FOSİL YAKIT LOBİSİ YEŞİL ENERJİYE SAVAŞ AÇTI
Trump'ın fosil yakıtları önceleyen politikaları, küresel enerji dengelerinde kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, dünyada fosil yakıt lobisi ile yenilenebilir enerji devrimi arasında keskinleşen bu mücadeleyi değerlendirdi. Bağ, "Bir yanda güvenlik gerekçesiyle eski düzeni savunanlar, diğer yanda iklim risklerini yöneten yeni bir yapı var. Türkiye gibi ülkeler, kısa vadeli ucuzluk uğruna 'fosil kilitlenmesi' yaşamamalı" uyarısında bulundu

Hakan ÖZBAY
Dünya ekonomisinin yaklaşık dörtte birini tek başına sırtlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) iklim politikalarındaki keskin “U” dönüşü, küresel enerji piyasalarında "Yeni bir soğuk savaş mı başlıyor?" sorusunu gündeme getirdi. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin iklim inkarcılığına varan söylemleri, uluslararası anlaşmalardan çekilme kararları ve yenilenebilir enerji teşviklerini kesme girişimleri, halihazırda devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’in yükselişiyle birleşince ortaya karmaşık ve çok bilinmeyenli bir jeopolitik tablo çıkardı.
Bu kritik süreçte, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ ile bir araya gelerek, bu yeni "enerji savaşının" cephelerini, fosil yakıtların geleceğini, sanayideki dönüşüm zorunluluğunu ve Türkiye’nin bu denklemdeki kritik pozisyonunu masaya yatırdık.
VENEZUELA ÖRNEĞİ VE İKİ KUTUPLU YENİ DÜZEN
Alkım Bağ, küresel resme bakıldığında iki farklı kutbun belirginleştiğine dikkat çekiyor. Bir tarafta Trump'ın başını çektiği, fosil yakıt kaynaklarına sahip ülkelerin desteklediği ve "eski düzeni" tekrar kurmak isteyen yapı; diğer tarafta ise iklim risklerini bir "güvenlik meselesi" olarak gören ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıran blok.
ABD'nin sadece Paris Anlaşması'ndan değil, iklim değişikliği ile ilgili 66 farklı uluslararası organizasyondan çekildiğini hatırlatan Bağ, mevcut belirsizliği şu çarpıcı sözlerle özetliyor:
"Amerika gibi dev bir ekonominin bu kadar keskin bir dönüş yapması, küresel enerji dönüşümü açısından elbette bir belirsizlik ve jeopolitik gerilim yaratıyor. Trump, bunu bir iç siyaset malzemesi olarak kullanıyor. 'Make America Great Again' söylemiyle birleşen, fosil yakıt lobisinin çıkarlarına hizmet eden bir yapı var. Fosil yakıtlara aşırı bağımlılığın ve tek tip kaynağa yönelmenin sonuçlarını görmek için Venezuela örneğine bakmak yeterli. Bu tip soru işaretlerinin oluşması son derece doğal."
EKONOMİNİN KURALLARI SİYASETİ YENEBİLİR Mİ?
Röportajda öne çıkan en kritik tespitlerden biri, siyasi söylemler ne olursa olsun, ekonomik gerçekliğin dönüşümü zorunlu kılması. Bağ'a göre, güneş ve rüzgar teknolojilerindeki maliyet düşüşü o kadar dramatik seviyelere ulaştı ki, dönüşümün önünde durmak artık ekonomik akla aykırı.
Bağ, "Enerji dönüşümünü yapmamanın maliyeti, yapmanın maliyetinden daha yüksek" diyerek şu analizi yapıyor:
"Kısa vadede enerji dönüşümü sistem maliyetlerini yükseltebilir, çünkü yeni bir yatırım yapmanız gerekir. Ancak orta ve uzun vadede, yakıt maliyeti olmayan güneş ve rüzgar sayesinde çok daha ucuz enerjiye kavuşursunuz. Ayrıca madalyonun diğer yüzünde 'yapmamanın maliyeti' var. Çevresel yıkım, sağlık harcamaları ve sosyal maliyetleri üst üste koyduğumuzda, Türkiye için yaptığımız çalışmalar gösteriyor ki; dönüşümün faydaları, maliyetlerin iki katına ulaşıyor."
ÇİN VE AVRUPA'NIN STRATEJİSİ
ABD fosil yakıtlara dönüş sinyali verirken, dünyanın diğer devleri neden farklı bir rota izliyor? Alkım Bağ, Çin ve Avrupa Birliği örnekleri üzerinden bu durumu "enerji arz güvenliği" kavramıyla açıklıyor.
• Çin Örneği: Çin'in kömür üretimi halen yüksek olsa da yeni kurulan elektrik kapasitesinin yüzde 85'i yenilenebilir enerjiden sağlanıyor. Pekin yönetimi, 2060 yılında "net sıfır" emisyona ulaşmayı hedeflerken, şebeke ve depolama yatırımlarına devasa kaynaklar ayırıyor.
• Avrupa Birliği Örneği: Rusya-Ukrayna savaşı sonrası AB, enerji dönüşümünü sadece bir "çevre" meselesi olarak değil, bir "ulusal güvenlik" meselesi olarak kodlamış durumda. Rus gazına bağımlılığı azaltmak isteyen AB, 2027 yılına kadar Rusya'dan gelen doğal gaz ve LNG ithalatını tamamen sıfırlamayı planlıyor. Daha önce yüzde 45 olan bu pay, şimdiden yüzde 12'lere düşmüş durumda.
