2026 EKONOMİDE SAĞLIKLI DENGE YILI
Enflasyonla mücadelede gelinen nokta, finansal koşullar ve küresel ekonomik seyir, iş dünyasının tüm alanlarında beklentileri yeniden şekillendiriyor. Sektör temsilcileri, 2026'yı "yüksek büyümeden çok sağlıklı denge" yılı olarak tanımlıyor

Mustafa DENİZ
2026 yılı, Türkiye ekonomisi için sadece makro göstergelerin değil, sektörlerin dayanıklılığının da test edileceği bir dönem olarak görülüyor. Enflasyonla mücadelede gelinen nokta, finansal koşullar ve küresel ekonomik seyir, iş dünyasının tüm alanlarında beklentileri yeniden şekillendiriyor. Sektör temsilcileri, 2026’yı “yüksek büyümeden çok sağlıklı denge” yılı olarak tanımlıyor.
Sanayi ve üretim
Sanayi sektörü, 2026’dan en büyük beklentisini maliyet baskılarının azalması yönünde dile getiriyor. Enerji, hammadde ve finansman maliyetlerindeki oynaklığın sınırlanması, üreticilerin ana talebi konumunda. Sanayiciler, yeni yatırımlardan çok mevcut kapasitenin verimli kullanılması, dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarına odaklanmayı planlıyor. İhracat pazarlarında rekabet gücünün korunması, sektörün en kritik gündem maddesi olmayı sürdürüyor.
İhracatçı sektörler
İhracatçı birlikleri açısından 2026’nın ana beklentisi, öngörülebilir kur politikası. Küresel talepteki yavaşlamaya rağmen Avrupa ve Orta Doğu pazarlarının önemini koruması bekleniyor. Katma değerli ürünlere yönelim, markalaşma ve alternatif pazarlara açılma, ihracatçıların stratejik hedefleri arasında yer alıyor.
İnşaat ve gayrimenkul
2025’te durgunluk sinyalleri veren inşaat sektörü, 2026’da kontrollü bir toparlanma beklentisi içinde. Konut kredi faizlerinin seyri, sektör için belirleyici olacak. Kentsel dönüşüm projeleri, kamu destekli altyapı yatırımları ve deprem odaklı yapılaşma, sektörde hareketlilik yaratabilecek başlıklar olarak öne çıkıyor. Ancak maliyetler ve finansmana erişim hâlâ en büyük risk unsuru.
Finans ve bankacılık
Bankacılık sektörü, 2026’yı kredi mekanizmasının daha sağlıklı çalışacağı bir yıl olarak görüyor. Enflasyonun düşmesiyle birlikte faizlerde kademeli normalleşme beklentisi, kredi talebini canlandırabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bankalar, bireysel kredilerden çok ticari kredilere ve üretim odaklı finansmana ağırlık vermeyi planlıyor.
Tarım ve gıda
Tarım sektörü için 2026’nın ana gündemi, iklim koşulları ve girdi maliyetleri olacak. Çiftçiler ve üretici birlikleri, mazot, gübre ve enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik talep ediyor. Sürdürülebilir tarım, verimlilik artırıcı teknolojiler ve sözleşmeli üretim modelleri, sektörün uzun vadeli beklentileri arasında yer alıyor.
Turizmde dengelenme
Turizm sektörü, 2025’te yakalanan güçlü performansın ardından 2026’da gelir odaklı büyümeye odaklanmayı hedefliyor. Ziyaretçi sayısından çok kişi başı harcamanın artırılması, sektörün öncelikli stratejisi olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilir turizm, alternatif destinasyonlar ve dört mevsim turizm anlayışı sektörün beklentileri arasında.
Perakende ve tüketim
Perakende sektörü, 2026’da tüketicinin daha seçici ve fiyat odaklı davranmasını bekliyor. Enflasyondaki düşüş eğilimi talebi destekleyebilir; ancak hane halkı harcamalarında temkinli yaklaşımın süreceği öngörülüyor. Dijital satış kanalları ve kampanya odaklı stratejiler sektörde belirleyici olacak.
Enerji ve yeşil ekonomi
Enerji sektörü, 2026’da yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarının artmasını bekliyor. Güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, hem cari açık hem de sürdürülebilir büyüme açısından kritik görülüyor. Yeşil finansman ve karbon düzenlemeleri, sektörün yatırım kararlarını doğrudan etkileyecek.
Ortak beklenti
Sektörler bazında bakıldığında, 2026 yılı için ortak beklenti istikrar, öngörülebilirlik ve maliyet baskılarının azalması olarak öne çıkıyor. İş dünyası, hızlı büyümeden çok sağlam zemin üzerinde ilerlemeyi hedefliyor. Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlanması, sektörlerin 2026 performansını belirleyecek en temel unsur olarak görülüyor.