İMPARATORLUK BAŞKENTİ PEKİN
Dünyada bazı kentler vardır ki sizde çok derin izler bırakır, kalbinizdeki yerleri her zaman çok özeldir. Dünya başkentleri arasında beni bu şekilde etkileyen şehirlerden biri de kuşkusuz Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Pekin'dir

Deniz DİKMEN
Bu hafta sizi, günümüzde pek çok dünya liderini ağırlayan bu sihirli ve güçlü kente götürmek istiyorum. Dönem dönem iş gezilerim sebebiyle bu harika kenti sık sık ziyaret ettim; onu yakından tanıma fırsatı buldum ve her saniyesinden büyük keyif aldım.

Pekin’in iki yüzü
Pekin, Şanghay’dan sonra Çin Halk Cumhuriyeti’nin ikinci büyük kentidir ve ülkenin kuzeydoğusunda yer alır. Pekin’in aslında iki yüzü vardır: Biri zengin bir kültüre sahip geleneksel Pekin, diğeri ise günümüzün modern, güçlü ve küresel ekonominin liderlerinden biri olan yeni Pekin.
Bu harikulade başkent; kültür, siyaset, finans, iş dünyası, lojistik, eğitim, inovasyon, yapay zekâ, teknoloji, bilim, turizm, medya ve sanat konularında sadece Çin’in değil, dünyanın da en önemli merkezlerinden biri sayılır. Örneğin, dünyanın en büyük 500 şirketi listesinde yer alan birçok Çinli firmanın ve finans kurumunun merkezi burada bulunmaktadır. Pekin Havalimanı Asya kıtasının en büyük havalimanlarından biridir; Çin’in devasa demiryolu ağının merkezi de yine burada konumlanır.

3000 yıllık bir kadim geçmiş
Yaklaşık 3000 yıllık özgün geçmişi ve görkemli tarihi yapılarıyla bu kadim kent, 24 ayrı imparatora ve altı farklı hanedana ev sahipliği yapmıştır. Çin inanışına göre Pekin ve kentin tam kalbinde bulunan Yasak Şehir, sadece Çin’in değil, dünyanın da merkezidir. Bu nedenle kent, asırlardır Yasak Şehir merkez alınarak inşa edilmiştir.
Pekin, MÖ 221 yılında Qin (Çin) Hanedanlığı döneminden başlayarak günümüze kadar bir imparatorluk kenti olarak önemini korumuştur. Çin Halk Cumhuriyeti de ismini bu ilk hanedandan almaktadır. Zaman içinde kente Ji, Yan, Dadu, Beiping ve Shuntian Fu gibi isimler verilmiş olsa da kalıcı adı Pekin olmuştur. Kent; Xi'an, Nanjing ve Luoyang ile birlikte Çin’de eski dönemlerde başkentlik yapmış "dört büyük kadim başkentten" biridir.
Pekin’e geldiğinizde göreceğiniz ikonik tarihi yapıların çoğu Qin ve Ming dönemlerine aittir. Kanımca ilk ziyaret edilmesi gereken mekân, Tiananmen Meydanı ve bu meydandan ana giriş kapısı bulunan Yasak Şehir’dir.

