<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - Kültür - Sanat]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Tue, 11 Aug 2026 15:25:57 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA["Kaz Dağları'nın Fısıltısı Kuş Düşleri"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kaz-daglarinin-fisiltisi-kus-dusleri--7420/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kaz-daglarinin-fisiltisi-kus-dusleri--7420/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A1F95A-2C3F48-EB2550-B28E6F-93AF92-FC7AF0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Körfez Tatbikililer Sanat Grubu&#39;nun hazırladığı &#34;Kaz Dağları'nın Fısıltısı Kuş Düşleri&#34; Sergisi, Kazdağları&#39;nın simge kuş türlerinden ilham alan eserleri bir araya getiriyor. Sanatçıların özgün yorumlarını yansıtan çalışmalar, bölgenin doğal mirasını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A1F95A-2C3F48-EB2550-B28E6F-93AF92-FC7AF0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Körfez Tatbikililer Sanat Grubu&#39;nun hazırladığı &#34;Kaz Dağları'nın Fısıltısı Kuş Düşleri&#34; Sergisi, Kazdağları&#39;nın simge kuş türlerinden ilham alan eserleri bir araya getiriyor. Sanatçıların özgün yorumlarını yansıtan çalışmalar, bölgenin doğal mirasını ve zengin ekosistemini sanat aracılığıyla yorumluyor.Şah Kartalı&#39;ndan Kara Ağaçkakan&#39;a, Şahin&#39;den Taşkızılı ve Saka Kuşu&#39;na kadar birçok kuş türünü konu alan eserler, Kazdağları&#39;nın doğal yaşamını ve biyolojik çeşitliliğini sanatçıların özgün yorumlarıyla ele alıyor. Sergi, kuşların yalnızca estetik bir unsur değil, Kazdağları&#39;nın doğal yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu sanat aracılığıyla anlatıyor.Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Edremit Ticaret Odası&#39;nın katkılarıyla düzenlenen &#34;Kaz Dağları'nın Fısıltısı Kuş Düşleri&#34; Sergisi, 15 Ağustos&#39;ta kapılarını açacak. Sergi, 15 Eylül 2026 tarihine kadar İda Madra Jeoparkı Güre Sergi Salonu&#39;nda ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 11 Aug 2026 15:25:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şerefiye Sarnıcı sanat ve müziğe eşlik ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/serefiye-sarnici-sanat-ve-muzige-eslik-ediyor-7656/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/serefiye-sarnici-sanat-ve-muzige-eslik-ediyor-7656/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2C948-025FBD-7F7543-8EB08E-B9E529-10B82C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Derinden Gelen Sesler" konserleri her cuma, cumartesi ve pazar günü Şerefiye Sarnıcı'nın eşsiz atmosferinde gerçekleşiyor.Şerefiye Sarnıcı'nda "Dün ile Bugün" Sergisine Müzik Eşlik EttiŞerefiye Sarnıcı'nda, Seçkin Pirim'in "Dün ile Bugün" sergisi kapsamında; eserlerin hikâyeleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2C948-025FBD-7F7543-8EB08E-B9E529-10B82C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Derinden Gelen Sesler" konserleri her cuma, cumartesi ve pazar günü Şerefiye Sarnıcı'nın eşsiz atmosferinde gerçekleşiyor.Şerefiye Sarnıcı'nda "Dün ile Bugün" Sergisine Müzik Eşlik EttiŞerefiye Sarnıcı'nda, Seçkin Pirim'in "Dün ile Bugün" sergisi kapsamında; eserlerin hikâyeleri ve serginin kapsamı katılımcılarla paylaşıldı.&nbsp;Sergi gezisinin ardından ise akustik müziğin özgün yorumcularından Ezgi Barhan, "Suyun Sesine Karışan Şarkılar" başlıklı performansıyla dinleyicilerle buluştu. 1600 yıllık sarnıcın eşsiz akustiğinde gerçekleşen performans, gecenin sanat ve müziği bir araya getiren atmosferini tamamladı.Tarih ile sanatın harmanlandığı bu özel gece, Şerefiye Sarnıcı'nın eşsiz atmosferinde izleyicilere geçmişten bugüne uzanan unutulmaz bir kültür ve sanat deneyimi yaşattı. "Derinden Gelen Sesler" ile Şerefiye Sarnıcı, her hafta farklı müzik türlerini tarihi atmosferiyle buluşturarak süreklilik taşıyan bir müzik deneyimine ev sahipliği yapmaya devam edecek.Etkinlik Takvimi:ZAMANSIZ NAĞMELER (MUSİKİ)14 Ağustos Cuma, 20.30Klasik Türk Musikisi Kanun Resitali – Turgut Özüfler15 Ağustos Cumartesi, 20.30Doğu Batı Divanı – TriOrient16 Ağustos Pazar, 20.30Ustalara Saygı Konseri - 2 Saz 1 SesPERDE AÇILIYOR: OPERA22 Ağustos Cumartesi, 20.30Bir Opera GecesiSolistler: Dilara Ataibiş, Kaan Mert ÖzbelenPiyano: Gizem Dalkılıç23 Ağustos Pazar, 20.30Opera BaşyapıtlarıSolist: Berk DalkılıçPiyano: Gizem DalkılıçKLASİK BULUŞMALAR28 Ağustos Cuma, 20.30Lirik Melodilere Uzanan Yolculuk - Sular ve Sesler29 Ağustos Cumartesi, 20.30Klasik ve Romantik Dönem Seçkileri - Trio MySia30 Ağustos Pazar, 20.30Zafer SenfonisiSeçkin Pirim (d. 1977, Ankara) lisansını ve yüksek lisansını Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümü'nde tamamladı. Yerel ve uluslararası sanat kurumlarında çok sayıda kişisel ve karma sergide yer alan sanatçı, heykel ve tasarım alanında pek çok ödüle layık görüldü. Eserleri, aralarında Borusan Sanat, Pera Müzesi, Museum Haus Konstruktiv, Glory Yeh Museum &amp; Sculpture Park, Yverdon-les-Bains ve Saatchi Gallery'nin yer aldığı kurumlarda sergilendi. Seçili kişisel sergileri arasında Zamanlı-Zamansız, Baksı Müzesi, Bayburt (2025); Günübirlik Inşa, Dirimart Dolapdere, Istanbul (2025); Seçkin Pirim, Trienale Milano, Milano (2024); Kalıntılar, İstanbul Resim Heykel Müzesi, İstanbul (2023); İnziva, Dirimart, İstanbul (2022); Art On Paper, C24 Gallery, New York (2019); Hypochondriac, C24 Gallery, New York (2016); Saf Akla Hitaben, Galeri Siyah Beyaz, Ankara (2014) ve Discipline Factory, Saatchi Gallery, Londra (2012) bulunuyor. Seçili grup sergileri arasında ise Yüzen Adalar, İstanbul Modern, İstanbul (2023); Landscapes of Desire, 4th Industrial Art Biennial, Pula (2023); Açık Mekan 3 (Sergi fikri: Nuri Kuzucan), İMALAT-HANE, Bursa (2021); Core Sample, C24 Gallery, New York (2018); Discipline Factory, Design Shanghai, Şangay (2018) ve TRAIT PAPIER (küratör: Karine Tissot), Centre d'art contemporain, Yverdon-les-Bains (2013) yer alıyor. Seçkin Pirim, İstanbul ve Londra'da yaşıyor ve çalışıyor.Seçkin Pirim'in birçok farklı materyali kullanarak neominimalist tarzda ürettiği yapıtlarındaki spontane formlar, sanatçının benliğiyle yeniden buluşma ve insanın sosyal ağlarla kendini gerçekleştirme yolculuğunu temsil eder. Sanatçının iç merkezli bir hareket anlayışına dayanan çok katmanlı eserleri tekrar eden formlardan oluşur. Pirim bu formları pleksi, kâğıt, mermer ve alüminyum malzemelerin geniş, düz yüzeyleri içine hapseder. İlhamını Mevlana'nın "birden bütüne" anlayışından alan Pirim'in sanatının kaynağı, dert edindiği varoluşsal meseleler ve tecrübelerdir; son dönem yapıtlarıysa insanın kendi özüne dönüş yolculuğuna ve ruhsal-bedensel arınmaya odaklanır. Pirim, günümüzün kaotik ve çok kimlikli varoluş biçimleri karşısında kendi sınırlarını zorlayarak, tekrara dayalı jestler üzerinden yenilenmeye ve dönüşmeye dair sorulara cevaplar arar.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 11 Aug 2026 12:15:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayatımızda İz Bırakan Filmler Ağustos'ta Fişekhane'de]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hayatimizda-iz-birakan-filmler-agustosta-fisekhanede-4736/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hayatimizda-iz-birakan-filmler-agustosta-fisekhanede-4736/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D71E6E-4F046E-0203A5-368A80-CCD020-B307FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'un tarih, kültür-sanat ve gastronomiyi bir araya getiren buluşma noktası Fişekhane Açık Hava Sineması, Ağustos ayında yaz gecelerine yakışan birbirinden özel yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Aşk, bağlılık ve kayıp temalarını merkezine alan, derin duygusal&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D71E6E-4F046E-0203A5-368A80-CCD020-B307FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'un tarih, kültür-sanat ve gastronomiyi bir araya getiren buluşma noktası Fişekhane Açık Hava Sineması, Ağustos ayında yaz gecelerine yakışan birbirinden özel yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Aşk, bağlılık ve kayıp temalarını merkezine alan, derin duygusal ilişkiler ve insan psikolojisine odaklanan filmlerin öne çıktığı program, 1994 -2018 yılları arasında izleyiciler tarafından büyük beğeni toplayan bir seçkiden oluşuyor. Tarihi su kulesinin eşsiz ambiyansında gerçekleşen Fişekhane Açık Hava Sineması, çimenlerin üzerindeki büyüleyici bir atmosferde yaz gecelerini keyifli bir etkinliğe dönüştürüyor.&nbsp;World Cinezone iş birliği ile özenle seçilmiş yapımların yer aldığı Fişekhane Açık Hava Sineması'nda Ağustos programında Leon: The Professional, La La Land, A Star Is Born ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi bol ödüllü yapımlar öne çıkıyor.&nbsp;Fişekhane Açık Hava Sineması Ağustos programı şu şekilde sıralanıyor:&nbsp;1 Ağustos Cumartesi – Senden Bana Kalan&nbsp;Yönetmenliğini Abdullah Oğuz'ın yaptığı 2015 yapımı duygusal filmin başrollerini Ekin Koç ve Neslihan Atagül paylaşıyor. 2006'da çekilen Güney Kore yapımı Bir Milyonerin İlk Aşkı filminden uyarlanan film, Elf ve Özgür'ün aşk hikayesini anlatıyor. Çekimleri Adatepe, Kaz Dağları ve Cunda'da gerçekleşen film, Ege&#39;nin huzurlu atmosferinde geçmişin sırları ve büyük bir aşkı konu alıyor.&nbsp;5 Ağustos Çarşamba – 500 Days Of Summer (Aşkın 500 Günü)&nbsp;Yönetmenliğini Marc Webb'in üstlendiği romantik komedi-dram türündeki 2009 çıkışlı filmin başrollerinde Joseph Gordon-Levitt ile Zooey Deschanel yer alıyor. Film, aşkın doğrusal olmayan, inişli çıkışlı 500 gününü, kronolojik olmayan yaratıcı bir kurguyla gözler önüne seriyor. Hikaye, kaderdeki aşka inanan Tom ile aşka ve ciddi ilişkilere inanmayan Summer&#39;ın modern, buruk ve alışılmadık ilişkisine odaklanıyor.&nbsp;7 Ağustos Cuma – FleabagBBC'nin hit TV dizisi Fleabag'e ilham veren Phoebe Waller-Bridge'in yazıp canlandırdığı Fleabag, kendine özgü şekilde yaşayan bir kadının iç dünyasına bir bakış sunuyor. Aile ve arkadaşlık ilişkilerinde yaşadığı sıkıntıların yanı sıra işlettiği kafeyi ayakta tutmaya çalışan Fleabag, bir anda kendini kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış olarak buluyor.&nbsp;8 Ağustos Cumartesi – Leon: The Professional (Leon: Sevginin Gücü)Luc Besson'ın yönetmenliğini üstlendiği bu kült yapımın başrollerinde Jean Reno, Gary Oldman ve ilk uzun metrajlı filmi ile Natalie Portman yer alıyor. Film, ailesi katledilen 12 yaşındaki Mathilda ile ona kol kanat geren soğukkanlı bir tetikçi olan Léon'un, New York&#39;un tekinsiz sokaklarında kesişen yollarını anlatıyor. İnsan doğasının yalnızlığını, şiddetin ortasındaki naif bir dostluğu ve Sting'in &#34;Shape of My Heart&#34; şarkısıyla devleşen unutulmaz vedası ile sinema tarihinde önemli bir yer tutuyor.12 Ağustos Çarşamba – A Star Is Born (Bir Yıldız Doğuyor)Yönetmenliğini Bradley Cooper'ın üstlendiği ve müzikleriyle popüler kültürde devleşen yapımlar arasına adını yazdıran A Star Is Born, yetenekli ama tanınmayan Ally ile kariyeri düşüşte olan alkol bağımlısı ünlü müzisyen Jackson'ın tutkulu aşkını ve müzikal yolculuğunu konu alıyor. 2018 yapımı film, şöhretin bedelini, büyük bir aşkı ve Lady Gaga ile Bradley Cooper'ın düeti olan Oscar ödüllü &#34;Shallow&#34; şarkısının büyüleyici enerjisini sinemaya taşıyor.14 Ağustos Cuma – La La Land (Aşıklar Şehri)Damien Chazelle'in yazıp yönettiği, romantik müzikal komedi-drama türündeki La La Land'in başrollerinde Ryan Gossling ve Emma Stone yer alıyor. Film, Los Angeles&#39;ta hayallerinin peşinden koşan caz piyanisti Sebastian ile aktris olma hayali kuran Mia'nın yollarının kesişmesini anlatıyor. Amerikan Film Endüstrisi tarafından, yayınlandığı 2016 yılının en iyi 10 filminden biri seçilen yapım, Akademi Ödülleri'nde de 14 adaylıkla Oscar tarihinde en fazla adaylık elde eden üç filmden biri unvanına sahip.&nbsp; 6 dalda Oscar kazanan, ayrıca elde ettiği 7 adaylığın hepsini kazanarak Altın Küre tarihinde de rekor kıran film, unutulmaz başyapıtlar arasında yer alıyor.&nbsp;15 Ağustos Cumartesi – Love Me If You Dare (Cesaretin Var mı Aşka?)Yann Samuell'in yazıp yönettiği 2003 yapımı romantik komedi-drama türündeki filmin başrollerinde Guillaume Canet ve Marion Cotillard yer alıyor. Film, çocukken cesaret gerektiren bir oyun oynamaya başlayan ve büyüdükçe bu oyunu bırakamayan, hatta hayatlarını mahvetme riskine rağmen oynamaya devam eden iki iyi arkadaşı konu alıyor. &#34;Cesaretin var mı?&#34; sorusu etrafında şekillenen hikaye; gururun, aşkın ve tutkunun sınırlarını zorlarken, romantik dram türüne gerçeküstücü ve ezber bozan bir bakış açısı getiriyor.19 Ağustos Çarşamba – The Prestige (Prestij)The Prestige, 19. yüzyılın sonlarında Londra&#39;da yaşayan Robert Angier ve Alfred Borden adındaki iki dahi sihirbazın, birbirlerinin sırlarını açığa çıkarma uğruna girdikleri ölümcül ve saplantılı rekabeti konu alıyor. Yönetmen Christopher Nolan&#39;ın zekice kurguladığı film, Hugh Jackman, Christian Bale, Scarlett Johansson ve David Bowie gibi dev isimlerden oluşan kadrosuyla sinema tarihinin en büyük gizem-gerilim başyapıtlarından birini oluşturuyor. İllüzyonun üç aşaması olan &#34;Vaat&#34;, &#34;Dönüşüm&#34; ve &#34;Prestij&#34; kavramları üzerinden ilerleyen hikaye, hırsın ve kusursuzluk arayışının bir insanı nasıl tamamen yok edebileceğini çarpıcı ve ters köşe bir finalle gözler önüne seriyor.21 Ağustos Cuma – Inception (Başlangıç)Inception, insanların rüyalarına girerek bilinçaltındaki en derin sırları çalma yeteneğine sahip bir hırsız olan Dom Cobb'un, bu kez bir fikri çalmak yerine bir zihne yeni bir fikir ekleme (başlangıç) görevini üstlenmesini konu alıyor. Yönetmen Christopher Nolan'ın rüya katmanları, zaman algısı ve insan psikolojisi üzerine kurduğu bu başyapıt; Leonardo DiCaprio, Elliot Page, Tom Hardy, Cillian Murphy ve Marion Cotillard gibi dev bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Bilimkurgu ve soygun türünü felsefi bir derinlikle harmanlayan film, zihnin labirentlerinde kaybolurken gerçeklik ile rüya arasındaki o ince çizgiyi sorgulayan unutulmaz bir finale imza atıyor.22 Ağustos Cumartesi – The Water Diviner (Son Umut)The Water Diviner, Çanakkale Savaşı'nın ardından Gelibolu'ya gelerek savaşta kaybolan üç oğlunun izini süren Avustralyalı bir çiftçi olan Joshua Connor'ın dramatik ve umut dolu arayışını konu alıyor. Hem yönetmen koltuğunda oturan hem de başrolü üstlenen Russell Crowe'un imzasını taşıyan film, Olga Kurylenko'nun yanı sıra Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz gibi Türk sinemasının dev isimlerini bir araya getiriyor. Savaşın yıkıcılığını her iki tarafın gözünden de objektif ve insani bir dille ele alan hikaye; bağışlama, dostluk ve bir babanın evlatlarına duyduğu sarsılmaz sadakati etkileyici bir atmosferle beyaz perdeye taşıyor.26 Ağustos Çarşamba – Whiplash&nbsp;Whiplash, dünyanın en prestijli müzik okullarından birinde okuyan genç ve hırslı bir davulcu olan Andrew Neiman ile onun sınırlarını psikolojik ve fiziksel şiddetle sonuna kadar zorlayan acımasız caz eğitmeni Terence Fletcher'ın arasındaki sarsıcı güç savaşını konu alıyor. Yönetmen Damien Chazelle'in dehasını kanıtladığı film, Miles Teller ve bu rolüyle Oscar kazanan J.K. Simmons'ın akıllara kazınan dev performanslarına ev sahipliği yapıyor. Başarı, kusursuzluk saplantısı ve deha ile delilik arasındaki o ince çizgiyi ritmik bir gerilimle işleyen hikaye, sinematografinin en ikonik ve nefes kesici final performanslarından biriyle son buluyor.28 Ağustos Cuma – The Notebook (Not Defteri)The Notebook, farklı sosyal sınıflardan gelen Allie ve Noah adındaki iki gencin 1940'ların başında tutkuyla başlayan ancak araya giren savaş ve aile engelleriyle yarım kalan zamansız aşk hikayesini konu alır. Yönetmen Nick Cassavetes'in imzasını taşıyan film, başrollerdeki Ryan Gosling ve Rachel McAdams'ın sinematik kimyasıyla modern romantik sinemanın en popüler kült yapıtlarından birini oluşturuyor. Yaşlı bir adamın, huzurevinde demans hastası bir kadına sararmış bir defterden okuduğu anılar üzerinden ilerleyen hikaye; zamanın, mesafelerin ve hafıza kaybının bile yok edemediği sarsılmaz bir bağlılığı gözler önüne seriyor.29 Ağustos Cumartesi – Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan)&nbsp;Eternal Sunshine of the Spotless Mind, iki yıllık fırtınalı ilişkilerinin ardından birbirlerine dair tüm anılarını tıbbi bir operasyonla hafızalarından sildiren Joel ve Clementine'ın sıra dışı hikayesini konu alıyor. Yönetmen Michel Gondry&#39;nin sürrealist görsel dili ve Charlie Kaufman'ın Oscar ödüllü dahi senaryosuyla şekillenen film, Jim Carrey ve Kate Winslet'ın kariyer zirvesi performanslarına ev sahipliği yapıyor. Joel'un hafızası silinirken anılarının içinde geriye doğru yaptığı umutsuz yolculuğu anlatan yapım; aşkın acısını, bağların gücünü ve insan zihninin labirentlerini işleyen zamansız bir başyapıt unvanını taşıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 09 Aug 2026 12:27:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sanat eğitiminden dijital arşive]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-egitiminden-dijital-arsive-2314/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-egitiminden-dijital-arsive-2314/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DC53A8-DBAAE9-9B7664-81EA97-2EFD08-25B79B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin farklı şehirlerinden programa dahil olan genç sanatçıların üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan dijital gösterim alanı, katılımcıların proje süresince geliştirdikleri çalışmaları bir araya getiriyor. Galeri, genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DC53A8-DBAAE9-9B7664-81EA97-2EFD08-25B79B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin farklı şehirlerinden programa dahil olan genç sanatçıların üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan dijital gösterim alanı, katılımcıların proje süresince geliştirdikleri çalışmaları bir araya getiriyor. Galeri, genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmalarına olanak sağlarken, projenin iki yıllık birikimini de kalıcı bir dijital arşive dönüştürüyor."Üretimlerin görünürlüğünü artıran bir alan oluşturuyoruz"Nestlé Türkiye İçecekler İş Birimi Genel Müdürü Umut Tavaşoğlu, projenin genç sanatçıların gelişim süreçlerini desteklemenin yanı sıra eserlerinin görünürlüğünü artıran bir platforma dönüştüğünü belirterek, "İki yıl boyunca farklı şehirlerde genç sanatçılarla bir araya geldik, onların üretim süreçlerine eşlik ettik. Şimdi bu üretimlerin İstanbul Modern'in dijital platformunda daha geniş kitlelerle buluşması, projenin önemli çıktılarından biri. Gençlerin sanat yolculuklarına katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi.İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler Direktörü Neslihan Varol ise dijital Katılımcı Galerisi'nin projenin sürdürülebilir çıktılarından biri olduğunu vurgulayarak, "Program kapsamında genç sanatçıların üretimlerini paylaşabilecekleri, çalışmalarını görünür kılabilecekleri bir alan yaratmayı önemsiyoruz. Bu platform, farklı şehirlerden sanatçıların üretimlerini bir araya getirerek ortak bir paylaşım alanı oluşturuyor" diye konuştu."Sanat Yolunda" projesinin çevrim içi Katılımcı Galerisi'nde yer alan çalışmalar, İstanbul Modern'in web sitesi üzerinden ziyaret edilebiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 09 Aug 2026 12:25:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nin "Güz Konferansları" 5 Eylül'de başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-is-bankasi-resim-heykel-muzesinin-guz-konferanslari-5-eylulde-basliyor-2081/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-is-bankasi-resim-heykel-muzesinin-guz-konferanslari-5-eylulde-basliyor-2081/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_071280-411BE3-4CB3E2-486455-622759-4470D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konferans serisinin ilk oturumunda Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu, Sanayi Devrimi ve toplumsal değişimlerle birlikte Paris'in 19. yüzyılda modern sanatın başkenti haline gelişini incelerken; Prof. Dr. Nilüfer Öndin, atölyelerden çıkıp doğaya yönelen sanatçıların gün ışığını ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_071280-411BE3-4CB3E2-486455-622759-4470D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konferans serisinin ilk oturumunda Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu, Sanayi Devrimi ve toplumsal değişimlerle birlikte Paris'in 19. yüzyılda modern sanatın başkenti haline gelişini incelerken; Prof. Dr. Nilüfer Öndin, atölyelerden çıkıp doğaya yönelen sanatçıların gün ışığını ve renkleri tuvale nasıl aktardıklarını anlatacak. Katılımcılar Empresyonizm akımının açtığı kapıları ve bıraktığı derin izlerin dönemsel örneklerini Doç. Dr. Seda Yavuz'dan dinlerken, Prof. Dr. Gül İrepoğlu ise 1914 Kuşağı'nı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş döneminde Paris'e giden sanatçılarımızın Türk resim sanatına kazandırdıkları yeni renk anlayışını ve özgün üslubu mercek altına alacak.Birbirinden değerli sanat tarihi uzmanları eşliğinde dört hafta sürecek program cumartesi günleri 12.00-14.00 saatleri arasında BlackBox'ta düzenlenecek. Sanatseverler, konferans serisindeki etkinliklere tek tek katılabilecek. Tüm oturumlara katılanlara ise program sonunda bir sertifika sunulacak.&nbsp;Konferanslar için tekli biletler alınabileceği gibi kombine bilet satışı da yapılmaktadır. Biletler İş Bankası kartlarına %20 indirim ayrıcalığıyla Biletix'te satışta.RHM Güz Konferansları Takvimi•	5 Eylül Cumartesi, 12.00-14.00"19. Yüzyılda Paris&#39;te Sanatın Dönüşümü" / Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu	&nbsp;•	12 Eylül Cumartesi, 12.00-14.00"Işığın Peşinde: Empresyonizmin Öncüleri" / Prof. Dr. Nilüfer Öndin•	19 Eylül Cumartesi, 12.00-14.00"Empresyonizmin Mirası ve Etkileri" / Doç. Dr. Seda Yavuz&nbsp;•	26 Eylül Cumartesi, 12.00-14.00"1914 Kuşağı ve Resmimizde Empresyonizm" / Prof. Dr. Gül İrepoğlu&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 06 Aug 2026 12:39:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pluxee Sinema Günleri devam ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pluxee-sinema-gunleri-devam-ediyor-5464/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pluxee-sinema-gunleri-devam-ediyor-5464/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_405E2B-FD681D-208BD2-36DF4F-F4B091-5B62C2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurumsal yan haklar ve çalışan deneyimi sektörünün lideri Pluxee, yaşamın her alanına dokunmaya devam ediyor. Ağustos ayı boyunca devam edecek Pluxee sinema günleri programında romantik komediden dramaya, biyografiden bilim kurguya uzanan geniş bir seçki yer alıyor. Şehrin merkezinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_405E2B-FD681D-208BD2-36DF4F-F4B091-5B62C2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurumsal yan haklar ve çalışan deneyimi sektörünün lideri Pluxee, yaşamın her alanına dokunmaya devam ediyor. Ağustos ayı boyunca devam edecek Pluxee sinema günleri programında romantik komediden dramaya, biyografiden bilim kurguya uzanan geniş bir seçki yer alıyor. Şehrin merkezinde açık havada gerçekleşen gösterimler, yaz akşamlarını sinemaseverler için keyifli bir buluşma noktasına dönüştürüyor.&nbsp;Pluxee Sinema Günleri&#39;nin ağustos gösterim takvimi şöyle:•	9 Ağustos Pazar – About Time&nbsp;•	10 Ağustos Pazartesi – Nocturnal Animals&nbsp;•	16 Ağustos Pazar – Mamma Mia!&nbsp;•	17 Ağustos Pazartesi – Back to Black&nbsp;•	20 Ağustos Perşembe – The Bodyguard•	25 Ağustos Salı – Project Hail Mary•	30 Ağustos Pazar – The Secret Agent&nbsp;•	31 Ağustos Pazartesi – One Battle After Another&nbsp;Pluxee Sinema Günleri, eylül ayında da zengin programıyla devam edecek. Sense and Sensibility, Shutter Island, Ticket to Paradise, Mother Mary, Senna ve Black Bag gibi dikkat çeken yapımlar yaz sezonunun son gösterimlerinde sinemaseverlerle buluşacak.Gösterimlere katılmak isteyenlerin izlemek istedikleri film için önceden rezervasyon yaptırmaları yeterli oluyor. Gösterim takvimi ve rezervasyon işlemleri Zorlu PSM mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirilebiliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 06 Aug 2026 09:42:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gamze Yücel'den sevgiye bilimsel bakış]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gamze-yucelden-sevgiye-bilimsel-bakis-6130/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gamze-yucelden-sevgiye-bilimsel-bakis-6130/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_51BDCC-2AC72A-02F26E-5755EB-F7E434-B62A6C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gamze Yücel&#39;in Adalet Bakanlığı, UNICEF, Millî Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&#39;ndaki deneyimlerinden beslenen çalışma, sevgi kavramını psikoloji, eğitim, edebiyat ve kültür ekseninde bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyor.İKİ YILLIK YOĞUN&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_51BDCC-2AC72A-02F26E-5755EB-F7E434-B62A6C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gamze Yücel&#39;in Adalet Bakanlığı, UNICEF, Millî Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&#39;ndaki deneyimlerinden beslenen çalışma, sevgi kavramını psikoloji, eğitim, edebiyat ve kültür ekseninde bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyor.İKİ YILLIK YOĞUN ÇALIŞMANIN ARDINDAN KİTABI TAMAMLADIMYücel, kitabın yazım sürecinin, Azerbaycanlı Prof. Dr. Rüfet Hüseynzade&#39;nin sevgi üzerine bir eser kaleme alma önerisiyle başladığını belirterek, yaklaşık iki yıllık yoğun çalışmanın ardından kitabı tamamladığını ifade etti. Yayımlanmadan önce Azerbaycan&#39;daki üç köklü devlet üniversitesinin akademisyenlerinden oluşan bilimsel kurullar tarafından da değerlendirilen eser, özgün yaklaşımı ve literatüre katkısı nedeniyle olumlu rapor aldı.Azerbaycan&#39;da yayımlandıktan sonra Türkiye&#39;de de okurlarla buluşan &#34;Sevebilmek&#34;, Himayala Akademi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitap, D&amp;R, İdefix ve Kitapyurdu başta olmak üzere çeşitli satış platformlarında da okuyucuların erişimine sunuldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 06 Aug 2026 08:24:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pietro Micca Rahmi M. Koç Müzesi koleksiyonuna katıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pietro-micca-rahmi-m-koc-muzesi-koleksiyonuna-katildi--1497/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pietro-micca-rahmi-m-koc-muzesi-koleksiyonuna-katildi--1497/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AAFE7C-842C58-307985-E2FB53-94FC7B-2FCEB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sadece 131 yıllık tarihiyle değil, hüzünlü hikayesiyle de dikkat çeken Micca, RMK Marine&#39;de gerçekleştirilecek kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından müzenin Haliç&#39;teki zengin denizcilik koleksiyonunda ziyaretçilerle buluşacak.1895 yılında İngiltere&#39;nin South&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AAFE7C-842C58-307985-E2FB53-94FC7B-2FCEB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sadece 131 yıllık tarihiyle değil, hüzünlü hikayesiyle de dikkat çeken Micca, RMK Marine&#39;de gerçekleştirilecek kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından müzenin Haliç&#39;teki zengin denizcilik koleksiyonunda ziyaretçilerle buluşacak.1895 yılında İngiltere&#39;nin South Shields kentinde inşa edilen Pietro Micca, bugün hâlâ orijinal üç genleşmeli buhar makinesiyle çalışabilen dünyanın ender tarihi gemileri arasında yer alıyor. Yaklaşık bir buçuk asırlık geçmişi boyunca İngiltere ve İtalya&#39;da açık deniz römorkajından liman hizmetlerine, savaş dönemindeki görevlerinden çevresel izleme çalışmalarına kadar çok farklı alanlarda hizmet veren gemi, yalnızca teknik özellikleriyle değil, ardında bıraktığı insan hikâyeleriyle de denizcilik tarihinin yaşayan tanıkları arasında gösteriliyor.Bir ailenin mirası, bir geminin yeniden doğuşuPietro Micca&#39;nın yolculuğu, yalnızca savaşlara, fırtınalara ve ekonomik dönüşümlere değil; aynı zamanda hayatlarını denize adamış insanların hikâyelerine de tanıklık etti. Bu hikâyenin merkezinde ise römorkörle üç kuşak boyunca bağ kuran Spinelli Ailesi yer alıyor.Pietro Micca, Benito Spinelli için hiçbir zaman sıradan bir römorkör olmadı. Babası Antonio bu gemide çalıştı; ardından Benito, kardeşleri ve daha sonra oğulları aynı güvertede görev yaptı. Aile için Pietro Micca, yalnızca bir çalışma alanı değil, hayatlarının ve anılarının ayrılmaz bir parçasıydı.1996 yılında geminin hurdaya ayrılması gündeme geldiğinde, Benito Spinelli&#39;nin henüz 20 yaşına bile gelmemiş oğlu Gianluca Spinelli bu sona razı olmadı. Kardeşi Biagio ile birlikte denizcilik dergisi Yacht Digest&#39;te yayımladığı çağrıyla Pietro Micca&#39;nın korunmasını istedi. Ancak bu çağrıdan yalnızca birkaç gün sonra Gianluca, geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Genç yaşta kaybedilen Gianluca&#39;nın son arzusu ise tarihe miras kaldı.Onun başlattığı çağrı, denizcilik tarihçilerini, tarih meraklılarını ve gönüllüleri harekete geçirdi. Pietro Micca satın alındı, yıllar süren titiz restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayata döndürüldü ve dünyanın yaşayan denizcilik mirasının en değerli örneklerinden biri olarak korundu.İtalya&#39;dan Haliç&#39;e uzanan anlamlı yolculukBugün Pietro Micca, yeni yolculuğuna İstanbul&#39;da devam ediyor. Geminin Türkiye&#39;ye gelişi, yalnızca 131 yıllık bir buharlı römorkörün yeni yuvasına kavuşması anlamına gelmiyor; aynı zamanda üç kuşak boyunca ona emek veren Spinelli Ailesi&#39;nin ve Gianluca Spinelli&#39;nin yarım kalan hayalinin yaşamaya devam etmesini simgeliyor. Duygusal bir rastlantıyla, Pietro Micca&#39;nın İtalya&#39;dan ayrıldığı yıl, onu hurdaya gitmekten kurtarmak için ilk adımı atan Gianluca Spinelli&#39;nin 50. yaşına gireceği yıla denk geliyor. Bu yönüyle Pietro Micca&#39;nın Haliç&#39;e uzanan yolculuğu, yalnızca tarihî bir geminin değil, nesilden nesile aktarılan bir denizcilik mirasının da geleceğe taşınmasının sembolü niteliğini taşıyor.RMK Marine&#39;de gerçekleştirilecek restorasyon sürecinin ardından Pietro Micca, Rahmi M. Koç Müzesi&#39;nin zengin denizcilik koleksiyonunun en özel parçalarından biri olacak.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 04 Aug 2026 12:37:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sanatı birlikte keşfetmenin iki aylık yolculuğu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanati-birlikte-kesfetmenin-iki-aylik-yolculugu-9717/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sanati-birlikte-kesfetmenin-iki-aylik-yolculugu-9717/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_29F45C-9EFBBA-A7C8FF-6E7D9B-3A9E54-2B6B14.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ziyaretçilerin uzman rehber eşliğinde müzenin koleksiyonlarını farklı bakış açılarıyla keşfetme fırsatı bulduğu buluşmalar, ilgiyle karşılanmaya ve olumlu yorumlar almaya devam ediyor.Eserlerin Hikayelerinden, Şiire ve Müziğe Uzanan Bir DeneyimToplumla kurduğu bağı güçlendirmeyi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_29F45C-9EFBBA-A7C8FF-6E7D9B-3A9E54-2B6B14.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ziyaretçilerin uzman rehber eşliğinde müzenin koleksiyonlarını farklı bakış açılarıyla keşfetme fırsatı bulduğu buluşmalar, ilgiyle karşılanmaya ve olumlu yorumlar almaya devam ediyor.Eserlerin Hikayelerinden, Şiire ve Müziğe Uzanan Bir DeneyimToplumla kurduğu bağı güçlendirmeyi ve sanatı herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyen Yaşar Müzesi, "Göz Hizası" ile bir müze gezisinin ötesinde, ziyaretçilerin eserlerle derin bir bağ kurmasını amaçlıyor. Sanatseverleri, eserlerin öykülerini keşfetmeye, sanat üzerine düşünmeye ve paylaşmaya davet ediyor.&nbsp;"Yavaş Müzecilik" yaklaşımı doğrultusunda ziyaretçilerin eserleri anlamaya ve farklı yönleriyle keşfetmeye odaklandığı buluşmalarda, rehberin tarihsel süreçleri kronolojik bir akış ve hikayeleştirme yöntemiyle aktarması, sanatın daha anlaşılır ve hayatla bağlantılı bir deneyim olarak ele alınmasını sağlıyor.&nbsp;Yaklaşık 45 dakika süren buluşmalarda katılımcılar, Yaşar Müzesi koleksiyonlarında yer alan eserleri farklı sanat disiplinleriyle kurulan bağlantılar üzerinden ele alabiliyor. Bir tablonun anlatımına eşlik eden bir şiir ya da şarkı, ziyaretçilerin esere farklı bir açıdan yaklaşmasına olanak sağlıyor.&nbsp;Ziyaretçilerin Gözünden "Göz Hizası"&nbsp;Etkinliğe katılan ziyaretçiler, "Göz Hizası" buluşmalarının sunduğu deneyime ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunuyor. Farklı sanat alanları arasında kurulan bağlantılara dikkat çeken bir ziyaretçi yaşadığı deneyimi şöyle anlatıyor: "Açıkçası çok şaşırdım. Sadece sıradan bir müze gezisi olacağını beklerken aynı zamanda şair olan bir ressamın; Metin Eloğlu&#39;nun şiiriyle karşılaşmak ya da müzisyen olan Mehmet Güleryüz&#39;ün bestelediği bir şarkıyı da bu rehberliğin içerisinde bulmak inanılmaz bir deneyimdi. Bu programı düşünenleri kutluyorum.&#34;&nbsp;Bir başka ziyaretçi ise müze ve rehberlik deneyimine ilişkin görüşlerini şu sözlerle aktarıyor: "Buraya gelirken içimde büyük bir merak vardı. Bu kadar güzel ve görkemli bir yerle karşılaşacağımı düşünmemiştim, çok güzel bir düzenleme yapılmış. Rehberin sunumundaki bilgi aktarımı da çok başarılıydı. Bu yapıtı şehrimize kazandıran kurumlara çok teşekkür ediyorum. Yaşar Müzesi'nin takipçisi olacağım.&#34;&nbsp;"Göz Hizası" ile Sanatla Buluşmalar Devam EdiyorYaşar Müzesi Buluşmaları'nın ilk etkinliği olan "Göz Hizası", her çarşamba ziyaretçileri eserlerle daha yakın bir ilişki kurmaya ve koleksiyonu farklı anlatılar eşliğinde keşfetmeye davet ediyor. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilen etkinlik hakkında detaylı bilgi Yaşar Müzesi'nin resmi iletişim kanalları ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 31 Jul 2026 12:05:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yıldızların altında sinema keyfi başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yildizlarin-altinda-sinema-keyfi-basliyor-7342/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yildizlarin-altinda-sinema-keyfi-basliyor-7342/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_191F7B-E254CE-24E40C-DAD74D-87490A-548311.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk Telekom&#39;un müşterilerinin hayatına değer katan; bol GB&#39;lı mobil tarifeler ve yüksek hızlı ev internetinin yanı sıra seyahatten eğlenceye, marketten e-ticaret alışverişine kadar birçok alanda ayrıcalıklar sunan markası Türk Telekom Prime&#39;ın bir yaz klasiği haline&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_191F7B-E254CE-24E40C-DAD74D-87490A-548311.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk Telekom&#39;un müşterilerinin hayatına değer katan; bol GB&#39;lı mobil tarifeler ve yüksek hızlı ev internetinin yanı sıra seyahatten eğlenceye, marketten e-ticaret alışverişine kadar birçok alanda ayrıcalıklar sunan markası Türk Telekom Prime&#39;ın bir yaz klasiği haline gelen Açık Hava Sineması etkinlikleri, 30 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında Samsun, Rize, Trabzon ve Bozcaada&#39;da sinemaseverlerle buluşacak.&nbsp; Açık havada sinema keyfini eğlenceli deneyimlerle buluşturacak etkinlikler, 30-31 Temmuz&#39;da Samsun Batıpark&#39;ta, 1-2 Ağustos&#39;ta Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı&#39;nda, 3-4 Ağustos&#39;ta Trabzon Atatürk Meydanı&#39;nda ve 7-8 Ağustos&#39;ta Bozcaada Cumhuriyet Meydanı&#39;nda gerçekleştirilecek.Yaz akşamlarının keyfi Türk Telekom Prime ile yaşanıyorTürk Telekom Prime Açık Hava Sineması etkinliklerinde ziyaretçileri film gösterimlerinin ötesinde dopdolu bir festival atmosferi bekliyor. Etkinlik alanında kurulacak Türk Telekom Prime çadırında katılımcılar festival makyajı ve saç örgüsü aktivitelerine katılabilecek, sunucu eşliğinde Türk Telekom Prime sosyal medya hesabını takip eden ziyaretçiler ödüllü çark etkinliğine katılarak çeşitli sürpriz hediyeler kazanabilecek. 5G deneyim alanında yer alacak refleks duvarında belirlenen sürenin altında parkuru tamamlayan katılımcılar çeşitli promosyon hediyelerin sahibi olacak.Film gösterimleri öncesinde sunucu eşliğinde gerçekleştirilecek bilgi yarışması ve karaoke yarışmasıyla katılımcılar hem eğlenecek hem de çeşitli ödüller kazanacak. Etkinlik boyunca sinemaseverlere patlamış mısır ve soğuk içecek ikram edilecek. Etkinliğe katılan ziyaretçilere ayrıca bu organizasyona özel hazırlanan hatıra sinema biletleri dağıtılacak. Gösterim programında ilk gün, 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali&#39;nde En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan; 12. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması&#39;nda da En İyi Film seçilen yerli yapım "Mukadderat", ikinci gün ise Disney&#39;in heyecanla takip edilen animasyon filmi &#34;Zootropolis 2&#34; sinemaseverlerle buluşacak.Etkinlik takvimi ve gösterimler şöyle;30-31 Temmuz: Samsun (Batıpark) – Mukadderat / Zootropolis 21-2 Ağustos: Rize (15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı) – Mukadderat / Zootropolis 23-4 Ağustos: Trabzon (Atatürk Meydanı) – Mukadderat / Zootropolis 27-8 Ağustos: Bozcaada (Cumhuriyet Meydanı) – Mukadderat / Zootropolis 2]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 30 Jul 2026 13:24:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası 'nın 20. yıl konseri]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-genclik-filarmoni-orkestrasi-nin-20-yil-konseri-1621/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-genclik-filarmoni-orkestrasi-nin-20-yil-konseri-1621/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_19DAB5-61B937-3C85B6-F9525E-BD451F-85B284.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gençleri sanata teşvik etmek amacıyla pek çok çalışma gerçekleştiren Sabancı Vakfı'nın desteği ve Rönesans Sağlık Yatırım'ın Öncü Sponsorluğunda, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO), 20'nci yılını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_19DAB5-61B937-3C85B6-F9525E-BD451F-85B284.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Gençleri sanata teşvik etmek amacıyla pek çok çalışma gerçekleştiren Sabancı Vakfı'nın desteği ve Rönesans Sağlık Yatırım'ın Öncü Sponsorluğunda, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO), 20'nci yılını 1 Ağustos'ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenecek özel konserle kutlamaya hazırlanıyor.&nbsp;Şef Cem Mansur yönetiminde sihir ve masal dünyasından ilham alan renkli bir repertuvarla sahne alacak olan TUGFO, Hansel ve Gretel Uvertürü'nden Sihirbazın Çırağı'na, Ravel'in Kaz Ana'sından Çaykovski'nin romantik konçertosuna uzanan zengin bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturacak. Türkiye'nin genç bestecilerini uluslararası sahnelere taşıma misyonuyla bu yıl 26 yaşındaki besteci Emre Şener&#39;in "Je Ne Sais Quoi" adlı eserini repertuvarına alan TUGFO, yıl dönümü konserinde Moskova Konservatuvarı'nın son yıllarda yetiştirdiği en parlak piyanistlerden Özgür Ünaldı ile sahneyi paylaşacak.TUGFO'nun 20. Yıl Turnesi Avrupa Konseriyle Devam Edecek"Müziğin Sihri" temalı 20'nci yıl turnesini yurt dışı konserleriyle sürdürecek olan TUGFO, 12 Ağustos'a kadar Avrupa'nın önemli konser salonlarında ve festivallerinde sahne alacak.&nbsp;İlk olarak Almanya'da müzik severlerle buluşacak TUGFO, 4, 5 ve 7 Ağustos tarihlerinde dünyanın dört bir yanından genç müzisyenleri ve orkestraları bir araya getiren Young Artists Festival Bayreuth'ta, 8 Ağustos'ta ise Berlin Young Euro Classic Festivali'nde konser verecek. 11 Ağustos'ta Romanya'nın önemli kültür etkinliklerinden Sinaia Festivali'nde sahneye çıkacak olan orkestra, sezonun son konserini 12 Ağustos'ta Bükreş'in simge yapılarından Romanian Athenaeum'da verecek. Turne boyunca orkestraya başarılı piyanist Özgür Ünaldı solist olarak eşlik edecek.Konser Programı:&nbsp;1 Ağustos 2026İstanbul Konseri / Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium Salonu4 Ağustos 2026Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri5 Ağustos 2026Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri7 Ağustos 2026Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri8 Ağustos 2026Almanya / Berlin Young Euro Classic Festival Konseri11 Ağustos 2026Romanya / Sinaia Festivali Konseri12 Ağustos 2026Romanya / Bükreş Romanian Athenaeum&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 29 Jul 2026 09:39:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vakıf Katılım,  Bursa'daki vakıf mirasını geleceğe taşıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/vakif-katilim-bursadaki-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-9336/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/vakif-katilim-bursadaki-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-9336/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_360C36-57B94D-EFB148-609D81-0CEBD2-2468F1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vakıf Katılım, asırlardır süregelen vakıf kültüründen aldığı ilhamla, geçmişin değerlerini koruyarak bugünün ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyor. Vakıf geleneğinin mirasını yaşatmak ve bu kültürü geleceğe taşımak amacıyla başlattığı Vakıf Eserleri Envanter&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_360C36-57B94D-EFB148-609D81-0CEBD2-2468F1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Vakıf Katılım, asırlardır süregelen vakıf kültüründen aldığı ilhamla, geçmişin değerlerini koruyarak bugünün ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyor. Vakıf geleneğinin mirasını yaşatmak ve bu kültürü geleceğe taşımak amacıyla başlattığı Vakıf Eserleri Envanter Projesi'ne Hatay, Konya'nın ardından Bursa Vakıf Eserleri kitabı ile devam ediyor.&nbsp;Proje kapsamında vakıf kültürünün nişanesi, Osmanlı'nın başkenti; doğası, tarihi, insanı ile geçmişin kadim izlerini taşıyan güzel şehir Bursa'daki 385 vakıf eseri 34 bin 952 fotoğraf karesi ile belgelendi ve eserlerin tarihçeleri uzman bir ekip tarafından kaleme alındı. Bursa Vakıf Eserleri kitabı, şehrin zarafetinin ve tarihi dokusunun geleceğe aktarılması ve kalıcı hale getirilmesi için büyük önem taşıyor.&nbsp;"Vakıf Eserleri Envanter Projesi'ni tarihimizin sessiz tanığı ve Osmanlı'nın başkenti Bursa'da sürdürmenin memnuniyeti yaşıyoruz"Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, "Kuruluş misyonumuzdan ve köklü vakıf geleneğinden aldığımız güçle ülkemizin toplumsal kalkınmasına ve gelişimine katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz. Bu bilinçle başlattığımız Vakıf Eserleri Envanter Projesi'ni tarihimizin sessiz tanığı ve Osmanlı'nın kuruluş dönemine şahitlik eden başkenti Bursa'da sürdürmenin memnuniyeti yaşıyoruz. Anadolu medeniyetinin köklü geçmişinden izler taşıyan Bursa Vakıf Eserleri kitabının, bugünden yarına kalıcı bir başvuru kaynağı olmasını temenni ediyoruz." dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Jul 2026 10:09:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amazon'dan müşterilerine teşekkür niteliğinde bir albüm]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/amazondan-musterilerine-tesekkur-niteliginde-bir-album-4939/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/amazondan-musterilerine-tesekkur-niteliginde-bir-album-4939/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D0634F-EED482-BCD949-DD1B34-B668E4-9FDE4F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amazon Türkiye, müşterilerinin yıllardır paylaştığı gerçek yorumlardan ilham alan yeni iletişim kampanyasını başlattı. Kampanyanın ilk adımı olarak oyuncu ve senarist Gupse Özay&#39;ın yorumladığı &#34;Aşka Yorumlanan Şarkılar&#34; albümü dinleyicilerle buluştu. İlk bakışta&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D0634F-EED482-BCD949-DD1B34-B668E4-9FDE4F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Amazon Türkiye, müşterilerinin yıllardır paylaştığı gerçek yorumlardan ilham alan yeni iletişim kampanyasını başlattı. Kampanyanın ilk adımı olarak oyuncu ve senarist Gupse Özay&#39;ın yorumladığı &#34;Aşka Yorumlanan Şarkılar&#34; albümü dinleyicilerle buluştu. İlk bakışta nostaljik bir Türkçe pop albümü hissi yaratan çalışma, şarkı sözlerinin çıkış noktasını Amazon müşterilerinin gerçek yorumlarından alıyor. Müşterilerine teşekkür etmek amacıyla hazırlanan albümde yer alan dört şarkılık albümde "İlk Sana Bakıyorum", "Keşke Bugün Gelsen", "Her Günüm Seninle" ve "Seviyorum Hesapsızca" yer alıyor. Şarkıların her biri, müşterilerin samimi, yaratıcı ve esprili anlatım dilinden doğdu.