SON DAKİKA
Turizm Pazar 15 Şubat 2026 02:26

İYON DENİZ'İNİN İNCİLERİ

Kış sona ererken şubat ve mart aylarında sizin de içiniz kıpır kıpır olur mu? Ben, gelecek olan bahar ve yaz ayların hayallerini kurmaya başlarım ve içim içime sığmaz çünkü gözümüm önüne bahar ve yaz aylarında doğanın o güzelliği gelir

İyon Deniz'inin incileri

Deniz DİKMEN

Toprağın uyanması, ağaçların ve çiçeklerin yeşillenmesi renklenmesi, havanın ve suyun ısınması ve deniz mevsimi o kadar umut verici ki. Doğanın uyanışına doyum olmuyor.

Gelin sizi bu hafta olağanüstü maviliklerin diyarı İyon Denizi’ne götüreyim.

İyon Denizi deyince aklıma mavinin bütün tonları ve beyaz gelir. Deniz, beyaz kayalar, beyaz kumsallar, beyaz yelkenliler, havada masmavi gökyüzünde beyaz bulutlar. Hepsi bir bütün olarak o kadar güzel ki.

İyon Denizi’ne gitmemizin sebeplerinden bir tanesi de işte bu maviliklerdi. Amacımız çok açık maviden, türkuaza, mürekkep mavisine ve laciverte kadar mavinin tüm renk paletini burada doğada görmek ve şahane denizlere dalmaktı.

Korfu Adası’ndan geliyoruz ve aracımızla güneye doğru iniyoruz. Hava çok güzel, tam bir yaz günü. Hedefimiz Lefkada Adası’na varmak. Buraya Yunan anakarasından Preveze kenti üzerinden ulaşabiliyorsunuz. Lefkada Adası’na giden herhangi bir feribot yok ancak anakaradan Preveze’den adaya geçiş sağlayan bir tünel ya da bir köprü üzerinden ulaşabiliyorsunuz. 

Lefkada yaklaşık 35 km uzunluğunda ve 325 km2 büyüklüğünde bir ada ve adını adanın güney kısmındaki dünyaca ünlü beyaz kayalıklardan alıyor.

Biz de Preveze’den adaya geçip Lefkada’nın eski kenti Vasiliki’deki küçük otelimize varıyoruz. Ufak bir aile işletmesi olan otelimiz çok tatlı ve tüm aile bireyleri müşterilerin rahat etmesi için arı gibi çalışıyorlar ve çok ilgililer. 

Otelin sabah kahvaltısı da çok keyifli zira küçük bir açık büfe kuruluyor ama bu küçük açık büfede yok yok. Yerel zeytin, peynir, ev yapımı harika reçeller, zeytinyağ ve domatesli tost, üstü tarçınlı sütlaç, yerel lezziz peynirli ve ıspanaklı minik börekler, meyveli ev yapımı kekler, üstü tel kadayıflı tatlılar, kavun, karpuz, taze meyveler ve taze meyve suları. Bundan daha güzeli nasıl olabilir ki. 

Güzel kahvaltımızı yaptıktan sonra otelimizin çok yakınında bulunan Vassiliki Limanı’na  gidiyoruz. Çünkü, bizi adanın en güzel koylarına götürecek bir tekne gezisine katılacağız ve bu nedenle çok heyecanlıyız.

Bu tekne turu bölgede o kadar revaçta ki tekne çok kalabalık. Belki yüz kişiden fazla insan var. 

Genelde yerel halktan aileler, erzaklarını da yanlarında getirmişler, çoluk çocuk cümbür cemaat tekneye binmişler ve keyifleri çok yerinde. Tahmin edeceğiniz gibi oldukça hareketli bir ortam var. Bulunduğumuz bu ambiyans bana eski ada vapurlarını ve orada yaşanan hafta sonu heyecanlarını hatırlatıyor. Çok mutluyum.

iyon;1

Doğayla bütünleşmek

Bu yörenin yerel tekneleri yolcuları gün boyunca Lefkada’nın ıssız kumsallar ve kayalıklarla gizlenmiş koylarına götürüyor. Teknemiz ufak bir dalgada bile ciddi bir şekilde sağa sola yalpalanıyor. Bu da enteresan bir deneyim oluyor bize. Devrilebilir miyiz diye insan düşünmeden edemiyor. Ama kaptan ve ekibine bakıyorum gayet rahat görünüyorlar.

İlk durağımız sabahın erken saatlerinde Egremni Plajı ve Porto Katsiki. Gün daha yeni uyanıyor ve güneşin sabah ışınları henüz çok bakir. Yol boyunca denizin rengi bu muhteşem sabah ışığında şahane bir yeşim rengine bürünüyor. O kadar güzel ki anlatamam. Güneş denizin üstünde pırıl pırıl parlıyor. Karşımıza çıkan ıssız plajların renk paleti beyazdan başlayıp türkuazın tonlarından geçiş yapıp koyu mavinin tonlarında bitiyor. Gözümüz gönlümüz bayram ediyor.

Teknemiz kıyıya yanaşıp kumsalın üzerine çıkıyor. Yani burun kısmı kumsala oturuyor. Tekneden kumsala ve denize iki adet merdiven sarkıtıyorlar. Yolcular buradan denize girip çıkıyorlar. İskele yok. Hepimiz büyük bir keyif ile denize atlıyoruz. Suyun rengi gerçekten dünya çapında gördüğüm en güzel renklerden bir tanesi ve çok çok özel. Yüzdüğümüz yerde büyük balıklar çevremizi sarıyor. Bu duyguda o kadar keyifli ki. Doğayla bütünleşmek her zaman olağanüstü geliyor bize. Kumsal keyfi yapmak isteyenler de incecik tertemiz kumsalda güneşlenebiliyor. 

