SON DAKİKA
EKONOMİ Pazar 05 Nisan 2026 02:51

HÜRMÜZ'E ALTERNATİF HAT YENİDEN GÜNDEMDE

Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak Trans-Arabistan Boru Hattı'nın yeniden gündeme gelmesi, Körfez petrolü için yeni bir çıkış kapısı ihtimalini güçlendirdi. Projenin hayata geçmesi halinde Avrupa'nın enerji arz güvenliği desteklenirken, Hürmüz'e bağımlılık kısmen azalabilir. Türkiye ise bu yeni denklemde enerji koridorlarının merkezinde yer alarak stratejik ve ekonomik avantajlarını artırma fırsatı yakalayabilir

Hürmüz'e alternatif hat yeniden gündemde

Mustafa DENİZ

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu’da yükselen tansiyon, küresel enerji akışını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksaklıklar, enerji fiyatlarını yukarı çekerken alternatif güzergâh arayışlarını hızlandırdı.

Bu çerçevede, uzun yıllardır devre dışı olan ve yeniden canlandırılması tartışılan Trans-Arabistan Boru Hattı yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı. İlk olarak 20. yüzyılın ortasında inşa edilen hat, Suudi Arabistan’daki petrol sahalarından başlayarak Sayda üzerinden Akdeniz’e ulaşıyordu. Ancak bölgesel çatışmalar nedeniyle 1980’lerde kullanım dışı kalmıştı.

Hürmüz’ü baypas edecek kritik hamle

Son dönemde Şam yönetiminin bu hattı yeniden işler hale getirme önerisi, özellikle Avrupa’nın artan enerji ihtiyacıyla birlikte dikkat çekiyor. Planın hayata geçirilmesi halinde Körfez petrolünün doğrudan Akdeniz’e ulaştırılması mümkün olacak ve böylece Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılık kısmen azaltılabilecek.

Uzmanlara göre bu girişim, sadece bir boru hattının yeniden açılması değil; aynı zamanda küresel enerji taşımacılığında yeni bir denge arayışının parçası. Pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve son olarak Orta Doğu’daki gerilimler, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırarak alternatif rotaları zorunlu hale getirdi.

Türkiye için stratejik fırsat

Gelişmeler Türkiye açısından da önemli fırsatlar barındırıyor. Halihazırda Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile bölgesel enerji taşımacılığında kritik bir rol üstlenen Türkiye, yeni koridor senaryolarında merkez ülke olma potansiyelini güçlendiriyor.

Uzmanlara göre olası bir enerji koridorunun Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanması durumunda:

Türkiye, enerji transitinde kilit ülke konumunu pekiştirebilir 

Enerji ticaretinden elde edilen gelirler artabilir 

Jeopolitik ağırlık ve diplomatik manevra alanı genişleyebilir 

Avrupa’nın enerji güvenliğinde vazgeçilmez aktörlerden biri haline gelebilir 

Ayrıca Türkiye’nin mevcut liman altyapısı ve boru hattı deneyimi, bu tür projelerin entegrasyonunu kolaylaştırabilecek önemli avantajlar arasında gösteriliyor.

Alternatifler var ama yeterli değil

Bölgede Hürmüz’e bağımlılığı azaltmaya yönelik başka projeler de bulunuyor. Suudi Arabistan’ın doğu-batı hattı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fujairah bağlantılı sistemleri aktif şekilde kullanılıyor. Ancak uzmanlar, bu hatların hiçbirinin tek başına Hürmüz’ün taşıdığı yükü karşılayamayacağı görüşünde birleşiyor.

Bu nedenle yeni kara ve deniz koridorlarının geliştirilmesi artık sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

Enerji haritası yeniden çiziliyor

Ortaya çıkan tablo, dünya enerji sisteminin hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu durum, üretim kadar taşımacılık altyapısının da yeniden şekillendirilmesini kaçınılmaz kılıyor.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her kriz, alternatif hatların önemini artırırken; yeniden gündeme gelen Trans-Arabistan hattı gibi projeler, enerji jeopolitiğinde yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Türkiye ise bu yeni denklemde sadece bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda oyunun kurucularından biri olma potansiyelini taşıyor.

KUTU KUTU

Trans-Arabistan Boru Hattı (Tapline), 1950'de Aramco tarafından inşa edilen, Suudi Arabistan'ın Kaysume şehrini Lübnan'ın Sayda (Sidon) limanına bağlayan 1.214 km'lik tarihi bir petrol hattı. Günlük 500 bin varil kapasiteyle petrolü Akdeniz'e taşıyan bu hat, 1983'te Lübnan iç savaşı ve 1990'da tam devre dışı kalmasıyla işlevini yitirdi. 

Temel özellikler ve tarihçe

Güzergah: Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Lübnan topraklarından geçerek Akdeniz'e ulaştı.

Amaç: Basra Körfezi'nden çıkan petrolü, Hürmüz Boğazı'nı dolaşmadan doğrudan Akdeniz'e ulaştırarak nakliye maliyetlerini ve süresini düşürmek.

İnşaat: Amerikan şirketlerinin ortaklığıyla kurulan Trans-Arabian Pipeline Company tarafından inşa edildi.

Kapatılma: 1970'lerin ortalarında Golan Tepeleri üzerinden geçen kısmı işlemez hale gelmiş ve 1990 yılında tamamen faaliyetini durdurdu. 

Stratejik önemi

Tapline, Orta Doğu'daki petrol ticaretinde ve ABD-Arap ilişkilerinde önemli bir faktördü. Günümüzde kullanılmayan bu hattın, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler sırasında petrol sevkiyatı için alternatif bir rota arayışlarında (tarihi önemiyle) adı sıkça geçiyor.

Reklam