&nbsp;Projenin müzik klibi, albüm için özel olarak hazırlanan &#34;İlk Sana Bakıyorum&#34; isimli şarkı için çekildi. Kampanyanın yaratıcı konsepti Hound Istanbul tarafından geliştirildi. Şarkı sözleri gerçek Amazon müşteri yorumlarından hareketle oluşturulurken, özgün beste ve düzenleme Cenk Çelebioğlu ile Kenan İşan tarafından yapıldı; müzik prodüksiyonunu ise 25m2 Music üstlendi. Albümün yaklaşık bir ay süren hazırlık sürecinde, söz ve bestelerin oluşturulmasının ardından canlı vokal ve enstrüman kayıtları gerçekleştirildi.&nbsp;Proje kapsamında, Amazon müşterilerinin farklı sosyal medya platformlarında yıllar içinde paylaştığı binlerce yorum, yapay zekâ desteğiyle bir araya getirilerek ortak temalar altında sınıflandırıldı. Ardından bu samimi, yaratıcı ve esprili yorumlar, kreatif ekip tarafından farklı şarkı temaları etrafında bir araya getirilerek şarkı sözlerine dönüştürüldü.&#34;İlk Sana Bakıyorum&#34; şarkısının klibi ise ilk bakışta klasik bir Türkçe pop müzik estetiğinde ilerleyen romantik bir hikâye anlatıyor. Hikâye ilerledikçe şarkı sözlerinin ilhamını Amazon müşterilerinin gerçek yorumlarından aldığı ortaya çıkıyor. Deniz Özgün yönetmenliğinde ve Asitane Studio prodüksiyonuyla hazırlanan klip, 5 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul'un Kemerburgaz semtinde çekildi. Prodüksiyon sürecinde oluşturulan görsel dünya da albümün nostaljik atmosferini destekleyecek şekilde tasarlandı.Gerçek müşteri yorumlarından doğan bir albümKonuyla ilgili değerlendirmede bulunan Amazon Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ece Uslu, "Amazon'da müşterilerimizin yorumları bizim için yalnızca geri bildirim değil; aramızdaki ilişkinin en samimi hâli. Yıllardır paylaştıkları sıcak, yaratıcı ve kimi zaman bizi çok güldüren yorumlara baktığımızda, bazı cümlelerin neredeyse bir aşk şarkısı gibi olduğunu fark ettik. İşte 'Aşka Yorumlanan Şarkılar' da tam olarak bu fikirden doğdu. Müşterilerimizin yorumlarından ilham alan şarkılarla onlara eğlenceli, içten ve alışılmışın dışında bir teşekkür etmek istedik. Bu albüm, tek bir kişinin hikâyesini değil, binlerce müşterimizin yorumlarından doğan karşılıklı sevgi ve samimiyet hikâyesini müziğe taşıyor." dedi.Gupse Özay ise yaptığı açıklamada şunları söyledi: &#34;Amazon'un yetkilileri ile bir araya geldik ve bana insanların Amazon hakkında yazdıkları inanılmaz yaratıcı ve sevgi dolu yorumları gösterdiler. Hatta sevgi biraz hafif kalabilir, aşk dolu yorumlar demek lazım muhtemelen. Bu yorumlardan ilham alan şarkılar yapmak istediklerini anlattılar. Gerçekten uzun yıllardır bu kadar iyi bir fikir duymamıştım.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 25 Jul 2026 15:55:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Niloufar Jaberi'nin sergisi açıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/niloufar-jaberinin-sergisi-acildi-8471/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/niloufar-jaberinin-sergisi-acildi-8471/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7412A1-C727E2-8E2397-2E5B49-A8CB65-EA9DD2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Niloufar Jaberi'nin "Entanglement/İç İçe" sergisinde insan eliyle oluşturulan yapılar düzeni, kesinliği ve kontrol arzusunu temsil ederken; doğa, sürekli dönüşümün, uyumun ve kabullenişin sessiz bir metaforu haline geliyor. Birbirine örülen bu karşıt güçler, yaşamın kaçınılmaz&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7412A1-C727E2-8E2397-2E5B49-A8CB65-EA9DD2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Niloufar Jaberi'nin "Entanglement/İç İçe" sergisinde insan eliyle oluşturulan yapılar düzeni, kesinliği ve kontrol arzusunu temsil ederken; doğa, sürekli dönüşümün, uyumun ve kabullenişin sessiz bir metaforu haline geliyor. Birbirine örülen bu karşıt güçler, yaşamın kaçınılmaz akışı içinde tutunmak ile bırakmak arasındaki kırılgan dengeyi görünür kılıyor. Organik formlarla insan müdahalesinin izlerini bir araya getiren sanatçı, izleyiciyi yaşamı şekillendiren görünmez ilişkiler ağı üzerine düşünmeye davet ediyor."Entanglement/İç İçe" sergisi, ARUCAD Art Space Open Call programı kapsamında izleyiciyle buluşmak üzere seçildi. ARUCAD'ın, farklı disiplinlerden lisans son sınıf ve yüksek lisans öğrencilerine üretimlerini profesyonel bir galeri ortamında sergileme olanağı sunan Open Call programı, genç sanatçıları destekleyerek görünürlüklerini artırmayı, çağdaş sanat üretimini teşvik etmeyi ve onları profesyonel sanat ortamıyla buluşturmayı hedefliyor.Niloufar Jaberi'nin "Entanglement/İç İçe" sergisi, 14 Temmuz – 7 Ağustos 2026 tarihleri arasında pazartesiden cumaya 10.30-18.30; cumartesi günleri ise 10.30-13.00 saatleri arasında Lefkoşa Müftü Raci Efendi Sokak'ta bulunan ARUCAD Art Space'te ziyaret edilebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 25 Jul 2026 12:45:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antik Medeniyetlere Zaman Yolculuğu Londra'da açıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/antik-medeniyetlere-zaman-yolculugu-londrada-acildi-5582/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/antik-medeniyetlere-zaman-yolculugu-londrada-acildi-5582/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_22280B-1E8F28-DAECCF-665305-167EC9-CE4848.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Deneyim müzeciliğinin dünya çapında ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri'nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesi Timewalk Exhibition ile yurtdışına kültür ihracına başladı.&nbsp; DEM Müzecilik tarafından hazırlanan büyük ölçekli&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_22280B-1E8F28-DAECCF-665305-167EC9-CE4848.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Deneyim müzeciliğinin dünya çapında ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri'nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesi Timewalk Exhibition ile yurtdışına kültür ihracına başladı.&nbsp; DEM Müzecilik tarafından hazırlanan büyük ölçekli sürükleyici sergi, antik medeniyetleri görkemleri, atmosferleri ve insan hikâyeleriyle yeniden canlandırarak adeta hayat bulmalarını sağlıyor. Temmuz 2026 itibariyle Londra'daki Immerse LDN'de (Excel Waterfront) sergilenmeye başlanan ve beş farklı deneyimi tek bir anlatıda buluşturan Timewalk Exhibition, ziyaretçileri görsel-işitsel anlatımın etkileyici gücüyle, insanlık tarihini keşfetmeye davet ediyor.&nbsp;Göbeklitepe'den başlayıp kadim uygarlıklara uzanıyorGeleneksel bir sergi yerine sürükleyici bir deneyim olarak tasarlanan Timewalk Exhibition, insanlığın yalnızca hayatta kalmanın ötesine geçerek ritüel, anlam ve kolektif bilinç oluşturmaya başladığı anı temsil eden Göbeklitepe ile başlıyor. Aynı zamanda dünyanın ilk toplu buluşma alanı olarak kabul edilen Göbeklitepe'den hareketle Timewalk Exhibition, uygarlığın bilinen en erken dönemlerini izleyerek yüzyıllar boyunca insan yaşamının izlerini sürüyor. Ziyaretçiler; düzenin, şehirleşmenin ve bilgi sistemlerinin ortaya çıktığı Babil'e; ölümsüzlük ve kozmik dengenin peşindeki Antik Mısır'a; matematik, astronomi ve döngüsel zaman anlayışıyla evreni kavrayan Maya uygarlığına; Moai heykellerinin ataları ve koruyucu figürler olarak kültürel ve ruhsal önem taşıyan Rapa Nui'ye doğru ilerliyor. Bu kültürler, uzak kalıntılar olarak değil; hareket, anlam ve hatıralarla dolu yaşayan dünyalar olarak deneyimleniyor.Anlatı, görsel ve işitsel dünya ile buluşuyorZiyaretçiler Timewalk Exhibition içinde adeta tarihin bir parçası haline gelerek bugünün ötesine geçiyor ve insanlığın ortak hikâyesine adım atıyor. Etraflarında medeniyetler yükseliyor: Şafakta uyanan şehirler, gece ışıldayan tapınaklar, göğe yükselen anıtlar ve tüm ayrıntılarıyla günlük yaşam. Gün batımında Nil Nehri'nde yol almaktan Babil'in antik şehir kapılarından geçmeye kadar Timewalk Exhibition, medeniyetlerin nasıl kurulduğunu, neye inandıklarını ve nasıl bir aidiyet geliştirdiğini gözler önüne seriyor; aynı zamanda bu fikirlerin bugün yaşadığımız dünyayı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.&nbsp;Tarihi, yaşayan bir gösteriye dönüştürüyorNefes kesici görsel efektler, güçlü ses tasarımı ve çok duyulu anlatımla Timewalk Exhibition, mekân ve zaman unsurlarını bir araya getirerek tarihi yaşayan bir gösteriye dönüştürüyor. Arkeolojik araştırmalara dayanan ve innovatif görsel ve işitsel teknolojilerle günümüze taşınan bu deneyim; merak, hayranlık uyandırarak tarihsel perspektifle modern müzecilik anlayışına farklı bir boyut katan çok duyulu bir yolculuk sunuyor. 25 dilde sesli rehber ve çocuklara özel anlatım seçeneği de uluslararası ziyaretçiler için deneyimi daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getiriyor.Timewalk Exhibition, dünya çapında kendi alanlarında uzman tarihçilerin danışmanlığında, kreatif direktörler, profesyonel senaristler, 2D ve 3D sanatçılar, mimarlar ve teknoloji uzmanlarından oluşan 250 kişilik çok disiplinli bir ekibin iki yılı aşkın çalışmasıyla hayata geçirildi.35 yıllık deneyim ve 'Yılın En İyi Müzesi' dahil 15 uluslararası ödül&nbsp;Timewalk Exhibition'ın açılışında konuşan DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin şunları söyledi: "Klasik müzeciliğe duyduğumuz saygıyla ileri ve çok duyulu teknolojilerle tarih anlatıcılığı yapıyor ve yaptığımız işi deneyim müzeciliği olarak tanımlıyoruz. Deneyim tasarımıyla yeniden yorumladığımız çalışmalarımızda, bugün tarihi bir sayfa daha açıyoruz. Görsel ve işitsel teknolojilerdeki 35 yılı aşan deneyimimizle bugüne kadar dünyanın birçok yerinde hayata geçirdiğimiz 18 müze ve kültür kompleksinin yanı sıra, Efes ve Ayasofya Deneyim Müzelerimizle 15 uluslararası ödülün sahibi olduk. Elde ettiğimiz uluslararası başarıların ardından, yurtdışındaki ilk projemiz olan Timewalk Exhibition ile antik medeniyetler arasında yepyeni ve sürükleyici bir yolculuğu Londra'da başlatmanın gururunu yaşıyoruz. Londra&#39;daki bu yeni deneyim müzemizde Göbeklitepe&#39;den başlayarak Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi insanlık tarihine derin izler bırakmış uygarlıkları tek bir çatıda bir araya getiriyoruz. Türkiye&#39;den dünyaya uzattığımız bu kültür köprüsünün ilk ayağı olan Timewalk Exhibition ile, insanlığın ortak mirasını çağdaş teknolojilerle yeniden yorumluyor, geçmiş ile gelecek arasında kalıcı bir bağ kuruyoruz. En büyük hedefimiz, binlerce yıllık kültürel mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve tarihin evrensel hafızasını birlikte yaşatmak."Antik medeniyetlerin duygusal derinliğini ve insanlığın ortak hikayesini yeniden hissettirmek üzere tasarlanan Timewalk Exhibition, ziyaretçilere bu olağanüstü toplumlarda yaşamayı deneyimleme fırsatı veriyor.Tarihi yalnızca nesneler ve bilgiler üzerinden anlatmanın ötesine geçen bu deneyim, her yaştan ziyaretçiye geçmişle güçlü bir bağ kurdurmayı amaçlıyor. İleri görsel-işitsel teknolojiler ve çok duyulu deneyim tasarımı sayesinde ziyaretçiler, tarihi yalnızca gözlemlemekle kalmıyor, kendilerini binlerce yıl öncesinin içinde hissediyor.&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 24 Jul 2026 12:59:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Night Shift, Levent Teras'ta yeniden perde açıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/night-shift-levent-terasta-yeniden-perde-aciyor-525/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/night-shift-levent-terasta-yeniden-perde-aciyor-525/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AA7BA1-6271BD-FEA777-57E496-ABD6BD-CED3AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazır ofis sektörünün pazar lideri Kolektif House, çalışma yaşamını kültür, sanat ve sosyal deneyimlerle zenginleştiren etkinliklerine devam ediyor. Bu yaklaşımın sevilen örneklerinden Night Shift, Miles&amp;Smiles iş birliğiyle bu yaz ikinci kez Levent Teras&#39;ta sinemaseverleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AA7BA1-6271BD-FEA777-57E496-ABD6BD-CED3AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazır ofis sektörünün pazar lideri Kolektif House, çalışma yaşamını kültür, sanat ve sosyal deneyimlerle zenginleştiren etkinliklerine devam ediyor. Bu yaklaşımın sevilen örneklerinden Night Shift, Miles&amp;Smiles iş birliğiyle bu yaz ikinci kez Levent Teras&#39;ta sinemaseverleri ağırlayacak. Başka Sinema&#39;nın seçkisiyle hazırlanan gösterimlerin yanı sıra gün batımından itibaren başlayacak deneyim alanları, katılımcılara yaz akşamına yayılan keyifli bir program sunacak.Film gösterimleri 21.00&#39;de başlayacak29-31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek Night Shift&#39;te her akşam kapılar saat 19.00&#39;da açılacak, film gösterimleri ise 21.00&#39;de başlayacak. Etkinlik, Levent Teras&#39;ı üç akşam boyunca açık hava sinemasının buluşma noktasına dönüştürecek."Deneyim odaklı esnek çalışma alanları tasarlıyoruz"Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO'su Ahmet Onur, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: &#34;Kolektif House olarak insanların üretirken ilham aldığı, bağ kurduğu ve yeni deneyimler yaşadığı esnek çalışma alanları tasarlıyoruz. Kültür ve sanatın bu deneyimin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyor, topluluğumuzu ortak anılar etrafında buluşturan projelere yatırım yapıyoruz. Miles&amp;Smiles iş birliğiyle ikinci kez düzenlediğimiz Night Shift de bu yaklaşımın güçlü örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde benzer deneyimleri farklı Kolektif House lokasyonlarına taşıyarak topluluğumuzla daha fazla noktada buluşmayı hedefliyoruz.&#34;Film Programı:•	29 Temmuz: Ticket To Paradise&nbsp;•	30 Temmuz: The Fall Guy•	31 Temmuz: Grease]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 23 Jul 2026 10:27:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya Homeros'u konuşurken gözler İzmir'e çevrildi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-homerosu-konusurken-gozler-izmire-cevrildi-589/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-homerosu-konusurken-gozler-izmire-cevrildi-589/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_41E6D5-169A97-38E31D-522EA3-540A36-463D87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi, büyük ozan Homeros'u yeniden gündeme getirdi. Yaklaşık üç bin yıl önce anlattığı yolculukla "kimlik", "sadakat", "ölüm", "kader" ve "seçim" gibi sonraki yüzyıllarda felsefenin temel meselelerine dönüşecek sorulara kapı açan Homeros'un kim&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_41E6D5-169A97-38E31D-522EA3-540A36-463D87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi, büyük ozan Homeros'u yeniden gündeme getirdi. Yaklaşık üç bin yıl önce anlattığı yolculukla "kimlik", "sadakat", "ölüm", "kader" ve "seçim" gibi sonraki yüzyıllarda felsefenin temel meselelerine dönüşecek sorulara kapı açan Homeros'un kim olduğu ve nereli olduğu sorusu da yeniden önem kazandı.Homeros Heykeli Klaros'ta BulunduHomeros'un İzmir ve İonia dünyasıyla bağını gösteren en önemli arkeolojik bulgulardan biri, İzmir'in Menderes ilçesinde yer alan Klaros Antik Alanı'nda ortaya çıkarıldı. Antik dünyanın üç önemli Apollon kehanet merkezinden biri olan Klaros'ta önceki dönem kazılarında bulunan Homeros heykeli, MÖ 2. yüzyıla tarihleniyor.&nbsp; İzmir Kültür Sanat Fabrikası'nda Troia Savaşı temalı bir bölümde özel olarak sergileniyor.&nbsp;Eser, Homeros'un farklı kentlerde bilinen büst ve baş betimlemelerinden bütünsel bir portre heykel olmasıyla ayrılıyor. Heykelin stilistik özellikleri, Klaros'taki, Apollon Klarios Tapınağı'nda bulunan Apollon, Artemis ve Leto kült heykelleriyle benzerlik taşıyor. Bu benzerlik, eserlerin aynı heykeltıraşlık atölyesinde üretilmiş olabileceği görüşünü güçlendiriyor.Bütünsel Portro HeykelSon iki yıldır Saya Holding'in ana sponsorluğunda sürdürülen Klaros Antik Alanı Kazısı'na liderlik eden Doç. Dr. Onur Zunal, heykelin Homeros'un İzmir'le ilişkisi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izinleriyle sürdürülen Klaros Kazısının Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal, "Klaros'ta geçmiş dönemki kazılarda bulunan eseri, Homeros'un diğer merkezlerde bilinen portrelerinden ayıran en önemli özellik, bütünsel bir portre heykel olmasıdır. Stilistik açıdan Apollon Klarios Tapınağı'nda bulunan Apollon, Artemis ve Leto kült heykelleriyle benzerlik taşıması, bu eserlerin aynı atölyede yapılmış olabileceğini düşündürüyor. Klaros'taki Homeros heykeli, alanda elde edilen diğer arkeolojik ve epigrafik verilerle birlikte, büyük ozanın İzmir ve İonia dünyasıyla bağını ortaya koyan en önemli bulgular arasında yer alıyor." diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 23 Jul 2026 09:55:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["The Body After Desire" Çağdaş Sanatı Bodrum'a taşıdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/the-body-after-desire-cagdas-sanati-bodruma-tasidi-4925/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/the-body-after-desire-cagdas-sanati-bodruma-tasidi-4925/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEB0D0-B15E11-89BD50-8B33B6-F8F97E-027B1B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden sanatçıları ortak bir kavramsal çerçevede bir araya getiren &#34;The Body After Desire&#34;, günümüz insanının dönüşen beden algısını; teknoloji, estetik, doğa ve kültürel hafızanın kesişiminde yeniden ele alıyor. Resim, heykel, seramik,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEB0D0-B15E11-89BD50-8B33B6-F8F97E-027B1B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden sanatçıları ortak bir kavramsal çerçevede bir araya getiren &#34;The Body After Desire&#34;, günümüz insanının dönüşen beden algısını; teknoloji, estetik, doğa ve kültürel hafızanın kesişiminde yeniden ele alıyor. Resim, heykel, seramik, fotoğraf ve mixed media eserlerden oluşan seçki, bedeni yalnızca fiziksel bir varlık olarak değil; sürekli değişen, parçalanan ve yeniden kurulan bir kimlik alanı olarak yorumluyor.Serginin küratörü Taner Yılmaz, seçkinin çıkış noktasını şu sözlerle ifade ediyor:&#34;Bugün beden artık yalnızca biyolojik bir varlık değil; yaşadığımız çağın estetik, teknolojik ve kültürel dönüşümlerini taşıyan yaşayan bir hafıza alanı. &#39;The Body After Desire&#39;, bu dönüşümü farklı disiplinlerden sanatçıların üretimleri üzerinden birlikte okumayı öneriyor. Amacımız, izleyiciyi tek tek eserlerden çok, bütüncül bir anlatının içine davet etmekti.&#34;Ruins Luxury Resort&#39;un mimari karakteriyle güçlü bir ilişki kuran sergi, mekânı yalnızca bir sergileme alanı olarak değil, küratöryel anlatının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Tarihsel katmanları çağdaş yaşam deneyimiyle buluşturan otel atmosferi, serginin temel kavramları olan dönüşüm, hafıza ve yeniden inşa fikirleriyle bütünleşiyor.Sergide; Alea Pınar Du Pre, Bahadır Hızol, Banafsheh Hemmati, Canan Savaş, Crystal Paris, Emin Mete Erdoğan, Gülşen Pazarbaşı, İlamm, Jeff Robb, Jono Toh, Kübra Doğu, Mahmut Aydın, Yasemin Vardarlılar ve Zeynep Koçan&#39;ın eserleri yer alıyor. Farklı ifade biçimlerine sahip sanatçılar, ortak bir küratöryel yaklaşım etrafında buluşarak beden kavramını estetik, psikolojik ve kültürel katmanlarıyla yeniden yorumluyor.Bu proje aynı zamanda Muse Contemporary&#39;nin Ruins Luxury Resort ile uzun soluklu iş birliğinin yeni adımını temsil ediyor. Galeri, dört yıl önce yine aynı mekânda gerçekleştirdiği yaz sergisinin ardından, çağdaş sanatı yeniden Bodrum&#39;un yaz sezonuyla buluşturarak bu iş birliğini yeni bir küratöryel perspektifle sürdürüyor.Yaz boyunca Bodrum&#39;un kültür ve sanat rotasının önemli duraklarından biri olmaya hazırlanan &#34;The Body After Desire&#34;, çağdaş sanatı tatil deneyiminin doğal bir parçasına dönüştürerek ziyaretçilerini eserlerle, mekânla ve beden kavramına dair yeni düşünme biçimleriyle buluşturuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 23 Jul 2026 09:51:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bodrum bale festivali sanatseverlerle buluşuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bodrum-bale-festivali-sanatseverlerle-bulusuyor--6757/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bodrum-bale-festivali-sanatseverlerle-bulusuyor--6757/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B327CB-E2D620-9C185F-8E6078-F932E2-BF11F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festival kapsamında tüm temsiller, 31 Temmuz – 17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde saat 21.45'te gerçekleştirilecek. Festival Perdesi "Kuğu Gölü" Balesi ile Aralanıyor!&nbsp;&nbsp;Festivalin perdeleri, 31 Temmuz Cuma ve 1 Ağustos Cumartesi günü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B327CB-E2D620-9C185F-8E6078-F932E2-BF11F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festival kapsamında tüm temsiller, 31 Temmuz – 17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde saat 21.45'te gerçekleştirilecek. Festival Perdesi "Kuğu Gölü" Balesi ile Aralanıyor!&nbsp;&nbsp;Festivalin perdeleri, 31 Temmuz Cuma ve 1 Ağustos Cumartesi günü İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek olan Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin ölümsüz eseri "Kuğu Gölü" balesi ile açılacak.&nbsp; Bestecinin unutulmaz müzikleri eşliğinde sahnelenecek eser, ünlü koreograflar Marius Petipa ve Lev Ivanov'dan sonra G. Armağan Davran ve A. Volkan Ersoy'un yorumuyla izleyiciyle buluşacak. Aşk, sadakat ve iyiliğin kötülüğe karşı mücadelesini konu alan bu başyapıt, zarafeti ve görkemli sahne diliyle Bodrum Kalesi'nin tarihî atmosferinde festivalin açılışına unutulmaz bir başlangıç yapacak.&nbsp;&nbsp;Sirtakinin Ritmiyle Unutulmaz Bir Gece: "Zorba"&nbsp;4 Ağustos Salı ve 5 Ağustos Çarşamba günü, Ankara Devlet Opera ve Balesi, Mikis Theodorakis'in unutulmaz müzikleri eşliğinde Lorca Massine'in koreografisini üstlendiği "Zorba" balesini sanatseverlerle buluşturacak. Nikos Kazancakis'in aynı adlı romanından uyarlanan eser, yaşamın acılarını ve sevinçlerini sirtaki ritmiyle harmanlayarak insanın özgür ruhunu ve yaşama tutkusunu etkileyici bir dille anlatan eser festivalin dikkat çeken yapımları arasında yer alacak.&nbsp;Kaderin ve Yaşamın Dansı: "Carmina Burana"&nbsp;8 Ağustos Cumartesi ve 9 Ağustos Pazar günü Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek "Carmina Burana" balesi, Carl Orff'un ölümsüz müziğini etkileyici koreografi ve görsel anlatımla sanatseverlerle buluşacak. A. Volkan Ersoy, G. Armağan Davran, Deniz Özaydın, Alper Marangoz, Ferhat Güneş, Özgür Adam İnanç, Kürşat Kılıç, Yağızhan Danış ve Didem Ertan'ın ortak koreografisiyle hayat bulan eser; kader, aşk, doğa ve insan yaşamının değişken döngüsünü dansın evrensel diliyle yorumlayarak izleyicilere güçlü bir görsel ve duygusal deneyim sunacak. O Fortuna&#34;nın görkemli ezgileriyle başlayan eser, baharın uyanışından aşkın coşkusuna, insan yaşamının iniş çıkışlarından insan ruhunun kırılganlığına uzanan güçlü anlatımıyla izleyicileri etkileyici bir bale yolculuğuna davet ederken, festivalin en görkemli yapımları arasında yer alacak.&nbsp;&nbsp;Kosova Ulusal Balesi Bodrum Seyircisiyle Buluşuyor&nbsp;&nbsp;23.Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 12 Ağustos Çarşamba ve 13 Ağustos Perşembe günü dünyanın önemli bale topluluklarından Kosova Ulusal Balesi'ni ağırlayacak. Uluslararası alandaki başarılı performansları ve özgün repertuvarıyla dikkat çeken topluluk, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde iki özel eserle sanatseverlerin karşısına çıkacak.&nbsp;&nbsp;Gecenin ilk bölümünde, Maurice Ravel'in dünyaca ünlü bestesi üzerine Koreograf Mehmet Balkan'ın yorumuyla hazırlanan "Boléro" sahnelenecek. Tekrarlayan ritmik yapısı ve giderek yükselen dramatik kurgusuyla eser, dansın enerjisini adım adım zirveye taşıyan etkileyici bir performans sunacak.&nbsp;İkinci bölümde sahnelenecek olan, koreografisi Daniel Cardoso'ya ait "Correr o Fado",&nbsp;Portekiz'in en önemli kültürel miraslarından biri olan Fado geleneğinden ilham alıyor. Melankoli, aşk, özlem ve yaşamın kaçınılmaz akışını güçlü bir şekilde yansıtan bu geleneksel müzik türü, Portekiz kültürünün en güçlü simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu köklü mirası çağdaş dansın estetik diliyle yeniden yorumlayan "Correr o Fado", insan ruhunun derinliklerine uzanan etkileyici anlatımıyla izleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkarırken festivale güçlü ve unutulmaz bir sanatsal boyut kazandıracak.&nbsp;&nbsp;Bodrumda Bir Kuklanın Dijital Uyanışı: "PİNOKYO.EXE"&nbsp;&nbsp;23.Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDTistanbul) tarafından sahnelenecek olan modern dans eseri&nbsp;PİNOKYO.EXE, 16 Ağustos Pazar ve 17 Ağustos Pazartesi günü sanatseverlerle buluşacak.&nbsp;&nbsp;Erika Silgoner'ın koreografisini yaptığı "Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla", Carlo Collodi'nin klasik Pinokyo hikâyesini teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden yorumluyor. Yalnız günlerini eski bir televizyonun karşısında geçiren yaşlı bir adam ile Devreler ve kodlanmış anılarla yaratılan yeni Pinokyo'nun arasında kurulan beklenmedik bağ, modern dansın etkileyici anlatım diliyle izleyiciyi gerçeklik ile hayal arasındaki sınırların giderek silikleştiği distopik bir evrene taşıyor.&nbsp;Tek perdelik eserin müzikleri Gökçe Özücoşkun'a, dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl'a, ışık tasarımı ise Yasin Gültepe'ye ait. Güçlü görsel atmosferi, çağdaş koreografik yaklaşımı ve düşündürücü hikâyesiyle PİNOKYO.EXE, festivalin finaline damga vuracak bir yapım olarak dikkat çekiyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Jul 2026 09:10:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'un ortasındaki tarihi hazine gözden kaçıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulun-ortasindaki-tarihi-hazine-gozden-kaciyor-318/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulun-ortasindaki-tarihi-hazine-gozden-kaciyor-318/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9EE192-062C79-F3B415-087A84-81828D-7BB38D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Her gün binlerce kişi, İstanbul&#39;un en yoğun noktalarından birinde, Beyazıt ile Laleli arasında yer alan tarihi miras Theodosius Forumu&#39;nun farkına bile varmadan&nbsp; yanından geçiyor.İstanbul Üniversitesi ana kapısının formu bu yapıdan ilham almışForumun, Roma İmparatorluğu&#39;nu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9EE192-062C79-F3B415-087A84-81828D-7BB38D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Her gün binlerce kişi, İstanbul&#39;un en yoğun noktalarından birinde, Beyazıt ile Laleli arasında yer alan tarihi miras Theodosius Forumu&#39;nun farkına bile varmadan&nbsp; yanından geçiyor.İstanbul Üniversitesi ana kapısının formu bu yapıdan ilham almışForumun, Roma İmparatorluğu&#39;nu ikiye ayıran ve Hristiyanlığı resmî din ilan eden İmparator I. Theodosius tarafından yaptırıldığını belirten Şerif Yenen, geçmişte burada spiral kabartmalarla süslü anıtsal bir sütun ile üç kemerli görkemli bir zafer takının bulunduğunu ifade etti. Aynı yapının, Konstantinopolis&#39;i Avrupa&#39;ya bağlayan tarihi Via Egnatia güzergâhının önemli duraklarından biri olduğuna dikkat çekti.Bugün alanda hâlâ mermer kaideler ve sütun parçalarının görülebildiğini belirten Yenen, İstanbul Üniversitesi&#39;nin ana giriş kapısının mimarisinin de bu tarihi yapıdan ilham aldığını söyledi.Son yıllarda alanın koruma altına alınması ve bilgilendirme panolarının yerleştirilmesini önemli bir adım olarak değerlendiren Yenen, tarihi mirasın ziyaretçilere daha etkili biçimde aktarılması gerektiğini vurguladı.Koruma çalışmaları yeterli değilYenen, özellikle yabancı turistlerin bölgede ellerindeki haritalarla &#34;Burada ne vardı?&#34; sorusuna yanıt aradığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:&#34;Koruma çalışmaları değerli ancak yeterli değil. Görselleştirme, maketler veya dijital canlandırmalarla Theodosius Forumu, İstanbul&#39;un en etkileyici açık hava tarih duraklarından biri haline gelebilir. Bugün binlerce insan her gün bu alanın yanından geçiyor ama burada nasıl bir medeniyetin izlerinin bulunduğunu bilmiyor.&#34;Şerif Yenen, İstanbul&#39;un dünya çapında bilinen tarihî mirasının büyük bir zenginlik olduğunu ve kentin sokaklarında hâlâ keşfedilmeyi bekleyen pek çok kültürel değerin bulunduğunu belirterek, sahip olduğumuz bu değerlerin görünürlüğünü artıracak uygulamaların hem kültürel mirasın korunmasına hem de turizme önemli katkı sağlayacağını ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Jul 2026 12:44:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnkaya Mağarası kazıları için desteğe devam ediyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/inkaya-magarasi-kazilari-icin-destege-devam-ediyor-8116/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/inkaya-magarasi-kazilari-icin-destege-devam-ediyor-8116/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CEC38-1298FB-E6A122-006539-B1D914-8E2B75.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çanakkale'nin yer altındaki doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için gerçekleştirdiği yatırımları tamamlamaya hazırlanan Truva Bakır, şehrin kültürel mirasına da katkıda bulunuyor. Şirket, 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu'da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CEC38-1298FB-E6A122-006539-B1D914-8E2B75.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çanakkale'nin yer altındaki doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için gerçekleştirdiği yatırımları tamamlamaya hazırlanan Truva Bakır, şehrin kültürel mirasına da katkıda bulunuyor. Şirket, 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu'da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olan İnkaya Mağarası kazılarına üçüncü yılda da sponsorluğunu sürdürüyor. Gerçekleştirilen kazılar Ortadoğu'dan Avrupa'ya uzanan olası göçlerin izlerini gün yüzüne çıkarıyor.Truva Bakır'ın İnkaya Mağarası kazılarına desteğinin devamına ilişkin iş birliği protokolü; Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş ve Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer'in katıldığı törenle imzalandı.'TARİH ÖNCESİ DÖNEME IŞIK TUTUYOR'İmza töreninde konuşan Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, "Çanakkale halihazırda tüm insanlık için önemli bir tarihi geçmişe sahip. Truva, Çanakkale Savaşları gibi ülkemiz ve insanlığımızın mitolojik tarihi açısından çok farklı bir yeri olan Çanakkale, şimdi de İnkaya Mağarası kazıları ile yeni bir değere kavuşuyor. İnkaya Mağarası&#39;nda yürütülen kazılar, Anadolu&#39;nun tarih öncesi dönemine ışık tutan çok değerli bilimsel veriler ortaya koyuyor. Her yeni bulgu, bu coğrafyanın geçmişine ilişkin bilgilerimizi daha da zenginleştiriyor. Böylesine önemli çalışmaların sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi, kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektörün ortak katkısıyla mümkün oluyor. Truva Bakır&#39;ın kazılara verdiği desteğin devam etmesini son derece kıymetli buluyoruz. Bu iş birliğinin hem bilim dünyasına hem de Çanakkale&#39;nin kültürel mirasının korunmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte İnkaya Mağarası&#39;nın bilimsel değerinin yanı sıra kültür turizmi açısından da önemli bir destinasyon haline gelmesini hedefliyoruz" diye konuştu.'35 BİN ALET GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI'Antik kazının Türkiye'de devam eden çok az sayıdaki mağara kazısından biri olduğunu ifade eden İnkaya Mağarası Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer şunları söyledi: "Kazılarda her geçen gün tarihin bilinmeyen bir yönünü daha keşfediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı&#39;nın izin ve destekleriyle gerçekleştirdiğimiz İnkaya Mağarası'ndaki kazılarda, Orta Paleolitik döneme tarihlendirilen ve mağaranın 86 bin ile 22 bin 500 yıl önce yoğun olarak kullanıldığını gösteren yaklaşık 35 bin taş alet ve alet parçası gün yüzüne çıkarıldı. İnkaya sakinleri çakmaktaşı hammadde kaynakları, sıcak su kaynakları, hayvansal ve bitkisel besinlerin bolluğu nedeniyle bu bölgeyi tercih etmiş ve uzun yıllar boyunca aralıksız olarak burada yaşamışlardır. Buluntular Türkiye'de devam eden diğer mağara kazılarıyla benzerlik göstermemekle beraber çalışmalarımızla Anadolu ile Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ insanlarının göç hareketlerine ışık tutacağız. Bu kazıda bize destek olan Truva Bakır'a teşekkür ediyoruz."TRUVA BAKIR ÜRETİME BAŞLIYORCengiz Holding grup şirketlerinin faaliyette bulundukları tüm bölgelerde olduğu gibi Çanakkale'de de yerel kalkınma ile kültürel gelişime destek verdiğini kaydeden Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş, İnkaya Mağarası kazılarının Çanakkale'de turizmi daha da geliştireceğini ifade ederek, kazılara verilen desteğe devam etmekten mutluluk duyduklarını söyledi. Truva Bakır'ın bu yılın sonunda faaliyete başlayacağını belirten Arkadaş, şunları söyledi: "Artık projede son aşamaya geldik; bu yılın sonunda tesisimizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Tesisimizde 15 yıllık işletme dönemimiz boyunca toplam 90 milyon ton cevheri ekonomiye kazandıracağız. Bu da ithal edilmekte olan 2,5 milyar dolarlık bakırın Türkiye'de üretilecek olması anlamına geliyor. Çanakkale'de sürdürülebilir madenciliğin de güzel bir örneğini temsil edeceğiz. Bu anlayışımızın bir yansıması olarak bölgede yeraltı suyu kullanmayacak belki de tek sanayi şirketi olacağız. Bölgede madene ulaşabilmek için kesmek zorunda kaldığımız ağaçlara karşılık 1 milyon ağaç dikme taahhüdünde bulunduk. Ağaç dikimi konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz." İstihdam konusunda da bilgi veren Arkadaş, "Şu anda sahamızda toplam 1.800 kişi çalışıyor. Bunun 668'i Truva Bakır personeli. Tesisimiz devreye alındığında Truva Bakır'ın çalışan sayısı 1.200'e çıkacak. Cengiz Holding'in tüm tesislerinde olduğu gibi çalışanlarımızın büyük çoğunluğu bu bölgenin insanı. Yeni işe alımlarda da yine bu bölgenin istihdamına katkı sağlamayı sürdüreceğiz" diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Jul 2026 11:57:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İş Sanat Anadolu Sergileri'nin "Coşku" Dolu Seçkisi Erzurum'daydı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-anadolu-sergilerinin-cosku-dolu-seckisi-erzurumdaydi-6446/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-anadolu-sergilerinin-cosku-dolu-seckisi-erzurumdaydi-6446/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A101B-64739D-BD329E-0F5C13-A28458-ABA5AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu'ndan eserleri izleyicilerle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri'nin "Coşku" başlıklı seçkisi, 11-12 Temmuz tarihlerinde Yakutiye ilçesindeki İş Bankası Lalapaşa Şubesi'nde ziyaret edildi.&nbsp;Sergide, Kayıhan Keskinok, Hamit Görele,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A101B-64739D-BD329E-0F5C13-A28458-ABA5AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu'ndan eserleri izleyicilerle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri'nin "Coşku" başlıklı seçkisi, 11-12 Temmuz tarihlerinde Yakutiye ilçesindeki İş Bankası Lalapaşa Şubesi'nde ziyaret edildi.&nbsp;Sergide, Kayıhan Keskinok, Hamit Görele, Hulusi Mercan, Kristin Saleri, Turgut Atalay, Nüzhet Kutluğ, Necdet Kalay, Jak İhmalyan ve Orhan Çetinkaya gibi değerli sanatçıların eserleri izlendi. Sert iklimi ve çetin geçen kışlarına aşina olduğumuz bir coğrafyada sergilenen eserler, halk oyunları ve gündelik yaşamdan sahneler aracılığıyla, ülkemizin ne denli hareketli ve yaşam dolu bir toplumsal dokuya sahip olduğunu hatırlattı. Kültürel zenginliğimizi yansıtan eserleri sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ziyaretçilere anlatırken, ilgiyle takip edilen sergi kapsamında çocuklara yönelik bir sanat atölyesi de düzenlendi.BİR YILDA 14 SEÇKİ, 7 BİNDEN FAZLA ZİYARETÇİİlk adımını Temmuz 2025'te Çal'da atan ve Gelibolu'dan Antakya'ya, Midyat'tan İznik'e, Amasra'dan Eğirdir'e uzanan 14 farklı durakta özel seçkileri sanatseverlerin beğenisine sunan Anadolu Sergileri, bugüne dek 7 bini aşkın ziyaretçinin ilgisiyle karşıladı. Proje, Mercury Excellence Awards, MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda ve İstanbul Marketing Awards gibi önemli platformlarda çeşitli ödüllere layık görülerek sanat eserlerine erişimin yaygınlaştırılmasındaki öncü rolünü pekiştirdi.Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden olan Anadolu Sergileri, farklı seçkiler ile ortak kültürel mirasımızı doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Jul 2026 15:08:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CerModern Açık Hava Sineması perdelerini Avrupa'ya açıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cermodern-acik-hava-sinemasi-perdelerini-avrupaya-aciyor-2892/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cermodern-acik-hava-sinemasi-perdelerini-avrupaya-aciyor-2892/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_ABA992-FB8D3C-DF91E2-A35A1B-AC9A29-E357C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz akşamlarının en keyifli buluşmalarından biri yeniden CerModern'de başlıyor. Açık hava sinemasının büyülü atmosferi, bu yıl İtalyan ve Fransız sinemasının seçkin yapımlarını Ankara'da sinemaseverlerle buluşturacak.Yaz boyunca devam edecek program kapsamında CerModern, İtalya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_ABA992-FB8D3C-DF91E2-A35A1B-AC9A29-E357C7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yaz akşamlarının en keyifli buluşmalarından biri yeniden CerModern'de başlıyor. Açık hava sinemasının büyülü atmosferi, bu yıl İtalyan ve Fransız sinemasının seçkin yapımlarını Ankara'da sinemaseverlerle buluşturacak.Yaz boyunca devam edecek program kapsamında CerModern, İtalya ve Fransa Büyükelçilikleri iş birliğiyle hazırlanan özel film seçkilerine ev sahipliği yapacak. Klasiklerden güncel yapımlara uzanan program, farklı kültürlerin hikâyelerini yıldızların altında izleme deneyimi sunarken, açık hava sinemasını yalnızca bir gösterim alanı değil, kültürlerarası bir buluşma mekânına dönüştürecek.14 Temmuz'da başlayacak 5. İtalyan Yazlık Sineması, 2 Eylül'e kadar her hafta İtalyan sinemasının ödüllü ve güncel yapımlarını izleyiciyle buluşturacak. Programdaki filmler, İtalyanca orijinal dilinde Türkçe ve İngilizce altyazı seçenekleriyle gösterilecek.Yaz programının ikinci bölümünde ise Fransız Yazlık Sineması, Fransız sinemasının unutulmaz filmlerini ve çağdaş yapımlarını CerModern açık hava perdesine taşıyacak. 10 Eylül'e kadar sürecek gösterimler, Fransız sinemasının zengin anlatım dünyasını Ankara'nın yaz geceleriyle buluşturacak.Dramdan komediye, romantik hikâyelerden kült yapımlara uzanan seçki, sinemaseverlere Avrupa sinemasının farklı dönem ve anlatılarını bir arada keşfetme fırsatı sunuyor. Gün batımının ardından başlayan gösterimler, sinemanın evrensel dilini açık havanın özgür atmosferiyle bir araya getirerek izleyicilere unutulmaz bir yaz deneyimi yaşatacak.CerModern, yaz boyunca gerçekleşecek bu özel programla yalnızca film gösterimleri düzenlemekle kalmıyor; farklı kültürleri sanat aracılığıyla buluşturan bir yaşam alanı oluşturuyor. Sinema tutkunları, yaz akşamlarını yıldızların altında İtalyan ve Fransız sinemasının en seçkin örnekleriyle paylaşmaya davet ediliyor.CerModern Açık Hava Sineması – Yaz Programı5. İtalyan Yazlık Sineması14 Temmuz – 2 Eylül 2026• 14 Temmuz | Napoli New York• 15 Temmuz | Kısa Bir Aşk Hikâyesi• 22 Temmuz | Senin İçin• 29 Temmuz | Söyleyemediklerimiz• 5 Ağustos | Yetişkin Gibi Yaşamak• 12 Ağustos | Kardeş Gibi• 19 Ağustos | 2 Gönül 2 Samanlık• 2 Eylül | Ne Yapsan KabahatFransız Yazlık Sineması16 Temmuz – 10 Eylül 2026•	16 Temmuz l Hayvani&nbsp;•	23 Temmuz l Herkes Touda'yı Seviyor•	24 Temmuz l Arenalar•	6 Ağustos l Dördüncü Duvar•	13 Ağustos l Onların Ardından Çocukları•	20 Ağustos | Evlat Gibi•	30 Temmuz l Biri Şarkı Söylüyor, Diğeri Söylemiyor•	3 Eylül | Yüz Yüze•	10 Eylül | Şahane Oyun (Restore edilmiş klasik)Tüm gösterimler CerModern Açık Hava Sineması'nda gerçekleştirilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Jul 2026 13:45:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Minik ressamlar, hediyelerine kavuştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/minik-ressamlar-hediyelerine-kavustu-5611/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/minik-ressamlar-hediyelerine-kavustu-5611/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BA95F5-0E8D1D-869CA7-DD6FDE-271B27-D26326.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tam 45 yıldır, çocukların zihinsel gelişiminde önemli bir role sahip resim sanatının sevdirilmesi hedefiyle düzenlenen ve bugüne kadar milyonlarca çocuğa ulaşan Pınar Çocuk Resim Yarışması,&nbsp; bu yıl "Hayallerim ve Oyunlarım" temasıyla düzenlendi. Yarışma sonunca ilkokul ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BA95F5-0E8D1D-869CA7-DD6FDE-271B27-D26326.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tam 45 yıldır, çocukların zihinsel gelişiminde önemli bir role sahip resim sanatının sevdirilmesi hedefiyle düzenlenen ve bugüne kadar milyonlarca çocuğa ulaşan Pınar Çocuk Resim Yarışması,&nbsp; bu yıl "Hayallerim ve Oyunlarım" temasıyla düzenlendi. Yarışma sonunca ilkokul ve ortaokul kategorilerinde dereceye giren minik ressamlar hediyelerini sevinçle karşıladı.18 öğrenciye bisiklet, 3 öğrenciye 1 yıllık eğitim bursuBu çerçevede 45. Uluslararası Pınar Çocuk Resim Yarışması'nı kazanan 6 – 10 yaş kategorisinden 9 öğrenci ile 10 – 14 yaş kategorisinden 9 öğrenci olmak üzere toplam 18 yarışmacıya, yaşına uygun bisikletleri ulaştırıldı. Ayrıca yarışma sonucunda yapılan jüri değerlendirmeleri sonucunda kazanan öğrenciler arasından Manisa Alaşehir Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu'ndan Yaren Demirel, Kastamonu Seydiler Şehit Şerife Bacı Ortaokulu'ndan Berra Bodur ve İstanbul Pendik Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu'ndan Aysun Göktekin Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından verilecek 1 yıllık eğitim bursunun sahibi oldu.Çocukların gelişiminde resim sanatının etkisinin büyük olduğuna inandıklarını belirten Yaşar Holding&nbsp; Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, "Bugüne kadar 4 milyondan fazla çocuğa, resimle kendilerini ifade etmeleri için destek olduk" dedi.&nbsp;Çocukların yaratıcılıklarını desteklemek ve sanata olan ilgilerini pekiştirmek amacıyla gerçekleştirilen Pınar Çocuk Resim Yarışması'nın 45. yılında çocukların hayallerine ortak olmanın mutluluğunu yaşadıklarının altını çizen İdil Yiğitbaşı, "Kurulduğumuz günden bu yana hem sağlıklı ürünlerimizle hem de gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle gelecek nesillerin sanatsal ve bedensel gelişimlerine destek olmayı dürdürüyoruz. Pınar Resim Yarışması ile çocuklarımızın hayallerine ortak oluyor, onlara yaratıcılıklarını ortaya koyup kendilerini geliştirebilecekleri imkânlar sunuyoruz.&nbsp; Ülkemizin en uzun soluklu ve en geniş katılımlı resim yarışmamıza katılan tüm minik ressamların hayallerine ortak olmaktan mutluluk duyuyor, çocuklarımızın hayallerinin peşinden gitmesini diliyorum" dedi.&nbsp;Fotoğraf altı1: Ege Bölgesi Ortaokul Kategorisi kazananı Yaren Demirel bisiklet ödülünü aldı.Fotoğraf altı2: Güneydoğu Anadolu Bölgesi Ortaokul Kategorisi kazananı Beyzanur Tunç bisiklet ödülünü aldı.Fotoğraf altı3: Güneydoğu Anadolu Bölgesi İlkokul Kategorisi kazananı Elif Su Özkan bisiklet ödülünü aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Jul 2026 09:55:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pera Müzesi'nde çocuklar için yaz atölyeleri]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pera-muzesinde-cocuklar-icin-yaz-atolyeleri--5895/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/pera-muzesinde-cocuklar-icin-yaz-atolyeleri--5895/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FBC12-F63590-7EDE66-943812-088000-BD5092.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />yaratıcı bir keşif yolculuğuna davet ediyor. 29 Temmuz–7 Ağustos arasında düzenlenecek "Yaz Tatili Atölyeleri", 4–12 yaş arası çocukları müzenin süreli ve koleksiyon sergilerinden ilham alan yaratıcı üretimlerle buluşturacak.Rehberli sergi gezilerinin ardından çocuklar; desen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FBC12-F63590-7EDE66-943812-088000-BD5092.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />yaratıcı bir keşif yolculuğuna davet ediyor. 