Tekneyle gün boyu değişik plajlarda durup yüzme molaları veriyoruz. Her bir plaj kendine özgü ve belli ki çok iyi korunuyor. Kiminin bembeyaz kumları var, kimisinin masmavi suların olduğu mağaraları var, kimisinin plajı çakıltaşı. Arka fonda genelde hep yörenin özgün beyaz kayalıkları.

Öğle vakti yaklaştığında ise, Lefkada Adası’nda ayrılıp 45 dakika yol alıp iki kilometre uzaklıktaki Kefalonya Adası’na geçiyoruz. Burası da çok tatlı bir mekan. Öğle molası verip buradaki balıkçı lokantalarında hafif ama çok leziz bir öğle yemeği alıyoruz. Rüzgar ılık ılık esiyor. Sessiz ortamda insanın ruhu dinleniyor. Kendinizi başka bir gezegende hissediyorsunuz. 

Kefalonya’dan ayrıldıktan sonraki durağımız sessiz İthaka Adası. Yunan Mitolojisi’nde bu ada önemli bir ada zira burası Odysseus’un memleketi ve geri dönüşün ve cennetin bir simgesi. Homeros romanında İthaka Adalar Krallığı’nın kralı Odysseus’ u kahraman olarak tanımlar. Truva Savaşı’nda kendisi ünlü Yunan liderlerden biridir ve mitolojiye göre dönemin en güzel kadını Truvalı Helen’e aşıktır. Helen eş seçimini Sparta Kralı Menelaus’tan yana kullanır. Odysseus ise Penelope’yi eş olarak alır. Helen, Paris tarafından kaçırılır ve kahinler Odysseus’a, Helen’i geri almak için sefere çıkarsa onlarca yıl evine dönemeyeciğini söylerler. Kendisi gerçekten Truva Savaşı’nda savaşmak için orduya katılmak durumunda kalır. Bilirsiniz, Çanakkale’de hala kocaman ünlü Truva savaşını anlatan ahşap At vardır. Odysseus işte o atın mucidi olur ve böylece Truva kentinin alınmasında kilit rol oynar. Truva Savaşı on yıl sürer ve ardından memleketi İthaka’ya dönebilmesi için Odysseus maceralar ve talihsizliklerle dolu bir 10 yıl daha geçirir.

iyon-3

Homeros’un Odysee kitabı

Bu nedenle İthaka deyince doğrudan Homeros’un Odysee kitabı akla gelir. Okumadınızsa yazın okunacaklar listesine ekleyin. 

İthaka Adası’nda da denize girdikten sonra teknemiz ile yolumuza devam ediyoruz. Bu sefer de Meganisi’de bulunan Papanicolis Mağarası’na varıyoruz. Mağara adını, II Dünya Savaşı sırasında burayı sık sık stratejik operasyonlar için kullanan Yunan denizaltısı Papanicolis’ten alıyor. Mağaranın uzunluğu 120 metre, genişliği 60 metre ve derinliği 30 metre olup uzaktan ve havadan fark edilmez ve gizli bir mabet gibidir.

Tekne turumuzun son durağı ise dünyaca meşhur Skorpios Adası veya nam- ı diğer Onassis Adası. Bu adaya yaklaşmak mümkün değil zira burası özel bir mülk ve çok sıkı bir şekilde korunuyor. 

1962 yılında ünlü armatör ve milyarder Aristotle Onassis 74 dönüm araziye sahip bu adayı satın almış, yaklaşık 200 çeşit ağaç ekmiş ve özel kum ithal edip özel plajlar inşa ederek düzenlemiş.

Adaya üç rezidans, bir helikopter pisti, özel bir iskele, kiklad tarzı bir ev ve bir şapel yapılmış. Ada, kısa zamanda İyon Denizi’nde büyük bir üne kavuşur zira 1968 yılında Aristotle Onassis eski Amerika Başkanı J. F. Kennedy’nin dul hanımı Jaqueline Kennedy ile bu adada evlenir. Jackie’nin kendi ülkesinde çocukları için endişe etmesi ve her gün kapısına dayanan  paparazzilerden uzaklaşmak istemesi ile Amerika kıtasından çok uzaklarda bu adada evliliği kabul eder ve burada adeta inzivaya çekilir. İlerleyen yıllarda Onassis’in çocukları Christina ve Alexander erken yaşta vefat eder ve bu adadaki şapelin yakınlarında toprağa verilir.

2013 yılında ise Aristotle Onassis’in varisleri adayı bir Rus milyardere satarlar. Skorpios Adası’nın yanından geçiyoruz ve adanın hüzünlü hikayesini ve enerjisini hissediyoruz adeta. Para ve şöhretin her zaman mutluluk getirmediğinin bir hatıratı sanki.

Akşam vakti, uzun ve çok keyifli bir günün ardından Vassiliki Plajı’na geri dönüyoruz. Güneş, deniz, rüzgar, dalgalar bizi tatlı tatlı yormuş ancak, dünyanın bu güzide köşesini görme ve yaşama fırsatı bulduğumuz için çok mutluyuz.

Bir gün fırsatım olursa bu harika maviliklere tekrar gitmek isterim. Eğer denizi, mavilikleri ve sakin sessiz kıyıları seviyorsanız, sizin de Lefkada’nın bu eşsiz sahillerine ve doğal güzelliklerine kavuşmanızı dilerim. 

Akşam gün batımında Vassiliki Limanı’nda yerel balıkçı restoranlarında Morina balığı, kalamar, mürekkepbalığı, yılan balığı, yengeç veya sardalya gibi deniz ürünleriyle sofranızı şenlendirmenizi isterim. Hepsi çok güzel.

iyon-2