<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - Çevre ve Doğa]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 11:03:50 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye Avrupa'nın yeşil dönüşüm ham madde üssü olabilir]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-avrupanin-yesil-donusum-ham-madde-ussu-olabilir-9389/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-avrupanin-yesil-donusum-ham-madde-ussu-olabilir-9389/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9D0013-69FDB7-C84FA3-6B05E7-87C11E-6C099A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu çalıştayda yaptığı konuşmasında, "Avrupa Birliği&#39;nin plastik atık sevkiyatına ilişkin yürürlüğe koyacağı yeni düzenlemeler, Türkiye için çok büyük bir ekonomik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9D0013-69FDB7-C84FA3-6B05E7-87C11E-6C099A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu çalıştayda yaptığı konuşmasında, "Avrupa Birliği&#39;nin plastik atık sevkiyatına ilişkin yürürlüğe koyacağı yeni düzenlemeler, Türkiye için çok büyük bir ekonomik fırsatın kapısını aralıyor." dedi ve Avrupa&#39;nın OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını sınırlandıracak olması, güçlü geri dönüşüm altyapısına sahip OECD üyesi ülkeleri ön plana çıkarırken, OECD üyesi Türkiye&#39;nin bu süreçte önemli bir merkez haline gelebileceğine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye&#39;nin geri dönüşüm sektöründe sahip olduğu üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve ihracat gücüyle Avrupa&#39;nın yeşil dönüşüm sürecinde kritik bir rol üstlenebileceğini belirten Eroğlu, gerekli düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.&#34;YEŞİL DÖNÜŞÜM HAM MADDESİ İÇİN KRİTİK FIRSAT&#34;Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, yurt içindeki atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesinin her zaman öncelikli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:&#34;Türkiye&#39;nin plastik üretim kapasitesi ve ihracat büyüklüğü dikkate alındığında, yeşil dönüşüm ham maddesine erişim için kontrollü, kayıtlı, izlenebilir ve çevre standartlarına uygun ithalat da büyük önem taşıyor. Burada savunduğumuz şey çevre lisansına sahip, denetlenebilir, kütle dengesi izlenebilen, yeşil dönüşümün ana ham maddesi olan geri dönüştürülebilir plastik atıkların sanayimize kazandırılmasıdır.&#34;Avrupa Birliği&#39;nin yeni atık sevkiyatı kurallarıyla birlikte çevresel denetim, izlenebilirlik ve hedef ülke standartlarının daha da önem kazandığını ifade eden Eroğlu, OECD üyeliğinin Türkiye&#39;ye önemli bir avantaj sağladığını ancak bu fırsatın kendiliğinden gelmeyeceğini belirtti.&#34;TÜRKİYE OECD AVANTAJINI HIZLI KULLANMALI&#34;Türkiye&#39;nin bu süreçte diğer OECD ülkeleriyle rekabet edeceğini vurgulayan Eroğlu, şöyle devam etti:&#34;Türkiye OECD üyesi bir ülke olarak Avrupa&#39;nın yeşil dönüşüm ham maddesi tedarikinde güçlü adaylardan biridir. Ancak yeni sistemde ortaya çıkan notifikasyon başvurularının uzun süre beklemesi, firmaların aynı dosya için kurumlar arasında tekrar tekrar işlem yapmak zorunda kalması ve yeni AB sisteminin gerektirdiği teknik süreçlerde yaşanabilecek gecikmeler Türkiye&#39;nin bu fırsatı kaçırmasına neden olabilir. Kamudan beklentimiz süreçlerin hızlandırılması, ilgili birimlerde personel kapasitesinin artırılması ve yeni mevzuata yönelik teknik eğitimlerin güçlendirilmesidir.KAMU, AKADEMİ VE SANAYİ AYNI HEDEFTE BULUŞTUÇalıştayın ev sahipliğini üstlenen Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, deniz yoluyla geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalat, ihracat ve notifikasyon süreçlerinin yalnızca ticari değil, aynı zamanda çevresel, hukuki ve stratejik yönleri bulunan çok boyutlu bir konu olduğunu vurguladı.Önel, akademi, kamu ve sanayinin aynı masada buluşmasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:"Deniz yoluyla taşınan geri dönüştürülebilir plastik atıkların yönetimi; deniz ticareti hukuku, çevre hukuku, gümrük uygulamaları, uluslararası atık sevkiyatı kuralları ve sanayi politikalarını birlikte ilgilendiren bir alandır. Bu nedenle konuyu yalnızca bir izin veya ticaret meselesi olarak değil, Türkiye'nin yeşil dönüşüm vizyonu içinde değerlendirmek gerekir.DEHUKAM olarak bu çalıştayla akademinin bilgi birikimini, kamunun düzenleyici ve denetleyici rolünü, sanayinin uygulama tecrübesini aynı zeminde buluşturmayı amaçladık. Türkiye'nin hem çevreyi koruyan hem de geri dönüşüm sanayisinin rekabet gücünü artıran güçlü ve öngörülebilir bir sistem kurmasına katkı sunmayı önemsiyoruz."GÜMRÜKLERDE DİJİTALLEŞME VE İŞLEM SÜRELERİNİN HIZLANMASIT.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş, geri dönüştürülebilir plastik atıkların deniz yoluyla ithalat ve ihracat süreçlerinde gümrük idaresinin kritik bir rol üstlendiğini belirtti.Gümüş, gümrüklerde dijitalleşme, veri paylaşımı ve kurumlar arası entegrasyon sayesinde sanayicilerin işlemlerinin daha hızlı ve güvenli şekilde yürütülmesi için önemli çalışmalar yapıldığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:"Gümrük idaresi olarak temel amacımız, ticaretin güvenli, hızlı ve mevzuata uygun şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalat ve ihracat süreçlerinde de hem çevrenin korunmasını hem de sanayicilerimizin işlemlerinin öngörülebilir ve hızlı biçimde tamamlanmasını önemsiyoruz.Son yıllarda gümrüklerde dijitalleşme, elektronik başvuru, kurumlar arası veri entegrasyonu ve risk esaslı kontrol uygulamalarıyla işlem sürelerinin kısaltılması yönünde önemli adımlar atıldı. Bu alanda da ilgili kurumlarla koordinasyon içinde, çevre mevzuatına uyumlu, denetlenebilir&nbsp;ve sanayicinin iş süreçlerini kolaylaştıran bir sistemin gelişmesine katkı sunmaya devam edeceğiz."ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE ÇEVRENİN KORUNMASI BİRLİKTE ELE ALINMALIT.C. Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Hakkı Karaörklü, geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalatında çevrenin korunması, ürün güvenliği ve sanayinin ham madde ihtiyacının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.Karaörklü, denetimlerin temel amacının ticareti zorlaştırmak değil, çevreye ve insan sağlığına zarar verebilecek uygunsuzlukların önlenmesi olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:"Bu konuda temel yaklaşımımız nettir: Bir yandan sanayimizin önünü açarken, diğer yandan çevreyi en hassas şekilde korumak zorundayız. Geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalatı, ancak doğru yönetildiğinde ülke ekonomisine katkı sağlayan bir ikincil ham madde kaynağına dönüşür.Yönetemezsen atık, yönetirsen katık olur. Bizim amacımız da çevre yönünden iyi yönetilmiş, denetlenebilir, izlenebilir ve mevzuata uygun bir sistemin kurulmasına katkı sağlamaktır.Ürün güvenliği ve denetimi alanındaki düzenlemelerimiz, çevrenin korunmasını, uygunsuz ve riskli ürünlerin ülkeye girişinin önlenmesini, sanayimizin ise güvenilir ve standartlara uygun girdiye erişimini amaçlamaktadır. Kamu olarak sanayicimizin yanındayız; ancak bu desteği çevre ve insan sağlığını en üst düzeyde koruyan bir denetim anlayışıyla birlikte yürütüyoruz."YEŞİL DÖNÜŞÜM KALKINMA MODELİNİN MERKEZİNDET.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürü Fatih Ekmekci, yeşil dönüşümün Bakanlığın ana gündemlerinden biri hâline geldiğini belirterek, bu dönüşümün yalnızca sanayiyi değil, tüm toplumu kapsayan bir model olarak ele alındığını ifade etti.Ekmekci, AB'nin yeni atık sevkiyatı düzenlemelerine uyum konusunda Bakanlık olarak gerekli çalışmaların yürütüldüğünü belirterek şu değerlendirmede bulundu:"Yeşil dönüşüm artık yalnızca belirli sektörlerin değil, sanayicilerimizin, kamu kurumlarımızın ve tüm vatandaşlarımızın ortak gündemidir. Bakanlık olarak yeşil dönüşümü tabana yayılan, çevreyi korurken kalkınmayı da destekleyen bir model olarak ele alıyoruz.Avrupa Birliği'nin yeni atık sevkiyatı düzenlemelerine uyum konusunda gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız, çevreyle uyumlu bir kalkınma modelini sanayicilerimizle birlikte hayata geçirmek, hem yurt içinde atık toplama kapasitesini artırmak hem de yeşil dönüşümün ham maddesi olan ikincil ham maddeler konusunda hızlı ve doğru aksiyonlar almaktır.Türkiye'nin geri dönüşüm sanayisinin gelişmesini önemsiyoruz. Ancak bu gelişimin çevre standartlarından taviz vermeden, izlenebilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde gerçekleşmesi gerekiyor. Bakanlık olarak bu dengeyi koruyacak şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz."&#34;TÜRKİYE GERİ DÖNÜŞÜM ÜSSÜ OLABİLİR&#34;TOBB Geri Dönüşüm Meclisi Başkan Yardımcısı ve Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Benli ise konu hakkında, "Avrupa Atığı artık sadece geri dönüşüm altyapısına güvendiği OECD üyesi ülkelere göndermek istiyor." diyerek, Türkiye&#39;nin güçlü denetim ve izleme mekanizmaları sayesinde bölgesel bir geri dönüşüm merkezi olabileceğini söyledi.&#34;YER ÜSTÜNDEKİ PETROL FIRSATI&#34;Geri Dönüşüm ve Geri Kazanımcılar Derneği (GEKADER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Turhan da Avrupa&#39;nın yeni düzenlemelerinin Türkiye için geçmişte kaçırılan fırsatlardan çok daha büyük bir imkan sunduğunu söyledi.&nbsp;Turhan, geri dönüştürülebilir plastik atıkları &#34;yer üstündeki petrol&#34; olarak tanımlayarak şu değerlendirmede bulundu:&#34;OECD dışındaki ülkeler bu atıklardan elde edilen geri dönüştürülmüş ham maddelere ihtiyaç duyacak. Türkiye bu süreci doğru yönetebilirse dünyanın en önemli geri dönüşüm ve yeşil ham madde merkezlerinden biri haline gelebilir. Geri dönüşümden elde edilen ham maddeler, geleneksel petrokimya üretimine göre çok daha düşük karbon ayak izine sahip. Bu nedenle Avrupa&#39;nın geri dönüştürülmüş içerik zorunlulukları da düşünüldüğünde önümüzde çok büyük bir fırsat bulunuyor.&#34;Türkiye&#39;nin halihazırda güçlü bir geri dönüşüm altyapısına sahip olduğunu belirten Turhan, kamu ve özel sektörün ortak hareket ederek yeni düzenlemelere hızla adapte olması gerektiğini ifade etti.ULUSLARARASI ŞİRKETLERDEN DE TÜRKİYE&#39;YE DESTEKUluslararası geri dönüşüm sektörünün önemli şirketlerinden DE PAAUW&#39;un Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Maurice Evers de Türkiye&#39;nin bu fırsatı değerlendirebilecek altyapıya sahip olduğunu belirterek, Avrupa&#39;da oluşan yeni sistemin çevre standartlarına uygun çalışan tesisler için önemli avantajlar sağlayacağını ve Türkiye&#39;nin güçlü sanayi altyapısı ve geri dönüşüm kapasitesiyle Avrupa&#39;nın önemli iş ortaklarından biri olabileceğini söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 11:03:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TKYB ve JBIC arasında 350 milyon dolarlık yeşil finansman anlaşması]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tkyb-ve-jbic-arasinda-350-milyon-dolarlik-yesil-finansman-anlasmasi-312/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tkyb-ve-jbic-arasinda-350-milyon-dolarlik-yesil-finansman-anlasmasi-312/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_493E9C-011EB1-F03B4A-22A43A-F85A20-829758.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleme misyonu doğrultusunda uluslararası finansman kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırmaya devam eden TKYB, Japon Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile beşinci kredi anlaşmasına imza attı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı&#39;nın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_493E9C-011EB1-F03B4A-22A43A-F85A20-829758.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleme misyonu doğrultusunda uluslararası finansman kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırmaya devam eden TKYB, Japon Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile beşinci kredi anlaşmasına imza attı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı&#39;nın geri ödeme garantisiyle temin edilen 350 milyon ABD doları tutarındaki ve 12 yıl vadeli kredi, yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimliliği uygulamaları, elektrik iletim ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, su temini ve arıtma yatırımları, su kirliliğinin önlenmesine yönelik projeler ile düşük karbonlu ulaşım çözümlerini kapsayan yeşil mobilite yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC'in yanı sıra temsilci banka olarak Mizuho Bank, Ltd. de destek veriyor.TKYB ile JBIC arasındaki iş birliği, 2013 yılında sağlanan 100 milyon ABD doları tutarındaki finansman anlaşmasıyla başlarken, 2015 yılında 150 milyon ABD doları, 2021 yılında 170 milyon ABD doları ve 2023 yılında 200 milyon ABD doları tutarındaki yeni kaynaklarla güçlenerek devam etti. 2026 yılında imzalanan 350 milyon ABD doları tutarındaki yeni kredi anlaşmasıyla birlikte iki kurum arasındaki toplam iş birliği hacmi yaklaşık 1 milyar ABD dolarına ulaştı.Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, "Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıran yatırımların finansmanında öncü rol üstlenmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşma, iki kurum arasındaki güçlü, güvene dayalı ve uzun soluklu iş birliğinin somut bir yansımasıdır. Anlaşmanın iki kurum arasında bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi anlaşması olma özelliği taşıması ise, Bankamıza ve Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna duyulan güveni ortaya koymaktadır. Sağlanan 350 milyon ABD doları tutarındaki kaynakla, 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi.&nbsp;GREEN 5 kredisinin, JBIC ile TKYB arasında uzun yıllara dayanan kesintisiz iş birliğiyle şekillenen köklü ve güçlü ortaklığın önemli bir göstergesi olduğunu belirten JBIC Yeni Enerji ve Elektrik Finansmanı Departmanı II Direktörü Masahiro Oda, "JBIC, kamu sermayeli bir kalkınma bankası olarak TKYB'nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına sunduğu değerli katkıları büyük bir memnuniyetle takdir etmektedir. Bu kredinin; Türkiye'de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların desteklenmesine katkı sağlaması ve bu suretle ülkenin enerji arz güvenliği ile sürdürülebilir büyüme hedeflerini güçlendirmesi beklenmektedir. JBIC ayrıca, söz konusu finansman imkânının Japon şirketlerinin sahip olduğu uzmanlık ve ileri teknolojilerin Türkiye'deki projelere dâhil edilmesine yönelik yeni iş birliği fırsatları yaratmasını da temenni etmektedir. Japonya'nın politika bazlı finans kuruluşu olarak JBIC, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirmek amacıyla TKYB ile yakın iş birliğini sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 25 Jun 2026 11:30:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ESBAŞ, çevreci yatırımlarla 2025 yılında 8 bin ağaç kurtardı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/esbas-cevreci-yatirimlarla-2025-yilinda-8-bin-agac-kurtardi--1116/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/esbas-cevreci-yatirimlarla-2025-yilinda-8-bin-agac-kurtardi--1116/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF33B1-F49623-CAD63D-58BB88-2870E5-663902.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ölçekte hız kazanan sürdürülebilirlik dönüşümü, sanayi şirketlerinin çevresel ve sosyal performanslarını da yeniden şekillendiriyor. Avrupa Birliği&#39;nin Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda işletmeler kaynak kullanımından atık yönetimine, çalışan güvenliğinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF33B1-F49623-CAD63D-58BB88-2870E5-663902.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ölçekte hız kazanan sürdürülebilirlik dönüşümü, sanayi şirketlerinin çevresel ve sosyal performanslarını da yeniden şekillendiriyor. Avrupa Birliği&#39;nin Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda işletmeler kaynak kullanımından atık yönetimine, çalışan güvenliğinden bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir alanda yeni uygulamaları hayata geçirirken, ESBAŞ 2025 yılında gerçekleştirdiği yatırımlarıyla bu alanda dikkat çeken firmaların başında geliyor.&nbsp;Doğal kaynakların korunmasını merkeze alan yaklaşımıyla atıkları yeniden ekonomiye kazandıran ve suyu döngüsel kullanım modeliyle değerlendiren bir sanayi ekosistemi oluşturmaya yönelik hedefinde önemli mesafe kaydeden ESBAŞ, bu kapsamda yağmur suyu hasadından, gri suyun arıtılarak yeniden kullanılmasına, kurakçıl peyzaj uygulamalarından, sulama otomasyon sistemleri ve geri kazanım projeleriyle birlikte peyzaj alanlarındaki su tüketimini yüzde 34 oranında azaltmayı başardı.&nbsp;Geri Dönüşümle Atıklar Kaynak Olarak Değerlendiriliyor&nbsp; &nbsp;ESBAŞ'ın 2025 yılındaki geri dönüşüm performansı da çevresel kazanımları destekleyen önemli göstergeler arasında yer aldı. Ege Serbest Bölgesinde yıl boyunca 473 ton kağıt ve karton atığın geri dönüşüme kazandırılması ile yaklaşık 8 binden fazla ağacın kesilmesinin önüne geçilmiş oldu. Ayrıca 150 ton plastik, 40 ton palet ve 32 ton metal atık yeniden ekonomiye kazandırıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda 212 bin kilogramdan fazla karbondioksit gazı emisyonunun oluşması engellendi.Ege Serbest Bölgesinde gerçekleştirdikleri bu çevreci faaliyetlerin, Avrupa Birliği&#39;nin ve Türkiye'nin döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği politikalarıyla uyumlu bir sanayi ekosistemini kurma çabalarının yansıması olduğunu söyleyen ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler, atıkları bir yük olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak gören bu üretim modellerinin Türkiye'de yaygınlaşmasının önemine işaret etti.&nbsp;&nbsp;Bölgesel Kalkınmaya KatkıDr. Faruk Güler, ESBAŞ'ın sürdürülebilirlik çalışmalarını Ege Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren firmalarla iş birliği içinde sürdürüldüğünü ve bu sayede yürüttükleri faaliyetlerin bölgedeki çevresel standartların yükselmesini sağladığını kaydetti.&nbsp;Atıksu yönetimi kapsamında 2025 yılında bölgede toplamda bin 504 kez firma denetimi gerçekleştirildiğini belirten Dr. Güler, "Firma olarak peyzaj hizmetleri ve yeşil alan uygulamalarıyla bölgesel yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlarken, kurakçıl peyzaj uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla sürdürülebilir kentleşme hedeflerini desteklemiş olduk. Sadece ESBAŞ'ın karbon ayak izini azaltmayı değil, bölgemizde faaliyet gösteren firmaların da faaliyetlerini bu anlamda etkileyen çalışmalar sürdürmekteyiz. ESBAŞ'ın 2025 yılında gerçekleştirdiği çevresel yatırımlar, kaynak verimliliği uygulamaları ve çalışan odaklı projelerle şirket, ekonomik değer üretmenin yanı sıra doğal kaynakların korunmasına, toplumsal refaha ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaya devam etmiştir" diye konuştu.&nbsp;İş Güvenliğinde İnsan Odaklı YaklaşımŞirketin sürdürülebilirlik stratejisinin ikinci ayağını ise çalışan sağlığı ve güvenliğinin oluşturduğunu vurgulayan Dr. Faruk Güler, bu konuda ise şunları söyledi: "2025 yılında hayata geçirdiğimiz eğitim programları, risk azaltma projeleri ve güvenlik kültürünü geliştirmeye yönelik uygulamalar sayesinde iş kazalarında yüzde 40 oranında iyileşme sağlamış olduk. Kazalara bağlı iş günü kayıplarında da önemli düşüş elde edilirken, deprem ve yangın tatbikatları şirketimizdeki düzenli uygulamalar arasına alındı. Başarıyı yalnızca finansal göstergelerle ölçen bir şirket olmaktan öte, her çalışanın gün sonunda sağlıklı ve güvenli biçimde evine dönmesini en temel başarı kriteri olarak görmekteyiz. Bu yaklaşım doğrultusunda şirketimizde iş sağlığı ve güvenliği kültürünü sürekli geliştirme hedefiyle 'Sıfır Etki' vizyonunu hayata geçirdik."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 09:56:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antalya'da sıcaktan bunalanlar sahillere koştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/antalyada-sicaktan-bunalanlar-sahillere-kostu-5313/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/antalyada-sicaktan-bunalanlar-sahillere-kostu-5313/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_00D4B9-0B9CCA-52C5BD-6DDDDC-8FD7A1-897A62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hava sıcaklığının 31, deniz suyu sıcaklığının 27 derece ölçüldüğü kentte, nem oranı yüzde 52&#39;ye ulaştı.Bunaltıcı havadan etkilenen yerli ve yabancı turistler ile kent sakinleri, serinlemek için Konyaaltı Sahili&#39;nde denize girerken, bazıları da su sporları yaptı.Tatilcilerden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_00D4B9-0B9CCA-52C5BD-6DDDDC-8FD7A1-897A62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hava sıcaklığının 31, deniz suyu sıcaklığının 27 derece ölçüldüğü kentte, nem oranı yüzde 52&#39;ye ulaştı.Bunaltıcı havadan etkilenen yerli ve yabancı turistler ile kent sakinleri, serinlemek için Konyaaltı Sahili&#39;nde denize girerken, bazıları da su sporları yaptı.Tatilcilerden bazıları güneşlenmeyi tercih ederken bazıları da kayalıklardan denize atladı.Denizdeki bir kişinin sıcaktan korunmak için plaj şemsiyesiyle suya girmesi ise dikkati çekti.Tatilci Sevda Karakoç, AA muhabirine, kentte havanın çok sıcak olduğunu ve serinlemek için denize geldiklerini söyledi.Ailesiyle sahile geldiğini belirten Karakoç, &#34;Sıcak havada her yaz olduğu gibi denizde serinlemeyi tercih ediyoruz. Deniz çok temiz, ailecek denizde zaman geçiriyoruz.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 15:06:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İklim, su ve gıda güvenliğinde ortak eylem çağrısı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iklim-su-ve-gida-guvenliginde-ortak-eylem-cagrisi--1944/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/iklim-su-ve-gida-guvenliginde-ortak-eylem-cagrisi--1944/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5C2C3C-E373D6-6BA3A7-815660-7A07A0-91A623.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"İklim, Su, Gıda ve Güvenlik" temasıyla düzenlenen Erciyes Zirvesi-1, kamu, akademi, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerini Kayseri'de buluşturdu. AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5C2C3C-E373D6-6BA3A7-815660-7A07A0-91A623.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"İklim, Su, Gıda ve Güvenlik" temasıyla düzenlenen Erciyes Zirvesi-1, kamu, akademi, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerini Kayseri'de buluşturdu. AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonunda, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, iklim değişikliği, su güvenliği, gıda arzı ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları çok boyutlu şekilde ele alındı.Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, FAO, Dünya Gıda Programı (WFP), üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu kurumlarından uzman isimlerin katılımıyla etki alanı genişleyen Zirve, iklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde bilgi paylaşımına katkı sağladı.Zirvede öne çıkan ortak mesaj, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, ekonomik kalkınma, toplumsal istikrar, gıda arzı ve ulusal güvenliği doğrudan etkileyen stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiği oldu. Katılımcılar, artan küresel risklere karşı dirençli üretim sistemlerinin kurulması, su kaynaklarının etkin yönetimi, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması ve sürdürülebilir kalkınma politikalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.Akademi, kamu, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen görüş ve öneriler zirve sonunda kamuoyuyla paylaşıldı.AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Erciyes Zirvesi-1'in kapanışında yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin, su yönetiminin ve gıda güvenliği konularının, toplumun tamamnı ilgilendirdiği, bu nedenle bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Toplumda ortak bir farkındalık oluşturulmasının önemine değinen Akar, tasarruf kültürü, israf etmeme ve kaynaklara saygı anlayışının korunmasının şart olduğunu vurguladı.&nbsp;TÜRKİYE'NİN İKLİM, GIDA VE SU GÜNDEMİNE YÖN VEREN İSİMLER BİR ARAYA GELDİZirve, Türkiye'nin sürdürülebilirlik gündemine ilişkin değerlendirme ve önerilerle, ulusal ve uluslararası alanda uzman isimlerin katılımıyla, küresel sorunlara karşı ortak çözüm arayışlarının güçlendirilmesine, yeni iş birliği imkanlarının geliştirilmesine ve sürdürülebilir gelecek vizyonunun desteklenmesine yönelik önemli bir platform oluşturdu.AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar moderatörlüğündeki açılış oturumu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun'un katılımıyla gerçekleştirildi. Oturumda, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek derinleştiği, su kaynaklarının korunmasının stratejik önem taşıdığı ve gıda güvenliğinin yalnızca tarımsal üretimin değil ekonomik istikrarın, toplumsal refahın ve ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı.KÜRESEL RİSKLER VE ÇÖZÜM YOLLARI DÖRT AYRI PANELDE DEĞERLENDİRİLDİZirvede alanında uzman ulusal ve uluslararası isimler ise dört ayrı panelde görüşlerini paylaştı. İklim değişikliğinin jeopolitik etkilerinden gıda güvenliğine, su yönetiminden sürdürülebilir kalkınma politikalarına kadar birçok konu farklı perspektiflerden ele alındı. "İklim Değişikliği ve Jeopolitik" panelinde iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve su kaynakları üzerindeki etkileri değerlendirilirken, "Gıda Güvenliği" panelinde gıdanın ekonomik, sosyal ve stratejik boyutları masaya yatırıldı. "İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi" panelinde, su güvenliğinde mevcut ve potansiyel riskler, iş birliği imkanları ve çözüm önerileri tartışıldı. Zirvenin koordinasyonunu üstlenen isimlerden AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler'in moderatörlüğündeki "Sürdürülebilir Kalkınma" panelinde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim politikaları ve çevresel yönetişim konuları farklı perspektiflerden değerlendirildi. Kamu kurumları, araştırma kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcılar sürdürülebilir gelecek vizyonuna ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 09:55:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[OEDAŞ'tan beş ilde çevre temizliği]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/oedastan-bes-ilde-cevre-temizligi-1603/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/oedastan-bes-ilde-cevre-temizligi-1603/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_80BF03-055152-5AAB75-9260EB-6BF6EE-0BFA33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), çevrenin korunması ve bu alanda duyarlı bir kurum kültürünün yaygınlaştırılması için her yıl düzenlediği çöp toplama etkinliğini yineledi. Beş ilde düzenlenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_80BF03-055152-5AAB75-9260EB-6BF6EE-0BFA33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), çevrenin korunması ve bu alanda duyarlı bir kurum kültürünün yaygınlaştırılması için her yıl düzenlediği çöp toplama etkinliğini yineledi. Beş ilde düzenlenen etkinlik kapsamında park, gölet, orman ve şirket yerleşkesi çevrelerinde temizlik yapıldı.Program kapsamında Afyonkarahisar'da 27 çalışan Erkmen Tabiat Parkı'nda 25 poşet, Bilecik'te 13 çalışan Pelitözü Göleti'nde 10 poşet, Eskişehir'de 25 çalışan Şehri Derya Parkı'nda 15 poşet, Kütahya'da 12 çalışan Kent Ormanı'nda 22 poşet çöp topladı. Uşak'ta ise 55 çalışan, geçtiğimiz ay taşındıkları yeni hizmet binasının bulunduğu bölgede 110 poşet çöp toplayarak çalışma alanlarının çevresini güzelleştirdi. Böylece etkinliğe katılan 132 gönüllü çalışan, yaşadıkları şehirleri toplam 182 poşet çöpten arındırdı.&nbsp;Şirketten yapılan açıklamada, "OEDAŞ olarak çevreye duyarlı bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasını ortak sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Daha temiz ve yaşanabilir bir çevre için bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu hedefe gönüllü katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz" denildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 Jun 2026 12:40:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Assan Alüminyum 'Hoş Kangal'ı doğaya geri kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/assan-aluminyum-hos-kangali-dogaya-geri-kazandirdi-9340/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/assan-aluminyum-hos-kangali-dogaya-geri-kazandirdi-9340/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDDBDA-822EA8-BA9B59-083D82-BC03F5-325A55.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin yassı alüminyum üretiminde en büyük şirketi konumundaki Assan Alüminyum, sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda Kocaeli Üniversitesi Biyoloji Bölümü ile yürüttüğü 'Biyoçeşitliliği Koruma Projesi'nde yeni bir aşamayı geride bıraktı. Bugüne kadar Mavi Yıldız&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDDBDA-822EA8-BA9B59-083D82-BC03F5-325A55.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin yassı alüminyum üretiminde en büyük şirketi konumundaki Assan Alüminyum, sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda Kocaeli Üniversitesi Biyoloji Bölümü ile yürüttüğü 'Biyoçeşitliliği Koruma Projesi'nde yeni bir aşamayı geride bıraktı. Bugüne kadar Mavi Yıldız (Amsonia orientalis), Kum Zambağı (Pancratium maritimum), Riva Sığırkuyruğu (Verbascum bugulifolium) ve Kilyos Düğmesi (Psephellus pyrrhoblepharus) türlerinin yeniden doğaya kazandırılmasına destek olan şirket, bu yıl da nesli tükenme riski taşıyan Hoş Kangal'ı (Cirsium byzantinum, yeni adlandırmasıyla Lophiolepis byzantina) yaşam döngüsüne dahil etti.Assan Alüminyum Genel Müdürü Göksal Güngör, projenin yeni aşamasına ilişkin değerlendirmesinde, "Biyoçeşitlilik, yaşadığımız gezegenin dengesini ayakta tutan en kritik sermaye. Bu sermayeyi gelecek nesillere aktarmak, kısa vadeli bir çevre çalışması değil, kalıcı sorumluluk meselesi. 'Geleceği tüketmeden üretiyoruz' yaklaşımımızla altı yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz Biyoçeşitliliği Koruma Projemizde beşinci türü doğaya kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Hoş Kangal gibi dar bir coğrafyada yetişen ve nesli tehlike altındaki endemik türün yeniden yaşam alanına dönmesi hem ekosistemin bütünlüğü hem de doğayla olan bağımızın yeniden kurulması açısından son derece kıymetli" dedi.Türkiye'ye özgü endemik bir tür olan Hoş Kangal, sınırlı yayılım alanına sahip olması ve doğal habitatının daralması nedeniyle koruma altına alınması gereken bitkiler arasında yer alıyor. Proje kapsamında Kocaeli Üniversitesi'nin yürüttüğü çalışmalarla laboratuvar ortamında çoğaltılan Hoş Kangal fideleri, bu yıl Kocaeli Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile yürütülen ortak değerlendirme sonucunda, türün doğal yaşam koşullarına en yakın alanlardan biri olarak belirlenen Gebze'deki Ballıkayalar Tabiat Parkı'na dikildi.Her yeni türle birlikte daha da kapsamlı hale gelen Biyoçeşitliliği Koruma Projesi, Assan Alüminyum'un sürdürülebilirlik vizyonunun yalnızca üretim süreçlerinde değil, doğal yaşamın korunmasında da somut sonuçlar üretmeye yönelik bütüncül yaklaşımının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar çeşitli ödüllere değer görülen proje, şirketin çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda alanlarındaki çalışmalarının önemli bir bileşeni olmayı sürdürüyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 02:49:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye çelik sektörünün geleceği karbonsuzlaşma hızına bağlı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-celik-sektorunun-gelecegi-karbonsuzlasma-hizina-bagli-5039/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-celik-sektorunun-gelecegi-karbonsuzlasma-hizina-bagli-5039/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F0116-E3DC69-258D30-637F60-A29447-05467B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Global Energy Monitor (GEM)'ün, bu yıl altıncısını yayınlandığı çelik sektörüne ilişkin raporunda 91 ülkedeki 1.293 demir-çelik tesisi incelendi. Raporda, düşük karbonlu çelik üretiminde istenilen düzeye ulaşılamadığı vurgulandı.&nbsp;Rapora göre, çelik sektöründeki emisyonların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F0116-E3DC69-258D30-637F60-A29447-05467B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Global Energy Monitor (GEM)'ün, bu yıl altıncısını yayınlandığı çelik sektörüne ilişkin raporunda 91 ülkedeki 1.293 demir-çelik tesisi incelendi. Raporda, düşük karbonlu çelik üretiminde istenilen düzeye ulaşılamadığı vurgulandı.&nbsp;Rapora göre, çelik sektöründeki emisyonların yaklaşık yüzde 88'i kömür bazlı üretimden kaynaklanırken; sektörün küresel CO₂ emisyonlarının ise yaklaşık yüzde 11'inden sorumlu olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle, dünyanın net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için düşük emisyonlu teknolojilere yapılacak yatırımlar kritik önem taşıyor. Ancak daha az sera gazı emisyonuna neden olan çelik üretim kapasitesinin toplam içindeki payı son bir yılda sınırlı ölçüde arttı. Fosil girdilere dayanmayan demir üretimine yönelik ilerleme de oldukça yavaş seyrediyor.Yatırımlar Düşük Karbonlu Teknolojiye Yönelmeliİstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Dursun Baş, mevcut karbon yoğun yatırımların devam etmesi durumunda çelik sektörünün hem küresel hem de ulusal iklim hedeflerine ulaşmasının pek mümkün görünmediğini söyledi.&nbsp;Raporda, Türkiye'nin de dahil olduğu 91 ülkedeki 1.293 demir-çelik tesisi incelendi. 2025 itibarıyla 2 milyar tonluk küresel ham çelik üretiminin yarısından fazlası tek başına Çin&#39;e ait. ABD ve Türkiye hurdaya dayalı elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisi ile üretimde öne çıkarken diğer büyük üreticilerin çoğunda kömüre dayalı demir cevherinden üretim (BF-BOF) hakim; Hindistan ise yeni kömür bazlı üretim yatırımlarında liste başında geliyor.Sektörün dönüşümünün önündeki en büyük engellerden biri yeni kömür bazlı çelik üretimi yatırımları ve yüksek fırınların ömrünü uzatmaya yönelik yenileme (relining) planları. Almanya, Japonya, Güney Kore ve Çin&#39;de emisyon ticaret sistemi (ETS) ve mevcut en iyi tekniklerin (MET) uygulama mevzuatı hayata geçirilmiş durumda. MET'lerin yaygınlaşması, hurda bazlı çelik üretimi ile yeşil hidrojen kullanılarak üretilen DRI (doğrudan indirgenmiş demir) temelli birincil çelik üretimi, düşük emisyonlu çelik üretimi için ticari olarak en erişilebilir yöntemler olarak tanımlanıyor.Türkiye ise özellikle entegre tesislerde geciken dönüşüm nedeniyle ve sanayide karbonsuzlaşma finansmanı düzenlemelerinde geride kalıyor.Türkiye'de Çelik Tesisleri Emisyon Azaltım Potansiyeline SahipBaş, Türkiye'de ham çelik üreten 40'tan fazla tesisin, 2021'de yaklaşık 40 milyon ton sera gazı saldığını, bunun ülke genelindeki toplam emisyonların yüzde 10'una denk geldiğini belirtti.&nbsp;Üretimin yüzde 70'ten fazlası sera gazları açısından nispeten daha 'temiz' sayılan hurdaya dayalı elektrik ark ocaklı tesislerde yapıldığını ifade eden Baş, bu tesislerin yenilenebilir enerji yatırımları artış göstermesine karşın kullandıkları elektriğin hala büyük ölçüde ithal kömüre dayandığını vurguluyor. Sera gazı emisyonlarının yüzde 65'inden sorumlu olan demir cevherinden üretim yapan entegre tesislerde (3 adet) ise henüz somut bir dönüşüm yatırımı yok.&nbsp;Baş: "Kapasite fazlası olan ürün gruplarında yatırımlar da artıyor. Çevresel etki değerlendirmesi raporu onayı alan her yatırımcı, kapasite fazlası olan ürün gruplarında bile istediği yerde üretime girebiliyor ya da mevcut kapasitesini genişletebiliyor. Bu durum sera gazı emisyonlarını artırmakla beraber çevre ve halk sağlığı için de büyük maliyetler barındırıyor. Ayrıca, verimlilik yatırımları yapılsa bile çelik üretimindeki artış, -sektörün sera gazlarını sınırlayan olan bir mevzuat olmadığı için- sektörün kirlilik ve sera gazı emisyonu faturasını kabartmaya devam edebilir."Türkiye'deki çelik tesislerinde büyük bir sera gazı emisyonu azaltım potansiyeli olduğuna dikkat çeken Baş, "Bu tesislerde malzeme ve enerji verimliliği, metalurjik optimizasyon, dijitalleşme, yenilenebilir enerjiye geçiş ve iyi mühendislik uygulamalarıyla sağlanabilecek emisyon azaltım potansiyeli oldukça yüksek. Ne var ki 2030&#39;a kadar bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi, bağlayıcı bir düzenleyici çerçeveyi, etkin denetim mekanizmalarını ve güçlü bir kamusal iradeyi gerektiriyor. Ayrıca hem entegre hem de ark ocaklı tesislerdeki üretim artışının sürmesiyle birlikte 40 milyon tonluk üretim ve emisyon zirvesinin önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesi bekleniyor. Verimlilik ve enerji dönüşümü yatırımları hayata geçirilse bile üretim kapasitesindeki hızlı büyüme, sektörün toplam emisyonlarını artırmaya devam edebilir" dedi.&nbsp;Baş, üretim kapasitesi planlaması ve elektrik ark ocaklarında yenilenebilir enerji kullanımını, çelik sektöründe kısa vadeli emisyon azaltımı için en erişilebilir yollar olarak değerlendirdi; bu hedeflere ulaşmak için enerji ve sanayi politikalarının eş güdümlü biçimde kurgulanması gerektiğini de sözlerine ekledi.Sektörün Karbonsuzlaşması için Bağlayıcı Ulusal Plan Gerekiyorİstanbul Politikalar Merkezi'nin yayınladığı Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması Politika ve Aktör Analizi raporunda da, sektörün karbonsuzlaşmasına yönelik önerilere yer verdiklerini söyleyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çelik sektörünün stratejik ve ekonomik önemi tartışmasız. Ancak bu önem atfı, kimi bölgelerdeki/tesislerdeki çevresel ve toplumsal maliyetleri görmezden gelmek için bir kalkan olarak kullanılmamalı. Gerçek dönüşüm için, 2053'e ertelenmiş hedefler yerine 2030-2035 yılları için sektörel bağlayıcı hedefler konması, sera gazı ve endüstriyel kirleticiler için kamuya açık bir izin-bilgi-denetim sistemi ve çelik sektörü özelinde bir üretim planlaması şart."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 02:24:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aatık plastikleri ekonomiye kazandırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aatik-plastikleri-ekonomiye-kazandiriyor-1508/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aatik-plastikleri-ekonomiye-kazandiriyor-1508/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5AD20F-7A3129-0AB38D-1F48ED-0FE382-FFF573.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5AD20F-7A3129-0AB38D-1F48ED-0FE382-FFF573.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor. Bu yüzden yerli ve geri dönüştürülmüş kaynaklara dayalı bir döngüsel ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı işletmelere maliyet avantajı sağlarken, tedarik güvenliğini artırarak ekonominin dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendiriyor.Plastik sektörü, Türkiye ekonomisinin en önemli aktörlerinden birisi. Bugün 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 40 milyar dolar civarındaki cirosu, 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ve son 10 yılda GSYH büyümesinin üzerinde gerçekleşen yıllık büyüme performansıyla plastik sektörünün ülke ekonomisine sağladığı katkı giderek artıyor. PAGEV tarafından yayımlanan "Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2025" verilerine göre, plastik mamul üretimi 10 milyon ton olarak gerçekleşirken, tüketimi 8 milyon tonu buldu. Üretim ve tüketim miktarlarının artmasına bağlı olarak plastiğin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması ve geri dönüşüme yönelik girişimler de hızlandı. Atık plastiklerden rPET, rPE ve rPP üretimi, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre iş modeliyle faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik A.Ş. de döngüsel ekonomiye katkıları ile ülkemizin stratejik ve ekonomik bağımsızlığında önemli bir rol oynuyor. Atık plastikleri yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürerek yeniden ekonomiye kazandıran Saytek hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de Türkiye&#39;nin üretim gücünü destekliyor. Şirket, geri dönüştürülmüş hammaddeleri sanayinin kullanımına sunarak, ithal kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor."Kaynakları verimli kullanmak bir tercih değil artık bir zorunluluk"Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğuna dikkat çekerek &#34;Dünyada kaynakların verimli kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geri dönüşüm sayesinde atıkları yeniden üretim süreçlerine dahil ediyor, sanayicilerimize kaliteli ve sürdürülebilir hammadde sunuyoruz. Yerel kaynakların yeniden değerlendirilmesi sayesinde sanayi için sürdürülebilir bir hammadde ekosistemi oluşturulurken, üretim maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi de mümkün oluyor. Böylece hem doğal kaynakların korunmasına hem de ülkemizin üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz&#34; dedi.Tekirdağ yatırımıyla kapasitesini büyüttü, 2028'de Konya yatırımı faaliyete geçecekStratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geçtiğimiz aylarda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikayı bünyelerine kattıklarını hatırlatan Özer Yıldırım, şöyle devam etti:"Tekirdağ Hayrabolu'da devreye alınan yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım hamlesi oldu. İlk etapta yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ile Türkiye&#39;nin döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi yoluyla kaynak verimliliğinin artırılmasına da destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlarımız ile bu sürece desteğimiz devam edecek. Konya Kulu OSB'de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek, ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Jun 2026 09:30:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Her 5 çalışandan 4'ü iklim ve çevre krizi kaynaklı kaygı hissediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/her-5-calisandan-4u-iklim-ve-cevre-krizi-kaynakli-kaygi-hissediyor-7140/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/her-5-calisandan-4u-iklim-ve-cevre-krizi-kaynakli-kaygi-hissediyor-7140/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF6AAD-804F91-FDBB50-28568B-C8A248-2721FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kaynak kıtlığı gibi çevresel felaketler ve bunların beraberinde getirdiği belirsizlikler, bireylerin gündelik hayatında ve gelecek algısında giderek daha fazla yer tutmaya başladı. Bu durumun yol açtığı kaygı ve çaresizlik hissi olarak&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF6AAD-804F91-FDBB50-28568B-C8A248-2721FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kaynak kıtlığı gibi çevresel felaketler ve bunların beraberinde getirdiği belirsizlikler, bireylerin gündelik hayatında ve gelecek algısında giderek daha fazla yer tutmaya başladı. Bu durumun yol açtığı kaygı ve çaresizlik hissi olarak tanımlanan eko-anksiyete ise çalışanların esenliğini olumsuz etkiliyor. Kurumsal esenlik çözümü Wellbees'in yaptığı araştırma, iklim ve çevre kaynaklı kaygının iş dünyasındaki boyutlarını ortaya koydu.&nbsp;Kaygıyı en çok mevsim değişiklikleri ve çevresel etkiler tetikliyorWellbees'in Türkiye'deki kullanıcılarına yönelik yaptığı araştırmaya 35 şirketten 680 çalışan katıldı. Araştırmada çalışanlara iklim değişikliği ve çevresel sorunlardan endişe duyup duymadıkları soruldu. Katılımcıların %56,9'u mevsim değişiklikleri ve çevresel etkilerde endişe duyduğunu (bazen) söylerken %18,7'si günlük hayatını etkileyebilecek kadar endişelendiğini (sık sık), %4,9'u ise kararlarını bu kaygıyla alacak kadar (her an) endişe hissettiğini ifade etti.&nbsp;Bu sonuçlar, yaklaşık her 5 çalışandan 4'ünün (%80,5) iklim ve çevre kaynaklı kaygı yaşadığını gösterdi. 'Sık sık' veya 'her an' diyen çalışanlar dikkate alındığında, yaklaşık her 4 çalışandan 1'i (23,6) bu kaygıyı daha yoğun hissediyor; bir başka deyişle eko-anksiyete yaşıyor.&nbsp;İklim krizinden hiç kaygılanmayanların oranı %6,5Öte yandan çalışanların %13'ü iklim ve çevre krizinin yalnızca büyük doğa olayları yaşandığında aklına geldiğini (nadiren) belirtti. Bu krizlerin aklına 'hiç' gelmediğini söyleyenlerin oranı ise %6,5'te kaldı.&nbsp;Eko-anksiyete çalışanların kaygı haritasını değiştiriyorAraştırmanın sonuçlarını değerlendiren Wellbees CEO'su Melis Abacıoğlu, "Dünya genelinde yaşanan çoklu belirsizlik ortamı kaygı ve stresi artırıyor. Bireyler artık gününü ve geleceğini yalnızca kariyer, gelir ya da iş güvencesi üzerinden düşünmüyor; yaşadığı şehrin havasını, su kaynaklarını, gıda güvenliğini, çocuklarının büyüyeceği dünyayı da bu hesabın içine katıyor. Bu nedenle eko-anksiyete, dönemsel bir hassasiyet ya da çevre gündemine verilen duygusal bir tepkinin ötesine geçti. Geçen yıl yayımladığımız Esenlik Araştırması'nda, eko-anksiyetenin genel esenliği azalttığını ve tükenmişlik hissini artırdığını görmüştük. Yeni araştırmamız ise bu başlığın iş dünyası için giderek daha somut ve kalıcı bir gündeme dönüşmesi gerektiğine işaret ediyor" dedi.Wellbees'ten çalışanlarda eko-anksiyeteyi azaltacak 5 öneri1. İklim hedeflerini sade ve anlaşılır anlatınKarbon azaltımı, enerji verimliliği, atık yönetimi ya da kaynak kullanımı gibi başlıklar çalışanlara teknik gelebilir. Hedefler sade bir dille, somut örneklerle ve çalışanların günlük iş hayatına dokunacak şekilde ele alınmalı.&nbsp;2. Büyük hedefleri küçük ve ölçülebilir adımlara bölünUzak vadeli sürdürülebilirlik taahhütleri çalışanlarda, "Bu hedefin neresindeyim" sorusuna yol açabilir. Aylık enerji tasarrufu, ofis içi atık azaltımı, servis kullanımı, dijital doküman tercihleri gibi küçük görünen adımların toplam sonuca etkisi çalışanlara anlatılmalı.&nbsp;3. Çalışanlara karar ve fikir alanı açınYeşil ekipler, çalışan fikir platformları, departman bazlı sürdürülebilirlik elçileri ve gönüllülük programlarıyla çalışanlar çözüm ortağı olarak sürece katkı sağlayabilir.4. İlerlemeyi düzenli ve şeffaf biçimde paylaşınÇalışanlar kurumun attığı adımların sonucunu gördüğünde güven duygusu güçlenir. Enerji tüketimindeki düşüş, geri dönüşüm oranları, karbon azaltımı, gönüllülük saatleri ve iyileştirme önerilerinin sonuçları düzenli olarak paylaşmalı.5. Doğayla temas eden esenlik uygulamaları geliştirinEko-anksiyete yalnızca bilgiyle yönetilebilecek bir kaygı değil; beden, duygu ve günlük yaşamla da ilişkili. Açık hava etkinlikleri, doğa yürüyüşleri, nefes ve stres yönetimi çalışmaları, çevre gönüllülüğü ve psikolojik destek kanalları birlikte kurgulanmalı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 02:14:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıfır atık ve döngüsellik için küresel iş birliğini güçlendiriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ve-dongusellik-icin-kuresel-is-birligini-guclendiriyor-4819/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ve-dongusellik-icin-kuresel-is-birligini-guclendiriyor-4819/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2AA50D-CFACB9-D55FA1-5CBFA0-9021BA-63E788.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş tarafından açıklanan girişim, hükümetleri, yerel yönetimleri, uluslararası kuruluşları, özel sektörü ve sivil toplum temsilcilerini ortak hedefler etrafında bir araya getirerek iklim eyleminin uygulanma&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2AA50D-CFACB9-D55FA1-5CBFA0-9021BA-63E788.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş tarafından açıklanan girişim, hükümetleri, yerel yönetimleri, uluslararası kuruluşları, özel sektörü ve sivil toplum temsilcilerini ortak hedefler etrafında bir araya getirerek iklim eyleminin uygulanma kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.İstanbul Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Platformu, Marakeş Küresel İklim Eylemi Ortaklığı oturumunda; İklim Şampiyonları Ekibi temsilcileri, Birleşmiş Milletler yetkilileri ve iklim girişimcilerinin katılımıyla duyuruldu. Oturumda, sıfır atık uygulamalarının farklı sektörlerde nasıl yaygınlaştırılabileceği, ekonomik ve çevresel kazanımların nasıl artırılabileceği ile COP31 sürecinde ölçülebilir sonuçlar üretecek iş birlikleri ele alındı.Ortak Bir Çatı Görevi GörecekPlatform; atık oluşumunun önlenmesi, döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının geliştirilmesi, gıda sistemlerinin dönüştürülmesi ve metan emisyonlarının azaltılması gibi birbirini tamamlayan alanları ortak bir çatı altında buluşturacak. Böylece farklı paydaşlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlanarak iklim eyleminde daha hızlı ve etkili sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor.Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, sıfır atık ve döngüsel ekonomi temelli çözümlerin sera gazı emisyonlarında yüzde 15 ila 20 oranında azalma sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Gıda kaybı ve israfının tek başına küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila 10'unu oluşturduğu dikkate alındığında, kaynakların verimli kullanılması ve atığın oluşmadan önlenmesi yönündeki politikaların iklim hedefleri açısından kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.Platform, COP31 Sürecine Güçlü Katkı SunacakSıfır Atık Hareketi'nin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda geliştirilen İstanbul Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Platformu, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31'e giden süreçte sıfır atık ve döngüsel ekonomi çözümlerini küresel iklim uygulamalarının öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirmesi hedefleniyor."Çözümler Ortak Bir Zeminde Buluşacak"Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Samed Ağırbaş, "İstanbul, tarih boyunca farklı kıtaları ve medeniyetleri birbirine bağlayan bir köprü olmuştur. İstanbul Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Platformu da sıfır atık ve döngüsel ekonomi alanındaki küresel çözümleri ortak bir zeminde buluşturacaktır. Bu girişim, iklim eyleminin uygulanmasını hızlandıracak, parçalı yaklaşımları bir araya getirerek emisyonların azaltılmasına ve gezegenimizin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.İstanbul, Küresel Çevre Diplomasisinin Önemli Merkezlerinden Biri Olarak KonumlanıyorSıfır Atık Vakfı tarafından hayata geçirilen bu yeni girişim, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin yıllardır ulusal ve uluslararası düzeyde kararlılıkla savunduğu sıfır atık yaklaşımının, iklim kriziyle mücadelede somut ve uygulanabilir çözümler üretme kapasitesini bir kez daha ortaya koyarken, İstanbul'u küresel çevre diplomasisinin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 08 Jun 2026 09:30:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel sıfır atık bölgeleri girişimi başlatıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-sifir-atik-bolgeleri-girisimi-baslatildi-1373/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-sifir-atik-bolgeleri-girisimi-baslatildi-1373/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0E75F3-D5892A-B7CE76-C030F6-2317C7-5F1DF1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />COP31 öncesinde hayata geçirilen girişim, yerel yönetimlerin sıfır atık taahhütlerini ölçülebilir uygulamalara dönüştürmelerine ve döngüsel ekonomi odaklı sistem değişiklikleri gerçekleştirmelerine destek olmayı hedefliyor.Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Birleşmiş Milletler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0E75F3-D5892A-B7CE76-C030F6-2317C7-5F1DF1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />COP31 öncesinde hayata geçirilen girişim, yerel yönetimlerin sıfır atık taahhütlerini ölçülebilir uygulamalara dönüştürmelerine ve döngüsel ekonomi odaklı sistem değişiklikleri gerçekleştirmelerine destek olmayı hedefliyor.Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Birleşmiş Milletler Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş tarafından tanıtılan girişim, küresel ölçekte hızla artan atık üretimi ve kaynak tüketimi karşısında şehirlerin dönüştürücü gücünü harekete geçirmeyi amaçlıyor. Ağırbaş, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir politika değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bütüncül bir iklim eylemi modeli olduğunu vurgulayarak, şehirlerin bu dönüşümde öncü rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çekti.Yerel Yönetimler Düzeyindeki En Somut Uygulama Mekanizmalarından BiriSayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde Türkiye'den dünyaya yayılan Sıfır Atık Hareketi, bugün yalnızca atık yönetimi alanında değil; iklim değişikliğiyle mücadele, kaynak verimliliği, sürdürülebilir kalkınma ve döngüsel ekonomi alanlarında da küresel ölçekte yol gösterici bir dönüşüm modeli olarak kabul görüyor. Küresel Sıfır Atık Bölgeleri Girişimi de bu vizyonun yerel yönetimler düzeyindeki en somut uygulama mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor.Forum kapsamında gerçekleştirilen "Şehirler Günü" oturumu, dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanlarını, şehir ağlarını, kalkınma kuruluşlarını ve finansman aktörlerini aynı masa etrafında buluşturdu. Yuvarlak masa formatında düzenlenen toplantılarda şehirlerin iklim hedeflerine ulaşmasında sıfır atık politikalarının oynadığı kritik rol ele alınırken, yerel yönetimlerin uygulama kapasitesini artıracak yeni iş birlikleri değerlendirildi.Pilot Bölgeler BelirlendiGirişimin ilk aşamasında Meksika'nın başkenti Mexico City, Kenya'nın Kisumu şehri ve Malezya'nın George Town kenti pilot bölgeler olarak belirlendi. Bu şehirlerde geliştirilecek uygulamalar; atık oluşumunun önlenmesi, metan emisyonlarının azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm politikalarının yaygınlaştırılması açısından örnek modeller oluşturacak.Küresel Sıfır Atık Bölgeleri Girişimi; atık önleme ve azaltma politikaları, organik atıkların geri dönüşümü, yeniden kullanım ve onarım sistemleri, döngüsel iş modelleri, yerel ortaklıklar, toplumsal katılım mekanizmaları ve yatırım yapılabilir projeler gibi çok boyutlu alanlarda şehirlere destek sağlamayı hedefliyor. Böylece küresel iklim taahhütleri ile yerel düzeyde elde edilen somut sonuçlar arasındaki mesafenin azaltılması amaçlanıyor.Küresel Metan Merkezi İle Yakın İş Birliği PlanlanıyorGirişim kapsamında ayrıca Küresel Metan Merkezi ile yakın iş birliği yürütülmesi planlanıyor. Organik atıklardan kaynaklanan metan emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmaların, COP28 sürecinde başlatılan Düşük Metan Girişimi ile uyum içerisinde yürütülmesi öngörülüyor. Bu yaklaşım, sıfır atık politikalarının iklim değişikliğiyle mücadelede doğrudan emisyon azaltımına katkı sağlayan etkili araçlardan biri olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.Şehirler Tarafından Uygulanabilecek Örnek Modeller GeliştirilecekSıfır Atık Forumu boyunca düzenlenecek oturumlarda yerel yöneticiler, uzmanlar ve uluslararası kuruluş temsilcileri; sıfır atık sistemlerinin şehir ölçeğinde nasıl yaygınlaştırılabileceğini, iklim dirençliliğinin nasıl güçlendirilebileceğini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirecek. Tartışmaların odağında ise belediyelerin ve yerel aktörlerin iklim eylemindeki artan rolü yer alıyor.Küresel Sıfır Atık Bölgeleri Girişimi'nin temel hedeflerinden biri de şehirlerin yalnızca kendi dönüşümlerini gerçekleştirmesi değil, aynı zamanda diğer şehirler tarafından uygulanabilecek örnek modeller geliştirmesini sağlamak. Bu kapsamda katılımcı bölgelerin ölçülebilir geri dönüşüm, kaynak verimliliği ve döngüsellik hedeflerine ulaşırken, gelecekteki ulusal ve uluslararası politikalara yön verecek uygulama örnekleri ortaya koymaları bekleniyor.Yerelden Başlayan Dönüşümle, Küresel EtkilerSıfır Atık Vakfı, şehirlerin küresel iklim mücadelesindeki rolünün her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekerek, yerelden başlayan dönüşümün küresel etkiler yaratabileceğine inanıyor. Vakıf tarafından desteklenen bu yeni girişim, şehirlerin iklim eylemini günlük yaşamın bir parçası haline getirmesine, kaynak kullanımını azaltmasına ve daha dirençli yaşam alanları oluşturmasına katkı sağlayacak stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.COP31'e giden süreçte hayata geçirilen Küresel Sıfır Atık Bölgeleri Girişimi, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde büyüyen Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası ölçekte yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Girişim, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımlarının emisyon azaltımı, iklim direnci ve sürdürülebilir kentsel kalkınma alanlarında eş zamanlı faydalar sağlayabileceğini ortaya koyarak, küresel iklim eylemine somut katkı sunmayı hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 12:35:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akbank'tan reel sektörün yeşil dönüşümüne destek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akbanktan-reel-sektorun-yesil-donusumune-destek-2989/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akbanktan-reel-sektorun-yesil-donusumune-destek-2989/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C67EFC-08E26A-4EC052-0209AB-4AB762-0181E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Akbank, işletmelerin sürdürülebilir finansmana erişimini kolaylaştırmak ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlattığı Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları programının ilk etkinliğini Bursa'da gerçekleştirdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Akbank&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C67EFC-08E26A-4EC052-0209AB-4AB762-0181E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Akbank, işletmelerin sürdürülebilir finansmana erişimini kolaylaştırmak ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlattığı Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları programının ilk etkinliğini Bursa'da gerçekleştirdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Akbank Dönüşüm Akademisi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, işletmelerin yeşil dönüşüm yatırımlarını hayata geçirirken ihtiyaç duydukları sürdürülebilir finansman kaynaklarına nasıl erişebilecekleri tüm yönleriyle değerlendirildi. Program kapsamında Akbank'ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası fon kaynakları, EBRD GEFF II Yeşil Ekonominin Finansmanı Programı, uygun yatırım alanları, başvuru süreçleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sunulan teşvik ve destek mekanizmaları katılımcılarla paylaşıldı.Program sonunda yapılan görüşmede ise katılımcı firmalar, Akbank sürdürülebilir finansman uzmanları ve Akbank Sürdürülebilir Finansman Ekosistemi'nde yer alan çözüm ortaklarıyla bire bir görüşme fırsatı buldu. Böylece işletmeler, yatırım ihtiyaçlarına uygun finansman kaynakları, bankacılık ürünleri, teknik danışmanlık ve teknoloji çözümleri hakkında kapsamlı bilgi edinerek yeşil dönüşüm yolculuklarını hızlandıracak somut adımları değerlendirdi."Yeşil dönüşüm, işletmeler için stratejik bir büyüme gündemi"Etkinlikte konuşan Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, "Yeşil dönüşüm artık işletmeler için yalnızca bir uyum başlığı değil; verimlilik, rekabet gücü, ihracat kapasitesi ve uzun vadeli dayanıklılık açısından stratejik bir büyüme gündemi. Bu dönüşümü doğru zamanda ve doğru finansman modeliyle yöneten şirketlerin geleceğin değer zincirlerinde daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Akbank'ta sürdürülebilirliği uzun vadeli stratejimizin merkezine koyuyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefimiz doğrultusunda bugün 758 milyar TL'yi aşan bir hacme ulaştık. Bu rakam, söz konusu kritik alanda müşterilerimizin çözüm ortağı olma hedefimizin önemli bir yansıması. Finansman gücümüzle birlikte işletmelerin doğru yatırım alanlarını belirlemesine, uygun finansman kaynaklarına erişmesine, teşvik ve destek mekanizmalarından yararlanmasına ve teknik çözüm sağlayıcılarla buluşmasına katkı sunmayı da önceliklendiriyoruz. Bu çalışmalarımıza Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile yeni bir halka ekledik. Yeşil dönüşümde şirketlerin güvenilir finansman ve çözüm ortağı olarak hareket etmeye devam edeceğiz" dedi.Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz "Yeşil dönüşüm vizyonunun yatırıma dönüşmesi güçlü bir finansal mimariyi de gerektirir. Uluslararası raporlar, iklim ve sürdürülebilir kalkınma yatırımları için her yıl trilyonlarca dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Ülkemizde 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önümüzdeki dönemde enerji, sanayi, ulaştırma ve binalar başta olmak üzere geniş bir alanda çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulacağı açıktır. Dolayısıyla yeşil dönüşüm, iyi niyetle değil doğru finansmanla; temenniyle değil ölçülebilir projelerle; günü kurtaran adımlarla değil uzun vadeli stratejiyle başarıya ulaşacaktır. Bu nedenle bu etkinlikte ele aldığımız finansman modelleri, sanayicimiz için büyük önem taşıyor. Bu kapsamda Akbank'ın Yeşil Finansman Ekosistemi, EBRD'nin GEFF Türkiye II programı ve Bakanlığımızın enerji verimliliği destekleri, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda güçlü birer kaldıraç niteliğinde görüyorum. Bu kaynakların doğru projelerle buluşması, Bursa'nın dünya ticaretindeki payını artıracak, ihracatçımızın rekabet gücünü geliştirecek ve sanayimizin geleceğe daha güvenli adımlarla yürümesini sağlayacaktır." Şeklinde konuştu.&nbsp;Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları farklı illerde devam edecekAkbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları bilgiye, finansmana, teknik desteğe ve çözüm ortaklarına daha kolay erişebilmesi hedefleniyor. Program kapsamında, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, su ve atık yönetimi gibi alanlarda yatırım planlayan firmalara sürdürülebilir finansman modelleri konusunda yol gösterilmesi amaçlanıyor.Akbank, bu etkinlik serisini Türkiye'nin farklı bölgelerinde sürdürmeyi ve sürdürülebilir finansman ekosistemini daha fazla şehirde, daha fazla işletme ve daha fazla paydaşla buluşturmayı hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 14:16:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Marmara Denizi'nin geleceği Kocaeli'de şekilleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/marmara-denizinin-gelecegi-kocaelide-sekilleniyor-1408/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/marmara-denizinin-gelecegi-kocaelide-sekilleniyor-1408/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B764D-102518-49AE50-CD683F-D8C788-CD12DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Marmara Denizi'nin ekolojik sürdürülebilirliğini desteklemek ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara katkı sunmak amacıyla Kocaeli önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kocaeli Üniversitesi&#39;nin ev sahipliğinde, T.C. Çevre, Şehircilik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B764D-102518-49AE50-CD683F-D8C788-CD12DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Marmara Denizi'nin ekolojik sürdürülebilirliğini desteklemek ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara katkı sunmak amacıyla Kocaeli önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kocaeli Üniversitesi&#39;nin ev sahipliğinde, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi&#39;nin iş birliğiyle; Kocaeli Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) paydaşlığında hayata geçirilecek 1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu, çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki güncel başlıkları kapsamlı şekilde ele alacak.Çevre Alanındaki Yenilikçi Projeler Desteklenecekİklim değişikliği, su yönetimi, döngüsel ekonomi ve mavi ekonomi gibi kritik konuların gündeme taşınacağı sempozyumda; bilim insanları, kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelecek. Katılımcılar, Marmara Bölgesi'nin çevresel geleceğine yönelik politika önerilerini, uygulama örneklerini ve iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı bulacak.Üç gün boyunca sürecek etkinlik kapsamında bilimsel sunum oturumları, yedi farklı panel, bir Ar-Ge proje yarışması ve eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek çevre fuarı yer alacak. Fuarda temiz üretim, mavi ekonomi, sıfır atık ve su verimliliği temalarında oluşturulan dört ayrı zonda çok sayıda firma ve kurum projelerini, teknolojilerini ve çözüm önerilerini katılımcılarla paylaşacak.Sempozyum kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi destekleriyle hayata geçirilen Marmara Denizi ve Sürdürülebilir Yaşam Araştırma Projeleri Destek Programında kabul alan 18 projeye toplamda 25 milyon TL kadar hibe desteği sağlanacak. Seçilen bildiriler ise nitelikli hakemli dergilerde yayımlanma fırsatı bulacak."Marmara Denizi'ni Korumak Hepimizin Sorumluluğu"Marmara Denizi ve havzasının korunarak gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılmasının hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu belirten Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk," İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha görünür hale gelmesi ve denizel ekosistemlerin karşı karşıya olduğu tehditler, bu alanın bütüncül ve bilim temelli bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde hayata geçireceğimiz bu sempozyumun, akademisyenlerden kamu temsilcilerine kadar tüm paydaşları &#39;bir deniz, bir gelecek&#39; gayesiyle disiplinler arası bir iş birliği zemininde buluşturacaktır" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 13:52:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Barilla'dan enerji ve suya 168 milyon avroluk yatırım planı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barilladan-enerji-ve-suya-168-milyon-avroluk-yatirim-plani-6443/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barilladan-enerji-ve-suya-168-milyon-avroluk-yatirim-plani-6443/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_636C2A-CE016A-BE61FF-9A6A1F-60A8BE-878812.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;deki Bolu fabrikası dahil olmak üzere dünya genelindeki 30 üretim tesisinde faaliyet gösteren Barilla, gıda sektöründe dünyanın en itibarlı şirketi seçildiği RepTrak 2026 listesinin açıklanmasından hemen ardından Dünya Çevre Günü&#39;nde 2025 Sürdürülebilirlik Raporu&#39;nu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_636C2A-CE016A-BE61FF-9A6A1F-60A8BE-878812.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;deki Bolu fabrikası dahil olmak üzere dünya genelindeki 30 üretim tesisinde faaliyet gösteren Barilla, gıda sektöründe dünyanın en itibarlı şirketi seçildiği RepTrak 2026 listesinin açıklanmasından hemen ardından Dünya Çevre Günü&#39;nde 2025 Sürdürülebilirlik Raporu&#39;nu yayımladı. Nakliye emisyonlarını yüzde 20 oranında azaltan yeni ambalaj tasarımları, fabrikalarda dört katına çıkarılan güneş enerjisi kapasitesi ve 816 bin tonluk onarıcı tarım hasadı dönüşümün merkezinde yer alıyor.&nbsp;Gezegenin geleceğinin sadece niyetlerle değil, üretim sistemlerinin ne kadar hızlı değiştirilebildiğine bağlı olduğunu belirten Barilla Grubu Başkan Yardımcısı Paolo Barilla; &#34;Bizim için sürdürülebilirlik; topraktaki sağlığı koruyan teknolojilere yatırım yapmak, paketlemedeki her bir gramı hesaplamak ve faaliyet gösterdiğimiz topluluklara gerçek bir fayda sağlamak demek. İyi gıda üretme tutkumuzu, doğaya ve insana karşı sorumluluğumuzdan ayrı düşünmüyoruz&#34; dedi.AR-GE VE İNOVASYON SÜREÇLERİNE 47 MİLYON AVROLUK BÜTÇEBarilla, küresel ürün portföyünün besin profilini geliştirmek amacıyla 2025 yılında araştırma, geliştirme ve kalite alanına 47 milyon avro yatırım yaptı. Çalışmaların merkezini, şirketin Parma&#39;daki tarihi fabrikasının hemen yanında faaliyete geçen yeni inovasyon merkezi BITE (Barilla Innovation &amp; Technology Experience) oluşturuyor. 84 üniversite ve araştırma merkeziyle entegre çalışan tesiste; gıda teknologları, araştırmacılar ve şeflerden oluşan 200&#39;ü aşkın uzman yeni ürün formülleri geliştiriyor. Yürütülen bu laboratuvar çalışmaları sonucunda şirket, küresel satış hacminin yüzde 89'unda porsiyon başına şeker miktarını 5 gramın, yüzde 90'ında ise tuz miktarını 0,5 gramın altına çekti. Mevcut ürün portföyünün yüzde 90&#39;ı ise artık lif kaynağı niteliği taşıyor.GÜNEŞ ENERJİSİNE 30 MİLYON AVROLUK YATIRIMBarilla, 2030 yılına kadar tamamlamayı planladığı 168 milyon avroluk enerji ve su yönetimi paketinin ilk büyük adımını attı. Şirket 2025 yılı içinde 30 milyon avro yatırımla beş yeni tesisi devreye aldı. Gerçekleşen yatırımla üretim bantlarındaki fotovoltaik kapasite 8 MW&#39;ı aşarak 2022 yılına göre dörde katlandı. Operasyonel verimlilik su tarafına da doğrudan yansıdı; su stresi yaşanan bölgelerdeki fabrikalarda geri kazanılan su miktarı aynı döneme göre yüzde 196 artırıldı. Şirketin 2030 hedefi bu geri kazanım oranını yüzde 250&#39;ye taşımak.7 BİN ÇİFTÇİYLE TARIMSAL DÖNÜŞÜMBarilla, sürdürülebilir gıda üretiminin temelini oluşturan sözleşmeli çiftçilik ağını FAO standartlarındaki onarıcı tarım uygulamalarıyla güncelliyor. Bugüne kadar yaklaşık 7.000 çiftçiyle iş birliği yaparak tahıl ve fesleğen gibi 816 bin tonun üzerinde ana ham maddeyi tedarik eden şirket, toprak sağlığını ve biyoçeşitliliği doğrudan iyileştiren yöntemlere geçiş yaptı. Dönüşümün ilk somut adımı olarak 2025 yılında asgari toprak işleme ve organik gübreleme yöntemleriyle yetiştirilmiş 4.160 ton yumuşak buğday satın alındı. Sistemin tüm değer zincirine yayılmasıyla, 2030 yılına kadar tarladan rafa ulaşan onarıcı tarım mahsulünün 250 bin tona çıkarılması hedefleniyor.&nbsp;STK&#39;LARA 4 BİN TON GIDA VE 2 MİLYON AVRO KAYNAKYerel topluluklarla güçlü bağ kurmayı küresel stratejisinin bir parçası yapan Barilla, 2025 yılında sivil toplum ağlarıyla yürüttüğü ortaklıkları genişletti. Yıl boyunca 4.000 ton ürün gıda desteği olarak sivil topluma aktarılırken, eğitim ve sosyal kapsayıcılık odaklı girişimlere 2 milyon avroluk özel bir bütçe tahsis edildi. Şirket, sağladığı bu sosyal refahı, kendi üretim tesislerinde uyguladığı fırsat eşitliği ve istihdama entegrasyonu programlarıyla eş zamanlı yürütüyor.&nbsp;30 FABRİKADAN DÜNYAYA 2 MİLYON TON GIDAKüresel tedarik krizleri ve maliyet artışlarına rağmen Barilla, 100 farklı ülkedeki 2 milyon tonluk gıda satış hacmini koruyarak yılı 4,837 milyar avro ciroyla kapattı. Döviz kurundan bağımsız olarak yüzde 1 oranında büyüyen şirket, üretimde verimliliği ve çevresel etkiyi merkeze alan sürdürülebilirlik hedeflerine sağdık kalarak 2030 yılı hedeflerine emin adımlarla ilerliyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 13:09:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tradıst'ten çevre dostu tüketimi destekleyen yaklaşım]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tradistten-cevre-dostu-tuketimi-destekleyen-yaklasim-8280/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tradistten-cevre-dostu-tuketimi-destekleyen-yaklasim-8280/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_154A47-FE2713-17B4C2-7D60E2-2A9899-A057CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Allbirds, Herschel ve XD Design gibi sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarıyla dünya çapında tanınan markaların distribütörlüğünü üstlenen Tradist, çevreye duyarlı ürünleri tüketicilerle buluşturmanın ötesinde, daha bilinçli ve sorumlu bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_154A47-FE2713-17B4C2-7D60E2-2A9899-A057CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Allbirds, Herschel ve XD Design gibi sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarıyla dünya çapında tanınan markaların distribütörlüğünü üstlenen Tradist, çevreye duyarlı ürünleri tüketicilerle buluşturmanın ötesinde, daha bilinçli ve sorumlu bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Şirket, yenilikçi ve sürdürülebilir tasarımları Türkiye pazarında erişilebilir kılarak tüketicilerin günlük yaşamlarında çevresel etkilerini azaltmalarına destek olurken, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının benimsenmesine de öncülük ediyor.Daha Düşük Karbon Ayak İzi BırakıyorÜrünlerinin karbon ayak izini tek tek ölçüp tüketiciyle paylaşan ilk moda markalarından biri olan Allbirds'ün vizyonunu, modada ve ayakkabı endüstrisinde sürdürülebilirliği standart haline getirmek ve çevresel etkiyi minimuma indiren ürünler geliştirmek oluşturuyor. Allbirds, geleneksel üretim yöntemleriyle üretilen benzer ürünlere kıyasla önemli ölçüde daha düşük karbon ayak izi bırakıyor. Bir çift ayakkabının ortalama karbon salımı yaklaşık 7-8 kg CO₂e seviyesinde gerçekleşirken, Allbirds bu değeri kullandığı yenilikçi malzemeler ve üretim süreçleri sayesinde yaklaşık yüzde 50 oranında azaltmayı başarıyor. Merinos yünü, şeker kamışından elde edilen SweetFoam ve okaliptüs lifleri gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen malzemeler, fosil yakıt bazlı alternatiflere göre daha düşük çevresel etki yaratırken doğal kaynak kullanımını azaltıyor ve biyolojik olarak parçalanabilme özellikleriyle öne çıkıyor.Markanın sürdürülebilirlik anlayışı yalnızca çevre dostu malzeme kullanımından ibaret değil... Allbirds, tedarik zinciri boyunca şeffaflık ve sorumlu kaynak kullanımını ön planda tutarak kullandığı hammaddelerin uluslararası standartlara uygun, izlenebilir ve bağımsız kuruluşlar tarafından sertifikalandırılmış olmasına önem veriyor. ZQ Merino ve FSC gibi dünya genelinde kabul gören sertifikalar da bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer alıyor.Kullanılmış Plastik Şişeler Yeniden DeğerlendiriliyorTradist'in portföyünde bulunan bir diğer marka olan XD Design ise geri dönüştürülmüş malzemeleri ürün tasarımlarının merkezine yerleştiriyor. Markanın birçok çanta koleksiyonunda ana kumaş, yüksek oranda geri dönüştürülmüş PET (rPET) malzemeden üretiliyor. Özellikle Bobby, Flex ve Impact serilerinde kullanılan kumaşların büyük bölümü, kullanım ömrünü tamamlamış plastik şişelerin yeniden değerlendirilmesiyle elde ediliyor.Benzer bir yaklaşım Herschel tarafından da benimseniyor. Markanın EcoSystem koleksiyonunda kullanılan ana kumaşlar ve iç astarlar, tamamen tüketim sonrası geri dönüştürülmüş PET şişelerden üretiliyor. Koleksiyondaki sırt çantalarında modele bağlı olarak 15 ila 30 arasında plastik şişe yeniden kullanılarak atıkların ekonomiye kazandırılması sağlanıyor."Sürdürülebilirliği Kalıcı Bir Yaklaşım Olarak Görüyoruz"Türkiye'de sürdürülebilir ürünlere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını belirten Tradist Kurucu ve CEO'su Sabri Can Acarsoy, özellikle çevresel konularda daha bilinçli hareket eden genç tüketicilerin bu dönüşümde önemli rol oynadığını ifade ediyor. Bununla beraber sürdürülebilir tüketimin toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaşabilmesi için çevre dostu ürünlerin yalnızca belirli bir yaşam tarzına hitap eden seçenekler olmaktan çıkıp günlük hayatın doğal bir parçası haline gelmesi gerektiğine dikkat çeken Acarsoy, "Sürdürülebilir çözümlerin geniş kitleler tarafından benimsenebilmesi için tüketicilerin ekonomik ve işlevsel beklentilerine de cevap verebilmesi gerekiyor. Biz sürdürülebilirliği kısa vadeli bir eğilim değil, iş yapış biçimlerini dönüştüren kalıcı bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu doğrultuda yalnızca ürünlerimize değil, tasarım süreçlerinden tüketici deneyimine ve iletişim stratejilerimize kadar tüm faaliyetlerimize bütüncül bir sürdürülebilirlik anlayışıyla yaklaşıyoruz. Amacımız, çevre dostu ürünleri daha erişilebilir kılarken sürdürülebilir yaşam kültürünün daha geniş kitleler tarafından benimsenmesine katkı sağlamak" diyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 19:22:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Galata Kulesi'nde özel mapping gösterisi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/galata-kulesinde-ozel-mapping-gosterisi-2976/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/galata-kulesinde-ozel-mapping-gosterisi-2976/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9E36CE-06456A-ABAA7E-85A3CF-6768A9-DD92DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda ve İstanbul Valiliği himayelerinde 1-7 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında, Galata Kulesi'nde "Sıfır Atık" temalı mapping gösterisi düzenlendi.Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9E36CE-06456A-ABAA7E-85A3CF-6768A9-DD92DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda ve İstanbul Valiliği himayelerinde 1-7 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında, Galata Kulesi'nde "Sıfır Atık" temalı mapping gösterisi düzenlendi.Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyeler Danışma Kurulu Başkanı. Türkiye'nin çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki önemli farkındalık hareketlerinden biri haline gelen Sıfır Atık yaklaşımının mesajlarını geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan etkinlikte, İstanbul'un tarihi simgelerinden Galata Kulesi görsel bir anlatım alanına dönüştürüldü.Gösteride kulenin yüzeyine yansıtılan animasyonlarla kaynakların verimli kullanımı, geri dönüşüm, atık oluşumunun önlenmesi ve döngüsel ekonomi gibi konulara dikkat çekildi. Etkinlik, İstanbul Sıfır Atık Haftası boyunca gerçekleştirilen farkındalık çalışmalarının öne çıkan duraklarından biri oldu.Galata Kulesi'nde sıfır atık mesajları yansıtıldıTarihi yapının yüzeyine yansıtılan özel içerikler, sıfır atık yaklaşımının çevresel, ekonomik ve toplumsal kazanımlarını görsel bir anlatımla ziyaretçilere aktardı. Gösteri boyunca sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, doğal kaynakların korunması ve atıkların azaltılması konularında farkındalık oluşturulması hedeflendi.İstanbul'un en önemli kültürel miraslarından biri olan Galata Kulesi'nde gerçekleştirilen mapping gösterisi, sıfır atık vizyonunun kamusal alanlarda görünürlüğünü artırırken çevre bilincinin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sundu.Yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgiGalata Kulesi çevresinde bulunan yerli ve yabancı ziyaretçiler gösteriyi ilgiyle takip etti. Vatandaşlar ve turistler etkinliği cep telefonlarıyla görüntüleyerek sosyal medya hesaplarında paylaşırken, gösteri hafta boyunca yürütülen farkındalık çalışmalarının en dikkat çekici etkinliklerinden biri olarak öne çıktı.1-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikler, sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, çevre bilincinin güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması hedefiyle devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 18:02:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Telekom'dan 'yenilikçi ve çevreci teknolojiler]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekomdan-yenilikci-ve-cevreci-teknolojiler-2684/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekomdan-yenilikci-ve-cevreci-teknolojiler-2684/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7139F9-4E247D-DFCA66-83CFCB-3DAA64-A24523.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, teknolojiyi iyiliğe ve faydaya dönüştürmeye devam ediyor. Türk Telekom, sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş süreçlerine entegre ederek iklim değişikliği ile mücadele kapsamında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7139F9-4E247D-DFCA66-83CFCB-3DAA64-A24523.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, teknolojiyi iyiliğe ve faydaya dönüştürmeye devam ediyor. Türk Telekom, sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş süreçlerine entegre ederek iklim değişikliği ile mücadele kapsamında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve karbon yönetimi alanlarında çalışmalar yürütüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar pek çok alanda çevre dostu çözümler sunan Türk Telekom, akıllı şehircilik uygulamaları, akıllı aydınlatma projeleri ve akıllı kavşak çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor. Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran tarihlerinde düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor. Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen Sıfır Atık Festivali ve Sıfır Atık Forumu; sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi yaklaşımının desteklenmesi ve çevre konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiriyor. Türk Telekom da teknoloji ve inovasyon gücüyle daha sürdürülebilir bir gelecek hedefini destekliyor."Doğal kaynakların korunmasını odağına alan bir anlayışla hareket ediyoruz"5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, "Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak görüyoruz. Çevresel sorumluluğu tüm faaliyetlerimizin merkezine alırken; enerji verimliliğinden yenilenebilir enerji yatırımlarına, akıllı şehircilik uygulamalarından çevre dostu teknolojilere kadar birçok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Bu anlayışla, Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen Sıfır Atık Forumu ve Sıfır Atık Festivali'nin sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sunacağına inanıyorum. Sayın Emine Erdoğan&#39;ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık yaklaşımı, yalnızca bir çevre politikası olmanın ötesinde; yaşam biçimlerimizi dönüştüren kapsamlı ve vizyoner bir adım. Bu yıl 'Antalya'ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık' temasıyla düzenlenen forumun, ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde sürdürülebilirlik ve iklim eylemi alanında ortak bir farkındalık ve iş birliği zemini oluşturduğuna inanıyoruz. COP31'in ülkemizde gerçekleştirilecek olması, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede üstlendiği sorumluluğun ve uluslararası alandaki etkin rolünün önemli bir göstergesidir. Türk Telekom olarak biz de sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı ve teknoloji odaklı çözümlerimizi bu önemli platforma taşımaya, dijitalleşmenin iklim hedeflerine katkısını ortaya koymaya hazırlanıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda doğal kaynakların korunmasını odağına alan bir anlayışla hareket ediyor; geri dönüşümü destekleyen uygulamalarımızla atık oluşumunu azaltmayı, operasyonel süreçlerimizde çevreyle uyumlu yaklaşımları yaygınlaştırmayı, önümüzdeki 2-3 yılın içerisinde GES yatırımlarımızı da tamamlayarak çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Teknolojiyi sürdürülebilirlik hedeflerimize entegre ederek hem bugüne hem de gelecek nesillere değer katmaya devam ediyoruz" dedi.Geleceği sürdürülebilir teknolojilerle inşa ediyorYeni nesil çevreci iletişim teknolojileri ile güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiren Türk Telekom, Güneş Enerjisi Santralleri'ne (GES) yönelik yatırımlarla enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya odaklanırken, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hedeflerine de katkı sunuyor. Türk Telekom'un 1.300 dönümlük arazi üzerine Sivas'ta inşa ettiği GES, yıllık 128 MWp enerji üretim kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olarak enerji üretimine başladı. Sadece Sivas'taki bu yatırım mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık %15'inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayabilecek büyüklükte. GES yatırımlarını Malatya ve Ağrı'da sürdürecek olan Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerinde 530 MWp seviyesinde kurulu güce sahip üç adet GES'i önümüzdeki yıllarda devreye alarak tam kapasite üretim yapmayı hedefliyor. Üç şehirde yapacağı yatırımlarla yıllık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyen Türk Telekom, yıllık 350 bin ton seviyesinde karbon salımını engelleyecek.&nbsp;Hedef 2050&#39;de Net SıfırSürdürülebilir teknolojileri günlük yaşamda da erişilebilir kılmayı amaçlayan Türk Telekom, girişim sermayesi şirketi TT Ventures ile E4 Şarj – Elektrikli Araç Şarj Ağı projesini hayata geçirdi. Türkiye'nin dört bir yanında şarj istasyonları kuran Türk Telekom, elektrikli araç kullanıcılarına her anlamda güvenli, çevreci ve kesintisiz bir şarj hizmeti sunuyor. Mobil baz istasyonlarında karbon emisyonlarını düşüren yeni nesil yeşil şebeke teknolojilerini yaygınlaştıran Türk Telekom, veri merkezlerine en yeni çevreci sistemleri entegre ederek enerji verimliliğini artırmaya devam ediyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlenen stratejisi kapsamında, iklim değişikliğinin iş üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştırarak risk-fırsat analizlerini finansal tablolara yansıtan Türk Telekom, kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını %45 azaltmayı ve 2050 yılında &#34;Net Sıfır&#34;a ulaşmayı hedefliyor.Çevresel performansıyla küresel liderler arasındaİklim değişikliğiyle mücadelede ve su yönetiminde de öncü adımlar atan Türk Telekom, Karbon Saydamlık Projesi'nin (CDP) İklim Değişikliği Programı'nda en yüksek seviye olan "A" notunu 2025 yılında da korurken, Su Güvenliği Programı'ndaki ilk raporlamasında "A-" notunu elde ederek bu alanda da küresel liderler arasında yer aldı. &#34;COP31&#39;e Doğru: Raporlama İvmesi&#34; temasıyla düzenlenen CDP Türkiye 16. İklim &amp; Doğa Konferansı ve Ödül Töreni'nde ödüle layık görülen Türk Telekom, şeffaf raporlama anlayışını, veri odaklı yönetim stratejisini ve Türkiye'nin düşük karbonlu ekonomiye geçişindeki öncü vizyonunu bir kez daha ortaya koydu.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 17:47:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gürültü kirliliğine bilimsel çözüm]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gurultu-kirliligine-bilimsel-cozum-6678/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gurultu-kirliligine-bilimsel-cozum-6678/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_55DED6-8D4807-C39B33-8A556C-00F1D4-0F11B7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Giderek kalabalıklaşan yaşam alanları ve yoğun çalışma temposu, akustik konforu bir lüks olmaktan çıkarıp temel bir ihtiyaç haline getirdi. Bu alanda uzun süredir AR-GE ve uygulama çalışmaları yürüten Dekor Akustik, yaşam kalitesini artıracak ses yalıtımı hamlesini tüm Türkiye'ye&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_55DED6-8D4807-C39B33-8A556C-00F1D4-0F11B7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Giderek kalabalıklaşan yaşam alanları ve yoğun çalışma temposu, akustik konforu bir lüks olmaktan çıkarıp temel bir ihtiyaç haline getirdi. Bu alanda uzun süredir AR-GE ve uygulama çalışmaları yürüten Dekor Akustik, yaşam kalitesini artıracak ses yalıtımı hamlesini tüm Türkiye'ye yayıyor. Firma; evler, ofisler, eğitim kurumları, sinema/stüdyo kompleksleri ve fabrikalar gibi gürültü kontrolünün hayati önem taşıdığı her alanda projeler geliştiriyor.Keşiften Montaja &#34;Terzi Usulü&#34; MühendislikKlasik yalıtım yöntemlerinin aksine mekanın akustik yapısına göre özel analizler yapan firma, akustik panel, sünger, ses bariyeri ve dekoratif keçe panellerin üretimini de kendi bünyesinde gerçekleştiriyor. Yankı ve uğultu kontrolünün yanı sıra son dönemde ofislerde yoğun talep gören &#34;akustik görüşme kabinleri&#34; de markanın geniş ürün yelpazesinde öne çıkıyor.&#34;Akustik Konfor, İş Verimliliğini Doğrudan Etkiliyor&#34;Yürüttükleri çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Dekor Akustik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şensoy, ses yalıtımının modern iş dünyasındaki stratejik önemine dikkat çekti. Şensoy, şu ifadeleri kullandı:&#34;Günümüzde insanlar zamanlarının büyük kısmını kapalı alanlarda geçiriyor. Özellikle ofislerde ve eğitim kurumlarında doğru yönetilemeyen ses, konsantrasyonu düşürerek iş ve öğrenme verimliliğini baltalıyor. Biz sadece gürültüyü engellemiyor, aynı zamanda mekanın ruhuna uygun, estetik ve fonksiyonel yaşam alanları tasarlıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında, keşif aşamasından anahtar teslim uygulamaya kadar tüm süreci uzman ekiplerimizle yöneterek sektöre yön vermeye devam ediyoruz.&#34;Teknolojik altyapısını ve üretim kapasitesini sürekli güncelleyen marka, her projenin kendi mimari dinamiklerine odaklanarak gürültüden arındırılmış, yüksek performanslı ve uzun ömürlü yaşam alanları inşa etmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 09:49:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eminevim Sıfır Atık Festivali'ne sponsor oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eminevim-sifir-atik-festivaline-sponsor-oldu-7186/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eminevim-sifir-atik-festivaline-sponsor-oldu-7186/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C0181-CAF074-F82FF9-4910E0-7EAEDF-74B19D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tasarruf finansman sektörünün kurucusu ve lideri Eminevim, yarım milyonu aşkın ev, araç ve iş yeri teslimatıyla Türkiye'de tasarruf kültürünün yaygınlaşmasına öncülük ederken bu yaklaşımını dünyanın kaynaklarını korumak için devreye alıyor. Özünde "tasarruf ve dayanışma"&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C0181-CAF074-F82FF9-4910E0-7EAEDF-74B19D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tasarruf finansman sektörünün kurucusu ve lideri Eminevim, yarım milyonu aşkın ev, araç ve iş yeri teslimatıyla Türkiye'de tasarruf kültürünün yaygınlaşmasına öncülük ederken bu yaklaşımını dünyanın kaynaklarını korumak için devreye alıyor. Özünde "tasarruf ve dayanışma" felsefesi olan Eminevim, doğayı korumak, israfın önüne geçmek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla düzenlenen Sıfır Atık Festivali'ne sponsor olarak destek verdi.&nbsp;OPERASYONDAN TEKNOLOJİK ALTYAPIYA &#34;SIFIR ATIK&#34; DÖNÜŞÜMÜFestivalin "sıfır atık" vizyonunu iş süreçlerinin merkezine alan Eminevim, 1 yıldan az sürede gerçekleştirdiği dijitalleşme ve yeşil teknoloji hamleleriyle çevreye önemli katkı sağladı. Görüntülü görüşme teknolojisiyle 222 binden fazla sözleşmeyi tamamen dijital ortamda tamamlayarak kargo süreçlerini ortadan kaldıran şirket, iş akışlarında ulaştığı %98'lik dijital işlem oranıyla imza süreçlerindeki kâğıt tüketimini neredeyse tamamen sıfırladı. Bu adımlarla bugüne kadar 10,6 milyon sayfadan fazla (yaklaşık 53 ton) kâğıt ve üretim aşamasında 1 milyon 413 bin litre su tasarrufu (yaklaşık 9.421 kişinin günlük su tüketimi) sağlandı. Lojistik optimizasyonu ve sunucu sanallaştırma projeleriyle doğaya salınımı engellenen 80 ton karbon emisyonunun yanı sıra veri merkezlerinde 28 TB'lık gereksiz veriyi temizleyerek &#34;dijital atık&#34; üretiminin de önüne geçti.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 10:28:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Sıfır Atık Hareketi, Türkiye'nin küresel liderliğine güç katıyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-hareketi-turkiyenin-kuresel-liderligine-guc-katiyor-7258/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-hareketi-turkiyenin-kuresel-liderligine-guc-katiyor-7258/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F06A7-0BE12B-66B842-9FC829-8C8068-197426.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda 1-7 Haziran tarihleri arasındaki "İstanbul Sıfır Atık Haftası" faaliyetleri kapsamında "Sanayinin Sıfır Atık Yolculuğu: Döngüsel İş Modelleri" toplantısı düzenledi. Sıfır Atık hedefine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F06A7-0BE12B-66B842-9FC829-8C8068-197426.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda 1-7 Haziran tarihleri arasındaki "İstanbul Sıfır Atık Haftası" faaliyetleri kapsamında "Sanayinin Sıfır Atık Yolculuğu: Döngüsel İş Modelleri" toplantısı düzenledi. Sıfır Atık hedefine ulaşma stratejilerinde döngüsel iş modellerinin rolünün ele alındığı Odakule'de düzenlenen toplantının açılış konuşmasını, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ve İstanbul Valisi Davut Gül yaptı. Döngüsel ekonomi odaklı küresel ve ulusal politikalar, uluslararası ticarette döngüsel iş modellerine yaklaşım, eko-tasarım ve dijital ürün pasaportu uygulamalarının etkileri değerlendirildiği toplantıda, döngüsel ekonomiye geçişin çevresel, sosyal ve ekonomik avantajları, sanayide kaynak verimliliği ve sıfır atık uygulamaları ile yenilikçi iş modelleri ve yeni nesil üretim teknolojileri gibi başlıklar da konunun uzmanları tarafından ele alındı ve iyi uygulama örnekleri de paylaşıldı. Toplantıda ayrıca sıfır atık yaklaşımının sanayi sektöründe yaygınlaştırılması, üretim süreçlerinde kaynak ve su verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının teşvik edilmesi amacıyla İSO ile Sıfır Atık Vakfı arasında bir iş birliği protokolü imzalandı.İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan açılış konuşmasında, Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda ekonomik rekabetçiliğin ve toplumsal dayanıklılığın da temel unsuru olduğuna dikkat çekerek "Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde başlatılan ve bugün 193 ülkede karşılık bulan Sıfır Atık Hareketi, Türkiye'nin sürdürülebilirlik alanında bir küresel lider konumuna yükseldiğinin en güçlü kanıtıdır. Birleşmiş Milletler'in 30 Mart'ı Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan etmesi; bu liderliğin uluslararası arenada tescil edilmesinin ötesinde, ülkemizin bu alanda küresel normlara şekil verdiğinin ifadesidir. 2017'den bu yana devam eden Sıfır Atık Hareketi ile sağlanan geri kazanım kapasitesindeki artış ve atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması, sürdürülebilir kalkınmanın somut çıktılarından biri olarak öne çıkıyor. Sıfır Atık yaklaşımı ile, kaynak verimliliğini, ekonomik kazanımı ve iklim hedeflerini birlikte destekleyen bütüncül bir dönüşüm modeli yaygınlaşıyor" dedi.&nbsp;"İklim değişikliği, Kirlilik ve Biyolojik Çeşitlilik Kaybı" olmak üzere dünyamızın sınırlarını zorlayan ve birbirini etkileyen üç büyük krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bahçıvan "Bu çok katmanlı kriz, doğal kaynakların korunmasını zorunlu hâle getirdi. Küresel ölçekteki en kritik meselelerden biri üretim-tüketim alışkanlıklarımızın dönüşmesi gerekliliğidir. Döngüsel ekonomi; yalnızca çevresel bir tercih değil, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için ekonomik bir zorunluluktur. Kaynakların daha verimli kullanıldığı, atığın üretimin her aşamasında bir değere dönüştürüldüğü ve ürünlerin yaşam döngüsünün uzatıldığı bu model; aynı zamanda sanayimizin rekabet gücünü artıran stratejik bir dönüşüm alanıdır" dedi.&nbsp;Türkiye'nin küresel rekabet gücü artarBahçıvan, Yapılan uluslararası çalışmalara göre bugün küresel ekonomi, &#34;al-kullan-at&#34; anlayışı nedeniyle yılda yaklaşık 25,4 trilyon avro değerinde ekonomik değeri kaybediyor. Bu rakam küresel GSYİH'nin yaklaşık üçte birine (yüzde 31&#39;ine) denk geliyor. Oysa ki kaynakların verimli yönetildiği döngüsel iş modellerinde kaybedilen bu değerin önemli bir bölümü ekonomide kalmaya devam edecek. Diğer taraftan günümüzde su kaynaklarını etkin ve verimli yönetebilen ülkeler, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda gıda ve enerji güvenliği açısından da stratejik bir avantaj elde ediyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla suyu merkeze alan politikaların benimsenmesi, sürdürülebilir büyümeyi desteklemekte ve uzun vadeli rekabetçiliğin temelini oluşturuyor. Sanayi, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor ve nitelikli üretim anlayışı dönüşümde belirleyici bir rol üstleniyor. Ürünün tüm yaşam döngüsünü dikkate alan bu anlayış ile verimlilik, malzeme seçiminde gösterilen özen, atık oranlarının sistematik biçimde düşürülmesi ve ürünlerin uzun ömürlü, kolay onarılabilir ve geri dönüştürülebilir olması temel unsurlar haline geliyor. Bu yaklaşımla hareket eden sanayi firmalarının operasyonel maliyetleri düşerken küresel pazarlarda rekabet güçleri de artıyor. Türkiye sanayisi de bu sürece odaklandığında üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve girişimcilik ruhu ile dönüşümün kazananları arasında yer alacak güçtedir.&nbsp;Ancak bu dönüşümün yaygınlaşması ve kalıcı hale gelmesi için üniversite-sanayi iş birliklerini ve Ar-Ge yatırımlarını artırarak bilimsel bilgiyi üretime dönüştürmeli, yenilikçi teknoloji girişimlerini sanayiyle buluşturmalıyız. Bu süreçte eğitim ve yetkinlik programlarıyla insan kaynağımızın dijital ve teknik kapasitesini de güçlendirmeliyiz. Ayrıca bir tesisin atığının diğerinin hammaddesi olarak kullanıldığı endüstriyel simbiyoz uygulamalarının artırılması da dönüşüm sürecini destekleyecektir" dedi.&nbsp;&nbsp;COP31'de Türkiye'nin özel sektör gücünü dünyayla paylaşacağızKonuşmasında 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da Türkiye'nin ev sahipliği ve dönem başkanlığında gerçekleştirilecek BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın 31. Oturumuna (COP31) değinen Bahçıvan "Bizler açısından büyük bir gurur ve heyecan kaynağı olan COP31; Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki vizyonunu, politika çerçevesini, üstlendiği sorumluluğu ve belki de en önemlisi özel sektör olarak gücünü tüm dünyayla paylaşmamıza imkan sağlayacak. İstanbul'un her anlamda Türkiye'nin vitrini olduğu düşünüldüğünde bu süreçte yürütülen çalışmalar birer uygulama ve farkındalık modeli oluşturarak uluslararası arenada ülkemizin üretim gücünü ve sanayimizin yetkinliklerini görünür kılacak güçlü bir mesaja dönüşecek. Ayrıca, yeşil sanayileşme ve sıfır atık yaklaşımının COP31'in eylem gündemi başlıkları arasında yer aldığını görüyoruz. Bu vesile ile de Türkiye, küresel iklim müzakerelerinin merkezine sıfır atık yaklaşımını yerleştiren ilk COP Başkanlığı olarak da tarihe geçecek. Bu süreçte Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş'ın 'COP31 İklim Yüksek Düzeyli Şampiyonu' olarak görevlendirilmesi de son derece anlamlı. İSO olarak 2022 yılından bu yana katıldığımız COP toplantılarından elde ettiğimiz deneyimle COP31'e yönelik planlama ve hazırlıklarımızı ulusal ve uluslararası paydaşlarımız ile istişare içinde titizlikle yürüttüğümüzü de sizlerle paylaşmak istiyorum. COP31'e giden süreçte içinde İstanbul Sıfır Atık Haftası ve Uluslararası Sıfır Atık Forumu da bilinç artışının yaygınlaştırılması için önem taşıyor" dedi.&nbsp;Bahçıvan, Sıfır Atık Vakfı ile iş birliği protokolünün Döngüsel Ekonomi Forumu İstanbul ve İklim Değişikliği ve Su Yönetimi: Sanayi Sektörü Raporu çalışmalarında olduğu gibi İSO'nun sürdürülebilir üretim vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek "İş birliğimiz, COP31 sürecinde Türk sanayisinin dönüşüm kapasitesini küresel ölçekte görünür kılarak ülkemizin sürdürülebilirlik alanında güçlü ve kalıcı bir konuma ulaşmasına önemli katkılar sağlayacak" dedi.&nbsp;İstanbul Valisi Davut Gül de "Sıfır Atık Vakfı&#39;nın kuruluşundan bugüne kadar hep söylediği birlikte iş yapma kültürünü geliştirmeliyiz. Kimseyi arkada bırakmamalıyız. Herkesi meselenin içerisinde tutmalıyız. Sanayiciler açısından da bu sıfır atık meselesi üretim zincirinden tüketim zincirine kadar her alanda karşımıza çıkacak bir mesele. Yüzlerce ülkenin katılımı ve 120&#39;den fazla Bakanın gelmesi Türkiye&#39;nin markasını yükseltiyor. İstanbul&#39;umuzun marka değerini yükseltiyor. Bunu turizm olarak da değerlendirebiliriz. Herhangi bir sanayicimizin dünyanın başka bir noktasında ürettiği ürünün tüketiciye buluşmasında da değerlendirebiliriz. Türkiye, sıfır atık konusunda öncülük yapıyor" dedi.&nbsp;Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş da şunları söyledi: "İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında İstanbul&#39;umuzun 39 ilçesinde 1.500&#39;den fazla etkinlik yapılıyor. Bu etkinlikleri sivil toplum kuruluşlarımız, üniversitelerimiz, belediyelerimiz, kamu kuruluşlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, şehre dair söz söylemek isteyen vatandaşlarımızla beraber yapıyoruz. İstanbul&#39;da 16 milyon hemşerimizle beraber bir sinerji yakaladık. Dünyanın büyük şehirlerinde New York&#39;ta, Londra&#39;da, Hüseyin&#39;de, Paris&#39;te iklim haftaları var. Geçtiğimiz yıl Sayın Valimizin liderliğinde dedik ki İstanbul&#39;u Sıfır Atık Çalışmalarının Küresel Merkezi haline getireceğiz. Bu bağlamda ilk olarak İstanbul&#39;u Sıfır Atık Haftası&#39;nı ilan ettik. Farklı dini inanç gruplarının bin yıllardır aynı sokaklarda beraber yaşadığı, farklı kültürlerin huzurla aynı sokaklarda yaşadığı bu şehir dünya için bir örnek ve bu şehirdeki bu iş birliği ruhunu korumak zorundayız. Çünkü bu şehirde yaşanacak en ufak bir çevre krizi, su krizi, doğa krizi, mağduriyet krizinin faturasını 16 milyon İstanbullu olarak beraber ödeyeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın."&nbsp;Odakule'de denizden çıkan ağlardan tasarlanan giysiler sergileniyorOdakule'de İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Beyoğlu Kaymakamlığı ve Olgunlaşma Enstitüsü iş birliği ile yürütülen "Sen Hayal Et" projesi kapsamında, Olgunlaşma Enstitüsü atölyelerinde denizden çıkarılan ağlardan tasarlanan 20 giysi ve aksesuarların yer aldığı serginin açılışı da yapıldı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 13:30:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıfır atık anlayışı vatandaşlarla buluşuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-anlayisi-vatandaslarla-bulusuyor-9970/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-anlayisi-vatandaslarla-bulusuyor-9970/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6B1917-1E285F-9FACF3-6299D3-52702B-29C736.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde büyüyen Sıfır Atık Hareketi, toplumun her kesimini kapsayan yeni bir aşamaya ulaştı. Sıfır Atık Vakfı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6B1917-1E285F-9FACF3-6299D3-52702B-29C736.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde büyüyen Sıfır Atık Hareketi, toplumun her kesimini kapsayan yeni bir aşamaya ulaştı. Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğinde 4-7 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilecek Sıfır Atık Festivali öncesinde düzenlenen basın lansmanında festivalin kapsamı, hedefleri ve programı kamuoyuyla paylaşıldı.Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen lansmana Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar, İstanbul Valisi Sayın Davut Gül ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş katıldı. Lansmanda yapılan değerlendirmelerde, festivalin yalnızca çevre temalı bir etkinlik olmanın ötesinde, sürdürülebilir yaşam kültürünü toplumun günlük hayatına taşıyan kapsamlı bir dönüşüm platformu olduğu vurgulandı.Lansmanda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin yalnızca Türkiye&#39;nin değil, dünyanın sahip çıktığı büyük bir çevre ve sürdürülebilirlik markasına dönüştüğünü söyleyerek, "Bu vizyon sayesinde 30 Mart, Birleşmiş Milletler nezdinde Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edildi. Bu anlamda Türkiye çevre diplomasisinin öncü ülkelerinden biri haline gelmiştir. 1-7 Haziran Sıfır Atık Haftası kapsamında İstanbul&#39;umuz bu küresel hareketin merkezi olacak" dedi.