29 Temmuz–7 Ağustos arasında düzenlenecek "Yaz Tatili Atölyeleri", 4–12 yaş arası çocukları müzenin süreli ve koleksiyon sergilerinden ilham alan yaratıcı üretimlerle buluşturacak.Rehberli sergi gezilerinin ardından çocuklar; desen baskısı, kolaj, seramik yüzey tasarımı, mobil heykel, flipbook ve animasyon gibi farklı tekniklerle kendi üretimlerini gerçekleştirecek. Program, çocukları sanat eserlerine dikkatle bakmaya, hikâye kurmaya, duygularını ifade etmeye ve hayal güçlerini farklı malzemelerle görünür kılmaya davet ediyor.4–6 yaş grubu için keşif, duygu ve oyun odaklı atölyelerPera Öğrenme Ekibi yürütücülüğünde düzenlenen "Çiniden Çantaya: Desen Baskı Atölyesi", çocukları Sıradışı Minas sergisindeki çini ve seramiklerden ilham alan bir üretim sürecine davet ediyor. Katılımcılar, eserlerdeki kuşları, çiçekleri ve bezemeleri inceleyerek motiflerin desenlere nasıl dönüştüğünü keşfediyor; tasarladıkları desenleri bez çantalarına aktarıyor. "Sihirli Dürbün: Manzaranın Gizledikleri" atölyesi, çocukları Suyun Kıyısında sergisindeki manzaralara dikkatle bakmaya davet ediyor. Katılımcılar, eserlerdeki ayrıntıları keşfettikten sonra seçilen görseller üzerine gizli canlılar, karakterler ve hikâyeler ekliyor.Pera Öğrenme Ekibi yürütücülüğünde düzenlenen bir diğer atölye olan "Resimlerden Kaçan Bulutlar" atölyesinde ise çocuklar, Suyun Kıyısında sergisindeki gökyüzü ve bulutlardan ilham alıyor. Bulutların çağrıştırdığı şekillerden yola çıkan katılımcılar, farklı malzemelerle kendi bulut karakterlerini tasarlıyor.Giz'li Atölye yürütücülüğünde düzenlenen "Küçük Elçiler: Hareketli Kukla" atölyesi, çocukları Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar sergisindeki portrelerle buluşturuyor. Katılımcılar; kıyafet, duruş, aksesuar ve yüz ifadelerinden ilhamla yeni karakterler tasarlıyor, hazırladıkları hareketli kuklalarla bu karakterleri canlandırıyor.Şinasi Göktürkler yürütücülüğünde düzenlenen "Parmaklarım Ne Söylüyor?" atölyesi, çocukları seramik ve çini eserlerin dokularını hayal etmeye çağırıyor. Sıradışı Minas sergisinden ilham alan katılımcılar, farklı dokusal malzemelerle çalışarak yüzeylerin renk, malzeme ve his yoluyla nasıl değişebileceğini keşfediyor.Aysu Işık Göksoy ve Ayşe Nur İlbak Orhan yürütücülüğünde düzenlenen "Duygularım Ne Kadar Büyük?" atölyesi, çocukları sanat temelli sosyal-duygusal öğrenme deneyimiyle buluşturuyor. Ağırlık ve Ölçü Sanatı sergisinden ilham alan katılımcılar, duyguların ağırlığı, büyüklüğü ve rengi üzerine düşünerek seçtikleri bir duyguyu görsel bir forma dönüştürüyor.7–12 yaş grubu için hikâye, tasarım ve üç boyutlu üretim atölyeleriOyunMu yürütücülüğünde düzenlenen "Manzaranın Sakinleri: Kolaj ve Hikâye" atölyesinde çocuklar, Suyun Kıyısında sergisindeki kıyı yaşamını konu alan resimlerden yola çıkıyor. Katılımcılar, "Bu resmin içinde yaşasaydın kim olurdun?" sorusundan hareketle çizim ve kolaj teknikleriyle kendi karakterlerini oluşturuyor.OyunMu yürütücülüğünde düzenlenen "Yer Değiştiren Kıyı Manzaraları" atölyesi, çocukları Suyun Kıyısında sergisindeki kıyı, yol, ev, figür ve su imgeleriyle yaratıcı bir oyuna davet ediyor. Katılımcılar, asetat yüzeyler üzerine çizdikleri katmanları üst üste getirip yerlerini değiştirerek yeni manzaralar oluşturuyor.Giz'li Atölye yürütücülüğünde düzenlenen "Kabartmalı Hikâyeler: Seramik Yüzey Tasarımı" atölyesinde çocuklar, Sıradışı Minas sergisindeki çini ve seramik eserlerden ilham alıyor. Katılımcılar, seramik tabaklar üzerinde motifleri ve figürleri kâğıt hamuru, rölyef, renk ve doku çalışmalarıyla yeniden yorumluyor.Şinasi Göktürkler yürütücülüğünde düzenlenen "Dengeyi Bulmak: Mobil Heykel Tasarımı" atölyesinde çocuklar, Ağırlık ve Ölçü Sanatı sergisinden hareketle denge, eşitlik ve hareket kavramlarını inceliyor. Renkli asetatlar, teller, misinalar ve ahşap parçalar kullanarak havada dengede duran mobil heykeller tasarlıyor.Aysu Işık Göksoy ve Ayşe Nur İlbak Orhan yürütücülüğünde düzenlenen "Duygu Terazisi ile Ölçülemeyeni Ölçmek" atölyesinde çocuklar, ölçme kavramını duygular ve düşünceler üzerinden yeniden ele alıyor. Katılımcılar, Ağırlık ve Ölçü Sanatı sergisinden hareketle kendi kişisel ölçü sistemlerini tasarlıyor.9–12 yaş grubu için gözlem, kompozisyon ve animasyon atölyeleriPera Öğrenme Ekibi yürütücülüğünde düzenlenen "Çiçekler, Kumaşlar ve Renklerin Peşinde" atölyesinde çocuklar, Suyun Kıyısında sergisinden ilhamla renk, biçim, ışık-gölge ve kompozisyon üzerine düşünüyor. Farklı objelerle oluşturulan düzenlemelere çeşitli açılardan bakan katılımcılar, gördüklerini kendi gözlem ve yorumlarıyla tuvale aktarıyor.Ferhat Akbaba yürütücülüğünde düzenlenen "Hareketli Sayfalar: Flipbook" atölyesinde çocuklar, Sıradışı Minas sergisindeki desenlerden ilhamla flipbook tasarlıyor. Katılımcılar, küçük değişikliklerle sayfalar arasında hareket duygusu yaratarak animasyonun temel prensiplerini deneyimliyor.Ferhat Akbaba yürütücülüğünde düzenlenen "Canlanan Desenler: Analogdan Dijitale Animasyon" atölyesi, çocukları animasyonun analog ve dijital üretim süreçleriyle tanıştırıyor. Sıradışı Minas sergisindeki motiflerden ilham alan katılımcılar, ardışık çizimlerle hazırladıkları çalışmaları dijital ortama aktararak kısa animasyon videolarına dönüştürüyor.ATÖLYE PROGRAMI:PERA ÇOCUK (4-6 Yaş)Çiniden Çantaya: Desen Baskı Atölyesi&nbsp;(yüz yüze, biletli)30 Temmuz Perşembe, 10.30Küçük Elçiler: Hareketli Kukla(yüz yüze, biletli)31 Temmuz Cuma, 10.30Parmaklarım Ne Söylüyor?(yüz yüze, biletli)1 Ağustos Cumartesi, 10.30Sihirli Dürbün: Manzaranın Gizledikleri(yüz yüze, biletli)4 Ağustos Salı, 10.30Duygularım Ne Kadar Büyük?(yüz yüze, biletli)5 Ağustos Çarşamba, 13.30PERA ÇOCUK (7-12 Yaş)Manzaranın Sakinleri: Kolaj ve Hikâye&nbsp;(yüz yüze, biletli)30 Temmuz Perşembe, 13.30Kabartmalı Hikâyeler: Seramik Yüzey Tasarımı(yüz yüze, biletli)31 Temmuz Cuma, 13.30Dengeyi Bulmak: Mobil Heykel Tasarımı(yüz yüze, biletli)1 Ağustos Cumartesi, 13.30Duygu Terazisi ile Ölçülemeyeni Ölçmek(yüz yüze, biletli)5 Ağustos Çarşamba, 13.30Yer Değiştiren Kıyı Manzaraları(yüz yüze, biletli)6 Ağustos Perşembe, 13.30PERA ÇOCUK (9-12 Yaş)Çiçekler, Kumaşlar ve Renklerin Peşinde(yüz yüze, biletli)29 Temmuz Çarşamba, 13.30Hareketli Sayfalar: Flipbook(yüz yüze, biletli)4 Ağustos Salı, 13.30Canlanan Desenler: Analogdan Dijitale Animasyon(yüz yüze, biletli)7 Ağustos Cuma, 13.30]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Jul 2026 09:22:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sakarya'da geleneksel sanatlar ve Türk halk müziği festivali]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sakaryada-geleneksel-sanatlar-ve-turk-halk-muzigi-festivali--5865/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sakaryada-geleneksel-sanatlar-ve-turk-halk-muzigi-festivali--5865/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C4105-D88283-59430F-ED17C0-DF6979-02A390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ofis Sanat Merkezi&#39;nde düzenlenen Deri İşleme Atölyesi&#39;nde Kamile Ulu, çocuk ve yetişkin katılımcıları geleneksel Türk deri sanatıyla buluşturdu. Atölyede deri işçiliğinin temel teknikleri ve üretim aşamaları uygulamalı olarak aktarılırken, katılımcılar bu köklü zanaatın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C4105-D88283-59430F-ED17C0-DF6979-02A390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ofis Sanat Merkezi&#39;nde düzenlenen Deri İşleme Atölyesi&#39;nde Kamile Ulu, çocuk ve yetişkin katılımcıları geleneksel Türk deri sanatıyla buluşturdu. Atölyede deri işçiliğinin temel teknikleri ve üretim aşamaları uygulamalı olarak aktarılırken, katılımcılar bu köklü zanaatın ustalık geleneğini ve kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı buldu.&nbsp;Aynı merkezde gerçekleştirilen Tezhip Atölyesi&#39;nde ise Nilgün Alp ve Hülya Arslan, geleneksel Türk bezeme sanatının inceliklerini uygulamalı olarak aktardı. Altın süsleme teknikleri, geleneksel motifler ve temel uygulama yöntemlerinin tanıtıldığı atölyede katılımcılar, tezhip sanatının estetik ve kültürel birikimini yakından keşfetme imkanı buldu.VİTRAY SANATININ ESTETİĞİ ZİYARETÇİLERLE BULUŞTUGeleneksel Sanatlar İhtisas Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen program kapsamında ziyaretçiler; Vitray Sanatı Tanıtımı etkinliğiyle bu geleneksel sanatın inceliklerini yakından tanıdı. Uygulamalı etkinlikte sanat dalının özgün teknikleri aktarılırken, katılımcılar geleneksel üretim süreçlerine ilişkin bilgi edindi.ÇOCUKLAR KİTAPLARIN DÜNYASINDA BULUŞTUMehmet Niyazi Özdemir Akyazı İlçe Halk Kütüphanesi&#39;nde gerçekleştirilen &#34;Sözünü Söyle: Portakal Duvarlı Okul Buluşması&#34; etkinliğinde, Cevriye Oymak&#39;ın Portakal Duvarlı Okul kitabı üzerine söyleşi düzenlendi. Çocukların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kitap ekseninde yapılan paylaşımlarla okuma kültürünün desteklenmesi ve duygu dünyalarının zenginleştirilmesi amaçlandı.TÜRK HALK MÜZİĞİNİN EZGİLERİ SAKARYA&#39;DA YANKILANDIAdapazarı Kültür Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen Sakarya Türk Halk Müziği Kent Topluluğu Koro Konseri&#39;nde, TRT repertuvarından seçkin eserler müzikseverlerle buluştu. Şefliğini Prof. Dr. Sertan Demir&#39;in üstlendiği, Sakarya Üniversitesi Türk Müziği Araştırma, Uygulama ve Tanıtma Topluluğu&#39;nun katkılarıyla gerçekleştirilen konserde, Anadolu&#39;nun farklı yörelerinden derlenen türküler güçlü koro yorumuyla seslendirildi. Konser, sanatseverlerden büyük beğeni gördü.SİNEMA YOLLARDA SAKARYA&#39;DA SİNEMASEVERLERLE BULUŞTUTürk Telekom&#39;un ana destekçiliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen &#34;Sinema Yollarda&#34; projesi, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Sakarya&#39;da sinemaseverlerle buluştu. İl ve ilçeleri dolaşarak sinema kültürünü daha geniş kitlelere ulaştıran &#34;Sinema Yollarda&#34; tırı, festival ziyaretçilerine açık hava sinema deneyimi yaşatarak büyük ilgi gördü.Sakarya Kültür Yolu Festivali, konserlerden sergilere, söyleşilerden atölyelere uzanan etkinliklerle 12 Temmuz&#39;a kadar Sakaryalıları ve çevre şehirlerden katılımcıları kültür ve sanatla buluşturmaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Jul 2026 10:50:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Binnur Akay'dan "Geçmişe Açılan Kapılar" Sergisi…]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binnur-akaydan-gecmise-acilan-kapilar-sergisi--1240/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binnur-akaydan-gecmise-acilan-kapilar-sergisi--1240/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B0F77-2A4814-60476F-0448C0-5E406F-2EEA82.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bölgeye has kültürün izini taşıyan tokmakları, renkleri ve detaylarıyla her biri sessiz bir hafızaya dönüşen bu kapılar, reklam ve halkla ilişkiler sektörünün duayen isimlerinden Med Partners Reklam Ajans Başkanı Binnur Akay'ın objektifinden "Geçmişe Açılan Kapılar" sergisinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B0F77-2A4814-60476F-0448C0-5E406F-2EEA82.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bölgeye has kültürün izini taşıyan tokmakları, renkleri ve detaylarıyla her biri sessiz bir hafızaya dönüşen bu kapılar, reklam ve halkla ilişkiler sektörünün duayen isimlerinden Med Partners Reklam Ajans Başkanı Binnur Akay'ın objektifinden "Geçmişe Açılan Kapılar" sergisinde hayat buldu. Binnur Akay'ın yıllardır tutkuyla sürdürdüğü "kapılar" temalı fotoğraf çalışmalarını bir araya getiren sergi, Ayvalık Çamlık Tenis Kulübü'nde gerçekleşti. Sergiyi ziyaret eden sanatseverler, her fotoğraf karesinde geçmişin izlerini, kültürlerin ortak belleğini ve kapıların ardında saklı kalan hikâyeleri keşfetme fırsatı buldu.Her kapı, geçmişten bugüne uzanan hafızanın taşıyıcısı&hellip;Binnur Akay&#39;ın objektifinden yansıyan kapılar, yalnızca mimari bir unsur olmanın ötesine geçerek geçmişten bugüne uzanan kültürel hafızanın sessiz tanıkları olarak ziyaretçilerin karşısına çıktı. Türkiye'den ve Ege'nin karşı kıyısından; Midilli, Girit, Sakız Adası, Atina ve Selanik'ten izler taşıyan bu özel seçki, Ayvalık'ın göçmen ruhuyla bir araya gelerek aidiyet, kökler ve kuşaklar boyunca taşınan anılar arasında görsel bir köprü kurdu. Bu anlatı, Akdeniz coğrafyasının farklı kültürlerine uzanarak İtalya'da Toskana ve Roma'dan, İspanya'da Endülüs ve Katalonya'ya, Fransa'da Provence ve Côte d'Azur'a kadar geniş bir coğrafyanın izlerini sanatseverlerle buluşturdu."Her kapının ardında bir sır olduğuna inanıyorum."Serginin ilham kaynağını paylaşan Akay, çalışmalarını şu sözlerle anlattı: "Her kapının ardında bir yaşam, bir sır, bir başlangıç ya da bir veda olduğuna inanıyorum. Açılan ve kapanan kapılar; geçmiş ile gelecek arasında görünmez bir bağ kuruyor. Ben de bu sessiz tanıkları fotoğraflarım aracılığıyla zamana karşı korumak ve hikâyelerini görünür kılmak istedim."Sergi, sanatseverleri dönüşüm üzerine düşünsel bir yolculuğa çıkardı.&#34;Geçmişe Açılan Kapılar&#34; sergisi; eski şehirlerin sokaklarında rastlanan tarihi kapılardan, yıllara meydan okuyan tokmaklara, farklı kültürlerin izlerini taşıyan mimari detaylardan insan hafızasında yer eden sembollere kadar uzanan geniş bir görsel seçki sundu. Midilli&#39;den Selanik&#39;e, Sakız Adası&#39;ndan Ayvalık sokaklarına, İtalya&#39;dan İspanya ve Fransa&#39;ya uzanan bu görsel yolculuk; Ege ve Akdeniz coğrafyasının ortak belleğini, göçle taşınan kültürleri ve kuşaklar arasında aktarılan hikâyeleri aynı karede bir araya getirdi. Sergi, ziyaretçilerini yalnızca estetik bir yolculuğa değil; aynı zamanda geçmiş, aidiyet, hafıza ve dönüşüm üzerine düşünsel bir keşfe de çıkardı. Sanatçının uzun yıllara yayılan arşivinden oluşan bu özel seçki, geçmişin izlerini bugünün bakışıyla yorumlarken her fotoğrafıyla ziyaretçilerin kendi hikâyelerine açılan kapıları araladı. &#34;Geçmişe Açılan Kapılar&#34; sergisi, sanat ve fotoğraf tutkunlarından yoğun ilgi görürken Binnur Akay&#39;ın yıllara yayılan fotoğraf yolculuğunu sanatseverlerle buluşturdu ve geride unutulmaz bir görsel anlatı bıraktı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Jul 2026 19:38:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çocuk atölyeleri başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cocuk-atolyeleri-basliyor-8106/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/cocuk-atolyeleri-basliyor-8106/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0E60D9-B6EA40-9E1EEC-E5F6D2-23A975-C820BD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sakıp Sabancı Müzesi, çağdaş sanatın öncü isimlerinden Yoko Ono'nun 27 Aralık'a kadar devam eden İçses ve İçyapı sergisi kapsamında, temmuz ayında çocukları hayal etmeye, sorgulamaya ve birlikte düşünmeye davet eden atölyeler düzenliyor.SSM Eğitim ve Öğrenme Programları tarafından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0E60D9-B6EA40-9E1EEC-E5F6D2-23A975-C820BD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sakıp Sabancı Müzesi, çağdaş sanatın öncü isimlerinden Yoko Ono'nun 27 Aralık'a kadar devam eden İçses ve İçyapı sergisi kapsamında, temmuz ayında çocukları hayal etmeye, sorgulamaya ve birlikte düşünmeye davet eden atölyeler düzenliyor.SSM Eğitim ve Öğrenme Programları tarafından Yoko Ono'nun talimat temelli sanat anlayışından hareketle hazırlanan atölyeler, sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil; farklı kuşakları ve düşünceleri buluşturan bir üretim alanı olarak ele alıyor. Çocuklar, barış, iletişim, zaman, hayal gücü ve farklı ifade biçimleri üzerine düşünürken fikirlerini çizim, yazı ve tasarımla yaratıcı biçimde ifade etme fırsatı buluyor.11 Temmuz Cumartesi günü 8–10 yaş arası çocuklar için düzenlenecek Çizgileri Dinlemek atölyesinde çocuklar, Yoko Ono&#39;nun talimat odaklı yaklaşımı ile hat sanatının ritmik yapısı arasında bağlantılar kurarak çizgiyi farklı duyularla deneyimleyecek. Harflerin kıvrımlarından yola çıkarak hazırladıkları talimat kartlarını paylaşacak, aynı çizginin farklı biçimlerde nasıl yorumlanabileceğini gözlemleyecekler. Uygulama bölümünde ise çizgi çalışmalarıyla nefes, hareket ve tekrar arasındaki ilişki üzerine çalışacaklar. Aynı gün 14.00–15.30 saatleri arasında düzenlenecek Barış Afişi: SAVAŞ BİTTİ atölyesinde ise çocuklar, Yoko Ono ve John Lennon&#39;ın SAVAŞ BİTTİ! Bitmesini istiyorsan (WAR IS OVER! If You want it, 1969) kampanyasından hareketle kelimelerin kamusal alandaki etkisini inceleyecek. Ardından kelimelerin büyüklüğü ve yerleşiminin mesajı nasıl şekillendirdiğini düşünerek kendi barış afişlerini tasarlayacaklar.12 Temmuz Pazar günü, 3–5 yaş arası çocuklar için düzenlenecek Gökyüzü Ne Kadar Yüksek? atölyesinde çocuklar, Yoko Ono&#39;nun Gökyüzü Televizyonu (1966) eserinden hareketle farklı boyutlarda bulutlar tasarlayacak ve gökyüzünün değişen hareketini yorumlayarak kendi kinetik heykellerini oluşturacaklar. Aynı gün 9–12 yaş arası çocuklar için düzenlenecek Bir Mesajım Var: Yoko Ono atölyesinde ise sanatçının talimatlara dayanan sanat pratiği ile tanışacak, sanatın bir fikir ve eylem biçimi olabileceği üzerine düşünerek kendi performans fikirlerini duyurmak için afişler, el ilanları ve açık çağrılar tasarlayacaklar.22 Temmuz Çarşamba günü Çığlığı Çiz isimli atölyede 7-9 yaş arası çocuklar, Yoko Ono'nun Soprano için Ses Parçası (1961) adlı yapıtından ilhamla ses ile beden arasındaki ilişkiyi gözlemleyecekler. Farklı ses tonlarını deneyimleyerek sesin ifade biçimleri üzerindeki etkisini araştıracak, ardından bu deneyimi çizgiye aktaracaklar. Seslerin ritmini, yoğunluğunu ve enerjisini çizgilerle görünür kılıp, ortaya çıkan soyut kompozisyonları adlandırarak sergileyecekler.Dikkatin İzleri başlıklı atölye, 25 Temmuz Cumartesi günü 7–10 yaş arası çocuklar için düzenlenecek. Yoko Ono&#39;nun Nehir Yatağı ve Temizlik Parçası eserlerini odağına alan atölyede çocuklar, hareket, gözlem ve dönüşüm kavramları üzerine çalışacak. Deneyimlerini çizgiler, sözcükler ve nesnelerle ifade ederken dikkat, sabır ve farkındalık ekseninde ortak bir yerleştirme oluşturacaklar. Aynı gün düzenlenecek Haritayı Yeniden Çiz atölyesinde de 9–12 yaş arası çocuklar, Yoko Ono&#39;nun harita ve talimat fikrini buluşturan yapıtlarından hareketle kendi kavramsal haritalarını tasarlayacaklar. Umut, sessizlik, oyun ve hayal gücü gibi kavramlar etrafında şekillenen bu haritaları kısa talimatlarla zenginleştirecekler.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Jul 2026 02:33:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Saya Holding, Klaros kazılarına desteğini sürdürüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saya-holding-klaros-kazilarina-destegini-surduruyor-6888/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/saya-holding-klaros-kazilarina-destegini-surduruyor-6888/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D6077D-3017F2-D7C362-F1E218-435B2A-C34409.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Saya Holding, 2025 yılında başladığı İzmir'in Menderes ilçesinde yer alan, antik dünyanın üç büyük Apollon kehanet merkezinden biri olan Klaros Antik Alanı kazılarına ana sponsorluğunu yeni dönemde sürdürecek. Saya Holding, Klaros'un araştırılması, korunması ve daha geniş&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D6077D-3017F2-D7C362-F1E218-435B2A-C34409.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Saya Holding, 2025 yılında başladığı İzmir'in Menderes ilçesinde yer alan, antik dünyanın üç büyük Apollon kehanet merkezinden biri olan Klaros Antik Alanı kazılarına ana sponsorluğunu yeni dönemde sürdürecek. Saya Holding, Klaros'un araştırılması, korunması ve daha geniş çevrelerce tanınması için destek verecek.Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni ve Ege Üniversitesi'nin bilimsel koordinasyonuyla süren kazılara verdikleri desteği uzun vadeli bir kültürel sorumluluk olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Klaros, yalnızca arkeolojik buluntularıyla değil, taşıdığı bilgi, inanç ve kent tarihiyle de çok katmanlı bir miras. Burada sürdürülen bilimsel çalışmalara katkı sağlamak, bizim için geçmişin izlerini korurken İzmir'in geleceğine de yatırım yapmak anlamına geliyor" dedi.İzmir'in kültürel ve arkeolojik değerlerinin kentin turizm kimliği açısından taşıdığı öneme de değinen Mengi, sözlerini şöyle sürdürdü:"İzmir'in geçmişinin bilgeliği ve hikâyeleriyle anılmasını önemsiyoruz. Klaros gibi alanlar bilimsel çalışmalarla gün yüzüne çıktıkça kentin kültür ve miras turizmindeki yeri de güçlenecek. Bu birikimin korunmasına ve doğru biçimde anlatılmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz."Klaros Kazısı Başkanı Doç. Dr. Onur Zunal ise konuyla ilgili şu bilgileri verdi:"Klaros'ta bu yıl kazı çalışmalarına iki farklı sektörde devam edilecek. İlk çalışma alanı, Propylon'un (anıtsal giriş yapısı) doğusunda yer alıyor. İkinci kazı alanı ise Hellenistik temenosun güneyinde bulunan Roma Dönemi yapısıdır. Bu sektörde, yapının kesin işlevini belirlemek ve mimari sınırlarını ortaya koymak amacıyla çalışmalar sürdürülecek."Onur Zunal, şöyle devam etti:"Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve maddi destekleriyle yürütülen Klaros Kazısı&#39;nın, 2025 yılında olduğu gibi bu yıl da ana sponsorluğunu Saya Holding üstlendi. Kültürel mirasımızın korunması, bilimsel araştırmalarla gelecek kuşaklara aktarılması ve arkeolojik çalışmaların sürdürülebilirliği açısından sağladıkları değerli katkılar nedeniyle Saya Holding'e ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cem Mengi'ye içten teşekkürlerimi sunarım. Özel sektörün kültürel mirasa yönelik bu duyarlı ve uzun soluklu desteği, ülkemizin ortak tarihî mirasının korunmasına ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamaktadır."Klaros Kehanet Merkeziİzmir'in Menderes ilçesine bağlı Ahmetbeyli Mahallesi yakınlarında, denizden sadece birkaç kilometre içeride saklı duran Klaros Antik Kazı Alanı, binlerce yıl boyunca insanların kaderlerine yön veren bir kehanet merkeziydi. Burada, tanrı Apollon'un sesiyle konuştuğuna inanılan kahinler, kralların ve halkların geleceğini şekillendirdi. Klaros, yalnızca inançların değil; aynı zamanda antik dünyanın politik kararlarının da şekillendiği yerlerden biriydi.Antik çağda Klaros, Kolophon adlı kente bağlıydı. Kolophon'un kutsal alanı olarak işlev gören bu merkez, aynı zamanda Notion antik kentiyle de kutsal yollar aracılığıyla bağlıydı. Bu stratejik konum, Klaros'u dini bir merkez olmanın ötesine taşıyarak, bölgesel bir hafıza ve karar mekânı haline getirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Jul 2026 02:26:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Kalbin Mührü" sergisi açılıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kalbin-muhru-sergisi-aciliyor-1587/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kalbin-muhru-sergisi-aciliyor-1587/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B72B94-3F0CBB-ED412D-D4C9D9-4D6727-285C21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yüzyıllar boyu farklı koleksiyonlarda korunan bir yazma eserler koleksiyonu, kalp biçimindeki bir vakıf mührünün çevresinde yeniden bir araya geliyor. Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 8–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek &#34;Kalbin Mührü: Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B72B94-3F0CBB-ED412D-D4C9D9-4D6727-285C21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yüzyıllar boyu farklı koleksiyonlarda korunan bir yazma eserler koleksiyonu, kalp biçimindeki bir vakıf mührünün çevresinde yeniden bir araya geliyor. Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 8–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek &#34;Kalbin Mührü: Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi Yazma Eserler Koleksiyonu ve Aile Mirası&#34; sergisiyle, Osmanlı devlet adamı ve ilim hamisi Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi ailesinin yazma eser koleksiyonunu ve aile mirasını ilk kez bütüncül bir anlatı çerçevesinde meraklılarıyla buluşturuyor.Sergi, 18. yüzyılda oluşturulan ve zaman içinde fiziksel olarak farklı mekanlarda saklanmış koleksiyonla arşivi ortak bir hikâye ve vakıf mührü etrafında yeniden bir araya getiriyor. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte şekillenen entelektüel ve gündelik yaşama dair bilgi aktarımı, vakıf bilinci ve kültürel miras anlayışının sürekliliği, aile koleksiyonları ile özel arşivlerin bu mirasın korunması, kamuyla paylaşılmasındaki rolü ve hafızanın kamusallaşması konularını bütüncül bir perspektifle ele alıyor.&nbsp;Serginin kavramsal çerçevesini hazırlayan Cubis Art İstanbul kurucularından ve Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi ailesinin günümüz temsilcilerinden Zeynep Esen, projenin çıkış noktasını şöyle anlatıyor:&nbsp;&#34;Bu sergi aile tarihine ilişkin bir araştırma değil, yüzyıllardır farklı kurumlarda saklanmış bir kültürel mirası yeniden görünür kılma çabası. Reiszâde Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi'nin kalp biçimindeki vakıf mührü üzerinde yer alan, 'çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmeleri' yönündeki ifadesi bizim için önemli bir motivasyon oldu. Amacımız niceliksel büyüklüğü dışında nitelikli kapsamı ile de önem taşıyan bu yazma eser koleksiyonunu kamuoyunun gündemine getirerek Osmanlı'nın bilgi üretme kültürünü, vakıf anlayışını ve kültürel miras bilincini günümüzle buluşturmak ve gelecek nesillere aktarma yolundaki çabalara katkı sunmak.""Kitaplardan gelecek kuşaklar da yararlansın"Kalp biçimindeki vakıf mührü, serginin hem çıkış noktası hem de simgesi niteliğinde. Mührün metninde yer alan,&nbsp; "çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmesi" yönündeki temenni, yüzyıllar sonra bu sergiyle yeniden hayat buluyor. Böylece &#34;Kalbin Mührü&#34;, yalnızca bir aile arşivinin değil; bilgi aktarımının, vakıf kültürünün ve ortak kültürel hafızanın da hikâyesini anlatıyor.Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'nın İstanbul Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi ve Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi'nde bulunan koleksiyonlarından seçilen ve edebiyattan tarihe, su kültüründen şehir medeniyetine tematik başlıklardaki yazma eserlerden metin ve örnekler ile aile çevresinin arşivlerinden belgeler ile kültürel ve etnografik miras eserleri buluşturan "Kalbin Mührü", Cubis Art İstanbul&#39;un Anadolu&#39;nun kültürel mirasını, geçmiş ile bugün arasında kurulan bağları ve ortak hafızayı çağdaş bir bakışla ele alan sergi serisinin de ilk adımını oluşturuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Jul 2026 02:00:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eski Türk filmleri dünya perdesinde]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-turk-filmleri-dunya-perdesinde-1135/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-turk-filmleri-dunya-perdesinde-1135/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33BE60-BBFF82-FF960F-789384-03E5C9-DA556F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda ve Sinematek iş birliğiyle hayata geçirilen "Eski Türk Filmleri Restorasyon Projesi", Türk sinemasının önemli eserlerini yeni nesillere taşımaya devam ediyor. Proje kapsamında restore edilen "Drakula İstanbul'da" ve "Hakkari'de Bir Mevsim", bu yıl&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33BE60-BBFF82-FF960F-789384-03E5C9-DA556F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda ve Sinematek iş birliğiyle hayata geçirilen "Eski Türk Filmleri Restorasyon Projesi", Türk sinemasının önemli eserlerini yeni nesillere taşımaya devam ediyor. Proje kapsamında restore edilen "Drakula İstanbul'da" ve "Hakkari'de Bir Mevsim", bu yıl Il Cinema Ritrovato Festivali'nden Budapest Classics Film Marathon'a uzanan uluslararası festivallerde gösterilecek.&nbsp;Drakula İstanbul'da&nbsp;Günümüze ulaşan en eski Türk korku filmi olarak kabul edilen 1953 yapımı "Drakula İstanbul'da", Bram Stoker'ın Dracula romanının Ali Rıza Seyfi tarafından Türkçeleştirilen "Kazıklı Voyvoda" uyarlamasından sinemaya aktarıldı. Mehmet Muhtar imzasını taşıyan film, senaristi Ümit Deniz ile Film Dostları Derneği tarafından "En Başarılı Senaryo" ödülüne layık görüldü.&nbsp;Türk sinemasının kült yapımları arasında yer alan "Drakula İstanbul'da", 24 Haziran'da Il Cinema Ritrovato Festivali kapsamında Bologna'da gösterildi. Film ayrıca 18 Temmuz ve 14 Ağustos'ta Madrid'deki Cine Doré Sineması'nda, 22 Ekim'de Minneapolis'teki Trylon Sineması'nda ve Ekim ayında Alman Sinemateki tarafından düzenlenen Film Restored Festivali'nde sinemaseverlerle buluşacak.&nbsp;Hakkâri'de Bir Mevsim"Eski Türk Filmleri Restorasyon Projesi" kapsamında restore edilen ilk film olan "Hakkâri'de Bir Mevsim", Ferit Edgü'nün aynı adı taşıyan eserinden uyarlandı. Erden Kıral tarafından 1983 yılında sinemaya aktarılan film, başrollerinde Genco Erkal ve Şerif Sezer'i bir araya getiriyor.&nbsp;Berlin Uluslararası Film Festivali'nde dört ödül kazanan ve yıllar içinde çok sayıda festivalde gösterilen "Hakkâri'de Bir Mevsim", Eylül ayında Macar Film Enstitüsü tarafından düzenlenen Budapest Classics Film Marathon 2026 programında yer alacak.&nbsp;Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda ve Sinematek iş birliğiyle sürdürülen Eski Türk Filmleri Restorasyon Projesi, Türk sinemasının önemli eserlerini koruyarak yeni nesillere ve dünyanın farklı ülkelerindeki sinemaseverlere ulaştırmayı amaçlıyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 13:26:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü oyuncu Zihni Göktay hayatını kaybetti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-oyuncu-zihni-goktay-hayatini-kaybetti-9914/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-oyuncu-zihni-goktay-hayatini-kaybetti-9914/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B20DDC-2AB64F-1576D7-3B2821-89922F-4969E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat ile damgasını vuran sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti.Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini şu ifadelerle aktardı:Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B20DDC-2AB64F-1576D7-3B2821-89922F-4969E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat ile damgasını vuran sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti.Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini şu ifadelerle aktardı:Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı kalça kırığının ardından artan sağlık sorunlarına rağmen, yaşama sevincini, çevresine duyduğu merakı ve son ana kadar yeniden sahneye çıkıp, çok sevdiği seyircisine kavuşma umudunu hiç kaybetmedi. Seyircisi, sevenleri ve hayatına dokunduğu herkes tarafından büyük bir sevgiyle kucaklandı. Babamız adına bu süreçte ilgi gösteren, arayanı soran ve yanında olan herkese gönülden minnettarız.Oyuncu Nedim Saban akşam saatlerinde sosyal medya hesabından usta oyuncunun hastaneye kaldırıldığını ve tedavisinin yoğun bakımda sürdüğünü duyurmuştu.İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da sosyal medya hesabından usta sanatçıyla ilgili şunları kaydetti:Türk tiyatrosunun asırlık çınarı, geleneksel tiyatromuzun büyük temsilcisi Zihni Göktay Hocamızı ne yazık ki kaybettik. Onu tanıyan herkes, Zihni Hocamızın insan sıcaklığı ve sevgisi ile nasıl özel bir değer olduğuna şahit olmuştur. Eminönü Halkevi'nden yetişerek tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları'nın yaşayan bir anıtı haline gelen ustamız, sahnelerimizdeki tuluat geleneğinin ve kavuklu ruhunun en görkemli ismiydi. O sadece üstün yeteneğiyle değil, vatanın her köşesindeki insana sanatı taşıma arzusu, halkın içinden hiç kopmayan mütevazı duruşu ve sahneye olan sarsılmaz sadakatiyle hepimize ilham oldu.Sanata, insana ve tiyatroya duyduğu o eşsiz sevgiyle, ömrünün son anına kadar sahnede dolu dolu, yürekten bir hayat yaşadı. Türk tiyatrosunun kurucu babası Muhsin Ertuğrul ile bizzat çalışmış, onun yakın arkadaşı ve ekolün dev ismi Vasfi Rıza Zobu'nun tezgahından geçmişti. O, tiyatroyu &#39;insanı insanla, insanca anlatma sanatı&#39; olarak gören o eski, disiplinli ve ahlaki ekolün son neferlerindendi. Mekanın cennet olsun Zihni Hocam. İBB Kültür ve İBB Şehir Tiyatroları Ailesi olarak bu tarifsiz acıyı derinden hissediyor, kıymetli ailesinin ve tüm sevenlerinin hüznünü yürekten paylaşıyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.Usta tiyatrocu Zihni Göktay&#39;ın eşi Sevinç Göktay 2022&#39;de yaşama veda etmişti.Zihni Göktay kimdir?Sanatçı Göktay 2 Aralık 1945&#39;te İstanbul&#39;da dünyaya geldi. Profesyonel kariyerine 1964&#39;te Ankara Meydan Sahnesi&#39;nde başlayan sanatçı, İstanbul Şehir Tiyatrolarına geçtiği 1973&#39;e kadar bu görevini sürdürdü.Göktay, 1978-1996 yıllarında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatro Şubesi&#39;nde birçok oyunda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı.Türk tiyatrosunda tuluat geleneğinin son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen sanatçı, 28 yıl oynadığı Lüküs Hayat operetindeki performansıyla unutulmazlar arasına girdi.Usta sanatçı, 36 yılda 72 oyunda rol aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 08:45:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Efes Festivali'nde "Zorba" balesi sahnelendi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efes-festivalinde-zorba-balesi-sahnelendi-9107/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efes-festivalinde-zorba-balesi-sahnelendi-9107/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0BD7A-9BC694-E05428-A4A597-81658B-5AF9CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği "Zorba" balesiyle devam etti. İki perdelik eser, 4 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.00'de antik tiyatronun binlerce yıllık sahnesinde seyirci karşısına çıktı; Theodorakis'in halk ezgilerinden beslenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0BD7A-9BC694-E05428-A4A597-81658B-5AF9CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği "Zorba" balesiyle devam etti. İki perdelik eser, 4 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.00'de antik tiyatronun binlerce yıllık sahnesinde seyirci karşısına çıktı; Theodorakis'in halk ezgilerinden beslenen müziği geceye damgasını vurdu.Nikos Kazancakis'in dünyaca ünlü romanından uyarlanan, koreografisi ve librettosu Lorca Massine'e ait eser, küçük bir Yunan kasabasına gelen Amerikalı John'un, güzel dul Marina'ya duyduğu aşkın çevresinde gelişir. Yabancı birine gönül veren Marina'yı dışlayan köylülerin öfkesi karşısında çifte, John'un özgür ruhlu dostu Zorba sahip çıkar; hikâye, Marina'nın bu öfkeli kalabalığın kurbanı olmasıyla trajediye evrilir. Yaşama küsen Zorba'nın tesellisini sirtaki dansında bulduğu final, yası ve yaşama tutunma gücünü iç içe geçirir.Eserin dekor ve oryantal kostüm tasarımı Gürcan Kubilay'a, kostüm tasarımı Tülay Şimşek'e, ışık tasarımı ise Fuat Gök'e ait."Zorba" 5 Temmuz'da İkinci Kez SahnedeEser, 5 Temmuz Pazar akşamı saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda yeniden izleyici karşısında olacak.Final Gecesi Puccini'nin "Tosca"sıylaFestival, dünya opera repertuvarının en çarpıcı yapıtlarından biri olan Giacomo Puccini'nin "Tosca" operasıyla 8 Temmuz Çarşamba akşamı sona erecek. İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Korosu, Solistleri ve Çocuk Korosu'nun sahne alacağı üç perdelik eser, saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda sanatseverlerle buluşacak.1800'lerin Roma'sında geçen opera; mevkisini kişisel hırsları uğruna kullanmaktan çekinmeyen polis müdürü Scarpia, baskıcı rejime karşı duran ressam Cavaradossi ve hayatını aşkına ve sanatına adamış opera şarkıcısı Tosca arasındaki politik ve duygusal çatışmayı sahneye taşıyor. Aşkın, ihanetin ve iktidar mücadelesinin iç içe geçtiği yapıt, Orkestra Şefi Roberto Gianola yönetiminde ve Yiğit Günsoy'un rejisiyle sahnelenecek. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl'a, ışık tasarımı İnan Sefer'e ait.Festival biletleri biletinial.com ile İzmir Devlet Opera ve Balesi Bornova Kültür ve Sanat Merkezi ve Efes Antik Tiyatrosu gişelerinden temin edilebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Jul 2026 10:40:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İnsan en çok kendi gölgesinden kaçar"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/insan-en-cok-kendi-golgesinden-kacar-1474/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/insan-en-cok-kendi-golgesinden-kacar-1474/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_09729F-886439-93F022-CFCB24-708700-EACECA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Klasik aile dramalarından farklı olarak insanın gölge benlikleriyle yüzleştiren, Figen Ormancı'nın Toros Yayınları'ndan çıkan yeni romanı Hiç Kimsenin Gölgesi hakkında konuştuk. Okurlarını iki farklı kadının rehberliğinde geçmişle bugün arasında dolaştıran roman, kadın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_09729F-886439-93F022-CFCB24-708700-EACECA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Klasik aile dramalarından farklı olarak insanın gölge benlikleriyle yüzleştiren, Figen Ormancı'nın Toros Yayınları'ndan çıkan yeni romanı Hiç Kimsenin Gölgesi hakkında konuştuk. Okurlarını iki farklı kadının rehberliğinde geçmişle bugün arasında dolaştıran roman, kadın karakterlerinin güçlü yapısı ve çok katmanlı anlatım tekniğiyle okurlarını sinematografik bir yolculuğa davet ediyor.Romanda aynı hikâyeyi farklı kadınların gözünden okuyoruz. Sizce bir insanın gerçek hikâyesi kendi anlattığı mı, yoksa başkalarının onun hakkında anlattığı mıdır?İnsanın gerçek hikayesi ne kendi anlattığı ne de başkalarının anlattığıdır. Gerçek hikâye bebeklikten itibaren duygu ve düşünceleri etkileyen, onlara şekil veren bilinçdışı yaşantılardır. Bilinç dışı buzdağının altında kalan bölümüdür. Hiç kimse, kendisi ya da çevresindekiler için tam olarak neyin gerçek olduğunu bilemez. Gerçeklik algısı bilinç düzeyinde yaşadığın ve anlamlandırmaya çalıştığın göreceli bir tanımından ibarettir. Gerçek çözülmesi ve ulaşılması güç katmanlar altında şekillenir."Hiç kimsenin gölgesi" metaforu romanda çok katmanlı bir anlam taşıyor. Bu metafor sizin için neyi temsil ediyor? Bir kimlik kaybını, bağımlılığı ya da bunların ötesinde başka bir şeyi mi?-Bu metafor aslında ünlü psikolog Carl Gustav Jung tarafından açıklanmaya çalışılan güçlü bir kavramdır. Her insanın bir personası ve bir de gölge benliği vardır. Bu gölge benlik insanın karanlık ve görülmeyen kötücül yönlerini barındırır. İnsan bu gölge benlik ile karşılaşmak onu kabul etmek istemez. Ancak başkalarının gölge benliğini tanımak ve anlamak konusunda oldukça iştahlıdır.&nbsp;İşte bu gölge kişinin çoğu zaman kaçmak istediği ve yansıttığı bir projektör gibidir. Bu romanda Suzan, herkesin gölgesini kendi bakış açısından görmekte ve onu bertaraf etmeye çalışırken üzerine çöken en karanlık gölgenin kendine ait olduğu gerçeğiyle yüzleşmeyi reddetmekte.Suzan hepimizin tanıdığı bir karakterKitabı okurken "Herkesin hayatında en az bir Suzan vardır," dedim. Sizce onu bu kadar tanıdık ve sarsıcı kılan şey nedir?Sosyal bir varlık olan insan için ilk önce bakım verenler, sonrasında konu komşu akraba ilişikleri, okul ve iş hayatı içinde yaşanan olumlu ya da olumsuz etkileşimler bilinç dışında şekillenerek karakter oluşumunu sağlar. Bu kadara katmanlı ilişkiler zincirinde mizaç da çok önemli bir kavramdır. Mizaç doğuştan gelir ve kolay kolay değişmez. Bazı insanlar mizacı gereği olumsuz olaylardan ders çıkarma eğilimdeyken bazıları da yaşadığı tüm olumsuz deneyimleri başkalarında yaşatarak aslında yalnız olmadıklarını hissetmek ve kötünün rolünü üstlenerek kendisine yapılan haksızlıkların o güçlü tarafı olmayı arzular.Ne yazık ki bu gerçek çok sayıda yaşanmış hayat hikâyelerinde karşımıza çıkar. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu kötücül, hayattan öç alma duygusu insanın tamda bu karanlık gölge benliği ile sık sık karşımıza çıkar. Bu nedenle hemen her ailede ve toplumda Suzan ve onun gibiler rastlamak hiç de şaşırtıcı değildir.&nbsp;Kendisiyle de bir savaş veriyorRomanın sonunda büyük bir yüzleşme yaşanıyor; aynı anda hem bir kayıp hem de gerçekleri görmek gibi duygularla karşılaşıyoruz. Sizin için baskın olan duygu hangisiydi: adalet, hesaplaşma, özgürleşme ya da yas?Bu yüzleşme aslında gölge benliğin ifşa olduğu andı. Kendi gölgesi ile yüzleşmeye cesaret edemeyen Suzan'ın onu reddediş çabasının çaresizce kabullenişiydi. Ancak bu kabulleniş romanın son bölümlerinde de görüldüğü gibi yine sahte bir benlik üzerinden bir yansıtma ile gerçekleşti.Romanın sonunda adaleti sağlamak için debelenen Aslının da gölge benliğiyle karşılamaktan duyduğu korku insanın sadece başkaları ile değil kendisiyle de verdiği savaşın yansımasıydı.Baskın olan duygu romanın sonunda bütün karakterlerin varoluş ve aidiyet konusunda verdikleri mücadeleden bir ders çıkarma çabasına girmeleri. Bu romanda suçlu, masum ya da mağduru keskin bir yargı ile bulmak çok da olası değil.Handan karakteri bir simgeRomanın merkezinde yer alan Handan karakterini ise çoğu zaman fiziksel varlığından çok başkalarının gözünden tanıyoruz. Bu tercih, onu bir karakterden çok bir simgeye ya da bir yansımaya dönüştürme isteğinden mi kaynaklanıyordu?&nbsp;Evet, Handan karakteri de aslında bir simge. Onun kendi dünyasında kurduğu bir nevi sosyal kulüp var. O kulübe de sadece ona uygun entelektüel, maddi ve kültürel anlamada uygun bulduğu kişileri alıyor.&nbsp;&nbsp;Ferruh bey ve Handan aynı kulübün üyesi olmasına rağmen Suzan gibi kriterlerin pek çoğuna uymayan bir kişiliği kabullenmek imkânsız. Handan burada snop ve kendini üstünlük vasıflarıyla sıfatlandırmış, sınıf farklılıklarını abartılı bir şekilde benimsemiş özel olduğuna inanan insanların simgesi. Temsil ettiği grubun iç üyeleri için diğerleri dış gruba ait insanlar.&nbsp;&nbsp;Bu yaklaşım toplumda pek çok ortamda iç grup ve dış grup olarak ayrışmanın kaçınılmaz gerçeği. Romanda Suzan'ının bu gruba kabul edilme çabasının yanı sıra gücü ele geçirme ihtimali oluştuğunda kendi içi grubunu oluşturma konusundaki girişimleri biraz da Handan'ın, yani gücün timsalinin rolünü kapma arzusu. Evet Handan bir güç simgesi ve onun tarafından kabul görmek bu güce ortak olmak anlamına geliyor.&nbsp;Hayranlık ve öfke ince bir çizgiRomanı yazarken sizi daha çok ilgilendiren şey Suzan'ın Handan'a duyduğu öfke miydi, yoksa Handan'ın hayatına duyduğu özlem mi?&nbsp;Romanı yazarken aslında hayatı boyunca olmak istediği insanla karşılaşıp onun tarafından reddedilmiş olmanın verdiği karşı konulmaz hırsın felakette dönüşen sonuçlarını okuyucu ile paylaşamaya çalıştım.Suzan'ın Handan'a duyduğu öfkenin altında yoğun ve gizli bir hayranlık yatıyor.Suzan'ın hikâyesi bana bir dönüşümden çok bir çözülme hikâyesi gibi geldi. Sizce onun benliğindeki ilk çatlak ne zaman oluştu?Suzan hayatı boyunca gölge kimliği ile hiç yüzleşmesine gerek kalmadan her türlü zorluğun ve travmanın altından kalkmayı başarmış. Ahlaki olguların dışında davransa bile kendini her zaman haklı olduğuna ikna etmeyi başarmış bir kadın.&nbsp;İşte haklı olduğunu kendine ve hiç kimseye inandıramadığı noktada yine gölgesi ile yüzleşmek yerine dönüşerek kendinden kaçmayı seçiyor. Benlik algısı bir türlü oturmadığı için yıllardır göstermiş olduğu Persona zarar gördüğünde dönüşmeyi tercih ediyor. Bu tercih bilinç düzeyinde verilen bir karar değil yıllardır yıpranmış ve unutulmuş gerçek Suzan'ın benliğinin zamanla yok olmasının&nbsp; &nbsp;neticesi.Bu romanda çözülme aslında Aslı'nın günlüğü bulması ile başlıyor ancak en değerli varlığı olan Tuna'nın onun iç dünyasındaki karanlık taraflarını öğrenmiş olma ihtimali dönüşüm sonucu kaybolan benliğin inkârı ile son buluyor.&nbsp;Aslı'nın en büyük dönüşümüAslı, roman boyunca sessiz kalmak ile yüzleşmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Sizce onun en büyük dönüşümü Suzan&#39;ın gerçeğini keşfetmesi mi, yoksa kendi sesini bulması mı?Aslı, romanın başlarında sadece kendisi ile olumlu bir iletişim kurmayı reddeden, oğluna aşırı düşkün bir kayınvalide ile karşı karşıya olduğunu sanıyor. Ondan hoşlanmıyor ve bunu açıkça belli ediyordu. Ancak ilerleyen olaylar Aslı için farklı duygularla gelişiyor. Suzan'ın hayatına giren insanları hatta oğlunu bile acımasızca kandırdığını görmek onun sınırlarının nerelere uzanacağı konusunda endişelendiriyor.&nbsp;Sevdiği adamı ve güzel giden yaşatışını bozmamak için olayların üstünü kapattığını düşünse de içinde bir yerlerde cesaretsiz ve korkakça davrandığını fısıldayan bir ses yankılanıp duruyor.&nbsp;Aslı'nın en büyük dönüşümü nihayet korkularına yenilmeyip kendi sesinin peşinden gitmeyi başarmış olması.Hayranlık kabul görmezse nefrete dönüşebilirİnsan en çok nefret ettiği kişiye mi benzer, yoksa en çok hayranlık duyduğu kişiye mi? Bu ikilik romanı yazarken sizin de düşündüğünüz bir mesele miydi?Güzel bir söz vardır: "Gereksiz yere duyulan nefret gizli hayranlıktır."Tabii bu romanda Suzan'ın Handan'a olan öfkesi çok da gereksiz değil. O yüzden her nefret ettiğimiz insana benzemek isteriz gibi bir söylem çok iddialı olur. Ancak hayranlık duyduğunuz kişinin sizi reddetmesi olayın kilit noktasıdır. Ya vazgeçmeniz gerekir ki bu seçenek sağlıklı benlik yapısına uygun bir yoldur. Ancak benlik algısı bozuk ve onay ihtiyacı yüksek olan insanlar garip bir şekilde burada takılı kalır. Bu döngüden günün birinde kurtulup kendilerini hayran oldukları kişiye benimsetmek isteği duyar. Bunu açıkça söylemek yerine çeşitli taktiklerle göze girmeye çalışır ancak işe yaramadığı noktada hayranlık aynı şiddetle nefrete dönüşebilir. Hayranlığın kabul görmediği noktada bu yoğun duygu yerini nefret ile değiştirebilir.