SON DAKİKA
Tarım ve hayvancılık Çarşamba 01 Temmuz 2026 13:13

TARIMDA İKLİM, SU VE DAYANIKLILIK BASKISI ARTIYOR

İklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki artan baskı ve yükselen gıda talebi, tarım ve gıda sektöründe sürdürülebilirliği üretimin devamlılığı için zorunlu hale getiriyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olayları üretimi doğrudan etkilerken, sektör yeni bir kırılma noktasına doğru ilerliyor.

Tarımda iklim, su ve dayanıklılık baskısı artıyor

Tarım ve gıda sektöründe iklim değişikliği, su stresi ve kaynak verimliliği başlıkları üretim planlamasının temel unsurları haline gelirken, sektörün değişen koşullara uyum kapasitesi de giderek daha kritik hale geliyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, tarımda en büyük riskin artık yalnızca maliyet artışları olmadığını, iklim değişikliğinin doğrudan üretimin kendisini tehdit ettiğini belirtiyor.

İklim riski, üretimin merkezine yerleşiyor

Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar, ani sağanaklar, dolu ve don olayları ile değişen mevsim düzeni tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bu durum, verim ve kalite kayıplarına yol açarken birçok bölgede ürün desenlerinin yeniden şekillenmesine neden oluyor.

İklim değişikliğinin etkileri yalnızca bitkisel üretimle sınırlı kalmıyor. Hayvancılıkta sıcaklık stresi, su yetersizliği ve yem kaynaklarındaki azalma üretim maliyetlerini artırırken verimliliği düşürüyor. Tozlaşmada kritik rol üstlenen arılar başta olmak üzere birçok canlı türünün popülasyonundaki  azalma ise ekosistem dengesini zayıflatıyor.

Rekolte kayıpları, artık tarımsal üretimde öngörülmesi gereken temel risk kalemleri arasında değerlendiriliyor.

Su yönetimi kritik eşik haline geldi

Tarımda suyun verimli kullanımı giderek daha stratejik bir konu haline geliyor. Damla sulama sistemlerinin yaygınlaşması, su tüketiminin daha sistematik bir biçimde izlenmesi ve alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesi ön plana çıkıyor.

Suya erişimin zorlaştığı bir ortamda yalnızca verim değil, birim su tüketimi başına üretim temel performans göstergesi haline geliyor. Buna karşın tarımda vahşi sulama uygulamaları, kaçak kuyuların yeterince yönetilememesi ve sanayide plansız su tüketimi yüksek seviyesini koruyor.

Tüketici üretim sürecini daha fazla sorguluyor

Tüketiciler artık yalnızca ürün fiyatına değil, üretim sürecine, kullanılan kaynaklara ve çevresel etkilere de odaklanıyor.

Dijital teknolojiler sayesinde tarladan sofraya uzanan üretim zincirinin izlenebilir hale gelmesi, hem tüketici güvenini artırıyor hem de ihracat pazarlarında önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Gıda israfı kritik bir sürdürülebilirlik başlığı

Gıda israfının azaltılması, sürdürülebilirlik gündeminin temel başlıkları arasında yer alıyor.

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her yıl kişi başına yaklaşık 93 kilogram gıda çöpe atılıyor. Küresel ölçekte ise tüketime hazır gıdanın yaklaşık yüzde 17’si perakende, hane ve restoran aşamalarında çöpe gidiyor. 

“İklim dirençli tarım artık zorunluluk”

Atacan, sürdürülebilir tarım için kaynak verimliliğinin artırılmasının kritik olduğunu vurguladı:

“İsrafı önleyerek tüketimi düşürmeli, tarımda su başta olmak üzere kaynak tüketiminde verimliliği mutlaka sağlamalı ve iklim değişikliğine dirençli tarımı odağımıza almalıyız. Küresel ısınma ve iklim krizi tüm dünyanın ortak sorunu ancak tarım ve gıda sektöründeki etkileri sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip.”X;