&nbsp;"Hayatın Tüm Alanlarında Enerji Verimliliği ve Sıfır Atık Anlayışını Toplumumuzla Buluşturacağız"Hafta boyunca gerçekleşecek etkinliklerle sıfır atık kültürünün toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:"İstanbul öyle bir yer ki, Türkiye&#39;nin her yerinden insanların her zaman ziyaret ettiği bir yer. Dolayısıyla tüm Türkiye&#39;deki vatandaşlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı buraya bekliyoruz. Bu festivalde birçok vatandaşımızı çevre, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik yaşam konusunda bilinçlendirecek çok kapsamlı bir organizasyon inşallah olacak. Biz de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde, Sıfır Atık Vakfımızla birlikte "Enerjide Verimlilik ve Gelecekte Dönüşüm" sloganıyla düzenlenecek bu festivalde, evlerimizde, işyerlerimizde, sanayide, ulaşımda, tarımda yani adeta hayatın ve ekonominin tüm alanlarında enerji verimliliği ve sıfır atık anlayışını toplumumuzda buluşturmayı hedefliyoruz.""Enerjimizi Verimli Kullanmak Bir Zorunluluk"Dünyada çok büyük bir enerji krizi olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Böyle bir dönemde özellikle enerjimizi verimli kullanmak, kaynaklarımızı korumak ve atıklarımızı ekonomiye kazandırmamız hakikaten artık bir tercih değil, bir trend değil, bir zaruret, bir zorunluluk. Bu bilinçle hareket ediyoruz. Enerji verimliliği ile sıfır atık aslında adeta siyam ikizi gibi. Yani bir anlayışın iki temel unsuru. Her ikisinin merkezinde de israfın önlenmesi var, kaynakların doğru kullanılması var ve nihai olarak da tabii sürdürülebilir bir kalkınma hedefi var. Biraz önce ifade ettiğim gibi, yani ekonominin tamamında, binalarımızda, sanayimizde, ulaştırmada, tarımda topyekün bir enerji verimliliği seferberliği yürütüyoruz" diye konuştu.&nbsp;"Dünyanın İlk Yenilenebilir Kaynak Sertifikalı Festivali Olacak"Festival içeriğine değinen Bakan Bayraktar şöyle devam etti:"Festival alanında çocuklarımızdan gençlerimize, ailelerden teknoloji meraklılarına kadar herkesin kendisine hitap eden farklı uygulamalar, farklı tecrübeler olacak. Yenilenebilir enerji teknolojilerinden yapay zeka destekli uygulamalara, geri dönüşüm atölyelerinden sürdürülebilir ulaşım çözümlerine kadar çok geniş bir içerik hazırlandı.Çok ciddi bir çalışma yapıldı burada ve ziyaretçilerimiz enerji verimliliği ile sıfır atık arasındaki bu güçlü ilişkiyi test ederek, deneyerek öğrenecekler. Ayrıca elektronik atıklardan kritik madenlerin geri kazanımına, biyogaz üretiminden sürdürülebilir tarım uygulamalarına kadar birçok yenilikçi çalışmayı da uygulamalı olarak görme fırsatı bulacaklar.Bu festivalin başka bir özelliği var. Dünyada bir ilke de bu anlamda ev sahipliği yapmış olacağız. Festival boyunca kullanılacak elektrik tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak ve bu belgeleriyle doğrulanmış olacak. Böylece dünyanın ilk yenilenebilir kaynak sertifikalı festivali olmuş olacağız.""Unutulmaz Bir Hafta Geçireceğiz"İstanbul Valisi Sayın Davut Gül ise, İstanbul'un çok önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacağını söyleyerek, "Bu festivalde Sıfır Atık Vakfımızın öncülüğünde, Enerji Bakanlığımızın destekleriyle İstanbullu hemşerilerimizle özellikle gençlerimizle unutamayacakları bir hafta geçireceğiz. Paranın geçmediği, ailece, çocuklarla, gençlerle, annenin babanın el ele tutuşup birlikte vakit geçirebilecekleri ve bunu tekrarlamak isteyebilecekleri bir deneyim gerçekleşecek. Başta muhterem Emine Erdoğan Hanımefendi olmak üzere, bu işleri himaye eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sıfır Atık Vakfı Başkanımıza ve hiç şüphesiz Enerji Bakanımız, Çevre Bakanımız ve diğer bakanlarımıza teşekkür ediyor, hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz" dedi.&nbsp;"Anadolu'dan Çıkan Sıfır Atık Farkındalığı Küresel Bir Yer Edindi"Emine Erdoğan Hanımefendi'nin vizyonu ve liderliğinde Anadolu topraklarında ortaya çıkan Sıfır Atık farkındalığının küresel bir yer edindiğini vurgulayan Gül, şöyle devam etti:Sıfır Atık Forumu'na 120&#39;den fazla yabancı bakan gelecek. 1-7 Haziran&#39;da Sıfır Atık Haftası ile amacımız İstanbulumuzu sıfır atığın başkenti yapmak. Bizim köklerimizden geçmişimizden geliyor. Daha geçen hafta Fetih Haftası'ydı. Bizim vakıf kültürümüz israf etmeme aslında sıfır atığın temellerini oluşturan bir hareket."&nbsp;"Sıfır Atık Markası, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Liderliğinde Kıtaları Aştı"&nbsp;Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde Türkiye&#39;de güçlü bir dönüşüm hareketi olarak başlatılan Sıfır Atık markasının artık kıtaları aştığını söyleyerek, "İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında vatandaşlarımızın katılımıyla beraber İstanbul&#39;un 39 ilçesinde 1500&#39;den fazla etkinlik hayata geçecek. İstanbul&#39;da 16 milyon hemşehrimizle beraber bir sinerji yakalamak istiyoruz. Vatandaşlarımızın ortak paydada, ortak fikirde şehir için hep beraber bir şeyler yapmasını arzuluyoruz" dedi.&nbsp;İstanbul'daki etkinliklerin belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların iradesiyle hayata geçirildiğini belirten Ağırbaş, "Dünyanın büyük şehirlerinde, Londra&#39;da, New York&#39;ta, Asya&#39;nın büyük şehirlerinde iklim haftaları var. Biz de İstanbul&#39;daki bu haftanın adını seçerken İstanbul Sıfır Atık Haftası demek istedik" diye konuştu.&nbsp;"Sıfır Atık Festivali'ne 1 Milyon Vatandaşın Katılımı Bekleniyor"İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında, Sıfır Atık Vakfı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenecek Sıfır Atık Festivali'ne 1 milyon vatandaşın beklendiğini aktaran Ağırbaş, şöyle devam etti:"Burada konserlerimiz, etkinliklerimiz, atölye çalışmalarımız var. Temel hedefimiz enerji verimliliğini bu topraklarda yaygınlaştırmak ve bu bağlamda yapacağımız çalışmalarla ülkedeki enerji sarfiyatını aşağı çekmek istiyoruz. Türkiye&#39;de bir ilke imza attığımızın altını özellikle çizmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta burada Etnospor Kültür Festivali yapıldı. Biz aynı alanı kullanıyoruz ve yeniden bir alan inşa etmiyoruz. Aynı alanı kullanarak sürdürülebilirlik çalışmalarımıza da katkı sağlıyoruz. Biz bu bölgenin bir festival alanı olarak da kullanılmasını önemsiyoruz.Yeni kaynaklar tüketmek yerine mevcut kurulu alanı yeniden kullanarak hem ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz hem de karbon salınımını engelleyerek devasa bir malzeme israfının önüne geçtik. Bu adım bizim için sadece lojistik bir tercih değil. Anadolu kültürünün derinliklerinde yatan inancımızda ve genlerimizde var olan kıymet bilme kültürünün de bir tezahürü.""Festival Dört Gün Boyunca Her Yaştan Vatandaşa Hitap Edecek İçeriklerle Dolu"Festivalin 4 gün boyunca her yaştan vatandaşa hitap eden birbirinden değerli içeriklerle dolu olacağını söyleyen Ağırbaş, "Sıfır Atık bilincini çocuklarımıza ve ailelerimize aşılayacak sergilerimiz, sanat dönüşüm atölyelerimiz, çocuk sanat sokağımız olacak. 100&#39;ün üzerinde sanatçımız geri ve ileri dönüşüm alanındaki büyüleyici çalışmalarını vatandaşlarımızla buluşturacak. Çevre farkındalığını zihinlere nakledecek ve sıfır atık bilincini insanların hayatına nakşedeceğimiz müze çalışmalarımız olacak. Yine çocuklarımız için toprak atölyelerimiz olacak. Etnospor deneyim alanımız olacak. TİKA&#39;nın uluslararası mutfaklarla alakalı bir çalışması olacak" diye konuştu.&nbsp;Enerji verimliliği konusunda etkinliklere değinen Ağırbaş, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza teşekkür etmek istiyorum. Sayın Bakanımız Türkiye&#39;nin enerji dönüşümünde çok önemli bir yere sahip. Türkiye&#39;nin yenilenebilir enerjide çok ileriye gitmesiyle alakalı ciddi emeği ve liderliği var. Sayın Valimize de teşekkür ediyorum. İstanbul Sıfır Atık Haftası'na kendisi liderlik ediyor" ifadelerini kullandı.&nbsp;Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Vizyonu Vatandaşlarla BuluşuyorTürkiye'nin sürdürülebilirlik vizyonunu vatandaşlarla buluşturmayı amaçlayan Sıfır Atık Festivali; çevre bilinci, enerji verimliliği, teknoloji, kültür, sanat ve eğitimi aynı çatı altında bir araya getiriyor. Festivalin temel yaklaşımını oluşturan "Dünya Ortak Evimiz" anlayışı; kaynakların verimli kullanılması, bilinçli tüketim alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve çevresel sorumluluğun güçlendirilmesi yönünde güçlü bir toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefliyor.Geleneksel Tasarruf Anlayışının Değeri, Yeni Nesil Teknolojilerin İmkanları Bir Arada"Geleneğin Mirası, Geleceğin Teknolojisi" temasıyla hazırlanan festival programı, Anadolu'nun yüzyıllardır yaşattığı kanaatkârlık kültürü ile modern çevre teknolojilerini bir araya getiriyor. Bu yaklaşım sayesinde hem geleneksel tasarruf anlayışının değeri hatırlatılıyor hem de yeni nesil teknolojilerin sürdürülebilir gelecek için sunduğu imkânlar ziyaretçilerle buluşturuluyor.Festival Alanında Sürdürülebilir Yaşam DeneyimlenecekFestival alanında oluşturulan farkındalık ve eğitim merkezleri, ziyaretçilere sürdürülebilir yaşamı deneyimleme fırsatı sunacak. Döngüsel ekonomi uygulamaları, atık yönetimi sistemleri, karbon ve su ayak izi ölçüm alanları ile katılımcılar kendi çevresel etkilerini analiz edebilecek. Sanal gerçeklik teknolojileriyle hazırlanan özel deneyim alanlarında ise ekosistemlerde yaşanan değişimler ve iklim krizinin etkileri interaktif biçimde gözlemlenebilecek.Üretim ve Tüketim Alışkanlıkların Sorgulayan Özel Deneyim AlanlarıFestivalin dikkat çeken bölümlerinden biri olan Sıfır Atık Müze alanı, üretim ve tüketim alışkanlıklarını sorgulayan özel bir deneyim sunacak. Sanatın dönüştürücü gücünden yararlanılarak hazırlanan sergiler, kaynakların sınırlılığına dikkat çekerken ziyaretçileri daha sürdürülebilir bir yaşam anlayışına davet edecek. Sergiler aracılığıyla sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm olduğu mesajı verilecek.Çocuklar ve Gençlere Yönelik Özel Etkinlik AlanlarıÇocuklar ve gençler için hazırlanan özel etkinlik alanları da festivalin öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Geri dönüşüm materyallerinden oyuncak ve sanat eseri üretimine yönelik atölyeler, çevre temalı oyunlar, yarışmalar ve interaktif eğitim programları sayesinde genç nesiller eğlenirken öğrenme fırsatı bulacak. Böylece sıfır atık kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.Çevre ve Sürdürülebilirlik Temaları, Kültür ve Sanatla BuluşacakFestival, çevre ve sürdürülebilirlik temalarını kültür ve sanatla da buluşturacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek konser programında Türkiye'nin sevilen sanatçıları sahne alacak. Rafet El Roman, Sinan Akçıl, Emre Aydın, Poizi, Sefo, Buray ve Ceza festival ziyaretçileriyle buluşurken, müzik aracılığıyla çevre farkındalığının daha geniş kitlelere ulaşması sağlanacak.İsrafız Tarifler, Atıksız Üretim Yöntemleri&nbsp;Festival kapsamında kurulacak Sıfır Atık Mutfak alanında ise ünlü şefler sürdürülebilir gastronomi uygulamalarını ziyaretçilerle paylaşacak. İsrafsız tarifler, kompost uygulamaları ve atıksız üretim yöntemleriyle çevre dostu mutfak kültürünün yaygınlaştırılması hedeflenirken, festival genelinde kullanılacak geri dönüştürülebilir ve kompostlanabilir malzemeler organizasyonun çevreci yaklaşımını sahaya yansıtacak.Sadece Bir Festival Değil, Kalıcı Bir Toplumsal Dönüşüm HareketiSıfır Atık Festivali, yalnızca dört günlük bir etkinlik olmanın ötesinde; çevre bilinci, enerji verimliliği, sürdürülebilir yaşam ve döngüsel ekonomi alanlarında kalıcı bir toplumsal dönüşüm hareketi oluşturmayı amaçlıyor. Kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler, gençler, çocuklar ve vatandaşları ortak bir sürdürülebilirlik vizyonunda buluşturan festival, Türkiye'nin çevre diplomasisi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli katkılar sunacak.Türkiye'nin Vizyonuna Yeni Bir İvme Kazandıracakİstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında, Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirilen festival, çevreye duyarlı yaşam kültürünü güçlendiren, enerji verimliliğini teşvik eden ve sıfır atık yaklaşımını günlük yaşamın merkezine taşıyan örnek bir organizasyon olarak Türkiye'nin sürdürülebilir gelecek vizyonuna yeni bir ivme kazandıracak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 13:28:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[OPET'in "Sıfır Atık ile Doğaya Saygı" çağrısı Samsun'dan yükseldi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opetin-sifir-atik-ile-dogaya-saygi-cagrisi-samsundan-yukseldi-4853/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opetin-sifir-atik-ile-dogaya-saygi-cagrisi-samsundan-yukseldi-4853/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F9F337-407ED3-23747C-098BBD-82C3EC-808302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şirketten yapılan açıklamaya göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve OPET&#39;in akaryakıt istasyonlarında sıfır atık dönüşümünü yaygınlaştırmak ve çevre bilincini güçlendirmek amacıyla başlattığı &#34;Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy&#34; Projesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F9F337-407ED3-23747C-098BBD-82C3EC-808302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şirketten yapılan açıklamaya göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve OPET&#39;in akaryakıt istasyonlarında sıfır atık dönüşümünü yaygınlaştırmak ve çevre bilincini güçlendirmek amacıyla başlattığı &#34;Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy&#34; Projesi kapsamında gerçekleştirilen çevre temizliği hareketi Kurban Bayramı sonrasında devam ediyor.Türkiye&#39;nin 7 bölgesinden seçilen 7 ilde yapılması hedeflenen çevre temizliği hareketi, Akdeniz, İç Anadolu, Marmara Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu ve Ege Bölgesi&#39;nden sonra son olarak Samsun&#39;daki etkinlikle Karadeniz Bölgesi&#39;ne de ulaştı.Samsun 100. Yıl Cumhuriyet Ormanı&#39;nda dün yapılan çevre temizliği etkinliğine OPET Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk, Samsun Vali Yardımcısı Vekili Abdülkadir Demir, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Tevfik Akçay ile çok sayıda gönüllü katıldı. Geniş istasyon ağı, terminalleri ve ofisleriyle sektörde sıfır atık dönüşümüne öncülük eden OPET&#39;in Samsun&#39;daki bayi ve istasyon çalışanlarının da yer aldığı etkinlikte toplanan atıklar, sembolik uygulamalara dönüştürülecek.Akaryakıt sektöründe bir ilk olan &#34;Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy&#34; projesiyle istasyonlarda sıfır atığın yaygınlaştırılması ve çevre temizliği hareketinin yanı sıra çok yönlü adımlarla ilerlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda &#34;Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması&#34; düzenlenmesi de yıl içinde atılacak bir diğer adım olacak. Hedef, özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının daha aktif bir şekilde projeye katılımını sağlamak.Yarışmayla günlük yaşamın önemli bir parçası olan seyahat süreçlerinde çevreye duyarlı alışkanlıkların yaygınlaştırılması, sıfır atık yaklaşımının hayatın her alanında uygulanabilir olduğunun gösterilmesi hedefleniyor. Değerlendirme süreci yaz aylarında tamamlanacak olan yarışmada dereceye giren yapımlar eylülde yapılacak törenle ödüllendirilecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Öztürk, Antalya, Ankara, İstanbul, Gaziantep, İzmir&#39;den sonra Samsun&#39;da gerçekleştirilen etkinlikte de &#34;doğaya saygı&#34; çağrısını tekrarladıklarını belirterek, &#34;İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın temiz kalabilmesi bizim duyarlılığımıza bağlı. Bir kez daha &#39;sakın atma, vatanını yakma&#39;, &#39;sakın atma, geleceğini karartma diyoruz&#39; diyoruz. Temiz Tuvalet Kampanyası&#39;nda olduğu gibi &#39;Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy&#39; Projesini tüm toplumu kapsayacak bir harekete dönüştüreceğimize inanıyorum.&#34; ifadelerini kullandı.Bu yıl Türkiye&#39;de gerçekleştirilecek COP31 dolayısıyla Antalya&#39;da dünya çapında bir etkinliğe ev sahipliği yapılacağını anımsatan Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Ülkemizin bu konuda ne kadar duyarlı olduğunu ve üzerine düşeni yapmakta kararlı olduğunu göstermemiz lazım. Bizler akaryakıt sektörü olarak sektöre öncülük etmek istiyoruz. Sıfır atığın, çöpleri ayrıştırmanın ne kadar değerli olduğunu göstermekte kararlıyız. &#39;Sakın atma&#39; sloganıyla çöp atmamaya, atılanı da ayrıştırarak atmaya özen göstereceğiz. Diliyorum ki bu proje, belediyeler tarafından da çok iyi uygulanır. Çünkü eğer biz doğayı korumazsak, bir gün gelecek, böyle çöplerle, plastiklerle ağaç yapmak zorunda kalacağız. Ülkemizi, çevremizi kirletmeye devam edersek, bu çöplerden bitkiler büyüyemeyecek, ağaçlar yaşayamayacak. Hep birlikte yaşayacağız ve yaşatacağız.&#34;Etkinlik sonrası Samsun Valisi Orhan Tavlı&#39;yı makamında ziyaret eden Öztürk ve OPET ekibi, projenin genel adımlarına ilişkin detaylı bilgi paylaştı. Vali Tavlı da görüşmede çevreye duyarlı yaklaşımı sahaya yansıtan bu tür projelerin kurumlar arası iş birliğiyle toplumsal farkındalığın güçlenmesine katkı sağladığını belirtti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 11:57:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kırtasiye sektörü, doğa dostu kimliğini güçlendiriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kirtasiye-sektoru-doga-dostu-kimligini-guclendiriyor-8455/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kirtasiye-sektoru-doga-dostu-kimligini-guclendiriyor-8455/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2B3C4E-173114-86F653-CC4FF0-D1F88D-C6A35D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kırtasiye sektörü günümüzde sürdürülebilirlik odaklı gelişimi doğrultusunda başta geri dönüşüm olmak üzere birçok önlem alırken çevre dostu ürünlerin varlığı pazardaki payını her geçen gün artırıyor. Bu da sürdürülebilir bakış açısını kırtasiye sektörü için&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2B3C4E-173114-86F653-CC4FF0-D1F88D-C6A35D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kırtasiye sektörü günümüzde sürdürülebilirlik odaklı gelişimi doğrultusunda başta geri dönüşüm olmak üzere birçok önlem alırken çevre dostu ürünlerin varlığı pazardaki payını her geçen gün artırıyor. Bu da sürdürülebilir bakış açısını kırtasiye sektörü için çevreci bir tercihten ziyade rekabet gücünü, marka güvenini ve ihracat kabiliyetini belirleyen stratejik bir başlık olarak konumlandırıyor. Sektörün çatı kuruluşu TÜKİD de üretici, ithalatçı, perakendeci ve tüketiciyi aynı bilinç düzeyinde buluşturarak yeşil dönüşüme öncülük ediyor.Kırtasiye sektörü, üretim tarafında daha az atık, daha verimli ham madde ve çevreye daha duyarlı ürünlere yöneliyorAvrupa Birliği'nin ambalaj atıkları düzenlemesiyle, 2030'a kadar tüm ambalajların geri dönüştürülebilir olmasının hedeflendiğini ve bu da kırtasiye sektörüne sorumluluk yüklediğini ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, "Özellikle ihracat yapan sektör mensuplarımız için sürdürülebilirlik bir tercih olmaktan çıkıp pazara girişin ön koşullarından biri haline gelmiş durumda. Bugün gelinen noktada Türk kırtasiye sektörü, üretim tarafında daha az atık, daha verimli ham madde ve çevreye daha duyarlı ürünlere yöneliyor. Özellikle geri dönüştürülmüş kağıttan defterler, kraft ambalajlı ürünler, yeniden doldurulabilir kalemler, su bazlı boyalar ve yapıştırıcılar, PVC içermeyen kaplama ürünleri, geri dönüştürülmüş plastikten üretilen dosya ve klasörler öne çıkıyor. Sahadaki eğilime baktığımızda sürdürülebilir ürünler özellikle kurumsal satın almalarda, ihracat yapan firmalarda ve bilinçli ebeveyn tercihlerinde giderek daha görünür hale geliyor." dedi.Sürdürülebilirlik konusunda sektör ve tüketiciye büyük sorumluluklar düşüyorSektörün yol göstericisi konumundaki TÜKİD'in sürdürülebilirlik konusunda da bir yol haritası sunduğunu belirten Keresteci, bu doğrultuda yapılanlara dair şu bilgileri paylaştı: "Dernek olarak yeşil dönüşümü sektörün geleceğe hazırlık başlıklarından biri olarak görüyoruz. Bu noktada temel prensibimiz üyelerimizi mevzuat değişiklikleri, ürün güvenliği, belgelendirme, ambalaj standartları, geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim konularında bilgilendirmek, farkındalık oluşturmak ve sektörün dönüşümünü ortak akılla yönetmek.&nbsp; Tüm bunlarla ilgili üreticimizin, ithalatçımızın, perakendecimizin ve tüketicimizin aynı bilinç düzeyinde buluşmasını sağlamak için çeşitli toplantılar, bilgilendirme çalışmaları yapıyor, onlara rehberlik edebilecek zemini hazırlıyoruz. Bu noktada özellikle tüketici bilinci bizim için çok önemli. Ebeveynler okul alışverişinde yalnızca fiyat odaklı değil güvenli, sağlıklı, belgeli ve mümkünse çevre dostu ürünleri tercih etmeli. Çocuklara ürünün değerini öğretmek bu sürecin önemli bir parçası. Sürdürülebilirlik çocuklara sadece anlatılarak değil, alışveriş davranışıyla gösterilerek kazandırılır."E-ticaret, doğru planlama ile yeşil dönüşüme katkı sağlıyorGünümüzde yükselişini sürdüren e-ticaretin sürdürülebilirlik ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken Keresteci, "E-ticaret oranının devam eden yükselişi iki noktayı ön plana çıkarıyor. İlk olarak dijitalleşme sayesinde ürünlere erişim kolaylaşıyor, stok yönetimi daha verimli hale geliyor ve bazı operasyonel maliyetler azalıyor. Diğer yandan ise tekil gönderiler, fazla ambalaj kullanımı, kargo kaynaklı karbon salımı ve iade süreçleri çevresel yük oluşturabiliyor. Bu nedenle e-ticarette asıl meseleyi yalnızca satış kanalının büyümesi değil doğru ambalaj, toplu gönderim, geri dönüştürülebilir paketleme ve gereksiz iade oranlarını azaltacak bilinçli tüketim kültürünün yerleşmesi oluşturuyor." ifadelerini kullandı.Dönüşüm topyekûn gerçekleştirilmeliSektörün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünün yakın gelecekteki durumunu da değerlendiren Keresteci, şu açıklamaları yaptı: "Yakın gelecekte sektörümüzü daha sıkı ambalaj, geri dönüşüm, izlenebilirlik ve ürün güvenliği kriterleri bekliyor. AB'nin ambalaj düzenlemeleri, ormansızlaşmayla mücadeleye yönelik kuralları kağıt bazlı ürünleri de yakından ilgilendiriyor. Sektörümüz bu dönüşümün farkında ancak her firma aynı hazırlık seviyesinde değil. Bu nedenle önümüzdeki dönem, sadece üretim yapanların değil, ithalatçıların, dağıtıcıların ve perakendecilerin de kendini güncellemesi gereken bir dönem olacak. TÜKİD olarak biz bu süreci bir yük değil, Türk kırtasiye sektörünün kalite, güven ve ihracat gücünü artıracak önemli bir fırsat olarak görüyoruz."&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 11:45:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Henkel, 2045 yılına kadar net sıfır emisyonlara ulaşmayı hedefliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/henkel-2045-yilina-kadar-net-sifir-emisyonlara-ulasmayi-hedefliyor-4909/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/henkel-2045-yilina-kadar-net-sifir-emisyonlara-ulasmayi-hedefliyor-4909/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0183D-DAF773-31DDB9-397AD1-06486F-E1FDEC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şirket, sürdürülebilirlik dönüşümünde stratejik bir eşik olarak, Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021&#39;e kıyasla) yüzde 42, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi planlıyor. Yeni sürdürülebilirlik hedefleri,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0183D-DAF773-31DDB9-397AD1-06486F-E1FDEC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şirket, sürdürülebilirlik dönüşümünde stratejik bir eşik olarak, Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021&#39;e kıyasla) yüzde 42, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi planlıyor. Yeni sürdürülebilirlik hedefleri, şirketin değer zinciri boyunca yarattığı etkiyi daha da hızlandırmaya yönelik stratejik bir kararı yansıtıyor. İklim odaklı çalışmaları, eşitliği ve sürdürülebilir tedarik zincirlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla Henkel, yeni bir döngünün başlangıcına işaret ediyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp;Henkel CEO'su Carsten Knobel görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel, 150 yıldır sorumlu iş uygulamalarının güçlü iş performansıyla paralel ilerlediğini ortaya koymaktadır. Günümüzün zorlu ve değişken ortamında, sürdürülebilir bir geleceği şekillendirme konusunda net ve tutarlı bir duruş sergilemek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Amaca yönelik büyüme gündemimiz doğrultusunda, şimdi yeni ve iddialı, aynı zamanda somut sürdürülebilirlik hedefleriyle bir sonraki adımı atıyoruz."&nbsp;&nbsp;Net sıfıra ve döngüsel ekonomiye giden yolda ivme kazanmak&nbsp;Henkel, 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma kararlılığı doğrultusunda 2024 yılında Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi – Science Based Targets Initiative) tarafından onaylanan kapsamlı bir yol haritası belirlemiştir. Şirket, bir yandan enerji verimliliğini artırırken bir yandan da yenilenebilir enerji ve daha sürdürülebilir yakıtların kullanımını yaygınlaştırarak değer zinciri boyunca emisyonları önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Henkel, bu yolda önemli bir kilometre taşı olarak Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021&#39;e kıyasla) yüzde 42 oranında azaltmayı, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi hedefliyor.&nbsp; Kapsam 1 ve 2 emisyonları, faaliyetlerimizden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı emisyonları, Kapsam 3 emisyonları ise değer zincirinin yukarı ve aşağı yönlü aşamalarından kaynaklanan emisyonları ifade etmektedir. Bugüne kadar kaydedilen ilerleme, Henkel&#39;in doğru yolda olduğunu gösteriyor: 2025 yılına kadar şirket, 2021 baz yılına kıyasla Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarda yüzde 29&#39;luk bir azalma sağlamış ve dünya çapında 37 tesiste karbon-nötr üretime geçmiştir. Bu bağlamda Henkel, dünya genelindeki faaliyetlerinde yenilenebilir elektriğin payını önemli ölçüde artırarak yüzde 97&#39;ye çıkarmıştır. Bu sonuçlar, hem operasyonel iyileştirmelerin hem de tedarikçiler ve iş ortaklarıyla güçlenen iş birliğinin bir yansımasıdır.Henkel'in çevre koruma konusundaki çalışmalarının bir diğer önemli unsuru, döngüsel ekonomiyi destekleme konusundaki kararlılığıdır. Şirket, hem tüketici ürünleri ambalajlarında geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım oranı hem de geri dönüşüme uygun olarak tasarlanan ambalajların payı için net hedefler belirlemiştir. 2030 yılına kadar, geri dönüştürülmüş malzemelerin payının mevcut yüzde 28 seviyesinden en az yüzde 35&#39;e ulaşması planlanmaktadır. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar ambalajlarının yüzde 100'ünü geri dönüşüme uygun olarak tasarlamayı hedefliyor. Bu oran bugün yüzde 88 seviyesindedir.&nbsp;&nbsp;Global ölçekte çalışan eşitliğinin geliştirilmesi&nbsp;Henkel fırsat eşitliği, kapsayıcı bir iş yeri ortamı ve adil ücret konusundaki taahhüdünü bir kez daha teyit etmektedir. Şirket, 2030 yılına kadar tüm yönetim kademelerinde her iki cinsiyetin de yüzde 45&#39;in üzerinde bir oranda temsil edilmesiyle, yönetimde global cinsiyet dengesini sağlamayı hedefliyor. 2025 yılı sonu itibarıyla, yönetim kademelerindeki kadın çalışan oranının yüzde 43&#39;ün üzerine çıkmasıyla önemli bir kilometre taşına ulaşılmış ve somut bir etki elde edilmiştir. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar global ölçekte ücret eşitliğine ulaşmayı* da hedefliyor. Her iki hedef de, yerel yasalara uyumlu ve bölgesel olarak uyarlanmış yaklaşımlar doğrultusunda hayata geçirilmektedir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;Henkel&#39;in kaydettiği ilerleme, uluslararası ölçekte kabul görmüş sürdürülebilirlik derecelendirmeleriyle de teyit ediliyor. 2025 CDP değerlendirmesinde Henkel, iklim kategorisinde ilk kez "A" notunu aldı. Henkel ayrıca, son EcoVadis derecelendirmesinde performansını daha da iyileştirerek bir kez daha Altın Madalya ile ödüllendirilmiştir.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 01 Jun 2026 11:35:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Süper El Nino' kapıda, Türkiye'de rekorlar kırılabilir]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/super-el-nino-kapida-turkiyede-rekorlar-kirilabilir-3175/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/super-el-nino-kapida-turkiyede-rekorlar-kirilabilir-3175/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D8ACED-E8792D-00EDBD-5B1662-CB9A6B-769112.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz mevsimi resmen başlıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün son değerlendirmelerine göre, ülke genelinde hava sıcaklığı bir kademe daha artacak.Yaz geldi: Sıcaklıklar artacakBugün Trakya ve Karadeniz hattı dışında ülke genelinde sağanak beklenmiyor. Açık bir havanın hakim&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D8ACED-E8792D-00EDBD-5B1662-CB9A6B-769112.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz mevsimi resmen başlıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün son değerlendirmelerine göre, ülke genelinde hava sıcaklığı bir kademe daha artacak.Yaz geldi: Sıcaklıklar artacakBugün Trakya ve Karadeniz hattı dışında ülke genelinde sağanak beklenmiyor. Açık bir havanın hakim olacağı İstanbul&#39;da hava sıcaklığı 26 dereceye kadar yükselecek. Başkent Ankara&#39;daki sıcaklık ise 23 dereceyi görecek.Ege&#39;de ise 30 derece sınırı aşılacak. İzmir 31, Aydın 32 derece olacak. Akdeniz&#39;de Antalya 27, Adana 30 dereceye ulaşacak.Güneydoğu Anadolu da ısındı. Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır çevreleri de 29-30 derece bandına ulaştı.Yeni haftada hava ısınıyorKurban Bayramı tatili sonrası yeni hafta ve haziran ayı Karadeniz Bölgesi hariç güneşli havayla başlayacak.İstanbul&#39;da hava sıcaklığı yarın bir kademe daha artıp 27 dereceye ulaşacak. Ankara&#39;da da sıcaklık 25 dereceye yükselecek. İzmir 32, Aydın 33, Antalya 27, Adana 31, Şanlıurfa 32 derece olacak.Trakya Bölgesi ile Karadeniz&#39;de sahil hattı ve iş kesimlerde ise yarın gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Aniden bastıracak sağanak nedeniyle dere yataklarında dikkatli olunması gerekiyor.Salı günü yağış var ama sıcak sürecekYaz değerlerine ulaşan hava sıcaklığı salı günü de etkisini sürdürecek ancak bu kez Türkiye&#39;nin büyük bölümünde sağanak beklentisi var.İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu hariç ülkenin tamamında sağanak yağışlar etkili olacak.Aynı gün hava sıcaklıklarında bir değişim beklenmiyor.Perşembe 29 dereceHava sıcaklıklarındaki artış haftanın ilerleyen günlerinde adım adım devam edecek. Çarşamba günü İstanbul&#39;da hava sıcaklığı 28 derece olacak.Perşembeye gelindiğinde megakentte bulutlanma dağılacak ve güneş yüzünü iyice gösterecek. Perşembe günü İstanbul&#39;da hava sıcaklığının 29 dereceye ulaşması bekleniyor.Aynı gün ülkenin batısında sıcaklık değerleri 30 derecenin üzerine çıkacak. İzmir 33, Aydın ve Manisa 34, Muğla 29 derece olacak. Bursa&#39;da hava sıcaklığı 31 dereceye yükselecek. Edirne&#39;de ise 32 derece hava sıcaklığı olacak.Süper El Nino geliyor: Bu yaz etkili olacak, Türkiye&#39;de sıra dışı hava olaylarını artırması bekleniyorİzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, yazın etkili olması beklenen &#34;Süper El Nino&#34;nun, Türkiye&#39;de sıcaklık rekorları, kuraklık, orman yangınları ve ani sel gibi olayları artırabileceğini söyledi.Küresel ısınma sürecine eklenebilecek güçlü bir El Nino olasılığının iklim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini ifade eden Tağıl, El Nino&#39;nun Türkiye&#39;ye doğrudan etkisinin bulunmadığını ancak atmosferik sirkülasyonu değiştirerek dolaylı sonuçlar doğurabileceğini bildirdi.El Nino etkisi nedir?Geçmişteki güçlü El Nino dönemlerine değinen Tağıl, 1997-1998, 2015-2016 ve 2023-2024&#39;te yaşanan vakalarda kuraklık ile yangın olaylarında artış gözlemlendiğini anımsattı.Bu yaz da &#34;Süper El Nino&#34;nun sıra dışı hava olaylarını artırabileceğini dile getiren Tağıl, &#34;Yaz mevsiminin stabil bir yaz olarak değil, zaman zaman sıcaklıkların yüksek olduğu, kuraklığın şiddetli olduğu, yangın frekansının yüksek olduğu bir yaz olarak gerçekleşeceğini öngörüyoruz ama aynı zamanda da kısa süreli ekstrem hava olaylarıyla da bu dönemin zaman zaman parçalanacağını öngörebiliriz.&#34; dedi.Doğu Akdeniz&#39;e dikkatTağıl, &#34;Özellikle yaz sonunda, yaz boyunca biriken deniz yüzeyi sıcaklıkları ile Akdeniz ve Karadeniz&#39;de gözlemlediğimiz ortalamanın üzerindeki sıcaklıklar, sonbahar mevsiminde kuzeyden sokulacak soğuk hava kütleleriyle birleştiğinde, fırtınalar, kuvvetli sağanaklar ve yer yer Akdeniz&#39;e özgü tropikal benzeri fırtına olan medicane olayları için uygun koşullar oluşturabilir. Bu durumun özellikle Doğu Akdeniz&#39;de etkili olabileceği öngörülmektedir.&#34; ifadelerini kullandı.&#39;Sıcaklık rekoru gelebilir&#39;&#34;Süper El Nino&#34; etkisinin 2027&#39;de de süreceğini belirten Tağıl, &#34;2026-2027 döneminde sonbahar mevsiminin daha sıcak ve mevsim normallerinin üzerinde geçeceğini öngörüyoruz ancak ortalamaların üzerindeki bu sıcaklıklara ekstrem hava olaylarının da eşlik etmesi bekleniyor. Özellikle orman yangınları ve sel olaylarının daha sık yaşanabileceği bir dönem öngörüyoruz, hatta 2026 yazında ve 2027 boyunca yeni sıcaklık rekorlarının kırılması da olası görünüyor.&#34; diye konuştu.Prof. Dr. Tağıl, özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklık riskinin büyüyeceğini, Karadeniz&#39;de ise şiddetli yağış ve sel olaylarının öne çıkabileceğini söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 12:00:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Su, tarım ve çevre için ortak gelecek vurgusu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/su-tarim-ve-cevre-icin-ortak-gelecek-vurgusu-3296/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/su-tarim-ve-cevre-icin-ortak-gelecek-vurgusu-3296/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_387DAA-6E01B7-B39EAE-392659-3537B7-506434.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Su kaynaklarının azalması, çevresel bozulma ve tarımsal üretimde yaşanan risklerin yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri de etkilediğine dikkat çeken Alkan, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik büyümenin ötesinde; çevre, üretim ve sosyal eşitlik dengesini koruyan bütüncül&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_387DAA-6E01B7-B39EAE-392659-3537B7-506434.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Su kaynaklarının azalması, çevresel bozulma ve tarımsal üretimde yaşanan risklerin yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri de etkilediğine dikkat çeken Alkan, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik büyümenin ötesinde; çevre, üretim ve sosyal eşitlik dengesini koruyan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini vurguladı.USKD olarak 2026 yılı çalışma programlarında özellikle suyun korunması, çevresel farkındalık, sürdürülebilir tarım ve kadın odaklı sosyal kalkınma projelerine ağırlık verdiklerini belirten Ayla Alkan, toplumun tüm kesimlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini hatırlattı."Kaynaklarımız Gelecek Nesillerin Emaneti"Doğal kaynakların bilinçsiz tüketiminin ciddi sonuçlar doğurduğunu kaydeden Ayla Alkan, şu değerlendirmede bulundu:"Artık yalnızca bugünü değil, yarını da düşünmek zorundayız. İklim krizi, su sorunu, gıdaya erişim ve çevresel bozulma birbirinden bağımsız değil. Dünya yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor ve sürdürülebilirlik artık bir seçenek değil, zorunluluk haline geliyor.Altyapı yatırımlarının gecikmesi, atık yönetimindeki eksiklikler ve plansız büyüme çevresel sorunları daha da artırıyor. İzmir,&nbsp; Türkiye ve dünyanın doğal kaynakları sınırsız değil. Bu nedenle üretimden tüketime kadar her alanda sürdürülebilir politikaları hayata geçirmek zorundayız."Kadınların Gücü Sürdürülebilir Kalkınmanın TemelidirUSKD'nin yeni dönemde daha ölçülebilir sosyal ve çevresel etki oluşturan projelere odaklanacağını belirten Alkan, kadınların sürdürülebilir kalkınmadaki rolüne dikkat çekti.Ayla Alkan, sözlerine şöyle devam etti:&nbsp; "Kadın güçlenirse aile güçlenir, ekonomi güçlenir, toplum güçlenir. Sürdürülebilir bir gelecek ancak kadınların üretimde, karar alma mekanizmalarında ve sosyal yaşamda daha aktif yer almasıyla mümkün olabilir. USKD olarak İzmir'den başlayarak Türkiye ve dünyaya örnek olacak projeler geliştirmeyi hedefliyoruz"]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 28 May 2026 09:58:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[23 ildeki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/23-ildeki-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-8593/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/23-ildeki-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-8593/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C302E0-0D80D7-613372-29E39D-CA44B1-659F3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre, söz konusu 23 ilde sınır ve koordinatları belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildi.Orman sınırları dışına çıkarılan alanların iki katından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C302E0-0D80D7-613372-29E39D-CA44B1-659F3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre, söz konusu 23 ilde sınır ve koordinatları belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildi.Orman sınırları dışına çıkarılan alanların iki katından az olmamak üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 19 May 2026 09:34:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayvan atıkları elektrik enerjisi ve fermente gübreye dönüşüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hayvan-atiklari-elektrik-enerjisi-ve-fermente-gubreye-donusuyor-5460/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hayvan-atiklari-elektrik-enerjisi-ve-fermente-gubreye-donusuyor-5460/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B85EF-97F294-FB6E4C-1DD601-2D2AE3-4E8580.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentteki tavuk çiftlikleri ile büyükbaş hayvan yetiştirilen mandıralardan toplanan atıklar, Tatar köyü yakınlarındaki Çorum Biyogaz Enerji Tesisi&#39;ne götürülerek dev havuzlarda beklemeye alınıyor.Belli süre bekledikten sonra parçalanma işlemi için tanklara alınan gübreler,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B85EF-97F294-FB6E4C-1DD601-2D2AE3-4E8580.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentteki tavuk çiftlikleri ile büyükbaş hayvan yetiştirilen mandıralardan toplanan atıklar, Tatar köyü yakınlarındaki Çorum Biyogaz Enerji Tesisi&#39;ne götürülerek dev havuzlarda beklemeye alınıyor.Belli süre bekledikten sonra parçalanma işlemi için tanklara alınan gübreler, gazlarının ayrıştırılması için fermantasyon tanklarına aktarılıyor.Gazından ayrışarak fermente gübre haline gelen atıklar, şirketin kentteki 2 bin dekarlık tarım arazisinde değerlendiriliyor.Bu ayrışmadan elde edilen gaz ise tesisin jeneratörlerinde kullanılarak yaklaşık 12 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak enerji üretiliyor.Şirketin bölge müdürü Mustafa Özavcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çorum Biyogaz Tesisi&#39;nin kentteki hayvansal atıkları bertaraf eden ve geri dönüştüren önemli bir tesis olduğunu söyledi.Çorum&#39;un özellikle kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde öne çıktığını, bu nedenle hayvan atıklarının bertarafının önemli bir konu olduğunu belirten Özavcı, &#34;Bu tesiste ham madde, hayvansal atıklardır. Tavuk gübresi, büyükbaş hayvan gübresi gibi atıklardan biyogaz elde ediyoruz. Ortaya çıkan temiz gazı, gaz jeneratörlerimizde değerlendirerek elektrik üretme işlemini gerçekleştiririz. Tesisimiz 6 megavat lisans kapasiteli elektrik üretim santralidir. Bu da Çorum bölgesinde 12 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitededir. Elektrik üretiminin yanında aynı zamanda atık ısı ortaya çıkar. Bu atık ısıyı geri dönüştürerek hijyenizasyon ünitelerinde fermantasyon tanklarında ve bu sistemlerin ısınmasında kullanırız. Bunun sonucunda değerli ve kıymetli bir enerji dönüşümü gerçekleşmiş olur.&#34; dedi.Tesisin kuruluş amacının &#34;atık bertarafı&#34; olduğunu dile getiren Özavcı, şöyle devam etti:&#34;Elektrik üretimi bunun yan ürünü olarak çıkıyor ve bir sonraki yan ürün de fermente gübre. Fermente gübrenin çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Hayvansal gübrenin fermentasyonu sonucunda zararlı gazlarından arındırılmış fermente gübre ortaya çıkıyor. Gübre içeriğinde azot, fosfor, potasyum ve yüksek miktarda organik madde bulunur. Özellikle Arel Enerji olarak Çorum&#39;da 2 bin dekar araziye sahibiz. Çıkan yan ürünümüzü tarımsal ürün olarak da kullanıyoruz. Hem atığı enerjiye dönüştürmüş, sonrasında çıkan ürünü de tarımsal arazilerimizde değerlendirmiş oluyoruz.&#34;- Çevreye de katkı veriyorlarTesis kurulmadan önce kentte hayvansal atıkların bertarafının mümkün olmadığının altını çizen Özavcı, &#34;Çorum&#39;da hayvancılık yaygın. Özellikle kanatlı hayvancılığında Türkiye&#39;de başı çekiyor. Bu tesis kurulmadan öncesinde atıkların bertarafı ve tarımda kullanılması çok mümkün değildi. Biyogazın bu bölgeye kurulması isabetli oldu. Bölgeye faydası oldu. Çevresel faydadan da bahsedebiliriz. Biz doğada kısa sürede yapılamayacak fermentasyon ve geri kazanılabilirliği çok kısa sürede fermentasyon tanklarımızda sağlamaktayız. Çevre açısından da çok mantıklı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum bu tesisin.&#34; diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 18 May 2026 12:21:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atığı değere dönüştüren Biotrend, yatırımlarına hız verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/atigi-degere-donusturen-biotrend-yatirimlarina-hiz-verdi-1817/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/atigi-degere-donusturen-biotrend-yatirimlarina-hiz-verdi-1817/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_372288-D6FF24-C0BC48-169288-0EBF09-FA23B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Biotrend 2026 yılının ilk çeyreğinde 55,6 milyon TL yatırım gerçekleştirerek, özellikle ileri dönüşüm ve enerji verimliliği odaklı projelerini önceliklendirdi. Türkiye genelinde bulunan 17 tesisinden Ezine Biyokütle tesisinde sıcak su ve buhar satışına yönelik hazırlıklar sürerken,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_372288-D6FF24-C0BC48-169288-0EBF09-FA23B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Biotrend 2026 yılının ilk çeyreğinde 55,6 milyon TL yatırım gerçekleştirerek, özellikle ileri dönüşüm ve enerji verimliliği odaklı projelerini önceliklendirdi. Türkiye genelinde bulunan 17 tesisinden Ezine Biyokütle tesisinde sıcak su ve buhar satışına yönelik hazırlıklar sürerken, atıktan türetilmiş yakıt (ATY) ve tehlikesiz atık yönetimi alanındaki projelerde de yılın ilk çeyreğinde önemli ilerlemeler sağlandı.&nbsp;İzmir Aliağa'da, 9,2 milyar TL proje bazlı devlet teşviği kapsamında çalışmaları devam eden kimyasal geri dönüşüm tesisinin teşvik belgesi süresinin 2027 yılına uzatılması, şirketin stratejik büyüme hattını destekleyen önemli gelişmelerden biri oldu. Tesis tamamlandığında yıllık 55.000 ton sürdürülebilir polimer hammaddesi üretme kapasitesine sahip olacak.2026 yılının ilk çeyreği boyunca 725,9 milyon TL hasılat elde eden Biotrend, elektrik üretim portföyünün büyük bölümünü Yekdem tarifesi altında değerlendirmeye devam etti. Üretimin %96,4'ünün bu kapsamda satılması, bu dönemde gelir görünümünü destekleyen temel unsur oldu. Ortalama 3,9 yıllık Yekdem süresi ise, önümüzdeki dönemlere ilişkin nakit akışı öngörüsünü güçlendiren bir diğer faktör olarak öne çıktı.Biotrend'in toplam 114,2 MWe kurulu gücü, 17 tesisten oluşan geniş bir operasyon ağıyla destekleniyor. Düzenli depolama tesislerinde ortalama 14,7 yıllık imtiyaz süresi, uzun vadeli faaliyet sürekliliğini koruyan bir yapı sunuyor.Kurumsal yönetim alanında ise şirketin Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu 9,56 olarak güncellendi. Bu sonuç, pay sahipleri, şeffaflık, menfaat sahipleri ve yönetim kurulu başlıklarında yüksek uyum seviyesini teyit ediyor.Biotrend Genel Müdürü Mehmet Ali Nalçacıoğlu:" 2026 ilk çeyrek sonuçları bizim için sürpriz olmadı."Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Biotrend Genel Müdürü Mehmet Ali Nalçacıoğlu '2026 yılının ilk çeyreğinde finansal rapora yansıyan güçlü tabloyu öngördüklerini belirterek, "İlk çeyrek sonuçlarından memnuniyet duyduk, yılın geri kalanında da kârlılığı merkezde tutan, yatırım disiplinini koruyan ve ileri dönüşüm teknolojilerine dayalı büyüme stratejisini sürdüren bir finansal çerçeveyle ilerlemeyi hedefliyoruz." şeklinde konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 13 May 2026 12:21:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kağıt bardaklarda tam dönüşüm geliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kagit-bardaklarda-tam-donusum-geliyor-9437/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kagit-bardaklarda-tam-donusum-geliyor-9437/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_26E451-A531BE-7C3903-9504D4-62267B-C28528.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Interpack kapsamında Recyloop standında gerçekleştirilen üst düzey görüşmede, Recyloop Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Erhan Eroğlu ile Michelman Başkanı ve CEO'su Dr. Richard Michelman bir araya geldi. Görüşmede, "İş Dünyasının Yeşil Nobeli" olarak gösterilen Sürdürülebilir İş&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_26E451-A531BE-7C3903-9504D4-62267B-C28528.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Interpack kapsamında Recyloop standında gerçekleştirilen üst düzey görüşmede, Recyloop Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Erhan Eroğlu ile Michelman Başkanı ve CEO'su Dr. Richard Michelman bir araya geldi. Görüşmede, "İş Dünyasının Yeşil Nobeli" olarak gösterilen Sürdürülebilir İş Ödülleri'nde "En Sürdürülebilir Proje" ödülünü kazanan yüzde 100 geri dönüştürülebilir HydroLoop ürün grubunun yeni gelişim alanları ele alındı. Recyloop bu ödülü 2025 yılı sonunda McDonald&#39;s tedarik zinciri üst düzey yöneticileriyle birlikte almış ve projenin global markalar nezdindeki başarısını ve uygulanabilirliğini de tescillemişti.&nbsp;"MİLYARLARCA PLASTİK KAPLI BARDAĞIN DOĞAYI KİRLETMESİNİ ÖNLEMEK İSTİYORUZ"Recyloop Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Erhan Eroğlu, geleneksel kağıt bardakların iç yüzeylerinde kullanılan plastik bazlı kaplamaların geri dönüşüm süreçlerini zorlaştırdığına dikkat çekerek, sürdürülebilir alternatiflerin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi."Geleneksel ambalajların doğada yarattığı tahribata seyirci kalamazdık. Avrupa Yeşil Mutabakatı standartları doğrultusunda, Michelman'ın ileri düzey su bazlı kaplama teknolojisini kendi özel üretim proseslerimizle birleştirerek ödüllü HydroLoop ürünümüzü geliştirdik. Amacımız bu teknolojiyi daha erişilebilir hale getirerek milyarlarca plastik kaplı bardağın doğayı kirletmesinin önüne geçmek." dedi."RECYLOOP TEKNOLOJİMİZİN GERÇEK POTANSİYELİNE ULAŞMASINI SAĞLIYOR"Michelman Başkanı ve CEO'su Dr. Richard Michelman ise Recyloop'un sürdürülebilir ambalaj alanındaki teknik üretim kabiliyeti ve inovasyon gücüne dikkat çekti. Michelman, "Michelman olarak geliştirdiğimiz yeni nesil çevre dostu su bazlı bariyer ürünleriyle ambalaj sektöründeki dönüşümün merkezinde yer almaktan gurur duyuyoruz. Ancak en iyi teknolojiler bile doğru üretim partnerleri olmadan gerçek potansiyeline ulaşamaz. Recyloop'un inovasyona olan tutkusu, teknik proseslerdeki uzmanlığı ve bölgesindeki öncü rolü, teknolojimizin küresel ölçekte başarıya ulaşmasına büyük katkı sağlıyor." ifadelerini kullandı.HYDROLOOP, PLASTİK KAPLAMAYA ALTERNATİF SUNUYORŞirketlerin ortak geliştirdiği HydroLoop teknolojisi, geleneksel kağıt bardaklarda kullanılan polietilen (PE) bazlı plastik bariyer ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Michelman'ın su bazlı bariyer teknolojisi ile Recyloop'un proses mühendisliğini bir araya getiren sistem sayesinde bardaklar standart kağıt geri dönüşüm süreçlerinde yeniden işlenebiliyor. HydroLoop teknolojisi döngüsel ekonomi açısından önemli bir alternatif sunarken, Recyloop, bu teknolojisi ve uluslararası iş birlikleriyle sürdürülebilir kağıt bardak üretiminde küresel ölçekte büyümeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 13 May 2026 10:26:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nestlé "12 bin fidana hayat verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nestle-12-bin-fidana-hayat-verdi-1366/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nestle-12-bin-fidana-hayat-verdi-1366/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B05B-4783D8-554E43-982F1E-2839CC-A84C22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Temelleri bir yaşamı iyileştirme arzusuna dayanan Nestlé, geçmişten aldığı köklü mirası 120 Bin İyilik Hareketi&#39; aracılığıyla kalıcı projelere dönüştürüyor. Nestlé'nin 'Ortak Değer Yaratma' anlayışı doğrultusunda şekillenen ve 120. yılını taçlandıran bu çok yönlü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B05B-4783D8-554E43-982F1E-2839CC-A84C22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Temelleri bir yaşamı iyileştirme arzusuna dayanan Nestlé, geçmişten aldığı köklü mirası 120 Bin İyilik Hareketi&#39; aracılığıyla kalıcı projelere dönüştürüyor. Nestlé'nin 'Ortak Değer Yaratma' anlayışı doğrultusunda şekillenen ve 120. yılını taçlandıran bu çok yönlü iyilik hareketinde ağaçlandırma çalışmasıyla çevre dostu adımlar atıldı. Ege Orman Vakfı iş birliğiyle Susurluk'ta oluşturulan 12 bin fidanlık ormanda Nestlé gönüllülerin katılımıyla fidan dikim etkinliği düzenlendi. Etkinlikte iyilik zincirinin yeşil halkası oluşturuldu.&nbsp;İyilik Hareketi sahaya indi50 Nestlé gönüllüsünün katılımıyla düzenlenen sembolik fidan dikim etkinliğinde çapalama çalışması da yapıldı. "120 Bin İyilik Hareketi"nin sahadaki yansıması olan bu çalışma ile bölgenin ekosistemine de önemli katkılar sağlandı."Her bir fidanla birlikte yarınlara olan inancımızı da yeşertiyoruz"İyiliği, ölçülebilir ve kalıcı bir etkiye dönüştürmeyi amaçladıklarını belirten Nestlé Türkiye Pazarlama, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Başak Ünal, "Köklü geçmişimizden aldığımız ilhamla, 'Ortak Değer Yaratma' anlayışımızı 120'nci yılımızda çok daha geniş bir perspektifle ele alıyoruz. İyiliği bu toprakların her köşesiyle buluşturmayı hedefliyoruz. Bu vizyonla kurguladığımız çok yönlü iyilik seferberliğimizde Ege Orman Vakfı ile iş birliği gerçekleştirdik ve Nestlé Türkiye gönüllülerinin katkısıyla 12 bin fidanı doğaya kazandırdık. 