&nbsp;Çocukluğundan beri rol modeli yokRomanı okurken aklımda hep su soru dolaştı: İnsan neden başkasının hayatını yaşamak ister? Bu soru Suzan'ın hikâyesinin ötesinde sizin de yazarken peşine düştüğünüz bir soru muydu?-İnsanlar rol model aldıkları başarılı buldukları kişilere özenip onlar gibi yaşamak isteyebilir. Bu çok doğal bir öğrenme ve davranış sürecidir.&nbsp;Suzan'ın hikayesinde başkalarının hayatını yaşamaktan ziyade kendini kabul ettirme ve sevdirme telaşı var. Ancak bunu sağlıklı yollardan yapmak ve itiraf etmek yerine farklı yöntemlerle yapmaya çalışması onun ruhsal sorunları olan bir insan olmasından kaynaklanıyor. Çocukluğundan beri rol model alacağı bir örnek güvenip sırtını yaslayabileceği birileri olmadığından kendini açıkça ifade etmek yerine savunmacı ve korunaklı bir kişilik geliştiren Suzan için açıkça konuşmak, kabullenmek-saygı duymak gibi kavramlar zafiyet olarak görülüyor. O da bunu yapmak yerine yok etmeyi ya da saldırmayı seçiyor.&nbsp;Ferruh ile olan evliliği ona istediği hayatı sunabilecekken, diğerleri ile uzlaşmak, kendini kabul ettirmek için geliştirmek yerine herkesi uzaklaştırmayı, insanları Ferruh'un ve Tuna'nın çevresinden püskürtmeyi seçiyor. Onları yalnızlaştırmanın kendi konumunu sağlamlaştıracağını düşünüyor.Yaşantısına ve başarısına hayran olduğu Handan gibi olmaktan ziyade onun kendisine ihtiyaç duymasını, muhtaç olmasını istiyor. Böylelikle ona kendini kabul ettirmeyi hedefliyor. Ondan daha iyi yönleri olduğunu ispat etmeye çalışırken asıl kilit noktayı gözden kaçırıyor. Kendisini geliştirmek, entelektüel kapasitesini arttırmak, maddi manevi imkânları bu yöne seferber etmek gibi bir derdi yok Handan'ın onu tam olarak neden kendi yaşantılarına uygun bulmadığını değerlendiremiyor. Suzan kendini yeterince eğitimli ve donanımlı buluyor.&nbsp;Onun bütün takıntısı kardeşine ve aileye layık görmeyen Handan'ın günün birinde ona onay vermesi.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Jul 2026 17:03:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TRACE - Grafik Tasarım Bitirme Projesi Sergisi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/trace-grafik-tasarim-bitirme-projesi-sergisi-4552/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/trace-grafik-tasarim-bitirme-projesi-sergisi-4552/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B8F0DD-1D933A-B6B864-0357C3-D5929F-93F653.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dr. Öğr. Üyesi Duygu Sezgin ve Dr. Öğr. Üyesi Seyedeh Elshan Vakhshouri danışmanlığında hazırlanan sergide, öğrenciler dönem boyunca geliştirdikleri projelerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Her öğrenci, kendisine verilen bir sektör ve bir kavram doğrultusunda yürüttüğü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B8F0DD-1D933A-B6B864-0357C3-D5929F-93F653.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dr. Öğr. Üyesi Duygu Sezgin ve Dr. Öğr. Üyesi Seyedeh Elshan Vakhshouri danışmanlığında hazırlanan sergide, öğrenciler dönem boyunca geliştirdikleri projelerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Her öğrenci, kendisine verilen bir sektör ve bir kavram doğrultusunda yürüttüğü araştırma ve tasarım sürecinin çıktılarıyla grafik tasarımın farklı alanlarına yönelik özgün çalışmalar üretti.Serginin açılışına Üniversite Rektörü Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu başta olmak üzere akademik ve idari personelleri katılım sağladı. Rektör Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, sergiyi gezerek öğrencilerin projelerini tek tek dinledi, tasarım süreçleri ve proje fikirleri hakkında bilgi aldı.Öğrencilerin dört yıllık eğitim süreçleri boyunca edindikleri bilgi, deneyim ve yaratıcı üretimlerini yansıtan çalışmalar ziyaretçilerden ilgi gördü. Açılış programı sonunda toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirilirken, öğrencilerin gelecekteki mesleki yaşamlarına yönelik başarı ve iyi dilekler paylaşıldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Jul 2026 14:21:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Efes'te "Carmina Burana" seslendirildi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efeste-carmina-burana-seslendirildi-6353/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efeste-carmina-burana-seslendirildi-6353/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FCD14A-0EC679-B3AEAC-04328A-E32F41-A57133.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve 8 Temmuz'a kadar sürecek 9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali'nde, Alman besteci Carl Orff'un Trionfi (Zaferler) üçlemesinin ilk eseri "Carmina Burana", 30 Haziran Salı akşamı saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FCD14A-0EC679-B3AEAC-04328A-E32F41-A57133.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve 8 Temmuz'a kadar sürecek 9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali'nde, Alman besteci Carl Orff'un Trionfi (Zaferler) üçlemesinin ilk eseri "Carmina Burana", 30 Haziran Salı akşamı saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda sahnelendi. Tarihî mekânın basamaklarını dolduran yaklaşık iki bin izleyici, geçmişin taşlarıyla yüksek sanatın aynı sahnede buluştuğu bir geceye tanıklık etti.Münih yakınlarındaki bir manastırda keşfedilen 200 kadar Orta Çağ şiir ve şarkısından esinlenerek bestelenen eser, ağırlıklı olarak Orta Çağ Latincesi, bir bölümüyle de Orta Çağ Almancasıyla yazılmış metinlerini, coşkulu koro ve orkestra performansıyla bir araya getirdi. Yazgının dönen çarkını betimleyen ünlü "O Fortuna" bölümüyle açılan kantat; doğanın uyanışını, gençliği ve aşkın coşkusunu işleyen ezgileriyle, antik tiyatronun akustiğinde etkileyici bir bütünlüğe ulaştı.İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Korosu, Solistleri ve Çocuk Korosu; Orkestra Şefi Vladimir Lungu, Koro Şefi Orhan Öner Özcan ve Çocuk Koro Şefi Başar Ünal yönetiminde sahne aldı. Eserde soprano Ayşe Şenogul, tenor Burak Dabakoğlu ve bariton Nejad Beğde solist olarak yer aldı. Eserin ışık tasarımını Emre Yürekli, konzertmeisterliğini ise Ruşen Muzaffer üstlendi."Carmina Burana" 2 Temmuz'da İkinci Kez SahnelenecekEser, 2 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda yeniden sanatseverlerle buluşacak.Sırada "Zorba" Balesi VarFestivalin bir sonraki durağı, Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahneleyeceği "Zorba" balesi olacak. Nikos Kazancakis'in ünlü romanından uyarlanan, koreografisi ve librettosu Lorca Massine'e ait iki perdelik eser, 4-5 Temmuz tarihlerinde Efes Antik Tiyatrosu'nda izleyiciyle buluşacak.Eser, küçük bir Yunan kasabasına gelen Amerikalı John'un, güzel dul Marina'ya duyduğu aşkın çevresinde gelişir. Yabancı birine gönül veren Marina'yı dışlayan köylülerin öfkesi karşısında çifte, John'un özgür ruhlu dostu Zorba sahip çıkar; ancak hikâye, Marina'nın bu öfkeli kalabalığın kurbanı olmasıyla trajik bir dönüş yaşar. Yaşama küsen Zorba'nın tesellisini sirtaki dansında bulduğu final, yası ve yaşama tutunma gücünü iç içe geçirir. Mikis Theodorakis imzalı müzik eşliğinde sahnelenecek yapıtın dekor ve oryantal kostüm tasarımı Gürcan Kubilay, kostüm tasarımı Tülay Şimşek, ışık tasarımı ise Fuat Gök imzası taşıyor.Final Gecesi Puccini'nin "Tosca"sıylaFestival, dünya opera repertuvarının en çarpıcı yapıtlarından biri olan Giacomo Puccini'nin "Tosca" operasıyla 8 Temmuz Çarşamba akşamı sona erecek. İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin sahneleyeceği üç perdelik eser, saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda perdelerini açacak.1800'lerin Roma'sında geçen opera; mevkisini kişisel hırsları uğruna kullanmaktan çekinmeyen polis müdürü Scarpia, baskıcı rejime karşı duran ressam Cavaradossi ve hayatını aşkına ve sanatına adamış opera şarkıcısı Tosca arasındaki politik ve duygusal çatışmayı sahneye taşıyor. Aşkın, ihanetin ve iktidar mücadelesinin iç içe geçtiği yapıt, Orkestra Şefi Roberto Gianola yönetiminde ve Yiğit Günsoy'un rejisiyle seyirciyle buluşacak. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl'a, ışık tasarımı İnan Sefer'e ait.Final gecesine özel bir konuk damga vuracak: Cavaradossi rolünde, Luciano Pavarotti'nin öğrencilerinden Catania doğumlu İtalyan tenor Ivan Magrì konuk solist olarak sahne alacak. Dünyanın önde gelen opera sahnelerinde rol alan Magrì, festivalin finaline uluslararası bir yorum katacak.Festival biletleri www.biletinial.com.tr ile İzmir Devlet Opera ve Balesi, Bornova Kültür ve Sanat Merkezi ve Efes Antik Tiyatrosu gişelerinden temin edilebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Jul 2026 07:26:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rahmi M. Koç Müzesi'nde yaz atölyeleri başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesinde-yaz-atolyeleri-basliyor-9133/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesinde-yaz-atolyeleri-basliyor-9133/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98C03F-A8E4F3-B97585-253706-7213B7-868067.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rahmi M. Koç Müzesi&#39;nin her yıl büyük ilgi gören yaz atölyeleri bu yıl da zengin içerikleriyle çocuklarla buluşuyor. Deneyimsel öğrenme yaklaşımıyla hazırlanan programlarda çocuklar keşfedecek, hayal edecek, tasarlayacak, üretecek ve öğrenmenin keyfini yaşayacak.Temmuz ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98C03F-A8E4F3-B97585-253706-7213B7-868067.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rahmi M. Koç Müzesi&#39;nin her yıl büyük ilgi gören yaz atölyeleri bu yıl da zengin içerikleriyle çocuklarla buluşuyor. Deneyimsel öğrenme yaklaşımıyla hazırlanan programlarda çocuklar keşfedecek, hayal edecek, tasarlayacak, üretecek ve öğrenmenin keyfini yaşayacak.Temmuz ve Ağustos ayı boyunca devam edecek atölyelerde eğlence bilimle, sanat matematikle buluşacak. Çocuklar kimi zaman bir uzay kâşifi olarak gökyüzünün sırlarını keşfederken, kimi zaman yaratıcılıklarını ortaya koyan bir sanatçıya dönüşecek. Uygulamalı çalışmalarla desteklenen programlar; merak duygusunu geliştirmeyi, problem çözme becerilerini güçlendirmeyi ve çocukların üretkenliğini teşvik etmeyi amaçlıyor.Bilimden sanata uzanan atölyelerHafta içi ve hafta sonu gerçekleştirilecek atölyelerde çocuklar DNA&#39;nın sırlarını keşfedecek, güneş sisteminde yolculuğa çıkacak, uçuş simülasyonu deneyimleyecek, iletişimin geçmişten günümüze serüvenini öğrenecek, tasarım ve matematik atölyelerinde yaratıcılıklarını geliştirecek. Program kapsamında biyoloji, astronomi, ulaşım, iletişim, simülasyon, oyuncak, ahşap ve tasarım gibi farklı atölyeler çocuklarla buluşacak.Rahmi M. Koç Müzesi&#39;nin ilham verici atmosferinde gerçekleşecek atölyeler, çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici bir yaz deneyimi sunarken, farklı disiplinleri bir araya getiren içerikleriyle de unutulmaz anılar biriktirmelerine olanak sağlayacak.TEMMUZ AYI HAFTA İÇİ ATÖLYELERİ1 Temmuz – Bir Meyvenin Sırrı: DNA | Biyoloji Atölyesi | 9-12 Yaş3 Temmuz – Kuş Evi | Tasarım Atölyesi | 6-8 Yaş8 Temmuz – Güneş Sistemine Yolculuk | Astronomi Atölyesi | 6-8 Yaş10 Temmuz – Arım Balım Peteğim | Matematik Atölyesi | 8-10 Yaş17 Temmuz – Mozaikten Tekerler | Ulaşım Atölyesi | 5-7 Yaş22 Temmuz – Deniz Kabuğundan Tasarımlar | Tasarım Atölyesi | 7-9 Yaş24 Temmuz – Cama Yansıyan Işık | Tasarım Atölyesi | 9-12 Yaş29 Temmuz – Renkli Raylar | Ulaşım Atölyesi | 5-7 Yaş31 Temmuz – İlmek İlmek Örüntü | Matematik Atölyesi | 9-12 YaşTEMMUZ AYI HAFTA SONU ATÖLYELERİ4 Temmuz – Kadrajımda Müze | Ahşap Atölyesi | 5-7 Yaş11 Temmuz – İletişimin Serüveni | İletişim Atölyesi | 8-10 Yaş18 Temmuz – Su Altı Dünyası | Tasarım Atölyesi | 5-7 Yaş25 Temmuz – Oyuncakların Macerası | Oyuncak Atölyesi | 4-6 YaşAĞUSTOS AYI HAFTA İÇİ ATÖLYELERİ6 Ağustos – Deniz Kabuğundan Tasarımlar | Tasarım Atölyesi | 5-7 Yaş13 Ağustos – Yeşil Enerji: Klorofil | Biyoloji Atölyesi | 9-12 Yaş20 Ağustos – İletişimin Serüveni | İletişim Atölyesi | 8-10 Yaş27 Ağustos – Oyuncakların Macerası | Oyuncak Atölyesi | 4-6 YaşAĞUSTOS AYI HAFTA SONU ATÖLYELERİ1 Ağustos – Peki Sen Ne Şekerisin? | Biyoloji Atölyesi | 9-12 Yaş8 Ağustos – Uçuş Simülasyonu | Simülasyon Atölyesi | 8-10 Yaş15 Ağustos – Güneş Sistemine Yolculuk | Astronomi Atölyesi | 7-9 Yaş22 Ağustos – Çantamı Taktım Koluma | Tasarım Atölyesi | 5-7 Yaş29 Ağustos – Bugün Fırçalarım Parmaklarım | Boyama Atölyesi | 5-7 YaşTüm atölyeler saat 14.00&#39;te başlayacak. Kontenjanların sınırlı olduğu atölyeler için biletler Biletix üzerinden temin edilebilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Jul 2026 02:57:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sergen Şehitoğlu'nun]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sergen-sehitoglunun-catallanan-yollar-sergisi-sanatoriumda-1121/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/sergen-sehitoglunun-catallanan-yollar-sergisi-sanatoriumda-1121/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2829EC-C9F9BA-4A8DF6-17B898-A73615-3E1A37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bireyin görünmez sistemler içindeki konumunu sorgulayan sergi, bu düşünsel çerçeveyi merkezine yerleştirdiği labirent kurgusu üzerinden görünür kılıyor. Labirent; gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi günümüz varoluş koşullarına dair güçlü çağrışımlar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2829EC-C9F9BA-4A8DF6-17B898-A73615-3E1A37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bireyin görünmez sistemler içindeki konumunu sorgulayan sergi, bu düşünsel çerçeveyi merkezine yerleştirdiği labirent kurgusu üzerinden görünür kılıyor. Labirent; gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi günümüz varoluş koşullarına dair güçlü çağrışımlar üretirken, izleyiciyi bu sistemin işleyişiyle doğrudan yüzleşmeye davet ediyor. Mekânsal düzen, çıkış noktaları, çıkmaz sokaklar ve sonsuz döngüler aracılığıyla belirli bir algoritmik zorunluluğun sonucu olarak şekilleniyor. Bu yapı içerisinde her yol, önceden tanımlanmış değişkenlerin bir çıktısı olarak ortaya çıkarken; izleyici, sistemin dışında değil, doğrudan içinde konumlanıyor.René Descartes'ın analitik geometri yaklaşımından ilhamla geliştirilen proje, matematiği estetik bir formdan çok bir sistem ve süreç olarak ele alıyor. Satranç tahtasını andıran ızgara düzeni üzerinden koordinat sisteminin mekânsal bir karşılığı kurulurken, matematiksel fonksiyonlar bu zemin üzerinde işleyerek dinamik bir yapı oluşturuyor.&nbsp;Şehitoğlu, matematiksel bir formu fiziksel bir mekâna dönüştürerek, soyut bir sistemin somut karşılığını üretiyor. Koşulları önceden belirlenmiş 64x64 boyutlu bir komşuluk matrisine dayanan bu yapı, katı bir düzenin ifadesi olmanın ötesinde, kendi kurallarına göre işleyen kapalı bir sistem olarak var oluyor. Bu bağlamda matematik, temsiliyetten sıyrılmış, kendi kendine yeterli bir ifade biçimi olarak konumlanıyor. Sergide yer alan 17 dakikalık video ise bu kapalı sistemin dışına, dış dünyanın akışına yöneliyor. Labirentin soyut ve matematiksel yapısıyla karşıtlık kuran video, bireyin dış dünyayla kurduğu ilişkiyi düşünceler, duygular ve içsel yönelimler üzerinden ele alıyor.&nbsp;Tarihsel olarak karmaşıklık, kaos ya da çıkış arayışı gibi anlamlarla ilişkilendirilen labirent, bu sergide hem matematiksel bir sistem; hem de bireyin dış dünyayla kurduğu duygusal ve zihinsel ilişkinin açık bir modeli olarak ele alınıyor. Çıkmaz sokaklar, sonsuz döngüler ve çatallanan yollar, yapının doğrusal olmayan doğasını görünür kılarken, bireyin düşünce akışını, kararsızlıklarını, tekrar eden zihinsel süreçlerini ve yön arayışlarını da çağrıştırıyor.&nbsp;Sergi kapsamında metal yerleştirmeler, büyük ölçekli fotoğraf baskıları ve tek kanallı video çalışmaları bir araya gelirken; matematiksel bir yapının fiziksel ve mekânsal karşılığının nasıl bir sanatsal dile dönüşebileceği araştırılıyor. Şehitoğlu'nun üretimi matematiği sanatsal bir estetikten bağımsız bir özne olarak konumlandırıyor ve bu formel yapının fiziki ve mekânsal tezahürlerinin günümüz dünyasıyla kurduğu beklenmedik yankıları açığa çıkarıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Jul 2026 02:34:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Efes'te "Kuğu Gölü" sanatseverlerle buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efeste-kugu-golu-sanatseverlerle-bulustu-646/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/efeste-kugu-golu-sanatseverlerle-bulustu-646/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4BFAD0-E59B05-FFFD38-80049C-D7A0A8-36781C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 26 Haziran Cuma gecesi kapılarını sanatseverlere açtı. Festivalin açılışında, klasik bale repertuvarının en sevilen başyapıtlarından biri olan Pyotr Ilyiç&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4BFAD0-E59B05-FFFD38-80049C-D7A0A8-36781C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 26 Haziran Cuma gecesi kapılarını sanatseverlere açtı. Festivalin açılışında, klasik bale repertuvarının en sevilen başyapıtlarından biri olan Pyotr Ilyiç Çaykovski'nin "Kuğu Gölü" balesi sahnelendi. Binlerce yıllık Efes Antik Tiyatrosu'nun basamaklarını dolduran yaklaşık üç bin izleyici, tarihle sanatın eşsiz buluşmasına tanıklık etti.Çaykovski'nin zamana direnen müziği, İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının zarif ve disiplinli performansıyla buluştuğunda; antik kentin atmosferi ile sahnenin estetiği iç içe geçti. İki perdelik gösteri boyunca, tarihî mekânın gölgeleri arasında yankılanan ezgiler izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı."Kuğu Gölü" 27 Haziran'da İkinci Kez Sahnede Festivalin açılışını yapan "Kuğu Gölü", 27 Haziran Cumartesi gecesi saat 21.00'de Efes Antik Tiyatrosu'nda yeniden sanatseverlerle buluşacak. Gerçek aşkın gücünü anlatan eser; Marius Petipa ve Lev Ivanov'un özgün koreografisi temel alınarak, A. Volkan Ersoy ve G. Armağan Davran'ın yorumuyla iki perde olarak sahneye taşınıyor.Çağda Çitkaya'nın dekoru, Nursun Ünlü'nün kostümleri ve Oğuz Murat Yılmaz'ın ışık tasarımıyla kurulan sahne, 130 dakikalık gösteri boyunca seyirciyi masalsı bir dünyanın içine davet ediyor.Gerçek aşkın gücünü ve büyüsünü anlatan hikâye, Prens Siegfried'in yirmi birinci yaş günü kutlamalarıyla başlar. Annesi onu bir eş seçmeye çağırsa da prens henüz gerçek aşkı bulamamıştır. Ava çıktığı bir gün, büyücü Rothbart'ın laneti nedeniyle gündüzleri kuğuya dönüşen Prenses Odette ile karşılaşır ve ona âşık olur; onu bu lanetten kurtarmaya yemin eder. Ancak Rothbart'ın kızı Odile (Siyah Kuğu), Siegfried'i yanıltarak aşk yeminini kendisine ettirir. Bu ihanet, laneti daha da güçlendirir ve hikâyeyi trajik finaline taşır.Festival 8 Temmuz'a Kadar Beş Eser, Sekiz Temsille Sürecek Bir opera, iki bale, bir sahne kantatı ve bir çocuk oyunundan oluşan zengin programıyla festival, her yaştan sanatseveri Efes'in taşlarında buluşturmaya devam edecek. "Kuğu Gölü"nün 27 Haziran'daki ikinci temsilinin ardından minik izleyiciler için "Pamira ve Ağustos Böceği" müzikli çocuk oyunu (28 Haziran, Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi), Carl Orff'un görkemli sahne kantatı "Carmina Burana" (30 Haziran – 2 Temmuz) ve Mikis Theodorakis'in müziğiyle "Zorba" balesi (4 – 5 Temmuz) sahnelenecek.Festivalin kapanışı, Giacomo Puccini'nin ölümsüz operası "Tosca" ile 8 Temmuz Çarşamba gecesi gerçekleştirilecek. Final gecesine özel bir konuk damga vuracak: Cavaradossi rolünde, Catania doğumlu İtalyan tenor Ivan Magrì konuk solist olarak sahne alacak. Luciano Pavarotti'nin öğrencilerinden olan ve dünyanın önde gelen opera sahnelerinde rol alan Magrì, festivalin finaline uluslararası bir parlaklık katacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 14:52:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lipödeme evrimsel bakış]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/lipodeme-evrimsel-bakis-9062/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/lipodeme-evrimsel-bakis-9062/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_62AE0F-1D607C-220D4D-48BB9D-C45E01-0EE296.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Prof. Dr. Ahmet Karacalar'ın "Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk" adlı eseri genişletilmiş 2. baskısı ile h2o Kitap etiketiyle okurla buluştu.&nbsp;Prof. Dr. Karacalar, lipödemiyi yalnızca hormonal ya da genetik bir sorun olarak değerlendirmek yerine, insanın evrimsel geçmişiyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_62AE0F-1D607C-220D4D-48BB9D-C45E01-0EE296.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Prof. Dr. Ahmet Karacalar'ın "Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk" adlı eseri genişletilmiş 2. baskısı ile h2o Kitap etiketiyle okurla buluştu.&nbsp;Prof. Dr. Karacalar, lipödemiyi yalnızca hormonal ya da genetik bir sorun olarak değerlendirmek yerine, insanın evrimsel geçmişiyle ilişkilendirerek ele alıyor. Tarım devriminden günümüz yaşam tarzına uzanan süreçte ortaya çıkan biyolojik uyumsuzlukların lipödem üzerindeki olası etkilerini tartışan kitap, bu yönüyle alandaki çalışmalardan ayrışıyor.Lipödemin nedenlerini, tanı sürecini, tedavi seçeneklerini, beslenmenin rolünü ve psikolojik etkilerini bütüncül bir bakış açısıyla ele alan Prof. Dr. Karacalar ile, kitabının çıkış noktasını, evrimsel yaklaşımını ve lipödemli kadınların en çok merak ettiği soruları konuştuk.Lipödemi neden bir "evrimsel uyumsuzluk" olarak tanımlıyorsunuz? Bugün hastalık olarak değerlendirdiğimiz bu biyolojik özellik, geçmişte avantaj sağlarken günümüz koşullarında nasıl bir dezavantaja dönüşmüş olabilir?İnsan bedeni, bugünün dünyası için değil, yüz binlerce yıllık geçmişin şartları için şekillendi. Bazı biyolojik özellikler bir dönemde avantaj sağlarken, koşullar değiştiğinde dezavantaja dönüşebilir.Lipödeme bu açıdan baktığımızda, onu bir anlamda geçmişten bugüne taşınmış bir biyolojik miras olarak değerlendirebiliriz. Atalarımız için enerji depolamak, kıtlık dönemlerinde hayatta kalmanın sigortasıydı. Özellikle kadın bedeni, gebelik ve emzirme gibi yüksek enerji gerektiren süreçleri desteklemek üzere yağ depolamaya daha yatkın evrimleşti.Sorun bedenin hata yapması değil; bedenin eski bir dünyanın kurallarına göre çalışmaya devam etmesidir.Neden kilo verilse bile bacaklar incelmeyebiliyor?Lipödemli kadınların en sık dile getirdiği cümlelerden biri şudur: "Her yerim zayıflıyor ama bacaklarım aynı kalıyor."Çünkü lipödemde söz konusu olan yalnızca fazla yağ depolanması değildir. Burada yağ dokusunun yapısal ve biyolojik özellikleri değişmiştir. Normal yağ dokusunu gerektiğinde açılan bir banka hesabına benzetebiliriz. Vücut enerjiye ihtiyaç duyduğunda bu hesaptan para çeker.Lipödemli yağ dokusu ise kilitlenmiş bir kasa gibidir. Diyet ve egzersizle genel kilo kaybı yaşansa bile, bacaklardaki ve bazen kollardaki yağ dokusu aynı oranda küçülmez. Bunun nedeni yalnızca yağ miktarı değil; o dokunun içindeki inflamasyon, mikrodolaşım bozuklukları ve bağ dokusu değişiklikleridir.Bu yüzden kişi aynaya baktığında "Demek ki yeterince uğraşmıyorum" diye düşünür. Oysa sorun çoğu zaman irade eksikliği değil, biyolojinin farklı işlemesidir.Lipödemli kadınlar doğru tanıya ulaşana kadar nasıl bir süreçten geçiyor? Lipödem, lenfödem ve obezite nasıl ayırt edilir?Lipödemli birçok kadın yıllarca yanlış kapıları çalar. Farklı tanılar alır: "Sadece kilo fazlanız var", "Ödeminiz var", "Daha çok spor yapın", "Daha az yiyin"&hellip;Oysa lipödemin kendine özgü bir dili vardır.Obezitede yağ dağılımı genellikle tüm vücuda yayılır. Lipödemde ise yağ birikimi özellikle kalça, basen, bacak ve bazen kollarda simetriktir. Gövde ile alt beden arasında belirgin bir orantısızlık oluşur.Lenfödemde çoğu zaman ayaklar da etkilenir. Lipödemde ise ayaklar genellikle korunur ve adeta bacağın sonunda ince bir sınır çizgisi oluşur.Ayrıca kolay morarma, dokunmakla ağrı, hassasiyet ve gün sonunda artan ağırlık hissi lipödem lehine önemli ipuçlarıdır.Doğru tanı çoğu zaman yalnızca fizik muayene değil; hastanın yıllardır anlattığı hikâyenin dikkatle dinlenmesiyle konur.Lipödemi Hızlandıran Üç Dönem VarLipödemi sadece bir yağ dokusu problemi olarak görmek neden eksik kalıyor?Lipödemde yağ dokusu etkilenir ama hikâye burada bitmez. Dolaşım sistemi, lenfatik sistem, bağ dokusu, hormonal sistem, inflamatuvar süreçler ve hatta sinir sistemi bu tabloya farklı derecelerde katılabilir.Lipödemi anlamak için bedenin farklı sistemleri arasındaki ilişkiyi görmek gerekir.Hormonal boyutu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ergenlik, gebelik ve menopoz süreci nasıl etkiler?Lipödemin zamanlaması tesadüf değildir. Çoğu vakada belirtiler ergenlik, gebelik veya menopoz gibi hormonal dönüşüm dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirginleşir.Ben hormonları bedenin görünmez orkestra şefleri olarak tanımlıyorum. Şefin ritmi değiştiğinde tüm orkestranın sesi değişir.Özellikle östrojen düzeylerindeki değişimler yağ dokusunun dağılımını, damar geçirgenliğini ve bağ dokusunun davranışını etkileyebilir. Bu nedenle birçok kadın ilk belirtileri ergenlikte fark eder; bazıları ise gebelik sonrası ya da menopoz döneminde hastalığın hızlandığını ifade eder.Ancak hormonlar tek neden değildir. Genetik yatkınlıkla hormonal değişimlerin kesiştiği noktada lipödem daha görünür hale gelir.Lipödem tamamen tedavi edilebilir mi, yoksa yönetilebilir bir durum mu?Genetik şifre değişmese de özellikle superdry 4 liposuction gibi, kansız, yağ emboli riski olmayan, lenf koruyucu yöntemler lipödemli yağ sayısını kalıcı azaltır. Bu işlem sonrası epigenetiği hedefleyen programlar ile sorun kontrol altına alınır.&nbsp;Bir bahçeyi düşünün. Bahçıvan mevsimleri değiştiremez ama doğru bakım ile bahçenin sağlıklı kalmasını sağlayabilir. Lipödem yönetimi de buna benzer.Lipödemli kadınların iyi niyetle yaptığı ancak zarar verebilen uygulamalar var mı?Evet. Özellikle aşırı kısıtlayıcı diyetler, uzun süreli açlık uygulamaları, kontrolsüz detoks programları ve kısa sürede mucize vaat eden hasar ve ısı veren yöntemler bunların başında gelir.Bazı kadınlar bacaklarının değişmediğini görünce daha da sert diyetlere yöneliyor. Ancak beden bir düşman değildir. Sürekli cezalandırılan bir beden, zamanla savunmaya geçer.Sorunla savaşmak yerine bedeni anlamaya çalışmak daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır.Sizce lipödemli kadınların en çok ihtiyaç duyduğu destek nedir?Bence en çok ihtiyaç duydukları şey anlaşılmaktır. Yıllarca "Daha az ye", "Biraz iradeli ol", "Spor yap geçer" cümlelerini duyan bir kadın, yalnızca bedeninde değil, benlik algısında da yaralar taşımaya başlar.Lipödemin görünmeyen kısmı çoğu zaman fiziksel değil, psikolojiktir. İnsan yalnızca kilosunun değil, sürekli yargılanmanın yükünü taşır.Bu nedenle doğru bilgi kadar empati de tedavinin bir parçasıdır. Bazen bir hastanın iyileşme yolculuğu, kendisini anlayan bir hekimin empatisiyle başlar.Sosyal medyada dolaşan hangi önerilere karşı dikkatli olunmalı?Sosyal medya bilgi ile umut arasında ince bir köprü kuruyor; ancak bazen bu köprü sağlam temeller üzerine inşa edilmiyor."Lipödemi 30 günde tamamen bitiren yöntem", "Tek bir besinle eritin", "Bu cihaz tüm sorunu çözüyor" gibi iddialara temkinli yaklaşılmalıdır.Bilimde mucizeler değil, kanıtlar önemlidir.Bir tedavi yöntemi değerlendirilirken şu soru sorulmalıdır: Bunun arkasında bilimsel veri var mı, yoksa yalnızca kişisel deneyimler mi var?Umut değerlidir ama umudun bilgiyle desteklenmesi gerekir.Bilinçli olursa umut sömürüsüne engel olmuş oluruz.Lipödem tanısı yeni almış ve şu an kendini yalnız hisseden bir kadına neler söylemek istersiniz?Öncelikle şunu bilmesini isterim: Yıllardır yaşadığınız deneyimlerin bir adı var ve siz bunları hayal etmediniz.Tanı almak bazen bir son değil, uzun bir belirsizlik döneminin sona ermesidir.Kendinizi kırılmış bir pusulaya benzetmeyin. Belki yıllarca yanlış haritalarla yol almaya çalıştınız. Şimdi elinizde daha doğru bir harita var.Lipödem sizin kimliğiniz değildir; yaşam hikâyenizin yalnızca bir bölümüdür. Bedeninizle savaşmak yerine onu anlamayı öğrendiğinizde, yol daha yönetilebilir hale gelir.Bu yolda yalnız değilsiniz. Dünyanın birçok yerinde aynı soruları soran, aynı duyguları yaşayan ve aynı mücadeleyi veren kadınlar var. Bazen iyileşmenin ilk adımı, yalnız olmadığını fark etmektir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 14:49:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Duman klasiğine Kafadar imzası]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/duman-klasigine-kafadar-imzasi-3315/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/duman-klasigine-kafadar-imzasi-3315/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0319B-921194-0E0F03-84F5D6-6EA096-8FA713.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son yılların en çok sevilen gruplarından biri olan Kafadar, bu kez Türk rock müziğinin unutulmaz şarkılarından &#34;Elleri Ellerime&#34;yi kendi yorumuyla müzikseverlerle buluşturdu.Timur Atasever, Hüseyin Pulant ve Özgen Güneş tarafından kurulan Kafadar, kendine özgü tarzı ve güçlü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0319B-921194-0E0F03-84F5D6-6EA096-8FA713.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Son yılların en çok sevilen gruplarından biri olan Kafadar, bu kez Türk rock müziğinin unutulmaz şarkılarından &#34;Elleri Ellerime&#34;yi kendi yorumuyla müzikseverlerle buluşturdu.Timur Atasever, Hüseyin Pulant ve Özgen Güneş tarafından kurulan Kafadar, kendine özgü tarzı ve güçlü yorumuyla dikkat çekmeye devam ediyor. Grup, yıllardır hafızalardaki yerini koruyan &#34;Elleri Ellerime&#34; şarkısına modern arabesk dokunuşu katarak dinleyicilere bambaşka bir müzikal deneyim sunuyor.İlk kez 2009 yılında Duman tarafından yayımlanan ve milyonlarca kişinin diline dolanan &#34;Elleri Ellerime&#34;, Kafadar&#39;ın etkileyici yorumuyla yeniden hayat buldu. Sözleri Rıza Kaan Tangöze imzası taşıyan şarkının yeni düzenlemesinde ise başarılı müzik adamı Cüneyt Yamaner&#39;in imzası bulunuyor.Yayınlandığı ilk andan itibaren büyük ilgi gören çalışma, dijital platformlarda dikkat çekici bir çıkış yakalayarak müzik listelerinde hızla yükselmeye başladı. Rock ve arabeskin duygusal gücünü aynı potada eriten Kafadar, bu projeyle hem Duman hayranlarından hem de kendi dinleyici kitlesinden tam not almayı başardı.Yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği yoğun konser maratonuyla dinleyicileriyle buluşmaya devam eden Kafadar, &#34;Elleri Ellerime&#34; ile repertuvarına güçlü bir şarkı daha eklemiş oldu. Sahnedeki enerjisi ve kendine özgü yorumuyla geniş bir hayran kitlesine ulaşan grup, yeni çalışmasını da konserlerinde müzikseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.Kafadar&#39;ın merakla beklenen yeni projesi &#34;Elleri Ellerime&#34;, Akustikhane Records etiketiyle tüm dijital müzik platformlarında yayında.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 10:46:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yoko Ono: İçses ve İçyapı Sergisi, özel bir davetle açıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yoko-ono-icses-ve-icyapi-sergisi-ozel-bir-davetle-acildi-8373/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yoko-ono-icses-ve-icyapi-sergisi-ozel-bir-davetle-acildi-8373/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D8A8E7-988554-977BB0-5BA4FB-AF8257-9209DC.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi; Akbank'ın desteği ve İspanya'nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC iş birliğiyle çağdaş sanatın etkili isimlerinden Yoko Ono'nun uluslararası çapta en kapsamlı sergilerinden birine ev sahipliği yapıyor.&nbsp;Yoko Ono: İçses&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D8A8E7-988554-977BB0-5BA4FB-AF8257-9209DC.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi; Akbank'ın desteği ve İspanya'nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC iş birliğiyle çağdaş sanatın etkili isimlerinden Yoko Ono'nun uluslararası çapta en kapsamlı sergilerinden birine ev sahipliği yapıyor.&nbsp;Yoko Ono: İçses ve İçyapı&nbsp;sergisi,&nbsp;Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı,&nbsp;Akbank Genel Müdürü Kaan Gür&nbsp;ve&nbsp;Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen'in ev sahipliğinde düzenlenen özel açılış davetiyle tanıtıldı.&nbsp;Sakıp Sabancı Müzesi'nin Emirgan'daki eşsiz atmosferinde gerçekleşen davete Güler Sabancı, Çiğdem Simavi, Melisa Sabancı Tapan, Dilek Hanif, Arslan Sükan, Tansa Mermerci ve Esra Civelek, gibi iş dünyası ile sanat ve cemiyet hayatından ünlü isimler katıldı.&nbsp;&nbsp;Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan&nbsp;Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, "Akbank olarak kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızı girişimcilik, eğitim ve kültür-sanat olmak üzere üç ana başlık altında yürütüyoruz. Fakat kültür-sanatın yeri her zaman ayrı. Özellikle çağdaş sanat, genç, dinamik ve sürekli dönüşen yapısıyla insanı düşünmeye, sorgulamaya ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmaya teşvik ediyor. Bu anlayış doğrultusunda kurulduğu günden beri Sakıp Sabancı Müzesi'yle farklı projeleri heyecanla hayata geçiriyoruz. Bu yıl da çağdaş sanatın en özgün isimlerinden Yoko Ono'nun eserlerini sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Şiirden videoya, heykelden enstalasyonlara uzanan sergimiz, ziyaretçiye klasik bir müze deneyiminin ötesinde, çok katmanlı ve yaşayan bir deneyim sunuyor. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeye davet ederim" dedi.&nbsp;Yoko Ono: İçses ve İçyapı&nbsp;sergisi, 25 Haziran - 27 Aralık 2026 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi'nde ziyaret edilebilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 02:34:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadir İnanır yaşamını yitirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kadir-inanir-yasamini-yitirdi-2925/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kadir-inanir-yasamini-yitirdi-2925/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D1B942-516464-DB9BB8-3133D6-3912A9-7C4E33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zatürre nedeniyle yoğun bakımda tedavisi süren 77 yaşındaki usta sanatçı Kadir İnanır&#39;ın ölümü tüm Türkiye&#39;yi yasa boğdu.Yeşilçam sinemasının efsane isimlerinden Kadir İnanır, geçtiğimiz haftalarda aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.Uzun süredir ciddi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D1B942-516464-DB9BB8-3133D6-3912A9-7C4E33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Zatürre nedeniyle yoğun bakımda tedavisi süren 77 yaşındaki usta sanatçı Kadir İnanır&#39;ın ölümü tüm Türkiye&#39;yi yasa boğdu.Yeşilçam sinemasının efsane isimlerinden Kadir İnanır, geçtiğimiz haftalarda aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.Uzun süredir ciddi sağlık problemleriyle mücadele eden 77 yaşındaki sanatçı, yoğun bakıma alınmıştı. Zatürre teşhisiyle yoğun bakımda tedavisi süren Kadir İnanır, entübe edilmişti.Tümör haberi yıkmıştıKonuyla ilgili açıklama yapan hayat arkadaşı Jülide Kural, &#34;Maalasef Kadir biraz önce entübe edildi. Akciğerde zatürrenin altında bir tümör görüldü. Daha rahat müdahale etmek, acı çekmemesi için ve kontrollü tedavi için entübe edildi. Daha rahat müdahale etmek, acı çekmemesi için ve kontrollü tedavi için entübe edildi.&#34; ifadelerini kullanmıştı.Kural, sanatçının 2012 yılında bu tümörünün temizlendiğini fakat ilerleyen yıllarda takibinin sürdüğünü belirtmişti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 18:30:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Deprem Bölgesindeki 200 bin çocuk "Dedektif Reptır" filmi ile buluşuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/deprem-bolgesindeki-200-bin-cocuk-dedektif-reptir-filmi-ile-bulusuyor-9749/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/deprem-bolgesindeki-200-bin-cocuk-dedektif-reptir-filmi-ile-bulusuyor-9749/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194077-8906DE-6ADE85-F6E83D-E12B90-89ED35.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okullar yaz tatiline girerken&nbsp; Trendyol'un Yanınızdayız projesi, deprem bölgesinde yer alan 11 ildeki çocuklara yönelik bir projeyi hayata geçirdi. "Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim" filminde geçerli olacak&nbsp; 200 bin sinema bileti öğrenciler tarafından ücretsiz olarak Sisay'ın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194077-8906DE-6ADE85-F6E83D-E12B90-89ED35.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Okullar yaz tatiline girerken&nbsp; Trendyol'un Yanınızdayız projesi, deprem bölgesinde yer alan 11 ildeki çocuklara yönelik bir projeyi hayata geçirdi. "Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim" filminde geçerli olacak&nbsp; 200 bin sinema bileti öğrenciler tarafından ücretsiz olarak Sisay'ın (Sinema Salon Yatırımcıları Derneği) desteği ile sinemalardan teslim alınabilecek.Proje ile depremden etkilenen bölgelerde yaşayan çocuklar kültür ve sanatla buluşurken,&nbsp; yaz tatiline de neşeli bir başlangıç yapmaları hedefleniyor.Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa olmak üzere 11 ilde yürütülecek proje 26 Haziran 2026 Cuma günü başlayacak, 9 Temmuz 2026 Perşembe günü sona erecek.&nbsp; Öğrencilerin Sisay'ın (Sinema Salon Yatırımcıları Derneği) desteği ile sinemalardan teslim alacakları biletler, proje kapsamındaki illerde faaliyet gösteren ve projeye katılan sinema salonlarında ilgili süre boyunca geçerli olacak.Birlikte Gülmenin Peşinde Bir Macera"Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim", kaybolan Gülme Taşı'nı bulmak için maceraya atılan Dedektif Reptır ve arkadaşlarının hikâyesini konu alıyor. Herkesin yeniden gülümseyebilmesi için çıkılan yolculukta dostluk, dayanışma ve umut gibi değerleri merkezine alan film, eğlenceli anlatımıyla çocukları keyifli bir maceraya davet ediyor.Filmin sevilen kahramanı Dedektif Reptır'a, bulmacaları çözme konusundaki becerisiyle Pisis ve ekibin beyni Misis eşlik ediyor. Bu üçlü çıktıkları eğlenceli yolculukta çocuklara paylaşmanın, birlikte hareket etmenin ve mutluluğu çoğaltmanın önemini anlatıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 16:21:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Coşkun Sabah benzerliğiyle dikkat çekti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coskun-sabah-benzerligiyle-dikkat-cekti-50/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/coskun-sabah-benzerligiyle-dikkat-cekti-50/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0D8511-7DC3D8-CED0EC-45FFF6-F89381-9A31CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Söz ve müziği Ceyhan Yılmaz'a ait olan eserin düzenlemesini Barış Engürlü üstlenirken, mix ve mastering çalışmaları Gökhan Erken tarafından gerçekleştirildi. Duygusal yapısı, güçlü melodisi ve yorumuyla dikkat çeken eser, sanatçının müzikal yolculuğunda yeni bir dönemin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0D8511-7DC3D8-CED0EC-45FFF6-F89381-9A31CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Söz ve müziği Ceyhan Yılmaz'a ait olan eserin düzenlemesini Barış Engürlü üstlenirken, mix ve mastering çalışmaları Gökhan Erken tarafından gerçekleştirildi. Duygusal yapısı, güçlü melodisi ve yorumuyla dikkat çeken eser, sanatçının müzikal yolculuğunda yeni bir dönemin kapısını aralıyor.Müzikle tanıştığı ilk yıllardan itibaren Türk Sanat Müziği'ne büyük ilgi duyan Ceyhan Yılmaz, çocuk yaşlarda başlayan bu tutkusunu hayatının merkezine yerleştirdi. Karşılaştığı tüm zorluklara rağmen müzikten kopmayan sanatçı, gençlik yıllarında profesyonel müzik dünyasına adım atmak için önemli girişimlerde bulundu. İstanbul'da dönemin önde gelen yapımcılarının ve sanatçılarının kapısını çalan Yılmaz, o günlerde aradığı fırsatı bulamasa da müziğe olan inancını hiçbir zaman kaybetmedi.Üniversite yıllarında yeniden alevlenen müzik tutkusu, onun sanatsal kimliğinin şekillenmesinde önemli rol oynadı. Aldığı eğitimler ve sahne deneyimleri sayesinde yalnızca güçlü bir yorumcu değil, aynı zamanda üretken bir besteci olarak da kendini geliştirdi. Yıllar boyunca onlarca değil, yüzlerce özgün eser üreten sanatçı, bu üretimlerini uzun süre yalnızca kendi dünyasında sakladı.&nbsp;Hayatının önemli bir bölümünü Hollanda'da geçiren Ceyhan Yılmaz, burada yürüttüğü sosyal projeler ve profesyonel kariyerinin yanında müzik çalışmalarını da sürdürdü. Özellikle pandemi döneminde yeniden yoğunlaştığı müzik eğitimi, ud çalışmaları ve profesyonel şan dersleri, sanatçının yıllardır taşıdığı hayalini gerçeğe dönüştürmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.Müzik yolculuğunun en dikkat çekici noktalarından biri ise yıllar önce hayranı olduğu ve kapısında beklediği Coşkun Sabah ile yıllar sonra yeniden yollarının kesişmesi oldu. Bestelerini dinleyen usta sanatçının olumlu değerlendirmeleri ve aldığı destek, Ceyhan Yılmaz'ın profesyonel müzik kariyerine daha güçlü adımlarla devam etmesini sağladı. İlk teklisi "Yalanmış" ile dikkatleri üzerine çeken sanatçı, şimdi de "Gözlerinin Derininde" ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor.&nbsp;Ses renginin zaman zaman Coşkun Sabah'ın yorumunu hatırlatan sıcaklığı ve duygusal derinliğiyle dikkat çeken Ceyhan Yılmaz, nostaljik Türk müziğinin samimiyetini günümüz müzik anlayışıyla buluşturmayı hedefliyor.Sanatçının en büyük amacı ise Türk müziğinin eşsiz makamlarını, melodik zenginliğini ve duygusal gücünü evrensel müzik diliyle harmanlayarak uluslararası dinleyicilerle buluşturmak.Müziğin yaşla değil tutkuyla yapıldığının en güçlü örneklerinden biri olan Ceyhan Yılmaz, "Gözlerinin Derininde" ile yalnızca yeni bir şarkı değil; yıllara yayılan bir emeğin, sabrın ve vazgeçmeyen bir hayalin hikâyesini de dinleyicilere sunuyor.Ceyhan Yılmaz ''Gözlerinin Derininde'' Engürlü Müzik etiketiyle tüm dijital müzik platformlarında ve klibi NetD kanalında yayında!..]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 15:56:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hitlerin bestecisinden yeni hikâye]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hitlerin-bestecisinden-yeni-hikaye-4132/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hitlerin-bestecisinden-yeni-hikaye-4132/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CE27CD-900C25-8CF597-BFE2BD-2EBE48-0013EA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sanatçının üçüncü teklisi "Herkes Öldürür Sevdiğini", Yeditepe etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.Müzik kariyeri boyunca sayısız hit şarkıya imza atan Akyıldız, yeni çalışmasında yalnızca besteci ve söz yazarı kimliğini değil, hikâye anlatıcılığını da&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CE27CD-900C25-8CF597-BFE2BD-2EBE48-0013EA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sanatçının üçüncü teklisi "Herkes Öldürür Sevdiğini", Yeditepe etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.Müzik kariyeri boyunca sayısız hit şarkıya imza atan Akyıldız, yeni çalışmasında yalnızca besteci ve söz yazarı kimliğini değil, hikâye anlatıcılığını da ön plana çıkarıyor. Şarkının müziği Yalçın Akyıldız'a ait olurken, sözleri Oscar Wilde'ın dünyaca ünlü "The Ballad of Reading Gaol" şiirinden sanatçının yaptığı çeviri ve uyarlamadan oluşuyor.Herkes Öldürür Sevdiğini'ne sinematik klip!Yalçın Akyıldız'ın yeni teklisi "Herkes Öldürür Sevdiğini", etkileyici hikâyesini sinematik bir kliple taçlandırıyor. Karina Film imzası taşıyan klibin yönetmenliğini Görkem Yeltan üstlendi.Farklı kuşaklardan sanatçı ve oyuncuları bir araya getiren klipte; Biket İlhan, Canan Tuna, Arzu Okay, Feyzi Tuna, Mehmet Güreli, Beyza Uluocak, İlay Hazel İlgü, Defne Çağlar, Yağmur Ertan, Derin Yeltan, Yasemin Akyıldız, Kerem Küçüköten, Kerem Berk Bayır ve Bartu Canıbek rol alıyor.Oscar Wilde&#39;ın ölümsüz dizelerinden ilham alan eser, klipte aşk, kayıp, pişmanlık ve insan doğasının kırılganlığı üzerine kurulan güçlü görsel anlatımla destekleniyor. Sinema ve müziği aynı potada buluşturan çalışma, oyuncu kadrosu ve atmosferiyle kısa film estetiği taşıyan bir yapım olarak öne çıkıyor.Hit şarkıların görünmeyen kahramanı!Yalçın Akyıldız, Türk pop müziğinde iz bırakan birçok eserin bestecisi olarak tanınıyor. Emre Altuğ'un yorumuyla hafızalara kazınan "Gidecek Yerim Mi Var", "Neyleyim", "Aşk-ı Kıyamet", "Kal", "Fani Dünya / Rüya" ve son dönemde yeniden farklı sanatçılar tarafından seslendirilen eserler, Akyıldız imzasını taşıyor.Yıllar içinde Kibariye, Emre Altuğ, Dou, Rana Türkyılmaz ve Sufle gibi sanatçıların repertuvarında yer alan bu eserler, kuşaklar boyunca dinlenmeye devam etti. Özellikle "Neyleyim" ve "Aşk-ı Kıyamet", yeniden yapılan yorumlarıyla genç dinleyici kitlesiyle de buluştu.