"METİN ALTIOK İLE SESİMİ BULDUM…"
Müzisyen ve oyuncu Turgay Yakut konservatuar yıllarından bu yana kendi bestelerini çalıp söylüyor.

Deniz Özen BAŞARAN
Başka bir deyişle şiiri müziğe uyarlıyor. Opera Bölümü mezunu olan Yakut’un zaman zaman verdiği konserler, sevenleriyle arasında şiirden ve müzikten köprüler kurmasına neden oldu. O insanı ve duygularını zamana karşı müziğin tamir edebileceğini iddia ediyor ve bunun için müzik yaptığını söylüyor. Bu defa Metin Altıok besteleriyle karşımızda. Bu bir ilk albüm; “Sonludur Aşk’da”
Metin Altıok’un “Şimdi Gel”, “İzin Verin de”, “Geriye Kalan”, “Düşerim”, “Sarıl Bana” ve “Sonludur Aşk da” isimli şiirlerinden bestelenen şarkıların yer aldığı albüm tüm dijital platformlarda edebiyat ve müzik severleri bekliyor.
Biraz daha yakından tanıyalım istedim hem Turgay’ı hem de albümü...
*İlk albümün şiir bestelerinden oluşuyor. Şair Metin Altıok'un altı şiirinin bestesi. Şiir senin hayatının neresinde duruyor Turgay? Metin Altıok’un şiirleri ile ilk karşılaşmanı hatırlıyor musun? Bir şairin sesi bazen yıllarca insanın içinde yankılanır. Senin için o ilk yankı neydi?
Şiir imgenin onurunu koruyor, dolayısıyla şiir yaşamı koruyor benim için... İmge yaratmak muazzam bir şey çünkü. Hiç unutmam yıllar yıllar önce evde oturuyorum, yaz, sıcak, para pul az, iş bir var, bir yok... Ve internette o şiiri gördüm; “İzin verin de bir soluk alayım, izin verin de bir gül koklayayım”
“Bu ne yahu!” dedim. Ben de aynı şeyi söylemek istiyordum, kendimi sahipsiz, yetim gibi hissediyordum. İşte bu! dedim o an.
O zamanlar annem ölmüştü, ben yürüyebiliyordum ama meğer içim paramparça olmuş haberim yok. Ve sonra başka bir şiirinde şu cümleyi okudum; “Anamın bıraktığı yerden sarıl bana”. Gözyaşlarımı tutamadım, evde tek başıma hüngür hüngür ağladım. İnanır mısınız durduramadım ağlamamı, böyle geriye geriye, iç çekerek ağladım. Öyle çok ağladım ki, sesim kısıldı. Sonra bir diğer cümle; “Sevgiden caydığım yerde darıl bana”.
Adam bildiğin barış öneriyor, iletişim öneriyor, ille de sevgi diyor. İşte böyle... Yankı ötesi bir şey bu.
*Bir şiiri bestelemek, bir metni müziğe dönüştürmekten çok daha fazlası gibi geliyor. Metin Altıok’un dizelerine dokunurken, onun şiirine sadık kalmak ile kendi müzikal sesini bulmak arasında nasıl bir denge kurdun?
Dünyada ne besteciler, ne harika müzisyenler var ve harikalar yaratmışlar. Ahkam kesmek istemem ama şöyle söyleyeyim; Bence dibine kadar dürüst olmazsanız aradığınız lirizme, tınıya, iç huzura asla ulaşamazsınız. Hep bir “Arayüz”de kalırsınız. İşin püf noktası bu belki de.
*“Sonludur Aşk da” albümü sanki sadece bir müzik çalışması değil; aynı zamanda bir hatırlama ve yaşatma çabası. Bu yüzden de doğum gününde yayınlandı. Bu albüm senin için bir anma mı, bir iç yolculuk mu, yoksa ikisinin arasında bir yerde mi duruyor?
Her ikisi de! Dünyada lirizmin yok olduğuna inanıyorum. Ne yapsak da incelsek, ne yapsak da yumuşasak, naifin masumun hissini sahiplensek, kükremesek, korkutmasak, daha da sevsek. Metin Altıok sanki Anadolu'nun otantik insanı ile, modern insanını birbirine bağlayan köprü gibi. Yarattığı yalınlık ve yakınlık çok etkileyici. Beyniniz değil, bünyeniz seviyor sanki onun sözcüklerini. Ben biraz bu büyük lirizme bir hediye sunabilmek istedim. Ne desem bilemiyorum, durmaktansa yolculuk demeyi tercih ederim. Kendim hakkında konuşmam doğru olmaz, elimden bir şeyler geliyor ve bunu paylaşmam gerekiyor gibi hissediyorum. Umarım severler.
