SON DAKİKA
İŞ DÜNYASI Pazar 01 Şubat 2026 02:23

FİNANSAL SUÇLAR YATIRIMI KAÇIRIYOR

Türkiye'de son dönemde IBAN paylaşma olaylarında ciddi artış görülüyor. Özellikle kara para aklama yöntemi olarak kullanılan bu olaylarda çok sayıda mağdur var ve bu mağdurlar hapis cezaları ile karşılaşabiliyor. Avukat Esra Ülger, bu tür olayların ekonomiye verdiği zararı Analiz'e anlattı, neler yapılması gerektiğini sıraladı

Finansal suçlar yatırımı kaçırıyor

Mustafa DENİZ

Avukat Esra Ülger, Analiz’e yaptığı değerlendirmede, IBAN paylaşmanın hem ekonomiye hem de kişilere olan zararlarını anlattı. Ülger’e göre finanslar suçlar yatırımcıyı kaçırıyor. 

Son dönemde tanıdıklar üzerinden IBAN istenerek yapılan para trafiği hangi suç tipleri kapsamında değerlendiriliyor ve en sık hangi maddelerden soruşturma açılıyor?

Son dönemde IBAN’ın, tanıdıklar üzerinden kötü amaçlı kullanılması sonucu oluşan para hareketliliği, son dönemde açılan ceza soruşturmalarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu kapsamda, tanıdıklar tarafından kullanılan IBAN’ın kötü kullanım amacına bağlı olarak farklı ceza tipleri ortaya çıkmaktadır. Bu ceza tiplerinden en sık karşılaşılanlar arasında; Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesi gereğince bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık, 245. maddesi gereğince banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, 158. maddesi gereğince nitelikli dolandırıcılık, 157. maddesi gereğince dolandırıcılık, 282. maddesi gereğince suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, 7258 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 228. maddesi kapsamında yasadışı bahis ve kumar suçları ile Türk Ceza Kanunu’nun 220/7. maddesi gereğince suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım suçları yer almakta olup, kullanımın niteliğine göre farklı suç tipleri de gündeme gelebilmektedir.

“Para kazandırma” vaadiyle hesabını kullandıran bir kişi, paranın kaynağını bilmediğini söylese bile dolandırıcılık veya kara para aklama suçundan sorumlu tutulabilir mi?

Evet, “para kazandırma” vaadiyle hesabını kullandıran bir kişi, paranın kaynağını bilmediğini ileri sürse dahi, hesabın üçüncü kişiler adına ve menfaat karşılığı kullandırıldığı tespit edildiğinde, dolandırıcılık veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları kapsamında cezai sorumlulukla karşı karşıya kalacaktır.

Örgüte yardım etme suçu

IBAN’ını paylaşan bir kişinin, suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmekle suçlanmasının hukuki kriterleri nelerdir?

Bir kişi, IBAN’ını veya kartını başkasına kullandırırken, kişinin suç örgütüne üye olup olmaması fark etmeksizin, tanıdık birinin bu kart veya hesabı suç örgütünün faaliyetlerine hizmet edecek şekilde kullanması hâlinde, TCK 220/7 kapsamında **“suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım” suçundan sorumlu olur. Türk Ceza Kanunu’nun 220/7. maddesi gereğince örgüte üye olmak şart değildir; doğrudan örgüt üyesi olmasa da, örgütün faaliyetlerine bilerek katkı sağlarsa bu suçtan sorumludur. Bu sebeple, IBAN’ını paylaşan kişi, suç işleme kastını veya menfaat sağlamadığını ispat edemezse, suç örgütüne üyelik aranmaksızın, TCK 220/7 maddesi uyarınca “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım” suçundan sorumluluk doğar.

Banka kayıtları ve MASAK raporları bu tür dosyalarda nasıl delil haline geliyor, hesap sahibinin kastı ya da ihmali nasıl tespit ediliyor?