&nbsp;Müzik, edebiyat ve sinemayı buluşturan bir üretim dünyası&hellip;Besteci ve söz yazarı kimliğinin yanı sıra senarist, yazar ve yapımcı olarak da üretimlerini sürdüren Yalçın Akyıldız, müzik, sinema ve edebiyat alanlarında uzun yıllara yayılan çok yönlü bir kariyere sahip. Yapımcı olarak birçok albüm ve film projesine imza atan sanatçı, kültür sanat dünyasında Radikal Kitap ve Andante dergisinde yayımlanan yazılarıyla da dikkat çekti.Disiplinler arası üretim anlayışını müziğine taşıyan Akyıldız, solo çalışmalarında tek bir anlatıcının gözünden ilerleyen bütünlüklü hikâyeler kuruyor. "Herkes Öldürür Sevdiğini" de bu anlatı evreninin en güçlü halkalarından biri olarak öne çıkıyor.Yıllardır başkalarının sesinden milyonlara ulaşan şarkıların yaratıcısı olan Yalçın Akyıldız, şimdi kendi hikâyesini kendi sesiyle anlatıyor.Yalçın Akyıldız "Herkes Öldürür Sevdiğini'' tüm dijital müzik platformlarında ve klibi Yalçın Akyıldız YouTube kanalında yayında!..]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jun 2026 15:55:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğadaki İlahi Sanat]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogadaki-ilahi-sanat-5314/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogadaki-ilahi-sanat-5314/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B37B7E-65C60D-30B06A-36DE5D-788FCD-5F1A89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sergide, hiçbir insan eli değmeden doğal yollarla oluşmuş ve içerisinde &#34;ALLAH&#34; ism-i şerifini barındıran 18 eser yer alıyor. Doğanın mucizevi oluşumları arasında yer alan bu eserler, Allah&#39;ın varlığını, kudretini ve hikmetini yansıtan eşsiz işaretler olarak ziyaretçilerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B37B7E-65C60D-30B06A-36DE5D-788FCD-5F1A89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sergide, hiçbir insan eli değmeden doğal yollarla oluşmuş ve içerisinde &#34;ALLAH&#34; ism-i şerifini barındıran 18 eser yer alıyor. Doğanın mucizevi oluşumları arasında yer alan bu eserler, Allah&#39;ın varlığını, kudretini ve hikmetini yansıtan eşsiz işaretler olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.Muharrem ayı içerisinde ve Müslümanlar için özel anlam taşıyan Aşure Günü&#39;nde kapılarını açacak olan sergi, ziyaretçilerine manevi ve estetik bir deneyim yaşatmayı amaçlıyor.Sergi hakkında bilgi veren Hafız Faruk Altun, &#34;Gizli ve Aşikâr Sergimiz ile İslam dünyasının huzuruna çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yüce Allah, kudsi hadis olarak rivayet edilen bir hitabında &#39;Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim&#39; buyurmaktadır. İnsan kâinata rahmet nazarıyla baktığında, bütün güzelliklerin Yüce Allah&#39;ın varlığının bir yansıması olduğuna şahitlik eder. İşte doğada mucizevi şekilde oluşmuş bulunan Allah ism-i şerifleri de bu yansımanın en özel ve en değerli tezahürleridir. Bu eserler, gizli olanı aşikâr eden başyapıtlardır&#34; dedi.18 eser ile 18 bin âleme göndermeSergide yer alan 18 eserin özel bir anlam taşıdığını belirten Altun, &#34;Allah ism-i şerifi, kâinatı nurlandıran rahmani bir mayadır. Biz de bu sergiyle gönülleri ve zihinleri bu nurla mayalamak istiyoruz. Sergimizde yer alan 18 eser ile tasavvuf ve İslam düşüncesinde ifade edilen 18 bin âleme atıfta bulunuyoruz. Her eser, yaratılışın farklı bir tecellisini ve ilahi sanatın eşsiz bir yansımasını temsil ediyor&#34; ifadelerini kullandı.&#34;Bu eserler gizli olanı görünür kılıyor&#34;Doğada hiçbir insan müdahalesi olmadan oluşan eserlerin taşıdığı manevi değere dikkat çeken Altun, &#34;Sergimizde yer alan eserlerin tamamı Allah&#39;ın kudretini ve sanatını yansıtan özel oluşumlardır. Bu eserler, insanı tefekküre sevk eden ve yaratılışın sırlarını hatırlatan işaretlerdir. Gizli olanı görünür kılan bu eserler, Allah&#39;ın isim ve sıfatlarını kâinat üzerinden okumaya davet etmektedir&#34; diye konuştu.Hedef: Mucize-i Esma Müzesi&#34;Arz ve Niyaz&#34; başlığı altında sürdürdükleri sergi serisini &#34;Gizli ve Aşikâr&#34; sergisiyle taçlandırdıklarını belirten Altun, bundan sonraki hedeflerinin kalıcı bir müze oluşturmak olduğunu söyledi.Altun, &#34;İlerleyen süreçte hayata geçirmeyi planladığımız Mucize-i Esma Müzesi&#39;nde bu eserleri kalıcı olarak sergilemeyi arzu ediyoruz. Böyle bir müzenin hem ülkemiz hem de İslam dünyası için önemli bir kültürel ve manevi kazanım olacağına inanıyoruz. Bu hayalin gerçekleşmesi için tüm gönül dostlarımızın dualarını bekliyoruz&#34; dedi.4 Temmuz&#39;a kadar ziyaret edilebilecek&#34;Gizli ve Aşikâr&#34; Sergisi, 4 Temmuz&#39;a kadar, her gün 11.00-17.00 saatleri arasında, Bostanüstü Sokak, No:23, Arnavutköy&#39;de ziyaret edilebilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 25 Jun 2026 11:38:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şerif Yenen'in Turkısh Odyssey kitabına ABD'den ödül yağdı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/serif-yenenin-turkish-odyssey-kitabina-abdden-odul-yagdi--45/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/serif-yenenin-turkish-odyssey-kitabina-abdden-odul-yagdi--45/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_46DF4E-42BC04-0248B0-97BF3C-75F124-9F3B30.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şerif Yenen'in&nbsp; üç ciltten oluşan kültürel rehber ve kültür mirası kitabı Turkish Odyssey: A Cultural Guide to Türkiye, ilk olarak 2026 Next Generation Indie Book Awards kapsamında Travel / Travel Guide kategorisinin kazananı seçilerek Best Travel Book ödülünü aldı. Kısa bir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_46DF4E-42BC04-0248B0-97BF3C-75F124-9F3B30.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şerif Yenen'in&nbsp; üç ciltten oluşan kültürel rehber ve kültür mirası kitabı Turkish Odyssey: A Cultural Guide to Türkiye, ilk olarak 2026 Next Generation Indie Book Awards kapsamında Travel / Travel Guide kategorisinin kazananı seçilerek Best Travel Book ödülünü aldı. Kısa bir süre sonra bir başka önemli başarı daha elde eden Turkish Odyssey, 2025 Foreword INDIES Book of the Year Awards kapsamında ise Travel kategorisinde Gold Winner seçildi.Turkish Odyssey'nin uluslararası başarıları bununla da sınırlı kalmadı. American Book Fest tarafından ana akım ve bağımsız kitaplar için dünyanın en büyük uluslararası kitap ödülü programlarından biri olan 2026 Uluslararası Kitap Ödülleri'nin (IBA) kazananları ve finalistleri açıklanırken; Turkish Odyssey, Seyahat-Gezi Rehberi kategorisinde gümüş ödül aldı.Turkish Odyssey, uluslararası alanda elde ettiği başarıların yanı sıra daha önce de Türkiye'de turizm sektörünün saygın organizasyonlarından Skålite – Turizmde Kalite Ödülleri 2025 kapsamında "Yılın En İyi Turizm Yayını" ödülüne layık görülmüştü. Böylece eser, Türkiye'nin kültürel mirasını ve turizm potansiyelini tanıtma alanındaki başarısını tescillemiş oldu.&nbsp;Turizm fakültelerinde ders kitabı olarak okutuluyorKitabının bugün Türkiye'de birçok turizm fakültesinde ders ve kaynak kitabı olarak kullanıldığını belirten Rehber ve Araştırmacı Yazar Şerif Yenen, uluslararası alanda gelen bu takdirlerin Türkiye'nin kültürel mirasının görünürlüğü açısından önemini vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:"Turkish Odyssey'nin uluslararası ödüller almasının; kitabın dünya çapında tanınırlığının artmasına, daha geniş okur kitlelerine ulaşmasına ve uluslararası dağıtım olanaklarının gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bunun yanı sıra farklı ülkelerde ve farklı dillerde yeni baskıların hazırlanmasının da önünü açan bu başarı ülkemizin tanıtımına hizmet ederken, Türkiye kültürüne ilgi duyan okurların da birinci elden, doğru, kapsamlı ve güvenilir bilgilerle buluşmasına imkan sağlayacak."Bağımsız ve üniversite yayınevlerinden çıkan kitapları değerlendiren Foreword INDIES Book of the Year Awards, uluslararası yayıncılık dünyasının takip ettiği prestijli ödül programları arasında. Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce kitabın başvurduğu programda 55 kategoride finalistler belirlendi ve değerlendirme sürecinde 100'den fazla kütüphaneci ile kitapçı yer aldı. Kazananların kütüphaneci ve kitapçı jüri üyeleri tarafından seçilmesi, Turkish Odyssey'nin uluslararası kitap, kütüphane ve yayıncılık dünyasındaki görünürlüğü açısından ayrı bir değer yarattı.Bağımsız yazarlar ve yayıncıların eserlerini değerlendiren ve bu alandaki en büyük uluslararası ödül organizasyonları arasında yer alan Next Generation Indie Book Awards kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden 80'den fazla kategoride binlerce kitap değerlendirilirken, 2026 Uluslararası Kitap Ödülleri ise eserlerin uluslararası ölçekte tanınırlık kazanmasına, yayıncılık dünyasında görünürlük elde etmesine ve yeni okur kitleleriyle buluşmasına olanak sağlayan prestijli organizasyonlar arasında yer alıyor.Kitabı okuyan, öneren, derslerinde kullanan, paylaşan ve Türkiye'yi anlatma tutkusunda yanında olan herkese gönülden teşekkür ettiğini dile getiren Şerif Yenen, "Bu prestijli ödüllerin, Turkish Odyssey için dağıtım, yayın hakları, yabancı dil edisyonları, kütüphaneler ve akademik kurumlara erişim gibi alanlarda yeni olanaklar doğurmasını; kitabın Türkiye kültürüne ilgi duyan daha geniş okur kitleleriyle buluşmasına katkı sağlamasını diliyorum" dedi.Şerif Yenen, Turkish Odyssey'nin yaklaşık 40 yıllık rehberlik, anlatıcılık, araştırma ve saha deneyiminin ürünü olduğunu ifade ederek kitabında Türkiye'yi sadece bir seyahat destinasyonu olarak değil; tarihsel derinliği, kültürel sürekliliği, medeniyet birikimi, coğrafyası ve insan hikayeleriyle ele aldığını belirtti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 10:37:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Babamın Damadı" sete çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/babamin-damadi-sete-cikti-8445/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/babamin-damadi-sete-cikti-8445/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B72147-DEF08A-43FFBF-B8A16E-C5B835-4B3444.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Başrollerini Meltem Akçöl, Recep Usta ve Barış Baktaş'ın paylaştığı yapım, güçlü oyuncu kadrosu ve dikkat çekici hikâyesiyle izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.Türk sinemasının efsanevi ismi Yılmaz Güney'in 1969 yılında "Aç Kurtlar" filmini çektiği Muş, 57 yıl sonra yeniden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B72147-DEF08A-43FFBF-B8A16E-C5B835-4B3444.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Başrollerini Meltem Akçöl, Recep Usta ve Barış Baktaş'ın paylaştığı yapım, güçlü oyuncu kadrosu ve dikkat çekici hikâyesiyle izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.Türk sinemasının efsanevi ismi Yılmaz Güney'in 1969 yılında "Aç Kurtlar" filmini çektiği Muş, 57 yıl sonra yeniden bir sinema setine ev sahipliği yapıyor. Amanos Yapım imzası taşıyan "Babamın Damadı"nın çekimlerine başlandı. Oyuncu kadrosunda Recep Usta, Barış Baktaş, Meltem Akçöl, Erkan Bektaş, Ayşegül Ünsal, Erkan Sever, Neslihan Yeldan, Yücel Erten, Metin Yıldız ve Mihriban Er'in yer aldığı filmin çekimleri 3 haftada tamamlanacak.Kentin doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri eşliğinde çekilen "Babamın Damadı", yalnızca bir aşk hikâyesini değil, aynı zamanda Anadolu'nun kadim kültürünü ve Muş'un eşsiz coğrafyasını da beyazperdeye taşıyacak.GÜÇLÜ BİR KADININ İLHAM VERİCİ ÖYKÜSÜSenaryosunu Fırat Enez ve Yasemin Türkmenli'nin kaleme aldığı "Babamın Damadı" filminin yönetmenliğini Yasemin Türkmenli üstlenirken, yapımcılığını Fırat Erez gerçekleştiriyor.Merakla beklenen film, Muş'un köklü ailelerinden Halefoğulları'nın kızı Dicle'nin hikâyesini merkezine alıyor. Geliştirdiği tarım projesiyle bölgeye umut olmayı hedefleyen Dicle'nin hayatı, İstanbul'dan Muş'a gelen Fırat ile tanışmasının ardından bambaşka bir yöne evriliyor. Gelenekler, aile baskısı, güç mücadeleleri ve aşk arasında şekillenen olaylar, izleyiciyi hem eğlenceli hem de duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.UMUT, AŞK VE DEĞİŞİMİN HİKÂYESİRomantik komedi ile dramatik yapıyı bir araya getiren film; kadınların üretimdeki gücü, bireyin kendi kaderini yazma cesareti ve toplumsal dönüşüm temalarını sıcak bir Anadolu hikâyesi üzerinden ele alıyor. Muş'un doğal güzellikleri, kültürel mirası ve geleneksel yaşamı da filmin görsel dünyasının önemli parçalarından birini oluşturuyor.Sevginin önyargıları aşabileceğini ve değişimin en beklenmedik yerden başlayabileceğini anlatan "Babamın Damadı", umut dolu hikâyesiyle yakında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 02:45:15 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tuba Ayşe Özgür -Kırık Yansımalar]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tuba-ayse-ozgur-kirik-yansimalar--6213/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tuba-ayse-ozgur-kirik-yansimalar--6213/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8F3432-F2D65E-A64609-F81520-03CBA5-8C7AEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu zor bir soru çünkü benim kafamda çok grift bir yapı var. Tüm bunların içine elimi daldırıp parmaklarımla çektiğimde ilk hissettiğim eksiklik oluyor. Hayat boyunca tamamlanmaya çalışılan ama hiçbir zaman bütünüyle tamamlanamayan. Çocukluk, beden ve hafıza benim için bu eksikliğin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8F3432-F2D65E-A64609-F81520-03CBA5-8C7AEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu zor bir soru çünkü benim kafamda çok grift bir yapı var. Tüm bunların içine elimi daldırıp parmaklarımla çektiğimde ilk hissettiğim eksiklik oluyor. Hayat boyunca tamamlanmaya çalışılan ama hiçbir zaman bütünüyle tamamlanamayan. Çocukluk, beden ve hafıza benim için bu eksikliğin en görünür halleri demeliyim. Çocukluk, geride kalmış gibi görünse de bedenin içinde yaşamaya devam eder. Beden hafızayla işlerken, hafıza ise sürekli yeniden yazılan bir hikâyeyi oluşturur. "Kırık Yansımalar" bu eksik parçaların birbirlerine tutunarak ayakta kalma çabasıdır diyebilirim.Öykü ile deneme arasında gidip gelen hibrit bir yapı kuruyorsunuz. Türler arasındaki bu geçiş sizin için bilinçli bir tercih miydi? Yoksa yazarken mi şekillendi?Kurgu yazarak başladım, kurgu dışı yazarak hayatımın ikinci yarısını geçirdim diyebilirim. &nbsp;Başlangıçta bilinçli bir karar değildi ama yazmaya başladıktan sonra bu benim var oluş hikayem oldu. Öyküler bilinçaltımı denemeler ise onları neye çevirdiğimi anlatmaya başladı. Zamanla ikisinin birbirinden ayrılmadığını fark ettim. Bu yüzden Kırık Yansımalar&#39;da türler arasında bir sınır değil, geçirgen bir eşik kurdum. Dolayısıyla bu kitap benim geçmişim, şu anım ve geleceğim.Nihal Gündüz'ün fotoğraflarıyla metinler arasında güçlü bir bağ kurulmuş. Yazı ile görseller arasındaki ilişkiyi nasıl tasarladınız? Önce metinler mi oluştu, yoksa fotoğraflar mı sizi yönlendirdi? Fotoğrafların metni tamamlamasını mı ya da ona itiraz etmesini, yeni anlam açmasını mı istediniz?Sevgili Nihal Gündüz ile benim ilk işim onun ilk işi bizi bir araya getirdi. Biz iş hayatında uzun bir süre birlikte büyüdük diyebilirim. Hayata bakışımız, çalışma disiplinimiz ve en önemlisi kendimizi anlatma biçemimiz birbirini tamamlıyordu.&nbsp;Kitap fikri oluştuğunda, ben yazdıklarımı Nihal'e verdim o da fotoğrafladı. O okuduktan sonra bana getirdiği hiçbir fotoğraf yer değiştirmedi size öyle diyebilirim. Çünkü her bir fotoğraf benim kelimelerimin gözleriydi.Kitap boyunca yer alan bazı metaforlar var; çiğ balık kokusu, kırık aynalar ve paslı demirler gibi imgeler dikkat çekiyor. Bu semboller sizin yazım dilinizde nasıl bir anlam taşıyor?&nbsp;Ben imgelerin bilinçaltının dili olduğunu düşünüyorum. Koku, ses, doku beni çok etkiler ve ciddi izler bırakır. Bir kere balık tutmaya gittim ve bir daha asla gitmedim. İlk oltama gelen balığı da ağlayarak denize geri attım. Belki de o çiğ balık kokusu o gün benim için yalnızca bir koku olmaktan çıktı. Bastırılmış olanın, zihinde taşınan sancının ve unutulduğu sanılan şeylerin kokusuna dönüştü.&nbsp;Yazılanlar hem benden parçalar hem de ben değiller. Bu dengeyi de çıkış noktası olarak baz aldığım düşünden yola çıkarak genişleterek dönüştürerek kurguyla anlatabiliyorum."Ayaksız", "Ölü Çocukluğum" ve "Tuhaf Ağrı" gibi metinlerde yoğun bir tekinsizlik hissi var. Yazarken bilinçaltı ve rüyalardan beslendiğinizi düşünüyor musunuz?Kesinlikle her ikisinden de besleniyorum. Ama en önemlisi büyülü gerçekçi bakış demeliyim. Bu alan benim hayata bakışımı da oluşturuyor. Kelimelerin anlamlarının dışına taştığı alanları seviyorum. Issız ve soğuk dar koridorlarda canlanan yaşamı. Belki bazılarına göre tepe taklak bakmak ama benim rutinim. Yazarken de karakterlerin bilinçaltlarındaki kırıntılarından gelen sesleri izliyorum. Tekinsizlik dışarıda değil aslında çoğunlukla içten geliyor.Anlatınızda tekrarlar önemli bir yere sahip. Aynı imgeler, aynı kokular, aynı kırıklar farklı metinlerde yeniden beliriyor. Bu tekrarlar bilinçli bir ritim oluşturmak için mi yoksa okurun sıkışmışlık hissiyle kendiyle yüzleşmesine vesile olmak için mi?Her ikisi de. Tekrar benim için sadece biçimsel bir tercih değil. İnsan hayatı zaten tekrarlarla örülü. Aynı hataları yapıyoruz, aynı acıların çevresinde dönüyoruz, aynı soruları farklı yaşlarda yeniden soruyoruz. Kitaptaki tekrarlar da hafızanın çalışma biçimini taklit ediyor.&nbsp;Özellikle "Bir Kare" adlı öyküyü burada açmalıyım. O karakterin içinde olduğu kareye ayağıyla basan küçük çocuk. Basıyor ve gülüyor. Başkasının sınırına dokunmak bu kadar basit mi? Başkasının alanına girmek bu kadar kolay mı? Evet bunu tekrarlamayı seviyorum. Sıkışmışlığın içindeki yüzleşme sorgulayarak açılmalı diye düşünüyorum.&nbsp;Bu metinler tek bir dönemde mi yazıldı, yoksa farklı zamanlarda yazılmış parçaların sonradan bir araya gelmesiyle mi oluştu?İki seneye yayılmış bir zaman dilimi diyebilirim. Ama kitabı tasarlarken metinler beni götürdü diyebilirim. Sanki birbirlerinden habersiz yazılmış ama bütünlenmeyi bekliyorlarmış gibiydiler.&nbsp;Psikoloji ve sosyoloji eğitiminizin beden, travma ve hafıza temalarını ele alış biçiminizi etkilediğini düşünüyor musunuz?&nbsp;Sartre, Camus ve özellikle Kafka beni çok besledi. Tiyatro döneminde, drama eğitimi de bu dengeyi destekledi. Bu eserlerle haşır neşir olduğunuzda ister istemez psikoloji ve felsefeyle de bağınız güçleniyor. Şimdi yeniden psikoloji ve sosyoloji eğitimi almaya başladım.Beden yalnızca biyolojik bir varlık değil, hafızanın yaşadığı bir mekân. Travmaların da köklerin de kimliğin de izleri orada. Dolayısıyla da ben heybem derim, heybeme attığım her şey zihnimde hafızamla hemhal olup düşünüme yansıyor diyebilirim.Kitabınız, kolay okunmak isteyen bir kitap değil; okurun kendi kırıklarıyla yüzleşmesini talep eden bir metin. Bu kitabı bitiren bir okurun zihninde hangi sorunun kalmasını isterdiniz?Gerçekliğin binbir yüzünün olduğu bu çağda kişinin kendine ait sandığı şeylerin ne kadar gerçek ne kadar kendinin olduğunu sorgulamasını isterim. Hafıza, aile, toplum ve deneyimlerimiz tarafından sürekli şekillendirilmeye çalışılıyor. Hafızamızın bile kaygan, ailemizin kayıp, köklerimizin eksik olduğu bir dönemdeyiz. Ben tüm bunları denizin ucundan tutup havaya kaldırıp altındaki kumları görmek gibi göstermek istiyorum. Tüm bu katmanların altındaki denizin sesini duyurmak istiyorum.Sadece "var olmak" tek başına "yeterli" bir cevap mı? Ve insan gerçekten kendi yaralarıyla yüzleşebilir mi, yoksa hep eksik bir yansıma mı görür?&nbsp;Kesin sonlar, kesin cevaplar seven bir yazar değilim açıkçası. Kırık Yansımalar bir cevap eserinden çok bir soru kitabı. Ben okura bütün aynayı vermiyorum. Sadece parçalarını bırakıyorum. İnsan o parçaları birleştirirken kendine mi yaklaşır, kendinden mi uzaklaşır, buna okur karar verecek. Belki de ömür dediğimiz eksik kalanı aramakla geçiyordur.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 14:17:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suyun izinden tuvalin renklerine uzanan iki özel sergi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-izinden-tuvalin-renklerine-uzanan-iki-ozel-sergi-7087/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-izinden-tuvalin-renklerine-uzanan-iki-ozel-sergi-7087/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89568B-FC4396-5DBC5B-71E172-F449AE-93661D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin ilk ve tek sanayi müzesi olan Rahmi M. Koç Müzesi, kültür ve sanat yaşamına katkı sunan etkinliklerine bir yenisini ekleyerek Koç Üniversitesi Ebru Kulübü ve Resim Kulübü&#39;nün yıl sonu sergilerine ev sahipliği yapıyor. Müzenin Kayıkhane Sergi Salonu&#39;nda düzenlenen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89568B-FC4396-5DBC5B-71E172-F449AE-93661D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin ilk ve tek sanayi müzesi olan Rahmi M. Koç Müzesi, kültür ve sanat yaşamına katkı sunan etkinliklerine bir yenisini ekleyerek Koç Üniversitesi Ebru Kulübü ve Resim Kulübü&#39;nün yıl sonu sergilerine ev sahipliği yapıyor. Müzenin Kayıkhane Sergi Salonu&#39;nda düzenlenen sergiler, öğrencilerin sanatsal üretimlerini ziyaretçilerle buluşturuyor.Renklerin su üzerinde dansı9-21 Haziran tarihleri arasında açık olacak Ebru Sergisi, öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı yaklaşık 70 özgün eserden oluşuyor. Hazırlanan seçkide, klasik ebru çalışmalarının yanı sıra defter, yelpaze ve kumaş gibi farklı yüzeylerde hayat bulan özgün uygulamalar da yer alıyor. Geleneksel sanatın inceliklerini çağdaş yorumlarla buluşturan eserler, suyun üzerinde şekillenen renklerin ve desenlerin büyülü dünyasını ziyaretçilere sunuyor.23 Haziran - 5 Temmuz tarihleri arasında ise Koç Üniversitesi Resim Kulübü öğrencilerinin eserlerinden hazırlanan resim sergisi de sanatseverlerle buluşacak. Sergi, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve özgün bakış açılarını bir araya getirerek Rahmi M. Koç Müzesi&#39;nin tarihi atmosferinde sanatla yaratıcılığı buluşturan özel bir deneyim sunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 08:36:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kafkas Kartalları" 37 yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-kafkas-kartallari-37-yillik-birikimini-istanbul-ve-ankara-sahnelerine-tasiyor-36/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/-kafkas-kartallari-37-yillik-birikimini-istanbul-ve-ankara-sahnelerine-tasiyor-36/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39DF66-059746-698FDE-817EFF-9CBAAA-7FE3DA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />70 dansçı ve 15 müzisyenden oluşan dev kadrosuyla İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI", 37 yıla yayılan sanat yolculuğunu, Kafkas halk danslarının zengin kültürel mirasını ve sahne estetiğini bir araya getiren özel bir repertuvarla sanatseverlere&nbsp; çok özel bir gece&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39DF66-059746-698FDE-817EFF-9CBAAA-7FE3DA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />70 dansçı ve 15 müzisyenden oluşan dev kadrosuyla İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI", 37 yıla yayılan sanat yolculuğunu, Kafkas halk danslarının zengin kültürel mirasını ve sahne estetiğini bir araya getiren özel bir repertuvarla sanatseverlere&nbsp; çok özel bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. İki bölümden oluşan ve yaklaşık 90 dakika sürecek gösteri, geleneksel koreografileri ve etnik enstümanlar eşliğinde izleyicilere unutulmaz bir deneyim yaşatacak.Kurulduğu günden bu yana yalnızca Kafkas kültürünün tanıtılmasını değil, aynı zamanda gençlerin&nbsp; Kafkas kültürü ve sanatı ile&nbsp; iç içe, bedenen ve zihnen daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen topluluk, tüm çalışmalarını kendi olanakları ve sanata gönül vermiş insanların özverileriyle sürdürüyor. İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI, Türkiye'nin bu alandaki en köklü ve kapsamlı dans topluluklarından biri olarak çalışmalarına daha da çoğalarak&nbsp; yoğun bir şekilde devam ediyor.Yüzün üzerinde farklı dansı seyirci ile buluşturan topluluk, repertuvarını oluştururken Kafkasya içerisindeki bölge ayrımına girmeksizin, öncelikle&nbsp; kültürel çeşitliliği ön planda tutarak,&nbsp; sanatsal kaliteyi ve&nbsp; estetik yaklaşımı ön planda tutuyor. Halk danslarını yalnızca folklorik bir değer olarak değil, aynı zamanda güçlü bir sahne sanatı olarak gören İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI, konserlerini Türkiye'de ve dünyada bir çok festival ve&nbsp; prestijli salonlarında sergilemeye devam ediyor.&nbsp;Bugüne kadar Japonya, Kore, Çin ve Tayvan başta olmak üzere birçok ülkede özel turneler gerçekleştiren topluluk, Avrupa'daki festivallerde, kültürel etkinliklerde ve uluslararası organizasyonlarda Türkiye'yi başarıyla temsil etti. 2005 yılında Japonya EXPO kapsamında, 2008 yılında Moskova Kremlin Sarayı'nda gerçekleştirilen özel etkinliklerde ve çeşitli uluslararası kültür projelerinde sahne aldı. Ayrıca 2013 yılında katıldığı "Yetenek Sizsiniz Türkiye" yarışmasıyla geniş kitleler tarafından tanındı.2026 yılı konserleri, topluluğun sanat yolculuğunda yeni bir kilometre taşı olma özelliği taşıyor. İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI", enerjisi, disiplini ve görkemli sahne performansıyla İstanbul ve Ankara'da izleyicileriyle yeniden buluşmaya hazırlanıyor."KAFKAS kültürünün zengin mirasını, dansın ve müziğin büyüleyici uyumuyla sahneye taşıyacak olan İstanbul Kafkas Dans Topluluğu "KAFKAS KARTALLARI, tüm sanatseverleri bu unutulmaz yolculuğa ortak olmaya davet ediyor."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 02:55:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gökçe Kırgız Taner'den büyük destek]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gokce-kirgiz-tanerden-buyuk-destek-6330/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/gokce-kirgiz-tanerden-buyuk-destek-6330/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7EA5F-3E40D7-5F3321-A66BC1-572227-44C3A0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üniversite eğitimi için Denizli'ye yerleşen İldem'in müzik yolculuğu henüz 17 yaşındayken küçük kampüs kafelerinde sahne almasıyla başladı. Aldığı müzik ve şan eğitimlerinin ardından profesyonel müzik kariyerine adım atan genç sanatçı, yıllar boyunca üretmeye ve yazmaya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7EA5F-3E40D7-5F3321-A66BC1-572227-44C3A0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Üniversite eğitimi için Denizli'ye yerleşen İldem'in müzik yolculuğu henüz 17 yaşındayken küçük kampüs kafelerinde sahne almasıyla başladı. Aldığı müzik ve şan eğitimlerinin ardından profesyonel müzik kariyerine adım atan genç sanatçı, yıllar boyunca üretmeye ve yazmaya devam etti.Ancak "Alfa"yı diğer şarkılardan ayıran çok özel bir hikâye var...Geçtiğimiz aralık ayında babasını kaybeden İldem, yeni şarkısını babasının vefatından önce kaleme aldı ve ilk kez ona dinletti. Bu nedenle "Alfa", sanatçı için yalnızca yeni bir proje değil, aynı zamanda derin bir anlam taşıyan manevi bir miras.İldem, şarkının kendisindeki yerini şu sözlerle anlatıyor:&#34;Alfa benim için sadece bir şarkı değil. Babamın bana bıraktığı bir emanet, bir vasiyet gibi. Bu yolculuktaki en büyük destekçim her zaman oydu. Gücümü ondan alarak yeniden müziğe dönme kararı verdim.&#34;Söz ve müziği İldem'e ait olan "Alfa", modern pop soundunu yaz enerjisiyle buluşturuyor. Hareketli yapısı, pozitif atmosferi ve akılda kalan melodileriyle dinleyicilere keyifli anlar yaşatırken, yaz aşklarının heyecanını da satır aralarına taşıyor.&nbsp;Projeye ünlü sanatçı ve yapımcı Gökçe Kırgız Taner de güçlü desteğiyle katkı sundu. Prodüktörlüğünü üstlendiği çalışmada İldem'in yeniden müziğe dönüş sürecinde yanında olan Taner, genç sanatçının potansiyeline inanarak projeye destek verdi. Bu iş birliği, "Alfa"nın müzikal kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.&nbsp;Şarkının klibi de en az kendisi kadar dikkat çekiyor. Yönetmenliğini Erbay Aras'ın üstlendiği projede, güçlü görsel dünya ve ekranlara yansıyan etkileyici güzellik unsuru şarkının enerjisini tamamlıyor. Renkli görüntüler ve yüksek tempolu sahneler, "Alfa"yı tam anlamıyla bir yaz hitine dönüştürüyor.&nbsp;Altı yıllık sessizliğini anlamlı bir hikâye ve güçlü bir projeyle bozan İldem, "Alfa" ile yalnızca müziğe dönüş yapmıyor; aynı zamanda hayatındaki en özel duyguyu da dinleyicileriyle paylaşıyor.&nbsp;İldem'in yeni projesi "Alfa", GK Müzik etiketiyle tüm dijital müzik platformlarında, klibi ise NetD kanalında yayında!]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 02:29:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Memorial Sağlık Grubu'ndan "Müziğin Kalbine Yolculuk"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/memorial-saglik-grubundan-muzigin-kalbine-yolculuk--6326/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/memorial-saglik-grubundan-muzigin-kalbine-yolculuk--6326/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8352C3-B5CCB7-9C2159-21712C-DDB43C-978404.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sheraton İstanbul City Center Balo Salonu'nda gerçekleşen etkinliğe, Ayşen İnci, Ebru Aytemur, Melisa Akman, Sema Gültekin, Zeynep Mansur, Tuğba Özay ve Ece Gürsel'in de aralarında bulunduğu sanat, cemiyet ve moda dünyasından isimler katıldı.Kalp sağlığı farkındalığını klasik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8352C3-B5CCB7-9C2159-21712C-DDB43C-978404.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sheraton İstanbul City Center Balo Salonu'nda gerçekleşen etkinliğe, Ayşen İnci, Ebru Aytemur, Melisa Akman, Sema Gültekin, Zeynep Mansur, Tuğba Özay ve Ece Gürsel'in de aralarında bulunduğu sanat, cemiyet ve moda dünyasından isimler katıldı.Kalp sağlığı farkındalığını klasik bir bilgilendirme formatının ötesine taşıyan etkinlik, müzik ve ritmin birleştirici gücünden ilham alan özel bir deneyim olarak kurgulandı. Herkesin bildiği, sevdiği ve kalbe iyi gelen evrensel parçalar eşliğinde hazırlanan ritim atölyesinde doktorlar, hastalar, ünlü isimler ve davetliler aynı ritmin parçası oldu.Etkinliğin açılışında Memorial Sağlık Grubu Kardiyoloji ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanları Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, Doç. Dr. Yusuf Kuserli ve Uzm. Dr. Samet Uysal, kalp sağlığının yalnızca tıbbi kontrollerle değil, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, stres yönetimi, sosyal bağlar ve iyi oluş haliyle birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Müzik ve ritmin bu farkındalığı güçlendiren ortak bir dil sunduğunun vurgulandığı kısa konuşmaların ardından, etkinliğin ana deneyimi olan "Müziğin Kalbine Yolculuk" ritim atölyesine geçildi.Kalbe iyi gelen parçalarla ortak ritimSheraton İstanbul City Center'da gerçekleşen atölyede, 5 kişilik ritim ekibi katılımcılara müzik ve ritim aracılığıyla interaktif bir deneyim yaşattı. Toplumun ortak hafızasında yer etmiş, farklı kuşakların kolayca eşlik edebileceği evrensel parçalar üzerinden hazırlanan atölye, kalp sağlığı mesajını daha güçlü, sıcak ve akılda kalıcı bir dile taşıdı.Katılımcılar, kalbin doğal ritminden ilham alan atölye boyunca birlikte ritim tutarak hem müziğin birleştirici enerjisini deneyimledi hem de kalp sağlığının yaşamın her anında korunması gereken en değerli ritimlerden biri olduğuna dikkat çekti.Memorial Sağlık Grubu uzmanları, kalp ve damar hastalıklarının dünyada en önemli sağlık gündemlerinden biri olmaya devam ettiğini belirterek, düzenli doktor kontrolü, tansiyon ve kolesterol takibi, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve stres yönetiminin kalp sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını vurguladı.Müzik, farkındalığın güçlü dili oldu"Müziğin Kalbine Yolculuk" ritim atölyesi, müziğin birleştirici etkisini kalp sağlığı farkındalığıyla buluşturarak güçlü bir toplumsal iletişim alanı yarattı. Kalbe iyi gelen evrensel parçalarla hazırlanan deneyim, katılımcıların yalnızca izleyici değil, etkinliğin aktif bir parçası olmasını sağladı.Müzik ve ritmin ortak bir dil oluşturma gücünden hareketle hazırlanan etkinlikte, kalp sağlığı farkındalığı klasik bir bilgilendirme formatının ötesine taşındı. Katılımcılar, ritim atölyesi boyunca hem birlikte üretmenin enerjisini deneyimledi hem de kalp sağlığının günlük hayatın içinde korunması gereken en değerli ritimlerden biri olduğuna dikkat çekti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 18 Jun 2026 02:27:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ulusal Müziğimiz Konseri, "Semiha Berksoy Anısına"  gerçekleşti…]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ulusal-muzigimiz-konseri-semiha-berksoy-anisina-gerceklesti-5301/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ulusal-muzigimiz-konseri-semiha-berksoy-anisina-gerceklesti-5301/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EB7987-FECD72-00B842-ADBE9A-BE7CC8-082907.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleşen konser öncesinde; Semiha Berksoy'un kızı akademisyen, yönetmen , tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy ve İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, bu anlamlı geceye dair konuşmalar gerçekleştirdi.Semiha Berksoy, yalnızca&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EB7987-FECD72-00B842-ADBE9A-BE7CC8-082907.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleşen konser öncesinde; Semiha Berksoy'un kızı akademisyen, yönetmen , tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy ve İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, bu anlamlı geceye dair konuşmalar gerçekleştirdi.Semiha Berksoy, yalnızca Türkiye'nin değil, Cumhuriyet'in kültür politikalarının şekillendirdiği modern sanat vizyonunun da en güçlü sembollerinden biri olarak; opera, tiyatro, resim ve edebiyat arasında kurduğu özgün bağlarla çok yönlü bir sanatçı kimliği inşa etmiş; hem Türkiye'de hem Avrupa'da birçok ilke imza atan Berksoy, Avrupa opera sahnesine çıkan ilk Türk soprano olarak sanat tarihine adını yazdırmıştır.&nbsp;İlk konserini Cemal Reşit Rey ile birlikte veren sanatçı, profesyonel opera kariyerindeki ilk büyük temsillerini Tosca ve Madama Butterfly ile gerçekleştirmiş, 1984 yılında, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 50. yılı kapsamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından kendisine "İlk Kadın Opera Sanatçısı" unvanıyla "Atatürk Opera Ödülü" verilmiştir.Konser programında; Gioachino Rossini, Vincenzo Bellini, Giuseppe Verdi, Giacomo Puccini, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Serdar Yalçın, Turgay Erdener, İlhan Baran'ın eserleri; İDOB solistleri Emre Güngör, Asude Karayavuz, Bülent Külekçi, Hande Soner Ürben, piyanoda Hüseyin Kaya eşliğinde ve Yaylı Çalgılar Dörtlüsü: Yonca Sülün, Ozan Bıkım, Verda Gül, Seren Karabey tarafından seslendirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 17 Jun 2026 07:34:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tarihi miras geleceğe taşınıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tarihi-miras-gelecege-tasiniyor-2262/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/tarihi-miras-gelecege-tasiniyor-2262/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDC32F-E75183-9E7428-9E2481-D46FC5-72B7B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyaca ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan tarihi yapı, 1898 yılında &#34;Prinkipo Palas&#34; adıyla otel olarak inşa edildi. 1903 yılında Eleni Zarifi tarafından satın alınarak İstanbul Rum Patrikhanesi'ne bağışlanan bina, uzun yıllar yetimhane olarak hizmet verdi.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDC32F-E75183-9E7428-9E2481-D46FC5-72B7B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyaca ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan tarihi yapı, 1898 yılında &#34;Prinkipo Palas&#34; adıyla otel olarak inşa edildi. 1903 yılında Eleni Zarifi tarafından satın alınarak İstanbul Rum Patrikhanesi'ne bağışlanan bina, uzun yıllar yetimhane olarak hizmet verdi. 1964'te boşaltılan ve zamanla yıpranan bina, bu yeni restorasyon girişimiyle mimari kimliği korunarak geleceğe taşınacak.Uluslararası ölçekte kültürel miras değeriKonumu, büyüklüğü ve mimari estetiğiyle dikkat çeken 5 katlı ve 206 odalı yapı, 2018 yılında Europa Nostra tarafından &#34;Avrupa&#39;nın Tehlike Altındaki 12 Kültürel Mirası&#34; listesine alınmıştı. Proje, yalnızca İstanbul'un değil, dünya kültür mirasının da önemli bir parçasını güvence altına almayı hedefliyor.Tarihi miras için uluslararası dayanışma ve iş birliğiRestorasyona ilişkin anlaşma, 15 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Rum Patrikhanesi'nde düzenlenen; Patrik Hazretleri Bartholomeos, Avustralya Başepiskoposu Makarios Griniezakis, Bilgili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili ve Yönetim Kurulu Üyeleri, ĒNSOFI S.A.&#39;yı temsilen Yönetici Mimar ve UNESCO İyi Niyet Elçisi Costantza Sbokou-Constantakopoulou ile Büyükada Yetimhane Binası Restorasyon Kurulu Koordinatörü Laki Vingas'ın katıldığı törenle imzalandı.Proje; yapının mülkiyetine sahip olan İstanbul Rum Patrikhanesi, Türkiye'nin önde gelen yatırım şirketlerinden Bilgili Holding ve Yunanistan merkezli, sürdürülebilir turizm ve gayrimenkul geliştirmede öncü bir grup olan ĒNSOFI Holding&#39;in katılımıyla hayata geçirilecek. Mimari bir hazineyi restore etmenin ötesinde bu ortaklık, kültürel mirasın halklar ve uluslar arasında nasıl bir köprü olabileceğini, karşılıklı anlayışı ve ortak saygıyı nasıl güçlendireceğini gösteriyor.İstanbul Rum Patrikhanesi&nbsp;Tarihi ve kültürel mirası koruma misyonuyla hareket eden İstanbul Rum Patrikhanesi, dünya çapında milyonlarca Ortodoks Hristiyan&#39;ın ruhani merkezidir. Patrik Bartholomeos'un liderliğinde; çevre bilinci, dinler arası diyalog ve kültürel mirasın yaşatılması konularında küresel çapta öncü bir rol üstlenmektedir. 1903 yılında Patrikhane'ye bağışlanan Prinkipo Palas (Büyükada Rum Yetimhanesi), Patrikhane'nin tarihi hafızayı koruma ve insanlığın ortak mirasını gelecek nesillere aktarma vizyonunun en önemli sembollerinden biridir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 Jun 2026 15:19:17 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Londra'dan İstanbul'a uzanan bir tiyatro yolculuğu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/londradan-istanbula-uzanan-bir-tiyatro-yolculugu-9209/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/londradan-istanbula-uzanan-bir-tiyatro-yolculugu-9209/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_34134F-E933A8-09E752-16D67C-976A00-CE0364.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Londra'daki Collective Theatre'da gerçekleştirilecek ön gösterimin ardından seyirciyle buluşacak olan "Hortlak Kızın Hikayesi", dünya prömiyerini 25 Haziran 2026'da DasDas Açık Sahne'de gerçekleştirecek. Deneysel tiyatro ile kara mizahı bir araya getiren, tek perde ve 60 dakikalık oyun,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_34134F-E933A8-09E752-16D67C-976A00-CE0364.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Londra'daki Collective Theatre'da gerçekleştirilecek ön gösterimin ardından seyirciyle buluşacak olan "Hortlak Kızın Hikayesi", dünya prömiyerini 25 Haziran 2026'da DasDas Açık Sahne'de gerçekleştirecek. Deneysel tiyatro ile kara mizahı bir araya getiren, tek perde ve 60 dakikalık oyun, 16 yaş üzeri izleyicilere yönelik olarak aynı gün 19.00'da matine, 21.00'de ise suare temsilleriyle sahnelenecek. Türkiye ve İngiltere ortak yapımı olan eser, güçlü anlatımı ve tek kişilik performansıyla sezonun dikkat çeken yapımları arasında yer almaya hazırlanıyor.Yazar Derem Çıray'ın kaleme aldığı, yönetmenliğini Işık Kaya'nın üstlendiği ve genç oyuncu Iraz Akçam'ın tek kişilik performansıyla sahneye taşınan oyun, kuşaklar boyunca susturulan, dışlanan ve "öteki" ilan edilen kadınların hikâyelerini fantastik bir anlatı üzerinden sahneye taşıyor.Ölümünden Sonra Kendi Hikâyesini Arayan Bir Genç Kız"Hortlak Kızın Hikayesi", on yedi yaşındaki Cazu'nun ölümünün ardından başlayan sıra dışı yolculuğunu konu alıyor. Ölüm sebebini bilmediği için öteki dünyaya kabul edilmeyen Cazu, bir hortlak olarak yaşayanların arasına geri döner. Kendi ölümünün izini sürerken dostluklar, ihanetler ve sırlarla örülü bir dünyanın kapıları aralanır. Ancak bu arayış yalnızca ölümünün gizemini çözmekle kalmaz, Cazu aynı zamanda kendi hikâyesini yeniden yazmaya başlar.&nbsp;"Cadı", "Deli", "Cinli", "Albastı" gibi sıfatlarla yaftalanan kadınların kolektif hafızasına dokunan oyun, kadınların bastırılan seslerini sahneye taşıyarak seyirciyi karanlık, şiirsel ve düşündürücü bir anlatının içine davet ediyor.Performatif Bir Sahne DeneyimiTek kişilik performansıyla oyunun merkezinde yer alan Iraz Akçam, oyundaki karakterlerin pek çok farklı sanatçı tarafından seslendirilmesiyle ve oyuna özel bestelenen müzikleri içeren özgün bir ses tasarımı eşliğinde seyirciyle buluşacak. Deneysel anlatım dili, fiziksel performans öğeleri ve kara mizahın iç içe geçtiği yapım, güncel tiyatronun disiplinlerarası yaklaşımını sahneye taşıyor.Oyuna ilişkin düşüncelerini paylaşan genç oyuncu Iraz Akçam, "Anadolu coğrafyasındaki kadınların yüzyıllardır maruz bırakıldığı döngülere temas etme şansını buldum. Susturulup suçlanmaları, delilikle yaftalanıp korkulacak varlıklara dönüştürülmeleri ve bütün bunların içinden taşan dirençleri, sezgileri ve dönüştürücü güçleri... Cazu'nun hikâyesi bana o kadınların seslerinin, bir genç kızın yarım kalmış nefesinden nasıl geri dönebileceğini gösterdi. Cazu'nun ölümü yalnızca bir son değil, başka bir direnişin başladığı yer."Londra'daki The Royal Central School of Speech and Drama'da yüksek lisans eğitimine devam eden oyuncu ve performans sanatçısı Iraz Akçam'ın sahnelediği yapım, feminist ve ekolojik perspektiflerden beslenen çağdaş tiyatro anlayışını merkezine alıyor.Türkiye ve İngiltere arasında kurulan yaratıcı iş birliğinin ürünü olan oyun, genç kuşak tiyatro sanatçılarının uluslararası üretimlerini görünür kılan önemli projelerden biri olarak öne çıkıyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 Jun 2026 14:17:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İş, sanat ve sosyal girişimcilik AKM'de buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-ve-sosyal-girisimcilik-akmde-bulustu-2726/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-ve-sosyal-girisimcilik-akmde-bulustu-2726/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAF778-3C0575-653F15-163FBE-0B396B-F2A5C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kale Grubu Başkanı ve CEO&#39;su Zeynep Bodur Okyay&#39;ın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye; Ali Sabancı, Murat Özyeğin, Murat Büyükekşi, Şenol Güneş&#39;in yanı sıra iş dünyası, yatırım, akademi ve sivil toplum alanlarından çok sayıda davetli katıldı. Gecede, sosyal girişimcilik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAF778-3C0575-653F15-163FBE-0B396B-F2A5C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kale Grubu Başkanı ve CEO&#39;su Zeynep Bodur Okyay&#39;ın ev sahipliğinde gerçekleşen geceye; Ali Sabancı, Murat Özyeğin, Murat Büyükekşi, Şenol Güneş&#39;in yanı sıra iş dünyası, yatırım, akademi ve sivil toplum alanlarından çok sayıda davetli katıldı. Gecede, sosyal girişimcilik alanında fark yaratan girişimler ödüllendirilirken, İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı&#39;nın geride bıraktığı 10 yıllık yolculuk da kutlandı.İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı&#39;nın (İBSG) 10. yıl ödül töreni, iş dünyası, girişimcilik ve sosyal etki ekosisteminin önde gelen isimlerini Atatürk Kültür Merkezi&#39;nde buluşturdu.