Advertisement
SON DAKİKA
ziraat web
FİNANS Pazar 22 Şubat 2026 02:39

MERKEZ BANKASI'NDA HEDEF KARMAŞASI

İktisatçı Mahfi Eğilmez, para politikasında asıl riskin yüksek enflasyon değil, belirsizlik olduğunu vurguladı. TCMB'nin hedef, ara hedef ve tahmin aralıkları arasındaki uyumsuzluğun beklentileri bozduğuna dikkat çekti. Eğilmez'e göre netlik kaybı risk primini yükselterek ekonomiye doğrudan maliyet yüklüyor

Merkez Bankası'nda hedef karmaşası

İktisatçı Mahfi Eğilmez, para politikasında asıl riskin yüksek enflasyon değil, belirsizlik olduğuna dikkat çekti. Eğilmez’e göre enflasyonla mücadele yalnızca faiz artışlarıyla değil, piyasa beklentilerinin doğru yönetilmesiyle mümkün. Beklentilerin bozulması ise doğrudan ekonomik maliyet üretiyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) yasal görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu hatırlatan Eğilmez, bu amaçla uygulanan enflasyon hedeflemesi rejiminin son dönemde netliğini kaybettiğini vurguladı. Uzun süredir resmi hedef olarak açıklanan yüzde 5’lik enflasyon oranının, fiilen yıllık hedef olmaktan çıkarılarak orta–uzun vadeli bir hedef gibi sunulduğunu belirtti. Buna karşın bu değişime ilişkin açık ve net bir politika duyurusunun yapılmadığına dikkat çekti.

Tahmin aralığı hedef uyumsuzluğu

TCMB’nin enflasyon hedefinin yanı sıra tahmin aralıkları açıklamasının piyasalarda kafa karışıklığı yarattığını belirten Eğilmez, yıl sonu için verilen yüzde 15–21 bandının buna örnek olduğunu ifade etti. Bu bant içinde ayrıca yüzde 16’lık bir “ara hedef” tanımlandığını, bu oranın da Orta Vadeli Program (OVP) ile birebir örtüştüğünü hatırlattı.

Eğilmez’e göre burada temel sorun teknik değil, kurumsal. Daha önce yüzde 13–19 olarak açıklanan 2026 tahmin aralığının yüzde 15–21’e yükselmesine rağmen, orta nokta değiştiği halde ara hedefin yüzde 16’da sabit tutulması, para politikası iletişiminde bağımsızlık ve tutarlılık tartışmalarını gündeme getiriyor. OVP’deki tahmin değişmediği sürece TCMB’nin de ara hedefi güncelleyemediğini belirten Eğilmez, bu durumun piyasalar açısından netlik sorununa yol açtığını kaydetti.

Çıpa zayıfladıkça maliyet artıyor

Enflasyon hedeflemesinin bir çıpa rejimi olduğuna işaret eden Eğilmez, tek ve net bir referansın beklentileri sabitlediğini vurguladı. Ancak birden fazla oran açıklandığında, piyasanın hangi rakamı esas alacağının belirsizleştiğini belirtti. “Piyasalar yüzde 16’yı mı, yoksa yüzde 21’lik üst bandı mı referans alacak?” sorusunun yanıtının net olmamasının risk primini yükselttiğini söyledi.

Risk primindeki artışın borçlanma maliyetlerine doğrudan yansıdığına dikkat çeken Eğilmez, bunun yalnızca bir iletişim sorunu değil, somut bir ekonomik maliyet ürettiğini ifade etti.

Kritik sorular masada

Eğilmez’e göre mevcut tabloda yanıt bekleyen temel sorular bulunuyor: Yüzde 5 ve yüzde 16 hedefleri gerçekçi mi? Yüzde 16 hedefse, yüzde 21 neyi ifade ediyor? Aynı kurumun hem hedef belirleyip hem tahmin açıklaması sağlıklı mı?

Para politikasının etkinliğinin faiz oranlarının sertliğinden çok hedefin inandırıcılığına bağlı olduğunu vurgulayan Eğilmez, hedeflerin net, gerçekçi ve birbiriyle çelişmeyen bir çerçevede sunulması gerektiğini belirtti. Aksi halde piyasanın enflasyonun düşeceğine inanmasının zorlaşacağını kaydetti.

Eğilmez, merkez bankacılığında güvenin en az faiz kadar güçlü bir araç olduğunun altını çizerek, “Güven zedelendiğinde hiçbir oran tek başına yeterli olmaz” değerlendirmesinde bulundu.