Banka kayıtları ve MASAK raporları, bir kişinin hesabına ilişkin tüm mali hareketleri resmî ve doğrulanabilir şekilde gösterdiği için suç soruşturmalarında delil niteliği taşır. Banka kayıtları, paranın kimden geldiğini, hangi tarihlerde ve ne miktarda işlem gördüğünü somut olarak ortaya koyar. MASAK raporları ise bu hareketlerin olağan mı yoksa şüpheli mi olduğunu analiz ederek soruşturma makamlarına teknik bir değerlendirme sunar. Mahkemede veya savcılıkta, bu belgelerin resmi yazışma veya bilirkişi incelemesi ile sunulması halinde delil olarak kabul edilir. Özetle, banka kayıtları ve MASAK raporları objektif delil sağlar; kast, hesap sahibinin IBAN’ı verirken veya işlemleri onaylarken bu hareketlerin suç teşkil ettiğini bilerek hareket etmesi durumunda; ihmal ise olağan dikkat ve özeni göstermemesi, olağan dışı para hareketlerini fark etmesine rağmen gerekli önlemleri almaması durumunda oluşur. Eğer IBAN sadece yardım amacıyla verilmiş ve hesap sahibi işlemlerden habersizse, genellikle kast yoktur ve ihmalin varlığı durumun somut koşullarına bağlıdır.

Vatandaşın atacağı adımlar var

Böyle bir durumla karşılaşan vatandaş, savcılığa başvuru, bankaya bildirim ve hesap hareketlerinin dondurulması gibi hangi adımları hangi sırayla atmalıdır?

Tanıdık birine IBAN vermeniz hâlinde meydana gelen şüpheli işlemleri derhal tespit etmeniz gerekir. Hesabınızdaki olağan dışı para hareketlerini kısa süre içinde kontrol ederek herhangi bir usulsüzlük fark ettiğinizde, hemen bankaya başvurarak hesabın izinsiz kullanımını bildirip, gerekirse geçici olarak dondurulmasını talep etmelisiniz; bu adım, hesap üzerinden izinsiz para çıkışlarından doğabilecek maddi kayıpların yanı sıra, hesabın suçta araç olarak kullanılmasının ve yeni suçların oluşmasının önüne geçilmesi açısından da zorunludur ve aynı zamanda resmi kayıt oluşturularak hukuki delil niteliği kazanır. Takip eden adım olarak, en yakın cumhuriyet savcılığına resmi suç duyurusunda bulunmalı ve banka dökümleri ile diğer belgeleri delil olarak sunmalısınız.

Etkin pişmanlık hapis cezasını etkiler mi?

Bu tür dosyalarda etkin pişmanlık, iş birliği veya zararın giderilmesi hapis cezası ihtimalini nasıl etkileyebilir?

Bu tür dosyalarda, kartın veya IBAN’ın tanıdık tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek suçlarda, failin etkin pişmanlık göstermesi, soruşturma makamlarıyla iş birliği yapması veya zararın giderilmesi hapis cezası ihtimalini doğrudan etkileyebilir; ancak bu etki suçun türüne göre değişir. Örneğin, dolandırıcılık (TCK 157), suç örgütüne yardım veya üyelik (TCK 220/7) ve para aklama (TCK 282) gibi suçlarda fail zararı iade eder veya soruşturmanın aydınlatılmasına katkı sağlarsa, etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir ve hapis cezası azaltılabilir, ertelenebilir veya bazı durumlarda tamamen ortadan kaldırılabilir. Ancak kartın kötü kullanımı sonucunda ortaya çıkabilecek diğer suçlarda etkin pişmanlık genellikle uygulanmaz; örneğin yasadışı kumar ve bahis (5651 sayılı Kanun / Özel Kanunlar), yetkisiz banka veya kredi kartı bilgilerini paylaşma (TCK 204) ve sahtecilik, sahte belgelerle ödeme (TCK 207-208) suçlarında failin pişmanlığı veya zararı gidermesi hapis cezasını doğrudan ortadan kaldırmaz, yalnızca mahkemenin takdirine bağlı olarak ceza indirimi gündeme gelebilir. Sonuç olarak, hapis cezasının azaltılması veya kaldırılması yalnızca etkin pişmanlık gösterilmiş, soruşturmayla iş birliği yapılmış ve zararın giderilmiş suçlarda mümkündür; her suç türü bu unsurlar açısından ayrı ayrı değerlendirilir ve suçun türüne bağlı olarak etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmayacağı belirlenir.

