SON DAKİKA
Turizm Pazar 01 Şubat 2026 02:02

LONDRA'NIN HİP PAZARLARI

Londra'nın içinde ve banliyölerinde gezmek her zaman bana çok büyük keyif veriyor. Geze geze bitiremem bu dünya kentini. Çünkü, her köşe başında başka bir şey keşfedebilirsiniz. Bu haftaki yazımda sizi Londra'nın çok hip pazarlarına götürmek istiyorum. Sizi bilmem ama ben genellikle gittiğim ülkelerin pazarlarını gezmeyi çok severim

Londra'nın hip pazarları

Deniz DİKMEN

Londra’ya gitmeyi siz de benim gibi çok sever misiniz? Kent bana her zaman çok güzel, kültür ve tarih ile dopdolu gelir. Her yerde müzeler, sanat galerileri, muhteşem yemyeşil parklar, harika publar, kafeler, restoranlar. Ayrıca Londra’yı hep çok ilham verici bulmuşumdur. Her bir dükkanın, markanın çok özgün konseptleri var. Renkler, desenler, tasarımlar gerçekten müthiş. Diğer yandan da yerel insanları çok nazik, çok kibar, çok yardımsever ve çok da komik buluyorum. Yaşadığım o kadar güzel onca unutamayacağım ve içimi ıstan anekdot var ki. Sizinle de paylaşmak istiyorum.

Londra’nın içinde ve banliyölerinde gezmek her zaman bana çok büyük keyif veriyor. Geze geze bitiremem bu dünya kentini. Çünkü, her köşe başında başka bir şey keşfedebilirsiniz. 

Bu haftaki yazımda sizi Londra’nın çok hip pazarlarına götürmek istiyorum. Sizi bilmem ama ben genellikle gittiğim ülkelerin pazarlarını gezmeyi çok severim. İster normal pazar yerleri olsun ister bit pazarları veya antika pazarları, hepsi çok değişik ve değerli benim için.

O halde gelin bu hafta Londra’nın birbirinden meşhur tarihi turistik pazarlarını gezelim. Londra deyince bu konuda belki ilk akla gelen mekanlardan bir tanesi meşhur Covent Garden olur. Burası konum olarak West End’in doğu sınırlarında, St Martin’s Lane ile Drury Lane arasında bulunur. Adını merkezindeki eski meyve ve sebze halinden alır. Covent Garden bölgede bulunan Kraliyet Opera Binası ile de ilişkilendirilir. Lokasyonun bir kısmında bağımsız dükkanlar diğer tarafından ise, merkez meydan, tarihi yapılar, tiyatrolar ve eğlence mekanları bulunur. Kompleksin bir kısmında ise, ‘Apple Market’ ismindeki el sanatları pazarı konumlanır.

Burada dolaşmak o kadar tatlı ki

Biz de bir pazar günü akşamüstü Covent Garden’a geldik ve dükkanları tek tek geziyoruz. Burada dolaşmak o kadar tatlı ki… Merkez meydanda sokak sanatçıları harika bir performans sergiliyorlar. İnsanlar çevredeki kafelerde oturup sessizce ve keyifle bu sanatçıların müziğini dinliyor. Akşama doğru yavaş yavaş ışıklar yanmaya başlıyor. Gezdiğimiz bu alan alışverişi sevenler için gerçekten küçük bir cennet bahçesi. Şık ev eşyaları, sanat ve teknolojik ürünler, tarz kırtasiye malzemeleri, çeşit çeşit çaylar ve birçok değişik hediyelik ürünler satan dükkanlar yan yana sıralanıyor. Renkler, tasarımlar çok güzel. Mekanlar, vitrinler harika. 

Covent Garden’ın bulunduğu bölgenin yedinci yüzyılda bir tarladan ibaret olduğunu düşünmek ne komik. Ancak, 1200 yılından sonra bu bölge Westminster Manastırı’na bağlı bir başrahip tarafından çevrelenerek bir meyve bahçesi haline getirilmiş. O dönem burası ‘Manastır ve Konvent’in Bahçesi’ olarak anılsa da daha sonra ismi ‘Covent Garden’ olarak değişmiş.

