<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - EKONOMİ]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 09:38:33 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın kaybettirdi, dolar ve euro kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dalor-ve-euro-kazandirdi-3181/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dalor-ve-euro-kazandirdi-3181/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E8ED75-7A55D3-6C105A-0EB628-4A887C-F8B302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.147,05 puanı ve en yüksek 14.871,49 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,13 altında 14.274,02 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,63 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E8ED75-7A55D3-6C105A-0EB628-4A887C-F8B302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.147,05 puanı ve en yüksek 14.871,49 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,13 altında 14.274,02 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,63 azalışla 6 bin 97 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,62 düşüşle 41 bin 98 liraya geriledi.Geçen hafta sonu 10 bin 382 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 1,63 azalışla 10 bin 212 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,6280 liradan, avro yüzde 0,06 yükselişle 53,3080 liradan tamamlandı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,23, emeklilik fonları yüzde 1,65 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 0,75 ile &#34;Para Piyasası Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 09:38:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş çıktı, altın düştü, ezberler bozuldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savas-cikti-altin-dustu-ezberler-bozuldu--3549/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savas-cikti-altin-dustu-ezberler-bozuldu--3549/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB26C6-5FF9F4-85312E-4C5AC8-CF6713-FC3E13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün kriz dönemlerinde piyasa davranışlarını da değiştirdiğini belirterek, geçmişte geçerli olan birçok ekonomik yaklaşımın günümüz koşullarında aynı sonucu vermediğini ifade etti.Eğilmez, son dönemde yaşanan ABD-İran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB26C6-5FF9F4-85312E-4C5AC8-CF6713-FC3E13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün kriz dönemlerinde piyasa davranışlarını da değiştirdiğini belirterek, geçmişte geçerli olan birçok ekonomik yaklaşımın günümüz koşullarında aynı sonucu vermediğini ifade etti.Eğilmez, son dönemde yaşanan ABD-İran gerilimi sırasında altın ve gümüş fiyatlarında görülen düşüşün, piyasalarda geleneksel güvenli liman anlayışının değişmeye başladığını gösterdiğini söyledi.Geçmişte savaş, doğal afet veya büyük finansal kriz dönemlerinde yatırımcıların altın ve benzeri değerli metallere yöneldiğini hatırlatan Eğilmez, son krizde ise tam tersi bir tablo ortaya çıktığını vurguladı.Yatırımcı uzaklaşıyorAltın ve gümüş fiyatlarındaki düşüşün iki temel nedeni bulunduğunu kaydeden Eğilmez, ilk nedenin enerji fiyatlarındaki artış beklentisi olduğunu belirtti. Savaşın petrol fiyatlarını yükselteceği, bunun da enflasyonu artıracağı beklentisinin tahvil faizlerinin yükseleceği öngörüsünü güçlendirdiğini ifade eden Eğilmez, yatırımcıların bu nedenle altın ve gümüşten çıkarak tahvil piyasalarına yöneldiğini söyledi.Değerli metallerde son iki yılda yaşanan hızlı yükselişin de satışları hızlandırdığını belirten Eğilmez, yatırımcıların olası bir fiyat düzeltmesi beklentisiyle kâr realizasyonuna gittiklerini dile getirdi.İkinci önemli unsurun ise küresel ölçekte artan dolar talebi olduğunu ifade eden Eğilmez, savaş ortamında birçok yatırımcının varlıklarını dolara çevirerek kendi ülkelerine dönmek istediğini, merkez bankalarının da bu talebi karşılamak amacıyla altın satışı yapmak zorunda kaldığını kaydetti.Küresel ölçekte yaygınlaşıyorMahfi Eğilmez, irrasyonel davranışların yalnızca gelişmekte olan ülkelerle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte yaygınlaştığını da savundu. ABD&#39;nin İran&#39;a yönelik operasyonlarının yüksek maliyetine dikkat çeken Eğilmez, savaş öncesindeki koşullara geri dönülebilmesi için yüz milyarlarca dolarlık ek kaynak ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti.Piyasaların krizlere verdiği tepkinin de değiştiğini ifade eden Eğilmez, geçmişte uzun süreli çöküşlere neden olan jeopolitik gelişmelerin bugün çok daha kısa süreli etkiler yarattığını söyledi. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve finansal kaynakların anlık olarak dünyanın farklı bölgelerine aktarılabilmesinin piyasaların esnekliğini artırdığını vurgulayan Eğilmez, yatırımcıların artık yeni koşullara çok daha hızlı uyum sağladığını belirtti.Eğilmez, küreselleşmenin yalnızca ekonomiyi değil, krizlere verilen tepkileri de değiştirdiğini ifade ederek, &#34;Dünün kesin doğruları bugün aynı şekilde geçerli olmayabilir&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 07:03:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye hala net borç alıcı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-hala-net-borc-alici-2586/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-hala-net-borc-alici-2586/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A7CC0-0F19B7-9CF367-20E98A-FA34ED-3863F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, ekonomilerin dış finansman ihtiyacını ortaya koyan &#34;net borç verme-net borç alma&#34; kavramlarını değerlendirdi. Eğilmez, Türkiye&#39;nin tarihsel olarak tasarruf açığı veren bir ekonomi olması nedeniyle net borç alıcı konumunu sürdürdüğüne dikkat&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A7CC0-0F19B7-9CF367-20E98A-FA34ED-3863F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, ekonomilerin dış finansman ihtiyacını ortaya koyan &#34;net borç verme-net borç alma&#34; kavramlarını değerlendirdi. Eğilmez, Türkiye&#39;nin tarihsel olarak tasarruf açığı veren bir ekonomi olması nedeniyle net borç alıcı konumunu sürdürdüğüne dikkat çekti.Uluslararası Para Fonu&#39;nun (IMF) kullandığı net borç verme ve net borç alma göstergelerinin, bir ekonominin toplam tasarrufları ile yatırımları arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunu belirten Eğilmez, tasarrufların yatırımlardan yüksek olması halinde ülkenin net borç verici, yatırımların tasarrufları aşması durumunda ise net borç alıcı konumuna geçtiğini ifade etti.Makroekonomide temel ilişkinin &#34;Tasarruflar (S) eksi Yatırımlar (I)&#34; formülüyle hesaplandığını kaydeden Eğilmez, bu farkın aynı zamanda cari işlemler dengesiyle de yakından bağlantılı olduğunu vurguladı.50 milyar dolara ihtiyaç varÖrnek bir ekonomi üzerinden değerlendirme yapan Eğilmez, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) 2 trilyon dolar, toplam tasarrufların 450 milyar dolar ve yatırımların 500 milyar dolar olduğu varsayımında ekonominin 50 milyar dolarlık dış finansman ihtiyacı doğurduğunu belirtti. Bu tutarın GSYH&#39;nin yüzde 2,5&#39;ine karşılık geldiğini ifade eden Eğilmez, söz konusu finansman ihtiyacının yalnızca dış borçlanmayla karşılanmadığını; doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları, dış krediler ve ticari krediler gibi çeşitli sermaye girişleriyle de finanse edilebildiğini söyledi.Türkiye&#39;nin uzun yıllardır cari açık veren bir ekonomi olduğuna işaret eden Eğilmez, bu nedenle ülkenin genel olarak net borç alıcı konumunda bulunduğunu kaydetti.Türkiye&#39;nin dış finansman ihtiyacını azaltabilmesi için iki temel seçeneği bulunduğunu belirten Eğilmez, bunlardan ilkinin iç tasarruf oranlarını artırmak olduğunu ifade etti. Hanehalkı, şirket ve kamu tasarruflarının artırılmasının dış kaynak bağımlılığını azaltabileceğini dile getiren Eğilmez, ikinci seçeneğin ise yatırımları azaltmak olduğunu ancak bunun ekonomik büyüme üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.Cari açık böyle kontrol edildiEğilmez&#39;e göre Türkiye, 2024 ve 2025 yıllarında yatırım artışını yavaşlatarak ve büyümesini potansiyel büyüme oranının altında tutarak cari açığı kontrol altına aldı. Türkiye ekonomisinin 2024&#39;te yüzde 3,3, 2025&#39;te ise yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Eğilmez, 2026 yılı için de yüzde 2,8 ila 3 seviyesinde bir büyüme beklendiğini belirtti.Ancak büyümedeki yavaşlamaya rağmen Türkiye&#39;nin dolar bazında milli gelirinin hızlı yükseldiğine dikkat çeken Eğilmez, bu durumun temel nedeninin yüksek enflasyon ve döviz kurunun enflasyona kıyasla daha sınırlı artması olduğunu ifade etti.Eğilmez, &#34;Yüksek enflasyon, cari fiyatlarla GSYH&#39;yi hızla artırırken döviz kurundaki artışın daha düşük kalması, dolar cinsinden milli gelirin reel büyümenin açıklayabileceğinden çok daha hızlı yükselmesine yol açıyor&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 02:46:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Dezenflasyon hedefimizle ilgili çalışmayı sürdürüyoruz."]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-fiyatlarindaki-normallesmenin-beklentilerdeki-iyilesmeyi-desteklemesini-bekliyoruz-9096/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-fiyatlarindaki-normallesmenin-beklentilerdeki-iyilesmeyi-desteklemesini-bekliyoruz-9096/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_07A999-A237E5-E135C7-8B7FFD-A82FB1-1F785D.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) haziran ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34;ni değerlendirdi.Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını artırmasının, kısa sürede sağlanan enflasyon görünümünün üzerinde baskı oluşturacağını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_07A999-A237E5-E135C7-8B7FFD-A82FB1-1F785D.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) haziran ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34;ni değerlendirdi.Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını artırmasının, kısa sürede sağlanan enflasyon görünümünün üzerinde baskı oluşturacağını olumsuzluklara işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Program sayesinde oluşturulan mali alanı kullanarak, beklentilerde kalıcı olmak üzere gerekli hızlı ve etkin biçimde alındı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 22 Jun 2026 14:04:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında ABD-İran anlaşması etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-anlasmasi-etkili-oldu-1730/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-anlasmasi-etkili-oldu-1730/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB7811-367A1C-740C58-DCCAF0-BE89AB-74DFB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran&#39;ın Pakistan&#39;ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran&#39;da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB7811-367A1C-740C58-DCCAF0-BE89AB-74DFB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran&#39;ın Pakistan&#39;ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran&#39;da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve ABD&#39;nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını içeren mutabakatın taraflarca imzalanmasının ardından Boğazdaki tanker geçişleri yeniden başladı.Söz konusu gelişmeler, küresel enerji arzının toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azalttı. Bununla birlikte geçişlerin savaş öncesindeki seviyelerin altında kalması, gemilerden önceden izin alınmasının talep edilmesi ve bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmaması piyasalardaki iyimserliği sınırladı.İsviçre&#39;de yapılması planlanan takip görüşmelerinin ertelenmesi de mutabakatın kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü gösterdi.Fed ise 17-18 Haziran&#39;da gerçekleştirilen toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında oy birliğiyle sabit tuttu.Bankanın federal fon oranına ilişkin 2026 sonu medyan tahminini mart ayındaki yüzde 3,4&#39;ten yüzde 3,8&#39;e yükseltmesi ve yayımlanan nokta grafiğinde 18 katılımcıdan 9&#39;unun yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı öngörmesi, Fed&#39;in sıkı para politikasını uzun süre koruyabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.Karar metninin önceki açıklamalara göre belirgin şekilde kısaltılması, ileriye dönük yönlendirme niteliğindeki ifadelerin çıkarılması ve Warsh&#39;un nokta grafiğine kendi faiz tahminini dahil etmemesi de piyasalarda belirsizliğin artmasına yol açtı.Warsh&#39;un basın toplantısında enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek, fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik kararlılığı vurgulaması, Bankanın &#34;şahin&#34; duruşunu destekledi.Bu gelişmelerle ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 3 baz puan azalışla yüzde 4,46 seviyesinde tamamladı.Fed&#39;in sıkı para politikasını sürdürebileceği ve yıl içinde faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesiyle hafta içinde 101,1 seviyesine çıkarak son 13 ayın en yüksek seviyesini gören dolar endeksi, haftayı yüzde 1,1 artışla 100,8&#39;den kapattı.- Değerli metallerde güçlü dolar baskısıDeğerli metallerde hafta içinde Fed&#39;in beklenenden daha &#34;şahin&#34; bir görünüm ortaya koyması ve dolar endeksinin son 13 ayın zirvesine çıkması satış baskısını artırdı.Dolar endeksinin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından değerli metallerin maliyetini yükseltirken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler de faiz getirisi bulunmayan metallere talebi azalttı.Bu gelişmelerle ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5, platinde yüzde 3,2, paladyumda yüzde 1,9 ve altında yüzde 1,3 geriledi. Spot altının ons fiyatı haftayı 4 bin 169 dolar civarında tamamladı.- Baz metallerde Çin ekonomisine ilişkin endişeler öne çıktıBaz metallerde ise Fed&#39;in &#34;şahin&#34; duruşunun ardından güçlenen dolar ve Çin ekonomisine ilişkin açıklanan veriler fiyatlamalarda etkili oldu.Dolar endeksinin yükselmesi, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı.Dünyanın en büyük metal tüketicisi konumundaki Çin&#39;de perakende satışların mayısta aylık bazda gerilemesi ve ocak-mayıs dönemindeki sabit varlık yatırımlarının yıllık yüzde 4,1 azalması, sanayi metalleri talebine ilişkin endişeleri güçlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 4,4, bakırda yüzde 2, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,6 ve kurşunda yüzde 0,5 düştü.- Brent petrolde jeopolitik risk primi azaldıBrent petrolde ise aynı dönemde ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı&#39;nda tanker geçişlerinin yeniden başlaması fiyatları baskıladı.Mutabakat kapsamında geçiş ücretlerinin 60 günlük müzakere sürecinde alınmayacağının açıklanması ve bölgedeki petrol üreticilerinin ihracatı artırmaya başlaması, küresel arzın toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.Buna karşın gemilerin Boğazdan geçmeden önce izin almak zorunda olması, mayın ve sigorta risklerinin devam etmesi ve sevkiyatların savaş öncesindeki düzeylere henüz ulaşmaması, fiyatlardaki düşüşü sınırladı.Doğal gaz fiyatları ise mevsimsel soğutma talebinin güçlenebileceğine ve ihracat akışlarının artacağına ilişkin beklentilerle Brent petrole göre pozitif ayrıştı.Bu gelişmelerle haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,5 artarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,7 geriledi.- Tahıllarda teknik alımlar ve hava koşulları fiyatları desteklediTarım emtialarında ise tamamlanan haftada, ABD&#39;deki hava koşulları, ürün gelişimine ilişkin beklentiler ve önceki hafta açıklanan ABD Tarım Bakanlığı verilerinin etkileri takip edildi.ABD Tarım Bakanlığının yayımladığı raporda, ülkedeki kışlık buğday üretiminin 1965-1966 sezonundan bu yana en düşük seviyeye gerileyeceğinin öngörülmesi, yeni haftada da arz endişelerinin gündemde kalmasına neden oldu.ABD&#39;nin Orta Batı bölgesinde etkili olan yağışların tarla çalışmalarını aksatabileceğine ilişkin değerlendirmeler mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Çin&#39;in ABD tarım ürünlerine yönelik talebinin yeniden canlanabileceğine ilişkin beklentiler de soya fasulyesindeki yükselişe katkı sağladı.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,9, pirinçte yüzde 1,4, mısırda ve soya fasulyesinde yüzde 0,9 arttı.- Kakao ve kahvede hava koşullarına ilişkin riskler izlendiYumuşak emtia piyasasında da Brezilya ile Batı Afrika&#39;daki hava koşulları ve El Nino hava olayının tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri fiyatlamalarda öne çıktı.Kakao fiyatlarında, Batı Afrika&#39;daki üretim bölgelerinde aşırı yağışların hastalık riskini artırabileceğine ilişkin endişeler ve fonların satış pozisyonlarını azaltması sert yükselişi destekledi.Önceki hafta El Nino koşullarının başladığının açıklanmasının ardından tropikal ürünlerin üretim görünümüne ilişkin risklerin artması da kakao ve kahve fiyatlarındaki yükselişe katkıda bulundu.Kahvede, Brezilya&#39;nın önemli üretim merkezi Minas Gerais dahil ülkenin güneydoğusundaki üretim bölgelerinde görülen aşırı yağışlar hasadı durdurdu.Bu gelişmelerle Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 4,9 ve pamukta yüzde 4,4 yükselirken, şekerde yüzde 0,6 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 10 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 11:10:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ekonomide en büyük risk normalleşen istikrarsızlık"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-en-buyuk-risk-normallesen-istikrarsizlik-9771/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-en-buyuk-risk-normallesen-istikrarsizlik-9771/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A24A52-47F49C-01EB82-C7591C-3748D7-81B30F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;İrrasyonel Beklentiler Teorisi&#34; başlıklı çalışmasında ekonomik beklentilerin yalnızca veriler ve mevcut bilgilerle değil, politika yapıcıların zaman içinde sergilediği davranış kalıplarıyla da şekillendiğini ileri sürdü. Eğilmez, uzun süre&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A24A52-47F49C-01EB82-C7591C-3748D7-81B30F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;İrrasyonel Beklentiler Teorisi&#34; başlıklı çalışmasında ekonomik beklentilerin yalnızca veriler ve mevcut bilgilerle değil, politika yapıcıların zaman içinde sergilediği davranış kalıplarıyla da şekillendiğini ileri sürdü. Eğilmez, uzun süre devam eden politika tutarsızlıklarının ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini köklü biçimde değiştirdiğini belirterek, bunun ekonomide yeni bir beklenti rejimi yarattığını savundu.Modern makroekonominin temel taşlarından biri olan rasyonel beklentiler teorisinin, ekonomik aktörlerin mevcut bilgileri etkin biçimde kullanarak geleceğe yönelik tutarlı tahminler oluşturduğunu varsaydığını hatırlatan Eğilmez, bazı ekonomilerde yaşanan kurumsal öngörülemezliklerin bu yaklaşımın ötesinde sonuçlar doğurduğunu ifade etti.İrrasyonellik zamanla normalleşiyorEğilmez&#39;in çalışmasına göre, ekonomik aktörler tarafından öngörülemez veya alışılmış politika çerçevesiyle uyumsuz görülen kararlar uzun süre devam ettiğinde, bunlar geçici sapmalar olarak değil sistemin kalıcı özellikleri olarak algılanmaya başlıyor.Bu süreci &#34;irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi&#34; olarak tanımlayan Eğilmez, başlangıçta şaşkınlık yaratan uygulamaların zamanla beklentilerin bir parçası haline geldiğini ve yatırımcıların kararlarını buna göre şekillendirdiğini belirtti.Çalışmada beklenti dönüşümünün üç aşamada gerçekleştiği ifade edildi. İlk aşamada beklenmedik kararların piyasalarda şok etkisi yarattığı, ikinci aşamada ekonomik aktörlerin bu kararların süreklilik gösterdiğini görerek davranışlarını uyarladığı, son aşamada ise başlangıçta sıra dışı görülen uygulamaların normal kabul edilmeye başlandığı vurgulandı.Kur ve faiz üzerindeki etkilerEğilmez, irrasyonel beklentilerin özellikle döviz kuru ve faiz ilişkilerinde belirgin biçimde gözlenebileceğini kaydetti. Enflasyonun altında kalan faiz oranlarının yerel para talebini azaltabileceğini, dövize yönelimi artırabileceğini ve kur üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Eğilmez, asıl sorunun politika araçlarının seviyesi değil, ekonomik aktörlerin risk algısının kalıcı biçimde bozulması olduğunu söyledi.Kurumsal güvenin beklenti oluşumunda merkezi öneme sahip olduğunu vurgulayan Eğilmez, merkez bankaları ve ekonomi yönetimlerinin yalnızca aldıkları kararlarla değil, bu kararların öngörülebilirliğiyle de değerlendirildiğini ifade etti.2021 dönemi örneğiÇalışmada Türkiye&#39;nin 2021 yılının son çeyreğinde yaşadığı süreç de örnek olarak gösterildi. Enflasyon yükselirken politika faizinin düşürülmesinin ilk etapta piyasalarda geçici bir uygulama olarak değerlendirildiği belirtilirken, benzer kararların devam etmesiyle birlikte ekonomik aktörlerin beklentilerini değiştirdiği ifade edildi.Bu dönemde tasarruf ve yatırım tercihlerinin farklılaştığını, döviz talebinin arttığını ve ekonomik davranışların yeni beklenti rejimine göre şekillendiğini belirten Eğilmez, kur korumalı mevduat uygulamasının da bu süreçte devreye alındığını hatırlattı.Asıl risk istikrarsızlığın öngörülebilir hale gelmesiMahfi Eğilmez, çalışmasının sonucunda ekonomiler için en büyük tehlikenin tek tek politika hataları olmadığını vurguladı. Ona göre asıl risk, istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi ve ekonomik aktörlerin kararlarını bu istikrarsızlığı veri kabul ederek almaya başlaması.Eğilmez, bu durumun zamanla &#34;ters rasyonalite dengesi&#34; olarak adlandırılabilecek yeni bir yapıya yol açabileceğini belirterek, ekonomik aktörlerin artık normal ekonomik işleyişe değil, öngörülebilir hale gelen istikrarsızlığa göre hareket etmeye başladığını ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 02:00:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye için enflasyon tahminini yükseltti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-enflasyon-tahminini-yukseltti-1359/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-enflasyon-tahminini-yukseltti-1359/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2EBF6-AC9BBA-BF462D-3B62E2-964D81-CC636D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, ABD-İran barışıyla birlikte savaşın etkilerinin Türkiye'de enflasyon, büyüme, enerji fiyatları ve kur etkilerini yeniden değerlendirdi.Banka, değerlendirmesinde yıl sonu enflasyon beklentisini güncelledi. Goldman Sachs'ın 2026&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2EBF6-AC9BBA-BF462D-3B62E2-964D81-CC636D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, ABD-İran barışıyla birlikte savaşın etkilerinin Türkiye'de enflasyon, büyüme, enerji fiyatları ve kur etkilerini yeniden değerlendirdi.Banka, değerlendirmesinde yıl sonu enflasyon beklentisini güncelledi. Goldman Sachs'ın 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 27,5 seviyesinden yüzde 29'a yükseldi.CNCB-e&#39;nin aktardığına göre, Türkiye'nin makroekonomik yapısına daha uygun olduğu belirtilen ve zaman içinde değişen ilişkileri modelleyen Random Forest (MRF) yaklaşımı kullanıldığı bildirilen analizde, daha önce öngörülen büyümenin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı, kur geçişkenliğinin ise belirleyici olduğu yönündeki görüşlerin aksine, büyüme ile enflasyon arasında daha güçlü bir bağ bulunduğu ifade edildi.Goldman Sachs, mevcut dezenflasyon sürecinde çekirdek enflasyonun ekonomik aktivitenin zayıfladığı dönemlerde gerilemeye başladığını ve talep ile enflasyonun birlikte yavaşladığı bir döngünün gözlendiğini aktardı.Petrolde dolaylı, kurda direkt geçişkenlik yüksekEnerji fiyatlarına yönelik, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki doğrudan etkisinin zaman içinde azalsa da beklentiler kanalı üzerinden dolaylı olarak güçlü şekilde devam ettiği belirtildi. Enflasyon beklentilerinin çekirdek enflasyon üzerinde belirleyici bir unsur olduğu vurgulandı.Kur kanalına ilişkin değerlendirmede, 2021-2023 döneminde kur geçişkenliğinin yaklaşık yüzde 60 seviyesine kadar yükseldiği, sonrasında gerilese de mevcut seviyenin ortodoks politika dönemine kıyasla yüksek kaldığı ifade edildi.Dolarizasyon sınırlıRaporda, Türk Lirası'ndaki değer kaybı eğiliminin sürdüğü, buna karşın dolarizasyona yönelimin sınırlı kaldığı değerlendirildi.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), finansal istikrar ve dolarizasyon riskleri nedeniyle daha hızlı kur ayarlamasına izin verirken sıkı para politikası duruşunu koruyacağı öngörüldü.Faizde değişiklik beklenmiyorBanka, politika faizinde yılın geri kalanında değişiklik beklemediğini, fonlamanın ise gecelik borç verme penceresi üzerinden sürdürülmesinin beklendiğini bildirdi.Goldman Sachs ayrıca, ödemeler dengesi görünümündeki bozulmanın merkez bankasını talep tarafını daha güçlü şekilde yavaşlatmaya zorlayabileceğini ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 02:41:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve dolar kazandırdı, altın ve euro kaybettirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2752/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2752/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_789C33-8E2179-5637A2-098FF9-D1B71B-5BB45D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.251,51 puanı ve en yüksek 14.876,07 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 5,71 üzerinde 14.734,50 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,55 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_789C33-8E2179-5637A2-098FF9-D1B71B-5BB45D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.251,51 puanı ve en yüksek 14.876,07 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 5,71 üzerinde 14.734,50 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,55 azalışla 6 bin 198 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,55 düşüşle 41 bin 777 lira oldu.Geçen hafta sonu 10 bin 836 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 0,55 azalışla 10 bin 382 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,4450 liradan, avro yüzde 0,55 azalışla 53,2770 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,76, emeklilik fonları yüzde 3,42 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 5,63 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 02:10:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Boğazdaki kriz dünya ekonomisini yeniden yazdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bogazdaki-kriz-dunya-ekonomisini-yeniden-yazdi-2281/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bogazdaki-kriz-dunya-ekonomisini-yeniden-yazdi-2281/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0B5A8C-9AF653-D71923-F84EC7-34C7FB-A21503.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Krizin ardından dünya ekonomisinde dengeler yeniden şekillenirken, Türkiye enerji koridoru, lojistik merkezi ve diplomatik aktör kimliğiyle stratejik önemini daha da artıran ülkeler arasında öne çıktı.Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0B5A8C-9AF653-D71923-F84EC7-34C7FB-A21503.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Krizin ardından dünya ekonomisinde dengeler yeniden şekillenirken, Türkiye enerji koridoru, lojistik merkezi ve diplomatik aktör kimliğiyle stratejik önemini daha da artıran ülkeler arasında öne çıktı.Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel siyasi ve ekonomik dengeleri de derinden etkiledi. Dünya petrol ticaretinin can damarlarından biri olan boğazdaki gerilim, ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını ve jeopolitik konumlarını yeniden test etti.Ekonomist Mahfi Eğilmez&#39;in değerlendirmelerine göre kriz sonunda ortaya çıkan tablo, kazanan ve kaybedenlerin sanıldığından çok daha karmaşık bir dağılım gösterdi.İran masadan kalkmadıKriz sürecinde askeri baskılar, yaptırımlar ve ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalan İran, buna rağmen uluslararası müzakerelerdeki konumunu korumayı başardı. Özellikle 19 Haziran&#39;da imzalanması beklenen anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran&#39;ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi ve dondurulan varlıklarının bir bölümüne erişim sağlaması bekleniyor.Uzmanlara göre bu durum, İran&#39;ın ağır maliyetlere rağmen diplomatik açıdan tamamen kaybeden taraf olarak görülmesini engelliyor.ABD&#39;nin caydırıcılığı tartışılıyorKriz boyunca Washington yönetiminin bölgedeki gelişmeleri tam anlamıyla yönlendiremediği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı. Özellikle yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskıyı artırması, ABD yönetimine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi.Analistler, olası bir anlaşmanın sağlanması durumunda bile ABD&#39;nin uluslararası itibarında oluşan aşınmanın kısa vadede kolay kolay telafi edilemeyeceğini belirtiyor.İsrail hedeflerine ulaşamadıİsrail&#39;in temel amacı İran&#39;ın bölgesel etkisini azaltmak ve uluslararası alanda daha fazla baskı altına alınmasını sağlamaktı. Ancak gelinen noktada İran&#39;ın müzakere masasındaki yerini koruması, Tel Aviv&#39;in siyasi hedeflerine tam anlamıyla ulaşamadığı yorumlarına neden oldu.Bu nedenle İsrail&#39;in bazı askeri kazanımlar elde etmiş olsa da stratejik açıdan beklediği sonucu alamadığı değerlendiriliyor.Petrol fiyatları Rusya&#39;ya yaradıKrizin ekonomik açıdan en önemli kazananlarından biri ise Rusya oldu. Gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatları, Moskova&#39;nın enerji gelirlerini artırırken, uluslararası gündemin yeniden Orta Doğu&#39;ya yönelmesi Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya üzerindeki baskının bir kısmının geri planda kalmasına yol açtı.Ancak İran petrolünün yeniden küresel piyasaya dönmesi halinde Rusya&#39;nın elde ettiği bu avantajın zamanla azalabileceği belirtiliyor.Çin sessiz ama etkili ilerlediHürmüz Boğazı&#39;na enerji bağımlılığı yüksek olan Çin, ilk bakışta krizden zarar görebilecek ülkeler arasında görülse de uzun vadede önemli stratejik kazanımlar elde etti.Pekin yönetiminin enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme, yeni ticaret koridorları oluşturma ve küresel güvenlik mimarisinde alternatif modeller geliştirme yönünde attığı adımların, Çin&#39;in gelecekteki konumunu güçlendireceği ifade ediliyor.Avrupa ikinci darbeyi aldıUzmanlara göre krizin en ağır ekonomik sonuçları Avrupa&#39;da hissedildi. Rusya-Ukrayna savaşının ardından yükselen enerji maliyetleriyle mücadele eden Avrupa ekonomileri, Hürmüz gerilimiyle birlikte petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı.Özellikle Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde enerji maliyetleri, enflasyon ve büyüme görünümü üzerindeki baskının arttığına dikkat çekiliyor.Ankara'nın önemi yükseldiTürkiye de yükselen petrol fiyatlarından olumsuz etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Artan enerji maliyetleri enflasyon ve cari denge üzerinde ek baskı yaratırken, Türkiye&#39;nin enerji koridoru ve lojistik merkez konumu daha görünür hale geldi.Bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte Ankara&#39;nın diplomatik ve jeostratejik öneminin yükseldiği değerlendiriliyor.Petrol fiyatlarında üç senaryoPiyasalar şu aşamada ABD ile İran arasında beklenen anlaşmayı büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Brent petrolün yaklaşık 79 dolar seviyelerinde işlem gördüğüne dikkat çeken uzmanlar, önümüzdeki döneme ilişkin üç farklı senaryo üzerinde duruyor.İlk senaryoda anlaşmanın sorunsuz uygulanması halinde Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden normal işleyişine dönmesi ve İran petrolünün piyasaya dönmesiyle Brent petrolün 70-80 dolar bandında dengelenmesi bekleniyor.İkinci senaryoda anlaşmanın imzalanmasına rağmen uygulamada sorunlar yaşanması halinde fiyatların 80-90 dolar aralığında kalabileceği öngörülüyor.En olumsuz senaryoda ise anlaşmanın çökmesi ve gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının tekrar 100 doların üzerine çıkabileceği belirtiliyor.Krizin bilançosuMahfi Eğilmez&#39;in değerlendirmesine göre Hürmüz Krizi&#39;nin ekonomik kazananı Rusya, stratejik kazananı ise Çin oldu. İran önemli kayıplar yaşamasına rağmen diplomatik ağırlığını korurken, Türkiye ekonomik maliyetlere karşın jeopolitik değerini artırdı. Avrupa enerji maliyetleri nedeniyle, ABD ise uluslararası algı ve siyasi itibar açısından krizin en fazla bedel ödeyen tarafları arasında yer aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 Jun 2026 06:45:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Faizden geleni kur ğötürüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faizden-geleni-kur-goturuyor-9671/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faizden-geleni-kur-goturuyor-9671/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3660C8-1273AD-2289FE-173B39-6571C2-E97DA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son iki yılda yatırımcıların yüksek faiz nedeniyle yöneldiği TL varlıklarda gerçek getirinin yalnızca faiz oranıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. Eğilmez'e göre vade sonunda yeniden dolara dönmeyi planlayan yatırımcılar için kritik soru, kurun ne kadar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3660C8-1273AD-2289FE-173B39-6571C2-E97DA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son iki yılda yatırımcıların yüksek faiz nedeniyle yöneldiği TL varlıklarda gerçek getirinin yalnızca faiz oranıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. Eğilmez'e göre vade sonunda yeniden dolara dönmeyi planlayan yatırımcılar için kritik soru, kurun ne kadar yükseleceği&hellip;TL yatırımında kritik hesap: Faiz mi, kur mu?Türkiye&#39;de son iki yıldır uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamı, yatırımcı tercihlerinde önemli değişikliklere yol açtı. Daha önce dövizde beklemeyi tercih eden birçok yatırımcı, yüksek getiri fırsatı nedeniyle TL mevduat, devlet tahvili, bono ve para piyasası fonlarına yöneldi.Ekonomist Mahfi Eğilmez, bu süreçte yatırımcıların elde ettiği kazançların yalnızca faiz oranlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, özellikle vade sonunda yeniden dövize dönmeyi planlayanlar açısından kur hareketlerinin belirleyici olduğunu ifade etti.Eğilmez&#39;e göre yatırımın gerçek performansı, TL cinsinden elde edilen faiz gelirinden çok, dolar bazında sağlanan net kazançla ölçülmeli. Bu nedenle yatırımcıların faiz getirisi kadar Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybını da hesaplaması gerekiyor.Faiz kazancı kur artışıyla silinebiliyorYapılan hesaplamalar, vergi sonrası net yüzde 38 faiz getirisi sağlayan bir yatırımın, kur artışının aynı seviyeye ulaşması halinde dolar bazında kazanç üretmediğini ortaya koyuyor. Türk lirasındaki değer kaybının faiz oranını aşması durumunda ise yatırımcı, TL bazında kazanç elde etse bile dolar cinsinden zarar yazabiliyor.Bu tablo, yatırım kararlarında faiz oranının tek başına yeterli bir gösterge olmadığını ortaya koyuyor. Dolar bazında getiriyi belirleyen temel unsur, faiz ile kur artışı arasındaki fark olarak öne çıkıyor.Son iki yılın kazananlarıTürkiye'de son iki yılda kur artışının çoğu dönemde faiz oranlarının altında kalması, TL varlıklara yatırım yapanlara önemli avantaj sağladı. Hem yerli yatırımcılar hem de yüksek faiz fırsatından yararlanmak amacıyla Türkiye'ye kısa vadeli sermaye getiren yabancı yatırımcılar, dolar bazında da kayda değer kazançlar elde etti.Özellikle &#34;carry trade&#34; olarak adlandırılan işlemler kapsamında Türkiye&#39;ye gelen yabancı sermaye, yüksek faiz ve görece sınırlı kur artışı sayesinde güçlü getiriler sağladı.Gelecek dönem için uyarıAncak Eğilmez, geçmiş dönemde elde edilen sonuçların gelecekte de aynı şekilde devam edeceği varsayımının yanıltıcı olabileceği görüşünde. Kur artış hızının yükselmesi halinde, mevcut faiz seviyelerinde bile dolar bazındaki getirilerin hızla düşebileceği, hatta negatife dönebileceği uyarısında bulunuyor.Bu nedenle yatırımcıların yalnızca mevduat faizlerine odaklanmak yerine, vade sonunda döviz kurunun hangi seviyede oluşabileceğini de dikkate almaları gerektiği belirtiliyor.Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde TL varlıklarda kazancın yönünü belirleyecek temel unsur, faiz oranlarından çok enflasyon ve döviz kuru arasındaki denge olacak. Yatırımcıların karar verirken &#34;faiz ne kadar?&#34; sorusunun yanında &#34;kur ne kadar artacak?&#34; sorusuna da yanıt araması gerekecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 Jun 2026 09:15:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye'yi küresel bir üretim merkezi haline getireceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirecegiz-8575/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirecegiz-8575/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A73F03-1D8D06-BEA935-5AE3D1-F3670A-261DC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A73F03-1D8D06-BEA935-5AE3D1-F3670A-261DC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiğini vurguladı.Şimşek, bu dönemde sermaye malı üretiminin yıllık yüzde 8,2 artarken, orta-yüksek teknolojili ve yüksek teknolojili üretimdeki artışın sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 14,6 olduğunun altını çizerek, &#34;Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla, Türkiye&#39;yi küresel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Jun 2026 15:40:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında Fed beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-2035/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-2035/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3210EB-75E6A7-16E8FC-C3C820-E58D8E-A3A494.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haber akışı, enerji piyasalarında risk primini kısmen azaltırken anlaşmanın henüz kesinleşmemesi petrol fiyatlarında oynaklığın yüksek kalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3210EB-75E6A7-16E8FC-C3C820-E58D8E-A3A494.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haber akışı, enerji piyasalarında risk primini kısmen azaltırken anlaşmanın henüz kesinleşmemesi petrol fiyatlarında oynaklığın yüksek kalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların durdurulduğuna ve anlaşma sürecinde ilerleme sağlandığına ilişkin açıklamaları, enerji arzına yönelik endişeleri sınırladı. Buna karşın İran tarafından gelen temkinli açıklamalar, bu hafta piyasalarda kalıcı bir rahatlama oluşmasını engelledi.Hafta içinde açıklanan ABD enflasyon verileri de emtia fiyatlamalarında etkili oldu. ABD&#39;de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mayısta aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 4,2 artarken çekirdek enflasyon yıllık yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleşti. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon baskılarının sürdüğüne işaret etti.Üretici fiyatları tarafında da enerji kaynaklı baskılar öne çıktı. ABD&#39;de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) mayısta aylık yüzde 1,1 ve yıllık yüzde 6,5 yükselirken nihai talep enerji endeksindeki artış üretici fiyatlarını yukarı taşıdı.Söz konusu veriler, Fed&#39;in faiz indirimlerine yakın zamanda başlamayacağına yönelik beklentileri desteklerken özellikle faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Analistler, Fed Başkanı Kevin Warsh&#39;un gelecek hafta başkanlık edeceği ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında vereceği mesajların, değerli metaller başta olmak üzere emtia piyasalarının yönü üzerinde kritik olacağını belirtti.Bununla birlikte Fed&#39;in iletişiminde olası değişiklikler ile faiz patikasına ilişkin sinyallerin, dolar endeksi ve tahvil faizleri üzerinden emtia piyasalarında oynaklığı artırabileceğini ifade eden analistler, jeopolitik haber akışının da enerji fiyatları üzerinde belirleyici olmayı sürdüreceğini kaydetti.Bu gelişmelerle ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi önceki haftaya göre yaklaşık 5 baz puan azalışla yüzde 4,49&#39;a gerilerken dolar endeksi haftalık bazda yüzde 0,3 düşüşle 99,7 seviyesinde haftayı tamamladı.- Değerli metallerde karışık seyir görüldüDeğerli metallerde ise Fed&#39;in sıkı para politikası duruşunu koruyabileceğine yönelik beklentiler altın ve platin üzerinde baskı oluştururken gümüş ve paladyum pozitif ayrıştı.Altın, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerden destek bulmasına karşın ABD enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;e ilişkin &#34;şahin&#34; fiyatlamalarla geriledi.Analistler, altının normal şartlarda jeopolitik risklerden destek aldığını ancak bu hafta fiyatlamalarda tahvil faizleri ve Fed beklentilerinin daha belirleyici olduğunu ifade etti.Altın destekli borsa yatırım fonlarında çıkışların sürmesi ve fiziki talebin zayıf kalması da altın fiyatlarını baskılayan unsurlar arasında yer aldı. Altının teknik olarak önemli ortalamaların altına gerilemesi de kısa vadeli satış eğilimini güçlendirdi.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 4,4 ve gümüşte yüzde 0,1 artarken platinde yüzde 3,3 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde Çin ve arz endişeleri fiyatlamalarda etkili olduBaz metallerde de Çin ekonomisine ilişkin sinyaller, Orta Doğu kaynaklı tedarik ve enerji maliyeti endişeleri ile ürün bazlı arz-talep gelişmeleri etkili oldu.Bakır fiyatlarına, Çin&#39;in işlenmemiş bakır ve bakır ürünleri ithalatının mayısta aylık bazda yüzde 1,3 azalmasına karşın arz tarafına yönelik endişeler ve ABD&#39;nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler destek verse de satışlara engel olamadı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 3,5 ve çinkoda yüzde 1,3 artarken nikelde yüzde 4, kurşunda yüzde 1,9 ve alüminyumda yüzde 1,2 gerileme görüldü.- Brent petrolde risk primi azaldıPetrol fiyatlarında, Orta Doğu kaynaklı arz riskleri ve ABD-İran müzakerelerine ilişkin haber akışı fiyatlamalarda etkili oldu.Hafta içinde Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına yönelik endişeler petrol fiyatlarını desteklese de haftanın son günlerinde ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haberler risk priminin azalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların durdurulduğuna ilişkin açıklamaları ve anlaşma metni üzerinde ilerleme sağlandığına yönelik haber akışı, Brent petrol fiyatlarında düşüşe yol açtı.Buna karşın İran tarafının anlaşmanın kesinleştiği yönündeki iddialara temkinli yaklaşması, enerji arzına ilişkin belirsizliklerin ortadan kalkmasını engelledi.Aynı dönemde rafineri kullanım oranının yüzde 95,3&#39;e yükselmesi, ABD&#39;de rafineri faaliyetlerinin güçlü seyrettiğine işaret etti.OPEC+ grubunun temmuz ayı için üretim hedeflerini günlük 188 bin varil artırma kararı da piyasaların odağında yer aldı.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,5, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 3,4 geriledi.- Tarım emtialarında üretim tahminleri ve arz endişeleri öne çıktıTarım emtialarında ise hafta içinde ABD Tarım Bakanlığının üretim tahminleri, Çin&#39;in ABD tarım ürünleri alımlarındaki zayıf seyir ve Orta Doğu kaynaklı maliyet baskıları etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı, kuraklık nedeniyle ABD kışlık buğday üretim tahminini aşağı yönlü revize etti. Ovalar bölgesinde kuraklığın sert kırmızı kışlık buğday üretimi üzerinde baskı oluşturması, buğday piyasasında arz endişelerini artırdı.Mısır ve soya fasulyesinde de ABD üretim tahminlerinde belirgin değişikliğe gidilmemesi ve Güney Amerika&#39;da güçlü üretim beklentilerinin sürmesi fiyatlardaki yükselişi sınırladı.Çin&#39;in ABD tarım ürünleri alımları tahıl ve yağlı tohum piyasalarında takip edilen başlıklar arasında yer aldı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 5,6, soya fasulyesinde yüzde 1 ve buğdayda yüzde 0,9 artarken pirinçte yüzde 2,9 geriledi.Kakaoda Batı Afrika kaynaklı arz ve pazarlama politikalarına ilişkin gelişmeler fiyatlamalarda etkili oldu. Fildişi Sahili&#39;nin yeni sezon satışlarında temkinli hareket etmesi ve El Nino kaynaklı üretim riskleri kakao fiyatlarını destekledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kakaoda yüzde 3,3, kahvede yüzde 3 ve şekerde yüzde 0,7 artarken pamukta yüzde 1,3 düşüş görüldü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 14 Jun 2026 11:18:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tasarruf masada kaldı faiz tek başına yetmiyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tasarruf-masada-kaldi-faiz-tek-basina-yetmiyor-5419/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tasarruf-masada-kaldi-faiz-tek-basina-yetmiyor-5419/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25119-048CAB-CDA5EA-164D73-85BE6F-42037C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele süreci devam ederken, kamu harcamalarının boyutu ve Merkez Bankası&#39;nın faiz politikası tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak Merkez Bankası&#39;nın politika faizini değiştirmeyerek mevcut seviyede tutması, ekonomide&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25119-048CAB-CDA5EA-164D73-85BE6F-42037C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele süreci devam ederken, kamu harcamalarının boyutu ve Merkez Bankası&#39;nın faiz politikası tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak Merkez Bankası&#39;nın politika faizini değiştirmeyerek mevcut seviyede tutması, ekonomide sıkı para politikasının süreceği mesajı olarak değerlendirilirken, uzmanlar tek başına faiz kararlarının ekonomik sorunları çözmeye yetmeyeceğini ifade ediyor.Ekonomistler, yüksek faizlerin iç talebi yavaşlatarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceğini ancak kamudaki harcamaların aynı hızla devam etmesi halinde para politikasının etkisinin sınırlı kalabileceğini belirtiyor. Bu nedenle bütçe disiplini ve tasarruf uygulamalarının ekonomik programın ayrılmaz bir parçası olması gerektiği görüşü öne çıkıyor.Faizin sabit kalması ne anlama geliyor?Merkez Bankası&#39;nın faiz oranlarını değiştirmemesi, enflasyonla mücadelede mevcut sıkı duruşun korunacağı şeklinde yorumlanıyor. Bu kararın kısa vadede kredi maliyetlerinin yüksek seyretmesine, tüketim ve yatırım iştahının sınırlı kalmasına neden olabileceği değerlendiriliyor.Uzmanlara göre faizlerin yüksek seviyelerde kalması, özellikle finansmana erişimde zorlanan küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde baskıyı artırabilir. Konut, otomotiv ve dayanıklı tüketim malları gibi krediye duyarlı sektörlerde talebin zayıf seyretmesi de ekonomik büyümeyi yavaşlatabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.Buna karşılık sıkı para politikasının sürdürülmesi, döviz piyasalarında istikrarın korunmasına ve enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulmasına katkı sağlayabilir.Kamu harcamaları tartışması gündemdeEkonomi çevrelerinde son dönemde en fazla dile getirilen konulardan biri ise kamudaki harcamaların seviyesi. Temsil ve ağırlama giderlerinden araç filolarına, bina kiralamalarından çeşitli idari harcamalara kadar birçok kalemde tasarruf çağrıları yapılırken, vatandaşın yüksek faiz ve yüksek vergi yükü altında fedakârlık yaptığı bir dönemde kamunun da aynı hassasiyeti göstermesi gerektiği savunuluyor.Ekonomistler, kamu harcamalarının kontrol altına alınmaması durumunda bütçe açığının büyümeye devam edeceğini, bunun da devletin daha fazla borçlanmasına yol açabileceğini belirtiyor. Bu durumun faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturarak özel sektörün finansmana erişimini daha da zorlaştırabileceği ifade ediliyor.Faiz ve tasarruf birlikte çalışmalıUzmanlara göre enflasyonla mücadelede başarı için para politikası ile maliye politikasının aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Merkez Bankası faizleri yüksek tutarak talebi sınırlamaya çalışırken, kamunun harcamalarını artırması durumunda ekonomik programın etkinliği azalabiliyor.Bu nedenle kamuda tasarrufun artırılması, bütçe disiplininin güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan yüksek faiz politikasının ekonomide büyüme, yatırım ve istihdam üzerinde daha ağır maliyetler oluşturabileceği belirtiliyor.Piyasaların beklentisi güçlü mali disiplinPiyasalar açısından yalnızca faiz kararları değil, kamu maliyesine ilişkin adımlar da büyük önem taşıyor. Ekonomistler, kamuda israfın azaltılması ve tasarruf politikalarının somut sonuçlar vermesi halinde ekonomik programa olan güvenin artacağını ifade ediyor.Uzmanlara göre Türkiye&#39;nin önündeki en önemli sınavlardan biri, yüksek enflasyonla mücadeleyi sürdürürken büyüme ve istihdamı koruyabilmek. Bunun yolu ise yalnızca faiz silahına başvurmaktan değil, kamu maliyesinde güçlü disiplin sağlamaktan geçiyor. Aksi halde faizlerin sabit tutulması ya da artırılması tek başına ekonomide kalıcı iyileşme yaratmaya yetmeyebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Jun 2026 08:18:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Politika araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/politika-araclarimizi-kararlilikla-kullanmaya-devam-edecegiz-6647/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/politika-araclarimizi-kararlilikla-kullanmaya-devam-edecegiz-6647/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_68C18E-5EFC2C-EA0A7D-6399E3-6644D3-9CCAFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda başladı.Toplantının açılışında konuşan Karahan, bankacılık sektörünün uygulanmakta&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_68C18E-5EFC2C-EA0A7D-6399E3-6644D3-9CCAFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda başladı.Toplantının açılışında konuşan Karahan, bankacılık sektörünün uygulanmakta olan dezenflasyon sürecinin en önemli aktörlerinden biri olduğunu ifade etti.Küresel ekonominin son dönemde jeopolitik gelişmelerin ve artan belirsizliklerin olduğu bir süreçten geçtiğini söyleyen Karahan, &#34;Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, küresel ölçekte enflasyon görünümünü ve finansal koşulları etkileyebiliyor. Enerji fiyatlarında yukarı yönlü yaşanan baskının etkilerini ülkemizde de enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissediyoruz.&#34; diye konuştu.Karahan, bugün gelinen noktada dezenflasyon sürecinin başlangıcına kıyasla daha etkili politika araçlarına, daha sağlam rezerv tamponlarına ve daha dengeli bir makroekonomik görünüme sahip olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bu nedenle, doğru politika adımlarını attığımız sürece, jeopolitik gelişmeleri dezenflasyon sürecini tersine çevirecek değil ancak hızını ve kısa vadeli görünümünü etkileyebilecek unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Dezenflasyon sürecinin devamlılığı açısından sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de para politikası kararlarımızı şekillendirirken enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları, özellikle de jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne yansımalarını dikkatle değerlendirmeye devam edeceğiz.&#34;Jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla diğer kurumlarla eşgüdüm içinde proaktif adımlar attıklarını bildiren Karahan, maliye politikası tarafında eşel mobil uygulamasının petrol fiyatlarının enflasyona etkisini sınırlandırdığını dile getirdi.Karahan, TCMB olarak ise üst banttan fonlama, NDF işlemleri ve likidite senedi uygulaması gibi araçlarla finansal koşulları sıkılaştırdıklarını belirterek, 2025&#39;in son çeyreğinden itibaren hızlanan kredi büyümelerine yönelik bir dizi sıkılaştırıcı adım attıklarını kaydetti.Söz konusu proaktif adımlar ve güçlü tamponlar sayesinde makrofinansal istikrar korunurken, dezenflasyon süreci için gerekli koşulların devam etmesinin sağlandığını ifade eden Karahan, &#34;Enerji fiyatlarındaki hızlı artış ve bu gelişmenin dolaylı etkileri sebebiyle enflasyonun ana eğiliminde nisan ayında bir artış gerçekleşti. Yılın ilk aylarındaki yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar geriledi. Bu gerilemede eşel mobil uygulaması ve attığımız adımlar etkili oldu.&#34; diye konuştu.Karahan, 2026&#39;da daha belirgin hale gelen iç talepteki dengelenmenin önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecine destek vermeye devam edeceğini değerlendirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:&#34;Sıkı para politikası duruşumuzla 2024&#39;ten itibaren cari işlemler dengesinde de belirgin bir iyileşme sağlanmıştı. Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde cari denge görünümü de makrofinansal istikrar açısından daha önemli hale geldi. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enerji maliyetlerindeki yükseliş dış ticaret dengesi ve cari açık üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Nisan ve mayıs aylarındaki veriler dış ticaret görünümünün enerji fiyatlarındaki artışa rağmen olumlu kalmaya devam ettiğini ima ediyor.Bu görünümün korunabilmesi için enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kalması ve cari açıkta iç talep kaynaklı ek bir baskı oluşmaması önemli. Mevcut tahminlerimiz cari açığın milli gelire oranının yıl sonunda tarihsel ortalamasının altında kalacağını ima ediyor. Özetle, yaşanan jeopolitik gelişmeler dezenflasyon süreci açısından kısa vadeli riskler yaratmış olsa da zamanlı politika adımlarımız sayesinde bu risklerin dezenflasyon sürecine etkilerini sınırladık. Sıkı para politikası duruşumuz, dengelenen iç talep, sağlıklı bir cari denge görünümü ve güçlü rezerv pozisyonumuz dezenflasyon sürecinin devamı açısından önemli bir güvence oluşturmakta.&#34;Sürdürülebilir yüksek büyümenin güçlü bir tasarruf tabanı, etkin bir finansal sistem ve uzun vadeli finansman imkanları gerektirdiğine değinen Karahan, bu unsurların sağlıklı şekilde gelişebildiği ortamın ise düşük ve istikrarlı enflasyon ortamı olduğunu söyledi.- &#34;Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz&#34;TCMB Başkanı Karahan, geçen 25 yıla bakıldığında düşük enflasyon döneminde bankacılık sektörü büyümesinin milli gelir büyümesinin belirgin üzerinde gerçekleştiğini gördüklerini belirterek, &#34;Bankacılık sektörü aktif büyüklüğünün milli gelire oranı 2003&#39;te yüzde 53 düzeyindeyken, enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesiyle bu oran 2010&#39;da yüzde 86&#39;ya, 2015&#39;ten itibaren ise yüzde 100&#39;ün üzerine çıktı. Böylece finansal sistem içerisindeki tasarruflar arttı, tasarruf araçları çeşitlendi ve yurt dışından uzun vadeli kaynak temini hızlandı.&#34; diye konuştu.Söz konusu dönemde bankaların reel ekonomiye sağladığı kredi tutarının milli gelire oranının yüzde 70&#39;e yaklaştığını, yurt dışı piyasalardan temin edilen finansmanın milli gelire oranının yüzde 20&#39;nin üzerine çıktığını bildiren Karahan, son yıllarda enflasyonun yükselmesinin bankacılık sektörünün milli gelire oranla küçülmesine neden olduğunu dile getirdi.Karahan, banka aktiflerinin milli gelire oranının 2024&#39;te yüzde 73&#39;e düşerken, enflasyonun gerilemeye başlamasıyla birlikte 2025&#39;te dört yıl aradan sonra yeniden artmaya başladığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bankacılık sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesinin yolu düşük ve istikrarlı enflasyondan geçiyor. Dolayısıyla dezenflasyon sürecinin devamı tüm ekonomik aktörler açısından olduğu gibi bankacılık sektörü açısından da kritik öneme sahip. Jeopolitik şokların arttığı bu dönemde fiyat istikrarı hedefine bağlı kalmamız ve bu hedef doğrultusunda kararlı bir şekilde ilerlememiz gerekiyor. Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha güçlü finansal derinleşme, daha uzun vadeli dış finansman imkanları ve nihayetinde daha sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmekte.&#34;Mevcut para politikası çerçevesinin bankacılık sektörü için en önemli bileşenlerinden birinin makroihtiyati uygulamaları olduğunu vurgulayan Karahan, &#34;Makroihtiyati düzenlemeleri sıkı para politikası duruşunu destekleyici bir araç olarak aktif bir şekilde kullanıyoruz.&#34; dedi.Karahan, son yıllarda yaşanan şokların fiyat istikrarının sağlanmasında yalnızca politika faizinin değil, diğer birçok ülkede olduğu gibi makroihtiyati araçların tamamlayıcı rol üstlenebildiğini gösterdiğini belirterek, makroihtiyati araç setini para politikasını ikame eden bir noktadan tamamlayıcı bir hale getirmek için süreç içerisinde çeşitli sadeleştirmeler yaptıklarını söyledi.KKM ile menkul kıymet tesisi düzenlemelerini uygulamadan kaldırdıklarını ve bankacılık sektörü üzerindeki zorunlu karşılık maliyetlerini önemli ölçüde düşürdüklerini kaydeden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;TL mevduat payı, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati araç setini sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. Fiyat istikrarının tesisi ile birlikte bu düzenlemelerin bankaların bilanço yönetimi üzerindeki etkisinin azalmasını ve uygulamaların makrofinansal istikrarı koruyan bir nitelikte kullanılmalarını öngörüyoruz.