Advertisement
SON DAKİKA
ziraat web

2026'nın ilk çeyreği rekorlarla başlıyor

Kaplan Soyuarslan 21 Þub 2026

2026 yılının ilk aylarında küresel turizm sektörü, pandemi sonrası toparlanma evresini geride bırakarak yapısal büyüme dönemine resmen giriş yaptı.

Dünya Turizm Örgütü (UN Tourism) verilerine göre, uluslararası turist gelişleri 2025 yılı sonunda 1,5 milyar barajını aşarak 2026 için rekor beklentileri güçlendirdi.

Küresel harcamalar ve ekonomik hacim

Sektörün 2026 yılı sonunda yaklaşık 12 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik hacme ulaşması öngörülüyor. Özellikle iş dünyasındaki canlanma dikkat çekici; küresel iş seyahati harcamalarının bu yıl %8,1 artışla 1,62 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor.

Türkiye turizminde "Yeni Ufuklar" temalı çalışmalar, 2026 yılı itibarıyla sektörü sadece bir "deniz-kum-güneş" merkezi olmaktan çıkarıp, yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı küresel bir oyuncu haline getirmeye odaklanmaktadır. Yapılan akademik ve sektörel analizlerin temel sonuçları bize bir yol haritası sunuyor. 

Türkiye özelinde ise, 2025'teki 65,2 milyar dolarlık rekor gelirin ardından, 2026 yılı için 68 milyar dolarlık iddialı bir turizm geliri hedefi belirlenmiş durumda. Bu büyüme stratejisinin temelinde pazar çeşitliliği ve 12 aya yayılan turizm faaliyetleri yer alıyor. Hatta ülkemizde, On İkinci Kalkınma Planı kapsamında 2028 yılına kadar 100 milyar dolar turizm geliri hedeflenmekte, bu doğrultuda bölgesel kalkınma için 15,6 milyar liralık ek yatırım planlanmaktadır. Türkiye'nin ana pazarları olan Almanya ve Birleşik Krallık'tan gelen talebin 2026'da %8,6 artacağı öngörülmektedir.

Türkiye'nin "fiyat-hizmet dengesini" korurken; dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve 12 ay kesintisiz turizm stratejileriyle küresel rekabette üst sıralara tırmandığı konusunda hepimiz olumlu düşünmekteyiz.

Bu analizler doğrultusunda, Türkiye'nin 2028'deki 100 milyar dolarlık hedefi için en kritik gördüğünüz sektör sağlık, teknoloji veya kültür olabilir. 

Daha küresel bakacak olursak, 2026’nın öne çıkan trendleri ve güncel konularını da şöyle özetleyebiliriz. Bu yılın ilk çeyreğinde seyahat alışkanlıklarını şekillendiren üç ana unsur öne çıkıyor. Bunlardan ilki Yapay Zeka ve Kişiselleştirme: Gezginlerin %61'i, kendilerine özel deneyimler sunan işletmeler için daha fazla ödeme yapmaya razı. Yapay Zeka tabanlı seyahat planlayıcıları artık lüks değil, standart bir hizmet haline geldi.

Refah (Wellness) ve Deneyim de başka bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Sağlıklı yaşam turizmi giderek üst sıralara tırmanıyor. Bu büyüklük, 1 trilyon dolarlık bir pazara dönüşürken; yerel kültürle etkileşim, gastronomi ve "glowcations" (ışıltı tatilleri) gibi yeni kavramlarla popülerliğini artırıyor. Olmazsa olmaz kelimelerden biri de son yıllarda "sürdürülebilirlik". Bu konuda yapılan sektör çalışmaları da yeni trendlerin başında yer alıyor. Sürdürülebilirlik ve Aşırı Turizm (Overtourism) de  Popüler destinasyonlardaki yoğunluk nedeniyle gezginleri daha sakin ve "yüksek kimlikli" ancak henüz doymamış Brezilya, Mısır ve Bhutan gibi alternatif rotalara yönlendiriyor.

Sektördeki riskler ve beklentiler

Jeopolitik gerilimler ve hizmet enflasyonu en büyük risk faktörleri olarak masada kalmaya devam etse de, sektör uzmanlarının güven endeksi 2026 için oldukça yüksek (126/200). Kuzey Amerika pazarında ise 2026 FIFA Dünya Kupası'nın etkisiyle yıl genelinde %3,7'lik bir ziyaretçi artışı bekleniyor.

2026'da turizm sektörü sadece sayısal verilere değil, harcanan sürenin kalitesine ve sürdürülebilirliğe odaklanarak büyümeye devam edecek gibi görünüyor.