Kırmızı alarm olarak görün

Vatandaşlar, benzer tuzaklara düşmemek için IBAN paylaşımı konusunda hangi talepleri “kırmızı alarm” olarak görmeli ve kendilerini hukuken nasıl korumalıdır?

Vatandaşlar, IBAN paylaşımı konusunda özellikle belirli talepleri “kırmızı alarm” olarak görmelidir. Tanıdık dahi olsa bir kişinin, “sadece para geçecek”, “hesabım bloke oldu”, “kısa süreliğine kullanacağım” veya “başkasına göndereceğiz ama senin hesabından geçsin” gibi gerekçelerle IBAN talep etmesi, hukuken ciddi risk barındırır. Aynı şekilde farklı kişilerden, farklı şehirlerden veya açıklamasız şekilde hesaba para gelmesi istenmesi, paranın kaynağının sorgulanmaması veya hesap hareketlerinin gizlenmesinin talep edilmesi de açık bir risk göstergesidir.

Hukuki korunma açısından vatandaşların, IBAN’larını hiçbir kişinin kullanımına bırakmamaları, hesaplarını yalnızca kendi ticari ve şahsi işlemleri için kullanmaları gerekir. Şüpheli bir talep veya işlemle karşılaşıldığında derhal bankaya bildirim yapılmalı, hesap hareketleri kontrol edilmeli ve gerekiyorsa savcılığa başvurulmalıdır. Ayrıca yazılı talimat, mesaj kaydı veya işlem açıklaması olmaksızın yapılan para transferlerinden özellikle kaçınılmalıdır.

Finansal sistemin güvenliği 

Ekonomik istikrar ve finansal sistemin güvenliği açısından, bireylerin şüpheli para transferlerine karşı alması gereken önleyici tedbirler

Bireyler, ekonomik istikrar ve finansal sistemin güvenliği açısından şüpheli para transferlerine karşı son derece dikkatli olmalıdır. Hesap bilgilerini, tanıdık dahi olsa, başkasının kullanımına vermemek temel hukuki yükümlülüktür. Hesaplarına açıklamasız veya olağandışı para girişleri olduğunda derhal bankaya bildirimde bulunmak ve işlemleri belgelendirmek gerekir.

Şüpheli transferlerde paranın kaynağı ve amacı konusunda kuşku varsa işlem yapılmamalı; mümkünse yazılı talimat, mesaj veya belge ile işlem gerekçesi tespit edilmelidir. Bu önlemler, bireyin doğrudan mali zararlarını önlemenin yanı sıra kara para aklama, dolandırıcılık ve örgütlü suçların finansmanının engellenmesine de hizmet eder.

Sonuç olarak, bireylerin alacağı bu tedbirler hem kendi hukuki ve mali güvenliklerini korur hem de finansal sistemin bütünlüğüne katkı sağlar. Şüpheli işlemler karşısında hızlı ve hukuka uygun davranmak, zararın önlenmesini ve sorumlulukların hukuken yerine getirilmesini temin eder.

Devlet vergi kaybına uğruyor

Kayıt dışı para transferlerinin yaygınlaşması vergi gelirlerinde ne tür kayıplara yol açıyor?

Kayıt dışı para transferlerinin yaygınlaşması, devletin vergi denetimini etkisiz hâle getirir ve vergi gelirlerinde doğrudan kayıplara yol açar. Gelir ve kazançların resmi kayıtlara geçirilmemesi, gelir vergisi, KDV ve kurumlar vergisi gibi yükümlülüklerin tahsil edilmesini engeller; bu durum, kamu bütçesini zayıflatır ve kamu hizmetlerinin finansmanını tehlikeye atar. Ayrıca kayıt dışı transferler, vergilerini düzenli ödeyen işletmeler ile vergi yükümlülüğünden kaçanlar arasında haksız rekabet yaratır ve ekonomik sistemin bütünlüğünü bozar. Sonuç olarak, kayıt dışı para transferleri yalnızca vergi kaybı değil, aynı zamanda mali disiplinin zayıflaması, ekonomik adaletsizlik ve finansal sistemin güvenliğinin tehlikeye girmesi anlamına gelir.