&#34;- &#34;Küresel oynaklığın arttığı dönemlerde piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin devam ettiğini görüyoruz&#34;Fatih Karahan, 2025&#39;in ikinci yarısından itibaren belirgin şekilde hızlanan kredi büyümesinin son dönemde alınan tedbirlerin etkisiyle daha dengeli bir patikaya yöneldiğini aktararak, toplam kredi büyümesinin yüzde 35&#39;li seviyelerden yüzde 26&#39;ya gerilerken, TL ticari ve bireysel kredi büyümeleri de yüzde 50&#39;li seviyelerden yüzde 40&#39;ın altına indiği bilgisini verdi.Bireysel kredilerde kompozisyonun daha dengeli hale geldiğini söyleyen Karahan, &#34;İhtiyaç kredisi ve kredi kartı büyümeleri yavaşlarken, konut kredilerinin payı artıyor. Türk lirası mevduat tarafında da olumlu bir görünüm söz konusu. Küresel belirsizliklerin ve kıymetli maden fiyatlarındaki oynaklığın arttığı dönemlerde dahi yurt içi yerleşiklerin Türk lirası tercihinin büyük ölçüde korunduğunu görüyoruz.&#34; diye konuştu.Karahan, nisandan itibaren Türk lirası mevduat payının yeniden yüzde 60&#39;ın üzerine yükselirken, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında yerleşiklerin Türk lirası talebinin güçlü seyrini sürdürdüğünü kaydederek, &#34;Finansal piyasalar açısından baktığımızda ise küresel oynaklığın arttığı dönemlerde piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin devam ettiğini görüyoruz. Bu süreçte geçmişte yurt dışı fonlama yapısında kısa vadeli oynaklıkları azaltmak amacıyla devreye aldığımız araçlar, finansal istikrarın korunmasına önemli katkı sağladı. Nitekim, yurt dışı finansman tarafında olumlu görünüm devam ediyor. Uzun vadeli dış kaynak girişlerinin devam etmesi bankacılık sektörünün dayanıklılığını teyit ediyor.&#34; ifadelerini kullandı.Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından önemli belirsizliklere neden olduğunu dile getiren Karahan, &#34;Bugün geldiğimiz noktada, sahip olduğumuz politika araçları, güçlü rezerv pozisyonumuz ve makroekonomik dengelenme sayesinde dezenflasyon sürecinin devamı için gerekli koşulların korunduğunu değerlendiriyoruz. Merkez Bankası olarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı koruyacak şekilde tüm politika araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz.&#34; diye konuştu.Karahan, güçlü bankacılık sektörü ile düşük ve istikrarlı enflasyonun birbirini besleyen iki unsur olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha derin ve etkin bir finansal sistem, uzun vadeli dış finansman imkanları ve sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmektedir. Son yıllarda farklı kaynaklardan gelen şoklara rağmen bankacılık sektörümüz güçlü sermaye yapısı, yüksek likiditesi ve sağlam bilançosu ile dayanıklılığını ortaya koymuştur. Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasıyla birlikte bankacılık sektörünün ülkemizin büyüme potansiyeline ve finansal derinleşmesine daha güçlü katkılar sunacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün temsilcileriyle yakın diyalog içerisinde çalışmaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 18:25:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dezenflasyon-sureci-tekrar-devam-edecek-ve-yoluna-girecektir-4504/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dezenflasyon-sureci-tekrar-devam-edecek-ve-yoluna-girecektir-4504/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_336202-031EDC-53A919-273CDB-891B71-060EB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun kalıcı şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, &#34;Şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_336202-031EDC-53A919-273CDB-891B71-060EB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun kalıcı şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, &#34;Şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. O anlamda baktığınız zaman birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir.&#34; dedi.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda düzenlenen Türkiye Bankalar Birliği (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı&#39;nda yaptığı konuşmada, son yıllarda hem bankacılık sektörünün hem de Türk ekonomisinin çoklu şoklara karşı dirençli olduğunu ispat ettiğini söyledi.Son 3 yıldır uyguladıkları program sayesinde sağlıklı politikaların uygulanmasının yanında tamponlar inşa ettiklerini, bunun tesadüf olmadığını dile getiren Şimşek, &#34;Fiyat istikrarının sağlanması bizim için çok önemli. Çünkü nihai hedefimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme ve bu büyümeyi daha adil bir şekilde dağıtmamızdır. Yani daha adil gelir dağılımı bizim nihai hedefimiz. Bu hedefe ulaşmada fiyat istikrarı en kritik bileşendir.&#34; diye konuştu.Politika önceliklerinde, yaşanan gelişmelere göre bir değişim olmadığının altını çizen Şimşek, &#34;Fiyat istikrarı programın esasını oluşturuyor. Bunu destekleyecek mali disiplinin sürdürülmesinde epey mesafe katettik. Mali disipline ilişkin bugün itibarıyla bir endişe yok. Deprem yaralarını sarıyoruz ve deprem harcamalarına rağmen mali disiplini bize benzer ülkelere göre çok güçlü bir şekilde tesis ettik. Şimdi bunun devamı önemli.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, cari açığın Türkiye için Osmanlı&#39;dan beri kırılganlık kaynağı olduğunu kaydederek, son yıllarda yapısal olarak cari açıkta iyileşme yaşandığını, bunun konjonktürel değil yapısal olduğunu, altın hariç bakıldığında bu yapısal iyileşmenin daha net görüldüğünü söyledi.Fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir cari dengenin tesis edilmesinde en kritik unsurun yapısal dönüşüm olduğunu vurgulayan Şimşek, bu alandaki değerlendirmelerini de paylaştı.Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ve AK Parti hükümetinin önceliklerinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olduğunu belirterek, yapısal dönüşümün odağında bu 4 amacın olduğunu bildirdi.- &#34;Birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci devam edecek&#34;Bakan Şimşek, şokların dünyanın yeni normali haline geldiğine değinerek, fiyat istikrarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye, bunları önceliklendirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki biraz gecikse de bunu başaracağız. Şoklar dönem dönem gecikmelere sebep olabilir. Bu şoklar bizim kontrolümüzde değil. Bunlar elbette bir bahane de değil. Bu şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Ben hep altını çizmişimdir. Mükemmeliyetçilik ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. O anlamda baktığınız zaman birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir.&#34;Şimşek, AK Parti hükümetlerinin en önemli başarısının ekonomide bütçe disiplini olduğunu kaydederek, 2002 öncesinde oldukça yüksek seyreden bütçe açığı oranının AK Parti döneminde ortalama yüzde 3 civarında olduğunu söyledi.- &#34;Makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, geçen yıl bütçe açığının deprem kaynaklı yüksek harcamalara rağmen milli gelirin yüzde 3&#39;ünün altına gerilemesinin, Türkiye ekonomisinin güçlü yönünü ortaya koyduğunu belirtti.ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında enerji fiyatlarında yaşanan sert artışın vatandaşlara yansımaması için eşel mobil sistemini devreye aldıklarını ifade eden Şimşek, bunun bütçede oluşturulan mali alan sayesinde mümkün olduğunu vurguladı.Şimşek, &#34;Son 3 ayda akaryakıtta ÖTV&#39;yi neredeyse sıfırlamamıza rağmen bu sene bütçe açığı hedeflerini tutturacağız. Bu konuda bir endişeniz olmasın. Milli gelire oranla yüzde 3,5 bütçe açığı hedefimiz var. Çok büyük ihtimalle, eşel mobile rağmen, bundan daha iyi bir performansı ortaya koyacağız. Yani eşel mobil olmasa hedeflerin çok ötesinde bir başarı söz konusu olacaktı. Bu niye önemli? Çünkü şoklara karşı mali alan inşa ediyoruz.&#34; şeklinde konuştu.Uzun vadede cari açığın milli gelire ortalamasının yüzde 3,3 olduğunu anımsatan Şimşek, &#34;Yılı yüzde 3 veya altında cari açıkla kapatabiliriz. En büyük kırılganlık olarak görülen bu alanı bugün çok rahat yönetilebilir görüyorum. Bu nedenle makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok.&#34; dedi.Şimşek, 2026 başından bu yana yıllıklandırılmış olarak bakıldığında dış ticaret açığında ciddi bir bozulma olmadığının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Doğru politika tepkisini veriyoruz. Büyük petrol şokuna rağmen, aralık ayından bu yana yıllık dış ticaret açığındaki bozulma 1,5 milyar doların altında kaldı. Daha da önemlisi, turizmde ve diğer kritik alanlarda ciddi bir bozulma yaşanmadı. Şokun ardından çeşitli endişeler vardı ancak bu endişelerin gerçekleşmediğini gördük. Bu durum reel sektörümüzün, ihracatçılarımızın, bankacılık sistemimizin aslında bu gibi şoklara karşı doğru tepkiyi verme yeteneğine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yani hem uygulanan politika boyutuyla hem de bütün aktörler boyutuyla doğru tepkiyi verdik.&#34;- &#34;(Rezervlerde) Endişeye mahal yok&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;nin yıllık brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranla uzun vadeli ortalamasının yüzde 20 olduğunu belirterek, şunları kaydetti:&#34;Bu sene bu savaş olmasaydı brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranı yüzde 15&#39;in altına düşecekti. Savaşa rağmen bu oranın yüzde 17 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Bu son derece yönetilebilir bir seviyedir. Uzun yıllar boyunca milli gelirin yaklaşık yüzde 20&#39;sine karşılık gelen brüt dış finansman ihtiyacını yönetmiş bir ülke, yüzde 17&#39;lik bir oranı rahat yönetir. Benzer şekilde, Türkiye&#39;nin brüt dış borç stokunun milli gelire oranının uzun vadeli ortalaması yaklaşık yüzde 44 seviyesindedir. Buna karşın, bu yıl savaş kaynaklı şoklara ve cari açıktaki artışa rağmen söz konusu oranın yüzde 32 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu seviye hem tarihsel ortalamalarımızın belirgin şekilde altında hem de birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla oldukça makul bir düzeydedir.&#34;Şimşek, rezervlerde yaşanan iyileşmeye de işaret ederek, savaşın etkisiyle bir miktar çıkışlar olduğunu söyledi.Bakan Şimşek, &#34;Rezerv konusunda bir hususun altını çizmek istiyorum. Rezervlerin önemli bir kısmı altın cinsinden ve maalesef bu dönemde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Savaş sonrası dönemde rezervdeki düşüşün neredeyse yüzde 40&#39;ına yakını altın fiyat değişiminden kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçmiş şoklara oranla burada da endişeye mahal yok.&#34; diye konuştu.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uygulamakta oldukları programa değinerek &#34;Program, sadece para politikasından ibaret değil, çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonu ile mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Maliye politikası olarak en güçlü desteği oraya veriyoruz.&#34; dedi.Son dönemde reel olarak karlılıkta bir miktar düşüş yaşandığını ancak bu durumun geçici olduğunu dile getiren Şimşek, bu durumda sıkı para politikası ve makro ihtiyati çerçevenin etkisinin bulunduğunu anlattı.Şimşek, &#34;Ben inanıyorum ki bankacılık sektörümüzün önünde çok ciddi fırsatlar var. Onun için bu geçici bir dönem. Bankacılık sektörüne makroekonomik istikrar programına verdikleri destek için teşekkür ediyorum.&#34; diye konuştu.Kredilerde KOBİ&#39;lerin payının son dönemde arttığını kaydeden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Program öncesindeki 15 yıllık döneme baktığınızda, KOBİ&#39;lerin toplam krediler içindeki payının yüzde 24,5-25 seviyelerinde olduğunu görürsünüz. Bugün bu oran yaklaşık yüzde 27&#39;ye yükselmiş durumda. Yani KOBİ&#39;lerin kredilerden aldığı pay artmış. Benzer şekilde, ihracat kredilerinin toplam krediler içindeki payı yüzde 6 civarındayken bugün yüzde 11&#39;in üzerine çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle, neredeyse iki katına ulaşmış. Bu dönemde, &#34;Yatırımlara kredi verilmiyor, yatırım yapılamaz hale geldi&#34; diyenler de olmuş olabilir. Oysa son üç yılda yatırım kredilerinin toplam krediler içindeki payı da artış gösterdi. Sınırlı olmakla birlikte, yüzde 7,5 seviyesinden yüzde 8,3 seviyesine yükseldi. Dolayısıyla kredi kaynaklarının yönüne baktığımızda, finansmanın KOBİ&#39;lere, ihracata ve yatırımlara aktarıldığını görüyoruz. Bizim için önemli ve değerli olan da budur.- &#34;Hane halkının nette döviz satması makro finansal istikrarın devamına olan inancı gösteriyor&#34;Bakan Şimşek, son dönemde yaşanan şoklara ve savaşın yarattığı belirsizliklere rağmen hane halkının döviz talebini artırmak yerine piyasaya döviz arz ettiğine dikkat çekerek, &#34;Hane halkı savaşın başından bu yana nette 1,8 milyar dolar döviz sattı. Bu tablo, vatandaşlarımızın makro finansal istikrarın devamına olan inancı açık şekilde ortaya koyuyor. Bu aynı zamanda programın kazandığı kredibilitenin de bir göstergesi. Belli kanallar üzerinden yoğun bir kötümserlik pompalanmasına rağmen vatandaşlarımızın tercihleri farklı bir tabloya işaret ediyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Öncelik verdikleri dönüşüm alanlarına değinen Şimşek, sanayide dönüşümün kendileri için kritik olduğunu, &#34;Artık düşük ücretler üzerine küresel bir yarışta olmak istemiyoruz. Katma değeri ve rekabet gücü yüksek alanlarda atağa kalkmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın sanayi politikası inisiyatifleri var ve sonuç alıyoruz, ilerleme var.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, savunma sanayisindeki başarının diğer sektörlere sirayet edeceğini kaydederek, Türk sanayisinin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, bu dönüşümün bünyeyi güçlendireceğini bildirdi.Bakan Şimşek, üretim üslerinin demir yollarıyla limanlara bağlanmasına öncelik verdiklerini kaydederek, piyasalar çok üzerinde durmasa da Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye açısından muazzam fırsatlar içeren çok kritik bir alan olduğunu vurguladı.Terörsüz Türkiye sürecinin ülkenin barışına, refahına ve istikrarına sağlayacağı katkılardan bahseden Şimşek, Türkiye&#39;nin bu alanda sağlayacağı başarının bölge ülkelerine de örnek olacağını söyledi.- &#34;(Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası) Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde kabul edilen ve hayata geçirilen son uygulamalardan bahsederek, İstanbul Finans Merkezi&#39;ne yönelik getirdikleri istisnaları ve teşvikleri anlattı.Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası getirdiklerini anımsatan Şimşek, &#34;Türkiye&#39;yi aslında Singapur, Hong Kong ve Hollanda gibi bu alanda oldukça rekabetçi ticaret merkezleriyle vergi açısından rekabet edebilir bir noktaya taşıdık. Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz. Bu konuda sizlerin (bankacıların) biraz çaba göstermenizde fayda var.&#34; dedi.Şimşek, sanayi ve tarım sektörlerinde üretim yapan şirketler için kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5&#39;e düşürüldüğünü hatırlatarak, &#34;Çünkü Türkiye&#39;ye daha fazla doğrudan yatırım çekmek istiyoruz. Üretim kapasitemizi artırmak, sanayimizi güçlendirmek ve ülkemizin geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek istiyoruz. Bu doğrultuda hem yurt içindeki yatırımları teşvik etmek hem de küresel yatırımcıların Türkiye&#39;yi daha güçlü bir yatırım üssü olarak görmesini sağlamak amacıyla imalat sanayinde kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5&#39;e indirdik.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, yurt dışından getirilen kaynağı teşvik ettiklerini belirterek, &#34;Ama o kaynağı Türkiye&#39;de bir faaliyette kullanır, Türkiye&#39;den bir gelir elde edersen zaten vergiye tabi olacak.&#34; şeklinde konuştu.- &#34;Refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguluyoruz&#34;Bakan Şimşek, dünyada savaşın getirdiği belirsizlik, ticaret savaşlarının yol açtığı parçalanmışlık, rekabetin neden olduğu zorlukların bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:&#34;Türkiye&#39;yi küresel katma değer zincirlerinde daha üst basamaklara taşıyacak, daha nitelikli üretim, daha yüksek verimlilik ve daha kaliteli istihdamla refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguluyoruz. Bu program yalnızca para politikasından ibaret değildir; çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonuyla mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Bu nedenle maliye politikası tarafında en güçlü desteği bu alana veriyoruz.&#34;Şimşek, gıda arzı noktasında da ülkenin dört köşesinde organize tarım bölgeleri kurduklarını, örtü altı üretimi artırmak için muazzam bir destek verdiklerini, gıda kayıp oranını azaltmak için çalışmalar yaptıklarını, arzı artırmak için önemli çalışmalar içinde bulunduklarını anlattı.Son dönemde uygulanan tedbirlere değinen Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:&#34;Uygulamaya koyduğumuz son paket, sermaye piyasalarının gelişmesine dolaylı, bankacılık sektörünün büyümesine ise doğrudan katkı sağlayacaktır. Etkisi yalnızca finans sektörüyle sınırlı kalmayacak; taksici esnafımızdan restoran işletmecisine kadar ekonominin tüm kesimlerine yansıyacaktır. Küresel sermayenin bireyler ve şirketler aracılığıyla Türkiye&#39;ye yöneldiğini düşünün. Böyle bir ortamda finans sektörümüz hem büyüyecek hem de derinleşecektir. Asıl hedefimiz de budur. Bu sayede gelecekte benzer şoklarla karşılaştığımızda rezervleri sürekli tartışan değil, finansal gücü ve derinliğiyle öne çıkan bir ülke konumuna geleceğiz. Ancak bunun için hepimizin ortak çaba göstermesi gerekiyor. Bu vesileyle Türkiye Bankalar Birliği&#39;ne ve tüm üye bankalarımıza da bu alanda daha fazla katkı sunmaları yönündeki çağrımı yinelemek istiyorum.&#34;- &#34;Amacımız kaynakların sistemin içerisine girmesi&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Mali Eylem Görev Gücü&#39;nün (FATF) standartlarının bulunduğuna işaret ederek, yapılan düzenlemelerin bu ilkelere uygun olduğunu vurguladı.Bu düzenlemenin amacı belli olduğunu ve belirli koşullarda vergi istisnası getirdiğini kaydeden Şimşek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bu düzenleme, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda herhangi bir muafiyet ya da kanunlara karşı bir istisna öngörmüyor. Esasen bu durum tanım gereği zaten böyledir; ancak herhangi bir tereddüde mahal vermemek adına bunu kanun metnine de açıkça yazdık. Dolayısıyla bu konuda farklı yorumlar üzerinden istismar alanı oluşturmaya çalışanlar boşuna çaba gösteriyor. Buradaki temel amaç, kaynakların sisteme kazandırılmasıdır. Eğer bu kaynaklar sisteme girip sermayeye eklenirse herhangi bir vergi alınmıyor. Ya da sistem içerisinde uzun süre tutulursa uygulanacak vergi oranı buna göre kademeli olarak şekilleniyor. Ancak sadece kayıt altına alıp daha sonra yeniden sistem dışına çıkarmayı tercih edenler için ilgili vergi yükümlülükleri devreye giriyor. Dolayısıyla burada istismar edilebilecek bir alan söz konusu değil. Bizim amacımız, kaynakların sisteme dahil olması, Türkiye&#39;ye gelmesi ve ekonomimizin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlamasıdır.&#34;ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın bitmesi ve petrolün düşmesiyle dezenflasyonun güçleneceğini, cari açık probleminin konuşulmayacağını kaydeden Şimşek, mayısta çalışma günü başına düşen ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 arttığını, tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye&#39;de üretimin devam ettiğini, bunun ülke için önemli bir avantaj olduğunu söyledi.Şimşek, bölgenin yeniden imarı noktasında Türkiye&#39;nin sağlayacağı katkılardan bahsederek, yeni ulaşım koridorlarında da Türkiye&#39;nin istifade edeceğini anlattı.Sanayinin geleceği hakkında bankacıların da sanayicilerin de endişe etmemesi gerektiğini dile getiren Şimşek, programın olumlu sonuçlarının ileride görüleceğinin altını çizdi.Şimşek, &#34;Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, bankacılarımıza söylüyorum, inşaat sektörüyle ilgili de çok fazla kaygılanmayın. Şu anda belki eldeki gayrimenkulleri satmakta biraz zorlanıyorsunuz ama bakın önümüzdeki 10 yıl içerisinde yakın coğrafyamızda en az 1 trilyon dolarlık yeniden inşa gerekecek. İnşaat şirketlerimiz dünya liginde ön sıralarda. Dolayısıyla burada da hem fırsatlar var hem de sektörümüzün geleceği.&#34; diye konuştu.- &#34;Gerçekten büyük bir potansiyelimiz var&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;nin hem ulaşım koridorlarında hem de enerjide çok önemli bir merkez ve üs olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Dolayısıyla bankacılar olarak biliyorum bu belirsizliği en çok siz hissediyorsunuz. Programın etkileri burada da hissediliyor. Makro ihtiyati tedbirler ve finansal koşullar sıkılaşınca herkes gibi reel sektör de finans sektörü de zorlanıyor. Ama bunlar geçicidir. Önemli olan orta-uzun vadeli gidişat. Orta-uzun vadeli bakacaksanız, ülkemizle ilgili kötümser olmanız için çok sebep bulamıyorum. Az önce de değindim, gerçekten büyük bir potansiyelimiz var. Bu bir teorik potansiyel değil. Bunu hayata geçiriyoruz. Yani dönüşüm başlamış durumda. Sadece konuşmuyoruz, teorik şeylerden bahsetmiyoruz. Gerçekten de bu yönde büyük bir ilerleme var. Bunları fırsata dönüştürmek için bizler de adım atıyoruz. Sizler de inanıyorum ki bu süreçlere de destek vermeye devam edeceksiniz ve hep birlikte sürdürülebilir yüksek büyümeye doğru yol alacağız. Bankacılık sektörü sürdürülebilir büyüme açısından çok kritik bir bileşen. Sektörün sağlığı ve dayanıklılığı bizim için çok değerli ve önemli. Reel sektör, finans sektörü ve politika yapıcıları olarak birlikte bir ekip ruhuyla ülkemizi daha ileri taşıyacağız, sektörlerimizi daha da geliştireceğiz, büyüteceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 18:18:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Faiz tek başına enflasyonu düşüremez"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faiz-tek-basina-enflasyonu-dusuremez-3381/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faiz-tek-basina-enflasyonu-dusuremez-3381/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39F7C8-EEDF33-243BF9-E75BDD-922FB3-4AE525.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de 2023 yılının ortasında devreye alınan dezenflasyon programı, yüksek enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermekte zorlanıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde uygulanan ekonomik programın yalnızca faiz politikalarına dayanmasının yeterli olmadığını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39F7C8-EEDF33-243BF9-E75BDD-922FB3-4AE525.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de 2023 yılının ortasında devreye alınan dezenflasyon programı, yüksek enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermekte zorlanıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde uygulanan ekonomik programın yalnızca faiz politikalarına dayanmasının yeterli olmadığını belirterek, kalıcı fiyat istikrarı için güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.Eğilmez, programın temel hedefinin uzun yıllar sürdürülen negatif reel faiz uygulamasından vazgeçilerek faizlerin enflasyonun üzerine çıkarılması olduğunu hatırlattı. Kur artışlarının kontrol altında tutulmasının da programın önemli ayaklarından biri olduğunu ifade eden Eğilmez, buna rağmen enflasyondaki düşüşün sınırlı kaldığına dikkat çekti.Verilere işaret eden Eğilmez, programın başladığı 2023 Haziran ayında yıllık enflasyonun yüzde 38,21 seviyesinde bulunduğunu, bugün ise yüzde 32,61&#39;e gerilediğini belirterek üç yıllık süreçte hedeflenen ölçüde bir iyileşme sağlanamadığını söyledi.Türkiye enflasyonda üst sıralardaKüresel enflasyon liginde Türkiye&#39;nin halen dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkeleri arasında bulunduğunu vurgulayan Eğilmez, Venezuela, Güney Sudan ve İran&#39;ın ardından Türkiye&#39;nin dördüncü sırada yer aldığını ifade etti. Uzun yıllar boyunca yüksek enflasyonuyla gündeme gelen Arjantin&#39;in ise ilk kez Türkiye&#39;nin gerisinde kaldığına dikkat çekti.Son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin ve küresel jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Eğilmez, ancak bu tür gelişmelerin artık olağanüstü değil, küresel ekonominin yeni gerçekliği haline geldiğini söyledi.Asıl sorun enflasyon direnciEğilmez&#39;e göre enflasyonla mücadelede karşılaşılan en büyük engel, toplum ve piyasalardaki olumsuz beklentiler. Geleceğe yönelik güvenin zayıf kalmasının fiyatlama davranışlarını bozduğunu belirten deneyimli ekonomist, piyasa aktörlerinin enflasyonda kalıcı düşüş beklemediğini hem beklenti anketlerinin hem de Hazine&#39;nin borçlanma ihalelerinin ortaya koyduğunu ifade etti.Bu nedenle yalnızca para politikası araçlarına odaklanmanın yetersiz kalacağını savunan Eğilmez, yatırımların artması ve uzun vadeli sermaye girişinin sağlanabilmesi için hukuk, ekonomi ve siyasi alanda güven artırıcı reformların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.TCMB&#39;ye faiz mesajıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#39;nın mevcut faiz politikasını da değerlendiren Eğilmez, ilan edilen politika faizinin yüzde 37 olmasına rağmen fiili fonlamanın yüzde 40 seviyesinden gerçekleştirildiğine dikkat çekti.Bu durumun iletişim açısından karmaşa yarattığını belirten Eğilmez, politika faizinin yüzde 40&#39;a yükseltilerek yeniden haftalık repo fonlamasına dönülmesinin daha sağlıklı bir adım olacağını ifade etti. Bunun teknik olarak faiz artırımı anlamına geleceğini ancak fiili sıkılaştırma yaratmayacağını kaydetti.Öte yandan mevcut koşullarda yeni bir faiz artışının doğru olmayacağını savunan Eğilmez, enflasyondaki yükselişte enerji maliyetlerinin belirleyici rol oynadığını, bu nedenle aşırı faiz artışlarının maliyet baskısını daha da artırabileceğini dile getirdi.Güven olmadan dezenflasyon olmazMahfi Eğilmez, enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz ve vergi düzenlemeleriyle başarıya ulaşamayacağını vurgulayarak, kalıcı fiyat istikrarının temel şartının güven ortamı olduğunu söyledi.Türkiye&#39;nin yapısal reformları geciktirmesi halinde uzun vadeli doğrudan yatırımlar yerine kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlı kalacağını belirten Eğilmez, yüksek faizle çekilen sıcak paranın ekonomik kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.Eğilmez&#39;e göre gerçek anlamda dezenflasyon süreci ancak ekonomik ve kurumsal güven yeniden inşa edildiğinde mümkün olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 02:03:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BCG'nin "Global Principle Investors Report 2026" yayınlandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bcgnin-global-principle-investors-report-2026-yayinlandi-1830/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bcgnin-global-principle-investors-report-2026-yayinlandi-1830/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44C925-10500B-947790-F849C2-428737-59290C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre bu devasa büyümenin arkasında, emtia gelirleri ve mali fazlaların desteklediği sermaye birikimi, beklenenden güçlü piyasa getirileri ve hızla kurulan yeni yatırım mekanizmaları yer alıyor. Küresel ölçekte yalnızca 2025 yılında 10 yeni egemen varlık fonunun faaliyete&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44C925-10500B-947790-F849C2-428737-59290C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre bu devasa büyümenin arkasında, emtia gelirleri ve mali fazlaların desteklediği sermaye birikimi, beklenenden güçlü piyasa getirileri ve hızla kurulan yeni yatırım mekanizmaları yer alıyor. Küresel ölçekte yalnızca 2025 yılında 10 yeni egemen varlık fonunun faaliyete geçmesi bu ivmeyi tescilliyor. Ancak dönüşüm sadece niceliksel değil; ana yatırımcılar artık sermayelerini sadece üçüncü taraf fon yöneticilerine (GP) emanet eden pasif ortaklar olmaktan çıkıp, kendi iç yetkinliklerini ve operasyonel ekiplerini kuran dinamik, aktif yatırımcılara evriliyor."Türkiye için fırsat doğru ortaklık modellerinde"Bu dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirten BCG Yönetici Ortağı ve Türkiye Ofisi Lideri Emir Pandır şunları söyledi:"Küresel ekonomide 2020'deki COVID şokundan bu yana süregelen yüksek belirsizlik endeksi, jeopolitik gerilimlerle kalıcı bir kırılganlığa dönüştü. Bu ortamda 'Principal Investors' olarak tanımlanan varlık fonları, emeklilik fonları ve aile ofisleri gibi büyük sermaye sahipleri yalnızca yatırımcı değil, küresel sermaye akımlarını şekillendiren aktörler haline geliyor. Az sayıda kurumun varlık dağılım kararları bugün birçok ülkenin yatırım çekme kapasitesini doğrudan etkileyebiliyor. Türkiye açısından fırsat yalnızca yatırım çekmek değil; enerji dönüşümü, dijital altyapı ve ihracat odaklı büyüme alanlarında bu yatırımcılarla uzun vadeli ortaklıklar geliştirebilmekte."Türkiye'de son yirmi yılda uluslararası doğrudan yatırımlar, kamu-özel iş birliği projeleri ve gelişen sermaye piyasaları sayesinde uzun vadeli sermaye ile çalışma konusunda önemli bir deneyim oluştu. 'Principal Investor'ların giderek daha fazla ortak yatırım, doğrudan yatırım ve yatırım platformları üzerinden gerçekleştirilen uzun vadeli ortaklıklara yönelmesi, Türkiye açısından finansman erişiminden çok stratejik ortaklıkların önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu çerçevede, yerli ve uluslararası uzun vadeli yatırımcıları ortak büyüme temaları etrafında buluşturabilecek yatırım platformlarının geliştirilmesi önümüzdeki dönemin kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.Dev fonlar artık altyapı projelerine, orta ölçekli büyüme fırsatlarına ve ikincil piyasalara yöneliyorKüresel piyasalarda uzayan yatırım süreleri ve yavaşlayan geri dönüşlerin yarattığı likidite baskıları, bu dev fonları daha seçici olmaya zorluyor. Bu doğrultuda ana yatırımcılar, organizasyon yapılarını ve teşvik modellerini (doğrudan yatırımlarda kâr payı/carry benzeri yapılar dahil) yeniden tasarlayarak doğrudan altyapı projelerine, orta ölçekli büyüme fırsatlarına ve ikincil piyasalara yöneliyor. Yapay zekâ (AI) ise raporda hem milyar dolarlık bir yatırım teması hem de portföy değerini artıracak kritik bir operasyonel yetkinlik olarak en ön sırada yer alıyor.Türkiye&#39;de büyüyen servet tabanı, yatırım ekosistemini destekliyorBCG&#39;nin kısa süre önce yayımladığı Global Wealth Report 2026'da da Türkiye&#39;nin uzun vadeli yatırımcı ekosistemini destekleyebilecek güçlü bir yerel sermaye tabanına işaret edildi. Rapora göre Türkiye, 2025-2030 döneminde 250 bin dolar ve üzeri finansal varlık segmentinde dünyanın en hızlı büyüyen pazarları arasında yer alıyor. Bu segmentte yaklaşık yüzde 12 yıllık bileşik büyüme oranı ve 250 milyar dolarlık ek büyüme potansiyeli öngörülüyor.Bu büyümenin; aile ofisleri, kurumsal yatırımcılar ve portföy yönetimi ekosisteminin gelişimini desteklerken, Türkiye&#39;nin uluslararası 'principal investor'lar için daha güçlü bir ortak yatırım ve sermaye platformu haline gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 11 Jun 2026 09:16:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eleştiri özgürlüğü olmazsa ekonomik gelişme olmaz]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/elestiri-ozgurlugu-olmazsa-ekonomik-gelisme-olmaz-4835/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/elestiri-ozgurlugu-olmazsa-ekonomik-gelisme-olmaz-4835/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_428746-982DC1-CDD7BE-71A0EC-7DDC7C-BE3023.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Eleştiri Korkusu&#34; başlıklı değerlendirmesinde özgürlük ile güvenlik arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirterek, eleştiri kültürünün zayıfladığı toplumlarda gelişmenin ve kurumsal ilerlemenin sekteye&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_428746-982DC1-CDD7BE-71A0EC-7DDC7C-BE3023.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Eleştiri Korkusu&#34; başlıklı değerlendirmesinde özgürlük ile güvenlik arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirterek, eleştiri kültürünün zayıfladığı toplumlarda gelişmenin ve kurumsal ilerlemenin sekteye uğradığını vurguladı.Eğilmez&#39;e göre özgürlük, bireylerin düşüncelerini baskı altında kalmadan ifade edebilmesi, sorgulayabilmesi ve karar alma süreçlerine katılabilmesi anlamına geliyor. Bu durum yalnızca bireysel hakların korunmasını değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal gelişimin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.Özgürlüğün en önemli unsurlarından birinin eleştiri hakkı olduğuna dikkat çeken Eğilmez, eleştirinin bireyler, kurumlar ve yöneticiler açısından bir denetim mekanizması işlevi gördüğünü ifade etti. Hataların ortaya çıkarılması, eksikliklerin giderilmesi ve daha doğru politikaların geliştirilmesinde eleştirinin belirleyici rol oynadığını belirten Eğilmez, sağlıklı bir eleştiri kültürünün yalnızca eleştireni değil, eleştirilen tarafı da geliştirdiğini kaydetti.Otosansür ekonomiyi de etkiliyorEğilmez, tarih boyunca birçok yönetimin eleştiriyi bir gelişim fırsatı yerine tehdit olarak algıladığını belirterek, bunun zamanla bireylerin düşüncelerini açıklamaktan kaçınmasına yol açtığını söyledi.Eleştiriye yönelik baskının her zaman doğrudan yasaklarla ortaya çıkmadığını ifade eden Eğilmez, hukuki kaygılar, mesleki endişeler ve toplumsal baskıların da insanların sessiz kalmasına neden olabileceğini dile getirdi. Bu durumun zamanla otosansür mekanizmasını güçlendirdiğini belirten Eğilmez, insanların herhangi bir açık yasak olmadan kendi düşüncelerini filtrelemeye başlamasının toplumun düşünsel üretim kapasitesini zayıflattığını vurguladı.Uzmanlara göre eleştiri kültürünün gerilemesi yalnızca siyasi alanı değil, ekonomik karar alma süreçlerini de etkiliyor. Farklı görüşlerin dile getirilemediği ortamlarda risklerin doğru analiz edilmesi zorlaşırken, politika yapıcıların hataları zamanında görmesi de güçleşiyor.Özgürlük ve güvenlik arasında denge vurgusuKamuoyunda sıkça tartışılan &#34;özgürlük mü, güvenlik mi?&#34; sorusuna da değinen Eğilmez, bu iki kavramın birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.Güvenliğin olmadığı bir ortamda özgürlüklerin kırılgan hale gelebileceğini belirten Eğilmez, özgürlüğün olmadığı bir düzende ise güvenliğin zamanla kontrol mekanizmasına dönüşme riski taşıdığını ifade etti. Bu nedenle modern toplumların görevinin iki değerden birini seçmek değil, ikisini birlikte koruyacak kurumsal yapıları güçlendirmek olduğunu söyledi.Farklı düşünceler gelişimin motorudurYazısının sonunda özgürlüğün yalnızca devletlerin tanıdığı bir hak olmadığını, aynı zamanda bireylerin sahip çıkması gereken bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Eğilmez, eleştirebilme ve sorgulayabilme yetisinin özgürlüğün en somut göstergesi olduğunu belirtti.Eğilmez&#39;e göre güçlü toplumlar, herkesin aynı fikirde olduğu toplumlar değil; farklı görüşlerin korkmadan ifade edilebildiği, eleştirinin tehdit değil gelişim aracı olarak görüldüğü toplumlar olarak öne çıkıyor. Uzmanlar da ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından ifade özgürlüğü, kurumsal şeffaflık ve eleştiri kültürünün birbirini tamamlayan unsurlar olduğuna dikkat çekiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 02:38:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nitelik kaybediyor vasatlık kazanıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nitelik-kaybediyor-vasatlik-kazaniyor-1578/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nitelik-kaybediyor-vasatlik-kazaniyor-1578/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F54F85-1D127E-925BBB-C05DDF-D64806-DF25B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yüzyıllardır ekonomi literatüründe yer alan Gresham Yasası&#39;nın günümüzde yalnızca para piyasalarını açıklamakla kalmadığını, sosyal ve kurumsal yaşamda da benzer bir mekanizmanın işlediğini belirtti. Eğilmez, niteliksiz olanın nitelikli olanı geri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F54F85-1D127E-925BBB-C05DDF-D64806-DF25B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yüzyıllardır ekonomi literatüründe yer alan Gresham Yasası&#39;nın günümüzde yalnızca para piyasalarını açıklamakla kalmadığını, sosyal ve kurumsal yaşamda da benzer bir mekanizmanın işlediğini belirtti. Eğilmez, niteliksiz olanın nitelikli olanı geri plana ittiği bir düzenin hem ekonomik hem de toplumsal gelişimi tehdit ettiğine dikkat çekti.16'ncı yüzyılda İngiltere'de ortaya konulan Gresham Yasası, aynı nominal değere sahip iki paradan daha değerli olanın dolaşımdan çekilmesini ve daha düşük değerde olanın piyasaya hakim olmasını ifade ediyor. Ancak Eğilmez'e göre günümüz dünyasında bu kavram, para ekonomisinin ötesine taşınarak toplumsal ilişkileri açıklayan güçlü bir metafora dönüşmüş durumda.Sosyal medya, iş dünyası ve akademik çevrelerde gözlenen eğilimlerin bu dönüşümü açıkça ortaya koyduğunu belirten Eğilmez, uzun emek ve araştırma gerektiren nitelikli çalışmaların sınırlı kitlelere ulaşırken, doğruluğu tartışmalı ve sansasyonel içeriklerin milyonlarca kişiye erişebildiğine işaret etti. Böylece içerikten çok görünürlüğün, bilgiden çok gürültünün ön plana çıktığı bir düzen oluştuğunu vurguladı.Eğilmez'e göre benzer bir tablo kurumlarda da yaşanıyor. Liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin, performans yerine sadakatin ödüllendirildiği yapılarda başarılı ve üretken bireyler zamanla sistemin dışına itiliyor. Bu süreçte vasatlık istisna olmaktan çıkıp kurumsal kültürün temel unsuru haline geliyor.Kuralların zayıfladığı, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin gerilediği ortamlarda bu eğilimin daha da hızlandığını belirten Eğilmez, nitelikli insanların ya sistemden uzaklaştığını ya da sessiz kalmayı tercih ettiğini ifade etti. Ona göre iyi olan tamamen ortadan kaybolmuyor; ancak tıpkı değerli altın paraların dolaşımdan çekilmesi gibi görünürlüğünü kaybediyor.Ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Eğilmez, sürdürülebilir gelişim için güvenilir kurumların, liyakatin ve bilginin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Güvenilir paranın ekonomide güveni tesis ettiği gibi, dürüstlük ve liyakatin de toplumsal yaşamın temel taşı olduğunu kaydetti.Eğilmez, toplumların gerçek zenginliğinin yalnızca ürettikleri servetle değil, kaliteli insan kaynağını, bilgiyi ve dürüstlüğü sistem içinde görünür ve etkili tutabilme becerileriyle ölçüldüğünü ifade ederek, "Liyakatin görünmez hale geldiği toplumlar güç kaybeder" değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 02:56:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarını ABD'nin istihdam verisi negatif etkiledi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarini-abdnin-istihdam-verisi-negatif-etkiledi-677/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarini-abdnin-istihdam-verisi-negatif-etkiledi-677/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_50BFC4-B921F1-A6C026-6439CA-E883D6-356544.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel piyasalarda, ABD&#39;de güçlü gelen istihdam verisinin ardından tahvil faizlerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme risk iştahını baskılarken, emtia piyasalarında geniş tabanlı satış eğilimi öne çıktı.ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi 172 bin ile&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_50BFC4-B921F1-A6C026-6439CA-E883D6-356544.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel piyasalarda, ABD&#39;de güçlü gelen istihdam verisinin ardından tahvil faizlerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme risk iştahını baskılarken, emtia piyasalarında geniş tabanlı satış eğilimi öne çıktı.ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi 172 bin ile piyasa beklentilerinin üzerinde geldi. Söz konusu verinin ardından Fed&#39;in faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceğine yönelik fiyatlamalar güçlendi, dolar endeksi yukarı yönlü hareket etti ve ABD 10 yıllık tahvil getirileri yüzde 4,5 seviyesinin üzerine çıktı.Güçlü istihdam verisi, ABD ekonomisinin yüksek faiz ortamına rağmen dirençli kalmayı sürdürdüğüne işaret ederken, para politikasında gevşeme beklentilerini öteledi. Bu görünüm, değerli metaller başta olmak üzere dolar cinsinden fiyatlanan emtialar üzerinde baskı oluşturdu.Öte yandan, ABD-İran hattında müzakere sürecine ilişkin belirsizlikler piyasalardaki temkinli seyri beraberinde getirdi. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji arzına yönelik risk algısı, petrol fiyatlarını desteklerken aynı zamanda enerji maliyetleri kanalıyla küresel enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri artırdı.Küresel pay piyasalarında da haftanın son işlem gününde satış baskısı öne çıkarken, yatırımcıların odağı Fed&#39;in gelecek dönemde vereceği para politikası mesajlarına çevrildi.Gelecek haftaya ilişkin para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, enerji maliyetlerindeki yüksek seyrin enflasyonist baskıları beslemesi, bu yılki faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinde belirleyici rol oynuyor.- Değerli metallerde güçlü dolar ve şahin Fed beklentisi baskı yarattıDeğerli metaller, tamamlanan haftayı güçlü ABD istihdam verisinin tetiklediği yükselen dolar endeksi ve reel tahvil getirilerinin baskısıyla negatif bir seyirde tamamladı.Değerli metallerin uzun süreli yüksek faiz beklentisi karşısında cazibesini yitirmesi fiyatlar üzerinde baskı yaratırken, Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik risklerin enerji enflasyonunu beslemesi, büyük merkez bankalarının faiz indiriminde temkinli hareket edebileceği öngörüsünü pekiştirdi.Analistler, jeopolitik gerilimlerin sürdüğü ortamda altına yönelik klasik güvenli liman talebinin enflasyon ve faiz kanalıyla baskılandığını belirterek, yüksek tahvil getirileri ile güçlü dolar endeksinin altının alternatif maliyetini artırdığını, talep üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 9,8, paladyumda yüzde 9,4, platinde yüzde 7,4 ve altında yüzde 4,7 geriledi.- Baz metallerde Çin verileri ve dolar baskısı satışı derinleştirdiBaz metallerde de güçlü dolar endeksi ve yükselen ABD tahvil getirileri genel satış baskısını oluştururken, Çin ekonomisine yönelik karışık sinyaller fiyatlamalarda belirleyici rol oynadı.Çin&#39;de mayıs ayına ilişkin açıklanan resmi imalat PMI verisi 50 ile genişleme-daralma sınırında kaldı.Güçlenen doların da dolar cinsinden fiyatlanan metalleri diğer para birimlerini kullanan alıcılar için pahalılaştırması satış baskısını artıran bir diğer unsur oldu.Hafta başında bazı baz metallerde Hürmüz Boğazı ve tedarik zinciri riskleri nedeniyle arz endişeleri öne çıksa da haftanın ilerleyen bölümünde güçlü ABD verileri sonrası makro görünüm fiyatlamalarda daha baskın hale geldi.Bakırda Çin talebine ilişkin zayıf sinyaller ve küresel büyüme görünümündeki belirsizlikler satış baskısını artırdı. Alüminyumda hafta başında Hürmüz kaynaklı arz riskleri fiyatları desteklese de haftanın ilerleyen bölümünde güçlü istihdam verisinin ardından dolar ve tahvil faizlerindeki yükselişle kazanımlar geri verildi. Nikelde ise Endonezya kaynaklı arz görünümü ve piyasadaki arz fazlası beklentileri fiyatlar üzerinde baskı yaratmaya devam etti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 2,4, nikelde yüzde 2,2, bakırda yüzde 2 ve kurşunda yüzde 0,7 gerilerken, çinko yatay seyretti.- Brent petrolde arz endişeleri fiyatları destekledi, doğal gazda iç dinamikler öne çıktıEnerji piyasasında tamamlanan haftada, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişeleri ve ABD-İran müzakerelerine ilişkin haber akışı fiyatlamalarda belirleyici oldu.Boğaz&#39;ın küresel petrol ve LNG taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması, piyasalarda arz güvenliği hassasiyetini canlı tuttu. Orta Doğu&#39;daki jeopolitik risklerin küresel petrol arzında kesinti ihtimalini gündemde tutması, Brent petrol fiyatlarının diğer emtia gruplarına göre daha dirençli kalmasını sağladı.OPEC+&#39;ın üretim politikasına ilişkin beklentiler, ABD petrol stoklarındaki düşüş ve yaz aylarında talebin artabileceğine yönelik öngörüler petrol fiyatlarını destekledi. Hafta ortasında müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğine dair açıklamalar fiyatlarda sınırlı bir gevşeme yaratsa da hafta genelinde arz kaygıları fiyatlamalardaki yüksek seyrin korunmasına neden oldu.Bununla birlikte ABD&#39;de ham petrol stoklarında düşüş görülmesi de petrol fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Buna karşın Çin talebine ilişkin soru işaretleri ve diplomatik temaslara yönelik haber akışı, Brent petroldeki yükselişi sınırladı.ABD doğal gaz piyasasında ise petrol piyasasından farklı olarak iç dinamikler öne çıktı. Haftalık depolama miktarının beklentilerin altında kalmasına karşın, hava tahminlerinde soğutma talebinin önceki beklentilere göre zayıflayabileceğine işaret eden görünüm ve kar satışları fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Bununla birlikte haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 1,9 gerilerken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,7 arttı.- Tarım emtialarında arz beklentileri ve güçlü dolar fiyatları baskıladıTarım emtialarında ise ABD&#39;de elverişli hava koşulları, yüksek rekolte beklentileri ve güçlü dolar endeksi fiyatlamalar üzerinde baskı oluşturan ana unsurlar oldu.Tahıl grubunda ekim alanlarındaki hızlı ilerleme ve mevsim normallerine yakın seyreden yağışlar rekolte beklentilerini güçlendirirken, güçlenen dolar endeksinin ABD kaynaklı tahılları uluslararası alıcılar için pahalılaştırması ihracat rekabetçiliğini olumsuz etkiledi.Mısır ve soyada ABD&#39;de ekim ilerlemesinin beş yıllık ortalamaların üzerinde seyretmesi, arz tarafında rahatlama beklentilerini artırdı.Buğdayda ise küresel arz görünümü ve Karadeniz Bölgesi&#39;nden ihracat kapasitesine ilişkin beklentiler fiyatlamalar üzerinde baskısını sürdürdü.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 6,4, soya fasulyesinde yüzde 5,4, buğdayda yüzde 4,9 ve pirinçte yüzde 1,7 geriledi.Kahve fiyatlarındaki sert gerileme dikkat çekti. Brezilya&#39;da 2026-2027 dönemine ilişkin güçlü üretim beklentileri, küresel arz fazlası tahminleri ve üretici satışlarının artması kahve fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 7,1 ve pamukta yüzde 2,9 düşerken, şekerde yüzde 0,4 artış görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 11:24:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Global İslami Ekonomi Zirvesi gala gecesi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/global-islami-ekonomi-zirvesi-gala-gecesi-1578/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/global-islami-ekonomi-zirvesi-gala-gecesi-1578/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A7A14-8DB136-FADC96-CAB62E-DC7A43-68B222.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etik finans ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında dünyanın en etkili aktörlerini bir araya getiren 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi kapsamında düzenlenen gala yemeği; stratejik ortakları, sponsorları, üst düzey kamu temsilcilerini ve İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen isimlerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A7A14-8DB136-FADC96-CAB62E-DC7A43-68B222.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etik finans ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında dünyanın en etkili aktörlerini bir araya getiren 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi kapsamında düzenlenen gala yemeği; stratejik ortakları, sponsorları, üst düzey kamu temsilcilerini ve İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen isimlerini Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nde aynı çatı altında buluşturdu.Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslami Ekonomi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, katılımcıları ve davetlileri selamlayarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'a programa teşriflerinden dolayı teşekkürlerini sundu.Abdullah Saleh Kamel: "İş Birliği Küresel İslami Ekonomiyi İleriye Taşıyacak"İstanbul'da politika yapıcıları, uzmanları, iş dünyası liderlerini ve paydaşları ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kamel, şu ifadeleri kullandı:"Bugün burada bulunan kıymetli misafirlerimizin varlığı, küresel İslami ekonomiyi daha ileriye taşımak için birlikte kuracağımız iş birliklerinin önemini açıkça ortaya koymaktadır."Kamel ayrıca, zirvenin başarısına ve gala gecesinin gerçekleşmesine katkı sağlayan tüm partnerlere ve sponsorlara teşekkür ederek, verdikleri sürekli destek ve değerli katkıların önemini vurguladı.Cevdet Yılmaz: "İslami Finansın Küresel Ekonomiye Güçlü Katkılar Sunma Potansiyeli Bulunuyor"Gala yemeğinde katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik dönüşüm vizyonuna ve uluslararası iş birliklerinin artan önemine dikkat çekti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde dayanışma, ortak kalkınma ve sürdürülebilir büyümenin önemine vurgu yapan Yılmaz şunları söyledi:"Küresel belirsizliklerin derinleştiği bir dönemde dayanışma ve sürdürülebilir büyüme her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Etik temelli yapısıyla İslami finans, küresel ekonomiye önemli katkılar sunabilecek büyük bir potansiyele sahiptir.Türkiye olarak katılım finansı ve faizsiz finans alanındaki hedeflerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda İstanbul, uluslararası bir finans merkezi olma yolunda güçlü adımlar atmaya devam etmektedir. İnanıyorum ki İslami ekonominin geleceği, burada ortaya konulan güçlü ortaklıklar ve bunlardan doğacak ortak projelerle şekillenecektir."Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi'nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat'ın üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı.Uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine, küresel İslami ekonomi ekosisteminin liderleri arasında diyaloğun geliştirilmesine ve etik finans ile sürdürülebilir kalkınma alanındaki ortak başarıların kutlanmasına zemin hazırlayan gece, tarihi Dolmabahçe Sarayı'nın eşsiz atmosferinde gerçekleştirilen görüşmeler ve networking buluşmalarıyla sona erdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 11:01:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zade Vital, stratejik dönüşümle büyümesini hızlandırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zade-vital-stratejik-donusumle-buyumesini-hizlandiriyor-9162/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zade-vital-stratejik-donusumle-buyumesini-hizlandiriyor-9162/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_94B612-01CB3A-236B32-D29B7B-9CAA30-20EEAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halil İbrahim Bacacı'nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding bünyesine 2025 yılında geçerek, buradan aldığı güçle sektördeki önemli oyuncular arasındaki yerini korumayı sürdüren Zade Vital, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, üretim altyapısındaki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_94B612-01CB3A-236B32-D29B7B-9CAA30-20EEAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halil İbrahim Bacacı'nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding bünyesine 2025 yılında geçerek, buradan aldığı güçle sektördeki önemli oyuncular arasındaki yerini korumayı sürdüren Zade Vital, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, üretim altyapısındaki dönüşümle Türkiye ve Konya ekonomisine katkısını daha güçlü bir şekilde sürdürüyor.Zade Vital'i 2026 yılında sektördeki ilk 10 oyuncu arasında konumlandırmayı hedeflediklerini söyleyen Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, "bu hedef doğrultusunda&nbsp; Zade Vital'in büyüme stratejisini yüksek katma değerli üretim alanlarına odaklayan yeni bir dönüşüm modelini hayata geçirdik. Besin takviyeleri alanındaki üretim kapasitesi ve ürün geliştirme yatırımlarımızı önemli ölçüde artırırken, mevcut tesisleri de yeniden yapılandırdık" dedi. Cansu, şu bilgileri paylaştı:"Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz satın almanın ardından tüm operasyonlarımızı detaylı şekilde analiz ettik. Gıda sektörünün farklı segmentlerinde faaliyet gösteriyor olsak da, kaynaklarımızı verimlilik, sürdürülebilir büyüme ve yüksek katma değer yaratacak alanlara yönlendirmek bizim için stratejik bir öncelikti. Takviye edici gıda sektörü, hem iç pazarda hem ihracat tarafında güçlü bir büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle enerjimizi, yatırım gücümüzü ve üretim kapasitemizi bu alana yoğunlaştırdık. Bu adımların, yalnızca şirketimizin büyümesine değil, aynı zamanda ülke ekonomisine ve özellikle Konya'daki sanayi ve istihdam ekosistemine daha güçlü katkı sağlamasına imkân yaratacağına inanıyoruz."Üretim gücünü çok daha rekabetçi bir yapıya dönüştürdüDönüşüm planı kapsamında, Zade Yağ'ın modern tesislerindeki altyapı ve uzmanlığını da büyüme ivmesi daha yüksek olan takviye edici gıda alanında değerlendirme kararı aldıklarını aktaran Cansu, şöyle konuştu:"Takviye edici gıda sektörüne yönelik yeni yatırımlar, Ar-Ge yatırımları ve yenilikçi ürünlerimizle Zade Vital hızla büyüyor. Bu büyümeye paralel olarak Zade Yağ fabrikasını da, yeni yatırımlarla Zade Vital'in gücüne güç katacak ve üretim süreçlerine hizmet edecek şekilde dönüştürerek değerlendireceğiz. Böylece hem Türkiye pazarındaki varlığımızı güçlendirmeyi hem de ihracat operasyonlarımızı büyüterek ülke ekonomisine katkımızı artırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla ihracat potansiyelimizi artırırken, Konya'daki üretim gücümüzü de daha rekabetçi bir yapıya dönüştürmüş oluyoruz. Sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değer yaratmak ve kaynakları daha verimli alanlara yönlendirmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz stratejik bir yeniden konumlanmayla, yüzde yüz yerli ve milli olan Zade Vital markasını, sadece ülkemizde değil dünya çapında hak ettiği noktaya en kısa sürede ulaştırmayı istiyoruz.Tüm bu çalışmalar ve dönüşüm sürerken yağ sektöründe de ticari faaliyetlerimizi, dönüştürdüğümüz yeni iş modeli ile sürdürüyoruz. Bu çerçevede Zade Yağ da ham yağ tedariki, iç ve dış pazara yönelik ticari faaliyetleri ile yoluna devam ediyor. Yağ tarafındaki bu yeni iş modeli ile pazarda daha verimli ve sürdürülebilir bir operasyonel model oluşturmak istiyoruz.""Geleceği koruyan bir üretim modeline odaklanıyoruz"Üniversiteler ile başlattıkları Ar-Ge yolculuklarının bugün 100'ü aşkın ürün çeşidiyle pazarın en geniş portföylerinden birine dönüştüğünü söyleyen Cem Cansu, "Bugün geldiğimiz noktada, 170'in üzerinde farklı form ve ürün seçeneğine sahip geniş bir portföy oluşturmuş durumdayız. Bu çeşitlilik, farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirme kabiliyetimizin bir göstergesi. Biz bir ürünü sadece şişelemiyor; tohumundan itibaren takip ediyoruz. Bugün Konya'daki tesislerimizde ürettiğimiz katma değerli ürünleri, ABD'den Avrupa'ya, Körfez ülkelerinden Uzak Doğu'ya kadar 20'den fazla ülkeye ihraç etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu sayıyı 35 ülkenin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.&nbsp;Anadolu'nun bereketini katma değerli ürüne dönüştürüyorBiyoçeşitlilik konusunun Türkiye'nin en büyük gizli gücü olduğunu söyleyen Cem Cansu, "Ülkemiz yaklaşık 12 bin bitki türüne ve 4 bine yakın endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Bu, son derece güçlü bir doğal kaynak anlamına geliyor. Rekabet gücümüz, Anadolu'nun bu bereketini katma değerli ürüne dönüştürme becerimizde yatıyor. Üniversite - sanayi iş birliğinin klinik çalışmalara dönüşmesi Türkiye'nin gıda takviyesi pazarında küresel güç olması için büyük önem taşıyor. Kendi bitkimizin etkisini, kendi bilim insanlarımızla kanıtlamalıyız." dedi.