FASON ÜRETİM SARMALINDAN ÇIKIŞ REÇETESİ
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, sektörün fason üretimden markalaşmaya geçiş sürecinde yaşadığı yapısal sorunları ve küresel krizlerin sektöre yansımalarını değerlendirdi. Markalaşma konusunda ülke olarak zorlu bir süreçten geçildiğine dikkat çeken İçten, yerli üreticinin uluslararası arenada güç kazanması için temel şartın "Türkiye" algısının bir marka haline dönüşmesi olduğunu vurguladı.

Hakan ÖZBAY
Sektörün içinden geçtiği zorlu süreci ve geleceğe yönelik stratejileri Analiz Gazetesi'ne özel olarak değerlendiren TASD Başkanı Berke İçten, yalnızca ayakkabı sanayisinin değil, genel ülke ihracatının yapısal sorunlarına da ayna tuttu.
ÜLKE İMAJI OLMADAN ŞİRKETLER MARKA OLAMAZ
Türk ayakkabı sektörünün yüksek üretim kapasitesi ve esnek üretim kabiliyetine rağmen, katma değerli ihracatın anahtarı olan markalaşma noktasında arzu edilen seviyenin çok uzağında kaldığına dikkat çeken İçten, bu durumun bir ekosistem sorunu olduğunu ifade etti. Üreticilerin bireysel çabalarının küresel pazarlarda marka yaratmak için tek başına yeterli olmadığını belirten İçten, çözümün devlet politikalarından geçtiğini şu sözlerle aktardı:
"Açıkça konuşmak gerekirse ülke olarak markalaşma noktasında sıkıntılıyız. Bu sadece ayakkabı sektörünün meselesi değil, maalesef genel olarak marka çıkartamıyoruz. Burada devletin daha farklı, vizyoner teşvik mekanizmalarını devreye sokması elzemdir. Bizim öncelikli düşüncemiz; ülkenin kendisinin bir marka haline gelmesi gerektiğidir. 'Türkiye' algısı küresel çapta bir marka değerine ulaştıktan sonra, bizlerin üreticiler olarak o şemsiye altında kendi markalarımızı yaratmamız çok daha kolay ve kalıcı olacaktır."
KÜRESEL DEVLER VE ÇAKMA ÜRÜNLER
Markalaşma yolculuğunda yerli sanayicinin belini büken en kritik engellerden birinin sahte ürün (çakma) ekonomisi olduğunu vurgulayan İçten, piyasadaki haksız rekabet ortamının üreticiyi nasıl köşeye sıkıştırdığını anlattı.
Yerli bir girişimin marka olma iddiasıyla yola çıktığında çift yönlü bir rekabet kıskacına girdiğini belirten İçten, "Düşünün ki yerli bir firmamız marka olmak istiyor. Sahaya indiğinde hem yılların küresel markalarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor hem de o global markaların piyasayı saran çakmalarıyla rekabet etmeye çalışıyor. İki yönlü, son derece yıpratıcı bir rekabete tabi tutuluyoruz. İlgili bakanlıklarımızın bu konuya acilen neşter vurması gerekiyor. Kayıt dışılığı besleyen, haksız rekabet yaratan ve en önemlisi içimizdeki markalaşma hevesini öldüren bu olumsuz tablo bir an önce ortadan kaldırılmalıdır" uyarısında bulundu.
SAVAŞIN DOMİNO ETKİSİ VE HAMMADDE KRİZİ UYARISI
Kuzeydeki savaşın Avrupa pazarlarında ve Türkiye'nin ihracat kanallarında yarattığı tahribat henüz atlatılamamışken, güney sınırlarına yakın bölgelerde patlak veren yeni çatışmalar, sektörü hammadde maliyetleri üzerinden tehdit ediyor. Savaşın uzaması halinde yaşanacak tehlikelere dikkat çeken İçten, petrol fiyatlarındaki artışın doğrudan petrokimya hammaddelerine, taban ve suni deri fiyatlarına yansıdığını ifade etti.