120 Bin İyilik yolculuğumuzun bu durağında çalışan gönüllülerimiz ve paydaşlarımızla aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmek ve birlikte değer üretmek bizim için çok kıymetli. Her bir fidanla birlikte yarınlara olan inancımızı da yeşertiyoruz. Birlikte, geleceğe çok daha güçlü ve kalıcı izler bırakmaya devam edeceğiz" dedi.	12 bin fidanlık hatıra ormanı ile doğaya yeni bir yaşam alanı kazandırıldığının altını çizen Ege Orman Vakfı Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Sırma Buğdaycı, "Nestlé Türkiye ile 120. yılında gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı iş birliği sürdürülebilirlik alanında örnek teşkil eden güçlü bir model sunuyor. Bugün burada yalnızca bir fidan dikim etkinliği için değil; doğaya, topluma ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzu hatırlamak ve bu sorumluluğu birlikte büyütmek için bir aradayız. Toprağa dikilen her fidan, aslında geleceğe bırakılmış bir umut, doğaya verilmiş bir söz ve gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğun somut bir ifadesi. Yıllar içinde büyüyecek olan bu fidanlar toprağında hayat bulan sayısız canlıya ev sahipliği yapacak. Doğaya yapılan yatırımların en güzel tarafı da budur; etkileri yalnızca bugün için değil, nesiller boyunca devam eder. Bu anlamlı çalışmada bizimle yürüdüğü için Nestlé Türkiye ailesine ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyor; önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir olarak doğaya desteklerinin devamını diliyorum" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 10:07:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Su yönetimi alarm veriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/su-yonetimi-alarm-veriyor-4913/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/su-yonetimi-alarm-veriyor-4913/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0DD469-E471AC-EE38A4-0C9FEB-812E75-C0A05C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel çapta nüfusu milyonu aşan 500'e yakın mega kent, iklim değişikliğinin yarattığı ek baskılarla su krizinin eşiğinde. Nehir havzalarından doğup tekrar oraya dönen kentsel suların yönetimi ile bütünleşik havza yönetimi arasındaki uçurum büyürken, Su Politikaları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0DD469-E471AC-EE38A4-0C9FEB-812E75-C0A05C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel çapta nüfusu milyonu aşan 500'e yakın mega kent, iklim değişikliğinin yarattığı ek baskılarla su krizinin eşiğinde. Nehir havzalarından doğup tekrar oraya dönen kentsel suların yönetimi ile bütünleşik havza yönetimi arasındaki uçurum büyürken, Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız ve Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Hüseyin Doğan imzalı yeni araştırma raporu, tehlikenin boyutlarını ve çözüm yollarını masaya yatırdı. Derneğin 8&#39;inci araştırma dizisi olarak yayınlanan rapora göre, kısıtlı verilerle hazırlanan ve statik kurallara dayanan eski tip yönetim anlayışı artık sürdürülemez durumda.ANKARA&#39;YA "BİZİ DİKKATE ALIN" ÇAĞRISIHavza ölçeğinde bütünleşik su yönetimine yasal ve kurumsal olarak geçiş sürecinde olan Türkiye için raporda Ankara&#39;ya yönelik hayati uyarılar ilk sıralarda yer alıyor. Hazırlık aşamasındaki yeni ulusal su planının (2026-2035) ve Su Yasası taslağının bu küresel &#34;zorunlu evrimi&#34; ıskalamaması gerektiği belirtilerek politika yapıcılara şu çağrıda bulunuldu:&#34;Bu gelişmeler, geçiş sürecinde olan ülkemiz tarafından dikkatle incelenmelidir. Nehir havzası ölçeğinde etkin, esnek ve katılımcılığa açık bir kurumsal yönetim yapısı için DSİ Bölge Müdürlüklerinin yeniden yapılandırılması esas alınmalıdır. Değerlendirme ve önerilerimizin, Su Yasası taslağı yasalaşmadan önce yapılacak düzenlemelerde dikkate alınması, su kaynaklarımızın yönetimi ve ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.&#34;MEVCUT YAPI MEGA KENTLERİ TAŞIYAMIYOR&nbsp;Raporda, bütünleşik nehir havzası yönetimi ile metropol su yönetimi arasındaki &#34;ölçeksel uyumsuzluğa&#34; özellikle dikkat çekiliyor. Nüfusun hızla büyükşehirlere yığılmasının, mevcut idari yapıları adeta kilitlediği vurgulanıyor. Küresel ölçekte en büyük su politikası adımlarından biri olan ve 2000 yılında şekillendirilen Avrupa Birliği (AB) Su Çerçeve Direktifi&#39;nin dahi, kirlilik ve katılımcılık hedeflerinde beklenen sonuçları veremediği, su kütlelerindeki ekolojik hedeflerin tutturulamaması nedeniyle kapsamlı bir revizyona gidildiği raporda yer alıyor.Bu bağlamda, &#34;Entegre Su Kaynakları Yönetimi&#34;nin (IWRM) statik ve kuralcı bütününün yetersiz kaldığı belirtildi. Bunun yerine, sahadan anlık veri toplayarak kendini güncelleyen, iklim anomalilerine karşı esnek, &#34;Uyarlanabilir Su Yönetimi&#34;ne (Adaptive Water Management) geçişin gerekliliği ifade edildi.METROPOL VE HAVZA ARASINDAKİ YÖNETİM ÇIKMAZIRaporun en çarpıcı tespitlerinden biri de kentsel su yönetiminin işleyiş biçimi. Türkiye gibi 25 farklı hidrolojik havzaya sahip ülkelerde, kentsel sular genellikle nehir havzalarından çekilip kullanıldıktan sonra tekrar aynı havzalara deşarj ediliyor. Ancak kentsel su yönetimi, çoğu zaman nehir havzası sorunlarından tamamen bağımsız, birden çok siyasi ve idari birimin inisiyatifiyle gerçekleşiyor. Bu parçalı yapı, suyun kaynağından musluğa ve oradan tekrar doğaya dönüşüne kadar geçen süreçte yönetim bütünlüğünü bozuyor.Uzmanlar, son çeyrek yüzyılda su kaynakları üzerindeki demografik ve endüstriyel baskının olağanüstü arttığına, suyun miktar ve kalitesindeki belirsizliğin derinleştiğine işaret ediyor. Planlama, karar alma ve sahadaki uygulama sonuçları arasındaki makasın giderek açıldığını belirten rapor, masa başı varsayımlar yerine; paydaş katılımını dinamikleştiren, sürekli öğrenen ve esneyebilen bir sisteme geçişin &#34;bir tercih değil, zorunlu bir evrim&#34; olduğunun altını kesin bir dille çiziyor.10 YIL ÖNCEKİ UYARI GERÇEK OLDUSu Politikaları Derneği&#39;nin raporunda öne çıkan kavramlardan biri olan &#34;Uyarlanabilir Su Yönetimi&#34; (Adaptive Water Management), aslında yıllar öncesinden gelen bir uyarının sahadaki karşılığı. Raporun yazarlarından su politikaları uzmanı Dursun Yıldız&#39;ın tam 10 yıl önce kaleme aldığı makalesinde öngördüğü yönetimsel çöküş, bugün Avrupa Birliği dahil tüm dünyada yaşanıyor.2000 yılında büyük umutlarla devreye alınan ve statik kurallara dayanan AB Su Çerçeve Direktifi, beklenen sonuçları vermeyince Avrupa kapsamlı bir revizyona gitmek zorunda kaldı. Eski sistem, sınırlı verilerle &#39;en iyi çözümü&#39; bulmaya çalışan katı bir yapıdayken; yeni model sürekli sahadan veri alan, &#34;politika öğrenmesi&#34; (policy learning) adı verilen geri besleme mekanizmalarıyla hatalarından ders çıkaran bir yapı sunuyor. Dursun Yıldız&#39;ın yıllar önce &#34;zorunlu evrim&#34; olarak adlandırdığı bu geçiş, bugün artan iklim belirsizlikleri altında metropollerin su krizini yönetebilmesi için elde kalan tek rasyonel seçenek olarak gösteriliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 04 May 2026 01:38:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bolu Dağı'nda sis ve sağanak etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-sis-ve-saganak-etkili-oldu-232/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-sis-ve-saganak-etkili-oldu-232/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_901D0D-CE543A-EF634E-20D4E8-D1DFF8-747E87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bolu Dağı&#39;nın Abant Kavşağı, Karanlıkdere ve Seymenler mevkilerinde yoğunlaşan sis ve sağanak nedeniyle görüş mesafesi yer yer 30 metreye kadar düştü.Sürücüler, düşük görüş mesafesi nedeniyle yolda dikkatli ilerledi.Karayolları ve trafik ekipleri, sürücüleri sis ve yağışa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_901D0D-CE543A-EF634E-20D4E8-D1DFF8-747E87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bolu Dağı&#39;nın Abant Kavşağı, Karanlıkdere ve Seymenler mevkilerinde yoğunlaşan sis ve sağanak nedeniyle görüş mesafesi yer yer 30 metreye kadar düştü.Sürücüler, düşük görüş mesafesi nedeniyle yolda dikkatli ilerledi.Karayolları ve trafik ekipleri, sürücüleri sis ve yağışa karşı dikkatli seyretmeleri, takip mesafesini korumaları ve hızlarını düşürmeleri konusunda uyardı.Öte yandan, sağanak Bolu kent merkezinde de aralıklarla devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 10:21:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğa Koleji Öğrencileri Doğa BAP'ta geleceğin çözümlerini sahneye taşıdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/doga-koleji-ogrencileri-doga-bapta-gelecegin-cozumlerini-sahneye-tasidi-8899/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/doga-koleji-ogrencileri-doga-bapta-gelecegin-cozumlerini-sahneye-tasidi-8899/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA86D4-89D19D-C65A71-77A321-4AD3DE-1F7939.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğa Kolejinin bilimsel araştırma kültürünü kurumsal düzeyde güçlendiren en önemli akademik organizasyonlarından biri olan 7. Uluslararası Doğa Bilimsel Araştırma Projeleri (Doğa BAP) Öğrenci Konferansı bu yıl Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Konferans, Türkiye'nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA86D4-89D19D-C65A71-77A321-4AD3DE-1F7939.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğa Kolejinin bilimsel araştırma kültürünü kurumsal düzeyde güçlendiren en önemli akademik organizasyonlarından biri olan 7. Uluslararası Doğa Bilimsel Araştırma Projeleri (Doğa BAP) Öğrenci Konferansı bu yıl Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Konferans, Türkiye'nin farklı kampüslerinden lise öğrencilerini bilimsel araştırma ve proje geliştirme süreçleri etrafında bir araya getirdi. Konferansa, Doğa Koleji Genel Müdürü Selim Genç başta olmak üzere Doğa Koleji yöneticileri, Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enes Eryarsoy, Haliç Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. N. Öykü İyigün ve akademisyenler katıldı.&nbsp;Öğrenciler, yıl boyunca üzerinde çalıştıkları projeleri sözlü bildiri ve poster sunumlarıyla paylaşarak bilimsel iletişim ve akademik sunum deneyimi kazandı. Konferansta toplam 64 proje değerlendirilirken; süreçte 52 danışman öğretmen ve 121 öğrenci aktif rol aldı.&nbsp;"Bilim, doğru soruları sormayı öğrenmektir"&nbsp;Konferansın açılışında konuşan Doğa Koleji Genel Müdürü Selim Genç, bilimsel düşünmenin erken yaşta kazanılması gereken bir kültür olduğuna dikkat çekti:&nbsp;"Bilim, hazır cevapları ezberlemek değil; doğru soruları sormayı öğrenmektir. Bugün burada öğrencilerimiz yalnızca projelerini sunmuyor; aynı zamanda araştıran, sorgulayan ve çözüm üreten bireyler olduklarını ortaya koyuyorlar. Doğa Koleji olarak öğrencilerimizi yalnızca akademik başarıya değil; üretkenliğe ve toplumsal sorumluluğa hazırlıyoruz."&nbsp;"Bilimsel üretim erken yaşta başlar"&nbsp;Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enes Eryarsoy ise bilimsel üretimin erken yaşta teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti:&nbsp;"Bilimsel düşünme ve araştırma becerilerinin lise düzeyinde kazanılması, üniversite ve sonrasındaki akademik üretimin temelini oluşturur. Bu tür organizasyonlar, gençlerin yalnızca bilgi tüketen değil; bilgi üreten bireyler olarak yetişmesine önemli katkı sağlar."&nbsp;Toplum 5.0 vizyonu projelere yansıdı&nbsp;Bu yıl "Toplum 5.0: İnsan, Teknoloji ve Sürdürülebilir Gelecek" temasıyla gerçekleştirilen konferansta; yapay zekâ, sürdürülebilir enerji, çevre teknolojileri ve sağlık alanlarında geliştirilen projeler öne çıktı.&nbsp;Öğrencilerin projeleri, teknolojiyi insan odaklı ve toplumsal fayda perspektifiyle ele alması bakımından dikkat çekerken; disiplinler arası düşünme becerilerinin geliştiğini ortaya koydu.&nbsp;En İyi Bildiri Ödülleri sahiplerini buldu&nbsp;Konferans kapsamında bu yıl ilk kez kapsamlı şekilde uygulanan "En İyi Bildiri Ödülleri", bilimsel niteliği ve toplumsal katkı potansiyeli yüksek projelere verildi.En İyi Bildiri Ödülleri'nde Birinci "Görünmeyen Ayak İzimiz: Dijital Dünyanın Karbon Bedeli" projesi ile Doğa Koleji İzmir Mavişehir 3 Kampüsü, İkinci "Bor Çekirdekli Yeni Bir Bileşiğin Antikanser Potansiyelinin In silico Yöntemlerle Değerlendirilmesi"&nbsp; projesi ile Doğa Koleji Sakarya Kampüsü, Üçüncü "Dünya Gözümüzün Önünde" projesi ile Doğa Koleji Halkalı Kampüsü oldu.Bu uygulama, öğrencilerin araştırma süreçlerinde derinleşmesini ve akademik kalite standartlarının yükselmesini teşvik eden önemli bir adım olarak öne çıktı.&nbsp;Konferans boyunca sunulan projeler, gençlerin ortaya koyduğu fikirlerin ve geliştirdiği çözümlerin yalnızca okul düzeyinde değil; ülkemizin bilimsel kapasitesi ve sürdürülebilir geleceği açısından da önemli bir potansiyel taşıdığını gösterdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 10:29:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yağış artışı barajlardaki su rezervlerine olumlu yansıdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi-7920/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi-7920/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2902F-493E85-2B124E-C6581E-B30019-C80B9A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye genelinde bu dönemde yağışlar, mevsim normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artış gösterdi.Bu doğrultuda, 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık 2025-2026 su yılı yağışları, normalinin ve geçen dönem yağışının üzerinde gerçekleşti. Böylece, 2025-2026&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2902F-493E85-2B124E-C6581E-B30019-C80B9A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye genelinde bu dönemde yağışlar, mevsim normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artış gösterdi.Bu doğrultuda, 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık 2025-2026 su yılı yağışları, normalinin ve geçen dönem yağışının üzerinde gerçekleşti. Böylece, 2025-2026 su yılında ortalama 468,8 milimetre yağış kaydedildi.Mart ayı ortalama sıcaklığı ise 7,5 santigrat derece ölçülürken, bu değer 1991-2020 normalleri mart ayı ortalamasının 0,2 santigrat derece altında kaldı.- Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda zararlar bulunuyorTürkiye genelindeki fenolojik (mevsimsel değişikliklerden etkilenen doğadaki yıllık olayların gözlemlenmesi) duruma bakıldığında, yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi ve sıcaklıkların normallerine çok yakın ölçülmesiyle, tarımsal üretim ve gelişim normal seyrinde devam ediyor.Yağışların bölgesel etkileri incelendiğinde, Marmara Bölgesi&#39;nde hububat gelişimi genel olarak normal ve sağlıklı görünüyor. Yağışların yeterli olması sayesinde, kuraklık riski bulunmuyor. Bölge genel olarak, su stresi olmayan, dengeli ve olumlu bir üretim süreci geçirirken, tarımsal faaliyetler planlandığı şekilde sürüyor.Ege Bölgesi&#39;nde hububat gelişimi genel olarak normal seyrederken, yağışların yeterli hatta yer yer yüksek olmasından kaynaklı kuraklık riski bulunmuyor. Bölgede verimli bir üretim dönemi yaşanırken, bazı alanlarda su fazlalığına bağlı kısmi verim kaybı riski öne çıkıyor.Tarımsal faaliyetlerin beklenen şekilde ilerlediği Akdeniz Bölgesi&#39;nde, aşırı yağışa bağlı lokal zararlar oluşurken, bölgede su fazlalığı risk oluşturuyor.İç Anadolu Bölgesi&#39;nde, bitki gelişimi homojen ve sağlıklı ilerliyor. Bölge sorunsuz, dengeli ve üretim potansiyeli yüksek bir süreç geçiriyor.Bitki gelişimi normal ve sağlıklı seyreden Karadeniz Bölgesi&#39;nde, yüksek kesimlerde kar örtüsü tarımsal faaliyetleri kısmen sınırlandırıyor. Bölgede fındık ve çay gibi ürünlerde de aktif bir dönem yaşanıyor.Doğu Anadolu Bölgesi&#39;nin büyük kısmında arazilerin karla kaplı olması bitki gelişimini yavaşlatırken, bu durum aynı zamanda bitkiler için koruyucu ve su kaynağı da sağlıyor. Genel olarak bölgede, su açısından avantajlı, gelişimin kontrollü ilerlediği, verimli bir üretim potansiyeli bekleniyor.Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda su birikmesi görülen Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#39;nde, sararma, mantari hastalıklar ve besin eksikliği gibi lokal sorunlarla da karşılaşılıyor.- Tarımsal üretimde beklenti yüksek verim potansiyeliTürkiye geneline bakıldığında, aşırı sıcaklık veya ani dalgalanmaların görülmemesi, bitki gelişimi için dengeli bir ortam sağladı. Yağışlar, özellikle geçen yıla göre çok belirgin artış gösterdi.Bu durum, su kaynaklarını ve toprak nemini olumlu etkilerken, kuraklık riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ancak, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı sel, su birikmesi ve hastalık gibi lokal sorunlar görüldü.Su yılı (ekim-mart) verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar hem normalin, hem de geçen dönemin oldukça üzerinde gerçekleşti. Yağışların son yılların en yüksek seviyelerine ulaşması, nemli ve verimli bir dönem beklentilerini de artırdı.Havzaların büyük çoğunluğunda, yağış artışı görüldü. Mart 2025&#39;te yüzde 43,9 olan barajlardaki doluluk oranı, yağışlardaki artışla birlikte bu yılın aynı döneminde yüzde 56,9 seviyesine yükseldi ve su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.Türkiye genelinde mart ayı itibarıyla, 2025-2026 tarım sezonu için tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yer yer su fazlalığına bağlı riskler ortaya çıktı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 11:09:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Saytek, yeni atık plastik geri dönüşüm fabrikasını devreye aldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saytek-yeni-atik-plastik-geri-donusum-fabrikasini-devreye-aldi-2454/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saytek-yeni-atik-plastik-geri-donusum-fabrikasini-devreye-aldi-2454/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_22414C-6B93E8-E4458A-7B9216-03828B-77B5B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Saytek Medikal ve Plastik A.Ş., stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikasını bünyesine kattı. Şirket, Cebi Ailesi yönetimindeki Kaptan Holding'e ait Tekirdağ Hayrabolu'daki rPET (geri dönüştürülmüş PET) üretim tesisinin satın alma sürecini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_22414C-6B93E8-E4458A-7B9216-03828B-77B5B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Saytek Medikal ve Plastik A.Ş., stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikasını bünyesine kattı. Şirket, Cebi Ailesi yönetimindeki Kaptan Holding'e ait Tekirdağ Hayrabolu'daki rPET (geri dönüştürülmüş PET) üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak operasyonel kapasitesini genişletti. 35 bin metrekare açık alan içinde 13.000 m² kapalı alana kurulu yeni fabrika ile üretim kapasitesini artırmayı ve özellikle gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğini büyütmeyi hedefleyen şirket, bu yatırımla birlikte faaliyet alanını daha da güçlendirdi. Söz konusu yatırımın, Saytek'in hem Türkiye'de hem de ihracat pazarlarında rekabet gücünü artırması bekleniyor."Ölçek büyüttüğümüz yeni bir dönemin başlangıcı"Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, Tekirdağ Hayrabolu'da devreye alınan yeni fabrikanın büyüme stratejisinde kritik bir adım olduğunu belirterek, "Tekirdağ Hayrabolu'da hayata geçirdiğimiz yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım. Bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Biz de bu yatırımla Türkiye'de döngüsel ekonominin gelişimine daha güçlü katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi."2025 yılında 8,98 milyar TL ciro elde ettik"Bu yatırımı aynı zamanda şirketin büyüme ivmesini kalıcı hale getirecek bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Yıldırım, "2025 yılında hasılatımızı bir önceki yıla göre %242,5 artırarak 8,98 milyar TL seviyesine yükselttik. Bu büyüme, Saytek'in çok sektörlü yapısının ve genişleyen operasyonlarının bir sonucu. Bugün Avusturya, Romanya, Fransa, Portekiz ve İtalya'nın da aralarında bulunduğu 20'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Tekirdağ'daki yeni fabrikamız da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında bu büyümeyi destekleyecek güçlü bir üretim altyapısı oluşturacak" diye konuştu."Avrupa pazarı için güvenilir bir tedarikçi olmayı hedefliyoruz"Avrupa pazarındaki beklentilerin hızla değiştiğine dikkat çeken Yıldırım, "Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel pazarlarda geri dönüştürülmüş hammaddelere yönelik regülasyonlar giderek sıkılaşıyor. Karbon ayak izi, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterleri artık yalnızca çevresel değil, doğrudan ticari bir rekabet unsuru haline geldi. Saytek olarak hedefimiz, ihracat yaptığımız ülkelerde pazar payımızı büyütürken aynı zamanda Avrupa'da uzun vadeli ve kalıcı bir tedarikçi olarak konumlanmak. Tekirdağ yatırımımız, bu stratejiyi destekleyen en önemli üretim adımlarımızdan biri" ifadelerini kullandı."Konya Kulu yatırımımızla kapasite ve ürün portföyü büyüyor"Saytek'in büyüme planlarının yalnızca Tekirdağ yatırımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yıldırım şöyle konuştu:&nbsp;"Geri dönüşümdeki büyüme stratejimizi yeni yatırımlarla desteklemeye devam ediyoruz. Konya Kulu OSB'de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.""Sürdürülebilir büyümenin temelinde entegre yapı var"Şirketin faaliyet alanlarının birbirini tamamlayan bir yapı oluşturduğunu belirten Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;"Saytek bugün geri dönüşüm, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre bir iş modeliyle faaliyet gösteriyor. Sağlık tarafında implant ve medikal ürünler, Ankara'daki tesisimizde maske üretimi ve farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmalarla üretim kabiliyetimizi çeşitlendiriyoruz. Enerji tarafında ise LPG ithalatı ve lisanslı satış faaliyetlerimizle enerji tedarik zincirinde daha etkin bir rol üstleniyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik odağımızı da güçlendiriyoruz. Karbon azaltım projelerimizi uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA'ya tescil ettirerek yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi oluşturuyoruz. Attığımız her adımda hem çevresel etkimizi azaltmayı hem de Türkiye'nin üretim ve ihracat gücüne uzun vadeli katkı sağlamayı öncelikli görüyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Apr 2026 02:13:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[500 bin fidan yolculuğunu Hatıra Ormanı'nda kutladı!]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/500-bin-fidan-yolculugunu-hatira-ormaninda-kutladi-4709/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/500-bin-fidan-yolculugunu-hatira-ormaninda-kutladi-4709/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_483AB0-471910-2DEB40-4F4EA3-263E53-AD60CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Güzellik ve kişisel bakım perakende sektöründe sürdürülebilirlik çalışmalarıyla öne çıkan Watsons Türkiye, TEMA Vakfı aracılığıyla yürüttüğü Watsons İyilik Hareketi Ormanlarımızı Büyütmeye Çağırıyor projesiyle bugüne kadar 500 bin fidanı toprakla buluşturdu. Watsons&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_483AB0-471910-2DEB40-4F4EA3-263E53-AD60CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Güzellik ve kişisel bakım perakende sektöründe sürdürülebilirlik çalışmalarıyla öne çıkan Watsons Türkiye, TEMA Vakfı aracılığıyla yürüttüğü Watsons İyilik Hareketi Ormanlarımızı Büyütmeye Çağırıyor projesiyle bugüne kadar 500 bin fidanı toprakla buluşturdu. Watsons Türkiye, bu dönüm noktasını kutlamak üzere, çalışanları ve iş ortaklarıyla birlikte Kütahya Gevrekler'de fidan dikim etkinliği gerçekleştirdi. Proje kapsamında 100'ün üzerinde markayla birlikte hayata geçirilen Watsons Hatıra Ormanları büyümeye devam ederken, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki ağaçlandırma çalışmaları da devam ediyor.Watsons Türkiye'nin sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yürüttüğü proje, yalnızca çevresel fayda yaratmayı değil, aynı zamanda çalışanları, iş ortakları ve müşterilerinin katılımıyla büyüyen kolektif bir iyilik hareketi oluşturmayı amaçlıyor.Kütahya'da düzenlenen fidan dikim etkinliği ile Watsons Türkiye, doğaya katkı sağlayan çalışmalarını sahaya taşırken, sürdürülebilir bir gelecek için somut adımlar atmayı sürdürüyor. Törene Watsons Türkiye yöneticileri, iş ortakları, çalışanları ve TEMA Vakfı temsilcileri katıldı.2030 hedefi: 1 milyon fidan!Watsons Türkiye, "Watsons İyilik Hareketi" kapsamında bugüne kadar Türkiye genelinde 500 bin fidanı toprakla buluşturdu. 100'ün üzerinde markanın desteğiyle büyüyen proje, 2030 yılına kadar 1 milyon fidana ulaşma hedefiyle hız kesmeden ilerliyor.Her geçen yıl artan paydaş katılımı ile güçlenen Watsons İyilik Hareketi, sürdürülebilirliği yalnızca bir kurumsal hedef olarak değil, tüm ekosistemi kapsayan ortak bir sorumluluk alanı olarak ele alıyor.Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş konuyla ilgili şunları söyledi:&nbsp;"Sürdürülebilirliği bugün artık bir sorumluluk alanı olmanın ötesinde, işimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Watsons Türkiye olarak amacımız, yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, içinde bulunduğumuz tüm ekosistemde daha yüksek bir etki standardı oluşturmak. Bugüne kadar toprakla buluşturduğumuz 500 bin fidan, bu yaklaşımın somut bir çıktısı. Türkiye&#39;nin en çok fidan bağışı yapan markalarından biri olarak bizim için asıl değerli olan, bu etkiyi birlikte büyütebilme kapasitemiz. 100'ün üzerinde iş ortağımızla aynı hedef etrafında buluşabilmek, sürdürülebilirliğin artık kolektif bir etkiye dönüştüğünün en güçlü göstergesi.2030 yılı için ortaya koyduğumuz 1 milyon fidan hedefi, sadece sayısal bir büyüme hedefi değil; daha kapsayıcı, daha ölçülebilir ve daha kalıcı bir etki yaratma vizyonumuzun ifadesi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği işimizin merkezinde konumlandırmaya, bu alanda sektörümüzde çıtayı yukarı taşımaya ve birlikte değer yaratmaya devam edeceğiz."Watsons Türkiye olarak güzelliği sadece ürünlerle tanımlamadıklarını belirten Ticaret ve Pazarlama Direktörü Cem Demiröz de "Bizim için gerçek güzellik; doğaya saygıda, topluma katkıda ve gelecek nesillere karşı alınan sorumlulukta yatıyor. Bugün burada sadece fidan dikmiyoruz. Bugün burada geleceğe nefes olacak bir sorumluluğu birlikte üstleniyoruz" diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Apr 2026 02:06:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Barajlardaki doluluk oranı büyük yanılgı"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barajlardaki-doluluk-orani-buyuk-yanilgi-9674/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/barajlardaki-doluluk-orani-buyuk-yanilgi-9674/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F39AAE-205FBC-FF8359-09D01A-0C8B2F-EB4DD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye, son aylarda normallerin üzerinde seyreden yağışlarla birlikte baraj doluluk oranlarındaki artışı konuşurken, madalyonun diğer yüzündeki tehlike büyüyor. Kamuoyunda oluşan "su sorunumuz çözüldü" algısının aksine, mevcut tablonun sürdürülebilir bir su yönetiminden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F39AAE-205FBC-FF8359-09D01A-0C8B2F-EB4DD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye, son aylarda normallerin üzerinde seyreden yağışlarla birlikte baraj doluluk oranlarındaki artışı konuşurken, madalyonun diğer yüzündeki tehlike büyüyor. Kamuoyunda oluşan "su sorunumuz çözüldü" algısının aksine, mevcut tablonun sürdürülebilir bir su yönetiminden ziyade anlık ve aldatıcı bir rahatlama sunduğu belirtiliyor.GEÇEN YILIN BİLE GERİSİNDEYİZKonuyla ilgili gazetemize özel değerlendirmelerde bulunan Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2025 yılı Ekim ayına çok düşük su seviyeleriyle girildiğini hatırlatarak, şiddetli yağışlara rağmen barajların henüz önceki yılın işletme seviyesine dahi ulaşamadığını vurguladı.Yıldız, İstanbul özelindeki tehlikeye de dikkat çekerek, "İstanbul barajlarında bir önceki yıla göre su seviyesinin, risk verilerine bakıldığında hala daha düşük olduğu görülüyor. Barajlarda su olsa bile Türkiye'nin su sorunu, sadece barajlardaki seviye üzerinden çözülebilecek bir sorun değildir. Bu durum, sadece suyu kullananları ilgilendirir ancak su yönetiminin rahatlamasını sağlamaz" ifadelerini kullandı.SUYUN YOKLUĞU KADAR FAZLASI DA RİSKBarajlardaki doluluğun başka bir hayati riski daha beraberinde getirdiğine işaret eden Yıldız, suyun azlığı kadar fazlalığının da yönetilmesi gereken kritik bir süreç olduğunun altını çizdi. Bazı bölgelerde barajların dolması sebebiyle su bırakma yoluna gidildiğini belirten Yıldız, dere yataklarındaki yapılaşma problemine dikkat çekerek şunları söyledi:"Barajlar dolu diye 'suyumuz var' şeklinde bir değerlendirme yapabiliriz ama ilave gelen suyu güvenli bir şekilde aşağıya aktarmak da bir su yönetimi işidir. Önümüzdeki dönemde nisan yağışlarının gelmesi durumunda aşağıya kapaklar açılarak su bırakılırsa, nehir yataklarının bu suyu taşımama riski var. Barajların akış aşağısında kalan bazı bölgelerin yerleşime açılmış olması nedeniyle bu durum çok ciddi riskler yaratabilir."ÖNLEM ALINMAZSA SONUÇLARI VAHİM OLURMevcut doluluk oranlarının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde yalnızca kısmı ve "psikolojik" bir rahatlama yarattığını belirten Dursun Yıldız, bu barajların bir sene içinde yağış olmaması halinde hızla boşalabileceği uyarısında bulundu. Yıldız, "Durum budur. Bunun dışındaki yaklaşımlar, Türkiye'de su yönetimi adına alınması gereken tedbirleri ötelemek anlamına gelir. Önümüzdeki dönemde aynı risklerle karşı karşıya kalma ihtimalimiz düşünüldüğünde, bu rehavet çok daha vahim sonuçlar doğurabilir" diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 01:19:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ile-dogaya-saygi-duy-projesi-3897/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ile-dogaya-saygi-duy-projesi-3897/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_964E4D-6C30DB-9E331E-4ACC7D-E3D457-B7B594.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Projenin tanıtımı için Döşemealtı ilçesinin Nebiler bölgesindeki ormanlık alanda çevre temizliği etkinliği düzenlendi.Etkinliğe katılan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, AA muhabirine, sıfır atık ve doğaya saygı konusunda seferberlik başlattıklarını söyledi.Doğaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_964E4D-6C30DB-9E331E-4ACC7D-E3D457-B7B594.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Projenin tanıtımı için Döşemealtı ilçesinin Nebiler bölgesindeki ormanlık alanda çevre temizliği etkinliği düzenlendi.Etkinliğe katılan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, AA muhabirine, sıfır atık ve doğaya saygı konusunda seferberlik başlattıklarını söyledi.Doğaya atılan her atığın çevreye zarar verdiğini belirten Öztürk, hem çevreyi kirletmemek hem çöplerin ayrıştırılarak atılmasını sağlamak hem de geri dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile 8 Nisan&#39;da bir protokol imzaladıklarını ifade etti.Protokol gereği akaryakıt istasyonlarında &#34;Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy&#34; adı verilen projeyi hayata geçireceklerini anlatan Öztürk, şöyle devam etti:&#34;Çöp atmamaya, atılan çöpü ayrıştırarak atmaya, atılmış çöplerin geri dönüşümünü sağlamaya çalışacağız. Bu aslında yalnız bir hareket değil, bir seferberlik. Sadece bizim akaryakıt dağıtım şirketimiz için değil, tüm akaryakıt dağıtım şirketlerine de çağrı yapıyoruz. Tüm şirketlere, tüm bireylere çağrı yapıyoruz. Gelin &#39;ülkemizi hep birlikte koruyalım, bu seferberliğin bir parçası olun&#39; diyoruz.&#34;Öztürk, projenin daha fazla yaygınlaşmasını temenni ettiklerini dile getirdi.- Ormanlık alanda temizlik çalışması yapıldıÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Antalya İl Müdür Yardımcısı Ufuk Ağdak da proje ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamasının yaygınlaştırılmasının, evsel ve bazı endüstriyel atıkların kaynağında ayrı toplanmasının hedeflendiğini belirtti.Türkiye&#39;nin 7 bölgesinde gerçekleştirilecek çevre seferberliğinin ilk adımının Antalya&#39;da atıldığını ifade eden Ağdak, &#34;Günümüzde artan çevre sorunları, bizlere kaynaklarımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğini açıkça gösteriyor. Bu projeyle atıkların azaltılması, geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanılması konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz.&#34; dedi.Etkinlik kapsamında Öztürk, Ağdak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü personeli ve OPET çalışanları, ormanlık alanda temizlik yaptı.Özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının projeye daha aktif katılmalarını sağlamak amacıyla &#34;Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması&#34; düzenlenecek. 30 Nisan-15 Temmuz&#39;da başvuruların alınacağı yarışmada dereceye giren yapımlar, eylüldeki törenle ödüllendirilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Apr 2026 16:55:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kayseri'de "Sıfır Atık Çalıştayı" düzenlendi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kayseride-sifir-atik-calistayi-duzenlendi-7854/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kayseride-sifir-atik-calistayi-duzenlendi-7854/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_607153-22D75A-731F89-73BCE3-B7130F-A04629.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde Sabancı Kültür Sitesi&#39;nde gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Vali Yardımcısı Mehmet Türköz, geri dönüşümün önemine dikkati çekerek, çalıştaydan çıkacak sonuçların kentin geleceğine katkı sunacağını söyledi.Çevre,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_607153-22D75A-731F89-73BCE3-B7130F-A04629.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde Sabancı Kültür Sitesi&#39;nde gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Vali Yardımcısı Mehmet Türköz, geri dönüşümün önemine dikkati çekerek, çalıştaydan çıkacak sonuçların kentin geleceğine katkı sunacağını söyledi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Mehmet Fatih Namık Öztürk ise Valilik himayelerinde Sıfır Atık Vakfı ile kentteki çeşitli kurumların katkılarıyla düzenlenen çalıştayla, il düzeyinde sıfır atık ve sıfır israfı amaçladıklarını belirtti.Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen ise kişi başına evlerden çıkan çöp miktarının azaltılması gerektiğini, bunun da ayrıştırmanın evlerde başlamasıyla mümkün olacağını ifade etti.Büyükşehir Belediyesince yapılan geri dönüşüm ve atık bertaraf etme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Türkmen, &#34;Yapılan çalışmalar sonucu kişi başına ortalama atık 1 kilogramdan 600 gramlara düştü. Bu çöpler ayrıştırılarak ekonomiye kazandırıldı ve yük azaltıldı.&#34; dedi.İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan&#39;ın vizyonu doğrultusunda hayata geçen sıfır atık projesini İl Tarım Müdürlüğünün yanı sıra 16 ilçe müdürlüğünde de uyguladıklarını anlattı.Saklav, çalıştaydan en büyük beklentilerinin tarımsal sulamadaki israfın önlenmesine dair öneriler çıkması ve hayata geçirilmesi olduğunu dile getirdi.ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan da ERÜ&#39;nün akademik başarılarının yanı sıra dünyada 66&#39;ncı, Türkiye&#39;de ise 3&#39;üncü çevreci üniversite olduğunu belirtti.Özkan, çalıştayda 15 tema masasında çevreyle ilgili konuların ele alınacağını ve alınan kararların kentin çevre vizyonu açısından değer oluşturacağını aktardı.Konuşmaların ardından çeşitli temalarda bir araya gelen katılımcılar, gün boyu devam edecek çalıştayda görüş alışverişinde bulunacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Apr 2026 12:28:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hacı Hıdır Barajı'nda doluluk oranı yüzde 89'a ulaştı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/haci-hidir-barajinda-doluluk-orani-yuzde-89a-ulasti-7133/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/haci-hidir-barajinda-doluluk-orani-yuzde-89a-ulasti-7133/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AF9B09-587E03-CB42E7-3791BF-E4CADE-DDC5D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, tarımsal sulama amacıyla inşa edilen ve 1995 yılında hizmete giren baraj, yaklaşık 2 bin hektarlık tarım arazisinin sulanmasına katkı sağlıyor.Kış ve ilkbahar aylarında etkili olan kar ve yağışlar sonucu barajın doluluk&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AF9B09-587E03-CB42E7-3791BF-E4CADE-DDC5D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, tarımsal sulama amacıyla inşa edilen ve 1995 yılında hizmete giren baraj, yaklaşık 2 bin hektarlık tarım arazisinin sulanmasına katkı sağlıyor.Kış ve ilkbahar aylarında etkili olan kar ve yağışlar sonucu barajın doluluk oranı yüzde 89&#39;a çıktı.Rezervuar alanı 314 hektar olan barajda doluluk oranının yükselmesiyle 2014 ve 2019 yıllarında yaşanan benzer durumlarda olduğu gibi, 2026&#39;da da taşkın riskine karşı kapaklar kontrollü şekilde açıldı.Su seviyesindeki artışla birlikte bölgede doğal yaşamın canlandığı gözlenirken balıkçılıkla uğraşanlar faaliyetlerine yeniden başladı.- &#34;Yağışlar, kısa sürede yoğunlaştı&#34;Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine, bu yıl Türkiye genelinde yağışlar açısından bereketli dönem yaşandığını söyledi.Geçmiş yıllarda birçok bölgede yer altı sularının çekildiğini, baraj, gölet ve bazı nehirlerde kuruma riskinin ortaya çıktığını belirten Çullu, &#34;Yıllık olarak düşmesi gereken yağmur, neredeyse yarı süre içinde düştü. Bu yağışlar hem yer altı sularını hem de gölet ve baraj gibi yer üstü su kaynaklarını besledi. Bu durum, su kaynaklarının doluluğu ve tarımsal sulama açısından büyük önem taşıyor.&#34; dedi.Yağışların, tarımsal üretimde önemli paya sahip Şanlıurfa için de kritik olduğuna işaret eden Çullu, geçen yıl bölgede ciddi kuraklık yaşandığını hatırlattı.Yaz aylarında ekili ürünlerin suya büyük ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Çullu, barajdaki fazla suyun taşkın riskine karşı kontrollü şekilde tahliye edildiğini belirtti.Çullu, şunları kaydetti:&#34;Keşke bu suyu tamamen depolayabilecek imkanlar olsa çünkü yaz aylarında özellikle mısır, pamuk ve sebze üretimi için suya ihtiyaç duyulacak. Geçen yıl sulanmayan alanlarda ürün alınamadı. Çiftçiler emek verdi ancak verim elde edemedi. Bu yıl ise yağışlar sayesinde daha umutluyuz.&#34;- Üreticiler sevinçliBölgede balıkçılık ve çiftçilik yapan Mücahit Fırat, barajın eski canlı günlerine döndüğünü söyledi.Su seviyesinin artmasının balıkların yaşam alanını genişlettiğini belirten Fırat, &#34;Bu yıl yağışlar çok iyi. Balıkların yeri geniş oldu, üremeleri artıyor. Durumdan memnunuz, çok iyi. 2021 yılından sonra suyun yükselmesi, bizim açımızdan çok iyi oldu.&#34; diye konuştu.Çiftçi Cihan Çetiner de son yağışlar öncesinde barajın kuruma noktasına geldiğini, bu yılki yağışlarla su seviyesinin önemli ölçüde yükseldiğini dile getirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 13 Apr 2026 11:56:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul Boğazı'nda yoğun sis etkili oluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-bogazinda-yogun-sis-etkili-oluyor-840/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-bogazinda-yogun-sis-etkili-oluyor-840/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_609E97-FFD9EA-DAA523-6732AA-02BFFE-11350A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerine göre, saatlik bazda dün en yüksek elektrik tüketimi 46 bin 4 megavatsaatle 11.00&#39;de, en düşük tüketim ise 33 bin 75 megavatsaatle 05.00&#39;te gerçekleşti.Günlük bazda dün 986 bin 432 megavatsaat elektrik üretildi, tüketim ise 982 bin 152 megavatsaat&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_609E97-FFD9EA-DAA523-6732AA-02BFFE-11350A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerine göre, saatlik bazda dün en yüksek elektrik tüketimi 46 bin 4 megavatsaatle 11.00&#39;de, en düşük tüketim ise 33 bin 75 megavatsaatle 05.00&#39;te gerçekleşti.Günlük bazda dün 986 bin 432 megavatsaat elektrik üretildi, tüketim ise 982 bin 152 megavatsaat olarak kayıtlara geçti.Üretimde ilk sırada yüzde 32,5 payla barajlı hidroelektrik santralleri yer aldı. Bunu yüzde 12,5 ile akarsu santralleri ve yüzde 11,8 ile güneş enerjisi santralleri izledi.Türkiye dün 6 bin 672 megavatsaat elektrik ihracatı, 2 bin 415 megavatsaat elektrik ithalatı yaptı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 10:54:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uluslararası Viyana Enerji ve İklim Forumu başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-viyana-enerji-ve-iklim-forumu-basladi-8772/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-viyana-enerji-ve-iklim-forumu-basladi-8772/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_854BAC-1997EB-CE77D9-8929C2-08E6D9-7560C5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hofburg Sarayı'ndaki programa Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Julius Maada Bio, Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Türkmenistan Halk Konseyi Başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_854BAC-1997EB-CE77D9-8929C2-08E6D9-7560C5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hofburg Sarayı'ndaki programa Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Julius Maada Bio, Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Türkmenistan Halk Konseyi Başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) Genel Direktörü Gerd Müller'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.Cumhurbaşkanı Van der Bellen, açılış konuşmasında, küresel gündem zaman zaman iklim krizinden uzaklaşsa da krizin ortadan kalkmadığını belirterek, &#34;Dünya genelinde iklim aciliyeti ve kaynaklar üzerindeki rekabet, kesintisiz şekilde devam ediyor." dedi.İklim krizinin özellikle kırılgan ülkeleri daha fazla etkilediğini vurgulayan Van der Bellen, küçük ada devletleri, en az gelişmiş ülkeler ve denize kıyısı olmayan ülkelerin bu süreçte ağır yük taşıdıklarına dikkati çekti.Van der Bellen, forumun iklim, enerji güvenliği ve yeşil sanayileşme arasındaki bağlantıya odaklanan bütüncül yaklaşım sunduğuna dikkati çekerek, Avusturya'nın iklim kriziyle mücadelede ortak çözümler üretme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.UNIDO Genel Direktörü Gerd Müller de forumun artan jeopolitik gerilimler ve enerji krizinin gölgesinde düzenlendiğini ifade ederek, enerji, gübre ve gıda fiyatlarındaki artışların en çok gelişmekte olan ülkeleri etkilediğini söyledi.Müller, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji üretimi ve sürdürülebilir sanayileşme yoluyla önemli fırsatlar yakalayabileceğine dikkati çekerek, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.Avusturya Dışişleri Bakanı Meinl-Reisinger de enerji arzı ve fiyatlarındaki dalgalanmaların enerji bağımlılığının maliyetini ortaya koyduğunu, sürdürülebilir ve güvenli enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.&#34;Refah, Güvenlik ve İstikrar için Enerji" temasıyla düzenlenen IVECF&#39;te enerji dönüşümünün hızlandırılması, yeşil sanayileşme ve iklim direncinin artırılmasına yönelik politikalar ele alınıyor.İki gün sürecek forumda kaynak bağımlılığının azaltılması, enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın etkilerinin hafifletilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve eşitsizliklerin giderilmesine yönelik çözüm önerileri tartışılıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 13:55:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küçükler Barajı'nda doluluk 4 ayda yüzde 50'yi aştı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kucukler-barajinda-doluluk-4-ayda-yuzde-50yi-asti-3805/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kucukler-barajinda-doluluk-4-ayda-yuzde-50yi-asti-3805/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4AC01A-85E6E1-044BDE-257C57-1AF814-96B9A0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan tek ve tarımsal sulama amaçlı en büyük kaynağı olan 12 milyon metreküp kapasiteli Küçükler Barajı, son yıllarda etkili olan kuraklıktan olumsuz etkilendi. Kurumaya yüz tutan baraj, geçen ağustos su kalmadığı için hizmet dışı kaldı.Devlet&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4AC01A-85E6E1-044BDE-257C57-1AF814-96B9A0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan tek ve tarımsal sulama amaçlı en büyük kaynağı olan 12 milyon metreküp kapasiteli Küçükler Barajı, son yıllarda etkili olan kuraklıktan olumsuz etkilendi. Kurumaya yüz tutan baraj, geçen ağustos su kalmadığı için hizmet dışı kaldı.Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından Küçükler&#39;e gelen su kaynaklarının arttırılması için çalışmalar yürütüldü. Bu kapsamda Darı ve Sergen derelerinden gelen suyun kayıpsız baraja ulaşması için 6,2 kilometre uzunluğunda boru hattı döşendi. Yağışların yüksek olduğu zaman diliminde Baltalı Göleti&#39;nden taşan su 12,3 kilometrelik boru hattıyla doğrudan Küçükler Arıtma Tesisi&#39;ne ulaştırıldı.Bu çalışmalar ve aralık ayından bu yana etkili yağmur, baraja can verdi. Aralık ayında sıfıra düşen doluluk 1 Nisan itibarıyla yüzde 54&#39;e yükseldi.- &#34;Bu sene bir su sıkıntısı düşünmüyoruz&#34;DSİ 23. Şube Müdürü Orhan Çelik, AA muhabirine kentin yıllık su ihtiyacının 19 milyon metreküp olduğunu söyledi.Bu ihtiyacın Çokrağan kaynağı, yeraltı suları ve Küçükler Barajı&#39;ndan karşılandığını belirten Çelik, barajın yaz aylarında sulamada kullanılması nedeniyle de önemli bir kaynak olduğunu kaydetti.Çelik, barajda toplanan suyu artırmak için çalışmaların sürdüğünü dile getirerek, şöyle konuştu:&#34;Geçen sene bu zamanlar yüzde 10-15 seviyelerindeyken, şu an yüzde 54 seviyesindeyiz. Sulama sezonunun başına kadar yani mayısa kadar yüzde 60&#39;ın üstünü, yüzde 70 civarını bekliyoruz. Bu anlamda bu sene işletmede bir sıkıntı olmazsa su arzında bir problem düşünmüyoruz. Bunu bir anlamda yağışlara da borçluyuz. Bu sene geçen seneye göre gayet iyi gitti yağışlarımız. Bununla birlikte ilave destek tedbirlerimiz de oldu.&#34;Çelik, yaptıkları projelerin baraja ciddi destek sağladığına işaret ederek, &#34;Yıl boyunca 2 milyon metreküp ilave desteğimizi buraya sağlamış olacağız. Biz bu sene yüzde 60-70 seviyelerini bekliyoruz bu desteklerimizle ama bu destek yıl boyu bu kaynaklardan devam edecek. Bu anlamda da bu sene bir su sıkıntısı düşünmüyoruz. Küçükler Barajı&#39;mız paylaşımlı bir kaynak. Yüzde 50&#39;si içme suyu, yüzde 50&#39;si sulamaya tahsisli. Bu anlamda burada işletme hususu, hakların korunması çok önemli.&#34; diye konuştu.- 31 gölet tam doluYağışlarla kent genelindeki göletlerin de dolduğunu aktaran Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Aktif olarak kullanılan 43 göletimiz var. Bu sene 31&#39;i yüzde 100 doluluğa ulaşmış durumda. Diğerleri de yüzde 100 olmasa da yüzde 60-70 seviyelerine geldiği için bunlarda da tarımsal sulamada bu sene bir sıkıntı beklemiyoruz. Çiftçilerimiz de bu yönden rahat olabilirler.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Apr 2026 13:18:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Henkel'in İz Bırak projesi, bu yıl İzmirli çocuklarla buluşuyor…]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-henkelin-iz-birak-projesi-bu-yil-izmirli-cocuklarla-bulusuyor-1214/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turk-henkelin-iz-birak-projesi-bu-yil-izmirli-cocuklarla-bulusuyor-1214/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56B2E8-96A918-9DA7FE-0D210F-F0B692-9164AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İhtiyaç Haritası iş birliğinde gerçekleştirilen proje, sürdürülebilirlik bilincini Türkiye'nin farklı şehirlerindeki çocuklarla buluşturma vizyonuyla yolculuğunu sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Hatay'daki konteyner yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren çocuklarla buluşan proje,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56B2E8-96A918-9DA7FE-0D210F-F0B692-9164AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İhtiyaç Haritası iş birliğinde gerçekleştirilen proje, sürdürülebilirlik bilincini Türkiye'nin farklı şehirlerindeki çocuklarla buluşturma vizyonuyla yolculuğunu sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Hatay'daki konteyner yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren çocuklarla buluşan proje, İzmir'de 30 bin hektarlık alana zarar veren büyük orman yangınlarının ardından bu bölgede gerçekleştirilmesiyle de ayrı bir anlam kazanıyor.&nbsp;&nbsp;Sürdürülebilirlik Bilincini Güçlendiren Atölyeler&hellip;Proje kapsamında çocuklar, çevre duyarlılığı kazanmalarını ve doğayı koruma yollarını öğrenmelerini destekleyen ücretsiz atölyelere katılacak. Örneğin; "Sürdürülebilirlik Kahramanları" atölyesinde geri dönüşüm uygulamalarına ve atıklardan yeni ürün tasarımlarına yönelik çalışmalar yapılarak çocuklarda çevre bilinci ve yeniden kullanım farkındalığının geliştirilmesi hedefleniyor. "Doğa Sevgisi Drama" atölyesinde hikâyeleştirme ve drama çalışmaları aracılığıyla çocukların doğayla empati kurmalarını desteklemek üzere uygulamalar gerçekleştirilecek. "Doğa Koruyucuları Tasarım" atölyesi ve tohum topu etkinliği kapsamında ise poster ve maket çalışmaları yapılması, çocukların doğa koruma bilincini uygulamalı deneyimlerle pekiştirmelerine katkı sağlanması planlanıyor. Atölyelere ek olarak tüm çocukların katılımıyla "Benim Fidanım, Benim Geleceğim" isimli bir saha etkinliği düzenlenecek. Çocuklar kendi fidanlarını dikecek ve atölyelerde hazırladıkları tohum toplarını doğayla buluşturacak.Türk Henkel'in İz Bırak projesi, İzmir Konak Belediyesi Toros Sosyal Tesisi'nde gerçekleştirilecek. Karabağlar, Seferihisar ve Menderes'te yangından etkilenen bölgelerden çocukların da atölye ve etkinliklere katılımı sağlanacak. Alanında uzman eğitimciler tarafından verilecek eğitim süresince 8–12 yaş aralığındaki 200'ün üzerinde çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Proje ile yangın sonrası bölgenin yeniden ormanlaştırma sürecine katkı sağlanması, çocukların doğayla bağlarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik bilincinin desteklenmesi amaçlanıyor.&nbsp;&nbsp;İz Bırak Projesi, Geçtiğimiz Yıl Hatay'da Depremden Etkilenen Çocuklara Ulaşmıştı&hellip;Proje geçtiğimiz yıl da yine İhtiyaç Haritası iş birliğinde Hatay'da depremden etkilenen çocuklar için hayata geçirilmişti. İz Bırak projesi, eğitici ve öğretici temalardaki ücretsiz atölyeler aracılığıyla İhtiyaç Haritası konteyner yaşam alanında hayatlarını sürdüren yaklaşık 250 çocuğumuzun yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelerine, çevre bilinci kazanmalarına ve toplumsal farkındalık oluşturmalarına destek sağlamıştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Apr 2026 12:39:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'da sis etkili oluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sis-etkili-oluyor-8954/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sis-etkili-oluyor-8954/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_862F41-E2D2E3-FAF471-4BDDA8-D45326-249C3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentte, özellikle yüksek kesimler, İstanbul Boğazı çevresi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü&#39;nde sis yoğunlaşıyor.Avrupa ile Anadolu yakasının neredeyse tamamında sis nedeniyle görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.Sultangazi, Arnavutköy, Büyükçekmece,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_862F41-E2D2E3-FAF471-4BDDA8-D45326-249C3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentte, özellikle yüksek kesimler, İstanbul Boğazı çevresi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü&#39;nde sis yoğunlaşıyor.Avrupa ile Anadolu yakasının neredeyse tamamında sis nedeniyle görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.Sultangazi, Arnavutköy, Büyükçekmece, Eyüpsultan, Beşiktaş, Sarıyer, Ümraniye, Üsküdar, Beykoz ve Çekmeköy&#39;de sis nedeniyle yüksek binaların üst katları görünmez hale geldi.