniyle Mart 2025'ten bu yana kapalı olan ekmeklik buğday ve buğday kırıkları ihracatına 29 Temmuz itibarıyla yeniden izin verilmesi kararlaştırılmıştır. İhracat işlemleri, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB) Genel Sekreterliği aracılığıyla yapılacak başvuruların, kuruluşumuzca yurt içi arz durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi suretiyle kontrollü ve dengeli bir şekilde yürütülecektir. Toprak Mahsulleri Ofisi, bundan sonraki süreçte de üretici ve tüketici menfaatlerini gözeten, piyasa istikrarını destekleyen ve gıda arz güvenliğini esas alan politikalarını kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Migros'tan yeme içme deneyimine yeni konsept</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/migrostan-yeme-icme-deneyimine-yeni-konsept-2124/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/migrostan-yeme-icme-deneyimine-yeni-konsept-2124/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T10:01:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T10:01:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8902EB-08B44D-24A599-D36708-619A2F-85B098.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Migros'tan yapılan açıklamaya göre, perakende ve gastronomiyi aynı çatı altında toplayan konsept, porsiyonlara alternatif yaklaşım sunuyor.</p><p></p><p>Değişen tüketici alışkanlıkları ve günlük hayat dinamiklerine uyum sağlayan yeni restoran konsepti, tamamen tüketici odaklı ve esnek bir deneyim alanı yaratıyor.</p><p></p><p>Müşterilere sabit porsiyonlarla sınırlı kalmadan, tabaklarını diledikleri gibi şekillendirebileceği yeme-içme deneyimi sunulan konseptte, tüketiciler tabaklarını o anki tercihlerine veya diyetlerine göre hazırlayabiliyor.</p><p></p><p>Konseptte, sıcak yemeklerden zengin salata barına, modern "bowl" seçeneklerinden dünya lezzetlerine uzanan alternatifler arasından müşteriler, dilediği ürünü istediği miktarda ve gramaj bazlı fiyatlandırmayla satın alabiliyor.</p><p></p><p>Söz konusu esnek porsiyonlama sistemi, bütçe dostu ve pratik alternatif sunmanın yanı sıra tüketicilerin sadece ihtiyaçları kadar ürün almasını teşvik ederek, gıda israfı ile sürdürülebilirlik ilkelerine de hizmet ediyor.</p><p></p><p>AVM 5M Migros mağazası içerisinde uygulanan GurmeMutfak Gramla, özellikle yoğun günlük yaşamın pratik yemek ihtiyacına cevap arayan kısıtlı zamana sahip kişiler ve vejetaryen, glutensiz gibi farklı beslenme rutinlerine sahip bireyler için alternatif olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>- "Kişiselleştirilmiş bir deneyim"</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Migros Satış Genel Müdür Yardımcısı Cüneyt Taşpek, GurmeMutfak Gramla'nın değişen tüketici alışkanlıklarına ve modern yaşamın dinamiklerine tam uyum sağlayan yeni nesil bir konsept olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Taşpek, "Günümüz tüketicisi artık hayatının her alanında olduğu gibi yeme-içmede de kendi tercihlerine göre kişiselleştirilmiş bir deneyim arıyor. GurmeMutfak Gramla ile tam olarak bu beklentiye yanıt verdik. Sabit porsiyon zorlamalarını aşan yeni nesil bir deneyim merkezi yarattık." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>CRC Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ergen de GurmeMutfak Gramla'nın yalnızca yeni bir restoran konsepti değil, değişen tüketim alışkanlıklarına cevap veren, verimlilik, sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimini odağına alan yeni nesil bir iş modeli olduğunu aktardı.</p><p></p><p>Migros ile hayata geçirdikleri işbirliğiyle gramaj bazlı fiyatlandırma sayesinde hem gıda israfının önüne geçmeyi hem de tüketicilere bütçe dostu bir alternatif sunmayı hedeflediklerine değinen Ergen, "Perakende mağazacılığına yeni bir müşteri deneyimi kazandıran bu modelin, sektör için önemli bir referans oluşturacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Kaliteyi düşürmeden fiyatları frenlediler"</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kaliteyi-dusurmeden-fiyatlari-frenlediler-7412/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kaliteyi-dusurmeden-fiyatlari-frenlediler-7412/</id>
<published><![CDATA[2026-07-26T01:56:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-26T01:56:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_491D77-CC99BF-DE5BBC-EED184-A58B5A-3A80E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hakan ÖZBAY&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye’de hızlı tüketim ve fast-food sektörü, küresel devlerin yoğun rekabetine sahne olan dinamik yapısını korurken, yerli markalar operasyonel verimlilik ve tüketici beklentilerine hızlı adaptasyon yetenekleriyle pazardaki konumlarını sağlamlaştırıyor. Değişen ekonomik koşullar altında dışarıda yeme-içme alışkanlıklarının daraldığı bir dönemde, yerli zincirlerin sürdürülebilir büyüme stratejileri sektörün geleceğini şekillendiriyor. PizzaLazza ve Saloon Burger Genel Müdürü Murat Aytar, tüketici taleplerinin artık sadece ürün ve fiyat ekseninden çıkarak hız, erişilebilirlik ve marka deneyimi etrafında şekillendiğini belirterek, küresel rekabete karşı "yerli üretici" olmanın getirdiği esneklik avantajlarını değerlendirdi.</p><p></p><p>TÜKETİCİYİ YAKINDAN TANIYAN BİR ADIM ÖNE GEÇİYOR</p><p></p><p>Hızlı servis restoran sektörünün son yıllarda ciddi bir kabuk değişiminden geçtiğini belirten Murat Aytar, yerli zincir markaların kalıcı büyümesinin temelinde tüketiciyi yakından tanımanın yattığını ifade etti. Satın alma kararlarında hız, güven, erişilebilirlik ve tutarlı kalitenin belirleyici unsurlar haline geldiğine dikkat çeken Aytar, “Türkiye gibi dinamik bir pazarda yerli markalar, tüketici davranışlarını ve lokal ihtiyaçları daha yakından okuyarak çok daha çevik aksiyon alabiliyor. PizzaLazza ve Saloon Burger olarak biz de bu avantajı stratejimizin merkezine koyuyoruz. Her iki markamız ile geniş kitlelere ulaşıp, erişilebilir kalite sunarak ölçeklenebilir bir yapı oluştururken, deneyim odaklı ve tüketiciyle güçlü bağ kuran farklılaşmış bir marka modeli ortaya koyuyoruz. Yerli marka olmanın en büyük avantajlarından biri, global standartları yerel tüketici beklentileriyle harmanlayabilmek” dedi. Aytar, Türkiye’nin damak tadını ve tüketim alışkanlıklarını doğru analiz etmenin, markaları rekabette güçlü bir noktaya taşıdığını vurguladı.</p><p></p><p>MALİYET BASKISINA 'OPERASYONEL DİSİPLİN' ÇÖZÜMÜ</p><p></p><p>Enflasyonist ortamın ve artan operasyon maliyetlerinin sektörü doğrudan etkilediği bu dönemde, maliyet yönetiminin her zamankinden daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Aytar, stratejilerini tamamen operasyonel verimlilik üzerine kurguladıklarını aktardı. Dışarıda yeme-içme alışkanlıklarının daralmasına rağmen "erişilebilir fiyat" ve "yüksek kalite" dengesinin ardındaki matematiği açıklayan Aytar, süreci şu sözlerle detaylandırdı: “Bu dengeyi; güçlü tedarik yönetimi, merkezi satın alma organizasyonu, doğru planlama, operasyonel disiplin ve ölçek ekonomisiyle sağlıyoruz. Kuruluşumuzdan itibaren temel hedefimiz, tüketiciye ulaşılabilir fiyatlarla güvenilir ve kaliteli bir deneyim sunmak oldu. Günlük taze hamur kullanımı, standart üretim süreçleri ve belirlediğimiz kalite kriterlerine uygun hammaddelerle bu yaklaşımı tavizsiz sürdürüyoruz. Buradaki temel matematik, uzun vadeli verimlilik sağlayan sistemler kurabilmek. Doğru tedarik yapısı, güçlü lojistik altyapı ve operasyonel standartlar sayesinde hem tüketici beklentisini karşılıyor hem de sürdürülebilir büyümeyi destekliyoruz.”</p><p></p><p>YENİ NESİL TÜKETİCİ MARKAYLA GÜÇLÜ BİR BAĞ KURMAK İSTİYOR</p><p></p><p>Z kuşağı başta olmak üzere yeni nesil tüketicilerin fast-food tüketim alışkanlıklarının, dijitalleşme ve hız beklentileriyle tamamen farklı bir boyuta taşındığını belirten Aytar, tüketicinin artık yalnızca ürün satın almadığını kaydetti. Yeni neslin kendini ifade edebileceği bir deneyim arayışında olduğunu vurgulayan Aytar, bu değişimi iletişim ve ürün geliştirme süreçlerine nasıl entegre ettiklerini şöyle anlattı: “Saloon Burger tarafında özellikle genç tüketicilerin beklentilerini merkeze alan, enerjik marka dili, restoran deneyimi ve yenilikçi ürün yaklaşımıyla hareket ediyoruz. PizzaLazza tarafında ise daha geniş bir tüketici kitlesine hitap eden erişilebilir kalite anlayışımızı korurken, dijital sipariş kanalları, müşteri verileri ve tüketici geri bildirimleri üzerinden sürekli gelişim sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde veri analitiği, dijital müşteri deneyimi ve kişiselleştirilmiş iletişim, markaların rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alacak.”</p><p></p><p>KÜRESEL STANDARTLARA 'YEREL DAMAK TADI' DOKUNUŞU</p><p></p><p>Türk tüketicisinin global lezzet trendlerini takip etmesine rağmen kendi geleneksel damak tadından vazgeçmediğinin altını çizen Aytar, menü tasarımlarındaki "yerel damak tadına uygunluk" prensibinin önemine değindi. Baharat kullanımı, yoğun lezzet profilleri, doyuruculuk beklentisi ve yerel tatlara yakınlığın ürün geliştirmede belirleyici olduğunu söyleyen Aytar, “PizzaLazza’da Türk tüketicisinin beklentilerine uygun ürün alternatifleri geliştirirken, Saloon Burger’de modern burger kültürünü yerel lezzet kodlarıyla buluşturuyoruz. Yerli marka olmanın avantajı tam da bu noktada devreye giriyor. Global standartları korurken yerel tüketicinin beklentilerine daha hızlı adapte olabilmemiz, tüketiciyle çok daha güçlü ve samimi bir bağ kurmamızı sağlıyor” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>İKİ FARKLI KULVARDA TEK ÇATI SİNERJİSİ&nbsp;</p><p></p><p>Aynı holding çatısı altında hem pizza hem de burger segmentinde iki farklı markayı yönetmenin stratejik açıdan büyük bir avantaj yarattığını belirten Aytar, yaratılan kurum içi sinerjiyi şu şekilde özetledi: “PizzaLazza ve Saloon Burger farklı tüketici ihtiyaçlarına yönelik konumlanan iki güçlü marka. PizzaLazza daha geniş kitlelere ulaşan, erişilebilirlik ve yaygınlık odaklı bir yapı üzerine kuruluyken; Saloon Burger daha deneyim odaklı, genç hedef kitleye hitap eden farklı bir marka kimliğine sahip. Operasyonel tarafta ise son derece önemli sinerjiler yaratıyoruz. Satın alma, tedarik zinciri, lojistik ve operasyon yönetimindeki ortak altyapımız sayesinde ölçek ekonomisinden maksimum düzeyde faydalanıyoruz. Bununla birlikte her iki markanın ürün geliştirme süreçlerini, iletişim dilini ve marka karakterini tamamen ayrı yöneterek pazardaki farklılaşmalarını koruyoruz. Bu yapı bize hem maliyet verimliliği hem de marka bağımsızlığı açısından rekabette güçlü bir esneklik sağlıyor. Uzun vadeli vizyonumuz; güçlü operasyon altyapısına sahip, sürdürülebilir büyüyen ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek markalar oluşturmak.”</p><p></p><p>2026'DA 25 YENİ FRANCHISE ŞUBE YATIRIMI DEVREYE GİRECEK&nbsp;</p><p></p><p>Gıda zincirlerinde hızlı büyümenin lokomotifi olan franchising sistemini "uzun vadeli iş ortaklığı" olarak tanımlayan Murat Aytar, 2026 yılı ve sonrasına dair yaygınlaşma hedeflerini paylaştı. Aytar, büyüme süreçlerinde en büyük önceliğin tüm lokasyonlarda aynı kalite standardını korumak olduğunu belirterek, "PizzaLazza tarafında franchise modelimiz üzerinden büyümeye devam edeceğiz. 2026 yılı içerisinde 25 yeni franchise şube açılmasını planlıyoruz. Öncelikli büyüme bölgelerimiz arasında İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir ve Kocaeli bulunuyor" dedi. Saloon Burger için ise doğru lokasyonlarda kontrollü ve seçici büyüme modelinin uygulanacağını belirten Aytar, uzun vadeli vizyonlarının uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek yerli markalar oluşturmak olduğunu vurguladı. Aytar, standart operasyon prosedürleri, düzenli denetimler ve saha ekiplerinin sıkı takipleriyle şubeler arası hizmet standardizasyonunu güvence altına aldıklarını sözlerine ekledi.</p><p></p><p>TEDARİK ZİNCİRİNDE 'SIFIR TAVİZ' POLİTİKASI</p><p></p><p>Gıda sektöründe başarının sürdürülebilir bir tedarik zincirinden geçtiğine dikkat çeken Murat Aytar, hassas ürün gruplarının yönetiminde uyguladıkları merkezi denetim modelinin detaylarını paylaştı. Günlük taze hamur kullanımı ve yüzde 100 helal sertifikalı et gibi yüksek hassasiyet gerektiren ürünlerde gıda güvenliği kriterlerini en üst seviyede tuttuklarını belirten Aytar, süreci şu sözlerle özetledi: "Onaylı tedarikçilerle çalışıyor, ürünlerin tedarikten restoranlara ulaşmasına kadar olan tüm süreçleri kontrol altında tutuyoruz. Soğuk zincirin korunması, ürün kabul süreçleri, depolama koşulları ve lojistik operasyonları, uzman kalite ekiplerimiz tarafından anlık olarak takip ediliyor. İki markamızın toplam satın alma gücü, tedarikçilerimizle uzun vadeli iş birlikleri geliştirmemize ve kalite standardında sıfır taviz politikamızı korumamıza olanak tanıyor."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yüksek rekolte beklentisi sektöre umut oldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yuksek-rekolte-beklentisi-sektore-umut-oldu-8000/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yuksek-rekolte-beklentisi-sektore-umut-oldu-8000/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T13:49:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T13:49:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_875A99-16214F-CB2517-CDDD90-F0679B-8796EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye, zeytin ve zeytinyağında yeni sezona yüksek rekolte beklentisiyle hazırlanırken, sektör üretim gücünü markalı ve katma değerli ihracata dönüştürmek için veri odaklı yönetim, dijital takip sistemi ve öngörülebilir politikaları öncelikli gündemine aldı.</p><p></p><p>İlk yarıda ihracat 187 milyon dolar oldu</p><p></p><p>Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, “2026 yılının ilk altı ayında Türkiye geneli zeytin ve zeytinyağı sektör ihracatımız miktar bazında yaklaşık 59 bin ton, değer bazında ise 187 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam sektör ihracatımızda miktar ve değer bazında yüzde 30 oranında bir gerileme yaşanmıştır. Bu gerilemenin temelinde, küresel ölçekte yaşanan iklim krizlerinin rekolte üzerindeki olumsuz yansımaları, artan üretim maliyetleri, geçmiş dönemlerde uygulanan ihracat kısıtlamalarının pazar payımızda yarattığı etkiler ve uluslararası piyasalardaki genel talep daralmaları yatmaktadır.” diye konuştu.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Siyah zeytin ihracatının miktar bazında yüzde 13 azalışla 33 bin ton, değer bazında ise yüzde 7 azalışla 88 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini açıklayan Uygun sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;</p><p></p><p>“Yeşil zeytin ihracatımız ise miktar bazında yüzde 22 azalışla 9 bin 780 ton, değer bazında yüzde 15 azalışla 28 milyon dolar olarak kaydedilmiştir. En belirgin daralma zeytinyağı ihracatımızda yaşanmış; miktar bazında yüzde 52 azalışla yaklaşık 11 bin ton ihracat yapılırken, bu ürün grubundan elde edilen döviz geliri yüzde 48 azalışla 57 milyon dolar seviyesinde kalmıştır. Prina yağı ihracatımız ise yüzde 50 azalışla 5 bin 21 ton olmuş, 14 milyon dolar gelir elde edilmiştir.”</p><p></p><p>Yeni sezonda yüksek rekolte beklentisi</p><p></p><p>Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerinin oldukça iyimser olduğunu belirten Emre Uygun, “Mevcut görünüm, zeytin ve zeytinyağında yüksek bir rekolteye ve daha güçlü bir üretim sürecine işaret etmektedir. Bu tablo, ülkemizin sahip olduğu kapasiteyi etkin değerlendirmesi, pazarlarda sürekliliği sağlaması ve Türk ürünlerinin uluslararası konumunu güçlendirmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu nedenle yeni sezonda üretim gücümüzü doğru pazarlama stratejileri, öngörülebilir politikalar ve güçlü tanıtım faaliyetleriyle desteklememiz büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Başkan Uygun, “Sektörümüzün geleceği açısından rekabet gücümüzü koruyabilmemiz ve hedeflerimize ulaşabilmemiz adına bazı başlıkların ivedilikle çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz. Öncelikle, markalı ürünlerle doğrudan nihai tüketiciye ulaşmamız ve rafta kalıcı olabilmemiz için geçmişte uygulanan ihracat desteklerinin yeniden devreye alınması şarttır. Çünkü küresel rakiplerimizle eşit şartlarda rekabet edebilmemiz, ancak devletimizin sağlayacağı bu güçlü destek mekanizmalarıyla mümkündür.” dedi.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>İhracat destekleri ve AB kotası öncelikli gündem</p><p></p><p>Avrupa Birliği’nin Türk zeytinyağına uyguladığı 100 tonluk kota uygulamasının rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflattığının altını çizen Uygun şunları söyledi;</p><p></p><p>“Güncellenecek Gümrük Birliği sürecinde, zeytinyağımıza en az 60 bin tonluk gümrüksüz kota tahsis edilmesi sektörümüz için hayati önem taşımaktadır. Aynı şekilde, Birleşik Krallık ile yürütülen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde zeytin ve zeytinyağı mutlaka stratejik ürün statüsünde değerlendirilmelidir.”</p><p></p><p>Veri odaklı yönetimle rekabet gücü artacak: Bornova Enstitüsü ile dijital takip sistemi&nbsp;</p><p></p><p>Sektörün en acil ihtiyaçlarından birinin de veri odaklı bir yönetim sistemi olduğuna değinen Emre Uygun, Birlik olarak hedeflerini “Yaklaşmakta olan büyük üretim dalgasını geleneksel tahminler yerine teknolojinin ışığında, kesin verilerle yönetebilmektir.” diyerek özetledi.</p><p></p><p>Başkan Uygun, “Bu amaçla, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile bir araya gelerek ilk önemli adımı atmış bulunmaktayız. Enstitümüzün köklü kurumsal birikimiyle yürüttüğümüz verimli istişarelerde, tıpkı İspanya örneğinde olduğu gibi tarladan sıkım tesisine, depolardan ambalaja kadar uzanan tüm süreci şeffaf bir şekilde izleyebileceğimiz entegre bir "Çevrimiçi Zeytinyağı Üretim Takip Sistemi"nin kurgulanması üzerine mutabık kaldık.”&nbsp; dedi.</p><p></p><p>Dijital altyapıyı hayata geçirebildikleri takdirde; kayıt dışılığın önüne geçileceğini vurgulayan Emre Uygun, “Gerçek stok miktarları anlık izlenebilecek ve böylece ani fiyat dalgalanmalarına karşı yasaklayıcı değil, tamamen veri odaklı ve öngörülebilir politikalar geliştirilebilecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">GurmeMutfak Gramla ile Migros'ta yeme içmede yeni konsept</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gurmemutfak-gramla-ile-migrosta-yeme-icmede-yeni-konsept--4016/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gurmemutfak-gramla-ile-migrosta-yeme-icmede-yeni-konsept--4016/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T10:41:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T10:41:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C5EDDA-7CED18-72BB9F-DA81AC-E5DE1B-2D13BB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Migros ve CRC Kurumsal, Viaport AVM 5M Migros mağazası içerisinde GurmeMutfak Gramla adıyla yeni nesil bir restoran konseptini hayata geçirdi. Değişen tüketici alışkanlıkları ve günlük hayat dinamiklerine uyum sağlayan bu yeni restoran konsepti, yeme-içme alışkanlıklarındaki kalıpları yıkarak tamamen tüketici odaklı ve esnek bir deneyim alanı yaratıyor. Müşteriler sabit porsiyonların ötesine geçerek; tabağını o anki tercihlerine veya diyetine göre hazırlayabiliyor.</p><p></p><p>Sabit Porsiyonlara Alternatif: İhtiyaca Göre Seçim Özgürlüğü</p><p>GurmeMutfak Gramla’nın getirdiği en büyük yenilik; standart menülerin ötesinde bir yeme-içme deneyimi sunması. Sıcak yemeklerden zengin salata barına, modern bowl seçeneklerinden dünya lezzetlerine uzanan alternatifler arasından müşteriler, dilediği ürünü dilediği miktarda ve tamamen "gramaj bazlı" fiyatlandırma ile alabiliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bu esnek porsiyonlama sistemi, bütçe dostu ve pratik bir alternatif sunmanın yanı sıra, tüketicilerin sadece ihtiyaçları kadar ürün almasını teşvik ederek "gıda israfı" ve "sürdürülebilirlik" ilkelerine de doğrudan hizmet ediyor.</p><p></p><p>GurmeMutfak Gramla; özellikle yoğun günlük yaşamın pratik yemek ihtiyacına cevap arayan kısıtlı zamana sahip kişiler ve vejetaryen, glutensiz gibi farklı beslenme rutinlerine sahip bireyler için ezber bozan bir alternatif olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>Tüketici Kişiselleştirilmiş Bir Deneyim Arıyor</p><p>GurmeMutfak Gramla’nın değişen tüketici alışkanlıklarına ve modern yaşamın dinamiklerine tam uyum sağlayan yeni nesil bir konsept olduğunu belirten Migros Satış Genel Müdür Yardımcısı Cüneyt Taşpek, “Günümüz tüketicisi artık hayatının her alanında olduğu gibi yeme-içmede de kendi tercihlerine göre kişiselleştirilmiş bir deneyim arıyor. GurmeMutfak Gramla ile tam olarak bu beklentiye yanıt verdik. Sabit porsiyon zorlamalarını aşan, yeni nesil bir deneyim merkezi yarattık” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Sürdürülebilirlik ve Müşteri Deneyimini Odağına Alan Bir Model</p><p>CRC Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ergen, “GurmeMutfak Gramla, yalnızca yeni bir restoran konsepti değil; değişen tüketim alışkanlıklarına cevap veren, verimlilik, sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimini odağına alan yeni nesil bir iş modeli. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, gramaj bazlı fiyatlandırma sayesinde hem gıda israfının önüne geçmeyi hem de tüketicilere bütçe dostu bir alternatif sunmayı hedefliyoruz. Perakende mağazacılığına yeni bir müşteri deneyimi kazandıran bu modelin, sektör için önemli bir referans oluşturacağına inanıyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sofrayı vuran kriz kahveciyi vuramadı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sofrayi-vuran-kriz-kahveciyi-vuramadi-9142/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sofrayi-vuran-kriz-kahveciyi-vuramadi-9142/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T02:02:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T02:02:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_35B14B-2A77ED-2D91A7-1A5367-06CBA6-95A12D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Figen KARADENİZ</p><p></p><p>Yüksek enflasyon, artan kira ve işletme maliyetleri birçok sektörde yatırımları yavaşlatırken, kahve sektörü ekonomideki olumsuz tabloya rağmen büyümesini sürdürüyor. Bir yanda vatandaş restoran harcamalarını kısarken, diğer yanda yerli ve yabancı kahve zincirleri yeni şubeler açmaya devam ediyor. Kişi başına kahve tüketimindeki hızlı artış, milyar dolara yaklaşan ithalat faturası ve zincirlerin agresif büyüme planları, Türkiye'de "kahve ekonomisi" olarak tanımlanabilecek yeni bir pazarın oluştuğunu gösteriyor.</p><p>Verilere göre bu tablo, tüketimin tamamen durmadığını; yalnızca yön değiştirdiğini ortaya koyuyor. Tüketici büyük harcamaları ertelerken, görece daha ulaşılabilir maliyetli "küçük ödül" harcamalarını sürdürüyor.</p><p></p><p><b>Kahve tüketimi 4 kat arttı</b></p><p></p><p>Türkiye, geleneksel çay kültürünün baskın olduğu ülkeler arasında yer alsa da son yıllarda kahve tüketiminde dikkat çekici bir sıçrama yaşadı.</p><p>Coffex İstanbul Kurucusu Niyazi Çoşkunsoy'un paylaştığı verilere göre, kişi başına yıllık kahve tüketimi son 10 yılda yaklaşık dört kat artarak 1,5 kilogram seviyesine ulaştı. Sektör temsilcileri, mevcut büyüme hızının korunması halinde bu rakamın önümüzdeki yıllarda 2,2-2,5 kilogram bandına yükselebileceğini öngörüyor.</p><p>Henüz Avrupa ortalamasının altında olsa da Türkiye, tüketim artış hızı bakımından kıtanın en dikkat çekici pazarlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p><b>İthalat faturası 1 milyar dolara yaklaştı</b></p><p></p><p>Artan talep dış ticaret verilerine de yansıdı. TÜİK Genel Ticaret Sistemi verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 125 bin ton kahve ithal etti. Bu ithalat için ödenen tutar 909,2 milyon dolar oldu. Bir önceki yıla göre ithalat miktarı yüzde 23,6, ithalat değeri ise yüzde 82,9 arttı.</p><p>2026'nın ilk beş ayında ise 50 bin 219 ton kahve ithal edilirken, bunun karşılığında 398,3 milyon dolar ödendi. Türkiye'de kahve yetiştiriciliği yapılmadığı için tüketimdeki artış doğrudan ithalat rakamlarına yansıyor. Küresel kahve fiyatlarındaki yükseliş ve döviz kurundaki hareketlilik de sektörün maliyetlerini artırıyor.</p><p></p><p><b>Şubeleşme yarışı hız kesmiyor</b></p><p></p><p>Artan talep, zincir markaların yatırım iştahını da canlı tutuyor. Starbucks Türkiye'nin resmi verilerine göre şirket bugün 59 ilde 760'ın üzerinde mağazaya ulaştı. Marka, 7 bin 500'den fazla barista istihdam ediyor.</p><p>Yerli zincirlerden Espressolab ise son yılların en hızlı büyüyen markaları arasında yer alıyor. Şirket, Türkiye ve yurt dışındaki toplam mağaza sayısının 400'ü aştığını açıklıyor. Yerli zincirler Coffy, Arabica Coffee House ve Kahve Dünyası da yeni mağaza yatırımlarıyla sektördeki rekabeti büyütüyor. Uluslararası araştırma kuruluşu World Coffee Portal'a göre Türkiye, markalı kahve zincirlerinin büyüme hızı açısından Avrupa'nın en dinamik pazarları arasında yer alıyor.</p><p></p><p><b>Neden kahve?</b></p><p></p><p>Kahve sektöründeki yükseliş yalnızca artan tüketimle açıklanamıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle restoran harcamaları birçok hane için lüks haline gelirken, kafeler daha ulaşılabilir bir sosyalleşme alternatifi sunuyor. Bir restoranda iki kişinin ödeyeceği hesap bin lirayı aşabilirken, bir kafede geçirilen zaman çok daha düşük maliyetle mümkün olabiliyor.</p><p>Öte yandan pandemi sonrasında yaygınlaşan hibrit çalışma modeli de sektörü destekleyen önemli etkenlerden biri oldu. Kafeler artık yalnızca kahve içilen mekânlar değil; uzaktan çalışanların ofisi, öğrencilerin çalışma alanı ve serbest çalışanların buluşma noktası haline geldi. Değerlendirmelere göre tüketici artık yalnızca bir fincan kahve satın almıyor; internet erişimi, çalışma ortamı ve sosyalleşme imkânını da satın alıyor.</p><p></p><p><b>Yeni bir ekonomi doğuyor</b></p><p></p><p>Kahve sektöründeki büyüme Türkiye'de değişen tüketici davranışlarının önemli göstergelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Yüksek enflasyon nedeniyle hanehalkı bütçeleri üzerindeki baskı artarken, tüketiciler zorunlu olmayan büyük harcamalarını erteliyor; buna karşılık günlük yaşam kalitesini destekleyen daha düşük tutarlı harcamalarını sürdürmeyi tercih ediyor. Bu eğilim, davranışsal ekonomide "küçük ödül" veya "uygun maliyetli lüks" (affordable luxury) olarak tanımlanan tüketim davranışıyla örtüşüyor.</p><p>Kahve, bu yeni tüketim anlayışının en görünür örneklerinden biri haline geldi. Bir fincan kahve artık yalnızca bir içecek değil; çalışma ortamı, sosyalleşme alanı ve zaman geçirme deneyimi sunan bir hizmet olarak değerlendiriliyor. Özellikle hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte kafeler, ofis dışında çalışan profesyoneller, öğrenciler ve serbest çalışanlar için alternatif çalışma mekânlarına dönüştü.</p><p>Tahminlere göre bu dönüşüm, kahve sektörünün önümüzdeki dönemde de büyümesini destekleyecek en önemli dinamiklerden biri olacak. Genç nüfusun tüketim alışkanlıkları, deneyim odaklı harcama eğilimi ve zincir markaların Anadolu şehirlerine doğru genişleme stratejileri dikkate alındığında, kahve ekonomisinin yalnızca büyükşehirlerle sınırlı kalmayacağı; Türkiye'nin hizmet sektörü içinde büyümesini sürdüren en dinamik alanlardan biri olacağı öngörülüyor. Bu nedenle kahve sektörü artık sadece gıda ve içecek pazarının bir alt başlığı değil, tüketim ekonomisindeki dönüşümü yansıtan önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uludağ İçecek'ten Malatya'ya  2,5 milyar TL'lik dev yatırım</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-icecekten-malatyaya-25-milyar-tllik-dev-yatirim-8574/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-icecekten-malatyaya-25-milyar-tllik-dev-yatirim-8574/</id>
<published><![CDATA[2026-07-24T14:13:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-24T14:13:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44A752-12FDB3-CDB8E0-78828C-09B1D7-6D3E7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin sanayi altyapısında 114 yılı aşan köklü geçmişiyle öne çıkan Uludağ İçecek Türk A.Ş., sürdürülebilir büyüme stratejisi kapsamında Malatya’da yaklaşık 2,5 milyar TL değerinde stratejik bir üretim tesisi yatırımı başlatıyor. Şirket, bu dev projenin finansmanı için uluslararası saygın kalkınma kuruluşu Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile uzun vadeli yatırım finansmanı anlaşması imzaladı. Sağlanan bu finansman anlaşması, EBRD gibi küresel bir kurumun Türkiye ekonomisine, Uludağ İçecek Türk A.Ş.’nin finansal yapısına, kurumsal yönetim anlayışına ve uzun vadeli büyüme vizyonuna duyduğu uluslararası güvenin somut bir teyidi niteliğini taşıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>Levent Kömür: “Uluslararası ölçekte bir güven teyidi”</p><p>Yatırım ve finansman sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uludağ İçecek Türk A.Ş. CEO’su Levent Kömür, sağlanan kaynağın önemini şu sözlerle vurguladı:&nbsp; “EBRD gibi dünyanın en saygın uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarından uzun vadeli yatırım finansmanı sağlamış olmak; hem Türkiye ekonomisine hem de Uludağ İçecek Türk A.Ş.’nin güçlü finansal yapısına, kurumsal yönetim anlayışına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine uluslararası ölçekte duyulan güvenin en somut göstergelerinden biridir. EBRD’nin bu denli önemli bir yatırıma ortak olması, ülkemizin ve şirketimizin geleceğine yönelik güçlü bir teyit niteliği taşımaktadır.&nbsp; 2,5 milyar TL tutarındaki bu yatırımla Malatya’da hayata geçireceğimiz tesis, yalnızca üretim kapasitemizi artıran bir fabrika değil; Doğu Anadolu’da üretim, istihdam ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek güçlü bir ekosistemin merkezlerinden biri olacaktır. Tedarik zincirinden lojistiğe kadar birçok sektöre değer katarak Malatya’nın yanı sıra çevre illerin ekonomik gelişimine de katkı sağlayacağına inanıyoruz. İleri üretim teknolojileri, yenilenebilir enerji kullanımı ve uluslararası standartlardaki üretim altyapısıyla bu yatırım hem bölge ekonomisine hem de ülkemizin sanayi vizyonuna uzun yıllar değer üretecek örnek projelerden biri olacaktır.&nbsp; Uludağ İçecek Türk A.Ş. olarak 114 yılı aşan köklü geçmişimizden aldığımız güçle, büyüme hedeflerimizi finansal disiplin, kurumsal yönetim ve çevresel&nbsp;</p><p></p><p>sorumluluk anlayışıyla birlikte ele alıyoruz. Bu yatırım, şirketimizin gelecek dönem büyüme stratejisinin ve Türkiye’nin sanayi altyapısına duyduğumuz inancın güçlü bir yansımasıdır. Aynı kararlılıkla, geleceğe yönelik yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.”&nbsp;&nbsp;</p><p>Doğu Anadolu ekonomisine ve istihdamına katkı</p><p>Malatya yatırımı, Uludağ İçecek Türk A.Ş.’nin toplam üretim kapasitesini güçlendirmenin yanı sıra bölgesel kalkınma için de stratejik bir kaldıraç görevi görecek. Tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte; doğrudan ve dolaylı istihdam olanakları genişleyecek, yerel tedarik zinciri güçlenecek, bölgedeki lojistik altyapı desteklenecek, Malatya başta olmak üzere çevre illerde ve Doğu Anadolu genelinde ekonomik hareketlilik artacak.&nbsp; Böylece yatırımın, yalnızca şirketin finansal büyümesine değil, Doğu Anadolu Bölgesi’nin sanayi gücüne ve ülke ekonomisine uzun vadeli katma değer sunması hedefleniyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>Yeşil dönüşüm ve ileri teknoloji odaklı üretim altyapısı</p><p>En güncel üretim teknolojileriyle donatılacak olan yeni tesis, yüksek verimlilik ve uluslararası kalite standartlarında faaliyet gösterecek şekilde tasarlandı. Çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda kurgulanan fabrikada, enerji verimliliğini artıran ileri sistemlerin yanı sıra çatıya kurulacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile enerji ihtiyacının önemli bir bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak. Tesis, karbon emisyonunun azaltılmasına katkı sağlayan çevre dostu yapısıyla sanayide sürdürülebilir üretime örnek oluşturacak.&nbsp;&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbullular dışarıda tükettiği gıdaya güvenmiyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbullular-disarida-tukettigi-gidaya-guvenmiyor-5499/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbullular-disarida-tukettigi-gidaya-guvenmiyor-5499/</id>
<published><![CDATA[2026-07-22T13:17:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-22T13:17:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_12A935-033DCC-75F2BE-657469-DBFDCD-477689.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) aylık veri bülteni İstanbul Barometresi’nin haziran sayısı yayımlandı. Yeni sayının tematik araştırma konusu “Yeterli ve Kaliteli Gıdaya Erişim” olarak belirlendi. İstanbul'un farklı sosyo-ekonomik gruplarını temsil eden toplam 761 kişiyle gerçekleştirilen saha araştırmasında; tüketicilerin gıdaya duyduğu güven mercek altına alındı.</p><p>DIŞARIDA TÜKETİLEN GIDAYA GÜVEN %21,1</p><p>Araştırma sonuçlarına göre İstanbulluların %21,1’i dışarıda tükettiği gıdayı güvenli bulurken, %51,4’ü “güvenli bulmadığını” söyledi. %27,5’lik kesim de “ne güveniyorum ne güvenmiyorum” yanıtını verdi. İstanbulluların restoran, kafe veya seyyar satıcılardan yemek yeme sıklığı da incelendi. Katılımcıların %26,4’ü haftada birden fazla kez, %40,9’u ayda birkaç kez dışarıdan yemek yediğini, %32,7’si ise dışarıdan hiç yemek yemediğini belirtti.&nbsp;</p><p>KÜÇÜK ESNAF VE AİLE İŞLETMELERİ EN YÜKSEK OYU ALDI</p><p>İstanbulluların farklı yeme-içme ortamlarına yönelik güven algısı değerlendirildiğinde, küçük esnaf lokantaları ve aile işletmesi restoranları %37,5 ile en yüksek güven oyunu aldı. Zincir restoran veya kafelerdeki gıdalara güven oranı %17,2, yemek uygulamaları üzerinden siparişlere güven %17, seyyar tezgahlara güven %7,4 oranında çıktı.&nbsp;</p><p>EN ÇOK SÜPERMARKETLER TERCİH EDİLDİ</p><p>Katılımcıların %81’i mutfak alışverişi için süpermarketleri, %34’ü semt pazarlarını tercih ettiğini belirtti. Alışveriş sırasında tüketicilerin en fazla dikkat ettiği konu %64,9 ile son kullanma tarihi oldu.&nbsp;</p><p>GIDA KAYNAKLI SAĞLIK SORUNU YAŞAYANLAR: %20</p><p>Son bir yıl içinde dışarıda tüketilen bir gıdadan sonra bulantı, kusma veya ishal gibi gıda kaynaklı sağlık sorunu yaşayanların oranı %20 olarak ölçüldü.&nbsp; Araştırmaya göre sağlık sorunu yaşayan katılımcıların çoğunluğu yani %53,3’ü tıbbi veya hukuki bir süreç başlatmayıp yaşadığı sorunun geçmesini bekledi. %30,3’ü hastaneye gittiğini, %11,2’si reçetesiz ilaç aldığını, %4,6’sı restorana şikayette bulunduğunu, %2,6’sı ilgili kuruma şikayet bildirimi yaptığını, %0,7’si ise sosyal medyadan şikayetiyle ilgili paylaşım yaptığını belirtti.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gıda sanayisinde Ar-Ge iş birliği</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gida-sanayisinde-ar-ge-is-birligi-8409/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gida-sanayisinde-ar-ge-is-birligi-8409/</id>
