SON DAKİKA
Giyim ve tekstil Perşembe 09 Nisan 2026 02:58

HAZIR GİYİMİN ASIL AÇMAZI MALİYET DEĞİL KATMA DEĞER

Türk hazır giyim sektöründe artan üretim maliyetleri ve küresel fiyat baskısı ana gündem olmaya devam ederken, Lufian Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Gümüştepe sorunun temeline dikkat çekti. Gümüştepe, "Özellikle üretim maliyetlerindeki artış ciddi bir baskı yaratıyor. Ancak asıl mesele maliyetlerle sınırlı kalmıyor; katma değerli üretim ve güçlü marka yaratma konusunda yeterince derinleşememek sektörün rekabet gücünü doğrudan etkiliyor" dedi

Hazır giyimin asıl açmazı maliyet değil katma değer

Hakan ÖZBAY

Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, artan enflasyon oranları ve değişen tedarik zinciri dengeleri, Türk perakende ve hazır giyim sektörünü yeni bir dönemeçle karşı karşıya bırakıyor. Sektör temsilcileri bir yandan iç pazarda daralan alım gücü ve yükselen operasyonel giderlerle mücadele ederken, diğer yandan ihracat pazarlarında rakiplerin fiyat avantajlarına karşı konumunu korumaya çalışıyor. Sektördeki bu zorlu dönemi ve makroekonomik baskıları değerlendiren Lufian Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Gümüştepe, pazarın karşı karşıya olduğu mevcut tablonun tek boyutlu olmadığını vurguladı. Maliyet enflasyonu ile sert rekabet koşullarının eş zamanlı olarak yönetilmesi gerektiğini belirten Gümüştepe, sektörün geleceğinin salt maliyetleri kısmaya değil, kalıcı katma değer yaratma kapasitesine bağlı olduğunun altını çizdi.

AVM VE CADDE KİRALARI SÜRDÜRÜLEBİLİR SINIRI AŞTI

Üretim maliyetlerinin yanı sıra perakende sektörünün en zorlayıcı ve en kritik gündem başlıklarından birini ticari gayrimenkul piyasasındaki fiyatlamalar oluşturuyor. AVM’ler ve ana caddelerde yaşanan fahiş kira artışlarının artık birçok noktada sürdürülebilir sınırların çok üzerine çıktığını belirten Gümüştepe, bu tablonun şirketlerin mağazalaşma ve yatırım stratejilerini doğrudan değiştirdiğini dile getirdi. Markaların artık her lokasyonda fiziki olarak var olmaktan ziyade, verimliliği yüksek, marka algısını güçlendiren ve ticari getirisi rasyonel olan doğru noktalarda konumlanmayı öncelik haline getirdiğine işaret eden Gümüştepe, artan maliyetlerin etiketlere yansımasına ilişkin olarak da net mesajlar verdi. Gümüştepe, "Maliyet artışlarının fiyatlara yansıması belirli ölçüde kaçınılmaz bir son. Ancak burada perakendeci için asıl kritik olan nokta, bu maliyet yükünü tamamen tüketiciye yansıtmadan; arka planda operasyonel verimlilik ve doğru fiyatlama stratejileri kurarak bu durumu dengeleyebilmektir. Bu dengeyi kurabilenler mevcut koşullarda daha sağlıklı bir büyüme zemini yakalayabiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

