ÇÖL İLE DENİZİN BULUŞTUĞU YER: KATAR
Uçakta oturuyorum; rota Uzak Doğu. Bu güzergâhta bazen doğrudan uçuşları tercih ediyorum, bazen de aktarmalı seyahatler yapmayı seçiyorum. Seçtiğim havayolu şirketi, bu aktarmaları genellikle Dubai ya da Katar'ın başkenti Doha üzerinden sağlıyor

Deniz DİKMEN
Doha aktarmalarının en güzel yanı, yarım güne yakın bir bekleme süresi olduğunda sizi havalimanında unutmaması. İlgili havayolu şirketi, misafirlerini özel araçlarla kent merkezine götürüyor; lüks bir otelde ücretsiz oda tahsis ediyor. Bu odada rahatça dinlenebilir, otelin açık büfesinden istediğiniz kadar yemek yiyebilir, çay-kahve servisinden yararlanabilirsiniz. Tüm bunlar, aslında uçak bileti fiyatınıza dahil yani tamamen ücretsiz.
Biz de bu fırsattan istifade edip Doha aktarmalı bir uçuş planladık. Kentte yaklaşık 6–7 saatlik bir süremiz olacak. Bu zamanı hem dinlenmek hem de Katar’ın incisini tanımak için değerlendirmeyi hedefliyoruz.
Otele vardığımızda bizi muhteşem bir açık büfe karşılıyor. Eşyalarımızı odamıza bırakıp gezgin dostlarımızla buluşuyoruz. Acele ediyoruz; çünkü Doha’nın sokaklarında kaybolmak, şehri keşfetmek istiyoruz.
Kent sakin, huzurlu. Yerel halk içine kapalı ama nazik. Hemen Souq Waqif’e yönleniyoruz. Yaklaşık yüz yıllık bu çarşı, eskiden Bedevi kabilelerinin ve tüccarların buluşma noktasıydı. İstanbul’daki Kapalıçarşı’nın Katar versiyonu diyebiliriz.
Burada hediyelik eşyalar, geleneksel kıyafetler, Bedevi dokumaları (Al Sadu), Arap cezveleri, safran, sumak, karabiber, tarçın, kimyon, zerdeçal, kakule gibi baharatlar, Arap parfümleri, yağlar, takılar ve el sanatları satılıyor. Aynı zamanda yerel restoranlar, kafeler ve nargile salonları da çarşının ruhuna katkı sunuyor.
Doha, incileri, hurmaları ve Arap kahvesiyle meşhurdur. Çarşıda “Buhur” (ya da Bakhur) denen geleneksel tütsülere de rastlayabilirsiniz. Bu, parfüm yağına batırılmış odun yongalarıdır; yakıldığında ortamda egzotik bir koku bırakır. Çarşı aynı zamanda yerel restoranlara, kafelere ve nargile salonlarına ev sahipliği yapıyor.
Souq Waqif’in bir diğer ilgi çekici köşesi ise Şahinler Çarşısı. Siyah deri şapkalarıyla direklere tünemiş şahinleri göreceksiniz. Akşam saatlerinde, avcılık teknikleri üzerine sohbetler eden yerel halkın arasında dolaşmak, kültürel bir yolculuğa çıkmanızı sağlar.

Şahin Hastanesi
Çarşının hemen yanında yer alan Şahin Hastanesi ise bu yırtıcı kuşlara ne kadar değer verildiğini gösteren canlı bir örnektir.
Coğrafya ve Tarihi Katar, Arap Yarımadası’nın doğusunda, Basra Körfezi’ne bakan dar ve uzun bir yarımadadır. Toplam yüzölçümü yalnızca 11.600 km²’dir. Kuzeyden güneye 160 km, doğudan batıya ise 80 km uzunluğundadır. Ülkenin sınırları; kuzeybatısında Bahreyn, batı ve güneyinde Suudi Arabistan, doğusunda Birleşik Arap Emirlikleri ve kuzeyinde İran ile komşuluk kurar.