<published><![CDATA[2026-07-21T12:06:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-21T12:06:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9947E9-9ADEEE-A230FD-6EB47E-CF0143-784318.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni nesil aktif işveren sendikacılığının ülkemizdeki temsilcisi TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), üniversite-sanayi iş birliğini geliştirme hedefi doğrultusunda Marmara Üniversitesi ile protokol imzaladı. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar ve Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Okur tarafından imzalanan protokol, gıda sanayisinin bilimsel araştırma altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla ilişkisini güçlendirmeyi amaçlıyor.</p><p>Bu kapsamda TÜGİS ve Marmara Üniversitesi; Ar-Ge çalışmalarının yürütülmesi, eğitim programlarının geliştirilmesi ve gıda sektörünün akademiyle temasının artırılması için birlikte çalışacak. İş birliğiyle Marmara Üniversitesi akademisyenleri ile TÜGİS üyeleri arasında doğrudan iletişimin teşvik edilmesi, gıda sanayisinin ihtiyaç duyduğu araştırma başlıklarında eş güdümlü projelerin geliştirilmesi ve ulusal ya da uluslararası destek fonlarıyla hayata geçirilmesi hedefleniyor.</p><p>Ortak çalışma zemini kurulacak</p><p>Protokolün ana başlıkları arasında Ar-Ge faaliyetleri, öğrenciler için staj olanakları, iş dünyası gezileri ve TÜGİS üyelerine yönelik eğitimlerin yanı sıra ortak konferans ve seminer programlarının düzenlenmesi yer alıyor. Taraflar ayrıca gıda ve benzeri sektörlere katma değer sağlayacak analiz, ürün geliştirme ve veri paylaşımı süreçlerinde de iş birliği yapacak.</p><p>Marmara Üniversitesi ile TÜGİS üyesi sanayi kuruluşları arasında laboratuvar ve ekipman kullanımına ilişkin detaylar da protokolün kapsamı içinde bulunuyor. Bu çerçevede proje, makale, patent ve ticari ürün geliştirilmesine yönelik çalışmaların desteklenmesi planlanıyor.</p><p>TÜGİS üyeleriyle akademi arasında doğrudan temas güçlenecek</p><p>Protokol doğrultusunda TÜGİS ve Marmara Üniversitesi temsilcilerinden oluşacak Ortak Bilim Komisyonu, yılda en az iki kez bir araya gelerek uygulanabilecek proje başlıklarını değerlendirecek. Üniversite bünyesinde açılan tezsiz yüksek lisans programlarında, başvuru koşullarını sağlayan TÜGİS üyeleri için kontenjan ayrılması da protokol başlıkları arasında yer alıyor.</p><p>TÜGİS ise Marmara Üniversitesi bünyesindeki ders programlarının eğitim ve uygulama çalışmalarına eğitmen ve altyapı desteği sağlayabilecek. Akademik düzeyde eğitim verme yetkinliğine sahip TÜGİS üyeleri de ihtiyaç duyulması halinde ilgili alanlarda üniversite bünyesinde ders verebilecek.</p><p>“Gıda sanayisinin geleceği bilimle kurulan güçlü bağdan geçiyor”</p><p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sanayisinin dönüşümünde üniversite-sanayi iş birliklerinin stratejik önem taşıdığını belirtti. Sidar, “Sanayimiz, üretim kabiliyeti kadar bilgiye erişim, araştırma kapasitesi ve nitelikli insan kaynağıyla da güç kazanıyor. Marmara Üniversitesi ile imzaladığımız bu protokolü, sektörümüzün bilimsel altyapıyla daha yakın temas kurması bakımından değerli bir adım olarak görüyoruz. Ortak Ar-Ge çalışmaları, eğitim programları, staj olanakları ve uygulama alanlarında kurulacak iş birlikleriyle hem öğrencilerimizin sektörü daha yakından tanımasına hem de sanayicilerimizin akademik bilgi birikiminden daha etkin yararlanmasına katkı sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p>Protokol beş yıl süreyle geçerli olacak</p><p>TÜGİS ve Marmara Üniversitesi arasında imzalanan protokol, imza tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerli olacak. Tarafların mutabakatı halinde birer yıllık sürelerle uzatılması mümkün olacak. Protokol kapsamında yürütülecek alt projeler, eğitimler ve uygulama çalışmaları ise ilgili sözleşmeler ve tarafların ortak kararları doğrultusunda hayata geçirilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SOA Toplu Yemek'ten yaz aylarında gıda güvenliği uyarısı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/soa-toplu-yemekten-yaz-aylarinda-gida-guvenligi-uyarisi-2694/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/soa-toplu-yemekten-yaz-aylarinda-gida-guvenligi-uyarisi-2694/</id>
<published><![CDATA[2026-07-21T11:31:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-21T11:31:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_101F38-3A9E17-D2FDA9-8D5AA4-0E8562-47C0F6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte mikroorganizmaların çoğalma hızının arttığını belirten SOA Toplu Yemek, özellikle et, tavuk, balık, süt ürünleri ve kısa raf ömrüne sahip hazır gıdalarda uygun sıcaklık koşullarının korunmaması durumunda bozulma riskinin önemli ölçüde yükseldiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle yalnızca pişirme aşamasının değil; ürün kabulünden depolamaya, hazırlık süreçlerinden servise kadar tüm operasyonun gıda güvenliği prensipleri doğrultusunda yönetilmesi gerekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SOA Toplu Yemek Yönetim Kurulu Başkanvekili Melih Can Kocabaş, "Yaz aylarında güvenli gıda sunabilmek, yalnızca mutfaktaki uygulamalarla sınırlı değil. Ürünün güvenilir tedarikçilerden temin edilmesi, uygun sıcaklıklarda taşınması, depolama koşullarının düzenli olarak takip edilmesi ve üretim süreçlerinde hijyen standartlarının eksiksiz uygulanması birbirini tamamlayan adımlardır. Gıda güvenliği, zincirin tüm halkalarının aynı hassasiyetle yönetilmesini gerektiriyor." dedi.</p><p>Yaz aylarında hijyen zincirindeki her adım kritik</p><p>SOA Toplu Yemek'e göre yaz aylarında karşılaşılan en önemli risklerden biri, soğuk zincirin herhangi bir aşamada kesintiye uğraması. Özellikle hızlı bozulabilen ürünlerin uygun sıcaklıklarda taşınması, teslim alındıktan sonra bekletilmeden depolanması ve depolama alanlarında sıcaklık takibinin düzenli yapılması, güvenli üretimin temel unsurları arasında yer alıyor. Şirket, bunun yanında ürünlerin stok yönetiminin de planlı yürütülmesi gerektiğini, ilk giren ürünün ilk kullanılması prensibiyle hareket edilmesinin ürün kalitesinin korunmasına katkı sağladığını belirtiyor. Yaz döneminde gıda güvenliğini etkileyen bir diğer unsur ise hazırlık aşamalarındaki hijyen uygulamaları oluyor. Çiğ ürünlerle tüketime hazır gıdaların birbirinden ayrılması, kullanılan ekipmanların düzenli şekilde temizlenmesi ve üretim alanlarında hijyen standartlarının kesintisiz uygulanması, olası çapraz bulaşma risklerinin önüne geçilmesinde önemli rol oynuyor. Özellikle tavuk ürünleri başta olmak üzere yüksek risk grubundaki gıdaların uygun pişirme sıcaklıklarına ulaştırılması da güvenli tüketim açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Melih Can Kocabaş, "Yaz aylarında tüketicilerin gündeminde zaman zaman gıda kaynaklı sağlık sorunları yer alabiliyor. Bu tür risklerin önüne geçebilmek için tedarikten servise kadar tüm süreçlerin planlı ve kontrollü şekilde yürütülmesi gerekiyor. Biz de tüm operasyonlarımızda uluslararası gıda güvenliği standartlarını esas alarak, ürünün ilk kabulünden servis anına kadar her aşamayı düzenli kontrollerle yönetiyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>SOA Toplu Yemek, yaz aylarında güvenli gıda hizmetinin ancak güçlü bir tedarik zinciri, doğru sıcaklık yönetimi, etkin hijyen uygulamaları ve sürekli denetim anlayışıyla sürdürülebileceğini vurgulayarak, gıda güvenliğinin mevsimsel değil, yıl boyunca devam eden bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toprağın bereketi SuperFresh'in 'hasat'ıyla sofralarda</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/topragin-bereketi-superfreshin-hasatiyla-sofralarda-7307/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/topragin-bereketi-superfreshin-hasatiyla-sofralarda-7307/</id>
<published><![CDATA[2026-07-21T09:36:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-21T09:36:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FED945-294BC9-1D9918-32529B-B513F7-2B39CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hasat dönemi, SuperFresh'in topraktan başlayan döngüsünün en önemli halkalarından birini oluşturuyor. Sözleşmeli çiftçiler ve uzman ziraat ekipleriyle birlikte yetiştirilen ürünler, ideal olgunluk döneminde hasat edilerek hasattan sonra üretim tesislerine ulaştırılıyor. IQF (Hızlı Bireysel Dondurma) teknolojisi ürünlerin mevsimindeki lezzeti ve besin değerinin korunmasına yardımcı olurken, ihtiyaç kadar kullanım imkânı da gıda israfıyla mücadeleye katkı sağlıyor.</p><p>Türkiye dondurulmuş gıda pazarında perakende kanalındaki yüzde 34’lük* payıyla dondurulmuş sebze kategorisinde lider konumda bulunan SuperFresh, yıllık yaklaşık 150 bin tonluk üretim hacmiyle tarımsal üretimin önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Yaklaşık 300 sözleşmeli çiftçisi, uzman ziraat mühendisleri ve entegre üretim modeliyle yerli tarımı desteklerken, sürdürülebilir üretim anlayışını tarladan sofraya taşıyor.</p><p>Hasatla başlayan kontrollü yolculuk</p><p>Hasat dönemi boyunca, Türkiye’nin farklı bölgelerinde ideal olgunluğa ulaşan sebzeler hasattan sonra üretim tesislerine ulaştırılıyor. Ekim planlamasından hasat zamanına, kalite kontrolünden üretime kadar tüm süreçler SuperFresh ziraat mühendisleri tarafından çiftçilerle birlikte yönetiliyor. Böylece hem üretimde verimlilik artırılıyor hem de sürdürülebilir tarım destekleniyor. Ispanak, bezelye, mısır gibi sebzelerin en doğru hasat mevsimlerine göre planlama yapılıyor.</p><p>IQF teknolojisiyle kalite korunuyor</p><p>Hasat sonrası fabrikaya ulaşan ürünler IQF teknolojisiyle -40°C’ye varan üretim şartlarında şoklanarak tek tek ve hızlı şekilde donduruluyor. Bu yöntem sayesinde ürünler birbirine yapışmadan tane tane kalırken; doku, lezzet ve besin değerlerinin korunmasına yardımcı olunuyor. Aynı zamanda tüketiciler ihtiyaçları kadar ürünü kullanıp kalan kısmı güvenle saklayabiliyor. Ön hazırlığı yapılmış dondurulmuş sebzeler, yemek hazırlığını pratik hale getirirken yalnızca ihtiyaç kadar kullanım imkânı sunmasıyla gıda israfı ile mücadelede de önemli bir rol oynuyor.&nbsp;</p><p>Gülizar Doğan: “Gıdanın sürdürülebilir geleceği için çalışıyoruz”</p><p>Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Doğan, süreci şöyle değerlendirdi:</p><p>“SuperFresh olarak ürünlerimizin yolculuğu toprağın bereketiyle tarlada başlıyor. Çiftçilerimizle kurduğumuz uzun vadeli iş birlikleri ve uzman ziraat ekiplerimizle üretimin her aşamasını titizlikle yönetiyoruz. Hasat edilen ürünleri hasattan sonra tesislerimize ulaştırıyor, IQF teknolojimiz sayesinde mevsimindeki kaliteyi yıl boyunca korumayı hedefliyoruz.</p><p>‘Döngüsel Bereket’ yaklaşımımızla yalnızca kaliteli ürün sunmayı değil; tarımsal üretimin değerini korumayı, gıda israfı ile mücadeleye katkı sağlamayı ve sürdürülebilir bir gıda sistemi oluşturmayı da önceliklendiriyoruz.”</p><p>SuperFresh; sözleşmeli tarım modeli, ileri üretim teknolojileri ve Döngüsel Bereket yaklaşımıyla hem yerli tarımı desteklemeye hem de gıda israfı ile mücadeleye katkı sağlayan çözümler geliştirmeye devam ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bonna'dan yaz sofralarına özel koleksiyonlar</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bonnadan-yaz-sofralarina-ozel-koleksiyonlar-8724/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bonnadan-yaz-sofralarina-ozel-koleksiyonlar-8724/</id>
<published><![CDATA[2026-07-19T16:29:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-19T16:29:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D594FE-DFCEEC-F29FE5-19CF85-0DDC16-AEF6BD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mezelerden taze salatalara, aperatiflerden ana yemeklere kadar yaz mutfağının renkli atmosferine uyum sağlayan Bonna koleksiyonları; özgün tasarımları, üstün dayanıklılık özellikleri ve profesyonel kullanıma uygun yapılarıyla HoReCa sektörünün beklentilerine yanıt veriyor.</p><p>2014 yılından bu yana geliştirdiği yenilikçi masaüstü çözümleriyle profesyonel mutfakların iş ortağı olan Bonna, yazın enerjisini sofralara taşıyan koleksiyonlarıyla sunum deneyimini zenginleştiriyor. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan paylaşım tabakları, taze salatalar, zeytinyağlılar ve meze çeşitleri; estetik detaylarıyla öne çıkan Bonna koleksiyonları üzerinde daha güçlü bir görsel etki yaratırken, yoğun operasyon temposuna uygun dayanıklı yapılarıyla da profesyonellerin işini kolaylaştırıyor.</p><p>Sadeliğin şıklıkla buluştuğu Linea koleksiyonu, porselenin doğal zarafetini renkli rim detaylarıyla tamamlıyor. Mavi, bordo ve siyah renk alternatifleri sunan seri, yalın tasarımı sayesinde farklı mutfak konseptlerine kolaylıkla uyum sağlıyor. Şeflere adeta boş bir tuval sunan Linea, yemeklerin ön plana çıkmasını sağlayarak yaz sofralarının hafif ve ferah ruhunu estetik bir sunuma dönüştürüyor. Farklı koleksiyonlarla birlikte kullanılabilen yapısı ise sunumlarda yaratıcı kombinasyonlara olanak tanıyor.</p><p>Paylaşım kültürünün vazgeçilmez parçaları olan mezeler, soslar ve başlangıç tabakları için tasarlanan Solida koleksiyonu, fonksiyonelliği güçlü bir tasarım anlayışıyla buluşturuyor. Tasarımıyla sunumlara karakter katarken, dayanıklı yapısıyla profesyonel kullanımda uzun ömürlü bir çözüm sunuyor. Paslanmaz çelikten üretilen seri, bakır görünümlü tarzı ve retro tasarımıyla hijyen ve dayanıklılığı karşılarken, otantik bir hava da katıyor.</p><p>Gourmet koleksiyonu, zamansız yuvarlak formu ve geniş sunum alanıyla şeflerin yaratıcılığını destekliyor. Yaz mutfağının renkli tabaklarını öne çıkaran sade tasarımı, farklı konseptlerde rahatlıkla kullanılabiliyor. İstiflenebilir yapısıyla mutfaklarda operasyonel kolaylık sağlayan seri, kenar çıtlamalarına karşı sunduğu dayanıklılıkla yoğun profesyonel kullanıma uzun yıllar eşlik ediyor.</p><p>Bonna için Can Yalman tarafından tasarlanan Halo koleksiyonu, ekstra parlak sır uygulaması, açılı kenar formu ve porselenin karakteristik kremsi beyaz tonunu bir araya getiriyor. Modern çizgileriyle dikkat çeken seri, yaz sofralarında taze ve canlı sunumları zarif bir çerçeve içinde buluşturuyor. Çizilmelere ve ani ısı değişimlerine karşı yüksek direnç gösteren Halo, estetik görünümünü uzun süre koruyor.</p><p>"Az çoktur" yaklaşımından ilham alan Hygge koleksiyonu, sade tasarımıyla yemekleri ön plana çıkarıyor. Özellikle hafif yaz menülerinde doğal ve dengeli bir sunum dili oluşturan seri, çizilmelere karşı yüksek dayanıklılığıyla profesyonel kullanıma uygun performans sunuyor. İstiflenebilir yapısı sayesinde mutfaklarda alan tasarrufu sağlıyor.</p><p>Reaktif sır teknolojisiyle geliştirilen Lagoon koleksiyonu, her üründe kendine özgü renk geçişleri oluşturarak benzersiz bir görünüm sunuyor. Mat yüzeyi ve doğal formları, özellikle casual dining restoranlarının sıcak atmosferine uyum sağlıyor. Ocean ve Olive renk alternatifleriyle öne çıkan Lagoon, yazın taze ve doğal mutfak anlayışını estetik bir sunum deneyimine dönüştürüyor.</p><p>Bazalith Cresta koleksiyonu, amorf kenar detayları ve özgün renk geçişleriyle sofralara doğal bir karakter kazandırıyor. Özel üretim tekniği sayesinde mat yüzeyinde ipeksi bir dokunuş hissi sunan seri, abartıdan uzak tasarım anlayışıyla yemeklerin doğal güzelliğini ön plana çıkarıyor.</p><p>Giderek yaygınlaşan bowl food sunumları için özel olarak geliştirilen Potbowl koleksiyonu, geniş hacimli formlarıyla farklı servis ihtiyaçlarına cevap veriyor. Ödüllü tasarımıyla dünyanın birçok noktasında tercih edilen seri; salatalardan tahıl kaselerine, meyveli sunumlardan soğuk yaz tariflerine kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.</p><p>Akdeniz'in renklerinden ve mutfak kültüründen ilham alan Lavis Blue koleksiyonu, yaz sofralarının ferah atmosferini yansıtan tasarımıyla dikkat çekiyor. Çizilmelere karşı dayanıklı seri, istiflenebilir yapısıyla operasyonel verimlilik sağlıyor. Ömür boyu kenar çıtlamazlık garantisiyle Lavis Blue, profesyonel mutfakların güvenilir çözümleri arasında yer alıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazın peynir keyfi güvenle sürsün</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yazin-peynir-keyfi-guvenle-sursun-569/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yazin-peynir-keyfi-guvenle-sursun-569/</id>
<published><![CDATA[2026-07-17T13:53:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-17T13:53:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B06DC9-CC8BFC-AB466E-6FE97C-19D309-86B57E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaz mevsimiyle birlikte açık hava etkinlikleri, sahil gezileri, park buluşmaları ve uzun hafta sonu kahvaltıları hayatımıza daha fazla renk katıyor. Peynirler ise hem pratik tüketimleri hem de yüksek besin değerleri sayesinde piknik sepetlerinin ve yaz sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak sıcak havalarda peynir başta olmak üzere süt ve süt ürünlerinin doğru koşullarda korunmaması sağlık açısından ciddi riskler yaratabiliyor.</p><p>Muratbey Beslenme Danışmanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu, yaz döneminde güvenli gıda tüketimi için saklama kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Yüksek sıcaklıklar mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırır. Özellikle peynir, süt, yoğurt, et ve yumurta gibi hassas ürünlerde soğuk zincirin korunması büyük önem taşır. Yaz aylarında evde, iş yerinde ya da açık havada tüketilecek tüm gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekir” dedi.</p><p>Peynir alışverişini en sona bırakın</p><p>Yaz kahvaltıları ve piknik hazırlıkları sırasında peynir alışverişinin son aşamada yapılmasını öneren Prof. Dr. Garipağaoğlu, “Peynirler marketlerde mutlaka soğutucularda muhafaza edilmelidir. Alışveriş sırasında soğutucu dışında bekletilen ürünler tercih edilmemeli, bu ürünler alışverişin son bölümünde alınmalı ve mümkün olan en kısa sürede buzdolabına yerleştirilmelidir. Böylece soğuk zincirin kırılması önlenir. Yani ürün; marketteki yerinden, satın alınma aşamasına ve sofraya kadar tüm süreç boyunca ısıya maruz kalmaktan korunmalıdır” diye konuştu.</p><p>Piknik sepetine girmeden önce doğru korunmalı</p><p>Peynirlerin özellikle yazın dış ortamda uzun süre bekletilmemesi gerektiğini vurgulayan Garipağaoğlu, “Peynir için ideal saklama sıcaklığı +2 ile +4 derece arasındadır. Bu nedenle tüketim öncesine kadar buzdolabında muhafaza edilmeli, piknik veya açık hava etkinliklerine götürülürken soğuk koruyuculu termos çantalarda taşınmalıdır. Uzun süre güneş altında veya oda sıcaklığında bekletilen peynirlerde bozulma başlar” dedi.</p><p>Her peynirin saklama şekli farklıdır</p><p>Prof. Dr. Garipağaoğlu, peynirlerin açıldıktan sonra mümkün olduğunca kendi ambalajlarında korunmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi:</p><p>“Ambalajından çıkarılmış peynirler cam kaplarda saklanmalıdır. Sofrada bekleyen peynirler tekrar orijinal ambalajdaki ürünlerle birleştirilmemelidir. Sürmeli, Burgu, Topi ve Misto gibi salamura içindeki peynirlerin yine kendi salamura suyunun içinde tutulması gerekir. Sert peynirlerde ise kesilen yüzeyin hava ile teması azaltılarak tazelik daha uzun süre korunabilir.”</p><p>Yaz sofralarında güvenli tüketim için üç temel kural</p><p>Peynirlerin çiğ et ve deniz ürünlerinden ayrı muhafaza edilmesi gerektiğini belirten Garipağaoğlu, “Bulaşmayı önlemek için farklı kesme tahtaları ve bıçaklar kullanılmalıdır. Ayrıca son tüketim tarihi geçmemiş olsa bile küflenmiş, şişmiş, kokusu veya rengi değişmiş ürünler kesinlikle tüketilmemelidir” dedi.</p><p>Yaz aylarında peynir tüketiminde dikkat edilmesi gereken üç temel kural bulunuyor:</p><p>Hijyen: Çapraz bulaşmayı (Çiğ et ve tavuk gibi bakteriyel yükü yüksek gıdalar doğradığınız bıçağın veya kesme tahtasının yıkanmadan başka bir yiyecek için kullanılmasını ) önleyin.</p><p>Soğuk: Peynirleri +2°C ile +4°C arasında muhafaza edin.</p><p>Koruma: Açılmış ürünleri hava almayacak şekilde, buzdolabında saklayın.</p><p>Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu, “Peynirler yaz kahvaltılarının, pikniklerin ve hafif öğünlerin en değerli besinlerinden biridir. Doğru saklama alışkanlıkları sayesinde hem lezzetlerini korumak hem de güvenle tüketmek mümkündür” diyerek tüketicilere önemli hatırlatmalarda bulundu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yaz akşamlarına hızlı ve lezzetli bir alternatif sunuyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yaz-aksamlarina-hizli-ve-lezzetli-bir-alternatif-sunuyor-6699/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yaz-aksamlarina-hizli-ve-lezzetli-bir-alternatif-sunuyor-6699/</id>
<published><![CDATA[2026-07-17T09:41:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-17T09:41:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_248918-524EFA-860781-FCC572-7D3913-9D7DB3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaz tatili, yalnızca yeni rotalar keşfetme fırsatı sunmuyor, günlük yaşam alışkanlıklarını da yeniden şekillendiriyor. Gün boyu deniz, doğa, gezi ya da farklı aktivitelerle geçen yoğun temponun ardından akşam saatleri, sevdikleriyle bir araya gelmek isteyenler için günün en keyifli zamanlarından biri haline geliyor. Sahilde edilen uzun sohbetler, kamp alanlarında geçirilen akşamlar, yazlıkta aile ve arkadaşlarla yapılan buluşmalar ya da tatil dönüşü dinlenirken paylaşılan küçük atıştırmalıklar, yazın unutulmaz anıları arasında yer alıyor. Bu anlarda kolay hazırlanabilen, zamandan tasarruf sağlayan ve lezzetiyle öne çıkan ürünler tercih edilirken, Indomie Hazır Noodle yalnızca birkaç dakikada hazır hale gelen ürünleriyle yaz boyunca pratik ve doyurucu bir öğün alternatifi sunuyor. Farklı damak tatlarına hitap eden seçenekleriyle spontane gelişen planlara kolayca uyum sağlayan Indomie Hazır Noodle, yaz gecelerinin vazgeçilmez lezzetlerinden biri oluyor.</p><p></p><p>Tatilin Hızlı Temposuna Uyum Sağlayan Pratik Bir Lezzet</p><p></p><p>Yaz tatilinde planlar çoğu zaman anlık gelişiyor. Uzayan sohbetler, beklenmedik buluşmalar ya da gece ilerledikçe hissedilen açlık, kısa sürede hazırlanabilen öğünleri öne çıkarıyor. Tatilin akışını kesmeden hızlıca hazırlanabilen seçenekler, keyifli anların kesintisiz devam etmesini sağlıyor. Sıcak suyla yalnızca birkaç dakika içinde hazır hale gelen Indomie Hazır Noodle ürünleri, pratik hazırlanışı sayesinde günün her saatinde kolay bir alternatif sunarken, tek başına ya da paylaşarak tüketilebilen yapısıyla farklı tatil planlarına uyum sağlıyor. Kolay taşınabilen yapısı sayesinde kamp çantalarından yazlık mutfaklarına kadar pek çok ortamda kullanıcıların tercih ettiği pratik çözümler arasında yer alıyor.</p><p></p><p>Yazın Her Anına Eşlik Eden Lezzet Seçkisi</p><p></p><p>Yaz tatilinde bir araya gelen ailelerin, arkadaş gruplarının ve gençlerin farklı damak tatlarına hitap eden seçenekler, pratikliğin yanı sıra önemli bir tercih kriteri olarak öne çıkıyor. Indomie Hazır Noodle; tavuk aromalı, sebzeli, köri aromalı ve dana eti aromalı çeşitlerinin yanı sıra Gurme serisinde yer alan soya soslu ile acı ve baharatlı seçenekleriyle farklı tat arayışlarına yanıt veriyor. Hızlı hazırlanışı sayesinde sahil dönüşlerinden kamp akşamlarına, yazlık buluşmalarından geç saatlere uzayan sohbetlere kadar pek çok ana eşlik eden Indomie Hazır Noodle, yaz boyunca lezzeti ve pratikliği bir araya getirerek tatilin keyfini tamamlıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Emeğini lezzete dönüştüren girişimci: Dilek Demirsoy</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emegini-lezzete-donusturen-girisimci-dilek-demirsoy-2807/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emegini-lezzete-donusturen-girisimci-dilek-demirsoy-2807/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T07:58:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T07:58:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_06D814-B9950B-A7595C-326E17-771069-B16168.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Daha sonra sosyal medya hesabı açarak hazırladığı yemekleri paylaşmaya başladı. Kısa sürede gelen yoğun ilgiyle birlikte sipariş almaya başlayan Demirsoy, hem iş yerlerine sıcak yemek gönderiyor hem de dondurulmuş ürünlerin satışını yapıyor. Şimdi ise evinin mutfağında kendi işinin patronu olarak lezzet üreten Demirsoy: “Hayallerime emek kattım, emeğimi lezzete dönüştürdüm. Mutfak sanatlarına olan tutkumla lise eğitimimi tamamladıktan sonra çeşitli pastacılık ve yemek kurslarında kendimi geliştirdim. Şahış şirketimi kurarak on-line platformlarda kendi tariflerimle satışlara başladım. Şef olma hayalime emin adımlarla ilerliyorum ” diyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Özellikle Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu mutfak kültürünün köklü tatlılarından biri olan Kerebiç yorumuyla ilgi gören Demirsoy, yaptıkları Kajulu Kerebiç’in oldukça talep aldığını ifade ediyor.&nbsp; Demirsoy: “Klasik tariflerde ceviz, antep fıstığı veya hurma kullanılan kerebiç, günümüzde farklı kuruyemişlerle de hazırlanarak çağdaş mutfak anlayışına uyarlanıyor. Kajulu kerebiç de bu yenilikçi yorumlardan biridir. Kajunun kendine özgü aroması ve yumuşak dokusu, geleneksel kerebiçe farklı bir karakter kazandırırken tarifin özünü korumayı başarır. Böylece geçmişten günümüze taşınan bu değerli lezzet yeni nesiller tarafından da umarım ilgiyle tüketilir” diyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NATO Zirvesi'nde lezzet diplomasisi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nato-zirvesinde-lezzet-diplomasisi-2484/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nato-zirvesinde-lezzet-diplomasisi-2484/</id>
<published><![CDATA[2026-07-15T10:23:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-15T10:23:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_714983-5B741C-73A1DB-E3487E-E29B22-BAF993.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye, 22 yıl aradan sonra yeniden NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Ankara’da ilk kez düzenlenen zirve, güvenlik ve diplomasi gündeminin yanı sıra dünya liderlerine sunulan Anadolu mutfağının seçkin örnekleriyle de uluslararası medyanın dikkatini çekti. Zirvenin önemli davetlerinin mutfağında Michelin yıldızı sahibi dünyaca ünlü şeflerimiz vardı. Liderlerin gala yemeğinin mutfağında Şef Fatih Tutak, First Lady’lerin öğle yemeğinin mutfağında Şef Osman Sezener ve heyetlere verilen resmi davetlerin mutfağında ise Şef Sinem Özler yer aldı.&nbsp;</p><p>Sadece şeflerin değil otellerin de zirve süresince hizmetleriyle iyi bir sınav verdiğine dikkat çeken Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizm, Seyahat ve Gastronomi Hizmetleri Komite Başkanı Hediye Güral Gür, gastronominin de artık yalnızca turizmi destekleyen bir unsur değil, yüksek katma değerli bir hizmet ihracatı alanına dönüştüğünü söyledi. NATO Zirvesi boyunca dünya liderlerine Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat asma yaprağı, Erzincan tulumu, Maraş dondurması ve Antep fıstığı gibi Türkiye’nin farklı bölgelerini temsil eden ürünler ikram edildi. Gür, bu tercihlerin Türk mutfağının kültürel zenginliğini uluslararası kamuoyuna taşıdığını, aynı zamanda Türkiye’nin “gastrodiplomasi” alanındaki gücünü ortaya koyduğunu söyledi.</p><p></p><p>“Diplomasi artık sofralarda da kuruluyor”</p><p>Günümüzde ülkelerin yalnızca siyasi söylemleriyle değil, kültürleri, mutfakları ve yaşam biçimleriyle de uluslararası algı oluşturduğunu belirten Hediye Güral Gür, “Diplomasi artık sadece toplantı salonlarında yürümüyor, ülkelerin mutfakları da uluslararası ilişkilerin sessiz ama etkili dili haline geliyor. Ülkeler, kültürlerini ve üretim güçlerini sofraları aracılığıyla da dünyaya anlatıyor. NATO Zirvesi’nde sunulan her tabak, yalnızca bir yemek değil; Anadolu’nun üretim gücünü, coğrafi zenginliğini, kültürel mirasını ve Türk misafirperverliğini temsil etti. Türk mutfağı, Türkiye’nin yumuşak gücünün en etkili unsurlarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>“Gastronomi döviz kazandıran stratejik bir sektör”</p><p>Gastronominin artık yalnızca restoranlardan ibaret olmadığını vurgulayan Gür, sektörün turizmden konaklamaya, etkinlik yönetiminden yiyecek-içecek hizmetlerine kadar geniş bir ekonomik ekosistem oluşturduğunu belirterek, “Gastronomi bugün hizmet ihracatının en önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Bir turist yalnızca yemek yemiyor; o yemeğin hikayesini, üretildiği coğrafyayı, kültürünü ve yaşam biçimini de deneyimliyor. Bu deneyim, destinasyon tercihlerini etkiliyor, ziyaret sürelerini uzatıyor ve ülkemize daha yüksek katma değer kazandırıyor. Gastronomi, ziyaretçi harcamasını artıran bu yapısıyla hizmet ihracatında katma değeri yükselten en önemli alanlardan biri haline geliyor” dedi.&nbsp;</p><p>Türkiye’nin gastronomi alanında dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer alma potansiyeline sahip olduğunu belirten Gür, “Yedi coğrafi bölgemiz, binlerce yıllık mutfak mirasımız, yüzlerce coğrafi işaretli ürünümüz, uluslararası başarı kazanan şeflerimiz ve güçlü turizm altyapımız bize önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Gastronomi artık yalnızca mutfak kültürünün değil; turizmin, ticaretin, tarımın ve ülke markasının ortak paydası haline geldi” ifadesini kullandı.&nbsp;</p><p></p><p>Hedef gastronomiyi küresel marka yapmak</p><p>Gastronomiyi hizmet ihracatının stratejik alanlarından biri olarak gördüklerini ifade eden Gür, uluslararası gastronomi festivallerinin desteklenmesi, gastronomi destinasyonlarının markalaştırılması, coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve Türk mutfağının küresel ölçekte daha görünür hale gelmesine yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirtti. Gür, “NATO Zirvesi’nde kurulan sofralar, Türkiye’nin gastronomi alanındaki potansiyelini tüm dünyaya gösteren güçlü bir vitrin oldu. Türkiye’nin mutfak mirası yalnızca kültürel bir değer değil, aynı zamanda ekonomik bir güçtür. Hedefimiz Türk mutfağını dünya gastronomisinin referans markalarından biri haline getirerek hem turizm gelirlerine hem de hizmet ihracatına daha fazla katkı sağlamak” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Nitelikli turist, yüksek katma değer</p><p>Hediye Güral Gür, “Türkiye bugün yalnızca denizi, güneşi ve tarihiyle değil; kültürü, gastronomisi, sağlığı, sporu ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla dünyanın en güçlü destinasyonlarından biri haline geliyor. Turizm artık sadece ziyaretçi sayısıyla ölçülen bir sektör değil; ülkenin marka değerini, hizmet kalitesini ve uluslararası itibarını yansıtan stratejik bir güç. Önümüzdeki dönemde nitelikli turist, yüksek katma değerli hizmet ve 12 aya yayılan turizm anlayışıyla Türkiye’nin küresel rekabet gücünü çok daha ileri taşıyacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Üretim gücünü Afrika ve Orta Doğu pazarlarına taşıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uretim-gucunu-afrika-ve-orta-dogu-pazarlarina-tasiyor-4774/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uretim-gucunu-afrika-ve-orta-dogu-pazarlarina-tasiyor-4774/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T15:09:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T15:09:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB1F86-204928-D60CAB-5FB09F-B8E4A3-E423EE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Elita Gıda Genel Müdürü Mustafa Çoban uluslararası çalışmalarına dair açıklamalarında, “İhracat çalışmalarımızın derinleşmesinde fuarlar önemli bir yer tutuyor. Bugün portföyümüzde ayçiçek yağı yüzde 41, mısır yağı yüzde 36 ihracat payına sahip. Mısırı yalnızca bir ham madde olarak değil, farklı iş kollarına değer sağlayan stratejik kaynak olarak görüyoruz. Sunar ekosisteminin entegre üretim gücüyle mısırdan katma değerli ürünler geliştiriyor, ithal ikameyi desteklerken ihracattaki rekabet gücümüzü de artırıyoruz. Elita Gıda olarak mısır ve ayçiçek yağı üretiminde kalite, sürdürülebilirlik ve güvenilir tedarik yaklaşımımızla farkımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.&nbsp;&nbsp;</p><p>Bitkisel yağ sektörünün güçlü üreticilerinden Elita Gıda, 11-13 Haziran tarihlerinde Senegal'de düzenlenen Senefood Fuarı ile 21-25 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen Suriye Food Expo'da ürün portföyünü sektör profesyonelleriyle buluştururken, yeni iş birlikleri ve ihracat ağını geliştirmek amacıyla yer aldı. Şirket, uluslararası fuarlarda gerçekleştirdiği görüşmelerle mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirirken, yeni pazarlarda markalı büyümesini destekleyecek önemli temaslarda bulundu.