İstanbul Havalimanı yolu üzerinde yoğun sis nedeniyle araç sürücüleri zaman zaman trafikte dörtlü ikaz lambalarını yakarak kontrollü ilerledi.Boğaz hattındaki tarihi yapılarla köprüler de sis altında kaldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 09:42:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tüpraş'tan 100 bin fidanla ağaçlandırmaya destek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tuprastan-100-bin-fidanla-agaclandirmaya-destek-9297/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tuprastan-100-bin-fidanla-agaclandirmaya-destek-9297/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_873A82-88A999-AA0B18-7E398B-6581C1-DF3283.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye'nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_873A82-88A999-AA0B18-7E398B-6581C1-DF3283.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye'nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde hatıra ormanlarının oluşturulması ve yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılmasını desteklemek üzere 100 bin fidan bağışladı. Ağaçlandırma çalışmaları biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, toprak erozyonunun azaltılmasına, karbon yutak alanlarının güçlendirilmesine ve iklim değişikliğiyle mücadelede doğal ekosistemlerin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlıyor."Ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz"Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca doğal yaşamın sürekliliğini sağlayan alanlar değil, aynı zamanda toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilir geleceğinin temelini oluşturan ekosistemlerdir. İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda doğal varlıkların korunması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Tüpraş olarak çevre ve insan odaklı yaklaşımımızı tüm iş süreçlerimize ve toplumsal yatırım programlarımıza entegre ediyor; ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yıl boyunca 100 bin fidanı toprakla buluşturarak bu yolda kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum."Şirketin faaliyet gösterdiği illerde gerçekleşen ağaçlandırma etkinliklerine Tüpraş Rafineri müdürleri, çevre ve sürdürülebilirlik ekipleri ile gönüllü çalışanlar katıldı. Orman Genel Müdürlüğü'nün ilgili şube müdürlüklerinden temsilcilerin de yer aldığı etkinliklerde ağaçlandırma süreçleri ve ekosistem üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilendirmeler de yapıldı.Hatıra ormanları, bölgesel ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunarken gelecek nesiller için de kalıcı bir çevresel değer yaratıyor; çalışanların gönüllü katılımı sayesinde çevre bilinci kurum kültüründe daha da yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, doğaya ve topluma uzun vadeli fayda sağlayan bütünsel sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor.Tüpraş, ağaçlandırma çalışmalarını yeni alanların yeşillendirilmesiyle sınırlı tutmuyor, aynı zamanda İzmir ve İzmit'te orman yangınlarından etkilenen sahaların rehabilitasyonuna da katkı sağlıyor. Dikilecek fidan türleri; bölgesel bitki örtüsü, ekosistem ihtiyaçları ve olası yangın riski dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü uzmanlarının yönlendirmeleriyle belirleniyor. Bu kapsamda Batman'da gerçekleştirilen fidan dikiminde bölgedeki kuş türleri için önemli bir besin kaynağı olan, ekosisteme ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak Menengiç fidanları tercih edildi. Tüpraş, bu yaklaşımıyla ekolojik iyileşmeyi destekleyen ve uzun vadeli çevresel fayda yaratan bir ağaçlandırma modeli benimsiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Apr 2026 11:54:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sakarya için sıfır atık stratejik hedefleri belirlendi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sakarya-icin-sifir-atik-stratejik-hedefleri-belirlendi-9709/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sakarya-icin-sifir-atik-stratejik-hedefleri-belirlendi-9709/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FDBBF4-8C597A-21BE39-EA0D5B-855429-2B5410.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı tarafından "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla hayata geçirilen "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları"nın Sakarya ayağı, düzenlenen Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlandı. Sakarya Üniversitesi'nde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FDBBF4-8C597A-21BE39-EA0D5B-855429-2B5410.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Vakfı tarafından "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla hayata geçirilen "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları"nın Sakarya ayağı, düzenlenen Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlandı. Sakarya Üniversitesi'nde gerçekleştirilen konferansla birlikte kentin 2027 Sıfır Atık Yılı vizyonu ortaya konulurken, şehir için tespit edilen sorunlara yönelik stratejik hedefler açıklandı. Ayrıca Sakarya'da yürütülecek sıfır atık çalışmalarını koordine etmek üzere Sıfır Atık İl Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Çalıştay çıktıları, yalnızca çevre politikaları açısından değil, kaynak verimliliği, yatırım ihtiyacı ve sürdürülebilir büyüme perspektifi açısından da Sakarya'nın yeni yol haritasını şekillendirdi.Sıfır Atıkta küresel model ve ekonomik değer üretimiSıfır Atık Vakfı'nın çalışmaları, Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi çerçevesinde gelişirken, Türkiye'nin bu alandaki yaklaşımı ulusal bir çevre politikasından küresel ölçekte karşılık bulan bir sürdürülebilirlik modeline dönüşmüş durumda. Bu kapsamda Sakarya Sıfır Atık Çalıştayı, Sıfır Atık Vakfı ve Sakarya Valiliği himayelerinde üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle hayata geçirilerek çok paydaşlı bir dönüşüm modeli ortaya koydu.Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise Türkiye'nin sıfır atık yaklaşımının geldiği noktaya ilişkin değerlendirmesinde, "Sıfır Atık Hareketi bugün 193 ülkede karşılık bulan küresel bir yapıya dönüştü. Bu süreç yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir paradigma değişimini ifade ediyor. Kaynakların daha verimli kullanılması ve atık yönetiminin ekonomik değere dönüştürülmesi açısından Türkiye önemli bir model sunuyor" dedi.Konferansta paylaşılan veriler, Türkiye'nin atık yönetiminde son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyarken, geri kazanım oranının 2017'deki yüzde 13 seviyelerinden 2025 itibarıyla yüzde 37,5'in üzerine çıktığı ve 90 milyon tonun üzerinde atığın ekonomiye yeniden kazandırıldığı bilgisi dikkat çekti. Buna ek olarak, Sakarya'da depozito iade sistemi kapsamında 7 milyon adedin üzerinde içecek ambalajının toplandığı, sistemin yıl sonuna kadar 81 ilde yaygınlaştırılmasının hedeflendiği açıklandı. Bu gelişim, sıfır atık uygulamalarının döngüsel ekonomi kapsamında yarattığı ekonomik değeri daha da güçlendiriyor.Sakarya'da dönüşümün odağı: Kaynak yönetimiSakarya özelinde yapılan değerlendirmelerde, kentin güçlü tarım altyapısı, sanayi kapasitesi ve turizm potansiyeline rağmen plansız yapılaşma, atık yönetim altyapısındaki eksiklikler, artan nüfus ve kaynak tüketimi gibi unsurların sürdürülebilir büyüme üzerinde baskı oluşturduğu vurgulandı. Bu çerçevede belirlenen stratejik hedefler; kaynağında ayrıştırma sistemlerinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği yatırımları, atıktan enerji üretimi ve su kaynaklarının korunması gibi başlıklarda somut dönüşüm adımlarını içeriyor.&nbsp;Kamu ve akademiden güçlü destekKonferansta konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Türkiye'nin sıfır atık alanında önemli bir mesafe kat ettiğini belirterek, geri kazanım oranındaki artışın ve elde edilen ekonomik kazanımların bu modelin başarısını ortaya koyduğunu ifade etti. Depozito iade sisteminin yaygınlaştırılmasıyla birlikte atık yönetiminde yeni bir aşamaya geçileceği vurgulandı.&nbsp;Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda gelecek vizyonunu şekillendiren bir kalkınma meselesi olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimler olarak atıkları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.&nbsp;Sakarya Valisi Rahmi Doğan da kentin sahip olduğu doğal kaynakların korunmasının stratejik önemine işaret ederek, özellikle su kaynakları ve tarım arazilerinin sürdürülebilirliği için yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini ifade etti.&nbsp;Akademi tarafında ise Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, sıfır atık yaklaşımını eğitim, araştırma ve uygulama boyutlarıyla ele alarak kampüslerde entegre sistemler ve sürdürülebilirlik odaklı projeler geliştirdiklerini açıkladı.&nbsp;COP31 ile küresel ölçekte güçlenen Türkiye modeliSamed Ağırbaş, COP31 sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise küresel ölçekte yürütülen çalışmalara dikkat çekerek, "COP31 kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde çalışmalar yürütüyor, devlet dışı aktörlerin sürece daha güçlü katılımı için çalışıyoruz" dedi.&nbsp; Yerelden ulusala uzanan bu yapı sayesinde sıfır atık vizyonunun yalnızca bir çevre politikası olmaktan çıkarak ekonomik ve toplumsal dönüşümün ana unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Apr 2026 09:34:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Girişimcilik Vakfı, ekosistemi ortak zeminde buluşturdu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/girisimcilik-vakfi-ekosistemi-ortak-zeminde-bulusturdu-9841/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/girisimcilik-vakfi-ekosistemi-ortak-zeminde-bulusturdu-9841/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC6BB9-255982-3277D1-161B7E-F5437B-DE623E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) tarafından, Türkiye İş Bankası'nın destekleriyle, 26 Mart'ta Feriye'de gerçekleşen İstanbul Networking Night (GİRVAK INN) 150 kişilik kontenjan için 700 başvuru alarak büyük ilgi gördü. Girişimcilik ekosistemindeki ortak zemin ihtiyacına yönelik olarak&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC6BB9-255982-3277D1-161B7E-F5437B-DE623E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) tarafından, Türkiye İş Bankası'nın destekleriyle, 26 Mart'ta Feriye'de gerçekleşen İstanbul Networking Night (GİRVAK INN) 150 kişilik kontenjan için 700 başvuru alarak büyük ilgi gördü. Girişimcilik ekosistemindeki ortak zemin ihtiyacına yönelik olarak hayata geçirilen etkinlikte, 188 kurumdan 89 kurucu ve 41 Fellow'un katıldığı etkinlik, farklı deneyim ve bakış açılarını buluşturarak, gençler, girişimciler, kurumlar ve yatırımcılar arasında güçlü bir ortak zemin yaratmayı hedefledi.&nbsp;"Gerçek dönüşüm ancak bir ortak zemin kurulabildiğinde mümkün"GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Girişimcilik Vakfı olarak kuruluşumuzdan bugüne, gerçek dönüşümün ancak bir ortak zemin kurulabildiğinde mümkün olduğuna inanıyor; yıllardır gençlerle, girişimcilerle, mezunlarımızla, kurumlarla, yatırımcılarla, farklı disiplinlerden insanlarla hep aynı niyetle bir araya geliyoruz. Türkiye İş Bankası'nın destekleriyle hayata geçirdiğimiz İstanbul Networking Night da bu yüzden bizim için çok değerli. Bu ekinliği sadece bir networking buluşması olarak değil; farklı bakış açılarının ve farklı deneyimlerin bir araya geldiği güçlü bir ortak zemin örneği olarak görüyoruz. Çünkü girişimcilik ekosistemi, yalnızca iyi fikirlerle ya da güçlü kurumlarla büyümüyor. Asıl büyüme; insanların birbirini gerçekten duyabildiği, farklı deneyimlerin aynı masada buluşabildiği ve yeni ihtimallerin birlikte doğabildiği ortak alanlarda başlıyor." dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 01 Apr 2026 16:52:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya Su günü kapsamında anlamlı çevre projesi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-su-gunu-kapsaminda-anlamli-cevre-projesi-8831/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-su-gunu-kapsaminda-anlamli-cevre-projesi-8831/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_83F263-75A2A2-072B14-9D1D75-AD25AC-6A1BF3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olan ve 40 yıldır toplum sağlığına ve sağlık sektörüne katkı sağlayan Polifarma, 'Sürdürülebilir Gelecek' hedefi kapsamında Dünya Su Günü kapsamında anlamlı bir çevre projesine imza attı. Polifarma Sürdürülebilirlik Komitesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_83F263-75A2A2-072B14-9D1D75-AD25AC-6A1BF3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olan ve 40 yıldır toplum sağlığına ve sağlık sektörüne katkı sağlayan Polifarma, 'Sürdürülebilir Gelecek' hedefi kapsamında Dünya Su Günü kapsamında anlamlı bir çevre projesine imza attı. Polifarma Sürdürülebilirlik Komitesi ve şirket gönüllülerinden oluşan 'Yeşil Yakalılar Kulübü' iş birliğiyle Marmaraereğlisi Türkmenli Barajı'nda düzenlenen etkinlikte, gölet çevresindeki atıklar toplanarak su ekosisteminin korunmasına katkı sağlandı.26 Mart Perşembe günü düzenlenen etkinlikte, Polifarma gönüllüleri su kaynaklarının korunmasına dikkat çekmek amacıyla gölet çevresinde biriken atıkları temizledi. Etkinliğe, T.C. Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Mustafa Onur Bozkurter ve üst düzey belediye yetkililerinin yanı sıra TESKİ (Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) Genel Müdür Yardımcısı Ferruh Beceren ile Türkmenli Mahallesi Muhtarı Mümin Somuncu da katıldı.Yeşil Yakalılar ile sanayi ve doğa arasında sürdürülebilir köprü kuruyorÜretim süreçlerinde çevresel etkileri en aza indirerek, kaynaklarını verimli kullanmaya özen gösteren Polifarma, faaliyetlerini 'Önce Hayat' mottosu doğrultusunda şekillendirerek BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu bir şekilde hareket ediyor. Tüm iş süreçlerinde sürdürülebilirlik ön plana alınırken, çevreye ve topluma daha çok değer katmak şirketin en önemli hedefleri arasında yer alıyor. Çevre dostu bir üretim tesisinin yanı sıra çevre bilinci yüksek bir çalışan topluluğu da oluşturmayı hedefleyen şirket, Sürdürülebilirlik Komitesi ve yine tamamen çalışanların gönüllü katılımıyla kurulan 'Yeşil Yakalılar Kulübü' iş birliğiyle çeşitli etkinlikler düzenleyerek çevre bilinci ve farkındalığının artırılmasına katkı sağlıyor.'Yeşil Yakalılar', çevre dostu prensiplerini günlük iş yaşamına entegre ederek sanayi ile doğa arasında dengeli ve sürdürülebilir bir köprü kurmayı amaçlıyor. Doğal kaynakların bilinçli kullanımı, karbon ayak izinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve döngüsel ekonomi prensiplerinin benimsenmesi Yeşil Yakalılar kulübünün temel öncelikleri arasında yer alıyor.&nbsp;Su, insan sağlığı ve yaşamın sürdürülebilirliği için en temel ihtiyaçSKA hedefleri arasında yer alan 'Temiz su kaynaklarına erişim' de gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak açısından kritik öneme sahip. Çünkü insan sağlığı ve yaşamın sürdürülebilirliği için en temel ihtiyaç olan su kaynaklarımız, küresel iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketim nedeniyle giderek azalıyor. Bu kaynakların korunmasında ise hepimize büyük sorumluluk ve görevler düşüyor.&nbsp;Polifarma gönüllüleri de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek 'Türkmenli Barajı Temizlik Projesi' ile hem su kaynaklarının sürdürülebilirliği hem doğal yaşam alanlarının korunmasına katkı sağlanması açısından önemli bir projeye imza attı. Marmaraereğlisi Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik kapsamında; Tekirdağ bölgesi için oldukça değerli bir su kaynağı olan Türkmenli Gölet çevresine atılan plastik, cam, kâğıt ve naylon poşet gibi atıklar toplanarak çevre kirliliğine dikkat çekildi. Kurumsal sosyal sorumluluk alanında atılan bu küçük adımların, sürdürülebilir gelecek hedefine giden yolda, toplumun tüm kesimlerine örnek oluşturması umut edilirken, şirket gelecek dönemde de doğaya, insana ve geleceğe olan sorumluluğu ile üretimin her aşamasında çevre bilincini yaşatmaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 09:50:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hedef petrol değil yaşam kaynağı su]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-petrol-degil-yasamin-kaynagi-su-6293/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-petrol-degil-yasamin-kaynagi-su-6293/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F72CDD-D6394B-1561BB-489DC0-164B3C-65683D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYOrta Doğu&#39;da savaş doktrinleri köklü bir değişime uğruyor. Yıllarca petrol kuyuları, rafineriler ve enerji transfer hatları üzerinden yürütülen stratejik tehditler, yerini çok daha ölümcül ve insani kriz yaratacak bir hedefe bıraktı: Deniz Suyu Arıtma (Desalinasyon)&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F72CDD-D6394B-1561BB-489DC0-164B3C-65683D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYOrta Doğu&#39;da savaş doktrinleri köklü bir değişime uğruyor. Yıllarca petrol kuyuları, rafineriler ve enerji transfer hatları üzerinden yürütülen stratejik tehditler, yerini çok daha ölümcül ve insani kriz yaratacak bir hedefe bıraktı: Deniz Suyu Arıtma (Desalinasyon) Tesisleri. Giderek artan su stresi ve iklim krizi, bölge ülkelerinin içme ve kullanma suyunda denize bağımlılığını en üst seviyeye çıkarmış durumda. İstihbarat raporlarına yansıyan son iddialara göre İran, olası bir topyekûn savaş durumunda İsrail ve Arap ülkelerinin can damarı olan arıtma tesislerini hedef almayı planlıyor. Buna karşılık Washington ve Tel Aviv hattının misilleme planlarında, İran&#39;ın iç kesimlerini besleyen arıtma kompleksleri ilk sırada yer alıyor.İSRAİL VE ARAP ÜLKELERİ İÇİN VAROLUŞSAL TEHDİTİsrail ve Körfez Arap ülkelerinin tatlı su kaynakları neredeyse tükenme noktasında. Bölgedeki tesislerin vurulması, milyarlarca dolarlık ekonomik bir krizin ötesinde saniyeler içinde bir beka sorununa dönüşebilir:•	İsrail&#39;in Aşil Topuğu: İsrail, evsel içme suyunun yaklaşık %80&#39;inden fazlasını Akdeniz kıyısındaki (Sorek, Hadera, Aşkelon gibi) devasa deniz suyu arıtma tesislerinden sağlıyor. Sadece Sorek tesisi, günde 600 bin metreküpten fazla su üreterek küresel çapta en büyük kapasitelerden birini temsil ediyor. Ayrıca İsrail&#39;in yüksek teknolojiye dayalı tarım ihracatı büyük ölçüde bu tesislere entegre edilmiş durumda. Bu tesislerin güdümlü füzeler veya İHA sürüsü saldırılarıyla devre dışı kalması, ülkenin birkaç gün içinde susuzluktan felç olması ve tarım ekonomisinin çökmesi anlamına geliyor.•	Körfez&#39;in Sıfır Noktası: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Kuveyt gibi ülkeler, içme sularının %90&#39;a yakınını Basra Körfezi&#39;ndeki tesislerden elde ediyor. Dünyanın en büyük arıtılmış su üreticisi konumundaki Suudi Arabistan&#39;ın milyarlarca dolarlık Ras Al Khair tesisi ve BAE&#39;nin Cebel Ali kompleksi, bu ülkelerin adeta yaşam destek üniteleri konumunda. Özellikle Riyad ve Dubai gibi çöle kurulmuş metropollerin arıtılmış su olmadan ayakta kalma süresi sadece birkaç günle sınırlı. Şebekelerin durması; salgın hastalıkların patlak vermesi, sanitasyonun çökmesi ve toplu göç dalgaları demek.SAHİLDEN ÇÖLE UZANAN SU KORİDORLARIABD ve İsrail'in olası misilleme haritasında, İran'ın nükleer veya askeri tesisleri kadar stratejik bir diğer hedef de ülkenin kırılgan su altyapısı. Yıllardır şiddetli kuraklık ve yeraltı su rezervlerinin hızla tükenmesiyle boğuşan İran, ekonomik ve demografik çöküşü engellemek adına rotayı mecburi olarak güney sahillerine çevirmiş durumda. Basra Körfezi ve Umman Denizi kıyılarında –özellikle Bender Abbas ve Çabahar'da– faaliyet gösteren devasa deniz suyu arıtma tesisleri, ülkenin adeta can damarı işlevini görüyor.Tahran yönetiminin devasa bütçeler ayırarak hayata geçirdiği &#34;Basra Körfezi Su Transferi Mega Projesi&#34; kapsamında bu tesislerde arıtılan su, yüzlerce kilometrelik dev boru hatlarıyla çölün ortasındaki Yezd, Kirman ve İsfahan gibi kurak iç eyaletlere pompalanıyor. Bu hatlar sadece milyonlarca insanın içme suyunu sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda İran ekonomisinin belkemiği olan bölgedeki bakır, çelik ve petrokimya ağır sanayi tesislerinin çarklarını da döndürüyor.İç İsyan ve Stratejik Çöküş Riski: Bu hayati su şebekesinin ve arıtma komplekslerinin füzelerin hedefi olması, Tahran yönetimi için salt bir altyapı hasarı değil, doğrudan bir rejim güvenliği meselesi. Geçmiş yıllarda Zayende Nehri&#39;nin kuruması ve su kesintileri nedeniyle ülke genelinde patlak veren kitlesel protestolar göz önüne alındığında; sahil ile iç kesimler arasındaki bu su koridorunun kesilmesi, ülkeyi onarılması güç bir susuzluk krizine, ağır sanayinin durmasına ve rejimi içeriden sarsacak devasa bir sivil itaatsizlik dalgasına sürükleyebilir.FÜZELERDEN ÖNCE BAŞLAYAN SİBER SAVAŞ&nbsp;Tesislerin yarattığı zafiyet sadece füzelerle sınırlı değil. Aslında bu savaş yıllar önce dijital ortamda başladı. 2020 yılında İranlı bilgisayar korsanlarının İsrail su şebekesine sızarak suya karıştırılan klor seviyesini ölümcül doza çıkarma girişimi, arıtma tesislerinin aynı zamanda devasa birer siber savaş cephesi olduğunu kanıtlamıştı. Dahası, vurulan bir petrol boru hattı haftalar içinde onarılabilirken, arıtma tesislerinin kalbini oluşturan yüksek teknolojili &#34;ters osmoz membranlarının&#34; ve özel titanyum pompaların yeniden sipariş edilip kurulması yılları bulabiliyor. Bu durum, olası bir saldırının faturasını anlık bir susuzluk krizinden çıkarıp, onarımı imkânsıza yakın milyarlarca dolarlık bir altyapı felaketine dönüştürüyor.ASİMETRİK SAVAŞ VE ÇÖKEN EKOSİSTEMUzmanlar, su tesislerine yönelik bir savaşın &#34;karşılıklı garantili yıkım&#34; (Mutually Assured Destruction) anlamına geldiği konusunda hemfikir. Tesislerin vurulması sadece insanları ve fabrikaları susuz bırakmakla kalmayacak; devasa bir çevre felaketini de tetikleyecek. Normal şartlarda bile denize deşarjı büyük sorun olan ve &#34;brine&#34; (aşırı tuzlu atık su) adı verilen kimyasal karışımın, tesislerin vurulmasıyla kontrolsüzce yayılması bekleniyor. Vurulan kimyasal ünitelerden sızacak yüksek konsantrasyonlu tuz, klor ve kireç önleyici kimyasallar, Basra Körfezi ve Doğu Akdeniz&#39;in kapalı deniz ekosistemini on yıllar boyunca geri dönülemez şekilde zehirleyecek.HEDEFTEKİ DEV TESİSLER&nbsp;SOREK (İsrail): Dünyanın en büyük ters osmoz tesislerinden biri. Günde 600 bin metreküpten fazla tatlı su üretiyor. Tel Aviv yönetiminin evsel su ihtiyacının ve yüksek teknolojili tarım ihracatının ana damarı.HADERA ve AŞKELON (İsrail): Akdeniz kıyısında yer alan ve İsrail&#39;in su bağımsızlığını sağlayan diğer iki mega kompleks. Devre dışı kalmaları, ülkeyi günlerle ifade edilen bir sürede susuz bırakabilir.RAS AL KHAİR (Suudi Arabistan): Basra Körfezi kıyısında milyarlarca dolarlık yatırımla kurulan, dünyanın en büyük arıtılmış su üretim merkezlerinden biri. Çöl metropollerinin en kritik yaşam destek ünitesi.CEBEL ALİ KOMPLEKSİ (BAE): Dubai&#39;yi ve bölgeyi çölün ortasında hayatta tutan, elektrik üretimiyle entegre çalışan devasa su arıtma üssü.BENDER ABBAS ve ÇABAHAR (İran): Tahran&#39;ın &#34;Basra Körfezi Su Transferi Mega Projesi&#34;nin kalbi. Üretilen su, yüzlerce kilometrelik borularla çölün ortasındaki Yezd ve İsfahan gibi eyaletlere taşınarak hem halkı hem de İran&#39;ın bakır ve çelik sanayisini ayakta tutuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 01:13:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[600 milyon fidanın toprakla buluşturulması hedefleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor-9563/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor-9563/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B0EB-3A0453-4110CC-FE68EC-9CF52E-32B9FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karacabey, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.Hem Türkiye&#39;de hem de dünyada 2025&#39;in orman yangınlarıyla gündeme geldiğini anımsatan Karacabey, Orman Genel Müdürlüğü olarak büyük ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B0EB-3A0453-4110CC-FE68EC-9CF52E-32B9FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karacabey, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.Hem Türkiye&#39;de hem de dünyada 2025&#39;in orman yangınlarıyla gündeme geldiğini anımsatan Karacabey, Orman Genel Müdürlüğü olarak büyük ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını söyledi.Karacabey, geçen yıl 517 milyon fidan ve tohumun toprakla buluşturulduğunu ve yeni orman alanlarının ülkeye kazandırıldığını bildirdi.Mevcut ormanlardaki boşlukları ve verimsiz alanları da rehabilite ederek verimli hale getirdiklerini vurgulayan Karacabey, şöyle devam etti:&#34;Bu sayede FAO&#39;nun 2025 yılı Dünya Orman Varlığı Raporu&#39;nda ülkemiz orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında 6&#39;ncı sıradan 4&#39;üncü sıraya çıkarak yükselişini devam ettirmiş oldu. Yıllık ortalama 118 bin hektar orman alanını artırmış olarak kayıtlara geçtik. 2026 ile alakalı da Sayın Cumhurbaşkanımız 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerinde 2026 yılı 11 Kasım&#39;ına kadar bir hedef belirleyip talimatlandırdılar. İnşallah 2026 yılı 11 Kasım&#39;ına kadar 600 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Böylelikle hem orman varlığımızı artırırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları tesis etmiş olacağız.&#34;- &#34;Dünyada kullanılan en ileri teknoloji&#34;Türkiye&#39;nin dünyada ormanları gözetleyen ve yangınlarla mücadelede insansız hava aracı (İHA) kullanan iki ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Karacabey, bu yıl 14 İHA ile ormanların sağlığını izleyerek, korunmasıyla ilgili tedbirleri alacaklarını dile getirdi.Karacabey, aynı zamanda sayıları 2 bin 800&#39;e ulaşan ve ormanların değişik noktalarına konuşlandırılmış fotokapanlarla da kritik orman noktalarını 7 gün 24 saat esasına dayalı izlediklerini ve kayıt altına aldıklarını ifade etti.Ormanların sağlığını tehdit eden her türlü etkiye ve müdahaleye karşı gereken tedbirleri bu sayede aldıklarına işaret eden Karacabey, &#34;Türkiye&#39;nin, ormanların sağlığının izlenmesinde kullandığı teknolojik altyapı bugün dünyada kullanılan en ileri teknolojidir. Bunu açık ve net olarak ifade edebiliriz.&#34; diye konuştu.Karacabey, ormanların sağlığı, sürdürülebilirliği, gençleştirilmesi başta olmak üzere, bütün çalışmalarda en önemli paydaşlarının orman köylüleri olduğunu belirterek, onları her alanda desteklediklerini vurguladı.Orman köylülerine sadece ormanda yaptıkları işçilik için değil, onların ekonomik seviyelerinin iyileştirilmesi veya yaşadıkları ortamdaki sosyal şartların iyileştirilmesiyle ilgili de krediler verdiklerini dile getiren Karacabey, &#34;Bu kredilerin bir şablonu yok. Orman köylümüzün neye ihtiyacı varsa onu karşılıyoruz. Bazen bir vatandaşımızın evinin üzerine güneş enerjisi panelleri konulup elektrik ihtiyacını karşılamasından tutun, evinin mantolanmasına, kalorifer sisteminin kurulmasına varıncaya kadar ihtiyacının karşılanması noktasında krediler veriyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.- Orman köylülerine 3,2 milyar liralık bütçeSöz konusu kredilerin yüzde 20&#39;sinin hibe, yüzde 80&#39;inin de faizsiz, kredi türüne göre 3 yıl ile 7 yıl arasında geri ödeme şartları bulunan krediler olduğu bilgisini veren Karacabey, şunları kaydetti:&#34;2025 yılında 2,5 milyar lira kredi dağıttık. İnşallah 2026 yılında da 3 milyar 200 milyon liralık bütçemiz var. Bütün çabamız şu, orman köylümüz yaşadığı yerde mutlu olsun, doğduğu yerde doysun. Hedefimiz bu, bunun için gayret ediyoruz ve bu projelerde de kredi şartlarında da herhangi bir kısıtlayıcı unsur yok. Vatandaşımız ne için istiyorsa o konuda yardımcı oluyoruz.&#34;Karacabey, vatandaşları Orman Haftası dolayısıyla 26 Mart&#39;ta Ankara&#39;da Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı&#39;nın katılımıyla yapılacak fidan dikim etkinliğine davet ederek, &#34;Ayrıca 81 ilimizin tamamında bu hafta fidan dikim etkinlikleri olacak. Her vatandaşımızı, kendi bulunduğu ilde fidan dikim alanlarına bekliyoruz. Onların da dünyadayken bir dikili ağaçları olsun istiyoruz.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Mar 2026 11:20:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tarımsal sulamada suyun %35¬¬-60'ı tarım arazisine ulaşmadan kayboluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tarimsal-sulamada-suyun-35-60i-tarim-arazisine-ulasmadan-kayboluyor-9738/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tarimsal-sulamada-suyun-35-60i-tarim-arazisine-ulasmadan-kayboluyor-9738/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A7095D-E79E85-D78DCE-1AB9CA-EA3A1A-62C59B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de su kaynakları üzerindeki baskı giderek artarken, tarımda kullanılan sulama yöntemleri ve ekipman verimliliği her geçen gün daha kritik hale geliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Su Verimliliği Strateji Belgesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A7095D-E79E85-D78DCE-1AB9CA-EA3A1A-62C59B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de su kaynakları üzerindeki baskı giderek artarken, tarımda kullanılan sulama yöntemleri ve ekipman verimliliği her geçen gün daha kritik hale geliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023–2033) verilerine göre Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede tüketilen suyun yaklaşık %74'ü tarımsal sulamada kullanılıyor.22 Mart Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, Türkiye'de tarımsal sulamada yanlış yöntemlerin yol açtığı kayıplara dikkat çekti:"Tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor""Ülkemizde tarımsal sulamanın yaklaşık %80'i hâlâ cazibeli sulama sistemleriyle gerçekleştiriliyor. Bu sistemlerde suyun %35-60'ı tarım arazilerine ulaşmadan kayboluyor. Bu nedenle tarımsal sulamanın, suyun doğrudan bitkinin kök bölgesine ulaşmasını sağlayan basınçlı sulama sistemleri, yani damla veya yağmurlama yöntemleri ile yapılması büyük önem taşıyor. Basınçlı sulama sistemlerine geçiş, tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde modern sulama sistemlerinin kullanım oranı hâlâ %20 seviyelerinde bulunuyor."Sulama verimliliğinde yalnızca yöntemin değil, sistemi besleyen pompa teknolojisinin de belirleyici olduğunu belirten Özlem Başlangıç, şunları söyledi:&nbsp;Pompa kapasitesine dikkat!"Azalan su kaynakları ve artan enerji maliyetleri, bahçe ve tarımsal sulama sistemlerinde verimli çözümleri zorunlu hâle getiriyor. Bu noktada sistemi besleyen pompaların doğru seçilmesi, sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor. Düşük kapasitedeki pompalar yetersiz sulamaya neden olurken, aşırı güçlü pompalar ise gereksiz enerji tüketimi ve su kaybına yol açabiliyor. Bu nedenle sulama sistemlerinde sabit basınç ve doğru debi sağlayan pompaları tercih etmek gerekiyor.Tarımsal sulamada optimum performans sunuyorİmpo olarak, SKN 4 serisi teknopolimer fanlı dalgıç pompa ürün gruplarımız ile damla ve yağmurlama sistemlerinde sistem verimini artırıyoruz. Kompakt yapıları ve stabil çalışma özellikleri sayesinde gereksiz su kullanımını azaltarak su tasarrufuna katkı sağlayan dalgıç pompalar, yüksek hidrolik verimleriyle de daha az enerji tüketerek tarımsal sulamada optimum performans sunuyor.&nbsp;Dalgıç pompaların korozyona dayanıklı teknopolimer gövde ve fan yapısı ise uzun ömürlü kullanım imkânı sağlayarak, bakım ve işletme maliyetlerini düşürüyor." dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Mar 2026 08:52:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bolu Dağı'nda kar etkili oluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-kar-etkili-oluyor-2245/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-kar-etkili-oluyor-2245/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B59BE5-F284EE-8754A7-E010B8-722685-702A0D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Otoyol ve kara yolunda gece saatlerinde başlayan ve aralıklarla süren kar yağışı nedeniyle güzergahta yol kenarları kısmen beyaz örtüyle kaplandı.Ulaşımda aksama yaşanmazken, karayolları, jandarma ve trafik ekipleri, bölgede çalışma yürütüyor.Ekipler, sürücüleri dikkatli olmaları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B59BE5-F284EE-8754A7-E010B8-722685-702A0D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Otoyol ve kara yolunda gece saatlerinde başlayan ve aralıklarla süren kar yağışı nedeniyle güzergahta yol kenarları kısmen beyaz örtüyle kaplandı.Ulaşımda aksama yaşanmazken, karayolları, jandarma ve trafik ekipleri, bölgede çalışma yürütüyor.Ekipler, sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 20 Mar 2026 09:25:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suyun geleceğini korumak için zaman daralıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-gelecegini-korumak-icin-zaman-daraliyor-4352/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-gelecegini-korumak-icin-zaman-daraliyor-4352/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5968EB-073083-50A5CF-5B7CC6-0A732C-E61B5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya genelinde artan nüfus ve hızlı kentleşme, su talebini her geçen yıl yükseltiyor. Uzmanlara göre küresel su kullanımı son 40 yıldır yıllık ortalama yüzde 1 oranında artış gösteriyor. Bu artış özellikle şehirlerdeki su altyapısı üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5968EB-073083-50A5CF-5B7CC6-0A732C-E61B5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünya genelinde artan nüfus ve hızlı kentleşme, su talebini her geçen yıl yükseltiyor. Uzmanlara göre küresel su kullanımı son 40 yıldır yıllık ortalama yüzde 1 oranında artış gösteriyor. Bu artış özellikle şehirlerdeki su altyapısı üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Şehirlerdeki su şebekelerinde yaşanan kayıp ve kaçaklar, verimsiz sistemler ve yetersiz işletme süreçleri her yıl milyarlarca metreküp suyun kaybedilmesine neden oluyor. Öte yandan atık su yönetimi de su döngüsünün sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol oynuyor. Atık suyun güvenli şekilde arıtılması ve yeniden kullanılabilir hale getirilmesi hem su kaynaklarının korunmasına hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlıyor.Su yönetiminde altyapı verimliliği belirleyiciSu altyapısının verimli çalışması hem su kaynaklarının korunması hem de enerji tüketiminin azaltılması açısından kritik rol oynuyor. Su iletim sistemleri, bina altyapıları, sulama sistemleri ve atık su arıtma tesisleri gibi birçok alanda kullanılan pompa sistemleri bu altyapının temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.Bu sistemlerin verimli şekilde çalışması yalnızca enerji tüketimini değil, aynı zamanda suyun güvenli ve kesintisiz şekilde taşınmasını da doğrudan etkiliyor.Su döngüsünün önemli bir parçası olan atık su yönetimi de bu sürecin kritik başlıklarından biri. Atık suyun güvenli şekilde toplanması, arıtılması ve yeniden kullanım süreçlerine kazandırılması hem çevresel sürdürülebilirlik hem de su kaynaklarının korunması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle atık su altyapısında kullanılan sistemlerin kesintisiz ve verimli çalışması sürdürülebilir su yönetiminin temel unsurları arasında yer alıyor."Sürdürülebilir su yönetiminde verimlilik kritik"Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Masdaf Genel Müdürü Erhan Özdemir, su yönetiminde verimliliğin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek şunları söyledi: "Su kaynakları üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor. Bu nedenle su yönetiminde yalnızca yeni altyapı yatırımlarına değil, mevcut sistemlerin verimli ve sürdürülebilir şekilde işletilmesine de odaklanmak gerekiyor. Su iletiminden atık su yönetimine kadar birçok alanda kullanılan pompa sistemleri, su altyapısının performansında kritik bir rol oynuyor. Yüksek verimli sistemler hem enerji tüketimini optimize ediyor hem de su kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor. Masdaf olarak akışkan teknolojileri alanındaki mühendislik gücümüzle su altyapılarının daha verimli, güvenilir ve sürdürülebilir şekilde çalışmasına katkı sunmaya devam ediyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 19 Mar 2026 02:37:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Suyumuzu korumanın bir yolu var"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyumuzu-korumanin-bir-yolu-var-7274/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyumuzu-korumanin-bir-yolu-var-7274/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEA03B-E1D9FD-56A22A-DF1C94-36E45C-9035D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletlerin ilkini 1993'te duyurduğu Dünya Su Gününün amacı; su krizine ve suya güvenli erişime dikkat çekmek, tasarruf bilincini vurgulamak, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğinin tehdit altında olduğunu hatırlatmak.&nbsp;Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEA03B-E1D9FD-56A22A-DF1C94-36E45C-9035D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletlerin ilkini 1993'te duyurduğu Dünya Su Gününün amacı; su krizine ve suya güvenli erişime dikkat çekmek, tasarruf bilincini vurgulamak, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğinin tehdit altında olduğunu hatırlatmak.&nbsp;Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede, suyun yaşamsal önemi ve tatlı su kaynaklarının değeri vurgulandı, suyun sürdürülebilir yönetimi teşvik edildi. Ancak yine de bugün dünyadaki yaklaşık 2.1 milyar insanın güvenli suya erişimi yok! Bu gerçeklik tüm ağırlığıyla karşımızdayken Türkiye, kişi başına düşen 1.519 metreküp su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler arasında. Nüfus artışı ve iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle gelecekte Türkiye'nin su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.&nbsp;ARTIK HER DAMLASI ÇOK DEĞERLİ!&nbsp;Su kaynakları her geçen gün biraz daha azalırken, elimizdeki su için; diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatmak, duş süresini kısaltmak, düşük akımlı duş başlıkları kullanmak, bozuk muslukları tamir etmek ve sızıntıları önlemek, meyve/sebzeleri bir kapta yıkamak gibi tasarruf önlemleri tavsiye ediliyor.&nbsp;"Su tasarrufu iletim hatlarında başlamalı" açıklaması, Çelik Boru ve Profil İmalatçıları Derneği Başkanı Zafer Atabey'den geldi."Suyumuzun yüzde 20-60 arasında bir kısmı kayıp kaçağa gidiyor" diyen Atabey, kuraklık ve su sıkıntısının yaşandığı bir dönemde, suyun kayıp-kaçak olmadan iletilmesinin, dolayısıyla suyun verimli kullanılmasının çok önemli olduğunu söyledi.&nbsp;"Çelik boru ile yapılan iletim hatlarıyla suyumuzu daha çok koruyabiliriz"Afyon, Ankara, Bodrum, Bolu, Gebze, Mardin ve Karaman gibi şehirlerdeki içme suyu ve sulama hatlarında meydana gelen sızıntı ve patlamaları hatırlatan Atabey, "Bu hatlar daha sonra çelik boru ile yenilendi ve kayıp-kaçakların önüne geçildi. Çelik boruda bağlantıların manşon ve conta yerine kaynakla yapılıyor olmasından dolayı çelik boru hatlarında kayıp ve kaçak söz konusu değil. Risk almak istemeyen, hesap verebilirliği ve standartlara uygunluğu önceleyen tüm paydaşlarla birlikte suyumuzu korumak ve verimli kullanmak için çalışmaya hazırız" dedi ve şunları söyledi:"Türkiye olarak, 4,7 milyon ton çelik boru üretimi ile Avrupa'da 1., dünyada 3. sıradayız. Üretimimizin yüzde 45'ini de 140' dan fazla ülkeye ihraç ederek ülkemize yaklaşık 2 milyar dolar döviz kazandırıyoruz. Güçlü ve kalitesini tüm dünyaya kanıtlamış bir sektör olarak biz, kayıp kaçağın sıfıra indiği bir ülke hayal ediyoruz. Yukarıda belirtilen şehirler de dahil olmak üzere, birçok yerel yönetim ve kurum iletim hatlarını çelik boru ile yeniledi ve suyumuza güvenli bir yol açtı. Yağışların azaldığı, nüfusla birlikte kuraklığın arttığı bir dünyada, alt yapı nedeniyle yaşanan su kayıplarının artık kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Elimizdeki suyun kıymetini bilmemiz, kaybolup gitmesine engel olmamız ve onu yönetebilmemiz, çocuklarımıza borcumuz. Biz sektör olarak bu borcu; sızıntı yapmayan, minimum 50 yıl kullanım ömrü olan, dayanıklı ve güvenli çelik boru ürünlerimiz ile yerine getirmek için çalışıyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 18 Mar 2026 02:51:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[RePlast Eurasia, plastik geri dönüşüm sektörünü İstanbul'da buluşturacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/replast-eurasia-plastik-geri-donusum-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-564/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/replast-eurasia-plastik-geri-donusum-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-564/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB33E9-6C9387-6321BE-99A971-A6DC44-B9657D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Plastik geri dönüşümünün öneminin her geçen gün daha fazla gündeme geldiği bir dönemde düzenlenen RePlast Eurasia, geri dönüşüm teknolojilerinden ham madde üretimine kadar sektörün tüm değer zincirini tek platformda buluşturacak. Türkiye'de plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojileri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB33E9-6C9387-6321BE-99A971-A6DC44-B9657D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Plastik geri dönüşümünün öneminin her geçen gün daha fazla gündeme geldiği bir dönemde düzenlenen RePlast Eurasia, geri dönüşüm teknolojilerinden ham madde üretimine kadar sektörün tüm değer zincirini tek platformda buluşturacak. Türkiye'de plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojileri ile ham maddelerine odaklanan ilk ve tek fuar olma özelliği taşıyan organizasyon, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim yaklaşımına ışık tutacak.GERİ DÖNÜŞÜM TEKNOLOJİLERİ VE HAM MADDELERİ BİR ARADARePlast Eurasia kapsamında plastik geri dönüşüm makineleri ve teknolojileri, toplama ve ayrıştırma çözümleri, sertifikasyon ve test ölçüm hizmetleri, petrokimya ve geri dönüşüm ham maddeleri ile iplik ve elyaf geri dönüşüm makineleri gibi pek çok ürün ve teknoloji sergilenecek.Fuar, plastik üreticilerinden petrokimya firmalarına, ambalaj üreticilerinden otomotiv yan sanayisine kadar uzanan geniş sektör yelpazesini aynı çatı altında buluşturacak. Geri dönüştürülmüş ham madde üreticileri, çevre danışmanları, atık yönetimi şirketleri ve endüstriyel makine üreticileri de fuarın katılımcı profili arasında yer alacak.PLASTİK GERİ DÖNÜŞÜMÜNÜN GELECEĞİ PANELLERDE ELE ALINACAKFuar kapsamında düzenlenecek etkinlikler de sektörün geleceğine yönelik önemli tartışmalara sahne olacak. Organizasyonun ilk gününde gerçekleştirilecek 3. PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Konferansı geri dönüşüm alanındaki küresel gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları gündeme taşıyacak. Konferansta Türkiye&#39;den ve dünyadan önemli isimlerin katılımı ile &#39;Plastik Geri Dönüşümünde Uluslararası Perspektif: Küresel Gelişmeler ve Yeni Trendler&#39;, &#39;Geri Dönüştürülmüş Plastik İçeriğinin Üretimi ve Sertifikasyonu: Makine Teknolojileri, Prosesler ve Doğrulama Sistemleri&#39; ve &#39;Otomotiv Sektöründe Geri Dönüşüm Plastik Kullanımı ve Tedarik İmkanları&#39; başlıklarında üç farklı panel yapılacak.&nbsp;&nbsp;Ayrıca yine fuar kapsamında 3. PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri de plastik geri dönüşüm inovasyonunun temel alanlarını ve döngüsel ekonomiye yönelik piyasa uygulamalarını kapsayan 7 kategoride sahibini bulacak. Otomotiv, Elektrikli ve Elektronik Ürün, Altyapı ve İnşaat Malzemeleri, Ev, Mutfak Gereçleri ve Eğlence Ürünleri, Plastik Paketleme ve Ambalaj Malzemeleri, İnovasyon ve Teknoloji: Ürün Teknolojisi, İnovatif Geri Dönüşüm Makineleri ve Plastik Geri Dönüşüm Elçisi kategorilerinde değerlendirilen ve finale kalan projeler fuar salonunda oluşturulan sergi alanında sektör profesyonellerinin ziyaretine açık olacak.&nbsp;İKİ ÖNEMLİ SEKTÖRÜN BİR ARAYA GELMESİ İLE OLUŞAN BÜYÜK SİNERJİPlastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojileri ve ham maddeleri ana ürün grupları altında ürün ve hizmetlerin sergilendiği RePlast Eurasia fuarı bu yıl sektöründe lider fuarlar arasında yer alan Uluslararası İstanbul İplik Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleşecek. Bu iki fuarın bir arada olması sürdürülebilir üretim ve geri dönüşüm odağında önemli bir sinerji yaratacak. RePlast Eurasia Fuarı plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojilerini ve yenilikçi ham maddeleri öne çıkarırken, Uluslararası İstanbul İplik Fuarı ise tekstil sektörünün geri dönüştürülmüş malzemelerin katma değerli ürünlere dönüşümü ile tekstilde sürdürülebilirliği temsil edecek. Bu iki fuar, yarattıkları sinerji ile her iki sektör için ilham veren güçlü bir platform oluşturacak.&nbsp;SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEĞE KATKIRePlast Eurasia, plastiklerin tek kullanımlık bir ürün olmadığını ve doğru geri dönüşüm süreçleriyle tekrar tekrar ekonomiye kazandırılabileceğini vurgulayan bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar, sürdürülebilir üretim anlayışını güçlendirmeyi ve döngüsel ekonomi yaklaşımını sektör genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Tüyap Fuarcılık Grubu ve PAGÇEV iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, "Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm" yaklaşımını merkeze alarak plastik geri dönüşüm teknolojilerinin gelişimine katkı sunmayı amaçlıyor.GEÇEN YIL 8 BİNDEN FAZLA ZİYARETÇİ AĞIRLANDIRePlast Eurasia'nın geçtiğimiz yıl düzenlenen edisyonu, 151 katılımcı firma ve firma temsilciliği ile 8.340 ziyaretçiyi Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde ağırladı.Bu yıl üçüncü kez düzenlenecek fuarın, geri dönüşüm teknolojilerindeki gelişmeleri sektör profesyonelleriyle buluşturması ve sürdürülebilir üretim çözümlerine katkı sağlaması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 17 Mar 2026 11:52:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bolkar Dağları'ndan dünyaya uzanan yolculuk]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolkar-daglarindan-dunyaya-uzanan-yolculuk-4609/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bolkar-daglarindan-dunyaya-uzanan-yolculuk-4609/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB223E-AB4218-B7C0A5-9F5A69-8DB17A-1E6E40.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurulduğu günden bu yana sayısız afette umut olan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'ndeki üstün çabalarıyla hafızalara kazınan ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi'nde canların hayatına dokunan AKUT Arama Kurtarma Derneği, 30. yılında yalnızca geçmişini değil, geleceğe dair vizyonunu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB223E-AB4218-B7C0A5-9F5A69-8DB17A-1E6E40.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurulduğu günden bu yana sayısız afette umut olan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'ndeki üstün çabalarıyla hafızalara kazınan ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi'nde canların hayatına dokunan AKUT Arama Kurtarma Derneği, 30. yılında yalnızca geçmişini değil, geleceğe dair vizyonunu da yeniden tanımlıyor.Bu önemli dönüm noktasında, AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel'in ev sahipliğinde; derneğin kurucuları, mevcut yönetim kurulu üyeleri, gönüllüleri ve protokolün katılımıyla gerçekleşecek "AKUT: 30 Yılın Hikâyesi" etkinliğinde sizleri aramızda görmekten onur duyarız.Bu buluşma, yalnızca bir kutlama değil; afetlere hazırlık kültürünün, gönüllülüğün ve toplumsal dayanışmanın geleceğine dair güçlü bir vizyonun paylaşılacağı özel bir an olacaktır.Katılımınız, hem AKUT'un 30 yıllık yolculuğuna hem de birlikte inşa edeceğimiz daha güvenli bir geleceğe değer katacaktır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 11 Mar 2026 17:37:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜRKONFED'den yeşil dönüşüm için STK'ler ile güç birliği]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/urkonfedden-yesil-donusum-icin-stkler-ile-guc-birligi-2151/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/urkonfedden-yesil-donusum-icin-stkler-ile-guc-birligi-2151/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33C21F-57CDEB-635734-4A6BED-2689C6-4A96D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin ekonomik ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yeşil dönüşüm, enerji, sürdürülebilirlik gibi başlıklara odaklanan iş dünyası ve sektörel derneklerin temsilcileri, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33C21F-57CDEB-635734-4A6BED-2689C6-4A96D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin ekonomik ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yeşil dönüşüm, enerji, sürdürülebilirlik gibi başlıklara odaklanan iş dünyası ve sektörel derneklerin temsilcileri, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Fiziki ve çevrim içi olmak üzere hibrit yöntemle yapılan toplantıya; Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO), Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED), Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD), Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), Entegre Raporlama Derneği Türkiye (ERTA), Global Compact Türkiye, Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD), İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE), Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve TÜSİAD temsilcileri ile Yeşil Dönüşüm Komisyonu İcra Kurulu Üyeleri katılım gösterdi.Toplantıda enerji dönüşümü çerçevesinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, emisyon azaltımı ve döngüsel ekonomi gibi kritik başlıklar değerlendirildi. Türkiye'nin su kıtlığı riski göz önünde bulundurularak su yönetimi konusu da enerji odaklı bu süreçlerle birlikte ele alındı. Enerji verimliliği ve kaynak yönetiminin bir bütün olarak değerlendirildiği görüşmede, kaynakların korunması ile iklim hedefleri arasındaki doğrudan ilişki vurgulandı.TÜRKONFED üyesi olan veya olmayan, konuyla ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarına açık bir platform olarak kurgulanan buluşmada, katılımcılar temsil ettikleri kuruluşun faaliyet alanları ve yeşil dönüşüme dair gelecek vizyonları hakkında bilgi verdi. Toplantıda COP31 sürecinde ve sonrasında, Türkiye'nin tezlerinin güçlendirilmesine katkı sağlanması hususunda fikir birliğine vardı.Onur Ünlü: "Yeşil dönüşüm sürecine ve iş dünyamızın rekabetçiliğine katkı sunacağız"TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, "Çatısı altında ulusal ve uluslararası 340 derneğin bulunduğu TÜRKONFED olarak bu toplantıyı yeşil dönüşüm alanında beraber çalışma kültürünü yerleştirmek, daha etkin çıktılar üretmek ve daha güçlü savunuculuk yapabilmek amacıyla gerçekleştirdik. Bu kapsamda politika önerilerimizi verilerle besleyerek ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlarken iş dünyamızın rekabet gücünü koruması için de çözüm önerileri geliştireceğiz. Bundan sonra da ülkemizin sürdürülebilir geleceğine katkı sunmak isteyen tüm STK'lar ile diğer kurum ve kuruluşlara kapımız açık" dedi.