Coğrafi yapısı büyük ölçüde çöldür. Batı ve kuzey kesimlerdeki tepelerin yüksekliği ortalama 40 metreyi bulurken, ülkedeki en yüksek nokta olan Abu Al Bawl Tepesi 103 metreyle dikkat çeker. Arazi çoğunlukla kumullar ve tuz düzlüklerinden oluşur. Bitki örtüsü ve hayvan yaşamı oldukça kısıtlıdır; ancak bu durum, Katar’ın petrol ve doğalgaz zenginliğiyle dengelenir. Tatlı su kaynağı ise neredeyse yoktur.
“Katar” adı, eski Roma kaynaklarına dayanır. Roma belgelerinde bölge “Catharrei”, haritalarda ise “Catara” olarak geçer. Bu isim, zaman içinde bugünkü biçimini alarak günümüze ulaşmıştır.
Binlerce Yılın İzleri Katar’da hala görülebilir. Ancak, insan yerleşimi MÖ 6000 yıllarına kadar uzanır. Çöl iklimi nedeniyle bölge her zaman seyrek nüfuslu kalmıştır. Tarih boyunca Bedevi kabileleri, balıkçı kasabaları, Arap tüccarlar, Portekiz kaşifleri ve Osmanlı güçleri buraya ev sahipliği yapmıştır. Günümüzdeki siyasi yapı ise 19. yüzyılda El Thani Hanedanlığı’nın liderliğiyle şekillenmiştir. El Thani ailesi, 18. yüzyılda Suudi Arabistan’ın güneyinden Katar’a yerleşmiş; etraftaki tüm kabileleri bir çatı altında toplamayı başarmıştır. Şeyh Muhammed bin Thani, Katar’ın ilk resmî hükümdarı olmuş; bu birlik, bölgede istikrar sağlamış ve komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirmiştir.
İslam’ın yükselişiyle birlikte Katar’ın resmî dini İslam olmuştur. Nüfusun büyük çoğunluğu Sünni Müslüman iken, küçük bir Şii azınlık da bulunmaktadır.
Yüzlerce yıl boyunca bu bölge Bedevi kabilelerine, balıkçı kasabalarına, Arap kabilelerine, Portekiz kaşiflerine, Osmanlı güçlerine ev sahipliği yapmış, 20. yüzyıl başlarına kadar Osmanlı egemenliğinde kalan Katar, 1915’ten 1971’e kadar İngiliz himayesine girmiş; bu süreçte Batı ile güçlü bağlar kurmuştur.
Katar’ın kaderi petrol
Petrolün getirdiği dönüşüm Katar’ın kaderi olmuş. 1940’larda Duhan bölgesinde petrol keşfedildiğinde kaderi kökten değişmiştir. O zamana kadar halkın geçim kaynağı inci avcılığı, balıkçılık ve küçük çaplı ticaretti. Doha, 20. yüzyılın başlarında hâlâ sakin bir inci ve balıkçı kasabasıydı; 350’den fazla inci teknesiyle tanınırdı.
Ancak, 1930’larda Japonya’da geliştirilen kültür incileri ve dünya ekonomik buhranı, bölgenin gelir kaynaklarını ciddi şekilde sarsmıştı. Petrolün keşfi Katar için bu krizi aşmanın anahtarı oldu. Ülke, kısa sürede muazzam bir zenginliğe kavuştu; eski gecekondular yıkıldı, yerlerine modern gökdelenler, iş merkezleri ve konutlar yükseldi.
Su kıtlığı nedeniyle deniz suyu arıtma tesisleri kuruldu. Liman bölgesi derinleştirilerek büyük okyanus gemilerinin yanaşabileceği hâle getirildi. Böylece Katar’ın başkenti Doha, sadece bir liman değil, aynı zamanda bölgesel bir ticaret ve finans merkezi haline geldi.
Başkent Doha bambaşka bir diyar. Burada eski Pazar yerinin İncileri, hurmaları ve Arap kahvesi dünyaca meşhur olmuş.