Tiananmen Meydanı ve Yasak Şehir
Pekin’e ilk geldiğimde ve bu meydana ayak bastığımda kalbim heyecandan küt küt atıyordu. Bu olağanüstü deneyimi yaşayabildiğim için çok mutluyum; zira Tiananmen Meydanı, 1417 yılında inşa edilmiş, 800 x 500 metre boyutlarıyla dünyanın en büyük meydanıdır. Bu tarihi meydan, aynı anda 1 milyon kişiyi barındırabilecek kadar devasa bir alana sahip.
Yasak Şehir’e giriş bu meydandan yapılır. Çin Ulusal Halk Kongresi’nin toplandığı merkez bina, Çin Ulusal Müzesi, Halk Kahramanları Anıtı ve Başkan Mao Zedong’un anıt mezarı da bu meydanda yer alır. Tiananmen, aslında "Göksel Barış Kapısı" anlamına gelir ve Çin imparatorlarının ülkelerini "tanrıların cennet ilkelerine" göre yöneteceğine atıfta bulunur. Ne yazık ki meydan, özellikle 1989 yılında meydana gelen çok kanlı protestolarla da dünya gündemine oturmuştur.
Tiananmen Meydanı’na ilk gittiğimde atmosferden çok etkilenmiştim. O gün polis meydanı sarmıştı, metro girişleri kapatılmıştı. Polisler anonslar yapıp düdük çalarak belli bir disiplin sağlamaya çalışıyorlardı ama ben ne yazık ki söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.
Meydandan Yasak Şehir’e giriş yaptığımda, kapının önündeki kalabalık beni hayrete düşürmüştü. Yabancı turistlerden ziyade, Çin’in yerel halkından gelen ziyaretçiler çoğunluktaydı. Herkes bu tarihi mirası görmeye gelmişti. Ana giriş kapısının üzerinde Mao Zedong’un dev bir portresi asılıydı. O an benim için gerçekten unutulmazdı; çünkü eski Çin’in nabzını burada hissediyordum. Ülkenin eski kültürel dokusunun damarları, kentin tam kalbinde buram buram atıyordu.
Yarım günden fazla zamanımı Yasak Şehir'i gezmeye ayırmıştım. Saray binalarının güzelliğine, salonların zarafetine, dekorların detaylarına, heykellere, mobilyalara, kıyafetlere, sarayda kullanılan renklere ve kumaşlara doyamamıştım. Sarayın başından sonuna kadar birçok saray binasından ve salondan geçerek, imparatorluğun en mahrem bölgelerine kadar yürümüştüm. Olağanüstü bir deneyimdi.
Yasak Şehir, adından da anlaşılacağı gibi, bir zamanlar halka tamamen yasak olan bir bölgeydi. Burada imparatorun haricinde sadece ailesi, cariyeleri ve binlerce saray personeli yaşıyordu ve bu insanların saray dışına çıkmalarına izin verilmiyordu.

Son imparator'un hikâyesi
Aisin-Gioro Puyi, Yasak Şehir’in ve Çin’in son imparatoru oldu. 1908 yılında çocuk yaşta tahta çıkan Puyi, 1912 yılında tahttan indirilmişti. 1924 senesine kadar Yasak Şehir’de ikamet etmesine ve unvanını korumasına izin verilse de o yıl Japonlar tarafından bir kukla imparator olarak Mançukuo tahtına atandı. 1945’ten sonra ise dönemin Sovyet ve Çin yetkilileri tarafından hapse atıldı. Hayatının son döneminde itibarı iade edildi ve çok yalın bir yurttaş, bir bahçıvan olarak hayata gözlerini yumdu.
Yasak Şehir’i gezerken Puyi’nin hikâyesi hep aklımdaydı. Eğer bugüne kadar izlemediyseniz, "Son İmparator" (The Last Emperor) filmini kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Çin’in son imparatorunun bu ilginç ve dramatik hikâyesini, muhteşem görseller eşliğinde çok seveceksiniz.

Kültür devrimi ve değişen çehre
1 Ekim 1949 yılında Mao Zedong, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ve başkentin Pekin olduğunu ilan etti. Bu dönemden sonra kent hızla değişmeye başladı. 1966-1976 yılları arasında, Kızıl Muhafızlar ile birlikte Kültür Devrimi yaşanıyordu. Kent hızla büyürken geçmişe ait bazı izler de ne yazık ki bilerek siliniyordu; öyle ki kentin tarihi binalarının yaklaşık %70'i (yaklaşık 5000 yapı) yok edildi. Eski düzene ait olduğu gerekçesiyle istenmeyen dört tip yapı vardı: Tapınaklar, dini mekanlar, atalara ait salonlar ve anıtlar... Bunlar sistematik olarak kentin hafızasından silindi.
Yasak Şehir’in ana kapısından tekrar meydana çıktığınızda, saray kompleksinin sol tarafında birçok küçük ara sokak göreceksiniz. Burada o eski dönemlerden kalan "Hutong"lar (geleneksel dar sokaklar ve avlulu evler) yer alıyor. Burası, eski Pekin’i hayal edebileceğiniz, gezmesi son derece keyifli ve nostaljik bir bölge.

