SON DAKİKA
Petrol Pazartesi 02 Mart 2026 01:41

HÜRMÜZ KRİZİ TÜRKİYE İÇİN RİSK Mİ FIRSAT MI?

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma iddiası ve bölgede tırmanan gerilim, küresel enerji ve ticaret piyasalarında adeta deprem etkisi yarattı.

Hürmüz krizi Türkiye için risk mi fırsat mı?

Günlük 20 milyon varil ile dünya petrol ticaretinin dörtte birinin ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticaretinin beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, uluslararası piyasaların tam kalbinde yer alıyor. Yaşanan son gelişmeler; enerji fiyatları, navlun ve sigorta primlerinde hızlı artışlara yol açarken, Türkiye hem yeni bir maliyet baskısı hem de önemli stratejik avantajlarla karşı karşıya bulunuyor.

Uluslararası Deniz Hukuku ve Ticareti Uzmanı, Esenyel & Partners Kurucu Ortağı Av. Selçuk Esenyel, Hürmüz’deki krizlerin sadece siyasi olmadığını, doğrudan sigorta, navlun ve enerji fiyatlarını etkileyen büyük bir ekonomik şok yarattığını belirtiyor. Esenyel, fiili kapanmanın çoğu zaman resmi bir açıklama dahi olmadan gerçekleştiğini vurgulayarak şu çarpıcı tespiti yapıyor: "Savaş riski sigortaları yükseldiğinde veya armatörler bölgeyi yüksek riskli ilan ettiğinde, kağıt üzerinde açık olan boğaz fiilen kapanmış sayılır. Deniz ticareti hukuki tartışmaları beklemez; piyasalar anında tepki verir."

TÜRKİYE’NİN ENERJİ İTHALATINDA MALİYET BASKISI 

Bu "fiili kapanma" halinin Türkiye açısından ilk ve en hızlı etkisi, fiyat parametrelerindeki artış şeklinde ortaya çıkıyor. Türkiye gibi yüksek bir LNG ithalatçısı ülke için, Hürmüz kaynaklı aksamalarda tam bir kesinti olmasa da ciddi bir maliyet faturası doğuyor. Artan navlun ve bunker (gemi yakıtı) fiyatlarına ek olarak, kriz dönemlerinde spot kargolarla LNG tedarikinin çok daha pahalı hale gelmesi, doğrudan elektrik üretimi ve sanayi girdi maliyetlerini baskılayan temel bir unsur olarak öne çıkıyor.

KRİZDEN DOĞACAK UZUN VADELİ FIRSATLAR

Madalyonun diğer yüzünde ise Türkiye’nin enerji transit ülkesi konumu ve alternatif lojistik koridor rolüyle elde edebileceği uzun vadeli stratejik kazançlar yatıyor. Avrupa ve Asya’ya güvenli enerji ve ticaret akışı sağlamanın Türkiye’nin diplomatik ve ekonomik ağırlığını artıracağına dikkat çeken Esenyel, “Kısa vadede maliyet baskısı kaçınılmaz. Ancak doğru adımlar atılırsa Türkiye, krizden uzun vadeli stratejik kazanç da sağlayabilir” diyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilim, sadece bölgesel bir güvenlik meselesi değil; küresel maliyetleri belirleyen kritik bir faktör.