</p><p>&nbsp;Elita Gıda Genel Müdürü Mustafa Çoban, uluslararası fuarların şirketin büyüme stratejisindeki önemine dikkat çekerek “Bugün 100’e yakın ülkeye ulaşan ihracat ağımızla Türkiye'nin üretim gücünü dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyoruz. Bu başarıyı yalnızca üretim kapasitemizle değil; sürdürülebilir tarım uygulamalarımız, güvenilir tedarik zincirimiz ve yüksek kalite anlayışımızla destekliyoruz. Türkiye'de ayçiçeği ve mısır üretiminde sürdürülebilir tarım modelini uygulayan ilk şirketiz. Günümüzde özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarında yalnızca kaliteli ürün değil; sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve güvenilir tedarik anlayışı da satın alma kararlarında belirleyici hale geliyor. Biz de üretimden ihracata kadar tüm süreçlerimizi bu beklentiler doğrultusunda geliştiriyoruz.&nbsp; Uluslararası fuarlar ise bu yolculukta yeni ticari bağlantılar kurduğumuz, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirdiğimiz ve markamızı daha geniş pazarlara taşıdığımız stratejik platformlar niteliği taşıyor” dedi.&nbsp;</p><p></p><p></p><p>“İhracat faaliyetlerimizle bu yıl TIM İlk 1000 İhracatçı listesinde de sıralamamızı yükselttik”</p><p>Elita Gıda’nın uluslararası bilinirliği ve ihracat potansiyeline dair bilgi veren Çoban açıklamasında şunları söyledi “Toplam satışlarımızın yüzde 56’sını ihracattan elde ediyoruz. Azerbaycan'da 2025 yılında markalı satışlarımızı bir önceki yıla göre yüzde 139 artırdık. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Afrika ve Avrupa'da da markalı büyümemizi sürdürüyoruz. İhracat faaliyetlerimizle TİM ilk 1000 ihracatçı şirket listesindeki yerimizi bu yıl 116 basamak yükselttik.”</p><p>Batı Afrika pazarında mısır yağı ve ayçiçek yağı öne çıktı</p><p>Batı Afrika'nın önemli gıda ve gıda işleme organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Senefood Fuarı'nda Elita Gıda, mısır yağı ve ayçiçek yağı ürün grubuyla yer aldı.&nbsp; Bölgedeki tüketici beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmeler, Senegal başta olmak üzere Batı Afrika pazarındaki büyüme hedeflerine katkı sağlayacak önemli temaslara zemin hazırladı.</p><p>Suriye'de ürün gamı geniş kitlelerle buluştu</p><p>Suriye Food Expo'da ise Elita Gıda; başta mısır yağı olmak üzere ayçiçek yağı ve baklavalık yağ ürününü de uluslararası alıcıların beğenisine sundu. Bölgenin önde gelen gıda buluşmalarından biri olan fuar, şirketin mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini geliştirmesinin yanı sıra yeni ticari bağlantılar kurması açısından da önemli fırsatlar sağladı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da bir İtalyan yazı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-bir-italyan-yazi-9719/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-bir-italyan-yazi-9719/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T12:27:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T12:27:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B58540-635875-06A254-341525-C418A8-2405BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Lüksü ve samimi bir ambiyansı aynı noktada buluşturan The Ritz-Carlton, Istanbul’un Boğaz manzarasına karşı konumlanan İtalyan restoranı Limoré, yenilenen menüsüyle Akdeniz kültürü ve lezzet arasında derin bir bağlantı kuruyor. İtalya'nın farklı bölgelerinden esinlenerek kurgulanan menü, mevsimlik malzemelerin doğasıyla uyum yakalayan modern reçetelerini misafirleriyle buluşturuyor.&nbsp;</p><p>Restoranın kendi bahçesinden toplanan yeşillikler ve lokal üreticilerden özel olarak temin edilen malzemelerle hazırlanan menüye yeni ve dinamik tatlar dahil oluyor. Sezonun ruhunu yansıtan Avokado Caprese Salata, stracciatella’lı Enginar Kalbi ve arborio pirinci ve taze yeşillik püresiyle sunulan Rise e Bisi Octopus dikkat çeken başlangıçlar arasında yer alıyor. Sarı kiraz domates püresinin eşlik ettiği Kalkan alla Puttanesca ve Dana Scallopini gibi ana tabaklar ise yaz menüsünün öne çıkan yenilikleri arasında yer alıyor. Günlük olarak üretilen taze makarnaları ve geniş pizza menüsüyle şehrin gözdeleri arasında yer alan restoranın imza lezzetlerinden biri olan Limoré Linguini, bu sezon deniz esintisiyle güncellenerek Karidesli Limoré Linguini olarak karşımıza çıkıyor. Dünya İtalyan mutfağının favorilerinden Gnocchi alla Vodka da ilk kez menüdeki yerini alıyor. Bu heyecan verici yeniliklerin yanı sıra; restoranın gastronomi kimliğini kuran Ballı Burata, Trüflü Risotto, 4 Formaggi ve Tavuk Milanese gibi vazgeçilmez klasikler, menünün güçlü karakterini korumaya devam ediyor. Ferah ve akıllarda kalan bir bitiş sunan Çikolatalı ve Antep Fıstıklı Semifreddo, Tiramisu, Polenta Keki ve Amarena Gelatosu ise yaz sezonunun tatlı menüsü arasında öne çıkıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Limoré, Boğaz manzarasının eşsiz güzelliğini, Akdeniz’in sıcak ve samimi ruhuyla birleştiren dekorasyonuyla misafirlerine unutulmaz bir atmosfer sunuyor. İtalyan kimliğini yansıtan seramik döşemeler mekâna zarif bir dokunuş katarken, limon ağacı detayları ferahlık hissini pekiştiriyor. İtalya’nın doğasından ilham alan pastel tonlar, dokulu kumaşlarla harmanlanarak sofistike ve rahat bir ambiyans yaratıyor. Şık iç barı ve özenle seçilmiş dekoratif unsurlarıyla Limoré, sadece lezzet değil, görsel bir şölen de vaat ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toplanan inek sütü 1 milyon 22 bin 587 ton oldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/toplanan-inek-sutu-1-milyon-22-bin-587-ton-oldu-7501/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/toplanan-inek-sutu-1-milyon-22-bin-587-ton-oldu-7501/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T11:22:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T11:22:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AFD1BD-2FC0F8-C1E96C-3E17E6-C94382-C1829C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı.</p><p></p><p>Buna göre ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, mayısta yıllık bazda yüzde 2,3 artarak 1 milyon 22 bin 587 tona çıktı. Nisanda 999 bin 267 ton süt toplanmıştı.</p><p></p><p>Ocak-mayıs döneminde ise 2025'in aynı dönemine kıyasla toplanan inek sütü miktarı yüzde 0,5 artarak 4 milyon 858 bin 29 ton oldu.</p><p></p><p>Ticari süt işletmelerince yapılan inek peyniri üretimi yıllık yüzde 2,4, ayran ve kefir üretimi yüzde 2, içme sütü üretimi yüzde 19,7 artarken yoğurt üretimi yüzde 1,2, tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 12 azaldı. Mayısta 157 bin 453 ton içme sütü üretildi.</p><p></p><p>Ocak-mayıs döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre inek peyniri üretimi yüzde 2,8, ayran ve kefir üretimi yüzde 8,9, yoğurt üretimi yüzde 8,4, içme sütü üretimi yüzde 9,2 artarken tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 5 düştü.</p><p></p><p>Ticari süt işletmeleri tarafından yapılan yoğurt üretimi de Mayıs 2025'e kıyasla yüzde 1,2 azalarak 120 bin 224 tona gerilerken ocak-mayıs döneminde yıllık bazda yüzde 8,4 artışla 591 bin 52 ton olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>İnek peyniri üretimi, mayısta yıllık bazda yüzde 2,4 artarak 72 bin 146 ton, ocak-mayıs döneminde yüzde 2,8 yükselişle 357 bin 882 ton oldu.</p><p></p><p>Mayısta ayran ve kefir üretimi yüzde 2 yükselerek 95 bin 439 tona çıkarken tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 12 gerileyerek 9 bin 671 tona düştü. Ocak-mayıs döneminde ayran ve kefir üretimi yüzde 8,9 artarak 433 bin 952 tonu bulurken tereyağı ve sadeyağ üretimi ise yüzde 5 azalışla 46 bin 995 tona geriledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tavuk eti üretimi mayısta yıllık bazda yüzde 16,3 azaldı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-mayista-yillik-bazda-yuzde-163-azaldi-1474/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-mayista-yillik-bazda-yuzde-163-azaldi-1474/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T11:18:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T11:18:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_260017-FDB4D0-8BEC4A-A09CB0-E31299-95244C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı. </p><p></p><p>Buna göre, mayısta 202 bin 336 ton tavuk eti üretildi. Üretim, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 16,3, bir önceki aya göre yüzde 14,4 azaldı.</p><p></p><p>Tavuk yumurtası üretimi, mayısta aylık bazda yüzde 0,7, yıllık bazda yüzde 21,6 yükseldi. Bu dönemde 1 milyar 857 milyon 150 bin tavuk yumurtası üretildi. </p><p></p><p>Mayısta kesilen tavuk sayısı, yıllık yüzde 16,8 azalışla 108 milyon 65 bin olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>Ocak-mayıs döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla tavuk yumurtası üretimi yüzde 18,1 artarken, kesilen tavuk sayısı ise yüzde 1,1, tavuk eti üretimi yüzde 2,2 azaldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yıl boyu sürecek bir sosyal sorumluluk projesi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yil-boyu-surecek-bir-sosyal-sorumluluk-projesi-627/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yil-boyu-surecek-bir-sosyal-sorumluluk-projesi-627/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T09:51:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T09:51:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A18BAC-CEAB9C-8DD23F-3526EE-952E5F-8524D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, “Birlikten Lezzet Doğar” projesiyle dayanışmayı büyütmeye devam ediyor. Geçtiğimiz ramazan ayında Kızılay iş birliğiyle ihtiyaç sahiplerinin sofralarına destek olan proje, bu kez Darüşşafaka Cemiyeti ile birlikte Darüşşafakalı öğrencilerin günlük beslenme ihtiyaçlarına katkıda bulunmak üzere hayata geçiriliyor.</p><p>Yemeksepeti kullanıcıları, kampanya kapsamında uygulama veya web sitesi üzerinden bağış niteliğindeki destek seçeneklerine kolayca ulaşabiliyor. Kullanıcılar, 250 TL değerindeki 1 Öğün Beslenme Desteği ya da 900 TL değerindeki 1 Günlük Beslenme Desteği seçeneklerinden dilediklerini sepetlerine ekleyerek Darüşşafaka’da eğitim gören öğrencilerin beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunabiliyor. 1 Günlük Beslenme Desteği, 3 ana öğünün yanı sıra ara öğünler ve öğrencilere sunulan ikramları da kapsıyor.</p><p></p><p>Her katkıyla büyüyen dayanışma</p><p>Yemeksepeti’nin platform gücünü toplumsal faydaya dönüştürme hedefiyle hayata geçirdiği “Birlikten Lezzet Doğar” projesi, kullanıcıların gündelik hayatın doğal bir parçası olan Yemeksepeti deneyimi üzerinden kolayca destek verebilmesini sağlarken, küçük katkıların bir araya geldiğinde yaratabileceği büyük etkiye dikkat çekiyor.</p><p>Proje kapsamında verilen destekler bağış niteliği taşıyor. Kullanıcılara herhangi bir fiziksel ürün veya hizmet teslimatı yapılmıyor. Yemeksepeti kullanıcılarının yaptığı bağışlar, Darüşşafakalı öğrencilerin beslenme giderlerine destek olmak amacıyla Darüşşafaka Cemiyetine aktarılacak.</p><p></p><p>“Birlikten Lezzet Doğar” dayanışmayı büyütüyor</p><p>Yemeksepeti, “Birlikten Lezzet Doğar” çatısı altında farklı iş birlikleriyle toplumsal dayanışmayı sürdürülebilir kılmayı amaçlıyor. Kızılay iş birliğiyle ramazan ayında ihtiyaç sahiplerinin sıcak öğünlere ulaşmasına katkıda bulunan proje, Darüşşafaka Cemiyeti ile hayata geçirilen yeni aşamasıyla bu kez öğrencilerin daha güçlü bir geleceğe hazırlanmasına destek oluyor.</p><p>Yemeksepeti, tüm kullanıcılarını uygulama ve web sitesi üzerinden kolayca erişilebilen 1 Öğün Beslenme Desteği ve 1 Günlük Beslenme Desteği seçenekleriyle, Darüşşafakalı öğrenciler için dayanışmaya ortak olmaya davet ediyor.</p><p></p><p>*Kullanıcı dostu platformu, geniş restoran ağı ve üstün kullanıcı hizmetleriyle Yemeksepeti, MediaCat ve Ipsos tarafından yapılan “Türkiye’nin En Sevilen Markaları 2025” araştırmasında “Online Yemek Siparişi” kategorisinde Türkiye’nin en sevdiği marka seçildi.</p><p>**Pazarlamasyon ve NielsenIQ Türkiye iş birliğiyle 12 ilde, 15-64 yaş arası ABC1C2 SES grubundan 1000 kişinin katılımıyla düzenlenen Tech Brands Turkey araştırmasında Yemeksepeti, “Yemek Online/Mobil Sipariş” kategorisinde “Türkiye’nin En Teknolojik Markası” seçildi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çekirdekten fincana uzanan kahve yolculuğu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cekirdekten-fincana-uzanan-kahve-yolculugu-1266/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cekirdekten-fincana-uzanan-kahve-yolculugu-1266/</id>
<published><![CDATA[2026-07-13T20:11:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-13T20:11:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72D910-A6B720-69CD9A-EF2619-2AE11E-A1AF53.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kahvenin karakteri yalnızca yetiştiği coğrafyayla değil, çekirdeğin seçimi, işlenmesi, kavrulması, hazırlanışı ve sunumuyla da şekilleniyor. Coffee Factory, bu sürecin tamamını tek bir kalite anlayışıyla yöneterek her fincanda aynı lezzet deneyimini sunmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda bilgi birikimini, emeği ve standartlaştırılmış operasyonel süreçleri kahve deneyiminin merkezine yerleştiriyor.&nbsp;</p><p>Coffee Factory CEO’su Erol Şahin kahvede sürdürülebilir başarının standart kalite anlayışından geçtiğini belirterek, “Bizim için kaliteli kahve yalnızca iyi bir çekirdek seçmekten ibaret değil. Çekirdeğin tedarikinden kavurma sürecine, reçetelerin oluşturulmasından baristalarımızın eğitimine kadar her aşamayı aynı titizlikle yönetiyoruz. Misafirlerimizin hangi Coffee Factory mağazasını ziyaret ederse etsin aynı lezzeti, aynı servis kalitesini ve aynı kahve deneyimini yaşamasını hedefliyoruz. Bugün 65 ülkede marka tescilimizi tamamlamış bir marka olarak, uluslararası büyümemizi de bu standart kalite anlayışı üzerine inşa ediyoruz. Türk kahve sektörünü global ölçekte temsil ederken en büyük gücümüz, her fincanda aynı kaliteyi sunabilmemiz olacak.” dedi.</p><p>Coffee Factory yaklaşımı: çekirdekten fincana tutarlılık</p><p>Coffee Factory’de kahve yolculuğu, doğru çekirdeğin seçimiyle başlıyor. Marka, farklı kahve üreticisi ülkelerden temin ettiği çekirdekleri belirlediği kalite kriterleri doğrultusunda değerlendirerek reçetelerini oluşturuyor. Kahvenin yetiştiği bölgenin iklimi, rakımı ve toprak yapısı her çekirdeğe kendine özgü bir karakter kazandırırken, Coffee Factory bu doğal farklılıkları standart reçeteler ve kontrollü hazırlık süreçleriyle her fincanda tutarlı bir kaliteye dönüştürüyor.</p><p>Coffee Factory’nin reçetelerinde kullanılan çekirdekler; Guatemala’nın aromatik yapısını, Kolombiya’nın dengeli içim karakterini, Brezilya’nın çikolata ve fındık notalarını, hazırlanacak içeceğin özelliklerine göre bir araya getiriyor. Böylece her ürün kendine özgü bir aroma profili sunarken, Coffee Factory’nin kalite ve lezzet standardı da korunuyor.</p><p>Arabica ağırlıklı reçeteler, dengeli harmanlar</p><p>Coffee Factory, kahve reçetelerini oluştururken ağırlıklı olarak zengin aroması ve dengeli asiditesiyle öne çıkan Arabica çekirdeklerinden yararlanıyor. Böylece her içeceğin karakterine uygun, dengeli ve sürdürülebilir bir tat profili elde ediliyor.</p><p></p><p>Marka, farklı damak tatlarına hitap eden reçetelerinde yöresel kahve anlayışından faydalanıyor. Blend kahveler farklı bölgelerden gelen çekirdeklerin dengeli şekilde harmanlanmasıyla oluşturulurken, belirli yörelere ait çekirdekler ise yetiştikleri coğrafyanın karakteristik tat notalarını doğrudan yansıtıyor. Böylece misafirler hem dengeli kahve profillerini hem de farklı kökenlerin aromatik zenginliğini deneyimleyebiliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şenpiliç'den yeni marka: Doyfarm</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/senpilicden-yeni-marka-doyfarm-1195/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/senpilicden-yeni-marka-doyfarm-1195/</id>
<published><![CDATA[2026-07-10T18:20:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-10T18:20:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_65DFA3-12D363-421B3B-05B25F-6FD476-5AA738.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>25 milyon ABD dolarlık yatırımla yenilenen Şenpiliç’in ileri işlenmiş üretim tesisleri, aylık üretim kapasitesini 1.230 tondan 3.500 tona yükselterek, yepyeni bir kimlikle buluştu. Bu güçlü dönüşümün ardından Doyfarm, genç ve dinamik marka kimliği, yenilenen ambalaj tasarımı ve iletişim diliyle pazarda güçlü bir oyuncu olmaya aday.&nbsp;</p><p>Doyfarm ürün portföyü; çıtır piliç ürünleri, döner, köfte gibi hızlı hazırlanabilen pratik alternatiflerinin yanı sıra sosis, sucuk, jambon ve salam gibi şarküteri ürünlerinden oluşuyor. Doyfarm, uzun vadede ürün protföyünü geliştirip sadece Piliç değil bir ‘Gıda Markası’ olmayı hedefliyor.</p><p>Doyfarm, güven, kalite ve gerçek lezzet odağıyla geniş ürün gamını sofralara taşımayı hedefliyor.</p><p>Türkiye’de ve dünyada değişen yaşam alışkanlıkları ve hızlanan şehir hayatı, hazır ve pratik gıda ürünlerine olan talebi artırırken tüketiciler yalnızca lezzet değil; hijyen, izlenebilirlik ve kalite standartları konusunda da güçlü bir marka güvencesi arıyor.&nbsp;</p><p>Doyfarm, bu beklentilere yanıt vermek üzere geliştirdiği ürünlerini modern üretim tesislerinde özenle hazırlayarak katma değerli alternatiflere dönüştürüyor. Geleneksel tatlardan ilham alan ve güncel tüketim alışkanlıklarına uyum sağlayan ürünler, günlük hayatın temposuna eşlik eden pratik çözümler sunuyor. Markanın temel yaklaşımı, “gerçek lezzeti” güvenle sofralara taşımak.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Erzurum'un lezzet markası hedef büyüttü</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/erzurumun-lezzet-markasi-hedef-buyuttu-6217/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/erzurumun-lezzet-markasi-hedef-buyuttu-6217/</id>
<published><![CDATA[2026-07-10T11:15:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-10T11:15:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E7A712-6F3F41-A7F9F4-F45857-943ACF-B55B4D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Temelleri 1989 yılında atılan Kılıçoğlu markasının devamı niteliğindeki firma, Murat Kılıç yönetiminde Erzurum'da bulunan 10 bin metrekarelik modern üretim tesislerinde faaliyet gösteriyor.</p><p></p><p>Doğal üretim anlayışını ön planda tutan Arzen Dondurma, keçi ve inek sütünün ideal karışımıyla hazırladığı ürünleriyle dikkat çekiyor. Geleneksel salep lezzetini modern üretim teknolojisiyle bir araya getiren marka, farklı damak tatlarına hitap eden geniş ürün yelpazesi sunuyor.</p><p></p><p>Sade, kakaolu, karamelli, meyveli ve çeşnili seçeneklerden oluşan ürün gamında, doğal içeriklere öncelik veriliyor. Ürünlerde gıda boyası kullanılmazken, meyveli çeşitlerin renk ve aroması gerçek meyvelerden elde ediliyor. Kakaolu dondurmalar parça çikolata, karamelli ürünler ise badem parçacıklarıyla zenginleştirilirken; Antep fıstığı, ceviz, badem ve çikolata gibi seçenekler de çeşnili ürünler arasında yer alıyor.</p><p></p><p>Kaliteli hammadde kullanımı ve geleneksel lezzet anlayışıyla üretimini sürdüren Arzen Dondurma, Erzurum'dan doğan bu lezzeti Türkiye'nin farklı bölgelerine ulaştırmayı hedeflerken, doğal içerikli ürünleriyle sektördeki büyümesini istikrarlı şekilde devam ettiriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Getir, Dünya Çikolata Günü'nde çikolata tercihlerini açıkladı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/getir-dunya-cikolata-gununde-cikolata-tercihlerini-acikladi-1216/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/getir-dunya-cikolata-gununde-cikolata-tercihlerini-acikladi-1216/</id>
<published><![CDATA[2026-07-08T19:51:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-08T19:51:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_57D72A-18B6E6-313363-566A1E-7132E0-754E71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Her yıl 7 Temmuz'da kutlanan Dünya Çikolata Günü kapsamında Getir, kullanıcılarının 2026 yılının ilk yarısına ait çikolata tercihlerini paylaştı. Verilere göre kullanıcıların favorisi geçen yıl olduğu gibi sütlü çikolata oldu. Onu sırasıyla bitter ve beyaz çikolata takip etti. Kaplamalı gofretler ilk sıradaki yerini korurken, bar ve tablet çikolatalar da en çok tercih edilen ürün grupları arasında yer aldı.</p><p></p><p>Çikolata siparişlerinde kullanıcıların sepetlerindeki en popüler eşlikçisi ise gazlı içecekler oldu.&nbsp; Gazlı içecekleri ise doğal maden suyu takip etti.&nbsp;</p><p></p><p>Çikolata siparişlerinin favori zamanı: Cumartesi akşamı</p><p>Getir verileri, çikolata keyfinin en çok hafta sonlarında yaşandığını gösterdi. Getir ve GetirBüyük kullanıcıları en çok cumartesi günü çikolata siparişi verirken gün içinde siparişlerin zirve yaptığı saat 21.00 oldu.&nbsp;</p><p></p><p>Özel günlerde çikolata siparişi artıyor</p><p>Geçen yıl çikolata siparişlerinin zirve yaptığı gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olurken, bu yarıyılda en yoğun çikolata sipariş trafiği Sevgililer Günü öncesinde 13 Şubat’ta yaşandı. Veriler, özel günler öncesinde çikolatanın kullanıcıların en çok tercih ettiği ürünler arasında yer almaya devam ettiğini gösterdi.</p><p></p><p>Çikolata tutkunlarından rekor siparişler: En yüksek sipariş Batman’dan verildi</p><p>2026 yılının ilk yarısında çikolata siparişleri arasında dikkat çeken rekorlar da vardı. Getir’de tek seferde verilen en yüksek çikolata siparişi 325 adetle Batman’dan geldi. GetirBüyük’te ise İstanbul’da bir kullanıcı tek siparişte 360 adet çikolata sipariş etti.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kahve fiyatları 6 ayın zirvesini gördü</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kahve-fiyatlari-6-ayin-zirvesini-gordu-2744/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kahve-fiyatlari-6-ayin-zirvesini-gordu-2744/</id>
<published><![CDATA[2026-07-07T05:45:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-07T05:45:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3576BA-A221A7-F5061B-2951D9-B0EC1A-8639B5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bu yıl düşüş trendinde hareket eden kahve fiyatlarında son zamanlarda toparlanma eğilimi öne çıkıyor. Güney Amerika'daki elverişli iklim koşulları, Orta Doğu'daki gerilimler ve ABD'nin Brezilya'ya ek gümrük vergilerini kaldırması kahve fiyatlarındaki düşüşte etkili olmuştu.</p><p></p><p>ABD/İsrail-İran Savaşı'ndan dolayı artan navlun ve sigorta maliyetleri de kahve talebindeki düşüşte başı çekmişti. Kahvenin libresi bu gelişmelerle yılın ilk yarısında yüzde 15 gerilemişti. Son zamanlarda iklimsel faktörlerden dolayı küresel kahve stoklarının azalacağına ilişkin endişelerle kahve fiyatları yükselişe geçti.</p><p></p><p>Yıla 3,48 dolardan başlayan kahve fiyatları söz konusu gelişmelerin etkisiyle haziran ayında 2,38 dolara kadar geriledi. Bu seviyeden yükselişe geçen kahve fiyatları haziran ayını yüzde 11,62 artışla 2,96 dolardan tamamladı. Temmuz ayına da yükselişle başlayan kahve fiyatları dün 3,57 dolara ulaşarak 6 ayın zirvesini gördü. Kahve fiyatları 28 Ocak'ta 3,72 dolara kadar yükselmişti.</p><p></p><p>- Hava sıcaklıklarındaki yükseliş kahve ağaçlarının çiçeklenmesini engelliyor</p><p></p><p>Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, haziran ayıyla birlikte El Nino'nun başladığını, bu hava olayının özellikle Güney Amerika ve Güneydoğu Asya'da hissedildiğini belirterek, "Kahve fiyatlarındaki yükselişin en büyük nedeni Brezilya'da ve Vietnam'da hava sıcaklıklarının yükselmesi ve yağışların azalması." dedi.</p><p></p><p>Yağışlarda düşüş olduğuna da dikkati çeken Ergezen, "Havaların böyle olacağı zaten beklentiler dahilindeydi. Hem Güney Amerika'da hem de Güneydoğu Asya'da üretilen ürünlerin başında kahve geliyor. Brezilya "arabica" türü kahvede, Vietnam ise "robusta" türü kahvede dünyanın en büyük üreticileri ve ihracatçıları konumunda bulunuyor." diye konuştu.</p><p></p><p>Ergezen, bu ülkelerdeki hava sıcaklıklarındaki yükselişlerin kahve ağaçlarının çiçeklenmesini engellediğini dile getirdi.</p><p></p><p>Kahve ağaçlarının çiçeklenmesinin azalmasının rekoltede düşüş olacağı anlamına geldiğine işaret eden Ergezen, "Bu beklentilerden dolayı kahve fiyatlarında yükseliş olduğunu görüyoruz. El Nino etkisinin 2027'nin ilk çeyreğine kadar devam etmesi bekleniyor. Bu da gelecek sezon için kahve fiyatlarında beklentileri yükseltiyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Ergezen, bu sebeple kahve tarafında para girişinin olduğunu, ETF'ler üzerinden kahve pozisyonlarının arttığını vurgulayarak, bu durumun da fiyatlarda toparlanmayı sağladığını kayd</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">L'aube Patisserie'den yaz buluşmalarına tatlı bir davet</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/laube-patisserieden-yaz-bulusmalarina-tatli-bir-davet--6181/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/laube-patisserieden-yaz-bulusmalarina-tatli-bir-davet--6181/</id>
<published><![CDATA[2026-07-06T16:29:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-06T16:29:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6C2E86-1B9813-EC4748-B3BA57-A15DEA-823298.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>L’aube, Fransız pastacılığından ilham alan tatlıları ve özenle hazırlanan kahveleriyle yaz buluşmalara eşlik ediyor. Günün ilk kahvesinden akşamüstü sohbetlerine kadar uzanan farklı anlarda, her tabak ve her bardak paylaşmanın keyfini tamamlayan bir detay haline geliyor. Marka, günlük üretim anlayışı ve el işçiliğini merkeze alan yaklaşımıyla, lezzeti birlikte geçirilen zamanın doğal bir parçası olarak sunuyor.</p><p>Sohbetin Yanına Yakışan Tatlar</p><p>L’aube’un tatlı seçkisinde yer alan LouLou, çilekli mus, fesleğenli dolgu ve çikolatalı crunch ile mevsimin canlı karakterini yansıtırken; Citron, limonun ferah aromasıyla sıcak günlerde hafif bir alternatif sunuyor. Angelina, akışkan vişne dolgusu ve mascarpone vanilya kremasıyla meyvenin canlılığını kremsi dokularla buluşturuyor. D’or ise orman meyveleri ve vanilyanın dengeli birlikteliğini bademli çıtır kek katmanlarıyla tamamlıyor. Fıstık tutkunları için hazırlanan Pistachio ile glutensiz alternatif arayanlara hitap eden Epure de yaz boyunca farklı damak zevklerine cevap veren seçenekler arasında yer alıyor.</p><p>Kahveyle Tamamlanan Yaz Molaları</p><p>L’aube’da tatlı kadar kahve de yaz buluşmalarının vazgeçilmez eşlikçilerinden biri olmaya devam ediyor. Özenle hazırlanan kahveler, tatlı seçkisini tamamlayarak günün farklı saatlerinde misafirlerin bir araya geldiği anlara eşlik ediyor. Böylece kısa bir kahve molası da uzun bir sohbet de aynı masada kendine yer buluyor.</p><p>L’aube’da tatlı ve kahve, yalnızca menünün iki ayrı parçası değil; birlikte geçirilen zamanı daha keyifli hale getiren ortak bir ritüelin tamamlayıcısı olarak öne çıkıyor. Yaz boyunca Çengelköy ve Emaar Square AVM şubelerinde misafirlerini ağırlayan L’aube Patisserie, günün her saatinde buluşmaları güzelleştiren tatlarıyla, paylaşmanın en lezzetli haline ev sahipliği yapmayı sürdürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk gıda sektörü ABD pazarının kapısını araladı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-gida-sektoru-abd-pazarinin-kapisini-araladi-928/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-gida-sektoru-abd-pazarinin-kapisini-araladi-928/</id>
<published><![CDATA[2026-07-05T15:07:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-05T15:07:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF9824-A8A015-374815-88750D-46BD18-17BC16.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şekerli, kakaolu ve unlu mamuller başta olmak üzere katma değerli gıda ürünlerinin ABD pazarına açılmasında önemli bir platform olarak görülen Summer Fancy Food Show 2026'ya Türk firmaları damga vurdu. Fuarda sergilenen ürünler büyük beğeni toplarken, Türk firmaları dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel alıcılarla bir araya gelerek yeni ticaret bağlantıları kurma fırsatı yakaladı.</p><p>"ABD PAZARI HER YIL DAHA DA BÜYÜYOR "</p><p>Fuarı değerlendiren İHBİR Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Taş, Summer Fancy Food Show'un Türk gıda sektörü açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. ABD'nin özellikle şekerli, kakaolu ve unlu mamuller açısından en önemli ihracat pazarlarından biri olduğuna dikkat çeken Taş, son yıllarda bu pazarda dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakalandığını belirtti.</p><p>Taş, "Summer Fancy Food Show, özellikle şekerli, kakaolu ve unlu mamuller grubunun ABD pazarına giriş kapısı niteliğinde. Fuar, her geçen yıl daha da önem kazanıyor. Son 10 yıllık ortalamaya baktığımızda, bu ürün grubunda ABD pazarına ihracatımız yıllık yüzde 15 ila 20 arasında büyüyor. Bu performans da fuara olan ilgiyi her yıl artırıyor." dedi.</p><p>TÜRKİYE’DEN 78 FİRMA FUARDA YER ALDI</p><p>Bu yıl fuarda Türkiye’den toplam 78 firma yer aldı. Birliğimiz tarafından yürütülen “İHBİR Şekerli Mamuller ve Pastacılık Sektörleri İhracat Atılımı UR-GE Projesi” kapsamında 13 üye firma ile stantlı fuar katılımı gerçekleştirildi. Birliğimiz Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Taş ve Murat Reka, fuar boyunca firmalarımızla gerçekleştirdikleri ikili görüşmelerde pazar değerlendirmelerinde bulundu. Ayrıca, Türk firmalarını fuarda güçlü bir şekilde temsil ettikleri için katılımcılara teşekkür etti.</p><p></p><p></p><p>Taş, “Birliğimiz olarak üyelerimizin uluslararası fuarlarda yer almasını ve yeni pazarlara açılmasını desteklemeye devam ediyoruz. Bizim için önemli olan, Türk ürünlerinin bu platformlarda mümkün olan en güçlü şekilde temsil edilmesidir.” ifadelerini kullandı.</p><p>TÜRK ÜRÜNLERİNE YOĞUN İLGİ</p><p>Fuarda Türk firmalarının gerçekleştirdiği görüşmelerin son derece verimli geçtiğini belirten Taş, katılımcı firmalardan aldıkları geri bildirimlerin oldukça olumlu olduğunu söyledi.</p><p>Taş, "Katılımcı firmalarımızın tamamına yakınıyla görüştük. Hepsi, çok önemli alıcılarla bir araya geldiklerini ve verimli ticari görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bu tablo, Türk ürünlerine yönelik ilginin her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor." dedi.</p><p>HEDEF 1 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT</p><p>ABD'nin Türk gıda sektörü açısından yalnızca büyük bir pazar değil, aynı zamanda istikrarlı bir ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Taş, bu pazardaki büyümenin sektör ihracatına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p><p>İHBİR'in ABD'ye gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık 380 milyon dolar, Türkiye'nin ABD'ye toplam gıda ihracatının ise 1,44 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Taş, şöyle konuştu:</p><p>"ABD'ye ihracatımızın artması, sektörümüzün genel ihracatına da doğrudan katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda daha istikrarlı ve öngörülebilir pazarlarda büyümek, ihracatçılarımız açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Önümüzdeki 3-4 yıllık süreçte şekerli, kakaolu ve unlu mamuller grubunda ABD'ye 1 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyoruz."</p><p>TURQUALİTY İLE TÜRK ÜRÜNLERİNİN TANITIMI GÜÇLENİYOR</p><p>Amerikalı tüketicilerin Türk ürünlerini tanıdığını ancak bu bilinirliğin daha da artırılması gerektiğini belirten Taş, Turquality programı kapsamında yürütülen tanıtım çalışmalarının bu hedefe önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p><p>Miami'de başlayan tanıtım kampanyası kapsamında Türk mutfağının simge ürünlerinin öne çıkarıldığını ifade eden Taş, "Lokum, baklava, helva ve Türk kahvesi gibi kültürümüzle özdeşleşen ürünlerimiz için kapsamlı bir tanıtım kampanyası yürütülüyor.</p><p>Billboardlardan toplu taşıma araçlarına kadar farklı mecralarda gerçekleştirilen bu çalışmalar sayesinde Türk gıda ürünlerinin ABD pazarındaki bilinirliğini daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Golda Gıda halka arzı yoğun ilgiyle tamamlandı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gida-halka-arzi-yogun-ilgiyle-tamamlandi-2440/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gida-halka-arzi-yogun-ilgiyle-tamamlandi-2440/</id>
<published><![CDATA[2026-07-05T14:34:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-05T14:34:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59CD92-F589E3-CC5F5C-805217-E37E02-600A50.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Makarnadan una, irmikten bakliyata, bisküviden gofrete kadar geniş ürün yelpazesi ile gıda sektöründe faaliyet gösteren Bera Holding iştiraki Golda Gıda’nın halka arz sonuçları açıklandı. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde 1-2 Temmuz 2026 tarihlerinde pay başına 9,20 TL fiyatla gerçekleşen halka arzın büyüklüğü yaklaşık 805 milyon TL, halka açıklık oranı ise yüzde 35 oldu.&nbsp;</p><p>Borsa İstanbul tarafından paylaşılan verilere göre; halka arzda toplam filtre edilmemiş veriler baz alındığında 760.095 adet emir ile satışa sunulan adedin 2,2 katına tekabül eden 192.786.258 adet nominal değerli paylar karşılığında 1.773.633.574 TL tutarlı talep geldi. Dağıtım sonucunda 749.674 adet yatırımcıya 87.449.998 TL nominal değerli payların satışı gerçekleştirildi.</p><p>“Türk gıda sanayini uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil etmeyi hedefliyoruz”</p><p>Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan, halka arz sürecinin başarıyla tamamlanmasından büyük bir mutluluk ve gurur duyduklarını vurgulayarak, bu süreçte şirketin geleceğine ve büyüme potansiyeline güvenerek ortak olan tüm yatırımcılara teşekkürlerini iletti.&nbsp;</p><p>Halka arzdan elde edilecek fonun ağırlıklı bölümünü yeni yatırımlarda değerlendirmeyi planladıklarını belirten Doğan, halka arz sonrası hedeflerini şöyle aktardı:&nbsp;</p><p>”Golda Gıda olarak halka arz gelirinin yüzde 50-60’lık bölümünü; makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi hatlarına yapılacak ilave kapasite artırımları ve modernizasyon yatırımlarında kullanacağız. Kalan kısmını ise temel faaliyet konumuz olan un, makarna, irmik ve bakliyat üretimi için hammadde temininde, işletme sermayesi ihtiyacı için değerlendirmeyi planlıyoruz. Halka arz gelirini, şirketimizin sürdürülebilir büyümesini destekleyecek yatırımlarda kullanarak, paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratmayı amaçlıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde üretim kapasitemizi artırırken, verimlilik ve kalite standartlarımızı da daha üst seviyelere taşıyacağız. Anadolu’nun bereketli topraklarından elde edilen buğdayı, modern üretim anlayışımızla katma değeri yüksek ürünlere dönüştürerek hem iç pazarda hem de yurt dışı pazarlarda büyümemizi sürdürmeyi planlıyoruz. Hedefimiz; yalnızca kapasite artışı sağlamak değil, Türk gıda sanayisini uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil eden, sürdürülebilir büyümeyi esas alan küresel bir marka haline gelmek.”&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bosphorus Grill ile yazın keyfi damaklarda</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bosphorus-grill-ile-yazin-keyfi-damaklarda--8133/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bosphorus-grill-ile-yazin-keyfi-damaklarda--8133/</id>