Cennet Tapınağı ve Yazlık Saray
Pekin’e geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken diğer tarihi mekânlar ise Temple of Heaven (Cennet Tapınağı) ve Summer Palace (Yazlık Saray).
Cennet Tapınağı; mimarisi, renkleri ve mistik detaylarıyla muazzam bir yer. Tapınağa giderken yolunuz sarayın bahçesinden geçiyor. Burada, özellikle yaşlı Çinlilerin parkta çalan geleneksel Çin müziği eşliğinde Tai Chi yapışlarına tanık olabilirsiniz. Sabahın erken saatlerinde, kadim ağaçların altında ve bu ikonik tapınağın tarihi bahçesinde, o güzel müzik eşliğinde yerel halkın Tai Chi’nin yumuşak hareketlerini uygulamasını izlemek beni çok etkilemişti. Kendimi zaman tünelinden geçmiş gibi, sürreal bir ortamda hissetmiştim. Aynı zamanda halkın bir kesimi de yakındaki çardaklarda sabah güneşine karşı oturmuş, Çin satrancı (Xiangqi) ve geleneksel bir taş oyunu olan Mahjong oynuyordu.

UNESCO mirasları ve lezzet kültürü
Günümüzde Pekin, sekiz tane UNESCO Dünya Mirası'na ev sahipliği yapan bir kenttir. Bunlar: Yasak Şehir, Cennet Tapınağı, Yazlık Saray, Ming Mezarları, Zhoukoudian Pekin Adamı Alanı, Büyük Kanal, Pekin Merkez Ekseni ve tabii ki Çin Seddi’dir.
Ayrıca, kentin 288 adet somut olmayan kültürel mirası da bulunuyor. Çin Operası, Ejderha Dansı, yerel özgün müzik türleri, fildişi oymacılığı, Jintai Mavisi (Klozon) metal işleme teknikleri, Weiqi (Go oyunu), akrobasi gösterileri ve Fener Festivali bunlardan sadece birkaçı. Bu geniş kültür yelpazesi sayesinde Pekin, UNESCO tarafından "Tasarım Şehri" unvanına da layık görülmüştür.
Pekin’e geldiğinizde elbette mutlaka denemeniz gereken ve bizim damak tadımıza da çok uygun olan "Pekin Ördeği" var. Pekin Ördeği kanımca sadece burada yenir; çünkü bu yemek için kullanılan ördekler Pekin’de özel olarak yetiştiriliyor. İster kentin en lüks restoranında ister küçük bir esnaf lokantasında yiyin, bu nefis lezzetin tadı kesinlikle damağınızda kalacaktır.

Geçmiş ile geleceğin buluşması
Bütün bu kültürel ve tarihi dokunun yanında, Pekin’de modern Çin’i de tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Fütüristik gökdelenleri, yüksek hızlı demiryolu ağları ve göz alıcı neon ışıklarıyla Çin’in modern yüzü de bu kentte yükseliyor.
Pekin o kadar derin, o kadar zengin bir kültür ve tarihe sahip ki, hakkında sayfalar dolusu yazı yazmak gerekir. Umarım bu kısa anlatımım sizde güzel bir tat bırakmıştır. Kim bilir, belki bir gün bu kadim şehri siz de ziyaret eder, uzun uzun gezer ve benim gibi çok seversiniz.