Buhur, Bakhur veya Bakhoor parfüm yağına batırılmış odun yongalarıdır ve Arap kültüründe geleneksel olarak bir tütsü olarak yakılır ve ortama yayılıp egzotik bir koku bırakır. Bu tarz tütsüleri de çarşıda bulabilirsiniz. Souk Waqif’e gelmişken bir de Katar’ın kültürel mirasında önemli bir yer alan Şahinler Çarşısı’nı da görmenizi tavsiye ederim. Şahinleri siyah deri şapkaları ile direklere tünemiş olarak göreceksiniz ve özellikle akşamüstü müşterilerin gelip şahin avcılığı konusunda sohbetlerine tanık olacaksınız. Çarşının hemen yanında ayrıca şahin hastahanesi bulunmaktadır. Bu yırtıcı kuşlara ne kadar önem verdiklerini buradan da anlayabilirsiniz.

Souq Waqif geleneklerin kalbi
Havalimanından otelimize doğru yola çıktığımızda, çölün masmavi denizle buluştuğu yerde yükselen modern kentin silueti gözlerimizi kamaştırıyor. Hava sıcak, ama heyecanımız daha sıcak!
Katar’ın simgesel yapıların bir tanesi de İslam Eserleri Müzesidir. Müze Doha Limanı’nın kıyısında 60 metre ilerde yapay bir adanın üzerine inşa edilmiştir ve 2008 yılında ziyarete açılmıştır. Müze ünlü Çin – Amerikan mimar Leoh Ping Mei tarafından tasarlanmıştır. Müzede bin yıllık İslam tarihinin sanat eserleri, süs eşyaları, vazoları ve benzeri ürünler sergilenmektedir ve mimari eser olarak ta etkileyicidir.

Tarihe bir pencere
Eğer tarihi dokulara meraklıysanız maalesef Katar’da bu tarz dokulara pek fazla denk gelemeyeceksiniz. Zübare ve İslam Eserleri Müzesi Tarihi dokuya meraklıysanız, Katar’da pek çok eski yapıya rastlamazsınız. Çünkü ülke son 80 yılda kökten dönüşmüştür. Ancak Zübare Kalesi, 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınarak bu eksikliği bir nebze gideriyor. 18. yüzyıldan kalma bu kale, bir zamanlar Hint Okyanusu, Arabistan ve Batı Asya arasında önemli bir inci ve ticaret merkeziydi. Bir kum fırtınasıyla tamamen gömülmüş, bu sayede orijinal hâliyle günümüze ulaşabilmişti.
Başka bir simgesel yapı ise İslam Eserleri Müzesi. Doha Limanı’nın kıyısında, yapay bir adada yükselen bu müze, ünlü Çin-Amerikalı mimar I. M. Pei (Leoh Ming Pei) tarafından tasarlandı ve 2008’de kapılarını ziyaretçilere açtı. Bin yıllık İslam sanatının en değerli eserleri—vazolar, süs eşyaları, el yazmaları—burada sergileniyor. Hem koleksiyonu hem mimarisiyle etkileyici bir kültürel hazinedir.
Son durak olarak çölün sessizliğini dinlemeye ayırmalısınız. Eğer Katar’da bir gece geçirme şansınız olursa, mutlaka çöl turuna katılmanızı öneririm. Yarım günlük bu maceralarda 4x4 jeep’lerle Suudi Arabistan sınırına kadar götürülürsünüz. Özellikle gün batımında, altın rengi kumulların üzerinde yaşayacağınız deneyim unutulmaz olur. Tur genellikle geleneksel bir akşam yemeğiyle son bulur.
Biz de çarşıyı gezdikten sonra, akşam ışıklarında Doha’nın büyüleyici siluetini izleyerek otelimize dönüyoruz. Farklı bir kültür, farklı bir dünya. Yakından tanıdıkça daha da değer kazanıyor.
Otelde dinlendikten sonra havalimanına geri dönüyor, bağlantı uçuşumuzla yolculuğumuza devam ediyoruz. Katar’a, bizi bu kadar cömertçe ağırladığı için minnettarız. Bu fırsat sayesinde özgün kültürünü, tarihini ve misafirperverliğini yakından tanıma imkânı bulduk.
Siz de bir gün bu rotada aktarma yaparsanız, “çöl ile denizin buluştuğu yer” olan bu Arap ülkesini mutlaka deneyimleyin. Unutulmaz bir mola olacaktır.