SANAYİCİ HEM YÜKSEK FAİZ HEM DE TAKSİT KISKACINDA
Düşük kur, yüksek faiz ve Çin'in agresif fiyat politikası arasında sıkışan sanayici, şimdi de taksit kıskacında. MAKSDER Başkanı Gökhan Kocabaş, ihracatın cirodaki payının yüzde 30'lardan yüzde 8'lere gerilediğini belirterek, "Ham maddeci peşin istiyor, piyasa 6 ay taksit bekliyor. Sanayicinin yaşaması imkânsız hale geliyor" dedi. Kocabaş, politika faizinin düşmesine rağmen bunun reel faizlere yansımadığını da söyledi

Hakan ÖZBAY
Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan üretim sektörü, tarihinin en zorlu virajlarından birini dönüyor. MAKSDER Başkanı ve sanayici Gökhan Kocabaş ile gerçekleştirdiğimiz özel röportaj, reel sektörün içinde bulunduğu kusursuz fırtınayı tüm gerçekleriyle gözler önüne serdi. Kocabaş, mevcut durumu "Daha önce yönettiğimiz krizlerin hiçbirine benzemiyor" sözleriyle özetledi.
İHRACATTA DRAMATİK DÜŞÜŞ
Türk sanayicisinin küresel pazarlarda rekabet gücünü kaybettiğine dikkat çeken Kocabaş, kendi firmasından çarpıcı bir örnek vererek sektörün genel fotoğrafını çekti. Avrupa, İngiltere ve Balkanlar gibi pazarlarda güçlü olduklarını belirten Kocabaş, "İhracatın ciroya oranı yüzde 30 seviyelerindeyken, şu an yüzde 8’lere kadar düştük. Sadece biz değil, çok başarılı firmalarımızda da durum aynı" dedi.
Bu düşüşün temelinde yatan nedenleri "kur politikası" ve "ölçek ekonomisi" olarak sıralayan Kocabaş, Çin faktörüne şu sözlerle dikkat çekti: "Sipariş yetersizliğinden dolayı verimli üretemiyoruz, ölçek ekonomisinde Çin'e yeniliyoruz. Çin bütün siparişleri toplayınca, bize gelen siparişler verimli üretim yapmamıza mani oluyor."
SANAYİCİ VADE KISKACINDA
Röportajın en can alıcı noktası ise piyasadaki nakit akışının tıkanması oldu. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan politikaların sanayiciyi "finansal bir cendereye" soktuğunu belirten Kocabaş, piyasadaki "taksitli yaşam" mecburiyetinin üreticiyi nasıl vurduğunu şöyle anlattı:
"Piyasada insanların satın alma gücü düştüğü için herkes taksitle mal almaya çalışıyor. Perakendeci bizden taksit istiyor, çünkü tüketiciye öyle satıyor. Ancak biz hammaddeyi taksitle alamıyoruz. Hammaddeci paramızı bugün istiyor, iki gün sonra mal geliyor. Üretiyoruz, mamul haline getiriyoruz, satıyoruz ve tahsilat için kredi kartı valörünü veya 6 aylık taksit vadesini bekliyoruz. Yüzde 13 de oradan kaybediyoruz. Sanayicinin bu döngüde ayakta kalması matematiksel olarak imkânsız hale geliyor."
İş hayatında devalüasyonlar dahil pek çok kriz gördüğünü belirten Kocabaş, bugünkü durumu geçmişten ayıran temel farkı "yönetilemezlik" olarak tanımladı: "Biz sanayiciler olarak krizlere bağışıklığı olan bir yapıyız. Eskiden devalüasyon olurdu, 3-4 ay sıkıntı çekerdik ama ihracat kapımız açılırdı, malımıza talep olurdu. Şimdi o kapı kapalı. Düşük kur politikası tercih ediliyor, bu bir dışsal etki ve biz bunu yönetemiyoruz. Elimiz kolumuz bağlı."
2026’NIN İKİNCİ YARISINA KADAR UMUT YOK
Sektörün 2026 yılı beklentilerini de değerlendiren Kocabaş, iyimser tablolar çizmekten kaçındı. "2025'in en kötüsü olduğunu düşünüyoruz ve öyle olmasını umuyoruz" diyen Kocabaş, 2026 projeksiyonunu şöyle çizdi: "Ocak, Şubat ve araya giren Ramazan ayı ile birlikte 2026’nın ilk yarısı, 2025’i aratmayabilir. Ancak Ramazan Bayramı’ndan sonra, yılın ikinci yarısında ufak düzelmeler bekliyoruz. Gösterge faizlerinin düşmesinin banka kredilerine ve komisyon oranlarına yansıması şart. Yoksa kağıt üzerinde faizin düşmesinin sanayiciye bir faydası yok."
YEŞİL MUTABAKAT VE KARBON VERGİSİ TEHDİDİ
Sektörün bir diğer büyük sınavının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi olduğunu hatırlatan Kocabaş, büyük hammadde tedarikçilerinin (demir-çelik gibi) uyum sağladığını ancak KOBİ ölçeğindeki üreticilerin zorlanacağını belirtti. Kocabaş, "Her taraftan kıskaca alınmış durumdayız" diyerek sözlerini noktaladı.