SON DAKİKA
GÜNCEL Pazartesi 17 Ağustos 2026 01:17

SANAT VE TİCARETİ AYNI ZEMİNDE BULUŞTURUYOR

Peyzajdan seramiğe uzanan kariyer yolculuğunda kurduğu marka ile kendi hayalini gerçekleştiren Sakura Seramik Kurucusu Rabia Deniz Kılınçkaya; şirketin üretim aşamaları, ihracat faaliyetleri ve küresel ticari hedefleri hakkında detaylı bilgiler verdi

Sanat ve ticareti aynı zeminde buluşturuyor

Gamze ŞAHİN 

Bodrum’da tasarım ve seramik alanında çalışarak hayatını sürdüren kadın girişimci Rabia Deniz Kılınçkaya, Sakura Seramik’in yolculuk hikâyesi ve tasarımla üretimin, sanat ile ticaretin uyumunu, her iki alanın entegrasyon içinde çalışmasını tüm detaylarıyla anlattı. Kılınçkaya, seramiğin özgür ve kalıplara sığmayan bir sanat olmasına rağmen bunu sürekli bir ticaret aracına dönüştürmesini anlatırken, “Her iki alanın birbirinden ayrı olmadığını ifade ederek “Seramiğin sunduğu sınırsız renk ve form olanağı, bize tasarım konusunda geniş bir özgürlük alanı yaratırken aynı zamanda farklı projelere ve ihtiyaçlara cevap verebilmemizin de önünü açıyor” dedi. Kılınçkaya, Sakura Seramik’te “Tasarım odaklı yaklaşımın korunduğunu, üretim süreçlerinin belirli standartlara oturarak daha yüksek adetlerde ve sürdürülebilir bir biçimde yapılabildiğini” belirtti. Bu sayede tasarlanan ve üretime giren “Her ürünün özgün karakterini ve el işçiliğini koruduğunu, ticari olarak da ölçeklenebilir bir yapıya kavuştuğunu” söyleyerek, “Bizim için bu hassas denge; tasarımın özgürlüğü ile üretimin disiplinini aynı üründe buluşturabilmekten geçiyor” dedi. Rabia Deniz Kılınçkaya, aynı zamanda Peyzaj Mimarı Hüseyin Döğdü ile Best of Garden Bodrum adlı peyzaj tasarım ve uygulama şirketinin de kuruluşunda bulunurken, peyzajdan seramiğe uzanan kariyer yolculuğunu şu sözlerle anlattı: “Peyzaj proje ve uygulamalarının yanında farklı üretim alanlarını deneyimlemem, bugünkü vizyonumu şekillendiren en önemli süreç oldu. Bu yolculuğun dönüm noktalarından biri, Bodrum Kaktüs Evi’ni kurmam ve kendi kalıplarımla ürettiğim alçı saksıları Türkiye’nin dört bir yanına göndermemdi. Zamanla daha sağlam, kalıcı ve ömürlük ürünler üretme arayışı beni seramiğe yöneltti.”

HOBİYLE BAŞLAYIP MARKA OLAN HAYAL

Çamurda Seramik Sanat Atölyesi’nin de kurucusu olan Rabia Deniz Kılınçkaya, Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan Sakura Seramik adlı markada yenilikçi anlayışlı tasarımlar üretirken, bir yandan Çamurda markasında da el yapımı seramik ürünler tasarlayıp üretiyor. Kılınçkaya’nın peyzaj işleri yaparken merak saldığı seramik işçiliği, Sakura Seramik markasının başlangıcında yer alıyor. Kılınçkaya, peyzaj dünyasında kendi saksılarını tasarlayıp seramikten üretmeye başladıktan sonra “Başlangıçta bir hobi olarak başlayan seramik hikâyesi, tüm bu deneyimlerin birleşmesiyle bugün Sakura Seramik’e dönüştü” diyerek kariyer yolculuğunu anlatırken hikâyesinin temelinde pes etmemenin ve her gün deneyimlerin üstüne katarak devam etmenin olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sakura’nın hamuruna kattığım en önemli değer ise denemekten vazgeçmemek ve her deneyimi daha iyisini üretmek için bir basamak olarak görmek oldu.” Rabia Deniz Kılınçkaya’nın seramik yolculuğu ve Sakura Seramik markasının vizyonunda, hobiden başlayıp kurulan bir hayal ve düzenli çalışmayla ilerleyen azim yatıyor. Kılınçkaya kariyerinde manevi değerlerine tutunarak ilerlediğini belirterek, maddi konulardan bahsederken ise “Ben bu yola maddi kaygılarla değil, kusursuza ulaşma ve iyi bir iş ortaya koyma arzusuyla çıktım. “Kazandırır mı?” diye düşünmek yerine, tüm olumsuz fikirlere rağmen yalnızca üretmeye ve bildiğim işi en iyi şekilde yapmaya odaklandım. Çünkü bir konuda gerçekten ısrarcıysanız, başarılı olana kadar her yolu denersiniz. Bence sürdürülebilirliğin sırrı da eserin ruhunu koruyan bu inat, emek ve tutkuda saklı” dedi.