17’inci yüzyılda bu alana bir meyve sebze pazarı kurulmaya başlanmış ve daha sonra çevreye tiyatrolar, kahvehaneler açılmış. Ancak rağbet gören bu bölgeye genelevlerin de açılması ile bölge itibarını kaybetmeye başlamış. 19’uncu yüzyılda ise bölge neoklasik binalarla yeniden yapılandırılıp, büyümüş ve büyüdükçe Floral Hall, Charter Market ve Jubillee Market gibi yeni birimler eklenmiş. 

Covent Garden’a sadece 3-4 km uzaklıkta Londra’da Regent Canal’ın yanında çok ünlü Camden Town bulunuyor. Burası genelde çok kalabalık oluyor ve günümüzde gelen ziyaretçiler ağırlıklı gençler ve turistler. Camden Town çok çılgın bir bölge. Bunu daha metrodan iner inmez fark ediyorsunuz. Çılgın dekorlu dükkanları, sokakta dolaşan punkçılar, ilginç kıyafetli ziyaretçiler ve sokak müzisyenleri burayı kendince popüler hale getirmiş.  Tarz olarak burası Covent Garden’dan çok farklı. Burası adeta bir karşı kültür merkezi. Nehir kenarında bulunan küçük restoranlar ve kafeler dolup taşıyor. Kalabalıklar ayaküstü büfelerden değişik lezzetler tadmaya çalışıyor. Bu yoğun bölgenin içinden nehir kıyısından ise, hiç ummadığınız sakin ve görsel olarak da çok tatlı bir yoldan yürüyüp Londra’nın bambaşka semtlerine, parklarına varabiliyorsunuz.

hiipi-1

Portobello bit pazarı

Londra’da kanımca mutlaka gidilmesi ve görülmesi gereken pazarlardan bir tanesi de kuşkusuz “Portobello bit pazarı” ancak burası çok popüler olduğu için bütün turistler daha sabahın erken saatlerinde buraya akmaya başlıyor.  Notting Hill’de bulunan rengarenk o güzelim evlerin önünden Portobello’ya yürüyebilirsiniz. Duyduğum kadarıyla çok yakın bir zamanda evsahiplerinin bir kısmı Notting Hill’deki evlerini siyaha ve griye boyamışlar. Oysa renkleri o kadar güzeldi ki. Sanırım turistlerin kapıların önünden eksik olmaması ve her yerde fotoğraf çekmelerinden yerel halk çok rahatsız olmuş ve böyle bir karar almışlar. Dolayısı ile bu güzelim evlerin orjinalitesi gitmiş. Yazık olmuş ama ne yazık ki yerel halkta bu konuda çok haklı.

Portobello’da inanılmaz güzel dükkanlar var. Burası dünyanın en ünlü antikacı ve bit pazarlarından bir tanesi ve böylelikle çok ilgi görüyor. Çok özgün ürünler sokak boyunca sergileniyor. Benim en sevdiğim dükkanlar arasında İskoç yününden birinci ve ikinci el İskoç ekoselerinden kıyafetler, çantalar, şapkalar, kaşkollar, şallar, eldivenler satan dükkanlar oldu. 

Gezdiğimiz bu alan aynı zamanda tam koleksiyonerler için de harika bir lokasyon. Zira yok yok. Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir ürünün burada mutlaka değişik bir versiyonu bulunuyordur. Çok heyecan verici. Ailece hepimiz gözlerimizi standlardan, dükkanlardan alamıyoruz. Hepsi çok ilginç. Bu bölgeye gelmişken 1999 yılında Julia Roberts ve Hugh Grant’in oynadığı romantik komedi ‘Notting Hill’ filminin çekildiği kitapçı dükkanına da denk geleceksiniz. Önünde fotoğraf çektirenler ve mekan çok farklı ve tatlı bir duygu veriyor insana.