<published><![CDATA[2026-07-04T17:01:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-04T17:01:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_798888-BDCB48-4C1FAF-4A8B3B-D2A742-728226.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gün batımından itibaren İstanbul’un büyüleyici manzarasına karşı sunduğu rafine akşam yemeği deneyimiyle öne çıkan Bosphorus Grill, Boğaz’ın ışıkları eşliğinde lezzet tutkunlarını ağırlıyor. Benzersiz konumu, keyif veren atmosferi ve leziz yemekleriyle Bosphorus Grill’in yeni sezon menüsü; Ege ve Akdeniz mutfağının karakteristik lezzetlerinden ilham alıyor. Mevsim sebzeleriyle buluşan aromatik tatlarla birleşen hafif başlangıçlar, mezeler ve deniz ürünleri gibi paylaşım tabakları şeflerin modern yorumlarıyla damakları lezzetlendiriyor. Ana yemeklerde; deniz ürünlerinden özenle hazırlanan et seçeneklerine uzanan menü, farklı damak zevklerine hitap eden zengin bir seçki sunuyor. Tatlı menüsünde ise geleneksel tatların çağdaş dokunuşlarla yeniden yorumlandığı seçenekler ve mevsimin ferah aromalarını öne çıkaran lezzetler yer alıyor.</p><p></p><p>Cuma ve cumartesi günleri canlı müzik performansı ile Bosphorus Grill deneyimi geceye ritim katıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Dileyen konuklar Bosphorus Grill’e, kara yoluna ek olarak restoranın hemen önünde bulunan iskeleden tekne ile konforlu bir şekilde ulaşabiliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Altun Gıda, entegre gıda vizyonunu güçlendiriyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/altun-gida-entegre-gida-vizyonunu-guclendiriyor-3545/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/altun-gida-entegre-gida-vizyonunu-guclendiriyor-3545/</id>
<published><![CDATA[2026-07-04T14:23:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-04T14:23:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF669E-3F2E0A-2A2813-1B3061-5268C1-6DF146.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Temelleri 1938 yılında atılan Seğmen Kardeşler Gıda Üretim ve Ambalaj Sanayi A.Ş.’nin %74,85 oranındaki paylarının Altun Gıda, GMS Yatırım Holding ve Ümit Gümüş’e devrine yönelik sürecin Rekabet Kurumu’ndan gerekli onayın alınmasının ardından iki aşamalı sonuçlandırılması kararı verilmiştir.&nbsp;</p><p></p><p>Yatırımın 30 Haziran 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1.aşamasında Altun Gıda A.Ş.’ye 30.000.000 TL nominal A grubu ve 14.750.000 TL nominal B grubu; GMS Yatırım Holding A.Ş.’ye ise 5.000.000 TL nominal A grubu ve 39.750.000 TL nominal B grubu payları iktisap etti. İşlem kapsamında Altun Gıda ve GMS Yatırım Holding %71,056 oy hakkına ulaşarak Seğmen Kardeşler Gıda Üretim ve Ambalaj Sanayi A.Ş ‘nin yönetim kontrolünü elde etti. 2.aşamada ise GMS Yatırım Holding A.Ş. 1.000.000 TL nominal A grubu ve 16.632.610 TL nominal B grubu, Ümit Gümüş ise 26.850.000 TL nominal B grubu payları iktisap edecek.&nbsp;</p><p></p><p>Söz konusu satın alma, Altun Gıda’nın uzun vadeli büyüme stratejisi, sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımı ve küresel ölçekte entegre bir gıda şirketi olma vizyonu doğrultusunda atılmış önemli bir stratejik adım olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p>Markalı gıdada stratejik genişleme</p><p>“Doğadan Hayata, Tarımla” yaklaşımı doğrultusunda kalite, güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji odağında büyümesini sürdüren Altun Gıda bu yatırımla birlikte, yaş meyve ve sebze odaklı faaliyet alanını paketli gıda kategorilerinde çeşitlendirmeyi hedefliyor. Böylece şirket, ihracattaki güçlü konumunu markalı ürünlerle iç pazara taşıyarak bu alanda da faaliyet göstermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda Seğmen Kardeşler Gıda'nın marka portföyünün uluslararası pazarlara daha etkin şekilde taşınması ve yeni coğrafyalarda konumlandırılması planlanıyor. Uzun vadede ise Türk gıda markalarının küresel pazarlardaki görünürlüğünün, erişiminin ve rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>“Global ölçekte entegre gıda şirketi için adım”</p><p>Rekabet Kurulu onayının ardından açıklama yapan Altun Gıda Yönetim Kurulu Başkan Vekili Anıl Altun “Bu satın alma uzun vadeli stratejik büyüme planımızın önemli bir kilometre taşını oluşturuyor. Seğmen Kardeşler Gıda, reçel kategorisindeki güçlü konumunun ötesinde; sağlıklı atıştırmalık, baharat, dondurulmuş meyve ve draje gibi yüksek büyüme potansiyeli taşıyan geniş ürün gamıyla önemli bir portföy çeşitliliğine sahip. Bu yatırımın yalnızca belirli bir ürün kategorisine değil; global ölçekte entegre, yüksek katma değerli ve çok kategorili bir gıda ekosistemi inşa etme vizyonumuzun stratejik bir parçasıdır. Anlaşma kapsamında Seğmen Kardeşler Gıda’nın yönetim süreçlerini Altun Gıda liderliğinde yürüteceğiz. Seğmen Kardeşler Gıda’nın marka gücü ile Altun Gıda’nın uluslararası tedarik ve ihracat altyapısının birleşimi, farklı pazarlarda ölçeklenebilir büyüme ve daha geniş bir dağıtım ağı oluşturulması açısından önemli fırsatlar sunacağına inanıyoruz” dedi.</p><p></p><p>Tek çatıda güçlü yapı</p><p>Entegrasyon sürecinin iki şirketin güçlü yönlerini tek bir yapı altında birleştirecek şekilde yönetileceğini belirten Anıl Altun, sözlerine şöyle devam etti: “Öncelikli odak alanlarımızdan biri, Altun Gıda’nın ihracat ağı, entegre tedarik zinciri altyapısı ve teknoloji odaklı üretim kabiliyetlerini Seğmen Kardeşler Gıda operasyonlarına entegre etmek. Bu sayede, Seğmen Kardeşler Gıda’nın mevcut marka gücünü korurken operasyonel verimliliği artırmayı ve pazar erişimini daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Sürece ilişkin gelişmeleri, ilgili mevzuat çerçevesinde kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.”</p><p></p><p>Üretim gücü ile marka değerini buluşturan yatırım</p><p>1981 yılında Hatay’da kurulan Altun Gıda, yaş meyve ve sebze üretimi, ihracatı ve lojistik alanlarında uçtan uca entegre iş modeliyle faaliyet gösteriyor. Narenciye bahçeleri ve jeotermal sera yatırımlarını kapsayan toplam 3,3 milyon m²’lik üretim alanı ve güçlü tedarik altyapısıyla şirket, operasyonel yetkinliğini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Bugün Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Kuzey Amerika, Orta Doğu, Uzak Doğu ve Afrika’yı kapsayan geniş coğrafyada, 5 kıtada 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Altun Gıda, global pazarlardaki güçlü konumunu sürdürülebilir büyüme vizyonuyla pekiştiriyor. 88 yıllık geçmişe sahip Seğmen Gıda, reçel kategorisinin yanı sıra; baharat, donmuş meyve, draje, kuru meyve ve farklı gıda kategorilerine yayılan geniş ürün portföyüyle Türkiye’nin çok kategorili köklü gıda markaları arasında yer alıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Saray mutfağı Alibaba Lokantası'nda buluştu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saray-mutfagi-alibaba-lokantasinda-bulustu-4445/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saray-mutfagi-alibaba-lokantasinda-bulustu-4445/</id>
<published><![CDATA[2026-07-04T10:58:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-04T10:58:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_57A18E-6CE86A-A9D3FC-B411F3-6B581D-5F42B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p> İşlenmiş gıdalardan oluşan fast food ürünler içeriğinde yüksek oranda sodyum, doymuş ve trans yağlar, rafine tahıllar, basit karbonhidratlar ve şekere ek olarak yapay koruyucular bulundurur. Bu nedenle fast food ürünler sağlık açısından olumsuz birçok etkiyi de beraberinde getirir. Fast food yiyeceklerin yüksek kalori içeriğine rağmen besin değerleri de oldukça düşüktür.</p><p></p><p>Bunun sonucunda bilişsel işlevlerde gerileme, hafıza ve öğrenme bozuklukları meydana gelebilir. Aynı zamanda aşırı fast food tüketimi alzheimer ve demans gibi hastalıkların oluşmasında da etkilidir. Türk insanı artık fast food yiyecekler yerine ev yemeklerini tercih etmeye başladı. 30 yıldır fast food yiyeceklere karşı duran Ali Baba Esnaf Lokantası Osmanlı Mutfağını günümüze taşıyarak çocuklara ve gençlere de Türk yemeklerini sevdirmeyi başardı.</p><p></p><p>FAST FOOD’A KARŞI OTANTİK TÜRK YEMEKLERİ</p><p></p><p>45 yıllık deneyime sahip Mengen Şef Ramazan usta ve ekibi tarafından saray mutfağının eşsiz yemek ve tatlılarını İstanbul halkı ile buluşturuyor. Ali Baba Esnaf Lokantası’nın sahibi Ali Durucan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Osmanlı saray mutfağından Anadolu'nun bereketli sofralarına, Ege'nin zarif lezzetlerini tek bir adreste buluşturduk. Bizim mutfağımızın çeşidi ve tadına hiçbir ülkenin lezzeti yetişemez. Fast food yiyeceklere karşı yıllarca direndik ve emeğimizin karşılığını aldık. İstanbul’un Üsküdar İlçesinde bulunan lokantamızda 45 çeşit yemeğimiz, tatlılarımız ve içeceklerimizle her gün müşterilerimize saray mutfağının yanı sıra yöresel yemeklerimizi İstanbul halkının yanı sıra turistlerle de buluşturuyoruz. Yemeklerimizin ve tatlılarımızın her malzemesi özenle seçilerek en taze şekilde müşterilerimizin beğenisine sunuluyor. Bizim için her şeyden önemlisi halk sağlığı”</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bebek bisküvisinde Türkiye satışlarının yarıdan fazlası Sakarya'dan</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bebek-biskuvisinde-turkiye-satislarinin-yaridan-fazlasi-sakaryadan-8755/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bebek-biskuvisinde-turkiye-satislarinin-yaridan-fazlasi-sakaryadan-8755/</id>
<published><![CDATA[2026-07-04T09:34:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-04T09:34:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D013F7-7E8C99-3314C2-6C0AD9-1939C0-AF09D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Trendyol verileri Anadolu'nun üretim gücünün dijitalleşmeyle birlikte yeni pazarlara açıldığını ortaya koyarken, Sakarya özellikle anne-bebek, eğitim ve ev-yaşam kategorilerinde gösterdiği performansla Türkiye'nin öne çıkan e-ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Trendyol'un güncel verileri, şehrin yalnızca üretim gücüyle değil, dijital ticaretteki etkinliğiyle de öne çıktığını ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Satılan her 2 bebek bisküvisinden 1'i Sakarya'dan</p><p>Sakarya, anne-bebek kategorisindeki üretim ve satış gücüyle Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri konumunda. Trendyol verilerine göre, Türkiye genelindeki bebek bisküvisi siparişlerinin yüzde 55,6'sı Sakaryalı satıcılar tarafından karşılanıyor. Kaşık mamasında bu oran yüzde 36,3, bebek çorbasında yüzde 33,6 oranında. Bebek ek besinlerinde ise Türkiye genelindeki siparişlerin yüzde 24,1'i Sakaryalı satıcılardan geliyor.</p><p></p><p>Şehir yalnızca anne-bebek kategorisinde değil, ev ve yaşam alanında da güçlü bir performans sergiliyor. İç cephe boyası kategorisinde Türkiye genelindeki satışların yüzde 27,6'sını karşılayan Sakaryalı satıcılar, farklı kategorilerdeki üretim kapasitesini e-ticarete başarıyla taşıyor.</p><p></p><p>En çok satılan ilk 100 üründe çeşitlilik dikkat çekiyor</p><p>Sakaryalı satıcıların en çok tercih edilen ürünleri arasında ders ve yardımcı kitaplar, bebek ek besinleri, dekorasyon ürünleri ve bahçe ürünleri yer alıyor. İlk 100 ürün incelendiğinde ortaya çıkan tablo, Sakarya'nın yalnızca belirli kategorilerde uzmanlaşan bir şehir olmadığını; günlük yaşamın farklı ihtiyaçlarına cevap veren geniş ve çeşitlenmiş bir üretim ve ticaret ekosistemine sahip olduğunu gösteriyor.</p><p></p><p>SATSO: Dijital ticaret, Sakarya'nın rekabet gücünü artırıyor</p><p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, dijital ticaretin işletmeler için artık yalnızca bir satış kanalı değil, küresel pazarlara açılmanın en önemli araçlarından biri haline geldiğini belirtti. Altuğ, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Sakarya, üretim gücü, sanayi altyapısı ve ihracat performansıyla ülkemizin lokomotif şehirlerinden biridir. Bugün gördüğümüz bu veriler, üreticilerimizin dijital ticarete uyum sağlama konusunda da önemli bir başarı yakaladığını gösteriyor. Şehrimizde üretilen katma değerli ürünlerin dijital platformlar aracılığıyla milyonlarca tüketiciye ulaşması, Sakarya ekonomisi açısından kıymetlidir."</p><p></p><p>E-ticaretin özellikle KOBİ'ler için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Altuğ, SATSO olarak bu alandaki çalışmalara kararlılıkla devam ettiklerini ifade etti: "Üyelerimizin dijital dönüşüm süreçlerini desteklemeyi, e-ticaret ve özellikle e-ihracat yetkinliklerini geliştirmeyi stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Eğitim programları, bilgilendirme toplantıları, iş birlikleri ve yeni projelerle firmalarımızın dijital pazarlarda daha güçlü yer almasını hedefliyoruz. Çünkü artık rekabet yalnızca üretmekle değil, doğru kanallarda doğru müşteriye ulaşabilmekle mümkün oluyor."</p><p>E-ticaretin, ihracatın tabana yayılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan SATSO Başkanı Altuğ, Sakarya'nın üretim kültürünü dijital kanallarla birleştirerek küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını söyledi: "Sakarya'nın sanayi ve üretim başarısını dijital ticaret ve e-ihracatta da aynı seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Özellikle KOBİ'lerimizin sınır ötesi e-ticarete yönelmesi, markalaşması ve yüksek katma değerli ürünlerini dünyanın farklı pazarlarına ulaştırması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sakarya'nın üretim gücü ile dijital ticaretin sunduğu fırsatlar birleştiğinde ilimizin ekonomik potansiyelinin çok daha ileri seviyelere taşınacağına inanıyoruz."</p><p></p><p>İstanbul'dan Muğla'ya uzanan satış ağı</p><p>Trendyol üzerinden Türkiye'nin dört bir yanına ulaşan Sakaryalı satıcılar, İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından en yoğun satışlarını Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya, Muğla, Tekirdağ, Gaziantep ve Balıkesir'e gerçekleştiriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kurukahveci Mehmet Efendi'den kültürlerarası söyleşi seris</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurukahveci-mehmet-efendiden-kulturlerarasi-soylesi-seris-3566/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurukahveci-mehmet-efendiden-kulturlerarasi-soylesi-seris-3566/</id>
<published><![CDATA[2026-07-03T02:48:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-03T02:48:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EDED96-5C0190-1137C3-E25281-B1CA54-13388C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avro ve dolar cinsinden 1, 2 ve 3 yıl vadeli dilimlerden oluşan işlem kapsamında 830 milyon dolar tutarında kaynak sağlanırken, sendikasyon kredisi yüzde 129 yenileme oranıyla sonuçlandı. İşleme 9'u ilk kez olmak üzere toplam 32 uluslararası banka katıldı.</p><p>Uluslararası finans piyasalarında jeopolitik risklerin ve finansman maliyetlerindeki dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde tamamlanan işlem, uluslararası finans kuruluşlarının Türk Eximbank'a ve Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme perspektifine duyduğu güvenin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.</p><p>Söz konusu kaynak, üretim, yatırım ve istihdama katkı sağlayan reel sektörde faaliyet gösteren ihracatçı firmaların finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandırılacak.</p><p>- 2026'da toplam dış kaynak tutarı 5,1 milyar dolara yükseldi</p><p>Türk Eximbank, yılın başından bu yana uluslararası kredi ve sermaye piyasalarındaki etkin fonlama stratejisini sürdürerek toplam dış kaynak tutarını 5,1 milyar dolara yükseltti. Banka, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman yapısıyla ihracatçılara daha rekabetçi kaynak sağlamayı sürdürürken, Türkiye'nin ihracat hedeflerine katkı sunan en önemli finans kuruluşlarından biri olmayı sürdürüyor.</p><p>Bununla birlikte, sendikasyon kredisinin 1 yıl vadeli bölümü sürdürülebilirlik bağlantılı olarak yapılandırıldı. Çevre dostu ürün ihracatı gerçekleştiren KOBİ'ler ile ihracatçı kadın girişimcileri de destekleyen Türk Eximbank, ihracat finansmanını yalnızca ekonomik büyümenin değil, yeşil dönüşümün, kapsayıcı kalkınmanın ve sürdürülebilir üretimin de önemli araçlarından biri haline getirmeyi hedefliyor.</p><p>- “Sağladığımız kaynakları ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz"</p><p>Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, konuya ilişkin değerlendirmesinde küresel piyasalarda yaşanan belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen sonucun uluslararası finans kuruluşlarının Türk Eximbank'a duyduğu güveni açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.</p><p>Uluslararası finans piyasalarında en değerli faktörün yatırımcıların güven duyduğu kurumlar arasında yer alabilmek olduğuna dikkati çeken Güney, "Yüzde 129 yenileme oranıyla tamamladığımız bu işlem ve işleme katılan 9 yeni uluslararası banka, Türk Eximbank'ın güçlü bilançosuna, etkin risk yönetimine ve Türkiye'nin üretim gücüne duyulan güvenin somut bir göstergesidir. Bu güven, ihracatçılarımızın uluslararası rekabet gücünü destekleyen stratejik bir finansman kapasitesine dönüşmektedir." açıklamalarında bulundu.</p><p>Güney, 2026'nın başından bu yana uluslararası kredi ve sermaye piyasalarından sağladıkları toplam kaynağın 5,1 milyar dolara ulaştığını hatırlattı.</p><p>Söz konusu kaynağın yalnızca finansal büyüklüğü ifade etmediğini belirten Güney, şunları kaydetti:</p><p>"Bu kaynak, ihracat yapan firmalarımızın yeni pazarlara açılmasını, yüksek katma değerli üretimin finansmanını ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini destekleyen uzun vadeli bir kalkınma yatırımını temsil ediyor. Sürdürülebilirlik bağlantılı yapısıyla öne çıkan bu işlem de yeşil dönüşümü, KOBİ'leri ve kapsayıcı ihracatı önceleyen finansman yaklaşımımızın önemli bir parçasıdır. Türk Eximbank olarak uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynakları ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak şekilde ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz."</p><p></p><p>155 yıllık köklü geçmişiyle Kurukahveci Mehmet Efendi, Türk kahvesi kültürünü “Kahve Ötesi” serisi ile doğdukları topraklardan uzakta yaşayan kahveseverlerle paylaşıyor. Kahve Ötesi'nin sunuculuğunu markanın yurtdışı marka elçiliğini yürüten Brodie Vissers üstleniyor. Kahve Ötesi serisinde sohbetlerin vazgeçilmezi Türk kahvesi eşliğinde yurtdışında kök salmış Türk girişimciler ve sanatçılar ile Türkiye'yi kendi memleketi olarak benimsemiş yaratıcılar ile bir araya gelerek kültürel üretim, girişimcilik, sanat ve yaratıcılık gibi konularda ilginç sohbetler gerçekleştiriliyor.</p><p>Türk kahvesiyle kültür köprüsü</p><p>Kahve Ötesi serisinde günümüz küresel kültürün genç temsilcileri, kendi işleriyle ilgili deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları ve tavsiyelerini paylaşırken, kültürün sınır ötesindeki halini tartışıyorlar. Kurukahveci Mehmet Efendi, “Kahve Ötesi” video serisinde Türk kahvesi ritüeli eşliğinde dünyanın farklı ülkelerindeki özgün başarı ve yaratıcılık öykülerini sınır ötesine taşıyor. Kahve Ötesi serisindeki sohbetler renkli konukların ilham verici hikâyeleri etrafında şekilleniyor: Berlin’de Türk kilimleri satan genç bir kadın girişimci, Londra’nın en iyi lokantaları arasında sayılan bir tantuni lokantası sahibi, İstanbul’da kahve gereçleri üreten Kanadalı bir tasarımcı, Meksikalı bir YouTube içerik yaratıcısı ve daha niceleri.&nbsp;&nbsp;</p><p>Kurukahveci Mehmet Efendi Genel Müdürü Tuncer Akgün “Kahve Ötesi” serisi ile ilgili; “Kahve ritüeli kültürümüzde misafire gösterilen sevgi ve saygının işaretidir. Kurukahveci Mehmet Efendi olarak bir buçuk asırdır değişmeyen özenimiz ile Türk kahvesini Türkiye’de olduğu gibi dünyanın 60 ülkesinde sofralara ve dost sohbetlerine taşımaya devam ediyoruz. Yurtdışı marka elçimiz Brodie Vissers ile sunduğumuz “Kahve Ötesi” video serisinin gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında ilgiyle izleneceğini düşünüyoruz. Türk kahvesinin son yıllarda Batılı genç kahve meraklıları tarafından benimsenmeye, yurtdışı tanıtım girişimlerimizin meyve vermeye başladığını memnuniyetle gözlemliyoruz. Kahve Ötesi serisi de bu girişimlerimizin bir parçasıdır.” dedi.</p><p>Kurukahveci Mehmet Efendi tarafından hayata geçirilen, çekimleri İstanbul, Berlin, Londra ve Barselona’da gerçekleştirilen “Kahve Ötesi” video serisine markanın resmi YouTube kanalı üzerinden ulaşılabilir.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dardanel'in yenilikçi ton poşetleri Walmart Kanada raflarında</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dardanelin-yenilikci-ton-posetleri-walmart-kanada-raflarinda-1588/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dardanelin-yenilikci-ton-posetleri-walmart-kanada-raflarinda-1588/</id>
<published><![CDATA[2026-07-03T02:19:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-03T02:19:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4841B4-EF4EFD-87494A-8EFAEF-7E687A-3558CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın en büyük perakende zincirlerinden Walmart Kanada’da listelenmeye başlayan Dardanel, küresel büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir adım daha attı. Bu gelişme, Dardanel’in ihracat coğrafyasını genişletme hedeflerinin yanı sıra Türk gıda sektörünün katma değerli ürünlerle uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü de ortaya koyuyor.</p><p>Walmart Kanada raflarında yerini alan Dardanel Ton Poşet ailesi, Dardanel’in Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarıyla geliştirdiği ürünlerin uluslararası pazarlarda gördüğü karşılığın somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Zeytinyağlı Ton Poşet, Füme Ton Poşet ve Jalapenolu Ton Poşet çeşitleri artık Kanada’daki tüketicilerle buluşuyor.&nbsp;</p><p>Katma Değerli Ürünlerle Küresel Rekabet Gücü</p><p>Türkiye'de yalnızca Dardanel tarafından üretilen Ton Poşet ailesi, balık tüketimini daha pratik hale getiren özgün formatı ve yenilikçi ambalaj teknolojisiyle öne çıkıyor. Açıldığı anda tüketime hazır olan ürünler kolayca tüketilebiliyor. Yüksek protein ve Omega-3 içeriğiyle sağlıklı beslenmeyi destekleyen Dardanel Ton Poşetler, yoğun yaşam temposuna uygun, lezzetli ve besleyici bir öğün alternatifi sunuyor.</p><p>İnce, hafif ve kolay taşınabilir yapısıyla her an ve her yerde balık tüketme imkânı sağlayan ürün ailesi, Dardanel’in katma değer yaratan ürün geliştirme vizyonunu da yansıtıyor. Değişen tüketici ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunan marka, bu ürün grubuyla küresel pazarlardaki sürdürülebilir büyüme hedeflerini desteklemeyi sürdürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İDMA İstanbul 2026 sona erdi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/idma-istanbul-2026-sona-erdi-5865/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/idma-istanbul-2026-sona-erdi-5865/</id>
<published><![CDATA[2026-07-02T07:43:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-02T07:43:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A486CE-DE759A-833F18-EBE237-F6B0F4-83F062.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>25-27 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen İDMA İstanbul 2026, üç gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. Un, yem, mısır, irmik, pirinç, bulgur, bakliyat, makarna ve bisküvi teknolojileri başta olmak üzere tahıl ve gıda işleme sektörünün tüm paydaşlarını buluşturan fuar; uluslararası iş birlikleri, teknoloji lansmanları ve yatırım görüşmeleriyle sektörün geleceğine yön verdi.</p><p>1 milyar dolara yakın ihracata zemin hazırlandı</p><p>120'den fazla ülkeden gelen 8 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan organizasyonda, 200'ün üzerinde marka en yeni teknolojilerini sergilerken, düzenlenen binlerce ikili iş görüşmesi sonucunda yaklaşık 1 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılmasına katkı sağlayan anlaşmalar gerçekleştirildi. Fuarda, 60'tan fazla ülkeden satın alma heyetleri ve resmi delegasyonlar katılımcı firmalarla bir araya gelirken, ihracat odaklı yeni iş birlikleri ve uzun vadeli ticari ortaklıkların temelleri atıldı.&nbsp;</p><p>İDMA Global Grain &amp; Milling Forum’da yerli ve yabancı konuşmacılar yer aldı&nbsp;</p><p>Bu yıl İDMA Fuarında İDMA Global Grain &amp; Milling Forum da gerçekleştirildi. Forum kapsamındaki oturumlarda gıda güvenliği, yapay zekâ destekli üretim, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve küresel tahıl ticaretinin geleceği önde gelen uzmanları tarafından değerlendirildi. Forum boyunca yerli ve yabancı pek çok önemli konuşmacı ilgiyle takip edildi. TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal ile TUSAF Başkanı Mesut Çakmak hem açılışta hem de Forum’da birer konuşma yaparak sektörlerin durumlarını analiz ettiler, beklentileri dile getirerek gelecek vizyonlarını anlattılar.&nbsp;</p><p>Türkiye’nin bu ekosistemdeki öncülüğü çok kıymetli</p><p>HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan “İDMA İstanbul 2026, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir fuar değil; ülkeler arasında ticaret köprülerinin kurulduğu, yeni yatırımların şekillendiği ve sektörün geleceğinin konuşulduğu küresel bir iş platformu olduğunu bir kez daha kanıtladı. Üç gün boyunca gerçekleşen yoğun ziyaretçi trafiği, binlerce iş görüşmesi ve kurulan yeni ticari ortaklıklar, Türk değirmencilik teknolojileri sektörünün uluslararası gücünü açıkça ortaya koydu. Bu yıl elde edilen ilgi ve oluşturulan ticaret hacmi, İDMA markasının dünya çapındaki etkisini daha da güçlendirdi. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla uluslararası alıcıyı, yatırımcıyı ve teknoloji üreticisini İstanbul'da buluşturmayı hedefliyoruz. Türkiye'nin tahıl ve gıda işleme teknolojilerindeki liderliğini küresel ölçekte büyütmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mutfağınızda yer açmadan, kahve keyfinize yer açın</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/mutfaginizda-yer-acmadan-kahve-keyfinize-yer-acin-21/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/mutfaginizda-yer-acmadan-kahve-keyfinize-yer-acin-21/</id>
<published><![CDATA[2026-07-02T02:41:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-02T02:41:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DD262E-6347D1-998994-5AA9BA-E21D92-2ECA9C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>75 yılı aşan uzmanlığı ile kahve deneyiminde ezberleri bozan Tchibo, tam otomatik kahve makineleri kategorisindeki en yeni inovasyonu Esperto mini ile sahneye çıkıyor. Yalnızca 16 cm genişliğiyle dünyanın en küçük tam otomatik kahve makinesi olma özelliğini taşıyan Esperto mini, kompakt tasarımıyla alan tasarrufu sağlarken performansından ödün vermiyor. Şık ve minimalist görünümü, tek dokunuşla hazırlanan kusursuz kahveleri ve kullanıcı dostu teknolojileriyle Esperto mini; evlerden ofislere, küçük mutfaklardan modern yaşam alanlarına kadar her yerde profesyonel kahve deneyimini erişilebilir hale getiriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Minimum alan, maksimum kahve keyfi</p><p>Esperto mini, 16 cm genişliğe sahip kompakt formuna rağmen büyük makinelerle yarışan performans sunuyor. Espresso, Caffè Crema ve yeni XL Caffè Crema seçenekleriyle her fincanda taze çekilmiş kahve lezzetini sunuyor. Pratiklik ve tasarım uyumuna odaklanan ürün, fonskiyonel özellikleriyle de dikkat çekiyor. Sezgisel dokunmatik ekranı sayesinde kullanım kolaylığı sağlayan Esperto mini, kahve hazırlama deneyimini hızlı, pratik ve keyifli hale getiriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Intense Teknolojisi, kahve yoğunluğunu kişisel tercihlere göre ayarlayarak her damak zevkine hitap ediyor. Kademesiz öğütme ayarına sahip paslanmaz çelik öğütücüsü sayesinde çekirdeklerin aromasını en iyi şekilde ortaya çıkararak her fincanda taze kahve deneyimi sunuyor. Esperto mini, çıkarılabilir demleme ünitesi ve damlama tepsisi ile kolay temizlik sunarken, otomatik ECO sistemiyle enerji tasarrufunu da destekliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Üstün performans, minimalist tasarım ve kullanıcı dostu deneyimi bir araya getiren Esperto Mini, sürdürülebilir ambalaj konseptiyle çevreye olan saygısını gösteriyor. QR kod teknolojisi sayesinde kağıt kullanımını azaltan ürün, kullanıcılarına video ve dijital kılavuzlarla desteklenen modern bir deneyim sunuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Coffee Factory, 5 yılda 5 ülke hedefiyle büyüyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coffee-factory-5-yilda-5-ulke-hedefiyle-buyuyor-309/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coffee-factory-5-yilda-5-ulke-hedefiyle-buyuyor-309/</id>
<published><![CDATA[2026-07-02T02:09:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-02T02:09:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A13FBE-F1B3CB-84A191-EB3F23-A71928-5B018C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>IPSOS’un Türkiye genelinde gerçekleştirdiği Hane Tüketim Paneli verilerine göre, hanelerin neredeyse tamamı kahve tüketiyor ve kahve satın alma sıklığı düzenli olarak artıyor. Kahvenin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koyan veriler, özellikle genç nüfus ve şehirleşmenin etkisiyle tüketimin hız kazandığını gösteriyor. Araştırmalar, Türkiye’de kişi başı kahve tüketiminin son 10 yılda 4 kat artarak yaklaşık 1,5 kilograma ulaştığını ortaya koyuyor.</p><p>Artan taleple birlikte kahvenin artık yalnızca bir içecekten öte, günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldiğini belirten Coffee Factory CEO’su Erol Şahin, “Tüketici beklentileri de bu dönüşümle birlikte değişiyor. İnsanlar kahvenin yanında deneyim, atmosfer ve sürdürülebilir kalite de arıyor. Coffee Factory olarak son dönemde mağazalaşma sürecinde yüzde 113 büyüme kaydederken, her noktada aynı deneyimi sunabilen güçlü ve ölçeklenebilir bir operasyon yapısı oluşturmaya odaklanıyoruz” dedi.</p><p>“Hedef: 150’nin üzerinde mağaza ve çoklu pazarda büyüme”</p><p>Coffee Factory, Türkiye’de 100 mağaza, Avrupa’da 20 mağaza ve toplamda 150+ mağazaya ulaşma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürürken, uluslararası pazarlarda da büyüme planlarını hızlandırıyor.&nbsp; Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok bölgede yürütülen marka tescil süreçleri ve iş geliştirme görüşmeleri, markanın global büyüme stratejisinin temelini oluşturuyor.</p><p>Önümüzdeki dönemde uluslararası operasyon ağını genişletmeyi hedeflediklerini belirten Erol Şahin, “Önümüzdeki 5 yıl içinde en az 5 ülkede aktif operasyon kurmayı hedefliyoruz. Uluslararası pazarda kalıcı olabilmek için güçlü operasyon modeli, doğru lokasyon stratejisi ve tutarlı marka deneyimi büyük önem taşıyor. Biz de erişilebilir premium yaklaşımımızı koruyarak farklı pazarlarda sürdürülebilir şekilde büyüyen güçlü bir marka yapısı oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>“Merkezi yapı, ölçeklenebilir büyümenin anahtarı”</p><p>Coffee Factory, büyüme stratejisinde merkezi operasyon modelini öncelikli alanlardan biri olarak konumlandırıyor. Marka, tüm mağazalarda aynı ürün kalitesini ve müşteri deneyimini sürdürülebilir hale getirmek amacıyla operasyonel süreçlerini daha güçlü bir sistem altyapısıyla yönetiyor.</p><p>Bu dönüşümün markanın gelecek hedefleri açısından kritik bir rol taşıdığını ifade eden Erol Şahin, “Franchise modeliyle kısa sürede güçlü bir yaygınlığa ulaştık. Geldiğimiz noktada odağımızı daha kontrollü, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme modeline çevirdik. Merkezi yönetim yaklaşımı sayesinde tüm mağazalarda aynı kalite standardını ve operasyon disiplinini koruyan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p><p>Yerli tedarik ve üretimde sürdürülebilir yapı</p><p>Coffee Factory, kalite standartlarını korurken yerli üretim gücünü destekleyen bütüncül bir yapı benimsiyor. Dünyanın farklı kahve üretim bölgelerinden özenle seçilen yeşil çekirdekler, İstanbul’da işlenerek tüketiciyle buluşuyor. Bunun yanı sıra marka; süt, gıda, ambalaj ve operasyonel ürün gruplarında güçlü bir yerli tedarikçi ağıyla çalışarak sürdürülebilir bir operasyon modeli oluşturuyor.</p><p>Yerli tedarik ağının operasyonel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Coffee Factory CEO’suErol Şahin, “Büyümenin sürdürülebilir olması için tedarik zincirinin de aynı ölçüde güçlü olması gerekiyor. Biz üretimden lojistiğe kadar tüm süreci merkezi bir yapı içerisinde yönetmeye odaklanıyoruz. Yerli iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü yapı sayesinde hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de kalite standardımızı koruyoruz” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fiyat farkını bitirecek tek reçete Hal Yasası</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-farkini-bitirecek-tek-recete-hal-yasasi-1329/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-farkini-bitirecek-tek-recete-hal-yasasi-1329/</id>
