İnşaat Mühendisliği problemlerini çözmeye çalışmak
Bakınız kıymetli okurlarım bu hafta uzun zamandır beni rahatsız eden önemli bir konuyu gündeme getirmek istedim.
Mühendislik Jeofiziği çözümleri, neden İnşaat Mühendisleri tarafından yeterince bilinmiyor?
Öncelikle İnşaat Mühendisliği ders programını incelediğimde, ne deprem mühendisliği açısından jeofiziğin sismolojik yanıyla, ne zemin mekaniği açısından Sismik yöntemlerin uygulanmasıyla, ne de yapı jeofiziği açısından jeoradar, mikrotremor ve yapı izleme yöntemleriyle ilgili kendi müfredatında seçmelide olsa hiçbir ders almadan mezun olduklarını görüyorum. Lisans eğitiminde Jeofizik bilimiyle uzaktan ya da yakından bilgi alışverişinde bulunmayan bir inşaat mühendisi mesleğine başladıktan sonra doğal olarak Jeofizikle karşılaştığı her yerde zaten hiçbir fikri olmadığı için görmezden gelmeyi tercih ediyor.
Fakat bu durum tamamen onun aleyhine olmasına rağmen, diğer meslek büyüklerinden ne gördüyse o şekilde mesleğini icra etmeye devam ediyor.
Bu günkü yazımda, Jeofiziği bilen İnşaat Mühendislerinin neleri daha iyi yapabilecekleri konusunda bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum.
Jeofizik yöntemler ile hangi İnşaat Mühendisliği Problemleri çözülebilir?
*Mevcut bir binanın statiğini yapacaksınız ancak sondaj yapacak hiçbir yer yoksa örneğin, tamamen bitişik nizam bahçesi olmayan önünden işlek bir cadde geçen bir binanın zemin etüt verilerini, Sismik – Masw yöntemiyle çok hızlı ve doğru bir şekilde elde edebilirsiniz.
*Sondajlı bir zemin etüdü yapacaksınız, zemin sınıfını yine Sismik Masw yöntemiyle Vs30 sonucuna göre belirleyebilirsiniz.
*Binanın deprem sonrası rezonans’a girip girmeyeceğini merak ediyorsanız, Jeofizik yöntemlerden biri olan MİKROTREMOR yöntemiyle zeminin ve binanın hakim titreşim periyotlarını, hakim frekanslarını ve zeminin deprem dalgalarını büyütme oranını rahatlıkla öğrenebilirsiniz.
*Mevcut bir binanın ya da yeni yapılacak bir binanın bulunduğu arazide Sismik yöntemi uygulayarak Vs kayma dalgası hızlarının derinlikteki değişimini kullanarak , sıvılaşma analizi ve oturma analizini yapabilirsiniz.
*Mevcut bina ya da yeni yapılacak bir binanın kapsadığı arazi eğimliyse ERT (Elektrik Rezistivite Tomografi) yöntemini uygulayarak yeraltı suyu seviyesi ve şev kayma dairesi kalınlığı ile heyelan oluşma yüzeyini rahatlıkla belirleyebilirsiniz.
*Sismik Kırılma ve Masw yöntemlerini kullanarak zemin dinamik parametrelerinden, Gmax (maksimum kayma modülü), yoğunluk, Vs kayma dalgası hızı, Elastisite Modülü, Poisson oranı (zeminin gözenekliliği) , zemin emniyet gerilmesi, düşey yatak katsayısı verilerini öğrenebilirsiniz.
*Sismolojik deprem verilerini kullanarak sahaya özel deprem tehlike analizini probablistik ve deterministik olarak bulabilirsiniz.
*Bina önem katsayısı yüksek yapılara hassas ivme ölçer cihazları yerleştirerek deprem açısından yapı sağlığı ve güvenliği için izleme yapabilirsiniz.
*Mevcut yapıların temel detaylarını ortaya çıkarmak için (temel kalınlığı, donatı yoğunluğu) verileri için JEORADAR kullanarak önemli bilgiler elde edebilirsiniz.
*Mevcut binaların kolon ve kirişlerini karotla delmeden PUNDİT cihazıyla ses dalgalarını kullanarak beton sınıfını ve elastisite modülünü bulabilirsiniz.
*Donatı röntgen cihazı ile donatıların kalınlıklarını ve sayısını kolon ve kirişleri hiç sıyırma yapmadan tespit edebilirsiniz.
*Kolonlardaki donatı korozyona uğramış mı özdirenç yöntemi kullanılarak tespit edilebilirsiniz.
*Yeni yapılan bir binanın temelinde zemin iyileştirmesi yapıldığında (Fore kazık, DSM, JET GROUD) bu kazıkların derinliklerini PİT testi yapılarak kontrol edilebilir. Bu test tek bir jeofonu olan jeofizik-sismik yöntemin mekanizmasıyla çalışır.
*E-devletten, tdth.afad.gov.tr adresinden alınan, noktasal deprem verilerinin tamamı da aslında JEOFİZİK veridir.
*Tünel yapılacaksa, tünel güzergahı üzerinde ki faylar ve karstik boşlukların tespiti için de mutlaka JEOFİZİK yöntemler kullanılmalıdır.
Bakınız bunca önemli bilgiye, JEOFİZİK yöntemler sayesinde ulaşılabilirken, İnşaat Mühendislerinin tüm bu bilgilerden mahrum kalması, bence bilim ve mühendislik adına büyük bir kayıptır.
Buradan YÖK’e bir çağrı yapmak istiyorum. İnşaat Mühendisliği ders programında, Mühendislik Jeofiziği zorunlu, Sismoloji, Jeofizikte Yorumlama, Geoteknik Uygulamalarda Jeofizik Yöntemler ve Yapı Jeofiziği gibi önemli dersleri, en kötü ihtimalle seçmeli ders olarak müfredata koymaları, Mühendislik açıdan hayati önem arz etmektedir…