&nbsp;Sektörün köklü, yerli ve milli oyuncularından biri olarak bu topraklara yatırım yapmaya devam eden Zade Vital'in, eskiden ithal edilen pek çok ürün grubunu artık GMP standartlarındaki tesislerinde ürettiğini aktaran Cansu, "Asıl gurur verici olan, yerli sermayenin gücüdür. Türkiye, sadece bir tüketim pazarı değil, bölgenin üretim üssü olma yolunda ilerliyor. Zade Vital hem yüksek teknolojisi, hem de kalite algısı ile bu konuda öncü şirketlerden biri konumunda bulunuyor" dedi.Dünyada takviye edici gıda pazarı 200 milyar doları aştıPazarın doygunluk oranının yatırımcılar için cazibe noktası oluşturduğunu aktaran Cansu, "Dünyada takviye edici gıda pazarı 200 milyar doları aştı. Türkiye'de ise takviye edici gıda pazarı 2025 itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış bulunuyor. Bu da bize şunu söylüyor: Türkiye pazarı hem mevcut büyüklüğü hem de taşıdığı potansiyel açısından hâlâ erken aşamada ve dinamizmi, genç nüfusu ile küresel yatırımcılar için bölgenin en stratejik ve güçlü büyüme alanı" dedi. Türkiye takviye edici gıda pazarının son yıllarda istikrarlı bir büyüme trendi yakaladığını, sektörün yıllık büyümesinin yaklaşık yüzde 15 seviyelerinde gerçekleştiğini aktaran Cansu, kategori bazında bakıldığında ise bazı segmentlerde bu oranın daha da yukarı çıkabildiğini aktardı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 14:13:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun resmi lansmanı yapıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suriye-is-konseyleri-koordinasyon-kurulunun-resmi-lansmani-yapildi-7342/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suriye-is-konseyleri-koordinasyon-kurulunun-resmi-lansmani-yapildi-7342/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDB5CE-37B5D0-9F3D79-072706-64A921-82EB33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsra Holding CEO'su Ahmed Ravad Ramadan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı iş birliğinde, Japonya'nın desteğiyle Şam'da düzenlenen Suriye Ulusal Özel Sektör Konferansı'na (PSD-2026-Damascus) katıldı. Üç gün süren konferansta, Suriye'nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDB5CE-37B5D0-9F3D79-072706-64A921-82EB33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsra Holding CEO'su Ahmed Ravad Ramadan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı iş birliğinde, Japonya'nın desteğiyle Şam'da düzenlenen Suriye Ulusal Özel Sektör Konferansı'na (PSD-2026-Damascus) katıldı. Üç gün süren konferansta, Suriye'nin savaş sonrası ekonomik toparlanma sürecinde özel sektörün üstleneceği rol ve geleceğe yönelik kalkınma stratejileri ele alındı.Kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, uluslararası kuruluşlar ve diplomatik misyonları bir araya getiren konferansta; hukuki ve düzenleyici reformlar, finansmana erişim, tedarik zincirleri, yatırım ortamı ve ekonomik vizyon başlıklarında üst düzey oturumlar gerçekleştirildi.Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun Resmi Lansmanı YapıldıKonferansın ikinci gününde, Ahmed Ravad Ramadan'ın başkanlığını yürüttüğü Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun (SBCB) resmi lansmanı gerçekleştirildi. Lansman kapsamında, Suriye Ortak İş Konseyleri Çalışma Şartı ile Konsey Başkanları ve Kurucuları için hazırlanan Çalışma Rehberi kamuoyuna tanıtıldı.Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı'nın 25 No'lu Kararnamesi temel alınarak oluşturulan kurumsal yapı; ihracatın artırılması, yabancı yatırım ve stratejik ortaklıkların teşvik edilmesi, Suriyeli şirketlerin uluslararası iş fırsatlarına erişiminin güçlendirilmesi ve özel sektörün küresel rekabet gücünün yükseltilmesi olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda şekillendirildi.Lansmanda konuşan Ahmed Ravad Ramadan, SBCB'nin özel sektörün uluslararası ölçekte daha güçlü temsil edilmesini sağlayacak stratejik bir yapı olduğunu belirterek, "Bu platform, bireysel ve dağınık ilişkiler yerine ölçülebilir, sürdürülebilir ve kurumsal bir ekonomik iş birliği modelinin oluşmasına katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.SBCB Başkanı Ahmed Ravad Ramadan, kurulun yalnızca iş dünyası arasındaki koordinasyonu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda Suriye&#39;nin uluslararası ekonomik temsiline de yeni bir boyut kazandıracağını belirterek şunları söyledi: &#34;Özel sektör tek bir ulusal sistem çerçevesinde çalıştığında, ortak ülkeler nezdinde daha güçlü ve tutarlı bir kurumsal ses kazanır; dağınık bireysel ilişkilerden ölçülebilir ve izlenebilir organize bir ekonomik varlığa dönüşür. Bu sistem, Suriye&#39;nin yurt dışındaki ekonomik varlığına açık bir referans ve özgünlük ölçütü kazandırır.&#34; Ramadan, bu yapının uluslararası iş birliklerinin kurumsal zeminde gelişmesini sağlayacağını ve Suriye özel sektörünün küresel ölçekte daha etkin temsil edilmesine katkı sunacağını ifade etti.Uluslararası Temsilcilerden Güçlü DestekLansman törenine Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Dr. Nidal el-Şa&#39;ar'ın yanı sıra Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Suudi Arabistan, Fransa, İtalya ve Lübnan'ın büyükelçileri ile çok sayıda uluslararası kuruluş ve iş dünyası temsilcisi katıldı. Katılımcılar, SBCB'nin Suriye'nin ekonomik entegrasyon sürecine sağlayacağı katkıya ilişkin destek mesajlarını paylaştı.Ayrıca Ahmed Ravad Ramadan, SBCB'nin kurumsal vizyonu, faaliyet alanları ve gelecek dönem hedeflerini de detaylı bir şekilde katılımcılarla paylaştı.Etkinlik, Suriye'nin ekonomik yeniden yapılanma sürecine yön veren kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerini aynı platformda buluşturdu. Programa; Suriye Yüksek Ekonomik Kalkınma Konseyi, Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası ve Suriye Yatırım Ajansı yetkililerinin yanı sıra Japonya, Avrupa Birliği, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan ve Katar'ın diplomatik temsilcileri katılım sağladı. Ayrıca IFC, UNHCR ve UNCDF gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri ile ticaret odaları, federasyonlar ve iş konseylerinden çok sayıda özel sektör paydaşı etkinlikte yer alarak yatırım, ticaret ve kalkınma alanlarındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.Tarihi Bir Dönüşüm Sürecinin Önemli AdımıSBCB'nin lansmanı, Suriye'nin bölgesel ve küresel ekonomiyle yeniden bütünleşme sürecinin hız kazandığı bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle özel bir önem taşıyor. Bu yönüyle etkinlik, ülkenin ekonomik yeniden yapılanma sürecinde özel sektörün kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik tarihi adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.Konferans, Şam'ın simgelerinden Emevi Camii'nin tarihi silueti eşliğinde düzenlenen özel akşam yemeği ile sona erdi. İş konseyleri temsilcileri ve uluslararası katılımcılar, şehrin kalbinde gerçekleştirilen organizasyonda bir araya gelerek iş birliği ve dayanışma mesajları verdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 13:18:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Varlık Barışı sürekli afa dönüştü"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/varlik-barisi-surekli-afa-donustu-3439/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/varlik-barisi-surekli-afa-donustu-3439/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1FA483-04D2BD-BAD203-0696A0-05CBD6-CD56FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, kısa vadeli sermaye ihtiyacına yönelik adımların kalıcı hale gelmesinin uzun vadede ciddi maliyetler doğurabileceği uyarısında bulundu4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun, kamuoyunda "Varlık Barışı" olarak bilinen uygulamayı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1FA483-04D2BD-BAD203-0696A0-05CBD6-CD56FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, kısa vadeli sermaye ihtiyacına yönelik adımların kalıcı hale gelmesinin uzun vadede ciddi maliyetler doğurabileceği uyarısında bulundu4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun, kamuoyunda "Varlık Barışı" olarak bilinen uygulamayı yeniden gündeme taşıdı. Yurt dışındaki para, altın, döviz ve sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesine yönelik teşviklerin yanı sıra yabancı yatırımcılar ve uluslararası ticaret faaliyetlerine ilişkin önemli vergi avantajları içeren düzenleme, ekonomi çevrelerinde tartışma yarattı.Ekonomist Mahfi Eğilmez, yeni düzenlemeyi değerlendirdiği yazısında, uygulamanın yalnızca bir varlık barışı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, kapsamının çok daha geniş vergi teşvikleri ve istisnalar içerdiğine dikkat çekti.Varlıklar 2027'ye kadar bildirilebilecekYeni yasaya göre yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile Türkiye'de bulunmasına rağmen resmi kayıtlarda yer almayan varlıklar, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka ve aracı kurumlara bildirilebilecek. Bildirilen varlıklar üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınacak. Ancak belirli yatırım araçlarında tutulması taahhüt edilen varlıklar için bu oran yüzde 0 ile yüzde 4 arasında değişecek.Düzenleme ayrıca, son üç yılda Türkiye'de ikamet etmeyen ve vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirlerin 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulmasını öngörüyor.Hizmet merkezlerine ve uluslararası ticarete vergi avantajıKanunla birlikte "nitelikli hizmet merkezi" tanımı da mevzuata girdi. Yıllık gelirlerinin büyük bölümünü yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden merkezlere kurumlar vergisi avantajı sağlanırken, bu kuruluşlarda çalışan personelin ücretlerine de gelir vergisi istisnası getirildi.Bunun yanında, yurt dışından satın alınan malların Türkiye'ye getirilmeksizin başka ülkelere satılmasından veya bu işlemlere aracılık edilmesinden elde edilen kazançların yüzde 95'ine kadar olan kısmı kurumlar vergisinden indirilebilecek.Sanayi sicil belgesine sahip üretici şirketlerin üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile zirai üretim kazançlarına ise yüzde 12,5 oranında kurumlar vergisi uygulanacak.Dürüst mükellef cezalandırılmamalıMahfi Eğilmez, düzenlemenin en önemli tartışma başlıklarından birinin vergi adaleti olduğunu vurguladı. Yurt dışında tutulan varlıklarını Türkiye'ye getiren yatırımcılara sağlanan avantajların, yükümlülüklerini zamanında yerine getiren mükelleflerin aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğini belirten Eğilmez, geçmişe dönük ceza uygulanmamasının makul bir ayrıcalık olabileceğini ancak bunun ötesindeki teşviklerin vergi sisteminde eşitsizlik yarattığını ifade etti.Eğilmez'e göre devletin temel görevi, vergisini zamanında ödeyen ve kayıt içinde faaliyet gösteren mükellefleri dezavantajlı hale getirmek değil, onları teşvik etmek olmalı.Kara para aklama riski uyarısıEkonomist Eğilmez'in dikkat çektiği bir diğer konu ise uluslararası ticaret işlemlerine getirilen vergi avantajları oldu.Yurt dışından alınan malların Türkiye'ye hiç girmeden başka ülkelere satılmasından elde edilen kazançların büyük ölçüde vergiden istisna edilmesinin Türkiye'yi bölgesel ticaret merkezi yapma hedefi açısından anlaşılabilir olduğunu belirten Eğilmez, işlemlerin tamamının yurt dışında gerçekleşmesi nedeniyle denetimin zorlaşacağına işaret etti.Bu durumun kara para aklama, vergi şeffaflığı ve uluslararası yükümlülükler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı gri liste deneyiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.Sekizinci kez varlık barışıMahfi Eğilmez, 2008 yılından bu yana çıkarılan varlık barışı düzenlemelerinin sayısının sekize ulaştığını hatırlatarak, uygulamanın artık geçici bir mekanizma olmaktan çıkıp "sürekli af" niteliği kazandığını savundu.Türkiye'nin döviz ihtiyacının arttığı ve doğrudan yabancı sermaye girişlerinin zayıfladığı dönemlerde kısa vadeli kaynak girişlerini teşvik eden uygulamaların anlaşılabilir olduğunu belirten Eğilmez, bu tür istisnai düzenlemelerin kalıcı hale gelmesinin vergi sisteminin temel ilkelerini zedeleyebileceği uyarısında bulundu.Eğilmez, değerlendirmesini şu görüşle tamamladı:"Vergi sisteminin eşitlik, adalet ve öngörülebilirlik ilkelerinden uzaklaşılması halinde kısa vadede sağlanan kazançlar, uzun vadede toplum için çok daha yüksek maliyetlere dönüşebilir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 07:12:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve dolar kazandırdı, altın ve euro kaybettirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2364/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2364/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1758DC-74EDE9-9D3EA9-9FEAB4-FFD3EA-8B99BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.661,82 puanı ve en yüksek 14.219,96 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,23 üzerinde 13.694,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,58 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1758DC-74EDE9-9D3EA9-9FEAB4-FFD3EA-8B99BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.661,82 puanı ve en yüksek 14.219,96 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,23 üzerinde 13.694,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,58 azalışla 6 bin 469 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,56 düşüşle 43 bin 592 lira oldu.Geçen hafta sonu 11 bin 122 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,57 azalışla 10 bin 836 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,0840 lira olurken, avro yüzde 0,15 azalışla 53,3680 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,26, emeklilik fonları yüzde 0,78 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 1,86 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 05:04:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Faizin olduğu yerde bereket olmaz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faizin-oldugu-yerde-bereket-olmaz-2375/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/faizin-oldugu-yerde-bereket-olmaz-2375/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA49C-28470B-FE2E2F-2E5090-BE4541-CD8A25.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#39;nde açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından önce çıkanlar şu şekilde:Kalpleri birbirine bağlayan aziz şehirde üçüncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA49C-28470B-FE2E2F-2E5090-BE4541-CD8A25.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#39;nde açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından önce çıkanlar şu şekilde:Kalpleri birbirine bağlayan aziz şehirde üçüncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi ile birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.Tüm katılımcılarımıza hoş geldiniz diyorum.Zirvemize yurtdışından teşrif eden konuklarımıza, tarihiyle, kültürüyle, yeşili ve mavisiyle göz kamaştıran şehrin tadını çıkartmalarını tavsiye ediyorum.Şeyh Salih Abdullah Kamel'i rahmetle yad ediyorum.Merhumun fikir ve ideallerini bugüne taşıyan Abdullah Salih Kamel kardeşime de ayrıca teşekkür ediyorum.Zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak.Alanında uzman isimler sermayenin İslam dünyasındaki rolünü etraflıca değerlendirecek.&#34;Hürmüz boğazındaki gelişmeler tüm dünyayı olumsuz etkiliyor&#34;Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağın yeni gerçeklikleri de masaya yatırılıyor zirvede.Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan, dijital İslami bankacılığa, İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin ufuk açıcı neticelere vesile olmasını diliyorum.Zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak görüyorum.Şurası bir gerçek ki, İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz.Hürmüz boğazındaki geçişlerin durma noktasına gelmesi tüm dünyayı olumsuz etkiliyor.Savaş, kriz ve belirsizliklerin tesiriyle daha fazla tahrip ediliyor güven ortamı.Ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği günleri yaşıyoruz.&#34;Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı&#34;Endişe verici bir rakam paylaşmak istiyorum. Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi 2008 krizi sonrasında palyatif adımlarla halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan iktisadi paradigmaya geçilmeden krizlerin önüne geçilmeden. Bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. Dünya 5'ten büyüktür tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır.&#34;Tüm dünya için daha adil ve güvenli model: Katılım finans&#34;İslam ekonomisinin prensiplerini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Bizde her şeyden önce bereket diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Kapitalizmin anlaması mümkün olmayan bir kavramdır. Yalnızca kâr maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp adaletin dışlandığı ortamda bereket kendisine yer bulamaz.Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak mevcut sistemi bunun ışığında tamir etmek hepimizin önceliği olmalıdır. Tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir katılım finans. Sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayacak şey olarak görüyorum.&#34;Türkiye'de katılım finans istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor&#34;Ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için çalışıyoruz. Katılım finans kuruluşlarının, finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan Yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık.Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkarttık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurtdışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk.Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı şekilde artmaya devam ediyor.Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL'yi aşan katılım bankacılığı sektördeki payını %9,5 seviyesine yükseltti. 3'ü dijital 10 katılım bankamız çeşitlenen ürün portföyüyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Katılım sermaye piyasalarında sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı, 614 milyar TL seviyesine geldi. %36'sı katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Bankacılık dışı sukuk reel %33,3 artışla 16,6 milyar TL oldu.Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak konumunu sağlamlaştırdığını gösteriyor. Katılım esaslı emeklilik fonlarının büyüklüğü %74 artışla 798 milyar TL'ye, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri 239 milyar TL'ye yükseldi.&#34;Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı&#34;Katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü reel olarak %47 oranında arttı. 2025 sonu itibarıyla 864 milyar TL'ye ulaştı. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin aktif büyüklüğü 323 milyar TL'ye çıktı. Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. 2026 ilk çeyreğinde katılım endeksindeki şirketlerin toplam piyasa değeri BİST'teki tüm şirketlerin %36'sına ulaştı. 6,3 milyon yatırımcının %69'u katılım endeks kapsamındaki şirketlere yatırım yaptı.Sigortacılık şirketlerinin toplam prim üretimi 26 milyar TL oldu. Bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon TL'lik toplam fon tutarının %40'lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi.Katılım bankaları birleşiyorKatılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada paylaşmak isterim. Emlak Bankası'nı 2018'de yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılım'a çevirmiştik. Kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden oldu. Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde milletimizin güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkân sağlayacağız.Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi bir diğer hamlemiz olacak. Bu hamleyle sektör farklı bir ivme kazanacaktır.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 17:20:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Başarının temelinde dayanıklılık ve güven vardır"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/basarinin-temelinde-dayaniklilik-ve-guven-vardir-739/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/basarinin-temelinde-dayaniklilik-ve-guven-vardir-739/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E80226-594E13-01C297-74B247-5C0701-B217BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, dünyanın önde gelen yönetim ve liderlik okullarından International Institute for Management Development (IMD) tarafından İstanbul'da düzenlenen IMD Business Forum kapsamında iş dünyası liderleriyle bir araya geldi. "Dalgalanma ve Belirsizlik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E80226-594E13-01C297-74B247-5C0701-B217BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, dünyanın önde gelen yönetim ve liderlik okullarından International Institute for Management Development (IMD) tarafından İstanbul'da düzenlenen IMD Business Forum kapsamında iş dünyası liderleriyle bir araya geldi. "Dalgalanma ve Belirsizlik Dönemlerinde Liderlik" konulu forumda belirsizlik dönemlerinde liderlik, stratejik öngörü ve şirketlerin değişken koşullara nasıl uyum sağladığı gibi başlıklar ele alındı. Etkinlikte IMD Başkanı Prof. David Bach ve Dr. Hischam El-Agamy de yer aldı.Forumda yaptığı konuşmada Burak Başarır, küresel ve bölgesel ölçekte artan belirsizliklerin iş dünyası açısından risklerin yanı sıra liderlik kalitesini yeniden tanımlayan bir sınav olduğunu vurguladı. Başarır, Anadolu Grubu'nun farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerden hareketle, dalgalı dönemlerde kurumların uzun vadeli değer üretebilmesi için iki temel unsurun öne çıktığını belirtti: dayanıklılık ve güven.Başarır konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugünün dünyasında belirsizlik artık iş yapma ortamının kalıcı bir gerçeği. Böyle bir dönemde liderliğin asıl sorumluluğu, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak değil; kurumları belirsizlik içinde doğru karar alabilecek, hızlı uyum sağlayabilecek ve uzun vadeli değer üretmeye devam edebilecek şekilde hazırlamaktır.&nbsp;Bugün 20 ülkede, 80'den fazla şirketi, 100'e yakın üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 100.000'den fazla çalışanı ile faaliyet gösteren Anadolu Grubu'nun 75 yılı aşkın geçmişinde farklı ekonomik döngülerden, krizlerden ve dönüşüm dönemlerinden güçlenerek çıktığını ifade eden Başarır, dayanıklılığın yalnızca finansal veya operasyonel güçle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kurum kültürü, insan kaynağı, yerel paydaşlarla kurulan ilişkiler ve uzun vadeli bakış açısıyla inşa edildiğini belirtti.Başarır, Anadolu Grubu'nun faaliyet gösterdiği pazarlarda yerel ekonomilere katkı sağlamayı, insan kaynağını geliştirmeyi ve güvene dayalı paydaş ilişkileri kurmayı önceliklendirdiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Dayanıklı kurumlar yalnızca krizlere tepki veren kurumlar değildir. Aynı zamanda krizlerden önce hazırlık yapan, riskleri erken okuyan, yerel gerçeklikleri anlayan ve gerektiğinde hızla uyum sağlayan kurumlardır. Güven ise bu dayanıklılığın en önemli sermayesidir. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız, kamu kurumları, müşterilerimiz ve toplum nezdinde güven inşa etmeden sürdürülebilir büyümeden söz edemeyiz."Başarır ayrıca, gelişmekte olan pazarlarda ve sınır ekonomilerinde faaliyet göstermenin güçlü bir yerel anlayış, esnek yönetim kabiliyeti ve uzun vadeli taahhüt gerektirdiğini belirtti. Anadolu Grubu'nun bu pazarlardaki deneyiminin; disiplinli karar alma, güçlü kurumsal itibar, yerel yetkinliklerin geliştirilmesi, değişen koşullara hızlı uyum sağlama ve yaratıcı çözüm üretme kabiliyeti üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Konuşmasında Anadolu Grubu'nun 2035 vizyonuna da değinen Başarır, Grubun önümüzdeki dönemde sürdürülebilir büyüme, insan ve kültür, dijitalleşme, toplumsal fayda ve kurumsal dayanıklılık alanlarında değer katmaya devam edeceğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim için liderlik, bugünün performansını yönetmek ve aynı zamanda, yarının belirsizliklerine karşı kurumu, insanlarımızı ve paydaşlarımızı hazırlamaktır. Anadolu Grubu olarak güvenilir, çevik ve dayanıklı bir kurum olma sorumluluğumuzla hareket ediyor, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada uzun vadeli değer üretmeyi sürdürüyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 13:46:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtialarda süper sıkışma]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtialarda-super-sikisma-4061/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtialarda-super-sikisma-4061/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60B17-6C4086-75BD27-2810C1-EE1EA5-B01318.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Haziran 2026 itibarıyla küresel piyasalar, HSBC ve Morgan Stanley gibi dev finans kuruluşlarının da resmen ilan ettiği çok ciddi bir süper sıkışma evresinden geçmektedir. Geleneksel döngülerin aksine bu kez fiyatları yukarı iten şey küresel büyüme değil, &#34;jeopolitik arz şokları&#34;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60B17-6C4086-75BD27-2810C1-EE1EA5-B01318.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Haziran 2026 itibarıyla küresel piyasalar, HSBC ve Morgan Stanley gibi dev finans kuruluşlarının da resmen ilan ettiği çok ciddi bir süper sıkışma evresinden geçmektedir. Geleneksel döngülerin aksine bu kez fiyatları yukarı iten şey küresel büyüme değil, &#34;jeopolitik arz şokları&#34; ve fiziksel kıtlık riski şeklinde karşımıza dikiliyor. Bu konuyu şöyle değerlendirebiliriz.&nbsp;Enerji piyasası: Hürmüz Boğazı ve stok krizleriSüper sıkışmanın merkez üssü, küresel petrol ve LNG ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı&#39;nın fiilen kapalı/tıkanmış olmasıdır.&nbsp;•	Petrol Fiyatları: Brent petrol, Mayıs ortasındaki 126 dolar seviyesindeki zirvesinden ABD-İran ateşkes çabalarıyla varil başına 94-95 dolar bandına hafif gerilemiş olsa da, Morgan Stanley boğazın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda Dated Brent fiyatının 150 dolara fırlayabileceği konusunda uyarmaktadır.&nbsp;•	Kritik Eşik (Stokların Tükenmesi): ABD ve Çin stratejik rezervleri devreye sokarak piyasayı dengelese de, küresel petrol stokları &#34;kritik işlevsel düşük&#34; seviyelere yaklaşmaktadır. Stoklar tamamen eridiğinde, fiyatlarda doğrusal olmayan (non-linear) ani ve çok sert dikey sıçramalar kaçınılmaz olacaktır.&nbsp;•	Rafineri Sıkışması: Rusya&#39;daki rafinerilere yönelik drone saldırıları ve Orta Doğu&#39;daki çatışma hasarları nedeniyle dizel ve jet yakıtı gibi işlenmiş ürünlerde günlük 4 milyon varillik küresel üretim kaybı yaşanmaktadır. Goldman Sachs, bu yakıt sıkışmasının 2026 sonuna kadar süreceğini öngörmektedir.&nbsp;Endüstriyel metaller: Üretim kesintileri ve talep sınavıYeşil dönüşüm ve teknoloji yatırımları sürerken, arz tarafındaki fiziksel sıkışma endüstriyel metalleri rekor seviyelerde tutmaktadır.&nbsp;Bakır: Hem son kullanıcı talebinin güçlü kalması hem de arz hatlarındaki tıkanma nedeniyle bakır fiyatları ton başına 14.000 dolara yaklaşmış durumda.Alüminyum: Orta Doğu&#39;daki savaş nedeniyle eritme kapasiyetlerinin zarar görmesi, alüminyumu son 4 yılın en yüksek seviyesine taşımıştır.&nbsp;&nbsp;Değerli metaller: Güvenli liman ve likidite sıkışması•	Altın: Merkez bankalarının talebi ve küresel stagflasyon endişeleriyle ons altın Haziran başında 4.500 - 4.550 dolar seviyelerinde yatay ama tarihi yüksek bir seyir izlemektedir. Uzmanlar 2026 sonu için 5.000 - 6.000 dolar beklentilerini korumaktadır.&nbsp; &nbsp;•	Gümüş: Endüstriyel talep (özellikle elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri) ve altının pahalı gelmesi nedeniyle gümüş rekor kırarak 76 dolar seviyelerinde işlem görmektedir. Ancak UBS ve HSBC gibi bankalar, gümüşte sanayi alıcılarının kaçabileceği bir &#34;balon&#34; riskine karşı da uyarı yapmaktadır.&nbsp;Geleceğe yönelik analiz ve yorumHaziran 2026 itibarıyla küresel ekonomi &#34;Ödünç Alınmış Zamanı&#34;&nbsp; ( Living on borrowed time) yaşamaktadır. Hükümetlerin stratejik rezervleri (SPR) piyasaya sürmesi geçici bir pansumandır ancak bu durum gelecekteki şokları emecek tamponları tamamen yok etmektedir.&nbsp; &nbsp;&nbsp;Önümüzdeki aylarda ABD ve İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin başarıya ulaşıp Hürmüz Boğazı&#39;nı açması durumunda emtiada geçici bir rahatlama (gevşeme) görülebilir. Ancak anlaşma sağlanamaz ve stoklar kritik sınırın altına inerse, fiyat mekanizması arz-talebi dengelemek için tek çare olacak; bu da emtia fiyatlarında ikinci bir şok dalgasına ve küresel stagflasyona (durgunluk içinde yüksek enflasyon) yol açacaktır. Yatırımcıların &#34;kağıt üzerindeki vaatler&#34; yerine fiziksel gerçekliğe (hard assets) yönelmesi gereken bir dönemdeyiz. Nedense 2026 pek bir karışık başladı ve ilk altı ayında da bu karışıklık önlenemedi.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 02:18:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'nin büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-buyume-tahmininiu-asagi-yonlu-revize-etti-8266/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-buyume-tahmininiu-asagi-yonlu-revize-etti-8266/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5DC172-B7B71E-9AA28F-605C1D-6C2D7E-A44270.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini güncelledi.Banka, daha önce Şubat 2026&#39;da yüzde 4 olarak açıkladığı Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,5'e çekti.Benzer şekilde, yine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5DC172-B7B71E-9AA28F-605C1D-6C2D7E-A44270.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini güncelledi.Banka, daha önce Şubat 2026&#39;da yüzde 4 olarak açıkladığı Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,5'e çekti.Benzer şekilde, yine Şubat ayında yüzde 4,5 olarak öngörülen 2027 yılı büyüme tahmini de yüzde 4 seviyesine düşürüldü.Raporda, Türkiye'ye yönelik aşağı yönlü revizyonların arkasında yatan temel makroekonomik gerekçeler detaylandırıldı.Yükselen enerji ithalat maliyetleri ve kalıcı enflasyonist baskıların yanı sıra Orta Doğu'da devam eden çatışmaların turizm gelirleri ile imalat sanayi tedarik zincirleri üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri, büyüme tahminlerinin düşürülmesinde ana etkenler olarak öne çıktı.Orta Doğu'daki kriz kaynaklı sanayi tedarik zinciri aksamalarının, sermaye çıkışlarının ve düşen turizm gelirlerinin enflasyonu tetikleyebileceği, aynı zamanda cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturabileceği ifade edildi.Ancak raporda, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye'nin güçlendirilen mali ve dışsal tamponları sayesinde ekonominin olası şokları rahatça göğüsleyebilecek kapasitede olduğuna dikkat çekildi.Küresel ekonomi de yavaşlama trendindeEBRD bölgelerinin genelinde de küresel belirsizliklerin gölgesinde bir yavaşlama dalgası gözleniyor. Rapora göre, bankanın faaliyet gösterdiği bölgelerdeki toplam büyümenin 2025 yılındaki yüzde 3,4 seviyesinden 2026'da yüzde 3,1'e gerilemesi, ardından 2027'de yüzde 3,6'ya yeniden yükselmesi bekleniyor.Bu oranlar, Şubat 2026 tahminlerine kıyasla sırasıyla 0,5 ve 0,1 puanlık aşağı yönlü bir düzeltmeye işaret ediyor.Türkiye'deki kümülatif yatırımları 24 milyar euronun üzerinde olan EBRD'nin ülkedeki aktif portföy büyüklüğü ise 8,5 milyar euro seviyesinde bulunuyor.Üç kıtada 40 ekonomide özel sektörün ve girişimciliğin gelişimini destekleyen çok taraflı banka, yatırımlarıyla bölgelerin rekabetçi, yeşil, kapsayıcı ve dayanıklı hale gelmesini hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 09:12:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel üretime Türk imzası]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-uretime-turk-imzasi-4388/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-uretime-turk-imzasi-4388/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_782262-7F119A-9746ED-286847-CFD066-DA9741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel ölçekte makroekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve ham madde maliyet baskılarının yoğun şekilde hissedildiği 2025 yılı, mimari ve tasarım yüzeyleri sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin stratejik hamlelerine ve pazar yeniden konumlandırmalarına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_782262-7F119A-9746ED-286847-CFD066-DA9741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel ölçekte makroekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve ham madde maliyet baskılarının yoğun şekilde hissedildiği 2025 yılı, mimari ve tasarım yüzeyleri sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin stratejik hamlelerine ve pazar yeniden konumlandırmalarına sahne oldu. İspanya merkezli küresel üretici Cosentino Grubu, 2025 yılı finansal sonuçları ve Türkiye pazarına yönelik operasyonel verileri doğrultusunda, pazar dinamiklerindeki rasyonelleşme eğilimini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre grup, zorlu geçen 2025 mali yılını yaklaşık 1,57 milyar avro ciro ile tamamlarken, son beş yıllık periyotta her yıl ortalama yüzde 4,3 oranında istikrarlı bir organik büyüme kaydetti. Dünya genelinde yaklaşık 6 bin çalışanı, 126 lojistik ve yönetim merkezi ve 31 şehir showroom'u bulunan şirketin Orta Doğu, Asya ve Türkiye operasyonları ise global ortalamanın üzerinde bir ivme yakaladı.Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, sektördeki bu tabloyu ve yerel pazarın performansını değerlendirirken, &#34;Türkiye'de satışlarımız metrekare bazında geçen yıla göre yüzde 18 arttı. Bu büyümede özellikle lüks konut, otel ve üst segment ticari projelere talebin devam etmesi, yeni ürün lansmanlarımız ve markamıza duyulan güven etkili oldu. Yılda 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitemiz sayesinde dünyanın farklı bölgelerindeki talebe yüksek kalite standartlarıyla yanıt verebiliyoruz&#34; ifadelerini kullandı. Sektör genelinde yatırım kararlarının artık daha seçici bir zeminde ilerlediğine dikkat çeken Şensan, &#34;Proje geliştiricileri ve nihai kullanıcılar artık estetik, dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve uzun ömür kriterlerini birlikte değerlendiriyor. Bu yaklaşım, yüksek katma değerli ürünlere olan ilgiyi güçlendiriyor. 2026 yılında da bu eğilimin devam edeceğini öngörüyoruz. Mevcut projelerin katkısı ve yeni kullanım alanlarıyla birlikte Türkiye'de metrekare bazında yüzde 24 büyüme hedefliyoruz&#34; dedi.TÜRKİYE'NİN KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ KRİTİK ROLÜTürkiye, sahip olduğu doğal kaynaklar, üretim kapasitesi ve lojistik avantajları sebebiyle uluslararası şirketlerin tedarik ekosisteminde stratejik bir ağırlık merkezi olmaya devam ediyor. Küresel ölçekte faaliyet gösteren markalar için tedarik zincirinde esneklik ve dayanıklılık büyük önem taşırken, Türkiye pazarının bu alandaki ağırlığı rakamlara da yansıyor. Şirketin İspanya&#39;daki tesislerinde işleyerek 120&#39;den fazla ülkeye sunduğu Silestone ve Dekton gibi ürünlerin ham maddesinin çok büyük bir bölümü Türkiye&#39;deki rezervlerden karşılanıyor. Başta yüksek nitelikli kuvars olmak üzere feldspat ve farklı silika bazlı endüstriyel mineraller, yoğunlukla Ege Bölgesi'ndeki maden sahalarından temin edilerek Avrupa&#39;ya sevk ediliyor.Alper Şensan, Türkiye&#39;nin global operasyonlardaki bu hayati rolünün altını şu sözlerle çizdi: &#34;Üretim süreçlerimizde kullandığımız ham maddelerin yaklaşık yüzde 70'ini Türkiye'den temin ediyoruz. Bu durum hem Türkiye'nin doğal kaynak gücünü küresel ölçekte görünür kılıyor hem de madencilikten lojistiğe kadar birçok alanda ekonomik katkı yaratıyor. Bu yapı, Türkiye'yi güçlü bir tedarik ortağı konumuna taşıyor. Bunun yanında kalite standartlarının yükselmesine, sürdürülebilir üretim anlayışının gelişmesine ve sektörel know-how paylaşımına katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde özellikle Ar-Ge yatırımlarımızın artması ve yeni üretim teknolojilerinin devreye alınmasıyla Türkiye'nin global operasyonlarımız içindeki stratejik rolünün daha da güçleneceğine inanıyorum.&#34;GAYRİMENKULDE DEĞİŞEN BEKLENTİLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAĞIİnşaat ve gayrimenkul sektöründe yaşanan makro dönüşüm, yatırımcıların, nihai kullanıcıların ve mimarların karar alma süreçlerini temelden değiştirerek daha rasyonel bir zemine taşıyor. Yüzey malzemesi tercihlerinde ilk yatırım maliyetinin ötesine geçilerek hijyen, bakım kolaylığı, uzun vadeli performans ve tasarım esnekliği gibi unsurlar aranıyor. Bu değişimle birlikte mimari projelerde yüzey çözümleri, klasik mutfak tezgâhlarının sınırlarını aşarak dış cephe giydirmeleri, zemin kaplamaları, iç duvar ve özel banyo uygulamaları gibi çok daha geniş bir yelpazede konumlandırılıyor. Mimari taleplerde görsel estetiğin mühendislik özellikleriyle bütünleşmesi beklenirken, doğal taş desenli mat yüzeyler, projelere özel ebatlandırılabilen büyük paneller ve yüksek özelleştirilebilirlik yeteneği ön plana çıkıyor.Endüstriyel üretimde kaçınılmaz bir standart haline gelen sürdürülebilirlik kavramının süreçlere nasıl entegre edildiği konusunda kapsamlı bilgiler veren Şensan, stratejilerini şöyle özetledi: &#34;Sürdürülebilirlik, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri. Ar-Ge yatırımlarımız için global bütçemizin yaklaşık yüzde 4-5'ini ayırıyoruz ve bu yatırımların önemli bir bölümü çevresel etkileri azaltmaya odaklanıyor. Üretim süreçlerimizde yüzde 100 yenilenebilir elektrik enerjisinden faydalanıyor, kullanılan suyun yüzde 99'unu geri dönüştürerek yeniden sisteme kazandırıyoruz. Bunun yanı sıra geri dönüştürülmüş ham madde kullanımını artırırken, tedarik ve lojistik operasyonlarımızda daha verimli rota planlamalarıyla emisyonları azaltmaya odaklanıyoruz. Dekton'un tüm yaşam döngüsü boyunca karbon nötr sertifikasına sahip olması da yaklaşımımızın en somut göstergelerinden biri.&#34; Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve küresel tedarik zincirindeki ani kırılganlıklar karşısında şirket, farklı kriz senaryolarına anında uyum sağlayabilecek esnek operasyonel modeller geliştiriyor. Güçlü bir tedarikçi ağına sahip olmak ve yerel aktörlerle kurulan uzun vadeli iş ortaklıkları, kriz dönemlerinde koruyucu bir tampon mekanizması işlevi görüyor.CEBELİTARIK BOĞAZI'NI AŞAN ZİHİNSEL GÜÇ&nbsp;Kurumsal hayatın getirdiği yoğun, stresli ve öngörülemez süreçlerin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi, profesyonellerin vizyonunda yüksek bir zihinsel dayanıklılığı zorunlu kılıyor. Geçmiş dönemde dünyanın en zorlu açık su parkurlarından biri olan Cebelitarık Boğazı'nı yüzerek geçen Alper Şensan, bu ekstrem spor deneyiminin iş hayatındaki yönetim ve risk felsefesini nasıl şekillendirdiğini şu çarpıcı sözlerle ifade etti:&#34;Cebelitarık Boğazı'nı geçmek benim için fiziksel bir sınavdan çok zihinsel bir yolculuktu. Açık denizde kulaç attığınızda kontrol edebildiğiniz tek şey kendi ritminiz, nefesiniz ve odağınız oluyor. Bu deneyim, insanın gerçek gücünün zihinsel dayanıklılığında saklı olduğunu çok net gösteriyor. Kurumsal hayatta da benzer bir bakış açısına sahibim. Her koşulu önceden öngörmek mümkün olmayabiliyor; ancak hedefe odaklandığınızda, hazırlığınızı doğru yaptığınızda ve motivasyonunuzu koruduğunuzda zorlu süreçleri aşabiliyorsunuz. Cebelitarık bana daha sakin yaşamayı, sürecin tadını çıkarmayı ve uzun vadeli düşünmenin önemini öğretti. Bugün iş hayatında da en çok değer verdiğim yaklaşım bu.&#34;ENDÜSTRİYEL MİNERALDEN MİMARİ YÜZEYE&nbsp;İspanya merkezli çok uluslu bir şirket olan Cosentino Grubu, mimari ve tasarım dünyası için yüksek katma değerli yüzey malzemeleri üretiyor. Temel olarak doğadan elde edilen kuvars, feldspat ve çeşitli silika bazlı endüstriyel mineralleri işleyen şirket; klasik mutfak ve banyo tezgâhlarının ötesinde, dış cephe giydirmeleri, zemin ve iç duvar kaplamaları gibi geniş bir yelpazede mimari çözümler sunuyor. Şirketin küresel pazarda öne çıkan ana markaları arasında yenilikçi üretim teknolojileriyle geliştirilen Dekton ve Silestone yer alıyor. Yılda toplam 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitesine sahip olan grup, İspanya&#39;daki tesislerinde işlediği bu nitelikli yüzeyleri 120'den fazla ülkeye ihraç ediyor&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 01:36:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomi gündemi bayram tatilinden sonra yoğunlaşıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-gundemi-bayram-tatilinden-sonra-yogunlasiyor-4698/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-gundemi-bayram-tatilinden-sonra-yogunlasiyor-4698/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C04F9-F0A45C-96EECA-CA7C28-EF2285-3EAFFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurban Bayramı&#39;nı da içine alan 9 günlük tatil sonrasında piyasaların merakla beklediği veriler kamuoyuyla paylaşılacak.Türkiye&#39;nin ocak-mart dönemine ilişkin büyüme rakamları Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanacak. Türkiye ekonomisi, geçen yıl yüzde 3,6, 2025&#39;in&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C04F9-F0A45C-96EECA-CA7C28-EF2285-3EAFFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurban Bayramı&#39;nı da içine alan 9 günlük tatil sonrasında piyasaların merakla beklediği veriler kamuoyuyla paylaşılacak.Türkiye&#39;nin ocak-mart dönemine ilişkin büyüme rakamları Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanacak. Türkiye ekonomisi, geçen yıl yüzde 3,6, 2025&#39;in son çeyreğinde de yüzde 3,4 büyüme kaydetmiş, büyüme eğilimini 22&#39;nci çeyreğe taşımıştı.Ekonomistler, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH), birinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,7 artacağını tahmin ediyor.- Dış ticaret rakamlarıTicaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın 4 Haziran&#39;da Ankara&#39;da düzenleyeceği toplantıyla mayıs ayı dış ticaret verilerini açıklaması planlanıyor.Bolat, nisan ayında ihracatın, zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara yükseldiğini belirterek, &#34;Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı elde edildi.&#34; ifadesini kullanmıştı.TÜİK, aynı gün nisan ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye&#39;de işsizlik oranı, martta bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1 olmuştu. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, söz konusu dönemde 96 bin azalarak 2 milyon 873 bin kişiye gerilemişti.Kurum, 5 Haziran&#39;da mayıs ayına ilişkin enflasyon verilerini duyuracak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisanda aylık bazda yüzde 4,18, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 3,17 olmuştu. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,37, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,59 olarak kayıtlara geçmişti.TÜİK, 9 Haziran&#39;da mayıs ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklayacak. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde nisanda en yüksek aylık reel getiri, yüzde 3,04 ile BIST 100 endeksinde gerçekleşmişti.TÜİK, 10 Haziran&#39;da ise nisan ayına ilişkin sanayi üretim endeksini açıklayacak. Endeks, martta aylık bazda yüzde 0,8, yıllık bazda yüzde 1,1 azalış gösterdi.- Mayıs ayı bütçe gerçekleşmeleri belli olacakTCMB, 12 Haziran&#39;da nisan ayı ödemeler dengesi istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye&#39;nin cari işlemler hesabı mart ayında 9 milyar 672 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı da 3 milyar 886 milyon dolar açık vermişti.TÜİK, 15 Haziran&#39;da nisana ilişkin ücretli çalışan istatistikleri ile hizmet üretim ve inşaat üretim endekslerini duyuracak.Hazine ve Maliye Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 15 Haziran&#39;da açıklayacak. Türkiye&#39;nin merkezi yönetim bütçe gelirleri, nisanda 1 trilyon 186 milyar 164 milyon lira, giderleri 1 trilyon 524 milyar 891 milyon lira olarak hesaplanmıştı. Bütçede nisanda 338,7 milyar lira, ocak-nisan döneminde 758,8 milyar lira açık oluşmuştu.Mayıs ayına ilişkin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi 16 Haziran&#39;da açıklanacak. TÜİK aynı gün, söz konusu aya ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini de duyuracak.TÜİK, 18 Haziran&#39;da da mayıs ayına ilişkin konut ve iş yeri satış istatistiklerini paylaşacak. Türkiye genelinde nisanda satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artışla 126 bin 808, iş yeri sayısı yüzde 10,2 artarak 15 bin 694 olarak hesaplanmıştı.Kurum, 19 Haziran&#39;da nisan ayına ilişkin tarımsal girdi fiyat endeksini, 22 Haziran&#39;da mayıs yurt dışı üretici fiyat ve haziran tüketici güven endekslerini yayımlayacak. Tüketici güven endeksi, mayısta aylık bazda yüzde 0,3 artışla 85,8&#39;e çıkmıştı.TÜİK, 30 Haziran&#39;da mayıs ayına ilişkin hizmet üretici fiyat endeksi ile dış ticaret ve işgücü istatistiklerini kamuoyuna duyuracak.- Piyasaların gözü faiz kararında olacakTCMB Para Politikası Kurulu toplantısı 11 Haziran&#39;da yapılacak. Kurul, son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37&#39;de sabit tutmuştu.Toplantının ardından yapılan açıklamada, jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde, enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlendiği belirtilerek, &#34;Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.&#34; ifadesi kullanılmıştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 11:23:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kurban Bayramı piyasaları uçurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurban-bayrami-piyasalari-ucurdu-8774/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurban-bayrami-piyasalari-ucurdu-8774/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24BFDF-655F2E-1B6E0D-B8BCE9-339B50-549AB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKurban Bayramı'nın ilk günleriyle birlikte Türkiye genelinde ekonomik hareketlilik hız kazandı. Büyükşehirlerde kurban satış ve kesim alanlarında yoğunluk yaşanırken, bayram alışverişleri perakende sektöründe de dikkat çekici bir canlılık oluşturdu. Uzmanlar, bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24BFDF-655F2E-1B6E0D-B8BCE9-339B50-549AB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKurban Bayramı'nın ilk günleriyle birlikte Türkiye genelinde ekonomik hareketlilik hız kazandı. Büyükşehirlerde kurban satış ve kesim alanlarında yoğunluk yaşanırken, bayram alışverişleri perakende sektöründe de dikkat çekici bir canlılık oluşturdu. Uzmanlar, bu yıl kurban ekonomisinin yüz milyarlarca liralık hacme ulaştığını değerlendiriyor.Kurbanlık fiyatlarındaki artış bu yıl da gündemin en önemli başlıklarından biri oldu. Yem, enerji, nakliye ve bakım maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan fiyatları geçen yıla göre ciddi oranda arttı. Buna rağmen özellikle hisseli büyükbaş alımlarına yoğun talep olduğu gözleniyor.Bayram sürecinde yalnızca hayvancılık sektörü değil, birçok farklı alan da ekonomik hareketlilikten pay aldı. Kasaplar, bıçakçılar, soğuk hava depoları, lojistik şirketleri ve zincir marketlerde yoğunluk yaşanırken, şehirler arası otobüs ve uçak seferlerinde doluluk oranları yükseldi. Tatlı, şekerleme ve gıda satışlarında da önemli artış kaydedildi.Bankacılık sektöründe kredi kartı harcamalarının bayram öncesine göre yükseldiği belirtilirken, ihtiyaç kredilerine olan talepte de artış yaşandı. Ekonomistler, Kurban Bayramı'nın yüksek enflasyon ortamına rağmen iç tüketimi destekleyen önemli dönemlerden biri olmaya devam ettiğini ifade ediyor.Üreticiler satışlardan memnun olduklarını belirtse de artan maliyetlerin hayvancılık sektöründe kârlılığı sınırladığına dikkat çekiyor. Vatandaşlar ise yükselen fiyatlar nedeniyle bütçelerini daha dikkatli yönetmek zorunda kaldıklarını dile getiriyor.Ekonomi çevreleri, bayram döneminde oluşan bu canlılığın perakende ve hizmet sektörüne kısa vadeli destek sağladığını ancak kalıcı ekonomik toparlanma için üretim ve gelir tarafında daha güçlü adımlar gerektiğini vurguluyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 02:55:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye ekonomisi fırsatlar barındırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-firsatlar-barindiriyor-6128/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-firsatlar-barindiriyor-6128/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E914-1AA5EE-6893C2-ED03F6-3E6C7E-5E7B1D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />HABER MERKEZİKüresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyüme hedeflerini değil, krizlere karşı dayanıklılık kapasitesini de yeniden gündeme taşıyor. Pandemi sonrası değişen ekonomik dengeler, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, iş dünyasında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E914-1AA5EE-6893C2-ED03F6-3E6C7E-5E7B1D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />HABER MERKEZİKüresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyüme hedeflerini değil, krizlere karşı dayanıklılık kapasitesini de yeniden gündeme taşıyor. Pandemi sonrası değişen ekonomik dengeler, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, iş dünyasında "yeni nesil büyüme modeli" tartışmalarını hızlandırdı. İnşaat ve hazır beton sektöründe faaliyet gösteren Başkaya Holding de bu dönüşüme uyum sağlayan şirketlerden biri. Başkaya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başkaya, kriz dönemlerinde ayakta kalabilen şirket yapısının artık büyümenin ön şartı haline geldiğini söylüyor. Teknoloji yatırımlarından finansal sürdürülebilirliğe, organizasyon yapısından risk yönetimine kadar birçok başlıkta dönüşüm sürecini anlatan Başkaya, geleceğin şirket modelini değerlendirdi.Son yıllarda küresel ve yerel ölçekte ciddi ekonomik dalgalanmalar yaşanıyor. Başkaya Holding bu süreci nasıl okuyor?Bugün artık krizleri "istisnai" değil, iş dünyasının doğal bir parçası olarak görüyoruz. Pandemiyle başlayan süreç, ardından gelen tedarik zinciri kırılmaları, enerji maliyetleri ve finansmana erişimdeki zorluklar bize şunu öğretti: Dayanıklılık, büyümenin ön koşulu haline geldi. Biz de Başkaya Holding olarak bu yeni gerçekliğe uygun bir iş yapısı inşa etmeye odaklandık.Yani nesil büyüme modeli&nbsp;"Yeni nesil büyüme modeli" derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?Geleneksel büyüme anlayışı daha çok kapasite artırımı ve pazar genişlemesi üzerine kuruluydu. Biz ise üç temel eksen belirledik:Operasyonel esneklikTeknoloji odaklı verimlilikFinansal sürdürülebilirlikArtık sadece büyümek değil, hangi koşulda olursa olsun ayakta kalabilen bir yapı kurmak daha kritik.İnşaat ve beton sektörü gibi dalgalanmalara açık bir alanda bu modeli uygulamak zor değil mi?Kesinlikle zor, ama aynı zamanda gerekli. Biz özellikle üretim tarafında teknolojik yatırımlara hız verdik. Otomasyon ve veri temelli üretim süreçleri sayesinde hem maliyetleri kontrol altında tutabiliyor hem de kalite standardını koruyabiliyoruz. Bu da kriz dönemlerinde elimizi güçlendiriyor.Teknoloji iş modelinin merkezindeBu noktada teknoloji yatırımlarınızın rolünü biraz daha açar mısınız?Teknoloji bizim için bir "destek unsuru" değil, iş modelimizin merkezinde. Üretimden lojistiğe kadar birçok süreçte dijitalleşmeye geçtik. Bu sayede anlık veriyle karar alabiliyoruz. Özellikle maliyet yönetimi ve kaynak optimizasyonu açısından bu büyük bir avantaj sağlıyor.Finansal sürdürülebilirlikten bahsettiniz. Bu kavramı nasıl tanımlıyorsunuz?Finansal sürdürülebilirlik bizim için sadece kârlılık değil, aynı zamanda risk yönetimi demek. Borçluluk oranını dengede tutmak, nakit akışını doğru yönetmek ve ani piyasa değişimlerine karşı hazırlıklı olmak&hellip; Bunların hepsi bu yaklaşımın parçası.Peki, bu model çalışanlara ve kurumsal yapıya nasıl yansıyor?Dayanıklı bir şirket sadece finansal yapıyla kurulmaz. İnsan kaynağı burada kritik rol oynuyor. Biz ekiplerimizin hızlı karar alabilen, çözüm odaklı ve değişime açık olmasına yatırım yapıyoruz. Kurum içinde daha yatay ve esnek bir organizasyon yapısına geçiyoruz.Sektörde rekabet her geçen gün artıyor. Başkaya Holding'i rakiplerinden ayıran temel unsur nedir?Biz kısa vadeli kazançlardan ziyade uzun vadeli sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Bu bakış açısı bizi daha temkinli ama aynı zamanda daha sağlam adımlar atan bir yapıya dönüştürüyor. Ayrıca müşteri güveni ve iş ortaklıklarında süreklilik bizim için en önemli değerlerden biri.Önümüzdeki döneme dair büyüme hedefleriniz neler?Kontrollü ve stratejik büyüme hedefliyoruz. Yeni yatırımlar elbette gündemimizde ama bunları mutlaka risk analizleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle teknoloji destekli üretim kapasitesini artırmak ve farklı pazarlara açılmak önceliklerimiz arasında.Son olarak, Türkiye ekonomisine dair genel bir değerlendirme alabilir miyiz?Türkiye dinamik bir ekonomi. Zorluklar kadar fırsatlar da barındırıyor. Önemli olan bu dalgalı yapıya uyum sağlayabilecek iş modelleri geliştirmek. Biz de Başkaya Holding olarak bu anlayışla hareket ediyor, sadece bugünü değil geleceği de inşa etmeye çalışıyoruz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 02:51:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enerji arz şoku,büyüme üzerinde risk oluşturuyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-arz-sokubuyume-uzerinde-risk-olusturuyor-2861/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-arz-sokubuyume-uzerinde-risk-olusturuyor-2861/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_422B6F-9644F1-90B6D9-DB0061-11A8AA-6E0DA0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ECB&#39;nin Avro Bölgesi&#39;ne ilişkin &#34;Mayıs 2026 Finansal İstikrar Değerlendirme&#34; raporunda yatırımcıların jeopolitik ve mali riskleri hafife aldığı, piyasa algısının hızla negatife dönme riskinin yüksek olduğu vurgulandı.Küresel finans sisteminin ve reel ekonominin bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_422B6F-9644F1-90B6D9-DB0061-11A8AA-6E0DA0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ECB&#39;nin Avro Bölgesi&#39;ne ilişkin &#34;Mayıs 2026 Finansal İstikrar Değerlendirme&#34; raporunda yatırımcıların jeopolitik ve mali riskleri hafife aldığı, piyasa algısının hızla negatife dönme riskinin yüksek olduğu vurgulandı.Küresel finans sisteminin ve reel ekonominin bu yıla bir dizi şoka rağmen dirençli girdiği belirtilen raporda, bu direncin Orta Doğu&#39;daki savaşın tetiklediği büyük bir jeoekonomik şokla sınandığı ifade edildi.Raporda ayrıca, küresel ticaret ve uluslararası işbirliğine yönelik belirsizliklerin yanı sıra kritik altyapılara yönelik siber güvenlik risklerinin ve hibrit tehditlerin de arttığına dikkat çekildi.Finansal piyasaların enerji arzındaki kesintilere uyum sağlamaya çalıştığı, ancak hisse senedi değerlemelerinin tarihsel standartlara göre hala çok yüksek kaldığına işaret edilen raporda, kurumsal tahvil risk primlerinin küresel ölçekte düşük seyrettiği belirtildi.Raporda, fiyatlamaların jeopolitik ve politik belirsizliklere karşı kırılgan olduğu, aşağı yönlü mali ve makro-finansal risklerin ise piyasalar tarafından göz ardı edildiği bildirildi.ECB&#39;nin raporunda, zorlu jeoekonomik ortamda atılacak mali genişleme adımlarının, yüksek borçlu Avro Bölgesi ülkelerinin kamu maliyesini daha da zorlayabileceği ve devlet tahvili risklerinin yeniden fiyatlandırılmasına yol açabileceği uyarısı da yapıldı.- Gölge bankacılıkBanka dışı finansal aracılık (gölge bankacılık) sektöründeki kırılganlıkların sürdüğüne işaret edilen raporda, serbest fonlar (hedge fonları), para piyasası fonları ve özel brokerları içeren bu sektördeki düşük likidite tamponları ile yüksek portföy değerlemelerinin, piyasa stresini artıracak zorunlu varlık satışlarına neden olabileceği ifade edildi. Özellikle ABD kaynaklı yayılma riskleri nedeniyle şeffaf olmayan ve birbiriyle bağlantılı özel piyasaların yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı.- Bankaların varlık kalitesi bozulabilirRaporda, Avro Bölgesi bankalarının güçlü karlılıkları ile sermaye ve likidite tamponları sayesinde son belirsizlik dönemlerini başarıyla atlattığı belirtilerek, Orta Doğu&#39;daki savaşın doğrudan etkilerinin birkaç bankayla sınırlı olmasına rağmen, krizin uzaması durumunda ikinci tur etkilerinin ağır olabileceğini kaydedildi.Raporun sunumunu gerçekleştiren ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos, &#34;Mevcut enerji arz şoku, enflasyon üzerinde yukarı yönlü, ekonomik büyüme üzerinde ise aşağı yönlü riskler oluşturmaktadır. Finansman maliyetlerinin daha zayıf bir ekonomik büyüme ortamında yükselmesi, piyasa oynaklığını artırabilir ve borç ödeme kapasitelerini zorlayabilir.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 May 2026 14:37:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Risklerin gölgesinde gözler büyüme ve enflasyon verilerinde]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/risklerin-golgesinde-gozler-buyume-ve-enflasyon-verilerinde-3800/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/risklerin-golgesinde-gozler-buyume-ve-enflasyon-verilerinde-3800/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A772D1-17F359-C18F2E-328105-0CD772-96919A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail ile İran arasında 27 Şubat&#39;ta tırmanan gerilimler, 8 Nisan&#39;da sağlanan ateşkesle kısmen yatışırken, Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan jeopolitik risklerle yükselen petrol fiyatları bir miktar geriledi.Önceki aylarda savaş kaynaklı enerji fiyatlarında yukarı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A772D1-17F359-C18F2E-328105-0CD772-96919A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail ile İran arasında 27 Şubat&#39;ta tırmanan gerilimler, 8 Nisan&#39;da sağlanan ateşkesle kısmen yatışırken, Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan jeopolitik risklerle yükselen petrol fiyatları bir miktar geriledi.