Borough Market

Londra’ya geldiğinizde ziyaret edebileceğiniz ün yapmış pazar yerlerinden bir tanesi de Borough Market. Borough Market kent merkezinde Southwark’ta konumlanıyor. Londra’nın en büyük en eski toptan ve perakende gıda pazarlarından bir tanesi. Rivayete göre bu pazar ilk 1014 yılında kurulmuş. Günümüzde ziyaret edeceğiniz pazarın bir kısmı yapı olarak 12inci yüzyıla ait. Genelde, göreceğiniz binalar 1850’li yıllarda yapılmış. Pazarın Southwark Caddesi üzerindeki giriş bölümü ise,1932 yılında Art Deko tarzında inşa edilmiş.

Asırlardır Borough Market dünyanın her köşesinden gelen ithal egzotik meyve ve sebzelerin ve aynı zamanda yerel çiftçilerin ürünlerinin satıldığı bir pazar yeri. 

Günümüzde ise, Borough Market çok özel lezzetlerin satıldığı bir mekan olarak biliniyor. Çok fazla turist çeken bu pazarda insanlar farklı tatları denemek için gelir. Mantarlı rissotolar, İskoç tarzı yumurtalı sosisler, özgün sandviçler, taze makarnalar, deniz ürünleri. Çikolata kaplı çilekler, Sicilya tipi Cannoliler, çeşit çeşit eklerler, harika kahveler, pastane ürünleri, donutlar, meşhur crumble çeşitleri ve dünya mutfaklarından bir çok lezzeti burada bulabilirsiniz.

Bütün bu çok ünlü pazar yerlerinin yanı sıra mahallelerin daha küçük kendine özgün pazarları da çok neşeli ve güzel oluyor. Kentin neredeyse her yerinde sokak aralarında veya mahallelerde bu tarz pazarlara denk gelebiliyorsunuz. 

hipi-2

Organik ürünler pazarı

Örneğin her pazar günü Richmond’da kurulan organik ürünler pazarını ben çok seviyorum. Thames nehri kıyısında bir binanın büyük avlusunda kurulan bu küçük pazarın dekoru ve ürünlerin özenle hazırlanmış olması, tazeliği dikkat çekiyor. Bir çiftçi burada sizi standına davet edip yerel çiftliklerin yapısını, özenle tasarladıkları yerli üretimi anlatabilir. İsteğinize göre bu çiftçiden haftalık veya aylık bir programa bağlı olarak taze ve organik meyve ve sebzeyi almak için abone olabilirsiniz. Belki de onun organik dediği tohumlardan alıp ekmeyi deneyebilirsiniz.

Bütün bu saydığım pazarların yanı sıra, Londra’da kentin en leziz pazarı sayılan Broadway Market, vintage kıyafetlerin, sokak lezzetlerin, özgün tezgahların olduğu Netil Market, Londra’nın en sağlıklı ürünlerini satan Victoria Park Market, sürprizlerle dopdolu Brick Lane Market, rengarenk çiçeklerin satıldığı Columbia Road Flower Market, lüks restoranların ve dükkanların bulunduğu Old Spitalfields Market, kaliteli et ve tavuğun satıldığı Maryleone Farmers’ Market, Portobello’ya rakip kapalı bir pazar yeri olan Alfie’s Antique Market, yazlık bira bahçeleri ile meşhur Alexandra Palace Farmers’ Market, Cuma akşamları canlı müzik performansları ile parlayan Canopy Market gibi onlarca pazar yerini daha keşfedip keyifle dolaşıp ürünlerini tadabilirsiniz.

Umarım Londra’daki bu pazar turumu sevdiniz. Covent Garden’da akşam oldu. Çok renkli bir keşfin ardından biz de çevredeki güzel bir restoranda akşam yemeğimizi yemeye gidiyoruz. Işıl ışıl Londra’da umarım siz de vakit bulup günün birinde bu yerel pazarlarda güzel ürün ve konseptlerle buluşabilir, harika lezzetler tadabilir ve yerel halkı daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. Çok keyifli oluyor.

Sol 160x600
Reklam