SON DAKİKA
DÜNYA Cumartesi 18 Temmuz 2026 06:21

ÇİN'DE BÜYÜME 2022'DEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE

İkinci en büyük ekonomi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 4,3 büyüyerek son dört yılın en zayıf performansını kaydederken, Pew Research'ün 36 ülkeyi kapsayan yeni anketi Çin'in ilk kez neredeyse 20 yıldır süren ölçümlerde ABD'yi küresel imaj yarışında geride bıraktığını ortaya koydu.

Çin'de büyüme 2022'den bu yana en düşük seviyede

Shakhsanam KURBANOVA

Çin, hem ekonomik hem de jeopolitik cephede aynı hafta içinde iki ayrı sınavdan geçti. Ulusal İstatistik Bürosü'nün çarşamba günü açıkladığı verilere göre ülke ekonomisi nisan-haziran döneminde yıllık bazda yüzde 4,3 büyüyerek 2022'nin son çeyreğinden bu yana en zayıf performansını sergiledi. Aynı hafta yayımlanan Pew Research Center anketi ise Çin'in, ABD'yi dünya genelindeki olumlu algı sıralamasında ilk kez neredeyse yirmi yıldır süren ölçümler tarihinde geride bıraktığını gösterdi. İki gelişme, Pekin'in ekonomik kırılganlığının uluslararası itibarındaki yükselişle aynı anda yaşandığı çelişkili bir tabloyu ortaya koyuyor.

İHRACAT GÜÇLÜ, İÇ TALEP ZAYIF

Ulusal İstatistik Bürosü verilerine göre yüzde 4,3'lük büyüme, yılın ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 5'lik genişlemenin belirgin şekilde altında kaldı ve ekonomistlerin Reuters anketinde öngördüğü yüzde 4,5'lik medyan tahminin de gerisinde kaldı. Çeyrekten çeyreğe bakıldığında ekonomi yalnızca yüzde 0,9 büyüdü. Yılın ilk yarısı toplamında büyüme yüzde 4,7 ile hükümetin yıl için belirlediği yüzde 4,5-5 aralığının içinde kalmayı başardı; bu dönemde üretilen toplam çıktı yaklaşık 69,57 trilyon yuana (yaklaşık 10,25 trilyon dolar) ulaştı.

Yavaşlamanın arkasında, ülke ekonomisini ikiye bölen derin bir yapısal çatlak yatıyor. ING Bank Büyük Çin Baş Ekonomisti Lynn Song'a göre bu, Covid-19 kısıtlamalarının etkili olduğu 2022'nin dördüncü çeyreğinden bu yana kaydedilen en yavaş çeyreklik büyüme oranı. Yapay zekâ yatırım dalgasının ve elektrikli araçlara yönelik güçlü küresel talebin desteklediği ihracat, haziran ayında yıllık yüzde 27 artarken, yılın ilk yarısında toplam ihracat artışı yüzde 17,6'ya ulaştı. Buna karşılık haziran ayı perakende satışları yalnızca yüzde 1 civarında artarak zayıf seyrini korudu, sabit sermaye yatırımları yıllık bazda negatif bölgede kalmaya devam etti ve emlak yatırımları yılın ilk yarısında yüzde 18 geriledi.

İRAN SAVAŞININ PETROL FİYATLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İkinci çeyrek verileri, 28 Şubat'ta patlak veren ABD-İran savaşının etkisinin görüldüğü ilk tam çeyreği kapsıyor. Macquarie analistleri, dış talebin 2026'nın başından bu yana Çin ekonomisinin "parlak noktası" olmayı sürdürdüğünü, ancak bu talebin gücünün Pekin'in iç piyasaya ne kadar destek vermesi gerektiğini belirleyeceğini vurguluyor. Çin, savaşın küresel ekonomiye verdiği zarardan büyük ölçüde kaçınmayı başarsa da, yükselen petrol fiyatları ve artan ticaret engelleri, deflasyonist baskılarla birleşerek büyümeyi geniş tabanlı şekilde canlandırmayı zorlaştırıyor.

Başbakan Li Qiang, daha güçlü konjonktür karşıtı önlemler çağrısında bulunurken, gözler temmuz sonunda toplanacak Politbüro'ya çevrildi. Buna karşın ekonomistler, daha keskin bir düşüş yaşanmadıkça yalnızca ölçülü bir mali teşvik paketi bekliyor. Reuters'ın anket yaptığı analistler, 2026 tüm yıl büyümesinin yüzde 5'ten yüzde 4,6'ya gerilemesini öngörüyor.

NEREDEYSE 20 YILDA BİR İLK

Ekonomik tabloya paralel olarak açıklanan Pew Research Center anketi ise çok daha çarpıcı bir siyasi gerçeği gözler önüne seriyor. 8 Şubat-13 Mayıs arasında altı kıtada 42.151 kişiyle yapılan görüşmelere dayanan araştırmaya göre Çin, incelenen 36 ülke ve bölgeden 25'inde ABD'den daha olumlu algılanıyor. Kanada ve Meksika gibi Washington'ın komşuları da bu listede yer alıyor. ABD yalnızca Polonya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Japonya ve İsrail olmak üzere altı ülkede önde; beş ülkede ise algı neredeyse eşit durumda.

Pew'in ortak direktörü Laura Silver, bunun kuruluşun yaklaşık yirmi yıllık küresel anket geçmişinde Çin'in ABD'den daha olumlu görüldüğü ilk dönem olduğunu belirtiyor. Silver'a göre Çin, pandemi sonrası toparlanmasının ardından "daha güvenilir bir ortak" olarak algılanmaya başlarken, ABD'ye yönelik olumsuz algı özellikle Trump yönetiminin İran'a karşı savaşı başlatmasının ardından belirgin biçimde derinleşti. Silver, savaşın patlak vermesiyle ABD'nin barış ve istikrara katkı sağlamadığı yönündeki algı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ifade ediyor.

Değişimin en sert yaşandığı ülkelerden biri, Washington'ın en yakın müttefiklerinden Kanada oldu: ABD'ye yönelik olumlu görüş 2023'te yüzde 57 iken bugün yüzde 33'e gerilerken, Çin'e yönelik olumlu görüş aynı dönemde yüzde 14'ten yüzde 44'e yükseldi. Orta gelirli 17 ülkeyi kapsayan ayrı bir veri setinde ise katılımcıların yüzde 75'i ABD'nin başka ülkelerin iç işlerine karıştığını düşünürken, aynı ifadeye Çin için katılanların oranı yalnızca yüzde 45'te kaldı.

ÇELİŞKİLİ TABLO NE ANLAMA GELİYOR?

Analistler, Çin'in iç ekonomisindeki kırılganlığa rağmen küresel imajını güçlendirmeyi başarmasını, Pekin'in dış politikada istikrar ve öngörülebilirlik vurgusuyla açıklıyor. Buna karşın ekonomik cephede tablo daha karışık: ING Bank, siyasi destek gelmediği takdirde büyümenin kademeli olarak yavaşlamaya devam edeceği uyarısında bulunurken, Çin merkez bankasının düşük ama pozitif seyreden enflasyon ortamında çeyrek içinde bir faiz indirimine gidebileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre yavaşlayan Çin ekonomisi, küresel tedarik zincirlerini çeşitlendirmek isteyen çokuluslu şirketlerin "Çin artı bir" stratejisini hızlandırabilir; bu da başta Hindistan olmak üzere alternatif üretim merkezleri için fırsat yaratabilir.


ABONE OL