<published><![CDATA[2026-07-01T02:32:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-01T02:32:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9C4170-D39E61-840BEE-04B973-3CA6E1-6087A7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Mustafa DENİZ</b></p><p></p><p>Son yıllarda tüketicinin en büyük sancısı haline gelen "tarladan sofraya" fiyat uçurumu, nihayet köklü bir yapısal değişimle son bulmaya hazırlanıyor. Tarım ürünlerinin üreticiden çıkıp son tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği süreçte oluşan fahiş fiyat artışları, gıda enflasyonunun en büyük tetikleyicisi olmaya devam ederken, uzmanlar çözümün tek bir noktada düğümlendiği konusunda hemfikir: Yeni Hal Yasası.</p><p></p><p>Aracı değil, çözüm odaklı bir sistem</p><p></p><p>Mevcut sistemde ürünlerin birçok el değiştirmesi, hem üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına hem de tüketicinin fahiş fiyatlarla karşılaşmasına neden oluyor. Yeni düzenleme ile birlikte, tarladaki ürünün izlenebilirliği artırılarak lojistik maliyetlerin optimize edilmesi ve aracı sayısının minimuma indirilmesi hedefleniyor.</p><p>Ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı yeni taslakta öne çıkan temel başlıklar şunlar:</p><p>Dijital kayıt sistemi: Ürünün tarladan çıktığı andan itibaren tüm hareketleri şeffaf bir şekilde takip edilecek.</p><p>Doğrudan pazara erişim: Üretici örgütlerinin (kooperatifler ve birlikler) perakende satış kanallarına erişimi kolaylaştırılarak aracıların "fiyat şişirme" gücü kırılacak.</p><p>Soğuk zincir zorunluluğu: Fire oranlarını azaltmak için lojistik standartları yeniden düzenlenecek, bu da doğrudan maliyetlerin düşmesini sağlayacak.</p><p>Rekabetçi fiyatlandırma: Hal sisteminde dijitalleşme ile birlikte fiyat oluşumunda spekülasyonların önüne geçilecek.</p><p></p><p>Uzmanlar ne diyor?</p><p></p><p>Ekonomi çevreleri, Hal Yasası'nın sadece bir "düzenleme" değil, tarımsal üretimin geleceğini garanti altına alacak bir "ekonomik kalkan" olduğunu belirtiyor.</p><p>"Tarımda fiyat istikrarı sağlanmadan gıda enflasyonunu kalıcı olarak düşürmek mümkün değil" diyen piyasa analistleri, yasanın eksik kalması durumunda hiçbir tedbirin fiyatları baskılamada tam başarı sağlayamayacağının altını çiziyor. Hal Yasası'nın sadece ürünün fiyatını değil, aynı zamanda tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini de koruyacağı vurgulanıyor.</p><p>Ekonomistler, gıda enflasyonuyla mücadelede para politikalarının tek başına yeterli olmayacağını, tarım ve dağıtım zincirine yönelik yapısal reformların kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Bu kapsamda Hal Yasası'nda yapılacak kapsamlı düzenlemelerin hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyacak yeni bir piyasa yapısının oluşturulmasında belirleyici rol oynayacağı değerlendiriliyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Golda Gıda halka arz için yatırımcı karşısına çıkıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gida-halka-arz-icin-yatirimci-karsisina-cikiyor-236/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gida-halka-arz-icin-yatirimci-karsisina-cikiyor-236/</id>
<published><![CDATA[2026-07-01T02:26:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-01T02:26:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B75778-A969D8-A00A8C-85B835-70DA45-3CBFCF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gıda sektöründe 30 yıllık üretim geçmişine sahip Golda Gıda, sermaye piyasalarına açılıyor. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde gerçekleştirilecek halka arz kapsamında şirket, 1-2 Temmuz 2026 tarihlerinde yatırımcılardan talep toplayacak. Pay başına 9,20 TL fiyatla gerçekleştirilecek halka arzın büyüklüğünün yaklaşık 805 milyon TL olması beklenirken, şirketin halka açıklık oranı yüzde 35 olacak.</p><p></p><p>Raffles İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bera Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Telat Seher, sermaye piyasalarının şirketlerin sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, Golda Gıda’nın halka arzının yalnızca finansman sağlamak amacı taşımadığını, aynı zamanda kurumsallaşma, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Seher, bilançoda görülen yaklaşık 750 milyon TL tutarındaki finansal borcun muhasebesel olarak ertelenmiş vergi yükümlülüğünden kaynaklandığını, şirketin önemli bir finansal borcu bulunmadığını ifade etti. Halka arzdan sağlanacak yaklaşık 805 milyon TL’lik kaynağın tamamının şirket bünyesinde değerlendirileceğini vurguladı.</p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2007%20-%20Temmuz/golda-i.jpg" alt="golda-i"></p><p>Gedik Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Barış Ülkün ise halka arzın Borsa İstanbul Birincil Piyasa’da “Borsada Satış – Sabit Fiyatla Talep Toplama” yöntemiyle gerçekleştirileceğini, dağıtımın tamamen eşit dağıtım esasına göre yapılacağını söyledi. Ülkün, yatırımcıların taleplerini GOLDA koduyla iletebileceğini belirterek, halka arzların şirketlerin kurumsal gelişimine ve sermaye piyasalarının derinleşmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan da şirketin Karaman’daki entegre tesislerinde makarna, un, irmik, bakliyat, bisküvi ve gofret üretimi gerçekleştirdiğini, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ettiklerini söyledi. İhracatın yüzde 76’sının makarnadan geldiğini belirten Doğan, Türkiye’nin makarna ihracatında dünyada ikinci sırada bulunduğunu hatırlattı.</p><p></p><p>Doğan, halka arz gelirinin yüzde 50-60’lık bölümünü kapasite artırımı ve modernizasyon yatırımlarında, kalan yüzde 40-50’lik bölümünü ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanacaklarını açıkladı. Şirketin yeni ihracat hedefleri arasında İngiltere, Avrupa ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Afrika’nın bulunduğunu belirten Doğan, Avrupa pazarındaki kota uygulamalarının büyümeyi zorlaştırdığını ancak yeni pazarlarda daha güçlü bir büyüme hedeflediklerini söyledi.</p><p></p><p>2026 yılının ilk döneminde yaklaşık 685 milyon TL hasılata ulaştıklarını aktaran Doğan, kârlılığı da geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10 artırarak 91 milyon TL seviyesine taşıdıklarını ifade etti. Halka arz sonrasında üretim kapasitesini artırarak uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini daha da yükseltmeyi hedeflediklerini kaydetti</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bizim Mutfak Oyakata Noodle</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bizim-mutfak-oyakata-noodle-4114/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bizim-mutfak-oyakata-noodle-4114/</id>
<published><![CDATA[2026-06-30T10:04:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-30T10:04:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5231E7-D4FF69-40FFE6-BAF031-24BB93-97F49E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de kişi başı yıllık noodle tüketiminin ortalama 6 paket seviyelerine ulaşması ve özellikle Z kuşağı ile beyaz yaka genç profesyonellerin pratik ama lezzetli öğün arayışı, pazarın dinamiklerini değiştiriyor. Ajinomoto İstanbul, bu değişimi Oyakata Noodle serisi ile karşılamayı hedefliyor. Körili, Tavuk Aromalı ve Sebze Aromalı seçenekleriyle raflarda yerini alan ve 3 dakikada hazırlanan seri, sadece bir atıştırmalık değil; doyurucu porsiyonu, iri noodle yapısı, özel baharat karışımları ve isteğe bağlı acı biber ilavesiyle erişilebilir gurme bir öğün çözümü sunarak gerçek bir Japon noodle deneyimi yaşatıyor.</p><p></p><p>“Noodle tüketimi son 5 yılda düzenli olarak artış gösterdi”</p><p></p><p>Yeni görevine başlamasıyla markanın inovasyon vizyonunu güçlendiren Ajinomoto İstanbul CEO’su Satoshi Kitamura, yeni ürün serisi hakkında şunları söyledi:</p><p></p><p>"Türkiye, noodle pazarında Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri. Global verilere baktığımızda, noodle tüketiminde porsiyon miktarının düzenli bir artış gösterdiğini görüyoruz; bu da tüketicilerin artık noodle’ı sadece bir atıştırmalık değil, ana öğün olarak konumlandırdığının bir göstergesi. Türkiye ise bu yükselişin merkezinde yer alıyor. Ülkede noodle pazarı son 10 yılda tam 25 kat büyüyerek gıda sektöründe eşine az rastlanır bir başarı hikayesine imza attı. Ajinomoto olarak, Bizim Mutfak Oyakata serisiyle bu devasa büyümenin bir sonraki aşamasına liderlik etmeyi ve Türk tüketicisini Japonya’nın otantik lezzet kalitesiyle buluşturmayı hedefliyoruz. Bizim Mutfak Oyakata serisi ile amacımız, tüketicilerimize sadece hız değil, aynı zamanda Japonya’nın gerçek noodle dokusunu ve lezzet derinliğini sunmak. Ambalaj içindeki özel çeşni karışımlarımızla, evde, okulda veya ofiste sadece 3 dakikada doyurucu ve lezzetli bir deneyim vadediyoruz."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Golda Gıda'nın halka arz başvurusu onaylandı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gidanin-halka-arz-basvurusu-onaylandi-5627/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/golda-gidanin-halka-arz-basvurusu-onaylandi-5627/</id>
<published><![CDATA[2026-06-26T16:26:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-26T16:26:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3819F6-9377F1-BEEC61-F4B48D-E11D68-080830.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Makarnadan una, irmikten bakliyata, bisküviden gofrete kadar geniş ürün yelpazesi ile Anadolu buğdayının lezzetini sofralarımıza taşıyan Bera Holding iştiraki Golda Gıda’nın halka arzında geri sayım başladı. Şirketin halka arz başvurusu Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından onaylanırken, halka arzda pay başına satış fiyatı 9,20 TL olarak belirlendi. Halka arz büyüklüğü ise 804 milyon 999 bin 982 TL oldu.</p><p></p><p>Halka arz, Gedik Yatırım ve Misyon Yatırım Bankası liderliğinde “Borsada Satış – Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış” yöntemiyle gerçekleştirilecektir. Halka arz işleminde; 50 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artışı, 37 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar ise ortak satışı olmak suretiyle toplam 87 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar satışa sunulacak. Halka arz sonrası şirketin sermayesi 200 milyon TL’den 250 milyon TL’ye çıkarılmış olacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Barilla'da üst düzey atama</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barillada-ust-duzey-atama-9349/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barillada-ust-duzey-atama-9349/</id>
<published><![CDATA[2026-06-26T11:31:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-26T11:31:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FE059-25D047-25CD72-4283D6-7317A3-F619E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın önde gelen hızlı tüketim markalarında 18 yılı aşkın pazarlama deneyimine sahip Duygu Özer, Barilla Türkiye Pazarlama Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi olarak atandı. Duygu Özer, yeni görevinde Pazarlama Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi olarak Barilla Türkiye’nin ticari ve büyüme stratejilerinin şekillendirilmesinde aktif rol üstlenirken; Barilla, Filiz ve Wasa markalarının pazarlama, inovasyon, portföy geliştirme ve marka iletişimi stratejilerine liderlik edecek.</p><p>Özer, son olarak PepsiCo’da 8,5 yılı aşkın süre görev yaptı. Bu süreçte yaklaşık beş yıl boyunca Lipton Ice Tea markasının pazarlama liderliğini üstlenerek Gen Z odağında ses getiren büyüme, iletişim ve inovasyon stratejilerini yönetti. Ayrıca Sting Enerji içeceğinin Türkiye lansmanını yönetirken, öncesinde Yedigün, Fruko ve Tropicana markalarının pazarlama stratejilerinden sorumlu oldu.</p><p>PepsiCo öncesinde Mondelez International’da görev yapan Özer, Oreo markasının Türkiye lansmanında rol alırken; Milka, Toblerone, Jacobs gibi global markaların yönetiminde aktif görev üstlendi.</p><p>İtalyan Lisesi mezunu olan Özer, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Kariyeri boyunca yürüttüğü büyüme odaklı pazarlama projeleri, ürün lansmanları ve iletişim kampanyalarıyla sektörün saygın ödül platformlarında başarılara imza attı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tadelle'den yaza özel yeni lezzet</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tadelleden-yaza-ozel-yeni-lezzet-2352/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tadelleden-yaza-ozel-yeni-lezzet-2352/</id>
<published><![CDATA[2026-06-25T09:18:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-25T09:18:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_13962D-0096FF-CE610D-D3E18A-494F37-34CCC0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de 7’den 70’e herkesin kalbinde taht kuran efsane marka Tadelle, yenilikçi yaklaşımıyla raflarda yerini aldı. 4 katlı çıtır çıtır gofret yaprakları ve enfes Tadelle kremasıyla hazırlanan ve “yazın en çıtır hali” sloganıyla lansmanı gerçekleştirilen Tadelle Yaz Gofreti, kaplamasız hafif yapısıyla gofret tutkunlarına lezzetli bir deneyim vadediyor.</p><p>Tadelle Yaz Gofreti; soğuk kahvelerden dondurmalara kadar pek çok lezzete benzersiz bir uyumla eşlik ediyor. Aynı zamanda çikolata kaplaması olmayan hafif yapısı sayesinde yazın sıcak günlerinin vazgeçilmezi olmaya aday.&nbsp;</p><p>Günün her saatinde keyifle tüketilebilen, hafif ama lezzetli bir mola arayan herkes için sunulan Tadelle Yaz Gofreti, 21 gramlık ambalajlarında tüketiciye sunuluyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sanat, koku, müzik ve lezzet buluştu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-koku-muzik-ve-lezzet-bulustu-3280/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-koku-muzik-ve-lezzet-bulustu-3280/</id>
<published><![CDATA[2026-06-25T02:08:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-25T02:08:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8F520A-43FBB2-B7CF26-09E815-70E359-AB4467.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Hayatlarımız neta olsun diye yelkenler fora” mottosuyla düzenlenen festival, deniz tutkunlarını, sanatseverleri ve gastronomi meraklılarını eşsiz bir atmosferde bir araya getirdi. Gün boyunca marinaya demirleyen teknelerde özel deneyimler yaşanırken, katılımcılar sanatın, lezzetin ve müziğin iç içe geçtiği benzersiz bir yolculuğun parçası oldu.</p><p>Festival kapsamında sanatçılar için oluşturulan Art Boat alanında Pınar Tuba Biçmen, Selin Fenerci ve Fırat Neziroğlu, “Çatışmadan Kavuşmaya” teması çerçevesinde eserlerini ve üretim süreçlerini katılımcılarla paylaştı. Sanatçıların çalışmaları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.</p><p>Cabir Çobanoğlu, koku üzerine gerçekleştirdiği söyleşide duyuların hafızayla ilişkisini ele alırken, festival için özel olarak tasarladığı koku deneyime farklı bir boyut kattı. Etkinlik alanına yayılan bu özel koku, ziyaretçilerin festival hafızasında iz bırakan detaylardan biri oldu.</p><p>Gastronomi Yazarı Cenk Girginol, kahve ve müzik eşleşmesi üzerine gerçekleştirdiği keyifli anlatımla katılımcılara yeni bir perspektif sunarken, Zeynep Pia Bugay da “Şişko” kitabı üzerine gerçekleştirdiği söyleşiyle festivalin dikkat çeken isimleri arasında yer aldı.</p><p>Gastronomi dünyasının sevilen ismi Masterchef Mehmet Yalçınkaya da festivalin öne çıkan konuklarından biri oldu. Lezzet, kültür ve paylaşımın denizle buluştuğu etkinlikte ziyaretçiler gün boyunca farklı deneyim alanlarında vakit geçirme fırsatı buldu.</p><p>Günün finalinde ise sanat ve gastronomiyle başlayan yolculuk müzikle sona erdi.Türk pop müziğinin sevilen ismi Suat Suna, sahne performansıyla Kalamış Marina’yı dolduran misafirlere unutulmaz anlar yaşattı.</p><p>Mutlu Makarna, İştirak Şehircilik ve Vialand sponsorluğunda, Setur Kalamış Marina ev sahipliğinde gerçekleştirilen Art on the Boat bu sene de büyük ilgi gördü. Denizin özgür ruhunu sanatın ilhamıyla buluşturan festival, farklı disiplinlerden sanatçıları, yazarları ve gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini aynı güvertede bir araya getirdi. Katılımcılarına ilham verici içerikler, yaratıcı deneyimler ve unutulmaz anlar sunan etkinlik, sanat ve yaşamı denizin eşsiz atmosferinde buluşturdu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadın girişimci 20 çeşit unlu mamul üretiyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-girisimci-20-cesit-unlu-mamul-uretiyor-7627/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-girisimci-20-cesit-unlu-mamul-uretiyor-7627/</id>
<published><![CDATA[2026-06-23T11:55:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-23T11:55:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3743D9-B01F2C-6098FA-1215EE-38C94E-B0B93F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Evli ve 3 çocuk annesi 56 yaşındaki Kurtoğlu'nun İstanbul Aydın Üniversitesi'nde görevli akademisyen eşi Ramazan Kurtoğlu, 2020'de kızını ziyaret için gittiği ABD'deki bir markette çocukluk yıllarında memleketi Antalya'da çerez olarak satılan "tirmis" ve bu bitkiden yapılan unlu mamullerle karşılaştı.</p><p></p><p>Kurtoğlu, 3 yıl önce eşinin memleketinden getirdiği tirmis unundan yaptığı kek ve ekmeklerin raf ömrünün yaklaşık 3 ay olduğunu fark edince tohumları evinin bahçesinde kurduğu kazanlarda kaynattı ve dinlenme havuzunda tuzlu suda bekleterek geleneksel yöntemle acılığını aldı.</p><p></p><p>Emine Yüksel Kurtoğlu, un haline getirdiği yerli tohumlardan yaptığı kek ve ekmeklerin raf ömrünün bu kez 6 aya uzadığını tespit edince 7 Ağustos 2024'te Düzce Teknopark'ta iş yerini kurdu. Burada akademisyen ve girişimci desteğinin yanı sıra KOSGEB hibesi ve kendi imkanlarıyla aldığı üretim makineleriyle AR-GE çalışmalarını hızlandırdı.</p><p></p><p>Ürdün, Lübnan, Suriye, Yunanistan, Mısır ve İsrail gibi Akdeniz ülkelerinin ortak lezzetleri arasında bulunan ve baklagiller sınıfından aynı adı taşıyan otsu bir bitkinin olgunlaşmış tohumlarından elde edilen tirmise, Türkiye'nin farklı bölgelerinde "acı bakla", "delice bakla", "kurt baklası", "mısır baklası" gibi isimler veriliyor.</p><p></p><p>Ekmek türleri başta olmak üzere tatlı ve tuzlu 20 çeşit unlu mamulü internetten Türkiye'nin birçok şehrine gönderen Kurtoğlu, AA muhabirine, tirmisin yüksek proteinli olması ve glikoz içermemesi dolayısıyla dünyada yaygın olarak kullanıldığını, Türkiye'deki türünün ise Anadolu'nun kadim bir bitkisi olduğunu söyledi.</p><p></p><p>- "Geleneksel yöntemle 10 günde çıkardığımız acısını 24 saatte alıyoruz"</p><p></p><p>Kurtoğlu, bitkinin ham halinin acı tatta olduğunu anlatarak, "Teknopark'taki iş yerimizde akademisyen ve gıda mühendisi desteğiyle geleneksel yöntemle 10 günde çıkardığımız acısını 24 saatte alıyoruz. Acısını aldığımız baklayı yine Teknopark, KOSGEB ve kendi imkanlarımızla aldığımız kurutma fırınlarında kurutuyoruz, değirmenimizde öğütüyoruz ve hamur makinesinde yoğuruyoruz. Makinemizde de glutensiz olarak mayalıyoruz." diye konuştu.</p><p></p><p>Kurtoğlu, AR-GE çalışmalarıyla "tirmisia" başta olmak üzere alt grupta yer alan 10 ürünün marka tescilini aldıklarını kaydetti.</p><p></p><p>Laboratuvar analiz çalışmalarında tirmisle yapılan ürünlerin raf ömrünün 6,5 ay olduğunu gördüklerini aktaran Kurtoğlu, "Şu anda bu bitkiden 20 çeşidin üzerinde ürün elde ediyoruz. Ürünlerimizi sporcular, şeker hastaları ve diyet yapanlar için gruplara ayırdık. Ekmeklerimizde 6 çeşit ürünümüz var. Bunun haricinde lokum, bebe bisküvisi, lezzet topu, bar, kraker ve gevreklerimiz var." şeklinde konuştu.</p><p></p><p>Emine Yüksel Kurtoğlu, ağustos ayında Düzce Teknopark'ta ikinci yıllarını dolduracaklarına değinerek, internet üzerinden Türkiye'nin her yerine satış yaptıklarını sözlerine ekledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Zengin mutfak mirasını sofralara taşıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zengin-mutfak-mirasini-sofralara-tasiyor-5364/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zengin-mutfak-mirasini-sofralara-tasiyor-5364/</id>
<published><![CDATA[2026-06-20T14:51:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-20T14:51:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2EB6E-9FE570-1580D6-CAA22C-435B91-A5C79C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bir menünün ötesinde, bir kültür haritası, bir hafıza arşivi ve lezzetlerle inşa edilmiş bir zaman yolculuğu sunan “Taâmât-ı Sâhil-i Hâssa” konseptinde her yemek, kökeninin, ilham aldığı kültürün ve hazırlandığı mutfağın izlerini taşıyor.&nbsp;</p><p>Michelin Guide tarafından yıllardır Tavsiye Listesi’ne dahil edilen, servis mükemmeliyetiyle öne çıkan ve Gault &amp; Millau tarafından Outstanding Table kategorisinde üç şapkayla ödüllendirilen Tuğra, bu yaz misafirlerini yalnızca bir yemek deneyimine değil, Osmanlı coğrafyasının kıyılarında şekillenmiş zengin mutfak mirasının izini süren gastronomik bir yolculuğa davet ediyor. Restoranın yaz sezonunun gelişiyle açılan teras alanı, tarihi saray ambiyansı içinde Boğaz’a nazır ihtişamlı bir deneyim sunuyor.</p><p>Tuğra Restoran Mutfak Şefi Onur Dönmez ve ekibi tarafından hazırlanan menü; binlerce yıllık mutfak kültürünü aynı masada buluştururken, her tabağı geçmişten bugüne uzanan bir hikâyenin taşıyıcısı haline getiriyor.&nbsp;</p><p>Bir Yaz Sofrasının İlk Satırları</p><p>Menünün açılışını yapan Çeşm-i Nigâr Çorbası, Mardin kırmızı mercimeği ve sarı mercimek favasını naneli tereyağının aromatik dokunuşuyla tamamlıyor. Farklı sunumuyla şaşırtan Kelle Söğüş, uykuluk kreması, soğan turşusu ve bahçe salatasıyla yeniden yorumlanırken; deniz kültürünün en kıymetli temsilcilerinden Lakerda, kırmızı soğan püresi ve naneli yoğurt buzlamasıyla hafızalarda yer eden bir lezzet profili sunuyor.</p><p>Yazın tazeliğini ve toprağın bereketini temsil eden Enginar; ceviz tarator, elma turşusu ve badem sosuyla katmanlı bir karakter kazanırken muhteşem bir sunumla tabaklanıyor. Saros Körfezi’nden gelen ahtapotla hazırlanan Humus, kırma yeşil zeytin piyazı ve taş fırın simitle birlikte Levant mutfağına uzanan güçlü bir anlatı kuruyor. Üzümlü soğan dolması ve kayısılı yaprak sarmasından oluşan Dolma tabağı, Osmanlı mutfağının ince işçiliğini zarif sunumuyla günümüze taşıyor. Yedikule marulu, semizotu, roka, çiftlik peyniri ve ata tohumu domatesleriyle hazırlanan Bostana Salatası, yaz mevsiminin canlılığını sofraya yansıtıyor. Pastırmalı “Müselles” Börek ve Sitare Mantı, Anadolu'nun köklü hamur işi kültürünü çağdaş bir estetikle buluşturuyor. Peynirli baklava böreği ve sumaklı Kapıdağ mor soğanıyla servis edilen Dana Ciğer ise geleneksel lezzetlere özgün bir yorum katıyor.</p><p>Toprağın ve Denizin Hikâyesi Aynı Sofrada</p><p>Ana yemekler, Osmanlı saray mutfağının ihtişamını Anadolu’nun ürün çeşitliliğiyle bir araya getiriyor. Menünün imza yorumlarından biri olan Hünkâr Beğendi 2.0, yavaş pişirilmiş kuzu kol ve patlıcan çıtırdatmasıyla Osmanlı mutfağının en ikonik tariflerinden birini çağdaş bir perspektifle yeniden ele alıyor. Piliç Topkapı, iç pilavı, patates ezmesi, kaymaklı ıspanağı ve kafes sosuyla saray sofralarının görkemini günümüze taşıyan bir yorum olarak öne çıkıyor. Uzun pişirme süreciyle yumuşak bir dokuya ulaşan Kuzu İncik ise keşkek, deveci armudu, kuru erik ve isot yağıyla Anadolu'nun bereketli ürünlerini aynı tabakta buluşturuyor.</p><p>Et severler için hazırlanan Bonfilenin İki Yüzü, kuzugöbeği mantarı, bonfile lokması, patates oturtma ve ilik sosuyla derin aromalar sunuyor. Testi Kebabı, kuzu but ve kök sebzelerle birlikte sade pilav eşliğinde servis ediliyor. Menünün bir diğer dikkat çekici yorumu ise Saray Köfte. El açması yufka, safranlı yarma, ezme ve biber reçeliyle birlikte sunulan tabak, Osmanlı mutfağının eşsiz lezzetini modern bir sunumla yeniden yorumluyor.</p><p>Deniz ürünlerinde, menünün yıldızlarından Levrek dikkat çekiyor. Lokal ve sürdürülebilir ürün yaklaşımıyla hazırlanan tabak; havyar, zeytinyağlı enginar, börülce salatası ve derya özü ile tamamlanıyor. Vegan seçenek olarak hazırlanan Türlü ise çörek mantarı köftesi, kara nohut ve maş fasulyesiyle bitkisel mutfağın ne kadar zengin ve sofistike olabileceğini gösteriyor.</p><p>Tatlılarla Tamamlanan Zarif Bir Final</p><p>Menünün final bölümünde yer alan tatlılar, Tuğra’nın geçmiş ile günümüz arasında kurduğu köprünün temsilcileri olarak öne çıkıyor. Damla sakızlı yanık şekerle zenginleşen Süt Helvası, geleneksel lezzeti hafif ve rafine bir yorumla sunarken; Baklavalı Dondurma, baklavayı dondurmanın serin dokusuyla bir araya getiriyor. Fındığın eşlik ettiği bu yorum, yaz mevsimine yakışan ferah ve zarif bir kapanış sunuyor.</p><p>Ödüllü Tuğra, Misafirlerini Yazın En Seçkin Sofralarından Birine Davet Ediyor</p><p>Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un tarihi atmosferinde ve Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde sunulan “Taâmât-ı Sâhil-i Hâssa”; Osmanlı coğrafyasının kıyılarında şekillenmiş kültürlerin, geleneklerin ve lezzetlerin yeniden yorumlandığı kapsamlı bir gastronomi anlatısı niteliği taşıyor. Tuğra, misafirlerini tarihin, kültürün ve gastronominin aynı sofrada buluştuğu eşsiz bir deneyime davet ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazın en keyifli buluşmalarına L'aube dokunuşu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yazin-en-keyifli-bulusmalarina-laube-dokunusu-5075/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yazin-en-keyifli-bulusmalarina-laube-dokunusu-5075/</id>
<published><![CDATA[2026-06-17T09:34:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-17T09:34:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3CAF09-BC5DF8-D597CE-7EBDF2-D7D16D-4ACDC5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>L’aube’un pastane vitrininde yer alan sevilen ürünleri, organizasyonlara uygun porsiyonlarla yeniden yorumlanıyor. Mini tatlılar, paylaşım tabakları ve ikramlık ürünler, kalabalık grupların rahatlıkla tüketebileceği formatlarda hazırlanıyor. Bu seçkiye kruvasan sandviçler, mini burger’lar, atıştırmalık sandviçler ve tuzlu ikramlar eşlik ediyor.&nbsp;</p><p>Gün içinde taze olarak hazırlanan ürünler, yaz etkinliklerinin dinamik yapısına uyum sağlayan hafif ve dengeli alternatifler sunuyor.</p><p>Yaz Sofralarına Zarif Bir Dokunuş</p><p>Doğum günü kutlamalarından nişan organizasyonlarına, şirket etkinliklerinden arkadaş buluşmalarına kadar farklı ölçeklerdeki organizasyonlar için hazırlanan catering hizmeti, yalnızca ürün tedariğiyle sınırlı kalmıyor. Talebe göre servis ekipmanları ve masa düzenlemeleri de planlanarak bütünlüklü bir deneyim oluşturuluyor. L’aube ekibi, organizasyonun konseptine uygun içerik ve sunum planlamasıyla ev sahiplerinin hazırlık sürecini kolaylaştırıyor.</p><p>Mevsimin Ruhunu Taşıyan İkramlar</p><p>Fransız pastacılığından beslenen üretim anlayışını modern yorumlarla buluşturan L’aube Patisserie, yaz boyunca gerçekleşen buluşmalara karakter kazandıran seçenekler sunuyor. Mevsimin paylaşım odaklı atmosferine eşlik eden catering hizmetiyle marka, açık havada geçirilen anları daha keyifli ve unutulmaz hale getiriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Gıda israfını önlemek, toplumsal bir sorumluluk"</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gida-israfini-onlemek-toplumsal-bir-sorumluluk-2221/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gida-israfini-onlemek-toplumsal-bir-sorumluluk-2221/</id>
<published><![CDATA[2026-06-17T08:42:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-17T08:42:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D9D117-9341B8-88C5BD-058E68-6987C0-8B4D33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıdanın tüketim aşamasında israf edildiğine dikkat çeken TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda israfının ekonomik kaybın yanı sıra emeğin ve doğal kaynakların da kaybı anlamına geldiğini söyledi. Gıda sektörünün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmesi için üretim kadar bilinçli tüketimin de kritik önem taşıdığına vurgu yapan Sidar, özellikle evlerde gerçekleşen görünmez israfın önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.&nbsp;</p><p></p><p>“Gıda israfının maliyeti sofranın ötesine uzanıyor”</p><p>Sidar, değerlendirmesinde, “Bugün çöpe attığımız her gıda ürünüyle birlikte üretimde kullanılan suyu, enerjiyi, emeği ve doğal kaynakları da kaybediyoruz. Bu nedenle gıda israfı artık çevresel, sosyal ve etik boyutları olan küresel bir mesele haline geldi. İsrafla mücadelede kalıcı sonuçlar alabilmek için gıda okuryazarlığını artırmak, sürdürülebilir geleceğin en önemli başlıklarından biri olarak ele alınmalı. İsrafın karşısında durmak; sürdürülebilirlikten iklim mücadelesine, kaynak verimliliğinden toplumsal bilincin dönüşümüne kadar geniş bir etki alanı yaratıyor” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p><p></p><p>“Tüketicinin doğru bilgiyle desteklenmesi gerekiyor”</p><p>Toplumda gıda etiketlerinin yeterince doğru okunmadığını belirten Kaan Sidar, tüketicilerin bilim ışığında bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Tüketicilerin özellikle gıda etiketleri konusunda doğru bilgiyle desteklenmesi gerekiyor. Bilimsel gerçekler yerine yanlış bilgilerle hareket edilmesi, güvenle tüketilebilecek ürünlerin gereksiz yere israf edilmesine neden oluyor. Burada temel önceliğimiz, gıda güvenliğinden asla taviz vermeden bilinçli tüketim kültürünü yaygınlaştırmak olmalı” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>“İsrafla mücadele iklim kriziyle mücadelede kritik öneme sahip”</p><p>Gıda israfının iklim krizine etkisine de değinen Sidar, sürdürülebilirlik hedefleri açısından tüketim alışkanlıklarının dönüşmesinin önemine işaret ederek, “Gıda israfı; karbon ayak izi, sera gazı emisyonu ve doğal kaynak tüketimi açısından doğrudan iklim krizini besleyen unsurlardan biri. Dolayısıyla israfı önlemeye yönelik her adım, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sunuyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve tüketicilerin ortak bir farkındalık zemini oluşturması büyük önem taşıyor” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>“Ortak deklarasyonun parçasıyız”</p><p>TÜGİS’in de parçası olduğu Gıda Okuryazarlığı Seferberliği’ni sektör adına değerli bir ortak sorumluluk çağrısı olarak değerlendiren Sidar, “TÜGİS olarak; bilinçli tüketim kültürünü güçlendirmeyi, kaynak verimliliğini artırmayı ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmayı amaçlayan bu ortak deklarasyonda yer almayı önemsiyoruz” şeklinde konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uber Eats Trendyol Go, Millî Takım coşkusuna ortak oluyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uber-eats-trendyol-go-milli-takim-coskusuna-ortak-oluyor-7896/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uber-eats-trendyol-go-milli-takim-coskusuna-ortak-oluyor-7896/</id>
<published><![CDATA[2026-06-16T18:59:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-16T18:59:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_10D5E9-182167-FC672A-B3DEEE-920225-3532CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kampanyanın başrollerini paylaşan millî takımın unutulmaz ismi Nihat Kahveci ile kariyerleri boyunca giydikleri farklı renklerdeki formalarla tarihe geçen Emre Belözoğlu ve Caner Erkin, bu kez çok eğlenceli bir 'renk değişimi' ile bir araya geliyor.</p><p>Formanın Rengi Değişse de Kırmızı Çizgimiz Belli!</p><p>Sitcom havasında kurgulanan reklam filminde; eve yemek siparişi verme anı, futbolun o bildiğimiz renkli ve tatlı sert şakalaşma ortamına dönüşüyor. Gönül verdiğimiz renkler, kulüpler ve tercihler zaman zaman değişse de; söz konusu Millî Takım ve onun küresel yolculuğu olduğunda tüm Türkiye tek yürek olur. Film, kulüp renkleri ne olursa olsun, söz konusu ay-yıldız olduğunda tek yürek olmanın gücünü mizahi bir dille hatırlatıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Boğaz kıyısında gastronomi ziyafeti</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bogaz-kiyisinda-gastronomi-ziyafeti--181/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bogaz-kiyisinda-gastronomi-ziyafeti--181/</id>