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 23 Feb 2026 13:49:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rize'de mavi ve yeşilin geleceği için sıfır atık vizyonu belirlendi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rizede-mavi-ve-yesilin-gelecegi-icin-sifir-atik-vizyonu-belirlendi-1831/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rizede-mavi-ve-yesilin-gelecegi-icin-sifir-atik-vizyonu-belirlendi-1831/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7FA113-DB258A-24E368-15A0C5-68C134-A2F2AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Hareketi Kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonu ve himayeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı'nın "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla hayata geçirdiği "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7FA113-DB258A-24E368-15A0C5-68C134-A2F2AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sıfır Atık Hareketi Kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonu ve himayeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı'nın "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla hayata geçirdiği "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları" serisinin Rize ayağı, düzenlenen Sonuç Konferansı ile başarıyla tamamlandı.&nbsp;Sıfır Atık Vakfı ve Rize Valiliği himayelerinde, Rize Belediyesi, Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen konferansta çalıştay çıktıları ve Rize Sıfır Atık Hedef Belgesi, Rize Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş tarafından kamuoyuna sunuldu. Konferans kapsamında Rize'de hayata geçirilen Sıfır Atık Uygulama Örnekleri sergilenirken; bu çalışmalara ilişkin film gösterimi ve teşekkür belgesi takdimleri yapıldı.Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansta Sıfır Atık Vakfı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş hitaplarda bulundu.Konferansın açılış konuşmasını yapan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Vakıf olarak, 2017 yılında Emine Erdoğan'ın liderliğinde başlayan sıfır atık projesini başta Türkiye ve dünyanın 193 ülkesinde yaygınlaştırmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, "Türkiye ve dünya için hayalimiz var. Daha yaşanabilir bir Türkiye ve dünya istiyoruz. Türkiye'nin 81 ilinde COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarımızı başlattık. Şehirlerimizin kılcal damarlarına inmek istiyoruz" dedi.Türkiye'nin sıfır atık konusunda dünya lideri olduğunu belirten Ağırbaş, "Türkiye'de başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün BM'nin 2022 kararıyla dünya sathına yayıldı. Aynı zamanda Emine Erdoğan Hanımefendi, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı. Burada alınan kararlar BM ülkelerinde uygulanıyor" diye konuştu.Türkiye'de 9-20 Kasım'da gerçekleştirilecek COP31 zirvesinde dünyanın geleceğinin tartışılacağını vurgulayan Ağırbaş, "Ben bu zirvenin Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak ilan edildim. İklim zirvesini iki ana başlıkta ele alabiliriz. Birisi Blue Zone diğeri ise Green Zone yani; STK'lar, belediyeler, üniversiteler, vatandaşlarımızın katıldığı alan. Biz bu yıl COP'a vatandaşımızın etkin katılımı için 81 ili geziyoruz. Bugün dünyada çok ciddi bir gıda israfı var. Dünyada, Ankara nüfusundan daha fazla insanımızı biz açlık ve susuzluğa bağlı sebeplerden kaybediyoruz. Bu konuları bu yılki iklim zirvesinde tartışmak istiyoruz. Dünyada bu kadar adaletsizlik varken biz, BM toplantılarında gerçeklerin konuşulması için kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Dünyadaki gıda israfını yüzde 20 azaltırsak 9 milyon insanı kurtarabiliyoruz" ifadelerini kullandı.Rize'de atıksız yaylalar hedefliyoruzSıfır Atık Vakfı'nın somut çalışmalarıyla Rize'de kalıcı hizmetler bırakmak istediğini belirten Ağırbaş, "Rize'de atıksız yaylaları hedefliyoruz. Rize tarihin şehri, bilimin şehri, turizmin ve medeniyetin şehri. İnşallah Rizeli hemşehrilerimizle beraber Rize'yi atıksız bir dünya markası haline getirmek için çalışacağız" dedi.&nbsp;Cumhurbaşkanımız çok farklı çalışmalara imza atıyorCumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da Rizeli olduğunu anımsatan Ağırbaş, "Cumhurbaşkanımız bu kentin geleceği için çok farklı çalışmalara imza atıyor. Kendisine teşekkür etmek istiyorum. Yeşil ve mavinin buluştuğu bu şehirde güzel işler yapacağımıza inanıyorum" dedi.Rize'de sıfır atık için akademik çalışmalarRecep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz ise, Sıfır Atık Hareketi'nin artık ölçülebilir ve yaygınlaştırılabilir uygulamalara dönüştürüldüğünü belirterek Rize'ye yönelik projeleri şöyle aktardı:"Rize'de belirli akarsulara kurulacak olan plastik bariyerleri ile toplanacak atıkları raporlayacak ve verileri akademik çalışmalara dönüştüreceğiz. Bilimsel çalışmalara devam ediyor olacağız. Pazar'da bulunan ÇAYKUR fabrikasının çöplerini organik gübreye dönüştüreceğiz. Atığı yeniden üretimin bir parçası haline getireceğiz. Kampüsümüze kazandırılan geçici depolardan toplanan atıklar da bu sistem içinde işlenecektir."Rize'de çöpün teslim edilme maliyeti 7-8 milyon liraRize Belediye Başkanı Rahmi Metin, ihtiyaçları sınırlı tutmanın dünyayı korumak için önemli olduğunu belirterek, "Ambalajlar ve gereksiz ihtiyaçların dışarıya atılmasıyla çöpler ortaya çıkıyor. Sıfır atık projesinin daha evlere alacaklarımız girerken başlaması lazım. Rize'de 250 tonun üzerinde günlük çöp çıkıyor. Bunun 150-160 tonunu ortak işletmemize teslim etme maliyeti 7-8 milyon lira. Böyle bir rakamı ben hiç vermezsem, sıfır atık noktasında çöpün üretilmemesi noktasında harcamış olursam iyi iş yapmış olurum" ifadelerini kullandı.&nbsp;Rize'de sıfır atık projesi için üç pilot yayla belirlendiRize Valisi İhsan Selim Baydaş ise sıfır atık konusunun artık herkesin mesaisinin ve konuşmalarının bir parçası olduğunu söyleyerek, "Bu mevzuyu hem ülkemizin gündemi haline getiren, daha sonra bir dünya gündemi haline getiren ve BM'de artık tartışılan bir konu başlığı haline getiren, dünyada zirvelerin konusu haline getiren Cumhurbaşkanımıza ve Kıymetli Emine Erdoğan Hanımefendi'ye teşekkürlerimiz arz ediyorum" dedi.&nbsp;Türkiye'de düzenlenecek olan COP31'in önemini vurgulayan Baydaş, "Bizim COP31'e kadar olan süre zarfında sıfır atıkta somut hedefleri gerçekleştiriyor olmamız lazım. İlimizde somut adımlar atacağız. Basit adımlar gibi görülebilir ama çıktılarıyla verim alacağımız işlerdir. Bu çalıştayda Huser ve Elevit ve Handüzü, üç yaylamızı Sıfır Atık yönüyle pilot yayla olarak tespit ettik. 3 yaylamız en fazla misafirin ağırlandığı yaylalardır. Bu sene bütün çay fabrikalarının atık yönetimini de planlayacağımız bir süreci yürüteceğiz." dedi.&nbsp;Koordinasyon Kurulu oluşturulacak22 Ocak 2026 tarihinde kamu, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum ve özel sektör temsilcilerinin yer aldığı, 14 tematik masadan oluşan Rize Sıfır Atık Çalıştayı'nın Rize şehri ve Karadeniz Bölgesi özelinde ortaya konulan çıktılarının kapsamlı şekilde değerlendirildiği sonuç konferansında; mavi ve yeşilin şehri olan Rize'nin sucul ekosisteminin korunmasına yönelik önem vurgulanırken, yürütülecek çalışmalarda kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplumun da yer aldığı çok paydaşlı yapının teşkil etmesi için fikir birliğine varıldı. Bu kapsamda Rize Valiliği bünyesinde kentteki sıfır atık çalışmalarını yürütecek olan Sıfır Atık İl Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararlaştırıldı. "Üst düzey temsilciler kurulu" ile "aktif görevli alt grup" başlıklarıyla iki kademeden oluşacak kurulda; tek merkezden yönetim prensibi esas alınacak.&nbsp;Kenti tehdit eden çevresel baskılarKonferansta; yüksek turizm potansiyeli, çayın başkenti olması, zengin coğrafi ve kültürel yapısı ile mavi ve yeşilin eşsiz tonlarının Rize'yi eşsiz kılan değerler olduğu vurgulanırken; kenti tehdit eden baskılar ise şöyle sıralandı:• Yoğun yağış, sel ve heyelan• Plansız yapılaşma• Atık yönetim altyapısı• Sanayi tesisleriRize için belirlenen somut adımlarÇalıştay çıktılarından hareketle kentte hayata geçirilecek somut adımlar ise şöyle sıralandı:• Nehir ağızlarına yüzer atık bariyeri kurulması,• Okullarda ve kamu kurumlarında matara ve sebil uygulaması• Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin kompost proje alanı olarak belirlenmesi• Seçilecek pilot bir yaylada, yayla ve turizm alanı sınırında atık bırakma alanı oluşturulması• OSB ve yeni sanayi sitesinde ortak atık toplama alanı ve ön ayrıştırma noktası oluşturulması• Rehberler için 1 dakikalık sıfır atık anonsu• Belediye sıfır atık mini teşvik sistemi• Atık ve israf vaaz modülü• Her kurumun sıfır atık görevlilerinin belirlenerek sürekli takibin sağlanması• "Atma takas yap" sloganıyla Rize Geri Dönüşüm Takas Pazarı kurulmasıTüm paydaşlar için rehber olacak sıfır atık hedefleriBaşarıyla tamamlanan Rize Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda sunulan yol haritası, yeşili ve mavisiyle öne çıkan şehrin bu güzelliklerinin korunması için tüm paydaşlar açısından rehber niteliğinde olacak.Çalıştaydaki değerlendirme ve öneriler, yoğun katılımla gerçekleşen konferansla resmiyet kazanırken; sürdürülebilirlik odaklı çözümler sundu.Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinde çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı; "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temasıyla hayata geçirdiği "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları" ile sorunları köylerde, mahallelerde, ilçelerde, şehirlerde tarayan bir prensiple, kaynağında tespit ederek, yerinde çözümlerle sıfır atık vizyonunu ulusal hedeflerle buluşturmayı amaçlıyor.Sıfır Atık vizyonuna Karadeniz'de güçlü adımBu kapsamda; Rize Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlanan Rize Sıfır Atık Çalıştayı süreci, yerelden ulusala uzanan sıfır atık vizyonu hedefine Karadeniz'den güçlü bir adım örneği gösterdi.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 19 Feb 2026 02:34:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'da sulu kar yağışı başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sulu-kar-yagisi-basladi-1682/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sulu-kar-yagisi-basladi-1682/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89DF64-18A007-06FF41-29C7B5-B6B2E4-AE5554.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da kar yağışı sabah saatlerinden itibaren etkili olmaya başladı.Avrupa Yakası&#39;nın birçok ilçesinde etkisini gösteren sağanak, bazı bölgelerde yerini kar ve sulu kar yağışına bıraktı.Silivri, Büyükçekmece ve Başakşehir ile Arnavutköy Hadımköy&#39;de lapa lapa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89DF64-18A007-06FF41-29C7B5-B6B2E4-AE5554.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da kar yağışı sabah saatlerinden itibaren etkili olmaya başladı.Avrupa Yakası&#39;nın birçok ilçesinde etkisini gösteren sağanak, bazı bölgelerde yerini kar ve sulu kar yağışına bıraktı.Silivri, Büyükçekmece ve Başakşehir ile Arnavutköy Hadımköy&#39;de lapa lapa yağan kar, Sultangazi ve Bağcılar&#39;da sulu kar şeklinde aralıklarla devam ediyor.Anadolu Yakası&#39;nda ise birçok ilçede sağanak etkisini sürdürüyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 18 Feb 2026 11:03:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Son yağışlar içme suyu barajlarındaki doluluk oranlarını artırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/son-yagislar-icme-suyu-barajlarindaki-doluluk-oranlarini-artirdi-284/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/son-yagislar-icme-suyu-barajlarindaki-doluluk-oranlarini-artirdi-284/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_116F40-2806D5-FFE946-69571F-077146-656F0C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye genelinde 1 Ekim 2025-4 Şubat 2026 döneminde kümülatif yağışlar ortalamasında, uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 5,9 artış meydana geldi.Geçen yılın su yılı ortalamasına kıyasla da yüzde 52,4&#39;lük artış kayıtlara geçti. Söz konusu artışın etkisiyle barajlardaki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_116F40-2806D5-FFE946-69571F-077146-656F0C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye genelinde 1 Ekim 2025-4 Şubat 2026 döneminde kümülatif yağışlar ortalamasında, uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 5,9 artış meydana geldi.Geçen yılın su yılı ortalamasına kıyasla da yüzde 52,4&#39;lük artış kayıtlara geçti. Söz konusu artışın etkisiyle barajlardaki doluluk oranlarında da son dönemde yükseliş görüldü.Bu kapsamda, Türkiye genelinde işletmede olan barajlardaki aktif depolama miktarı 4 Şubat itibarıyla 35,9 milyar metreküp oldu. Bu miktar, 31 Aralık 2025&#39;te 31,6 milyar metreküp olarak kayıtlara geçmişti.Barajlardaki aktif doluluk oranı geçen yılın aralık sonu itibarıyla yüzde 33,5, bu yıl 4 Şubat itibarıyla ise yüzde 38,1 oldu.Böylece, son dönemde alınan yağışların etkisiyle söz konusu dönemde barajlardaki doluluk oranlarında 4,6 puanlık artış gerçekleşti.- Üç büyük kentte durumDSİ tarafından üç büyük kentin barajlarındaki doluluk oranı da tespit edildi.Buna göre İstanbul barajlarındaki doluluk oranı geçen yılın aralık ayı sonu itibarıyla yüzde 18,4 iken bu yıl 4 Şubat itibarıyla yüzde 33&#39;e yükseldi. Bu doluluk oranıyla İstanbul&#39;un yaklaşık 151 günlük içme suyunun bulunduğu hesaplandı.Ankara barajlarındaki doluluk oranı da geçen yıl aynı dönemde yüzde 0,2 seviyelerindeyken bu yıl 4 Şubat itibarıyla yüzde 8,6&#39;ya çıktı. Bu doluluk oranına göre başkentte yaklaşık 244 günlük içme suyu kaldığı öngörülüyor.İzmir&#39;deki barajların doluluk oranı da söz konusu dönemde yüzde 0,3&#39;ten yüzde 7,2&#39;ye yükseldi. Buna göre İzmir barajlarında yaklaşık 173 günlük içme suyu bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 07 Feb 2026 11:21:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atmosfer verileri yerli meteoroloji dronuyla ölçülecek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/atmosfer-verileri-yerli-meteoroloji-dronuyla-olculecek-9080/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/atmosfer-verileri-yerli-meteoroloji-dronuyla-olculecek-9080/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B45DA6-3BD01C-601E3C-2F99C6-8F6B2F-FB3581.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sahada aktif olarak kullanılan birçok İHA ve anti-dron hava savunma sisteminin geliştiricisi Altınay Savunma Teknolojileri bağlı ortaklığı DASAL Havacılık Teknolojileri, mühendislik deneyimini bilimsel araştırma ve eğitim alanına katkı sağlayacak bir projeye taşıdı.İTÜ ve DASAL&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B45DA6-3BD01C-601E3C-2F99C6-8F6B2F-FB3581.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sahada aktif olarak kullanılan birçok İHA ve anti-dron hava savunma sisteminin geliştiricisi Altınay Savunma Teknolojileri bağlı ortaklığı DASAL Havacılık Teknolojileri, mühendislik deneyimini bilimsel araştırma ve eğitim alanına katkı sağlayacak bir projeye taşıdı.İTÜ ve DASAL işbirliğiyle geliştirilen meteoroloji dronu METRON, havanın farklı yüksekliklerdeki yapısının ölçülerek eğitim ve AR-GE çalışmalarında kullanılmasına imkan sağlayacak.DASAL&#39;ın otonom uçuş ve görev yazılımı alanlarındaki deneyimiyle hayata geçirilen METRON&#39;un akademik yürütücülüğünü İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Tuncay Özdemir üstleniyor.Geliştirme ve hazırlık süreçleri devam eden projenin tamamlanmasının ardından verilecek eğitimlerle birlikte sistemin İTÜ bünyesinde devreye alınması planlanıyor. METRON, uygulamalı ölçüm ve deneysel öğrenme çalışmalarında öğrenciler tarafından aktif olarak kullanılabilecek. Bu sayede teorik bilgiler, sahadan elde edilen gerçek verilerle desteklenecek.METRON ile elde edilecek ölçümlerin, hava olaylarının daha iyi anlaşılması, atmosferin farklı yüksekliklerdeki davranışının incelenmesi ve iklim bilimi alanındaki akademik değerlendirmelerde kullanılması hedefleniyor.- &#34;Verilerin sahada doğrudan ölçülmesini ve analiz edilmesini sağlıyoruz&#34;DASAL Havacılık Teknolojileri Genel Müdürü Murat Koç, konuya ilişkin açıklamasında, METRON&#39;un akademik çalışmalarda kullanılacak önemli bir sistem olduğunu dile getirdi.METRON&#39;un, atmosferik ölçümlerin uçuş sırasında ve önceden belirlenmiş bir görev planı içinde alınması için tasarlandığını anlatan Koç, &#34;Farklı yüksekliklerde rüzgar, sıcaklık ve basınç gibi verilerin sahada doğrudan ölçülmesini ve analiz edilmesini sağlıyoruz. Savunma alanında faaliyetlerimizi sürdürürken akademiye doğrudan katkı sunabileceğimiz bir çalışmanın parçası olmak bizim için kıymetli.&#34; diye konuştu.Koç, İTÜ&#39;deki değerli akademisyenlerle sahada karşılığı olan ve ihtiyaçlara odaklanan bir proje geliştirdiklerine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;METRON&#39;un öğrencilerle sahada aktif şekilde kullanılmasının eğitim ve araştırma tarafında anlamlı çıktılar üreteceğine inanıyoruz. Geleneksel meteorolojik ölçümler çoğunlukla yer istasyonları ve meteoroloji balonlarıyla yapılıyor, ancak farklı yüksekliklerdeki değişimi aynı ölçüm düzeni içinde, kontrollü ve karşılaştırılabilir şekilde izlemek güçleşiyor. Akademik çalışmalarda, rüzgar, sıcaklık ve basınç gibi verilerin irtifaya bağlı değişimini doğrudan görmek büyük önem taşıyor. Bu ihtiyaç doğrultusunda METRON'u geliştirdik.&#34;Geleneksel radiosonde ölçümlerinde balonların iki saati aşan sürelerde yükseldiğini vurgulayan Koç, 30 kilometrenin üzerine çıkabildiklerini ve rüzgarla sürüklenebildiklerini dile getirdi.Koç, meteoroloji balonlarıyla yapılan ölçümlerin belirli bir bölgede sabit kalmasının oldukça zor olduğunu belirterek, &#34;METRON&#39;u ise belirlenen bölgede, önceden tanımlı bir görev planı içinde çalışacak şekilde geliştiriyoruz. Sistemimiz, rüzgar yönü ve şiddeti ile sıcaklık ve basınç gibi temel meteorolojik verileri, hedeflenen irtifa aralıklarında sahadan doğrudan ölçebilecek kapasitede. Bu kabiliyet ile akademik çalışmalar için çok önemli olan daha kontrollü ve tekrarlanabilir veri üretimini sağlamış olacağız.&#34; dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 04 Feb 2026 11:14:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akdeniz ve Marmara'da sıcaklık stresi artıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akdeniz-ve-marmarada-sicaklik-stresi-artiyor-8871/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/akdeniz-ve-marmarada-sicaklik-stresi-artiyor-8871/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75CFD4-AA00BA-BAE9BF-130EC2-D82799-06B794.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün kullanımına sunulan ve 2023'ten bu yana Türkiye'nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75CFD4-AA00BA-BAE9BF-130EC2-D82799-06B794.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün kullanımına sunulan ve 2023'ten bu yana Türkiye'nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor.&nbsp;Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi2025 yılında Akdeniz'de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz'in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi'nin topladığı verilere göre, Akdeniz'deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir 'havalandırma' işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor.Marmara Denizi'nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandıDeniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi'nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi'nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi'nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi."Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi"&nbsp;Deniz Kaşifi'nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: "2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz'deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi'nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara'nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.""Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri"İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, "Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 04 Feb 2026 10:51:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BİM'den Türkiye'nin ormanlarına güçlü katkı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bimden-turkiyenin-ormanlarina-guclu-katki-1511/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bimden-turkiyenin-ormanlarina-guclu-katki-1511/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_14CFE7-0CD052-3983FB-431301-C507FA-CB520A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı birlikte odağına alan proje, 2026 yılında yeni bir ivme kazanıyor. Geçtiğimiz yıl Ecording iş birliğinde hayata geçirilen projenin ilk fazında 2,5 milyon ağaç tohumu ekimiyle önemli bir etki sağlandı. Proje kapsamında, ikinci fazda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_14CFE7-0CD052-3983FB-431301-C507FA-CB520A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı birlikte odağına alan proje, 2026 yılında yeni bir ivme kazanıyor. Geçtiğimiz yıl Ecording iş birliğinde hayata geçirilen projenin ilk fazında 2,5 milyon ağaç tohumu ekimiyle önemli bir etki sağlandı. Proje kapsamında, ikinci fazda MUĞLA ilinde, 52,5 futbol sahası büyüklüğünde, 37,5&nbsp; hektarlık alanda 3 milyon ağaç tohumu daha doğayla buluşacak.&nbsp;Biyoçeşitliliğin korunmasına ve ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlayan proje, aynı zamanda iklim krizinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bölgelerde yaşayan kadınların tohum işleme sürecine dahil edilmesiyle de yerel toplulukların güçlenmesine destek oluyor.Proje için özel olarak tasarlanan ve üzerinde "Dost'tan Doğaya" mottosu yer alan Dost Süt ürünlerini tercih eden BİM müşterileri de bu sürecin aktif bir parçası olabiliyor. Müşteriler, ürün ambalajında yer alan QR kod aracılığıyla eriştikleri tohum takip sistemi üzerinden, tohumların büyüme yolculuğunu adım adım izleyebiliyor.BİM Ticaret Başkanı Umut Baba, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "BİM olarak sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimizin merkezine koyuyor; doğaya, topluma ve geleceğe karşı sorumluluğumuzla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevre dostu yaklaşımımızı yalnızca operasyonel faaliyetlerimizde değil, ürünlerimiz aracılığıyla da hayata geçiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ecording ile başlattığımız ağaç tohumu projesi, doğa ve toplum için somut bir değer sağladı. Bu güçlü etkiyi bu yıl daha da büyüterek ülkemizdeki ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı projeye katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve projeyi sahiplenerek destek olan BİM müşterilerimize gönülden teşekkür ederiz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 29 Jan 2026 18:31:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[OEDAŞ iklim değişikliğiyle mücadelesini küresel standartlarda sürdürüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/oedas-iklim-degisikligiyle-mucadelesini-kuresel-standartlarda-surduruyor-9454/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/oedas-iklim-degisikligiyle-mucadelesini-kuresel-standartlarda-surduruyor-9454/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A880FE-532427-08EAA2-730286-AAC336-41E390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemi olan CDP'nin (Carbon Disclosure Project-Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı'nın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A880FE-532427-08EAA2-730286-AAC336-41E390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak'ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemi olan CDP'nin (Carbon Disclosure Project-Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı'nın 2025 yılı değerlendirmesinde 'B' derecelendirme notu aldı. 2020 yılında gönüllü olarak katıldığı programda yalnızca bir yıl sonra notunu B'ye yükselten OEDAŞ, 2021'den bu yana programın 'Yönetim' seviyesinde yer almasını sağlayan bu notu aralıksız olarak koruyor.&nbsp;Muzaffer Yalçın: "Yatırımlarımızla iklim değişikliğine uyum kapasitemizi artırıyoruz"İklim değişikliğine bağlı riskleri hem bugünün operasyonel süreçlerinde hem de geleceğin stratejik planlamalarında 'en kritik' kategoride ele aldıklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın: "Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyor; tedarik zincirini sürece dahil ettiğimiz kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz. CDP B skoru da şirketimizin iklim değişikliği ve çevresel etkiler konusunda farkındalık aşamasını geride bırakarak bu alanları aktif ve sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. Çevresel risk ve fırsatları analiz ediyor, bu konuları stratejik karar alma süreçlerimize entegre ediyor ve somut iyileştirme aksiyonları hayata geçiriyoruz. Bundan sonra da iklim değişikliğiyle mücadelede üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye ve düşük karbon ekonomisine geçişi desteklemeye devam edeceğiz." dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 28 Jan 2026 02:35:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Okul bahçeleri zeytin bahçeleri olsun"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/okul-bahceleri-zeytin-bahceleri-olsun-4573/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/okul-bahceleri-zeytin-bahceleri-olsun-4573/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9AA114-8BD6DC-6C79F6-59587E-2825A7-253BAD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin köklü markalarından Kervan, çevre, toplum ve eğitime yönelik sorumluluk anlayışı doğrultusunda "Okul Bahçeleri Zeytin Bahçeleri Olsun" isimli sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. İlk uygulaması Hatay'da gerçekleştirilen proje kapsamında okul bahçelerine, öğrencilerle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9AA114-8BD6DC-6C79F6-59587E-2825A7-253BAD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin köklü markalarından Kervan, çevre, toplum ve eğitime yönelik sorumluluk anlayışı doğrultusunda "Okul Bahçeleri Zeytin Bahçeleri Olsun" isimli sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. İlk uygulaması Hatay'da gerçekleştirilen proje kapsamında okul bahçelerine, öğrencilerle birlikte zeytin ağacı fidanları dikildi. Uzun ömürlü, dayanıklı ve simgesel değeri yüksek olan zeytin ağacı fidanları, proje kapsamında özellikle tercih edilerek hem doğaya kalıcı katkı sağlanması hem de çocuklara sürdürülebilir yaşam bilincinin aşılanması hedefleniyor. Hatay'da başlayan bu anlamlı adımın, önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde tüm şehirlerde belirlenen okullarda yaygınlaştırılması planlanıyor.KERVAN'DAN GELECEĞE UZANAN SORUMLULUK&nbsp;Kervan'ın bu çalışması, sadece fidan dikimiyle sınırlı kalmayıp; çevre bilinci, sosyal farkındalık ve eğitime destek alanlarında güçlü bir duruşu temsil ediyor. Özellikle depremden etkilenen Hatay'da başlatılan proje, bölgenin yeniden yeşermesine ve moral kazanmasına katkı sunarken, çocukların geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor.ÇOCUKLAR DOĞAYLA İÇ İÇE BÜYÜYECEK&nbsp;Okul bahçelerine dikilen zeytin ağacı fidanları, öğrenciler için yaşayan birer öğrenme alanına dönüşüyor. Çocuklar, kendi elleriyle diktikleri fidanların büyüme sürecine tanıklık ederek doğayı koruma bilinci kazanıyor ve sorumluluk duygularını geliştiriyor. Böylece okul bahçeleri üretken ve yeşil alanlara dönüşüyor.KALICI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KATKIZeytin ağaçlarının uzun ömürlü yapısı sayesinde proje, karbon salımının azaltılmasına, yeşil alanların artırılmasına ve ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda zeytin ağacının barış, bereket ve sürekliliği temsil etmesi, Kervan'ın bu sosyal sorumluluk projesine güçlü bir sembolik anlam kazandırıyor.TÜRKİYE GENELİNDE YAYGINLAŞACAKHatay'da atılan ilk adımın ardından Kervan, ülke genelinde birçok okulda zeytin ağacı fidanı dikimlerini sürdürmeyi hedefliyor. Şirket, bu projeyle hem çevresel hem de toplumsal sorumluluk anlayışını somut adımlarla ortaya koyarak, gelecek nesillere daha yeşil ve yaşanabilir bir Türkiye bırakmayı amaçlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 21 Jan 2026 01:08:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kurtarıcı proje yetersiz kaldı yeni baraj şart]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurtarici-proje-yetersiz-kaldi-yeni-baraj-sart-7372/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kurtarici-proje-yetersiz-kaldi-yeni-baraj-sart-7372/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9BC243-AFD4FA-F13D6E-FD6DA8-B17336-20171D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYAnkara'nın içme suyu geleceğini garanti altına almak amacıyla milyarlarca liralık yatırımla hayata geçirilen Gerede Su Temini Sistemi, beklenen verimi sağlayamıyor. Su Politikaları Derneği (SPD) tarafından hazırlanan çarpıcı rapor, Başkent'in ana su rezervi olan Çamlıdere&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9BC243-AFD4FA-F13D6E-FD6DA8-B17336-20171D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYAnkara'nın içme suyu geleceğini garanti altına almak amacıyla milyarlarca liralık yatırımla hayata geçirilen Gerede Su Temini Sistemi, beklenen verimi sağlayamıyor. Su Politikaları Derneği (SPD) tarafından hazırlanan çarpıcı rapor, Başkent'in ana su rezervi olan Çamlıdere Barajı'nın devasa kapasitesine rağmen dolmadığını ve sistemin &#34;Işıklı Barajı&#34; ile revize edilmezse Ankara'yı zor günlerin beklediğini ortaya koydu.ÇAMLIDERE BARAJI'NDA DOLULUK SADECE %14Ankara'nın su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan ve 1 milyar metreküpün üzerindeki hacmiyle kentin en büyük su rezervi olan Çamlıdere Barajı, kronik bir &#34;boşluk&#34; sendromu yaşıyor. Rapora göre, barajın kendi havzasından gelen sular, doluluk oranını ancak ortalama %15 seviyesine getirebiliyor. 21 Haziran 2025 itibarıyla barajdaki doluluk oranının %14 seviyelerinde kalması, krizin boyutunu gözler önüne seriyor.Gerede Sistemi, Çamlıdere Barajı'na yılda ortalama 230 milyon metreküp su aktarmak ve barajı doldurmak üzere tasarlanmıştı. Ancak sistem tamamlanıp işletmeye alınmasına rağmen, baraj uzun süredir maksimum depolama hacminin sadece üçte biri ile hizmet verebiliyor.Gerede Sistemi kapsamında inşa edilen 32 kilometre uzunluğunda ve 4,5 metre çapındaki tünel, Türkiye'nin en uzun içme suyu tüneli olma özelliğini taşıyor. Tünelin kapasitesi ise oldukça yüksek: Saniyede 40 metreküp, yani tam 40 bin litre su taşıyabilecek güce sahip. Bu, tünelden her saniyede yaklaşık 2 büyük su tankerini dolduracak kadar su geçebileceği anlamına geliyor.Ancak sorun tünelde değil, suyun tünele yönlendirildiği &#34;kaynak&#34; noktasındaki yapısal tercihte yatıyor. Rapora göre, Gerede havzasındaki akımlar yıllara ve aylara göre büyük düzensizlik gösteriyor. Nisan ayında saniyede 25 bin litre seviyesine çıkan su akışı, Ağustos ve Eylül aylarında neredeyse kuruma noktasına geliyor. Mevcut sistemde kullanılan &#34;Işıklı Regülatörü&#34;, suyun bol olduğu dönemlerdeki taşkın sularını depolayamadığı için bu sular boşa akıyor, kurak dönemde ise tünele verecek su bulunamıyor.IŞIKLI BARAJI GERİ GELMELİSu Politikaları Derneği, projenin ilk fizibilite çalışmalarında &#34;Baraj&#34; olarak planlanan ancak daha sonra &#34;Regülatör&#34;e dönüştürülen yapının hatalı bir tercih olduğuna dikkat çekiyor.Raporda çözüm net bir şekilde ortaya konuluyor:•	Düzenli Su Akışı: Regülatör yerine &#34;Işıklı Barajı&#34; inşa edilirse, taşkın suları depolanacak ve Çamlıdere Barajı'na yıl boyu düzenli su transferi sağlanabilecek.•	Tam Kapasite: Bu sayede Çamlıdere Barajı planlanan doluluk oranlarına ulaşabilecek ve kuraklık dönemlerinde Ankara'nın 2 yıllık su ihtiyacını tek başına karşılayabilecek rezerve sahip olacak.KIZILIRMAK SUYU PAHALI VE KALİTESİZ ALTERNATİFGerede Sistemi'nin verimsiz çalışması, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ için ağır bir ekonomik yük anlamına geliyor. Barajlar dolmadığında, kentin su ihtiyacını karşılamak için Kızılırmak hattı devreye sokuluyor. Ancak Kızılırmak suyu hem sülfat oranı gibi parametreler açısından daha düşük kalitede hem de şehre pompalanması çok yüksek enerji maliyeti gerektiriyor.Raporda, &#34;Baraj yapılmaz ise Kızılırmak suyundan gelen büyük enerji maliyeti ASKİ&#39;nin bütçesine ilave bir yük getirmeye devam edecektir&#34; ifadesiyle ekonomik riskin altı çiziliyor.2025 VE SONRASI İÇİN KRİTİK EŞİK2025 yılı projeksiyonlarına göre Ankara'nın su ihtiyacı yıllık 731 milyon metreküp seviyesine ulaşmış durumda. Nüfus artışı ve iklim değişikliği baskısı altında, mevcut kaynakların verimli kullanılması hayati önem taşıyor. Su Politikaları Derneği, yeni baraj yatırımının yanı sıra şu önlemlerin de acilen alınması gerektiğini belirtiyor:•	Su şebekesindeki kayıp-kaçak oranları hızla düşürülmeli.•	Suda &#34;Talep Yönetimi&#34; modeline geçilmeli, aşırı su tüketen tesisler denetlenmeli.•	İvedik Arıtma Tesisi&#39;nin kapasitesi artırılmalı ve Kızılırmak suyunu da arıtacak ileri teknolojiler kullanılmalı.Ankara'nın su güvenliği için atılan devasa adımların hedefine ulaşması, Gerede Sistemi'nin &#34;Işıklı Barajı&#34; ile taçlandırılmasına bağlı görünüyor. Aksi takdirde Başkent, kurak geçen her yıl pahalı ve zorlu su temini süreçleriyle yüzleşmeye devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 20 Jan 2026 02:40:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yangınla mücadele filosu büyütülecek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yanginla-mucadele-filosu-buyutulecek-3437/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yanginla-mucadele-filosu-buyutulecek-3437/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_347834-96EEA7-F45AA7-672640-E10BA2-BCC332.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />OGM, bu yıl helikopter ve uçak alımı, fidan üretimi, ormancılık altyapısı ve üretim makinesi alımı, ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesi, orman koruma ve yangınla mücadele, endüstriyel plantasyon, erozyonla mücadele ve toprak muhafazası gibi çeşitli proje faaliyetleri için&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_347834-96EEA7-F45AA7-672640-E10BA2-BCC332.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />OGM, bu yıl helikopter ve uçak alımı, fidan üretimi, ormancılık altyapısı ve üretim makinesi alımı, ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesi, orman koruma ve yangınla mücadele, endüstriyel plantasyon, erozyonla mücadele ve toprak muhafazası gibi çeşitli proje faaliyetleri için 19 milyar 812 milyon liralık kaynak kullanacak.Kaynağın 8 milyar lirayı aşkın kısmı devam eden projelere, 11 milyar 546 milyon 500 bin lirası yeni projelere ve 263 milyon 300 bin lirası etüt projelerine ayrıldı.Ormancılık yatırımlarında en yüksek pay 3,6 milyar lirayla Ormancılık Altyapısı ve Üretim Makinesi Alım Projesi&#39;ne tahsis edildi. Bu yıl tamamlanacak proje 62 ili kapsıyor.Proje kapsamında 35 alet ve cihaz, 1 arazöz, 35 ekskavatör, 66 ilk müdahale aracı, 5 yangın lojistik aracı alınacak. Ayrıca 2 bin 832 kilometre orman yolunda büyük onarım, 1585 kilometre orman yolu sanat yapısı, 731 kilometre stabilize yol kaplaması ve 1760 kilometre yeni orman yolu çalışması gerçekleştirilecek.- Fidan üretimi ve bakımına yüklü payEn yüksek ikinci yatırım payını alan ve bu yıl 67 ilde uygulanacak fidan üretiminin de aralarında bulunduğu çalışmalar için 3 milyar lira harcama planlanıyor. Bu kapsamda, 30 ağaç ve tohum ıslahı, 143 milyon fidan bakımı, 118 milyon fidan üretimi, 59 fidanlık teçhizat ve ekipmanları, 24 sulama sistemleri ve 100&#39;er ton tohum bakımı ve üretimi çalışmaları yürütülecek.- İklime dirençli ormancılıkBitiş yılı 2030 olarak belirlenen ve 16 ilde yürütülen İklime Dirençli Ormancılık Projesi için bu yıl 2 milyar 300 milyon liralık ödenek tahsis edildi. Bu ödenekle 165 alet ve cihaz ile arazöz alınacak 75 dozer, 65 greyder, 9 haberleşme sistemi, 88 ilk müdahale aracı, 12 treyler çekici, 70 su ikmal aracı ve 125 yangın gözetleme kulesi temin edilecek.Ormanların Geliştirilmesi ve Genişletilmesi Projesi için 1 milyar 750 milyon lira kaynak ayrıldı. Tüm illeri kapsayan proje kapsamında 20 bin hektar alanda ağaçlandırma, 35 bin hektarda ağaç bakımı, 1550 hektar alanda rehabilitasyon çalışmaları yapılacak.- Dron ve fotokapanların sayısı artırılacakErozyonla mücadele kapsamında da çeşitli çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu yıl 66 ilde uygulanacak erozyonla mücadele ve toprak muhafazası faaliyetleri için 1 milyar lira ödenek ayrıldı. Erozyonla mücadele kapsamında 44 ilde, 8 bin 973 hektar alanda mera ıslahı, 19 bin 788 hektarda ise sel kontrolü çalışmaları yürütülecek.Toprak muhafazası için de 61 ilde 12 bin hektarlık alanda erozyon kontrolü, 52 bin hektarlık alanda da erozyon kontrolü bakımı yapılacak.Orman koruma ve yangınla mücadele için 1 milyar 175 milyon 500 lira kaynak ayrıldı. Proje kapsamında 8 dron, 2 bin fotokapan, 15 ilk müdahale ekip binası, 12 hava aracı yer destek ekipmanı, 23 laboratuvar cihazı, 4 yangın gözetleme kulesi, 55 yangın havuzu ve göleti, 1 yangın lojistik aracı ve yangın önleme tesisi için çalışma gerçekleştirilecek.Endüstriyel plantasyon çalışmaları için 33 ilde 18 bin hektarda endüstriyel ağaçlandırma, 135 bin hektar alanda da endüstriyel ağaçlandırma bakımı için 940 milyon lira ödenek ayrıldı.- Yangınlara havadan müdahale için altyapı güçlendiriliyorOrman yangınlarıyla mücadeleyi güçlendirmek için her yıl yeni hava araçlarını envantere katan OGM, bu yıl da yeni araç ve teçhizatla mücadelesine devam edecek.Bu yıl helikopter ve uçak alımı amacıyla 800 milyon lira kaynak ayrıldı. Proje kapsamında orman yangınlarına müdahalede kullanılacak çeşitli ekipman ve donanımların alımı yapılacak.Projenin 2028 yılına kadar sürdürülmesi planlanıyor. Bu süre içinde çeşitli cihaz, yazılım ve donanımlarla birlikte 19 helikopter, 5 yangın söndürme uçağı alınacak.OGM&#39;ye ayrılan kaynağın bir kısmı da çeşitli illerdeki depremden zarar gören bölge müdürlüklerine ait işletme müdürlüğü ve lojmanlarının yenilemesi için ayrıldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 19 Jan 2026 11:43:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'da kar etkisiyle trafik yoğunluğu yüzde 81'e çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kar-etkisiyle-trafik-yogunlugu-yuzde-81e-cikti-4590/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kar-etkisiyle-trafik-yogunlugu-yuzde-81e-cikti-4590/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F82BB5-0A9C77-361D30-CF601B-647B15-1150F7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentteki birçok bölgede kar yağışı etkisini sürdürüyor.Yağışın da etkisiyle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Haliç Köprüsü ve Avrasya Tüneli&#39;ne bağlanan yollar ve ara sokaklarda sürücüler güçlükle ilerlerken kent genelinde D-100 kara yolu ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F82BB5-0A9C77-361D30-CF601B-647B15-1150F7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kentteki birçok bölgede kar yağışı etkisini sürdürüyor.Yağışın da etkisiyle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Haliç Köprüsü ve Avrasya Tüneli&#39;ne bağlanan yollar ve ara sokaklarda sürücüler güçlükle ilerlerken kent genelinde D-100 kara yolu ve TEM otoyolunun birçok noktasında trafik yoğunluğu oluştu.Avrupa Yakası&#39;nda D-100 kara yolu Ankara istikametinde Beylikdüzü&#39;nde başlayan trafik, Zeytinburnu&#39;na kadar sürüyor. Sefaköy ve Bahçelievler&#39;de meydana gelen hasarlı kazalar, bölgedeki yoğunluğun artmasına neden oluyor.TEM otoyolunda Esenyurt ile Esenler arasında her iki istikamette de trafik yoğunluğu gözleniyor.Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli&#39;nde Anadolu Yakası&#39;ndan Avrupa Yakası&#39;na geçişlerde sürücüler ilerlemekte güçlük çekiyor.Anadolu Yakası&#39;nda D-100 kara yolunda Bostancı ve Maltepe ile Pendik ve Tuzla arasındaki bazı bölgelerde yoğunluk yaşanıyor.TEM otoyolu Ankara istikametinde Ataşehir&#39;de başlayan trafik, Sancaktepe&#39;ye kadar devam ediyor.Öte yandan işe gitmek isteyenler, tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yoğunluk oluşturdu.İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Cep Trafik Haritası&#39;na göre trafik yoğunluğu saat 08.15 itibarıyla Avrupa Yakası&#39;nda yüzde 78, Anadolu Yakası&#39;nda yüzde 85 ve kent genelinde yüzde 80 olarak ölçüldü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 19 Jan 2026 08:32:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyayı bu yıl da aşırı sıcaklar bekliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyayi-bu-yil-da-asiri-sicaklar-bekliyor-7539/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunyayi-bu-yil-da-asiri-sicaklar-bekliyor-7539/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98E0E6-D9F894-C3F3E5-748072-325C3D-20FF7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların artmaya devam etmesi, küresel sıcaklık artışının da şiddetlenmesine yol açıyor.Bu hafta Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), İngiltere&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98E0E6-D9F894-C3F3E5-748072-325C3D-20FF7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların artmaya devam etmesi, küresel sıcaklık artışının da şiddetlenmesine yol açıyor.Bu hafta Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), İngiltere Meteoroloji Örgütü (Met Office) ve Kaliforniya merkezli araştırma kuruluşu Berkeley Earth, eş zamanlı yayımladıkları raporlarında, 2025&#39;in kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl olduğunu açıkladı.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Copernicus&#39;a göre geçen yıl küresel ortalama yüzey sıcaklığı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,47 derece yükseldi. WMO ve Berkeley Earth&#39;ün analizine göre bu artış 1,44, İngiltere Met Office&#39;e göre ise 1,41 derece oldu.Kayıtlardaki en sıcak yıl olan 2024&#39;te küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,6 dereceyi ve en sıcak ikinci yıl olan 2023&#39;te de 1,48 dereceyi bulmuştu.Ayrıca 2023-2025 dönemi, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyi aştığı ilk 3 yıllık dönem olarak kayıtlara geçerken, son 11 yıl da kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu.- Küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması hedefleniyorÜlkelerin iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla imzaladığı Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması ve mümkünse 1,5 dereceyle sınırlandırılması hedefleniyor.Bu hedefe ulaşılabilmesi için küresel emisyonlarda keskin ve hızla düşüş sağlanması gerekiyor ancak arazi kullanımı hariç küresel emisyonlar 2024 sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 53 gigaton karbondioksit eş değeri seviyesini aştı. Bunun yaklaşık 38 gigatonunu enerji sektörü kaynaklı karbondioksit emisyonları oluşturdu.Bilim insanları, son yıllardaki aşırı sıcaklıkların ardından sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefi için &#34;pencerenin kapanmak üzere olduğuna&#34; ve birkaç yıl içinde bu aşımın gerçekleşme riskine karşı uyarıyor.İngiltere Met Office, emisyonların artmaya devam etmesiyle 2026&#39;nın kayıtlardaki en sıcak dört yıldan biri olabileceğini tahmin ediyor. Bu yıl küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,34 ile 1,58 derece üzerinde olabileceği öngörülüyor. Böylece 4 yıl üst üste olmak üzere küresel ortalama sıcaklığın sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,4 derece yüksek olabileceği hesaplanıyor.- Küresel sıcaklık artışı 1,5 derece eşiğine hızla yaklaşıyorAvrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi Copernicus İklim Değişikliği Servisi Kıdemli Bilim İnsanı Julien Nicolas, AA muhabirine, küresel sıcaklık artışının uzun yıllardır sürdüğünü ancak son birkaç yıldaki ısınmanın iklim bilim insanlarını kısmen şaşırttığını söyledi.Yüksek sıcaklık eğilimlerinin bu yıl da beklenebileceğine dikkati çeken Nicolas, &#34;Ne yazık ki bazı aşırı hava olaylarını görmeye devam edeceğiz ve 2026&#39;nın da en sıcak yıllar arasında olma ihtimali var.&#34; dedi.Nicolas, devam eden ısınma nedeniyle bazı bölgelerdeki &#34;aşırı sıcaklıkların&#34; yeni normal haline geldiğini ve daha sık görüldüğünü belirterek, daha fazla ülkenin bu tür aşırı hava olaylarını görmezden gelemeyeceğini ve bu koşullara karşı hazırlanması gerektiğini anlattı.Dünyanın daha fazla ısınmasını önlemek için Paris Anlaşması&#39;ndaki sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin korunması gerektiğini vurgulayan Nicolas, konuşmasını şöyle sürdürdü:&#34;Şu ana kadar bu hedef geçici şekilde aşılmış olabilir ama kalıcı biçimde aşılması gibi bir durumdan bahsetmiyoruz. Ancak bu sınırın daha kalıcı şekilde aşılmasının çok muhtemel olduğunu biliyoruz ki büyük olasılıkla 2030&#39;a kadar, yani birkaç yıl içinde bu aşım yaşanacak çünkü küresel karbon emisyonları gerektiği kadar hızla azaltılmıyor. Sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için sahip olduğumuz o pencere bir anlamda kapandı ama yine de bu durum uzun vadede bu hedeften vazgeçilmesi anlamına gelmiyor. Bu sıcaklık artış limiti aşılmış olsa bile söz konusu hedefi uzun vadede canlı tutarak bu seviyeye geri getirmek için her adımı atmalıyız. Gelecekteki ısınmayı sınırlandırmanın ve bunun getireceği sonuçların önüne geçmenin tek yolu bu.&#34;İngiltere Met Office Bilim Araştırmacısı Nick Dunstone da 2024&#39;teki küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyi aştığını anımsatarak, &#34;Tahminlerimiz, bunun 2026&#39;da da mümkün olabileceğini gösteriyor. Bu durum, Paris Anlaşması&#39;ndaki 1,5 derece hedefinin aşımına ne kadar hızlı yaklaştığımızı ortaya koyuyor.&#34; değerlendirmesini yaptı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 16 Jan 2026 12:12:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuraklık riskine karşı önlemlerde verimlilik ve sürdürülebilirlik ön planda]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riskine-karsi-onlemlerde-verimlilik-ve-surdurulebilirlik-on-planda-9485/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riskine-karsi-onlemlerde-verimlilik-ve-surdurulebilirlik-on-planda-9485/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1CE1C7-E781DF-ECCBCE-E9BFD2-B43B03-6B5102.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İklim değişikliğinin etkileriyle artan kuraklık, yağış rejimindeki düzensizlikler su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken tarımsal üretimi de etkiliyor. Bu kapsamda yaşanan kayıpların önlemesi için çok sayıda çalışma hayata geçiriliyor.Tarım ve Orman Bakanlığından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1CE1C7-E781DF-ECCBCE-E9BFD2-B43B03-6B5102.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İklim değişikliğinin etkileriyle artan kuraklık, yağış rejimindeki düzensizlikler su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken tarımsal üretimi de etkiliyor. Bu kapsamda yaşanan kayıpların önlemesi için çok sayıda çalışma hayata geçiriliyor.Tarım ve Orman Bakanlığından edinilen bilgilere göre, kuraklıkla mücadele ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar çok boyutlu yaklaşımla sürdürülüyor.Bakanlık, suyun tüm kullanım alanlarında verimli kullanılması ve su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla &#34;Suda Sıfır Kayıp&#34; temasıyla &#34;Su Verimliliği Seferberliği&#34;ni hayata geçirdi. Bu kapsamda, suyun korunarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.Anadolu Bozkır Ekosistemleri için hazırlanan İklim Değişikliğine Ekosistem Tabanlı Uyum Strateji Belgesi, 2022&#39;de yürürlüğe girdi. Belgeyle, tarımsal üretimde suyun verimli kullanılması ve iklim değişikliğine bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanıyor. Bakanlık, bu yaklaşımın Anadolu bozkırlarında sistematik biçimde yaygınlaştırılmasını ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını hedefliyor.- Köy bazlı verim sigortasıyla üreticilere 303 milyon lira tazminat ödendiAyrıca iklim değişikliğine bağlı olumsuzluklardan etkilenen üreticilere yönelik destekler devam ediyor. Yetersiz yağışlar nedeniyle 2021&#39;in ilk döneminde buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikale, nohut ve mercimek üretiminde yüzde 30&#39;dan fazla verim kaybı yaşayan 658 bin 885 çiftçiye toplam 2,6 milyar lira destek sağlandı. Tarım sigortası uygulamaları kapsamında ise 2024&#39;te köy bazlı verim sigortası yaptıran üreticiye yaklaşık 285 bin devlet prim desteği sağlanarak 303 milyon lira tazminat ödendi.Bireysel sulama sistemlerine yönelik hibe destekleri çerçevesinde ise 2007&#39;den bu yana 60 bin 679 proje hayata geçirildi. Bu projelerle yaklaşık 5,5 milyon dekar alan modern sulama sistemleriyle buluşturulurken, 121 bin 358 kişinin tarımsal istihdamda kalması sağlandı. Yapılan yatırımlar karşılığında bugünün rakamlarıyla 11 milyar 938 milyon lira tutarında ödeme gerçekleştirildi.Modern sulama yatırımlarıyla yaklaşık yüzde 60 su tasarrufu sağlandı. Tarım toprakları tuzluluk, taban suyu yükselmesi ve erozyon risklerine karşı korundu. Böylece ürün veriminde yüzde 20 ila 25 arasında artış kaydedildi.- Tarımsal kuraklık tedbirleriTarımsal kuraklıkla mücadele kapsamında 2023-2027 dönemini kapsayan Türkiye Tarımsal Kuraklık Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı yürürlüğe alındı. Eylem planıyla tarımsal su kullanımının planlanması, gerekli tedbirlerin önceden alınması, üretimde sürdürülebilirliğin sağlanmasıyla kuru ve sulu alanda üretim yapmak için gerekli yol haritası belirlendi.Yapılan analizleri doğrultusunda, yer altı sularının yoğun kullanıldığı havzalarda ürün deseninde değişikliğe gidiliyor. Bu kapsamda yer altı sularının tarımsal açıdan yetersiz olduğu 11 il ve 52 ilçe yer altı su kısıtı havzası olarak belirlendi. Su tüketimi yüksek ürünler yerine, mercimek, nohut, arpa, buğday, aspir, yağlık ayçiçeği ve baklagil yem bitkisi gibi daha az su isteyen ürünlerin ekimi teşvik ediliyor.Kurak ve yarı kurak bölgelerde yağış sularından daha fazla yararlanmak amacıyla yağmur hasadı projeleri de uygulanıyor. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında yağmur hasadı havuzları yapımı yüzde 50 hibe desteği kapsamına alındı.Tarımda dijitalleşme çalışmalarıyla bitkilerin ne zaman ve ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu belirleyen dijital sulama yönetimi projeleri de yürütülüyor. Düşük kaliteli ve arıtılmış suların tarımsal sulamada kullanımı için de AR-GE çalışmaları sürdürülüyor. Bu kapsamda geliştirilen &#34;Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi&#34; ile su tasarrufu ve verimliliğin artırılması hedefleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 15 Jan 2026 11:15:17 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Meteoroloji'den 41 il için sarı kodlu uyarı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/meteorolojiden-41-il-icin-sari-kodlu-uyari-1534/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/meteorolojiden-41-il-icin-sari-kodlu-uyari-1534/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A6D057-4D8ABB-376057-B8F8A1-24FE74-D49690.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün 12 Ocak hava durumu tahminlerine göre Kuzey Ege kıyıları, Çanakkale, Van ve Iğdır dışında kalan tüm bölgelerin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.Yağışların; Kıyı Ege, Akdeniz kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A6D057-4D8ABB-376057-B8F8A1-24FE74-D49690.