FOSİL KİLİTLENME RİSKİ
Peki, enerji ithalatçısı olan, sanayisi büyüyen ve enerji talebi hızla artan Türkiye bu savaşın neresinde durmalı? Alkım Bağ, Türkiye için çok kritik bir kilitlenme riskine işaret ediyor.
Trump politikalarıyla küresel petrol ve gaz fiyatlarında yaşanabilecek olası bir düşüşün Türkiye'yi yanıltmaması gerektiğini belirten Bağ, şu uyarıda bulunuyor:
"Kısa vadeli fiyat düşüşleri bir fırsat gibi görünebilir. Ancak kendi fosil kaynağımız olmamasına rağmen, ucuz diye o tarafa ağırlık verirsek, bu Türkiye için bir 'fosil kilitlenme riski' yaratır. Bizim yapmamız gereken; dışa bağımlılığı azaltmak için kendi yerli ve temiz kaynaklarımıza yönelmek, bunları sisteme entegre edecek şebeke modernizasyonuna yatırım yapmaktır."
SANAYİDE YAPISAL DÖNÜŞÜM VE DEMİR-ÇELİK ÖRNEĞİ
Sadece enerji üretmek yetmiyor, enerjiyi nasıl tükettiğimiz de hayati önem taşıyor. Bağ, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarının Avrupa Birliği olduğunu hatırlatarak, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamaların sanayide dönüşümü zorunlu kıldığını belirtiyor
Bağ, Türk sanayisinin durumunu ve yapılması gerekeni demir-çelik sektörü üzerinden somut bir örnekle açıklıyor
"Sanayimiz şu an ağırlıklı olarak düşük-orta teknolojili ve enerji yoğun bir yapıda. Örneğin demir-çelik sektöründe 'uzun ürün' dediğimiz inşaat demiri gibi katma değeri düşük ürünler yerine, otomotiv sanayisinde kullanılan 'yassı çelik' gibi yüksek teknolojili ve katma değerli ürünlere geçmemiz gerekiyor. Bu yapısal dönüşümü sağlarsak, hem ekonomik olarak daha fazla kazanırız hem de bu ürünlerin üretimi daha az enerji yoğun olduğu için enerji talebimizi düşürürüz. Yani bir taşla iki kuş vurmuş oluruz."
ELEKTRİK FATURALARI DÜŞECEK Mİ?
Vatandaşın en çok merak ettiği "Yenilenebilir enerjiye geçince faturalar düşecek mi?" sorusuna ise Bağ net ve umut verici bir yanıt verdi
"Ne kadar ucuz kaynak kullanırsanız elektriğiniz o kadar ucuz olur. Yenilenebilir enerjinin payı arttıkça elektrik fiyatları düşüyor. Dünyada, özellikle rüzgar ve güneşin yoğun olduğu saatlerde elektrik fiyatlarının 'eksiye' düştüğünü görüyoruz. Yani sistem, elektriği tüketmeniz için neredeyse size para ödüyor. Türkiye'de bir taban fiyat uygulaması olduğu için eksiye düşmüyor ama orta ve uzun vadede bu yatırımların artmasıyla vatandaşın çok daha ucuz elektriğe ulaşması kesinlikle mümkün."
ŞEBEKE VE KRİTİK MİNERALLER
Röportajda enerji dönüşümünün önündeki en büyük teknik ve stratejik engeller olarak "şebeke altyapısı" ve "nadir elementler" öne çıktı
1. Şebeke Sorunu: Güneş ve rüzgarın değişken kaynaklar olduğunu hatırlatan Bağ, "Rüzgarı bir doğal gaz santrali gibi düğmesine basıp açıp kapatamazsınız" diyor. Bu enerjinin yönetilebilmesi için şebekelerin dijitalleşmesi, akıllı hale gelmesi ve batarya teknolojileriyle desteklenmesi şart.
2. Nadir Elementler (Kritik Mineraller): Enerji dönüşümü teknolojileri (bataryalar, güneş panelleri) için hayati olan bu elementlerin tedariki, dünyada Çin başta olmak üzere 3-5 ülkenin tekelinde. Bağ, Türkiye'nin bu konuda "Neye, ne kadar ihtiyacı var?" sorusunu sorarak bir envanter çıkarması ve "Nadir Toprak Elementleri" konusunda stratejik, bölgesel ortaklıklar kurması gerektiğini belirtti.
NÜKLEER ENERJİ VE COP31 ZİRVESİ
Türkiye'nin enerji sepetinde nükleer enerjinin rolüne de değinen Bağ, Akkuyu Nükleer Santrali'nin devreye girmesiyle ciddi bir baz yük kapasitesi oluşacağını, ancak önceliğin her zaman "talep kontrolü, verimlilik ve yenilenebilir enerji" olması gerektiğini savundu.
Son olarak, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 (Taraflar Konferansı) zirvesini değerlendiren Bağ, ABD'nin olası yokluğunun zirvenin değerini düşürmeyeceğini, aksine Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bölgesel iş birlikleri adına büyük bir fırsat penceresi sunabileceğini ifade etti. Bağ, "Finansman, teknoloji transferi ve tedarik zincirleri konusunda bölgesel ortaklıklar kurmak için COP,31 Türkiye'nin liderliğinde önemli bir platforma dönüşebilir" dedi.

