SON DAKİKA
GÜNCEL Cuma 01 Mayıs 2026 09:49

EMEK ENFLASYON VE GEÇİM MÜCADELESİ

Enflasyon karşısında alım gücü düşerken, gelir dağılımındaki bozulma derinleşiyor. Artan maliyetler işletmeleri zorlarken, istihdam ve yatırımlar üzerinde baskı artıyor. Uzmanlar, kalıcı çözüm için yapısal reform ve enflasyonla kararlı mücadele gerektiğini vurguluyor

Emek enflasyon ve geçim mücadelesi

Mustafa DENİZ

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, bu yıl yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda derinleşen ekonomik sorunların gölgesinde işçi ve emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği bir gün olarak öne çıkıyor. Türkiye genelinde meydanlara çıkan çalışanlar, artan hayat pahalılığı, alım gücündeki erime ve ücretlerin enflasyon karşısında yetersiz kalmasına dikkat çekiyor.

Son dönemde yükselen enflasyon, özellikle sabit gelirli kesimleri doğrudan etkiliyor. Gıda, kira ve ulaşım gibi temel harcama kalemlerindeki artış, asgari ücret ve maaş zamlarının kısa sürede erimesine yol açtı. Ekonomistler, ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalmasının, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da derinleştirdiğine işaret ediyor.

İşletmeler üzerinde baskı var

İş dünyası ise farklı bir cepheden tabloya yaklaşıyor. Artan maliyetler, enerji fiyatları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, işletmeler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu durum, bazı sektörlerde istihdamın daralmasına ve yeni yatırımların ertelenmesine neden oluyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Sendikalar, 1 Mayıs kapsamında yaptıkları açıklamalarda yalnızca ücret artışı değil; vergi adaleti, güvenceli çalışma koşulları ve sosyal hakların güçlendirilmesi gibi talepleri de gündeme taşıdı. Kayıt dışı istihdam ve taşeron çalışma sistemine yönelik eleştiriler de dikkat çekti.

İyileşme maaş artışı ile olmaz

Uzmanlara göre, kalıcı bir iyileşme için yalnızca maaş artışları yeterli değil. Enflasyonla mücadelede kararlı politikalar, üretim odaklı büyüme ve gelir dağılımını dengeleyici yapısal reformlar büyük önem taşıyor. Aksi halde, her yıl 1 Mayıs’ta dile getirilen sorunların kronikleşmesi kaçınılmaz görünüyor.

Bu yılın 1 Mayıs’ı, emeğin değerinin yeniden hatırlatıldığı bir gün olmanın ötesinde, ekonomik dengelerin çalışanlar lehine yeniden kurulması gerektiğine dair güçlü bir mesaj veriyor.