YEŞİL PASAPORT ÇÖZÜM OLACAK MI?
AB, Türkiye için vize serbestisinde kapıyı tamamen kapatmadı; son 6 kriterin tamamlanması halinde süreç yeniden başlayabilir. Ancak rapor, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanındaki gerileme nedeniyle üyelik müzakerelerinin yeniden açılmasını şimdilik mümkün görmüyor. Türk vatandaşlarının vizeye erişimde yaşadığı zorluklar ise Brüksel'in de gündeminde. Mevcut tabloda ilişkiler, üyelikten çok "stratejik ortaklık" eksenine kayıyor

Mustafa DENİZ
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye’ye ilişkin son değerlendirmesi, Ankara-Brüksel hattında uzun süredir donmuş görünen vize serbestisi sürecine dair yeni bir çerçeve ortaya koydu. Raporda, Türkiye’nin vizesiz seyahat hakkı kazanabilmesi için belirlenen 72 kriterden geriye kalan 6 başlığın tamamlanması halinde sürecin yeniden canlandırılabileceği vurgulandı.
AP Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan metinde, mevcut tabloya rağmen teknik olarak kapının tamamen kapanmadığına işaret edilirken, ilerleme sağlanmayan alanlar açık biçimde sıralandı.
Vize trafiğinde sıkışma vurgusu
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise Türk vatandaşlarının Schengen vizelerine erişimde yaşadığı zorluklar oldu. Başvurulardaki artış ve sistemin kötüye kullanılabileceği yönündeki endişeler nedeniyle süreçlerin zorlaştığına işaret edilirken, bu durumdan duyulan rahatsızlık da açıkça ifade edildi. AP, üye ülkelere çağrıda bulunarak özellikle iş dünyası ve öğrenci değişim programları kapsamında vize kolaylaştırıcı adımların artırılmasını önerdi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında vize serbestisi diyaloğu, 2013 yılında imzalanan geri kabul anlaşmasıyla başlamış, hedef olarak Türk vatandaşlarına Schengen bölgesinde 180 gün içinde 90 gün vizesiz seyahat imkânı tanınması belirlenmişti. Ancak aradan geçen sürede teknik kriterlerin tamamlanamaması nedeniyle süreç askıda kaldı.
Üyelik süreci için net mesaj
Raporun en sert değerlendirmesi ise Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecine ilişkin oldu. AP, mevcut siyasi ve hukuki koşullar altında katılım müzakerelerinin yeniden başlatılmasının mümkün olmadığını net bir dille ifade etti. 2018’den bu yana fiilen dondurulan müzakere başlıklarının yeniden açılabilmesi için gerekli zeminin oluşmadığı belirtildi.
Bu tespitin arkasında ise özellikle hukukun üstünlüğü, demokratik standartlar ve temel haklar alanındaki gerileme gösterildi. Raporda, kuvvetler ayrılığının zayıfladığı, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale geldiği ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel haklarda ciddi aşınma yaşandığı yönünde eleştiriler yer aldı.
Stratejik ortaklık vurgusu
AP, üyelik perspektifinin zayıflamasına rağmen Türkiye ile ilişkilerin tamamen koparılmasından yana değil. Raporda, taraflara mevcut tıkanıklığın ötesine geçerek daha “işlevsel ve stratejik” bir ortaklık modeli geliştirme çağrısı yapıldı. Göç yönetimi, enerji güvenliği ve ticaret gibi alanların iş birliği için öncelikli başlıklar olmaya devam ettiği belirtildi.
Ancak aynı metinde, Türkiye’nin dış politika tercihleri ile AB’nin ortak çizgisi arasındaki mesafenin açıldığına da dikkat çekildi. Özellikle Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki politikaların bu ayrışmayı derinleştirdiği ifade edildi.
Teknik kapı açık siyasi mesafe derin
Son rapor, Türkiye-AB ilişkilerinde iki farklı düzlemin aynı anda varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Teknik kriterlerin tamamlanması halinde vize serbestisi için kapı aralık bırakılırken, siyasi ve normatif alandaki ayrışmanın üyelik sürecini kilitlemeye devam ettiği görülüyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde ilişkilerin “tam üyelik” yerine daha sınırlı ama pragmatik iş birlikleri üzerinden ilerleyebileceğine işaret ediyor.
Yeşil pasaport adımı
Uzmanlar, Türkiye’nin bu altı maddeyi hayata geçirmek yerine “yeşil pasaport” kriterlerini yayarak vize sorununu aşmaya çalıştığını belirtiyor ve bu gidişle yeşil pasaporta da vize uygulanabileceği endişesini dile getiriyor
Vize önündeki engeller
Türkiye’nin özellikle terörle mücadele mevzuatını Avrupa standartlarına yaklaştırması, Europol ile operasyonel iş birliği anlaşması imzalaması ve yolsuzlukla mücadelede GRECO tavsiyelerini hayata geçirmesi gerekiyor.
Bunun yanı sıra, tüm AB ülkeleriyle adli iş birliğinin güçlendirilmesi, geri kabul mekanizmasının eksiksiz uygulanması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal altyapının Avrupa normlarıyla uyumlu hale getirilmesi de kritik başlıklar arasında yer alıyor.