&#34;Etkinin 10 Yılı&#34; temasıyla düzenlenen törende, İBSG&#39;nin bugüne kadar yarattığı etki ve sosyal girişimciliğin geleceği üzerine güçlü mesajlar verildi. Özel performanslar ve sahne gösterileri ise tek bir fikrin nasıl toplumsal dönüşüme dönüşebileceğini sanat aracılığıyla izleyicilerle buluşturdu.Konuşmasında sosyal girişimciliğin giderek daha önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Zeynep Bodur Okyay, İBSG&#39;nin ikinci 10 yılında odağın daha güçlü bir sosyal girişimcilik ekosistemi oluşturmak olacağını belirtti.Bu yıl 560&#39;ın üzerinde başvuru alan programda dört farklı kategoride ödüller sahiplerini bulurken, gece sosyal girişimciliğin Türkiye&#39;deki gelişimine ışık tutan önemli bir buluşmaya sahne oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 Jun 2026 14:10:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nur Ertürk ekranlara güçlü bir dönüş yaptı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nur-erturk-ekranlara-guclu-bir-donus-yapti-3318/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/nur-erturk-ekranlara-guclu-bir-donus-yapti-3318/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1053B7-6BF68E-CF3EC9-CC84E7-7A12CA-DB91D9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sivas doğumlu olan Nur Ertürk, çocuk yaşlarda ailesiyle birlikte İstanbul&#39;a yerleşti. Küçük yaşlarda müzikle tanışan sanatçı, Türk Halk Müziği alanında aldığı eğitimlerin ardından profesyonel sanat yaşamına adım attı. Güçlü sesi ve kendine özgü yorumu sayesinde kısa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1053B7-6BF68E-CF3EC9-CC84E7-7A12CA-DB91D9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sivas doğumlu olan Nur Ertürk, çocuk yaşlarda ailesiyle birlikte İstanbul&#39;a yerleşti. Küçük yaşlarda müzikle tanışan sanatçı, Türk Halk Müziği alanında aldığı eğitimlerin ardından profesyonel sanat yaşamına adım attı. Güçlü sesi ve kendine özgü yorumu sayesinde kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Ertürk, halk müziğinin en sevilen kadın sanatçıları arasında yer aldı. Müzik kariyerindeki başarısını televizyon ekranlarına da taşıyan Nur Ertürk, yıllar boyunca hazırlayıp sunduğu programlarla milyonların evine konuk oldu. Özellikle &#34;Nur Ertürk&#39;le Her Sabah&#34; programıyla hafızalarda yer edinen sanatçı, samimi sunumu ve izleyicilerle kurduğu sıcak iletişim sayesinde ekranların en sevilen isimlerinden biri haline geldi.Yeni yayın dönemiyle birlikte Cem TV ekranlarında başlayan 'Nur Ertürk ile Hayata Dair', sağlık, kültür, sanat, yaşam ve güncel konulara ışık tutuyor. Alanında uzman konukların ağırlandığı program, izleyicilere hem bilgi veriyor hem de hayatın içinden hikâyeleri ekranlara taşıyor. Sanat yaşamı boyunca birçok başarılı albüme imza atan Nur Ertürk, Türk Halk Müziği repertuvarına kazandırdığı eserlerle de adından söz ettirdi. Müzikal üretkenliğini sürdüren sanatçı, 2026 yılında yayımladığı "Al Götür Beni" albümüyle yeniden dinleyicileriyle buluştu. Geleneksel halk müziği çizgisini modern düzenlemelerle harmanlayan albüm, sanatçının güçlü yorumunu bir kez daha ortaya koydu. Hem müzik hem de televizyon alanındaki çalışmalarına hız kesmeden devam eden Nur Ertürk, ekranlara dönüşüyle birlikte hayranlarından yoğun ilgi görürken, yeni programı ve son albümüyle sanat yolculuğunda emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Jun 2026 17:37:03 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Umut Akyıldız'dan  yeni şarkı: "Hırsız O"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/umut-akyildizdan-yeni-sarki-hirsiz-o-6839/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/umut-akyildizdan-yeni-sarki-hirsiz-o-6839/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_985E06-62E0F1-74E4AB-3844F1-357987-645837.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kendine özgü yorumu ve üretken müzikal kimliğiyle son dönemde adından sıkça söz ettiren Umut Akyıldız, &#34;Hırsız O&#34; ile aşkın, özlemin ve kalpte bıraktığı derin izlerin hikâyesini modern pop müziğin dinamik yapısıyla buluşturuyor.Duygusal altyapısını güçlü ritimler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_985E06-62E0F1-74E4AB-3844F1-357987-645837.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kendine özgü yorumu ve üretken müzikal kimliğiyle son dönemde adından sıkça söz ettiren Umut Akyıldız, &#34;Hırsız O&#34; ile aşkın, özlemin ve kalpte bıraktığı derin izlerin hikâyesini modern pop müziğin dinamik yapısıyla buluşturuyor.Duygusal altyapısını güçlü ritimler ve çağdaş düzenlemelerle destekleyen şarkı, ilk dinleyişten itibaren dinleyiciyi yakalayan enerjisiyle öne çıkıyor.Şarkının söz ve müziği Umut Akyıldız imzası taşırken, düzenlemesi Türk pop müziğinin son yıllardaki başarılı çalışmalarında imzası bulunan önemli müzik prodüktörlerinden Ozan Bayraşa tarafından gerçekleştirildi. Bayraşa&#39;nın modern pop anlayışını yansıtan güçlü dokunuşları, şarkının duygusal yapısını korurken ona güncel ve etkileyici bir sound kazandırıyor.Dinamik altyapısı, güçlü ritmik yapısı ve zengin müzikal dokusuyla &#34;Hırsız O&#34;, hem radyolarda hem de dijital platformlarda uzun süre adından söz ettirecek bir yapım olarak dikkat çekiyor.Şarkının görsel dünyası da müziğinin enerjisini destekleyecek şekilde özenle hazırlandı. Klip çekimleri, İstanbul&#39;un doğal güzellikleriyle öne çıkan Ağva&#39;da gerçekleştirildi. Nehir manzaraları, yemyeşil doğası ve sakin atmosferiyle Ağva, klibin romantik ve duygusal hikâyesine etkileyici bir fon oluşturdu. Doğanın huzur veren dokusu ile şarkının duygusal anlatımı bir araya gelerek izleyiciye sıcak ve samimi bir yaz hikâyesi sunuyor.Yönetmen koltuğunda Mustafa Yıldırım&#39;ın oturduğu klip, estetik görüntü dili ve doğal atmosferiyle dikkat çekerken; fotoğraf çekimleri ise başarılı fotoğraf sanatçısı Buse Tirman imzası taşıyor. Projenin görsel estetiği, müziğin enerjisini tamamlayan güçlü bir bütünlük sunuyor.Yaz enerjisini dinleyicilere hissettiren &#34;Hırsız O&#34;, modern pop sound&#39;u, güçlü prodüksiyonu ve etkileyici görsel dünyasıyla Umut Akyıldız&#39;ın kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Sanatçı, yeni çalışmasıyla hemmevcut dinleyici kitlesini genişletmeyi hem de Türk pop müziğinde kalıcı şarkılar bırakma yolculuğunda güçlü bir adım daha atmayı hedefliyor.Umut Akyıldız&#39;ın yeni teklisi &#34;Hırsız O&#34; tüm dijital müzik platformlarında, klibi ise Umut Akyıldız YouTube kanalında yayında.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Jun 2026 10:55:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Babamın Damadı"  Muş'ta sete çıkıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/babamin-damadi-musta-sete-cikiyor-9907/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/babamin-damadi-musta-sete-cikiyor-9907/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_323FA4-76C3C0-1A4C87-AB9B20-307DAD-A6FF4F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk sinemasının 'Çirkin Kral'ı Yılmaz Güney'in 1969 yılında "Aç Kurtlar" filmini çektiği Muş, 57 yıl aradan sonra ilk kez yeni bir filmin çekimlerine ev sahipliği yapacak. Oyuncu kadrosunda Recep Usta, Barış Baktaş, Meltem Akçöl, Erkan Bektaş, Ayşegül Ünsal, Erkan Sever, Neslihan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_323FA4-76C3C0-1A4C87-AB9B20-307DAD-A6FF4F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türk sinemasının 'Çirkin Kral'ı Yılmaz Güney'in 1969 yılında "Aç Kurtlar" filmini çektiği Muş, 57 yıl aradan sonra ilk kez yeni bir filmin çekimlerine ev sahipliği yapacak. Oyuncu kadrosunda Recep Usta, Barış Baktaş, Meltem Akçöl, Erkan Bektaş, Ayşegül Ünsal, Erkan Sever, Neslihan Yeldan, Metin Yıldız ve Mihriban Er'in yer aldığı "Babamın Damadı" filminin çekimleri Muş'un eşsiz doğal güzellikleri ve kültürel dokusu eşliğinde gerçekleştirilecek.OKUMA PROVASI YAPILDISenaryosunu Fırat Enez ve Yasemin Türkmenli'nin kaleme aldığı, yönetmenliğini Yasemin Türkmenli'nin, yapımcılığını ise Fırat Erez'in üstlendiği Amanos Yapım imzalı "Babamın Damadı" filminin ekibi önceki gün okuma provasında bir araya geldi. Çekimlerine kısa süre içinde başlanacak proje, güçlü oyuncu kadrosu ve dikkat çeken hikâyesiyle merak uyandırdı.DİCLE VE FIRAT'IN AŞKIMerkezine güçlü bir kadın karakteri yerleştiren "Babamın Damadı", Muş'un köklü ailelerinden Halefoğulları'nın kızı Dicle'nin, hem kendi kaderini hem de yaşadığı coğrafyanın geleceğini değiştirme mücadelesini anlatıyor. Geliştirdiği tarım projesiyle bölgeye umut olmayı hedefleyen Dicle'nin yolu, İstanbul'dan Muş'a gelen Fırat ile kesişiyor. Gelenekler, aile baskısı, güç mücadeleleri ve aşk arasında sıkışan iki gencin hikâyesi; beklenmedik olaylarla romantik, eğlenceli ve duygusal bir yolculuğa dönüşüyor.SICAK BİR ANADOLU HİKÂYESİRomantik komedi ile dramatik yapıyı sosyolojik ve psikolojik alt metinlerle harmanlayan film; kadınların üretimdeki gücü, bireyin kendi kaderini yazma cesareti ve toplumsal dönüşüm temalarını sıcak bir Anadolu hikâyesi üzerinden beyazperdeye taşıyacak. Muş'un doğal güzellikleri, kültürel mirası ve geleneksel yaşamı da filmin görsel dünyasının önemli parçalarından biri olacak."Babamın Damadı", sevginin önyargıları aşabileceğini, değişimin en beklenmedik yerden başlayabileceğini anlatan umut dolu hikâyesiyle izleyiciyle buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Jun 2026 10:42:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[4. albümü tüm dijital platformlarda]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/4-albumu-tum-dijital-platformlarda-7643/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/4-albumu-tum-dijital-platformlarda-7643/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E67BCD-F50DEB-6A4F48-442107-202735-C38375.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Müzisyen bir aileden gelen ve 10 yaşına kadar ailesinden aldığı müzik eğitiminin ardından, İstanbul Devlet Konservatuarı'ndan üstün başarı ödülü ile mezun olan Elif Sanchez, 2017'de Bill Pierce Ödülü ve Akdeniz Müzik Enstitüsü Ödülü'nü kazanarak Berklee College of Music'den&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E67BCD-F50DEB-6A4F48-442107-202735-C38375.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Müzisyen bir aileden gelen ve 10 yaşına kadar ailesinden aldığı müzik eğitiminin ardından, İstanbul Devlet Konservatuarı'ndan üstün başarı ödülü ile mezun olan Elif Sanchez, 2017'de Bill Pierce Ödülü ve Akdeniz Müzik Enstitüsü Ödülü'nü kazanarak Berklee College of Music'den mezun oldu.2021 yılında kendi adıyla yayınladığı Türk Halk Müziği, Klasik Müzik ve Caz eğitimini harmanladığı müzikal tarzı ile Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasının en sevilen türkülerini, kendine has yorumuyla adını taşıyan ilk albümünün ardından Sanchez'in 11 Grammy Ödüllü, 20&#39;den fazla Altın ve Platin plak sahibi dünyaca ünlü besteci, gitarist ve prodüktör Javier Limon prodüktörlüğünde 11 şarkıdan oluşan2.albümü "MI VOZ"da yer alan ve Kenan Doğulu ile düet olarak seslendirdiği 'Vuelve (Kurşun Adres Sormaz Ki)' ile büyük ses getirdi. Ardı ardına, Paul Sanchezile 'Tres Palabras' ve Javier Limón'un "Viajeras" albümünde yer alan 'A Donde Te Has Ido'yu yayınlayan Elif Sanchez, Selami Şahin'in sanat kariyerinin 57. yılında birbirinden değerli isimlerin yer aldığı "Selami Şahin Şarkıları 1" albümünde kendine özgü yorumuyla 'Benim İçin Öldün Artık' şarkısına hayat verdi. Rycardo Moreno ile&#39;Verdad Amarga&#39; teklisini kaydeden Elif Sanchez , Madrid Caz Festivali'nde de beraber sahne aldığı dünyaca ünlü Alfredo Rodriguez ile 2 şarkı kaydetti. İkili,'Besame Mucho' şarkısını tekli olarak yayınladılar.İspanyolca, Portekizce, Türkçe ve Yunanca şarkılardan oluşan "Así pues&hellip;"albümü için Elif Sanchez "Albümde Guinga, Antonio Serrano, Cenk Erdoğan veDimitris Bakoulis gibi çok değerli isimlerle çalışmanın heyecanını yaşarken;Ismail Lumanovski , Panagiotis Andreou ve Engin Günaydın'ın konuk sanatçı olarak projeye dahil olması benim için ayrıca büyük bir mutluluk oldu. Yıllardır hayranlıkla takip ettiğim müzisyenlerle aynı yolculuğu paylaşmak çok kıymetliydi. Tüm bu yolculuğa ruhunu veren ve her şeyi bir araya getiren yaylı çalgılar dörtlüsü O Kwarteto ile çalışmak ise albümü unutulmaz bir deneyime dönüştürdü. 'Así pues'&hellip; sizi Brezilya'dan İspanya'ya, Yunanistan'dan Türkiye'ye uzanan duygu dolu bir yolculuğa davet ediyor. Sadece arkanıza yaslanın ve bu yolculuğun tadını çıkarın."' diyor.Elif Sanchez en son aşkın tüm katmanlarını keşfe çıktığı, kendi yazdığı Türkçe,İngilizce ve İspanyolca şarkılardan oluşan 3. Albümü "Stages of Love" albümü,&#39;Kırmızı Buğday&#39;, &#39;Ayrılıq&#39; ve 'Me Skotose Giati Tin Agapousa' teklileri ile müzikseverler ile buluşmuştu.Elif Sanchez'in 5 Haziran'da yayınlanan, İspanyolca, Portekizce, Türkçe ve Yunanca şarkılardan oluşan "Así pues&hellip;" albümü Pasion Turca etiketiyle tüm dijital platformlarda.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Jun 2026 13:34:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rami Çocuk ve Sanat Bienali 31 Temmuz'a kadar uzatıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rami-cocuk-ve-sanat-bienali-31-temmuza-kadar-uzatildi-930/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/rami-cocuk-ve-sanat-bienali-31-temmuza-kadar-uzatildi-930/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11BE65-66624B-51DA0A-62C2D2-5C499C-E1E38C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rami Kütüphanesi'nde devam eden Rami Çocuk ve Sanat Bienali, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatıldı.25 Nisan'da başlayan bienal, henüz tamamlanmadan 450 bin ziyaretçi barajını aşarak İstanbul'un en çok ilgi gören kültür sanat etkinliklerinden biri haline&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11BE65-66624B-51DA0A-62C2D2-5C499C-E1E38C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rami Kütüphanesi'nde devam eden Rami Çocuk ve Sanat Bienali, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatıldı.25 Nisan'da başlayan bienal, henüz tamamlanmadan 450 bin ziyaretçi barajını aşarak İstanbul'un en çok ilgi gören kültür sanat etkinliklerinden biri haline geldi. Çocuklar, aileler, öğretmenler, yayıncılar, yazarlar, çizerler ve sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği bienal, resimli çocuk kitaplarını sanatın farklı disiplinleriyle buluşturan özgün yaklaşımıyla dikkat çekiyor.Yaklaşık 100 resimli çocuk kitabından ilham alınarak hazırlanan bienalde, kitaplar iki boyutlu sayfalardan çıkarak çocukların içine girebildiği, dokunabildiği ve deneyimleyebildiği üç boyutlu sanat deneyimlerine dönüşüyor. 25 enstalasyon, 14 sergi ve 7 dijital deneyim alanıyla kurgulanan bienal, ziyaretçilerine kitapların dünyasını yeniden keşfetme imkânı sunuyor.Uluslararası Bir Kültür Platformuna DönüştüBienal süresince dünyanın çocuk edebiyatı ve illüstrasyon alanındaki önemli isimleri de Rami Çocuk ve Sanat Bienali için İstanbul'daydı.Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Yürütücü Direktörü Carolina Ballester, Hans Christian Andersen Ödülü Jüri Başkanı Shereen Kreidieh, Bratislava İllüstrasyon Bienali (BIBIANA) Direktörü Petra Flach, çocuk edebiyatının nobeli olan Hans Christian Andersen Ödüllü Brezilyalı yazar-çizer Roger Mello, İranlı çizer Shima Zarei, Brezilyalı çizer Rodrigo Mattioli'nin katıldığı etkinlikler, Rami Çocuk ve Sanat Bienali'ni uluslararası ölçekte dikkat çeken bir kültür platformuna dönüştürdü.Gerçekleştirilen panel, söyleşi ve buluşmalarda çocuk yayıncılığının geleceği, kültürel çeşitlilik, illüstrasyon sanatı ve çocukların sanatla ilişkisi gibi başlıklar ele alındı.Sergiler Yaz Boyunca Ziyarete Açık OlacakBienalin uzatılan döneminde atölye, panel, söyleşi ve sahne etkinlikleri gerçekleştirilmeyecek. Ancak ziyaretçiler, bienalin en çok ilgi gören sergilerini, enstalasyonlarını ve deneyim alanlarını 31 Temmuz 2026 tarihine kadar gezebilecek."Işıldayan Masallar", "Kitabın Serüveni", Sessiz Kitap Sergisi, ödüllü uluslararası illüstrasyon seçkileri ve çocuk kitaplarından ilham alan büyük ölçekli enstalasyonlar yaz boyunca ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.Tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olan Rami Çocuk ve Sanat Bienali, çocukları, gençleri ve aileleri kitapların sayfalardan taşan renkli dünyasını keşfetmek üzere Rami Kütüphanesi'ne davet ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Jun 2026 09:28:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ahıska Türkleri- Kayıp Sürgünün İzinde" sergisi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ahiska-turkleri-kayip-surgunun-izinde-sergisi--6648/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ahiska-turkleri-kayip-surgunun-izinde-sergisi--6648/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8AE9F0-8984ED-C3235C-EF32B9-B7AEA2-AC225D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dışişleri Bakanlığı ve Dünya Ahıskalılar Birliği (DATÜB) işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan ve Ahıska Türklerinin sürgününü tarihsel olarak ele almayı amaçlayan sergi 12-27 Haziran tarihleri arasında AKM Galeri'de ziyaretçileri ağırlayacak.Küratörlüğünü Beste Gürsu'nun&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8AE9F0-8984ED-C3235C-EF32B9-B7AEA2-AC225D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dışişleri Bakanlığı ve Dünya Ahıskalılar Birliği (DATÜB) işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan ve Ahıska Türklerinin sürgününü tarihsel olarak ele almayı amaçlayan sergi 12-27 Haziran tarihleri arasında AKM Galeri'de ziyaretçileri ağırlayacak.Küratörlüğünü Beste Gürsu'nun yaptığı, sergiye özel müziklerin ise Fahir Atakoğlu tarafından bestelendiği sergi Ahıska Türklerinin sürgün sürecine ilişkin tarihsel bilgilerinin aktarılmasını, uluslararası farkındalığın artırılmasını ve bu sürecin kolektif hafızada yer bulmasını hedefliyor. Sergi, yalnızca bir kitlesel sürgünün hikâyesini değil, aynı zamanda bir halkın hafızasının nasıl parçalandığını, dayanma gücünün nasıl sınandığını ve kimliğini koruma direncinin nasıl yeniden örüldüğünü gözler önüne seriyor. Serginin, ilk defa 12 Haziran Cuma günü İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde açılmasının ardından 2026 yılı boyunca çeşitli ülkelerde ve başkent Ankara&#39;da açılması planlanıyor.Sergide Neler Var?Sergide Ahıska Türkleri sürgününün tanımı yapılarak 20. yüzyıl Rus coğrafyası ve Stalin dönemi sürgünleri hakkındaki bilgiler; grafik panolar, metinler, fotoğraf ve haritalar aracılığıyla sunulacak. Ziyaretçilere Ahıska neresidir, halkı kimdir, nereye ve neden sürgün edilmiştir? sorularına karşılık cevaplar sunulacak.&nbsp;Serginin bir bölümünde duvarlarda 1940'lı yıllarda mütevazı bir Ahıska evinde bulunan eşyalarla hazırlanmış bir oda yansıyacak. Ziyaretçiler, bir kapısından girip diğer kapısından çıkacağı Ahıska kültürel unsurlarıyla bezenmiş odada; Ahıska kilimlerinden bebek beşiklerine, yüklükte döşekten çeyiz sandığına, geride bırakılan ama asla unutulmayan pek çok eşyayı bir arada görme fırsatı bulacak.&nbsp;Tren vagonları şeklinde tasarlanan sergide gerçek bir tren istasyonundan oluşturulacak dekorlarla trenin onları götüreceği ülkeler ve sayısal veriler aktarılacak. Ayrıca trende yaşananlar koku, yapay zeka görüntüleri gibi deneyimlerle ziyaretçilere yaşatılarak empati yapılması sağlanacak.Sergi 12-27 Haziran 2026 tarihleri arasında saat 10.00-19.00 saatleri arası ziyarete açık olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 11 Jun 2026 15:44:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Opera ve Bale Festivali sona erdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-ve-bale-festivali-sona-erdi-2890/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-ve-bale-festivali-sona-erdi-2890/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB5744-D81CC3-3F8826-D7AD42-C7BC21-C5E28F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalde, operadan baleye, modern danstan konserlere geniş yelpazede 13 eser, 22 temsil ile sunuldu. Yabancı ve yerli konuk sanatçıların da dahil olduğu festival İstanbul'u bir kez daha uluslararası bir kültür-sanat merkezi haline getirdi.Festival, İtalyan romantik operasının en önemli&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB5744-D81CC3-3F8826-D7AD42-C7BC21-C5E28F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalde, operadan baleye, modern danstan konserlere geniş yelpazede 13 eser, 22 temsil ile sunuldu. Yabancı ve yerli konuk sanatçıların da dahil olduğu festival İstanbul'u bir kez daha uluslararası bir kültür-sanat merkezi haline getirdi.Festival, İtalyan romantik operasının en önemli eserlerinden biri olan "Lucia di Lammermoor" ile açıldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, dünyaca ünlü rejisör Jean-Louis Grinda yorumuyla prömiyer yaptı."La Traviata" Operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu sanatçılarının sahlenelemesi ile ve güçlü dramatik anlatımıyla öne çıktı. Verdi&#39;nin müziğinin hikâyeye evrensel bir ruh kazandırdığı eserin rejisi Recep Ayyılmaz&#39;a ait.Wolfgang Amadeus Mozart'ın Doğu ve Batı arasında hayat bulan ölümsüz eseri,&nbsp; "Saraydan Kız Kaçırma" Operası, İDOB sanatçıları ve Caner Akın rejisi ile&nbsp; Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde sahnelenerek festivalin klasik opera seçkisini tamamladı.&#34;Kuğu Gölü&#34; balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından, ünlü koreograf Ricardo Amarante&#39;nin prodüksiyonu ile sahnelendi. Eserde, göl kenarında lanetlenmiş bir prensesin kader ve aşk arasındaki dramatik yolculuğu muhteşem müzik, etkileyici koreografi ile sahnelendi. İlk temsilde ADOB başdansçıları konuk sanatçı olarak sahnedeydi.Festival kapsamında gerçekleştirilen 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması final gecesi, ödül töreni ve gala programı, genç dansçılara uluslararası bir platform sundu.Festivalin dikkat çeken yapımlarından "Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla", Carlo Collodi'nin klasik hikâyesini distopik ve teknolojik bir dünyada yeniden yorumladı. MDTİst tarafından sahnelenen eser, koreograf Erica Silgoner imzası taşıdı.Modern dans programı kapsamında ayrıca: Aslı Öztürk koreografisi ile "Kız Doğdu / III" (MDTİst) kadınların bireysel ve kolektif varoluşunu sahneye taşıdı. İlk kez festivalde izleyiciyle buluşan Ferhat Güneş koreografisi ile&nbsp; "Hiç Kuş Yok", kadına yönelik şiddet ve toplumsal duyarlılık temalarını ele alan modern dans eseri dramatik diliyle dikkat çekti.İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin Sedat–Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü "Opera Studio İstanbul Projesi" kapsamında yetişen genç solistler,&nbsp; "Opera Studio Sezon Finali" konserinde sahne alarak izleyiciyle buluştu.Festival programında yer alan tematik konserler de ilgi gördü:"Altın Çağın Kadınları", antik dünyadan kadın figürlerini müzikle buluşturdu.&nbsp;Goethe'nin Doğu-Batı Divanından ilham alan "Suleika Lied Akşamı", romantik lied repertuvarına odaklandı.&nbsp;Devlet Çok Sesli Korosu ile ortak sunulan "Aurora", farklı coğrafyaların müzikal miraslarını bir araya getirerek doğanın sesleri ile insanın içsel yolculuğunu sahnede buluşturdu.&nbsp;"Küçük Prens" Çocuk Operası , dünya prömiyeriyle minik izleyicilerle buluştu. Ahmet Sait Karabulut'un bestelediği, Şahan Gürkan rejisiyle sahnelenen eser, çocuklara dostluk, sorumluluk ve sevgi temalarını sahne diliyle aktardı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 11 Jun 2026 08:59:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya çocuk edebiyatının liderleri İstanbul'da buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-cocuk-edebiyatinin-liderleri-istanbulda-bulustu-8218/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-cocuk-edebiyatinin-liderleri-istanbulda-bulustu-8218/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAC266-E294BA-984F23-6B3DF3-A1DD6E-86C306.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Yürütücü Direktörü Carolina Ballester, Hans Christian Andersen Ödülü Jüri Başkanı Shereen Kreidieh ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAC266-E294BA-984F23-6B3DF3-A1DD6E-86C306.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Yürütücü Direktörü Carolina Ballester, Hans Christian Andersen Ödülü Jüri Başkanı Shereen Kreidieh ve Bratislava İllüstrasyon Bienali (BIBIANA) Direktörü Petra Flach konuşmacı olarak yer aldı.Ballester: "Bienal çocuk kitaplarının eğlenceli tarafını öne çıkarıyor"Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu (IBBY) Yürütücü Direktörü Carolina Ballester, çocuk kitaplarının yalnızca eğitim aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, iyi çocuk kitaplarının aynı zamanda eğlendirmesi gerektiğini söyledi.Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin çocuk kitaplarının niteliğini ve yaratıcı yönünü görünür kıldığını ifade eden Ballester, "Çocuk kitapları eğlendirici olmalı. Sadece eğitim amaçlı olmamalı. Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin çocuk kitaplarının kalitesini ve eğlenceli tarafını öne çıkardığını görüyorum. Çok gelecek vadeden bir bütünlük oluşturulmuş." dedi.Çocuk kitaplarının kültürler arasında köprü kurduğunu vurgulayan Ballester, nitelikli çocuk yayınlarının farklı toplumlar arasında anlayışı güçlendiren birer barış elçisi olduğunu belirtti.Kreidieh: "Türkiye'nin çocuk edebiyatına verdiği önemi burada gördüm"IBBY Hans Christian Andersen Ödülleri Jüri Başkanı Shereen Kreidieh ise Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen bienalin çocuk edebiyatına verilen önemin somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi."İstanbul'un merkezinde böyle bir kütüphanede çocuk ve sanat bienalinin düzenlenmesi, çocuk edebiyatına verdiğiniz değeri gösteriyor." diyen Kreidieh, bienalin kitapları iki boyutlu sayfalardan çıkararak çocukların deneyimleyebileceği sanat ve oyun alanlarına dönüştürmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.Çocuk edebiyatında çeşitliliğin önemine değinen Kreidieh, "Sanatın ve hikâye anlatımının tek bir yolu yoktur. Çocuk kitapları dünyadaki çeşitliliği yansıtır. Burada da sanatın farklı biçimlerde çocuk kitaplarıyla buluştuğunu görmek çok değerli." değerlendirmesinde bulundu.Flach: "Çocuk kitapları çocukların sanatla kurduğu ilk temas"Bratislava İllüstrasyon Bienali (BIBIANA) Direktörü Petra Flach da çocuk kitaplarının çocukların sanatla tanıştığı ilk alanlardan biri olduğunu belirtti.İllüstrasyonların çocukların hem kendilerini hem de çevrelerindeki dünyayı anlamalarına yardımcı olduğunu ifade eden Flach, "Çocuk kitapları çok kültürlülüğü, sosyal çeşitliliği, çevre sorunlarını ve göç gibi çağımızın önemli meselelerini yansıtıyor. Çizimler dünyayı olduğu gibi gösteriyor." dedi.Çağdaş illüstrasyonun kültürler arasında güçlü bir iletişim dili oluşturduğunu kaydeden Flach, görsellerin dil engellerini aşarak evrensel bir anlatım sunduğunu vurguladı.Beyoğlu: "Rami Çocuk ve Sanat Bienali amiral etkinliğimiz"Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu ise Rami Kütüphanesi'nin açıldığı günden bu yana milyonlarca ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, bienalin kurumun en önemli kültür sanat projeleri arasında yer aldığını söyledi.Beyoğlu, "Rami Çocuk ve Sanat Bienali bizim amiral etkinliğimiz. Çocuk edebiyatından ilham alan yüzlerce sanat eseri ve enstalasyonu bir araya getirerek zengin bir kültürel ekosistem oluşturuyoruz. Burada kitaplar, sanat ve hayal gücü buluşuyor. Bienalimiz başlangıcından bu yana yüz binlerce ziyaretçiyi ağırladı ve ağırlamaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.Uluslararası kültür buluşmasıDünyanın çocuk edebiyatı ve yayıncılık alanındaki en önemli kurumlarının liderlerini İstanbul'da buluşturan panel ile Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin yalnızca ulusal ölçekte değil, uluslararası kültür ve yayıncılık dünyasında da dikkat çeken bir platform haline geldiğini ortaya koydu.Çocuk kitaplarında kültürel çeşitlilik, yerel hikâyelerin evrensel anlatılara dönüşmesi, çocuk yayıncılığının geleceği ve illüstrasyonun kültürlerarası rolünün ele alındığı panel, Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin uluslararası niteliğini güçlendiren önemli buluşmalardan biri oldu.Yaklaşık 100 resimli çocuk kitabından ilham alınarak hazırlanan bienal; 25 enstalasyon, 14 sergi, 7 dijital deneyim alanı ve tekil 500'ün üzerinde toplamda 1.600'ün üzerinde etkinlikle ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 11:51:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğu ile Batı arasında bir Mozart klasiği]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogu-ile-bati-arasinda-bir-mozart-klasigi-3364/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogu-ile-bati-arasinda-bir-mozart-klasigi-3364/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0C2BD-E26615-67BFF5-71DE55-D8FBCC-95CCFB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Wolfgang Amadeus Mozart&#39;ın başyapıtlarından, libretttosu Johann Gottlieb Stephanie'ye ait&nbsp; "Saraydan Kız Kaçırma" operası,&nbsp; İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Sahnelendiği ilk günden beri kapalı gişe oynayan eser, hem komik hem de derinlikli bir yapıt&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C0C2BD-E26615-67BFF5-71DE55-D8FBCC-95CCFB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Wolfgang Amadeus Mozart&#39;ın başyapıtlarından, libretttosu Johann Gottlieb Stephanie'ye ait&nbsp; "Saraydan Kız Kaçırma" operası,&nbsp; İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Sahnelendiği ilk günden beri kapalı gişe oynayan eser, hem komik hem de derinlikli bir yapıt olarak; kahramanlık, aşk, özgürlük ve onur gibi evrensel temaları işlerken, dönemin sosyal sınıf yapıları ve harem kültürü hakkında da önemli izlenimler sundu.Eserde, klasik konunun en önemli unsurlarından biri olan Türklerin kin tutmak yerine merhamete önem vermesi vurgulanıyor. 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu&#39;nda geçen eser, İspanyol soylusu Belmonte&#39;nin, korsanlar tarafından kaçırılarak Paşa Selim&#39;in sarayına getirilen sevgilisi Konstanze&#39;yi kurtarma mücadelesini anlatır. Belmonte ve uşağı Pedrillo&#39;nun hazırladığı kaçış planı, sarayın bekçisi Osmin&#39;in engelleriyle karşılaşırken hikâye aşk, sadakat ve özgürlük temaları etrafında gelişir. Operanın en etkileyici yönlerinden biri ise, finalde Paşa Selim&#39;in intikam yerine affetmeyi seçmesidir. Bu beklenmedik son, hoşgörü ve merhametin öne çıktığı hümanist bir mesaj vererek eserin evrensel değerini güçlendirir. Eserde, 1918 İspanyol Gribi ile günümüz salgınları arasındaki benzerliklere dikkat çekilerek tarihin tekerrür eden yönü vurgulanıyor.Rejisör Caner Akın'ın sahneye koyduğu eserde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı Zdravko Lazarov yönetti. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Olcay Engin Kaymaz'a, ışık tasarımı ise Taner Aydın'a ait. Paolo Villa'nın koro şefliğini üstlendiği eserin koreografisi ise Tan Sağtürk'e ait.Festivalde sahnelenen temsillerde; Erdem Erdoğan "Belmonte"; Tuncay Kurtoğlu, "Osmin"; Eylem Demirhan "Konstanze"; Ecem Arıcasoy Yazoğlu "Blonde"; Berk Dalkılıç "Pedrillo"; Caner Akın "Selim Paşa"; Efe Onur Kardeş&nbsp; ve Mehmet Mazhar Elgin "çocuk" rolünde sahnedeydiler.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 08:53:15 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yapay Zeka Film Yarışması'nda ödüller sahiplerini buldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-film-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu-2872/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-film-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu-2872/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_881CE6-9C7592-1DF4C3-C9942F-C12AB6-B59991.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ödül töreni öncesi, Aksuvital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu ve İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezih Erdoğan ile Dr. Senai Demirci birer konuşma yaptı.&nbsp;Yunus Aksu, İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü&#39;nde düzenlenen törende yaptığı açıklamada,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_881CE6-9C7592-1DF4C3-C9942F-C12AB6-B59991.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ödül töreni öncesi, Aksuvital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu ve İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezih Erdoğan ile Dr. Senai Demirci birer konuşma yaptı.&nbsp;Yunus Aksu, İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü&#39;nde düzenlenen törende yaptığı açıklamada, teknolojik yenilikleri takip etmenin ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek: &#34;Sanatın ve bilimsel gelişmelerin öncüsü olmalıyız. Aksuvital, kendi AR-GE sistemini yıllar önce kurmuş, sektörünün bu konuda öncülüğünü üstlenmiştir. Üniversiteler başta olmak üzere, TÜBİTAK gibi bilim kuruluşlarıyla da iş birlikleri ve ortak proje geliştirme gibi önemli misyonlar taşımaktayız. Bugün de, gençlerimizin sanatla teknolojiyi buluşturduğu bu etkinliği, yürekten destekliyoruz.&#34; dedi.Yarışmacıların, sinema dilini, yapay zeka destekli üretim araçlarıyla yeniden yorumladığı yarışmada, ortaya çıkan eserler geleceğin film anlayışına dair güçlü ipuçları verdi. Katılımcılar tarafından hazırlanan kısa filmler; sinematik görüntü kalitesi, özgün hikaye akışı ve dijital sanat estetiğiyle, öğretim üyeleri ve izleyenlerden tam not aldı. Yapay zeka destekli görüntü yönetimi sayesinde, sahnelerde etkileyici ışık kullanımı, güçlü atmosfer tasarımı ve profesyonel kamera geçişleri öne çıkarken; yapay zeka tabanlı ses teknolojileri ise karakterlere doğal ve etkileyici bir anlatım kazandırdı.İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü&#39;nde düzenlenen törende, dereceye giren yarışmacılar ödüllerini Yunus Aksu, Prof. Dr. Nezih Erdoğan ile diğer öğretim üyelerinin elinden aldı. Yarışmada 1&#39;incilik ödülünü İsmail Bulut alırken, 2&#39;incilik ödülü Semih Tözge'nin, 3&#39;üncülük ödülü ise Ahmet Duvar'ın oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 02:10:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eski Türkiye güzelinden müzik dünyasına güçlü dönüş]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-turkiye-guzelinden-muzik-dunyasina-guclu-donus-2128/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eski-turkiye-guzelinden-muzik-dunyasina-guclu-donus-2128/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F55E3-D4AAF8-38F49E-50AA36-A5CE23-C67825.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu olan başarılı isim; televizyon, tiyatro, sunuculuk ve seslendirme alanlarındaki kariyerinin ardından tutkusu olan müziğe profesyonel olarak yöneldi.&nbsp;Şan eğitimini başarılı müzisyen Günay Acar'dan alan sanatçı,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F55E3-D4AAF8-38F49E-50AA36-A5CE23-C67825.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu olan başarılı isim; televizyon, tiyatro, sunuculuk ve seslendirme alanlarındaki kariyerinin ardından tutkusu olan müziğe profesyonel olarak yöneldi.&nbsp;Şan eğitimini başarılı müzisyen Günay Acar'dan alan sanatçı, söz ve müziği tamamen kendisine ait olan "Şaka" ile dinleyicilere hem enerjik hem de duygusal bir atmosfer sunuyor. Seçkin, şarkının ilham sürecine dair dikkat çeken bir detayı da paylaşıyor: "Şaka"yı bir rüyasında duyduğunu, uykudan aniden uyandığında melodinin ve hissin zihninde çok net olduğunu, ardından şarkının sözlerinin devamını büyük bir heyecanla yazdığını ifade ediyor.&nbsp;Modern altyapısı, sıcak yaz enerjisi, ritmik yapısı ve kolay ezberlenen nakaratıyla dikkat çeken şarkı, bu yazın en iddialı ve dillere dolanacak pop hitlerinden biri olmaya aday gösteriliyor. Şarkının aranjesinde Göksel Kamçı, mix ve mastering çalışmalarında ise Özgür Yurtoğlu imzası bulunuyor. Hülya Seçkin'in samimi duygularını modern pop tınılarıyla buluşturan "Şaka", yaz aylarında dinleyicisinin içini ısıtacak.&nbsp;Şarkının klibi Berlin'de çekildiŞarkının dikkat çeken klibi ise uluslararası projeleriyle öne çıkan Ukraynalı yönetmen Anastasia Adam tarafından Berlin'de çekildi. Güzelliği ve zarafetiyle kamera karşısında dikkat çeken Hülya Seçkin'e, klip boyunca başarılı ve iddialı dansçılar eşlik etti. Estetik görüntüleri, enerjik sahneleri ve modern atmosferiyle öne çıkan klip için konuşan Seçkin, "Anastasia Adam gibi vizyoner bir yönetmenle çalışmak benim için çok özel bir deneyimdi. Berlin'de klip çekmek ise unutamayacağım tatlı bir anı olarak hayatımda yerini aldı. Çekimler boyunca çok keyifli ve yaratıcı bir süreç yaşadık" sözleriyle duygularını dile getirdi.Müzik kariyerine güçlü bir dönüş yapan Hülya Seçkin, sahne performanslarıyla da dikkat çekmeye hazırlanıyor. Güçlü yorumu ve sahne enerjisiyle öne çıkan sanatçı, çok yakında Türkiye'nin farklı şehirlerinde sahne programlarıyla dinleyicileriyle buluşmaya başlayacak.&nbsp;Hülya Seçkin&#39;in yeni projesi "Şaka" tüm dijital müzik platformlarında ve klibi Hülya Seçkin YouTube kanalında yayında.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 12:43:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'nin ilk çocuk robot tiyatrosu  AKM'de tanıtıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-ilk-cocuk-robot-tiyatrosu-akmde-tanitildi-6214/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-ilk-cocuk-robot-tiyatrosu-akmde-tanitildi-6214/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B84EA4-5EA169-3B36D1-60CC21-DBADDC-74F679.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çocuk tiyatrosunda teknolojiyle sahne sanatlarını buluşturan yenilikçi yapım "Neci'nin Diji Maceraları-3", sunucu ve tiyatro oyuncusu Özgür Özgülgün'ün moderatörlüğünde düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Mezo Group ve CEO Event ortaklığıyla hayata geçirilen tiyatro oyununda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B84EA4-5EA169-3B36D1-60CC21-DBADDC-74F679.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çocuk tiyatrosunda teknolojiyle sahne sanatlarını buluşturan yenilikçi yapım "Neci'nin Diji Maceraları-3", sunucu ve tiyatro oyuncusu Özgür Özgülgün'ün moderatörlüğünde düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Mezo Group ve CEO Event ortaklığıyla hayata geçirilen tiyatro oyununda sahne alacak yapay zeka Diji Misha ve robot Mini Ada da basın mensuplarıyla buluştu.Dr. Nabat Garakhanova: "Kuşaklar Değiştikçe Dijital Dünya da Gelişiyor"Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu'nda gerçekleştirilen lansmanda konuşan oyunun yazarı Dr. Nabat Garakhanova; "Gerçekten çok heyecanlıyım; çünkü yaklaşık 3 yıldır &#39;Neci'nin Diji Maceraları&#39; kitabını yazıyorum. Asıl uzmanlık alanımın dijital okuryazarlık ve yapay zeka okuryazarlığı ama ruhunuz çocuk olunca her zaman masallarla hareket etmek istiyorsunuz. Zaten masallar ve hayaller bizi büyütüyor, üretmemizi sağlıyor. Şunu fark ettim ki, analog sistemde bir şeyi ürettikten sonra onu deneyimlemek, benimsemek ve kabul etmek için belli bir vaktimiz oluyordu. Fakat dijital evrende her şey o kadar hızlı gelişiyor ki... Bugün var olan bir sosyal medya mecrası 2 ay sonra yok olabiliyor ya da bugün tanıştığımız teknolojik bir ürün yarın bulunamayabiliyor. Kuşaklar değiştikçe dijital dünya da gelişiyor." ifadelerini kullandı."Robotlar Hayatımızın Tamamen Bir Parçası Olacak"Teknolojiyi sanatla buluşturmanın en büyük hayali olduğunu belirten Garakhanova, "Madem bu kadar dijitale, metaverse&#39;e ulaştık; teknoloji, robot ve yapay zekayla iç içeyiz; o halde bunları sanata taşımamız gerekiyordu. Çünkü bunlar artık hayatımızın bir parçası. 3-4 yıl sonra robotlar hayatımızın tamamen içinde olacak. İnsan-robot ilişkileriyle ilgili pek çok çalışma ve deneme yapılıyor. Biz de bu alanda öncü olmak istedik ve Türkiye&#39;nin ilk robot tiyatrosunu planladık. Bu yapıdaki amacımız; Neci ve arkadaşlarının, yapay zekayla her seferinde yeni bir macera yaşaması. Hikayelerdeki bu süreçleri; bol teknoloji, lazer şovları ve üst düzey teknolojik içeriklerle bir tiyatro oyununa dönüştürerek sahneleyeceğiz." diye konuştu."Türkiye&#39;deki Gençler Teknolojiye Çok Açık"Fütüristik olan her şeyin şu anda hızla gerçeğe dönüştüğünü vurgulayan Garakhanova şöyle devam etti:"Türkiye&#39;deki gençler teknolojiye çok açık. Dijital alandaki öncü isimlerimiz, dünyada Türk bayrağını dalgalandırıyor. Dolayısıyla bu bölgedeki teknolojiye yatkın, inanılmaz değerli genç nüfusa ve onlardan sonra gelen nesillere doğruları öğretmek istiyoruz; amacımız bunu oyunlaştırmak. Bu yüzden tiyatromuzda, çok değerli karakterlerle beraber çevre bilincini ve aile bağlarımızı anlatacağız. Biz Türk toplumu olarak aileye çok kıymet veririz ve bu dijital çağda aile bağlarının kaybolmaması gerekir. Bizler halayla, teyzeyle, babaanneyle, anneanneyle ve dedelerle büyüyen bir toplumuz; bu değerin dijital dünyada yok olmaması şart. Oyunda, şu anki iklim krizinden dolayı yaşanan çevre ve su sorunlarına birçok farklı değere dokunuyoruz."Geleceğin Sahnesinde İnsan ve Robot İş BirliğiLansmanın moderatörü Özgür Özgülgün'ün sorularını yanıtlayan yapımın robot oyuncusu Mini Ada, robotların gelecekte tiyatrolarda yer alıp almayacağı sorusuna dikkat çekici bir yanıt verdi. Robotların insanların yerini almak için değil, onların yaratıcılığını desteklemek için sahnede olacağını belirten Mini Ada, teknoloji ve sanatın birlikte çok güzel işler çıkarabileceğini ve geleceğin tiyatrosunda insanlar ile robotların aynı sahneyi paylaşacağını ifade etti.Özgür Özgülgün'ün "Çocuk seyirciler seni sevecekler mi?" sorusunu ise içtenlikle yanıtlayan Mini Ada, kendisi için en büyük ödülün çocukların alkışları ve yüzlerindeki gülümseme olduğunu söyleyerek; onlarla eğlenmenin, dans etmenin ve öğrenmenin en sevdiği şey olduğunu dile getirdi.Çocuklar ve Aileler İçin Sıra Dışı Bir Sahne Yolculuğu KapıdaAkın Robotik ve Butik İnsan Kaynakları'nın katkılarıyla hayata geçirilen "Neci'nin Diji Maceraları-3"; teknoloji, sanat ve eğlenceyi tek bir sahne deneyiminde buluşturarak çocuklara ve ailelerine birlikte keşfedebilecekleri sıra dışı bir tiyatro yolculuğu sunmaya hazırlanıyor. Basın lansmanıyla kamuoyuna duyurulan yenilikçi yapım, Ekim ayında seyirciyle buluşacak.Dijital Çağın Çocuklarına Yepyeni Bir Sanat VizyonuSahne sanatlarında robot oyuncuları çocuklarla Türkiye'de ilk kez buluşturan yapım, teknolojik ve modüler sahne tasarımıyla klasik çocuk tiyatrosunun sınırlarını aşıyor. Özel tasarlanan kostümler, LED ekran sistemleri, green screen uygulamaları, canlı video art kullanımı ve hareket yakalama teknolojileriyle desteklenen sahne yapısı, çocukları dijital evrenin içine taşıyan dinamik bir atmosfer yaratıyor. Farklı yeteneklere sahip robotların yer aldığı projede, teknoloji ve performans sanatı aynı anlatı çatısı altında birleşiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 10:59:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Binlerce caz sever Boğaz kıyısında buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binlerce-caz-sever-bogaz-kiyisinda-bulustu-3582/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/binlerce-caz-sever-bogaz-kiyisinda-bulustu-3582/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CCC72C-C8F33D-0483AD-5A6238-64F3B2-82D832.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Galataport İstanbul'un bu yıl üçüncü edisyonunu düzenlediği Galataport Jazz, 6-7 Haziran tarihlerinde Doğuş Meydanı'nda müzikseverlerle buluştu. Volkswagen ana sponsorluğunda, Doğuş Perakende altındaki Breitling sponsorluğu, %100 Müzik ve Red Icon katkıları, KIKO Milano, Novotel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CCC72C-C8F33D-0483AD-5A6238-64F3B2-82D832.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Galataport İstanbul'un bu yıl üçüncü edisyonunu düzenlediği Galataport Jazz, 6-7 Haziran tarihlerinde Doğuş Meydanı'nda müzikseverlerle buluştu. Volkswagen ana sponsorluğunda, Doğuş Perakende altındaki Breitling sponsorluğu, %100 Müzik ve Red Icon katkıları, KIKO Milano, Novotel İstanbul Bosphorus ve İGA Pass sponsorlukları ile D.ream restoranlarının destekleri, Pozitif ve D.Exe organizasyonuyla gerçekleşen festival, iki gün boyunca cazın farklı türlerinden sanatçıları Boğaz kıyısında ağırladı.Festival, 6 Haziran Cumartesi günü Kaan Arslan Co.'nun performansıyla başladı. Ardından ÜÇ feat. Erik Truffaz ve Burhan Öçal &amp; The Trakya All Stars sahne aldı. Gecenin finalinde Frankie'de gerçekleşen Gabriels (DJ Set), festival atmosferini gece saatlerine taşıdı. 7 Haziran Pazar günü ise Grammy ödüllü Avery*Sunshine dinleyicilerle buluşurken, festivalin kapanışını Morcheeba gerçekleştirdi.İki gün boyunca Galataport İstanbul'un Doğuş Meydanı'nda gerçekleşen performanslar, farklı kuşaklardan caz severleri aynı atmosferde buluştururken, festival bir kez daha İstanbul'un açık hava kültür-sanat etkinlikleri arasında öne çıkan buluşmalarından biri oldu.Galataport İstanbul Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Bali, kapanışın ardından yaptığı değerlendirmede, festivalin bu katkısı şu sözlerle ifade etti: "Galataport Jazz'ın üçüncü edisyonunu geride bırakırken, festivalin İstanbul'un kültür-sanat yaşamında kendine özgü bir yer edinmeye başladığını görmekten mutluluk duyuyoruz. Galataport İstanbul'u tasarlarken hedefimiz, şehrin günlük hayatıyla iç içe yaşayan, kültür, sanat ve deneyimi bir araya getiren bir mahalle oluşturmaktı. Galataport Jazz da bugün bu yaklaşımın en güçlü yansımalarından biri haline geldi. Boğaz'ın doğal bir sahne fonu oluşturduğu bu eşsiz atmosferde farklı kuşakları ve farklı kültürlerden insanları caz etrafında buluşturan festivalimizin, önümüzdeki yıllarda da İstanbul'un kültürel kimliğiyle özdeşleşen ve uluslararası ölçekte takip edilen önemli şehir festivallerinden biri olmasını hedefliyoruz."Doğuş Hospitality &amp; Retail Eğlence ve Etkinlik Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Batuhan Alioğlu ise şunları kaydetti: ""Bu yıl da birbirinden değerli sanatçıları ve farklı müzikal yaklaşımları aynı festival çatısı altında buluşturduk. Morcheeba'dan Avery*Sunshine'a, Burhan Öçal &amp; The Trakya All Stars'tan ÜÇ feat. Erik Truffaz'a uzanan programımızla müzikseverlere iki gün boyunca güçlü bir festival deneyimi sunmayı amaçladık. Galataport İstanbul'un benzersiz atmosferiyle birleşen bu programın gördüğü ilgiden büyük memnuniyet duyuyoruz. Galataport Jazz'ın her yıl daha da güçlenerek büyüyeceğine inanıyoruz."