GENÇLER KURYE OLDU SANAYİ USTASIZ KALDI
İstanbul Bilumum Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Cevher Kartal, esnafın kanayan yarası ara eleman sıkıntısından, artan maliyetlere, otomasyon tehdidinden kadın istihdamına kadar sektöre dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Geçmişte "Can Suyu Kredisi", "Bağ-Kur Yapılandırması" ve "ILO İstihdam Projesi" gibi milyonlarca esnafa nefes aldıran projelere imza atan Kartal, önümüzdeki dönem de özveriyle çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

Hakan ÖZBAY
Türkiye ekonomisinin bel kemiği olan esnaf ve sanatkârlar; her geçen gün artan maliyetler, bürokratik engeller, finansmana erişim zorlukları ve kalifiye eleman bulamama gibi devasa sorunlarla boğuşuyor. Özellikle madeni eşya sektöründe yaşanan dönüşümü, yılların birikimiyle üretilen çözüm önerilerini ve esnafın sahadaki gerçeklerini, İstanbul Bilumum Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Cevher Kartal ile enine boyuna konuştuk.
Şişhane'de kiralık bir binadan başlayarak, bugün odaların kendi mülklerini edindiği, güçlü bir Birlik yapısı kurduklarını anlatan Kartal, sadece kendilerine bağlı odaların değil, Türkiye genelindeki tüm esnafın ve hatta ticari araç şoförleri gibi farklı iş kollarının sorunlarına çözüm üreten bir "proje merkezi" haline geldiklerini belirtti.
KAPANAN ODALARDAN MÜLK SAHİBİ BİRLİKLERE
Göreve geldiklerinde kendilerine bağlı 15 oda bulunduğunu ancak yasa gereği üye sayısı 100'ün altına düşen ve gelirleri giderlerini karşılayamayan dökümcüler, karayolu nakliyat, ölçü ve tartı aletleri, kazancılar ve kaynakçılar gibi 5 odanın Bakanlık tarafından kapatıldığını anlatan Kartal, bu süreçte kalan odaları nasıl ayağa kaldırdıklarını şöyle anlattı:
"O dönem odalarımızın hepsi kiracı köşelerindeydi. Onları Birlik binasında topladık. İşletme masraflarının %10'luk kısmını onlara oda başı dağıtarak birikim yapmalarını sağladık. Bu yaptıkları birikimlerle odalarımızın hepsi 5 yıl içerisinde kendilerine birer mülk aldı. Onları ofis sahibi yaptıktan sonra kendi Birlik binamızı inşa ettik. Üstelik bu binayı yaparken bütçemizi kendi paramız gibi harcadık, maliyetinin yarısına mal ettik diyebilirim. Çatlağımız, hilemiz, hurdamız yok; işimizi hakkıyla ve tasarruflu yapıyoruz."
BASİT USULDEN CAN SUYU KREDİSİNE
Geçmiş yıllarda hayata geçirilen ve milyonlarca esnafa dokunan birçok projenin mimarı olduklarını hatırlatan Başkan Kartal, bürokrasiyle mücadele ederek kazandıkları hakları şu sözlerle özetledi:
"Bugün 800.000 esnafın faydalandığı Basit Usul Defter uygulaması bizim projemizdi. Teşkilatlarımızda kurduğumuz muhasebe bürolarıyla, piyasada 5-6 bin lira olan defter tutma maliyetlerini bugünün parasıyla 360 liraya kadar düşürerek esnafımıza devasa bir tasarruf sağladık. Aynı şekilde, 2005 yılında, Bağ-Kur borcu yüzünden emekli olamayan esnafımızın, banka kredisiyle borçlarının ödenmesini ve emekli maaşlarının yarısından kesilerek tasfiye edilmesini sağlayan sistem de bizim önerimizdi. Dönemin Bakanı Murat Başesgioğlu ile omuz omuza çalışarak 450 bin kişiyi cebinden tek kuruş çıkmadan 60 ay vadeyle emekli ettik."
Esnafın finansmana erişiminin her dönem hayati olduğunu vurgulayan Kartal, sıfır faizli "Can Suyu Kredisi" fikrinin de kendi birliğinden çıkarak Sanayi Bakanlığı tarafından tüm Türkiye'ye uygulandığını anlattı.
KAPASİTE RAPORU VE İHRACAT ENGELLERİ NASIL AŞILDI?
Eskiden kapasite raporlarının sadece Sanayi ve Ticaret Odaları tarafından verildiğini, bu duruma itiraz ederek konuyu mahkemeye taşıdıklarını belirten Kartal, "Mahkeme kararıyla artık kendi sanatkârlarımıza bu belgeleri biz veriyoruz. Bu sayede üyemiz Sanayi Sicil Belgesi alarak enerjiyi %25 indirimli kullanıyor. Bugün 100.000 lira elektrik tüketen bir kaynakçının, metal kaplamacının ayda 25.000 lira tasarrufu var" dedi.