Önceki aylarda savaş kaynaklı enerji fiyatlarında yukarı yönlü hareketin dünya genelinde fiyatlar üzerindeki yansımaları mart ve nisan verilerinde gözlendi.Enerji maliyetlerindeki yükselişin, ulaştırma, sanayi üretimi, elektrik ve ısınma giderleri üzerinden küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği değerlendirilirken, gözler perşembe günü ABD&#39;de açıklanacak olan ABD Merkez Bankasının (Fed) başlıca enflasyon göstergesi olarak kabul ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksine çevrildi.Analistler, çekirdek PCE fiyat endeksinin nisanda aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,3 arttığının tahmin edildiğini belirtti.Bununla birlikte aynı gün bu ülkede açıklanacak yılın ilk çeyreğine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) ikinci verileri ekonomik aktivitenin durumuna ilişkin net bilgi sağlayacak. ABD ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2 büyüme performansı sergilemesinin beklendiğini bildirdi.ABD Ticaret Bakanlığının, bu yılın ocak-mart dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) öncü verilerine göre ABD ekonomisi söz konusu dönemde yıllıklandırılmış olarak yüzde 2 büyümüştü. Bu dönemde ABD ekonomisinin yüzde 2,2 büyümesi öngörülüyordu.Özellikle enflasyon göstergeleri ile büyüme verilerinin, merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler üzerinde belirleyici olması bekleniyor.Bu eksende para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed&#39;in aralık toplantısında ilave sıkılaşma adımı atabileceğine dair öngörüler güçlü kalmayı sürdürdü.- Almanya&#39;da enflasyon verileri odaktaBahsedilen gelişmelerle Avro Bölgesinde enerji fiyatlarının gerilemesi enflasyon baskılarını hafifletebileceğine yönelik iyimserlik oluşturdu.Mart ve nisan aylarında bölgede enflasyonun enerji kaynaklı hızlanma eğilimi göstermesinin ardından Avrupa Merkez Bankasına (ECB) yönelik sıkılaşma beklentileri güçlü seyrini sürdürdü. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, ECB&#39;nin yıl sonuna kadar en az 2 faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.Öte yandan, Almanya&#39;da cuma günü açıklanacak mayıs ayı öncü enflasyon verileri, Orta Doğu&#39;daki savaş kaynaklı enerji maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki etkisinin devam edip etmediğine ilişkin önemli sinyaller verecek.Analistler, Almanya&#39;da öncü verilere göre Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) mayısta aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 3 artış göstereceğinin öngörüldüğünü belirtti.- Japonya&#39;da Tokyo TÜFE bekleniyorÖte yandan Çin&#39;den gelen zayıf veriler, jeopolitik risklerin yanı sıra küresel talepteki kırılganlığın da büyüme görünümü üzerinde baskı oluşturduğunu gösterdi.Çin&#39;de sanayi üretimi nisanda yıllık bazda yüzde 4,1 artsa da beklentilerin altında kaldı ve önceki aya göre yavaşlama eğilimi gösterdi. Perakende satışlar da yüzde 0,2 ile tahminlerin epey altında kaldı.Öte yandan, Japonya&#39;da ulusal enflasyon nisan ayında beklentilerin altında gerçekleşti. Ülkede yıllık enflasyon yüzde 1,4 ile tahminlerin gerisinde kalırken, mart ayındaki veriye göre yavaşlama sinyali verdi.Şimdi gözler mayıs ayına ilişkin Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisine çevrildi. Ülkede Tokyo TÜFE, genel enflasyon görünümüne ilişkin çerçeve çizmesi nedeniyle önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.Analistler, Tokyo&#39;da TÜFE&#39;nin mayıs ayında yıllık bazda yüzde 1,6 artmasının beklendiğini ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 26 May 2026 11:39:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğru yüzülen kurban derisi ekonomiye katkı sağlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogru-yuzulen-kurban-derisi-ekonomiye-katki-sagliyor-4275/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogru-yuzulen-kurban-derisi-ekonomiye-katki-sagliyor-4275/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9E0E1-C739B6-DEF806-6131D6-0A31EA-526576.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağlar, OSB&#39;deki 115 firmanın günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.Kurban derisinin milli servet olduğunu ifade eden Çağlar, Türkiye&#39;de yıl boyu yapılan kesimin yaklaşık 25&#39;inin bayram sürecinde gerçekleşeceğini belirtti.Kurban Bayramı&#39;nda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9E0E1-C739B6-DEF806-6131D6-0A31EA-526576.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağlar, OSB&#39;deki 115 firmanın günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.Kurban derisinin milli servet olduğunu ifade eden Çağlar, Türkiye&#39;de yıl boyu yapılan kesimin yaklaşık 25&#39;inin bayram sürecinde gerçekleşeceğini belirtti.Kurban Bayramı&#39;nda yaklaşık 1 milyon büyükbaş, 2-2,5 milyon küçükbaş hayvan kesimi öngörüldüğüne işaret eden Çağlar, kurban derilerinin ayakkabı, çanta, cüzdan, kemer ve döşemelik ürünlerin yanı sıra son yıllarda sağlık ve gıda sektörlerinin önemli ham maddesi olan protein haline geldiğini anlattı.Türk deri sanayisinin ileri teknoloji yatırımlarıyla kolajen ve jelatin üretiminde de öne çıktığını vurgulayan Çağlar, şunları söyledi:&#34;Buradan da başta sağlık daha sonra da gıda sanayisi olmak üzere ham madde tedariği sağlıyoruz. Bundan dolayı ham deri çok önemli bir stratejik ham madde haline geldi. Hazır giyimde dünyada, özellikle Avrupa&#39;da belli markaların tedarikçisiyiz. Jelatin ve kolajende de hem Orta Doğu hem de Avrupa ülkelerine ciddi anlamda ihracat söz konusu. Bu katma değeri yüksek ürünlerin olabilmesi için kurban derisini çok iyi korumamız lazım.&#34;- ⁠&#34;Deriyi tuzladıktan sonra serin bir yerde bekletelim&#34;Kurbanların mümkün olduğunca profesyonel ekip tarafından ve toplu kesim alanlarında kesilmesini öneren Çağlar, şöyle devam etti:&#34;İlk başta dikkat etmemiz gereken konu mümkün olduğu kadar yüzümlerde deriyi delmememiz gerekiyor. Kesimden hemen sonra derinin et tarafının kaplanacak şekilde tuzlanarak, muhafaza altına alınması lazım. Bu aşamada belli bir miktarda mutlaka bir su çıkacaktır. Deriden çıkacak kanlı suyun süzülmesini beklememiz lazım. Ayrıca derileri tuzladıktan sonra bir torbaya koyuyoruz. Bu da havasız kalmasına, bakteriyel faaliyetlerin hızlanmasına sebep oluyor. Deride çürümelere sebebiyet veriyor. Önce deriyi tuzladıktan sonra serin bir yerde bekletelim ondan sonra deri toplama yerlerine naklederken de açık bir şekilde nakil etmeye mümkün olduğu kadar dikkat edelim. Aksi takdirde ciddi anlamda ekonomik kayıp söz konusu olmaktadır.&#34;Çağlar, doğru yüzülüp muhafaza edilen derilerin yüksek katma değerli ürünlere dönüştüğünü belirterek, &#34;Dana derisi olarak yaklaşık 50-60 milyon dolarlık ham deri çıkabilir. Nihai ürüne dönüştüğü zaman, bu rakamları 7-8 hatta 10 ile çarpmanız gerekiyor. Bundan dolayı mümkün olduğu kadar dikkat edilmeli. Yani bu bir milli servettir. Toplum olarak kurban derisindeki muhafaza etme ve yüzme şartlarına dikkat etmemiz gerekiyor.&#34; ifadelerini kullandı.Murat Çağlar, yüzüm hatası bulunmayan ve doğru muhafaza edilen derilerin hazır giyim sektöründe kullanıldığını, hasarlı derilerin ise işlemden geçirilerek kolajen ve jelatin üretiminde değerlendirildiğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 25 May 2026 11:36:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında Fed beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-1933/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-1933/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955A6C-5B04E0-5DF457-5A6A18-611386-CFE31C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Orta Doğu&#39;daki jeopolitik riskler enerji arzına ilişkin belirsizlikleri canlı tutarken Fed yetkililerinden gelen &#34;şahin&#34; tondaki açıklamalar değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller&#39;ın, enflasyondaki görünüm&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955A6C-5B04E0-5DF457-5A6A18-611386-CFE31C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Orta Doğu&#39;daki jeopolitik riskler enerji arzına ilişkin belirsizlikleri canlı tutarken Fed yetkililerinden gelen &#34;şahin&#34; tondaki açıklamalar değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller&#39;ın, enflasyondaki görünüm nedeniyle faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin zayıfladığına işaret eden açıklamaları, piyasalarda para politikasının daha uzun süre sıkı kalabileceği beklentisini güçlendirdi.ABD&#39;de enflasyonun yüksek seyrini koruması ve Fed&#39;in faiz indirimlerine temkinli yaklaşabileceğine yönelik fiyatlamalar, dolar endeksi ve tahvil faizleri üzerinden emtia piyasalarında etkili oldu.Jeopolitik tarafta ise ABD-İran müzakerelerine ilişkin çelişkili sinyaller petrol piyasalarında oynaklığı artırdı.Hafta başında Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji akışına yönelik risklerin devam etmesi, Brent petrol ve doğal gaz fiyatlarında arz güvenliği başlığının izlenmesine neden oldu.Buna karşın haftanın sonuna doğru ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın açıklamalarıyla artan müzakerelerde ilerleme sağlanabileceğine ilişkin beklentiler petrol fiyatlarını baskıladı.ABD ile Çin arasında tarım ürünleri ticaretinin artırılmasına yönelik açıklamalarla hafta içinde tarım emtialarında hareketlenme öne çıktı.Beyaz Saray&#39;dan yapılan açıklamaya göre, Çin&#39;in 2026-2028 döneminde her yıl en az 17 milyar dolarlık ABD tarım ürünü satın alacağı bildirildi.- Değerli metaller negatif seyrettiDeğerli metallerde geçen hafta satış baskısı öne çıktı. Fed&#39;in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin ötelenebileceğine yönelik değerlendirmeler, dolar endeksinin güçlü seyrini koruması ve ABD tahvil faizlerindeki yüksek seyir, değerli metallerde satış baskısını artırdı.Altının ons fiyatında, Fed&#39;in &#34;şahin&#34; tonu ve dolar endeksindeki güçlü görünüm fiyatlamaları baskıladı.Gümüşte ise hem değerli metal hem de sanayi metali niteliği nedeniyle çift yönlü baskı izlendi. Sanayi talebine ilişkin belirsizlikler, gümüş fiyatlarındaki zayıf seyri destekledi.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 4,8, platinde yüzde 2,5, altında yüzde 0,7 ve gümüşte yüzde 0,6 geriledi.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metaller geçen hafta pozitif seyretti. Çin talebine ilişkin beklentiler, küresel arz tarafındaki sıkışıklıklar ve bazı metallerde düşük stok seviyeleri fiyatlamaları destekledi.Bakır fiyatları, yapay zeka veri merkezleri, elektrikli altyapı yatırımları ve enerji dönüşümü kaynaklı talep beklentilerinden destek buldu.Analistler, bakırda orta vadeli talep görünümünün güçlü kalmaya devam ettiğini ancak Fed&#39;in sıkı para politikası duruşunun küresel büyümeye ilişkin beklentiler üzerinden yükselişi sınırlayabileceğini belirtti.Alüminyumda Orta Doğu&#39;daki jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerine yansıyabileceğine yönelik endişeler öne çıktı. Körfez Bölgesi&#39;nin küresel alüminyum arzındaki payı ve bölgedeki lojistik riskler, alüminyum fiyatlarında destekleyici unsur oldu.Buna karşın, sanayi metallerinde küresel büyümeye ilişkin soru işaretleri ve Fed&#39;in daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik beklentiler yükselişi sınırlayan unsurlar arasında yer aldı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 2,5, kurşunda yüzde 1,8, bakırda yüzde 1,7, nikelde yüzde 1,5 ve çinkoda yüzde 0,6 arttı.- Enerji grubunda karışık seyir izlendiEnerji emtialarında geçen hafta karışık bir seyir izlendi. Brent petrol fiyatlarında ABD-İran müzakerelerinde ilerleme sağlanabileceğine ilişkin beklentilerle düşüş görülürken doğal gaz fiyatları talep beklentileri ve stok görünümüne ilişkin gelişmelerle pozitif seyretti.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yakın askeri operasyonu iptal ederek müzakerelere alan tanıdığına ilişkin haber akışı, petrolde jeopolitik risk priminin azalmasına neden oldu.Bu gelişmeyle birlikte, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve İran arzının yeniden devreye girebileceği ihtimali fiyatlamalarda öne çıktı.ABD&#39;nin stratejik petrol rezervlerinden yaptığı salımlar ve OPEC+ grubunun üretim artışı kararı da arz fazlası beklentilerini güçlendirerek Brent petrol fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi.Doğal gazda ise arz ve talep yapısının petrolden farklı olması nedeniyle yükseliş görüldü. Yaz aylarında soğutma talebinin artabileceğine ilişkin beklentiler ve Çin&#39;e ABD doğal gaz sevkiyatlarının yeniden başlayacağına yönelik haberler fiyatları destekledi.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,1 artarken Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5,2 geriledi.- Tarım emtialarında ABD-Çin anlaşması etkili olduTarım emtialarında ise ABD-Çin tarım ticaretine yönelik haber akışı ve üretim koşullarına ilişkin beklentiler fiyatlamalarda etkili oldu.Çin&#39;in ABD&#39;den tarım ürünü alımlarını artırabileceğine ilişkin açıklamalar, hafta içinde tahıl fiyatlarını destekledi. Ancak söz konusu alımların hangi ürünlerde, hangi takvimle ve ne ölçüde gerçekleşeceğine ilişkin belirsizlikler, piyasalarda temkinli seyri beraberinde getirdi.Buğday fiyatlarında ABD&#39;de üretim koşullarına ilişkin endişeler ve arz görünümündeki zayıflama beklentileri etkili oldu. Mısır ve soya fasulyesinde Çin talebine ilişkin beklentiler fiyatları desteklerken küresel arz görünümü ve Güney Amerika kaynaklı rekabet yükselişi sınırlayan unsurlar oldu.Pirinçte arz tarafındaki daralma beklentileri ve Asya&#39;daki üretim maliyetlerine ilişkin endişeler fiyatları yukarı yönlü destekledi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 3,3, buğdayda yüzde 1,8, mısırda yüzde 1,8 ve soya fasulyesinde yüzde 1,7 arttı.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 1,7 artarken pamukta yüzde 4,1 ve şekerde yüzde 0,8 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 24 May 2026 11:21:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dolar kazandırdı, borsa kabettirdi, altın ve euro durgun]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dolar-kazandirdi-borsa-kabettirdi-altin-ve-euro-yatay-seyretti-3929/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dolar-kazandirdi-borsa-kabettirdi-altin-ve-euro-yatay-seyretti-3929/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16128F-39AEBF-322CE6-5BF280-DB15ED-4496E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.966,26 puanı ve en yüksek 14.342,48 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,89 altında 13.808,20 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yatay seyirle 6 bin 632&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16128F-39AEBF-322CE6-5BF280-DB15ED-4496E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.966,26 puanı ve en yüksek 14.342,48 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,89 altında 13.808,20 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da önceki haftanın hemen üzerinde 44 bin 684 lira oldu.Geçen hafta sonu 11 bin 106 lira olan çeyrek altının satış fiyatı önceki haftanın hemen üzerinde 11 bin 109 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,43 artarak 45,7390 lira olurken, avro haftayı yatay seyirle 53,0340 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 3,24, emeklilik fonları yüzde 3,66 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında tek kazandıran yüzde 0,69 ile &#34;Para Piyasası Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 02:34:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia fiyatları yükselmiş ve enflasyonda belirsizlik artmıştır]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlari-yukselmis-ve-kuresel-enflasyon-gorunumunde-belirsizlik-artmistir-1897/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlari-yukselmis-ve-kuresel-enflasyon-gorunumunde-belirsizlik-artmistir-1897/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6DD41E-D9048F-5ADC97-5051DF-543618-F67D28.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB'nin Mayıs 2026 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı.Raporda, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak emtia fiyatlarının yükseldiği ve küresel enflasyon görünümünde belirsizliklerin arttığı bildirildi.Gelişmiş&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6DD41E-D9048F-5ADC97-5051DF-543618-F67D28.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB'nin Mayıs 2026 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı.Raporda, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak emtia fiyatlarının yükseldiği ve küresel enflasyon görünümünde belirsizliklerin arttığı bildirildi.Gelişmiş ülkelerde (GÜ) kamu borcunun sürdürülebilirliğine dair endişeler ve enflasyon görünümüne ilişkin bozulmaya bağlı olarak GÜ devlet tahvil faizlerinin yüksek seyrettiği belirtilen raporda, enerji piyasalarındaki belirsizliğin sürmesi ve gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) dış finansmana yönelik kırılganlıkları nedeniyle GOÜ devlet tahvil faizlerinin tarihsel ortalamasının üzerine çıktığı aktarıldı.Raporda, GOÜ'lere yönelik fon akımlarının küresel enflasyon görünümüne ve risk iştahındaki dalgalanmalara karşı duyarlı olmaya devam ettiği ifade edilerek, "Toplam kredi büyümesi önceki rapor dönemine göre güçlü seyretmekle birlikte ilave makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle kredi kompozisyonu değişmektedir. Kredi faizleri TCMB'nin politika adımlarıyla uyumlu hareket ederken, fonlama maliyetlerindeki artışla birlikte hem ticari hem bireysel kredi faiz oranlarında yukarı yönlü bir seyir izlenmiştir." denildi.TL ticari kredi büyümesindeki güçlü seyrin ve yabancı para (YP) kredi büyümesindeki düşük seviyenin etkisiyle kredi kompozisyonunun Türk lirası (TL) lehine geliştiğine vurgu yapılan raporda, bireysel kredilere yönelik alınan ilave makroihtiyati tedbirlerle bireysel kredi kartı (BKK) ve kredili mevduat hesabı (KMH) büyümesinin yavaşladığı bildirildi.Raporda, bankacılık sektörünün aktif kalitesi görünümünün sınırlı bir bozulmaya işaret ederken, bireysel kredilerde risk artışının yavaşladığı belirtildi.Bu gelişmede ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartına (BKK) yönelik yapılandırma düzenlemelerinin önemli etkisinin olduğu vurgulanan raporda, şu ifadelere yer verildi:"Küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) kredilerinde tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranları artış eğilimini korurken, ticari kredilerin genel risk görünümü bireysel kredilerden olumlu yönde ayrışmaktadır. Yakın dönemde hem bireysel hem de ticari segmentte yeni TGA ilavelerinde yavaşlama izlenirken, TGA'dan yapılan tahsilatlar da bir miktar artmıştır. Kredi riskinin banka bilançoları üzerindeki etkileri sınırlı kalmakta ve bankacılık sektörü ihtiyatlı duruşunu yüksek karşılık politikasıyla korumaktadır."Raporda, sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğunun tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam ettiği ifade edildi.Firmaların yurt dışı borç yenilemelerinin jeopolitik risklere ve küresel finansal koşullardaki belirsizliklere rağmen güçlü seyrettiği, reel sektörün finansal kaldıraç oranı ve YP açık pozisyonun ihracata oranının tarihsel ortalamalarının altında olduğu bildirilen raporda, "YP krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaşırken, TL finansman tabana yaygın bir görünüme sahiptir. Reel sektörün finansal varlıklarında TL'nin payı ağırlığını korurken, fon hesaplarındaki büyüme devam etmiştir." denildi.- Hane halkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıktıRaporda, halka açık firmaların karlılık ve likidite durumuna ilişkin göstergelerde ise bir miktar gerileme görüldüğü ifade edilerek, makroihtiyati düzenlemelerin hane halkı borçluluğunda dengeleyici bir etkiye sahip olduğu belirtildi.Hane halkı finansal borç kompozisyonunda kısa vadeli ve teminatsız kredilerin payındaki artış eğilimi dururken, konut kredisi büyümesinin bir miktar hızlandığı kaydedilen raporda, şunlar kaydedildi:"Yakın dönemde alınan makroihtiyati tedbirlerin katkısıyla BKK ve KMH bakiye ve limit büyümeleri yavaşlamaktadır. Hane halkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıkarken, değerli metal fiyatlarındaki hızlı yükseliş YP mevduat kompozisyonunda kıymetli maden hesaplarının payının artmasına neden olmuştur. Hane halkının menkul kıymet yatırım fonu ve bireysel emeklilik fonları gibi alternatif finansal varlıklar ile tasarruflarını çeşitlendirme eğilimi devam etmektedir. Jeopolitik gelişmelerle birlikte sistemin fonlama ihtiyacında dalgalı bir seyir izlenirken, TCMB'nin likidite adımlarıyla piyasa faizlerinin politika duruşuyla uyumu korunmuştur. Mevduat hesaplarında TL tercihi güçlü seyretmiş, YP mevduata yönelim ise sınırlı kalmıştır. Bankacılık sektörünün likit varlıklarındaki güçlü görünüm devam ederken, alternatif likidite göstergeleri de sektörün sağlam likidite pozisyonunu teyit etmektedir."Raporda, likit aktif oranı tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde seyrederken, likidite karşılama oranının (LKO) yasal sınırların üzerinde kalmasının bankaların kısa vadeli nakit çıkışlarını karşılama kapasitesinin güçlü olduğuna işaret ettiği kaydedildi.Ayrıca bankaların aktif ve pasifleri arasındaki vade uyumsuzluğu azalırken, bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz riski standart rasyosu tüm bankalarda asgari oranın üzerinde olduğu belirtilen raporda, bankaların yurt dışı finansman koşullarındaki olumlu görünüm korunurken, jeopolitik risklerin yurt dışı borçlanma koşullarına etkisinin sınırlı kaldığı aktarıldı.Raporda, bankacılık sektörünün dış borç yenileme oranlarının yüksek kalmaya devam ettiği ifade edilerek, "Jeopolitik gelişmelere karşın ülke riski primindeki artışın sınırlı kalması yaşanabilecek oynaklıklara karşı bankacılık sektörünü desteklemektedir. Nitekim, yılın ikinci çeyreğinde yapılan sendikasyon kredi işlemlerinde maliyetler bir miktar gerilerken yenileme oranları yüzde 100'ün üzerinde gerçekleşmiştir." denildi.Bankaların karlılık ve sermaye benzeri borçlanma araçları kanalıyla sermaye yeterliliklerini desteklemeyi sürdürdüğü belirtilirken, marttan itibaren artan fonlama maliyetlerinin net faiz marjındaki yükselişi yavaşlattığı bildirildi.Raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:"Kredi risk maliyetleri karlılık üzerinde aşağı yönlü etkide bulunurken, ücret ve komisyon gelirleri sektör karlılığını desteklemektedir. Sermaye yeterlilik rasyosuna ilişkin geçici esnekliklerin kaldırılmasına ve mart ayında TL DİBS faizlerindeki artışa rağmen bankaların sermaye yeterlilik oranları yasal sınırların üzerinde ve uzun dönem ortalamasına yakın seyretmektedir. Sermaye tamponlarının yanında ihtiyari olarak ayrılan serbest karşılıklar, bankaların zarar karşılama kapasitesini desteklemeye devam etmiştir. Yatırım fonlarına ve alternatif finansman kanallarına yönelim banka dışı finansal kuruluşların sistemdeki ağırlığını artırmaktadır. Alternatif finansman modellerinin yaygınlaşması ve yatırım araçlarının çeşitlenmesi, finansal sistemin derinleşmesine ve tasarrufların etkin dağılımına katkıda bulunmaktadır. Bu gelişme banka dışı finansal kesimin reel ekonomi, bankacılık sektörü ve finansal piyasalarla olan bağlantılılığını artırmakta, bu kuruluşların finansal istikrar kapsamında takibi önemli hale gelmektedir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 22 May 2026 12:04:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türk ekonomisi şoklara karşı dirençlidir"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-ekonomisi-soklara-karsi-direnclidir-1705/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-ekonomisi-soklara-karsi-direnclidir-1705/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45B6BE-42B865-BC72B1-BAB12E-413A82-8069FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanlığı, Finansal İstikrar Komitesi toplantısında, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkilerinin ele alındığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Finansal İstikrar Komitesinin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45B6BE-42B865-BC72B1-BAB12E-413A82-8069FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanlığı, Finansal İstikrar Komitesi toplantısında, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkilerinin ele alındığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Finansal İstikrar Komitesinin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandığı belirtildi.Toplantıda, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ve alınabilecek tedbirlerin kapsamlı şekilde ele alındığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:&#34;Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır. Komite, tüm gelişmeleri anlık ve yakından izlemeye devam edecektir.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 22 May 2026 10:20:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Workinton'un yeni CEO'su Atilla Taç oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/workintonun-yeni-ceosu-atilla-tac-oldu-6260/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/workintonun-yeni-ceosu-atilla-tac-oldu-6260/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E06945-05E9CC-FCED64-23823E-C1158D-A65A1A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana esnek çalışma alanındaki dönüşüme öncülük eden isimlerden olan Workinton, liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yönetim, operasyon, ticari büyüme ve stratejik dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Atilla Taç, CEO olarak Workinton'un&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E06945-05E9CC-FCED64-23823E-C1158D-A65A1A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana esnek çalışma alanındaki dönüşüme öncülük eden isimlerden olan Workinton, liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yönetim, operasyon, ticari büyüme ve stratejik dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Atilla Taç, CEO olarak Workinton'un yeni dönem büyüme stratejilerine liderlik edecek.Taç, Workinton'un Türkiye ve uluslararası pazarlardaki büyüme stratejilerinin geliştirilmesi, yeni nesil çalışma deneyiminin güçlendirilmesi, franchise yapılanmasının ölçeklenmesi ve teknoloji destekli esnek çalışma çözümlerinin yaygınlaştırılması süreçlerinden sorumlu olacak. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Atilla Taç, kariyerine Unilever Türkiye'de başladı. Unilever global bünyesinde 60'tan fazla ülkede ticari dönüşüm süreçlerine liderlik eden Taç, farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik görevleri de üstlendi.Kariyeri boyunca strateji, iş geliştirme, operasyon yönetimi, müşteri deneyimi ve organizasyonel dönüşüm alanlarında önemli projelere imza atan Taç, Workinton'un yeni nesil çalışma deneyimini daha geniş kitlelere ulaştırırken büyüme yolculuğuna da liderlik edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 21 May 2026 02:13:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında yönü ABD-Çin görüşmeleri belirledi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-yonu-abd-cin-gorusmeleri-belirledi-1856/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-yonu-abd-cin-gorusmeleri-belirledi-1856/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11FF4E-C66829-697563-1548C8-1FFFFC-FBA2FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD yönetiminin İran&#39;ın sunduğu ateşkes teklifini kabul etmemesi hafta içindeki önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Bu karar, Orta Doğu&#39;daki gerilimin sürebileceği algısını güçlendirdi.Söz konusu gelişme, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11FF4E-C66829-697563-1548C8-1FFFFC-FBA2FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD yönetiminin İran&#39;ın sunduğu ateşkes teklifini kabul etmemesi hafta içindeki önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Bu karar, Orta Doğu&#39;daki gerilimin sürebileceği algısını güçlendirdi.Söz konusu gelişme, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol ve doğal gaz akışına ilişkin endişeleri artırdı.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;ın karşı teklifini &#34;kabul edilemez&#34; bulduğu, taraflar arasındaki görüşmelerde Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve nükleer program başlıklarında anlaşmazlıkların sürdüğü bildirildi.- ABD enflasyon verileri emtia piyasalarında fiyatlama davranışını belirlediMakroekonomik veri tarafında ise ABD&#39;de enflasyon göstergelerinin beklentileri aşması, emtia piyasalarında fiyatlama davranışını belirleyen bir diğer unsur oldu.ABD&#39;de nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3,8 artarak Mayıs 2023&#39;ten bu yana en güçlü yükselişini kaydetti. Enerji fiyatlarındaki artışın TÜFE&#39;deki yükselişin yüzde 40&#39;tan fazlasını oluşturduğu, gıda fiyatlarında da yukarı yönlü baskının güçlendiği belirtildi.Üretici fiyatlarındaki görünüm de maliyet enflasyonuna ilişkin endişeleri artırdı. ABD&#39;de nisan ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) aylık bazda yüzde 1,4 ile Mart 2022&#39;den bu yana en sert artışını gösterirken, yıllık bazda yüzde 6 ile Aralık 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.Aynı dönemde ABD Senatosu&#39;nun Kevin Warsh&#39;ı 54&#39;e karşı 45 oyla ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına onaylaması, para politikasına ilişkin belirsizlikleri de fiyatlamaların merkezinde tuttu.Analistler, Warsh&#39;ın göreve gelmesiyle Fed&#39;in iletişim stratejisi, bilanço yönetimi ve faiz patikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenebileceğini belirterek, yüksek enflasyon verilerinin faiz indirimlerine yönelik beklentilerin ötelenmesine neden olduğunu kaydetti.- Trump-Şi zirvesi enerji ve tarım ürünlerinde izlendiÖte yandan, Trump&#39;ın üst düzey iş insanlarından oluşan heyetle Pekin&#39;e gitmesinin ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve, emtia piyasalarında enerji ve tarım fiyatlamaları üzerinde etkili oldu.Beyaz Saray&#39;ın zirve bildirgesinde, iki tarafın Hürmüz Boğazı&#39;nın enerji akışını destekleyecek şekilde açık kalması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.Bu açıklama petrol ve doğal gaz fiyatlarında kısa süreli geri çekilmeye neden olsa da somut bir mekanizma öngörülmemesi ve ABD-İran müzakerelerindeki tıkanıklığın sürmesi, Brent petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin korunmasına yol açtı.Trump&#39;ın, Çin&#39;in soya fasulyesi, enerji ve uçak alımını artırmayı kabul ettiğini belirtmesi de piyasalarda yakından izlendi.- Değerli metallerde satış baskısı öne çıktıDeğerli metaller, haftayı ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;in para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesiyle düşüşle tamamladı.Analistler, yüksek enflasyonun Fed&#39;in faiz indirim sürecini öteleme ihtimalini artırdığını, bunun da altın gibi faiz getirisi olmayan varlıkların cazibesini azalttığını belirtti.Gümüşün ons fiyatı, hem değerli metal hem de sanayi metali özelliği nedeniyle satış baskısından en fazla etkilenen ürün oldu. Dolar endeksindeki güçlenme ve sanayi talebine yönelik zayıflama beklentileri, gümüşün ons fiyatını baskıladı.İsviçre bankası UBS&#39;in gümüş piyasasında daha küçük açık beklentisine işaret etmesi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturan unsurlar arasında yer aldı.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5,5, paladyumda yüzde 5,2, altında ve platinde yüzde 3,8 geriledi.- Baz metallerde karışık seyir izlendiBaz metallerdeki fiyatlamalarda jeopolitik arz riskleri ve Çin talebine ilişkin beklentilerle karışık bir seyir izlendi.Hafta boyunca Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin belirsizlikler, bölgedeki lojistik akışlara yönelik riskler ve arz endişeleri baz metallerde fiyatları destekledi.Buna karşın, ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin beklentileri aşması, Fed&#39;in faiz indirimine ilişkin beklentileri zayıflatarak haftanın son kısmında sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturdu.Alüminyumda, Körfez Bölgesi&#39;ndeki üretim kapasitesine yönelik riskler öne çıktı. Bölgedeki bazı tesislerde üretimin normale dönmesinin zaman alacağına ilişkin beklentiler ve Hürmüz kaynaklı lojistik riskler fiyatları destekledi.Bakır fiyatları hafta içinde Hürmüz kaynaklı sülfürik asit ve sülfür arz darlığına ilişkin endişelerle destek bulsa da ABD enflasyon verilerinin ardından kazançlarını sınırladı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9, kurşunda yüzde 0,3 ve bakırda yüzde 0,1 artarken, nikelde yüzde 1,9 geriledi.- Enerji emtialarında Hürmüz etkisi sürdüEnerji emtialarındaki fiyatlamalarda Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin belirsizlikler, ABD-İran ateşkes sürecindeki tıkanma ve küresel arz endişeleri etkili oldu.Hafta içinde ABD-İran ateşkes sürecine yönelik haber akışı petrol piyasalarında jeopolitik risk primini artırdı.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;ın son karşı önerisini kabul edilemez bulduğuna ilişkin açıklamaları ve ateşkes sürecinin kırılgan seyrini koruması, arz kesintilerinin sürebileceği endişelerini destekledi.Uluslararası Enerji Ajansı&#39;nın (IEA) küresel petrol arzına ilişkin uyarıları da fiyatları destekledi. IEA, küresel petrol arzının 2026&#39;da günlük 3,9 milyon varil düşeceğini, Körfez üretiminin savaş öncesi seviyenin oldukça altında kaldığını ve küresel envanterlerde sert erime yaşandığını bildirdi.Doğal gaz tarafında ise fiyatlamalarda depolama verileri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracat tesislerindeki bakım süreci ve Hürmüz kaynaklı küresel LNG arz endişeleri öne çıktı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, 8 Mayıs ile biten haftada ABD doğal gaz depoları 85 milyar fitküp artış gösterirken, toplam stoklar beş yıllık ortalamanın üzerinde kalmayı sürdürdü.Buna karşın, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki jeopolitik gerilim küresel LNG piyasasında sıkışıklığı artırdı. Katar&#39;dan sınırlı sayıda LNG kargosunun Boğaz&#39;dan geçebilmesine karşın, bölgedeki genel ihracat akışlarının kısıtlı kalması fiyatlamalarda destekleyici unsur oldu.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 7,4, Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 7,4 arttı.- Tarım emtialarında ABD-Çin görüşmesi izlendiTarım emtialarında hafta içinde karışık bir seyir izlenirken, ABD-Çin tarımsal ticaretinin genişletilmesine yönelik mesajlar izlendi.Çin Ticaret Bakanlığı, tarafların tarife indirimleri ve tarife dışı engellerin azaltılması yoluyla tarımsal ticareti artırma konusunda ön mutabakat sağladığını açıkladı.Analistler ise ticaret geriliminin azalabileceğine yönelik iyimserliğin tarım emtia piyasasını desteklediğini, ancak Çin&#39;in ihtiyacını büyük ölçüde Brezilya&#39;dan karşılamaya devam etmesi nedeniyle kalıcı etkinin sınırlı kalabileceğini kaydetti.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 3,4 ve buğdayda yüzde 2,7 artarken, mısırda yüzde 3,4 ve soya fasulyesinde yüzde 2,6 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,6 artarken, pamukta yüzde 5,2 ve kahvede yüzde 3,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 3,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 17 May 2026 11:21:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fiyat istikrarı büyüme açısından temel önceliğimiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrari-buyume-acisindan-temel-onceligimiz-2897/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrari-buyume-acisindan-temel-onceligimiz-2897/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F06027-326C08-55941D-92F5B6-26B418-70EE83.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplantıda yaptığı sunumda, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalarla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Konya ve bölge illerinde 2026 yılında 200, son 5 yılda ise toplam 2 bin 723 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.Karahan, elde edilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F06027-326C08-55941D-92F5B6-26B418-70EE83.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplantıda yaptığı sunumda, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalarla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Konya ve bölge illerinde 2026 yılında 200, son 5 yılda ise toplam 2 bin 723 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.Karahan, elde edilen nitelikli ve zamanlı bilgileri karar alma süreçlerinde kullandıklarını belirterek &#34;Konjonktürel gelişmelerin yanı sıra yapısal sorunlar hakkında bilgi ediniyoruz. İletilen beklenti ve önerileri ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıyoruz. Reel sektör temsilcileriyle çift yönlü bir iletişim kuruyoruz.&#34; dedi.TCMB rezervlerinde 100 milyar doların üzerinde artış sağlandığını kaydeden Karahan, 143 milyar dolara ulaşmış olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) bakiyesinin ise sıfıra yaklaştığını belirtti.Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme açısından temel öncelik olduğunu vurgulayan Karahan, "Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz." ifadesini kullandı.Kısa vadeli enflasyon görünümünde jeopolitik risklerin arttığına dikkati çeken Karahan, buna karşın temel mal ve hizmetlerde ılımlı seyrin sürdüğünü belirtti.Karahan, enflasyonun orta vadede uygulanacak politika duruşuyla şekilleneceğini ifade ederek sıkı para politikası yaklaşımının devam edeceğini dile getirdi.Karahan, &#34;Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.&#34; dedi.Kurulun politika faizine ilişkin atacağı adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentileri dikkate alarak belirlediğini kaydeden Karahan, para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını belirtti.Karahan, son dönem gelişmelerinin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini ifade ederek "Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır." diye konuştu.Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşun sürdürüldüğünü vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin ve finansal koşullardaki sıkılığın dezenflasyon sürecini desteklediğini belirtti.Küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğünü aktaran Karahan, jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine işaret ederek &#34;Ekonomide büyüme sürerken jeopolitik riskler gidişatta belirleyici olacak.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Karahan, fiyat istikrarının yatırım, üretim ve uzun vadeli ekonomik istikrar açısından önem taşıdığını vurgulayarak &#34;Fiyat istikrarı kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacak.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 16 May 2026 08:45:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa, altın ve euro kaybettirdi, dolar kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-kaybettirdi-dolar-kazandirdi-6444/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-kaybettirdi-dolar-kazandirdi-6444/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F8884E-408582-ED6EBC-343007-2B3F98-563CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.265,67 puanı ve en yüksek 15.204,92 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,61 altında 14.367,60 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 4,16 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F8884E-408582-ED6EBC-343007-2B3F98-563CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.265,67 puanı ve en yüksek 15.204,92 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,61 altında 14.367,60 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 4,16 azalışla 6 bin 630 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,14 düşüşle 44 bin 671 liraya geriledi.Geçen hafta sonu 11 bin 588 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 4,16 azalarak 11 bin 105 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 45,5440 lira olurken, avro yüzde 0,81 azalışla 53,0320 liraya geriledi.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,03 değer kaybederken, emeklilik fonları yüzde 0,10 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 1,16 ile &#34;Fon Sepeti Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 16 May 2026 02:22:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Asıl mesele, düşük enflasyonun kalıcı hale getirilebilmesidir"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/asil-mesele-dusuk-enflasyonun-kalici-hale-getirilebilmesidir-7357/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/asil-mesele-dusuk-enflasyonun-kalici-hale-getirilebilmesidir-7357/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B9C66-D78A82-9230D2-52EC42-164D86-7C3D26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, yalnızca faiz artırımıyla enflasyonun kontrol altına alınamayacağını, hukuk, kurumların bağımsızlığı ve öngörülebilirlik gibi alanlarda güven veren adımların da gerekli olduğunu vurguladı.Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır en önemli sorunlarından biri olan yüksek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B9C66-D78A82-9230D2-52EC42-164D86-7C3D26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, yalnızca faiz artırımıyla enflasyonun kontrol altına alınamayacağını, hukuk, kurumların bağımsızlığı ve öngörülebilirlik gibi alanlarda güven veren adımların da gerekli olduğunu vurguladı.Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır en önemli sorunlarından biri olan yüksek enflasyonun, dönemsel gerilemelere rağmen yeniden yükselme eğilimi göstermesini değerlendiren Eğilmez, enflasyonla mücadelenin yalnızca fiyat artışlarını düşürmekten ibaret olmadığını ifade etti. Ona göre asıl mesele, düşük enflasyonun kalıcı hale getirilebilmesi.Eğilmez, ekonomi yönetimlerinde sıkça görülen "önce büyüme, sonra enflasyonla mücadele" anlayışının ciddi riskler yarattığını belirterek, enflasyonun sadece fiyat artışı değil aynı zamanda beklentilerin bozulması anlamına geldiğini söyledi. Vatandaşların ve piyasaların gelecekte fiyatların daha da yükseleceğine inanmasının, enflasyonu daha dirençli hale getirdiğini kaydetti.Enflasyonun kaynağı doğru tespit edilmeliYazısında talep enflasyonu ile maliyet enflasyonu arasındaki farklara dikkat çeken Eğilmez, yanlış teşhislerin yanlış ekonomi politikalarına yol açtığını ifade etti. Talep kaynaklı enflasyonda faiz ve vergiler yoluyla tüketimin baskılanmasının etkili olabileceğini belirten Eğilmez, maliyet enflasyonunda ise üretim giderlerini artıran unsurların kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.Türkiye gibi ithal girdiye bağımlı ekonomilerde döviz kurunun belirleyici olduğuna işaret eden Eğilmez, kur artışlarının üretim maliyetlerini hızla yükselttiğini ve bunun doğrudan fiyatlara yansıdığını ifade etti. Bu nedenle düşük kur politikasının kısa vadede enflasyonu frenleyebildiğini ancak uzun vadede sanayi üretimi, ihracat ve cari denge üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.Tek bir neden yokEğilmez'e göre Türkiye'de yapılan önemli hatalardan biri de enflasyonu tek bir sebebe bağlamak. Talep ve maliyet enflasyonunun çoğu zaman aynı anda yaşandığını belirten ekonomist, alınan önlemlerin yan etkilerine dikkat çekti. Özellikle faiz artışlarının tüketimi yavaşlatırken aynı zamanda üreticinin finansman maliyetini yükselterek yeni fiyat artışlarını tetikleyebileceğini ifade etti.Beklentiler ve güven vurgusuEnflasyonla mücadelede beklentilerin kritik rol oynadığını belirten Eğilmez, üretici, yatırımcı ve tüketicinin geleceğe ilişkin güven duymadığı bir ortamda fiyatlama davranışlarının bozulduğunu söyledi. Ona göre yalnızca para politikasıyla değil, kapsamlı bir reform programıyla güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerekiyor.Bu kapsamda hukuk devleti, liyakat, kurumların bağımsızlığı, demokratik standartlar ve öngörülebilir ekonomik yönetimin önemine dikkat çeken Eğilmez, ekonominin sadece rakamlardan değil aynı zamanda güven unsurundan oluştuğunu ifade etti.Şok program mı, aşamalı program mı?Mahfi Eğilmez, enflasyonla mücadelede kullanılan iki temel yöntemin "şok program" ve "aşamalı program" olduğunu belirtti. Şok programlarda faizlerin hızla yükseltildiğini, vergilerin artırıldığını ve talebin sert biçimde baskılandığını aktaran Eğilmez, bu yöntemlerin uzun süre uygulanmasının kayıt dışılığı ve ekonomik daralmayı artırabileceğini söyledi.Aşamalı programların ise daha kontrollü ilerlediğini ifade eden Eğilmez, bu yöntemin başarısının büyük ölçüde yapısal reformlara ve olumlu beklenti yönetimine bağlı olduğunu kaydetti.2021 politikaları enflasyonu tetiklediEğilmez, özellikle 2021 yılında uygulanan düşük faiz politikasının Türkiye'de enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olduğunu savundu. Enflasyon yükselirken faiz indiriminin devam ettiğini hatırlatan ekonomist, bunun kur şokuna yol açtığını, yükselen döviz kurunun da maliyetler üzerinden fiyatları hızla artırdığını ifade etti.2023 ortasından itibaren daha geleneksel ekonomi politikalarına dönüş yapıldığını belirten Eğilmez, faiz artırımları, vergi düzenlemeleri ve kayıt dışılıkla mücadele adımlarının aşamalı bir program niteliği taşıdığını söyledi. Ancak bu sürecin en büyük eksikliğinin yapısal reformların devreye alınmaması olduğunu vurguladı.2001 sonrası dönem örnek olabilirTürkiye'nin geçmişte enflasyonu düşürmeyi başardığını hatırlatan Eğilmez, 2001 krizi sonrası uygulanan programın yalnızca faiz politikalarından oluşmadığını belirtti. Bankacılık reformları, mali disiplin ve Avrupa Birliği üyelik sürecinin yarattığı güven ortamının beklentileri iyileştirdiğini ve enflasyonun tek haneye gerilemesini sağladığını ifade etti.Eğilmez'e göre bugün de en büyük sorun güven eksikliği. Yapısal reformların hayata geçirilmemesi ve mevcut kurumsal yapının zayıflaması nedeniyle beklentilerin bozulduğunu belirten ekonomist, bunun da enflasyonun yeniden yükselmesine yol açtığını söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 14 May 2026 02:35:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cari-acigin-belirgin-sekilde-gerilemesini-ongoruyoruz-3645/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cari-acigin-belirgin-sekilde-gerilemesini-ongoruyoruz-3645/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDE1DD-EEEE3D-0307F9-D72D15-A80952-80EF62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mart ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Martta yıllıklandırılmış cari açığın 39,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret eden Şimşek, &#34;Nisan ayında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDE1DD-EEEE3D-0307F9-D72D15-A80952-80EF62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mart ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Martta yıllıklandırılmış cari açığın 39,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret eden Şimşek, &#34;Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte, yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açığın artacağına değinerek, şunları kaydetti:&#34;Uyguladığımız programla, sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde, bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Marttaki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis&#39;te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi&#39;nin, finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 13 May 2026 16:43:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında barış umudu fiyatlamaya yön verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı bir barış ihtimalinin yalnızca petrol fiyatlarında değil, navlun, gübre ve diğer emtia maliyetlerinde de risk primlerini azaltabileceğini belirtti.Bu gelişmelerin yanı sıra ABD&#39;de açıklanan makroekonomik veriler de yatırımcılar tarafından yakından takip edildi.ABD&#39;de tarım dışı istihdam nisanda 115 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Ortalama saatlik kazançlar aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda ise yüzde 3,6 yükseldi.Veriler, iş gücü piyasasının direncini koruduğuna işaret ederken, ücret artışlarındaki sınırlı seyir enflasyon baskılarının kontrol altında kalabileceğine yönelik değerlendirmeleri destekledi.Analistler, ABD istihdam verilerinin ekonomide sert yavaşlama endişelerini sınırladığını, buna karşın ücret artışlarının ılımlı kalmasının ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimi beklentilerini tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti.- Değerli metallerde paladyum hariç yükseliş görüldüDeğerli metaller, tamamlanan haftada ABD-İran savaşının sona erebileceğine yönelik beklentilerle petrol kaynaklı enflasyon endişelerinin hafiflemesi ve dolar endeksinin zayıflamasının etkisiyle paladyum hariç pozitif seyir izledi.Analistler, geçen hafta değerli metallerde ABD-İran anlaşmasına yönelik iyimserliğin öne çıktığını, bu beklentinin enerji kaynaklı enflasyon ve yüksek faiz endişelerini azalttığını kaydetti.Gümüşün ons fiyatı, hem değerli metal özelliği hem de sanayi üretiminde kullanılan bir metal olması nedeniyle dolar endeksindeki geri çekilme ve risk iştahındaki toparlanmadan diğer değerli metallere kıyasla daha güçlü destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 3,6 ve altında yüzde 2,2 artarken, paladyumda yüzde 2,3 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metaller, tamamlanan haftada Orta Doğu&#39;da gerilimin azalabileceğine yönelik beklentilerle risk iştahının toparlanması ve dolar endeksindeki zayıflamaya karşın ürün bazlı arz-talep gelişmelerinin etkisiyle karışık seyretti.Bakır fiyatları, kısa vadeli jeopolitik rahatlama ve uzun vadeli talep görünümünün etkisiyle geçen hafta baz metaller içinde en güçlü yükselişi kaydetti. Bakır, yapay zeka, veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji yatırımları ve şebeke altyapısı gibi alanlardan kaynaklanan yapısal talep beklentileriyle desteklenmeye devam etti.Alüminyum, çinko ve kurşundaki artışlarda da risk iştahındaki toparlanma ve sanayi metallerine yönelik alımlar etkili oldu.Buna karşın nikel, arz fazlası endişeleri nedeniyle negatif ayrıştı. Endonezya kaynaklı yüksek üretim ve küresel arz görünümündeki rahatlama, nikel fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.Baz metallerde tezgah üstü piyasalarda geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 5,4, çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9 ve kurşunda yüzde 1,1 artarken, nikelde yüzde 2,4 geriledi.- Brent petrol değer kaybettiBrent petrol, tamamlanan haftada değer kaybederken, düşüşte ABD ile İran arasında anlaşmaya varılabileceğine ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatının normale dönebileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Savaş ve arz kesintisi riskinin azalması, petrol fiyatlarında oluşan jeopolitik risk priminin geri alınmasına yol açtı.Analistler, petrol fiyatlarının ABD-İran görüşmelerine ilişkin haber akışıyla dalgalandığını, diplomatik ilerleme ihtimalinin fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8,1 gerilerken, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında tamamlanan haftada arz ve talep dengesindeki değişimlerden kaynaklanan ürün bazlı ayrışmalar öne çıktı.Pirinç fiyatları, vadeli piyasalardaki pozisyonlanma, arz beklentileri ve küresel tahıl piyasalarında yaşanan tedarik belirsizlikleriyle desteklendi.Buğday ve mısır fiyatlarındaki düşüşte ise ABD&#39;de ekim ilerleyişinin beklentilerden iyi gitmesi ve yatırımcıların haftalık bazda tarım kontratlarında pozisyon azaltması etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, mısır ve soya ekimleri beş yıllık ortalamaların üzerinde seyrediyor. Bu durum arz tarafına ilişkin endişeleri kısmen sınırlayarak buğday ve mısır fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 8,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 artarken, buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,9 geriledi.Kakao fiyatları, tamamlanan haftada temel arz-talep dengesinden çok, fonların kısa pozisyon kapatmaları sonucu oluşan alımların etkisiyle sert yükseldi. Bu gelişmenin yanı sıra Batı Afrika&#39;da yeni sezon üretimine ilişkin endişeler de fiyatlamaları destekledi.Kahve fiyatları ise Brezilya&#39;nın 2026-2027 sezonu kahve mahsulünün elverişli hava koşulları ve üretici bakım faaliyetlerinin etkisiyle önceki sezona göre yüzde 11,5 artmasının beklendiğine yönelik haber akışıyla geriledi. Dünyanın en büyük kahve üreticisi olan Brezilya&#39;da rekolte beklentilerinin güçlenmesi, fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, küresel gıda fiyat endeksi nisanda aylık bazda yüzde 1,6 artarak 130,7 puana çıktı ve yükselişini üçüncü aya taşıdı. Bitkisel yağ fiyatlarındaki artış gıda fiyatlarındaki yükselişte belirleyici olurken, tahıl fiyatlarındaki artış daha sınırlı kaldı.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 0,6 artarken, kahvede yüzde 4,3 ve şekerde yüzde 1,7 düşüş görülürken, kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 17,9 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 10 May 2026 11:18:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SPK, açığa satış yasağını 26 Mayıs'a kadar uzattı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 17:07:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla 6 bin 918 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,17 yükselişle 46 bin 601 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 229 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,19 artarak 11 bin 588 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,40 artarak 45,3650 lira olurken, avro yüzde 1,15 yükselişle 53,4640 liraya çıktı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,27, emeklilik fonları yüzde 2,54 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 4,65 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 07:44:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Biz bu krizi ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının olmadığını belirtti.Orta vadede yapısal sorunlar olduğunu ancak önemli fırsatlar da olduğunu dile getiren Şimşek &#34;Aslında maalesef dünyanın birçok köşesinde gerginlikler yeni normale dönüşmüş durumda. Korumacılık eğilimleri de yeni değil. Yapay zeka insanlık için önemli bir devrim. Bu da hazırlık, altyapı gerekiyor ve maalesef ülkeler arası eşitsizliği artırabilecek bir teknoloji. Yüksek küresel borçluluk da önemli bir sorun.&#34; değerlendirmesini yaptı.Bakan, Türkiye&#39;nin ticaret ortaklarında büyümenin gerilemesinin ister istemez Türkiye&#39;yi de etkileyeceğini dile getirdi.Çatışmanın getirdiği büyük bir küresel şokla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Bakan &#34;Buna rağmen programın önceliklerinde hiçbir zaman değişiklik öngörmedik&#34; dedi.Bu sene enflasyon, cari açık, bütçe açığı, büyüme hedefleriyle gerçekleşmeler arasında bir takım sapma olacağını ifade eden Şimşek &#34;Bu yüksek olasılık ama temelde programı ana hatlar itibarıyla rayında tutmak için gerekeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz&#34; ifadesini kullandı.Şimşek: &#34;Şoklar büyük ancak yönetilebilir, çünkü şoklara dayanıklılık için mali disiplin gibi tamponlar inşa ettik&#34; dedi.Krizi fırsata dönüştüreceklerini belirten Bakan Şimşek &#34;Biz bu krizi heba edemeyiz, mutlaka ve mutlaka bunu ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz, bizim derdimiz bu&#34; ifadesini kullandı.Şimşek 27 Şubat&#39;tan itibaren Borsa İstanbul&#39;da tüm şirketlerin değerinin 425 milyar dolardan 516 milyar dolara çıktığını belirtti. Şimşek, Türkiyeyi küresel ticaret üssü yapmak, çok uluslu şirketlerin yönetim merkezlerini İstanbul Finans Merkezi'ne çekmek istediklerini bildirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 07 May 2026 16:50:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında geçen ay ralli havası yaşandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik zinciri aksamaları, artan ulaşım maliyetleri, gübre kıtlığı ve para politikası ile döviz piyasaları etrafındaki artan belirsizlik nedeniyle daha geniş bir emtia enflasyonu döngüsüne dönüştüğü bir dönem oldu.Değerli metallere bakıldığında fiyatlar ons bazında altında yüzde 1, gümüşte yüzde 1,8 azalırken platinde yüzde 1,6, paladyumda yüzde 3,3 arttı.Petrol kaynaklı enflasyon endişeleri ve tahvil faizlerindeki yükseliş geçen ay da altın fiyatlarını baskıladı. Yüksek petrol fiyatları, güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri gümüş için de zorlu bir makroekonomik ortam oluşmasına neden oldu.Küresel platin açığının artmaya devam etmesiyle platin fiyatları ile yeşil enerji talebinin artacağına yönelik öngörülerle paladyum fiyatları arttı.