"JEOPOLİTİK KRİZ, SANAYİDE MALİYET BASKISINI ARTIRIYOR"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Hürmüz Boğazı'nda deniz taşımacılığını ciddi biçimde aksatan çatışma sürecinin küresel enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini de doğrudan etkilediğini belirterek, "Jeopolitik kriz, sanayide maliyet baskısını artırıyor, stratejik hazırlığı zorunlu kılıyor." ifadesini kullandı.

Ardıç, yaptığı yazılı açıklamada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve Hürmüz Boğazı'nda deniz taşımacılığını ciddi biçimde aksatan çatışma sürecinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğini belirtti.
Petrol akışındaki bozulmanın, tanker trafiğindeki daralma ve sigorta maliyetlerindeki artışın dünya ekonomisine yeni bir belirsizlik dalgası yaydığına işaret eden Ardıç, enerjiye bağımlı ekonomiler açısından bu tablonun, üretim maliyetlerinden enflasyona kadar geniş bir alanda baskı oluşturduğunu belirtti. Dünyanın bir köşesindeki jeopolitik gerilimin, doğrudan üreticinin navlun hesabına yansıdığına dikkati çeken Ardıç, bu tür krizlerin yarattığı maliyet şokunun artık anlık değil, kalıcı bir hesap dengesi sorunu haline geldiğini ifade etti.
Ardıç, Türkiye 2025 yılında mal ihracatında rekor kırmış olsa da 2026 yılının ilk aylarına ilişkin verilerin ihracatta daha kırılgan bir görünüme, ithalatta ise yukarı yönlü baskıya işaret ettiğinin altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:
"Jeopolitik kriz, sanayide maliyet baskısını artırıyor, stratejik hazırlığı zorunlu kılıyor. Enerji ve lojistik kaynaklı yeni maliyet şokları, dış ticaret dengesi, enflasyonla mücadele ve sanayi üretimi üzerinde ilave yük oluşturabilir. Bu nedenle önümüzdeki süreci sadece güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası, dış ticaret stratejisi ve ekonomik dayanıklılık meselesi olarak da ele almak zorundayız. Bu çatışma süreci, yaklaşık 50 milyar dolar ihracat hacmimizin bulunduğu Yakın ve Orta Doğu pazarlarında faaliyet gösteren ihracatçılarımız açısından ayrıca dikkatle izlenmelidir. Bölgedeki talep daralması, ödeme ve teslimat riskleri ile ticaret rotalarındaki kırılmalar, siparişten sevkiyata kadar bütün zinciri yavaşlatabilir."
- "Türkiye'nin pazar çeşitlendirmesini hızlandırması büyük önem taşıyor"
Ardıç, sahada sanayicilerden aldıkları veri ve yaptıkları anketlere bakıldığında, Körfez ülkelerine ihracat yapan firmaların nakliye maliyetlerinin ve ek operasyonel gerekliliklerinin arttığını, mal sevkiyat sürelerinin uzadığını ifade ederek, gümrük işlemlerinin de zorlaştığının ve uzadığının sanayiciler tarafından dile getirildiğini, bu durumun kalıcı olması halinde tedarik zincirlerinde aksamaların başlamasının muhtemel olduğunu belirtti.
Türkiye'nin yeni dönemde pazar çeşitlendirmesini hızlandırması, lojistik güvenliğini güçlendirmesi ve ihracatçıyı finansman ile sigorta araçları bakımından daha güçlü desteklemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Ardıç, şunları kaydetti:
"Her kriz yalnızca tehdit üretmez, bazı alanlarda yeni imkanları da görünür hale getirir. Savunma sanayimizin kalbi olan Ankara, sahip olduğu ileri mühendislik kapasitesi, üretim kabiliyeti ve teknoloji altyapısıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek merkezlerden biridir. Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı, 2025 yılında 11 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Küresel güvenlik kaygılarının arttığı dönemlerde, yüksek teknolojiye dayalı savunma ürünlerine olan ilginin artması mümkündür. Ancak asıl mesele, savunma sanayisinde oluşan bu yüksek teknoloji birikimini makine, elektronik, yazılım, malzeme ve diğer sektörlere yayabilmektir. Kalıcı kazanım, ancak bu şekilde sağlanabilir. Sanayicimizin enerji maliyetleri karşısında korunması, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, lojistik hatlarının güvence altına alınması ve yüksek teknolojinin daha geniş sanayi tabanına yayılması artık bir tercih değil, zorunluluktur."

