KÜRESEL BELİRSİZLİK YEREL DAYANIKLILIK
Küresel ekonomide para politikalarına ilişkin belirsizlik sürerken, Türkiye'de düşen risk primi ve yatırım odaklı söylem öne çıktı. ABD ve Asya verileri piyasalarda temkinli iyimserliği desteklerken, TCMB'nin sıkı duruş vurgusu güven algısını güçlendirdi. Borsa, altın ve dövizdeki yükselişler haftaya damgasını vurdu

Hakan DİKMEN
Şubat ayının ikinci haftası, küresel ekonomide para politikası beklentilerinin, Türkiye’de ise yatırım ve üretim odaklı söylemin öne çıktığı bir dönem olarak kayda geçti. Geçen hafta açıklanan veriler ve yapılan açıklamalar, dünya ekonomisinin yön arayışını sürdürdüğünü; Türkiye’nin ise risk algısındaki iyileşmeyi kalıcı hâle getirme çabasında olduğunu gösterdi.
Küresel sistem bir denge arayışındayken, ekonomilerin dayanıklılığı artık yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; güven, öngörülebilirlik ve reform kapasitesiyle ölçülüyor. Şubat’ın ikinci haftası, tam da bu yeni ekonomik gerçekliğin bir özeti niteliğinde.
Enflasyon geriliyor belirsizlik bitmiyor
Haftanın küresel ölçekte en kritik başlığı ABD’den geldi. Ocak ayı enflasyonunun yıllık bazda %2,4’e gerilemesi, piyasa beklentilerinin altında gerçekleşerek faiz indirim umutlarını güçlendirdi. Özellikle çekirdek enflasyondaki yavaşlama, fiyat baskılarının kontrol altına alındığına dair önemli bir sinyal olarak yorumlandı. Bu veri, Federal Reserve’in 2026 yılı içinde daha esnek bir para politikası izleyebileceği beklentisini kuvvetlendirdi.
ABD borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan dalgalanma, yatırımcıların risk iştahındaki kırılganlığı yansıttı. Yapay zekâ temalı hisselerde görülen realizasyonlar, yüksek değerlemelerin sorgulanmaya başladığını gösteriyor.
Asya piyasaları
Japonya’da erken seçim sonuçları, Çin’de enflasyon verileri bu hafta yakından takip edildi. Geçtiğimiz hafta sonu Japonya’da yapılan erken genel seçimden Başbakan Sanae Takaichi’nin liderliğindeki Liberal Demokrat Parti zaferi, Takaichi hükümetinin ekonomiyi canlandırmaya yönelik reform ve mali genişleme beklentilerini güçlendirerek piyasaları destekliyor. Böylece de Nikkei endeksi tarihi zirvesini gördü.
Çin’de yıllık TÜFE enflasyonu Ocak'ta %0,2 ile piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu dönemde, gıda ve enerji hariç yıllık çekirdek TÜFE artışı %0,8 olurken, üretici fiyatları yıllık bazda %1,4 gerileyerek deflasyonist bölgedeki seyrini 40. ayına taşıdı. Süregelen deflasyonist riskleri kontrol altına almak amacıyla daha fazla teşvik uygulanacağı bekleniyor.
Avrupa’ya bakacak olursak güven endekslerinde bir toparlanma görüldü bu hafta.
Avrupa’da daha iyimser bir hava hâkim. Sentix yatırımcı güven endeksindeki belirgin yükseliş, euro bölgesinde durgunluk korkularının hafiflediğine işaret etti.
Almanya başta olmak üzere çekirdek ülkelerde sanayi üretimi ve beklenti göstergelerindeki toparlanma sinyalleri, Avrupa ekonomisinin 2026’ya daha dirençli girebileceğini düşündürüyor.
Londra piyasalarında ise FTSE 100 endeksinin üst üste üçüncü haftayı artıda kapatması dikkat çekti. Finans ve savunma hisseleri bu yükselişte belirleyici oldu.
Risk primi düştü
Türkiye bu haftayı da ekonomi gündemi açısından hareketli geçirdi. Ülkemizde risk primi düşerken yatırım gündemi artık öne çıkıyor.
TCMB, 2026 yılı için enflasyon tahmin aralığını yükseltti. TCMB yayımladığı yılın ilk Enflasyon Raporu’nda 2026 enflasyon tahmin aralığını %13-%19’dan %15-%21 aralığına yükseltirken, ara hedefi %16 seviyesinde korudu. 2028 yılı için %8 olarak belirlenen ara hedef, 2027 için %9 düzeyinde sabit kaldı. 2027 yılsonu için tahmin aralığı da %6-%12 olarak korundu.
TCMB Başkanı Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar temkinli sıkı para politikası duruşunun devam edeceğini belirtti. Ayrıca Karahan, faiz indirim adımlarının büyüklüğünü kısa dönemde artırmak için gerekli eşiğin bir miktar yüksek göründüğünü de ifade etti.
CDS göstergelerinde son yılların en düşük seviyelerine yaklaşılması, uluslararası yatırımcı algısında kademeli bir iyileşmeye işaret ediyor. Bu durum, sıkı para politikası ve makro dengelenme sürecinin piyasalar nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor.
Borsa altın ve döviz kazandırdı
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,87 değer kazanarak 14.180,69 puanla tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.620,61 puanı, en yüksek 14.320,87 puanı gördü.
Aynı dönemde Borsa İstanbul hizmetler endeksi yüzde 5,38 yükselişle 12.814,87 puan, sanayi endeksi yüzde 5,24 artışla 17.309,12 puan, mali endeks yüzde 3,97 değer kazanarak 19.763,69 puan, teknoloji endeksi yüzde 5,49 değer artışla 36.303,31 puan oldu.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 26,02 ile Qua Granite Hayal Yapı ve Ürünleri Sanayi Ticaret AŞ oldu. Qua Granite Hayal Yapı ve Ürünleri Sanayi Ticaret AŞ'yi yüzde 20,99 ile Şekerbank, yüzde 20,63 ile Kuyas Yatırım izledi.
Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler yüzde 23,54 ile Kiler Holding, yüzde 12,85 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ, yüzde 9,86 ile Türk Traktör olarak sıralandı.
Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 378 milyar 260 milyon lirayla ASELSAN, 675 milyar 360 milyon lirayla Garanti BBVA ve 606 milyar 600 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.
Altın ve döviz yükseldi
Döviz kurlarının yüksek seviyesini koruması ve finansman maliyetlerinin hâlen görece yüksek olması, iç talep ve reel sektör açısından dikkatle izlenmesi gereken unsurlar arasında yerini aldı.
Doların satış fiyatı yüzde 0,29 artarak 43,7410 lira olurken, euronun satış fiyatı yüzde 0,73 yükselerek 51,9260 lira oldu. Geçen hafta 59,3270 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,53 artarak 59,6420 liraya yükseldi. İsviçre frangı da yüzde 1,28 değer kazanarak 56,9090 liradan alıcı buldu. 24 ayar külçe altının gram fiyatı yüzde 1,47 artışla 7 bin 18 liraya, Cumhuriyet altınının fiyatı yüzde 1,47 yükselişle 47 bin 271 liraya çıktı.