*Bir dizeyi bestelerken önce söz mü sana yol gösterir, yoksa melodi mi? Şiir söz konusu olduğunda durum daha da hassaslaşır mı?
Bende genelde şöyle oluyor. Parça parça değil de, daha bütünsel bir his. “Acaba bu sözler, bu şiir ne renk, nasıl bir ritim, nasıl bir ahenk, bünyem de tümüyle bana ne hissettiriyor, ben olup biteni iyi duyumsuyor muyum” diye düşünüyorum. Saçma gelebilir şimdi söyleyeceğim, ama söz ötesi bir şey bu sanki. Nota da değil sanki de, ruh uyuyor mu, uymuyor mu meselesi biraz bu.
*Albümünde “iyileştiren şiir” fikrinden söz ediyorsun. Gerçekten bir şiir ya da bir şarkı insanı iyileştirebilir mi? Seni iyileştiren bir Metin Altıok dizesi var mı?
İyi bir şiir, iyi bir şarkı şefkatin değişik formlarıdır. Ve şefkâtten daha iyi bir ilaç da yok kanımca. Beni iyileştiren dizeler var tabii olmaz mı, mesela;
“Ben neden dudaklarının arasında
İğneler tutan bir terzi suskunluğunu
Prova ediyorum şimdi bu yol boyu
Kederle yürürken dağlara doğru?” demiş Metin Altıok.
Bence bu dizeler muazzam.
*Bu albüm aynı zamanda bir emek kolektifi: dostlar, müzisyenler, yol arkadaşları…
Bir albümü var eden şey, yalnızca müzik mi, yoksa o görünmeyen dostluk ağı mı?
Kesinlikle dediğin gibi, zerre itirazım yok soruna. Rahmetli annem başkalarını düşünmeden hareket ettiğimde şöyle derdi: “Öz başına mısın?"
İnsan yardım almadan nasıl gelişebilir ki? Sahip çıkmalıyız birbirimize.
*Metin Altıok’un şiirlerinde “zaman” duygusu çok güçlüdür; hem geçmişe hem geleceğe bakar. Bu albümü yaparken sen daha çok hangi zamandaydın geçmişte mi, bugünde mi?
Ne geçmişteydim, ne de gelecekte, şiirin zamanında, anlamın zamanındaydım, öğrenilmiş yahut öğretilmiş ezbere bir anda değil. Ferahlatıcı bir genişlemeydi belki de olup biten.
*“Ben bu dünyaya iyi tınlamaya ve iyi tınlatmaya geldim” diyorsun. Bir sanatçı için “iyi tınlamak” ne demek? Bir insanın hayatında gerçekten iyi tınlayan şey nedir?
Yanılmıyorsam Herman Hesse "söz, kabuktur" demiş. Biz söze hapsolmuşuz, sözden çok daha öte bir şeyler var bu yaşamda. Ses eğitimim esnasında hocam derdi: “Oğlum sen güzel bir ses çıkar, hayvan bile dönüp bakar”. İyi tınlamak, her canlının en üst evresi kanımca, düşman değilim, ilacım, merhemim, iletişimin en saf haliyim demek sanırım.
Ben de sınırlıyım, öğrene öğrene, kurmadan, iyilik pratikleri yaparak yaşıyorum, zaman zaman bunu başaramasam da... Bilmiyorum ki, çok derin konu bu, kısacık bir zamanda tam ne diyebilirim...
Bakın Ranier Maria Rilke'nin çok sevdiğim bir cümlesi vardır: "Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Cevapları şimdi arama. Cevaplar sana şimdi verilmez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi o an yaşama meselesidir.
Şu anda soruyu yaşaman gerekir. Daha ileride, belki farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın."
Daima sevgiyle derim, daima...
*Son söz senin desem,
O halde Teşekkürlerimi edeyim; Metin Altıok'un kızı Sayın Zeynep Altıok'a, Dostum Doğan Duru'ya (benimle ilgilendiği için), stüdyosunu açan, piyanoları çalan, kaydı alan, miks mastering yapan, “Sarıl Bana” şarkısına aranje yapan, benim için zaman harcayan, bana inanan Eser Taşkıran'a, Fotoğraflarımı çeken ve albüm kapağını yapan Ahmet Can Mocan'a, daima arkamda durup beni kollayan ve öğreten dostum Reşit Gözdamla'ya çok teşekkür ederim. Sağolsun, var olsunlar.
Şimdiden iyi dinlemeler.