ZANAAT VE TASARIMIN BULUŞMASI

Her şeyin makineleştiği yapay zekâ ortamında hâlâ sanata ve zanaata verilen değerin durumuna, el işçiliğinin hayatta kalması ve ticari pazarda butik üretimin yeri gibi konuları cevaplayan Kılınçkaya, Sakura Seramik markasının ticari yönlerini şu ifadelerle anlattı: “Ben Sakura Seramik’i kurarken, makinelerin kolayca taklit edemeyeceği ve insan emeğine her zaman ihtiyaç duyacak bir ürün ortaya çıkarmak istedim. Çünkü insanların artık yaşadıkları alanlarda da kendilerini özel ve farklı hissetmek istediklerine inanıyorum. Biz yalnızca bir seramik ürün üretmiyoruz; dokunduğu mekâna karakter kazandıran, her parçasında ustasının emeğini taşıyan tasarımlar yapıyoruz.” Rabia Deniz Kılınçkaya bu  dönemde gerçek bir üretimi benimseyerek, yaptığı işlere ve ürettiği seramiklerde insan ruhuna dokunan bir işçilik elde etme amacını anlattı. Kılınçkaya, “Fabrikasyon üretimin hızına karşı bizim gücümüz; el işçiliğimiz, özgünlüğümüz ve her ürüne gösterdiğimiz özen. Bence insanlar da yeniden kusursuz görünen birbirinin aynı ürünlerden ziyade, arkasında gerçek bir emek ve hikâye bulunan tasarımlara yöneliyor. Sakura Seramik tam olarak bu dönüşümün içinde, zanaatla tasarımın buluştuğu yerde duruyor” dedi. Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan Sakura Seramik’in yenilikçi anlayışının küresel ihracattaki yeri ve geleceği hakkında da konuşan Kılınçkaya, markanın uluslararası ticarete dönüşmesiyle ilgili şunları söyledi: “Türkiye’nin seramik üretiminde güçlü bir ülke olduğunu ancak ihracatta yalnızca üretim miktarına değil, ürünün taşıdığı tasarım ve hikâyeye de odaklanılması gerektiğini” ifade etti. Markanın ihracattaki yerini yalnızca üretimle değil sanatsal bir dokunuşla da değiştirmeyi amaçlayan Kılınçkaya, “El emeği ve özgün tasarım devreye girdiğinde artık yalnızca seramik değil; ustalık, kültür ve tasarım anlayışı da ihraç ediliyor. Bu da ürünün kilogram başına değerini doğal olarak yükseltiyor” diyerek markanın küreseldeki duruşu ve katma değeri hakkında bilgi verdi. Kılınçkaya, “Sakura Seramik’in dış pazarlarda fiyatla rekabet eden bir marka olmak istemediğini, asıl amacın; özgün modeller, el işçiliği, renk seçenekleri ve projeye özel çözümlerle tercih edilen bir Türk tasarım markası olmak” olduğunu ifade etti. Son olarak sözlerini bitirirken ise ihracat hedeflerine karşı “Bunun için öncelikle mimarlar, iç mimarlar ve doğru distribütörlerle güçlü iş birlikleri kurmaya odaklanıyoruz. Numune çalışmaları, uluslararası projeler ve seçici iş ortaklıklarıyla adım adım ilerliyoruz” dedi.

TÜRK SERAMİK ZANAATİNİ DÜNYAYA TAŞIYOR

Kılınçkaya markanın ulusala açılmasıyla ilgili amacın yurt dışına ürün göndermek değil ülkeyi temsil eden çağdaş bir marka olmak olduğunu söyleyerek “Bizim için ihracat yalnızca daha fazla ürün göndermek anlamına gelmiyor. Türk seramiğinin zanaat gücünü, çağdaş tasarımla birleştirerek dünyada kalıcı bir yere taşımak anlamına geliyor. Hızlı ve kontrolsüz büyümek yerine; üretim kalitemizi ve el emeği kimliğimizi koruyarak dış pazarlarda güvenilir, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek bir marka oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.

DÜNYADAKİ EN BÜYÜK AVANTAJIMIZ EL İŞÇİLİĞİ

 

Türk seramik sektörünün küreseldeki avantajının el işçiliği olmasına karşı Rabia Deniz Kılınçkaya “Türk seramiğini dünya pazarında öne çıkaran en büyük güç; el işçiliğimiz. Teknolojiyi zanaatkârlıkla buluşturabilirsek küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşabiliriz. Türkiye tasarım markaları oluşturma konusunda önemli bir üretim gücüne sahip. Eksikliğimiz tasarım yapmak değil, tasarımları doğru bir marka hikâyesiyle uluslararası pazarlara anlatabilmek” diyerek tasarım ve üretimin önemli olduğu kadar marka hikayesinin ve pazarlamasının da önemli olduğuna dikkat çekti. Küresel pazarda devlerle yarışan Türkiye seramik sektörü büyümesini sürdürürken, geleceğini geleneksel zanaat ve dijital dönüşümün birleşiminde buluyor.