Geçmişte esnaf ve sanatkârların ihracat-ithalat yapamadığını da hatırlatan Kartal, "Esnafın ürettiği malın kalitesi Avrupa'yla yarışacak düzeyde, onların da ithalat ve ihracat yapabilmesi lazım diyerek konuyu gündeme getirdik. Belgeler kalktı, şimdi her esnaf maliyeye bir dilekçe vererek kendi ihracatını, ithalatını yapabiliyor" ifadelerini kullandı.
ILO PROJESİNDE DERS NİTELİĞİNDE TASARRUF
Kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda uluslararası çapta da başarılı işlere imza attıklarını belirten Başkan Kartal, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile yürüttükleri projenin detaylarını paylaştı:
"Bize verilen kota, yarısı Türk yarısı Suriyeli olmak üzere 200 kayıt dışı çalışan ve 50 işverendi. Projenin bütçesi 2.460.000 liraydı ve 8 ay süremiz vardı. Biz aşağıda bir ofis kurduk, muhasebecilerin 7-8 bin lira istediği kayıt işlemlerini ücretsiz yaptık. Bu 50 işverene ruhsat harçlarını, sigorta ve vergi desteklerini sağladık. İngilizce yazışmaları kendi imkanlarımızla hallederek tercüme bütçesine dokunmadık. Projeyi 7 ayda, 1.640.000 liraya bitirdik ve geri kalan yaklaşık 800.000 lirayı devlete iade ettik. %50 istihdam sözümüzü de tesisatçıları iş yerlerine ikişer üçer yerleştirerek tuttuk ve devletten teşekkür mektubu aldık."
PANDEMİ ÇEVRE MEVZUATI VE ŞOFÖRLERİN SİGORTASI
Çözüm odaklı yaklaşımlarının meslek sınırlarını aştığını belirten Kartal, farklı kriz anlarında aldıkları inisiyatifleri de aktardı:
• Pandemi Dönemi: "İş yerlerinin tamamen kapanmaması için Cumhurbaşkanlığı ve Valiliğe yazılar yazdık. Taahhütlerin yerine getirilmesi için belli günlerde çalışma izni aldık. O dönem en büyük sorun maskeydi. Kendi Tornacılar Odam adına on binlerce maskeyi ve dezenfektanı paket halinde üyelerin ev ve iş adreslerine bizzat teslim ettik."
• Çevre Lisansı: "Bursa'dan bir geri dönüşümcü aradı, Çevre lisansı için 4000 metrekare alan istendiğini, esnafın böyle bir alanı olmadığını söyledi. Çevre Bakanlığı'na yazdık. Alanın genel bir standart yerine 'yıllık üretim miktarına göre' (1000 ton için 1000 metrekare gibi) belirlenmesini önerdik. Önerimiz kabul gördü ve yönetmelik değişti."
• Ticari Araç Şoförleri: "Şoförler sosyal güvencesiz ve kayıt dışı çalışıyordu. Çalışma Bakanlığı'na, sigorta priminin emeklilik kısmını şoförün, sağlık kısmını araç sahibinin ödemesi yönünde bir formül sunduk, kabul edildi. Denetimlerin yapılması için de İçişleri Bakanlığı'na yazdık ve 1 Ağustos itibarıyla sigortalılık sorgulamaları başladı. Benim şoför üyem yok ama onlar için de elimizi taşın altına koyduk."
FİNANSMANA ERİŞİM ÇIKMAZI
Bugün gelinen noktada esnafın en büyük belinin kredi koşulları ve kıdem tazminatları olduğunu belirten Cevher Kartal, "Esnaf sıcaktan bunaldı, kredi almamız çok zorlaştı" diyerek Esnaf Kefalet Kooperatiflerinin bankalar gibi katı kurallar uyguladığını ifade etti:
"İki tane memur kefil isteniyor, tapu isteniyor, ipotek isteniyor. Krediyi verirken bile baştan ciddi kesintiler yapılıyor; 100 bin lira krediye 80 bin lira veriliyor. Zaten sicili bozuk olanlara hiç vermiyorlar. Düşünebiliyor musunuz, işi bozulmuş, sicili bozulmuş adamın toparlanmak için asıl krediye ihtiyacı var."
Ayrıca asgari ücret artışlarıyla birlikte kıdem tazminatlarının 2 yıl içinde 3 katına çıktığına dikkat çeken Kartal, "Esnafın 10 yıllık tazminatı 100 bin liradan birden 300 bin liraya çıktı. Esnaf evini, arabasını satarak, faizle borç alarak bunu ödüyor. Bunun için bir fon oluşturulmasını ve günü geldiğinde devlet tarafından ödenmesini talep ettik" dedi. SGK prim borçlarının yapılandırılmasında istenen teminat sınırlarının 50 bin TL'den 250 bin TL'ye çıkarılmasının olumlu bir adım olduğunu belirten Kartal, faizlerin indirilmesi yönünde beklentileri olduğunu kaydetti.