KOBİ’ler zarar görüyor

KOBİ’ler ve ticari işletmeler bu tür dolandırıcılıklardan ne ölçüde zarar görüyor?

KOBİ’ler ve ticari işletmeler, IBAN üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılıklardan ciddi ölçüde zarar görebilir. Bu tür fiiller yalnızca doğrudan mali kayıplara yol açmakla kalmaz; işletmelerin nakit akışını bozar, ödeme dengelerini sarsar ve günlük ticari faaliyetlerin sürekliliğini tehlikeye düşürür. Dolandırıcılık vakalarının yaygınlaşması, bankacılık sistemine duyulan güveni zedeler, işletmelerin krediye erişimini sınırlar ve tedarik zincirinde aksamalara yol açarak ticari ilişkileri olumsuz etkiler. Dolayısıyla, IBAN temelli dolandırıcılıklar KOBİ’ler açısından yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda operasyonel riskleri artıran, finansal güvenliği sarsan ve işletmelerin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit eden ciddi bir risk unsuru hâline gelmektedir.

Bankaların mali yükü artıyor

Bankaların bu tür suçlarla mücadele için yaptığı ek güvenlik yatırımları, finansal maliyetleri ve hizmet fiyatlarını etkiler mi?

Bankalar, IBAN üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık ve benzeri finansal suçlarla etkili biçimde mücadele edebilmek için sürekli olarak ek güvenlik önlemleri ve ileri teknoloji yatırımlarına yönelmek zorundadır. Kullanılan gelişmiş izleme sistemleri, sahtekârlık tespit yazılımları ve sıkı müşteri doğrulama prosedürleri, bankaların doğrudan mali yükünü artırmakta ve bu maliyetler sıklıkla işlem ücretleri ile hizmet bedellerine yansıtılmaktadır. Ancak bu tedbirler yalnızca mali yük oluşturmakla sınırlı kalmaz; müşterilerin güvenliğini teminat altına alır, finansal sistemin bütünlüğünü korur ve ekonomik istikrarın sürdürülmesine katkı sağlar. Böylelikle, bankaların uyguladığı bu önlemler, hem maliyet ve hizmet fiyatları üzerinde somut etkiler doğurmakta hem de modern bankacılığın güvenlik ve sürdürülebilirlik ilkelerini güçlendiren zorunlu ve stratejik adımlar olarak hukuki mahiyet taşımaktadır.

Türkiye’nin risk algısı yükselir

Uluslararası para transferlerinde Türkiye’nin risk algısının yükselmesi, yabancı sermaye girişini olumsuz etkiler mi?

Türkiye’nin risk algısının yükselmesi, yabancı sermaye girişlerini doğrudan olumsuz etkiler. IBAN dolandırıcılığı ve kayıt dışı para hareketleri, ülkenin finansal güvenilirliğini zedeler ve yatırımcılar açısından yüksek risk olarak algılanır.

Böylelikle, finansal suçlarla etkin hukuki mücadele edilmemesi, yalnızca bireysel mağduriyet yaratmakla kalmaz; yabancı sermaye akışını daraltır ve finansal istikrarı tehdit eder.

Sonuç olarak, IBAN’ın başkasına kullandırılması basit bir iyilik ya da güven ilişkisi kapsamında değerlendirilemez; bu tür talepler çoğu zaman dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve örgütlü suç faaliyetlerinin başlangıç noktasını oluşturur. Kişinin, hesabı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerden fiilen haberdar olmaması ihtimali bulunsa dahi, bu durum başlı başına ciddi bir hukuki risk doğurur; suç işleme kastının bulunmadığını ve IBAN’ın kullandırılması karşılığında herhangi bir menfaat temin edilmediğini somut ve inandırıcı delillerle ortaya koyamaması hâlinde ise, IBAN’ın kötüye kullanılması suretiyle işlenen fiillerden cezai sorumlulukla karşı karşıya kalması mümkündür. Bu nedenle hukuken korunmanın en güvenli yolu, şüpheli IBAN taleplerini en baştan reddetmek ve olağan dışı her para hareketini gecikmeksizin yetkili mercilere bildirmektir.