<published><![CDATA[2026-06-16T15:00:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-16T15:00:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_27B5F8-739598-B85370-F2FC14-256594-1EAFA3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan coğrafyanın zengin aromatik dokusunu modern teknik ustalıkla buluşturan Rüya İstanbul, paylaşım kültürünü incelikli bir gastronomi ritüeline dönüştürüyor. Günün farklı saatlerinde değişen atmosferiyle zarif öğle yemeklerinden enerjik akşam buluşmalarına uzanan akışkan bir deneyim yaratırken, büyüleyici Boğaz manzarası ve seçkin içecek programıyla duyulara hitap eden özgün bir keşif alanı sunuyor. Rüya İstanbul, sezonu Çırağan Sarayı’nın bahçesi içinde yer alan geniş terası ve yenilenen yaz menüsüyle karşılıyor.</p><p></p><p>Mevsimsel Ürünlerle Şekillenen Başlangıçlar</p><p></p><p>Yaz menüsünde öne çıkan başlangıçlar arasında yer alan Muhammara; közlenmiş kırmızı biber, domates ve cevizin dengeli uyumunu el yapımı ekşi mayalı ekmek eşliğinde sunuyor. Yaz sofralarının vazgeçilmezlerinden Köy Domates Salatası, mevsim domatesleri, Ezine peyniri ve zeytinle ferah bir yorum kazanırken; Urla’dan gelen taze enginarlarla buluşan Enginar Salatası, özel baharat sosu ve Obruk peyniriyle mevsimin karakterini tabaklara taşıyor. Fırın Pancar, körpe pancarın doğal aromalarını keçi peyniriyle dengeliyor. Enginar Çorbası ise patlıcan püresi ve çıtır enginar dokunuşlarıyla yaz menüsüne rafine bir başlangıç sunuyor.</p><p></p><p>Izgaradan Deniz Ürünlerine Yazın İmza Lezzetleri</p><p></p><p>Rüya İstanbul’un yaz seçkisinde deniz ürünleri ve güçlü ızgara yorumları ön planda. Harissa biberi ve limonla sotelenen Harissa Karides, canlı aromalarıyla dikkat çekiyor. Paylaşım kültürünü merkeze alan Bütün Izgara Istakoz ve Erişte, alışıldık yorumların ötesindeki sunumuyla domates soslu eriştesiyle yaz akşamlarının yıldız tabaklarından biri olarak öne çıkıyor. Midye suyu, deniz börülcesi, taze zahter ve kapariyle servis edilen Izgara Dil Balığı; Akdeniz esintili hafif bir deneyim sunuyor. Dry-aged kemikli antrikotla hazırlanan Tomahawk ise aromatik ot sosu ve zahterli patates eşliğinde güçlü ve iddialı bir lezzet yolculuğuna dönüşüyor. Trüflü Börek, Çıtır Kalamar, Mantı, Dana Kaburgalı Pide, Antep Fıstıklı Levrek ve 24 Saat Kısık Ateşte Pişmiş Dana Kaburga gibi imza yorumlar da her daim damakları lezzetlendirmeye hazır geleneksel tatlardan.&nbsp;</p><p></p><p>Yaz Akşamlarına Tatlı Bir Final</p><p></p><p>Rüya İstanbul’un tatlı menüsü, Anadolu’nun hafızalara kazınan klasik tatlarını çağdaş dokunuşlarla yeniden yorumlayarak yaz akşamlarına unutulmaz bir kapanış sunuyor. Menünün öne çıkan imza tatlarından Çikolata ve Türk Kahvesi, tuzlu karamelli bitter çikolata topunu kakule ve Türk kahveli dondurmayla buluşturarak dengeli ve rafine bir uyum yaratıyor. Geleneksel tatlılara modern bir yorum getiren Fırın Sütlaç, ahududu ve kaymaklı dondurmayla ferah bir karakter kazanırken; Antep fıstıklı Baklava, badem ile portakalın öne çıktığı Portakallı Revani, bal ve tarçının muhteşem uyumuyla buluşan, Rüya’nın klasik tatlılarından Yumurtalı Ekmek ise yaz sofralarına zarif bir tatlı dengesi katıyor. El yapımı dondurma ve sorbet seçenekleri ise menünün en dikkat çekici tamamlayıcıları arasında yer alıyor. Kekik ve zeytinyağı, bitter çikolata ve bergamot gibi sıra dışı dondurma seçenekleri; çilek ve fesleğen, kayısı ve misket limonu, mango ve çarkıfelek meyvesi gibi sorbet alternatifleriyle birlikte yaz sezonuna ferah ve yaratıcı bir final sunuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Kısa sürede şehrin en keyifli ve lezzetli adreslerinden biri haline gelen Rüya İstanbul; geniş terası ve menüsüyle İstanbul’un gastronomi sahnesine yaz boyunca güçlü bir enerji katıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Günün farklı saatlerinde değişen ışıkla birlikte bambaşka bir atmosfere bürünen teras; uzun yaz akşamlarına yayılan sofralar, paylaşım ritüelleri ve zarif dokunuşlarla sezonun en dikkat çekici gastronomi duraklarından birine dönüşüyor. Anadolu’nun mevsimsel ürünlerinden ilham alan yeni yaz menüsü, taze ve canlı lezzetleri odağına taşıyor. Haftanın belli günleri menüye eşlik eden DJ performansı ise Boğaz manzarasıyla birlikte akşam atmosferini tamamlıyor.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Foodist İstanbul, dünya gıda sektörünü Türkiye'de buluşturacak</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/foodist-istanbul-dunya-gida-sektorunu-turkiyede-bulusturacak-2205/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/foodist-istanbul-dunya-gida-sektorunu-turkiyede-bulusturacak-2205/</id>
<published><![CDATA[2026-06-16T14:14:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-16T14:14:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9F7505-5166CF-7F4261-F3D4B2-1778AD-804880.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2025 yılında 220'den fazla ülkeye gerçekleştirdiği 12,4 milyar dolarlık ihracatla Türkiye'nin en güçlü ihracatçı sektörlerinden biri olmayı sürdürdü. Sektör, yılı yüzde 3,9'luk ihracat artışıyla tamamlarken, yeni pazarlara ulaşma ve küresel ticaret ağlarını genişletme hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Bu kapsamda Foodist İstanbul Fuarı, yalnızca Türkiye'nin değil, bölgenin de en önemli gıda organizasyonlarından biri olmaya aday gösteriliyor. Fuar alanının şimdiden yüzde 85'inin dolduğunu belirten İHBİR Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı, organizasyonun yerli ve millî bir gıda fuarı olarak sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralayacağını ifade etti.</p><p>"FOODIST, DÜNYANIN EN ÖNEMLİ GIDA FUARLARINDAN BİRİ OLMAYA ADAY"</p><p>Foodist İstanbul'un uluslararası ölçekte giderek daha fazla önem kazandığını vurgulayan Kazım Taycı, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>"Bugün dünyada gıda sektörünün en önemli buluşmalarından biri Dubai'de düzenlenen Gulfood Fuarı'dır. Bir diğer önemli organizasyon ise ISM'dir. Ancak bölgemizde yaşanan gelişmeler ve küresel ticaret dengelerindeki değişim nedeniyle İstanbul artık çok daha stratejik bir konuma yükseliyor. Foodist Fuarı'nın yüzde 85'i şimdiden dolmuş durumda. Türkiye'deki tüm ihracatçı birlikleri, sektör dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle ilk kez bu ölçekte yerli ve millî bir gıda fuarı düzenleniyor."</p><p>Yaklaşık 75-80 ülkeden alıcı ve satıcının katılımının beklendiğini ifade eden Taycı, ihracatçı birliklerinin dünyanın farklı bölgelerinden nitelikli alıcıları İstanbul'a getirmek için yoğun çalışmalar yürüttüğünü söyledi.</p><p></p><p></p><p></p><p>"İSTANBUL BÖLGESEL TİCARET MERKEZİ OLABİLİR"</p><p>Küresel fuarlara katılım maliyetlerinin her geçen yıl arttığına dikkat çeken Taycı, Foodist'in Türk firmalarına önemli avantajlar sağlayacağını belirtti.</p><p>"Firmalarımız bugün dünyanın dört bir yanındaki fuarlara katılmak için ciddi maliyetler üstleniyor. Stant kurulumları, lojistik giderleri, seyahat ve konaklama maliyetleri önemli bir yük oluşturuyor. Böylesine büyük bir organizasyonun İstanbul'da düzenlenmesi, hem üreticilerimiz hem de ihracatçılarımız için çok önemli bir fırsat sunuyor. Dünyanın farklı ülkelerinden ithalatçıları, zincir market yöneticilerini ve distribütörleri kendi ülkemizde ağırlayacağız."</p><p>Türkiye'nin gıda sektöründeki üretim gücüne dikkat çeken Taycı, Foodist'in tarım ve işlenmiş gıda ürünleri ihracatına da önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p><p>"ABD PAZARINDA GÜÇLÜ BÜYÜME DEVAM EDİYOR"</p><p>İHBİR olarak ihracat pazarlarını çeşitlendirmeye devam ettiklerini belirten Taycı, özellikle ABD pazarında son yıllarda dikkat çekici bir büyüme yakalandığını söyledi.</p><p>"Sektörümüz son yıllarda ABD pazarında her yıl yüzde 20'nin üzerinde büyüme kaydediyor. Önümüzdeki dönemde de ABD pazarına özel önem vermeye devam edeceğiz. Türk çikolatası, Türk şekeri, Türk lokumu ve Türk kahvesinin tanıtımı için New York, Miami ve Las Vegas'ta kapsamlı faaliyetler gerçekleştireceğiz. Bunun yanında Orta Asya, Afrika ve Körfez ülkelerinde de yeni ticari bağlantılar kurmayı sürdürüyoruz."</p><p>Türkiye'nin güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Taycı, rekabetçi koşulların yeniden oluşmasıyla birlikte Türk gıda ürünlerinin dünya raflarında daha güçlü bir şekilde yer almaya devam edeceğini belirtti.</p><p>Foodist İstanbul Fuarı'nın, Türk üreticileri ile uluslararası alıcıları aynı çatı altında buluşturarak yeni ticaret fırsatlarının oluşmasına katkı sağlaması bekleniyor. Sektör temsilcileri ise organizasyonun, İstanbul'u bölgesel bir gıda ticaret merkezi hâline getirme yolunda önemli bir adım olacağı görüşünde birleşiyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yazin tadını Vakko L'Atelier ile çıkarın</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-yazin-tadini-vakko-latelier-ile-cikarin-1547/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-yazin-tadini-vakko-latelier-ile-cikarin-1547/</id>
<published><![CDATA[2026-06-14T11:26:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-14T11:26:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5E1169-A57DDA-D9DB8F-5F8962-EC5D2C-65E82E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Antalya’dan Bodrum’a, Çeşme’den Göcek’e uzanan seçkin lokasyonlarında misafirlerini ağırlayan Vakko L’Atelier; günün ilk saatlerinden akşamın en keyifli anlarına kadar uzanan zengin lezzet seçkisiyle yazın tadını çıkaranlara eşlik ediyor. Dünya mutfaklarından ilham alan bistrot lezzetleri, Fransız pastacılık geleneğini Vakko dokunuşuyla yorumlayan patisserie ürünleri, el yapımı çikolatalar ve özenle hazırlanan içecek seçkileri, her lokasyonda farklı bir atmosfer içinde hayat buluyor.</p><p></p><p>Antalya’daki Land of Legends, Çeşme Swissôtel ve Göcek’te yer alan Vakko L’Atelier noktaları, gün boyu süren gastronomi deneyimiyle misafirlerini ağırlarken; Bodrum’un iki farklı noktasında konumlanan Vakko L’Atelier, bölgenin dinamik yaz ruhuna eşlik ediyor. Mandarin Oriental Bodrum’da patisserie lezzetleri, çikolata seçkileri ve zengin içecek alternatifleri öne çıkarken, Yalıkavak Marina’da Vakko L’Atelier’in sevilen bistrot lezzetleri yaz günlerine eşlik ediyor.</p><p></p><p>Göcek’te sunulan özel tekne servisi ise Vakko L’Atelier deneyimini denizin üzerine taşıyor. Misafirler, seçkin lezzetleri teknelerinde deneyimleme ayrıcalığı yaşarken, Vakko’nun hizmet anlayışı tatilin en özel anlarına eşlik ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya gıda sektörü temsilcileri Güney Afrika'da buluştu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-gida-sektoru-temsilcileri-guney-afrikada-bulustu-208/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-gida-sektoru-temsilcileri-guney-afrikada-bulustu-208/</id>
<published><![CDATA[2026-06-13T08:37:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-13T08:37:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EA4CAB-79614A-64B8E0-EFC34F-24087E-763346.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cape Town Uluslararası Kongre Merkezi'nde (CTICC) 10-12 Haziran'da düzenlenen fuara, Güney Afrika'nın yanı sıra Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeden gıda üreticileri, tedarikçiler ve perakendeciler katıldı.</p><p></p><p>Gıda ve içecek sektörüne yönelik fuarda perakendeye hazır ürünler, içecekler, fırıncılık ürünleri, gıda teknolojileri, sağlıklı ve bitkisel bazlı ürünler ile paketleme ve tedarik çözümleri sergilendi.</p><p></p><p>Organizasyon yetkililerinden edinilen bilgiye göre, bu yılki fuarda 350'den fazla katılımcı, 8 binden fazla ticari ziyaretçi ve 60'tan fazla ülkeden sektör temsilcisi yer aldı.</p><p></p><p>- "Cape Town, Afrika'daki en büyük perakendecilerin bulunduğu yer"</p><p></p><p>Fuarın organizatör firmasının Üst Yöneticisi Rex Bowden, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Africa Food Show'un 20 yılı aşkın süre Johannesburg'da "Africa's Big 7" adıyla düzenlendikten sonra 2025'te yenilenerek Cape Town'a taşındığını söyledi.</p><p></p><p>Bowden, fuarın Johannesburg'dan Cape Town'a taşınmasının doğru bir karar olduğunu belirterek Cape Town'un, Afrika'daki en büyük perakendecilerin bulunduğu yer olduğuna işaret etti.</p><p></p><p>Cape Town'un uluslararası katılımcılar için cazip bir şehir olduğunu ifade eden Bowden, kentin güvenli, iyi yönetilen, temiz ve gelmek için güzel bir yer olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Cape Town merkezli büyük perakende gruplarının kentin ticari önemini artırdığına dikkati çeken Bowden, burada faaliyet gösteren şirketlerin kıta genelinde güçlü bir konuma sahip olduğunu kaydetti.</p><p></p><p>Güney Afrika'daki ürün standartlarının yüksek olduğunu vurgulayan Bowden, fuar kapsamında Afrika genelinden ve uluslararası pazarlardan çok sayıda alıcıyı Cape Town'a getirdiklerini belirtti.</p><p></p><p>Bowden, yabancı alıcıların Güney Afrika’ya geldiklerinde pazara dair algılarının değiştiğini aktararak insanların olumsuz bir algıyla geldiğini ancak Güney Afrika'da ziyaret ettikleri büyük marketlerin Avrupa ve ABD'deki birçok örnekten daha iyi olduğunu gördüklerini söyledi.</p><p></p><p>- "Türkiye'den 10 firma fuarda stant açtı"</p><p></p><p>Türkiye'nin Cape Town Başkonsolosu Yonca Sunel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Africa Food Show'un "Afrika'nın en büyük gıda fuarlarından biri" olduğunu belirterek, etkinliğe dünyanın dört bir yanından firmaların katıldığını söyledi.</p><p></p><p>Sunel, bu yıl fuarda Türkiye'den 10 firmanın stant açtığını ve Türk şirketlerinin gördükleri ilgiden memnun kaldığını ifade etti.</p><p></p><p>"Umarım firmalarımız fuar boyunca hem Güney Afrika Cumhuriyeti hem de Afrika'nın diğer ülkeleriyle ticareti geliştirecek bağlantılar kurabilirler." diyen Sunel, fuarın uluslararası niteliğine dikkati çekti.</p><p></p><p>Sunel, Brezilya ve Malezya'dan gelen firma temsilcilerinin, Türk firmalarının stantlarını ziyaret ederek görüşmeler yaptığını belirtti.</p><p></p><p>Güney Afrika'nın Afrika'ya açılan önemli bir kapı olduğuna dikkati çeken Sunel, bu ülkenin, kıtanın en büyük ekonomilerinden biri olduğunu ve gıda sektöründe de önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi.</p><p></p><p>Sunel, Güney Afrika'nın komşu ülkelerle gümrük bağlantıları, ticari kolaylıkları ve ulaştırma koridorları sayesinde ihracatçılara yalnızca Güney Afrika'ya değil, Namibya, Botsvana, Zambiya ve Mozambik gibi ülkelere de erişim imkanı sunduğunu kaydetti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tavuk eti üretimi nisanda yıllık bazda yüzde 0,5 azaldı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-nisanda-yillik-bazda-yuzde-05-azaldi-619/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tavuk-eti-uretimi-nisanda-yillik-bazda-yuzde-05-azaldi-619/</id>
<published><![CDATA[2026-06-12T10:33:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-12T10:33:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_865BC0-ED127C-FB00F3-99FDC7-4D10C3-781643.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu, nisan ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı. </p><p></p><p>Buna göre, nisanda 236 bin 310 ton tavuk eti üretildi. Üretim, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,5 azalırken, bir önceki aya göre yüzde 1,8 arttı.</p><p></p><p>Tavuk yumurtası üretimi, nisanda aylık bazda yüzde 3,9 azalırken, yıllık bazda yüzde 18,9 yükseldi. Bu dönemde 1 milyar 844 milyon 973 bin tavuk yumurtası üretildi. </p><p></p><p>Nisanda kesilen tavuk sayısı, yıllık yüzde 0,2 azalışla 127 milyon 357 bin olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>Ocak-nisan döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla tavuk yumurtası üretimi yüzde 17,3, kesilen tavuk sayısı yüzde 3,1, tavuk eti üretimi yüzde 1,6 arttı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toplanan inek sütü miktarı nisanda 994 bin 137 ton oldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/toplanan-inek-sutu-miktari-nisanda-994-bin-137-ton-oldu-4911/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/toplanan-inek-sutu-miktari-nisanda-994-bin-137-ton-oldu-4911/</id>
<published><![CDATA[2026-06-12T10:31:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-12T10:31:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_55A1CA-C5751D-1E5FC5-D3ED7E-F0E16A-360857.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ilişkin süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı.</p><p></p><p>Buna göre ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, nisanda yıllık bazda yüzde 1,3 artarak 994 bin 137 tona çıktı. Ocak-nisan döneminde ise 2025'in aynı dönemine kıyasla değişmeyerek 3 milyon 835 bin 266 ton oldu.</p><p></p><p>Ticari süt işletmelerince yapılan içme sütü üretimi, nisanda yıllık yüzde 7,9 artarak 154 bin 447 tona çıktı. Bu yılın 4 ayında da içme sütü üretimi, yıllık bazda yüzde 6,7 artışla 614 bin 367 tona ulaştı.</p><p></p><p>Ticari süt işletmeleri tarafından yapılan yoğurt üretimi de nisanda 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 13,4 artarak 125 bin 691 ton, ocak-nisan döneminde de yıllık bazda yüzde 11,1 artışla 470 bin 828 ton olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>İnek peyniri üretimi, nisanda yıllık bazda yüzde 3,4 artarak 72 bin 463 ton, ocak-nisan döneminde yüzde 2,9 yükselişle 285 bin 720 ton oldu.</p><p></p><p>Nisanda ayran ve kefir üretimi yüzde 11,7 yükselerek 96 bin 27 tona çıkarken tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 7,7 gerileyerek 10 bin 444 tona düştü. Ocak-nisan döneminde ayran ve kefir üretimi yüzde 11,1 artarak 338 bin 512 tonu bulurken tereyağı ve sadeyağ üretimi ise yüzde 2,4 azalışla 37 bin 533 tona geriledi.</p><p></p><p>Martta 1 milyon 7 bin 179 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, nisanda yüzde 1,3 azalarak 994 bin 137 ton oldu.</p><p></p><p>Aynı dönemde 164 bin 354 tonu bulan içme sütü üretimi, nisanda yüzde 6 azalışla 154 bin 447 ton olarak gerçekleşti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mısırın potansiyelini geleceğe taşıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/misirin-potansiyelini-gelecege-tasiyor-6058/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/misirin-potansiyelini-gelecege-tasiyor-6058/</id>
<published><![CDATA[2026-06-11T15:41:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-11T15:41:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B9F241-1E2943-1A652D-F7B579-5F9F98-9E946A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; “İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor” dedi.</p><p>Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor</p><p>Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor.</p><p>Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü</p><p>Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor.</p><p>2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı</p><p>Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı.</p><p>Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor</p><p>Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">PUDO kullanıcılarına Tamek Pesto sos hediyesi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pudo-kullanicilarina-tamek-pesto-sos-hediyesi-6557/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pudo-kullanicilarina-tamek-pesto-sos-hediyesi-6557/</id>
<published><![CDATA[2026-06-11T15:40:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-11T15:40:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_051361-3593C4-546FC0-4C7210-4F72E2-40097A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>OYAK şirketleri arasında yer alan PUDO ve Tamek, akıllı teslimat teknolojilerini farklı bir kullanım alanıyla buluşturan yeni bir iş birliğine imza attı. Kampanya kapsamında Ataşehir Metropol AVM önünde bulunan PUDO noktası, 8-21 Haziran tarihleri arasında Tamek Pesto Sos için özel olarak hazırlanan bir deneyim alanı olarak konumlandırıldı.</p><p>Proje kapsamında PUDO akıllı teslimat dolapları Tamek iletişimiyle giydirilirken, noktalarda yer alan ekranlar üzerinden kampanya duyuruları yapılacak. Kullanıcılar, PUDO teslimat noktası aracılığıyla Tamek’in yeni ürünü Pesto Sos hediyesine ulaşabilecek.</p><p>Akıllı teslimat noktaları marka deneyimine dönüşüyor</p><p>İş birliği, akıllı teslimat teknolojilerinin yalnızca e-ticaret teslimatlarında değil, markaların tüketicileriyle doğrudan buluştuğu deneyim odaklı uygulamalarda da kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Böylece PUDO noktaları, teslimat ve iade süreçlerinin ötesinde markalar için yenilikçi bir iletişim ve erişim kanalı olarak öne çıkıyor.</p><p>PUDO ve Tamek arasında gerçekleştirilen iş birliğini değerlendiren PUDO Satış ve Pazarlama Direktörü Ülkü Dörtcan, şunları söyledi:</p><p>“PUDO olarak tüketicilerin günlük yaşamını kolaylaştıran, markalara ise müşterileriyle yenilikçi temas noktaları sunan çözümler geliştiriyoruz. Tamek ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, akıllı teslimat teknolojilerinin yalnızca e-ticaret alanında değil, hızlı tüketim ürünleri sektöründe de önemli fırsatlar yarattığını gösteriyor. Tüketicilerin sevdikleri ürünlere daha hızlı, kolay ve erişilebilir şekilde ulaşmasını sağlarken, markaların da müşterileriyle farklı deneyimler üzerinden buluşmasına katkı sunuyoruz. Bu iş birliğinin, perakende ve dağıtım alanında yeni nesil uygulamalara ilham vereceğine inanıyoruz.”</p><p>PUDO noktalarında ücretsiz 24 saat teslimat kolaylığı</p><p>Türkiye’nin e-ticaret yoğunluğu yüksek bölgelerinde konumlanan 1265’ten fazla akıllı gönderi noktasıyla ücretsiz olarak hizmet veren PUDO, kullanıcıların teslimat ve iade süreçlerini kolaylaştırıyor. Kullanıcılar, anlaşmalı markalardan gerçekleştirdikleri online alışverişlerde PUDO noktalarını teslimat adresi olarak seçebiliyor; gönderileri teslim noktasına ulaştığında SMS ile bilgilendirilerek diledikleri zaman teslim alabiliyor veya kolayca iade edebiliyor.</p><p>PUDO’nun sunduğu model, geleneksel eve teslim yaklaşımına alternatif oluşturarak şehir içi lojistik süreçlerinin daha verimli yönetilmesine katkı sağlıyor. Kargo operasyonlarındaki tekrar eden teslimat denemelerinin azaltılmasına yardımcı olan sistem, hem operasyonel verimlilik hem de sürdürülebilirlik açısından avantaj sunuyor.</p><p>Kurumlara özel Click &amp; Collect hizmeti</p><p>Bireysel kullanıcıların yanı sıra kurumlara yönelik çözümler de geliştiren PUDO, ofis ve plaza çözümleriyle kurumların muhaberat süreçlerini dijitalleştiriyor. Click &amp; Collect hizmetiyle ise markaların online ve fiziksel mağaza deneyimlerini entegre etmelerine destek oluyor.</p><p>Tamek, OYAK çatısı altında dönüşümünü sürdürüyor</p><p>Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğe ilham veren global gıda markası olma vizyonuyla hareket eden Tamek, Haziran 2021’de OYAK şirketleri bünyesine katıldı. OYAK’ın stratejik yatırımlarıyla kurumsal ve organizasyonel anlamda yenilenen şirket; Ar-Ge, ürün geliştirme, insan kaynağı ve organizasyon alanlarında dönüşümünü sürdürüyor.</p><p>Tamek, köklü geçmişiyle paydaşı olduğu ekosistemi teknolojinin desteğiyle geliştirmeyi; güvenilir, lezzetli ve hayatı kolaylaştıran katma değerli ürünleriyle mutfak ve sofralarda yer almayı hedefliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nespresso'da üst düzey atama</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nespressoda-ust-duzey-atama-1173/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nespressoda-ust-duzey-atama-1173/</id>
<published><![CDATA[2026-06-11T15:12:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-11T15:12:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4C28A9-170C2E-570422-40F90A-8608CE-A76F5B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hızlı tüketim sektöründe pazarlama ve satış alanlarında 16 yılı aşkın deneyimi bulunan Emre Tezel, Nespresso Türkiye Genel Müdürü olarak 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yeni görevine başladı.</p><p></p><p>Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde tamamlayan ve kariyerinin ilk yıllarında global şirketlerde farklı görevler alan Emre Tezel, 2017 yılında Nestlé Türkiye’ye katıldı. Nestlé Türkiye bünyesindeki 9 yıllık kariyerinde; satış ve pazarlama fonksiyonlarında farklı yöneticilik rolleri üstlendi. Ağustos 2025’ten beri Nespresso Türkiye Pazarlama Direktörü olarak görev alan Tezel, 1 Haziran 2026 tarihinden itibaren Nespresso Türkiye’nin büyüme yolculuğuna liderlik edecek.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kurukahveci Mehmet Efendi ürün portföyünü Mehmet Günsür'le tanıtıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurukahveci-mehmet-efendi-urun-portfoyunu-mehmet-gunsurle-tanitiyor--6176/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurukahveci-mehmet-efendi-urun-portfoyunu-mehmet-gunsurle-tanitiyor--6176/</id>
<published><![CDATA[2026-06-11T15:11:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-11T15:11:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D776D7-843B0B-430B8F-0E2E44-F6D542-D78B2C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Faaliyetlerine 1871 yılında başlayan ve Türkiye kahve kültürünün temsilcisi olarak anılan Kurukahveci Mehmet Efendi, Türk kahvesi liderliğinin yanında geniş ürün portföyü ve yeni ambalaj yatırımıyla sektörde öncü rolünü pekiştiriyor. Kahve kültürü ve pazar dinamiklerindeki dönüşümü yakından takip eden Kurukahveci Mehmet Efendi, filtre kahve ve espresso kategorilerinde farklı tüketim alışkanlıklarına hitap eden ürünleriyle pazarı büyütüyor ve kategoriyi geliştirmeye devam ediyor. Şirket, yeni ambalaj tasarımıyla sunduğu farklı ürün kategorilerini oyuncu Mehmet Günsür’ün rol aldığı reklam kampanyasıyla tüketiciyle buluşturdu.</p><p>Zengin Ürün Çeşitliliği ve Yeni Ambalajlar&nbsp;</p><p>Pazardaki güncel tüketim trendlerini değerlendiren Kurukahveci Mehmet Efendi Yönetim Kurulu Başkanı Hulusi Kurukahveci; Türk kahvesi hâlâ ülkemizde en çok tercih edilen kahve olmayı sürdürürken, tüketiciler artık günün farklı zamanlarında farklı kahve çeşitlerini tüketmeyi de tercih edebiliyor. Sütlü kahveler, buzlu kahveler ve espresso bazlı kahveler artık günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldi. Bizim en önemli görevimiz ise her fincanda tüketicilerimizin güvenine yeniden layık olmak. Bu anlayışla, filtre ve espresso ürün grubumuzdaki kahve çeşitlerini genişlettik, bu gruptaki ambalajlarımızı da yeniledik. Tüm bunları yaparken markamızın özüne, kalite anlayışına ve güvenilirlik vaadine sadık kalmayı önceliklendiriyoruz. Bu yaklaşımın bir yansıması olarak, kampanya filmimizde oyuncu Mehmet Günsür’le bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Mehmet Günsür’ün samimi, doğal ve geniş kitlelerle güçlü bağ kuran kişiliğinin, kahve kültürümüzün köklü geçmişini günümüz tüketicileriyle buluşturma hedefimizi en iyi şekilde yansıttığına inanıyoruz.” diye konuştu.</p><p>Türk Kahvesi Kültürünü Dünyaya Taşıyor</p><p>Kurukahveci Mehmet Efendi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kurukahveci; Türk kahvesi her zaman göz bebeğimiz olmaya devam edecek. Ülkemizin 500 yıllık kahve kültürünün en önemli değerlerinden biri olan Türk kahvesini bugün dünyanın 60 ülkesinde gururla temsil ediyoruz. Bu kültürü ülkemizde en iyi şekilde yaşatmaya çalışırken, uluslararası arenada da kahve festivallerinde ve diğer etkinliklerimizle Türk kahvesini yeni nesil kahveseverlerle buluşturuyoruz. Son yıllarda özellikle genç yabancı kahve meraklılarının Türk kahvesine gösterdikleri ilginin artması bizleri sevindiriyor. Aynı zamanda genç kuşakların yaşam tarzına ve değişen kahve tüketim alışkanlıklarına uygun yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeyi sürdürüyoruz. dedi.</p><p>Mehmet Günsür Marka Yüzü Oldu</p><p>Kurukahveci Mehmet Efendi, ürün portföyüne yönelik bu yenilenme adımını yeni iletişim çalışmalarıyla da destekliyor. Marka, bu kapsamda oyuncu Mehmet Günsür ile iş birliğine imza attı. “Kahvemiz Kurukahveci Mehmet Efendi” söylemiyle hayata geçirilen reklam kampanyasıyla da şirketin Türk kahvesindeki tecrübesi ile halihazırda sunduğu filtre kahve ve espresso kategorilerindeki geniş vizyonu vurgulanıyor.</p><p>“Alafranga” Kahvelerde 1940’lardan Gelen Uzmanlık&nbsp;</p><p>1871’den beri Türkiye’de kahve denildiğinde akla gelen ilk marka olan Kurukahveci Mehmet Efendi, filtre kahve alanındaki geçmişi de uzun yıllara dayanıyor. 1940’lı yıllarda Beyoğlu’nun seçkin pastaneleri için filtre kahveye uygun kahve üreten marka, 1995 yılında Türkiye’nin ilk yerli marka paketli filtre kahvesini pazara sundu. 2000’li yıllardan itibaren kahve hazırlama yöntemlerinin çeşitlenmesiyle birlikte bu alandaki çalışmalarını hızlandıran marka, günümüzde Kolombiya, Brezilya ve Etiyopya menşeli filtre kahvelerin yanı sıra Guatemala, Nikaragua, El Salvador ve Venezuela menşeli özel seri yöresel kahveleri de tüketicilerle buluşturuyor. Şirket ayrıca farklı damak tatlarına hitap eden iki ayrı espresso çeşidiyle pazarın önemli oyuncuları arasında yer alıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kruvasan etrafında yeni bir sabah rutini</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kruvasan-etrafinda-yeni-bir-sabah-rutini-5407/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kruvasan-etrafinda-yeni-bir-sabah-rutini-5407/</id>
<published><![CDATA[2026-06-11T07:16:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-11T07:16:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F97EA-CA15FD-893C3B-D6AA3A-1C2D88-75FE09.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fırından yeni çıkmış, kat kat dokusuyla öne çıkan kruvasanlar, L’aube’da deneyimin merkezinde yer alıyor. Klasik Fransız yorumlarının yanı sıra badem ve çikolata gibi tatlı dokunuşlar güne yumuşak bir başlangıç sunarken; füme et, hindi ve yumurta gibi daha doyurucu eşleşmeler sabahı tek bir öğünde tamamlamak isteyenlere hitap ediyor. Farklı damaklara dokunan çeşitlilik, L’aube’un kahvaltıyı tek bir formdan çok, kişisel bir seçim alanı olarak ele aldığını gösteriyor.</p><p>L’aube’da sabah, yalnızca ne yenildiğiyle değil, nasıl hissedildiğiyle de tanımlanıyor. Aceleye bırakılmayan, özenli hazırlanmış ve sadeliğiyle öne çıkan bu yaklaşım, Fransız kahvaltı kültürünün İstanbul’daki karşılığını daha günlük ve erişilebilir bir hale getiriyor.</p><p>Günün hızına kısa bir ara vermek isteyenler için L’aube Patisserie, kruvasan ve kahve etrafında şekillenen sakin başlangıçları şehrin yeni sabah alışkanlıklarından biri haline getiriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Züber'den çikolatada yeni dönem</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zuberden-cikolatada-yeni-donem-288/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zuberden-cikolatada-yeni-donem-288/</id>
<published><![CDATA[2026-06-10T11:42:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-10T11:42:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB94E5-13DCFD-7FCE0A-FF9952-FBD138-D79387.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Züber; rafine şeker, soya lesitini, emülgatör ve koruyucu kullanmadan geliştirdiği yeni çikolata ailesini tüketicilerle buluşturdu. Şekeri hurmadan gelen ve doğal içeriklerle hazırlanan seri, çikolatada lezzet ile içerik arasında seçim yapmak istemeyenler için geliştirildi.</p><p>Geleneksel çikolata üretiminde yaygın olarak kullanılan birçok bileşeni ürünlerinden çıkaran Züber, yeni serisiyle çikolata kategorisinde farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor.&nbsp;</p><p>İki yılı aşkın Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen Züber Çikolata ailesi; sütlü, bitter, Antep fıstıklı, fındıklı ve pirinç patlaklı çeşitleriyle tüketicilerle buluşuyor.</p><p>“Çikolatayı yeniden düşündük”</p><p>Züber Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Görkem Özer, yeni ürün ailesiyle ilgili şunları söyledi: “Çikolata kategorisinde yıllardır bazı içeriklerin vazgeçilmez olduğu kabul ediliyordu. Biz bu kabulleri yeniden sorguladık. Rafine şekersiz, soya lesitinsiz ve emülgatörsüz bir çikolata üretmenin mümkün olduğunu göstermek istedik. Uzun bir Ar-Ge sürecinin sonunda ortaya çıkan ürünümüzle, çikolatayı sadece daha farklı değil, daha temiz hale getirdik. Yıllardır tüketicilere aynı şeyi söylüyoruz: İçindekilere bakın, içiniz rahat olsun. Şimdi aynı yaklaşımı çikolataya taşıyoruz. Çünkü bize göre iyi bir çikolata sadece lezzetiyle değil, içeriğiyle de güven vermeli.”</p><p>Bugün fındık kremalarından meyve barlarına, cipslerden içeceklere uzanan ürün portföyüyle milyonlarca tüketiciye ulaşan Züber, yeni çikolata ailesiyle iyi içerik anlayışını çikolata kategorisine taşımaya ve iyi beslenmeyi günlük hayatın doğal bir parçası haline getirme hedefini büyütmeye devam ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">TFI Tab gıda yatırımları ikinci sürdürülebilirlik raporunu yayımladı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tfi-tab-gida-yatirimlari-ikinci-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-6337/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tfi-tab-gida-yatirimlari-ikinci-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-6337/</id>