İstanbul'un denizle iç içe gastronomi, alışveriş, kültür ve sanat mahallesi Galataport İstanbul, Galataport Jazz ile ziyaretçilerine yalnızca bir müzik festivali değil, şehrin ritmini Boğaz kıyısında deneyimleyebilecekleri bütünsel bir kültür-sanat deneyimi de sundu. Başarılı bir yılı geride bırakan festival, gelecek yıl gerçekleştirilecek dördüncü edisyon için şimdiden beklenti yarattı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 10:58:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğanın sesleri festival sahnesinde]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/doganin-sesleri-festival-sahnesinde-816/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/doganin-sesleri-festival-sahnesinde-816/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_ED7823-9EB437-4AC9A4-B62C0D-62686C-447BBF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atatürk Kültür Merkezi Opera Salonu'nda gerçekleşen ve adını kuzey ışıklarından alan konser, farklı coğrafyaların müzikal miraslarını bir araya getirerek doğanın sesleri ile insanın içsel yolculuğunu aynı sahnede buluşturdu.İsveç, Estonya, Letonya, Norveç ve Amerika'dan bestecilerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_ED7823-9EB437-4AC9A4-B62C0D-62686C-447BBF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atatürk Kültür Merkezi Opera Salonu'nda gerçekleşen ve adını kuzey ışıklarından alan konser, farklı coğrafyaların müzikal miraslarını bir araya getirerek doğanın sesleri ile insanın içsel yolculuğunu aynı sahnede buluşturdu.İsveç, Estonya, Letonya, Norveç ve Amerika'dan bestecilerin eserlerinden oluşan program, dinleyicileri tarihsel, kültürel ve duygusal katmanlar arasında dolaştıran bütünlüklü bir anlatı sundu. Doğanın sesleri, insan sesiyle yeniden şekillenirken; ışık ve karanlık, yaşam ve yıkım, yalnızlık ve aidiyet gibi temalar müzik aracılığıyla sahneye taşındı.Konserde Henriette Renié, Ēriks Ešenvalds, Raimund Tiguls, Eric Whitacre, Bodvar Moe ve Veljo Tormis'in eserleri seslendirildi. Her biri doğadan ve insanın doğayla kurduğu ilişkiden beslenen bu eserler, dinleyicilere hem duyusal hem de düşünsel bir deneyim sundu.Programın öne çıkan anlarından biri, Ēriks Ešenvalds'ın Stars adlı eserinde kullanılan cam bardak rezonansları oldu. Eserin saydam ses dokusu, gökyüzünün sonsuzluğunu ve yıldızların ışığını çağrıştıran etkileyici bir atmosfer yarattı. Kuzey ışıklarından ilham alan sahne ve ışık tasarımı da konserin anlatımını güçlendiren önemli unsurlar arasında yer aldı.Veljo Tormis'in Curse Upon Iron (Demire Lanet) adlı Kalevala geleneğinden beslenen eser, Devlet Çoksesli Korosu tarafından Türkçe çevirisiyle seslendirilerek dinleyicilerle buluştu. İnsanlığın savaş ve şiddetle olan ilişkisini sorgulayan eser, konserin dramatik zirvelerinden biri olarak dikkat çekti.Eric Whitacre'ın Cloudburst adlı eseri ise yağmur fırtınasının atmosferini insan sesi, alkış ve beden ritimleri aracılığıyla sahneye taşıdı. Koro, eserde adeta doğanın kendisine dönüşerek dinleyicilere etkileyici bir işitsel deneyim sundu. Bodvar Moe düzenlemesiyle seslendirilen İsveç halk ezgisi Trilo ise yalın anlatımı ve doğal vokal akışıyla programda yer aldı.AURORA, yalnızca kuzey ışıklarının görsel etkisini konu alan bir konser olmanın ötesine geçerek, insanın doğa ile kurduğu ilişkinin farklı boyutlarını müzik aracılığıyla ele aldı. Arkaik seslerden çağdaş koro edebiyatına uzanan program, kültürel hafızanın izlerini günümüz yorumuyla buluşturdu. Konser, Devlet Çoksesli Korosu Şefi Burak Onur Erdem yönetiminde gerçekleştirildi. Programda piyanoda Gülce Sevgen, arpta İlayda Sezen, perküsyonda ise Miraç Biçer ve Mehmet Çınar Yılmaz yer aldı]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 10:43:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Genç yetenekten ikinci kişisel sergi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/genc-yetenekten-ikinci-kisisel-sergi-8213/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/genc-yetenekten-ikinci-kisisel-sergi-8213/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D3AA54-F74B23-FDC7C6-E92CB0-80F828-0F664F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Henüz 14 yaşında olmasına rağmen özgün tarzıyla dikkat çeken Evrim Doğukan Ketenci, insan figürleri, doğa ve günlük yaşamdan kesitlere yer verdiği ikinci kişisel sergisini, dünyayı bir çocuğun gözünden göstererek insanlara ilham vermek ve onların kalbine dokunabilmek amacıyla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D3AA54-F74B23-FDC7C6-E92CB0-80F828-0F664F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Henüz 14 yaşında olmasına rağmen özgün tarzıyla dikkat çeken Evrim Doğukan Ketenci, insan figürleri, doğa ve günlük yaşamdan kesitlere yer verdiği ikinci kişisel sergisini, dünyayı bir çocuğun gözünden göstererek insanlara ilham vermek ve onların kalbine dokunabilmek amacıyla açtığını belirtiyor. Çizim sürecindeki sevinç ve heyecanını resimlerine aktarırken sanatı &#34;bir rengin başka bir renge dönüşmesi&#34; olarak tanımlayan genç sanatçı, canlı renkleri yaşayan birer varlık olarak gördüğünü ifade ederek renklerin felsefesine çarpıcı bir bakış açısı sunuyor.&nbsp;Yeni çalışmalarını sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyan Ketenci, bu yaratıcı yolculuğundaki en büyük destekçisi olan annesine duyduğu minneti ise bu anlamlı sergiyi ona ithaf ederek dile getiriyor.Evrim Sanat Galerisi'nin kurucusu ve yöneticisi Betül Ketenci de genç sanatçının gelişiminden duydukları gururu dile getirerek, genç yeteneğin ilk kişisel sergisi "Evlex Tartunya"'ya geçtiğimiz sezonda ev sahipliği yaptıklarını hatırlatıyor. 2026 yaz sezonunun bu son sergisi olan "Evrimleşen Turtalar" ile sezona veda ettiklerini belirten Betül Ketenci, galerinin en genç ressamının hayal dünyasına konuk oldukları bu rafine sergiyi ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını vurgulayarak tüm sanatseverleri bu özel deneyimi paylaşmaya davet ediyor.&nbsp;Genç bir sanatçının iç dünyasına pencereler açan, hem yaşının ötesindeki duygusal olgunluğu hem de güçlü renk paletiyle hayranlık uyandıran "Evrimleşen Turtalar" sergisi, 20 Haziran 2026 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi'nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 02:40:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Halkbank Çocuk Tiyatrosu 34 bin çocuğa ulaştı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/halkbank-cocuk-tiyatrosu-34-bin-cocuga-ulasti--5968/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/halkbank-cocuk-tiyatrosu-34-bin-cocuga-ulasti--5968/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3A4E38-69C971-E0E428-F6DFC8-721872-3C0BF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halkbank'ın toplumsal fayda odaklı çalışmaları kapsamında faaliyet gösteren Halkbank Çocuk Tiyatrosu'nun "Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!" oyunu, kış ve bahar sezonu boyunca yaptığı iki turne boyunca yaklaşık 34 bin çocuğa ulaşarak büyük bir başarıya imza attı.&nbsp;Başrolünde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3A4E38-69C971-E0E428-F6DFC8-721872-3C0BF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halkbank'ın toplumsal fayda odaklı çalışmaları kapsamında faaliyet gösteren Halkbank Çocuk Tiyatrosu'nun "Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!" oyunu, kış ve bahar sezonu boyunca yaptığı iki turne boyunca yaklaşık 34 bin çocuğa ulaşarak büyük bir başarıya imza attı.&nbsp;Başrolünde ünlü oyuncu Azra Akın'ın yer aldığı ve yönetmenliğini Hakkı Ergök'ün yaptığı oyun, erken yaşta kaynak yönetimi, tüketim ve çevre bilinci oluşturma hedefiyle yola çıktı. İlk turnesinin ardından Türkiye'nin farklı bölgelerini dolaşmaya devam eden oyun, 6-7 Haziran tarihlerinde Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapsamında gerçekleştirilen özel gösterimlerle ikinci turnesini de başarıyla tamamladı.Oyunda öğretmen karakterine hayat veren Azra Akın, turneler kapsamında Türkiye'nin birçok şehrinde çocuklarla buluştuklarını söyledi. Bu sayede okullarda bilinçli tüketim ve çevre bilinci konularına verilen önemi yakından görme fırsatı bulduklarını dile getiren Akın, "Biz de eğlenceli ve müzikli oyunumuzla bu konuların pekiştirilmesine katkı sağladık. Hem bu oyunları izlemiş çocuklar adına hem de ekibim adına Halkbank&#39;a çok teşekkür ediyorum. Bu yolculukta bizimle birlikte olması bizim için çok anlamlıydı." diye konuştu.&nbsp;6-12 yaş grubundaki çocuklara hitap eden "Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!" oyunu, Halkbank'ın sosyal sorumluluk yaklaşımı doğrultusunda kurgulandı. "Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür" temasıyla sergilenen 35 dakikalık interaktif oyunla kaynakları verimli kullanmanın önemi çocuklara günlük hayattan örneklerle aktarıldı. Gösterimlerin sonunda çocuklara armağan edilen kumbaralarla ise sahnede verilen mesajların kalıcı birer tasarruf alışkanlığına dönüşmesi hedeflendi.Halkbank, toplumsal fayda sağlayan sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında, çocukların gelişimini ve sanatsal etkinliklerle buluşmasını destekleyen projeleri hayata geçirmeye önümüzdeki dönemde de devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 08 Jun 2026 16:58:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aterballetto: müziğin ve dansın kusursuz uyum]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aterballetto-muzigin-ve-dansin-kusursuz-uyum-5787/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/aterballetto-muzigin-ve-dansin-kusursuz-uyum-5787/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_633C46-76DBF6-F8F5C7-F77080-A83D2B-6FA520.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />CCN/Aterballetto festivale, dünya çağdaş dans sahnesinin önde gelen koreograflarından Angelin Preljocaj, Crysal Pite, Iratxe Ansa ve Igor Bcovich imzası taşıyan üçlü bir programla konuk olmaya hazırlanıyor. Programın açılışında yer alan Mavi Rapsodi (Rhapsody in Blue), 2013'ten bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_633C46-76DBF6-F8F5C7-F77080-A83D2B-6FA520.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />CCN/Aterballetto festivale, dünya çağdaş dans sahnesinin önde gelen koreograflarından Angelin Preljocaj, Crysal Pite, Iratxe Ansa ve Igor Bcovich imzası taşıyan üçlü bir programla konuk olmaya hazırlanıyor. Programın açılışında yer alan Mavi Rapsodi (Rhapsody in Blue), 2013'ten bu yana ortak üretimleriyle özgün bir estetik dil geliştiren Iratxe Ansa ile Igor Bacovich'in koreografisiyle sahneye taşınacak. Ödüllü Fransız koreograf Angelin Preljocaj imzalı, Beethoven'ın Ayışığı Sonatı eşliğindeki Reconciliatio (Uzlaşma), dansın sözcüklerin ötesine geçen anlatım gücünü gözler önüne serecek. Gecenin finalini yapacak olan Kanadalı koreograf Crystal Pite'ın Solo Echo (Yalnız Yankı) adlı eseri ise, Brahms'ın iki viyolonsel sonatı ile Mark Strand'ın Kış için Dizeler şiirinden beslenerek kaybediş ve kabulleniş üzerine duyarlı, şiirsel ve çarpıcı bir anlatı kuracak. Program, ülkemizin iki genç yeteneği; viyolonselci Dorukhan Doruk ile piyanist Korkmaz Can Sağlam'ın Brahms ve Beethoven sonatlarına getirdiği güçlü yorumlarla bir müzik ve dans şölenine dönüşecek.İKSV'nin farklı disiplinlerdeki festivallerine 1984 yılından bu yana kesintisiz destek veren ENKA Vakfı'nın, 54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında gösteri sponsorluğunu üstlendiği CCN/Aterballetto'nun Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu'ndaki bu seçkin programı, 13 Haziran Cumartesi günü saat 20.00'de sanatseverlerle buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 10:58:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Modern dansın farklı sesleri festival sahnesinde yankılandı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/modern-dansin-farkli-sesleri-festival-sahnesinde-yankilandi-2682/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/modern-dansin-farkli-sesleri-festival-sahnesinde-yankilandi-2682/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_87E2B9-92E648-53AA2A-8B8E7E-6680E6-D57705.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir ortamda sessizlik olduğunda 'kız doğdu' denir bazen..."Doğumu hüzünle özdeşleştirilen tüm kadınlara ithafen sahnelenen "Kız Doğdu / III", altı kadın dansçının fiziksel sınırlarını uç noktalara taşıdığı performans, kadın bedeninin alışılmış temsillerinin ötesine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_87E2B9-92E648-53AA2A-8B8E7E-6680E6-D57705.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir ortamda sessizlik olduğunda 'kız doğdu' denir bazen..."Doğumu hüzünle özdeşleştirilen tüm kadınlara ithafen sahnelenen "Kız Doğdu / III", altı kadın dansçının fiziksel sınırlarını uç noktalara taşıdığı performans, kadın bedeninin alışılmış temsillerinin ötesine geçerek gücü, direnişi, dayanıklılığı ve dayanışmayı sahneye taşıdı.Eser boyunca izleyiciler, kadınların bireysel ve kolektif varoluşlarına dair güçlü bir anlatıya tanıklık etti. Hareketin dönüştürücü diliyle şekillenen performans, kadına yönelik toplumsal önyargılara, eşitsizliklere ve şiddete karşı güçlü bir duruş sergilerken; kadınların dayanışma içinde ürettikleri gücü görünür kıldı.Konsept ve koreografisi Aslı Öztürk'e, müziği Başak Günak, Kemal Yiğitcan, Utku Kara'ya (Ah! Kosmos); ışık tasarımı Kemal Yiğitcan ve Utku Kara'ya ait performansda dansçılar Ayyüce Uzunlular, Beste Demir, Ece Gül, Eylül Doğan, İlayda Kolaylı, Nil Saraçoğlu sahnedeydi.HİÇ KUŞ YOK&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve toplumsal duyarlılık temalarını ele alan modern dans eseri, izleyicilerle güçlü ve düşündürücü bir buluşma gerçekleştirdi.Eser, giderek artan şiddet vakalarının toplumda yarattığı yorgunluk ve duyarsızlaşma hissine dikkat çekerken, bu durumun bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini hareket dili aracılığıyla görünür kıldı. Sahnedeki anlatı, kayıpların ve korkunun sıradanlaşmasına karşı bir farkındalık çağrısı niteliği taşıdı.Dansçıların performanslarıyla şekillenen eser, karanlığın karşısına umudu, dayanışmayı ve birlikte hareket etmenin gücünü koydu. Bedenlerin ortak ritmi ve kolektif hareketleri, zorluklar karşısında bir arada kalabilmenin ve birbirine tutunabilmenin önemini vurguladı.Eserin konsept ve koreografisi Ferhat Güneş imzası taşırken, müzik konsepti, canlı ses performansı Özge Arslan tarafından gerçekleştirildi. Kostüm tasarımını Nilsu Baldan, metin tasarımını Murat Güneş üstlendi.Dansçılar; Anna Zasekes, Demet Aksular, Beril Şenöz, Destan Taştan, Gökçe Aksu, Gül Batırbaygil, Miray Bacı, Özge Arslan, Seçil Yenigün, Tuğçe Ceylan sahnedeydi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 09:25:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[La Traviata festival sahnesindeydi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/la-traviata-festival-sahnesindeydi-5458/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/la-traviata-festival-sahnesindeydi-5458/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_315A23-6E103A-454721-760315-8129D4-B2705D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atatürk Kültür Merkezi – Türk Telekom Opera Salonu'nda, sahnelenen "La Traviata", hem müziği hem de hikâyesinin derin trajedisi ve karakterlerinin unutulmazlığıyla, bir kez daha sanatseverlere sunuldu.Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu'nun sanatçıları arasında yer alan,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_315A23-6E103A-454721-760315-8129D4-B2705D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Atatürk Kültür Merkezi – Türk Telekom Opera Salonu'nda, sahnelenen "La Traviata", hem müziği hem de hikâyesinin derin trajedisi ve karakterlerinin unutulmazlığıyla, bir kez daha sanatseverlere sunuldu.Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu'nun sanatçıları arasında yer alan, Azerbaycan klasik müzik ve opera dünyasının uluslararası alanda tanınan başarılı isimleri; orkestra şefi Eyyub Guliyev, soprano İnara Babayeva gecede konuk sanatçı olarak yer aldı.Alexandre Dumas (oğul)'nun ölümsüz eseri "Kamelyalı Kadın"dan ilham alan Giuseppe Verdi'nin "La Traviata" operası, aşk ve fedakârlığın dokunaklı hikâyesini etkileyici müziğiyle buluşturarak opera tarihinin en sevilen ve en çok sahnelenen başyapıtlarından biri olarak izleyicileri büyülemeye devam ediyor.Francesco Maria Piave'nin yazdığı libretto, Alexandre Dumas&#39;nın (oğul) romanının özünü kusursuz bir şekilde sahneye taşımaktadır.&nbsp; Verdi'nin müziği, bu hikâyeye evrensel bir ruh kazandırırken; Violetta'nın melankolisi, Alfredo'nun tutkusu ve Germont ailesinin toplumsal baskıları, her biri ayrı ayrı, müzikal olarak canlandırılarak her notada ve her melodide, karakterlerin yaşadığı duygusal fırtınalar gözler önüne serilmektedir. La Traviata, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin toplumuna tutulan bir eleştiri aynasıdır. Paris'in eğlence dolu yüzeyinin altında, toplumsal tabular, kadınlara biçilen roller ve aşkın özgürleştirici gücü sorgulanmaktadır.&nbsp;İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı, Eyup Guliyev yönettiği, Recep Ayyılmaz'ın sahneye koyduğu ve dramaturjisini üstlendiği La Traviata'nın dekor tasarımı Çağda Çitkaya, kostüm tasarımı Gizem Betil, ışık tasarımı Yakup Çartık imzalı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu'nu Paolo Villa'nın yönettiği eserde koreografi Kürşat Kılıç'a ait.&nbsp;Temsilde rol dağılımı şöyleydi;Violetta Valéry: Inara Babayeva; Alfredo Germont: Mert Süngü; Giorgio Germont: Murat Güney; Flora Bervoix: Barbora F. Hitay; Gastone: Çağrı Köktekin; Barone Douphol: Burak Kul; Marchese d'Obigny: Erencan Karadi; Dottore Grenvil: Emre Güngör; Annina: Seda Taşpınar; Giuseppe: Anıl Önder; Commissionario: Berke Tükenmez; Alexandre Dumas (fils): Tuğrul Savaşcı; Giuseppe Verdi: Cem Cüneyt Çelik.6 Haziran'da bir kez daha seyirci ile buluşacak olan eserde; Violetta Valéry rolünde Evren Işık Yasemin; Alfredo Germont rolünde Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu'ndan konuk sanatçı Ramil Qasimov ve Giorgio Germont rolünde Caner Akgün sahnede olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 10:50:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğu'nun esintisi, Batı'nın notalarıyla sahnede hayat buldu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogunun-esintisi-batinin-notalariyla-sahnede-hayat-buldu-3808/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dogunun-esintisi-batinin-notalariyla-sahnede-hayat-buldu-3808/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16B390-AC8052-262C14-03F4F9-A181FC-01683F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası opera sahnelerinin seçkin isimlerinden Carolina Ullrich, "Suleika" Lied Akşamı'ndaki performansıyla büyük beğeni topladı. Sanatçı, güçlü vokal tekniği ve duyarlı yorumu ile programın edebi ve müzikal atmosferine etkileyici bir derinlik kazandırdı.Johann Wolfgang von&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16B390-AC8052-262C14-03F4F9-A181FC-01683F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası opera sahnelerinin seçkin isimlerinden Carolina Ullrich, "Suleika" Lied Akşamı'ndaki performansıyla büyük beğeni topladı. Sanatçı, güçlü vokal tekniği ve duyarlı yorumu ile programın edebi ve müzikal atmosferine etkileyici bir derinlik kazandırdı.Johann Wolfgang von Goethe'nin 1819 yılında yayımlanan ve dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında yer alan Batı-Doğu Divanından ilhamla hazırlanan konser, eserin en etkileyici figürlerinden biri olan Suleika karakterini müziğin diliyle yeniden yorumladı. Goethe'nin Doğu kültürüne ve şiir geleneğine duyduğu hayranlığın yansıması olarak ortaya çıkan Suleika, aynı zamanda şairin yaşamında önemli bir yere sahip olan Marianne von Willemer'in edebi bir yansıması olarak dinleyicilerin karşısına çıktı.Programda, Romantik dönemin önde gelen bestecileri Franz Schubert, Johannes Brahms, Robert Schumann, Hugo Wolf, Franz Schubert'in eserleri, Soprano Carolina Ullrich tarafından, Ahmet Sait Karabulut'un piyanosu eşliğinde seslendirildi.&nbsp;"Suleika" Lied Akşamı, Doğu'nun mistik esintilerini Batı müziğinin romantik tınılarıyla buluşturarak edebiyat ve müziğin evrensel dilinde şekillenen etkileyici bir kültürlerarası yolculuk sundu. Konser boyunca dinleyiciler, Goethe'nin Doğu ile Batı arasında kurduğu kültürel köprünün izlerini hem edebi hem de müzikal boyutlarıyla deneyimleme fırsatı buldu.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 09:32:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Kuğu Gölü" festival seyircisiyle buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kugu-golu-festival-seyircisiyle-bulustu-7865/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kugu-golu-festival-seyircisiyle-bulustu-7865/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1559FE-38EF8C-8B0EFE-8EB66A-634C69-4AC9E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir yüzyılı aşkın süredir dünyanın en sevilen klasik bale eseri olan "Kuğu Gölü", benzersiz bir virtüözlük içeren koreografisi ve Çaykovski'nin zamana yenik düşmeyen müziğinin aracılığıyla anlatılan destansı bir peri masalıdır. Prenses Odette'e aşık olan genç Prens Siegfried'in&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1559FE-38EF8C-8B0EFE-8EB66A-634C69-4AC9E7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bir yüzyılı aşkın süredir dünyanın en sevilen klasik bale eseri olan "Kuğu Gölü", benzersiz bir virtüözlük içeren koreografisi ve Çaykovski'nin zamana yenik düşmeyen müziğinin aracılığıyla anlatılan destansı bir peri masalıdır. Prenses Odette'e aşık olan genç Prens Siegfried'in hikâyesini konu alır. Kötü kalpli büyücü Baron von Rothbart, yaptığı büyüyle Odette ve arkadaşlarını kuğuya dönüştürür. Gündüzleri hep birlikte bir gölde yüzerek zaman geçirir ve sadece geceleri insan formuna geri dönerler. Yalnızca gerçek aşk bu büyüyü bozabilecektir ve Rothbart bunu engellemek için tüm gücünü kullanacaktır.&nbsp;&nbsp;Çaykovski'nin 1875-76 yıllarında bestelediği, dört perdeden oluşan "Kuğu Gölü" balesi dünyada ilk kez Julius Reisinger'in koreografisiyle Moskova'daki Bolşoy Tiyatrosu'nda sahnelendikten sonra, 15 Ocak 1895 tarihinde Marius Petipa ve Lev Ivanov'un özgün koreografisiyle St.Petersburg'daki Mariinsky Tiyatrosu'nda seyirciyle buluşmuştur. Bu yeni versiyon, büyük başarı kazanarak Kuğu Gölü'nü dünya bale repertuvarının en önemli yapıtlarından biri hâline getirmiştir. Özellikle "Beyaz Kuğu" (Odette) ve "Siyah Kuğu" (Odile) rollerinin zıtlığı, balenin en çarpıcı unsurlarındandır. Romantik ve dramatik unsurları bir araya getiren bu başyapıt, iyiyle kötünün çatışmasını, aşkın kurtarıcı gücünü ve kaderin değiştirilemez oluşunu gözler önüne sermektedir.&nbsp;&nbsp;Petipa ve Ivanov'un versiyonundan hareketle, Ricardo Amarante'nin koreografisiyle sahnelenen, Çaykovski'nin duygusal ve görkemli müziği eşliğinde izleyiciye unutulmaz anlar yaşatan eserde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı İbrahim Yazıcı yönetti. Eserin dekor Tasarımı Ferhat Karakaya, Kostüm Tasarımı Serdar Başbuğ, Işık Tasarımı Ahmet Defne imzalı.Odette- Odile rolünde; Sultan Erol, Prens Siegfried rolünde; İlhan Durgut, Rothbart rolünde; Mehmet Nuri Arkan, Benno rolünde; Yılmaz Berkay Günay, 2 Kız Arkadaş rolünde; Berin Günay ve Merve Erdier, Soytarı rolünde; Can Bezirganoğlu, Kraliçe rolünde; Şeyda Duran, Wolfgang rolünde; Alper Akalın, Eşlikçi rolünde; Alkış Peker sahnedeydi.Eser, festival kapsamında 10 Haziran'da bir kez daha seyirci ile buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 09:04:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Opera Studio" konser serisinin sezon finali, seyirci ile buluştu...]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-studio-konser-serisinin-sezon-finali-seyirci-ile-bulustu-2289/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-studio-konser-serisinin-sezon-finali-seyirci-ile-bulustu-2289/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9ABB8-F8C171-C2EC24-F815E7-C8F1C4-E3CEB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2025–2026 sanat sezonunda İstanbul Devlet Opera ve Balesi bünyesinde, Sedat – Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı iş birliğiyle Opera Studio İstanbul Projesi hayata geçirilmişti.Projede genç opera şarkıcıları; uluslararası düzeyde önemli kariyerlere sahip orkestra şefi, opera sanatçısı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9ABB8-F8C171-C2EC24-F815E7-C8F1C4-E3CEB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2025–2026 sanat sezonunda İstanbul Devlet Opera ve Balesi bünyesinde, Sedat – Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı iş birliğiyle Opera Studio İstanbul Projesi hayata geçirilmişti.Projede genç opera şarkıcıları; uluslararası düzeyde önemli kariyerlere sahip orkestra şefi, opera sanatçısı ve pedagoglar eşliğinde düzenlenen ustalık atölyelerinde repertuvar gelişimi, vokal tekniği, reji, dramaturji, kariyer yönetimi ve opera sanatının tarihsel stillerinin yorumlanması gibi konularda eğitim aldı. Genç yeteneklerin, sezon boyunca İDOB bünyesinde konserlerde ve opera eserlerinde sahneye de çıktığı Opera Studio İstanbul Projesi kapsamındaki yoğun ve ilham verici eğitim süreci, genç sanatçıların sahne üzerindeki gelişimlerini izleyiciyle buluşturan özel bir sezon finali konseriyle taçlandı.&nbsp;İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün'ün emekleri ve katkıları nedeni ile Prof. Güzin Gürel'e plaket sunduğu gecede; Ambroise Thomas, Gustave Charpentier, Léo Delibes, Georg Friedrich Händel, Gaetano Donizetti, Vincenzo Bellini, Giuseppe Verdi, Wolfgang Amadeus Mozart, Gioachino Rossini, Richard Wagner, Carl Orff ve Otto Nicolai bestecilerden eserler, genç sesler; Derin Akdeniz ,Sinem Güç, İpek Zehra Evre, İrem Büşra Bayır ,Efe Doğrukul, Erencan Karadi , Uğur Etiler, Arda Durgut,Talip Savranbaşı, T. Berke Tükenmez, piyanoda Gizem Dalkılıç eşliğinde seslendirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 09:23:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sınger 170. yıl sergisi, izmirlileri zaman yolculuğuna bekliyor…]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/singer-170-yil-sergisi-izmirlileri-zaman-yolculuguna-bekliyor-2135/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/singer-170-yil-sergisi-izmirlileri-zaman-yolculuguna-bekliyor-2135/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D50F6F-2F451F-924BFD-C713B6-9E93A3-C56C31.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />175. yılını geride bırakan markaya özel hazırlanan "Singer 170. Yıl Sergisi", 28 Temmuz tarihine kadar İzmir Sanat Kültür Fabrikası'nda ziyaretçilerini bekliyor.Singer'le Geçmişin İzleri İzmir'de Hayat Buluyor&hellip;"Singer 170. Yıl Sergisi", 1800'lü yıllardan bugüne uzanan yolculukta&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D50F6F-2F451F-924BFD-C713B6-9E93A3-C56C31.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />175. yılını geride bırakan markaya özel hazırlanan "Singer 170. Yıl Sergisi", 28 Temmuz tarihine kadar İzmir Sanat Kültür Fabrikası'nda ziyaretçilerini bekliyor.Singer'le Geçmişin İzleri İzmir'de Hayat Buluyor&hellip;"Singer 170. Yıl Sergisi", 1800'lü yıllardan bugüne uzanan yolculukta Singer'in farklı dönemlerini yansıtan, hem kullanım hem de kültür değeri yüksek nostaljik ürünleri ziyaretçilerle buluşturuyor. Yaklaşık 60 parçadan oluşan koleksiyonda, yalnızca dikiş makineleri değil; cep saatlerinden radyolara, vantilatörlerden gündelik yaşamın farklı alanlarına dokunan objelere kadar geniş bir seçki yer alıyor. Her biri kendi döneminin izlerini taşıyan bu özel parçalar, ziyaretçilere hem teknik gelişimi hem de yaşam kültüründeki değişimi bir arada deneyimleme fırsatı sunuyor.Zamansız Bir Marka Hikâyesi&hellip;Anadolu'nun farklı bölgelerinden derlenen bu koleksiyon, Singer'ın yıllar içinde nasıl bir yaşam markasına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Nostaljiyle bugünü bir araya getiren sergi, ziyaretçileri geçmişin detayları arasında keyifli bir keşfe davet ediyor. Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak, sergiyle ilgili düşüncelerini "170. yılımıza özel olarak hazırladığımız bu sergi ile yalnızca ürünlerimizi değil, aynı zamanda yıllar içinde hayatlara dokunan bir markanın hikâyesini de paylaşıyoruz. İzmir'de sanatseverlerle buluşacak bu seçkinin, ziyaretçiler için ilham verici bir deneyim olacağına inanıyoruz. Dikiş makinelerinden gündelik yaşamı tamamlayan çeşitli ürünlere kadar uzanan bu özel seçkiyi keşfetmek için tüm ziyaretçilerimizi sergimize bekliyoruz." sözleriyle ifade etti.&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 02 Jun 2026 14:48:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Altın Çağın Kadınları Konseri, Seyirci ile Buluştu…]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/altin-cagin-kadinlari-konseri-seyirci-ile-bulustu-4840/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/altin-cagin-kadinlari-konseri-seyirci-ile-bulustu-4840/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7577E-2CC160-24D49A-7B7784-2DD927-C66FB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tarih çoğu zaman kralların, savaşların ve imparatorlukların hikâyesi olarak anlatılsa da, uygarlıkların belleğinde kadınların sesi her zaman güçlü bir yer edinmiştir. Antik dünyanın altın çağlarında kadınlar, mitolojiden tragedyalara uzanan anlatılarda; aşkı, bilgeliği, direnci&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7577E-2CC160-24D49A-7B7784-2DD927-C66FB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tarih çoğu zaman kralların, savaşların ve imparatorlukların hikâyesi olarak anlatılsa da, uygarlıkların belleğinde kadınların sesi her zaman güçlü bir yer edinmiştir. Antik dünyanın altın çağlarında kadınlar, mitolojiden tragedyalara uzanan anlatılarda; aşkı, bilgeliği, direnci ve insan ruhunun en derin duygularını kuşaklar boyunca taşımayı sürdürmüştür.17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşan "Altın Çağın Kadınları" konseri, izleyicileri antik dünyanın büyüleyici atmosferinde etkileyici bir yolculuğa çıkardı. Konser repertuvarı, altın çağın kadın figürlerini kimi zaman bir tanrıçanın kudretiyle, kimi zaman bir âşığın kırılganlığıyla, kimi zaman da kaderine meydan okuyan bir kahramanın cesaretiyle sahneye taşıdı. Sanatseverlerin ilgiyle takip ettiği konser, festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri oldu.İstanbul Devlet Opera ve Balesi Oda Orkestrası'nı Şef Giulio Prandi'nin yönettiği konserde, klavsende Paolo Villa solistlere eşlik etti.Besteciler; George Frideric Handel, Antonio Vivaldi, Henry Purcell, Claudio Monteverdi, Christoph Willibald Gluck, Jean-Philippe Rameau'un eserleri solistler; Ceren Aydın, Esra Çetiner, Otilia İpek, Ayşe Şener ve Esen Demirci tarafından seslendirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 02 Jun 2026 11:34:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[7. İstanbul Bale Yarışması, sona erdi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/7-istanbul-bale-yarismasi-sona-erdi-3588/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/7-istanbul-bale-yarismasi-sona-erdi-3588/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_20DD4B-561C6B-52A04A-BC8E56-0F20F2-09538B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />28 Mayıs'da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde başlayan yarışma süreci, 1 Haziran 2026 akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda düzenlenen Gala Gecesi ve Ödül Töreni ile sona erdi.&nbsp;Profesyonel kariyerlerinin eşiğinde olan genç dansçılar, uluslararası&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_20DD4B-561C6B-52A04A-BC8E56-0F20F2-09538B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />28 Mayıs'da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde başlayan yarışma süreci, 1 Haziran 2026 akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda düzenlenen Gala Gecesi ve Ödül Töreni ile sona erdi.&nbsp;Profesyonel kariyerlerinin eşiğinde olan genç dansçılar, uluslararası deneyime sahip jüri üyelerinin değerlendirmeleri eşliğinde performanslarını sergilerken, aynı zamanda sanatsal gelişimlerine katkı sağlayacak önemli bir platformda yer aldılar. Yarışmaya katılmaya hak kazanan genç dansçılar; Büyük Kızlar, Büyük Erkekler, Küçük Kızlar ve Küçük Erkekler olmak üzere dört kategoride yarı final ve final aşamalarında yeteneklerini sergiledi.Bale sanatının uluslararası gelişimine katkı sunan yarışmada, klasik bale repertuvarı ve modern dans eserlerinden oluşan program, uluslararası arenada kendi dallarında büyük başarılar elde etmiş değerli jüri üyeleri tarafından değerlendirildi.Jüri Başkanlığını; Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müşaviri B. Tan Sağtürk üstlendi.Jüri Başkan Yardımcılıklarını ise Uluslararası Bale Yarışmaları Federasyonu (IFBC) Genel Müdürü, Rusya (1996) ve Polonya (1999) Onur Sanatçısı Sergey Usanov ile dans akademisyeni, profesör ve Seul Bale Topluluğu Sanat Yönetmeni Jae Keun Park yürüttü.Jüri üyeleri arasında Meriç Sümen (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı ve Devlet Opera ve Balesi (E.) Genel Müdürü), Özkan Arslan, Serhat Güdül, İlke Kodal, Marek Różycki (Berlin Devlet Bale Okulu Vekil Sanat Yönetmeni), Gulzhan Tutkibaeva (KazNTOP Bale Topluluğu Sanat Yönetmeni ve profesörü), Mihaela Vieru (Dance For You Magazine (Almanya) CEO ve Genel Müdürü)&nbsp; ile Joy Womack&nbsp; (Joy Womack Bale Topluluğu ve Joy Womack Bale Akademisi'nin kurucusu) yer aldı.&nbsp;Yarışma, Görkemli Bir Sanat Şöleni ile Sona ErdiAtatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Salonu'nda gerçekleştirilen Ödül Töreni ve Gala Gecesi, adeta bir yıldızlar geçidine sahne oldu.Gecede, yarışmanın öne çıkan genç dansçıları en başarılı performanslarını sergilerken, ödüller sahiplerini buldu.Dünya bale sahnesinin seçkin isimlerini aynı sahnede buluşturan gala gecesinde dünya sahnelerinin yıldızları Daniil Simkin'in yanı sıra, Macaristan Devlet Operası'nın baş dansçısı Tatyjana Melnyik, Hollanda Ulusal Balesi'nin baş dansçıları Anna Tsygankova ve Giorgi Potskhishvili ile Béjart Ballet Lausanne'ın baş dansçısı Efe Burak, izleyicilerle unutulmaz performanslarını paylaştı.Onur konukları Hollanda Ulusal Balesi Müdürü Ted Brandsen, Türkiye'nin ilk koreografı, baş dansçı, eğitmen ve sanat yöneticisi Sait Sökmen, Azerbaycan Halk Sanatçısı ve Bakü Koreografi Akademisi Rektör Yardımcısı Tarana Muradova'nın katılımıyla gece, uluslararası sanat dünyasının seçkin buluşmalarından biri haline geldi.Küçük Kızlar kategorisinde; Kore'den Seo Yun Lee 1., Türkiye'den Mey Ece Yenici&nbsp; &nbsp; ve Mavisu Tuğrul 2., Türkiye'den Derin Yazici ve Nehir Uslu 3.;&nbsp;Küçük Erkekler kategorisinde; Kore'den Dowon Byun 1., Türkiye'den Memduh Sumakiya 2., Türkiye'den Cinar Karçkay 3.;&nbsp;Büyük Kızlar kategorisinde; Kazakistan'dan Adiya Manabassova 1., Türkiye'den Doğa Su Aktaş ve Milina Fidan 2.,&nbsp; &nbsp;Japonya'dan Miharu Sugahara 3.,&nbsp;Büyük Erkekler kategorisinde; Rusya'dan Iskandar Anvarov 1., Japonya'dan Hideki Yasamuro 2.oldu. (3.'lük ödülü verilmedi)"Nilay Yeşiltepe" özel ödülü ise Türkiye'den Kuzey Bostancı'ya verildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 02 Jun 2026 08:38:16 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[6.İstanbul Dijital Sanat Festivali başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/6istanbul-dijital-sanat-festivali-basliyor-1246/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/6istanbul-dijital-sanat-festivali-basliyor-1246/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6BB12A-876335-8B19F6-A20C78-BB8D12-5C81D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalin öne çıkan işlerinden "Mental Garden", ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6BB12A-876335-8B19F6-A20C78-BB8D12-5C81D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Festivalin öne çıkan işlerinden "Mental Garden", ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor."SYMBIONT" ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak "ontolojik tamamlanma" fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor.Festival kapsamında yer alan "Neural Nectar", arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir "nektar" metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor."d.memo" adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier'ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. "Computational Compost" ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor.Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran "Seedlings", toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; "Planatorium" isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor.Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren "The Pond"; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan "T.A.H.I.R.A - 108"; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan "Array Afterglow"; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio'nun etkileyici performansı "SpaceTime Helix" de izleyicilerle buluşacak.Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital'in yeni eseri "Journey of Spice | 5 Sense VR Experience" olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu'nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören "Journey of Wheat" deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya'ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor.Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri "başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız" sorusuyla baş başa bırakırken; "The Rising Dusk" gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor.6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak.Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor.T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran'a kadar ziyarete açık olacak.Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 10:49:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Travis Scott yarın İzmir'de]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/travis-scott-yarin-izmirde-115/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/travis-scott-yarin-izmirde-115/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F9C8B7-A39194-ADA45A-7B8EEB-9C9290-7921ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hip-hop dünyasının en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen sanatçı, Kalt sahnesinde gerçekleştireceği dj performansla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.Gecenin heyecanı konserle sınırlı kalmayacak. Etkinliğin ardından düzenlenecek After Party'de Türk rap sahnesinin sevilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F9C8B7-A39194-ADA45A-7B8EEB-9C9290-7921ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hip-hop dünyasının en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen sanatçı, Kalt sahnesinde gerçekleştireceği dj performansla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.Gecenin heyecanı konserle sınırlı kalmayacak. Etkinliğin ardından düzenlenecek After Party'de Türk rap sahnesinin sevilen isimleri Çakal, Şam, Laçin ve Mavi sahne alarak geceyi rap müziğin enerjisiyle devam ettirecek.İzmir eğlence hayatının önemli duraklarından Kalt, bu özel gecede yerli ve yabancı müzik tutkunlarını bir araya getirecek.1 Haziran'da gerçekleşecek etkinliğin biletleri Bilet Gezegeni üzerinden satışta. Yoğun ilgi görmesi beklenen organizasyon için katılımcıların biletlerini erkenden temin etmeleri öneriliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 02:44:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanye West İstanbul'da]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kanye-west-istanbulda-3719/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kanye-west-istanbulda-3719/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_20096F-D80955-0E04F8-A65BDA-A81FB5-57E2E3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konser öncesi İstanbul'daki programı merak konusu olan Ye'nin şehirdeki rotası ise sır gibi saklanıyor. İstanbul'un tarihi ve önemli noktalarını ziyaret etmesi beklenen sanatçının hangi lokasyonlarda bulunacağına ilişkin detaylar paylaşılmadı.Konsere Ünlü Akını!30 Mayıs gecesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_20096F-D80955-0E04F8-A65BDA-A81FB5-57E2E3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konser öncesi İstanbul'daki programı merak konusu olan Ye'nin şehirdeki rotası ise sır gibi saklanıyor. İstanbul'un tarihi ve önemli noktalarını ziyaret etmesi beklenen sanatçının hangi lokasyonlarda bulunacağına ilişkin detaylar paylaşılmadı.Konsere Ünlü Akını!30 Mayıs gecesi gerçekleşecek organizasyon öncesinde şehirde yoğun bir davet trafiği de yaşanıyor. Başta A Milli Takım oyuncuları olmak üzere sanat, iş, spor ve cemiyet dünyasından yaklaşık 200 ünlü ismin bayram tatillerini yarıda keserek konsere katılması bekleniyor.&nbsp;Kanye West konseri için oluşan uluslararası ilgi, İstanbul'u adeta küresel bir festival destinasyonuna dönüştürdü. Rusya, Kazakistan, Birleşik Krallık, Almanya, ABD ve Polonya başta olmak üzere birçok ülkeden binlerce ziyaretçinin konser haftası boyunca İstanbul'a gelmesi beklenirken; şehirde müzik, eğlence, turizm ve sosyal yaşamın iç içe geçtiği büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Sporcular, sanatçılar, influencer'lar, iş insanları ve uluslararası konukların buluşacağı etkinlik kapsamında otellerden restoranlara, ulaşım ağlarından gece hayatına kadar İstanbul genelinde yoğun bir festival atmosferi oluşması öngörülüyor.120 bin kişilik katılımla rekor kırması beklenen organizasyon için İstanbul'da geri sayım hızlanırken, şehir yalnızca bir konser gecesine değil; tüm güne yayılacak dev bir festival atmosferine hazırlanıyor. Öğle saatlerinde başlayacak Before Party, DJ performansları, özel deneyim alanları, sahne sürprizleri ve farklı etkinlik kurgularıyla konser öncesinde festival atmosferini başlatacak. Konser sonrası gerçekleşecek After Party ile birlikte etkinlik gece boyunca devam edecek.&nbsp;Yüzlerce kişilik teknik ekip, dev LED sahne sistemleri, özel ışık ve ses tasarımı, geniş backstage operasyonu ve uluslararası standartlardaki prodüksiyon hazırlıklarıyla Kanye West konseri, Avrupa'nın bu yaz gerçekleşecek en büyük organizasyonu olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 30 May 2026 12:20:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Haziran'da şehrin sahnesi yine Fişekhane]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/haziranda-sehrin-sahnesi-yine-fisekhane-1311/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/haziranda-sehrin-sahnesi-yine-fisekhane-1311/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D854B1-7DBD16-945CF0-3765E4-06707E-CAA0A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Fişekhane Ana Sahne'de gerçekleşecek programda, Ahmet Sami Özbudak imzalı "Şebbaz" ve "Meçhul Paşa", Aylin Balboa'nın eserinden uyarlanan "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" ile Molière'in klasikleşen oyunu "Cimri" tiyatroseverlerle buluşuyor.Mizah, Hiciv ve Politik AnlatılarFişekhane Haziran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D854B1-7DBD16-945CF0-3765E4-06707E-CAA0A8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Fişekhane Ana Sahne'de gerçekleşecek programda, Ahmet Sami Özbudak imzalı "Şebbaz" ve "Meçhul Paşa", Aylin Balboa'nın eserinden uyarlanan "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" ile Molière'in klasikleşen oyunu "Cimri" tiyatroseverlerle buluşuyor.Mizah, Hiciv ve Politik AnlatılarFişekhane Haziran programı, mizahı güçlü bir sahne diliyle buluşturan yapımlarla başlıyor. 