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün 12 Ocak hava durumu tahminlerine göre Kuzey Ege kıyıları, Çanakkale, Van ve Iğdır dışında kalan tüm bölgelerin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.Yağışların; Kıyı Ege, Akdeniz kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu'nun batısı ile Manisa, Denizli, Sinop, Tokat, Batman ve Siirt çevrelerinde yağmur ve sağanak şeklinde olması bekleniyor.Ege, Akdeniz ile Karadeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç Türkiye&#39;nin her yerinde kar yağışı etkili olacak.Gece ve sabah saatlerinde Marmara ile iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu'nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi bulunmaktadır.Hava sıcaklığının kuzey, iç ve batı kesimlerde hissedilir derecede azalacağı tahmin ediliyor.Meteorolojik uyarılarYağışların, Doğu Akdeniz, Antalya&#39;nın doğusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun batısı ile Samsun, Ordu, Tokat, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Bingöl ve Diyarbakır çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı (ulaşımda aksamalar, sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu, kar yağışı olan yerlerde buzlanma ve don olayı ile tipi gibi) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.Rüzgarın; Marmara ile Kuzey Ege kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#39;da güney yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına (40-70 km/saat), Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde güney yönlerden kuvvetli fırtına (70-90 km/saat) şeklinde esmesi şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenme riski ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.Gece ve sabah saatlerinde ülkemizin iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 12 Jan 2026 09:18:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeraltı suları tükeniyor kriz giderek büyüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yeralti-sulari-tukeniyor-kriz-giderek-buyuyor-6775/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yeralti-sulari-tukeniyor-kriz-giderek-buyuyor-6775/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B3CBA-3D9CB5-119C84-173E85-9AD541-C36B46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye genelinde yaşanan kuraklık ve su yönetimindeki aksamalar, sadece barajları değil, stratejik rezerv olan yeraltı kaynaklarını da vurdu. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, derneğin 2026 yılının ilk haftasında yayımladığı "Büyük Kentlerimizde Su&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B3CBA-3D9CB5-119C84-173E85-9AD541-C36B46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye genelinde yaşanan kuraklık ve su yönetimindeki aksamalar, sadece barajları değil, stratejik rezerv olan yeraltı kaynaklarını da vurdu. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, derneğin 2026 yılının ilk haftasında yayımladığı "Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri" raporunun detaylarını paylaşarak, yaklaşan tehlikeye dikkat çekti.DSİ Genel Müdürlüğü'nün 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık verilerinin analiz edildiği raporda, özellikle yeraltı sularındaki hızlı tükeniş ve bazı bölgelerde kuraklığın kalıcı hale gelmesi ana gündem maddesi oldu.OBRUKLARIN SAYISI ARTIYORRaporun en çarpıcı ve ön plana çıkan bölümünü yeraltı sularının durumu oluşturdu. Baraj ve göletlerin boşalması nedeniyle hem içme suyu hem de sulama suyu talebinin karşılanması için yeraltı sularına aşırı yüklenildiğini belirten Dursun Yıldız, şu tespitlerde bulundu:&#34;Yeraltı suları büyük bir baskı altında. Uzun süren bölgesel kuraklıklar nedeniyle bu kaynaklar yağışlarla beslenemiyor. Buna rağmen normalden çok daha fazla çekim yapılması, su seviyelerinde hızlı düşüşlere neden oldu. Aşırı tahsis, kontrolsüz çekim ve verimsiz kullanım; birçok havzamızda obrukların ortaya çıkması sonucunu doğurdu. Bu riski yönetemezsek yakın gelecekte su arz güvenliğimiz tamamen ortadan kalkabilir.&#34;6 HAVZADA KIRMIZI ALARM&nbsp;Raporda nehir havzalarına göre barajların doluluk oranları incelendiğinde tablonun vahameti daha net görülüyor. İncelenen 25 nehir havzasının 11'inde, son 15 yıldır yıllık ortalama doluluk oranlarının yüzde 30'un altında kaldığı belirlendi.Ancak 6 havza için durum çok daha ciddi. Gediz, Büyük Menderes, Batı Akdeniz, Burdur Göller Havzası, Akarçay ve Asi havzalarında son 5 yılda ortalama doluluğun %5 ile %10 arasında kaldığı tespit edildi.Yıldız, bu havzalardaki durumu şöyle özetledi: &#34;Bu bölgelerde bölgesel kuraklıklar artık yerleşmiş durumda. Hidrolojik kuraklık bir sonraki yıla aktarılıyor. Baraj doluluk oranları sürekli azalma eğiliminde. Kısmi su kesintileri ve kısıtlı sulama programları uygulanmak zorunda kalınıyor.&#34;SU YASASI BİR AN ÖNCE ÇIKMALIYaşanan tablonun su yönetiminde köklü bir değişikliği zorunlu kıldığını vurgulayan Yıldız, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:•	Bütünleşik Havza Yönetimi: Bir an önce bu sisteme geçilmeli ve havzada suyu en etkin yönetecek kurumsal yapılar oluşturulmalı.•	Su Yasası: Beklenen Su Yasası vakit kaybedilmeden çıkarılmalı.•	Kayıp-Kaçakla Mücadele: Şehir şebekeleri ve sulama kanallarındaki su kayıplarının azaltılması için yasal zorunluluklar getirilmeli.•	Kültürel Dönüşüm: Toplumda bir su kullanım kültürü yaratmak için sivil toplumla birlikte seferberlik başlatılmalı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 11 Jan 2026 02:58:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Alüminyum sektörü karbon risklerine odaklandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aluminyum-sektoru-karbon-risklerine-odaklandi-8251/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aluminyum-sektoru-karbon-risklerine-odaklandi-8251/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75655C-7E2BBA-821748-AA3E02-A755AB-D5D657.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Başkanı Ali İhsan Yeşilova, AA muhabirine, AB&#39;nin iklim ve çevre hedefleri kapsamında geliştirdiği SKDM&#39;nin 2 yılı aşan geçiş döneminin ardından 1 Ocak&#39;tan itibaren uygulanmaya başlandığını söyledi.Mekanizma kapsamında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75655C-7E2BBA-821748-AA3E02-A755AB-D5D657.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Başkanı Ali İhsan Yeşilova, AA muhabirine, AB&#39;nin iklim ve çevre hedefleri kapsamında geliştirdiği SKDM&#39;nin 2 yılı aşan geçiş döneminin ardından 1 Ocak&#39;tan itibaren uygulanmaya başlandığını söyledi.Mekanizma kapsamında alüminyumun da pilot sektörler arasında yer aldığını belirten Yeşilova, SKDM ile karbon ayak izini düşürmeye yönelik önemli adımlar atıldığını ancak mevzuattaki hesaplama ve uygulama esaslarına ilişkin belirsizliklerin Avrupa Birliği ithalatçılarında tedirginlik oluşturduğunu ifade etti.Avrupa Komisyonunun bu yıl yayımladığı SKDM revizyon teklifleri ve etki değerlendirme belgeleri doğrultusunda mekanizmanın yalnızca temel ürünlerle sınırlı kalmayacağına dikkati çeken Yeşilova, &#34;Bu yaklaşım, iklim hedefleri açısından tutarlı olmakla birlikte AB dışındaki üretici ülkelerde farklı ölçek ve üretim yapısına sahip sektörler açısından uygulamada çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye alüminyum sektörümüz ise bu bağlamda dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır.&#34; dedi.- Hurda da emisyon taşıyan unsur sayılacakYeşilova, Avrupa Komisyonunun SKDM revizyonu çerçevesinde tüketici tarafından kullanılmadan önceki üretim aşamasında ortaya çıkan hurdayı da &#34;emisyon taşıyan unsur&#34; olarak zincire dahil etme yaklaşımı sergilediğine işaret ederek, bu durumun çifte sayım riski barındırdığını dile getirdi.SKDM kapsamında hukuki yükümlülüğün Avrupa&#39;daki müşterilerde olduğunu vurgulayan Yeşilova, &#34;Türkiye&#39;deki alüminyum üreticileri açısından bu süreç, teklif ve fiyatlandırma süreçlerinde ilave belirsizlik, SKDM maliyetinin önceden öngörülmesi gerekliliği ve ticari esnekliğin azalması gibi kritik sonuçlar doğurabilmektedir.&#34; diye konuştu.Yeşilova, düşük karbonlu üretim düşüncesinin hurdanın da emisyon taşıyan unsur olarak SKDM sürecine dahil edilmesiyle netliğini kaybettiğini anlattı.- Çerçevenin genişletilmesi otomotivi etkileyecekSKDM kapsamında elde edilecek gelirlerin bir kısmının Avrupa&#39;da üretimini desteklemek maksadıyla fon olarak kullanılacağı bilgisini veren Yeşilova, şunları kaydetti:&#34;Bu durumun ülkemizdeki henüz kapsamda olmayan fakat 2028 yılında kapsama girecek özellikle otomotiv sanayisine yüksek etki yapması bekleniyor. Bu fonun kullanımı neticesinde AB tarafında söz konusu tesis Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi&#39;nde işlem görmeyip bir karbon yönetimi için harcamaya tabi olmayacak ve fon kullanabilecek. Diğer yandan Türkiye ya da diğer üçüncü ülkelerden kaynaklı ürünler SKDM çerçevesinde ödeme yükümlülüğüne sahip olacak.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 02 Jan 2026 11:20:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'a kar yağdı, okullar yarın tatil edildi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbula-kar-yagdi-okullar-yarin-tatil-edildi-8058/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbula-kar-yagdi-okullar-yarin-tatil-edildi-8058/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A188FA-F8CB66-FDE779-CD3187-735771-42566A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye yeni yılın ilk günlerinde soğuk hava dalgası ve yoğun kar yağışının etkisi altına girdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 1 Ocak tarihli hava raporunda ülke genelinde kar yağışının süreceğini, buzlanma ve don riskinin artacağını bildirdi. Uyarıların ardından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A188FA-F8CB66-FDE779-CD3187-735771-42566A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye yeni yılın ilk günlerinde soğuk hava dalgası ve yoğun kar yağışının etkisi altına girdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 1 Ocak tarihli hava raporunda ülke genelinde kar yağışının süreceğini, buzlanma ve don riskinin artacağını bildirdi. Uyarıların ardından bazı illerde 2 Ocak Cuma günü için eğitime ara verildi.Şırnak'ta eğitime bir gün daha araŞırnak Valiliği, yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında 2 Ocak günü eğitime ara verildiğini duyurdu. Açıklamada, engelli, hamile ve kronik rahatsızlığı bulunan kamu çalışanlarının da idari izinli sayılacağı belirtildi.Gümüşhane'de kar ve buzlanma alarmıGümüşhane Valiliği, il merkezinde beklenen kar yağışı ve artan buzlanma riski nedeniyle 2 Ocak Cuma günü tüm resmi ve özel eğitim kurumlarında eğitime ara verildiğini açıkladı. Özellikle ulaşımda aksamalar yaşanabileceği vurgulandı.Kahramanmaraş'ta tüm okullar tatilKahramanmaraş Valiliği, il genelinde devam eden kar yağışı ve beklenen don riski nedeniyle 2 Ocak günü resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında eğitime ara verildiğini duyurdu. Kamu kurumlarında görevli hamile ve engelli personel de idari izinli sayılacak.Amasya'da don ve buzlanma riskiAmasya Valiliği, kar yağışı sonrası oluşabilecek don ve buzlanma nedeniyle il genelinde 2 Ocak günü eğitime bir gün ara verildiğini açıkladı. Karar, tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarını kapsıyor.Elazığ'da tatil uzatıldıElazığ Valisi Numan Hatipoğlu, etkisini sürdüren kar yağışı nedeniyle 2 Ocak 2026 tarihinde de eğitime ara verildiğini duyurdu. Açıklamada öğrencilerin güvenliğinin öncelik olduğu vurgulandı.İstanbul'da okullar tatil mi?İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul'da kar yağışının öğleden sonra etkisini artıracağını, gece saatlerine kadar buzlanma ve don riskinin süreceğini bildirdi. Ancak İstanbul Valiliği tarafından 2 Ocak için henüz resmi bir tatil kararı açıklanmadı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 01 Jan 2026 15:05:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[196 ülke lideri iklim için Türkiye'de masaya oturacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/196-ulke-lideri-iklim-icin-turkiyede-masaya-oturacak-6761/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/196-ulke-lideri-iklim-icin-turkiyede-masaya-oturacak-6761/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_393E52-3688F8-FAA5E4-5D2988-591BE7-87A57F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Brezilya'nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30'un tamamlanmasının ardından yapılan müzakerelerde, Türkiye'nin adaylığı üzerinde uzlaşı sağlandı. Türkiye'yi konferansta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum temsil etti. Beş gün süren yoğun diplomasi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_393E52-3688F8-FAA5E4-5D2988-591BE7-87A57F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Brezilya'nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30'un tamamlanmasının ardından yapılan müzakerelerde, Türkiye'nin adaylığı üzerinde uzlaşı sağlandı. Türkiye'yi konferansta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum temsil etti. Beş gün süren yoğun diplomasi trafiğinin ardından, COP31'in gelecek yıl Türkiye'de düzenlenmesi, konferans başkanlığını Türkiye'nin üstlenmesi ve müzakere başkanlığının Avustralya tarafından yürütülmesi konusunda taraflar anlaşmaya vardı. Konferans öncesi yapılacak Pre-COP toplantısının ise Pasifik bölgesindeki bir ülkede düzenlenmesi planlanıyor. Söz konusu uzlaşma, Türkiye'nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler bünyesindeki Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'nda (WEOG) kabul edildi.Türkiye, "kimsenin geride bırakılmadığı adil ve kapsayıcı iklim diplomasisi" yaklaşımıyla yürüttüğü sürecin sonunda, COP ev sahipliğini alarak önemli bir diplomatik eşiği geride bıraktı. Zirvenin ve Liderler Toplantısı'nın hangi şehirlerde yapılacağına ilişkin kararın ise önümüzdeki dönemde netleşmesi bekleniyor.Antalya öne çıktıBakan Murat Kurum, daha önce yaptığı açıklamalarda COP31 için Antalya'nın güçlü bir aday olduğunu dile getirmişti. Ulaşım altyapısı, konaklama kapasitesi ve uluslararası organizasyon deneyimiyle Antalya'nın bu tür büyük zirveler için avantaj sunduğuna işaret eden Kurum, kentin daha önce G20 Zirvesi'ne de başarıyla ev sahipliği yaptığını hatırlatmıştı. Liderler Zirvesi'nin ise İstanbul'da gerçekleştirilmesi planlanıyor.İki yıllık diplomasi süreciTürkiye, COP31 adaylığını ilk kez 2022 yılında Mısır'ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenen COP27'de ilan etmiş, aynı zirvede güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı'nı da uluslararası kamuoyuna sunmuştu. WEOG grubu içinde Avustralya'nın da aday olmasıyla birlikte yaklaşık iki yıl süren müzakere süreci başladı. Bu dönemde Türkiye, çok sayıda ülkeyle temas kurarak destek arayışını sürdürdü.Belém'de yapılan görüşmelerde Bakan Kurum'un liderliğinde yürütülen temaslarda, Türkiye'nin hem teknik hem de diplomatik açıdan ev sahipliğine hazır olduğu vurgulandı. Avustralya ile yürütülen görüşmelerde ise tarihsel Türk–Anzak ilişkilerine dikkat çekilerek, iklim krizine karşı ortak bir küresel mücadelenin mümkün olduğu mesajı verildi.Türkiye'nin Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini yoğun biçimde yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu ifade eden Kurum, buna karşın tarihsel emisyon sorumluluğunun sınırlı olduğunu, ancak buna rağmen güçlü iklim politikalarını hayata geçirdiğini belirtti. Türkiye'nin İklim Kanunu çalışmaları, Sıfır Atık uygulamaları, döngüsel ekonomi adımları ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda ilerlediğini kaydetti.COP nedir nasıl belirleniyor?Her yıl düzenlenen COP zirveleri, sera gazı azaltım hedeflerinden iklim finansmanına, kayıp ve zarar mekanizmalarından karbon piyasalarına kadar pek çok başlığın ele alındığı en üst düzey küresel platform olma özelliği taşıyor. 1992'de imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf ülkeleri bir araya getiren bu konferansların ilki 1995'te Berlin'de yapılmıştı.Ev sahipliği, Birleşmiş Milletler'deki beş bölgesel grup arasında dönüşümlü olarak belirleniyor ve aday ülkeler arasında uzlaşma sağlanması esasına dayanıyor. İtiraz gelmemesi halinde mutabakat oluşmuş sayılıyor; aksi durumda zirve Almanya'nın Bonn kentinde düzenleniyor. 2024'te ev sahipliğini Azerbaycan üstlenmiş, 2025 zirvesi Brezilya'da yapılmıştı. 2026 yılı ise Türkiye'nin de yer aldığı WEOG grubunun sırasındaydı.En anlamlı maraton vurgusuBakan Murat Kurum, Türkiye'nin COP31 ev sahipliğini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Kurum, yüzlerce görüşme ve uzun süren müzakerelerin ardından Türkiye'nin bu sorumluluğu üstlendiğini belirterek, "Bugünden itibaren ortak evimiz dünya için en anlamlı ve en uzun soluklu maratonu başlatıyoruz" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2053 Net Sıfır hedefi ve yeşil dönüşüm vizyonu doğrultusunda, şeffaf ve kapsayıcı bir COP süreci yürütüleceğini belirten Kurum, Sıfır Atık hareketinin de küresel ölçekte yaygınlaştırılmaya devam edeceğini vurguladı. Kurum, Türkiye'nin bu süreçte "güvenin ve ortak geleceğin adresi" olmayı sürdüreceğini ifade etti.Sürdürülebilir gelecek arayışı2025 yılı, Türkiye ekonomisi için sürdürülebilirlik ve ekonomik dönüşümün "politik platfom" haline geldiği bir yıl oldu. Özellikle yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, yapısal reformlar ve sürdürülebilir finansman araçları, ülkede ekonomik gündemin merkezine yerleşti. Bu süreç, hem kamu politikalarında hem de özel sektör yatırımlarında yeni fırsatlar ve zorluklar yarattı.Sürdürülebilirlik politikaları2025'te sürdürülebilirlik, ekonomi politikasının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Cumhurbaşkanlığı tarafından "Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı (2025–2028)" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe kondu. Bu plan, doğal kaynak kullanımının verimliliğini artırmayı amaçlıyor, atık ve emisyonların azaltılması gibi hedefleri kapsıyor ve sürdürülebilir üretim-tüketim modellerini ekonomik büyüme ile uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.&nbsp;Aynı çerçevede sürdürülebilirlik hedefleri, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine uyumlu politikalar ile yeniden düzenleniyor. Yeni iklim kanunu tasarısı parlamentoya sunuldu; bu, ekonomik yapının iklim risklerine adapte edilmesi için yasal bir zemin oluşturuyor.&nbsp;Yeşil enerji ve enerji verimliliğiTürkiye'nin enerji politikaları 2025'te ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadı. Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik teşvikler ve mevzuat reformları, özel sektörü bu alana kaydırıyor:•	YEKDEM destek mekanizması ile yenilenebilir enerji üretiminin gelir güvenliği sağlanarak yatırımlar artırıldı.•	"Super Permit" reformları ile EIA (Çevresel Etki Değerlendirmesi) ve lisans süreçleri eş zamanlı yürütülerek izin alma süreleri ciddi şekilde kısaltıldı.Bu adımlar yatırımcı güvenini artırmayı ve Türkiye'nin enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor.&nbsp;Uluslararası kuruluşlar da bu dönüşümü teyit ediyor; IMF, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını artırmanın cari açığın azaltılmasına katkı sağladığını ve ekonominin dış şoklara karşı direncini yükselttiğini belirtiyor.&nbsp;Yapısal reformlar ve sürdürülebilir büyüme2025'in son çeyreğinde açıklanan 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, sürdürülebilir ve istikrarlı büyüme hatlarını çizdi. Programda:•	Makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi,•	Verimlilik odaklı üretim ve ihracatın artırılması,•	Beşeri ve fiziki sermayeye yatırımın artırılması,öncelikli hedefler arasında yer aldı. Bu strateji, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu şekilde devam etmesini amaçlıyor.&nbsp;OECD raporları Türkiye'nin 2025'te ekonomik büyümesini daha istikrarlı hale getirmek için para ve maliye politikalarının ihtiyatlı yürütülmesinin önemini vurguladı. Bu çerçevede, yapısal reformların sürdürülebilir büyümeye katkısı özellikle eğitim, hizmetler sektörü ve yabancı yatırımda rekabetin artırılması üzerinden ele alındı.&nbsp;Sürdürülebilir finans ve yeşil yatırımlarSürdürülebilir finansman araçları 2025'te Türk ekonomisinde daha görünür oldu. Yeşil tahviller, sürdürülebilir krediler ve çevresel, sosyal, yönetişim (ESG) kriterlerine dayalı finansman araçlarına ilgi arttı. İş dünyası tarafında da EcoVadis gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından Türk şirketleri ödüllendirildi ki bu, sürdürülebilir iş modellerinin benimsenmesinin bir göstergesi olarak değerlendirildi.&nbsp;Küresel iş birlikleri ve ticaret politikalarıTürkiye'nin sürdürülebilirlik odaklı ekonomi yaklaşımı uluslararası alanlarda da genişledi. Birleşmiş Milletler ile 2026–2030 Sürdürülebilir Kalkınma İşbirliği Çerçevesi imzalandı; bu çerçeve, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ülkenin ekonomik planlarına entegre edilmesini öngörüyor.&nbsp;Önümüzdeki yıllara yönelik perspektif2025 sonunda ekonomi göstergeleri, sürdürülebilirlik odaklı reformların şekillenmeye başladığını gösteriyor. Enflasyon son yılların en düşük seviyelerine gerilemiş durumda, kamu mali disiplinine vurgu yapılıyor ve orta vadeli ekonomik programlarda sürdürülebilir büyüme hedefleri ön planda tutuluyor.2025, Türkiye için sürdürülebilir gelecek perspektifinin ekonomi politikalarına daha derinden nüfuz ettiği bir yıl olarak kayda geçti. Yeşil enerji politikaları, sürdürülebilir finans araçları, döngüsel ekonomi planları ve uluslararası iş birlikleri ekonomik gündemin merkezinde yer aldı. Ancak sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak, bu politikaların uygulanmasının sonuçlarını sistematik olarak takip etmeyi ve gerektiğinde daha da derinleştirilmiş reformlarla desteklemeyi gerektiriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 31 Dec 2025 02:04:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Batı ve güney kıyıları hariç kar yağışı bekleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bati-ve-guney-kiyilari-haric-kar-yagisi-bekleniyor-6204/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bati-ve-guney-kiyilari-haric-kar-yagisi-bekleniyor-6204/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FFB423-096EF2-5EFE8C-937AB4-7E3346-FCA56D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün 29 Aralık Pazartesi günü hava tahminlerine göre Marmara ve Doğu Akdeniz&#39;in doğusu, İç Anadolu&#39;nun kuzey ve doğusu ile Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.Bitlis, Bolu, Diyarbakır, Hakkari,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FFB423-096EF2-5EFE8C-937AB4-7E3346-FCA56D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#39;nün 29 Aralık Pazartesi günü hava tahminlerine göre Marmara ve Doğu Akdeniz&#39;in doğusu, İç Anadolu&#39;nun kuzey ve doğusu ile Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.Bitlis, Bolu, Diyarbakır, Hakkari, Kastamonu, Mardin, Siirt, Sinop, Şanlıurfa, Van, Zonguldak, Batman, Şırnak, Bartın, Karabük, Düzce illeri için sarı kodlu kar yağışı uyarısı yapıldı.Orta Karadeniz kıyıları ile İskenderun Körfezi çevrelerinde yağmur, diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek yağışların, Batı Karadeniz, Güneydoğu Anadolu&#39;nun doğu, Doğu Anadolu&#39;nun güneydoğu kesimleri ile Sakarya çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.Kuzey, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don ile birlikte pus, yer yer sis görüleceği tahmin ediliyor.HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının, hissedilir derecede azalarak ülke genelinde mevsim normallerinin altında seyretmesi bekleniyor.Meteoroloji&#39;den peş peşe uyarılarKUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Zonguldak, Düzce, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu çevreleri ile Sinop'un kuzeybatısında kuvvetli ve yer yer yoğun (20 cm üzeri) kar yağışı bekleniyor. Yağışların, kıyı kesimlerde yağmur şeklinde başlayarak zamanla karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor. Buzlanmaya dikkat.KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yapılan son değerlendirmelere göre bugün sabah ilk saatlerden itibaren bölgenin batısından başlayacak olan kar yağışlarının, zamanla etkisini artırarak Şanlıurfa, Diyarbakır&#39;ın güney ve doğusu, Batman, Bitlis, Siirt ve Van çevrelerinde orta kuvvette (5-15 cm), Mardin, Şırnak ve Hakkari illerinde kuvvetli ve yer yer yoğun (15-25 cm) olması beklendiğinden başta buzlanma ve don olayına bağlı ulaşımda aksamalar ile yerde kar örtüsü olan yüksek ve eğimli alanlarda çığ riski gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgarın, Marmara, Güney Ege, Akdeniz, İç Anadolu&#39;nun güneyi, Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu&#39;nun güneydoğusu ve Güneydoğu Anadolu&#39;nun doğusunda kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-70 km/saat) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.BUZLANMA VE DON OLAYI UYARISI: Kuzey, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 29 Dec 2025 07:28:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yağmur baraja değil kanalizasyona gitti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yagmur-baraja-degil-kanalizasyona-gitti-9884/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yagmur-baraja-degil-kanalizasyona-gitti-9884/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_027F27-47A61E-EAC457-C42281-1F3E14-73F556.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte Türkiye, kuraklık tehlikesi ve &#34;su stresi&#34; gerçeğiyle her geçen gün daha sert bir şekilde yüzleşiyor. Barajlardaki doluluk oranları kritik seviyelere inerken kamuoyunun dikkati genellikle meteorolojik verilere ve yağış&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_027F27-47A61E-EAC457-C42281-1F3E14-73F556.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte Türkiye, kuraklık tehlikesi ve &#34;su stresi&#34; gerçeğiyle her geçen gün daha sert bir şekilde yüzleşiyor. Barajlardaki doluluk oranları kritik seviyelere inerken kamuoyunun dikkati genellikle meteorolojik verilere ve yağış miktarına odaklanıyor. Ancak uzmanlara göre sorunun kaynağı sadece gökyüzündeki bulutlarda değil, yeryüzündeki yanlış şehirleşme pratiklerinde yatıyor.Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube II. Başkanı Özgürgün Gürbüz ile yaptığımız görüşmede, kentlerin üzerine adeta &#34;geçirimsiz bir zırh&#34; gibi giydirilen betonlaşmanın su döngüsünü nasıl kırdığını, &#34;ısı adası&#34; etkisinin su tüketimini nasıl tetiklediğini ve çözüm yollarını masaya yatırdık. Gürbüz, mevcut planlama anlayışının suyu bir kaynak değil, &#34;uzaklaştırılması gereken bir atık&#34; olarak gördüğünü belirterek köklü bir zihniyet değişikliği çağrısında bulundu.SU KRİZİ SADECE METEOROLOJİK BİR OLAY DEĞİLTürkiye'nin su stresi çeken bir ülke konumuna gelmesinin, sadece yağışların azalmasıyla açıklanamayacak kadar karmaşık ve çok katmanlı bir &#34;planlama sorunu&#34; olduğunu vurgulayan Özgürgün Gürbüz, meseleye şehircilik ilkeleri çerçevesinden bakılması gerektiğini söyledi. Gürbüz, iklim değişikliğinin somut bir veri olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl krizin bu veriyi yönetemeyen kentsel tasarım kararlarından kaynaklandığını ifade etti:&#34;Kent mekanlarının giderek artan bir şekilde betonlaşma ve asfalt odaklı geliştirilmesi, toprağın en hayati özelliği olan &#39;doğal sünger&#39; işlevini elinden almış durumdadır. Doğal bir zeminde yağışın büyük kısmı yer altına sızarak su rezervlerini beslerken, günümüz kentlerinde suyun toprakla teması neredeyse tamamen kesilmiştir.&#34;Gürbüz, şehirlerin üzerinin geçirimsiz yüzeylerle kaplanmasının sonucunda ortaya çıkan tabloyu &#34;yönetilemez bir risk&#34; olarak tanımladı. Gökyüzünden düşen her damlanın, toprakla buluşamadan hızla yüzey akışına geçtiğini belirten Gürbüz, bu sürecin sonunda suyun kanalizasyon sistemlerine karışıp kirlendiğini ve denizlere deşarj edildiğini anlattı.Gürbüz, &#34;Bu durum suyun bir yaşam kaynağı olmaktan çıkıp selleri tetikleyen, yönetilemez bir afet riskine dönüşmesi anlamına gelir&#34; diyerek, mevcut altyapı sistemlerinin suyu korumak yerine onu kirleterek yok ettiğine dikkat çekti.KAYNAĞIMIZI KENDİ ELLERİMİZLE İTİYORUZRöportajın en çarpıcı tespitlerinden biri, yeraltı sularının beslenememesi üzerineydi. Betonlaşma ve asfalt yüzeylerin artmasıyla yeraltı su döngüsünün mekanik bir şekilde engellendiğini ve temelinden sarsıldığını belirten Gürbüz, bu durumu &#34;kendi kaynağını reddetmek&#34; olarak özetledi:&#34;Yağış anında su toprakla buluşamadığı için yüzey akışına geçiyor. Bu sadece yeraltı rezervlerinin beslenememesi demek değildir; aynı zamanda suyun kirlenerek kanalizasyon hatlarına karışması ve birer atık haline gelmesi demektir. Yani aslında elimizdeki su kaynağını kendi ellerimizle reddediyoruz. Bu plansızlık, yeraltı su tablolarının çekilmesine, toprakta oturmalara ve uzun vadede kentsel kuraklığın kronikleşmesine yol açıyor.&#34;ISI ADASI VE ARTAN TÜKETİMŞehirlerdeki beton ve asfalt yoğunluğu sadece suyun toprağa sızmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda sıcaklıkları artırarak su tüketimini de kamçılıyor. Gürbüz, &#34;Kentsel Isı Adası&#34; etkisi ile su tüketimi arasındaki negatif geri besleme döngüsünü şu sözlerle açıkladı:&#34;Asfalt ve beton gibi koyu renkli malzemeler gün boyu güneş ısısını emer ve gece boyu bu ısıyı atmosfere geri verir. Bu döngü, kentlerin çevresindeki kırsal alanlara göre çok daha sıcak olmasına neden olur. Artan sıcaklık doğrudan su tüketimini artıran bir faktördür. Isı adası etkisinin artmasıyla, özellikle sıcak yaz aylarında hem yüksek sıcaklıktan kaynaklanan bireysel ihtiyaçlar hem de soğutma sistemlerinden dolayı su tüketimi ciddi oranda artmaktadır.&#34;KANAL İSTANBUL TEHLİKESİSu krizini havza yönetimi bağlamında da değerlendiren Gürbüz, İstanbul'un doğal su toplama alanlarının ve ekolojik koridorlarının ciddi bir imar baskısı altında olduğunu belirtti. Özellikle Kanal İstanbul projesine ayrı bir parantez açan Gürbüz, bu tür projelerin kentin su direncini kırdığı uyarısında bulundu:&#34;Kanal İstanbul gibi mega projeler, kentin en hayati su havzaları olan Sazlıdere ve Terkos aksı üzerindeki ekosistem bütünlüğünü bozma riski taşıması bakımından, planlama hatalarının en kritik örneğidir. Bu tür müdahaleler sadece mevcut su miktarını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda bölgedeki hidrolojik dengeyi ve mikroklimal yapıyı kalıcı olarak sarsar. Bir havzanın ekolojik eşiklerini ve taşıma kapasitesini gözetmeyen her planlama kararı, su stresini doğrudan ve kalıcı bir krize dönüştürür.&#34;TEKNİK ENGEL YOK ZİHNİYET ENGELİ VARDünyada yaygınlaşan ve suyu yerinde tutmayı hedefleyen &#34;Sünger Şehir&#34; (Sponge City) modelinin Türkiye'de uygulanıp uygulanamayacağı sorusuna Gürbüz net bir yanıt verdi. Kentlerde bu modeli uygulamanın önündeki engelin teknik imkansızlıklar değil, yerleşik hale gelmiş &#34;parçacıl planlama anlayışı&#34; olduğunu savundu.Gürbüz, &#34;Suyu bir atık olarak gören ve onu en hızlı şekilde tahliye etmeye çalışan geleneksel altyapı ekolünden, suyu bir kaynak olarak gören ve yerinde hasat eden bir yaklaşıma evrilmeliyiz&#34; dedi. Otoparklarda geçirgen asfalt kullanmanın, yağmur suyu hasadını yasal zorunluluk haline getirmenin kağıt üzerinde kalan bir hayal olmadığını belirten Gürbüz, bunun tamamen bir kaynak yönetimi, mühendislik ve planlama tercihi olduğunun altını çizdi.2 BİN METREKARE DÜZENLEMESİ DEVEDE KULAK KALIYORÇevre ve Şehircilik Bakanlığı&#39;nın 2000 metrekare üzerindeki parsellerde yağmur suyu toplama sistemini zorunlu kılan düzenlemesini de değerlendiren Gürbüz, bu adımı niyet bakımından doğru bulsa da ölçek bakımından yetersiz olduğunu ifade etti. Türkiye'deki kentsel dokunun büyük kısmının 2000 metrekarenin çok altındaki parsellerden oluştuğuna dikkat çeken Gürbüz, şu eleştiriyi getirdi:&#34;Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin yoğun yapılaşmış merkezlerinde parsel büyüklükleri genellikle bu sınırın çok altındadır. Bu durum, düzenlemenin kentin en çok mühürlenmiş ve geçirimsiz hale gelmiş alanlarını kapsam dışı bıraktığı anlamına geliyor. 2000 metrekare üzerindeki parsellere getirilen zorunluluk, mevcut tabloda &#39;devede kulak&#39; kalan bir adımdır.&#34;ESKİ BİNALAR İÇİN KAMU DESTEĞİ ŞARTGürbüz, yağmur suyu hasadı zorunluluğunun parsel büyüklüğü gözetilmeksizin tüm yeni yapılara yayılması gerektiğini savundu. Eski binaların (mevcut yapı stokunun) sisteme entegrasyonu için ise sadece vatandaşa yükümlülük yüklemenin çözüm olmayacağını, kamu kaynaklarının devreye girmesi gerektiğini belirtti:&#34;Eski binalarda yağmur suyu toplama tanklarının kurulumu ve gri su geri dönüşüm sistemlerinin entegrasyonu için kamu tarafından finansal destek modelleri ve teknik danışmanlık sunulmalıdır. Vatandaşın kendi imkanlarıyla yapamayacağı bu dönüşüm; belediyeler ve bakanlık tarafından standardize edilmelidir.&#34;YEREL YÖNETİMLERE RUHSAT KRİTERLERİ DEĞİŞMELİ ÇAĞRISISon olarak yerel yönetimlere çağrıda bulunan Özgürgün Gürbüz, belediyelerin inşaat ruhsatı verirken sadece mülkiyet sınırları, kat yüksekliği ve otopark sayısına bakmasının artık yeterli olmadığını vurguladı. İklim krizi çağında ruhsat süreçlerinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Gürbüz sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Bir yapının su ayak izi ve zemin geçirgenliği, en az statik güvenliği kadar hayati bir ruhsat parametresi haline getirilmelidir. Belediyeler yeni bir projeye onay vermeden önce, o parselin üzerine düşen yağmur suyunun nasıl tutulacağını, filtreleneceğini veya yeraltı kaynaklarına nasıl ulaştırılacağını detaylandıran teknik bir taahhütname istemelidir.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 28 Dec 2025 02:45:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuraklık "su tasarrufu aparatı" satışlarını arttırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-su-tasarrufu-aparati-satislarini-arttirdi-7489/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-su-tasarrufu-aparati-satislarini-arttirdi-7489/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C6C12-0691B9-AB331B-6C17CB-6ED526-34530D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ali Dönmez, özellikle geçen yaz mevsiminde yaşanan kuraklığın belirgin olması ve barajlardaki su miktarlarının azalması nedeniyle vatandaşların bireysel tedbirler alarak evlerinde su tasarrufu sağlayan batarya aparatlarına yöneldiğini, bu nedenle tesisat sektöründe perlatörler satışının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C6C12-0691B9-AB331B-6C17CB-6ED526-34530D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ali Dönmez, özellikle geçen yaz mevsiminde yaşanan kuraklığın belirgin olması ve barajlardaki su miktarlarının azalması nedeniyle vatandaşların bireysel tedbirler alarak evlerinde su tasarrufu sağlayan batarya aparatlarına yöneldiğini, bu nedenle tesisat sektöründe perlatörler satışının arttığını söyledi.Türkiye&#39;nin yarı kurak bir ülke olduğunun altını çizen Dönmez, suyun en değerli kaynakları olduğunu ve gelecekleri için büyük önem arz ettiğini anlattı.Dönmez, &#34;Suyumuzu korumak zorundayız. Gelecek nesillere de düzgün bir şekilde suyu koruyarak aktarabilmek adına aslında hepimiz sorumluyuz. Dolayısıyla musluklarda kullanılan debi kısıtlayıcı perlatörlerin kullanımı da burada önem teşkil ediyor. Bunlar &#39;Su tasarruflu perlatörlü bataryalar&#39; olarak da biliniyor.&#34; diye konuştu.Perlatörlerin artık çok sayıda kamu binasında ve yeni yapılardaki bataryalarda kullanıldığını dile getiren Dönmez, &#34;Ancak ülkemizde geçmişten gelen konut sayısı çok olduğu için eski konutların musluklarında bu aparatlar maalesef yok. Fakat vatandaşlar da artık bu konuda bilinçlendi. Kendileri perlatörleri tedarik ederek evdeki su bataryalarına bunu takıyorlar ve bu da tasarrufu sağlıyor.&#34; ifadelerini kullandı.- &#34;Yüzde 50&#39;den fazla su tasarrufu sağlıyor&#34;Ali Dönmez, perlatörlü bataryaların su tasarrufuna sağladığı katkıya işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Perlatörlü bataryalar havayla suyu karıştırıp püskürtme sağladığı için dakikada maksimum 5 litre su harcarken, eski tip perlatörsüz bataryalar ortalama 10-15 litre gibi su harcamakta. Dolayısıyla perlatörlü bataryalar yüzde 50&#39;den fazla su tasarrufu yapıyor. Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçli olması gerekiyor çünkü doğru perlatörü evine alırken özellikle kaliteli perlatörlü muslukları veya aparatı almaları ve tercih etmeleri su tasarrufu ve ekonomileri açısından önemli.&#34;Perlatörlerin, birçok marka tarafından artık standart bir şekilde üretildiğini vurgulayan Dönmez, bunun hem su tasarrufu hem de su faturalarına olumlu yansıması açısından büyük önem teşkil ettiğini söyledi.- &#34;Artışın devam etmesini bekliyoruz&#34;Tasarruf nedeniyle bu aparatlara olan ilginin artmasından bahseden Dönmez, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Perlatörlere karşı büyük bir yönelim var çünkü bunlar tüm su bataryalarının ağzına standart şekilde uyum sağlıyor, takılabiliyor. Şu anda perlatörlerin satışında yüzde 50-60 artış ve bunlara aynı oranda yönelim var. Bir vatandaş gidip herhangi bir internet sitesinden veya mağazadan bunu satın alıp taktırabilir. Vatandaşın musluğu günümüz şartlarına uygun ve içten perlatörlü bir batarya ise su tasarrufu zaten sağlanmış oluyor.&#34;Dönmez, su tasarruflu bataryaların satışındaki artışın devam etmesini beklediklerini belirterek, bu talebin hareketlilik anlamında sektöre olumlu yansıdığını sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Dec 2025 11:27:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye İçin Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-adil-gecis-finansmani-mekanizmasi-onerisi-5825/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-adil-gecis-finansmani-mekanizmasi-onerisi-5825/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_433AC6-420C27-5A2C1D-7639F2-5627EA-A98D4B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Projenin lansman toplantısı ve raporun tanıtımı Taksim&#39;de bir otelde gerçekleştirildi.Burada konuşan WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli Sabuncu, söz konusu raporun Türkiye&#39;de karbon yoğun sektörlerin sürdürülebilir, kapsayıcı ve eşitlikçi dönüşümü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_433AC6-420C27-5A2C1D-7639F2-5627EA-A98D4B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Projenin lansman toplantısı ve raporun tanıtımı Taksim&#39;de bir otelde gerçekleştirildi.Burada konuşan WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli Sabuncu, söz konusu raporun Türkiye&#39;de karbon yoğun sektörlerin sürdürülebilir, kapsayıcı ve eşitlikçi dönüşümü için bir finansman zemini sunmayı amaçladığını söyledi.İklim değişikliğinin endişe verici bir gerçekliği de getirdiğine işaret eden Sabuncu, &#34;Aşırı hava olayları ve meteorolojik afetler hayatımızı tehdit ederken üretimi de sürdürülemez hale getiriyor. Sanayi, uluslararası ticaret ve finansal piyasalarda yeni düzenlemelerin olmasını da etkiliyor. Değişen yatırımcı beklentileri şirketleri dönüşüme zorluyor. Fosil yakıtlara dayalı enerji sistemi ve emisyon yoğun sanayi, küresel ısınmayı tetiklemenin yanı sıra bir dizi sorunu da beraberinde getiriyor.&#34; dedi.Sabuncu, adil geçiş finansmanının yalnızca karbonsuzlaşmaya yönelik teknolojik ve altyapı dönüşümünün değil bölgesel kalkınma ve sosyal politikalar için de kaynak sağlanmasını amaçladığını belirterek, sürdürülebilir ve adil bir gelecek için kurulmasını önerdikleri mekanizmanın merkezi bütçeye dayalı, çok paydaşlı bir yönetişim ve hibe temelli bir yapı olduğunu aktardı.Bilim temelli adil geçişin tanımlanmasının son derece önemli olduğunun altını çizen Sabuncu, &#34;Doğayı tahrip etmek yerine yenilenmesine katkı sunan üretim biçimlerine geçerken aynı zamanda yeni ve insana yakışır işler yaratmalı, iş gücünün dönüşümünü planlamalı ve yerel ekonomilerin çeşitlenmesini sağlamalıyız. Adil geçiş derken biz tam da bundan bahsediyoruz. Bu süreçte teknolojik dönüşümün yanında sosyal politikalara ve bölgesel kalkınmaya da yatırım yapmamız gerekiyor.&#34; ifadelerini kullandı.- &#34;Adil Geçişin Finansmanı ve Politika Zemini: Fosil Yakıt Teşviklerinden Belem Mekanizmasına&#34; paneliAçılış konuşmalarının ardından SEFİA Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı, raporun bulgularını ve Türkiye için önerilen finansman mekanizmasını katılımcılarla paylaştığı bir sunum yaptı.Raporda Türkiye&#39;de merkezi bütçe, karbon fiyatlandırması kaynaklı gelirler ve uluslararası iklim finansmanını bir araya getiren Ulusal Adil Geçiş Fonu&#39;nun kurulması önerildi.Raporun tanımından sonra &#34;Adil Geçişin Finansmanı ve Politika Zemini: Fosil Yakıt Teşviklerinden Belem Mekanizmasına&#34; başlıklı bir panel gerçekleştirildi.Panelde adil geçiş finansmanının ulusal stratejilerle entegrasyonu, fosil yakıt teşviklerinin dönüşümü üzerine değerlendirmeler yapıldı.Lansman, katılımcılarla yapılan soru cevap bölümünün ardından sona erdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Dec 2025 09:44:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[11 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/11-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-7912/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/11-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-7912/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D59AC1-559355-559AF2-2E25D6-D1C85A-50BA74.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre Adana, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Mersin, Muğla, Trabzon ve Zonguldak&#39;ta sınır ve koordinatları belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D59AC1-559355-559AF2-2E25D6-D1C85A-50BA74.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre Adana, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Mersin, Muğla, Trabzon ve Zonguldak&#39;ta sınır ve koordinatları belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildi.Orman sınırları dışına çıkarılan alanların iki katından az olmamak üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılacak.Öte yandan, Sakarya&#39;nın Geyve ilçesinde ilan edilen Beşiktaş Vadisi ve Sop Deresi Vadisi Doğal Sit Alanı Kesin Korunacak Hassas Alanı&#39;nın sınırları değiştirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 25 Dec 2025 10:28:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sapanca Gölü alarm veriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sapanca-golu-alarm-veriyor-5603/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sapanca-golu-alarm-veriyor-5603/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_508160-D954AD-81321C-776014-5A2F52-166AB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kuraklık, azalan yağışlar ve bilinçsiz su kullanımı gibi nedenlerle Kocaeli ve Sakarya&#39;nın su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan ve Türkiye&#39;nin önemli içme suyu kaynakları arasında yer alan Sapanca Gölü&#39;nün su seviyesi her geçen gün düşüyor.Göl ve çevresi,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_508160-D954AD-81321C-776014-5A2F52-166AB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kuraklık, azalan yağışlar ve bilinçsiz su kullanımı gibi nedenlerle Kocaeli ve Sakarya&#39;nın su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan ve Türkiye&#39;nin önemli içme suyu kaynakları arasında yer alan Sapanca Gölü&#39;nün su seviyesi her geçen gün düşüyor.Göl ve çevresi, son 65 yılın en kurak dönemini yaşarken, gölün su seviyesinde tarihi düşüş görülüyor. Gölde kıyıdan yaklaşık 50 metre mesafede yer alan çekilme izleri dikkatleri çekerken, su seviyesindeki azalmayla göl tabanı da birçok noktada görülebilir hale geldi.Gölü besleyen dereler arasında Keçi, İstanbul, Kuruçay, Mahmudiye, Yanık, Karaçay, Balıkhane, Çiftçınar, Tuzla, Kanlıtarla, Kuru, Maden, Çatalölü, Altıkuruş, Harmanlar, Aygır, Kasabasın, Cehennem, Arifiye ve Sarp yer alıyor.Gölün güney kesiminde kalan en önemli dereler, Sarp, Keçi, İstanbul, Mahmudiye, Kurtköy ve Yanık olurken kuzey kesimindeki en önemli dere de Maden olarak ön plana çıkıyor.- Projelerle içme suyu temini sağlanacakSapanca Gölü, aynı zamanda içme suyu kaynağı olarak da değerlendiriliyor. Bu kapsamda çevre illerdeki barajların doluluk oranları da önem kazanıyor.Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Kocaeli Yuvacık Barajı, Sapanca Gölü&#39;nden su alıyor.Barajın doluluk oranı 16 Aralık itibarıyla yüzde 2 olarak kayıtlara geçti. Gölden direkt baraja giden hat bulunmamakla birlikte Yuvacık Barajı Arıtma Tesisi Bağlantı Hattı hizmet veriyor.Gelecek yıl içinde tamamlanması planlanan Kocaeli Karamürsel İçmesuyu Projesi ile İhsaniye Barajı&#39;ndan sağlanacak suyla, Karamürsel, Gölcük ve bağlı yerleşim yerlerine yılda 15 milyon metreküp içme suyu sağlanması hedefleniyor.Yapım işi tamamlanarak su tutulan İhsaniye Barajı, projenin su kaynağını oluştururken, bu kapsamda Karamürsel İçmesuyu Arıtma Tesisi, Karamürsel Su İletim Tüneli ve Karamürsel İçmesuyu İsale Hattı işleri de devam ediyor.Baraj yanında, günde 100 bin metreküp kapasiteli konvansiyonel arıtma tesisi, 2 bin 804 metre uzunluğunda, 2 bin 600 milimetre çaplı tünel ve 16 kilometre uzunluğunda içme suyu isale hattı inşa edilecek.Projenin ilk etabında İhsaniye Barajı&#39;ndan alınacak suyla yılda, 15,26 hektometre küp içme suyu faydası sağlanacak. Diğer su kaynağı olan Avcıdere Barajı&#39;nın da yapılmasıyla bu fayda yılda 25,44 hektometre küpe çıkacak.Gelecek yıllarda Akmeşe Barajı ve içme suyu tesisleri de yapılarak Kocaeli&#39;ne yılda 7,19 milyon metreküp su temin edilecek.Bunun yanında Sakarya Akyazı&#39;da yapımı tamamlanan Ballıkaya Barajı&#39;ndan, yeni yapılacak içme suyu tesisleriyle de Kocaeli&#39;ne yılda 79 milyon metreküp içme suyu iletilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 24 Dec 2025 11:11:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tamamen geri dönüşüm artık mümkün]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tamamen-geri-donusum-artik-mumkun-9588/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tamamen-geri-donusum-artik-mumkun-9588/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69BA82-6E385D-F13994-CB9F6D-65D124-591E57.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuşmasında gıda tedarik zincirlerinin dayanıklılığının artık yalnızca lojistik ve maliyet yönetimiyle değil, kullanılan ambalaj malzemesinin doğayla kurduğu ilişkiyle ölçüldüğüne dikkat çeken Eroğlu, PHA'nın bu noktada ambalaj dünyasında "sessiz ama köklü bir devrim"&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69BA82-6E385D-F13994-CB9F6D-65D124-591E57.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuşmasında gıda tedarik zincirlerinin dayanıklılığının artık yalnızca lojistik ve maliyet yönetimiyle değil, kullanılan ambalaj malzemesinin doğayla kurduğu ilişkiyle ölçüldüğüne dikkat çeken Eroğlu, PHA'nın bu noktada ambalaj dünyasında "sessiz ama köklü bir devrim" yarattığını vurguladı. PHA'nın insan eliyle icat edilmiş bir plastik değil, mikroorganizmalar tarafından doğada doğal olarak üretilen bir biyopolimer olduğunu belirten Eroğlu, doğada kendi döngüsünü tamamlaması ve geride mikroplastik bırakmaması özelliklerinin PHA'yı bugüne kadar ambalaj sektöründe yaşanan en büyük çelişkinin çözümü haline getirdiğini ifade etti.KAĞIT AMBALAJLAR PHA KAPLAMA İLE TAMAMEN GERİ DÖNÜŞECEKYavuz Eroğlu, bugün "doğal" algısıyla öne çıkan pek çok kâğıt ambalajın, yağ ve nem bariyeri sağlamak amacıyla plastik filmle kaplandığını, bunun da geri dönüşüm ve kompostlanabilirlik açısından ciddi sorunlar yarattığını hatırlattı. Bu durumun, kâğıt ambalajların büyük bölümünü doğal döngüden kopardığını söyleyen Eroğlu, PHA kaplı kâğıt ambalajların ise bu paradoksu ortadan kaldırdığını dile getirdi. PHA kaplamalı ambalajların yüksek bariyer performansı sunarken, plastik film ihtiyacını tamamen ortadan kaldırdığını ve endüstriyel kompost, ev tipi kompost ve deniz ortamında güvenle bozunabildiğini vurguladı. Eroğlu, bu durumun ambalaj dünyasında ilk kez bir malzemenin, tüm ekosistemlerde aynı anda güvenli olabildiği anlamına geldiğinin altını çizdi.Panelde özellikle deniz ekosistemleri açısından PHA'nın yarattığı farka işaret eden Eroğlu, bilimsel verilerle desteklenen çarpıcı bir karşılaştırmaya da dikkat çekti. Orta boy bir PHA kaplı kâğıt kahve bardağının doğada yaklaşık 130 günde tamamen bozunduğunu, geleneksel plastik kaplı kâğıt bardakların ise bunun 13 katından daha uzun sürede bozunduğunu ve mikroplastik riski oluşturduğunu belirten Eroğlu, bu özelliğin PHA'yı yalnızca çevreci değil, ekosistem güvenliği açısından stratejik bir malzeme haline getirdiğini söyledi.Avrupa Birliği'nin de PHA konusunda rotasını net şekilde çizdiğine işaret eden Eroğlu, COM4PHA gibi büyük ölçekli AR-GE girişimleriyle gıda, tarım ve kozmetik ambalajlarında PHA kullanımının artırılmasının hedeflendiğini aktardı. AB'nin amacının, fosil bazlı PET, PP ve LDPE gibi polimerleri biyolojik döngüyle uyumlu malzemelerle ikame etmek olduğunu belirten Eroğlu, bu yaklaşımın PHA'nın geleceğin ambalaj standardı olacağını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti."AMBALAJIN GELECEĞİ, PHA GİBİ DOĞADAN GELİP DOĞAYA DÖNEN MALZEMELERDE&#34;Türkiye'de de bu dönüşümün yalnızca teorik olmadığını vurgulayan Eroğlu, RecyLoop Sürdürülebilir Ambalaj yaklaşımının, PHA'nın sanayi ölçeğinde uygulanabilirliğini somut olarak ortaya koyduğunu kaydetti. Yeşil Nobel olarak anılan 2025 Sürdürülebilir İş Ödülleri ile taçlanan bu yaklaşımın, Türkiye'nin sürdürülebilir ambalaj teknolojilerinde söz sahibi olma potansiyelini güçlendirdiğini dile getirdi.Konuşmasında geleceğin ambalaj anlayışına ilişkin net bir mesaj veren PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, "Ambalajın geleceği, PHA gibi doğadan gelip doğaya dönen malzemelerde. Bu malzemeler, hem gıda güvenliğini hem de ekosistemleri aynı anda koruyabilen yeni bir sanayi anlayışını temsil ediyor" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Dec 2025 10:57:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuraklık riski altındaki Burdur Gölü için eylem planı açıklanacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riski-altindaki-burdur-golu-icin-eylem-plani-aciklanacak-7344/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riski-altindaki-burdur-golu-icin-eylem-plani-aciklanacak-7344/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C45D7-E4911D-AAF703-00538E-69BAB8-0700E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye&#39;nin küresel iklim değişikliği etkilerini derinden hissettiği, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla şiddetli kuraklıklar yaşandığı kaydedildi.Son 25 yıldır sıcaklıkların ortalamanın üzerinde olduğuna işaret edilen açıklamada,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C45D7-E4911D-AAF703-00538E-69BAB8-0700E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye&#39;nin küresel iklim değişikliği etkilerini derinden hissettiği, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla şiddetli kuraklıklar yaşandığı kaydedildi.Son 25 yıldır sıcaklıkların ortalamanın üzerinde olduğuna işaret edilen açıklamada, &#34;2024 yılı sıcaklığı uzun yıllar ortalamasının 1,7 santigrat derece üzerine çıkarak 15,6 santigrat derece ile son 54 yılın en sıcak yılı olurken 2025 yılı Temmuz ayı son 55 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. 2025 su yılı yağışları uzun yıllar ortalamasının yüzde 27 altında, son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti.