ANNE OLANLAR ÇALIŞMA HAYATINDAN ÇEKİLİYOR
Türkiye'de doğum yapan kadınların önemli bir bölümü artan bakım maliyetleri nedeniyle çalışma hayatından çekiliyor. SGK ve İŞKUR verilerine göre yeni anne olan her 10 kadından yaklaşık 4'ü ilk altı ayda işini bırakıyor. Kreş ve bakıcı ücretlerinin maaşı aşması kadın istihdamında kırılganlığı artırırken, bu durum hem iş gücü piyasasını hem de doğurganlık kararlarını doğrudan etkiliyor

Mustafa DENİZ
Türkiye’de doğum sonrası kadınların iş gücü piyasasından çekilme eğilimi giderek belirginleşiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın SGK ve İŞKUR verileri üzerinden yaptığı analiz, annelik sonrası istihdam kaybının yalnızca sosyal değil aynı zamanda ciddi bir ekonomik sorun haline geldiğini ortaya koyuyor. Verilere göre doğum yapan her 10 kadından yaklaşık 4’ü ilk altı ay içinde işini bırakmak zorunda kalıyor.
2015–2025 yılları arasında doğum yapan 1 milyon 398 bin 17 kadının incelendiği çalışmada, doğum sonrası işten ayrılma oranlarının zaman ilerledikçe daha da arttığı görülüyor. İlk altı ayda işten ayrılanların oranı yüzde 39,9 olurken, bir yıl içinde bu oran yüzde 56,5’e yükseliyor. İki yılın sonunda çalışan annelerin yüzde 68,1’i iş gücü piyasasından çıkarken, üç yıl sonunda oran yüzde 72,8’e ulaşıyor. Başka bir ifadeyle doğum yapan kadınların önemli bir bölümü birkaç yıl içinde iş hayatından tamamen kopuyor.
Ortalama yaş 30,7
Ekonomik açıdan bakıldığında bu tablo, Türkiye’de kadın istihdamının sürdürülebilirliği açısından önemli riskler barındırıyor. Çalışma hayatından çekilen kadınların ortalama yaşının 30,7 olması ise dikkat çekici. Bu yaş grubu, kariyerin en verimli ve üretken dönemine karşılık geliyor. Eğitimini tamamlamış ve belirli bir iş deneyimi kazanmış kadınların iş gücü piyasasından ayrılması hem bireysel gelir kaybına hem de ekonomide nitelikli iş gücü eksikliğine yol açıyor.
Araştırmaya göre kadınların işten ayrılmasının en önemli nedeni çocuk bakım maliyetleri. Özellikle büyük şehirlerde hızla artan kreş ücretleri ve bakıcı maliyetleri, çalışan annelerin gelirinin önemli bir bölümünü tüketiyor. Birçok çalışan kadın için elde edilen maaşın büyük kısmının bakım giderlerine gitmesi, çalışmayı ekonomik açıdan anlamsız hale getiriyor. Bu nedenle aileler çoğu zaman annenin işten ayrılmasını daha rasyonel bir seçenek olarak görüyor.
Üretim kapasitesi üzerinde baskı
Uzmanlara göre bu durum yalnızca bireysel gelir düzeyini değil, makroekonomik göstergeleri de etkiliyor. Kadınların iş gücüne katılım oranındaki düşüş, toplam istihdamın genişlemesini sınırlarken üretim kapasitesi üzerinde de baskı oluşturuyor. Türkiye’nin büyüme potansiyelinin artırılmasında kadın istihdamının kritik bir rol oynadığı düşünüldüğünde, doğum sonrası işten ayrılma eğilimi ekonominin verimlilik dinamiklerini zayıflatabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan işten ayrılmaların ailelerin demografik tercihlerini de etkilediği görülüyor. Analiz sonuçları, çocuk bakım maliyetleri ve kariyer kaygılarının ikinci çocuk kararını zorlaştırdığını gösteriyor. Kadınların iş hayatından uzaklaşması ve kariyer kesintisi yaşaması, ailelerin doğurganlık planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açabiliyor.
KUTU KUTU
Bakım hizmetleri erişebilir olmalı
Ekonomistler ve iş gücü piyasası uzmanları, sorunun çözümü için özellikle bakım hizmetlerinin erişilebilir hale getirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Kamu destekli kreşler, iş yerlerinde çocuk bakım imkânlarının yaygınlaştırılması ve ebeveyn izni modellerinin geliştirilmesi gibi politikaların kadınların iş hayatında kalmasını kolaylaştırabileceği ifade ediliyor.
Sonuç olarak doğum sonrası kadınların çalışma hayatından çekilmesi yalnızca bir sosyal politika meselesi değil, aynı zamanda ekonomik büyüme, iş gücü verimliliği ve demografik yapı açısından stratejik bir konu olarak öne çıkıyor. Türkiye’de kadın istihdamını kalıcı şekilde artırmak için annelik döneminde ortaya çıkan maliyet baskısının hafifletilmesi kritik bir politika alanı olarak görülüyor.