OTOMASYON YAPAY ZEKA VE ÇİN TEHLİKESİ
Gelişen teknolojinin insan emeğine olan ihtiyacı azalttığına da dikkat çeken Kartal, "Dünyada her şey otomasyona döndü. Bir insanın günde 200 tane yapabildiği ürünü, makine 20.000 tane yapıyor. Yapay zeka ve robotik sistemler sadece el işçiliğini değil, örneğin gazeteciliği bile tehdit ediyor. İnsan emeğini maalesef ziyan ediyoruz; üniversiteye giden gencimiz kuryelik yapıyor. Kuryelik bir sanat değil. İleriye dönük insan emeği açısından çok daha sıkıntılı bir döneme gireceğiz" uyarısında bulundu.
Üreticinin belini büken bir diğer sorunun da Çin'den gelen ürünler olduğunu belirten Kartal, "Çin'den gelen yat ve paslanmaz malzemelerinin Türkiye'deki satış fiyatı, ne yazık ki bizim yerli üretimimizin hammadde maliyetinin bile altında. İşçilik giderlerimiz yüksek olduğu için rekabet şansımız kalmadı. İş yerini kapatacak noktaya gelen arkadaşlarımız var. Ticaret Bakanlığı'na durumu ilettik, şimdi ürünlerin ithalat kod numaralarını (GTİP) hazırlıyoruz" dedi. Kartal ayrıca ihracatçı sanatkârların vize almakta büyük zorluklar çektiğini ve KOSGEB fuar desteklerinin yetersiz kaldığını vurguladı.
AVRUPA BİRLİĞİ İŞİ UZAK BİR HAYAL
Son olarak, sektör standartlarının Avrupa Birliği (AB) normlarına uyumu konusunda yaşadıkları çarpıcı bir anekdotu paylaşan Başkan Kartal, sürecin bürokratik ve siyasi engellerine dair net konuştu:
"Hollandalı bir uzmanla toplantı yaptık. Bana açıkça, 'Ben doğruları mı anlatayım yoksa politik bir dille mi konuşayım?' dedi. Doğruları söylemesini istedik. Şunu anlattı: 'Avrupa Birliği'ne kısa, orta ve uzun vadede girmeniz mümkün değil. Aramızda din, dil ve ırk farkı var. Dil bir şekilde çözülebilir ama diğerlerini çözmek mümkün değil.' Adamlar bize hem ırkçılık yapıyorlar hem de dini ileri sürüyorlar. Dolayısıyla bizim Avrupa Birliği işi uzak bir hayal, politik bir söylemden ibaret."
KADIN ELİ TORNAYA DEĞDİ
Röportajın en çarpıcı başlıklarından biri ise sanayi sektöründeki kadın istihdamı oldu. "Tornacıdan, tesisatçıdan kadın olur mu?" önyargısını yıktıklarını belirten Cevher Kartal, birliğe bağlı Tornacılar Odası'nda 840 üyenin 81'inin kadın olduğunu ve bunların bir kısmının bizzat tezgah başında fiili olarak çalıştığını açıkladı.
Kartal, "Ben şahsen 4 tane kadın tesisatçı yetiştirdim. İnsanlar evlerine tamir için bir erkeğin gelmesinden ziyade, kadın ustaları çok daha büyük bir saygınlıkla karşılıyor. Kale Grup ile de bu proje üzerinde durduk. İşsizlik had safhada, bu kadınlarımızı ustaların yanına verip malzeme temini, yazışma ve hatta zanaat öğretebiliriz. Her yerimizde kadın var, sanayide neden olmasın?" dedi.
ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM DÖNEMİ BİTTİ
Ara eleman ve çırak bulamama sorununun sektörün geleceğini tehdit ettiğini vurgulayan Kartal, ailelerin çocuklarını zanaata yönlendirmemesinden yakındı. Bu durumun baş sorumlusu olarak sınav sistemini (KPSS) ve eğitimdeki çarpıklığı işaret etti:
"Çocuğunu alıp 'şuna meslek öğretin' diyen aile sayısı sıfıra düştü. Biz 108 mesleki okula çocuklarımız kırsın, döksün, öğrensin diye ücretsiz malzeme gönderdik. Ama aileye sorunca herkes çocuğunun öğretmen, mühendis, gazeteci olmasını istiyor. Kimse 'usta olsun' demiyor. Bugün 70-80 bin lira maaşla çalışacak usta bulamıyoruz. Eskiden 'eti senin kemiği benim' ahlakı vardı. Şimdi herkes CV istiyor. Trilyonluk tezgahı kime emanet edeceksiniz? İnsanlar yanına eleman almaya korkar oldu. Eğer devlet bu duruma acil el atmazsa, yakında Avrupa'dan usta getirmeye başlayacağız. Bunun çözümü de yine kadınlardan geçiyor. Kadınları bu sektöre sokarsak, gençler ve çocuklar da 'O yapıyor, ben niye yapamayayım?' diyerek heveslenecektir."