- Baz metaller sert yükseldiBaz metallerde geçen ay ralli havası yaşandı.Tezgah üstü piyasada geçen ay fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 6, alüminyumda yüzde 1,3, kurşunda yüzde 3,5, nikelde yüzde 13,1 ve çinkoda yüzde 4,1 arttı.Bakır fiyatları nisan ayında kayda değer bir toparlanma gösterdi. Bakırdaki bu yükseliş fiziksel talep sinyallerindeki iyileşme ve tedarik zinciri kırılganlığına ilişkin sıkıntıların devam etmesi nedeniyle gerçekleşti.Fosil yakıt fiyatlarındaki artış ve enerji güvenliği konusundaki endişelerin artması, alternatif enerji kaynaklarına yönelik küresel ilgiyi artırdı ve yenilenebilir enerji, şebeke altyapısı, pil depolama ve elektrik üretim kapasitesine yapılan yatırımları hızlandırdı.Aynı zamanda, yapay zeka, elektrifikasyon ve veri merkezlerinden kaynaklanan artan elektrik talebi, üretim, iletim ve depolama alanlarında büyük çaplı bir genişleme ihtiyacını daha da artırıyor.Bu gelişmelerin tümü, enerji dönüşümünün belkemiği olan bakırın, ister elektrik şebekeleri, ister elektrikli araçlar, ister pil sistemleri ya da yenilenebilir enerji üretimi olsun, gelecekte yapısal olarak daha yüksek bir talep göreceğine işaret etmeye devam ediyor.Küresel alüminyum piyasası da ABD/İsrail-İran savaşından kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi ise nikel fiyatlarındaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Çinkoda arz açığı olacağına yönelik öngörüler fiyatlarda yükselişe neden oldu.Uluslararası Kurşun ve Çinko Araştırma Grubu 2026 yılında çinkoda küresel çapta arz açığı olacağını öngörüyor.Enerji grubuna bakıldığında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,9 artarken Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 8,1 azaldı.Orta Doğu&#39;da gerginliğin devam etmesi ve Hürmüz Boğazı kaynaklı risklerin sürmesi petrol arzına ilişkin endişelerin artmasına neden olurken Brent petrol yükseliş serisini 4. aya taşıdı.Artan fiziksel arz sıkıntısı ve bazı bölgelerde doğrudan petrol arzına ilişkin endişelerin artması petrol fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;nın neredeyse tamamen kapanması, küresel enerji piyasalarını giderek daha fazla sıkıştıran aksaklığı uzatmaya devam ediyor. Dünyanın en önemli petrol arterlerinden biri üzerinden yapılan akışlar hala ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.Devam eden jeopolitik gerilimlere karşın ABD-İran arasında barış olabileceğine dair beklentilerle doğal gaz fiyatlarında düşüş görüldü.- Tarım grubunda pamuk rallisi öne çıktıChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 3,3, mısırda yüzde 3,7, soya fasulyesinde yüzde 2,1 artarken pirinçte yüzde 5,1 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 4,3, şekerde 5,9 azalış kaydetti, pamukta yüzde 17,4, kakaoda yüzde 8,2 arttı.Tarım sektörü de emtia piyasasında nisan ayındaki yükselişte daha büyük bir rol oynadı. Kuraklık ve gübre konusundaki endişelerin birleşerek arz beklentilerini daraltmasıyla buğday öne çıktı.ABD&#39;nin önemli tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık ve gübre maliyetlerindeki artışın da etkisiyle buğday ekim alanları tarihi düşük seviyelere indi. Bu durum buğday fiyatlarında yükselişi tetikledi.Mısır ve soya fasulyesi fiyatları da petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu.Pirinç stoklarında yaşanan artış ve talebe yönelik artan endişeler pirinç fiyatlarında değer kaybına neden oldu.Kahve fiyatları, Brezilya&#39;da rekor hasat olacağı beklentisiyle geriledi. Yüksek üretim rakamları ve talebin azalacağına yönelik endişeler, şeker fiyatlarında değer kaybına yol açtı.ABD&#39;deki kuraklık ve don riski nedeniyle de pamuk fiyatları yükseldi.Gübre kıtlığı ve El Nino&#39;nun üretimi olumsuz etkileyeceğine yönelik endişelerle de kakao fiyatları yükseldi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 13:16:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Eşel mobil olmasaydı petrol daha çok yükselirdi"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının çok düşük seviyede olduğuna işaret ederek, &#34;Petrol fiyatlarındaki artış, dış dengede ilave açığa sebep olacak. Enflasyonist etkisi var. Bütün bunlar bir gerçek. Biz ayrı bir gezegende değiliz. Dünyada çok büyük arz şoku var ve bu Türkiye&#39;yi etkileyecek.&#34; diye konuştu.Akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sistemini devreye aldıklarını anımsatan Şimşek, &#34;Akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV&#39;miz var. Eşel mobil sistemi üzerinden ÖTV&#39;den feragat edip vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Eşel mobil olmasaydı bugün 90 lira olacak olan bir litre mazot şu anda 73 liranın altında. Benzinin litre fiyatı da eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda yaklaşık 65 lira. Dolayısıyla dikkat ederseniz şokun önemli bir kısmını vatandaşlarımıza, Türkiye&#39;de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, esnafımıza yansıtmadık.&#34; değerlendirmelerinde bulundu.- &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış daha dramatik olacaktı&#34;Şimşek, vatandaşın alım gücünü önemli ölçüde korumayı hedeflediklerinin altını çizerek, büyük küresel şok olmasına rağmen bütçede bir alan olduğunu ve bu şokun etkisini sınırlamak istediklerini anlattı.Enflasyonda geçici yükselişle karşı karşıya kalındığını belirten Şimşek, &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış çok daha dramatik olacaktı. Şu andaki yansıma üçte bir oranında bile değil. Dolayısıyla enflasyondaki artışı da sınırlamış olduk. Eşel mobili devreye almasaydık, ham petrol fiyatlarındaki artışı olduğu gibi pompa fiyatlarına yansıtsaydık enflasyon çok daha yüksek seviyelere çıkmış olurdu. İş dünyamızın rekabet gücünü önemsiyoruz. Eşel mobille aslında çiftçimizi, esnafımızı, sanayimizi, ihracatımızı desteklemiş olduk. Esas itibarıyla vatandaşımızın alım gücünü, ülkemizin rekabet gücünü önemli ölçüde korumak için bu fedakarlığı yaptık.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, eşel mobil uygulamasının bütçeye etkisine ilişkin de değerlendirmede bulunarak, şunları kaydetti:&#34;İlk iki ayda bize maliyeti, 90 milyar lira. Ciddi bir rakam, 2 milyar dolar. Yılın tamamında benzer durum devam ederse etki yaklaşık 600 milyar lira civarında. Bugünkü fiyatlarla 13-14 milyar dolarlık rakamdan bahsediyoruz. Bütçede disiplini tesis etmeseydik, kamuda tasarruf yapmasaydık, gelirlerimizi artırma çabasına girmeseydik, harcamaları kontrol altına almasaydık, bütçe açığını geçen sene düşüremeseydik bunu yapma imkanımız olmayacaktı. Dolayısıyla bütçede ciddi bir disiplini, iyi bir performansı yakaladığımız içindir ki eşel mobil sistemini devreye aldık ve bunun sayesinde de şokun etkisini sınırlamış olduk.&#34;Türkiye&#39;nin çok güçlü bir savunma sanayisi olduğunu ve bunun, ülkenin çatışmalardan uzak durmasını sağlayan bir caydırıcılık gücü sunduğunu bildiren Şimşek, &#34;Savunma sanayisi, bir taraftan da sanayide yüksek katma değerli dönüşümün motoru. Dolayısıyla bunu küçümsememek lazım. Savunma sanayisi dışında imalat sanayisinde, hizmetlerde uzun bir süredir önemli bir üs olduk. Bu avantajları daha da güçlendirmek istiyoruz.&#34; diye konuştu.Şimşek, Meclise sunulan teklifin ihracatı, doğrudan yatırımları ve çok uluslu şirketlerin bölgesel merkezlerini Türkiye&#39;ye çekme hedefi taşıdığını aktararak bu konuları uzun süredir çalıştıklarını ifade etti.Finansmanın kalitesinin artırılmasının önemine işaret eden Şimşek, &#34;Finansmanın kalitesini artırmak demek, borç yaratmayan, doğrudan Türkiye&#39;ye sermaye cezbetmekten geçiyor.&#34; ifadesini kullandı.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi&#39;nin, 2009&#39;dan beri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önemsenen bir proje olduğunu belirterek bütün ekosistemiyle bu konumu güçlendirdiklerini söyledi.- &#34;Uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar&#34;Düzenleme içindeki önemli hususlardan birinin transit ticaret olduğunun bilgisini veren Şimşek, &#34;Singapur, Hollanda ve Hong Kong gibi ülkeler önemli transit ticaret merkezleri. Transit ticaret teşviki yeni değil. Fakat bunu dramatik şekilde güçlendiriyoruz. Eğer bir firma transit ticaret yapmak üzere İstanbul Finans Merkezi&#39;nde faaliyet gösterirse yüzde 100 kurumlar vergisinden istisna olacak. Yok eğer İstanbul Finans Merkezi dışında ülkemizin herhangi bir köşesinde transit ticaret faaliyetinde bulunacaksa o zaman da kurumlar vergisi istisnasını yüzde 95 yapıyoruz. Hemen etki yaratacak bir husus değil ama orta, uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar. Bunu önemsiyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, bunun ihracatın ve imalat sanayisinin teşvikine ilişkin bir adım olduğunu belirterek Türkiye&#39;de genel kurumlar vergisi oranının yüzde 25, finans sektörü için de yüzde 30 olduğunu anımsattı.Bunu imalatçı ihracatçılar için yüzde 9&#39;a, diğer ihracatçılar için yüzde 14&#39;e indirmek istediklerini aktaran Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Teklif bu şekilde kabul görürse, bu çok dramatik bir husus olacak. Türkiye çok önemli bir ekonomi, iç pazar oldukça büyük. Bizim amacımız, hem yurt içinde hem de dünyadan ihracata dayalı imalat sanayi yatırımlarını çekmek. Böylece yatırımları artırmayı, dış ticaret açığını azaltmayı hedefliyoruz. Amaç burada uluslararası doğrudan yatırımlar için bir cazibe merkezi olmak, ihracatı desteklemek, imalat sanayini desteklemek.&#34;Şimşek, nitelikli hizmet merkezlerinin Türkiye&#39;ye gelmesini teşvik etmek için Google, Microsoft ve Apple gibi şirketlerin hizmetlerine ilişkin faaliyet merkezlerini Türkiye&#39;ye taşımalarını istediklerini söyledi.Türkiye&#39;nin çok önemli bir sanayi ve hizmetler üssü olduğuna dikkati çeken Şimşek, &#34;Hizmet merkezinizi Türkiye&#39;ye taşımanız ve gelirlerinizin en az yüzde 80&#39;ini yurt dışından elde etmeniz halinde, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 20 yıl süreyle kurumlar vergisini sıfırlıyoruz. Merkez İstanbul Finans Merkezi dışında konumlanırsa da kurumlar vergisinde yüzde 95 indirim sağlıyoruz.&#34; dedi.Burada nitelikli istihdam desteklerinin de söz konusu olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye ve yurt dışarıdan çalışanlar için 4 ila 6 asgari ücrete kadar gelir vergisi istisnası sunacaklarını aktardı.Şimşek, bu kapsamda Türkiye&#39;ye gelmek isteyen büyük şirketler olduğuna işaret ederek &#34;Çok ciddi bir ilgi olacak. Burada çok daha hızlı sonuç alacağız.&#34; diye konuştu.Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için &#34;tek durak ofisine&#34; dönüştüreceklerini bildiren Şimşek, ofisin birçok konuda tek durak hizmeti vereceğini söyledi.- &#34;Düzenleme, geçmiştekilerden farkı olacak&#34;Şimşek, yurt dışından sermayenin gelmesini teşvik edeceklerini belirterek, şunları söyledi:&#34;Dünyada milyonerler trafiği var. Vergi avantajlarına göre bazı ülkelerden milyonerler kendi ikametlerini başka ülkelere taşıyabiliyor. Son yıllarda birçok ülke bu konuda adım attı. Bu trafiğin bir kısmını Türkiye&#39;ye çekebilir miyiz, vergi teşvikleriyle bu sermayeyi cezbedip Türkiye&#39;nin bankacılık sektörünü büyütebilir miyiz, finans sektörünü derinleştirebilir miyiz, uzun vadeli borç olmayan sermayeyi Türkiye&#39;de tutabilir miyiz, amaç o. Burada da yeni bir statü getiriyoruz. Sermayelerini Türkiye'ye getirenlere, yurt dışından elde edip Türkiye&#39;ye getirdikleri gelirler için 20 yıl süreyle vergi istisnası sağlıyoruz. Türkiye&#39;de çalışıp Türkiye&#39;de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye&#39;ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek.&#34;Geçmişte varlık barışının yapıldığını, yurt dışındaki vatandaşların kazançlarının çifte vergilendirme anlaşmaları çerçevesinde vergilendirildiğini anlatan Şimşek, &#34;Oralarda bir birikim varsa onun Türkiye&#39;ye getirilmesi konusunda bir düzenleme. Düzenleme tabii yüce Meclisimizin takdirinde, nasıl sonuç şeklini verirler ama bu düzenlemenin geçmişteki düzenlemelerden bir farkı olacak.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, kaynağın Türkiye&#39;ye getirilmesini veya beyanını yeterli bulmayacaklarını, vergi muafiyetinden yararlanabilmesi için mutlaka sistemde bir süre tutulmasını isteyeceklerinin altını çizerek, normal şartlar altında yüzde 5&#39;lik vergi koyduklarını söyledi.Yüzde 5&#39;lik verginin 10&#39;a çıkartılması veya 0&#39;a indirilmesine Cumhurbaşkanının yetkili olacağını, bankada tutulan süreye ve enstrümana göre vergi oranlarını farklılaştıracaklarını bildiren Şimşek, &#34;Bu parayı bankada tuttuğunuz sürelere bağlı olarak, hazine kağıtlarında, hazine tahvillerinde tuttuğunuz süreye göre vergi oranlarını farklılaştıracağız. Vergi alacağız ama bu vergi oranlarındaki farklılaştırmayı ne kadar vadede, yani ne kadar sürede tuttuğunuz ve hangi enstrümanda tuttuğunuza bağlı olarak farklılaştıracağız.&#34; dedi.- &#34;Af niteliğinde olmayacak&#34;Vergisini ödeme konusunda iradeye sahip ama koşulların zorladığı mükelleflerin taksit sayısını artırmaya yönelik Meclisten yetki istediklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Şu anda 36 aya kadar vade yapılabiliyor, bunu daha da uzatılabilir mi diye bir yetki maddesi var. Vergi borçlarının yapılandırılmasında teminat konusu var. Özellikle biz esnafımız ve KOBİ&#39;lerimize yönelik belli bir seviyeye kadar teminat aramama yetkisi almak istiyoruz. Bizden bir yapılandırma talebi vardı piyasadan. Biz bu yetkileri aldıktan sonra bir çerçeve çizeceğiz, daha uzun vadeli taksitlendirme, maksimum 72 aya kadar olacak eğer kabul görürse. Şu anda 36 aya kadar yetki var. Teminat konusunda yine özellikle KOBİ düzeyine kadar teminat konusunda esneklik sağlamayı düşünüyoruz. Faiz konusunda da zaten şu anda Bakanlığın yetkisi var. O gün geldiğinde de hiçbir koşulda enflasyonun altında olmama şartıyla taksitlendirme, yapılandırma kolaylığı sağlamayı düşünüyoruz ama hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak.&#34;- &#34;Hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz&#34;Şimşek, Orta Vadeli Program&#39;ın (OVP) yılda bir kez eylülde açıklandığını belirterek &#34;Şimdi burada bizim önceliklerimizde bir değişiklik yok, onu bir kere altını çizeyim. Yani dezenflasyon sürecini biz ne pahasına olursa olsun korumak istiyoruz. Yani enflasyonun aşağı çekilmesi, hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz bu konuda tereddüt yok.&#34; dedi.Petrol fiyatlarındaki artışa dikkati çeken Şimşek, &#34;Yaz aylarında tekrar değerlendirme yapacağız, 2026&#39;yı gözden geçirip 2027 ve sonrası için orta vadeli perspektif sunacağız. Enflasyonu bu sene yüzde 20, hatta yüzde 20'nin altında görmeyi bekliyorduk ancak bu şokla birlikte bir miktar yüksek seyredebilir.&#34; diye konuştu.Şimşek, petrol fiyatlarındaki her yüzde 10&#39;luk artışın enflasyonu doğrudan yaklaşık 1,1 puan artırdığını bildirerek, &#34;Petroldeki her 10 dolarlık artış cari açığı doğrudan 3-4 milyar dolar, doğalgazda da benzer bir artış olursa yaklaşık 5 milyar dolar civarı artırıyor. 65 dolar yerine 95 dolar olursa yaklaşık 15 milyar dolarlık ilave açık oluşur. Buna turizm dahil değil ama şunu net söyleyeyim etkiler yönetilebilir olacak.&#34; diye konuştu.Bütçe açığının yüzde 3,5&#39;ten yüzde 4&#39;e çıkabileceğini, cari açığın milli gelire oranında 1-2 puanlık artışın yönetilebilir olduğunu ifade eden Şimşek, yıl sonu enflasyon beklentisinin piyasalarda yüzde 27&#39;ye yükseldiğini, hedeflerinin ise yeniden yüzde 20&#39;li seviyeler olduğunu söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin bölgedeki krize güçlü girdiğine aktararak, &#34;2023 ortasına göre çok ciddi rezerv birikimimiz söz konusu, bu da bu şoku hissettirmeden atlatmamıza yardımcı oldu. Enflasyonda da mesafe kat ettik. Bu sene güçlü şekilde odaklanıp enflasyonu tekrar 20&#39;li rakamlara indirmeyi hedefliyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 07:03:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Sorun sadece enflasyon değil üretimin paylaşımı"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle ortaya çıktığını belirterek, oluşan değerin toplum kesimleri arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Tartışmaların çoğu zaman "şirketler mi kazanıyor, çalışanlar mı?" eksenine sıkıştığını ifade eden ekonomist, asıl gerilimin emeğin kazancı ile sermayenin getirisi arasında yaşandığını söyledi.Emek zamanla sınırlıSermayenin doğası gereği büyüme eğiliminde olduğunu belirten Eğilmez, emeğin ise zamanla sınırlı olduğuna işaret etti. Bir kişinin günde belirli saat çalışabileceğini, buna karşın sermayenin doğru koşullarda sürekli büyüyebildiğini ifade eden Eğilmez, bu yapısal farkın uzun vadede gelir dağılımındaki eşitsizliği artırdığını kaydetti.Sanayi Devrimi'yle birlikte üretimin hızlandığını ancak bu dönüşümün bedelini büyük ölçüde emek kesiminin ödediğini hatırlatan Eğilmez, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz koşulların dönemin temel özellikleri olduğunu belirtti. İşçi haklarında yaşanan ilerlemenin ise sendikal örgütlenme ve sosyal devlet uygulamaları sayesinde mümkün hale geldiğini söyledi.Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal devlet anlayışının güçlendiğini belirten Eğilmez, çalışma saatlerinin sınırlandığı, sosyal güvenlik sistemlerinin kurulduğu ve emeğin daha fazla korunduğu bir dönemin yaşandığını ifade etti. Ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte küreselleşmenin hızlandığını, sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırıldığını ve iş gücü piyasalarının daha esnek hale getirildiğini vurguladı.Sendikaların etkisi zayıfladıBugün gelinen noktada sendikaların etkisinin zayıfladığına dikkat çeken Eğilmez, kısa süreli sözleşmelerin, düşük ücretlerin ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaştığını kaydetti. Teknolojik dönüşümün de bu süreci hızlandırdığına işaret eden ekonomist, yapay zekâ ve otomasyonun birçok işi insanlardan daha hızlı ve düşük maliyetle yapabilir hale geldiğini söyledi.Eğilmez'e göre artık tartışma yalnızca ücretlerin düşüklüğü değil, gelecekte emeğe duyulan ihtiyacın azalması ihtimali etrafında şekilleniyor. Bu nedenle dünyada evrensel temel gelir gibi yeni modellerin tartışılmaya başlandığını belirten Eğilmez, insanların gelir elde edememesi halinde yalnızca bireysel refahın değil, ekonomik sistemin sürdürülebilirliğinin de risk altına gireceğini ifade etti.Önümüzdeki dönemin en kritik sorusunun "Üretimde emeğin rolü azalırsa ortaya çıkan değer nasıl paylaşılacak?" olacağını söyleyen Eğilmez, bu meselenin artık yalnızca ekonomiyle sınırlı olmadığını, siyasetten teknolojiye kadar geniş bir alanı ilgilendiren küresel bir sınava dönüştüğünü dile getirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 02:05:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ülkemiz ekonomisini güçlendirecek olan her türlü programı destekliyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini derinden sarstığını, yaşanan gelişmelerin küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu kaydetti.İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin küresel ölçekte etkiler doğurduğunu vurgulayan Baran, şu değerlendirmede bulundu:&#34;Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan gelişmeler tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Hürmüz&#39;deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa&#39;dan Asya&#39;ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor.&#34;Baran, program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğuna işaret ederek, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasının da önemli olduğunu bildirdi.Düzenlemelerin, Türkiye&#39;nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendireceğine işaret eden Baran, şunları kaydetti:&#34;Startup ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır. Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek her türlü programı destekliyoruz.&#34;- &#34;KOBİ&#39;lerin vergi yükü hafifletilmeli&#34;Baran, küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığının altını çizdi.Türkiye&#39;de üretim ve istihdamda önemli bir rol üstlenen KOBİ&#39;lerin vergi yükünü yüklenirken, yararlanabildikleri indirim ve istisnaların sınırlı olduğunu belirten Baran, şu ifadeleri kullandı:&#34;Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor, hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#39;yla ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inanıyoruz. Vergide adalet ve rekabet için 7 ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin yüzde 15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 15:11:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik riskler etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran yönetiminin uzlaşmacı bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı piyasalarda dalgalı bir seyir oluşturdu.Büyük merkez bankalarının faiz kararları ve merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmeleri de emtia piyasalarında risk algısını şekillendiren başlıca unsurlar arasında yer aldı.ABD&#39;nin İran limanlarına yönelik uzun süreli abluka hazırlığı ve Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine ilişkin endişeler, Brent petrol üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.Petrol fiyatlarının yüksek seyri, enflasyonist baskıların güçlenebileceğine yönelik endişeleri artırırken, enerji maliyetleri üzerinden diğer emtia gruplarında da oynaklığın yükselmesine yol açtı.Trump, İran ile görüşmelerin devam ettiğini ancak Tahran yönetiminin kendisine ulaştırdığı son tekliften &#34;memnun olmadığını&#34; belirtti. Söz konusu açıklama, İran&#39;ın ABD ile müzakerelerde aracılık yapan Pakistan yönetimine savaşı sona erdirebilecek bir anlaşma için yeni teklif sunduğuna ilişkin haberlerin ardından geldi.Öte yandan, Trump yönetiminin ABD Kongresi&#39;ne gönderdiği mektupta, bölgedeki ABD Silahlı Kuvvetleri&#39;nin varlığına rağmen İran ile savaşı &#34;sona ermiş&#34; saydığını resmen bildirmesi jeopolitik risk algısında kısmi rahatlama sağladı. Buna karşın Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine yönelik belirsizliklerin sürmesi, enerji fiyatlarında yukarı yönlü risklerin korunmasına neden oldu.- Enflasyon riskleri merkez bankalarının temkinli duruşunu desteklediEnflasyon risklerinin gündemde kalmaya devam ettiği haftada başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizlerini beklentiler doğrultusunda sabit tuttu.Merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmelerinde temkinli bir ton öne çıkarken, Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın güvercin tondan uzak mesajları para politikasında ilave sıkılaşma ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.Fed&#39;in faiz kararının 8&#39;e karşı 4 oyla alınması da komite içindeki görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret etti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde beklentilerin altında büyümesi, küresel talep görünümüne ilişkin soru işaretlerini artırdı. Buna karşın büyümenin ivme kazanma eğilimini koruması, resesyona yönelik endişelerin sınırlı kalmasını sağladı.Bu gelişmelerle birlikte tahvil piyasalarında satış baskısının artmasıyla ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda yaklaşık 10 baz puan yükselerek yüzde 4,3970&#39;e çıktı. Dolar endeksi ise haftalık bazda yüzde 0,4 düşüşle 98,2 seviyesinden kapandı.Öte yandan, gelecek hafta ABD&#39;de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi yatırımcıların odağına yerleşti.- Değerli metaller paladyum hariç negatifDeğerli metaller, tamamlanan haftada paladyum hariç negatif bir seyir izledi. Jeopolitik risklerin güvenli liman talebini desteklemesine karşın, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırması ve tahvil faizlerindeki yükseliş, fiyatlamalar üzerinde baskı oluşturdu.Haftanın son bölümünde İran&#39;ın müzakereler için yeni bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı, petrol fiyatlarında kısmi gevşemeye ve değerli metallerde kayıpların sınırlanmasına neden olsa da haftalık bazdaki negatif görünümü değiştirmedi.Analistler, değerli metallerde jeopolitik risklerin fiyatları desteklemeye devam ettiğini ancak Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin belirsizlikler ve tahvil faizlerindeki yükselişin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 1,9 artarken, altında yüzde 2, platinde yüzde 1,4 ve gümüşte yüzde 0,4 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metallerde ise karışık bir seyir izledi. Çin&#39;den gelen imalat sanayi verilerinin talep görünümüne sınırlı destek vermesine karşın, küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler, yüksek enerji maliyetleri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Çin&#39;de nisan ayı imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi&#39;nin (PMI) 50,3 ile genişleme bölgesinde kalması, baz metaller için talep görünümünü desteklemesine karşın, hizmet sektörü PMI 49,4&#39;e gerileyerek daralma bölgesine indi.Bakır fiyatlarında enerji dönüşümü ve altyapı yatırımlarına ilişkin uzun vadeli talep beklentileri korunurken, kısa vadede yüksek faiz ortamı, küresel sanayi üretimine yönelik endişeler satış baskısını artırdı.Analistler, temiz enerji, yapay zeka için elektrik şebekesi yatırımlarının bakır ile alüminyum talebini destekleyebileceğini ancak kısa vadeli fiyatlamalarda küresel büyüme beklentileri, enerji maliyetleri ve faiz görünümünün belirleyici olmayı sürdürdüğünü belirtti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 1,2 artarken, kurşun yatay seyretti. Aynı dönemde alüminyum yüzde 1,8, bakır yüzde 1,9 ve çinko yüzde 3,8 değer kaybetti.- Brent petrol değer kazandıBrent petrol tamamlanan haftada pozitif bir seyir izlerken, Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin arz endişeleri, ABD-İran hattındaki müzakere belirsizliği ve ABD stok verileri fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD-İran müzakerelerinde sonuç alınamaması, Orta Doğu arzında uzun süreli kesinti endişelerini artırdı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, ülkede ticari ham petrol stokları 24 Nisan ile biten haftada 6,2 milyon varil azalarak 459,5 milyon varile geriledi.Petrol fiyatlamalarında Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ cephesinden gelen haber akışı da yatırımcılar tarafından takip edilirken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.Analistler, ayrılık sonrasında grubun piyasa üzerindeki yönlendirme gücüne ilişkin soru işaretlerinin arttığını belirterek, OPEC+&#39;ın buna rağmen üretim hedeflerinde sınırlı artışa gitmeye hazırlandığını bildirdi.İngiltere merkezli küresel bankacılık ve finansal hizmetler grubu Barclays, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki kesintilerin uzamasını gerekçe göstererek 2026 yılı Brent petrol fiyat tahminini varil başına 85 dolardan 100 dolara yükseltti. Banka, kesintilerin daha uzun sürmesi halinde fiyatların 110 dolara kadar çıkabileceğini bildirdi.Doğal gazda ise enerji güvenliğine ilişkin endişeler, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışlarına yönelik riskler ve Avrupa&#39;da enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesi fiyatları destekledi.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 10,2, Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 7,4 arttı.- Tarım emtiaları kahve hariç pozitif seyrettiTarım emtialarında ise bu hafta kahve hariç pozitif bir seyir izlendi. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, biyoyakıt üretiminin artacağına yönelik beklentiler üzerinden mısır, soya fasulyesi ve şeker fiyatlarını desteklerken, gübre ve lojistik maliyetlerine ilişkin endişeler de tahıl piyasalarında yukarı yönlü fiyatlamaları güçlendirdi.Chicago Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören mısır, buğday ve soya fasulyesi, haftanın ilk bölümünde ABD-İran hattındaki görüşmelerin duraklaması ve ham petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu. Ham petrol fiyatlarındaki artış, biyoyakıt talebine ilişkin beklentilerle mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını destekledi.Hafta içinde buğday fiyatları Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Ancak ham petrol fiyatlarında görülen kısmi geri çekilme ve ABD&#39;nin orta kesimlerinde hava koşullarının iyileşeceğine yönelik tahminler, haftanın son bölümünde tahıl fiyatlarında kar satışlarına yol açtı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 3,5, buğdayda yüzde 3,2, soya fasulyesinde yüzde 2 ve pirinçte yüzde 0,7 yükseldi.Şeker fiyatlarında, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ve Brezilya&#39;da şeker kamışının etanol üretimine yönlendirilebileceğine ilişkin beklentiler yükselişi destekledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 6,2 ve şekerde yüzde 6,1 artarken, kahvede yüzde 1,7 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,9 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 12:17:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İhracat tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış ihracat 275,8 milyar dolar ile tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Jeopolitik gerginliklerin sürdüğü ikinci çeyrekte takvim etkisiyle dış ticaret görünümünde dönemsel dalgalanmalar olacaktır. Küresel koşulların zorlu olduğu bu dönemde ülkemize döviz kazandıran sektörleri ve üretimde dönüşümü desteklemeye, rekabet gücünü artıran yapısal adımları atmaya devam ediyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 12:42:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İTÜ Arı Teknokent patentli girişim gücüyle  öne çıkıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya imza atarak 136 girişim ile ikinci sıraya yükseldi. İTÜ ARI Teknokent'in bu yükselişi, sürdürülebilir inovasyon stratejilerinin ve girişimcilik ekosistemine sağlanan çok yönlü desteklerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.İTÜ ARI Teknokent'in sıralamadaki yükselişinin arkasında, 2022 yılında kurulan ARI Teknoloji Transfer Ofisi (ARI TTO) ile birlikte sistematik hale gelen patent mentorluğu programları ve fikri mülkiyet odaklı destek mekanizmaları yer alıyor.Girişimcilere sunulan birebir danışmanlık süreçleri, fikirlerin yalnızca geliştirilmesini değil; aynı zamanda korunabilir ve ticarileşebilir çıktılara dönüşmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, teknoparktaki inovasyon kapasitesini doğrudan güçlendiriyor.İTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren ARI TTO, girişimlerin fikri mülkiyet süreçlerini uçtan uca kurguluyor ve yönetiyor. Fikri mülkiyet farkındalığı oluşturulmasından patent stratejisinin belirlenmesine ve ticarileşme sürecinin hızlandırılmasına kadar uzanan bu yapı, geliştirilen teknolojinin ekonomik değere dönüşmesini mümkün kılıyor.Bu sayede girişimler yalnızca patent üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri teknolojiyi pazara taşıyarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde ediyor."Patent sürecini yönetmeyen girişim, ticarileşmede zorlanır"İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Girişimcilerin patent süreçlerini yalnızca teşvik etmekle sınırlı kalmıyoruz. Bu sürecin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi için aktif destek sağlıyoruz. Özellikle finansmana erişimde yaşanan zorlukları aşmaya yönelik çözümler geliştiriyor, girişimlerin ihtiyaç duyduğu kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. Patent ve lisanslama süreçlerini tamamlayan girişimler, doğrudan ticarileşmeye odaklanarak geliştirdikleri teknolojiyi pazara daha hızlı sunabiliyor. Bu nedenle fikri mülkiyet üretimi ve finansmana erişim, girişimlerin büyümesinde iki kritik kaldıraç görevi görüyor. Kurulan bütüncül yapı sayesinde girişimler yalnızca teknoloji geliştirmiyor; bu teknolojiyi ticarileştiriyor ve rekabet gücü yüksek şirketlere dönüşüyor."Patent üretimi yatırım performansına yansıyorBu yıl yedincisi yayımlanan rapora göre, İTÜ ARI Teknokent girişimleri "Yatırım Alan Patentli Startup Firmaları" listesinde de güçlü bir performans sergiledi. Listede yer alan 35 girişimin 13'ünün bu ekosistemden çıkması, kurulan yapının yatırım üretme kapasitesini açık biçimde ortaya koydu.Listenin zirvesinde yer alan RePG Enerji, yatırım alan patentli startup'lar arasında da ilk sırada konumlanarak dikkat çekici bir başarı elde etti. Bununla birlikte Büyütech'in ilk üçte yer alması, İTÜ ARI Teknokent'in güçlü ve dengeli girişim portföyünü bir kez daha ortaya koydu.RePG Enerji küresel ölçekte konumlandıİTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren RePG Enerji Sistemleri, Triadik Patent Şampiyonu Firmalar listesinde yer aldı. Bu başarı, şirketin yenilenebilir enerji alanında geliştirdiği teknolojilerin küresel ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. RePG Enerji, yüksek katma değer üreten ve uluslararası rekabet gücü taşıyan girişimlerin güçlü bir örneğini temsil ediyor.Ölçek, model ve somut çıktı bir aradaİTÜ ARI Teknokent, bugün 420'nin üzerinde aktif Ar-Ge firması ve bugüne kadar desteklediği 5.500'ün üzerinde startup ile Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Bu girişimlerin 2.000'den fazlası faaliyetini sürdürüyor.Bu ölçek, yalnızca büyüklüğü değil; sürdürülebilir başarı üretme kapasitesini de gösteriyor. Patentli girişim sayısında elde edilen 2'ncilik ve yatırım alan girişimler içindeki güçlü temsil, bu yapının somut çıktıları arasında yer alıyor.Girişimciliği, akademiyi ve sanayiyi aynı sistem içinde buluşturan model; fikir aşamasından ticarileşmeye uzanan bütüncül bir yapı sunuyor. Bu sistem, girişimlerin teknoloji üreten ve rekabet avantajı kuran şirketlere dönüşmesini sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 09:27:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Hizmet ihracatındaki konumumuzu daha da güçlendireceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemeye devam ediyoruz. Hizmet ticaret fazlası 63 milyar dolara ulaşarak bu alandaki potansiyelimizi açıkça ortaya koymaktadır. Birçok hizmetlerde kazancın tamamının ülkemize getirilmesi şartıyla, vergi indirimini yüzde 100&#39;e çıkararak yüksek katma değerli hizmet ihracatındaki küresel konumumuzu daha da güçlendireceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 01 May 2026 12:50:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi.&#34;Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır&#34; ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi.- &#34;Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir&#34;Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, &#34;Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir.&#34; değerlendirmesinde bulunuldu.Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı:&#34;KOSGEB aracılığıyla KOBİ&#39;lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi&#39;nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır.&#34;- &#34;Türkiye önemli bir potansiyele sahip&#34;EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ&#39;lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, &#34;Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır.&#34; bilgisi verildi.Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:&#34;İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Apr 2026 15:16:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi bir üs oldu"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da yer aldı.Açılışta konuşan Yılmaz, küresel ekonominin, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiğine, jeopolitik gerilimlerin birçok bölgede yoğunlaştığına dikkati çekti.İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanma riski ve ABD&#39;nin sürece dahil olmasının zaten kırılgan olan ortam üzerinde ilave baskı oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, bu gelişmelerin enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve küresel finansal koşulları doğrudan etkilediğini söyledi.Yılmaz, bu parçalanmış küresel ortamda dayanıklılık, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesinin küresel yatırımların yönünü belirleyen temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:&#34;Türkiye bu ortamda güven ve disiplinle yol almaktadır. Bölgemizdeki gelişmelerin ekonomimiz üzerindeki muhtemel etkilerini sınırlamak ve piyasaların düzenli ve sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri hayata geçiriyoruz. Makro ekonomik istikrarı korurken üretim altyapımızı güçlendirmeye ve dayanıklı büyüme patikamızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye yatırım ve sanayi faaliyetleri açısından istikrarlı, öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik kabiliyetleri ve küresel değer zincirlerine derin entegrasyonuyla ülkemiz yatırımcılar için rekabetçi ve köklü bir ekosistem sunmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu&#39;nun kesişim noktasında bulunan stratejik coğrafi konumumuz küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline gelmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Apr 2026 13:53:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik risk ve enflasyon endişesi etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin korunmasına neden olurken enerji fiyatlarından kaynaklı enflasyon endişeleri fiyatlamalar üzerinde belirleyici etkisini gösterdi.ABD-İran müzakerelerinin yeniden başlayıp başlamayacağına yönelik haber akışı piyasalarda temkinli seyri beraberinde getirdi. Haftanın son işlem gününde ABD tarafından gelen müzakerelerin tekrar başlatılmasına yönelik adımlar emtia piyasalarında risk iştahını kısmen destekledi.Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pakistan&#39;ın başkenti İslamabad&#39;da yapılması beklenen ABD-İran görüşmelerine ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner&#39;in katılacağını, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance&#39;in ise toplantıya gitmeyeceğini açıkladı.Leavitt, Trump&#39;ın ulusal güvenlik ekibiyle müzakere sürecini yakından izleyeceğini ve ortaya çıkacak tabloya göre her türlü aksiyonu alabileceğini ifade etti.Öte yandan, Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin gölgesinde gelecek hafta gözler ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararına çevrildi.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in gelecek hafta politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Orta Doğu&#39;daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi, Fed&#39;e yönelik bu yılki faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinde etkili oluyor.Jeopolitik gerilimlerin odakta olduğu süreçte Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın sözle yönlendirmelerinin, Fed&#39;in gelecek döneme ilişkin yol haritasına ışık tutması bekleniyor. Powell&#39;ın enerji fiyatları, enflasyon görünümü ve para politikasına ilişkin vereceği mesajların başta altın olmak üzere değerli metaller, petrol ve baz metaller üzerinde etkili olabileceği öngörülüyor.Analistler, söz konusu faiz kararının alınacağı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının, Powell&#39;ın görev süresi dolmadan önce yapacağı son toplantı olarak da öne çıktığını kaydetti.- Değerli metallerde güçlü dolar ve yüksek faiz baskısı öne çıktıDeğerli metaller, haftayı Orta Doğu&#39;daki gelişmelere ilişkin endişelerin, büyük merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentileri olumsuz etkileyebileceği öngörüsüyle negatif seyirle tamamladı.ABD-İran hattında müzakere sürecine ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişeleri petrol fiyatlarını desteklerken enerji maliyetlerindeki yüksek seyir küresel enflasyon beklentilerini artırdı. Bu durum, büyük merkez bankalarının faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.Faiz indirim beklentilerinin zayıflamasıyla dolar endeksinde toparlanma ve ABD tahvil faizlerinde yükseliş görülürken faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluştu.Analistler, jeopolitik risklerin altın başta olmak üzere güvenli liman varlıklarını desteklediğini ancak güçlü dolar ve yüksek faiz beklentilerinin hafta genelinde fiyatlamalarda daha belirleyici olduğunu kaydetti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 4,5, paladyumda yüzde 4,5 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde Çin verileri ve arz endişeleri izlendiBaz metallerde ise bu haftada, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler fiyatlamalar üzerinde etkili olurken yatırımcıların odağı Çin ekonomisine yönelik makroekonomik verilere çevrildi.Çin&#39;de mart ayına ilişkin açıklanan makroekonomik veriler, sanayi tarafında büyümenin sürdüğüne ancak iç talep ve yatırımlarda ivme kaybının devam ettiğine işaret etti.Ülkede sanayi üretimi martta yıllık bazda yüzde 5,7 artarken perakende satışlardaki artış yüzde 1,7&#39;ye geriledi. Sabit varlık yatırımları da yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,7 artarak beklentilerin altında kaldı.Nikelde haftalık yükselişte arz endişeleri ve piyasa dengesine ilişkin beklentiler etkili oldu. Arz fazlasının azalabileceğine yönelik haber akışı ve paslanmaz çelik talebinde toparlanma beklentileri nikel fiyatlarını hafta boyunca destekledi.Alüminyumda ise enerji yoğun üretim yapısı ve Orta Doğu kaynaklı lojistik riskler fiyatların yükselmesinde etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin taşımacılık riskleri, enerji ve navlun maliyetleri üzerinden fiyatlamalara yansıdı.Bakırda ise Çin talebine ilişkin karışık sinyaller ve küresel büyüme görünümüne dair belirsizlikler satış baskısını artırdı. Hafta içinde risk iştahındaki toparlanma bakır fiyatlarını zaman zaman desteklese de haftalık bazda düşüş görüldü.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 6,3, çinkoda yüzde 1,3 ve alüminyumda yüzde 1,2 arttı. Bakırda yüzde 0,8 gerileme görülürken kurşunun fiyatı yatay seyretti.- Brent petrolde Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı etkili olduEnerji piyasasında tamamlanan haftada, Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı fiyatlamalarda belirleyici oldu.ABD-İran hattında müzakere sürecine yönelik çelişkili açıklamalar petrol arzında kesinti yaşanabileceği endişesini artırırken deniz taşımacılığına ilişkin riskler de Brent petrol fiyatlarını destekledi.Hürmüz Boğazı&#39;nın küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması, piyasalarda arz güvenliği hassasiyetini artırdı. Bölgeden geçen enerji sevkiyatına ilişkin risklerin yükselmesiyle petrol fiyatlarına jeopolitik risk primi eklendi.Haftanın bazı günlerinde müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik haber akışı fiyatlarda sınırlı gevşeme yaratsa da hafta genelinde arz kaygıları fiyatlardaki yüksek seyrin korunmasına neden oldu.ABD doğal gaz piyasasında ise petrol piyasasından farklı olarak iç dinamikler öne çıktı. Stokların beklentilerin üzerinde artması fiyatlardaki yukarı yönlü hareketi sınırlarken LNG ihracat talebine ilişkin beklentiler ve dönemsel hava koşullarına bağlı tüketim görünümü fiyatları destekledi.Bu gelişmelerle haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 13,5, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik maliyetleri etkili olduTarım emtialarında ise Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki yükseliş, lojistik maliyetleri ve hava koşulları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı petrol fiyatlarında dalgalanmayı artırırken gübre, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden tarım ürünlerinde maliyet baskısını öne çıkardı.Buğday fiyatlarındaki yükselişte, ABD&#39;de kışlık buğday ekili alanlarda kuraklık riskinin sürmesi etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, kışlık buğdayın yalnızca yüzde 30&#39;unun &#34;iyi/çok iyi&#34; durumda bulunması, üretim kalitesine ilişkin endişeleri artırdı. Buna karşın Rusya&#39;nın buğday ihracat vergisini sıfırlaması ve üretim tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi, küresel arz tarafında fiyatları sınırlayan unsur oldu.Mısır fiyatları, güçlü ihracat talebi ve enerji piyasalarındaki yükselişten destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,3 artarken pirinçte yüzde 2,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,5 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 4,6 ve kahvede yüzde 3,7 artarken pamukta yüzde 0,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,8 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 11:17:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın Çin&#39;e olan bağımlılığını ortaya çıkardı. Geçen yıl uygulamaya konulan Trump&#39;ın gümrük vergileri ise bu bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdı.ABD ve İsrail&#39;in 28 Şubat&#39;ta başlattığı İran savaşı ise başka bir zayıflığı daha ortaya koydu: Petrol, doğal gaz ve gübre gibi kritik hammaddelerin tedarikinde yaşanan kesinti küresel ticareti hızla etkisi altına alıyor.Uluslararası Enerji Ajansı, geçen ay dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10&#39;unun ve küresel sıvılaştırılmış doğal gazın beşte birinin piyasadan çekildiğini belirterek, bunu küresel enerji piyasası tarihindeki en büyük kayıp olarak nitelendirdi.Önce talep, ardından arz şokuPandemi geniş çaplı bir talep şoku yaratırken, Trump&#39;ın gümrük vergileri tedarik zincirlerinde kalıcı bir değişime yol açtı. İran savaşı ise enerji ve emtia sektörlerinde ciddi bir arz darbesine neden oldu.ABD merkezli küresel yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman&#39;ın ortağı Sebastian Janssen, bu şokların niteliği farklı olsa da şirketler üzerindeki etkilerinin benzer olduğunu söylüyor. Tedarik zinciri analisti DW&#39;ye yaptığı değerlendirmede, &#34;Covid, üretim merkezlerine olan bağımlılığı ortaya çıkarırken, Hürmüz ise ulaşım koridorlarına ve enerji girdilerine olan aşırı bağımlılığa dikkati çekti&#34; diyor.Pandemi sırasında fabrikalar kapandı, gemiler büyük limanlarda yığıldı ve stokları düşük tutarak parçaların tam ihtiyaç duyulduğu anda gelmesine dayanan &#34;tam zamanında üretim (just in time) sistemleri çöktü. Yine de enerji fiyatları nispeten sabit kaldı. Bu sefer ise enerji dışı ticaret nispeten daha iyi dayandı.Tedarik zinciri uzmanı ve ABD merkezli LMA danışma şirketinin başkanı Lisa Anderson, arka arkaya meydana gelen krizlerin birçok şirketin risk değerlendirme yöntemlerini değiştirdiğini düşünüyor:&#34;Covid, şirketleri ihtiyaç duydukları anda tedarikin kendiliğinden gelmesine güvenemeyecekleri bir noktaya getirdi. İran&#39;daki savaş, bunun tek seferlik bir olay olmadığını gösteriyor.&#34;Hürmüz kaynaklı aksaklıklar henüz zirveye varmadıAncak petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artış, -mal ticaretinde daha geniş çaplı aksaklıklar için hâlâ risk olması nedeniyle- hükümetleri enflasyon tahminlerini revize etmeye zorluyor.Geçen ay, gemicilik şirketlerinin bir kez daha aniden rotalarını değiştirmeleri gerekti. Bundan bir önceki rota değişikliği 2023-2024 yıllarında Yemen&#39;deki Husilerin Kızıldeniz&#39;den geçen gemilere saldırması nedeniyle olmuştu.Eskiden Hürmüz Boğazı&#39;ndan geçebilen tankerler, artık Güney Afrika&#39;daki Ümit Burnu&#39;ndan dolanarak geçiyor. Bu durum, birçok seferin mesafesini binlerce deniz mili ve süresini iki haftaya kadar uzatıyor.Ortadoğu&#39;daki gemiler için savaş riskiyle ilgili sigorta primleri hızla yükseldi ve her bir nakliyeye birkaç milyon dolarlık ek maliyet getirdi. Bu maliyetler, enerji, kimyasallar ve imalat ürünlerinin fiyatlarının şimdiden yükselmesine yol açıyor.Etkinin boyutu henüz belli değilAncak artan maliyet, sorunun sadece bir parçası. Janssen, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin zor olduğunu, çünkü kesintinin tam etkisinin henüz tam olarak hissedilmediğini söylüyor:&#34;Bu kıtlığın etkileri, şirketlerin çok katmanlı tedarik zincirlerinde hâlâ yayılmaya devam ediyor. (...) Boğaz yeniden tamamıyla açıldıktan sonra etkilerin tam olarak ortaya çıkması ve tedarik zincirlerinin istikrar kazanması aylar sürecek.&#34;13 ülkede 6 bin şirketle yapılan bir ankete göre, şirketlerin yaklaşık üçte ikisi savaş nedeniyle tedarik zincirindeki yeni aksaklıklar ile enerji ve emtia fiyatlarındaki artıştan endişe duyuyor.Almanya merkezli Allianz Grubu&#39;nun ticaret araştırma kolu Allianz Trade tarafından 8 Nisan&#39;da yayımlanan araştırma, şirketlerde &#34;reshoring&#34; veya &#34;nearshoring&#34; olarak adlandırılan, yani üretim ve tedarikçileri kendi ülkesine veya komşu ülkelere yaklaştırma uygulamasını hızlandırma planlarında bir artışa dikkat çekti. Bu eğilim özellikle Avrupa&#39;da belirgin bir şekilde göze çarpıyor.Anderson, &#34;Tıkanmayı engellemenin bir yolu da üretimi müşterilerin olduğu yere getirmek&#34; diyor.Jeopolitik riskler artık stratejik olarak görülüyorHürmüz Boğazı&#39;ndaki geçici aksaklığın ötesinde, küresel ticaret modellerindeki bazı değişiklikler artık kalıcı hale gelmiş olabilir.Anket sonuçlarına göre, savaşlar ve gümrük vergileri de dahil olmak üzere jeopolitik riskler, şirketlerin üçte ikisi için &#34;en büyük endişe kaynağı&#34; haline geldi. Bu oran 2025&#39;ten bu yana keskin bir artış gösteriyor.Çin&#39;e büyük ölçüde bağımlı olan şirketler, riski azaltmak amacıyla tedarik zincirlerine en az bir ülke daha ekleyerek, ticarette giderek daha fazla &#34;+1&#34; veya &#34;+2&#34; yaklaşımını benimsiyor. Hindistan, Endonezya, Vietnam ve Malezya bu durumdan en çok yararlanan ülkeler olurken, araştırmalar üretim merkezi olarak Avrupa&#39;ya ilginin arttığını da gösteriyor.&#34;Tam zamanında üretim&#34; yaklaşımı giderek yerini &#34;ihtiyati tedarik&#34; (Just in case) yaklaşımına bırakıyor. Tedarik zinciri yazılımı devi GEP&#39;in Mart 2026 tarihli Küresel Tedarik Zinciri Oynaklık Endeksi&#39;ne göre, fabrikalar tampon stoklarını yeniden artırıyor. Emniyet stokları ise son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Bu durum, şirketlerin belirsizliğe ve olası kıtlıklara karşı önlem almak için çabaladıkları pandemi ve Trump&#39;ın gümrük vergileriyle ilgili süreçlerde gözlemlenen eğilim ile benzerlik gösteriyor.Şirketler, Tayvan&#39;daki gerginliklerden Kore Yarımadası&#39;ndaki istikrarsızlığa kadar, muhtemelen yeni jeopolitik sarsıntılarla dolu bir geleceğe hazırlanırken, birçoğu gerçek dayanıklılığın tüm tedarik ağında esneklik, yedeklilik ve daha güçlü stratejik ortaklıklar gerektirdiği sonucuna varmış görünüyor.Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi&#39;nin ekonomi araştırma başkanı John Sfakianakis, yakın zamanda kaleme aldığı bir makalede, günümüzde ekonomik kırılganlığın bağımlılıktan çok enerji, finans, lojistik ve politik uyum gibi &#34;birbiriyle bağlantılı sistemler arasındaki dayanıklılıkla&#34; ilgili olduğunu söylüyor.Stakianaksi, İran savaşının, &#34;bölgesel bir çatışmadan çok uluslararası sistemin baskı altında nasıl işlediğine dair bir stres testi&#34; niteliğinde olduğunu belirtiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 09:35:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fiyat istikrarını sağlamaya devam edeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji maliyetleri etkili oldu. Yaşanan petrol fiyat şokuyla küresel ölçekte enflasyonist baskılar artarken, beklentilerde bozulma gözleniyor. Artan enerji fiyatlarının ülkemizde de enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için ön koşul olan fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 24 Apr 2026 17:05:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enflasyon düşerse büyüme katlanır"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek, "Kalıcı, yüksek, sürdürülebilir büüymenin formülü düşük enflasyondur" ifadelerini kullandı.Küresel ekonominin kısa vadede savaşın beraberinde getirdiği önemli bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu, ekonomi yönetiminin de bunu yönettiğini dile getiren Şimşek, "Enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik söz konusu değil" diye konuştu.Şimşek, küresel görünümü hem de Türkiye'nin ekonomi programını ele alacağını belirterek, küresel belirsizlik endeksinin tarihin en yüksek seviyelerine yakın olduğunu vurguladı.Dünya ekonomisinin yalnızca belirsizliklerle değil, aynı zamanda jeopolitik riskler, kutuplaşmalar ve gerilimlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şimşek, kısa ve orta vadede önemli kırılmaların yaşandığını dile getirdi. Savaşların makroekonomik etkilerine dikkat çeken Şimşek, enflasyon ve büyüme kaybı endişelerinin öne çıktığını ve savaşların adeta "yeni normal" haline geldiğini ifade etti.Artan jeopolitik gerilimlerle birlikte emtia fiyatlarında yükseliş yaşandığını ifade eden Şimşek, belirsizliklerin yüksekliği nedeniyle IMF ve Dünya Bankası'nın dahi ancak senaryo analizleri yapabildiğini belirtti.&#34;Küresel talep koşulları güçlü değil&#34;Ticaret ortaklarında büyümenin zayıflamasının ihracat üzerinde baskı yaratacağını dile getiren Şimşek, "İhracatta tıkanma en kolay söylem" dedi. İhracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu vurgulayan Şimşek, mevcut küresel talep koşullarının güçlü olmadığını ifade etti."İkinci Çin şokunu konuşmamız gerekiyor" diyen Şimşek, Çin'in üretim kapasitesi, teknoloji ve ölçek açısından küresel ticarette belirleyici bir aktör haline geldiğini söyledi. Çin'de iç talebin zayıf olduğunu ve kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini belirten Şimşek, bu durumun diğer ülkeler üzerinde baskı yarattığını ifade etti.Küresel ticarette korumacılığın 2008 sonrası hızla arttığını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu süreçte nasıl konumlanması gerektiğine odaklandıklarını söyledi. Türkiye'nin enerji ve ticaret koridorlarında stratejik bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, Asya ile Avrupa'yı bağlayan Orta Koridor'un güçlendirilmesine yönelik yatırımların sürdüğünü dile getirdi.İstanbul'daki üçüncü köprü üzerine planlanan demiryolu bağlantısının bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu belirten Şimşek, Dünya Bankası ile bu alanda anlaşma imzalandığını söyledi. Ticarette artan parçalanmaya karşı Türkiye'nin bağlantısallığı artırmaya odaklandığını vurguladı.Hizmet ticaretinde henüz korumacılık olmadığını ifade eden Şimşek, Avrupa Birliği ile iş birliklerinin siyasi nedenlerle sınırlı kaldığını ancak Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ilişkilerini güçlendirdiğini belirtti.&#34;Savaşa yönelik gelişmeler OVP'de güncellemeye neden olabilir&#34;Şimşek, Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinde deprem, KKM ve EYT'ye özellikle vurgu yaptı.Savaşa yönelik gelişmelerin OVP'de güncellemeye neden olabileceğini belirten Şimşek, "dünyaya paralel" şekilde hedeflerin revize edileceğini belirtti. 1970'lerden bu yana yaşanan en büyük enerji şoku olduğuna dikkat çeken Şimşek, 2026 yılında petrol fiyatlarındaki ortalamanın 80 dolar olmasıyla enflasyonda yüzde 2,8 ila 3,5 aralığında bir oranda, cari açık/GSYH oranında 0,7-1,1 oranında, büyümede eksi 0,5-1,2 oranında ve bütçe açığı/GSYH oranında da 0,4 oranında bir güncelleme olabileceğini belirtti."Bu program para politikasından ibaret tabi. Öyle diyorlar, profesörler ekranlara çıkıp böyle söylüyor" diyen Bakan Şimşek, programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reformlar içerdiğini belirtti.Konuşmasının sonunda son dönemdeki tartışmalara cevap olarak Bakan Mehmet Şimşek, şunları söyledi:"Bu program çalışıyor. İşe yarıyor. Sonuç verdi. Dünyadaki her program gibi mükemmel değil. Mükemmel sonuçlar vermiyor. Ancak son 2 yılda Türkiye'yi korudu, kolladı, sonuç verdi."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 13:44:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[25 yıllık inovasyon yolculuğunu yeni reklam filmiyle kutluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının öğrencilik yıllarından iş hayatına, ilk ev heyecanından en büyük aile kutlamalarına kadar her dönüm noktasına eşlik eden büyük bir başarı hikâyesine dönüştü.2003 yılında Türkiye'ye ilk Eurovision birinciliğini getiren "Everyway That I Can" şarkısının reklam için özel olarak yeniden yorumlanan versiyonu eşliğinde ekrana gelen film, nostaljik bir bilgisayar monitöründe açılan ilk sipariş ekranıyla başlıyor. Yıllar önce bir masaüstü bilgisayarın başında başlayan serüven, bugün mobil uygulamayla hayatın her anına saniyeler içinde dâhil oluyor.Düğünden tekneye, derbiden mahalleyeFilmde Yemeksepeti kuryeleri alışıldık ev ve ofis sahnelerinin dışına çıkarak bir düğünde pasta kesilirken, evde maç izlenirken, açık denizdeki bir tekneye teslimat yaparken görülüyor. 