SON DAKİKA
Sanayi Perşembe 25 Haziran 2026 13:38

SANAYİDE YENİ MALİYET DÖNEMİ

Ekonomist Mahfi Eğilmez, karbon salımını azaltmaya yönelik karbon vergisi ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi mekanizmaların Türkiye ekonomisi için kaçınılmaz bir dönüşümü işaret ettiğini belirterek, bu sürecin hem ihracat rekabeti hem de sanayi maliyetleri açısından belirleyici olacağını vurguladı

Sanayide yeni maliyet dönemi

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Karbon Vergisi ve Türkiye” başlıklı değerlendirmesinde küresel iklim politikalarının ekonomik sistemler üzerindeki etkisini ele aldı. Karbon salımının fosil yakıt kullanımı, sanayi üretimi ve ulaşım gibi alanlardan kaynaklandığını hatırlatan Eğilmez, atmosferde biriken sera gazlarının küresel ısınmayı hızlandırarak iklim değişikliğine yol açtığını ifade etti.

Eğilmez, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik en yaygın ekonomik araçların karbon vergisi ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olduğunu belirterek, bu mekanizmaların karbon salımını maliyet haline getirerek işletmeleri daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmeyi amaçladığını vurguladı.

Karbon fiyatlandırmasında iki temel model

Karbon vergisinin doğrudan emisyonlara maliyet yükleyen bir sistem olduğuna dikkat çeken Eğilmez, bu yöntemin karbon yoğun faaliyetleri daha pahalı hale getirerek enerji verimliliğini teşvik ettiğini ifade etti. ETS sisteminin ise “üst sınır ve ticaret” mantığıyla çalıştığını belirten Eğilmez, işletmelerin emisyon hakkı alıp satabildiği bu modelin piyasa mekanizmasıyla karbon azaltımını hedeflediğini kaydetti.

Küresel ölçekte giderek önem kazanan bir diğer uygulamanın ise Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) olduğunu hatırlatan Eğilmez, bu sistemin ithal ürünlerin üretimindeki karbon maliyetini dikkate alarak rekabet eşitliği sağlamayı amaçladığını belirtti.

Türkiye için yeni ekonomik dönem

Türkiye’nin henüz karbon vergisi uygulamasına geçmediğini ancak Emisyon Ticaret Sistemi için hazırlık ve pilot çalışmalar yürüttüğünü belirten Eğilmez, karbon ayak izi ölçümlerinin yaygınlaşmasının ve yenilenebilir enerji yatırımlarının artmasının bu dönüşümün bir parçası olduğunu ifade etti.

Avrupa Birliği’nin SKDM uygulamasının özellikle demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre gibi karbon yoğun sektörleri doğrudan etkileyeceğine dikkat çeken Eğilmez, Türkiye’nin ihracatının önemli bölümünü AB’ye yaptığı için bu sürecin rekabet gücü açısından kritik olduğunu vurguladı.

Hem fırsat hem maliyet riski

Karbon fiyatlandırmasının Türkiye ekonomisi üzerinde çift yönlü etki yaratabileceğini belirten Eğilmez, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm yatırımlarının artmasının olumlu sonuçlar doğuracağını, ancak kısa vadede sanayi maliyetlerinde artış ve enflasyon baskısı görülebileceğini ifade etti.

Eğilmez’e göre temel tartışma, karbon fiyatlandırmasının uygulanıp uygulanmayacağından ziyade hangi modelle ve hangi kapsamda devreye alınacağı üzerinde yoğunlaşıyor. Elde edilecek gelirlerin sanayi dönüşümüne ve temiz enerji yatırımlarına yönlendirilmesinin sürecin sosyal etkilerini dengeleyebileceği değerlendiriliyor.

Sürdürülebilir büyümenin anahtarı

Karbon fiyatlandırmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çeken Eğilmez, doğru tasarlanmış bir sistemin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişini destekleyerek hem sürdürülebilir kalkınmaya hem de uluslararası rekabet gücüne katkı sağlayabileceğini belirtti.