<published><![CDATA[2026-06-09T17:22:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-09T17:22:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8FB863-F14587-0AC551-917F6A-AF7FA2-FF27B3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TFI TAB Gıda Yatırımları, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, 2024-2025 döneminde çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) alanlarında gerçekleştirilen çalışmalar ile grup şirketlerinin sürdürülebilirlik performansı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı paylaşıldı.</p><p>TFI'ın sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hazırlanan rapor; Gıda, Gezegen ve İnsan odak alanları kapsamında belirlenen öncelikleri, hedefleri ve performans sonuçlarını ortaya koyarken, grup şirketlerinin sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarına ve dönüşüm yolculuğunda attığı adımlara da yer veriyor.</p><p>GRI (Global Reporting Initiative) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; iklim değişikliğiyle mücadeleden döngüsel ekonomi uygulamalarına, sürdürülebilir tarımdan gıda güvenliğine, dijital dönüşümden kadının güçlenmesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları ortaya koyuyor.</p><p>TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi yönetmekle sınırlı bir sorumluluk alanı olarak değil, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Üretimden tedarike, lojistikten restoran operasyonlarına kadar uzanan dikey entegre iş modelimiz sayesinde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı değer zincirimizin tamamına yayabiliyor, attığımız her adımın etkisini bütünsel bir bakış açısıyla yönetebiliyoruz. Güvenilir gıda üretimi, izlenebilir ve sorumlu tedarik zinciri, kaynak verimliliği, çalışanlarımızın gelişimi, kapsayıcı çalışma kültürü ve teknoloji destekli operasyonel mükemmeliyet anlayışı sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu rapor, yalnızca performans göstergelerimizi ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı, önceliklerimizi ve dönüşüm yolculuğumuzu yansıtan önemli bir yol haritası niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden yenilenebilir enerji yatırımlarına, dijital dönüşüm uygulamalarından kadının güçlenmesine, sürdürülebilir tarımdan çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut ilerlemeler kaydetmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de paydaşlarımız için ekonomik, çevresel ve sosyal değer yaratmaya; faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz."</p><p>Değer zinciri boyunca güven, kalite ve müşteri odaklı yaklaşım güçlendirildi</p><p>Üretimden lojistiğe, restorandan tüketiciye uzanan entegre değer zinciri boyunca gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve şeffaflığı odağına alan TFI, güvenilir gıda tedarikini destekleyen uygulamalarını uluslararası standartlarla güçlendirirken, sürdürülebilir tedarik anlayışıyla tüketici güvenini artırmayı sürdürdü.</p><p>• Tedarik zincirinin %94-98’i yerel tedarikçilerden oluştu.</p><p>• Kahve tedariğinin %100’ü Rainforest Alliance sertifikalı kaynaklardan sağlandı.</p><p>• RSPO sertifikalı palm yağı kullanımı %33 artarak %38,3’e yükseldi.</p><p>• Atakey Patates ve AtaSancak, Farm Sustainability Assessment (FSA) değerlendirmesinde "Gold" seviyesini korudu.</p><p>• TFI Grubu, amfori’ye üye olan Türkiye’deki ilk yerli gıda şirketi oldu.</p><p>• Ekur Et, Atakey Patates, AtaSancak, Ekmek Unlu Gıda, Fasdat Sebze ve Fasdat Gıda, BRCGS Grade A ve üzeri puanlar alarak gıda güvenliği ve kalite standartlarındaki güçlü performanslarını sürdürdü.</p><p>• NSF International tarafından gerçekleştirilen denetimlerde Fasdat Sebze %98,2, Ekur Et %99,3, Atakey Patates %99,2, Ekmek Unlu Gıda %100 ve Fasdat Gıda %100 puan aldı.</p><p>• Aynı dönemde müşteri memnuniyet oranı Ekur Et'te %96'ya, TAB Gıda'da %97'ye, Ekmek Unlu Gıda ve AtaSancak'ta %98'e ulaşırken, Atakey Patates müşteri memnuniyetinde %100 seviyesine ulaştı.</p><p></p><p>İklim ve çevre alanında somut dönüşüm adımları</p><p>TFI ve grup şirketleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği çalışmalarla çevresel etkilerini azaltmayı sürdürüyor. 2024-2025 döneminde emisyon yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildi.</p><p>• Atakey Patates’in Science Based Targets initiative (SBTi) hedefleri onaylandı; Paris Anlaşması ile uyumlu bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlendi.</p><p>• TAB Gıda’da restoran başına elektrik tüketimi 2023 yılına göre %11 azaldı.</p><p>• TAB Gıda, elektrik tüketiminin %42’sini YEK-G kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak 29.047 tCO₂e emisyonu dengeledi.</p><p>• Atakey Patates, elektrik tüketiminin %100’ünü YEK-G ile yenilenebilir kaynaklardan sağladı.</p><p>• Fasdat Gıda’da devreye alınan güneş enerjisi sistemleriyle 1,19 MW kurulu güce ulaşılırken, tesislerin elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı.</p><p>• Fasdat Sebze’de gerçekleştirilen 495 kW güneş enerjisi yatırımı ile tesis elektrik ihtiyacının yaklaşık %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılandı.</p><p>• TAB Gıda’da Sıfır Atık Belgeli restoran sayısı bir önceki yıla göre %26 artarak 187’ye yükseldi.</p><p>• Atakey Patates’te oluşan atıkların %93,8’i geri dönüşüme kazandırıldı.</p><p></p><p>Çalışan gelişimi ve kapsayıcı iş kültürüne yatırım yapmaya devam etti</p><p>TFI ve grup şirketleri, sürdürülebilir büyümenin temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve çalışan deneyimine yönelik uygulamalarını sürdürdü. Bu kapsamda 2024-2025 döneminde de eğitimden liderlik gelişimine, kadın istihdamından çalışan bağlılığı uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla daha kapsayıcı ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı oluşturuldu.</p><p></p><p>• Toplam 20.115 çalışana yaklaşık 3,4 milyon saat eğitim verildi; çalışan başına ortalama eğitim süresi 167 saate ulaştı.</p><p>• TFI Great Place to Work skoru bir önceki yıla göre %11,6 artış gösterdi.</p><p>• TFI genelinde kadın çalışan oranı %63’e, kadın yönetici oranı ise %60’a ulaştı.</p><p>• Fasdat Gıda’da kadın çalışan oranı %18’den %28’e yükseltildi.</p><p></p><p>İnovasyon ve dijital dönüşüm operasyonel verimliliği güçlendirdi</p><p>2024-2025 döneminde TFI ve grup şirketleri, dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla operasyonel verimliliği artırmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel risklerin azaltılması ve tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verilmesi hedeflendi. Bu kapsamda:</p><p>• Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) çalışmaları kapsamında, 2025 yılında TFI ve grup şirketlerinde UiPath altyapısıyla 15 iş süreci otomasyona alınarak operasyonel verimlilik artırıldı, manuel iş yükü ve operasyonel riskler azaltıldı.</p><p>• Daha sürdürülebilir ürün alternatiflerini tüketicilerle buluşturma hedefi doğrultusunda Burger King®'in et içermeyen Plant Based Whopper ürünü mağazalarda ve dijital kanallarda yaygınlaştırıldı.</p><p>• E-ticaret ve dijital satış kanallarında müşteri deneyimine yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde 2025 yılında restoran başına sipariş iptal oranı %25,8 azaltıldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Güvenli gıda, güçlü gelecek"</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/guvenli-gida-guclu-gelecek-3579/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/guvenli-gida-guclu-gelecek-3579/</id>
<published><![CDATA[2026-06-07T09:35:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-07T09:35:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7D04E1-312BB6-185D56-DE23B1-33E1D2-096FA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor.&nbsp;</p><p>Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi.</p><p></p><p>Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor</p><p>Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor.&nbsp; Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.”&nbsp;</p><p>“Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram”</p><p>Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti.&nbsp;&nbsp;</p><p>Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme</p><p>Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor.&nbsp; Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor.</p><p>Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor.</p><p>Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünyanın en büyük çikolata merkezlerinden biri oldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyanin-en-buyuk-cikolata-merkezlerinden-biri-oldu-8678/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyanin-en-buyuk-cikolata-merkezlerinden-biri-oldu-8678/</id>
<published><![CDATA[2026-06-05T19:23:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-05T19:23:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A46C7B-814C6F-D09C56-5FD54D-6AA716-4D1AB3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de çikolata ve atıştırmalık sektörünün öncüsü, tüm gıda kategorisinde ihracat lideri, Biscolata, Luppo, Ozmo gibi dünyaca sevilen markaların sahibi Şölen Çikolata, üçüncü “Türkiye’nin Çikolata Fabrikası”nı Gaziantep’te faaliyete geçirdi.</p><p></p><p>Şölen Çikolata’nın sürdürülebilirlik, verimlilik ve inovasyonu odağına alan bu stratejik yatırımının açılış töreni 3 Haziran 2026 Çarşamba günü, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şölen Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban, Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Erdoğan Çoban, Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Üyeleri, Şölen’in bayileri, iş ortakları ve çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.&nbsp;</p><p>90 üretim hattı, 90 bin paletlik akıllı depo&nbsp;</p><p>Yeni fabrika, tamamı özkaynaklarla karşılanan yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildi ve 500 kişilik ek istihdam sağlandı. Bu tesisle birlikte Şölen Çikolata, Gaziantep’teki toplam üretim alanını yüzde 70 genişletti ve büyüklük olarak 27 futbol sahasına denk gelen 172 bin 500 metrekarelik üretim sahasına ulaştı.&nbsp;</p><p></p><p>İleri teknoloji altyapısı ve yüksek kapasitesiyle dünyanın alanındaki en akıllı fabrikalarından biri olan yeni tesis, Şölen’in global vizyonunu yansıtan bir teknoloji üssü niteliği taşıyor. 90 bin paletlik yeni bir akıllı deposu bulunan fabrikada, lojistik ve operasyonel kabiliyet ileri bir seviyeye taşındı.</p><p>Dijitalleşme, yapay zekâ ve robotik sistemlerle üretimi bir üst boyuta taşıyan fabrikada 90 üretim hattı, günlük 900 ton üretim kapasitesi ve kapalı alanda çalışan robotlar bulunuyor. Şölen fabrikalarındaki robot sayısı bakımından birçok otomotiv fabrikasını geçmiş oldu.&nbsp;</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Son 5 yılda 2 kat büyüme sağlandı</p><p></p><p>Şölen Çikolata CEO’su Erdoğan Çoban, “Şölen Çikolata olarak, bugüne kadar sadece üretim tesisleri değil, bu topraklardan aldığımız gücü dünyaya yansıtan bir "ihracat üssü" kurduk. Son 10 yılda 500 milyon doları aşan yatırımın tamamını Gaziantep’e yaptık. 36 yılda ise yatırımlarımızın tamamı toplamda 1 milyar doları aşmış durumda. Bugün 5 kıtada 120’den fazla ülkeye ihracat yapıyor, milyarlarca tüketiciye ulaşıyoruz. Tüm gıda kategorilerinde ihracat lideriyiz. Ar-Ge merkezimizde 35 patentle geleceği tasarlıyoruz. Yeni fabrikamızla birlikte 3 üretim tesisimizde 300 bin metrekareye ulaşan üretim alanımızla dünyanın en büyük çikolata üretim merkezlerinden biri olduk. Teknolojiyi ve insanı bir araya getirerek hayata geçirdiğimiz üçüncü fabrikamız tam bir yüksek teknoloji üssü. Yeni üretim hatları, ileri otomasyon sistemleri, robotik teknolojiler ve veri temelli üretim altyapısı sayesinde hem kapasitemizi artırdık, hem üstün kalite standartlarımızı ve gıda güvenliğini çok daha ileri bir noktaya taşıdık, hem de kalite, hız ve esneklik açısından global ölçekte çok daha rekabetçi bir konuma ulaştık. Bu yatırımla birlikte, mevcut istihdamımıza ek olarak 2 bin kişiye de dolaylı istihdam sağlıyoruz. Tüm tesislerimizde sürdürülebilirlik odaklı çalışıyoruz; sıfır atık ve 216 bin ağaca denk gelen karbon emisyonu önlemini iş modelimizin her adımında uyguluyoruz” dedi.</p><p></p><p>“Hedefimiz dünyada kendi sektörümüze ilk 10’a girmek, 2030 yılında 1.2 milyar dolar ciro”</p><p>Şölen’in cirosunu son 5 yılda 300 milyon dolardan 650 milyon doların üzerine çıkarak iki kat büyüme elde ettiklerini belirten Çoban, hedeflerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Beş yıl içinde tonajda yüzde 40 büyüme sağladık. 2025 yılında ise bir önceki yıla göre çift haneli büyümeyle 360 milyon dolarlık ihracata ulaştık. Bu yıl, yeni fabrikamız, ileri teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge odaklı üretim anlayışımız, çevik yönetim yapımız ve başarısını kanıtlamış markalarımızdan aldığımız güçle yatırımlarımızı ve istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. 2026’da iç pazarda yüzde 17-20 büyüme hedefliyoruz. Yeni ürünler de gelmeye devam edecek. İhracatta ise dolar bazında yaklaşık çift haneli büyüme ve 386 milyon dolar ciro öngörüyoruz. Dünyada kendi sektörümüzde ilk 10’a girme hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Biz bu topraklara inanıyoruz, ülkemizin üretim gücüne güveniyoruz. 36 yıldır olduğu gibi bayrağımızı dünyada gururla dalgalandırmayı sürdüreceğiz.”</p><p></p><p>5 kıtada 120’den fazla ülkeye katma değerli ihracatta lider</p><p>Şölen Çikolata, teknoloji ve yapay zekayı tüm iş modelinin bel kemiği haline getirirken global alanda iddiasını da güçlendiriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Biscolata, Milango, Ozmo, Boombastic, Luppo, Papita ve Nutymax gibi sadece Türkiye’de değil, dünya çapında tüketicilerin sevdiği ödüllü markaları bulunan Şölen, Belçika’dan Maldivler’e, Kolombiya’dan Japonya’ya kadar 120’den fazla ülkede 200 çeşit ürününü tüketicilerle buluşturuyor. Çikolata denince ilk akla gelen Belçika’ya Türkiye’den yapılan ihracatın yüzde 62’sini, kakao ülkesi Kolombiya’ya çikolata ihracatının yüzde 65’ini Şölen gerçekleştiriyor.</p><p></p><p>Bir dünya oyuncusu olarak, Avrupa, Amerika ve Japonya başta olmak üzere, çikolatanın ve çikolatalı ürünlerin daha çok tüketildiği, kalite ve gıda güvenliğinin çok önemli olduğu kritik pazarlara katma değerli ürünler ihraç ediyor. İhracat kilogram fiyatında sektör ortalaması 3,7 dolar iken, katma değerli ürün ihracatıyla Şölen’de bu rakam 5,5 dolara ulaşıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Şirket, ihracattaki bu başarısı ile geçen yıl, TİM’in İhracatın Şampiyonları Listesi’nde tüm gıda sektörü içerisinde birincilik ödülünü aldı.</p><p></p><p>Patent şampiyonu Şölen, gıda güvenliği kriterleriyle de sektörünün öncüsü</p><p>Türkiye gıda sektöründe tek tüzel kişilikte ve 2 farklı lokasyonda Ar-Ge merkezine sahip ilk kuruluş olan Şölen Çikolata, 35 uluslararası patent ile çikolata, şekerleme ve unlu mamuller kategorisinde patent şampiyonu.&nbsp;</p><p></p><p>Aynı zamanda Amazon, Lidl, Walmart gibi dünya devleriyle çalışan Şölen, global zincir marketlerin gerçekleştirdiği habersiz denetimlerden de 100 üzerinden 98 puan alabilen nadir gıda şirketlerinden biri. Üretimin her aşamasında en fazla analiz yaptıran ve benchmark kabul edilen Şölen Çikolata, tüm dünyada denetim ve belgelendirme yapan kuruluşlardan biri olan SGS tarafından habersiz yapılan BRC ve IFS denetimlerinden üst seviye olan AA ve High Level kategorisinde en yüksek puan alan nadir şirketler arasında yer alıyor.</p><p></p><p>Global başarılara her yıl yenileri ekleniyor</p><p>Şölen Çikolata, geçen yıl önemli bir global başarıya imza attı. Yüksek ürün kalitesi, ileri teknolojiye dayalı üretim standartları, global satış ve pazarlama performansı ile Avrupa Candy Kettle Club tarafından verilen ve Avrupa şekerleme sektörünün en büyük ödülü olan Professional Excellence Ödülü'nü kazanarak “Bakır Kazan”ı Türkiye’ye getirdi. Şölen, “Candy Industry Top 100” listesinde de dünyanın ilk 10 çikolata şirketi arasında yer almayı hedefliyor. Bugün dünyanın en prestijli perakende zincirlerinden Amazon.com’da ise Biscolata en çok satılan ürünlerden biri ve today.com’da ‘Top Cookie’ seçildi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Akasya gastronomiyi sürdürülebilir yaşamın merkezine taşıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akasya-gastronomiyi-surdurulebilir-yasamin-merkezine-tasiyor-3035/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akasya-gastronomiyi-surdurulebilir-yasamin-merkezine-tasiyor-3035/</id>
<published><![CDATA[2026-06-04T12:42:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-04T12:42:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2BC5EF-AD4A6A-DE6BA0-AB8A04-A4AB44-28D908.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Akkök Holding iştiraki Akiş GYO bünyesinde yer alan Akasya, 12'nci yaşını gastronomiyi kültür, paylaşım ve sürdürülebilir yaşam yaklaşımıyla buluşturan özel bir etkinlikle kutlamaya hazırlanıyor. 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek ‘Akasya'da Tadı Damağında’ deneyimi, yıldızlı şeflerden artizan üreticilere, Ege mutfak kültüründen iyi yaşam odaklı markalara uzanan zengin içeriğiyle ziyaretçilerini gastronomi etrafında şekillenen farklı bir deneyime davet edecek.</p><p>‘Akasya'da Tadı Damağında’ öncesinde düzenlenen basın kahvaltısında etkinliğin içeriği, gastronomiye yaklaşımı ve sürdürülebilir yaşam odağında kurgulanan deneyim alanlarına ilişkin detaylar paylaşıldı.</p><p>“Akasya’nın 12’nci yılında gastronomiyi merkeze alıyoruz”</p><p>Akiş GYO Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Levent Çanakçılı,&nbsp; Akasya’nın 12’nci yılında gastronominin günümüzde yeme içme deneyiminin ötesine geçtiğine dikkat çekerek değerlendirmelerde bulundu:</p><p>“Bugün, Ege esintileriyle büyük bir özenle hazırlanmış çok keyifli bir atmosferde buluştuk.</p><p>Akasya’yı açtığımız günden bu yana kültür, sanat ve yaşam odaklı birçok projeye ve etkinliğe ev sahipliği yaptık. Bu yıl ise bizim için ayrıca özel bir anlam taşıyan alışveriş merkezimizin 12’nci yılını kutluyoruz. Bu kutlamanın merkezine de gastronomi deneyimini yerleştirmek istedik.</p><p>Bu kapsamda ziyaretçilerimizi yıldızlı ve alanında çok değerli şeflerle bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Misafirlerimiz, şeflerimizin hazırladığı lezzetleri deneyimleme fırsatı bulurken aynı zamanda onların hikâyelerini dinleme ve kendileriyle tanışma şansı da elde edecekler.”</p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2006%20-%20Haziran/akasya-i.jpg" alt="akasya-i" style="font-family: &quot;Open Sans&quot;, sans-serif;"></p><p>Şehrin kalbinde şehirli gastronomi deneyimi</p><p>Akasya'da Tadı Damağında deneyimi, gastronomiyi üretim kültürü, yerel değerler, sürdürülebilirlik ve paylaşım ekseninde ele alıyor.</p><p>Etkinliğin ‘Artizan Kahvaltı’ bölümünde Ege mutfak kültürü odağa alınırken, ziyaretçiler bölgenin gastronomi hikâyelerini dinleme, yerel üretim anlayışını yakından tanıma ve şeflerle birebir sohbet etme fırsatı bulacak.</p><p>Ege Mutfağı Araştırmacısı ve Eğitmen Şef Ahmet Güzelyağdöken, Danışman Şef ve Yemek Stilisti Dilek Yetkiner ile Cunda'nın sevilen restoranı L'Arancia'nın Executive Chef'i Tongar Fırat ve Chef de Cuisine'i Mehmet Güngör etkinlikte yer alacak isimler arasında bulunuyor.</p><p>Yıldızlı Şefler Sahnesi kuruluyor</p><p>Etkinlik kapsamında oluşturulan Yıldızlı Şefler Sahnesi'nde Türkiye gastronomisinin önde gelen isimleri ziyaretçilerle buluşacak.</p><p>Telezzüz'ün Executive Chef'i Bahtiyar Büyükduman, Paper Moon İstanbul'un Executive Chef'i Giuseppe Pressani, The Barn - Grandma's Wonderland Executive Chef'i Buğra Özdemir, Yakamengen III şefi Duru Akgül ve Nicole Restaurant Executive Chef'i Serkan Aksoy sahnede gastronomiye dair yaklaşımlarını paylaşacak, özel tadım deneyimlerine imza atacak.</p><p>Yerel üreticiler ve iyi yaşam markaları Akasya'da buluşacak</p><p>Etkinlik kapsamında AVOYA, BİBERCO, Itz Nutz, NutReal, Podisi Bean to Bar Chocolate, Siyou Tarla ve The Good Wild gibi markalar da ziyaretçilerle buluşacak.</p><p>Yerel üretim, iyi gıda, bilinçli tüketim ve sürdürülebilir yaşam yaklaşımını odağına alan markalar iki gün boyunca deneyim alanlarında ürünlerini tanıtacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'nin su ürünleri üretimi 2025'te yüzde 11,1 arttı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-su-urunleri-uretimi-2025te-yuzde-111-artti-328/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-su-urunleri-uretimi-2025te-yuzde-111-artti-328/</id>
<published><![CDATA[2026-06-04T10:34:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-04T10:34:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_63E653-E1E173-FEF975-3F3B9D-B0C376-2C94D9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin su ürünleri istatistiklerini açıkladı.</p><p></p><p>Buna göre, su ürünleri üretimi geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 11,1 artışla 1 milyon 37 bin 19 tona yükseldi.</p><p></p><p>Üretimin yüzde 33,4'ünü avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 3,1'ini avcılık yoluyla elde edilen diğer deniz ürünleri, yüzde 3,1'ini avcılık yoluyla elde edilen iç su ürünleri ve yüzde 60,4'ünü yetiştiricilik ürünleri oluşturdu.</p><p></p><p>Su ürünleri avcılığı geçen yıl yüzde 15,3 arttı. Avcılık yoluyla yapılan toplam üretim 410 bin 428 ton, yetiştiricilik üretimi ise 626 bin 591 ton olarak gerçekleşti. Deniz ürünleri avcılığı bir önceki yıla göre yüzde 17,3 artarken, iç su ürünleri avcılığı yüzde 4,3 azaldı.</p><p></p><p>- En çok hamsi avlandı</p><p></p><p>Avlanan deniz balıkları miktarı geçen yıl 346 bin 366 ton oldu. Bu balıklarının türlere göre dağılımı incelendiğinde, hamsinin 245 bin 261 tonla en yüksek miktarda avlanan balık olduğu görüldü. Hamsiyi 28 bin 388 tonla çaça ve 19 bin 667 tonla sardalya takip etti.</p><p></p><p>Yetiştiricilik yoluyla yapılan üretim ise 2025'te yüzde 8,6 arttı. Yetiştiriciliğin 440 bin 817 tonu (yüzde 70,4) denizlerde, 185 bin 774 tonu (yüzde 29,6) iç sularda gerçekleşti.</p><p></p><p>Yetiştirilen en önemli balık türleri iç sularda 185 bin 310 tonla alabalık, denizlerde de 174 bin 859 tonla levrek ve 164 bin 643 tonla çipura oldu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nespresso, Gülşen ile yeni bir döneme başlıyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nespresso-gulsen-ile-yeni-bir-doneme-basliyor-1029/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nespresso-gulsen-ile-yeni-bir-doneme-basliyor-1029/</id>
<published><![CDATA[2026-06-03T12:43:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-03T12:43:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_25C0B4-8C97B2-21623E-6CE41D-9B6C16-961A16.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güçlü sahne kimliği, zamansız tarzı ve tüm jenerasyonlara hitap eden enerjisiyle öne çıkan Gülşen, Vertuo’nun cesur, yaratıcı ve keşif odaklı dünyasını yansıtan yeni kampanyasının yüzü oldu. Yeni reklam filmi, kahveyi günlük rutinin ötesine taşıyarak; stil, keşif ve deneyimlerle şekillenen etkileyici bir dünyanın kapılarını aralıyor.</p><p></p><p>Sanatsal bir görsel dünyada geçen film, izleyiciyi farklı temalar arasında etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Kahveden ilham alan yaratıcı görsel geçişler ve değişen atmosferler, Vertuo’nun ilham veren kahve evrenini stil ve keşif duygusuyla buluşturuyor. Film boyunca güçlü görsel anlatım, “her kahve yeni bir dünya” fikrini merkeze taşıyor.</p><p></p><p>Kullanıcılarına kişisel kahve ritüellerini keşfetme özgürlüğü sunuyor</p><p>Nespresso Vertuo sistemi; espresso’dan büyük fincan kahvelere uzanan farklı kahve seçenekleri, zengin kreması ve tek tuşla hazırlanan kahve deneyimiyle kullanıcılarına kişisel kahve ritüellerini keşfetme özgürlüğü sunuyor. Dijital platformlarda izleyiciyle buluşacak, Gülşen’in güçlü ve özgün duruşuyla buluşan yeni kampanya, Vertuo kahve sisteminin ilham veren ve sınırları aşan dünyasını yansıtıyor. Nespresso, Vertuo ile kahve deneyimini yeni bir dünyaya taşırken, kullanıcılarını da kendi kahve tarzlarını keşfetmeye davet ediyor. Nespresso ve Gülşen’in bir araya geldiği bu özel iş birliği, yıl boyunca farklı kampanya ve içeriklerle devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">En çok taze meyve-sebze ve ekmek ısraf ediliyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/en-cok-taze-meyve-sebze-ve-ekmek-israf-ediliyor-2527/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/en-cok-taze-meyve-sebze-ve-ekmek-israf-ediliyor-2527/</id>
<published><![CDATA[2026-06-03T11:51:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-03T11:51:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3D0E89-BFFE9A-F8D0AD-60A484-14E3D2-F6C70D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hane halkları tarafından en fazla israf edilen gıda gruplarını belirledi.</p><p></p><p>AA muhabirinin bu verilerden yaptığı derlemeye göre, tüketicilerin büyük bölümü hassasiyet gösterse de bazı gıda ürünleri israf edilebiliyor.</p><p></p><p>Buna göre, geçen yıl en fazla israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile "taze meyve ve sebze" olarak kayıtlara geçti. Bu grubu yüzde 32,5 ile "ekmek" takip etti. Diğer israf edilen ürün grupları yüzde 15,1 ile süt ve süt ürünleri, yüzde 5,9 ile kuru bakliyat oldu.</p><p></p><p>Makarna ile et ve et ürünlerinin israf edilme oranının ise yüzde 2,7'şer ile diğer gruplara göre daha düşük seviyede kaldığı görüldü.</p><p></p><p>- İsrafın ana nedeni gıdaların bozulması</p><p></p><p>Gıda ürünlerinin çöpe atılma nedenleri incelendiğinde, "bozulma" yüzde 74,4 ile açık ara ilk sırada yer aldı. Tüketicilerin yüzde 12,1'i "son kullanma tarihinin geçmesi", yüzde 6,3'ü ise "fazla satın alınması veya pişirilmesi" nedeniyle gıdaları israf ettiğini beyan etti.</p><p></p><p>Hane halkının yüzde 84'ü gıda ürünlerini "hiçbir zaman" çöpe atmadığını belirtirken "nadiren" çöpe attığını belirtenlerin oranı yüzde 12,7, "sıklıkla" çöpe attığını söyleyenlerin oranı yüzde 0,3 oldu.</p><p></p><p>- Alışveriş planlamasında "liste yapma" alışkanlığı korunuyor</p><p></p><p>Tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları incelendiğinde, 2025 yılında yüzde 54,4'ünün alışverişe liste yaparak çıktığı görüldü. Ürünün fiyatını takip ederek alışveriş yapanların oranı yüzde 14,9 olurken plansız alışveriş yapanların oranı yüzde 14,4 olarak belirlendi.</p><p></p><p>Gelir gruplarına göre bakıldığında, en düşük gelir grubundaki hane halklarının alışveriş listesi yapma oranının (yüzde 57,3), en yüksek gelir grubuna (yüzde 49,9) göre daha yüksek olduğu saptandı.</p><p></p><p>- Tüketilemeyen gıdalar hayvanlara veriliyor</p><p></p><p>Gıda israfını engellemek için başvurulan yöntemler arasında, "tüketilemeyen gıdaların hayvanlara verilmesi" öne çıktı. 2024 yılında yüzde 27,3 olan bu oran, 2025 yılında yüzde 28,7'ye yükseldi.</p><p></p><p>Gelir düzeyi en düşük olan grupta tüketilemeyen gıdaları hayvanlara verme oranı yüzde 35,9 iken bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 27,8 oldu.</p><p></p><p>Öte yandan, tüketicilerin yüzde 83,6'sı gıda israfını engellemek için bireysel olarak elinden geleni yaptığını ifade etti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dürümle 200. şube ile hızlı büyümesine devam ediyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/durumle-200-sube-ile-hizli-buyumesine-devam-ediyor-8256/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/durumle-200-sube-ile-hizli-buyumesine-devam-ediyor-8256/</id>
<published><![CDATA[2026-06-02T12:59:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-02T12:59:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_232302-4C4CDE-09B22B-A5C072-B727A7-5C27BC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Operasyonel gücü ve istikrarlı performansıyla dikkat çeken Dürümle, bugün 35 şehirde 200 restoranı ve yaklaşık 2.000 kişilik ekibiyle milyonlarca kişiye ulaşarak sektördeki konumunu ileri taşıyor.</p><p>Lezzetin 200. Durağı: İstanbul Şişli Meydan Cadde Şubesi</p><p>Dürümle, 200. şubesini İstanbul Şişli Meydan Cadde'de açtı. Yeni restoran, markanın daha fazla noktada aynı lezzet ve deneyimi sunma hedefinin güçlü bir yansıması olarak konumlanıyor. Tüketicilerine lezzetli, hızlı, taze ve doyurucu bir deneyim sunmayı odağına alan Dürümle, “Türkiye’nin Dürümü” vizyonu doğrultusunda 200. şubesini açmanın heyecanını yaşıyor.&nbsp;</p><p>Marka için “Dürümlemek”, lezzetin verdiği keyfi hissetmek ve anın tadını çıkarmak anlamına geliyor. Bu anlayışla Dürümle, her yeni restoranında olduğu gibi 200. şubesinde de misafirlerine aynı keyifli deneyimi sunmayı hedefliyor.</p><p>Büyümenin Temelinde İnovasyon, Operasyon ve İnsan Odaklı Yaklaşım Var</p><p>Dürümle'nin kısa sürede Türkiye genelinde güçlü bir yaygınlığa ulaşmasının arkasında, ürün inovasyonu, operasyonel disiplin ve insana odaklanan yaklaşımı yer alıyor. Kebap, tavuk şiş ve döner gibi klasik lezzetleri modern tatlarla harmanlayarak Türkiye’nin yeme-içme sektöründe kendine özgü bir kulvar oluşturuyor. 2025 yılında gerçekleştirilen 25 milyon dürüm satışı ise bu operasyonel gücün en somut göstergesi.&nbsp;</p><p>Dürümle CEO'su Fasih Emrah Peker: "2018'de başlattığımız lezzet yolculuğunda bugün 200. şubemizi açmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. Bu büyüme, sahadaki ve merkezimizdeki her ekip arkadaşımızın alın terinin, inancının ve emeğinin karşılığı. Şu anda 35 şehirde, 2.000 kişilik güçlü bir ekiple hizmet veriyoruz. Sahada çalışanlarımızın yüzde 53'ü, genel ekibimizin yüzde 51'i kadın. Gerçek ve kalıcı büyüme, herkesi kapsayan bir kültürle mümkün oluyor. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve dijitalleşme adımlarımızla büyümemizi sürdüreceğiz. Hedefimiz, her noktada aynı lezzet standardını koruyarak misafirlerimize en iyi deneyimi sunmak" dedi.&nbsp;</p><p>Dürümle, yenilikçi ve müşteri odaklı yaklaşımıyla sektördeki iddiasını her geçen gün güçlendiriyor. 200. şube açılışıyla yeni ve heyecan verici bir döneme adım atan marka, Türkiye genelindeki büyümesini sürdürmek için çalışmalarına hızla devam ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gastronominin geleceğine değer katan iş birliği</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gastronominin-gelecegine-deger-katan-is-birligi-2192/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gastronominin-gelecegine-deger-katan-is-birligi-2192/</id>
<published><![CDATA[2026-06-02T09:54:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-02T09:54:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1DA2AF-A06B37-F5946E-A2193E-D644F1-1FF898.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Işıl Okan Gülen ile Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli’nin imzaladığı iş birliği kapsamında, gastronomi ve aşçılık bölümü öğrencilerinin uygulamalı eğitim süreçlerine destek verilmesi hedefleniyor. Öğrenciler, profesyonel mutfak pratiği ve sunum kültürünü destekleyen ürünlerle uygulamalı deneyim kazanırken; yaratıcı gastronomi projeleri, eğitimler ve sektörel etkinliklerle zenginleşen çok yönlü bir gelişim sürecinin parçası olacak.</p><p></p><p>Sektör ve Akademi Gastronominin Geleceği İçin Aynı Masada</p><p>İmza töreninin ardından İstanbul Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nün uygulama mutfakları, atölyeleri ve eğitim alanları ziyaret edildi. Program kapsamında öğrencilerle bir araya gelen Kütahya Porselen yöneticileri, genç şef adaylarının uygulamalı eğitim süreçlerini yakından inceleme fırsatı buldu.</p><p>Etkinlik boyunca öğrenciler, Türk ve dünya mutfağından ilhamla hazırladıkları özel reçeteleri Kütahya Porselen ürünleriyle sunarak gastronomiye dair yaratıcı bakış açılarını ve sunum yaklaşımlarını sergiledi. Teknik beceri, estetik sunum anlayışı ve yaratıcılığın bir araya geldiği buluşma; gastronomi eğitiminin sektör deneyimiyle nasıl zenginleştiğini ortaya koyan dikkat çekici bir deneyime dönüştü.</p><p>Gerçekleşen buluşma, öğrencilerin sektör profesyonelleriyle doğrudan iletişim kurarak deneyim paylaşımında bulunmalarına da olanak sağlarken; gastronomi eğitimi ile sektör arasındaki güçlü bağın gelişimine katkı sunan önemli bir platform olarak öne çıktı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Süt, her bireye ulaşan değer zinciri oluşturuyor"</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-sut-her-bireye-ulasan-deger-zinciri-olusturuyor-3306/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-sut-her-bireye-ulasan-deger-zinciri-olusturuyor-3306/</id>
<published><![CDATA[2026-06-02T09:52:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-02T09:52:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF1626-A8AD6C-8E6A89-046792-CD0279-C7855B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde her yıl 1 Haziran’da kutlanan Dünya Süt Günü, sütün ve süt ürünlerinin hem bireylerin hayatındaki hem de sosyo-ekonomik alandaki önemini hatırlamayı sağlayan bir farkındalık günü.</p><p>Dünyanın artan nüfusu karşısında, sağlıklı ve besleyici gıdaların yeterliliği ve erişilebilirliği her geçen gün daha önemli hale geliyor. Bu yıl düzenlediği zirvenin temasını, “Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gezegen, Sağlıklı Ekonomiler” olarak saptayan Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) de, sütün beslenmedeki rolünü, sütçülüğün sosyo ekonomik kalkınmaya etkisini ve sürdürülebilir bir gelecek için önemini vurguluyor.</p><p>IDF, sütün büyük bir ekosistem oluşturduğunu ifade ederek, 2025 yılı itibarı ile dünya süt üretiminin 1 milyar tonu aştığını ve 6 milyardan fazla insanın süt ve süt ürünleri tükettiğini belirtiyor.</p><p></p><p>“SÜT, İYİLİĞİN VE BEREKETİN EN SAF HALİ”</p><p></p><p>Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Dünya Süt Günü vesilesiyle verdiği mesajda, “Süt; iyiliğin ve bereketin en saf hali. Toplumun her kesimine dokunan, her bireye ulaşan büyük bir değer zinciri. Milyonlarca kişiye istihdam sağlıyor, kalkınmanın ve refahın toplumun geneline yayılmasına katkıda bulunuyor. Biz Sütaşlılar, bu değerli gıdanın öneminin bilincinde, toplumun sağlıklı ve dengeli beslenmesindeki sorumluluğumuzun farkındayız. 50 yılı aşan ustalık ve uzmanlığımızla, sütün iyiliğini ve bereketini yaymak için&nbsp;</p><p></p><p></p><p></p><p>tutkuyla çalışıyor, sütün doğasındaki değerleri tüketicilerimize ulaştırmaya, onların sağlıklarına, yaşam kalitelerine ve mutluluklarına katkıda bulunmaya gayret ediyoruz” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>“ÇİFTLİKTEN SOFRALARA İŞ MODELİ DÖNGÜSEL EKONOMİNİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ”</p><p></p><p>Sütaş’ın “Çiftlikten Sofralara” iş modeli ile, ineklerin beslendiği yemlerden, tüketicilerin sofralarına uzanan süreci entegre ettiğini belirten Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:</p><p>“Bu model ile gıda güvenilirliği beklentilerini karşılayıp tedarik güvencesi sağlamakla kalmıyor sürdürülebilir gıda sistemlerinin de en güzel örneklerinden birini oluşturuyoruz.&nbsp;</p><p>Tesislerimizin ihtiyacı olan elektrik enerjisinin tamamını çiftliklerimizin gübrelerinden üretiyor, biyogaz tesislerimizin çıktısı olan organik gübrelerle de yem bitkileri yetiştirdiğimiz toprakları zenginleştiriyor, kullandığımız kaynakları geri kazanıyoruz.</p><p>Tesislerimizin her biri, kendi bölgelerinde birer kalkınma projesi niteliğinde. Yörelerinde yarattıkları çok güçlü ekonomik etkilerin yanı sıra, sosyal ve toplumsal alanda da değerli katkılar sağlıyorlar.”</p><p></p><p>“SÜTÇÜLÜĞÜN BAYRAMINI, “SÜTAŞKIYLA” KUTLUYORUZ”</p><p></p><p>“Bizler için sütçülük; bir meslek olmaktan öte, hayatımıza anlam katan bir misyon, yolumuzu aydınlatan bir ideal” diyen Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;</p><p>“Ne mutlu bize ki, emeklerimizin karşılığını alıyor, sektörün lider markası olma gururunu yaşıyoruz. Sütün iyiliği ve bereketi Sütaş’la yayılıyor. En beğenilen lezzetlerimizle tüketicilerimizin sofralarında yer alırken, en sevilen marka olarak da kalplerinde yer buluyoruz. İşte bu yüzden bugün, Türkiye’nin dört bir yanında yer alan entegre tesislerimizde coşkulu bir bayram havası var. 8 bin kişiye ulaşan ekibimizle, üreticilerimizle, iş ortaklarımızla ve tüm paydaşlarımızla Dünya Süt Günü’nü, sütçülüğün bayramını, “Sütaşkıyla” kutluyoruz. 51 yıldır olduğu gibi bundan sonra da sütün iyiliğini ve bereketini yaymaya, tüketicilerimizin sağlık ve mutluluğuna, ülkemizin kalkınma ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceğiz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gezginci arıcıların Bozok Yaylası'ndaki bal mesaisi başladı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gezginci-aricilarin-bozok-yaylasindaki-bal-mesaisi-basladi-5369/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gezginci-aricilarin-bozok-yaylasindaki-bal-mesaisi-basladi-5369/</id>