&#34; ifadelerine yer verildi.Türkiye&#39;nin iç kesimlerindeki göllerinde kuraklık etkisinin gözle görülür hale geldiği vurgulanan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığının konuyu Ulusal Su Kurulunda ele alarak harekete geçtiği belirtildi.- &#34;Burdur Gölü için Eylem Planı hazır&#34;Bu kapsamda, Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe, Sapanca göllerinin öncelikli olarak saptandığı aktarılan açıklamada, &#34;Daha önce kamuoyuna açıklanan Eğirdir Gölü Eylem Planı&#39;nın ardından, bu kez Burdur Gölü için Eylem Planı hazırlandı. Eylem Planı, 22 Aralık Pazartesi günü, Burdur'da Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından kamuoyuna açıklanacak.&#34; bilgisi verildi.Açıklamada, Burdur ve Isparta&#39;nın sınırları içinde yer alan Burdur Gölü&#39;nün Türkiye&#39;nin 7&#39;nci büyük gölü olduğu hatırlatılarak, sodalı ve tuzlu bir göl olan Burdur Gölü&#39;nün, Göller Yöresi&#39;nde yer aldığı ve yaklaşık 15 milyon yıl önce tektonik hareketlerle oluştuğu belirtildi.- Göl aynı zamanda doğal sit alanıBurdur Gölü&#39;nün, kapalı havza olması nedeniyle dışa akışı olmayan, buharlaşmanın yoğun olduğu bir göl niteliği taşıdığı vurgulanan açıklamada, &#34;Göl aynı zamanda Ramsar Sözleşmesi uyarınca uluslararası sulak alan ve ulusal ölçekte 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsünde. Nesli tehlike altında olan dik kuyruklu ördek ile endemik bir balık türü olan Burdur dişli sazancığı gibi türlere yuva olan göl önemli bir habitat alanı.&#34; ifadeleri kullanıldı.Açıklamada, iklim değişikliğinin etkileriyle gölün kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına vurgu yapılarak, Burdur Gölü Havzası'nda uzun yıllar yağış ortalamasının 484 milimetre olduğu, son 10 yılın 8'inde de bu değerlerin altında kalındığı bildirildi.Göl seviyesinin son 50 yılda 21 metre düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:&#34;Bu olumsuz tabloyu tersine çevirmek amacıyla hazırlanan Burdur Gölü Eylem Planı, havzada ekosistem temelli entegre su yönetimini, suyun etkin ve verimli kullanımını, bilimsel temelli yaklaşımla doğal kaynakların korunmasını önceleyen stratejilerle oluşturuldu. Planın uygulanmasıyla gölün su kalitesinin iyileştirilmesi, su kaybının azaltılması ve ekosistemin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Dec 2025 14:46:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MYZ Co Charge 1 yılda 5 ton karbon salımını önledi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/myz-co-charge-1-yilda-5-ton-karbon-salimini-onledi-8743/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/myz-co-charge-1-yilda-5-ton-karbon-salimini-onledi-8743/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F3B841-2E6AD5-B84FC7-9C681C-A7AC4E-B9187B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çevreye değer katan vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Zeren Group, MYZ Co Charge markasıyla mobilite sektöründe çevreci bir dönüşüm sağlıyor. Türkiye genelinde 54 şarj ünitesiyle hizmet veren MYZ Co Charge, bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari alanlarda da kullanılabilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F3B841-2E6AD5-B84FC7-9C681C-A7AC4E-B9187B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çevreye değer katan vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Zeren Group, MYZ Co Charge markasıyla mobilite sektöründe çevreci bir dönüşüm sağlıyor. Türkiye genelinde 54 şarj ünitesiyle hizmet veren MYZ Co Charge, bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari alanlarda da kullanılabilen çözümleriyle dikkat çekiyor. Son bir yılda MYZ Co Charge'ın elektrikli araçlara sağladığı enerji sayesinde 5 tonun üzerinde karbon emisyonu engellenirken, altyapının yeni yatırımlar ve iş birlikleriyle daha da genişletilmesi planlanıyor.'DAHA YEŞİL BİR GELECEK'Zeren Group Operasyonlar ve Dış İştirakler Direktörü Çağla Tepe, çevreye duyarlı ulaşıma destek sağlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, "Elektrikli araçlar için kurduğumuz her altyapı, aslında daha yeşil bir geleceğin yapı taşlarını oluşturuyor. Amacımız yalnızca araçların enerjiye erişimini sağlamak değil; karbon salımını azaltan çözümlerimizle çevreye duyarlı ulaşım kültürünü de yaygınlaştırmak. Bu yaklaşımımızla hem bireysel kullanıcıların hem de toplumun sürdürülebilir yaşam biçimlerine geçişini destekliyoruz. MYZ Co Charge'la, Zeren Group'un insana ve çevreye değer katan vizyonunu geleceğe taşıyarak Türkiye'den başlayıp uluslararası pazarlara uzanan bir dönüşüme öncülük etmek istiyoruz." diye konuştu.YENİ YATIRIMLAR YOLDA&nbsp;MYZ Co Charge, elektrifikasyonun hız kazandığı yeni mobilite çağında dijital altyapı ve kullanıcı dostu uygulamaları sayesinde rezervasyon, erişim ve ödeme kolaylığı sağlıyor. Marka, yakın dönemde Ağrı, Ankara ve Balıkesir'de devreye alınacak yeni istasyonlarla daha geniş bir coğrafyada kullanıcılarla buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Dec 2025 11:30:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeşil dönüşüm yatırımları 2026'da hız kazanacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yesil-donusum-yatirimlari-2026da-hiz-kazanacak-678/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yesil-donusum-yatirimlari-2026da-hiz-kazanacak-678/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6E36B4-C40661-3A8774-6DF167-ABDEB4-7B91A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ünlü, küresel enerji politikalarındaki yön değişimi ve Türkiye&#39;deki makroekonomik görünümün, enerji verimliliği ve düşük karbonlu yatırımlar için daha elverişli bir zemine işaret ettiğini dile getirdi.Ünlü, bu kapsamda 2025&#39;e girerken yeşil dönüşüm alanında artan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6E36B4-C40661-3A8774-6DF167-ABDEB4-7B91A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ünlü, küresel enerji politikalarındaki yön değişimi ve Türkiye&#39;deki makroekonomik görünümün, enerji verimliliği ve düşük karbonlu yatırımlar için daha elverişli bir zemine işaret ettiğini dile getirdi.Ünlü, bu kapsamda 2025&#39;e girerken yeşil dönüşüm alanında artan farkındalık ve küresel baskının etkisiyle enerji verimliliği yatırımlarında ivme beklendiğini ancak tırmanan jeopolitik riskler ve küresel ticaretteki belirsizlik ortamı nedeniyle Türkiye&#39;de ve Uluslararası Enerji Ajansı raporlarına göre dünya genelinde enerji verimliliği yatırımlarında daralma yaşandığını ifade etti.Jeopolitik gerilimler ve savaşların etkisiyle ülkelerin enerji politikalarının merkezine dışa bağımlılıktan kurtulma ve arz güvenliğini sağlama hedefinin yerleştiğini belirten Ünlü, Avrupa Birliği&#39;nin 2027&#39;ye kadar Rus gazı ithalatını aşamalı olarak durdurma kararının bu eğilimin en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.Türkiye&#39;de ise ekonomik sıkılaşma politikaları ve buna bağlı yüksek finansman maliyetlerinin enerji verimliliği projelerinin ertelenmesine yol açtığını dile getiren Ünlü, &#34;2025&#39;te teşvik ve destek mekanizmalarına rağmen işletmeler, finansal sürdürülebilirlik kaygıları nedeniyle yüksek getiri sağlayan alternatif yatırım araçlarına yöneldiği için enerji verimliliği projelerini erteledi. Yüksek faiz oranları ve küresel enerji fiyatlarının önceki yıllara kıyasla düşük seyretmesiyle geri ödeme sürelerinin uzaması da sektörün büyüme hızını yavaşlattı.&#34; dedi.- Destek ve teşviklerin enerji verimliliği sektörüne katkısı büyükÜnlü, 2025&#39;te yürürlüğe giren İklim Kanunu&#39;nun, özellikle Emisyon Ticaret Sistemi&#39;nin (ETS) kurulması ve karbon piyasası altyapısının oluşturulması açısından kritik bir eşik olduğunun altını çizerek, kamu desteklerinin sektörün sürekliliğini sağladığını ifade etti.Bu kapsamda Verimlilik Artırıcı Proje (VAP), KOSGEB, TÜBİTAK ve ilgili bakanlıkların sunduğu teşviklerin 2026&#39;da da devam etmesini beklediklerini söyleyen Ünlü, &#34;Bu destek ve teşviklerde yeniden değerleme oranında artış var. Burada da özellikle VAP destekleri öne çıkıyor. 2025&#39;te VAP kapsamında enerji verimliliği projelerinde destek üst limiti 21 milyon 589 bin 500 liraya yükseltilirken, 71 milyon 965 bin liraya kadar olan yatırımlar yüzde 30 oranında destekleniyor. ETS&#39;nin devreye girmesiyle karbon piyasasından sağlanacak kaynakların da ilave yatırım ve teşvik olarak sektöre yansımasını bekliyoruz.&#34; diye konuştu.Ünlü, Türkiye&#39;nin enerji ithalatının yüzde 75 seviyelerinden yüzde 71&#39;e gerilemesinin fosil yakıt bağımlılığının azaldığına işaret ettiğini dile getirdi.Yenilenebilir enerji yatırımlarında çatı üstü uygulamalardan, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları modeli kapsamında büyük ölçekli projelere doğru bir geçiş yaşandığını söyleyen Ünlü, depolamalı yenilenebilir enerji santrallerine yönelik yatırımların da hız kazandığını ifade etti.Ünlü, bu eğilimin daha dengeli ve kontrol edilebilir bir enerji arzı hedefini desteklediğine işaret ederek, Karadeniz&#39;deki doğal gaz keşifleri, nükleer enerji yatırımları, batarya teknolojileri ve emisyon azaltımına yönelik projelerin de Türkiye&#39;nin bağımsız ve temiz enerji dönüşümünün temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.- Ertelenen yeşil dönüşüm yatırımları 2026&#39;da yeniden gündeme gelebilirEnerji verimliliği sektörünün 2025&#39;te yaşanan zorlu koşullara rağmen 2026&#39;ya yönelik beklentilerinin güçlü olduğunu söyleyen Ünlü, şunları ifade etti:&#34;Barış umutlarının artması ve ticaret savaşlarının daha öngörülebilir bir zemine oturması, küresel ekonomik istikrarı destekleyebilir. Türkiye&#39;de ise enflasyonun gerilemesi, kredi faizlerinin makul seviyelere ineceğine yönelik beklentiler ve 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında yalnızca enerji verimliliğiyle 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefi, ertelenen yeşil dönüşüm yatırımlarının 2026&#39;da yeniden devreye alınma ihtimalini güçlendiriyor.&#34;Ünlü, bu yılki yavaşlamaya rağmen gıda, ilaç, kimya, otomotiv gibi sektörlerin enerji verimliliği yatırımlarını sürdürdüğünü ve 2026 itibarıyla bu alanlara yeni sektörlerin de eklenmesini beklediklerini belirterek, &#34;Ticari binalara yönelik devlet destekleri dikkate alındığında, 2026 ve sonrasında özellikle hastane ve otel binalarında enerji verimliliği yatırımlarının hız kazanmasını bekliyoruz. Kentsel dönüşüm kapsamında yeni binalarda enerji verimliliği zorunluluğu ise yeşil bina ve teknoloji pazarında önemli bir yatırım potansiyeline işaret ediyor.&#34; dedi.Bu yıl Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları kapsamında şirketlerin ilk kez entegre sürdürülebilirlik raporlarını yayımladığını dile getiren Ünlü, 2026&#39;da raporlama yapan firma sayısının artmasını beklediklerini belirtti.Ünlü, bu sürecin şirket stratejilerini daha şeffaf hale getireceğini ve enerji hizmet şirketlerinin pazarı daha sağlıklı analiz etmesine imkan tanıyacağını ifade ederek, EYODER olarak 2026&#39;dan itibaren enerji hizmet şirketlerine yönelik uluslararası ölçüm ve doğrulama sertifikasyon eğitimleri düzenlemeyi planladıklarını kaydetti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 Dec 2025 11:39:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zorluteks Pazarı bu yıl ormanlaştırma için kuruldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zorluteks-pazari-bu-yil-ormanlastirma-icin-kuruldu--8045/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/zorluteks-pazari-bu-yil-ormanlastirma-icin-kuruldu--8045/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_01D9ED-952DC3-181B6A-88A655-73CBD7-B8F94D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zorluteks, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda gelenekselleştirdiği "Zorluteks Pazarı"nı dördüncü kez gerçekleştirdi.&nbsp;Zorluteks Pazarı, çalışanların önerisiyle doğmuş bir fikir olarak, paydaş katılımının ve bu katılımın somut aksiyonlara dönüşmesinin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_01D9ED-952DC3-181B6A-88A655-73CBD7-B8F94D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zorluteks, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda gelenekselleştirdiği "Zorluteks Pazarı"nı dördüncü kez gerçekleştirdi.&nbsp;Zorluteks Pazarı, çalışanların önerisiyle doğmuş bir fikir olarak, paydaş katılımının ve bu katılımın somut aksiyonlara dönüşmesinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Projede bu sene Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)'ndan "sorumlu üretim ve tüketim" ve "iklim eylemi" konularına odaklanıldı. Proje, sürdürülebilirlik odaklı toplumsal meseleleri desteklemek amacıyla gelir yaratmayı hedeflerken, çalışanların aktif katılımıyla hem şirket içi dayanışmayı güçlendiriyor hem de toplumsal fayda yaratıyor.Çalışanların satın alımına sunulan numune ürünlerden elde edilen gelir, bu yıl da Ecording iş birliğiyle ağaçlandırılması zor alanlara ecoDrone teknolojisiyle tohum topu ekiminde kullanılmak üzere değerlendirilecek. TAÇ, Linens ve TAÇ Kids&amp;Teens markalarının ürünlerinin yer aldığı pazarda, çalışanlara geniş bir ev tekstili ve dekoratif ürün seçkisi sunuldu. Zorlu Grubu'nun kurumsal gönüllülük ekibi olan Kıvılcımlar, etkinlik boyunca satış alanında aktif rol üstlendi, organizasyonun verimli şekilde ilerlemesine katkı sağlarken sürdürülebilirlik bilincinin şirket içinde daha geniş kitlelere yayılmasını destekledi. Zorluteks, yenilikçi iş birlikleri ve toplumsal faydayı odağa alan yaklaşımıyla daha yaşanabilir bir gelecek için attığı adımlara her yıl yenilerini eklemeye devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Dec 2025 13:21:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çevreyi korumaya 2024'te 441 milyar lira harcandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cevreyi-korumaya-2024te-441-milyar-lira-harcandi-4643/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cevreyi-korumaya-2024te-441-milyar-lira-harcandi-4643/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C950BB-991046-F6B4C2-2D77F9-6A258A-5947AE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İstatistik Kurumu, 2024 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl 2023&#39;e kıyasla yüzde 108,3 artarak, 441 milyar liraya çıktı.Çevre koruma harcamalarının yüzde 60,9&#39;u mali ve mali olmayan şirketler,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C950BB-991046-F6B4C2-2D77F9-6A258A-5947AE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İstatistik Kurumu, 2024 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl 2023&#39;e kıyasla yüzde 108,3 artarak, 441 milyar liraya çıktı.Çevre koruma harcamalarının yüzde 60,9&#39;u mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 31,2&#39;si genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar, yüzde 7,9&#39;u da hane halkları tarafından yapıldı.Bu harcamaların yüzde 58,8&#39;i atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 16,5&#39;i atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 9,4&#39;ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, yüzde 7,4&#39;ü toprak, yer altı ve yüzey sularının korunması ve kalitesinin iyileştirilmesinden, yüzde 1,7&#39;si dış ortam havasını ve iklimi korumadan, yüzde 6&#39;sı da diğer çevre koruma konularından oluştu.- Yatırım harcamaları 82 milyar lira olduÇevre koruma yatırım harcamaları ise 2024&#39;te bir önceki yıla göre yüzde 114,2 artarak, 82 milyar liraya yükseldi. Bu harcamaların yüzde 80&#39;i mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 20&#39;si genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı, 2023&#39;te yüzde 0,78 iken, 2024&#39;te yüzde 0,99 oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Dec 2025 10:40:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye iki yıl üst üste kuraklığa dayanamaz]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-iki-yil-ust-uste-kurakliga-dayanamaz-8015/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-iki-yil-ust-uste-kurakliga-dayanamaz-8015/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C6BD15-564759-16417D-5CF2D7-7A2384-5E23B4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye, küresel iklim değişikliğinin etkilerini en sert hisseden ülkelerden biri olmaya devam ederken, su yönetimi konusundaki tartışmalar da alevleniyor. Son dönemde baraj doluluk oranlarındaki düşüş ve beklenen yağışların bir türlü gelmemesi, gözleri su politikalarına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C6BD15-564759-16417D-5CF2D7-7A2384-5E23B4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye, küresel iklim değişikliğinin etkilerini en sert hisseden ülkelerden biri olmaya devam ederken, su yönetimi konusundaki tartışmalar da alevleniyor. Son dönemde baraj doluluk oranlarındaki düşüş ve beklenen yağışların bir türlü gelmemesi, gözleri su politikalarına çevirdi. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Su Politikaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Yıldız, durumun vahametini ve çözüm yollarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Yıldız, sadece sorunu tespit etmekle kalmadı; bürokrasiden tarıma, İstanbul'un özel durumundan veri gizliliğine kadar sistemin tıkandığı noktaları tek tek anlattı.KASIM AYI KAYIP ARALIK KRİTİKMeteorolojik verilerin endişe verici boyutta olduğunu belirten Dursun Yıldız, içinde bulunduğumuz tablonun ciddiyetini rakamlarla ortaya koydu. Kasım ayı yağışlarının, uzun yıllar ortalamasının %45 ila %50 altında kaldığını hatırlatan Yıldız, su yönetiminde kritik eşiğin aşılmak üzere olduğu uyarısında bulundu:&#34;Aralık ayına girdik. Aralık, Ocak ve Şubat ayları, Türkiye'nin su bütçesi açısından en fazla yağış almayı beklediğimiz, hayati öneme sahip dönemdir. Ancak iklim bilimcilerin öngörüleri bizi endişeye sürüklüyor. Beklenen aşırı yağışların gelme ihtimali düşük görülüyor. Geçen yılı kurak geçirdik. Eğer bu kış da kurak geçerse, Türkiye iki sene üst üste kuraklığa dayanamaz. Bu bir felaket senaryosu değil, matematiksel bir gerçekliktir.&#34;Yıldız, halihazırda İzmir, Bursa, Çanakkale ve Edirne gibi büyük illerde su kısıtlarının başladığını, İstanbul'un bazı ilçelerinde de benzer sinyallerin alındığını belirtti.SU POLİTİKALARI DERNEĞİ'NDE SU YOKDurumun belki de en ironik ve düşündürücü anı, Dursun Yıldız'ın kendi ofisindeki durumu paylaştığı an oldu. Türkiye'nin su politikalarına yön vermeye çalışan, uluslararası çapta projeler üreten bir derneğin merkezinde suların akmadığı ortaya çıktı.Yıldız, bu durumu şu sözlerle anlattı: &#34;Bakın şu anda Ankara'da su kısıtı başladı. Benim Su Politikaları Derneği ofisimde şu an su akmıyor. Su akmadığı için kombi çalışmıyor, kombi çalışmadığı için ısınılamıyor. Biz burada Türkiye'nin su geleceğini kurtarmaya çalışırken, susuzluktan ve soğuktan şikayetçi durumdayız. İş artık magazin boyutuna varmış gibi görünse de bu durum krizin ne kadar derinleştiğinin, bürokratik ve yönetimsel tıkanıklığın en somut, en acı kanıtıdır.&#34;DUVAR YIKILMADAN DUVARCI HATIRLANMAZSiyasetin ve bürokrasinin su konusuna yaklaşımına değinen Yıldız, yöneticilerin ancak kriz kapıya dayandığında harekete geçtiğini vurguladı. Bu durumu &#34;Duvar yıkılmadan duvarcı hatırlanmaz&#34; Çin atasözüyle özetleyen Yıldız, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın geçtiğimiz ay yaptığı &#34;Su konusunda büyük risk aldık&#34; itirafının önemli olduğunu ancak uygulamanın yetersiz kaldığını savundu.Yıldız'a göre sorun sadece niyet değil, sistemin kendisi: &#34;Siyaset konudan haberdar değil mi? Haberdar. Peki, uygulama neden olmuyor? Çünkü sistem müsaade etmiyor. Siz zengin olmak isteyebilirsiniz, niyetiniz halis olabilir ama sistemin yollarına girmezseniz olamazsınız. Su yönetiminde de durum bu. Paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Anlayış değişmeden, su yönetimi değişmez.&#34;SU YÖNETİMİNİN DÖRT AYAĞI YASA-KASA-KURUM-STKDursun Yıldız, Türkiye'nin su sorununu çözmesi için &#34;boş lafı bırakıp&#34; dört temel eksende reform yapması gerektiğini belirterek formülü &#34;Yasa, Kasa, Kurum ve STK&#34; olarak açıkladı:YASA: Yıllardır beklenen Su Kanunu'nun 6. maddesini bizzat dernek olarak önerdiklerini belirten Yıldız, yasa çıkmadan bürokrasinin yetki karmaşasının çözülemeyeceğini vurguladı.KASA (FİNANS): Çiftçinin modern sulamaya geçmesi için sadece kredi değil, hibe desteğinin şart olduğunu belirtti.KURUM: Su yönetiminden sorumlu kurumların kapasitelerinin teknoloji destekli olarak geliştirilmesi gerektiğini söyledi.STK: Sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif katılımının sağlanmasının önemine değindi.KAÇAK KUYULARA SERT YAPTIRIMLAR UYGULANMALI&nbsp;Türkiye'deki suyun %75'inin tarımda kullanıldığını doğrulayan Yıldız, bu alandaki vahşi sulamanın devam ettiğini söyledi. Modern sulama sistemlerine geçiş oranının %33 seviyelerine geldiğini belirten Yıldız, şu çözüm önerilerinde bulundu:&#34;Çiftçiye &#39;suyun parasının yarısını sen öde&#39; diyerek bu dönüşümü sağlayamazsınız. Devletin çok daha uzun vadeli krediler ve yüksek oranlı hibeler vermesi gerekiyor. Aksi takdirde, 3 yıl sonra bu oran %33'ten ancak %33,5'e çıkar. Ayrıca yeraltı sularını kaçak kuyularla tüketenlere karşı da en sert yaptırımlar uygulanmalı ve bu kuyular derhal kapatılmalıdır.&#34;ÜNİVERSİTELER VERİYE ULAŞAMIYORDursun Yıldız'ın dikkat çektiği bir diğer hayati sorun ise &#34;veri şeffaflığı&#34; oldu. Türkiye'de kamu kurumlarının, üniversitelerle veri paylaşma konusunda son derece isteksiz olduğunu belirten Yıldız, &#34;Üniversitelerdeki bilimsel çalışmaların sayısı 100 katına çıkmalı. Ancak akademisyenler sağlıklı, sürekli ve standart veriye ulaşamıyor. Veri olmayınca analiz yapılamıyor, analiz olmayınca doğru politika üretilemiyor. Biz karanlıkta göz kırpıyor, samanlıkta iğne arıyoruz&#34; diyerek bilgiye dayalı yönetimin önemini vurguladı.Dursun Yıldız, sözlerini İngilizce bir terim olan &#34;Actionable Knowledge&#34; (Uygulanabilir/Eyleme Dönük Bilgi) kavramıyla noktaladı. Türkiye'nin teknik bilgi veya mühendislik eksikliği olmadığını, asıl sorunun bu bilginin politikaya ve uygulamaya dönüştürülememesi olduğunu belirten Yıldız, &#34;Bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi de politikaya çeviremediğimiz sürece, raporlar raflarda kalmaya mahkumdur&#34; dedi.İSTANBUL İÇİN BÜYÜK RİSK MELEN BARAJI ÇATLAĞIİstanbul'un su durumu için ayrı bir parantez açan Dursun Yıldız, kentin Avrupa ve Anadolu yakasının risk analizini ayrı ayrı yaptı. Özellikle Avrupa yakasının büyük bir tehdit altında olduğunu belirten Yıldız, &#34;Kurtarıcı&#34; olarak görülen Melen Projesi hakkındaki acı gerçeği bir kez daha hatırlattı:&#34;Avrupa yakası, Melen sisteminden basılacak suya muhtaç durumda. Çünkü oradaki barajların kapasitesi, Terkos hariç, oldukça küçük. Hızla dolup hızla boşalıyorlar. Ancak Melen Barajı henüz devreye giremedi çünkü baraj gövdesinde çatlak var. Melen su tutmadı. Bu teknik başarısızlık, İstanbul'un su güvenliğini bıçak sırtında bırakıyor.&#34;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 17 Dec 2025 02:39:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ankara'da 320 okulun bahçesine fidan dikildi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ankarada-320-okulun-bahcesine-fidan-dikildi-7600/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ankarada-320-okulun-bahcesine-fidan-dikildi-7600/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72E7BF-68F7BE-1A94DD-34CCC0-E6485F-9C1C33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Milli Eğitim ile Tarım ve Orman bakanlıkları arasında imzalanan &#34;Köklerden Geleceğe Nefes İşbirliği Protokolü&#34; kapsamında Ankara&#39;daki okullarda başlatılan ağaçlandırma etkinliğinin tanıtımı, Gümüşdere Sosyal Bilimler Lisesi&#39;nde yapıldı.Söz konusu protokolle,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72E7BF-68F7BE-1A94DD-34CCC0-E6485F-9C1C33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Milli Eğitim ile Tarım ve Orman bakanlıkları arasında imzalanan &#34;Köklerden Geleceğe Nefes İşbirliği Protokolü&#34; kapsamında Ankara&#39;daki okullarda başlatılan ağaçlandırma etkinliğinin tanıtımı, Gümüşdere Sosyal Bilimler Lisesi&#39;nde yapıldı.Söz konusu protokolle, Orman Genel Müdürlüğünün teknik desteğiyle, öğrencilerde orman ve ekosistem bilincinin geliştirilmesi, okulların doğayla temas eden öğrenme alanlarına dönüştürülmesi amaçlanıyor.Etkinlikte konuşan Karacabey, Türkiye&#39;nin başarılı ağaçlandırma çalışmalarıyla dünyada orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduğuna işaret ederek, Türkiye&#39;nin, orman varlığını en fazla artıran ülkeler sıralamasında dünyada 4&#39;üncü, Avrupa&#39;da ilk sırada yer aldığını aktardı.Sadece ormanlara değil, her yere fidan dikmek istediklerini, bu kapsamda her yıl 500 milyon fidanı toprakla buluşturduklarını anlatan Karacabey, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bu fidanları toprakla buluşturmaya sizlerle devam edeceğiz. Şu ana kadar Ankara&#39;da 320 okulun bahçesine fidan diktik. Ankara&#39;da 796 okulumuzun tamamını fidanlarla buluşturacağız. Fidanlarımız çocuklarla, çocuklarımız fidanlarla büyüsün istiyoruz. Orman Genel Müdürlüğü olarak söz veriyoruz, ne kadar fidan isterseniz o kadar fidanı dikeceğiz. Şu ana kadar Türkiye&#39;de 4 ilde aktif olarak devam eden orman okullarımız var. İnşallah Ankara&#39;da da önümüzdeki yıl orman okulu açmış olacağız. Orada çocuklarımız tohumun ne olduğunu, fidanın nasıl yetiştirildiğini, nasıl dikildiğini, ormanda ağaçlardan başka neler olduğunu da öğrenmiş olacak.&#34;- &#34;Her çocuğun kendi adını vereceği ağaç olsun istiyoruz&#34;Etkinliğe katılan Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürü Ömür Fatih Karakullukçu da söz konusu protokolün Türkiye&#39;ye örnek olacak bir çalışma olduğunu belirterek, Ankara&#39;da ağaçsız hiçbir okulun kalmamasını arzu ettiklerini söyledi.Bugün bunun başlangıcını yaptıklarını ve uygulamanın, sezon sonuna kadar Ankara&#39;daki okulların hepsine sari olmasını istediklerini bildiren Karakullukçu, &#34;Orman Genel Müdürlüğümüz, nereye ağaç dikmek istersek fidan verecek. Gerek okulunuz çevresine, gerekse doğada bulabildiğiniz herhangi bir yere fidan dikmek istediğiniz zaman elimizden geleni yapacağız. Okula başlarken her çocuğumuzun kendi adını vereceği bir ağacın olmasını istiyoruz.&#34; diye konuştu.Konuşmaların ardından Karacabey, etkinlik alanında öğrencilerle sohbet etti ve fidan dikim etkinliğine katıldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Dec 2025 14:12:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Elektronik atıklardan yeni oyuncuları öne çıkarabilir]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/elektronik-atiklardan-yeni-oyunculari-one-cikarabilir-1314/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/elektronik-atiklardan-yeni-oyunculari-one-cikarabilir-1314/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F6C02D-0DA6A2-AFDFAD-BDB469-BFDD48-9DE84E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Nadir toprak elementleri başta olmak üzere birçok kritik ham maddenin rafinasyonu ve ihracatında Çin baskın konumunu korurken küresel ölçekte çıkarılan kritik ham maddelerin yaklaşık yüzde 66&#39;sı, rafine edilen arzın ise yüzde 88&#39;i Çin tarafından sağlanıyor. Dünya rezervlerinin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F6C02D-0DA6A2-AFDFAD-BDB469-BFDD48-9DE84E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Nadir toprak elementleri başta olmak üzere birçok kritik ham maddenin rafinasyonu ve ihracatında Çin baskın konumunu korurken küresel ölçekte çıkarılan kritik ham maddelerin yaklaşık yüzde 66&#39;sı, rafine edilen arzın ise yüzde 88&#39;i Çin tarafından sağlanıyor. Dünya rezervlerinin ise yaklaşık yarısı bu ülkede bulunuyor.Rezervler açısından Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Vietnam birlikte yaklaşık yüzde 40&#39;lık paya sahipken, ABD&#39;nin payı yalnızca yüzde 2 seviyesinde kalıyor. Çin dışındaki işleme kapasitesi ise ağırlıklı olarak Malezya, Japonya ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yoğunlaşıyor.Bu tablo karşısında Çin&#39;e olan ithalat bağımlılığını azaltmayı ve enerji güvenliği ile ekonomik rekabet gücünü artırmayı hedefleyen ülkeler için elektronik atıklardan nadir toprak elementlerinin (NTE) geri kazanımı stratejik önem kazanırken, Avrupa Birliği (AB) 2024&#39;te Kritik Hammaddeler Yasası&#39;nı (Critical Raw Materials Act-CRMA) yürürlüğe aldı. Düzenleme, yerli madencilik ve rafinasyon projelerinin geliştirilmesinin yanı sıra geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasını öngörüyor.Yasa kapsamda AB, 2030&#39;a kadar yıllık kritik ham madde tüketiminin en az yüzde 10&#39;unu kendi kaynaklarından çıkarmayı, yüzde 40&#39;ını AB içinde işlemeyi ve yüzde 25&#39;ini geri dönüşüm yoluyla karşılamayı hedefliyor. Ayrıca herhangi bir kritik ham maddede AB&#39;nin yıllık tüketiminin yüzde 65&#39;inden fazlasının tek bir üçüncü ülkeden tedarik edilmesi sınırlandırılıyor.AB bu yönde adımlar atarken, dünyanın farklı bölgelerinde de Çin&#39;e bağımlılığı azaltmanın yolu olarak sürdürülebilir madencilik yöntemleri öne çıkıyor. Özellikle elektronik atıklardan NTE&#39;nin geri kazanılması konusu, çevresel etkileri sınırlayan, arzı çeşitlendiren ve dışa bağımlılığı azaltan yaklaşımıyla yeni denge unsuru olarak değerlendiriliyor.- NTE&#39;nin geri kazanımı stratejik bir gereklilikUluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAR) tarafından düzenlenen Uluslararası Anadolu Akademik Çalışmalar Sempozyumu&#39;nda AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kuala Lumpur Üniversitesi Yeşil Kimya ve Sürdürülebilirlik Araştırma Kümesi Öğretim Üyesi Prof. Ahmad Naim Ahmad Yahaya, NTE geri dönüşüm teknolojisinde liderliğin küresel güç dengeleri açısından belirleyici olacağını söyledi.Yahaya, elektronik atıklardan NTE geri kazanımına odaklanan &#34;kentsel madencilik&#34; yaklaşımının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, &#34;Geleneksel madenciliğin çevresel etkileri artarken, orta ve uzun vadede birincil NTE rezervlerinin azalacağı öngörülüyor. Çin&#39;in üretimdeki ağırlığı sürse de elektronik atıklardan NTE&#39;nin geri kazanımı, arz güvenliği ve rekabet gücü açısından stratejik bir gereklilik haline geliyor.&#34; dedi.NTE alanında Malezya&#39;nın Çin&#39;e olan bağımlılığını azaltmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Yahaya, şöyle devam etti:&#34;Geri dönüşümde en kritik unsur ham maddeye erişim. Malezya&#39;nın yerli elektronik atık kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle, diğer ülkelerden elektronik atık ithalatına imkan tanıyacak bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Buna paralel olarak, elektronik atıklardan NTE işlemeye odaklanan ve klasik cevher işleme tesislerinden farklı bir ulusal pilot tesis kurmayı hedefliyoruz. Böylece Malezya&#39;yı Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) bölgesinde kentsel madencilik alanında bir merkez ve lider ülke konumuna taşımayı amaçlıyoruz.&#34;- &#34;Türkiye ile birlikte pilot tesisler geliştirebiliriz&#34;Yahaya, NTE&#39;nin halen ağırlıklı olarak madencilik yoluyla elde edildiğini ancak elektronik atıklardan geri kazanımın giderek önem kazandığını ve Türkiye&#39;nin de bu alanda önemli potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, &#34;Eğer Türkiye bu bölgede kilit oyunculardan biri olmak istiyorsa, özellikle işleme tesislerine odaklanması gerekiyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Elektronik atıklardan NTE işlemenin klasik madencilikten önemli ölçüde ayrıştığına değinen Yahaya, birincil madencilikte kaynakların genellikle oksit ya da karbonat formunda bulunduğunu, elektronik atıklarda ise NTE&#39;nin devre kartları, çipler, mıknatıslar ve hurda uçaklar gibi çok farklı bileşenlerde yer aldığını anlattı.Yahaya, birçok teknolojik üründe yüksek miktarda NTE bulunduğuna ve bu maddeleri geri kazanım yoluyla işleyebilen ülkelerin gelecekte avantajlı konuma geçeceğine dikkati çekerek, &#34;Mıknatıs geri dönüşüm teknolojisinde kim lider olursa, dünyayı da o kontrol eder. Yenilenebilir enerji çağında bu çok kritik. Gelecekte kentsel madencilik teknolojisine sahip olanlar küresel lider olacak.&#34; diye konuştu.Dünyanın 2030&#39;a kadar Birleşmiş Milletler&#39;in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri&#39;ne odaklandığını, bu tarihten sonra da tüm faaliyetlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterleriyle uyumlu hale gelmesiyle birincil madencilik faaliyetlerine bağımlılığın azalacağını anlatan Yahaya, &#34;Bugün kentsel madencilikte açık bir lider yok, teknoloji hala deneme aşamasında. Ancak elektronik atık ihracatının önümüzdeki yıllarda daha da kısıtlanacağını düşünüyorum. Elektronik atığı ve işleme teknolojisini kontrol eden ülkeler Çin&#39;e bağımlılığı azaltabilir.&#34; görüşünü paylaştı.Yahaya, bu çerçevede Malezya ile Türkiye arasında olası bir işbirliğine de işaret ederek, &#34;Teknoloji henüz ölçeklenmiş değil ancak pilot ölçekte umut verici sonuçlar var. Türkiye bu alana ilgi gösterirse, birlikte pilot tesisler geliştirebiliriz.&#34; diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Dec 2025 11:37:42 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Binalar kendi suyunu üretecek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binalar-kendi-suyunu-uretecek-8980/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binalar-kendi-suyunu-uretecek-8980/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2641B-07E12F-24CB58-045552-8E05D8-AC0D89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de 1 Ocak 2026 itibarıyla büyük ölçekli özel ve kamu binalarında yağmur suyu hasadı ve gri su sistemleri zorunlu hale geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yapılan düzenlemeyle; parsel alanı 2 bin metrekarenin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2641B-07E12F-24CB58-045552-8E05D8-AC0D89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de 1 Ocak 2026 itibarıyla büyük ölçekli özel ve kamu binalarında yağmur suyu hasadı ve gri su sistemleri zorunlu hale geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yapılan düzenlemeyle; parsel alanı 2 bin metrekarenin üzerinde olan yapılar ve geniş çatı iz düşümüne sahip binalar yağmur suyu sistemleri kurmakla yükümlü olacak. Bu uygulamanın yıllık 6,2 milyon metreküp yağmur suyu tasarrufu sağlaması bekleniyor.Aynı düzenleme kapsamında; 200 yatak üzeri konaklama tesisleri, 10 bin metrekareyi aşan AVM'ler ve 30 bin metrekare üzerindeki kamu yapılarında gri su sistemi kurulumu da mecburi hale geliyor. Duş, küvet ve lavabolardan toplanan gri suyun arıtılarak tuvalet rezervuarlarında kullanılmasıyla yılda 4 milyon metreküp su kazanımı hedefleniyor. Yağmur ve gri su sistemlerinin birlikte uygulanmasıyla, 1,5 yılda Mogan Gölü kadar suyun tasarruf edilmesi öngörülüyor.Binalarda ücretsiz bir su kaynağı oluşturan sistemler; afet anlarında kullanılabilirlik, düşük yatırım maliyetleri ve sel riskini azaltma gibi avantajlarıyla dikkat çekiyor.Masdaf, yeni dönemin su yönetimi ihtiyaçlarına çözüm sunuyorSu tasarrufuna yönelik bu dönüşüm, doğru pompa teknolojileri ve depolama çözümlerini zorunlu kılıyor. Gri su ve yağmur suyu sistemlerinin etkin şekilde çalışması için güvenilir tahliye, transfer ve depolama ekipmanlarının kritik rol oynadığını belirten Masdaf, geniş ürün gamıyla binaları yeni mevzuata uygun hale getiriyor.Gri su ve atık su uygulamalarına özel Enduro serisiMasdaf'ın Enduro modeli; açık/kapalı vortex yapısı, parçalayıcı bıçaklı çarkı, helisel salmastra kutusu ve su kaçağı elektrodu gibi tasarım özellikleriyle evsel ve endüstriyel atık suların transferi için yüksek verimlilik sunuyor. Lifli parçacık içeren sıvılarda ve arıtma tesisi uygulamalarında güvenli çalışma performansı sağlıyor.Düşük enerji tüketimiyle EnduroLiteGri su tahliyesi, bodrum ve çukur su boşaltımı ile yağmur suyu drenajı gibi uygulamalar için geliştirilen EnduroLite, enerji tasarruflu motoru ile düşük elektrik tüketimi sağlıyor. Hafif ve kompakt yapısı, korozyon dayanımı ve sessiz çalışması sayesinde konut, otel, AVM ve karma yapı projeleri için ideal bir çözüm sunuyor.Gri suyun güvenli toplanması için BlackBoxMasdaf'ın BlackBox ürünü; 300, 500 ve 1000 litre hacimli poliüretan gövdesi, kokuyu engelleyen kapalı tasarımı, kızaklı montaj yapısı ve büyük katı parçacıkları tutan sepet ızgara sistemiyle gri su ve atık suyun güvenli şekilde toplanmasını sağlıyor. Evsel atık suların tahliyesi, endüstriyel yüzey suları ve kot farkı gerektiren özel tahliye uygulamaları için yüksek verimlilik sunuyor.Gri suyun tesisat sistemlerine gerekli basınçta iletilmesi için MultihexaGri suyun tesisat sistemlerine gerekli basınçta iletilmesini sağlayan Multihexa ise paslanmaz çelik pompa gövdesiyle hijyenik ve uzun ömürlü bir çözüm sunuyor. Sessiz çalışma, kompakt tasarım ve susuz çalışmaya karşı koruma özellikleriyle konut, ticari yapılar ve endüstriyel tesisler için yüksek konfor sağlıyor. Uzaktan bağlantı imkânı ve frekans kontrollü modellerde Modbus/RS-485 üzerinden veri erişimiyle sistem takibini kolaylaştıran Multihexa, gri su hidroforu olarak basınçlı su tedarikinde verimli ve güvenilir performans sunuyor."Mevzuat değişikliği sürdürülebilir su yönetimini hızlandıracak"Masdaf CEO'su Erhan Özdemir, yeni düzenlemenin Türkiye'nin su verimliliği hedefleri açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Binalarda yağmur suyu hasadı ve gri su sistemlerinin zorunlu hale gelmesi, hem ülkemizin su kaynaklarını korumak hem de sürdürülebilir şehircilik hedeflerini güçlendirmek adına çok değerli bir adım. Bu sistemlerin verimli ve uzun ömürlü çalışabilmesi için doğru pompa teknolojileri kritik rol oynuyor. Masdaf olarak, Enduro, EnduroLite ve BlackBox gibi ürün portföyümüzle, büyük ölçekli tüm yapıları 2026'ya kadar mevzuata uyumlu hale getirecek teknik çözümler sunuyor; sürdürülebilir su yönetimi dönüşümünde sektörün yanında yer alıyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Dec 2025 11:21:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/duzcenin-1830-rakimli-karduz-yaylasina-kar-yagdi-7668/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/duzcenin-1830-rakimli-karduz-yaylasina-kar-yagdi-7668/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6EDB51-28587C-9660DB-E165CA-58B750-242C93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şehir merkezine 48 kilometre uzaklıktaki 1830 rakımlı Kardüz Yaylası&#39;na, havaların soğumasıyla mevsimin ilk karı düştü.Aralıklarla devam eden yağış nedeniyle kar kalınlığı yaklaşık 30 santimetreye ulaştı.Yaylanın yamaçlarında oluşan sis de karla güzel görüntüler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6EDB51-28587C-9660DB-E165CA-58B750-242C93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şehir merkezine 48 kilometre uzaklıktaki 1830 rakımlı Kardüz Yaylası&#39;na, havaların soğumasıyla mevsimin ilk karı düştü.Aralıklarla devam eden yağış nedeniyle kar kalınlığı yaklaşık 30 santimetreye ulaştı.Yaylanın yamaçlarında oluşan sis de karla güzel görüntüler oluşturdu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 14 Dec 2025 10:49:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ardahan'da Aktaş Gölü çevresi kar yağışıyla beyaza büründü]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ardahanda-aktas-golu-cevresi-kar-yagisiyla-beyaza-burundu-8125/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ardahanda-aktas-golu-cevresi-kar-yagisiyla-beyaza-burundu-8125/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB3257-FF02B5-3A4EF2-53409D-CAA353-B2B396.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kar ve soğuk havanın etkili olduğu Çıldır ilçesinde, gece hava sıcaklığı sıfırın altında 5 dereceye kadar düştü.Bölgede soğuk havanın yanı sıra kar yağışı da etkili oldu.Türkiye-Gürcistan sınırında yer alan Çıldır ilçesindeki Aktaş Gölü&#39;nün çevresi de beyaza&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB3257-FF02B5-3A4EF2-53409D-CAA353-B2B396.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kar ve soğuk havanın etkili olduğu Çıldır ilçesinde, gece hava sıcaklığı sıfırın altında 5 dereceye kadar düştü.Bölgede soğuk havanın yanı sıra kar yağışı da etkili oldu.Türkiye-Gürcistan sınırında yer alan Çıldır ilçesindeki Aktaş Gölü&#39;nün çevresi de beyaza büründü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 14 Dec 2025 10:47:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kars'ta etkili olan kar yağışı sarıçam ormanlarını beyaza bürüdü]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-etkili-olan-kar-yagisi-saricam-ormanlarini-beyaza-burudu-9888/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-etkili-olan-kar-yagisi-saricam-ormanlarini-beyaza-burudu-9888/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA5E3-BD139D-FC315D-320891-4B32B9-ABF257.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğu Anadolu&#39;da, Sarıkamış&#39;tan başlayarak kuzeyde Erzurum&#39;un Şenkaya ilçesi sırtları ile güneydeki Aras Vadisi arasında kalan Süphan Dağı çevresine kadar ulaşan ormanlar, uçsuz bucaksız görüntüsüyle dikkati çekiyor.Bozayı, vaşak, kurt, tilki başta olmak üzere birçok&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA5E3-BD139D-FC315D-320891-4B32B9-ABF257.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Doğu Anadolu&#39;da, Sarıkamış&#39;tan başlayarak kuzeyde Erzurum&#39;un Şenkaya ilçesi sırtları ile güneydeki Aras Vadisi arasında kalan Süphan Dağı çevresine kadar ulaşan ormanlar, uçsuz bucaksız görüntüsüyle dikkati çekiyor.Bozayı, vaşak, kurt, tilki başta olmak üzere birçok yaban hayvanına doğal yaşam alanı sunan sarıçam ormanları, son günlerde etkili olan yoğun kar yağışıyla beyaza büründü.Ormanlık alan bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.Sarıkamış&#39;ı çevreleyen 2 bin 600 rakımlı Soğanlı Dağları ile Kumrutepe ve Çataldere mevkisindeki ormanlar ile Keklik Deresi Vadisi dronla görüntülendi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 14 Dec 2025 09:56:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Politikaları Buluşmaları İstanbul'da başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cevre-ve-sehircilik-politikalari-bulusmalari-istanbulda-basladi-1034/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cevre-ve-sehircilik-politikalari-bulusmalari-istanbulda-basladi-1034/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_64B818-AA53B2-0B9311-4C9DF6-E63D33-105E17.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çevre ve şehircilik politikalarının geliştirilmesine yönelik Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından yürütülen program, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, sahada çalışan uzmanlar, meslek örgütleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_64B818-AA53B2-0B9311-4C9DF6-E63D33-105E17.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çevre ve şehircilik politikalarının geliştirilmesine yönelik Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından yürütülen program, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, sahada çalışan uzmanlar, meslek örgütleri ve yerel yöneticilerden oluşan çok sayıda paydaşı bir araya getirerek ortak akıl geliştirmeyi amaçlıyor.30 şehirde gerçekleşecek oturumlarda çevre, şehircilik, enerji, yeşil finans, tarım ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarında politika önerileri geliştirilmesi hedefleniyor.Program kapsamında mevcut projelerin izlenmesi, geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi, sahadan gelen verilerle politikaların güncellenmesi ve uygulamaların toplumsal, ekonomik ve ekolojik etkilerinin değerlendirilmesi planlanıyor.Elde edilecek öneriler, hazırlanacak &#34;Türkiye Yüzyılı Çevre ve Şehircilik Politikaları Buluşmaları Sonuç Raporu&#34; ile karar süreçlerine sunulacak.- &#34;İstanbul&#39;da her 15 günde bir bu toplantıları yapmayı amaçlıyoruz&#34;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ilk oturumun oldukça verimli geçtiğini belirterek, İstanbul&#39;un bu süreçte sahip olduğu tecrübeyle öncü bir rol üstlendiğini söyledi.Tuncer, Odak Grup Çalışmalarının Türkiye Yüzyılı vizyonuna uygun, bütüncül, sürdürülebilir ve katılımcı politikalar üretmeyi hedeflediğini ifade ederek, şöyle konuştu:&#34;Bu toplantının amacı, istişare kültürümüz doğrultusunda tüm paydaşlarla birlikte konunun uygulama alanında akademisyenler, kamu çalışanlarımızla birlikte yaptığımız bir toplantıydı. İstanbul bu anlamda bizim için çok önemli o yüzden bu toplantıların ilkini İstanbul&#39;da düzenledik. İstanbul&#39;da alanda çok ciddi bir tecrübe var. Biz de ilk odak grubumuzu burada topladık, kendilerini dinledik. Son derece verimli bir toplantı oldu.&#34;Odak Grup Çalışmalarının 30 büyükşehirde gerçekleştirileceğini, ilerleyen dönemde tematik grupların oluşturulacağını aktaran Tuncer, &#34;Bundan sonra yapılacak etaplarda tematik gruplara ayrılacak ve her 15 günde bir bu gruplar çalışmalarını yapıp hazırladıkları raporlarını bizimle paylaşacak. İstanbul&#39;da her 15 günde bir bu toplantıları yapmayı amaçlıyoruz.&#34; dedi.- Toplantının ilk ana başlığı kentsel dönüşüm olduToplantının ilk ana başlığının kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme olduğunu belirten Tuncer, sorunları, çözüm önerilerini ve sürecin nasıl iyileştirilebileceğini hep birlikte değerlendirdikleri söyledi.Tuncer, &#34;Kentsel dönüşüm geniş bir zincir. Bu zincirin her halkası toplantıdaydı. Ada bazında ve mahalle ölçeğinde kentsel yenilemeyi nasıl daha hızlı ve daha kimlikli bir şekilde yapabileceğimizi konuştuk.&#34; ifadelerini kullandı.Çevresel başlıkların da toplantının önemli bir bölümünü oluşturduğunu vurgulayan Tuncer, atık yönetimi, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve yeşil ekonomi konularında görüş alışverişinde bulunulduğunu sözlerine ekledi.- &#34;İstanbul&#39;un şehircilik anlamındaki meselelerini ele alma fırsatı bulduk&#34;AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de buluşmanın İstanbul&#39;un geleceğine ilişkin önemli fikirlerin ortaya konduğu verimli bir çalışma olduğunu belirtti.Toplantıya kamu kurumlarının temsilcileri, meslek kuruluşları, iş dünyası ve uzmanların katıldığını ifade eden Özdemir, şunları söyledi:&#34;AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığımızın şehir buluşmaları toplantısının ilkini İstanbul&#39;da gerçekleştirdik. Kentsel dönüşüm ve deprem güvenliği başta olmak üzere İstanbul&#39;un şehircilik anlamındaki meselelerini ele alma fırsatı bulduk. Gerçekten çok verimli, İstanbul&#39;un geleceği adına güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inandığımız bir toplantı oldu.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Dec 2025 10:33:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Meriç Nehri'nden Çakmak Barajı'na su aktarımı başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/meric-nehrinden-cakmak-barajina-su-aktarimi-basladi-8246/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/meric-nehrinden-cakmak-barajina-su-aktarimi-basladi-8246/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BBAB16-47070A-6EA7BC-3B4D49-6107D0-18C439.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yumaklı, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda konuya ilişkin bilgi verdi.Edirne için stratejik bir su yatırımını daha hayata geçirdiklerini belirten Yumaklı, &#34;747 milyon lira yatırım bedeline sahip P2B Pompa İstasyonu ile Meriç Nehri&#39;nden Çakmak Barajı&#39;na su aktarımı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BBAB16-47070A-6EA7BC-3B4D49-6107D0-18C439.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yumaklı, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda konuya ilişkin bilgi verdi.Edirne için stratejik bir su yatırımını daha hayata geçirdiklerini belirten Yumaklı, &#34;747 milyon lira yatırım bedeline sahip P2B Pompa İstasyonu ile Meriç Nehri&#39;nden Çakmak Barajı&#39;na su aktarımı başladı. Hem içme suyuna güç olacak hem de kurak dönemlerde yaşanabilecek risklerin önüne geçecek projemiz, Edirne&#39;mize ve bölgemize hayırlı, bereketli olsun.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Dec 2025 09:38:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uludağ eteklerinde oluşturulan bal ormanı arıcıları bekliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-eteklerinde-olusturulan-bal-ormani-aricilari-bekliyor-4572/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-eteklerinde-olusturulan-bal-ormani-aricilari-bekliyor-4572/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E57C55-B631F5-2A1AA0-E56589-D1E802-0398B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orman Genel Müdürlüğünce uygulanan &#34;Bal Ormanları Eylem Planı&#34; kapsamında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Keles ilçesi Dağdemirci Mahallesi&#39;nde oluşturulan ormana lavanta, zufa otu, ada çayı, sofora, kelebek çalısı gibi aromatik bitkiler ekildi, bal üretimine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E57C55-B631F5-2A1AA0-E56589-D1E802-0398B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orman Genel Müdürlüğünce uygulanan &#34;Bal Ormanları Eylem Planı&#34; kapsamında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Keles ilçesi Dağdemirci Mahallesi&#39;nde oluşturulan ormana lavanta, zufa otu, ada çayı, sofora, kelebek çalısı gibi aromatik bitkiler ekildi, bal üretimine katkı sunacak akasya ve dut gibi fidanlar dikildi.Bölgede arıcılığı yaygınlaştırmak ve bal üretimini artırmak için 109 hektarlık alanda oluşturulan ormana, üreticilerin ihtiyaçlarına yönelik kovan yerleri, su depoları ve havuz inşa edildi.Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde bal üretimi ve kalitesini artırmak, vatandaşları arıcılığa teşvik etmek amacıyla orman oluşturulduğunu söyledi.Bölgenin eşsiz bir doğaya sahip olduğunu belirten Şahan, &#34;Keles ilçemizde tesis edilen ilk bal ormanı olma özelliği taşıyor. 109 hektar alan üzerine dikim yoluyla bitkilendirmek suretiyle tesis edildi. Proje kapsamında tesis içinde tel ihata, kovan yerleri, 15 tonluk 6 adet su deposu ve havuz yerleri inşa edildi. Bal ormanı için 2,65 milyon lira yatırım yapıldı.&#34; dedi.- Bursa&#39;da bal ormanı sayısı 22 olduŞahan, Keles&#39;in halihazırda bal üretimi için uygun iklim koşulları ve bitki çeşitliliğine sahip olduğunu dile getirerek, &#34;Etrafı karaçam, göknar, meşe, gürgen, kestane ağaçlarıyla çevrili eşsiz bir doğası var. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak burada, üretilecek balın kalitesini ve verimini artırmaya yardımcı olmak için çiçeklenme sezonunu uzatmayı, nektar sağlayan aromatik bitkilerin sayısını ve çeşidini artırmayı amaçladık.&#34; ifadesini kullandı.Bal ormanının tesisinde lavanta, zufa otu, ada çayı, sofora, kelebek çalısı ve hayıt bitkilerinden oluşan toplam 40 bin fidan dikildiğini belirten Şahan, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;375 koloni kapasitesine sahip alanda yılda ortalama 5 ton bal üretimi hedeflendi. Bursa, zengin bitki örtüsü ve iklim koşullarının elverişli olması sebebiyle ıhlamur, akasya, kekik, lavanta ve kestane balı üretiminde önde gelen illerimizden biridir. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak orman köylümüz başta olmak üzere vatandaşlarımızın gelirini çeşitlendirmek, ekonomik olarak güçlendirmek ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak amacıyla Bursa&#39;da 22 bal ormanı tesis edildi.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 11 Dec 2025 11:37:23 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>