Dört olay dört tavır
İyi Partinin Mehmet Ali Korkmaz isimli üyesi Eskişehir'in Mihalgazi ilçesinin üç dönemdir belediye başkanlığını yapan Ak Partili kadın belediye başkanını kıyafeti nedeniyle tahkir eden bir paylaşım yaptı sosyal medyada.
Korkmaz’ın partide görevi yok. Sıradan bir üye. İyi Partinin yarım milyon üyesinden biri.
Parti yönetimi ‘’Korkmaz partiyi temsil etmez. Görüşleri bizi bağlamaz’’ diyebilirdi. Ama demedi. Şahsı çok ağır ifadelerle itham ederek partiden ihraç ettiler. Bununla da yetinmediler. Müsavat Bey, Mihalgazi Belediye Başkanını ziyaret ederek özür diledi. Konuşmalarında Korkmaz’ın davranışını defalarca kınadı. Böylece İyi Parti hiçbir yoruma yer bırakmayacak şekilde samimi tavrını ortaya koydu. Böyle yapmasaydı bu olay seçimlerde aleyhine kullanılırdı.
İyi Partinin bu olaydan çıkarması gereken bir ders varsa, kurulduğundan beri yani on yıldır partide olan, gençlik kolları ilçe başkanlığı, ilçe yöneticiliği, belediye meclisi üye adaylığı yapmış bir mensuplarının zihnini etkileyemedikleri, dönüştüremedikleri gerçeği. Olayın insani ve ahlaki taraflarını geçtim. Bir siyasetçi kıyafeti nedeniyle aşağıladığı insanlardan nasıl oy alabilir? İçinden çıktığı topluma nasıl bu kadar yabancılaşır?
İkinci olay MHP’li İl Genel Meclisi üyesi Abdullah Aksoy’un bulunduğu içki sofrasında Sela okunmasıydı. İsteyen içki içer, istemeyen içmez. Kimse kimsenin içki içmesine karışamaz. Ama içki sofrasında sela, kuran, dua okunmaz. Bunu bir vatandaş yaptığında ayıplanır. Ama bunu hangi partiye mensup olursa olsun bir il genel meclisi üyesi yaparsa siyasi hayatı biter. Partisine büyük zarar verir. MHP Aksoy’u anında ihraç etti.
MHP bunu yapmasaydı oy kaybederdi. Ama MHP’de bu olaydan ders çıkarmalı. İl genel meclisi üyeliği; milletvekilliği ve belediye başkanlığından sonra en önemli siyasi görev. Toplam 1282 il genel meclisi üyesi var. Bunların 207’si MHP’li. Böyle bir makama aday gösterilirken daha seçici olunmalı. İçki sofrasında sela okunmayacağını düşünemeyecek seviyedeki insanlar MHP adayı olmamalı.
Üçüncü olay Ak Partinin Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’yla ilgili. İki yüzden fazla katılımcının olduğu kamu denetimiyle ilgili bir toplantıda, 22 yaşında hukuk öğrencisi bir hanımefendi konuşmacı olmamasına rağmen kürsüye çıkıyor. Mutlu Beyin, özel kalem müdürlüğünü yapan annesiyle uzun süredir ilişkisi olduğunu, ebeveynlerinin bu nedenle boşanma davası açtıklarını, kendisine bu ilişkiyi ifşa etmemesi için astronomik rakamlar önerildiğini, bu teklifi kabul etmeyince tehdit edildiğini anlattı. Sonra kamu denetçisi Akarca’ya dönerek ‘’Kamu gücünün böyle kullanılması normal mi’?’’ sorusunu seslendirdi. Hanımefendinin elinde ses kayıtları, mesajlar, görüntüler yani olayı ispatlayan deliller var.
Olayın aldatma kısmında suç unsuru yok. İki evli insan eşlerini aldatmışlar. Ama yapılan ahlaken kabul edilemez. Bir başkan yanında çalışan bir kadınla ilişki kuramaz. Ak Parti Mutlu Beyi hemen disipline verdi ve partiden ihraç etti.
Ak Parti de bu olayla ilgili kendini sorgulamalı. İlişki başlayalı yıllar olmuş. Boşanma davası açılmış. Adapazarı’nda uçan kuş bile öğrenmiş. Eğer üst yönetim bunu, bahse konu edilen konuşmayla öğrenmişse kanallar tıkalı demektir. Öyleyse teşkilatlardan, belediyelerden genel merkeze bilgi akmıyor. Bu partiyi tüketir. Eğer genel merkez bu olayı bilmesine rağmen önemsemediyse bu da partiyi tüketir. Zira Adapazarı halkı olayı biliyor. Bunun faturası seçimde sadece Mutlu Bey’e değil Ak Parti’ye de kesilir. Kaldı ki umursamama, göz ardı etme durumu varsa bu Adapazarı’yla sınırlı değildir. Bedeli ağır olur.
Dördüncü olay ilk üç olayla mukayese edilemeyecek kadar kötü. CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, belediyede çalışan bir hanımefendinin 16 yaşındaki kızına, telefonundan taciz içerikli mesajlar göndermiş. Çocuk, başkanın aksini tembih etmesine rağmen durumu annesine anlatmış. Anne emniyete başvurmuş. Başkan emniyette ‘’Hesaplarımı belediye personeli de kullanıyor, onlar atmıştır, ben atmadım’’ demiş. Başkan bu ifadeyi verirken, CHP teşkilat mensupları, başlarında Giresun’un kadın milletvekili Gezmiş olduğu halde emniyetin önünde Dede’yi desteklemek için toplanmışlar, sloganlar atıyorlardı.
Dede, yapılan teknik incelemede mesajların tamamının şahsi telefonundan atıldığı netleştirilince, olaya 14 yaşındaki kızını dahil etmiş. Kız mesajları kendisinin attığını iddia etmiş. Teknik incelemeyle bu iddiada çürütülünce, kamuoyunda infial oluşmasının da etkisiyle tutuklanan Dede, İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırıldı. Ama bu yazının kaleme alındığı an itibariyle hala CHP üyesiydi. Dede’yi muhakkak ihraç edeceklerdir ama Özer’i eleştiren 34 eski ilçe başkanını anında ihraç edenler aynı tavrı cinsel taciz olayında göstermediler.
Parti farkı gözetmeden siyaset kurumunun arınmaya, genel bir temizlik yapmaya, aday gösterirken daha titiz davranmaya ve parti içi kontrol mekanizmalarını etkinleştirmeye ihtiyacı var. Uyuşturucu, bahis, kumar, kara para ve yolsuzluklar konusundaki süreçlerin bir benzeri siyaset kurumundaki yozlaşmaya karşı başlatılmalı.