<published><![CDATA[2026-06-01T12:22:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-01T12:22:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BE0408-2292EE-2AFA22-AC6D0F-84C58D-79BD27.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yüzlerce endemik bitki türü ve zengin çiçek florasına sahip Bozok Yaylası'na gelen gezginci arıcılar, kaliteli bal üretmek için mesaiye başladı.</p><p></p><p>Tabiatın canlanmasıyla çiçeklerin açtığı yüksek rakımlı Bozok Yaylası'na kovanlarını yerleştiren arıcılar, günün büyük bir bölümünde kovanların ve arılarının bakımını yapıyor.</p><p></p><p>Özenle dizdikleri arı kovanlarının arasında özel kıyafetleriyle dolaşan üreticiler, kovanlardaki petekleri kontrol ediyor.</p><p></p><p>Evlerinden yüzlerce kilometre uzakta gezgin bir hayat yaşayan arıcılar, emeklerinin karşılığını en iyi şekilde alabilmek için kurdukları çadırda 24 saat bal mesailerini sürdürüyor.</p><p></p><p>Mayıs ayında Ordu başta olmak üzere çeşitli illerden gelen gezginci arıcılar, eylül ayına kadar Yozgat’ta konaklıyor.</p><p></p><p>Ordu'dan gelen arıcılardan 58 yaşındaki Necat Özkan, AA muhabirine, kış mevsiminde Aydın'da konakladıklarını, bir hafta önce de Yozgat'a geldiklerini söyledi.</p><p></p><p>Yaklaşık 40 yıldır arıcılık yaptığını dile getiren Özkan, önceki yıllarda Erzurum'a gittiklerini, bu yıl ise arıcı arkadaşlarının tavsiyesi üzerine Yozgat'ın merkeze bağlı Büyükmahal köyü kırsalına yerleştiklerini belirtti.</p><p></p><p>Arkadaşı Murat Yılmaz'la 600 kovan arı ile Aydın'dan geldiklerini ifade eden Özkan, "Arkadaşlar Yozgat'ın arıcılık için iyi olduğunu söyledi. Çiçek oranı da şu anda güzel. Havalar yağışlı gidiyor. İnşallah havalar düzelir, kekik ve geven de açarsa verimli bir sezon geçirmeyi umut ediyoruz. Şu anda arılar, havaların yağışlı gitmesinden dolayı oğul verme dönemine geçiyor. Zayıf arılarda mum yapıyor. İnşallah iyi olacak diye bekliyoruz." diye konuştu.</p><p></p><p>Özkan, bu yıl mevsimin iyi geçmesi durumunda 7-8 ton bal üretmeyi hedeflediklerini belirterek, ürettikleri balı toptan ve perakende olarak sattıklarını dile getirdi.</p><p></p><p>Arıcılığın zor ve emek isteyen bir meslek olduğuna dikkati çeken Özkan, "Sabah kalkıp arılarımıza bakıyoruz. Mum ihtiyacı varsa mum ihtiyacını veriyoruz. Oğula geçenler varsa onları kontrol ediyoruz. Çocuk gibi ilgilenmen gerekiyor. Aynen kundaktaki bebek gibi. Bakarsan o da sana bakıyor. Kolay gözüküyor ama kolay da değil. Buraya çadırımızı, barakamızı kuruyoruz. 24 saat devamlı arının içindeyiz. Bir yere de gittiğimiz yok." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- "Hayatımı gezginci arıcılıkla sürdürüyorum"</p><p></p><p>Ordu'dan gelip merkeze bağlı Kavurgalı köyü kırsalına yerleşen 74 yaşındaki arıcı Yaşar Karaca da 25 yıldır Yozgat'a geldiğini söyledi.</p><p></p><p>Karaca, 2000'de emekli olduktan sonra arıcılığa başladığını ve Yozgat çevresine geldiğini belirterek, "Kışın Antalya'ya gidiyorum. Buraya geleli 15 gün oldu. Hayatımı gezginci arıcılıkla sürdürüyorum." dedi.</p><p></p><p>Yaklaşık 250 kovanla arıcılık yaptığını anlatan Karaca, Bozok Yaylası'nın doğası ve çiçeklerinin güzel olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>Yozgat Arıcılar Birliği Başkanı Mehmet Salman ise babasıyla 3 kuşaktır arıcılık yaptığını ifade etti.</p><p></p><p>Arıcıların sezonu açtığını ve bu yıl yağışlardan dolayı yüksek verim beklediklerini vurgulayan Salman, "Yozgat'ta 40 bin koloni arı, yaklaşık 1000 üreticimiz var. Bunun 600'ü Arıcılar Birliğine üye, geri kalan da 5-10 kovanla hobi arıcılığı yapan vatandaşlarımızdır. Gezginci arıcılarımız ilimize yeni yeni gelmeye başladı. Resmi verilere göre şu ana kadar 12 gezginci arıcımız geldi, gelmeye de devam ediyorlar." diye konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şenpiliç, yeni markası "Doyfarm"ı iş ortaklarıyla Antalya'da buluşturdu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/senpilic-yeni-markasi-doyfarmi-is-ortaklariyla-antalyada-bulusturdu-3625/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/senpilic-yeni-markasi-doyfarmi-is-ortaklariyla-antalyada-bulusturdu-3625/</id>
<published><![CDATA[2026-06-01T11:33:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-06-01T11:33:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C915D9-5D0BBA-280DEB-8EFFD3-54DA5D-90D6A1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin lider entegre piliç eti üreticisi Şenpiliç, geleneksel yıllık iş ortakları toplantısını bu yıl yepyeni bir çehreyle gerçekleştirdi. Yenilenen yüzüyle tüketicilerle buluşan "DOYFARM" markasının konseptiyle Antalya’da düzenlenen dev organizasyona, yurt içi ve yurt dışı iş ortakları aileleriyle birlikte katılım sağladı.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Sektördeki gelişmelerin, büyüme hedeflerinin ve gelecek dönem stratejilerinin paylaşıldığı toplantıda, 2025 yılının küresel ve iç pazardaki performansı değerlendirilirken; Şenpiliç’in 2030 yılına kadar uzanan vizyonu ve iş planı ilk ağızdan iş ortaklarına aktarıldı.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Tüketici İçgörüleriyle Gelişen Yepyeni Bir Portföy</p><p></p><p>Şenpiliç’in sürdürülebilir büyüme, üretim gücü ve müşteri odaklı yaklaşımının ele alındığı toplantıda, değişen pazar koşullarına uyum sağlamanın önemine dikkat çekildi. Şirket; tüketicilerin besleyicilik, lezzet, pratiklik, kolay hazırlanabilme ve kolay erişilebilirlik gibi temel beklentilerini dikkate alarak geliştirdiği yenilikçi işlenmiş ürün portföyünü Doyfarm markasıyla tanıttı. Şenpiliç, sahip olduğu en güçlü dağıtım ağı sayesinde bu üst düzey kaliteli pratik ürünleri çok daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>"2030’a Kadar Yoğun ve Esnek Bir İş Planlaması Yaptık"</p><p></p><p>Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şenpiliç Satış İş Kolu Genel Müdür Yardımcısı Faik ÜÇER, tüketici alışkanlıklarının ve pazar dinamiklerinin hızla değiştiğini vurgulayarak şunları söyledi:</p><p></p><p>"Çok hızlı değişen bir tüketici var. Ayrıca sosyoekonomik koşullar, global riskler ve periferimizdeki siyasi değişiklikler, işimizle ilgili tüm parametrelerin çok yakından takibini ve her yeni koşula tam uyum sağlamayı gerektiriyor. İş ortaklarımızla yaptığımız bu tarz kıymetli bilgi alışverişi buluşmaları hepimiz için son derece ilham verici oluyor.</p><p></p><p>Doyfarm markası ile yepyeni bir başarı hikayesi yazmaya odaklandık. Yeni işlenmiş ürün portföyümüzün Doyfarm markası ile müşterilerimize ve nihai tüketicilerimize büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz. 2030 yılına kadar yoğun ve esnek bir iş planlaması yaptık. Pazardaki liderliğimizi perçinleyecek yepyeni yatırımlar ve hizmetlerle Şenpiliç ekosistemini büyütmeyi sürdüreceğiz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sağlığınız için günde en az 2 bardak süt için</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sagliginiz-icin-gunde-en-az-2-bardak-sut-icin-8782/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sagliginiz-icin-gunde-en-az-2-bardak-sut-icin-8782/</id>
<published><![CDATA[2026-05-30T10:16:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-30T10:16:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4F47E5-47C7C8-F7E8BC-5897DC-9FC1CF-316CB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ülkemizde kişi başı yıllık süt tüketiminin yaklaşık 39 kilogram olduğunu, bu oranın AB ülkeleri ile ABD’de ise 120 kilogram civarında gerçekleştiğini belirten Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, ülkemizde daha fazla süt tüketilmesinin sağlıklı nesillerin yetişmesi açısından çok önemli olduğunu dile getirdi. İdil Yiğitbaşı; “Süt ve süt ürünleri, yaşamın her evresinde tüketilmesi önerilen çok önemli bir gıda. Verilere göre; her bireyin 70 yaşına kadar sağlıklı bir yaşam sürebilmek için günde 2-3 bardak süt tüketmesi öneriliyor. Sadece 1 bardak süt ile kalsiyum ihtiyacının %33’ü, fosfor ihtiyacının %30’u, potasyum ihtiyacının %20’si, B2 vitamini ihtiyacının %24’ü, A vitamini ihtiyacının %7’si ve protein ihtiyacının %14’ü karşılanabiliyor. Bu bilgiler ışığında sağlıklı ve mutlu nesiller yetişmesi adına çıktığımız yolda 53. yılımızı dolduruyoruz. Farklı damak tatlarına yönelik ürünleri piyasaya sunuyor, yurtdışı pazarlara açılarak süt çiftçisinin emeğini hemen her coğrafyada her yaştan insanımızla buluşturmak için çalışıyoruz. Sağlık için çok değerli bir içecek olan süt tüketimini artıracak çalışmalar, bu sebeple büyük önem taşıyor. Sosyal sorumluluk bilinciyle süt içilmesini teşvik edecek çalışmaları destekliyor ve herkesi günde 2 bardak süt içmeye davet ediyoruz.” diye konuştu.&nbsp;</p><p></p><p>Üretime geçtikleri ilk günden bu yana gıda güvenliğine ve kaliteye verdikleri öneme dikkat çeken Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, amaçlarının her zaman için sağlıklı ve mutlu nesiller yetişmesine katkıda bulunmak ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilen çalışmalar gerçekleştirebilmek olduğunu belirtti. İdil Yiğitbaşı, “Türkiye’de süt çiftçiliğinin gelişimi için eğitimler düzenliyor, üretim şartlarının gelişmesi için çalışıyoruz. Bu çerçevede kurduğumuz Pınar Enstitüsü çatısı altında ‘Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde’ projemiz çerçevesinde 2014 yılından bu yana 15 ilde hayvan besleme ve rasyon hazırlama, hayvan sağlığı, buzağı bakımı, doğru sağım uygulamaları, hijyen ve sanitasyon, finansal okuryazarlık, iklim ve su yönetimi gibi stratejik konularda verdiğimiz 143 eğitimde 8.780’den fazla süt üreticisine ulaştık. Sadece eğitimlerle yetinmedik, genç çiftçilerin sürdürülebilir tarım ve kırsal yaşam beklentilerini anlamayı ve sürdürülebilir tarımda yer almasını teşvik etmek amacıyla Genç Çiftçi Mesleki ve Bireysel Kapasite Gelişimi Programı’nı hayata geçirdik. Süt çiftçileri ile birlikte yarattığımız ekosistem sayesinde Türkiye’yi uzun ömürlü sütle tanıştıran Pınar Süt’ün 500’ü aşkın ürünü, ülkemizde 155 bin noktada satılarak sofralara ulaşırken, dünyanın farklı coğrafyalarındaki toplam 31 ülkede büyük bir beğeniyle tüketiliyor. Gerçekleştirdiği ihracat faaliyetleriyle Pınar Süt, ülkemizin markalı süt ve süt ürünleri ihracatında %12 ciro payıyla başı çekiyor. Kurulduğumuz günden bu yana sürdürülebilir ilişkiler kurduğumuz üreticilerimiz, tedarikçilerimiz, bayilerimiz, satış ve üretimdeki tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyor, tüm sektör paydaşlarımızın Dünya Süt Günü’nü kutluyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hürmüz'ün kapatılması baklavayı nasıl etkileyebilir?</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuzun-kapatilmasi-baklavayi-nasil-etkileyebilir-8199/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuzun-kapatilmasi-baklavayi-nasil-etkileyebilir-8199/</id>
<published><![CDATA[2026-05-30T07:35:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-30T07:35:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D935C5-CD05B4-52A79A-4EB301-732246-16C9D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bölgesel gerilimlerin artması ve küresel ticaretin en önemli deniz arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte, bir baklava dilimi, boyutundan çok daha büyük çaplı aksaklıkları gözler önüne sermeye başladı.</p><p></p><p>Bu durum, özellikle ithalata büyük ölçüde bağımlı olan Körfez pazarlarında, baklava yapımında kullanılan fıstık, safran ve diğer temel malzemelerin fiyatlarını etkiledi.</p><p></p><p>Dubai, Şarika, Acman ve Abu Dabi'de birden fazla şubesi bulunan tatlı dükkanının sahibi Saif ile konuştuk.</p><p></p><p>Fiyatlarında şu ana kadar herhangi bir artış olmadığını söyleyen Saif, bunu, özellikle Ramazan ve Kurban Bayramı öncesinde, fıstık başta olmak üzere hammaddelerin önceden büyük miktarlarda stoklanmasına bağladı.</p><p></p><p>Ancak Saif, asıl etkinin hammadde piyasasında görüldüğünü belirtiyor.</p><p></p><p>Özellikle İran menşeli ve "kal" olarak bilinen fıstığın fiyatının, İran'la bağlantılı güzergâhlardaki aksamalar nedeniyle sevkiyatlara ulaşımda yaşanan zorluklar sonucunda yaklaşık yüzde 15 arttığını ifade ediyor.</p><p></p><p>Ayrıca, Suriye Halep fıstığı ile Türk Antep fıstığının hâlâ mevcut olduğunu ve bu durumun fiyat artışının hızını sınırlamaya yardımcı olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Saif, bazı tüccarların krizi fırsata çevirerek, alternatif ürünler bulunmasına rağmen fiyatları yüzde 10 ile 15 arasında yükselttiğini de ekliyor. İran menşeli kuru üzümün fiyatlarının da yaklaşık yüzde 10 arttığını belirtiyor.</p><p></p><p>Dubai'deki safran dükkânlarından birinde satıcı olan Ali ise, tedarik zincirindeki sorunlara rağmen piyasada hâlâ göreli bir denge durumu olduğunu söylüyor. Ali, 10 gram İran safranının fiyatının yaklaşık 70 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dirhemi (yaklaşık 865 TL) olduğunu ve mağaza içinde şu ana kadar keskin fiyat artışları görülmediğini vurguluyor.</p><p></p><p>Ali, Ramazan ayından önce depolanan ve yaklaşık iki kilogram olduğu tahmin edilen bir safran stoğuna sahip olduğunu, bunun da mevcut dönemde fiyatların sabit tutulmasına yardımcı olduğunu ekliyor.</p><p></p><p>Ayrıca safran fiyatlarındaki değişimlerin genellikle petrol fiyatları ve nakliye maliyetleri dâhil olmak üzere daha geniş küresel faktörlerle bağlantılı olduğuna işaret ederek, bu piyasayı uluslararası taşımacılıktaki her türlü aksaklığa karşı hassas hâle getirdiğini söylüyor.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler'e bağlı son ekonomik raporlar, küresel petrol ticaretinin neredeyse beşte birinin, bunun yanı sıra büyük miktarda doğalgaz, petrokimya ürünü ve temel emtianın Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini gösteriyor.</p><p></p><p>Bununla bağlantılı olarak, uluslararası ekonomik analizler, İran'ın da boğazdan geçen sevkiyatların aksaması ya da kısıtlanması sonucu her gün yüz milyonlarca dolar kaybettiğine dikkat çekiyor. Bu durum, krizin siyasi boyutu ile ekonomik maliyeti arasındaki güçlü etkileşimi ortaya koyuyor.</p><p></p><p><b>Körfez dışındaki İran fıstığı pazarı</b></p><p></p><p>Körfez ülkelerinde İran fıstığı sevkiyatlarının durdurulmasına ilişkin olarak, İran Fıstığı Derneği'nden Behruz Ağa BBC Arapça'ya verdiği röportajda, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki uzun ticari ilişkiler kapsamında bölgedeki gelişmelerin geçici bir dönem olduğunu söyledi:</p><p></p><p>"Mevcut durum, İran ile güney komşularımız arasında fıstık, safran ve kuru üzüm ihracatını tamamen durdurdu. Ancak bunun kısa süreli olmasını ve işlerin hızla normale dönmesini umuyoruz."</p><p></p><p>Ağa, Hürmüz üzerinden ihracatın durması nedeniyle İran fıstığının yerel piyasada bollaştığı ve fiyatının düştüğüne dair haberleri reddediyor. İran'ın fıstık ihracatının tek bir pazara dayanmadığını ve Körfez pazarıyla sınırlı olmadığını, Çin, Hindistan, Avrupa, Latin Amerika ve Afrika gibi dünyanın çeşitli pazarlarını kapsadığını belirtiyor.</p><p></p><p>Ağa ayrıca, BAE'nin doğrudan bir tüketim pazarından ziyade bir yeniden ihracat merkezi konumunda olduğunu söylüyor.</p><p></p><p>Ağa, İran'ın Ağustos ile Şubat ayları arasında Körfez'e, çoğunluğu Dubai'ye olmak üzere, yerel tüketim ve yeniden ihracat amacıyla 2 ila 3 bin ton arasında fıstık ihraç ettiğini belirtiyor ve bu miktarların İran'ın toplam üretimine kıyasla sınırlı kaldığını vurguluyor.</p><p></p><p>"İran'ın fıstık üretimi yaklaşık 220 bin ton. BAE'ye ihraç edilen miktar bu rakamın çok küçük bir bölümünü oluşturuyor" diyor.</p><p></p><p>2023 yılında BAE, İran'dan yaklaşık 7 bin ton fıstık ithal etti. 2024'te aynı ürünün ithalatı yaklaşık 15 bin tona ulaştı.</p><p></p><p>Geçen yılın ilk yedi ayında ise Ağa'ya göre, İran fıstığının BAE'ye yapılan sevkiyatları yaklaşık 12 bin ton oldu ve bunların büyük bölümü yeniden ihracat amacı taşıyordu.</p><p></p><p>İran fıstığının son sevkiyatı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başladığı geçen Şubat sonundan önce BAE'ne ulaştı.</p><p></p><p>Ağa, İran'ın normalde her üç ayda bir BAE'ye 4 ila 6 bin ton arasında İran fıstığı tedarik ettiğini söylüyor. Buna göre, Şubat ayından Mayıs ayına kadar İran bu ihracatı gerçekleştiremedi.</p><p></p><p>İran ürünlerinin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine sevkiyatının durması, Körfez pazarında baklava üretimi için özellikle Türk ve Suriye fıstığı olmak üzere başka alternatiflerin aranmasına yol açabilir.</p><p></p><p>Bu durum, BAE'de İran fıstığından kademeli olarak vazgeçilmesine neden olabilir ki bu da uzun vadede İran'ın Körfez pazarlarını kaybetmesi anlamına gelebilir.</p><p></p><p>Körfez pazarlarında tatlı fiyatları şu ana kadar görece istikrarlı kalmış olsa da, tedarik zincirlerindeki aksamaların sürmesi, temel malzemelerin maliyeti üzerinde ve baklavanın tek bir diliminde bile kademeli baskılar oluşturabilir.</p><p></p><p>Bu bağlamda, ekonomik tahminler, ihracatın durması nedeniyle İran fıstığı fiyatlarının yükselmesi sonucunda, bir dilim baklavanın fiyatının yüzde 10 ile 20 arasında artmasının beklendiğine işaret ediyor.</p><p></p><p><b>Küresel gıda üretimine yönelik tehdit</b></p><p></p><p>Körfez'e İran fıstığı ihracatının durdurulmasının ötesinde İran'daki savaş, gübre ve temel bileşenlerinin tedarikinde aksamalara yol açarak küresel gıda güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.</p><p></p><p>Dünyanın en büyük gübre şirketlerinden biri olan Yara'nın CEO'su, Hürmüz Boğazı'ndan geçişin aksamasının gübre arzını doğrudan etkilediği uyarısında bulundu.</p><p></p><p>Gübre kullanımındaki azalmanın, özellikle yoksul ülkelerde tarımsal üretimin düşmesine ve gıda fiyatlarının yükselmesine yol açabileceğini söyledi.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, üre, potas, amonyak ve fosfat gibi küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Krizin başlangıcından bu yana gübre fiyatları yaklaşık yüzde 80 arttı.</p><p></p><p>Bu durum, artan nakliye, üretim ve tedarik maliyetleri nedeniyle Körfez'deki gıda ve tarım ürünlerinin fiyatlarına, fıstık da dahil olmak üzere, yansıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Süt, sağlıklı büyümenin en doğal destekçisi</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-2207/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-2207/</id>
<published><![CDATA[2026-05-30T02:59:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-30T02:59:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA8BF5-AFCC59-1E9BA9-7C6392-A70763-281EFA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi.</p><p></p><p>Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.</p><p></p><p>Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor</p><p></p><p>Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Günde 2 bardak süt öneriliyor</p><p></p><p>Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor.</p><p></p><p>Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Süt sanayicisi yeni pazarlara odaklandı</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sut-sanayicisi-yeni-pazarlara-odaklandi-3069/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sut-sanayicisi-yeni-pazarlara-odaklandi-3069/</id>
<published><![CDATA[2026-05-29T11:20:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-29T11:20:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_942845-D63C6C-EE3AB7-8E9D6D-D1696D-A1B24B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sağlık, yaptığı açıklamada, sütün, beslenme ve sağlık açısından yüzyıllardır çok önemli yerinin bulunduğunu, içerdiği protein, kalsiyum ve birçok değerli besin öğesiyle sağlıklı beslenmenin önemli parçalarından biri olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkede geçen yıl 21 milyon 379 bin 88 ton çiğ süt üretildiğini vurgulayan Sağlık, 20 milyon 202 bin 934 tonla inek sütünün, üretimden yüzde 94,5 pay aldığını, bunu 798 bin 700 tonla koyun, 338 bin 530 tonla keçi, 38 bin 924 tonla da manda sütünün izlediğini bildirdi.</p><p></p><p>Sağlık, üretilen toplam süt miktarının yaklaşık yüzde 50-60'ının sanayi kesimi tarafından işlendiğini dile getirerek, bu kesim tarafından toplanan 11 milyon 233 bin ton inek sütünden 1 milyon 640 bin tonunun içme sütü, 1,4 milyon tonunun yoğurt, 1 milyon 50 bin tonunun ayran ve kefir, yaklaşık 838 bin tonunun inek peyniri, 123 bin tonunun süt tozu ve 108 bin tonunun da tereyağı üretiminde kullanıldığını belirtti.</p><p></p><p>Türkiye'nin, çiğ süt üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında olduğunu ifade eden Sağlık, "Son 9 yıldır 20 milyon tonun üzerinde süt üretimi ile ülkemizin Almanya ve Fransa'nın ardından Avrupa'da 3'üncü, dünyada da ilk 10 arasında olması hepimiz için gurur verici bir tablo." diye konuştu.</p><p></p><p>- "Dış ticarette net ihracatçıyız"</p><p></p><p>Sağlık, Türkiye'nin süt üretimindeki gücünün dış ticaret verilerinde de kendini çok net gösterdiğine işaret ederek, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Süt ve süt ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı ülkeyiz. Türkiye olarak 2025'te 213 bin 76 ton süt ve süt ürünleri ihracatı gerçekleştirdik ve karşılığında 480 milyon 609 bin 376 dolar gelir elde ettik. Diğer taraftan 89 milyon dolar karşılığında 17,4 bin tonluk ithalat yapıldı. İhracat haritamıza baktığımızda en büyük pazarımızı Orta Doğu ve Asya ülkeleri oluşturuyor. İhracatta öne çıkan diğer önemli pazarlarımız ise Avrupa, Kuzey Amerika ve Afrika ülkeleri. Süt ve süt ürünleri sektöründe Türkiye'nin çok daha fazla ihracat potansiyeli var. Süt ve süt ürünleri ortalama ihracat fiyatı ton başına yaklaşık 2 bin 500 dolarken, ithal ürünlerde bu değer 5 bin dolar olarak dikkat çekiyor. Bu iki katlık fark, katma değerli ürün gamını geliştirerek çok daha fazla ihracat geliri elde edebileceğimizin önemli bir göstergesidir."</p><p></p><p>- "AB'de coğrafi işaret tescili alan ürün sayımız her geçen yıl artıyor"</p><p></p><p>Coğrafi işaretli ve markalı ürünlerin, gıda sektöründe katma değerli üretim modeline geçişte hayati rolü olduğunu vurgulayan Sağlık, küresel pazarda yalnızca üretmenin yeterli olmadığını söyledi.</p><p></p><p>Son yıllarda bu alanda çok önemli bir ivme yakalandığını ve TÜRKPATENT verilerine göre 1840'ı aşan tescilli coğrafi işaretli ürün sayısının yaklaşık 80'inin dondurma dahil süt ürünlerini oluşturduğunu dile getiren Sağlık, "Avrupa Birliği'nde (AB) tescil alan ürün sayımız da her geçen yıl artmaya devam ediyor." dedi.</p><p></p><p>Sağlık, sektör olarak şu an birkaç temel alana yoğunlaştıklarını, bu anlamda öncelikle uluslararası tescil süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığına işaret ederek, özellikle AB coğrafi işaret sisteminin ürünlere hem çok güçlü bir koruma hem de yüksek katma değer sağladığını söyledi.</p><p></p><p>Bunun yanında, sahada üretici örgütleri, kooperatifler ve sanayiciler arasında çok daha güçlü bir işbirliği modeli oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Sağlık, "Bizim hedefimiz, Türkiye'nin süt ve et ürünlerini dünyada güvenilir, yüksek kaliteli ve sürdürülebilir ürünler olarak konumlandırmak. Coğrafi işaretli ürünlerin yaygınlaşması kırsal kalkınmaya da doğrudan katkı sağlıyor." dedi.</p><p></p><p>- "Dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları verimliliği artırıyor"</p><p></p><p>Dijitalleşme ve yapay zeka destekli uygulamaların, süt hayvancılığı sektöründe verimlilikten hayvan refahına, maliyet yönetiminden sürdürülebilir üretime kadar çok geniş bir dönüşümü temsil ettiğinin altını çizen Sağlık, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Özellikle yapay zeka destekli sürü yönetim sistemleri sayesinde hayvanların sağlık durumu, yem tüketimi, hareketliliği, süt verimi ve üreme döngüsü anlık olarak takip edilebiliyor. Sensörler, akıllı tasma sistemleri ve otomatik sağım teknolojileri sayesinde hastalık belirtileri daha çok erken aşamada tespit ediliyor. Bu da bir yandan verim kaybını azaltırken diğer yandan hayvan refahını ciddi şekilde güçlendiriyor. Aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da dijital teknolojiler bugün çok önemli bir rol üstleniyor. Önümüzdeki yıllarda tam otomasyonlu çiftlik modelleri, robotik sağım sistemleri, otonom yemleme teknolojileri ve tahmine dayalı üretim yönetimi çok daha yaygın hale gelecek."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Alışılmışın dışında bir restoran kurgusu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/alisilmisin-disinda-bir-restoran-kurgusu-4833/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/alisilmisin-disinda-bir-restoran-kurgusu-4833/</id>
<published><![CDATA[2026-05-28T10:02:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-28T10:02:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_307559-B68728-DD091C-C679AB-708BDE-126103.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İç Mimar Murat Dede’nin kurucusu olduğu Urbanjobs tarafından tasarlanan Ainen, programatik olarak bir yiyecek-içecek mekanı olsa da bu tipolojinin doğrudan mimari temsilini bilinçli olarak reddeden, deneyimsel bir mimari anlayışa sahip. Tersane İstanbul içerisinde konumlanan restoran tasarımının çıkış noktası, alışıldık mekansal imgeleri yeniden üretmek değil, sınırlı ve problemli bir hacmi çoklu kullanım ve deneyim biçimlerine açık bir yapıya dönüştürmekti. Mutfak odaklı program, tasarımın ana belirleyicisi olarak ele alınmak yerine, mimari kararları yönlendiren ancak onları belirlemeyen bir arka plan verisi olarak konumlandırıldı.&nbsp;</p><p>Ainen, küçük bir metrekareye ve son derece dar, lineer bir forma sahip olduğundan bu durum, iç mekanın bir koridora dönüşmesi ve mekansal sürekliliğin parçalanması riskini beraberinde getiriyordu. Bu dezavantajı yatayda çözmeye çalışmak yerine, tasarım stratejisi olarak mekanın düşeyde aktive edilmesine odaklanıldı. Tavan yüksekliği gizli bir potansiyel olarak ele alınarak yön, ritim ve dinamizm kazandıran üç boyutlu bir müdahale ile artiküle edildi. Bu müdahale yalnızca biçimsel bir hamle olarak değil, algıyı ve mekan içinde kurulan ilişkileri yeniden tanımlayan bir unsur olarak kurgulandı. Plan organizasyonu, operasyonel gerekliliklerle mekansal deneyim arasında bir denge kuracak şekilde geliştirildi. Açık mutfak kurgusuna paralel olarak hazırlık ve servis alanı ile bar iki yana yerleştirilirken, giriş aksı merkezde tanımlandı. Bu aks üzerinde konumlanan ada servis elemanı hem görsel hem işlevsel bir odak olarak ele alındı. Gündüz kullanımı sırasında bir servis elemanı olarak çalışan bu yapı, gece saatlerinde DJ setup’ına dönüşebilecek şekilde tasarlanarak mekanın gün içinde farklı yoğunluk ve atmosferlere uyum sağlaması mümkün kılındı.</p><p>Tüm iç mekan yalnızca alanın sınırlı büyüklüğüne yanıt olarak değil, adaptasyonu önceliklendiren bir yaklaşım doğrultusunda hareketli mobilyalar etrafında organize edildi.&nbsp; Sabit yerleşimlere bağlı kalmak yerine mekanın farklı kullanıcı yoğunluklarına, etkinliklere ve kullanım senaryolarına göre yeniden kurgulanabilmesi sağlandı. Bu doğrultuda Ainen, tekil ve statik bir an için değil, sürekli değişen anlar ve deneyimler dizisi için tasarlandı. Aydınlatma stratejisi de bu değişkenliği destekleyecek şekilde geliştirildi. Noktasal aydınlatmadan özellikle kaçınılarak, tavan geometrisi ve mimari yüzeylerle birlikte çalışan kontrollü ve katmanlı bir aydınlatma sistemi tasarlandı. Böylece aydınlatma sadece dekoratif bir unsur olarak değil, mekansal bir araç olarak ele alınıp kullanıma bağlı olarak geri çekilebilen ya da öne çıkabilen, atmosferi ve algıyı yönlendiren bir unsur olarak da kurgulandı.</p><p>Malzeme seçimlerinde, Tersane İstanbul’un tarihsel bağlamı doğrudan taklit edilmek yerine, eski ile yeninin birlikte var olabildiği bir tasarım dili benimsendi. Giancarlo Piretti’nin Cassina için tasarladığı seriden seçilen koyu tonlu ahşap sandalyeler bu yaklaşımın bir parçası olarak bilinçli biçimde tercih edildi. Zamanla değer kazanan bu parçalar ile Urbanjobs imzalı Ainen, çağdaş mekansal kurgusu içinde zamana direnen değil, onunla birlikte evrilen bir katman oluşturarak bulunduğu yerin tarihsel sürekliliği ile de örtüşmüş oldu.</p><p>Güçlü bir mimari forma sahip olsa da mekanın yalnızca form ile tanımlanmadığı kabulüyle ele alınan ve kullanım, hareket, zaman ve atmosfer tarafından şekillenen deneyimsel bir alan olarak kurgulanan Ainen, tek bir tipolojiye sabitlenmek yerine, programlar arasında akışkan biçimde hareket eden, bağlama duyarlı ancak duruşu itibarıyla güçlü biçimde çağdaş bir mekan sunuyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya'nın turşusu İzmir'de kuruldu</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyanin-tursusu-izmirde-kuruldu-6397/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyanin-tursusu-izmirde-kuruldu-6397/</id>
<published><![CDATA[2026-05-28T09:35:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-28T09:35:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_333B18-BBB73C-7A732D-51C7CC-9C0163-5D6D21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı.&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı.</p><p></p><p>Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek&nbsp;</p><p></p><p>Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.&nbsp;</p><p></p><p>İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı</p><p></p><p>Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı.&nbsp;</p><p></p><p>Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi</p><p></p><p>Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çalışan bağlılığı ve verimlilik yemek hizmeti ile şekilleniyor</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/calisan-bagliligi-ve-verimlilik-yemek-hizmeti-ile-sekilleniyor-9497/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/calisan-bagliligi-ve-verimlilik-yemek-hizmeti-ile-sekilleniyor-9497/</id>
<published><![CDATA[2026-05-27T09:43:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-27T09:43:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9B6E8A-B7F9C3-B2F182-598014-D00C21-5C6054.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kurumsal yemek hizmetleri, şirketler için artık yalnızca operasyonel bir yan hak değil; İnsan Kaynakları, Satın Alma ve İdari İşler süreçlerini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim alanına dönüşüyor. Çalışanların gün içindeki beslenme alışkanlıkları; performans, bağlılık ve kurum içi iletişim üzerinde ölçülebilir etkiler yaratıyor. SOA Toplu Yemek Yönetim Kurulu Başkanvekili Melih Can Kocabaş konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p><p>“Kurumsal yemek hizmetleri bugün artık bir yan hak değil; çalışan bağlılığını, operasyonel verimliliği ve işveren markasını doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim aracıdır. Araştırmalar bize şunu açıkça gösteriyor: Çalışanların beslenme alışkanlıkları performans, bağlılık ve iş memnuniyeti üzerinde ölçülebilir etkiler yaratıyor. Yapılan araştırmalarda çalışanların neredeyse yarısı iş arkadaşlarıyla birlikte yedikleri öğle yemeklerini “rahatlama ve zihinsel yenilenme” fırsatı olarak tanımlaması bu anların kurum içi iletişim ve ekip dinamikleri açısından ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Tüm bu veriler, yemek hizmetlerinin sadece bir ihtiyaç değil, çalışan deneyimini şekillendiren stratejik bir unsur olduğunu kanıtlıyor.”</p><p>Yemek tercihlerindeki çeşitlilik, finansal stres ve yan hakların çalışan memnuniyetine etkisi</p><p>Çalışanların yemek tercihlerinde yenilikçi seçeneklere yönelme eğiliminde olduklarını belirtirken, bu durum kurumsal yemek hizmetlerinde menü çeşitliliği ve kalite beklentisinin çalışan memnuniyetindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra işverenler tarafından sunulan düzenli yemek hizmetleri, çalışanların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesinde de önemli bir yan hak olarak öne çıkıyor.&nbsp;</p><p>Kurum içi yemek hizmetleri operasyonel süreçleri güçlendiriyor</p><p>Kurumsal yemek hizmetleri, maliyet yönetimi açısından da şirketlere önemli katkılar sağlıyor. Ölçek ekonomisinin sağladığı avantajlarla birlikte birim maliyetlerin azaltılması, bölgesel fiyat farklılıklarının dengelenmesi ve bütçe planlamasının daha öngörülebilir hale gelmesi satın alma süreçlerinde daha kontrollü bir yapı oluşturuyor.</p><p>İdari işler açısından bakıldığında ise kurum içi yemek hizmetleri; çalışanların dışarıda geçirdiği süreyi azaltarak operasyonel süreçlerin hızlanmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda güvenlik ve hijyen uygulamalarının daha etkin yönetilmesine imkan tanıyor. Yemekhaneler artık yalnızca yemek yenilen alanlar değil, çalışanların bir araya geldiği ve kurum içi etkileşimin güçlendiği çok yönlü sosyal alanlar olarak öne çıkıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da kültür ve gastronomi buluşması</title>
<link href="https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kultur-ve-gastronomi-bulusmasi-7440/" />
<id>https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kultur-ve-gastronomi-bulusmasi-7440/</id>
<published><![CDATA[2026-05-26T12:49:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-26T12:49:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5EEA18-A78BC5-2FA08A-63E048-F32BE0-783249.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Midpoint Tünel ve Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ev sahipliğinde üçüncü kez düzenlenen festival, İstanbul’un gastronomi takviminde artık gelenekselleşen özel bir buluşma olarak dikkat çekti.</p><p></p><p>Çek mutfağının özgün tatları, Bohemya kültürüne ait içecekler ve iki ülke arasındaki dostluk ruhu, aynı sofrada buluşarak davetlilere eşsiz bir deneyim yaşattı. Gecede Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerová ve Ticari Konsolos René Daněk başta olmak üzere organizasyon ekibi, konuklarla yakından ilgilenerek sıcak ve samimi bir atmosfer oluşturdu.</p><p></p><p>Gulaş çorbasından Svíčková’ya, ördek etinden elmalı strudele uzanan özel menü davetlilerden tam not alırken, etkinlik yalnızca bir gastronomi festivali olmanın ötesine geçerek Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki kültürel dostluğu pekiştiren güçlü bir buluşma olarak hafızalarda yerini aldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>