FİYATLA DEĞİL MARKA ALGISIYLA REKABET

Dış pazar dinamikleri incelendiğinde, ihracat pazarlarında Uzak Doğu ülkeleri ve Mısır gibi alternatiflerin belirgin bir fiyat avantajı sunması, Türk hazır giyimcilerinin küresel pazar payını tehdit eden ana unsurların başında geliyor. Sadece fiyatla rekabet etmeye odaklanan her ticari yapının, daha düşük maliyetli bir alternatif karşısında kaçınılmaz olarak kırılgan hale geldiğine dikkat çeken Gümüştepe, Türkiye’nin bu darboğazdan çıkış yolunun güçlü bir markalaşma hamlesinden geçtiğini belirtti. Türkiye’nin küresel pazardaki en büyük avantajlarının hız, esneklik, kalite ve tasarım gücü olduğunu hatırlatan Gümüştepe, bu yeteneklerin marka değeriyle birleşmediği sürece eksik kalacağını ifade etti. Gümüştepe, "İhracatta sadece üretici konumunda olmak günümüzde tek başına yeterli bir ayakta kalma stratejisi olmuyor; marka sahibi olmak da artık kritik bir eşik. Buradaki kırılma noktası; üretilen ürünün sadece maliyetini hesaplamak değil, onun hikayesini, tasarımını ve genel marka değerini büyütebilmektir. Gelecek dönemde sektörü ayakta tutacak yegane unsur, katma değerli, farklılaşmış ve global ölçekte anlam ifade eden markalar yaratabilme becerisi olacaktır. Kalıcı rekabet gücü tam olarak bu eksende şekillenecek" dedi.

ENFLASYONİST ORTAM TÜKETİCİ DAVRANIŞLARINI DÖNÜŞTÜRDÜ

Makroekonomik cephede yaşanan yüksek enflasyonist ortam ve tüketicinin giderek baskılanan alım gücü, perakende alışveriş reflekslerinde de köklü ve kalıcı değişimler yaratıyor. Tüketicilerin alışveriş kararlarında artık çok daha seçici ve sorgulayıcı bir tutum sergilediği bu dönemde, yalnızca ihtiyaç odaklı tüketim ile kalite arayışı kavramları iç içe geçmiş durumda. Eskiden daha hızlı tüketilen ürünlerin yerini artık rasyonel tercihler alıyor. Orta-üst segment tüketicisinin pazar davranışlarını analiz eden Gümüştepe, hedef kitlenin sadece bir ürünü satın almadığını; o markanın sunduğu güvene, tasarım diline ve kalite sürekliliğine de uzun vadeli bir yatırım yaptığını belirtti. Gerçekten ihtiyaç duyulan ürünlere yönelimin arttığını kaydeden Gümüştepe, "Tüketici artık bu ürünlerin uzun ömürlü, fonksiyonel ve ödediği fiyatın karşılığını veren nitelikte olmasına büyük özen gösteriyor. Bu durum, pazar genelinde daha az ancak çok daha bilinçli bir tüketim eğilimini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla markalar için kalite, tasarım ve fiyat dengesi bir tercih olmaktan çıkarak, ayakta kalmanın ve sürdürülebilir büyümenin temel şartı haline geliyor" şeklinde konuştu.

NİCELİKSEL BÜYÜMEDEN NİTELİKLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YATIRIMA GEÇİŞ

Piyasa koşullarındaki bu sert değişimler, hazır giyim şirketlerinin ajandalarındaki yatırım ve büyüme hedeflerini de yeniden şekillendiriyor. Yakın dönemde perakende konseptlerini yenileyerek erkek giyiminin ötesine geçen ve kadın giyim pazarına da giriş yaparak daha kapsayıcı bir yapıya bürünen Lufian, büyüme stratejisinde sayısal genişlemeden ziyade niteliğe odaklandığını duyurdu. Ayda iki mağaza açma hızına ulaşılan agresif büyüme dönemlerinin ardından, şirket artık yeni yatırımlarda sadece lokasyon sayısını artırmayı değil; açılan noktanın marka algısına katkısını, müşteri deneyimini ve arka plandaki operasyonel verimliliği dikkate alıyor. Yurt dışı açılım planlarında ise her pazarda bulunma hedefi yerine, markanın global konumlandırmasını güçlendirecek doğru noktalarda, seçici iş birlikleriyle ilerleme modeli benimseniyor.

ABONE OL
Reklam