2022 yazında jet ski ile teslimat uygulamasını hayata geçiren ilk marka olan Yemeksepeti, bu sahnede sektördeki öncü ve inovatif kimliğine atıfta bulunuyor. Yemeksepeti'nin 20. yıl reklam filminde yer alan çiftin, 25. yıl kutlamalarında bu kez düğünlerine tanıklık edilmesi, markanın kullanıcılarıyla birlikte büyüdüğünü simgeleyen nostaljik bir devamlılık sürprizi olarak öne çıkıyor.Yemeksepeti'nin yemek siparişinin ötesine geçen hizmet ağını, marketlerle genişleyen yapısını görünür kılan filmde, her detay titizlikle işlendi. Reklamda yer alan kedi görseli ise Yemeksepeti'nin ofis kedisi "Yemek"in yapay zekâ teknolojisiyle çalışan özel bir modellemesi olarak hikâyeye samimi bir dijital dokunuş katıyor."Keyfin Yerine Gelsin" 25. yılda da merkezdeMarkanın sevilen sloganı "Keyfin Yerine Gelsin", 25. yıl filminde de dikkat çekiyor. Film, Yemeksepeti'nin 2001'deki mütevazı başlangıcından bugün 81 ilde milyonlarca kullanıcıya ulaşan hızlı ticaret platformuna dönüşümünü bir kuşak hikâyesi olarak aktarıyor. Türkiye'nin kolektif hafızasındaki en keyifli anlardan biri olan 2003 Eurovision zaferinin melodisi, Yemeksepeti'nin 25 yıllık yolculuğundaki keyif katma misyonuyla duygusal bir köprü kuruyor.Çeyrek asırlık tecrübe gerçek bir "Everyday App" vizyonuyla buluşuyorDelivery Hero'nun global stratejisiyle paralel olarak, önümüzdeki süreçte Yemeksepeti'ni bir sipariş platformunun ötesine taşıyarak gerçek bir "Everyday App"e dönüştürmeyi hedefleyen marka, 25 yıldır süregelen kullanıcı odaklı yaklaşımını yeni nesil hızlı ticaret anlayışıyla güçlendiriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 12:58:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Almanya'daki durgunluk Türkiye'yi vurabilir"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman zaman durgunluk sinyalleri veriyor.Almanya'da yaşanan bu zayıf performansın arkasında üç temel unsur öne çıkıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası artan enerji maliyetleri, küresel talepteki düşüş ve buna bağlı olarak sanayi üretimindeki gerileme ekonomiyi baskılıyor. Özellikle ülkenin lokomotifi olan otomotiv ve makine sanayilerinde ciddi bir yavaşlama gözleniyor.Sanayi üretimi yavaşladıSanayi üretimi, 2000'li yılların başındaki güçlü büyüme performansından uzaklaşırken, son yıllarda neredeyse yerinde sayıyor. Çin kaynaklı rekabetin artması ve elektrikli araç dönüşümünün yüksek maliyetleri de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Artan üretim maliyetleri nedeniyle bazı şirketlerin üretimlerini başka ülkelere kaydırması dikkat çekiyor.Öte yandan, enflasyonu kontrol altına almak isteyen Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımları da yatırımları yavaşlatan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Demografik sorunlar da Almanya ekonomisinin önündeki bir diğer kritik başlık. Nüfusun yaşlanması, iş gücü açığını büyüterek uzun vadeli büyümeyi sınırlıyor.Eğilmez'e göre Almanya'nın Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluğa girmesi düşük ihtimal olsa da benzerlikler dikkat çekiyor. Düşük doğurganlık, yaşlanan nüfus ve sanayi ihracatına dayalı ekonomik yapı bu benzerliklerin başında geliyor. Buna karşın Almanya'nın göç alabilen yapısı ve Avrupa Birliği içindeki konumu önemli avantajlar sağlıyor.Durağan ekonomi riskiEn olası senaryoda Almanya'nın sert bir kriz yerine uzun süre düşük büyüme patikasında kalacağı öngörülüyor. Yüzde 1 civarındaki büyüme oranları, ekonominin daha durağan bir yapıya bürünmesine neden olabilir.Bu gelişmeler Türkiye açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, ihracatının yaklaşık yüzde 9'unu Almanya'ya gerçekleştirirken, ithalatının da yüzde 7'sini bu ülkeden yapıyor. Yaklaşık 6 milyar dolarlık dış ticaret fazlası bulunan bu ilişkide Almanya'daki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat performansını doğrudan etkileyebilir.Ayrıca Almanya'nın Avrupa Birliği içindeki belirleyici rolü, sorunun etkisini büyütüyor. Türkiye'nin ihracatının yüzde 40'tan fazlasının Avrupa Birliği'ne yapılması, Almanya ekonomisindeki zayıflamanın dolaylı etkilerini daha da artırıyor.Eğilmez, Almanya'nın bu süreci daha sağlıklı yönetebilmesi için göç politikalarının etkin kullanılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, elektrikli araç dönüşümünün hızlandırılması ve iç talebin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu adımların yalnızca Almanya için değil, Türkiye gibi güçlü ticari bağları olan ülkeler için de belirleyici olacağı ifade ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 01:31:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında barışa ilişkin fiyatlamalar öne çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını genel olarak pozitif etkiledi.Petrol tedarikine ilişkin endişelerin azalmasıyla enflasyonist baskıların hafifleyeceğine ve faiz indirimlerine zemin oluşacağına yönelik iyimserlik, altın fiyatlarını desteklerken onsu haftayı yüzde 1,8 artışla tamamladı.Fiyatlar, ons bazında gümüşte yüzde 6,7, platinde yüzde 3,1 ve paladyumda yüzde 3 arttı.Hindistan bankalarının yurt dışı tedarikçilere altın ve gümüş siparişlerini durdurduklarına dair haberler de bu metallerin arzına ilişkin sıkıntıların ortaya çıkabileceğine yönelik öngörülere yol açtı ve fiyatlardaki artışta etkili oldu.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metallere bakıldığında ise tezgah üstü piyasada bu hafta fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 3,8, alüminyumda yüzde 1,8, kurşunda yüzde 2,3, nikelde yüzde 4 ve çinkoda yüzde 3,3 arttı.Orta Doğu&#39;da barış beklentisinin enerji şokuna bağlı enflasyon ve küresel yavaşlama endişesini hafifletmesi, baz metallerdeki sert yükselişte etkili oldu.Bölgedeki gelişmelere ilişkin olumlu haber akışına karşın alüminyumda devam eden arz endişeleri nedeniyle fiyatlar arttı.Küresel alüminyum piyasası, ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;ndan kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi, fiyatlardaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Hürmüz Boğazı&#39;nın tüm ticari gemilerin geçişine tamamen açık olacağının açıklanmasının ardından hafifleyen arz endişeleriyle bu hafta Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4, Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 11,2 azaldı.- Tarım grubunda iklimsel etkiler ve hasat tahminleri etkili olduChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 5, mısırda yüzde 1,4, pirinçte yüzde 2,8 artış kaydederken soya fasulyesinde yüzde 0,7 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;de libre bazında fiyatlar, pamukta yüzde 3,7 artarken şekerde yüzde 0,7 ve kahvede yüzde 3,9 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 1,4 düşüşle tamamladı.Pamuğun libre fiyatı, 0,7992 dolarla yaklaşık 2 yılın en yüksek seviyesini gördü.Bu arada, ABD&#39;deki kuraklık ve don riski buğday, mısır, pirinç ve pamuk fiyatlarında yükselişe neden oldu. Petrol fiyatlarındaki düşüş, şeker fiyatlarındaki gerilemede etkisini gösterdi.Brezilya&#39;da şeker ve kahve hasadının güçlü olacağına dair tahminler de bu ürünlerin fiyatlarının düşmesine yol açtı. Fildişi Sahili&#39;nin kakao bölgelerinde mart-ağustos ara mahsulü verimli geçti.Analistler, elverişli hasat görünümü nedeniyle sert düşüşten fiyatların toparlanmasının zor olduğu yorumunda bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 19 Apr 2026 12:02:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yatırım araçları bu hafta da kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu 14.601,12 puana taşıdı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,48 artışla 7 bin 28 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,47 yükselişle 47 bin 338 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 487 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 2,48 artarak 11 bin 772 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,43 artarak 44,8530 lira, avro yüzde 1,33 yükselişle 53,1110 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,14, emeklilik fonları yüzde 1,90 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar, yüzde 2,81 ile &#34;hisse senedi fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 18 Apr 2026 02:57:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["COP31, taahhütlerin ötesine geçmeli"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cop31-taahhutlerin-otesine-gecmeli-6326/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cop31-taahhutlerin-otesine-gecmeli-6326/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98A601-5CADF9-6B8766-FABA56-7624AE-9864AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye&#39;nin COP31 Eylem Gündemi&#39;nin detaylarını paylaştı.İklim Eylemi için Maliye Bakanları Koalisyonu Bakanlar Toplantısı&#39;nda COP31 gündem taslağını sunduklarını bildiren Şimşek, koalisyonun Stratejik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98A601-5CADF9-6B8766-FABA56-7624AE-9864AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye&#39;nin COP31 Eylem Gündemi&#39;nin detaylarını paylaştı.İklim Eylemi için Maliye Bakanları Koalisyonu Bakanlar Toplantısı&#39;nda COP31 gündem taslağını sunduklarını bildiren Şimşek, koalisyonun Stratejik Çalışma Programı&#39;nın Türkiye&#39;nin COP31 öncelikleriyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü kaydetti.Gündemin Almanya&#39;nın Bonn kentinde kesinleşeceğini belirten Şimşek, COP31 Eylem Gündemi&#39;nin 9 öncelik etrafında şekillenmeye başladığını aktardı.Bakan Şimşek, &#34;Sıfır Atık: Döngüsel ekonomi ve metan azaltımı&#34;, &#34;Gençlik ve Eğitim: Yeşil beceriler ve iklim okuryazarlığı&#34;, &#34;Gıda Güvenliği: İklime dayanıklı tarım&#34;, &#34;Yeşil Sanayileşme: Büyümeden ödün vermeden sanayinin karbonsuzlaştırılması&#34;, &#34;Temiz Enerjiye Geçiş: Elektrifikasyon ve akıllı şebekeler&#34;, &#34;Dayanıklılık: Akdeniz&#39;den Pasifik&#39;e kadar savunmasız ekosistemlerin korunması&#34;, &#34;İklime Dayanıklı Şehirler: Sürdürülebilir altyapı ve kentsel risk yönetimi&#34;, &#34;Okyanuslar ve Denizler: Kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunması&#34;, &#34;İklim Eylemi Uygulama Mekanizması (CAIM): Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) yatırıma hazır çerçevelere dönüştürme&#34; başlıklarının bu öncelikler olduğunu bildirdi.Avustralya ile yakın işbirliği içinde çalışıldığına işaret eden Şimşek, hedefler ile eylemler arasındaki uçurumu kapatmaya odaklandıklarını vurguladı.Şimşek, &#34;COP31, taahhütlerin ötesine geçmeli ve gerçek, ölçülebilir sonuçlar ortaya koymalı. İklim eylemini büyüme, istihdam ve rekabet gücünün motoru olarak görüyoruz.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 17 Apr 2026 19:19:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Bu süreçte temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimseyeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-surecte-temkinli-ve-veri-odakli-bir-yaklasim-benimseyecegiz-9157/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-surecte-temkinli-ve-veri-odakli-bir-yaklasim-benimseyecegiz-9157/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E2BC-5009D4-E464AC-8C7DCC-EECA03-0D430C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, Institute of International Finance (IIF) tarafından Washington DC&#39;de düzenlenen &#34;Global Outlook Forum: Deglobalization and Fragmentation&#34; konulu panelde son yıllarda yaşanan küresel şokların ekonomilere ve para politikası yaklaşımlarına olan etkilerine ilişkin sorulara&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E2BC-5009D4-E464AC-8C7DCC-EECA03-0D430C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, Institute of International Finance (IIF) tarafından Washington DC&#39;de düzenlenen &#34;Global Outlook Forum: Deglobalization and Fragmentation&#34; konulu panelde son yıllarda yaşanan küresel şokların ekonomilere ve para politikası yaklaşımlarına olan etkilerine ilişkin sorulara cevap verdi.Karahan, yaşanan son krizin temelde arz yönlü bir şok olduğundan yola çıkarak şunları söyledi:&#34;Gelişmeler geçici ve nisbi fiyat değişikliklerine mi yoksa daha kalıcı ve genele yayılan bir enflasyona mı sebep olacak? Bunun ayrımını yapabilmek, merkez bankaları için önem taşıyacak. Bu anlamda ücretler ve beklentiler üzerinde ikincil etkilerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de izlenmeyi gerektirecek.&#34;Öte yandan para politikası açısından beklentiler kanalı ve kur kanalının da önemine işaret eden Hatice Karahan, TCMB olarak Orta Doğu&#39;daki şok sonrası bu kanallardan gelebilecek yayılma etkilerini önlemek amacıyla proaktif bir politika duruşu sergileyerek önlem aldıklarını belirtti.Enflasyon üzerindeki potansiyel etkilerin Orta Doğu&#39;daki savaşın ne kadar süreceğiyle yakından ilişkili olduğunu ifade eden Karahan, &#34;Bu süreçte temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemeye devam edeceğiz. Sıkı parasal duruşa ilişkin aldığımız son kararlar, özellikle beklentileri çıpalamaya dair iletişim açısından da önem taşıyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Apr 2026 09:30:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Petroldeki artış çarşı pazarı vurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/petroldeki-artis-carsi-pazari-vurdu-1868/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/petroldeki-artis-carsi-pazari-vurdu-1868/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1D9AFD-AC2A4E-6F3EEA-BE9D4E-1EFEC1-9C6A7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ&nbsp;Küresel piyasalarda yükselen petrol fiyatları, Türkiye'de iğneden ipliğe tüm fiyatları yukarı çekmeye başladı. Özellikle akaryakıt üzerinden taşımacılık maliyetlerinin artması, çarşı pazarda etiketlerin hızla değişmesine yol açtı.Jeopolitik gerilimlerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1D9AFD-AC2A4E-6F3EEA-BE9D4E-1EFEC1-9C6A7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ&nbsp;Küresel piyasalarda yükselen petrol fiyatları, Türkiye'de iğneden ipliğe tüm fiyatları yukarı çekmeye başladı. Özellikle akaryakıt üzerinden taşımacılık maliyetlerinin artması, çarşı pazarda etiketlerin hızla değişmesine yol açtı.Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle Brent petrolün yeniden yükseliş trendine girmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon baskısını artırıyor. Uzmanlara göre petrol fiyatındaki her yüzde 10'luk artış, tüketici enflasyonunu yaklaşık 1 puan yukarı taşıyor.&nbsp;ULAŞTIRMA MALİYETLERİ ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYORAkaryakıt fiyatlarındaki artışın en hızlı hissedildiği alan lojistik ve taşımacılık oldu. Nakliye maliyetlerindeki yükseliş, başta gıda olmak üzere temel tüketim ürünlerine doğrudan yansıyor.Sebze-meyveden temel gıdaya kadar birçok üründe fiyat artışlarının arkasında, artan mazot maliyetleri bulunuyor. Üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinde her halka maliyetini fiyatlara eklerken, bu durum çarşı ve pazarda hissedilen zam dalgasını büyütüyor.ENFLASYONDA YUKARI YÖNLÜ BASKI ARTIYOREkonomistlere göre petrol fiyatlarındaki yükseliş sadece doğrudan akaryakıt kalemiyle sınırlı kalmıyor. Ulaştırma, tarım ve sanayi üretim maliyetlerini artırarak geniş tabanlı bir enflasyon etkisi yaratıyor.Nitekim son analizler, petrol kaynaklı maliyet şokunun Türkiye'de enflasyonu %35-38 bandına taşıyabileceğini ortaya koyuyor.&nbsp;Akaryakıt harcamalarının tüketici sepetindeki payı sınırlı görünse de (yaklaşık %3), dolaylı etkiler çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Gıda, ulaştırma ve hizmet sektörlerinde maliyet artışı hızla fiyatlara yansıyor.&nbsp;VATANDAŞ DOĞRUDAN HİSSEDİYORArtan enerji maliyetleri sadece üreticiyi değil, doğrudan tüketiciyi de etkiliyor. Araç sahipleri daha pahalı yakıt alırken, toplu taşıma ve kargo ücretlerinde de artış gözleniyor.Benzer şekilde Avrupa'da da petrol fiyatlarındaki yükselişin ulaşım maliyetlerini enflasyonun üzerinde artırdığı görülüyor.&nbsp;ÇÖZÜM ARAYIŞLARI GÜNDEMDEHükümetin devreye aldığı "eşel mobil" sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın bir kısmı vergi üzerinden dengelenmeye çalışılsa da, küresel fiyat baskısı sürdükçe bu mekanizmanın etkisi sınırlı kalıyor.Uzmanlar, enerji fiyatlarındaki oynaklığın devam etmesi halinde çarşı pazardaki fiyat artışlarının süreceği ve enflasyonla mücadelenin zorlaşacağı görüşünde birleşiyor.Sonuç olarak: Petrol fiyatındaki yükseliş, yalnızca pompa fiyatlarını değil, sofradaki maliyeti de artırarak ekonominin geneline yayılan bir zam dalgasını tetikliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Apr 2026 07:20:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tera'dan gayrimenkule erişimi kolaylaştıracak fon]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/teradan-gayrimenkule-erisimi-kolaylastiracak-fon-8506/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/teradan-gayrimenkule-erisimi-kolaylastiracak-fon-8506/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_93E0A4-78AE23-447860-64DB88-0A4E88-31155E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_93E0A4-78AE23-447860-64DB88-0A4E88-31155E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF'lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF'nin ilk projesi, İstanbul'un yükselen değeri Sancaktepe'deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir.&nbsp;Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, "Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF'mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF'nin diğer GYF'lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1'e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız" dedi.TN1'İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ&nbsp;Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.Toplam 250 milyar TL'yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy'ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: "Diğer GYF'ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF'ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak."&nbsp;TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR"Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz" diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: "Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor."Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen "Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar" dedi.&nbsp;ALIM-SATIM NASIL OLACAK?Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL'si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon'dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAKTera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: "TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak."&#39;KAZANAN YATIRIMCI OLACAK&#39;TN1&#39;in yatırımcılarından FCR GYO&#39;nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça &#34;Türkiye'de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen'in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor&#34; dedi.Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: &#34;Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul&#39;un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe&#39;deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey&#39;in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye&#39;de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.&#34;PROJE GYF'LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYORGayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014'te SPK'nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF'ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF&#39;ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80'ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF'ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin "can suyu" özelliği taşıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 14:16:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[IMF'den küresel resesyon uyarısı: Türkiye için beklenti nasıl?]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/imfden-kuresel-resesyon-uyarisi-turkiye-icin-beklenti-nasil-3710/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/imfden-kuresel-resesyon-uyarisi-turkiye-icin-beklenti-nasil-3710/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0B046-2ED906-E2AE57-00A77D-3CBDCA-C90AC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF&#39;nin Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, petrol, gaz ve gıda fiyatlarının bu yıl ve gelecek yıl keskin şekilde artmaya devam ettiği en kötü senaryoda, küresel büyümenin 2026&#39;da %2&#39;nin altına düşebileceği öngörüldü.Raporda, &#34;Bu durum, 1980&#39;den bu yana yalnızca&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0B046-2ED906-E2AE57-00A77D-3CBDCA-C90AC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF&#39;nin Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, petrol, gaz ve gıda fiyatlarının bu yıl ve gelecek yıl keskin şekilde artmaya devam ettiği en kötü senaryoda, küresel büyümenin 2026&#39;da %2&#39;nin altına düşebileceği öngörüldü.Raporda, &#34;Bu durum, 1980&#39;den bu yana yalnızca dört kez yaşanan küresel bir resesyon için son derece kritik bir eşik anlamına gelir&#34; deniyor.En son küresel resesyon Covid-19 pandemisi sırasında yaşanmıştı.ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise BBC&#39;ye yaptığı açıklamada, &#34;İran&#39;ın Batılı başkentleri nükleer silahla vurması riskini ortadan kaldırmak için &#39;küçük bir ekonomik bedelin&#39; ödenmeye değer&#34; olduğu yorumunu yaptı.Altı hafta önce başlayan savaşta stratejik bir ticaret rotası olan Hürmüz Boğazı&#39;nın fiili olarak kapanması ve ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinden sonuç çıkmamasıyla, enerji fiyatları hızla yükseldi.IMF, &#34;Küresel ekonomi bir kez daha - bu kez Ortadoğu&#39;daki savaş yüzünden - raydan çıkma tehdidiyle karşı karşıya&#34; dedi, ve küresel ölçekte bir yavaşlamaya sebep olabilecek en ağır senaryonun, petrol varil fiyatının bu yıl ortalama 110 doları, 2027&#39;de de 125 doları görmesi olacağını belirtti.Bu öngörüler dahilinde gelecek yıl enflasyonun yüzde 6&#39;lara çıkabileceği, bunun da merkez bankalarını, fiyat artış hızını yavaşlatabilmek için, faiz artırımına zorlayabileceği aktarıldı.IMF baş ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas BBC&#39;ye, çatışmanın uzamasının enflasyonu kontrolden çıkarabileceğini, işsizliği artırabileceğini ve bazı ülkelerde gıda güvensizliğine neden olabileceğini söyledi.Gourinchas, çatışma bugün sona erse bile, petrol arzı üzerindeki etkinin 1970 petrol krizindeki kadar büyük olabileceği uyarısını yaptı. 1970&#39;te petrol üreten Arap ülkeleri, Yom Kippur savaşında İsrail&#39;i destekleyen ABD ve diğer ülkelere ambargo uygulamıştı.Ancak IMF baş ekonomisti Gourinchas, dünyanın artık petrol ve fosil yakıtlara daha az bağımlı olması sayesinde, tüketiciler üzerindeki etkinin daha sınırlı olacağını da ekledi.İran&#39;daki savaş nedeniyle petrol fiyatları varil başına 120 doları gördü ancak daha sonra geriledi, ve Salı günü ham petrol varil fiyatı yaklaşık 98,85 dolardan işlem gördü.Petrol fiyatları, 28 Şubat&#39;ta savaş başlamadan önce 70 dolar seviyesinde işlem görüyordu.Ayrıca IMF, ağır koşulların iki yıl boyunca uzun sürmesi halinde resesyon riskinin daha da artacağına dikkat çekti.Fon, &#34;çatışma gelecek birkaç hafta içinde çözülür ve Ortadoğu&#39;da enerji üretimi ve ihracat yıl ortasına kadar normale dönmeye başlarsa, 2026 için küresel büyüme oranı %3,1 seviyesine gerileyebilir&#34; öngörüsünde bulundu.2026 için büyüme tahmini %3,3&#39;tü.IMF, gelecek yıl için %3,2 olan küresel büyüme tahmininiyse değiştirmedi.Türkiye&#39;ye dair beklentiler ne?IMF raporunda Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahmininde %0.8&#39;lik bir düşüş öngörüldü; Ocak 2026&#39;da %4,2 olacağı tahmin edilen 2026 yılı büyüme öngörüsü, %3,4&#39;e çekildi.İndirime gerekçe olarak 2025&#39;te beklenenden daha zayıf ekonomik faaliyet ve yükselen petrol ve gaz fiyatlarının yarattığı baskı gösterildi.IMF 2027&#39;ye yönelik Türkiye tahminlerini de düşürdü; %4,1 olarak tahmin edilen 2027 büyüme öngörüsü, %3,5 olarak revize edildi.Enflasyon hakkında da tahminde bulunan Uluslararası Para Fonu, 2026&#39;da ortalama %28,6 olması beklenen enflasyonun, 2027&#39;de %21,4 seviyelerine düşeceğini öngördü.IMF, ekim ayında yayımlanan raporunda Türkiye&#39;nin 2026 enflasyonunu yüzde 24,7 olarak tahmin etmişti.İngiltere en çok etkilenecek gelişmiş ekonomi olabilirIMF&#39;nin tahminlerine göre dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında İran savaşı kaynaklı enerji şokundan en çok etkilenecek ülkeyse İngiltere.Fon İngiltere için 2026 yılı büyüme tahminini %1,3&#39;ten %0,8&#39;e düşürdü. Ancak ardından ülke ekonomisinin toparlanarak %1,3&#39;lük bir büyüme kaydedeceğinin tahmin edildiği eklendi.IMF tahminlerine göre Körfez&#39;deki petrol ihracatçısı ülkelerin bu yıl ekonomik büyümede keskin bir yavaşlama, hatta daralma yaşaması muhtemel.İran ekonomisinin bu yıl %6,1 küçüleceği; savaşın gelecek birkaç hafta içinde durması halinde 2027 yılındaysa %3,2&#39;lik bir toparlanma yaşayacağı öngörüldü.En büyük LNG tedarikçisi ülkelerden biri olan Katar da dahil olmak üzere bölge ülkeleri, İran füzeleri ve insansız hava araçlarının hedefi oldu.Dünyanın en büyük LNG rafinerisi olan Katar&#39;daki Ras Laffan da vurulan yerler arasında ve bir süre tam kapasiteyle faaliyete geçmesi beklenmiyor.BBC&#39;ye konuşan ABD Hazine Bakanı Bessent, ekonomik etkiden çok küresel güvenlik riskleri konusunda endişeli olduğunu söyledi.&#34;Londra&#39;ya bir nükleer silahın isabet etmesi durumunda küresel GSYH&#39;ye (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) ne olurdu diye düşünüyorum&hellip; Kısa vadeli tahminler beni uzun vadeli güvenlikten daha az endişelendiriyor.&#34;İran balistik füzelerinin Londra&#39;yı tehdit etmesi çok uzak bir ihtimal olarak görülüyor.Bessent, &#34;alabileceğiniz en büyük risk, farkında olmadığınız risktir&#34; dedi, ve ABD-İsrail saldırılarının, Batı ülkelerine yönelik İran kaynaklı nükleer saldırıların &#34;kuyruk riskini&#34; (gerçekleşme ihtimali çok düşük ancak gerçekleşmesi halinde etkileri çok büyük olabilecek risk) ortadan kaldırdığını savundu.IMF Katar ekonomisinin 2026&#39;da %8,6 daralacağını, ancak gelecek yıl %8,6&#39;lık bir büyümeyle yeniden toparlanacağını öngörüyor.Fon ayrıca, İran&#39;ın komşusu Irak&#39;ın da bu yıl savaştan ekonomik olarak etkileneceğini ve büyümenin %6,8 yavaşlayacağını tahmin ediyor. Ancak Irak ekonomisinin de 2027&#39;de %11,3&#39;lük bir büyümeyle toparlanması bekleniyor.IMF&#39;ye göre bir ülkenin ekonomik dayanıklılığı birden çok faktöre bağlı. Bunlar arasında enerji altyapısına verilen zarar, Hürmüz Boğazı&#39;na bağlılık ve alternatif ihracat güzergâhlarının varlığı var.Örneğin Suudi Arabistan&#39;ın, Basra Körfezi&#39;nden Kızıldeniz&#39;e uzanan ve günde 7 milyon varile kadar petrol taşıyabilen Doğu-Batı boru hattı bulunuyor.Raporda bu yıl Suudi Arabistan&#39;ın ekonomik büyümesi yavaşlayacak olsa da hâlâ %3,1&#39;lik büyüme öngörüldüğü, gelecek yılsa %4,5&#39;lik bir büyüme beklendiği belirtildi.IMF, &#34;önümüzdeki aylarda enerji üretimi ve sevkiyatının normale döneceği varsayımına dayanarak&#34; Ortadoğu&#39;daki petrol ihracatçılarının çoğunda gelecek yıl bir toparlanma beklendiğini aktardı.Ancak bu öngörüler çatışmanın gidişatına bağlı.Para Fonu, çatışmanın süresinin uzaması ve hasarın boyutunun yeniden değerlendirilmesi halinde bu varsayımın &#34;revize edilmesi gerekebileceği&#34; uyarısında bulundu.Çin nasıl etkilenecek?IMF, Çin ekonomisinin bu yılki büyüme öngörüsünü de %0,1 azaltarak %4,4&#39;e indirdi.2027 yılı için %4&#39;lük tahminini ise sabit tuttu.Petrol fiyatlarındaki artıştan faydalanan tek ülkeyse, IMF öngörülerine göre, Rusya.Rus ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl %1,1 büyümesi bekleniyor. Bu oran daha önce sırasıyla %0,8 ve %1 olarak öngörülmüştü.Rusya, dört yıldan uzun bir süre önce Ukrayna işgaline başladıktan sonra bir dizi ekonomik yaptırıma maruz kalmıştı.Mart ayındaysa ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının yükselmesiyle Rus petrolünün ticaretine yönelik kısıtlamaları kaldırdı.Avrupa Birliği Komisyonu&#39;nun Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, Rusya&#39;nın &#34;bu savaşın kazananı olarak çıkmaya başladığını&#34; söyleyerek, yaptırımları gevşeten ülkelere uyarıda bulunmuştu.Washington&#39;daki IMF zirvesi kapsamında düzenlenen bir etkinlikte konuşan Dombrovskis, &#34;Enerji fiyatları yüksek ve bu Rusya&#39;nın savaş makinasına ek gelir sağlıyor. Şu an Rusya&#39;ya baskıyı azaltma zamanı değil&#34; dedi.Dombrovskis ayrıca İran petrolünün 140 milyon varillik kısmına yönelik yaptırımların 30 günlüğüne geçici olarak kaldırıldığı belirtti.Trump ise İran&#39;ın ihracatını durdurmak amacıyla İran limanlarına yönelik ambargo başlattı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 12:58:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasaları Hürmüz Boğazı'na dair beklentilerle yön aradı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalari-hurmuz-bogazina-dair-beklentilerle-yon-aradi-6386/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalari-hurmuz-bogazina-dair-beklentilerle-yon-aradi-6386/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_111A1B-2A04CB-A185AD-CA85AA-C52411-9C8A0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beyaz Saray&#39;ın 8 Nisan&#39;daki açıklamasında, İran&#39;ın ateşkesi ve Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılmasını kabul ettiği belirtilerek ABD yönetiminin daha geniş kapsamlı bir barış anlaşması için müzakereleri sürdürdüğü kaydedildi.Buna karşın piyasalarda oluşan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_111A1B-2A04CB-A185AD-CA85AA-C52411-9C8A0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beyaz Saray&#39;ın 8 Nisan&#39;daki açıklamasında, İran&#39;ın ateşkesi ve Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılmasını kabul ettiği belirtilerek ABD yönetiminin daha geniş kapsamlı bir barış anlaşması için müzakereleri sürdürdüğü kaydedildi.Buna karşın piyasalarda oluşan genel algı, ateşkesin ilk şoku hafiflettiği ancak enerji arz güvenliğine ilişkin riskleri tamamen ortadan kaldırmadığı yönünde şekillendi.Hürmüz Boğazı&#39;nın küresel petrol ticaretinin yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ve rafine ürün akışı açısından da kritik önemde olması, yatırımcıların bu süreci temkinli fiyatlamasına neden oldu.Hafta içinde barış görüşmelerine ilişkin iyimserlik güç kazanırken sigorta ve navlun maliyetleri ile fiili geçiş kapasitesine ilişkin belirsizliklerin sürmesi enerji piyasalarında aşağı yönlü hareketi sınırladı.Bununla birlikte emtia piyasalarında ateşkes haberi ilk aşamada rahatlama yaratsa da fiyatlamalar kısa sürede taraflardan gelen çelişkili haber akışlarının etkisiyle dengeyi bulmaya çalıştı.Özellikle enerji altyapısındaki hasarın boyutu, Boğaz geçişlerinin hangi hızla normale döneceği ve üretim kayıplarının ne kadar sürede telafi edileceğine ilişkin soru işaretleri, emtia piyasalarında risk priminin tamamen çözülmesini engelledi.Analistler, ateşkesin kalıcı bir siyasi çözüme dönüşmesi halinde enerji tarafında daha belirgin rahatlama görülebileceğini ancak mevcut aşamada bunun için erken olduğunu ifade etti.- Merkez bankalarının mesajları ve makroekonomik veriler fiyatlamalarda etkili olduBüyük merkez bankalarından gelen mesajlar ile açıklanan makroekonomik veriler de emtia piyasalarındaki fiyatlamalarda etkili oldu.ABD Merkez Bankasının (Fed) 8 Nisan&#39;da yayımladığı 17-18 Mart tarihli toplantı tutanakları, enerji kaynaklı fiyat baskılarının enflasyon görünümü açısından risk oluşturmaya devam ettiğini ortaya koydu.Tutanaklarda, enerji şokunun manşet enflasyondan çekirdek enflasyona geçiş ihtimalinin değerlendirildiği ve bazı üyelerin gerekmesi halinde daha sıkı para politikası seçeneğine açık yaklaştığı görüldü.Avrupa Merkez Bankası (ECB) cephesinde de enerji arzındaki bozulmanın boyutu ve kalıcılığına bağlı olarak daha sıkı bir politika duruşunun gündeme gelebileceğine yönelik mesajlar öne çıktı.Çin Merkez Bankasının (PBoC) ise ilave faiz indirimi beklentilerini zayıflatan, zorunlu karşılık gibi likidite araçlarını öne çıkaran bir çerçevede izlendiği görüldü. Bankanın altın alımlarını sürdürmesi de değerli metaller tarafında destekleyici unsurlar arasında yer aldı.Makroekonomik veri tarafında ABD&#39;de mart ayı enflasyonu yıllık bazda yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalırken aylık bazda yüzde 0,9 arttı. Verinin alt kalemleri, fiyat baskılarında enerji maliyetlerinin etkili olduğunu gösterdi.ABD&#39;de şubat ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi de fiyat baskılarının enerji şoku öncesinde tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti. PCE aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 2,8 artarken, çekirdek PCE yıllık yüzde 3 oldu. Tüketim harcamaları da aylık yüzde 0,5 yükseldi.New York Fed&#39;in tüketici beklentileri anketinde 1 yıl sonrası enflasyon beklentisinin yüzde 3,4&#39;e, benzin fiyatı beklentisinin ise yüzde 9,4&#39;e çıkması, enerji kaynaklı baskıların beklenti kanalı üzerinden de izlendiğini gösterdi.Çin&#39;de martta Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık bazda yüzde 0,5 artarak uzun süredir devam eden düşüş eğilimini sonlandırdı.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,34 seviyesini görürken dolar endeksi haftalık bazda yüzde 1,4 gerileyerek 98,6 seviyesine indi.- Değerli metaller pozitif seyrettiDeğerli metallerde geçen hafta fiyatlamalarda, ABD-İran hattındaki ateşkes süreci, dolar endeksindeki gerileme ve ABD&#39;de enflasyon görünümüne ilişkin beklentiler etkili oldu. Jeopolitik tansiyondaki görece düşüş güvenli liman talebini zayıflatırken doların değer kaybetmesi ve faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi değerli metallerde yükselişi desteklediHaftanın başında, jeopolitik gerilimin enerji fiyatlarını artırarak enflasyonu besleyebileceği ve bunun Fed&#39;in faiz indirimlerini geciktirebileceği endişesiyle değerli metaller baskı altında kaldı. Altın, gümüş, platin ve paladyumda satışlar görüldü.Hafta ortasında ise yön yeniden yukarı döndü. ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes sağlandığına ilişkin haber akışı sonrası petrol fiyatlarının gerilemesiyle azalan enflasyon beklentileri ve dolar endeksinin zayıflaması, değerli metalleri destekledi.Bu süreçte altınla birlikte gümüş, platin ve paladyumda da sert yükselişler görüldü. Fiyatlamalarda, enerji maliyetlerinin düşmesinin enflasyon baskısını hafifletebileceği ve bunun Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin beklentileri yumuşatabileceği düşüncesi etkili oldu.Haftanın ikinci yarısında ise piyasalar daha temkinli bir görünüme geçti. Ateşkesin kalıcılığına ilişkin soru işaretleri sürerken taraflardan gelen çelişkili mesajlar ve ABD&#39;de açıklanan makroekonomik veriler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Çin Merkez Bankasının altın alımlarını sürdürmesi de altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı.Paladyumda ise Rusya&#39;ya yönelik olası ticari önlemler, arz endişelerini artırarak fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,1, platinde yüzde 2,7, paladyumda yüzde 1 ve altında yüzde 1,6 arttı.- Baz metallerde talep beklentisi ve arz görünümü öne çıktıBaz metallerde ise fiyatlamalarda, arz görünümüne ilişkin gelişmeler ile enerji maliyetlerinin seyri etkili oldu.ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecine ilişkin haber akışıyla enflasyon görünümündeki iyileşme, talep beklentilerini destekleyerek fiyatlar üzerinde yukarı yönlü etki yarattı.Analistler, bakır piyasasında Panama&#39;daki kapalı Cobre Panama madeninde stoklanmış cevherin işlenmesine izin verilmesinin arz tarafında ek hacim beklentisini güçlendirdiğini belirtti.Buna karşın Çin&#39;in rafine bakır ithalatındaki zayıf seyir ve yüksek stok seviyeleri, talep görünümünü baskılayarak fiyatlardaki yükselişi sınırladı.Nikel piyasasında ise çevresel ve sosyal risklerin yanı sıra üretim tarafındaki belirsizlikler izlendi.Analistler, nikel madenciliğinde ormansızlaşma ve insan hakları kaynaklı risklere karşı yatırımcı baskısının arttığını, bunun özellikle Endonezya ve Filipinler merkezli arz zincirinde maliyetleri yükseltebileceğini kaydetti.Bu gelişmelerle baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 3,1, çinkoda yüzde 2, alüminyumda yüzde 1,3 ve nikelde yüzde 1 artarken, kurşunda yüzde 1,1 düşüş görüldü.- Enerji grubunda Hürmüz Boğazı etkisi izlendiEnerji piyasalarında da ABD-İran hattındaki ateşkes süreci, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki akışın ne ölçüde normale döneceğine ilişkin haber akışı ve arz güvenliğine dair endişelerle dalgalı bir seyir izlendi.Haftanın ilk günlerinde savaş kaynaklı arz riski petrol ve doğal gaz fiyatlarını desteklerken, hafta ortasında ateşkes haberleriyle vadeli piyasalarda geri çekilme görülse de fiziki piyasalarda arz sıkışıklığının sürmesi düşüşü sınırladı.Analistler, petrol piyasasında yatırımcıların odağında, ateşkes sonrası oluşan beklentiler ile sahadaki fiili sevkiyat kapasitesi arasındaki farkın bulunduğunu belirtti.OPEC+ mayıs ayı için üretimi artırma kararı alsa da boğaz trafiğindeki aksaklıklar bu artışın piyasaya kısa sürede tam yansımasını engelledi.ABD&#39;nin Stratejik Petrol Rezervi&#39;nden piyasaya 8,48 milyon varil ham petrol ödünç vermesi de arzı desteklemeye yönelik adımlar arasında yer aldı.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 13,7, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,4 geriledi.- Tarım emtialarında jeopolitik risklerin yansımaları etkili olduTarım emtia piyasalarında ise fiyatlamaların ana eksenini, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin enerji ve gübre maliyetleri üzerinden tarımsal ürünlere yansıması ile ABD Tarım Bakanlığının (USDA) raporları oluşturdu.Soya fasulyesinde, Çin&#39;in hayvan yeminde soya küspesi kullanımını azaltmaya dönük adımları talep görünümünü baskılayan unsur olarak öne çıktı.USDA&#39;nın nisan ayı Küresel Tarımsal Arz ve Talep Tahminleri raporunda (WASDE) 2025-2026 sezonu için soya tahmini 2,575 milyar kileden 2,610 milyar kileye çıkarken ihracat tahmini 1,575 milyar kileden 1,540 milyar kileye indi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1 artarken, pirinçte yüzde 3,9, buğdayda yüzde 4,7 ve mısırda yüzde 2,5 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 6,3 ve kahvede yüzde 0,3 artarken, şekerde yüzde 7,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,5 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Apr 2026 12:05:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-kuresel-ticaretin-merkez-ulkelerinden-biri-oluyor-1718/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-kuresel-ticaretin-merkez-ulkelerinden-biri-oluyor-1718/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_694F08-302CE1-0EC85B-695AA6-9CDB05-165E5C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor."Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_694F08-302CE1-0EC85B-695AA6-9CDB05-165E5C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor."Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası" temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti.&nbsp;Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu'nun üstlendiği zirvenin açılışında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuştu.Dünyada çok büyük değişimler yaşandığını söyleyen Kacır, "Küreselleşme, serbest ticaret, liberalleşme yerini korumacılığa, yerinde üretime ve dostlardan temine bırakıyor. Çin şimdi tek başına AB ekonomisini geride bırakıyor. Önceki düzenin getirdiği sonuçlar, yeni düzenin nedenleri haline geldi. Özellikle pandemi ile dünyanın bütün coğrafyalarında korumacılık ön plana çıktı. Küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. Türkiye&#39;yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.Üretim gücünü artıracak adımlar atılacakTürkiye'nin pek çok alanda üretim kabiliyetinin arttığına değinen Kacır, "Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar otomotiv, 32 milyar dolar kimya, 29 milyar dolar makine ihracatı olan bir ülke. Askeri insansız hava aracı küresel pazarın 3'te ikisi Türkiye'nin elinde. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa'da bir numara, dünyada ikinci sırada. Türkiye, Avrupa ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla üretim gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık yatırım programımız var. Şimdiye dek elektrikli araçlar, batarya, yarı iletkenler, veri merkezi, yapay zeka, rüzgâr enerjisi, Ar-Ge, kuantum ve endüstriyel robot gibi başlıklarda dokuz çağrıya çıktık ve bu çağrıların hepsinden de adım adım neticeler almaya başladık." ifadelerini kullandı.&nbsp;&nbsp;"Savunma sanayinde gelecek 50 yılı planlıyoruz"Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi alanında Türkiye'nin önemli bir seviyeye geldiğini belirterek, şöyle konuştu:"2000&#39;li yılların başından itibaren savunma sanayinde yeni bir bakış açısıyla milli ve özgün üretimi önceliklendirerek savunma sanayinde yepyeni bir başarı hikayesi inşa ettik. 23 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye&#39;de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor. Bin 400'den fazla Ar-Ge projesi devam ediyor. 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 50 yılı planlıyoruz. Türk savunma sanayii pek çok unsurda dünyadaki ilk beş ülke arasına girmeyi başardı."Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt: "Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz"Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, zirvenin ikinci günü açılışında yaptığı konuşmada, küresel ticaret düzeninde köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, özellikle tarifelerin giderek daha fazla siyasi ve stratejik bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekti.Thorning-Schmidt, son dönemde yüksek gümrük tarifelerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir baskı unsuru haline geldiğini vurgulayarak, "Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz. Elbette ki eski Danimarka Başbakanı olarak bunu son derece açık ve net bir şekilde gördüm. Özellikle Donald Trump Grönland'ı istediğinde, Danimarka'yı destekleyen ülkelere tarifeleri artırma tehdidinde bulundu. Bu, tarifelerin bir müzakere aracı olarak nasıl kullanıldığına dair son derece tipik bir örnek." dedi.Konuşmasında Ortadoğu'daki gelişmelere de değinen Helle Thorning-Schmidt, İran ile ilgili son ateşkes sürecinin son derece kırılgan olduğuna işaret ederek kalıcı bir barış ihtimaline temkinli yaklaştığını dile getirdi. Thorning-Schmidt, özellikle İsrail'in öngörülemez politikalarının istikrarsızlığı artırdığını ifade etti.Çatışmaların yalnızca siyasi ve askeri sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda derin insani ve ekonomik etkiler yarattığını vurgulayan Thorning-Schmidt, savaşların siviller üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ve milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilediğini kaydetti."Yeni dünya düzeninin inşasında Türkiye kilit aktörlerden biri"Küresel sistemde yaşanan dönüşüm sürecinde Türkiye'nin stratejik konumuna dikkat çeken Thorning-Schmidt, şöyle devam etti:"Şu andaki ortama baktığımızda hem zorluklar hem fırsatlar bir arada. Bunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki Türkiye de bu açıdan bölgede çok özel bir konuma sahip. Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü görevi gören kritik coğrafi ve jeopolitik konumu, Türkiye'yi önemli bir merkez ve bu bölgeler arasında bir koridor haline getiriyor. Üretim, enerji ve ticari bağlantısallığın sağlanmasının yanı sıra Türkiye'nin en önemli işlevlerinden biri de bir NATO üyesi olarak bölgede barışın tesisine yönelik önemli sorumluluklar üstlenmesi. Körfez ve Orta Doğu krizlerinde bu rolün ne kadar kritik olduğunu gördük ve görüşmeler sırasında da bunu gözlemledik. Türkiye'nin umut ediyorum ki bu konumu ve önemi devam edecektir. Çünkü hem NATO üyesi olması hem de bölgeler arasında köprü görevi görmesi, bu alanda atacağı adımları daha da önemli kılıyor."Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü olmaya devam edeceğini belirten Helle Thorning-Schmidt, sözlerini şöyle tamamladı:"Sistemsel olarak baktığımızda yeni bir dünya sistemi, yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bunun nasıl bir düzen olacağına dair henüz net bir çerçeve yok. Ancak bu dönüşüm sürecinin başladığı açık. Bu süreçte birlikte hareket etmek zorundayız. Avrupa Birliği, Türkiye ve NATO arasındaki iş birliğini göz ardı edemeyiz. Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında köprü rolü her zaman önemini koruyacaktır. Tüm bunları düşündüğümüzde Türkiye'nin kilit bir rol üstlendiğini inkâr edemeyiz."Yeni nesil yatırım bankası vizyonu&nbsp;Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, zirvenin ikinci gününde açılışta yaptığı konuşmada, UEZ'in Türkiye iş dünyasının en güçlü buluşma noktalarından birisi olduğunu vurguladı. Sarpyener, "Burada üretilen fikirler salonda kalmıyor. Şirketlerin stratejilerine, sektörlerin rotasına, ülke politikalarına yön veriyor. Tera olarak bu zirvenin ana sponsoru olmak bizim için büyük bir onur. Çünkü biz de Türkiye ekonomisinin gücüne inanan ve bu inancı yatırıma dönüştüren bir grubuz. Tera, finans temelli ve teknolojiyle ölçeklenen bir yatırım platformu. 3 holding, 25 şirket, 5 halka açık şirket ve yaklaşık 1600 kişilik bir ekosistem. Aracı kurumluktan yatırım bankacılığına, portföy yönetiminden faktoringe, sigortadan teknolojiye, tarım ve gayrimenkule uzanan geniş bir faaliyet alanında değer üretiyoruz. Rakamlarla konuşmak gerekirse, yönettiğimiz varlıklar 5 milyar doları aştı. 200 bine yakın yatırımcıya hizmet veriyoruz. Şirketleri sermaye piyasalarıyla buluşturarak büyümelerine destek olduğumuz halka arzlarda yarım milyar dolar büyüklüğü geçerek bu alanda ilk üçte yer alıyoruz. Bu yılın başında 22 günde 7,2 milyar liralık 4 halka arzı tamamladık. 1,2 milyon tekil yatırımcıya ulaştık. Türkiye'den dünyaya açılan yeni nesil yatırım bankası vizyonumuzla hayata geçirdiğimiz Tera Bank&#39;ın aktif büyüklüğü sadece bir yılda 10 kattan fazla artarak 28 milyar liraya ulaştı." dedi.Türkiye, küresel sermayeyi çekebilecek güce sahipDünyanın son kırk yılın en ağır jeopolitik sınavlarından birini verdiğini anlatan Emir Münir Sarpyener, şöyle konuştu:"İran savaşı, küresel ekonominin denklemlerini bir gecede değiştirdi. Havayolu rotaları değişti, lojistik maliyetleri tırmandı, gübre fiyatlarındaki sıçrama küresel tarımı tehdit ediyor. Avrupa&#39;dan Asya&#39;ya, Afrika&#39;dan Amerika&#39;ya her ekonomi bu dalgayı hissediyor. Türkiye, bu krizde hem ABD hem de İran ile doğrudan diyalog kurabilen sayılı ülkelerden biri. Ateşkes müzakerelerinde aktif arabuluculuk yürütüyor. Bu diplomatik ağırlığın ekonomik karşılığı büyük. Körfez sermayesi yeni güvenli limanlar arıyor ve çok iyi biliyoruz ki Türkiye bu sermayeyi çekebilecek siyasi iradeye, altyapıya, insan kaynağına ve kurumsal çerçeveye sahip. Savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinde çimentodan çeliğe, lojistikten enerjiye Türkiye&#39;nin kapasitesi öne çıkacak. Biz iş dünyası olarak bu süreçte üstümüze düşeni biliyoruz. Üretmeye, yatırım yapmaya, Türkiye&#39;nin hikâyesini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 12:42:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-deger-kazandi-3824/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-deger-kazandi-3824/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3CEC30-0B1D46-C0A85F-80A936-A2F17C-04D2CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.876,31 puanı ve en yüksek 14.073,79 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 8,79 üstünde, 14.073,79 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,28 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3CEC30-0B1D46-C0A85F-80A936-A2F17C-04D2CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.876,31 puanı ve en yüksek 14.073,79 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 8,79 üstünde, 14.073,79 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,28 artışla 6 bin 858 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,27 yükselişle 46 bin 199 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 231 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 2,28 artarak 11 bin 487 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,15 artarak 44,6590 lira, avro yüzde 1,69 yükselişle 52,4150 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,42, emeklilik fonları yüzde 2,73 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar, yüzde 4,19 ile &#34;hisse senedi fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 06:36:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yastık altında 640 milyar dolar var]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yastik-altinda-640-milyar-dolar-var-4407/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yastik-altinda-640-milyar-dolar-var-4407/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3BC039-6723CD-1602B4-E29BC9-A79514-E7A476.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYHazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı zirvede küresel ekonomi, jeopolitik riskler, Türkiye'nin makroekonomik görünümü ve dezenflasyon programına ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Gramsci'nin "Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor"&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3BC039-6723CD-1602B4-E29BC9-A79514-E7A476.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYHazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı zirvede küresel ekonomi, jeopolitik riskler, Türkiye'nin makroekonomik görünümü ve dezenflasyon programına ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Gramsci'nin "Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor" sözüyle atıfta bulunarak dünyadaki büyük kırılmalara dikkat çeken Şimşek, Türkiye'nin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm sürecini detaylandırdı.SİSTEMDE OLSA KIRILGANLIK ÇOK DAHA AZ OLURDUBakan Şimşek'in konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri vatandaşın yastık altı yatırımları oldu. Güven unsuru ve savaş dönemlerindeki döviz talebine değinen Şimşek, şu ifadeleri kullandı:"Bugün bir çalışma okudum, vatandaşlarımızın yastık altındaki döviz ve altın miktarı tahmine göre 640 milyar dolar civarında. Tabii bu sistemde olsa, sistemin kırılganlığı çok daha az olurdu. Vatandaşlarımızın altına olan ilgisi tarihi bir ilgi. Ancak bu devasa kaynak maalesef sistem dışında olduğu için, Türkiye'de sermaye piyasaları ve bankacılık sistemi büyüklük itibarıyla aslında olduğundan daha zayıf görünüyor."&nbsp;TÜRKİYE ŞOKLARA KARŞI ARTIK DAHA DAYANIKLIPetrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve bölgedeki çatışmaların Türkiye'ye etkilerini de değerlendiren Bakan Şimşek, uygulanan yeni ekonomik programın rüştünü ispat ettiğini belirtti. The Economist dergisinin analizlerine de atıf yapan Şimşek, Türkiye'nin tamponlarının yüksek ve temellerinin sağlam olduğunu dile getirdi. Şimşek, "Eğer çok büyük bir şok yaşansa, faizlerde önemli bir artış ya da büyümede düşüş olsa bile kamu borcunun milli gelire oranı çok rahat bir şekilde %30'un altında kalabiliyor. Toplam borçluluğumuz düşük, şokları en az zararla atlatacağız" diye konuştu.ENFLASYONLA MÜCADELE VE PETROL ETKİSİProgramın temel önceliğinin "hayat pahalılığıyla mücadele" olduğunun altını çizen Şimşek, savaşın dezenflasyon sürecine etkilerini rakamlarla anlattı. Yılın geri kalanı için petrol beklentilerinin 81 dolar bandında olduğunu, bunun enflasyona yaklaşık 3 puanlık bir yukarı yönlü etki yaratabileceğini aktaran Bakan, Eşel Mobil sistemi ve bütçe feragatlarıyla bu etkinin 1.1 puan seviyesiyle sınırlandırıldığını vurguladı. Şimşek, dezenflasyon programının hedeflerinden sapmadığını, ancak bölgesel gerilimler nedeniyle programın üçüncü aşamasının tamamlanması için öngörülen sürenin 1.5-2 yıldan, 2-2.5 yıla uzayabileceğini ifade etti.HİÇBİR KRİZİ HEBA ETMEMELİYİZKonuşmasının son bölümünde Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve yapısal reform vizyonuna odaklanan Bakan Şimşek, kriz dönemlerinin aynı zamanda değişim fırsatları sunduğunu belirtti. Türkiye'nin enerjideki 1.1 trilyon dolarlık dışa bağımlılık faturasını düşürmek için yenilenebilir enerjiye yöneldiğini ifade eden Şimşek, sanayide istihdam yoğun sektörlerden yüksek teknolojiye geçiş yapılacağını vurguladı. Bu kapsamda HIT 30 ve YİTAK (Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi) programlarıyla 284 adet stratejik teknoloji ürününe güçlü finansman desteği sağlanacağını ve Türkiye'nin özellikle 5G ile siber güvenlik alanlarında kapasitesini artıracağını duyurdu.DEMİRYOLU YATIRIMLARINA ÖNCELİK VERECEĞİZTürkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirecek yapısal reformlara ve yeşil dönüşüm vizyonuna da değinen Bakan Şimşek, ulaştırma ve altyapı politikalarında yeni dönemin rotasını çizdi. Kriz dönemlerinin aynı zamanda bölgesel entegrasyon imkanlarını artırmak için birer fırsat sunduğuna dikkat çeken Şimşek, kapsamlı bir reform gündemiyle hareket ettiklerinin altını çizdi. Ülkenin sanayi altyapısının kişi başına düşen milli gelire oranla güçlü olduğunu ancak katma değer zincirinde daha yukarılara çıkmak için dijital ve yeşil dönüşümün şart olduğunu belirten Bakan Şimşek, bu dönüşümün en önemli ayaklarından birinin ulaşım ağı olacağını vurguladı.Türkiye'nin son 20 yılda genel altyapıya çok büyük yatırımlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Şimşek, odak noktasının raylı sistemlere kayacağının sinyalini vererek, "Şimdi demiryollarına yatırım yapacağız ki lojistik ve karbon ayak izi açısından avantaj sağlayalım" ifadelerini kullandı. Bu stratejik yönelimle birlikte, hem sanayicinin tedarik zincirindeki lojistik maliyetlerinin ve dışa bağımlılığın düşürülmesi hem de küresel ticarette giderek daha fazla önem kazanan sıfır emisyon ve karbon ayak izi kriterlerine güçlü bir şekilde uyum sağlanması hedefleniyor.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, "Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek" dedi.&nbsp;"Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık""Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz" diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:"Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye'nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023'te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3'ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye'nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.""ABD, Çin&#39;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu"Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise "Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği" başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:"2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin&#39;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından&hellip;Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu."Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti.&nbsp;Avrupa'nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, "Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum." dedi.Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.irvede konuşan Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi&nbsp;ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, savaş döneminde merkez bankalarının yürütecekleri süreç ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.Kara, dünyanın geçirdiği dönüşümün kurumlara da yansıdığını belirterek, "Bunu sembolü de merkez bankaları. Böyle dönemlerde yüksek borçluluklar ve tartışmalar büyüyecek. ABD'de Tramp merkez bankası başkanını görevden almaya çalışıyor ama yasalar buna izin vermiyor. Bu demek değil ki hep böyle kalacak. Gelişmiş ülkeler ve dünya Türkiye'yi takip ediyor. Bizim yaşadığımız süreç diğerlerinin de başına geliyor. Merkez Bankaları ülkenin stratejik hedeflerini de gözeten kurumlar haline gelecek. Savaş ortamında kutuplaşma ve içe kapanma dönemi var. Merkez bankaları da geleneksel araç bağımlılığı için de biraz daha finansal istikrara odaklanıyorlar. Ülkelere gelecek şokları bertaraf edecek ağ kurmak ve ülkenin stratejik hedefleri ile uyumlu olmak zorunda kalıyorlar. ABD merkez bankası hala eski usul devam ediyorlar ama bu değişecek. Yeni ABD merkez bankası başkan ile ABD'de çizgi dışı geleneksel olmayan tarza doğru gidecek. Bu süreçte merkez bankaları enflasyon hedefinde de ısrar etmeyecekler. Enflasyon hedefi gelişmiş ülkelerde yüzde 2. Savaş ile birlikte sanki bu yüzde 2 hedefi uzun süre yüksek bir seviyede tolere edilecek. ABD'de yüzde 3 yeni normal olabilir. Bu da küresel ölçekte uzun vadeli faziler yüksek kalmaya devam edecek" dedi.Enflasyon ile ilgili iyimser değilimMerkez bankalarının tek başına dünyayı kurtaramayacağına dikkat çeken Kara şöyle devam etti: "Maliye politikaları da önemli. Türkiye örneğinde enflasyon ile mücadele hızlı başlayabilirdi. Öyle olsaydı daha düşük bir enflasyon ile girilebilirdik savaşa. Bu yapılmadı. Ekonomi dışı aktörler ekonomiyi domine etmeye başladı. Türkiye göründüğünden dayanıklı ama uzun vadeli planlar yapabilen ülke değiliz. Ama hasar yönetiminde iyiyiz. Bunu kanıtladık. Enflasyon uzun vadeli bir planlama gerektirir ve stratejik bir şeydir. Enflasyonda ilişkin iyimser olamıyorum. Bu tek haneli enflasyona giden yolu içselleştirilmediğine inanıyorum ama dayanıklılık, büyüme ve manevra alanları konusunda iyimserim."Türkiye'nin bu kur rejiminden çıkması gerekiyorKur konusunda da görüşlerini paylaşan hakan Kara, dış şoklar nedeni ile reel kurun tahmin edilenden daha fazla değerlendirmek zorunda kaldığını söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Apr 2026 12:57:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Stopajda artış ve indirim, gündemimizde değil"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/stopajda-artis-ve-indirim-gundemimizde-degil-299/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/stopajda-artis-ve-indirim-gundemimizde-degil-299/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56D544-3E4D8A-34C46F-8A4D97-5AB276-023EEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın, özellikle Hürmüz Boğazı&#39;nın üretim ve tedarik merkezi olması nedeniyle küresel ekonomiyi derinden etkilediğine işaret eden Şimşek, &#34;Ateşkese varılmış olması memnuniyet&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56D544-3E4D8A-34C46F-8A4D97-5AB276-023EEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın, özellikle Hürmüz Boğazı&#39;nın üretim ve tedarik merkezi olması nedeniyle küresel ekonomiyi derinden etkilediğine işaret eden Şimşek, &#34;Ateşkese varılmış olması memnuniyet verici ve inşallah bu süreç suhuletle tamamlanır. Fakat bu şekliyle bile dursa tedarik zincirindeki kırılmaların kriz öncesi seviyelere geri dönmesi, ürüne göre farklılaşmakla birlikte büyük ihtimalle aylar alacak.&#34; diye konuştu.Şimşek, bu risklerin etkisiyle küresel enflasyon beklentilerinin yükseldiğini aktararak, &#34;Küresel enflasyonun yükselmesi riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü maliyetler artıyor, ham madde fiyatları artıyor.&#34; ifadesini kullandı.Enflasyon beklentileri yükseldiğinde küresel finansal koşulların sıkılaştığına ve küresel büyümeye ilişkin tahminlerin aşağı yönlü risk taşıdığına dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Risk iştahının azalması, birçok gelişmekte olan ülkeden fon çıkışını tetikliyor. Doların güçlenmesi bu dönemde önemli. Dolayısıyla büyük resme baktığınız zaman eğer bu şok devam ederse, ateşkes şu anda sağlandı ama bozulursa, petrol fiyatının 118 dolar veya üstü olması, onunla ilişkili doğal gaz, diğer ham madde fiyatları, büyük ihtimalle küresel büyümede düşüş, küresel enflasyonda yükseliş, stagflasyon, küresel resesyon riskini bile içerir. Umarım ateşkes sürdürülür, nihai bir anlaşma yapılır. Bu durumda da hızla küresel ekonomideki beklentiler olumluya döner ki şu anda baz senaryo o. Körfez&#39;de etkilenen tesislerin tadilatı, yeniden işlevsel hale gelmesi biraz zaman alsa da hızlı şekilde bence fiyatlara yansır. Nitekim dün de gördünüz. Onun için burada önemli olan bu ateşkesin devamıdır. Bununla birlikte tekrar o tedarik zincirlerinin inşasıdır.&#34;Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik temellerinin genel olarak sağlam olduğunu bildirerek, &#34;Ortalık yatışınca hangi ülkenin hikayesi var, hangi ülkenin makroekonomik politikaları sağlıklı, hangi ülkenin temel dengeleri yani bütçe dengesi, dış denge gibi hususları güçlü. Buralara bakılacak. Türkiye&#39;de risk fiyatlaması dün çok çarpıcı şekilde indi. Bu şu demektir: Aslında fiyatlanan Türkiye&#39;ye özgü bir husus değil. Türkiye&#39;nin makroekonomik temellerine bakış oldukça olumlu ama sonuçta bu önemli bir şok ve bu şokun hem bölgede hem de küresel olarak etkileri fiyatlanıyor. Onun için burada risk iştahının tekrar dönme ihtimali yüksek.&#34; değerlendirmesinde bulundu.- &#34;Geçen sene rüşdümüzü ispat ettik&#34;Türkiye&#39;nin şokları yönetme kapasitesinin iyi olduğuna işaret eden Şimşek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Geçen sene rüşdümüzü ispat ettik. Geçen sene gerek içeride gerek dışarıda çok önemli şoklar yaşandı. Bölgesel anlamda baktığımız zaman 12 günlük savaş var. Belki bugünkü gibi etkili olmadı ama o da önemliydi, ticaret savaşları mesela risk iştahını çok etkiledi, büyük bir belirsizlik yarattı. Geçen sene kuraklık şokuyla karşı karşıya kaldık. Hatta zirai don şokuyla karşı karşıya kaldık. Listeyi kabartabiliriz ama geçen sene bu program bütün bu şoklara karşı rüşdünü ispat etti. Bir taraftan da aslında bizim şokları yönetme kapasitemizin gerçekten güçlü olduğunu ortaya koydu.&#34;- &#34;Piyasaların sağlıklı işleyişini önceliklendirdik&#34;Şimşek, savaşın başladığı günün hemen ardından bütün ilgili birimleri bir araya getirerek Finansal İstikrar Komitesi&#39;ni topladığını söyledi.Toplantıda şokun, savaşın Türkiye&#39;ye etkilerini sınırlamak için neler yapılması gerektiğini kararlaştırdıklarını belirten Şimşek, &#34;İçeride ve dışarıda ekonomik aktörlerin tepkilerinin yönetilmesi çok değerli. Onun için piyasaların sağlıklı işleyişini önceliklendirdik.&#34; dedi.Şimşek, borsanın Güney Kore, Endonezya gibi ülkelere göre çok daha dayanıklı çıktığına işaret ederek, &#34;Türkiye, gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans ortaya koydu, bu önemli.&#34; diye konuştu.- &#34;Bu programın özü hayat pahalılığıyla mücadeledir&#34;Şimşek, Türkiye&#39;nin önemli bir petrol ithalatçısı ve savaşın olduğu bölgeye yakın olduğunu belirterek, &#34;Şimdi buna rağmen eğer bugün biz bu etkileri sınırladıysak bu proaktif yaklaşımın bir yansımasıdır.&#34; ifadesini kullandı.Türkiye&#39;nin ekonomi programıyla elde edilen kazanımların heba edilmesini istemediklerini aktaran Şimşek, &#34;Bu programın özü hayat pahalılığıyla mücadeledir, dezenflasyondur. Eşel mobil sisteminin Cumhurbaşkanı&#39;mızın liderliğinde devreye sokulmuş olması aslında bizim neyi önceliklendirdiğimizi çok net şekilde ortaya koyuyor. Mazot, benzin gibi bu ana girdi fiyatlarındaki artışı bütçe üzerinden yöneterek sınırladık. Bu, rekabet gücü açısından önemlidir. Bu, enflasyon açısından önemlidir. Eğer eşel mobil sistemini uygulamaya koymasaydık, en son veri itibarıyla örneğin mazotun litresi 103 lira olacaktı halbuki 86 lira. Örneğin benzinin litresi 78 lira olacaktı, halbuki 64 lira. Bütçe üzerinden bunu yönetmeniz için demek ki bütçeyi sağlam hale getirmiş olmanız lazımdı. Hani tampon varsa tamponu devreye alabiliyorsunuz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, mevduat ve fonlardan alınan stopajda indirim beklentilerine yönelik soru üzerine, herkesten kazandıkları ölçüde vergi almaya devam edeceklerini ifade etti.Özellikle çok kazanandan daha çok vergi alınması yönündeki düzenlemelere devam edeceklerinin bilgisini veren Şimşek, &#34;Program öncesinde KKM olsun, diğer mevduat türlerinde olsun ya vergi yoktu ya da çok sembolikti. Paradan para kazananlardan vergi almaya devam edeceğiz. Çok net bir şekilde. Onun için şu anda bizim gündemimizde stopaj yok. Ne stopajda artış ne stopajda indirim, şu anda bir gündem maddemiz değil.&#34; dedi.Şimşek, vergi borçlarına yönelik yapılandırma taleplerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, şunları kaydetti:&#34;Zora düşen şirketlerimiz defterdarlıklarımıza başvururlarsa her türlü kolaylığı, taksitlendirmeyi yapıyoruz. Yapılandırmadan maksat, &#39;Benim nakit akışımda geçici bir sorun var, ben bir zorluk yaşıyorum, bana taksit yapar mısınız?&#39; anlamındaysa bu zaten var, kalıcı. Şu anda kalıcı bir yapılandırma sistemini biz kurduk. Bir vergi affı niteliğinde bir yapılandırma arayışıysa asla. Çok net.&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye&#39;nin, özellikle İstanbul Finans Merkezi&#39;nin (İFM) küresel fonların yönetildiği bir üsse dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, &#34;Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye&#39;nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye&#39;ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı&#39;mıza arz edildikten sonra netleşecek.&#34; dedi.Türkiye&#39;nin, bölgedeki jeopolitik riskleri iyi şekilde yönettiğini, ilgili kurumlarca alınan tedbirlerin başarıyla uygulandığını anlatan Şimşek, tedbir sonuçlarının, Türkiye&#39;nin şokları yönetme kabiliyetini güçlü şekilde ispatladığını ifade etti.Şimşek, &#34;Savaşın uzaması halinde durumu farklı bir araç setiyle yeniden değerlendireceğiz. Bu, bir dışsal şok. Olası senaryolara göre tabiri caizse çekmecemizde bizim bir tepki fonksiyonumuz var. Bu çerçevede süreci yönetiyoruz.&#34; diye konuştu.- &#34;Rezervlerimiz güçlü, nette artıdayız&#34;Rezervlerin, hem uluslararası yükümlülükler hem de şoklara karşı tampon görevi gördüğüne işaret eden Şimşek, &#34;Gelinen noktada rezervler salı günü itibarıyla yaklaşık 162 milyar dolarlık seviyede. Rezerv yeterliliğinde geçmişten daha iyiyiz. IMF&#39;nin rezerv yeterliliği tanımına yakınız, geçmiş dönemlerin ortalamasının epey üzerindeyiz. Rezervlerde şu anda bir sorun yok, rezervlerimiz güçlü. Swap hariç nette de artıdayız. Geçmişte olduğu gibi Türkiye&#39;den kaynaklı bir sorun olmadığı ve makroekonomik temellerimiz sağlam olduğu için fon akışı tersine çok hızlı dönüyor. Dün çok güçlü bir tekrar dönüş başladı. Ateşkesin devamı halinde eski rezerv seviyelerine yükseleceğiz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, hane halkının döviz yerine altına yöneldiğini belirterek, döviz talebinin, geçmişteki ufak şok dönemlerine oranla bile çok daha düşük seviyelerde kaldığını kaydetti.Türkiye&#39;nin net uluslararası yatırım pozisyonunun 325 milyar dolar ekside olduğunu aktaran Şimşek, &#34;Dengelerden bağımsız, makroekonomik gerçeklikten kopuk şekilde lirada yaşanacak değer kaybı ciddi bir bilanço tahribatı yaratır. Reel sektörün açık pozisyonu 200 milyar dolar civarında. Gerçeklikten kopuk ilave 1 liralık değer kaybı, 200 milyar liralık bir bilanço tahribatı demektir. &#34; dedi.Şimşek, ihracatın artırılması için sadece kura odaklanmanın yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, ihracatın dış talep esnekliğinin, kur esnekliğine göre 11 kat daha güçlü olduğunu söyledi.Zorlanan sektörleri yalnız bırakmadıklarını ifade eden Şimşek, emek yoğun sektörler için her ay asgari ücret desteğinin yanı sıra iş gücü desteği de verdiklerini hatırlattı.- &#34;Piyasanın beklentileri abartılı&#34;Şimşek, savaş nedeniyle enflasyonda yıl sonu için bir miktar bozulma öngördüklerini aktardı.Merkez Bankasının, şokun etkilerini piyasayla paylaştığını belirten Şimşek, petrol fiyatlarındaki yüzde 10&#39;luk artışın enflasyona doğrudan etkisinin 1,1 puan olduğunu bildirdi.Şimşek, savaş nedeniyle makro ekonomik göstergelerde revizyon olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Orta Vadeli Programı (OVP) yılda bir kez yayımlıyoruz. Her gelişmede rakamlarımızı aşağı ya da yukarı revize etmiyoruz. Tahminlerimiz tabii ki yeni gerçeklerle uyumlu olmak zorunda öyle de zaten ama kalkıp &#39;hadi biz yeni bir OVP yayınlayalım, işte rakam böyle&#39; diye bir gelenek yok, böyle bir ihtiyaç da ben görmüyorum. Merkez Bankası, &#39;Yıl sonu enflasyon beklentiniz ne?&#39; diye anket yapıyor, mart ayı itibariyle yüzde 25,4, bu bizim hedef aralığımızın epey üzerinde. Bu şokun etkisini önemli ölçüde beklentiler üzerinden yansıtıyor. Ateşkesin sürmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması halinde piyasadaki beklentilerin düşeceğini düşünüyorum, mevcut beklentilerin abartılı olduğu kanaatindeyim.&#34;- &#34;Turist sayısı artabilir&#34;Savaşın etkisiyle Türkiye&#39;ye yönelik turist sayısında artış dahi olabileceğini belirten Şimşek, o bölgeye tatile gidemeyenlerin seçeneklerinden birinin yine Türkiye olabileceğini söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin bölgesel tedarikçi konumuna işaret ederek, &#34;İhracatımızın önemli bir kısmı Irak&#39;a gidiyor. Şu anda Irak ile ulaşımda bir sıkıntı var mı? Yok. Irak&#39;ın Türkiye üzerinden petrol akışında bir sıkıntı var mı? O da yok. Hatta Hürmüz üzerinden dışarıya bağlantı kesilirse bölgedeki birçok ülkenin önemli tedarikçisi biz olacağız. Bizim için önemli olan şey, programı genel hatlarıyla korumak ve bu şokun etkisini yönetmek ki bunu yaptık.&#34; dedi.Program beklentileri 65 dolar iken dün itibarıyla yılın tamamı için petrolün 80 dolar patikasına geri geldiğini aktaran Şimşek, dolayısıyla 15 dolarlık etkiyi dikkate almaları gerektiğini ifade etti.Şimşek, yeni OVP sürecine ilişkin bilgi vererek, &#34;Programda bir revizyonu zaten resmi olarak eylülde yapacağız. Yaz aylarında oturup hem bugünleri değerlendireceğiz hem gelecek senenin programına ilişkin çerçeveyi netleştireceğiz. Eylül başında kamuoyuyla bir yol haritasını paylaşacağız ama bu yol haritalarında bu türden savaşları bizim öngörmemiz mümkün değil. Savaşın etkisi olacak, oldu. Biz devlet olarak maliyetlerin artışını sınırlamak için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bu dönemi istismar eden çok geniş aracılar olduğuna dair bilgiler var. Ticaret Bakanlığımız bu konuda iyi bir çalışma yapıyor.&#34; diye konuştu.Türkiye&#39;nin, bölgenin en önemli sanayi ve hizmet üssü olduğunu belirten Şimşek, &#34;Birçok sektörde de güçlü, yenilikçi, rekabetçi bir yapımız var. Dolayısıyla biz aslında bölgedeki istikrardan, refah artışından nemalanan bir ülkeyiz. Bölgesel entegrasyon bizim menfaatimize. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bölgede önemli bir barış aktörü olarak dünya bize bu anlamda çok olumlu bakıyor. Biz aslında bir istikrar adasıyız şu anda. Böyle bir coğrafyada güvenlik, refah artışı ve istikrar açısından Türkiye önemli avantajlara sahip.&#34; ifadesini kullandı.- Vergi indirimi gündemdeŞimşek, İFM bünyesinde transit ticaretle uğraşanlara birtakım vergi avantajları sunulduğunu belirterek, şu bilgileri paylaştı:&#34;Biz şimdi bunu radikal bir şekilde hem İFM&#39;de hem de onun dışında artıracağız. Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye&#39;nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye&#39;ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı&#39;mıza arz edildikten sonra netleşecek. İkinci konu bölgesel yönetim merkezleri. Çok uluslu şirketler bölgesel üsler kuruyorlar. Yine bunda da aslında İFM&#39;de birtakım teşvikler var. Biz tekrar bu konuyu çok daha radikal ve geniş kapsamlı olarak ele aldık. Onun değerlendirmelerini tekrar önümüzdeki dönemde paylaşacağız. Diğer bir önemli başlığımız ihracatı ve üretimi önceliklendirmek. Dolayısıyla imalatçı-ihracatçılara radikal bir vergi indirimi gündemimizde.&#34;Hizmet ihracatını teşvik ettiklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Hizmet sektöründe dışarıya ürün sattığınız zaman elde ettiğiniz gelirin yüzde 80&#39;ini kurumlar vergisinden indiriyoruz. Türkiye&#39;yi özellikle İFM&#39;yi küresel kaynakların, fonların yönetildiği bir üsse nasıl dönüştürürüz, bu konuları ciddi şekilde çalıştık. Türkiye&#39;yi nasıl imalat üssüne dönüştürürüz, bir ihracat üssüne daha güçlü şekilde dönüştürürüz, Türkiye, küresel sermayenin yönetildiği önemli merkezlerden bir tanesi nasıl olur, bütün bu konuları çalışıyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 13:57:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ateşkesteki gecikme küresel enflasyonda kalıcılık riskini artırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ateskesteki-gecikme-kuresel-enflasyonda-kalicilik-riskini-artiriyor-6282/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ateskesteki-gecikme-kuresel-enflasyonda-kalicilik-riskini-artiriyor-6282/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_087F81-F4D8EB-BEF70A-05134A-3139BA-D8AB80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a 28 Şubat&#39;ta başlattığı saldırıların ardından İran&#39;ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen sürecin ardından ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan&#39;da 2 haftalık ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.Açıklamanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_087F81-F4D8EB-BEF70A-05134A-3139BA-D8AB80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a 28 Şubat&#39;ta başlattığı saldırıların ardından İran&#39;ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen sürecin ardından ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan&#39;da 2 haftalık ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.Açıklamanın ardından, altının ons fiyatında ve dünya borsalarında artış eğilimi gözlenirken, petrol ve doğal gaz fiyatlarında ise belirgin düşüşler kaydedildi.Tarafların geçici ateşkes açıklamasına karşın dün akşam saatlerinde İran tarafından gelen ateşkes ihlali yönelik açıklamalar küresel risk iştahını yeniden artırdı.Uzmanlara göre, ABD ve İran arasındaki ateşkes kalıcı olsa bile devam eden çatışma riskleri, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki mayın iddiaları, güvenlik kaygıları, bölgedeki altyapı hasarları ve operasyonel engeller ile mevcut gemi yığılmasına eklenecek yeni geçiş taleplerinin yaratacağı trafik, artan taşımacılık maliyetleri, yüksek sigorta primleri ve navlun giderleri kaynaklı fiyat baskısı nedeniyle arz dengesindeki toparlanmanın gecikmesi küresel enflasyonda kalıcılık riskini artırıyor.Öte yandan, Dünya Bankası&#39;nın, Afrika, Doğu Asya ve Pasifik, Avrupa ve Orta Asya, Latin Amerika ve Karayipler, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan ile Güney Asya ekonomilerine ilişkin 8 Nisan&#39;da yayımladığı bölgesel güncelleme raporlarında da Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ile enerji ve kamu altyapısının tahrip edilmesinin piyasaları sekteye uğrattığına, finansal oynaklığı artırdığına ve 2026 büyüme görünümünü zayıflattığına işaret edildi.Raporlarda, yüksek enerji maliyetlerinin üretime etki ettiğine, iç talebi daralttığına, tüketim artışını sınırladığına, belirsizliğin yatırımları etkilediğine, çatışmaların verimliliği düşürdüğüne, özel sektör dinamizmini kısıtladığına ve iş gücü piyasasında zorluklara neden olduğuna işaret edilerek, söz konusu bölgelerdeki ülkelerin büyümesinin olumsuz yönde etkilenmesinin beklendiği bildirildi.- &#34;Kalıcı iyileşme ancak uzun vadede ve yapısal toparlanmayla mümkün olur&#34;Prof. Dr. Arzu Al, AA muhabirine yaptığı açıklamada, piyasalarda korku kaynaklı spekülatif fiyatlama etkilerinin ABD ve İran arasındaki geçici ateşkesle birlikte zayıflamaya başladığını, fiyat düşüşlerinde belirli seviyelerde gözlenen direncin, kalıcı iyileşmenin ancak uzun vadede ve yapısal toparlanmayla mümkün olacağına işaret ettiğini söyledi.Al, krizin ilk safhasındaki ani fiyat artışları durmuş olsa dahi, enerji altyapısındaki tahribat ve lojistik tıkanıklıkların maliyetlerin taban seviyelere gerilemesini engellediğini belirterek, şunları kaydetti:&#34;Uluslararası ekonomi mimarisi verimlilik yerine güvenlik odaklı bir modele evrilirken, arz güvenliği sigortası bedelleri maliyetleri yukarı yönlü tetikler. Enerji fiyatlarının imalat sanayisi üzerindeki daraltıcı etkisi kalıcı ve anlamlı bir nitelik taşır. Enerji, navlun ve sigorta giderleri sebebiyle biriken maliyet yükü, fiyatların aşağı yönlü hareketini kısıtlayan en kuvvetli settir. Barış ortamı sağlansa dahi üretim kapasitesindeki kayıplar ile sigorta masrafları toparlanma sürecini zamana yayar. Bölgesel gerilimlerin bıraktığı derin izler ve stratejik dayanıklılık arayışı, piyasa dengesinin hızla kurulmasının önünde engel teşkil eder.&#34;Prof. Dr. Al, Hürmüz Boğazı geçişlerinin ateşkesin ardından kısmen ya da tamamen normale dönmesi halinde bile arz krizindeki yapısal bozulma nedeniyle toparlanmanın hızlı gerçekleşmesine ancak sınırlı ölçüde imkan tanıyacağını ifade etti.Yapısal hasarlar ve operasyonel engeller bertaraf edilmeden krizin sona ermeyeceğini belirten Al, şöyle devam etti:&#34;Bölgedeki enerji üretim tesisleri ile kritik lojistik altyapısında vuku bulan ağır fiziki tahribat, arz kapasitesinin eski verimlilik düzeylerine rücusunu imkansız kılar. Mevcut gemi yığılması ile yeni taleplerin doğurduğu trafik yoğunluğu, taşımacılık maliyetlerini ve sigorta primlerini yüksek seviyelerde sabitler. Küresel politik ekonomide hakim olan maliyet minimizasyonu paradigması yerini stratejik dayanıklılığa bırakırken, yetersiz arz ve artan navlun giderleri fiyat baskısını sürekli kılar.&#34;- Fiyatların yüksekliği enflasyonist baskıların gecikmeli ve kalıcı hale gelme riskini artırıyorProf. Dr. Al, mevcut jeopolitik konjonktürde enerji krizi, arz şokları, güvenlik endişeleri, darboğazlar ve birikmiş talep baskısının yanı sıra artan taşımacılık maliyetleri ile sigorta primlerinin, fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına yol açarak enflasyonist baskıların gecikmeli ve kalıcı hale gelme riskini artırdığını söyledi.Hürmüz Boğazı kaynaklı arz sarsıntılarının doğurduğu kalıcı enflasyon baskıları karşısında para yönetimlerinin, sıkı duruşlarını koruyarak maliyet etkisinin genelleşmesini engellemeye odaklanacaklarını ifade eden Al, beklenti yönetiminin, piyasadaki güven kaybını durdurmak ve fiyatlama davranışlarını düzene sokmak için kullanılan en güçlü enstrüman olduğuna dikkati çekti.Arzu Al, çıktı açığının seyrinin, ekonomideki yavaşlama ile mücadele kararlılığını şekillendirirken, yukarı yönlü tahminlerin faizlerin yüksek kalma süresini tayin ettiğini anlatarak, &#34;Faiz artırımı ihtimali, maliyet itmeli baskıların ücretlere eklenmesi ve fiyat artışlarının yapısal bir nitelik kazanması durumunda masada kalır. Siyasi takvim kaynaklı faiz indirimi beklentileri ise arz krizinin gerçek maliyetleriyle çatışarak öngörülebilirliği zayıflatır. Küresel istikrarı sağlamak, kararlı ve kısıtlayıcı adımların devamını zorunlu kılar.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 12:09:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasına jeopolitik fiyatlamalar damgasını vurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-jeopolitik-fiyatlamalar-damgasini-vurdu-3951/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-jeopolitik-fiyatlamalar-damgasini-vurdu-3951/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59F748-5F54BA-3A79ED-52F8AA-3DF802-483D37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a başlattığı saldırıların ardından yaşanan jeopolitik gerilimler emtia piyasasında ürün bazlı ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açtı.Saldırıların başlamasıyla lojistikte yaşanan aksamalar ve artan arz endişeleri, enerji ve tarım ürünlerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59F748-5F54BA-3A79ED-52F8AA-3DF802-483D37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a başlattığı saldırıların ardından yaşanan jeopolitik gerilimler emtia piyasasında ürün bazlı ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açtı.Saldırıların başlamasıyla lojistikte yaşanan aksamalar ve artan arz endişeleri, enerji ve tarım ürünlerini yukarı yönlü desteklerken, güç kazanan dolar özellikle baz metaller üzerindeki satış baskısını artırdı.- Altın ve gümüş ilk çeyrekte savaşa rağmen yükseldiYılın ilk çeyreğinde ons bazında fiyatlar altında yüzde 8,2, gümüşte yüzde 5,7 artarken, platinde yüzde 4,6, paladyumda yüzde 7,3 azaldı. 5 bin 598,09 dolarla rekor seviyeyi gören altının onsu daha sonra 4 bin 99,52 dolarla Kasım 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeye kadar indi. Gümüşün ons fiyatı da 121,7 dolarla rekor seviyeye ulaştıktan sonra 61 dolarla Aralık 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıları artıracağına yönelik endişelerle tahvil faizlerinde yaşanan artış, ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimi yapmayacağına dair beklentiler ve güvenli liman olarak dolara yönelen talep sonrası mart ayında altın ve gümüşte sert düşüşler görüldü. Düşüşlere rağmen fiyatlar, ocak ve şubattaki güçlü yükseliş hareketlerini gölgede bırakamadı.ABD yönetiminin Grönland&#39;ı satın alma girişimi nedeniyle Avrupa ülkeleriyle yaşadığı gerilim, ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, teknoloji ve yapay zeka şirketlerindeki yüksek değerleme endişeleri ile merkez bankalarından gelen güçlü talep de altın ve gümüşün ilk çeyrekte dikkat çekici performans sergilemesinde etkili oldu. ABD&#39;de COMEX piyasasında gümüş stoklarının azalması da fiyatların artmasına etki etti.Gümüş hem değerli metal hem endüstriyel metal özelliği taşıyor. Belirsizlik dönemlerinde güvenli liman talebiyle yükseliyor. Endüstriyel kullanımı da fiyata ek destek veriyor. Arz kısıtlamaları, hidrojen enerjisi üretiminde platin kullanımı, mücevherat ve endüstriyel sektörlerden gelen artan talep fiyatları destekledi.Hem değerli hem de endüstriyel metal olma özelliği taşıyan gümüşte fiyatlar belirsizlik dönemlerinde güvenli liman talebiyle yükselirken, endüstriyel kullanımının artması da bunu destekliyor. Arza yönelik endişelerin devam etmesi, madenlerden çıkarılan gümüşün talebe yetemeyeceğine yönelik tahminler ve tarife endişelerinden dolayı yatırımcıların ABD&#39;ye gümüş taşıması da yükselişte etkili oldu.Gümüşte perakende talebin yanı sıra merkez bankaları ve kurumsal yatırımcıların alımları da belirleyici oldu.Doların güçlenmesi ve Fed&#39;in faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi platin ve paladyum fiyatlarında sert düşüşlere yol açtı.- Baz metallerde alüminyum pozitif ayrıştıTezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 0,2, kurşunda yüzde 11,3, nikelde yüzde 2,5 azalırken, alüminyumda yüzde 18,3, çinkoda yüzde 16,7 arttı.Doların güçlenmesi bakır fiyatlarını baskılarken, jeopolitik risklerden dolayı küresel ekonomik aktivitenin zarar göreceğine yönelik öngörüler bu ürüne talebi azalttı.Küresel alüminyum üretiminin yaklaşık 10&#39;da 1&#39;i Basra Körfezi&#39;nde yoğunlaşırken, Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ihracatı engelledi. İran&#39;ın füze ve dron saldırıları bölgedeki tesisleri uzun süreliğine tehdit ediyor. Katar ve Bahreyn&#39;de bazı alüminyum üreticilerinin üretimi durdurması, Orta Doğu&#39;nun küresel arzda önemli bir paya sahip olması nedeniyle, bu yıl dünya genelinde alüminyum açığının artacağına yönelik beklentileri güçlendirdi.Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Emirates Global Aluminium&#39;a (EGA) ait Et-Tavila tesisinin İran&#39;ın saldırılarında zarar görmesi arza ilişkin endişeleri kayda değer şekilde artırdı. 1,6 milyon ton kapasiteli tesisin uzun vadede devre dışı kalabileceği tahmin edilirken, böyle bir senaryoda arz fazlasından 1,3 milyon tonluk açığa düşebileceği öngörülüyor.Çin'de çinko stoklarının son yılların en yüksek seviyelerine çıkması ve talebin bu arz baskısını dengeleyecek güçte olmaması, çinko fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi. Öte yandan, dünyanın en büyük termal kömür ve nikel ihracatçılarından Endonezya&#39;nın üretim kotalarını gevşetebileceğine ilişkin haber akışı da nikel fiyatlarında düşüşe yol açtı.- İlk çeyrekte enerji rallisi öne çıktı119,50 dolarla Haziran 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeyi gören Brent petrolün varil fiyatı yüzde 47,2, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı yüzde 76,6 arttı. 50,3 avroyla Ocak 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyeyi test eden Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 96,2 yükseldi.Hürmüz Boğazı&#39;nda gemi trafiğinde ciddi aksamalar yaşanması ve petrol akışının sekteye uğraması petrol fiyatlarında sert yükselişlere neden oldu. Orta Doğu&#39;da gerilimin tırmanması küresel gaz piyasasını sarstı. Katar&#39;ın üretimi durdurması dünya LNG arzının yaklaşık yüzde 20&#39;sini raftan indirmişti.- Petrol rallisi gübre ve enerji maliyetleri üzerinden tahıl fiyatlarına yansıdıOcak-mart döneminde kile başına fiyatlar Chicago Ticaret Borsasında işlem gören buğdayda yüzde 21,5, mısırda yüzde 4, pirinçte yüzde 11,4, soya fasulyesinde yüzde 11,8 arttı. Buğdayın kile başına fiyatı 6,4175 dolarla Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.Petrol fiyatlarında görülen sert yükselişlerin gübre ve enerji maliyetlerine yansımasıyla tahıl fiyatları sert yükseldi. Hürmüz Boğazı kaynaklı lojistik sorunlar buğday fiyatlarındaki hızlı yükselişlere neden oldu.Mısırın biyoyakıt ham maddesi olarak kullanılması ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle artan biyoyakıt talebi, mısır fiyatlarında yükselişi tetikledi. İran savaşının gübre fiyatlarını şişirmesiyle ABD&#39;deki çiftçilerin mısır yerine soya ekimine yönelmesi ise soya fasulyesi fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.ABD&#39;de faaliyet gösteren Intercontinental Exchange (ICE) emtia borsasında, libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 14,3 azalırken, şekerde yüzde 3,4, pamukta yüzde 8,9 yükseldi.Brezilya&#39;daki yağışlarla arz fazlası oluşabileceği beklentileri ve Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin etkisiyle talebin zayıflaması kahvenin libre fiyatında aşağı yönlü baskı oluşturdu.Şeker fiyatları, Brezilya&#39;daki mevsimsel etkilerden kaynaklı üretime yönelik endişelerden dolayı yükseldi. Teksas&#39;ta kuraklık endişelerinin pamuk üretimini tehlikeye atması da pamuk fiyatlarını artırdı.Kakaonun ton başına fiyatı yüzde 45,6 azaldı. Batı Afrika&#39;daki genel olarak olumlu hasat görünümü ve zayıf talep kakao fiyatlarını baskılamaya devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Apr 2026 13:32:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran savaşı Körfez'deki firmaları İstanbul'a yönlendirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-korfezdeki-firmalari-istanbula-yonlendirdi-3941/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-korfezdeki-firmalari-istanbula-yonlendirdi-3941/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CC13B-07E6E5-145D15-D44345-5E6199-427BA1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren onlarca şirket, İran savaşı nedeniyle bazı birimlerini İstanbul Finans Merkezi&#39;ne (IFC) taşıma planları yapıyor.&nbsp;IFC Başkanı Ahmet İhsan Erdem, Reuters haber ajansına verdiği röportajda,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CC13B-07E6E5-145D15-D44345-5E6199-427BA1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren onlarca şirket, İran savaşı nedeniyle bazı birimlerini İstanbul Finans Merkezi&#39;ne (IFC) taşıma planları yapıyor.&nbsp;IFC Başkanı Ahmet İhsan Erdem, Reuters haber ajansına verdiği röportajda, artan bölgesel gerilimler nedeniyle geçen ay çoğunlukla Doğu Asya ve Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren 40&#39;tan fazla firmayla görüşme yapıldığını bildirdi. Bu görüşmelerin yaklaşık 15&#39;inin savaş başlamadan önce planlandığını dile getiren Erdem, ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a karşı yürüttüğü savaşa atıfta bulunarak &#34;Bölgesel gelişmeler bu temasları yoğunlaştırdı&#34; dedi.Bölgedeki bazı finans şirketleri, savaş başladıktan sonra çalışanlarına evden çalışma talimatı verdi. HSBC bankası ise Katar&#39;daki tüm şubelerini yeni bir açıklamaya kadar kapattığını duyurdu.Fintek ve İslamî finans şirketleri ilgi gösteriyorTürkiye&#39;ye taşınmakla ilgilenen firmalar arasında finans teknolojileri, geleneksel ve İslamî finans ile sigorta sektörlerinden şirketler bulunuyor. Bu firmalardan bazıları Malezya, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Hong Kong gibi Uzak Asya menşeli.Üç yıl önce İstanbul&#39;un Anadolu yakasında, Ataşehir ilçesinde açılan finans merkezi, Türkiye Varlık Fonu tarafından destekleniyor ve kentin Avrupa yakasındaki finans bölgesine karşı bir denge unsuru olarak hizmet veriyor. Merkez, halihazırda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kamu bankaları ve mali düzenleme kurumlarına da ev sahipliği yapıyor.Yabancı firmalar için vergi muafiyetiIFC, yabancı firmaları çekmek için ilk on yıl kurumlar vergisinden muafiyet gibi teşvikler sunuyor. Ahmet İhsan Erdem, merkezdeki çalışan sayısının sene sonuna kadar yaklaşık 40 bine çıkmasını ve böylece şu anki personel sayısının ikiye katlanmasını bekliyor. Bu hedef tutturulduğu takdirde, IFC&#39;de yüzde 75 doluluk sağlanmış olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 05:46:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Enflasyon ortamında kazanç rotası yön değiştirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enflasyon-ortaminda-kazanc-rotasi-yon-degistirdi-569/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/enflasyon-ortaminda-kazanc-rotasi-yon-degistirdi-569/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_600DD9-130B3B-E2BDA0-F7F36C-863FFE-8838AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dalgalı piyasa koşulları ve belirsizlik ortamı yatırımcının yönünü değiştiriyor. Bugün artık yatırımcı sadece "Yüzde kaç kazandırır?" sorusunu değil, "Her ay bana ne kazandırır?", "Bu yatırım büyür mü?" sorularını da soruyor. Son dönemde yapılan projeksiyonlar gösteriyor&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_600DD9-130B3B-E2BDA0-F7F36C-863FFE-8838AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dalgalı piyasa koşulları ve belirsizlik ortamı yatırımcının yönünü değiştiriyor. Bugün artık yatırımcı sadece "Yüzde kaç kazandırır?" sorusunu değil, "Her ay bana ne kazandırır?", "Bu yatırım büyür mü?" sorularını da soruyor. Son dönemde yapılan projeksiyonlar gösteriyor ki geneleksel yatırım araçları çoğunlukla mevcut sermayeyi korurken gıda sektörü gibi alternatif alanlar aktif kazanç üretme kapasitesiyle öne çıkıyor. Ekonomide yeni dönemin en kritik kavramı ise nakit akışı. Artık yatırımcı için önemli olan sadece yıl sonu değeri değil, yatırımın her ay ne ürettiği. Bu noktada gıda sektörü, diğer tüm araçlardan ayrışıyor. Çünkü gıda sektöründe süreklilik arz eden talep günlük satışı ve anlık geliri sağlıyor. Ancak burada en önemli nokta doğru yatırım modeli. İşte tam bu noktada Sampi &amp; Portivo'nun hibrit modeli dikkatleri üzerine topluyor.&nbsp;BİR YILDA ÜÇE KATLIYORYapılan araştırmalara göre Sampi &amp; Portivo'nun hibrit modeli ile 3 milyon TL'lik bir yatırım yıl sonunda toplam büyüme potansiyeli ile 6.6 milyon TL ile 9 milyon TL arasında bir değere ulaşabiliyor. Aylık 300 bin TL ile 500 bin TL arasında gelir potansiyeli sunuyor. Yatırım ise 8 ila 12 ay arasında geri dönüş sağlayabiliyor. Yani bu modelle yalnızca satıştan elde edilen gelire değil, aynı zamanda kurulu bir işletmenin değerine dayanıyor. Böylelikle yatırımcı hem kazanıyor hem de değeri artan bir varlığa sahip oluyor.&nbsp;ARAŞTIRMA YAPTIRDIKSampi Pide CEO'su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği &#34;Sampi Express &amp; Pizza Portivo&#34; hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye'de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL'lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express &amp; Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: "Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express &amp; Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL'lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu."&nbsp;Basit operasyonla yüksek karlılık"Sampi Express &amp; Pizza Portivo" hibrit modelinde 3 milyon TL'lik yatırımın iki ila üç kat değerlendiğini anlatan Akyol, "Aynı zamanda aylık 300 bin TL ile 500 bin TL arasında net kar potansiyeli sunuyor. Yatırım ise 8 ila 12 ay arasında geri dönüş sağlayabiliyor. Yani bu modelle yalnızca satıştan gelir elde etmiyor aynı zamanda işletmenizin değerini de büyütüyorsunuz" dedi. Geliştirdikleri hibrit modelle ilgili de bilgi veren Akyol, "Ümraniye şubemiz, hibrit modelimizin ilk canlı örneği oldu. Burada usta bağımlılığını bitiren, 4 dakikada servise imkan tanıyan yarı pişmiş ürün teknolojimizi kullanıyoruz. Sampi Express ve Pizza Portivo'nun aynı mutfaktan çıkması, operasyonu basitleştirirken kârlılığı artırıyor. Yatırımcı, tek dükkan maliyetiyle iki farklı markanın satış gücüne sahip oluyor" ifadelerini kullandı.&nbsp;Son dönemde artan gıda enflasyonuna da dikkat çeken Akyol, bu maliyetlerle şu şekilde baş ettiklerini ekledi: &#34;Merkezi satın alma gücümüz ve ölçek ekonomisinden faydalanarak ham madde maliyetlerini optimize ediyoruz. Ayrıca usta bağımlılığını ortadan kaldıran yarı pişmiş ürün teknolojimiz, mutfaktaki fire oranlarını minimize ederken, enerji ve işçilik maliyetlerinde sağladığı tasarrufla gıda enflasyonunun kâr marjları üzerindeki baskısını yatırımcımız adına göğüslüyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:33:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İK dünyasının nabzı İzmir'de attı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ik-dunyasinin-nabzi-izmirde-atti-577/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ik-dunyasinin-nabzi-izmirde-atti-577/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23B785-F07078-3529A9-988D66-9D1FA0-44AD62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin lider ödüllendirme sistemleri şirketi Momento'nun, İnsan Kaynakları (İK) süreçleri ve organizasyonel dönüşüm alanında danışmanlık hizmeti veren Arven Consultancy ile işe alım süreçlerini otomasyon çözümleriyle dijitalleştiren Hirex iş birliğiyle hayata geçirdiği&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23B785-F07078-3529A9-988D66-9D1FA0-44AD62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin lider ödüllendirme sistemleri şirketi Momento'nun, İnsan Kaynakları (İK) süreçleri ve organizasyonel dönüşüm alanında danışmanlık hizmeti veren Arven Consultancy ile işe alım süreçlerini otomasyon çözümleriyle dijitalleştiren Hirex iş birliğiyle hayata geçirdiği Re-HR etkinliği bu kez İzmir'de gerçekleşti. Topluluk partnerliğini PERYÖN Ege ve İzQ girişimcilik ve İnovasyon Merkezi'nin üstlendiği etkinlikte, insan kaynaklarının dijital dönüşümünden yapay zekânın İK süreçlerine etkisine, çalışan deneyimi ve bağlılığının geleceğinden yetenek yönetiminde öne çıkan yeni yaklaşımlara kadar pek çok konu masaya yatırıldı. İlham veren konuşmalar ve farklı disiplinlerden profesyonellerin bir araya geldiği buluşma, İK dünyasının geleceğine ilişkin önemli içgörüler sundu.Gövenç: "İK dönüşümü teknoloji kadar çalışanla şekilleniyor"Momento'nun Satış ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gövenç, panelde yaptığı konuşmada şu değerlendirmede bulundu: "İnsan kaynaklarındaki dönüşüm teknolojiyi kullanmakla sınırlı kalmıyor; çalışanı anlamayı, beklentileri doğru okumayı ve kurum ile çalışan arasındaki bağı güçlendirmeyi de öncelik haline getiriyor. Bugün yeteneği kazanmak kadar, ona kendini değerli hissettiren bir deneyim sunmak da kritik önem taşıyor. Momento olarak tam da bu noktada çalışan bağlılığını besleyen, takdir ve ödüllendirme kültürünü destekleyen inovatif çözümlerimizle kurumların yolculuğuna eşlik ediyoruz. Bundan sonraki hedefimiz de çalışan deneyimini merkeze alan yaklaşımlarımızla kurumların uzun vadeli performansını güçlendirmek ve sürdürülebilir başarıya katkı sağlamak."Doğru: "Sürdürülebilir başarı doğru sistemi kurmakla mümkün"Arven Consultancy Kurucusu Burcu Doğru da şunları söyledi: "İnsan kaynakları günümüzde süreç yönetimi olmanın ötesinde organizasyonun geleceğini tasarlama işidir. Rekabet avantajı ise yalnızca teknoloji değil, teknolojiyi doğru kullanan ve onunla birlikte kurgulanmış insan deneyimidir. Artık mesele yeteneği kazanmanın yanında o yeteneğin kalmak isteyeceği bir yapıyı da inşa edebilmektir. Biz ARVEN olarak şirketlerin sadece işe alımını değil; organizasyonel DNA'sını, karar alma mekanizmalarını ve büyüme mimarisini yeniden tasarlıyoruz. Çünkü sürdürülebilir başarının doğru insanı bulmanın ötesinde doğru sistemi kurmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Ve biliyoruz ki o sistem, insan ve teknolojinin birlikte tasarlandığı yerde başlar."Hoşgör: "Yapay zekâ ve veri odaklı sistemler objektifliği artırıyor"Hirex Kurucu Ortağı Ahmet Hoşgör de şöyle konuştu: "Bugün işe alım süreçlerinde en büyük sorun yetenek bulmak değil, doğru adaya doğru zamanda karar verebilmek. Şirketler yüzlerce başvuru almasına rağmen, süreçlerin yavaşlığı ve dağınıklığı nedeniyle en iyi adayları kaçırabiliyor. Bu noktada işe alım artık bir operasyon olmanın ötesinde bir karar verme süreci haline geliyor. Yapay zekâ ve veri odaklı sistemler, şirketlerin daha hızlı, daha objektif ve daha isabetli kararlar almasını mümkün kılıyor. Bu doğrultuda geleceğin İK'sı süreç yöneten değil, doğru kararları en hızlı şekilde verebilen organizasyonlar olacak."Uğur: "Teknoloji, insan odaklı liderlik yaklaşımıyla gerçek değer yaratır"4U Coaching &amp; Consulting Kurucusu Sibel Uğur ise şunları aktardı: "İş hayatındaki 30 yıllık deneyimim, üst düzey yöneticilik ve profesyonel koçluk perspektifimle yapay zekâ ve otomasyon uygulamalarının İK'nın operasyonel yükünü azaltarak daha fazla veri odaklı, öngörülebilir ve çalışan deneyimi merkezli kararların önünü açtığını söyleyebilirim. Özellikle yetenek kazanımı, performans yönetimi ve çalışan bağlılığı süreçlerinde akıllı otomasyon çözümlerinin, İK profesyonellerinin danışmanlık ve stratejik iş ortaklığı rolünü güçlendireceğine inanıyorum. Teknolojinin insan odaklı liderlik yaklaşımlarıyla birlikte ele alındığında gerçek değer yarattığını düşünüyorum. Gelecekte İK fonksiyonlarının, yapay zekâ destekli içgörülerle organizasyonel çevikliği artıran ve çalışan potansiyelini daha görünür kılan bir dönüşümün merkezinde konumlanacağını öngörüyorum."Şengül: "İK stratejik karar merkezi haline geliyor"Microsoft Yapay Zekâ İş Çözümleri Satış Yöneticisi Utku Şengül de "Yapay zekâ, şirketlerde yalnızca teknolojiyi değil, karar alma biçimini ve departmanların rolünü kökten dönüştürüyor. Verinin hızla arttığı, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bu dönemde fark yaratan organizasyonlar; daha fazla bilgiye sahip olanların ötesinde doğru kararı en hızlı şekilde verebilenler oluyor. İnsan kaynakları da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. İK artık süreç yöneten bir fonksiyon olmaktan çıkarak, işe alımdan performans yönetimine kadar pek çok alanda iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir karar merkezi haline geliyor. Microsoft'un yaklaşımı, yapay zekâyı sadece bir otomasyon aracı değil, insan muhakemesini güçlendiren bir iş ortağı olarak konumlandırıyor. Geleceğin başarılı İK organizasyonları, fazla sayıda rapor üretmekten çok, doğru içgörüyü hızla aksiyona dönüştürebilen, insanı merkeze alırken teknolojiyi etkin kullanan yapılar olacak" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:19:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fintech sektörüne güçlü iş birliği]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fintech-sektorune-guclu-is-birligi-2636/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/fintech-sektorune-guclu-is-birligi-2636/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_319DAC-6E3638-6C377B-EDA971-8A2781-EEDCF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknopark İstanbul, yalnızca firmalara ev sahipliği yapan bir merkez olmanın ötesinde; farklı yetkinliklere sahip şirketleri bir araya getirerek iş birliklerini geliştiren ve ortak değer üretimini destekleyen bir inovasyon ekosistemi olarak öne çıkıyor. Bu proje de, bu yapının somut&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_319DAC-6E3638-6C377B-EDA971-8A2781-EEDCF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknopark İstanbul, yalnızca firmalara ev sahipliği yapan bir merkez olmanın ötesinde; farklı yetkinliklere sahip şirketleri bir araya getirerek iş birliklerini geliştiren ve ortak değer üretimini destekleyen bir inovasyon ekosistemi olarak öne çıkıyor. Bu proje de, bu yapının somut bir çıktısı niteliğinde. Tasarruf finans sektöründe faaliyet gösteren bir kurumun regülasyona uyumlu, güvenli ve uçtan uca dijitalleşmiş bir altyapıya duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hayata geçirilen proje kapsamında; Indata Teknoloji'nin geliştirdiği ana faaliyet yazılımı, ArVis Teknoloji'nin yapay zeka destekli biyometrik kimlik doğrulama çözümleri ve Architecht'in mobil uygulama güvenliği alanındaki katkılarıyla entegre edilerek kapsamlı bir platforma dönüştürüldü. Bu yapı, müşteri ediniminden sözleşme yönetimine, ödeme planlarından tahsilat süreçlerine kadar tüm operasyonların tek bir sistem üzerinden, güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde yürütülmesini mümkün kılıyor.&nbsp;Etkinlikte Ekosistem İş Birliği Vurgusu Öne Çıktı&nbsp;Teknopark İstanbul'da gerçekleştirilen etkinlikte, projenin ortaya çıkış süreci, teknik kapsamı ve sektöre sağlayacağı katkılar detaylı şekilde paylaşıldı. Etkinlik boyunca, farklı uzmanlık alanlarına sahip firmaların aynı platformda buluşarak bütüncül çözümler geliştirebilmesinin, fintech ekosistemi açısından yarattığı değer vurgulandı. Bu buluşma, Teknopark İstanbul'un yalnızca bir teknoloji geliştirme bölgesi değil; aynı zamanda iş birliklerinin kurulduğu, geliştirildiği ve sürdürülebilir projelere dönüştüğü bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.Üç Farklı Uzmanlık, Tek PlatformGeliştirilen çözümde Indata Teknoloji, tasarruf finans sektörüne özel olarak geliştirdiği ana faaliyet yazılımı ile projenin merkezinde yer alarak tüm operasyonel süreçlerin dijital altyapısını oluşturdu. ArVis Teknoloji ise yapay zeka destekli yüz tanıma, canlılık tespiti, OCR ve NFC tabanlı kimlik doğrulama, video KYC ve deepfake tespit teknolojileri ile sistemin güvenlik ve doğrulama katmanını kurdu. Architecht ise mobil uygulama güvenliği alanındaki uzmanlığıyla platformun güvenli kullanıcı deneyimini güçlendirerek projenin kritik bileşenlerinden biri oldu. Bu entegrasyon sayesinde, tasarruf finansman sektöründe tüm süreçlerin güvenli, hızlı ve regülasyonlara uyumlu şekilde dijital ortama taşınması sağlandı.İş Birliğiyle Doğan Güvenli Dijital Finans ÇözümüTeknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, projeye ilişkin değerlendirmesinde, "Teknopark İstanbul olarak temel misyonlarımızdan biri, ekosistemimizdeki firmalar arasında güçlü iş birlikleri oluşturmak ve bu iş birliklerinden yenilikçi çözümler doğmasını sağlamaktır. Indata, ArVis Teknoloji ve Architecht firmalarımızın geliştirdiği bu platform, bu vizyonun somut bir karşılığıdır" ifadelerini kullandı.&nbsp;Architecht Genel Müdürü Ökkeş Emin Balçiçek ise Teknopark İstanbul ekosisteminin sağladığı iş birliği ortamına dikkat çekerek, "Ekosistem içerisinde yer almak, farklı uzmanlıklara sahip teknoloji firmalarıyla hızlı ve etkin iş birlikleri geliştirmemizi mümkün kılıyor. Bu projede mobil uygulama güvenliği tarafında katkı sunduk. Ekosistemden duyduğumuz memnuniyetle iş birliklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.Indata Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kaplan, geliştirdikleri altyapının sektöre sağladığı katkıya vurgu yaparak, "Tasarruf finans sektörüne yönelik geliştirdiğimiz ana faaliyet yazılımını bu proje kapsamında ileri teknoloji çözümlerle entegre ederek, uçtan uca bir platform ortaya koyduk. Bu yapı, sektörün dijital dönüşümüne önemli katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.&nbsp;&nbsp;ArVis Teknoloji Kurucu Ortak &amp; CEO'su Gülhan Ertürk Akgül, "Finansal sistemlerin dijitalleştiği bir dönemde güven en kritik başlıklardan biri. Geliştirdiğimiz yapay zeka destekli çözümler ile dijital müşteri edinim süreçlerinde hem güvenliği hem de kullanıcı deneyimini ileri seviyeye taşıyoruz" değerlendirmesinde bulunurken ArVis Teknoloji Kurucu Ortak &amp; CTO'su Tansel Akgül ise "Biyometrik doğrulama ve kimlik teknolojilerini entegre bir yapı içinde sunarak yüksek doğruluk oranına sahip, güvenli ve ölçeklenebilir bir sistem oluşturduk" dedi.&nbsp;Sektör İçin Ölçeklenebilir ve Geleceğe Açık YapıGeliştirilen platform, tasarruf finansman sektöründe tüm operasyonel süreçleri dijitalleştirerek kurumlara verimlilik kazandırırken, regülasyon uyumunu da güvence altına alıyor. Aynı zamanda müşteri deneyimini iyileştiren ve dolandırıcılık risklerini minimize eden bu yapı, yalnızca mevcut ihtiyaçlara yanıt vermekle kalmıyor; gelecekte sektörde ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara da cevap verebilecek şekilde modüler ve ölçeklenebilir bir model sunuyor. Teknopark İstanbul, bu tür iş birliklerini artırarak ekosistem içinde oluşan sinerjiyi daha fazla projeye dönüştürmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:19:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Martta  tüketici enflasyonunun ana eğilimi geriledi"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/marttaa-tuketici-enflasyonunun-ana-egilimi-geriledi-3592/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/marttaa-tuketici-enflasyonunun-ana-egilimi-geriledi-3592/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6C4EE9-A058F7-8826A0-5288BA-73308B-33D49F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#39;nu yayımladı.Rapora göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6C4EE9-A058F7-8826A0-5288BA-73308B-33D49F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#39;nu yayımladı.Rapora göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıktı.İlgili dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 artarken eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı.Enerji dışı aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 1,74 ile sınırlı oranda gerçekleşti.Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında hız kesti. Temel mal enflasyonu dayanıklı tüketim mallarındaki görünümün de etkisiyle düşük seyrini sürdürdü.Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma fiyatları kaynaklı olarak yüksek seyrini korudu.Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puanlık artışla yüzde 28,08 oldu. Eşel mobil uygulaması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatlarının küresel gelişmelerden daha fazla etkilendiği görüldü.- Tüketici fiyatları mart ayında arttıRapora göre, mart ayında tüketici fiyatları artışı yüzde 1,94 olarak gerçekleşti ve yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87'ye geriledi.Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları yaklaşık 0,20'şer puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve 29,68 olarak gerçekleşti.Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, temel mallar ile alkol tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,84, 0,30 ve 0,22 puan azalırken enerji ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,36 ve 0,34 puan arttı.Mevsimsellikten arındırılmış verilerle tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıfladı. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükseldi.Aylık artışlar, B endeksinde düşerken C endeksinde yükseliş kaydetti. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselirken hizmette yatay seyretti, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladı.TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, mart ayında enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim sergilemedi.Hizmet fiyatları mart ayında yüzde 2,39 yükseldi, grup yıllık enflasyonu 0,59 puan artarak yüzde 40,26 seviyesinde gerçekleşti. Bu gelişmede ulaştırma hizmetleri etkili olurken yıllık enflasyon ulaştırma ve haberleşmede arttı, diğer alt gruplarda geriledi.Jeopolitik gelişmelerle mart ayında, artan akaryakıt fiyatlarının etkisiyle ulaştırma hizmetleri fiyatları aylık yüzde 6,07 yükseldi. Bu dönemde, hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı fiyatları (yüzde 10,94) öne çıktı, şehir içi ulaşım hizmetleri fiyat ayarlamalarının gerçekleşen ve sarkan etkileri ile yükselirken şehirlerarası otobüs ücretlerinde akaryakıta ek olarak bayram etkisi gözlendi.Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretti. Kiralarda aylık artış yüzde 2,41 olurken, kira yıllık enflasyonu 1,46 puan azalışla yüzde 52,45'e geriledi. Öte yandan, eğitim başta olmak üzere diğer hizmetler ile lokanta-otel hizmetleri alt grupları bu dönemde görece ılımlı bir seyir izledi.- Temel mal grubu fiyatları sınırlı arttıTemel mal grubu fiyatları mart ayında yüzde 0,44 ile sınırlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,51 puan düşüşle yüzde 16,06'ya geriledi.Bu dönemde, dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 0,81 ile ılımlı bir oranda yükseldi. Mart ayında beyaz eşya, otomobil ve mobilya fiyatları sırasıyla yüzde 2,39, yüzde 0,93 ve yüzde 0,76 artarken, diğer elektrikli ve elektriksiz alet fiyatları yüzde 0,26 azaldı.Bu dönemde, giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 2,17 geriledi. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon yüzde 2,20 ile önceki aya kıyasla güçlendi.Enerji fiyatları mart ayında yüzde 4,75 arttı, grup yıllık enflasyonu 6,05 puan yükselerek yüzde 34,24 oldu.Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarına paralel olarak artan akaryakıt fiyatları (yüzde 9,52) öne çıktı. Eşel mobil uygulamasıyla, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanması daha olumsuz bir görünümü sınırladı.Ayrıca, yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı neticesinde son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerilemenin (yüzde eksi 1,24) sürmesi olumlu katkı verdi.- Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yavaşladıGıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yüzde 1,79 ile son iki aya kıyasla yavaşladı, grup yıllık enflasyonu ise 4,09 puan düşüşle yüzde 32,36 oldu.Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada belirgin oranda gerilerken, işlenmiş gıdada görece yatay seyretti.Ayrıca bu dönemde her iki grupta aylık fiyat artışları ivme kaybetti. İşlenmemiş gıda grubunda yılın ilk iki ayında sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışlar, mart ayında yerini görece düşük oranlı bir yükselişe bırakırken et fiyatlarındaki güçlü seyir devam etti. Mart ayında işlenmiş gıdada aylık fiyat artışının yüzde 0,62 ile son iki aya kıyasla belirgin bir şekilde yavaşladığı izlendi.Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar, tütün ürünlerinde şubat ayında yapılan artışın mart ayına sarkan etkisiyle yüzde 4,36 yükseldi.- Yurt içi üretici fiyatları arttıYurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselerek yüzde 28,08 oldu. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüzde 4,65 ile yüksek bir oranda arttı.Diğer taraftan, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının yüzde 11,2 gerilemesi, enerjide daha olumsuz bir görünümü sınırladı.Ayrıca, dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir (sırasıyla yüzde 0,89 ve yüzde 0,68 artış) izlendi.Eşel mobil mekanizması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilendi.TCMB açıklamasında &#34;Bu nedenle gelecek dönemde üretici ve tüketici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir.&#34; değerlendirmesine yer verdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Apr 2026 20:03:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Savunma ve enerjide yerlilik stratejik önemde"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde-2793/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde-2793/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F41CAD-9E0BDA-2CEA19-1C1B47-1FB73B-8918CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F41CAD-9E0BDA-2CEA19-1C1B47-1FB73B-8918CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa bağımlılığın azalmasıyla Türk milletinin daha güçlü ve güvenli bir ülkede yaşayacağını vurguladı.&nbsp;"YURT DIŞINDA TANIK OLUYORUZ"Türkiye'nin savunma sanayisinde tüm dünyanın dikkatini yerli sistemleri, insansız hava ve deniz araçları ile yüksek teknolojiye dayalı üretim kabiliyetleri sayesinde bu alanda bölgesel güç olma rolünü pekiştirdiğini kaydeden Arbak, bu&nbsp; duruma yurt dışında katıldıkları tüm organizasyonlarda tanık olduklarını belirtti.&nbsp;Savunma ve enerji alanlarında sağlanacak yerlilik başarısının Türkiye'nin sadece ekonomik değil, siyasi ve stratejik gücünü de etkilediğine dikkat çeken Arbak, "Türkiye, savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği yerli üretim kapasitesi ve teknolojik yetkinlikleriyle bağımsızlığını güçlendirmeye ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmaya devam ediyor. Enerji üretiminde ithal kaynaklara bağımlılığın azalmasıyla ekonomik kırılganlığımız da azalıyor. Enerji bağımsızlığımızın güçlendirilmesi, sanayimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve rekabet gücünün artması açısından kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerji tarafında ise yerli ekipman üretimi, enerji verimliliği ve depolama teknolojileri değer zincirinin her halkasında ülkemizde konuşlu şirketlerin daha fazla yer alması gerekiyor." dedi.&nbsp;Savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 80'in üzerine çıkmasında, 4 binden fazla firmadan oluşan ve 100 binin üzerinde istihdam sağlayan savunma ekosisteminin aldığı paya dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;"KÜRESEL BARIŞIN DA GÜVENCESİ""ABD-İran hava savaşında da görüldüğü gibi ülkeler artık sadece silah sistemleriyle değil tüm endüstriyel ekosistemleriyle sahada yer alıyor. 