10 Haziran Çarşamba saat 20.30'da sahnelenecek "Şebbaz", Ahmet Sami Özbudak'ın kaleminden çıkıyor. Emrah Eren'in yönettiği oyunda Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu ve Aytek Önal rol alıyor. "Bize Bu Oyunu Kim Oynadı?" alt başlığıyla sahneye taşınan yapım, oyun içinde oyun fikri üzerinden izleyiciyi mizah, tempo ve sürprizlerle örülü bir anlatıya davet ediyor.15 Haziran Pazartesi saat 20.30'da sahnelenecek "Meçhul Paşa" ise Türkiye'nin politik mizah geleneğine sahneden bakan güçlü bir yapım olarak öne çıkıyor. Ahmet Sami Özbudak'ın yazdığı, Emrah Eren'in yönettiği oyunda Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu ve Bülent Çolak rol alıyor. Markopaşa geleneğinden ilham alan oyun; hiciv, tarih ve ortaoyunu estetiğini bir araya getirerek izleyiciye tempolu bir sahne deneyimi sunuyor.Edebiyattan Sahneye Güçlü Bir Kadın Anlatısı12 Haziran Cuma saat 20.30'da izleyiciyle buluşacak "Bu Hikaye Senden Uzun Osman", Aylin Balboa'nın sevilen eserinden sahneye uyarlanıyor. Salih Usta'nın yönettiği, Şenay Gürler'in sahne aldığı oyun; ayrılık, yüzleşme, içsel dönüşüm ve kişisel hafıza ekseninde ilerleyen tek kişilik etkileyici bir anlatı kuruyor. Osman'a yazılan mektuplar üzerinden şekillenen yapım, izleyiciyi hem tanıdık hem de güçlü bir duygusal yolculuğa çıkarıyor.Klasik Komedinin Çağdaş YorumuHaziran programının dikkat çeken yapımlarından "Cimri", 25 Haziran Perşembe saat 20.30'da tiyatroseverlerle buluşacak. Molière'in klasikleşmiş eserinden uyarlanan, Tansu Biçer'in yönettiği Semaver Kumpanya yapımı oyunda Serkan Keskin, Canan Ergüder, Ahmet Kaynak, Mertcan Ertürk, Metin Alpargun, Tuğçe Semiz, Ekremcan Arslandağ, Saniye Samra, Onur Şenol ve Muhammed Türkoğlu rol alıyor. Harpagon karakteri üzerinden para, aile ilişkileri ve insan doğasına dair keskin bir komedi sunan oyun, klasik metni çağdaş bir yorumla sahneye taşıyor.Çocuklara Özel Haziran ProgramıFişekhane, Haziran ayında yetişkinlere yönelik tiyatro programının yanı sıra çocuk izleyiciler için de renkli ve eğlenceli sahne deneyimleri sunuyor. Fişekhane İkinci Sahne'de sahnelenecek müzikal çocuk oyunları, hayal gücünü besleyen hikâyeleri, hareketli anlatımı ve eğlenceli karakterleriyle çocukları tiyatronun büyülü dünyasıyla buluşturacak.7 Haziran Pazar saat 12.00'de Fişekhane İkinci Sahne'de sahnelenecek "Çılgın Profesör", çeşitli icatlar yapan çılgın profesörün zaman makinesi etrafında gelişen eğlenceli bir müzikal çocuk oyunu olarak izleyiciyle buluşacak. Murat Altınok'un yazıp yönettiği Altınok Çocuk Tiyatrosu yapımında Murat Altınok, Hatice İrkin, Metehan Dönmez, İrem İner, Hazal Büşra Güneş, Zeynep Yağmur Uzşen ve Elif Petek Kızmaz rol alıyor.14 Haziran Pazar saat 12.00'de sahnelenecek "Oyuncak Hikayesi" ise Clara'nın oyuncaklar ülkesine uzanan sihirli yolculuğunu sahneye taşıyan 60 dakikalık, tek perdelik bir müzikal çocuk oyunu. Murat Altınok'un yazıp yönettiği oyunda Murat Altınok, Hazal Güneş, Fatih Ermiş, Hatice İrkin, Metehan Dönmez, Yunus Emre Alkın ve İrem İner rol alıyor.ÖZAKKSEV ile Nitelikli Kültür Sanat ProgramıFişekhane'nin sahne programları, Özak Global Holding'in, geçmişin değerlerini geleceğin başarı ve ilham öyküleriyle buluşturma vizyonu doğrultusunda faaliyet gösteren Özak Kültür Sanat Eğitim Vakfı (ÖZAKKSEV) vizyonuyla hayata geçiriliyor. Farklı disiplinlerden üretimleri bir araya getiren bu program, her yaştan izleyiciye ulaşan sürdürülebilir ve nitelikli bir kültür sanat platformu oluşturmayı amaçlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 30 May 2026 12:14:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesi çalışanlarından bahar konseri]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eskisehir-sehir-hastanesi-calisanlarindan-bahar-konseri-4065/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/eskisehir-sehir-hastanesi-calisanlarindan-bahar-konseri-4065/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF95B7-346DD9-A2CB8C-04E599-21CC8C-F453ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eskişehir Şehir Hastanesi bünyesinde bu yıl kurulan ve hastane çalışanlarından oluşan 60 kişilik Türk Halk Müziği Topluluğu, ikinci konserini 4 Haziran Perşembe günü Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Opera binasında verecek. Hastanenin hizmete girişinin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FF95B7-346DD9-A2CB8C-04E599-21CC8C-F453ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eskişehir Şehir Hastanesi bünyesinde bu yıl kurulan ve hastane çalışanlarından oluşan 60 kişilik Türk Halk Müziği Topluluğu, ikinci konserini 4 Haziran Perşembe günü Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Opera binasında verecek. Hastanenin hizmete girişinin 8. yılı kapsamında gerçekleştirilecek konser, halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek.Akfen İnşaat tarafından Kamu-Özel İşbirliği (PPP) modeliyle yapımının tamamlanmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından hizmete alınan Eskişehir Şehir Hastanesi, geride bıraktığı 7 yılda yalnızca sağlık hizmetleriyle değil; sosyal, kültürel ve insana dokunan çalışmalarıyla da Eskişehir'in önemli merkezlerinden biri haline geldi.Bu yaklaşımın bir yansıması olarak bu yıl kurulan ve tamamı hastane çalışanlarından oluşan Eskişehir Şehir Hastanesi Türk Halk Müziği Topluluğu da kısa süre içerisinde gerçekleştirdiği çalışmaların ardından ikinci konseriyle yeniden sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Şef Muharrem Atabay yönetimindeki 60 kişilik topluluk, bahar konserinde dinleyicilerle buluşacak.Yoğun çalışma temposu içerisinde sanatı ortak bir buluşma noktası haline getiren hastanenin tüm çalışanları, konser aracılığıyla hem kurum içi dayanışmayı güçlendirmeyi hem de Eskişehirlilerle kültürel bir paylaşım ortamı oluşturmayı hedefliyor.Eskişehir Şehir Hastanesi'nin sağlık hizmetlerinin yanı sıra sosyal yaşamı destekleyen yaklaşımının bir parçası olarak hayata geçirilen konser, 4 Haziran Perşembe günü saat 20.00'de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı (Opera Binası)'nda gerçekleştirilecek.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 13:57:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Anadolu Arabaları Müzesi bayramda ziyaretçilerini bekliy]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/anadolu-arabalari-muzesi-bayramda-ziyaretcilerini-bekliy-8895/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/anadolu-arabalari-muzesi-bayramda-ziyaretcilerini-bekliy-8895/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FC7230-ABE6B4-13DE44-2CFF39-323D09-761798.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2002 yılından bu yana sanat, tarih ve otomotiv meraklılarını ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ve Sanat Galerisi, Anadolu'da ulaşımın tarihsel gelişimini yansıtan koleksiyonu, özgün mimarisi ve interaktif alanlarıyla dikkat çekiyor. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FC7230-ABE6B4-13DE44-2CFF39-323D09-761798.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2002 yılından bu yana sanat, tarih ve otomotiv meraklılarını ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ve Sanat Galerisi, Anadolu'da ulaşımın tarihsel gelişimini yansıtan koleksiyonu, özgün mimarisi ve interaktif alanlarıyla dikkat çekiyor. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, ailelerin, çocukların ve sanat severlerin bayram programlarında öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda ziyaretçiler, Kurban Bayramı'nda arife dahil dört gün boyunca müze aracılığıyla geçmişin izlerini keşfederken, aynı zamanda keyifli ve öğretici bir deneyim yaşama şansına sahip olabilecekler.Anadolu'nun binlerce yıllık otomobil kültürünü, Türkiye otomotiv sanayisinin gelişim hikayesiyle buluşturan müze, Bursalıların olduğu kadar şehir dışından gelen ziyaretçiler için de önemli bir cazibe merkezi.&nbsp;Tarih sanat ve doğanın birleşme noktasıTarih, sanat ve doğanın birleşme noktası olan müze kompleksi içinde Mancınıkhane, Kozaklık, 15. yüzyıldan kalma Umurbey Hamamı bulunuyor. Restore edilen Umurbey Hamamı, günümüzde Tofaş Sanat Galerisi olarak dönemsel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzede halihazırda "Kantarın Topuzu: Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri" sergisi ziyaret edilerek, terazi ve kantarların, mutfaktan ticaret hayatına, ekonomiden bilime ve kültürel yaşama kadar bıraktığı izlere tanıklık edilebiliyor.Ziyaretçiler, doğayla iç içe tarihi bir atmosfer sunan Fayton Kafe'de keyifli bir mola verebiliyor ya da müze bahçesindeki 382 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık kara dut ağacı ve yüzlerce bitki türünü yakından görme fırsatını yakalayabiliyor.Pazartesi günleri hariç haftanın altı günü ücretsiz olarak ziyaret edilebilen müzenin, cep telefonlarına indirilebilen "Tofaş Müzesi" mobil uygulaması sayesinde de hem yetişkinler hem de çocuklar, sesli rehber eşliğinde müzeyi daha da etkili ve teknolojik bir şekilde deneyimliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 May 2026 11:15:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ressam Meltem Kalafat'tan içsel dönüşüm temalı sergi]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ressam-meltem-kalafattan-icsel-donusum-temali-sergi-3902/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/ressam-meltem-kalafattan-icsel-donusum-temali-sergi-3902/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4CC449-C8627E-7E5AF3-0B1BC5-DB8398-371AFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Kırıldığın Yerden Yeniden Doğmak" temasıyla&nbsp; şekillenen sergi; insanın kırılmaları, yeniden ayağa kalkışı ve özünü hatırlama sürecini sanat diliyle anlatıyor. Moda disiplininden gelen estetik bakışını resim, doku ve karma tekniklerle izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4CC449-C8627E-7E5AF3-0B1BC5-DB8398-371AFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />"Kırıldığın Yerden Yeniden Doğmak" temasıyla&nbsp; şekillenen sergi; insanın kırılmaları, yeniden ayağa kalkışı ve özünü hatırlama sürecini sanat diliyle anlatıyor. Moda disiplininden gelen estetik bakışını resim, doku ve karma tekniklerle izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil; aynı zamanda kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa davet ediyor.&nbsp; &nbsp;Ressam Meltem Kalafat, "Sergimin adı &#39;Uyanış&#39;. Bence insan en çok kendine uyanıyor. Hayat bazen seni otomatik yaşatıyor; rollerin, korkuların, alışkanlıkların içinde kayboluyorsun. Sonra bir şey oluyor ve artık eski halin gibi devam edemiyorsun.Eserlerdeki karanlık ve ışık dengesi bilinçli bir seçim. Çünkü insan sadece aydınlıktan oluşmuyorİçimizde bastırılmış yerler de var, parlayan taraflarımız da. İnsanlar eserlerimde hep kendinden bir parça görmesini isterim.Eserlerimin çoğunda güçlü hikayeler var ama &#39;Sustum&#39; biraz daha farklı bir yerde duruyor.Çünkü bazı duyguların hikayesi olmaz, ağırlığı olur.&nbsp;Sergi Haziran ayı boyunca Arnavutköy Kireç Gediği sokakta Meltem Kalafat Art da gezilebilir.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 May 2026 11:14:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bale Yarışması,  bu yıl 7. kez sanatseverlerle buluşuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bale-yarismasi-bu-yil-7-kez-sanatseverlerle-bulusuyor-9561/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bale-yarismasi-bu-yil-7-kez-sanatseverlerle-bulusuyor-9561/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_499ED1-0F9ED9-B56D29-0D984B-34333E-5B5CC5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />7.İstanbul Uluslararası Bale Yarışması, 27 Mayıs Çarşamba günü, yarışmacı adaylarının İstanbul'a gelişi ve Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde yapılacak bir bilgilendirme ve tanışma toplantısı ile başlayacak.&nbsp;&nbsp;Genç Dansçılar Uluslararası Sahnede Yeteneklerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_499ED1-0F9ED9-B56D29-0D984B-34333E-5B5CC5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />7.İstanbul Uluslararası Bale Yarışması, 27 Mayıs Çarşamba günü, yarışmacı adaylarının İstanbul'a gelişi ve Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde yapılacak bir bilgilendirme ve tanışma toplantısı ile başlayacak.&nbsp;&nbsp;Genç Dansçılar Uluslararası Sahnede Yeteneklerini SergileyecekProfesyonel kariyerlerinin eşiğinde olan genç dansçılar, uluslararası deneyime sahip jüri üyelerinin değerlendirmeleri eşliğinde performanslarını sergilerken, aynı zamanda sanatsal gelişimlerine katkı sağlayacak önemli bir platformda yer alacak. Yarışmaya katılmaya hak kazanan genç dansçılar; Büyük Kızlar, Büyük Erkekler, Küçük Kızlar ve Küçük Erkekler olmak üzere dört kategoride yarı final ve final aşamalarında yeteneklerini sergileyecek.28 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilecek Küçükler Yarı Finali ile 29 Mayıs Cuma günü düzenlenecek Büyükler Yarı Finali, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde halka açık olarak ücretsiz izlenebilecek.30 Mayıs'ta gerçekleştirilecek finaller ile devam edecek yarışma, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi'nde sanatseverlerle buluşacak. Yarışma, 1 Haziran 2026 akşamı saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda düzenlenecek Gala Gecesi ve Ödül Töreni ile sona erecek.&nbsp;Dünya Çapında Jüri Kadrosu, Genç Dansçıları DeğerlendirecekBale sanatının uluslararası gelişimine katkı sunan yarışmada, klasik bale repertuvarı ve modern dans eserlerinden oluşan program, uluslararası arenada kendi dallarında büyük başarılar elde etmiş değerli jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek.Jüri Başkanlığını; Uluslararası Bale Yarışmaları Federasyonu (IFBC) Başkan Yardımcısı B. Tan Sağtürk üstlenecek.Jüri Başkan Yardımcılıklarını ise Uluslararası Bale Yarışmaları Federasyonu (IFBC) Genel Müdürü, Rusya (1996) ve Polonya (1999) Onur Sanatçısı Sergey Usanov ile dans akademisyeni, profesör ve Seul Bale Topluluğu Sanat Yönetmeni Jae Keun Park yürütecek.&nbsp;&nbsp;Jüri üyeleri arasında Meriç Sümen (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı ve Devlet Opera ve Balesi (E.) Genel Müdürü), Özkan Arslan, Serhat Güdül, İlke Kodal, Marek Różycki (Berlin Devlet Bale Okulu Vekil Sanat Yönetmeni), Gulzhan Tutkibaeva (KazNTOP Bale Topluluğu Sanat Yönetmeni ve profesörü), Mihaela Vieru (Dance For You Magazine (Almanya) CEO ve Genel Müdürü)&nbsp; ile Joy Womack&nbsp; (Joy Womack Bale Topluluğu ve Joy Womack Bale Akademisi'nin kurucusu) yer almaktadır. Alanlarında uluslararası saygınlığa sahip isimlerden oluşan güçlü jüri kadrosu, dünyanın dört bir yanından gelen genç dansçıların performanslarını değerlendirerek onların uluslararası kariyer yolculuklarına önemli katkılar sunacaktır.&nbsp;"Ödül Töreni ve Gala Gecesi" Görkemli Bir Sanat Şölenine Dönüşecek1 Haziran Pazartesi günü saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Salonu'nda gerçekleştirilecek Ödül Töreni ve Gala Gecesi, adeta bir yıldızlar geçidine sahne olacak. Gecede, yarışmanın öne çıkan genç dansçıları en başarılı performanslarını sergilerken, ödüller sahiplerini bulacak.Bale Yarışması Ödül Töreni ve Gala Gecesi, yalnızca bir ödül töreni olmanın ötesinde, dünya bale sahnesinin seçkin isimlerini aynı sahnede buluşturacak özel bir gala gecesine dönüşecek. Dünya sahnelerinin yıldızları Daniil Simkin'in yanı sıra, Macaristan Devlet Operası'nın baş dansçısı Tatyjana Melnyik, Hollanda Ulusal Balesi'nin baş dansçıları Anna Tsygankova ve Giorgi Potskhishvili ile Béjart Ballet Lausanne'ın baş dansçısı Efe Burak, izleyicilerle unutulmaz performanslarını paylaşacak.Onur konukları Hollanda Ulusal Balesi Müdürü Ted Brandsen, Türkiye'nin ilk koreografı, baş dansçı, eğitmen ve sanat yöneticisi Sait Sökmen, Azerbaycan Halk Sanatçısı ve Bakü Koreografi Akademisi Rektör Yardımcısı Tarana Muradova'nın katılımıyla gece, uluslararası sanat dünyasının seçkin buluşmalarından biri haline gelecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 25 May 2026 10:29:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Teoman narsist bir karakter"]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/teoman-narsist-bir-karakter-8359/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/teoman-narsist-bir-karakter-8359/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_569A08-7607F1-62992F-A9DB28-6FE60A-2F6D80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Adrenali yüksek bir işin içinde olduklarını söyleyen Ata Yaşat, ekip arkadaşlarıyla güçlü bir uyum yakaladıklarını belirtti. Oyuncu kadrosuyla çalışmaktan büyük keyif aldığını söyleyen Yaşat, "Arkadaşlarımı çok seviyorum. Çekimler çok keyifliydi" dedi."TEOMAN KENDİNİ&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_569A08-7607F1-62992F-A9DB28-6FE60A-2F6D80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Adrenali yüksek bir işin içinde olduklarını söyleyen Ata Yaşat, ekip arkadaşlarıyla güçlü bir uyum yakaladıklarını belirtti. Oyuncu kadrosuyla çalışmaktan büyük keyif aldığını söyleyen Yaşat, "Arkadaşlarımı çok seviyorum. Çekimler çok keyifliydi" dedi."TEOMAN KENDİNİ BODRUM'UN SAHİBİ SANAN BİRİ"Canlandırdığı Teoman karakteri hakkında da konuşan Ata Yaşat, karakterin narsist ve eğlenceli yönlerine dikkat çekti. Genç oyuncu, "Teoman narsist bir karakter, kendini seviyor. Ailesi tarafından zorluk yaşamamış biri. Kendini Bodrum'un sahibi gibi görüyor. Eğlenceli yönleri de var kötü tarafları da&hellip;" dedi."OYNAMASI ÇOK EĞLENCELİ BİR KARAKTER"Karakterini çok sevdiğini ve Teoman ile ortak yönleri olduğunu da dile getiren oyuncu şöyle konuştu: Teoman bir şeyleri yaparken çok eğleniyor, ben de öyleyim. Oynaması çok eğlenceli bir karakter."DAHA 17 YAZ ENERJİSİYLE GELİYOR"İzleyicileri yüksek enerjili bir hikâyenin beklediğini söyleyen Ata Yaşat, dizinin özellikle gençlik heyecanını yansıtacağını söyledi. Yaşat, "Yüksek bir enerji var ve bu seyirciyi yakalayacaktır. Herkes işine çok odaklı. Dizimiz yaz enerjisiyle dolup taşacak. Daha 17 bomba gibi geliyor" dedi.İLK BÖLÜM 31 MAYIS PAZAR&nbsp;Yapımcılığını Yaşar İrvül ve Efe İrvül'ün üstlendiği Pastel Film imzalı "Daha 17", güçlü senaryosu ve etkileyici atmosferiyle 31 Mayıs Pazar akşamı ilk bölümüyle Kanal D ekranlarında izleyiciyle buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 24 May 2026 10:27:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Defileden söyleşiye, gastronomiden dinletiye]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/defileden-soylesiye-gastronomiden-dinletiye-4592/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/defileden-soylesiye-gastronomiden-dinletiye-4592/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7BC958-4FA9BD-D4E2C8-C369F2-E699AC-F2FC6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla; Kırklareli Valiliği, Kırklareli Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğinde düzenlenen Yaşayan Miras Şöleni ile 32. Uluslararası Kırklareli Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Festivali, bu yıl ilk kez aynı çatı altında gerçekleştiriliyor.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7BC958-4FA9BD-D4E2C8-C369F2-E699AC-F2FC6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla; Kırklareli Valiliği, Kırklareli Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğinde düzenlenen Yaşayan Miras Şöleni ile 32. Uluslararası Kırklareli Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Festivali, bu yıl ilk kez aynı çatı altında gerçekleştiriliyor. Kırklarelililerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikler ikinci gününde kenti kültür ve sanatla buluşturmaya devam etti.150 Usta, 30 Şehir, Tek BuluşmaBu yıl Kırklareli, Türkiye'nin dört bir yanından gelen ustaların buluşma noktası oldu. Toplam 30 farklı şehirden gelen 94 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısının katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı Şölen boyunca şehrin farklı noktalarında kültürel miras yaşatılıyor.İstasyon Caddesi boyunca kurulan 45 geleneksel el sanatları standı ve 23 dokuma standının yanı sıra Türk süsleme sanatları ve geleneksel el sanatlarının ülke çapında geliştirilmesinde ayrıca emeği olan somut olmayan kültürel miras taşıyıcılarının yer aldığı Köy Pazarı'ndaki 10 stant ile toplamda geleneksel el sanatlarından 83, Türk süsleme sanatlarından 5, geleneksel Türk tiyatrosundan 5 olmak üzere 93'ü somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı toplamda 150'ye yakın sanatçı yer alıyor. Tezhipten minyatüre, dokumadan mücevher sadekârlığına uzanan geniş bir yelpazede kültürel miras unsurları ziyaretçilerle buluşurken, her bir stant; bir ustalığın, bir geleneğin ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir hikâyenin temsilcisi oluyor.Etkinliklerin ikinci gününde Kırklareli Valisi Uğur Turan, Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut ve Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Daire Başkanı Pervin Oymak etkinlik ve stand alanlarını gezerek katılan sanatçılara katılım belgelerini sundu.Sanat, Üretim ve Deneyim Aynı ÇatıdaFestival boyunca ziyaretçiler sadece izleyici değil, aynı zamanda deneyimin bir parçası oluyor. Sabahattin Ali etkinlik sahnesinde Hat ve ebru sanatının duayen ismi Yaşayan İnsan Hazinesi Fuat Başar söyleşisiyle sanatseverlerle buluştu. Ali Tunaboylu Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nin hazırladığı "Geleneksel Dokumalardan Kıyafetler" defilesi geçmişin estetiğini sahneye taşıdı. Mozaik sanatçısı Menel Hüzmeli'nin "Trakya'nın Rüyası" sergisi ilk kez Kırklareli'nde sanatseverlerle buluşurken, "Biz Ebru Atölyesi" de ebru sergisiyle festivale renk kattı. İstasyon Caddesi Dokuma Stantları alanında gerçekleşen Şahin Atabay &amp; Dr. Evrim Kaşıkçı müzik dinletisinde söylenen türkülere dinleyicilerde eşlik etti. İlmek İlmek Poyralı Dokuması Mirası söyleşisinde ise Prof. Dr. Feriha Akpınarlı Poyralı dokuması üzerine kültürel hafızaya ışık tuttu.Gastronomi ve Yaşayan Mutfak DeneyimiKırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesi iş birliğiyle Eski 288 Restoranda oluşturulan gastronomi alanında, ünlü şef Öğr. Gör Asuman Kerkez koordinasyonunda Öğr. Gör. Raşit BAKAN ile gerçekleştirilen sunum ve tadım etkinlikleri ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Türk Mutfağı Haftası Etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda izleyiciler coğrafi işaretli Kırklareli peynirleri ve hardaliyenin köklü yolculuğunu deneyimleme fırsatı buldu.Çocuklar mutlu, şehir mutlu&nbsp;Tren Garı arkasında kurulan geleneksel çocuk oyun alanında; Karagöz ve kukla gösterileri, seksek, mangala, topaç gibi geleneksel oyunlar çocuklarla buluşma devam ediyor. Çocuklara yönelik hazırlanan 8 farklı stantta geleneksel çocuk oyun atölyelerinin yanısıra, çömlek, ahşap oyuncak yapımı atölyeleri ve Sabahattin Ali Etkinlik Sahnesinde gerçekleşen Yasemin Dikmen'in cam geri dönüşüm atölyesi de çocuklara kültürel mirası eğlenceli bir deneyimle sundu. Sabahattin Ali Sokağı'nda kurulan alternatif sahnede kukla ve karagöz gösterileri de minik ziyaretçileri ağırladı.Dört Gün Boyunca Kesintisiz Kültür ve Sanat&nbsp;Kırklareli dört gün boyunca; kortej yürüyüşlerinden Kakava ateşine, el sanatları stantlarından çocuk atölyelerine, sergilerden söyleşilere kadar geniş bir etkinlik yelpazesine ev sahipliği yapıyor. Millet Bahçesi'nde kurulan ana sahnede: 22 Mayıs Cuma Ekin Uzunlar, 23 Mayıs Cumartesi akşamı Demet Akalın ücretsiz halk konserleriyle eğlence coşkusu zirveye taşınacak.Kültürel Miras ve Gelecek VizyonuKültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla gerçekleştirilen Yaşayan Miras Şöleni; geleneksel sanatları desteklemeyi, sanatçıları görünür kılmayı ve bu eşsiz mirası gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor. Kırklareli'nde bir hafıza, bir kültür ve bir gelenek yeniden hayat buluyor. Bu büyük buluşma; yerel turizmi canlandıran, şehirlerin kültürel kimliğini güçlendiren ve Türkiye'nin kültürel zenginliğini görünür kılan güçlü bir kültürel platform olarak dikkat çekiyor. Kakava ateşinin etrafında birleşen bu büyük buluşma, geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir kültür yolculuğuna dönüşüyor. Tek çatı altında buluşan etkinlikler yalnızca bir festival değil; birlikte yaşamanın, paylaşmanın ve kültürel sürekliliğin güçlü bir temsili olarak öne çıkıyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 24 May 2026 10:25:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'nin ilk robot tiyatrosu perdelerini açıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-ilk-robot-tiyatrosu-perdelerini-aciyor-1546/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-ilk-robot-tiyatrosu-perdelerini-aciyor-1546/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_645D99-01B1AC-EA8462-8A4296-7C9BA8-DE9F69.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dr. Nabat Garakhanova'nun kaleme aldığı "Neci'nin Diji Maceraları-3"; gerçek robotlar, canlı video art uygulamaları, hareket yakalama teknolojisi ve yapay zeka destekli etkileşim sistemlerini sahneye taşıyor.Mezo Group ve CEO Event ortaklığıyla hayata geçirilen, Türkiye'nin ilk robot&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_645D99-01B1AC-EA8462-8A4296-7C9BA8-DE9F69.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dr. Nabat Garakhanova'nun kaleme aldığı "Neci'nin Diji Maceraları-3"; gerçek robotlar, canlı video art uygulamaları, hareket yakalama teknolojisi ve yapay zeka destekli etkileşim sistemlerini sahneye taşıyor.Mezo Group ve CEO Event ortaklığıyla hayata geçirilen, Türkiye'nin ilk robot tiyatrosu, 7 Haziran'da Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek lansmanla perdelerini açacak. Teknolojiyle büyüyen iki arkadaş Neci ve Meci'nin robot arkadaşlarıyla yapay zekâ, dijital sanat, çevre bilinci, geri dönüşüm ve gerçek dostluk üzerine çıktıkları eğitici ve fantastik bir yolculuğu anlatan bu sıra dışı gösteri, çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici bir dünyanın kapılarını aralayacak.Teknoloji ve tiyatro aynı sahnede&nbsp;Neci ve Meci'ye sahnede robot arkadaşları Mini Ada ile yapay zeka Diji Misha eşlik ederken, çocuklar da yalnızca seyirci değil, hikayenin interaktif bir parçasına dönüşecek.Kod kırma görevleri, danslar ve interaktif oyunlarla desteklenen müzikal oyun; çocuklara eğlenirken teknolojiyle yaratıcı bir bağ kurma deneyimi sunacak.Problem çözme, yaratıcı düşünme, dikkat geliştirme ve takım çalışması gibi temel becerileri destekleyen pedagojik bir yaklaşım benimseyen "Neci'nin Diji Maceraları-3", çocuklara aile, arkadaşlık, çevre gibi değerlerin önemini vurgularken, bir yandan da teknolojiyi bilinçli ve doğru kullanma konusunda farkındalık yaratacak.Sahnede Teknoloji, Hikâyede MaceraSahne sanatlarında robot oyuncuları çocuklarla Türkiye'de ilk kez buluşturan "Neci'nin Diji Maceraları 3", teknolojik ve modüler sahne tasarımıyla klasik çocuk tiyatrosunun ötesine geçen yenilikçi bir görsel dünya kuruyor. Özel tasarlanan kostümler, LED ekran sistemleri, green screen uygulamaları, canlı video art kullanımları ve hareket yakalama teknolojileriyle desteklenen sahne yapısı; çocukları dijital evrenin içine taşıyan dinamik bir atmosfer yaratıyor. Gösteride yer alan farklı yeteneklere sahip robotlar ise sahnedeki interaktif deneyimi güçlendirirken, teknoloji ve performans sanatını aynı anlatı içinde buluşturuyor.Garakhanova: "Çocuklar İçin Daha Güvenli Bir Dijital Dünya Hayal Ettik"Oyunun yazarı Dr. Nabat Garakhanova, projenin sıradan bir çocuk oyunu olmadığını vurgulayarak, "Çocuklar artık dijital bir dünyanın içinde büyüyor. Yapay zeka, robotlar ve ekranlar onların hayatının doğal bir parçası haline geldi.&nbsp; Biz de bu dünyayı çocuklar için nasıl daha güvenli, daha yaratıcı ve daha insani hale getirebiliriz diye düşündük. Aile, arkadaşlık, çevre gibi değerlerimizi kaybetmeden, dijital dünyayı da kullanarak nasıl doğru bir hayat sürdürebileceğimizi göstermek istedik.&nbsp; Dijital dünyadan doğru yararlanarak dünyamızı nasıl daha güzelleştirebileceğimizi anlatmayı amaçladık" dedi.Akın Robotik ve Butik'in katkılarıyla sahnelenen, teknoloji, sanat ve eğlenceyi aynı sahnede buluşturan ilk robot tiyatrosu "Neci'nin Diji Maceraları-3", çocuklara ve ailelere birlikte deneyimleyebilecekleri sıra dışı bir sahne yolculuğu vaat ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 08:35:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dr. Rahşan Düren'in sergisi, sanatseverlerle buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dr-rahsan-durenin-sergisi-sanatseverlerle-bulustu-8762/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/dr-rahsan-durenin-sergisi-sanatseverlerle-bulustu-8762/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_55B708-DC78D8-25EA22-64406C-037568-B238CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sanat, bilim ve teknolojiyi bir araya getiren "Play Again", oyun kavramını yalnızca bir tema olarak değil, yaşamın tekrar eden döngülerini anlamaya yönelik bir düşünce alanı olarak ele alıyor. Yeniden başlamak, risk almak, kaybetmek, bağ kurmak ve akışa teslim olmak gibi insani deneyimlerden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_55B708-DC78D8-25EA22-64406C-037568-B238CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Sanat, bilim ve teknolojiyi bir araya getiren "Play Again", oyun kavramını yalnızca bir tema olarak değil, yaşamın tekrar eden döngülerini anlamaya yönelik bir düşünce alanı olarak ele alıyor. Yeniden başlamak, risk almak, kaybetmek, bağ kurmak ve akışa teslim olmak gibi insani deneyimlerden beslenen sergi, yaratıcı süreci oyunun özgür yapısı üzerinden yorumluyor.Beş kata yayılan mekâna özgü yerleştirme, izleyiciyi katmanlı bir anlatının içine çekiyor. Toplam 67 heykel, 60 resim ve 2 enstalasyondan oluşan sergi, parçalanan, çoğalan ve dönüşen formlar aracılığıyla hafıza, zaman ve dönüşüm üzerine yoğunlaşıyor. Kırılganlık ile dayanıklılık, büyüme ile yıkım arasında kurulan gerilim, serginin duygusal ritmini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Dr. Rahşan Düren'in psikiyatri ve sanat alanındaki birikimi, mühendislerle birlikte yürütülen üretim süreçleriyle birleşerek sergiyi yalnızca estetik bir deneyim değil, aynı zamanda deneysel bir araştırma alanına dönüştürüyor.Açılışta sergiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Rahşan Düren, "Play Again benim için yalnızca bir sergi değil, tekrar eden deneyimlerin insan üzerinde bıraktığı izleri anlamaya yönelik bir araştırma alanı. Oyun fikri, özgürleşmenin, dönüşmenin ve yeniden başlamanın en güçlü biçimlerinden biri. Bilimsel disiplinlerle sanatsal üretimi aynı zeminde buluştururken, izleyicinin de bu sürecin yaşayan bir parçasına dönüşmesini istedim. Tarhan Han'ın çok katmanlı yapısı da bu anlatının doğal bir uzantısı haline geldi" dedi.Tarhan Han'da ziyarete açılan "Play Again", sanat, bilim ve teknolojiyi aynı deneyim alanında buluşturan yapısıyla izleyiciyi yalnızca bir sergiyi görmeye değil, düşünmeye, hissetmeye ve deneyimin parçası olmaya davet ediyor.Dr. Rahşan Düren'in birbirinden değerli eserlerinin yer aldığı "Play Again" sergisi, Pazar ve Pazartesi hariç her gün 12.00 - 17.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Sergi, Eylül ayına kadar ücretsiz olarak görülebilecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 08:10:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Opera ve Bale Festivali "Lucia di Lammermoor" ile açıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-ve-bale-festivali-lucia-di-lammermoor-ile-acildi-2510/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/opera-ve-bale-festivali-lucia-di-lammermoor-ile-acildi-2510/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D2DE20-E622F6-E54AD8-90136E-8468CB-C01AEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnelediği "Lucia di Lammermoor" operasının prömiyeri gerçekleşti. İtalyan besteci Gaetano Donizetti'nin romantik operanın başyapıtlarından sayılan "Lucia di Lammermoor", rejisör Jean-Louis Grinda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D2DE20-E622F6-E54AD8-90136E-8468CB-C01AEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnelediği "Lucia di Lammermoor" operasının prömiyeri gerçekleşti. İtalyan besteci Gaetano Donizetti'nin romantik operanın başyapıtlarından sayılan "Lucia di Lammermoor", rejisör Jean-Louis Grinda tarafından sahneye konuldu.Librettosu Sir Walter Scott&#39;un &#34;Lammermoor Gelini&#34; adlı romanından hareketle Salvadore Cammarano&#39;ya ait eser; 1912'de, İskoçya'nın sisli ve kasvetli atmosferinde geçer ve düşman aileler arasında sıkışmış genç bir kadın olan Lucia'nın trajik aşk hikâyesini konu alır. Lucia, gizlice sevdiği Edgardo'ya sadıktır; ancak ailesi onu siyasi çıkarlar uğruna başka biriyle evlenmeye zorlar. İmzalamaya mecbur bırakıldığı evlilik sözleşmesi ve Edgardo ile yaşadığı yıkıcı yüzleşme, Lucia'nın akıl sağlığını kaybetmesine yol açar. Eserin en çarpıcı bölümü, Lucia'nın zihinsel çöküş yaşadığı meşhur "delirme sahnesi"dir. Bu sahne, soprano repertuvarının en zorlayıcı ve etkileyici bölümlerindendir. Dramatik yapısı, melodik zenginliği ve başrole yüklediği güçlü oyunculuk ve vokal performansıyla "Lucia di Lammermoor", belcanto geleneğinin en dokunaklı örneklerinden biridir.Festival temsilleri, dönüşümlü olarak orkestra şefleri Antonio Pirolli ve Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ile koro şefi Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu eşliğinde sahneleniyor. Operanın dekor tasarımı Ferhat Karakaya, kostüm tasarımı Serdar Başbuğ, ışık tasarımı Laurent Castaingt imzası taşıyor.Prömiyerde; "Lucia&#34; rolünde Hale Soner, &#34;Sir Edgardo di Ravenswood&#34; rolünde Ufuk Toker, &#34;Lord Enrico Asthon&#34; rolünde Caner Akgün, &#34;Lord Arturo Bucklaw&#34; rolünde Berk Dalkılıç, &#34;Raimondo Bidebent&#34; rolünde Burak Bilgili, &#34;Alisa&#34; rolünde İpek Zehra Evre, &#34;Normanno&#34; rolünde Emre Parlar sahnedeydiler.Festival temsillerinde ilgili rollerde; Nazlı Deniz Süren, Burak Dabakoğlu, Nejat Işık Belen, Efe Doğrukul, Zafer Erdaş ve Uğur Etiler sahnede olacak. Eser, 23 ve 30 Mayıs Cumartesi günleri, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi&#39;nde tekrar seyirci ile buluşacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 08:04:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kayahan'a saygı konseri Ankara'da yapılacak]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kayahana-saygi-konseri-ankarada-yapilacak-3383/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/kayahana-saygi-konseri-ankarada-yapilacak-3383/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F5B409-7D43B8-450F0C-0FB188-E1B4C7-BE9ED2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkıları ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın destekleriyle gerçekleştirilecek dev konser, 6 Haziran'da Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nda düzenlenecek. Şef Zafer Göçer yönetiminde gerçekleşecek geceye birbirinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F5B409-7D43B8-450F0C-0FB188-E1B4C7-BE9ED2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkıları ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın destekleriyle gerçekleştirilecek dev konser, 6 Haziran'da Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nda düzenlenecek. Şef Zafer Göçer yönetiminde gerçekleşecek geceye birbirinden ünlü sanatçılar katılacak. Gecenin sunuculuğunu ve sahne performansını Beste Açar üstlenecek. Konserde Niran Ünsal, Bora Gencer, Yılmaz Morgül, Alex, Erdal Çelik ve Levent Conker gibi birçok ünlü isim sahne alacak. Duygu dolu gecede, Kayahan'ın hafızalara kazınan eserleri senfonik düzenlemeler eşliğinde seslendirilecek. Müziğin, anıların ve vefanın buluşacağı konserin, Ankara sanat hayatında uzun süre konuşulması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 21 May 2026 02:58:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Umut ve dayanışma aynı sahnede buluştu]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/umut-ve-dayanisma-ayni-sahnede-bulustu-942/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/umut-ve-dayanisma-ayni-sahnede-bulustu-942/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3F6851-8A5B7B-A76A5A-585542-B5B67A-8086F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geçtiğimiz günlerde Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen etkinlikte; müziğin evrensel dili aracılığıyla umut, sevgi ve iyilik duygusu sanatseverlerle buluştu.Musiki Eğitim Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen geceye; Musiki Eğitim Vakfı Başkanı sanatçı Fikret&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3F6851-8A5B7B-A76A5A-585542-B5B67A-8086F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Geçtiğimiz günlerde Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen etkinlikte; müziğin evrensel dili aracılığıyla umut, sevgi ve iyilik duygusu sanatseverlerle buluştu.Musiki Eğitim Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen geceye; Musiki Eğitim Vakfı Başkanı sanatçı Fikret Erkaya, Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi iş insanı Beyza Uyanoğlu, Kalangos Vakfı Kurucusu Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, vakıf yöneticileri ve çok sayıda davetli katıldı.Gecenin sunuculuğunu gazeteci ve televizyon programcısı Cansu Canan Özgen üstlenirken, oyuncu ve sunucu Ceyda Düvenci de geceye katılarak sosyal sorumluluk ve dayanışmanın önemine dikkat çeken bir konuşma gerçekleştirdi.Etkinlik, ressam Kübra Ünsaç'ın kişisel sergisiyle başladı. Sanatseverlerin ilgi gösterdiği serginin ardından Mehmet Nuri Arkan'ın Arkan's Sanat bünyesinde yer alan prenses balerinleri sahne performanslarıyla geceye renk kattı.Konserin solistliğini üstlenen Ezgi Köker, güçlü yorumu ve sahne performansıyla izleyicilerle buluştu. Köker'e gecede alanında başarılı müzisyenlerden oluşan orkestra eşlik etti.Müzik aracılığıyla kalplere dokunan gecede, sanatın yalnızca bir ifade biçimi değil; toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir bağ olduğu bir kez daha vurgulandı."Çocuk Kalbimizden Ezgiler" konseri, sanatın ortak değerler etrafında insanları bir araya getiren gücünü yansıtan özel bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 20 May 2026 02:03:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilgi'nin 30. yıl kutlamalarında Athena rüzgârı esti]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bilginin-30-yil-kutlamalarinda-athena-ruzgari-esti-6524/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/bilginin-30-yil-kutlamalarinda-athena-ruzgari-esti-6524/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FE6978-FC2C85-3FEE24-72B65F-6121DF-E2BBFE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Bilgi Üniversitesi, 30. yılını santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen BİLGİ 30. Yıl MayFest kapsamında öğrencileri ve mezunlarıyla birlikte coşkuyla kutladı. Bir hafta boyunca süren festival, Kulüp Günleri'nden kariyer odaklı Talent Fest'e, International Day etkinliklerinden&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FE6978-FC2C85-3FEE24-72B65F-6121DF-E2BBFE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul Bilgi Üniversitesi, 30. yılını santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen BİLGİ 30. Yıl MayFest kapsamında öğrencileri ve mezunlarıyla birlikte coşkuyla kutladı. Bir hafta boyunca süren festival, Kulüp Günleri'nden kariyer odaklı Talent Fest'e, International Day etkinliklerinden Homecoming buluşmasına ve Athena konserine uzanan geniş programıyla kampüste yoğun katılımlı ve renkli bir atmosfer oluşturdu.30. Yıl MayFest kapsamında düzenlenen Kulüpler Günü'nde öğrenci kulüpleri çalışmalarını tanıtarak projeleri hakkında bilgi paylaşırken; International Day'de Çekya, Macaristan, Fransa, Mısır, Cezayir, Türkmenistan ve Fas'ın da aralarında bulunduğu 15 farklı ülkeden öğrenciler kültürlerini yöresel lezzetler ve performanslarıyla kampüse taşıdı. BİLGİ Talent Fest ise öğrenci ve mezunları yüze yakın firmadan gelen sektör temsilcileriyle buluşturarak kariyer olanakları, networking imkânları ve iş dünyasının güncel trendlerine dair kapsamlı bir etkileşim alanı sundu. Katılımcılara sektör profesyonelleriyle doğrudan iletişim kurma ve kariyer planlarına yön verme olanağı da sağladı.BİLGİ Homecoming'de 25. yıl mezunları buluştuFestival kapsamında düzenlenen BİLGİ Homecoming buluşması, mezunları kampüs ortamında bir araya getirdi. Programda, mezuniyetlerinin 25. yılını dolduran mezunlar için sertifika töreni de gerçekleştirildi. Törenin açılış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, üniversitenin Kuştepe'den Dolapdere'ye ve santralistanbul'a uzanan yolculuğuna değinerek "Bu büyük ailenin mezunlarını, öğrencilerini ve hocalarını bugün burada bir arada görmekten büyük mutluluk duyuyoruz." dedi.Gün boyu kesintisiz devam eden festivalde renkli etkinlikler ve fakülte mezun buluşmaları da gerçekleşti.&nbsp;BİLGİ 30. Yıl MayFest'te Athena coşkusu&nbsp;Binlerce BİLGİ'linin katılımıyla gerçekleşen festivalde, rock müziğin sevilen gruplarından Athena Espressolab işbirliğiyle sahne aldı. "Kafama Göre", "Arsız Gönül", "Her Şey Güzel Olacak", "Senden, Benden, Bizden", "Öpücük", "Holigan" ve "Ben Böyleyim" gibi sevilen şarkılar, BİLGLİ'liler tarafından hep bir ağızdan seslendirildi. Grup, uzun bir aranın ardından üniversite sahnesinde yer almaktan duydukları mutluluğu dile getirerek kampüs atmosferini özlediklerini ifade etti. Festival, müzik ve eğlence dolu anlarıyla hafızalarda yer etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 19 May 2026 02:46:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hepsiburada, çocukları ve gençleri sanatla buluşturuyor]]></title>
<link><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hepsiburada-cocuklari-ve-gencleri-sanatla-bulusturuyor-4010/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/hepsiburada-cocuklari-ve-gencleri-sanatla-bulusturuyor-4010/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E73470-20AF70-D2AF36-01D885-1C65BC-FCE5F2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yıl Hepsiburada'nın desteğiyle gerçekleştirilen 7. Mardin Bienali Çocuk Atölyeleri, GÖKzemin temasından hareketle kurgulanarak çocuklara yaşadıkları kentle ve kurdukları hayallerle bağ kurabilecekleri bir deneyim alanı sunuyor. Program kapsamında çocuklar; kimi zaman gökyüzünü&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://www.analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E73470-20AF70-D2AF36-01D885-1C65BC-FCE5F2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu yıl Hepsiburada'nın desteğiyle gerçekleştirilen 7. Mardin Bienali Çocuk Atölyeleri, GÖKzemin temasından hareketle kurgulanarak çocuklara yaşadıkları kentle ve kurdukları hayallerle bağ kurabilecekleri bir deneyim alanı sunuyor. Program kapsamında çocuklar; kimi zaman gökyüzünü kendi bakışlarıyla resmedecek, kimi zaman da yaşadıkları kenti kendi gözlerinden yeniden düşünecek."Dijital platform gücümüzü sosyal faydaya dönüştürmeyi önemsiyoruz"Konuyla ilgili açıklama yapan Hepsiburada Kurumsal İlişkiler, İletişim ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Cem Tanır: "Hepsiburada olarak sosyal etki yaklaşımımızı, erişimi kolaylaştıran, katılım bariyerlerini azaltan ve farklı paydaşlarla birlikte sürekliliği olan sistemler kurmak üzerine inşa ediyoruz. Bu bakış açısıyla çocuklar, gençler, kadınlar, girişimciler, KOBİ'ler, yerel üreticiler ve patili dostlarımız için farklı alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Her birinde ortak hedefimiz; Hepsiburada'nın teknoloji, platform, lojistik ve erişim gücünü daha geniş bir faydaya dönüştürmek için kullanmak" şeklinde konuştu."Çocukların eğitime, oyuna, bilime, teknolojiye ve sanata erişimini desteklemek, geleceğe yapılan en anlamlı yatırımlardan biri"Hepsiburada tarafından 2022 yılında başlatılan "Bir Gülüş Yeter" projesiyle çocukların her alanda gelişimini desteklediklerini belirten Cem Tanır, "Çocukların eğitime, oyuna, bilime, teknolojiye ve bugün burada olduğu gibi sanata erişimini desteklemeyi, geleceğe yapılan en anlamlı yatırımlardan biri olarak görüyoruz. 7. Mardin Bienali Çocuk Atölyeleri'ne verdiğimiz destek de bu anlayışımızın önemli bir uzantısı. Bu atölyelerde çocuklar Mardin'in sokaklarından ve bienalin düşünsel çerçevesinden yola çıkarak kendi anlatılarını kuracaklar. Mardin Bienali'nin bir parçası olmaktan ve çocukların sanatla buluşacağı bu özel alanı desteklemekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi.&nbsp;Çocuklar Mardin'in kültürel dokusundan aldığı ilhamla sanatla buluşacakAtölye programı, Mardin'de yaşayan sanatçılardan oluşan atölye liderlerinin yürütücülüğünde gerçekleşecek. Çocuk Kültürhanesi, sergi alanları, kamusal alanlar ve şehir rotaları gibi farklı mekânlarda düzenlenecek atölyelerde çocuklar; bienal kavramı, gökyüzü, gölge, mimari, doğa, kent, su ve yüzey gibi başlıklar etrafında sanatla temas edecek. Hepsiburada, Çocuk Atölyeleri ile çocukların Mardin'in kültürel hafızasıyla, bienalin düşünsel çerçevesiyle ve kendi dünyalarıyla bağ kurmasını destekliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 19 May 2026 02:24:47 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>