KOBİ AI YAPAY ZEKAYI STRATEJİYE DÖNÜŞTÜRÜYOR
KOBİ'ler, sayısal büyüklükleri ve ekonomik katkılarıyla Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinde kilit rol oynamaya devam ediyor.

Toplam istihdamın yüzde 68,5’ini sağlayan KOBİ’ler, cirodan üretim değerine, katma değerden dış ticarete kadar pek çok alanda ekonominin omurgasını oluşturuyor. Bu yapı içinde dijitalleşme ve yapay zekâ, artık destekleyici bir araç olmanın ötesine geçerek KOBİ’lerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri hâline geliyor.
Son yıllarda pek çok KOBİ; chatbot’lar, otomasyon araçları ve hazır yapay zekâ çözümleriyle süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Ancak sahadaki tablo, beklentilerle her zaman örtüşmüyor. Yapay zekâ kullanımı artmasına rağmen karar alma süreçleri hâlâ sezgilere dayanıyor, verimlilik ölçülemiyor ve maliyet avantajı sınırlı kalıyor. Bu durum, yapay zekânın kullanılmasından çok, nasıl konumlandırıldığı ve yönetildiği sorusunu gündeme getiriyor.
KOBİ’lerin ekonomideki ağırlığı bu dönüşümün önemini daha da artırıyor. Açıklanan verilere göre KOBİ’lerin toplam ciro içindeki payı yüzde 44,1, üretim değeri içindeki payı yüzde 39,8, faktör maliyetiyle hesaplanan katma değer içindeki payı ise yüzde 41,2 seviyesinde bulunuyor. Personel maliyetlerinin toplam içindeki payının yüzde 43,5 olması ise KOBİ’lerin emek yoğun yapısını ortaya koyuyor. Bu tablo, verimlilik artışının ve süreçlerin daha etkin yönetilmesinin neden kritik olduğunu gösteriyor.
Dış ticarette de önemli bir rol üstlenen KOBİ’ler, 2024 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 29,6’sını, ithalatının ise yüzde 15,9’unu gerçekleştirdi. Uluslararası pazarlarda artan bu etkinlik, KOBİ’ler açısından rekabetçi, ölçülebilir ve sürdürülebilir iş modellerini zorunlu kılıyor. Yapay zekâ da tam bu noktada, iş modellerini korumanın ve büyütmenin temel araçlarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu ihtiyaca odaklanan Kobi AI, yapay zekâyı KOBİ’lerin iş süreçlerine doğrudan entegre eden ve ölçülebilir sonuçlar üreten bir yaklaşım sunuyor. Kobi AI, yapay zekâyı genel amaçlı bir teknoloji olarak değil, işletmenin merkezinde konumlanan stratejik bir sistem olarak ele alıyor. Amaç, yalnızca teknolojiyi kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru hedefle ve sürdürülebilir bir yapıyla yönetmek.
Kobi AI Kurucusu Baran Kaya, yapay zekânın KOBİ’ler için artık bir tercih değil, rekabetin temel unsurlarından biri hâline geldiğinin altını çizerek, “Kobi AI, yapay zekâyı KOBİ’ler için erişilebilir, anlaşılır ve fayda odaklı hale getirmek amacıyla kuruldu. Yapay zekâyı sadece büyük şirketlerin değil, her ölçekte işletmenin kullanabileceği bir güç haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü; yapay zekâ kullanılıyor fakat zaman kaybı devam ediyor, maliyetler düşmüyor, süreçler ölçülemiyor. Çünkü sorun yapay zekânın kendisinde değil, nasıl ve nerede konumlandırıldığıyla ilgili KOBİ’lerde yapay zekâdan beklenen faydanın ortaya çıkmamasının nedeni teknolojinin yetersizliği değil, yönetilememesi. Biz Kobi AI’de yapay zekâyı bir araç olarak değil, işletmenin karar alma ve operasyon mekanizmasının ayrılmaz bir parçası olarak konumluyoruz. Gerçek fark, yapay zekâyı kullanmakla değil; onu doğru şekilde yönetmekle ortaya çıkıyor. Yapay zekâyı yöneten KOBİ’ler, süreçlerini sadeleştiriyor, karar alma mekanizmalarını güçlendiriyor ve büyümeyi kontrollü bir şekilde sürdürülebilir kılıyor. İşletmelere stratejik büyüme için yapay zekâ gücüyle dönüşüm fırsatı sunuyoruz” şeklinde konuştu.
Kobi AI’nin yaklaşımının merkezinde, her işletmenin yapısına ve önceliklerine göre tasarlanan sürece özel AI agent’lar bulunuyor. Bu agent’lar yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; süreci yönetiyor, performansı izliyor ve sürekli iyileştirme sağlıyor. Satış, müşteri hizmetleri, finans ve operasyon gibi kritik alanlarda kullanılan bu yapı sayesinde yapay zekâ, işletmenin dışında duran bir araç olmaktan çıkarak günlük operasyonların aktif bir parçası hâline geliyor.