2025 itibarıyla 10 milyar doları aşan ihracat gerçekleştiren, Tibet Makine olarak bizim de içinde yer aldığımız güçlü ekosistem, bu yılın ilk üç ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 artırma başarısını gösterdi.&nbsp;Bu başarı, sanayi altyapımızla tercihler arasındaki güçlü koordinasyonun bir çıktısıdır. Savunma sanayisi şirketlerimiz, yetkin kadroları ve hızlı uyum sağlayabilen üretim yapılarıyla bu büyük dönüşümün mimarı ve yaratıcısı oldular. Küresel ölçekte kayda değer bulduğumuz bu başarıyı, bölgesel ve küresel barışın da güvencesi olarak görüyoruz."&nbsp;ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ&nbsp;Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem'deki tesislerinde sürdürüyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Apr 2026 02:34:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında enflasyon ve faiz beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enflasyon-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-590/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enflasyon-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-590/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2A36D-B2EC38-7DF32D-E738E6-167B24-447AC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta başında, ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Hürmüz Boğazı yeniden açılmadan söz konusu savaşı sona erdirmeye istekli olduğuna yönelik haberler ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell&#39;ın temkinli mesajları piyasalarda iyimser bir hava oluşturdu.Ancak hafta sonuna&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2A36D-B2EC38-7DF32D-E738E6-167B24-447AC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta başında, ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Hürmüz Boğazı yeniden açılmadan söz konusu savaşı sona erdirmeye istekli olduğuna yönelik haberler ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell&#39;ın temkinli mesajları piyasalarda iyimser bir hava oluşturdu.Ancak hafta sonuna doğru Trump&#39;ın söylemlerini sertleştirmesi, enerji fiyatları ile tahvil faizlerini yükseltirken, varlık fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Analistler, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra dünya genelinde enflasyon ve faiz beklentileri üzerinde makroekonomik verilerin de etkili olduğunu belirterek, gelecek hafta yatırımcıların odağının ABD&#39;de açıklanacak enflasyon ve büyüme verileri ile Fed&#39;in son toplantısına ilişkin tutanaklarda olacağını ifade etti.- Trump ve Powell&#39;ın açıklamaları piyasaların yönünde etkili olduBeyaz Saray&#39;da yaptığı &#34;Ulusa Sesleniş&#34;te İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendiren ABD Başkanı Donald Trump, İran&#39;daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci &#34;bitireceklerini&#34; belirterek, &#34;Amerika&#39;nın (İran&#39;daki) tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz.&#34; dedi.Fed Başkanı Jerome Powell da Orta Doğu&#39;da yaşanan gelişmeler karşısında para politikasında &#34;bekle-gör&#34; yaklaşımı için uygun bir konumda olduklarını söyledi.Powell, enflasyon beklentilerinin kısa vadenin ötesinde iyi çıpalanmış göründüğünü ifade ederek, iş gücü piyasasına yönelik aşağı yönlü risklerin daha düşük faizleri gerektirdiğini, buna karşılık enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin ise faizlerin düşürülmemesini telkin ettiğini belirtti.Bu iki hedef arasında belirgin bir gerilim bulunduğunu vurgulayan Powell, zorlu bir dönemde &#34;oy birliği&#34; beklemenin yanıltıcı olabileceğini dile getirdi.- Makroekonomik veriler karışık sinyaller verdiMakroekonomik tarafta ise ABD&#39;de JOLTS açık iş sayısı şubatta 6 milyon 882 bine inerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. İşe alım sayısı da aynı dönemde 498 bin azalışla 4 milyon 849 bine gerileyerek Nisan 2020&#39;den bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu veriler, iş gücü piyasasındaki kırılganlığın sürdüğüne işaret etti.Bununla birlikte, haftanın sonunda açıklanan mart ayı tarım dışı istihdam verisinin beklentileri aşması ve işsizlik oranının gerilemesi, faiz indirimi beklentilerini yeniden sınırladı. Ancak piyasaların kapalı olması nedeniyle söz konusu gelişmeler fiyatlamalara yansımadı.ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ülkede tarım dışı istihdam mart ayında 178 bin kişilik artış kaydetti. İşsizlik oranı da yüzde 4,4&#39;ten yüzde 4,3&#39;e geriledi.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,32 seviyesini görürken, dolar endeksi de yüzde 0,1 düşüşle 100 seviyesine indi.- Değerli metallerde yükseliş görüldüDeğerli metallerde tamamlanan haftada altın öncülüğünde dört haftalık düşüş serisi son buldu. Hafta başında Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılabileceğine yönelik haber akışı, piyasalarda jeopolitik risk algısını bir miktar azaltarak değerli metalleri desteklerken, büyük merkez bankalarının para politikalarında daha yumuşak bir çizgi izleyebileceğine yönelik beklentiler de fiyatlardaki yükselişi güçlendirdi. Ancak hafta sonuna doğru Trump&#39;ın sertleşen açıklamaları, yükseliş ivmesini sınırladı.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,7, platinde yüzde 6,9, paladyumda yüzde 9,2 ve altında yüzde 4,1 arttı.- Baz metallerde arz güvenliği ve maliyet baskısı öne çıktıBaz metallerde söz konusu dönemde fiyatlamaların ana eksenini enerji maliyetleri, arz güvenliği ve sanayi zincirine ilişkin belirsizlikler oluşturdu. İran&#39;ın Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri&#39;ndeki önemli tesislere yönelik saldırıları, özellikle alüminyum tarafında arz sıkışıklığı endişesi yarattı.Körfez Bölgesi&#39;nin küresel alüminyum arzındaki ağırlığı, fiziki piyasadaki kaygıları artırdı.Analistler, Körfez ülkelerinin Çin dışı küresel alüminyum ihracatında yaklaşık yüzde 18 paya sahip olması nedeniyle bölgedeki her aksamanın Batı sanayisi açısından daha güçlü sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.Bakır, çinko ve kurşunda ise daha çok maliyet baskıları ve stok dinamikleri öne çıktı. Çin&#39;de mart ayında resmi imalat PMI verisinin toparlanma göstermesi sanayi metalleri için talep yönlü kısmi destek verse de piyasa katılımcıları bu yükselişleri daha çok arz ve lojistik kaynaklı fiyatlama olarak değerlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 4,5, çinkoda yüzde 5, alüminyumda yüzde 5,4 ve kurşunda yüzde 2,3 artarken, nikelde yüzde 0,6 gerileme görüldü.- Enerji grubunda Hürmüz Boğazı etkisi izlendiEnerji grubunda haftanın ana belirleyicisi, Orta Doğu&#39;daki arz kesintileri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki taşımacılık riskleri oldu. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, bölgede kaybedilen petrol arzının 12 milyon varili aştığını ve nisandaki kayıpların mart ayının iki katına çıkabileceğini söyledi.Birol, jet yakıtı ve dizel başta olmak üzere ürün piyasalarındaki sıkışıklığın önce Asya&#39;da, daha sonra Avrupa&#39;da daha belirgin hissedileceğini ifade etti.Analistler, petrol piyasasında bundan sonraki seyrin büyük ölçüde Hürmüz Boğazı&#39;ndaki akışların ne ölçüde normale döneceğine, enerji altyapısına yönelik hasarın artıp artmayacağına ve büyük tüketici ekonomilerin stratejik rezerv adımlarına bağlı olacağını belirtti.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,2 artarken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 6,4 geriledi.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik maliyetleri etkili olduTarım emtia piyasalarında ise enerji maliyetleri, lojistik sorunlar ve girdi fiyatları belirleyici oldu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Gıda Fiyat Endeksi martta aylık bazda yüzde 2,4 yükselerek Eylül 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Tahıl fiyatlarının yüzde 1,5 arttığı, buğday fiyatlarındaki yükselişte ABD ve Avustralya&#39;daki olumsuz ürün tahminlerinin etkili olduğu, bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 5,1 ve şeker fiyatlarının yüzde 7,2 yükseldiği belirtildi.FAO, söz konusu savaşın 40 günü aşması halinde yüksek enerji ve gübre maliyetlerinin gelecek yılın ekim kararlarını da etkileyebileceği uyarısında bulundu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 1,3 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 artarken, buğdayda yüzde 1,2 ve mısırda yüzde 2,2 geriledi.Kahve tarafında ise hem yüksek çekirdek maliyetleri hem de zayıf talep görünümü öne çıktı. Artan kahve fiyatlarına rağmen bazı büyük şirketlerin satış ve karını artırdığı, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle lojistik maliyetlerin daha da yükselebileceği belirtildi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 2 artarken, şekerde yüzde 5,1 ve kahvede yüzde 1,9 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,7 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 11:48:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hürmüz'e alternatif hat yeniden gündemde]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuze-alternatif-hat-yeniden-gundemde-6271/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuze-alternatif-hat-yeniden-gundemde-6271/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_78DB11-D466A5-FF3E22-959812-556AE5-90228A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu'da yükselen tansiyon, küresel enerji akışını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksaklıklar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_78DB11-D466A5-FF3E22-959812-556AE5-90228A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu'da yükselen tansiyon, küresel enerji akışını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksaklıklar, enerji fiyatlarını yukarı çekerken alternatif güzergâh arayışlarını hızlandırdı.Bu çerçevede, uzun yıllardır devre dışı olan ve yeniden canlandırılması tartışılan Trans-Arabistan Boru Hattı yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı. İlk olarak 20. yüzyılın ortasında inşa edilen hat, Suudi Arabistan'daki petrol sahalarından başlayarak Sayda üzerinden Akdeniz'e ulaşıyordu. Ancak bölgesel çatışmalar nedeniyle 1980'lerde kullanım dışı kalmıştı.Hürmüz'ü baypas edecek kritik hamleSon dönemde Şam yönetiminin bu hattı yeniden işler hale getirme önerisi, özellikle Avrupa'nın artan enerji ihtiyacıyla birlikte dikkat çekiyor. Planın hayata geçirilmesi halinde Körfez petrolünün doğrudan Akdeniz'e ulaştırılması mümkün olacak ve böylece Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılık kısmen azaltılabilecek.Uzmanlara göre bu girişim, sadece bir boru hattının yeniden açılması değil; aynı zamanda küresel enerji taşımacılığında yeni bir denge arayışının parçası. Pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve son olarak Orta Doğu'daki gerilimler, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırarak alternatif rotaları zorunlu hale getirdi.Türkiye için stratejik fırsatGelişmeler Türkiye açısından da önemli fırsatlar barındırıyor. Halihazırda Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile bölgesel enerji taşımacılığında kritik bir rol üstlenen Türkiye, yeni koridor senaryolarında merkez ülke olma potansiyelini güçlendiriyor.Uzmanlara göre olası bir enerji koridorunun Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması durumunda:Türkiye, enerji transitinde kilit ülke konumunu pekiştirebilir&nbsp;Enerji ticaretinden elde edilen gelirler artabilir&nbsp;Jeopolitik ağırlık ve diplomatik manevra alanı genişleyebilir&nbsp;Avrupa'nın enerji güvenliğinde vazgeçilmez aktörlerden biri haline gelebilir&nbsp;Ayrıca Türkiye'nin mevcut liman altyapısı ve boru hattı deneyimi, bu tür projelerin entegrasyonunu kolaylaştırabilecek önemli avantajlar arasında gösteriliyor.Alternatifler var ama yeterli değilBölgede Hürmüz'e bağımlılığı azaltmaya yönelik başka projeler de bulunuyor. Suudi Arabistan'ın doğu-batı hattı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujairah bağlantılı sistemleri aktif şekilde kullanılıyor. Ancak uzmanlar, bu hatların hiçbirinin tek başına Hürmüz'ün taşıdığı yükü karşılayamayacağı görüşünde birleşiyor.Bu nedenle yeni kara ve deniz koridorlarının geliştirilmesi artık sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.Enerji haritası yeniden çiziliyorOrtaya çıkan tablo, dünya enerji sisteminin hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu durum, üretim kadar taşımacılık altyapısının da yeniden şekillendirilmesini kaçınılmaz kılıyor.Hürmüz Boğazı'nda yaşanan her kriz, alternatif hatların önemini artırırken; yeniden gündeme gelen Trans-Arabistan hattı gibi projeler, enerji jeopolitiğinde yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Türkiye ise bu yeni denklemde sadece bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda oyunun kurucularından biri olma potansiyelini taşıyor.KUTU KUTUTrans-Arabistan Boru Hattı (Tapline), 1950&#39;de Aramco tarafından inşa edilen, Suudi Arabistan&#39;ın Kaysume şehrini Lübnan&#39;ın Sayda (Sidon) limanına bağlayan 1.214 km&#39;lik tarihi bir petrol hattı. Günlük 500 bin varil kapasiteyle petrolü Akdeniz&#39;e taşıyan bu hat, 1983&#39;te Lübnan iç savaşı ve 1990&#39;da tam devre dışı kalmasıyla işlevini yitirdi.&nbsp;Temel özellikler ve tarihçeGüzergah: Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Lübnan topraklarından geçerek Akdeniz&#39;e ulaştı.Amaç: Basra Körfezi&#39;nden çıkan petrolü, Hürmüz Boğazı&#39;nı dolaşmadan doğrudan Akdeniz&#39;e ulaştırarak nakliye maliyetlerini ve süresini düşürmek.İnşaat: Amerikan şirketlerinin ortaklığıyla kurulan Trans-Arabian Pipeline Company tarafından inşa edildi.Kapatılma: 1970&#39;lerin ortalarında Golan Tepeleri üzerinden geçen kısmı işlemez hale gelmiş ve 1990 yılında tamamen faaliyetini durdurdu.&nbsp;Stratejik önemiTapline, Orta Doğu&#39;daki petrol ticaretinde ve ABD-Arap ilişkilerinde önemli bir faktördü. Günümüzde kullanılmayan bu hattın, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki gerilimler sırasında petrol sevkiyatı için alternatif bir rota arayışlarında (tarihi önemiyle) adı sıkça geçiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 02:51:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomide illüzyon uyarısı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-illuzyon-uyarisi-1626/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-illuzyon-uyarisi-1626/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95A5C1-5E23EC-910B4E-E56E06-A60E3E-846FD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, ekonomik göstergelerin teknik olarak doğru olabileceğini ancak sunum biçimi ve yöntem değişiklikleriyle gerçeğin farklı yansıtılabildiğini vurguladı.Eğilmez'e göre ekonomide algı ile gerçek arasındaki farkı anlamak için "yedi temel illüzyon"a bakmak yeterli. Bu çerçevede&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95A5C1-5E23EC-910B4E-E56E06-A60E3E-846FD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, ekonomik göstergelerin teknik olarak doğru olabileceğini ancak sunum biçimi ve yöntem değişiklikleriyle gerçeğin farklı yansıtılabildiğini vurguladı.Eğilmez'e göre ekonomide algı ile gerçek arasındaki farkı anlamak için "yedi temel illüzyon"a bakmak yeterli. Bu çerçevede ilk dikkat çekilen başlık, yüksek enflasyona rağmen faizlerin yukarıda tutulmasıyla sıcak para girişinin sağlanması. Bu durumun döviz kurunu baskıladığını belirten Eğilmez, ekonominin dolar bazında olduğundan daha büyük görünmesine yol açtığını ifade etti.Milli gelir hesaplamalarıBir diğer başlık ise milli gelir hesaplamalarına ilişkin. Sığınmacıların üretime katkısının dahil edilip nüfus hesabına katılmamasının kişi başına geliri yapay biçimde artırdığına işaret eden Eğilmez, bu durumun toplumda gerçek bir refah artışı yaratmadığını vurguladı.İşgücü tanımındaki değişiklikler de eleştiriler arasında yer aldı. İşgücüne dahil olmayanların kapsamının genişletilmesiyle işsizlik oranlarının düşük göründüğünü belirten Eğilmez, "iş bulunamasa da işsizlik yokmuş gibi bir tablo oluşuyor" değerlendirmesinde bulundu.Dış borç hesaplamalarında kullanılan yöntemlerin de yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Eğilmez, borcun kimden alındığı yerine kimin elinde bulunduğuna göre yazılmasının ve piyasa değerleri üzerinden hesaplanmasının borç yükünü olduğundan düşük gösterebildiğini söyledi.Para politikasıPara politikasına ilişkin değerlendirmesinde ise politika faizinin sabit tutulurken fonlamanın farklı kanallardan yapılmasına dikkat çekti. Bu durumun "arka kapı faizi" olarak adlandırılan daha yüksek maliyetli bir yapıyı ortaya çıkardığını belirten Eğilmez, resmi faiz ile piyasa faizi arasındaki farkın büyüdüğünü kaydetti.Bütçe tarafında ise yılın başında harcamaların kısılması ve vergilerin öne çekilmesiyle açığın düşük gösterilebildiğini ifade eden Eğilmez, bunun takvimsel bir düzenleme olduğunu ve kalıcı bir iyileşme anlamına gelmediğini dile getirdi.Son olarak enflasyon hesaplamalarına değinen Eğilmez, tüketim sepetindeki ağırlık değişimlerinin özellikle konut ve kira gibi kalemlerde gerçeği tam yansıtmayabileceğini belirtti. Bu tür düzenlemelerin enflasyonu düşük gösterirken vatandaşın hissettiği hayat pahalılığını değiştirmediğini ifade etti.Eğilmez, ekonomik illüzyonların kısa vadede etkileyici görünebileceğini ancak uzun vadede ciddi maliyetler doğurduğunu vurgulayarak, "Gerçekler ortaya çıktığında geriye yalnızca hayal kırıklığı kalır" değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 02:44:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş ekonomisi ihracatı yeniden şekillendiriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savas-ekonomisi-ihracati-yeniden-sekillendiriyor-3577/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/savas-ekonomisi-ihracati-yeniden-sekillendiriyor-3577/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3DEF80-97BCCF-375A76-F169DD-27113B-F1DD6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve savunma harcamalarındaki yükseliş, dünya ticaretinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle son yıllarda hız kazanan "savaş ekonomisi" eğilimi, ülkelerin üretim ve ihracat kompozisyonunu yeniden şekillendirirken&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3DEF80-97BCCF-375A76-F169DD-27113B-F1DD6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve savunma harcamalarındaki yükseliş, dünya ticaretinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle son yıllarda hız kazanan "savaş ekonomisi" eğilimi, ülkelerin üretim ve ihracat kompozisyonunu yeniden şekillendirirken Türkiye de bu dönüşümden doğrudan etkileniyor.Savunma ve güvenlik odaklı üretimin artması, birçok ülkede sivil sanayiden askeri üretime kaynak kaymasına yol açıyor. Bu durum küresel tedarik zincirlerinde daralma yaratırken, özellikle otomotiv, makine ve elektronik gibi sektörlerde arz sıkıntıları ve maliyet artışları dikkat çekiyor. Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomiler için bu tablo hem risk hem de fırsat anlamına geliyor.Savunma sanayi ihracatı yükselişteTürkiye'nin son yıllarda savunma sanayinde attığı adımlar, savaş üretimi trendiyle birlikte daha görünür hale geldi. İnsansız hava araçları, zırhlı araçlar ve elektronik harp sistemleri gibi ürünlerde artan talep, ihracat gelirlerini destekleyen önemli bir kalem haline geldi. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Doğu Avrupa pazarlarında Türk savunma ürünlerine olan ilginin arttığı gözleniyor.Uzmanlara göre, küresel savunma harcamalarındaki artış Türkiye'nin bu alandaki ihracatını orta vadede yukarı çekmeye devam edecek. Ancak bu artışın sürdürülebilir olması için teknoloji yatırımları ve yerli üretim oranının artırılması kritik önem taşıyor.Sivil sektörlerde baskı artıyorÖte yandan savaş ekonomisinin genişlemesi, sivil sektörler üzerinde maliyet baskısı oluşturuyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma, lojistik maliyetlerin yükselmesi ve hammaddeye erişimde yaşanan sıkıntılar, Türkiye'nin geleneksel ihracat kalemlerinde rekabet gücünü zayıflatabiliyor.Avrupa pazarında talep daralması ve büyüme hızındaki yavaşlama da ihracatçıların karşı karşıya olduğu bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor. Özellikle tekstil, hazır giyim ve beyaz eşya gibi sektörlerde siparişlerde yavaşlama sinyalleri dikkat çekiyor.Yeni pazar arayışı hızlanıyorBu tablo karşısında Türk ihracatçılar, alternatif pazarlara yönelme stratejisini hızlandırıyor. Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika gibi gelişmekte olan bölgeler, hem savunma hem de sivil ürünler için yeni fırsatlar sunuyor.Aynı zamanda enerji ve lojistik koridorlarında yaşanan değişim de Türkiye'nin ihracat stratejisinde belirleyici rol oynuyor. Orta Koridor ve yeni ticaret yolları projeleri, Türkiye'nin transit ülke olma avantajını güçlendirerek ihracatın çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.Çift yönlü etkiEkonomistler, savaş üretiminin Türkiye ihracatı üzerindeki etkisini "çift yönlü" olarak tanımlıyor. Bir yandan savunma sanayi üzerinden yeni gelir kapıları açılırken, diğer yandan küresel belirsizlikler ve maliyet artışları ihracat performansını baskılıyor.Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde dengeli bir strateji izlemesi gerektiği vurgulanıyor. Savunma sanayindeki ivmenin korunması, yüksek katma değerli üretimin artırılması ve sivil sektörlerin rekabet gücünün desteklenmesi, ihracatta sürdürülebilir büyümenin anahtarı olarak görülüyor.Küresel ticaretin giderek daha fazla jeopolitik dinamiklerle şekillendiği yeni dönemde, Türkiye'nin bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayacağı, ihracat performansının yönünü belirleyecek temel unsur olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Apr 2026 02:33:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta bütün yatırım araçları değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-deger-kazandi-9795/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-deger-kazandi-9795/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC63E7-E497DC-717300-6A6697-B52476-8ECF51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.622,55 puanı ve en yüksek 13.078,32 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışının yüzde 1,88 üstünde 12.936,35 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,71 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC63E7-E497DC-717300-6A6697-B52476-8ECF51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.622,55 puanı ve en yüksek 13.078,32 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışının yüzde 1,88 üstünde 12.936,35 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,71 artışla 6 bin 705 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,67 yükselişle 45 bin 174 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 10 bin 625 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 5,71 artarak 11 bin 231 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,30 artarak 44,5920 lira, avro yüzde 0,46 yükselişle 51,5430 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,08, emeklilik fonları yüzde 1,26 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 2,59 ile &#34;Kıymetli Maden Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Apr 2026 02:09:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Yıllık hizmet enflasyonu son bir yılda 16,1 puan azaldı"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yillik-hizmet-enflasyonu-son-bir-yilda-161-puan-azaldi-726/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yillik-hizmet-enflasyonu-son-bir-yilda-161-puan-azaldi-726/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45C0D2-2470A5-DE558F-FDBAA8-C914BB-C45D0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Enflasyonun martta aylık yüzde 1,9 olduğunu, yıllık yüzde 30,9&#39;a gerilediğini belirten Şimşek, gıda enflasyonunun, geçen yılın aynı ayına göre&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45C0D2-2470A5-DE558F-FDBAA8-C914BB-C45D0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Enflasyonun martta aylık yüzde 1,9 olduğunu, yıllık yüzde 30,9&#39;a gerilediğini belirten Şimşek, gıda enflasyonunun, geçen yılın aynı ayına göre 4,8 puan iyileşerek yıllık yüzde 32,4 olduğunu aktardı.Şimşek, iklim koşullarındaki iyileşmeye işaret ederek, &#34;Geçtiğimiz yıl yaşanan don ve kuraklığın ardından iklim koşullarında görülen normalleşmenin, 2026 yılında gıda enflasyonu görünümünü desteklemesini bekliyoruz. Yıllık hizmet enflasyonu son bir yılda 16,1 puan azaldı. Hizmetlerdeki dezenflasyonun, kira enflasyonundaki düşüş eğilimi, konut arzını artırmaya yönelik politikalarımız ve eğitimde kural bazlı fiyatlama ile önümüzdeki dönemde daha da belirginleşmesini öngörüyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Jeopolitik gelişmelerin ekonomiye etkilerini sınırlamak için gerekli adımları attıklarına dikkati çeken Şimşek, &#34;Program döneminde oluşturduğumuz mali alan ile enflasyonist baskıları azaltacak eşel mobil gibi uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde devreye alıyoruz. Kısa vadede bu şokların enflasyon etkileri olsa da kalıcı fiyat istikrarı hedefimize ulaşmamızı sağlayacak politika setimizi bütüncül ve kararlı şekilde uygulamaya devam ediyoruz.&#34; ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Apr 2026 15:15:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sorun savaş değil yapısal kırılganlık]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-savas-degil-yapisal-kirilganlik-8923/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-savas-degil-yapisal-kirilganlik-8923/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E587AF-5F82E7-F8947B-0DE07A-975457-1702D4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde Türkiye ekonomisindeki mevcut kırılganlıkların savaşla ortaya çıkmadığını, aksine savaşın bu zayıf tabloyu hızlandırdığını vurguladı. Önümüzdeki dönemde sıkça dile getirilecek "Savaş olmasaydı her şey yolundaydı" söylemine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E587AF-5F82E7-F8947B-0DE07A-975457-1702D4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde Türkiye ekonomisindeki mevcut kırılganlıkların savaşla ortaya çıkmadığını, aksine savaşın bu zayıf tabloyu hızlandırdığını vurguladı. Önümüzdeki dönemde sıkça dile getirilecek "Savaş olmasaydı her şey yolundaydı" söylemine karşı çıkan Eğilmez, verilerin savaş öncesinde de ekonomide belirgin bir ivme kaybına işaret ettiğini ifade etti.Büyüme potansiyelin altında kaldı2025'in son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 3,4 büyüdüğünü hatırlatan Eğilmez, ülkenin yaklaşık yüzde 5 seviyesindeki potansiyel büyümesinin oldukça altında kalındığını belirtti. Enflasyonla mücadele kapsamında büyümeden fedakârlık yapılmasının anlaşılabilir olduğunu kaydeden Eğilmez, asıl sorunun üretim ve hizmet tarafındaki eş zamanlı zayıflama olduğuna dikkat çekti. İmalat sanayinde gerileme ve kapasite kullanım oranındaki düşüşe işaret eden Eğilmez, hizmet sektöründe de yavaşlama başladığını ifade etti. Bu tabloya savaşın maliyetinin de ekleneceğini belirten ekonomist, 2026 yılı için yüzde 2,5–3 bandındaki büyümenin dahi iyimser kalabileceğini dile getirdi.Enflasyonda düşüş beklentisi gerçekleşmediYıl başında enflasyonun baz etkisiyle gerileyeceği yönünde güçlü beklentiler bulunduğunu belirten Eğilmez, bu öngörünün gerçekleşmediğini söyledi. 2025 sonunda yüzde 30,89 olan enflasyonun şubat ayında yeniden yükselerek yüzde 31,53'e çıktığını hatırlattı. Bu artışın petrol fiyatları görece düşük seviyedeyken yaşandığına dikkat çeken Eğilmez, petrolün 100 doların üzerine çıkmasının enflasyon üzerinde ilave baskı yaratacağını vurguladı. Yıl sonu için yüzde 30'un altındaki enflasyonun artık hedef olmaktan çıkıp iyimser bir senaryo haline geldiğini ifade etti.İşsizlikte kalıcı sıkışma sinyaliResmi işsizlik verilerindeki dalgalanmaların gerçek tabloyu yansıtmadığını belirten Eğilmez, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30'a yakın seviyede sabit kalmasının ekonomide kalıcı bir sıkışmaya işaret ettiğini söyledi. Savaşın yaratacağı ekonomik yavaşlamanın istihdam üzerindeki baskıyı artıracağını da sözlerine ekledi.Bütçede "zaman kazanma" etkisiBütçe açığının yılın ilk iki ayında 190 milyar TL seviyesinde görünmesine rağmen bunun kalıcı bir iyileşmeye işaret etmediğini belirten Eğilmez, vergi tahsilatının öne çekilmesi ve harcamaların kısılmasıyla geçici bir denge sağlandığını ifade etti. Mevcut görünümün bir başarı hikâyesinden çok, zaman kazanma çabası olduğunu vurguladı.Cari açıkta petrol riski büyüyorCari açığın ocak itibarıyla 32,9 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Eğilmez, hesaplamaların 65 dolarlık petrol fiyatına göre yapıldığını belirtti. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının cari denge üzerinde ciddi baskı yaratacağını ifade eden ekonomist, her 10 dolarlık artışın cari açığa yaklaşık 4 milyar dolar ek yük getirdiğini kaydetti. Bu koşullarda yıl sonunda 50 milyar dolarlık cari açığın sürpriz olmayacağını söyledi.Savaş değil zayıflık belirleyiciEğilmez'e göre büyüme, enflasyon, işsizlik, bütçe ve cari açık göstergelerinin tamamı tek bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye ekonomisi savaş başlamadan önce de hedeflerinden sapmış durumdaydı. Savaş ise bu bozulmayı derinleştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.Son üç yıldan çıkarılması gereken en önemli dersin, enflasyonla mücadelenin zamana yayılmasının riskleri artırdığı olduğunu belirten Eğilmez, sürecin uzaması halinde ekonominin kaçınılmaz olarak yeni şoklarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Apr 2026 02:31:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Petrol krizinde Türkiye en kırılgan ülkelerden biri]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/petrol-krizinde-turkiye-en-kirilgan-ulkelerden-biri-1083/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/petrol-krizinde-turkiye-en-kirilgan-ulkelerden-biri-1083/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FE9DF-ECEAF1-38026D-B14B87-D9A8BB-C5CA38.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings, petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmaların Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ekonomileri ile Türkiye üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir rapor yayımladı.Kurumun temel senaryosuna göre, Brent petrol fiyatlarının 2026 yılında varil&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FE9DF-ECEAF1-38026D-B14B87-D9A8BB-C5CA38.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings, petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmaların Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ekonomileri ile Türkiye üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir rapor yayımladı.Kurumun temel senaryosuna göre, Brent petrol fiyatlarının 2026 yılında varil başına ortalama 80 dolar, 2027&#39;de ise 65 dolar olması bekleniyor. Bu çerçevede, CEE bölgesi ülkelerinin kredi kalitesi üzerindeki olumsuz etkinin yönetilebilir düzeyde kalacağı öngörülüyor.S&amp;P Global Ratings Kredi Analisti Karen Vartapetov, konuya ilişkin değerlendirmesinde &#34;Savaşın Orta ve Doğu Avrupa ülke notları üzerindeki sınırlı ve nötr etkisi, hem savaş öncesi senaryolarımızın tedbirliğini hem de Avrupa gaz fiyatlarının 2022 zirvesinin altında kalacağı varsayımımızı yansıtmaktadır&#34; dedi.Raporda yer alan &#34;stres senaryosu&#34; daha karamsar bir tabloya işaret ediyor. Brent petrolün 2026&#39;da 130 dolara, 2027&#39;de ise 100 dolara yükselmesi durumunda, enerji yoğunluğu yüksek ve ithalata bağımlı Türkiye ve Macaristan gibi ekonomilerin en ağır darbeyi alması bekleniyor. Ülkelerin ne ölçüde etkileneceği ise sahip oldukları ekonomik tamponlara ve uygulayacakları politika tepkilerine bağlı olacak.Yüksek petrol fiyatları, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin kredi notları üzerinde farklı düzeylerde etki yaratıyor. Romanya gibi önemli ölçüde yerli enerji üretim kapasitesine sahip ya da Polonya gibi kömür ağırlıklı enerji karışımına sahip ülkeler, makroekonomik açıdan görece daha sınırlı etkilerle karşılaşabilir. Ancak Romanya özelinde, zayıf GSYİH büyümesi ve düşük mali gelirlerin mali konsolidasyona yönelik siyasi desteği zayıflatabileceği belirtiliyor.TTF Kuzey-Batı Avrupa doğalgaz fiyatlarının, analiz kapsamındaki iki enerji fiyatı senaryosunun dışında kalarak 2022&#39;deki zirve seviyelere yaklaşması halinde, Orta ve Doğu Avrupa ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerin ve kredi notu indirimi baskısının daha geniş ve belirgin hale gelebileceği ifade ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Apr 2026 08:26:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye için kritik eşik]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-kritik-esik-7430/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-kritik-esik-7430/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EDF4B1-1B9A2A-59B84F-D78AF2-C8BD7E-A54A15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel ekonomide yeni bir dalgalanma sürecini tetiklerken, Türkiye ekonomisi açısından da çok boyutlu etkiler gündeme geliyor. Enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, finansal piyasalardan turizme kadar geniş bir alanda hissedilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EDF4B1-1B9A2A-59B84F-D78AF2-C8BD7E-A54A15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel ekonomide yeni bir dalgalanma sürecini tetiklerken, Türkiye ekonomisi açısından da çok boyutlu etkiler gündeme geliyor. Enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, finansal piyasalardan turizme kadar geniş bir alanda hissedilen bu gelişmeler, ekonomi yönetiminin politika alanını daraltabilecek nitelik taşıyor.Enerji faturası kabarıyorSavaşın en hızlı ve doğrudan etkisi enerji fiyatları üzerinden hissediliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda artan riskler, petrol ve doğalgaz arzına ilişkin endişeleri artırırken fiyatlarda yukarı yönlü baskı oluşturuyor.Türkiye'nin enerji ithalatçısı bir ekonomi olması nedeniyle bu gelişme, cari açık ve enflasyon üzerinde ilave yük anlamına geliyor. Enerji maliyetlerindeki artışın sanayi üretimi başta olmak üzere birçok sektörde maliyet enflasyonunu tetiklemesi bekleniyor.Enflasyon ve büyüme dengesi zorlanabilirEnerji fiyatlarındaki yükselişin tüketici fiyatlarına gecikmeli yansıması, dezenflasyon sürecini sekteye uğratabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.Öte yandan artan maliyetler ve küresel talepte olası yavaşlama, büyüme üzerinde aşağı yönlü riskleri beraberinde getiriyor. Bu durum, Türkiye ekonomisi açısından klasik bir ikilem olan enflasyonla mücadele – büyüme dengesini yeniden gündeme taşıyor.Tedarik zincirinde yeniden konumlanmaSavaşın deniz ticaret yolları üzerindeki etkisi, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksaklıklara yol açıyor. Kızıldeniz ve Basra Körfezi hattındaki riskler, lojistik maliyetleri artırırken teslim sürelerini uzatıyor.Bu gelişme kısa vadede Türkiye için maliyet baskısı anlamına gelse de orta vadede stratejik bir fırsat da yaratıyor. Avrupa'nın tedarik güvenliğini artırma arayışı, Türkiye'nin üretim ve lojistik merkezi olarak konumunu güçlendirebilir.Finansal piyasalarda temkinli görünümJeopolitik risklerdeki artış, küresel yatırımcı davranışlarını da etkiliyor. Risk iştahındaki gerileme, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını zayıflatırken döviz kurlarında oynaklığı artırıyor.Türkiye piyasaları kısa vadede görece dirençli bir görünüm sergilese de savaşın uzaması halinde bu dayanıklılığın sınanabileceği değerlendiriliyor.Turizm gelirleri risk altındaBölgesel çatışma algısının derinleşmesi, Türkiye'nin turizm performansı açısından da risk oluşturuyor. Rezervasyon davranışlarında yaşanabilecek değişim, özellikle yüksek sezonda gelir kaybı ihtimalini gündeme getirebilir.Ancak Türkiye'nin güvenli destinasyon algısını koruması halinde alternatif pazarlar üzerinden sınırlı da olsa dengeleyici bir etki oluşabileceği belirtiliyor.Politika seti kritik önem taşıyorMevcut tablo, Türkiye'nin eş zamanlı ve çok katmanlı bir politika seti uygulamasını zorunlu kılıyor.Enerji tarafında kaynak çeşitliliğinin artırılması ve yenilenebilir yatırımların hızlandırılması, makroekonomik alanda sıkı para politikası ve mali disiplinin sürdürülmesi, sanayi politikalarında yerli ara malı üretiminin güçlendirilmesi ve lojistik altyapıda kapasite artırıcı yatırımların önceliklendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.Belirsizlik yüksekABD-İsrail-İran hattındaki gerilim, Türkiye ekonomisi için kısa vadede maliyet artışı ve finansal dalgalanma riski yaratırken, orta vadede yapısal dönüşüm fırsatlarını da beraberinde getiriyor.Bu süreçte belirleyici olacak unsur ise savaşın süresinden ziyade, Türkiye'nin bu şoka vereceği politika tepkisinin hızı ve etkinliği olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 01 Apr 2026 09:18:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni dünya kurallarına uyamayanlar, ayakta kalamayacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunya-kurallarina-uyamayanlar-ayakta-kalamayacak-4891/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunya-kurallarina-uyamayanlar-ayakta-kalamayacak-4891/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B03AA-F49B75-E67D8E-1A9290-0E0411-4EB06B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Risklerin tanımından nasıl yönetileceğine, lojistikten tahkime her konunun detaylıca ele alındığı organizasyonun açılış konuşmasında Dışyönder Başkanı Dr.Hakan Çınar, yeni dünya kurallarına uymayan şirketlerin ayakta kalmasının artık mümkün olmadığına vurgu yaparken,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B03AA-F49B75-E67D8E-1A9290-0E0411-4EB06B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Risklerin tanımından nasıl yönetileceğine, lojistikten tahkime her konunun detaylıca ele alındığı organizasyonun açılış konuşmasında Dışyönder Başkanı Dr.Hakan Çınar, yeni dünya kurallarına uymayan şirketlerin ayakta kalmasının artık mümkün olmadığına vurgu yaparken, savaş ekonomisine de hazırlıklı olmak gerektiğini belirtti. Avrupa'nın yaşlandığına ve özellikle Güneydoğu Anadolu'nun başta olmak üzere ülke ihracatçılarımızın tamamı için potansiyel olan Ortadoğu'daki savaş halinin gelecekte yeni fırsatlar yaratacağına da değinen Çınar, firmalarımızın bu yeni dünya kurallarına hazırlanmalarının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Dış siyasetin ve barışçıl politikaların da önemli olduğunu hatırlatan Çınar "Biz firmalarımızın özellikle kendilerini doğru konumlandırmalarının çok önemli olduğunu bildiğimiz için bugün buradayız. Dış ticarette fazla veren bir ülke olmak için özel sektöre büyük iş düşüyor, ancak kendisini yeni düzene ayak uyduramayan firmalar ayakta kalamayacaklar" dedi.GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci ise, artan belirsizlik ortamında ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini, maliyet unsurlarının çeşitlendiğini ve tedarik zincirlerinin giderek daha karmaşık bir yapıya büründüğünü söyledi. Türkiye'nin sahip olduğu üretim kapasitesi, stratejik coğrafi konumu ve gelişen lojistik altyapısıyla bu yeni küresel tabloda önemli bir yerde konumlandığını ifade eden Kileci, ihracat süreçlerinde stratejik planlamanın, etkin maliyet yönetiminin, finansmana erişimin ve tedarik sürekliliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı.Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Hizmet Binası'nda gerçekleşen etkinliğin ilk oturumunda GAİB ve Dışyönder başkanları ile birlikte Dışyönder Yönetim Kurulu Üyeleri Didem Aral ve Umut Rallas'da yaptıkları konuşmalarda kendi firmalarında da sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yönelik farklı arayışlara önem verdiklerine değinirken, ihracatçıların çok dinamik olmamaları halinde değişimi yakalamalarının da zor olacağına değinirken, savunma sanayindeki başarımıza ise özellikle dikkat çektiler.&nbsp;Etkinliğin 2.oturumunda Dışyönder Yönetim Kurulu Üyeleri, Abdurrahman Özalp, Tülay Güngör, Av.Yusuf Said Erdoğan ve Ayşe Burcu Arslan ile küresel risklere değinerek, bu dönemde alacağın tahsilinde sözleşmenin önemine, tahkimin bir alternatif olarak firmaların gündeminde yer alması gerektiğine ve tahsilata ilişkin zorlukların yönetiminde alternatif finansman tekniklerinin gerekliliğine değindiler.Dayanıklı tedarik zinciri ve lojistikteki son gelişmelerin ele alındığı son panelde ise yine Dışyönder Yönetim Kurulu üyelerinden Dr.Ayşegül Ketenci, Ayşem Ulusoy, Mücella Salin ve Recep Koca çok önemli başlıklara vurgu yaptılar. Savaşın yarattığı bölgesel riskler ile yükselen lojistik maliyetlleriyle eş zamanlı olarak küresel tedarik zincirinin de tümüyle bozulduğuna işaret eden konuşmacılar şirketlerin rekabet gücünü koruyabilmesi için tedarikçi ve lojistik güzergahlarında alternatif yaratmalarının şart olduğuna vurgu yaptılar. Dijital altyapılarını güçlendirmeleri gerektiğinin de önemine değinen konuşmacılar, bu dönüşüme ayak uyduramayan firmaların küresel ticaret sisteminde geri planda kalacağını, hatta oyunun dışında kalma riskiyle karşı karşıya olduğuna değindiler. Programda tüm konuşmacıların en çok vurgu yaptığı başlıklardan birisi de şüphesiz bu dönemde kurumlar arası koordinasyonun ve iş birliğinin güçlendirilmesi gerekliliği oldu.&nbsp;Dışyönder ekibi, etkinliğin ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sn.Fatma Şahin ile de bir araya gelerek savaşın etkileri üzerine görüş alışverişinde bulundular.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 31 Mar 2026 02:22:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında enerji riski ve faiz beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-riski-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-7373/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-riski-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-7373/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8B0A1C-283012-4D8A9C-0C8AC4-46A60F-0E4933.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla piyasalarda karışık bir seyir öne çıkarken, yatırımcıların odağı gelecek hafta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.ABD ile İran cephesinden savaşın seyrine ilişkin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8B0A1C-283012-4D8A9C-0C8AC4-46A60F-0E4933.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla piyasalarda karışık bir seyir öne çıkarken, yatırımcıların odağı gelecek hafta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.ABD ile İran cephesinden savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar risk algısının yüksek kalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki yükseliş bu hafta ivme kaybetse de küresel enflasyon endişeleri canlılığını korudu.Para piyasalarındaki fiyatlamalara ilişkin gelişmelerin de yakından takip edildiği haftada, ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin beklentilerde belirgin değişimler görüldü.Daha önce öne çıkan &#34;güvercin&#34; beklentilerin yerini daha &#34;şahin&#34; öngörüler aldı.Analistler, savaşın küresel piyasalarda sert oynaklık yarattığını, enerji fiyatlarındaki yükselişin ise merkez bankalarının faiz indirim alanını daralttığını belirtti.Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun şu aşamada daha büyük risk olduğunu, işsizlik oranı görece istikrarlı kaldığı için Fed&#39;in önceliğinin fiyat baskılarını izlemek olduğunu söyledi.Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson ise yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu kötüleştirebileceğini ve tüketici ile işletme harcamalarını zayıflatabileceğini belirterek, fiyat istikrarı ile tam istihdam hedefi arasında daha zor bir denge oluştuğuna işaret etti.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr da Orta Doğu&#39;daki çatışmaların yarattığı riskler nedeniyle faizlerin bir süre daha sabit tutulmasının gerekebileceğine dikkati çekti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD&#39;de imalat sanayi PMI martta 52,4&#39;e yükselirken, hizmet sektörü PMI 51,1&#39;e, bileşik PMI ise 51,4&#39;e gerileyerek 11 ayın en düşük seviyesine indi.Mart ayında tüketici güveninin üç ayın en düşük seviyesine gerilemesi de artan benzin ve enerji maliyetlerinin hane halkı beklentilerini olumsuz etkilediğine işaret etti.Söz konusu veriler, büyümede ivme kaybı ile enflasyon baskılarının aynı anda izlendiğine işaret etti.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,45&#39;e kadar çıkarak yaklaşık son 8 ayın en yüksek seviyesini görürken, dolar endeksi de yüzde 0,5 artışla 100,2 seviyesine çıktı.- Değerli metallerde dolar ve faiz baskısı öne çıktıDeğerli metaller bu hafta, güvenli liman talebinin tamamen ortadan kalkmamasının yanı sıra doların görece güçlü seyri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler nedeniyle dalgalı bir seyir izledi.Hafta içinde dalgalı seyreden altının ons fiyatı, bu süreçte sert düşüş gösterse de haftanın son işlem gününde gelen tepki alımlarıyla kayıplarının bir kısmını telafi ederek haftayı yatay seyirle tamamladı.Buna karşın piyasalarda genel görünüm, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıları artırabileceği ve bunun da merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etmesine yol açabileceği yönünde şekillendi.Bu gelişmelerle altının ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 4 bin 601,74 doları, en düşük 4 bin 99,52 doları görürken, haftayı 4 bin 493,54 dolar seviyesinde tamamladı.Gümüşün ons fiyatı da altına paralel bir seyir izledi. Gümüşün ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 74,56 doları, en düşük 61 doları görürken, haftayı 69,72 dolar seviyesinde kapattı.Analistler, değerli metallerde fiyatlamalarda jeopolitik risklerin yanı sıra enflasyon ve faiz beklentilerinin de etkili olduğunu, bu nedenle yön arayışında ABD istihdam verileri ile Fed yetkililerinin açıklamalarının izleneceğini belirtti.Bununla birlikte tahvil piyasalarında satış baskısının sürmesi de değerli metaller üzerinde ek baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 2,7 artarken, platinde yüzde 3,4 ve paladyumda yüzde 1,9 geriledi. Altın ise haftayı yatay seyirle tamamladı.- Baz metallerde maliyet baskıları etkili olduBaz metallerde ise bu hafta fiyatlamaların ana eksenini maliyet baskıları, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve sanayi üretiminin görünümüne ilişkin endişeler oluşturdu.Enerji şokunun enerji yoğun sektörlerde üretim maliyetlerini artırdığı, bunun da sanayi metalleri üzerinde dolaylı baskı yarattığı görüldü. Özellikle petrol ve gaz fiyatlarındaki yükseliş, üretim ve taşımacılık giderleri üzerinden metal fiyatlamalarını etkiledi.Analistler, baz metallerde son haftadaki yükselişi güçlü küresel talep işaretinden çok maliyet yönlü ve arz zinciri kaynaklı bir fiyatlama olarak değerlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 3,1, nikelde yüzde 1,8, çinkoda yüzde 1,4, alüminyumda yüzde 2,8 artarken, kurşun yatay seyretti.- Brent petrolde arz riski öne çıktıEnerji grubunda hafta boyunca arz risklerinin öne çıkmasına karşın negatif bir seyir izlendi.ABD/İsrail ve İran kaynaklı çatışmaların etkisiyle Hürmüz Boğazı çevresinde artan gerilim, petrol piyasasında risk priminin yüksek kalmasına neden oldu.Hafta içinde arz endişeleri fiyatları desteklerken, kar satışları ve çatışmanın daha geniş bir alana yayılmayabileceğine yönelik beklentilerin ardından Brent petrol haftayı düşüşle tamamladı.Analistler, enerji piyasasında bundan sonraki seyrin büyük ölçüde Hürmüz Boğazı&#39;ndaki geçişlerin ne ölçüde normalleşeceğine, çatışmanın enerji altyapısına sıçrayıp sıçramayacağına bağlı olacağını belirtti.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,4, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 2,3 geriledi.- Tarım emtialarında enerji etkisi izlendiTarım emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD&#39;de biyoyakıt politikalarına ilişkin beklentiler, haftalık ihracat verileri, hava koşulları ve enerji maliyetleri fiyatlamalarda belirleyici oldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 1,8 artarken, soya fasulyesinde yüzde 0,2, mısırda yüzde 0,8 ve pirinçte yüzde 0,1 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,3 ve pamukta yüzde 3,2 artarken, kahvede yüzde 2,8 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,9 kayıpla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 11:46:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonominin nisan ajandası yoğun]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-nisan-ajandasi-yogun-2143/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-nisan-ajandasi-yogun-2143/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB1C5B-6D2F21-5E1383-AD0346-B1D531-80CA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın, mart ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini 2 Nisan&#39;da Van&#39;da açıklaması planlanıyor.Bolat, şubatta ihracatın zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen yüzde 1,6 artışla 21 milyar 65 milyon dolar olduğunu,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB1C5B-6D2F21-5E1383-AD0346-B1D531-80CA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın, mart ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini 2 Nisan&#39;da Van&#39;da açıklaması planlanıyor.Bolat, şubatta ihracatın zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen yüzde 1,6 artışla 21 milyar 65 milyon dolar olduğunu, bu rakamın en yüksek ikinci şubat ayı ihracatı olarak kayıtlara geçtiğini açıklamıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 3 Nisan&#39;da mart ayı enflasyon verilerini paylaşacak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubatta aylık bazda yüzde 2,96, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,43 artmış, yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 31,53, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,56 olmuştu.Özellikle ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırısıyla başlayan ve bölgenin yanı sıra dünyayı etkileyen çatışmaların ekonomiye muhtemel yansımalarını görme açısından da açıklanacak veriler önem taşıyor.TÜİK, 8 Nisan&#39;da mart ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklayacak. Tüketici fiyat endeksi ile indirgendiğinde şubatta en yüksek aylık reel getiri, yüzde 7,06 ile BIST 100 endeksinde gerçekleşmişti.- İlk çeyreğe ilişkin bütçe gerçekleşmeleri belli olacakTÜİK, 10 Nisan&#39;da şubat ayı sanayi üretimi endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacak. Endeks, ocakta aylık bazda yüzde 2,8, yıllık bazda yüzde 1,8 azalmıştı.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 13 Nisan&#39;da şubat dönemine ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini açıklayacak. Türkiye&#39;nin cari işlemler hesabı ocakta 6 milyar 807 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı da 1 milyar 228 milyon dolar açık vermişti.Hazine ve Maliye Bakanlığı, mart ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 15 Nisan&#39;da açıklayacak. Böylece, ilk çeyrek bütçe sonuçları da belli olacak. Türkiye&#39;nin merkezi yönetim bütçe gelirleri şubatta 1 trilyon 353 milyar 593 milyon lira, giderleri 1 trilyon 329 milyar 226 milyon lira olarak belirlenmişti.- Para Politikası Kurulu 22 Nisan&#39;da toplanacakTCMB PPK toplantısı 22 Nisan&#39;da yapılacak. TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığındaki Kurul, 12 Mart&#39;taki toplantısında politika faizinin yüzde 37&#39;de sabit kalmasına karar vermiş, &#34;Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.&#34; açıklamasında bulunmuştu.Uluslararası Ekonomi Zirvesi de 9-12 Nisan&#39;da &#34;Büyük Dönüşüm, Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası&#34; temasıyla Sapanca&#39;da düzenlenecek. Zirvenin açılış konuşmasını Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in yapması planlanıyor.Ekonomi, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin yer alacağı zirvede, birçok temel alanda dönüşümü merkeze alacak, enerji arz güvenliğinden dijital altyapılara, jeopolitik gerilimlerden global savunma stratejilerine, iş gücü becerilerinden kültürel uyuma kadar yeni ekonominin yol haritası çizilecek.TÜİK, 20 Nisan&#39;da mart ayı yurt dışı üretici fiyat endeksi ile şubat ayı tarımsal girdi fiyat endeksi verilerini kamuoyuna duyuracak.- İşsizlik ve ekonomik güven endeksi verileri açıklanacakTÜİK, 22 Nisan&#39;da nisan ayı tüketici güven endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacak. Kurum aynı gün 2025 yılı 4&#39;üncü çeyreğine ilişkin hane halkı yurt içi turizm verilerini ilan edecek.Kurum, 29 Nisan&#39;da nisan ayı ekonomik güven endeksi verileri ile mart ayı iş gücü istatistiklerini de duyuracak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 11:21:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Orta Doğu'daki çatışma emtia fiyatlarının hızla yükselmesine neden oluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/orta-dogudaki-catisma-emtia-fiyatlarinin-hizla-yukselmesine-neden-oluyor-4863/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/orta-dogudaki-catisma-emtia-fiyatlarinin-hizla-yukselmesine-neden-oluyor-4863/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69EFEB-9D6AEE-C83A6F-6DCEBE-9E64CB-423106.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, "Orta Doğu'daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek" dedi.&nbsp;&nbsp;Petrol&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69EFEB-9D6AEE-C83A6F-6DCEBE-9E64CB-423106.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, "Orta Doğu'daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek" dedi.&nbsp;&nbsp;Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu?Katar'daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi.&nbsp;Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor.&nbsp;Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD'de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya'da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı.&nbsp;Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz varArtış doğal gazda da görülüyor. Avrupa'da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor.&nbsp;Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor.&nbsp;Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor.&nbsp;Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin&nbsp; Asya'daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur'da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60'ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve Asya'daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor.&nbsp;Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi&nbsp; için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25'lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor.&nbsp;Elverişli' bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyorUcuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri&nbsp; bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19'unu ve küresel üre hacminin yüzde 36'sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda.&nbsp;Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80'ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD'li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Mar 2026 09:22:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın kaybettirdi, dolar ve euro kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-9149/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-9149/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44F3BF-629B02-ED5DB9-8490B2-67D766-2EB3B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.601,60, en yüksek 13.168,16 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,68 altında 12.698,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,4 düşüşle 6 bin 343&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44F3BF-629B02-ED5DB9-8490B2-67D766-2EB3B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.601,60, en yüksek 13.168,16 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,68 altında 12.698,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,4 düşüşle 6 bin 343 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,37 azalışla 42 bin 748 liraya indi.Geçen hafta sonu 11 bin 231 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 5,4 düşerek 10 bin 625 liraya indi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,32 artarak 44,4600 lira, avro yüzde 0,92 yükselerek 51,3080 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,40, emeklilik fonları yüzde 1,48 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 0,40 ile &#34;Para Piyasası&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Mar 2026 02:58:08 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>