SON DAKİKA
ANALİZ Pazar 23 Ağustos 2026 02:49 Son Güncelleme : -/-

KÜRESEL EKONOMİDE YAVAŞLAMA, BORSA İSTANBUL'DA TOPARLANMA

Neredeyse Ağustos ayının sonunda da geldik. Geçtiğimiz hafta küresel ekonominin ana gündemini üç başlık belirledi: ABD Merkez Bankası'nın faiz politikasına ilişkin beklentiler, petrol fiyatları üzerinden yeniden güçlenen jeopolitik riskler ve Türkiye'de dezenflasyon sürecinin geleceği. Piyasalar bir yandan ABD ekonomisindeki yavaşlama sinyallerini fiyatlarken, diğer yandan yüksek enerji maliyetlerinin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceği endişesiyle temkinli seyretti.

Küresel ekonomide yavaşlama, Borsa İstanbul'da toparlanma

Haftanın genel görünümü, büyüme açısından kırılgan; enflasyon ve faiz politikası açısından ise belirsiz bir tablo ortaya koydu. ABD, Çin ve Japonya’dan gelen veriler, dünyanın önde gelen ekonomilerinde iç talebin ve büyüme ivmesinin aynı anda baskı altında olduğunu gösterdi. Buna karşılık petrol fiyatlarındaki yükseliş, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha ihtiyatlı davranmasına yol açabilecek yeni bir risk unsuru olarak öne çıktı. Haftanın olmazsa olmaz gündem belirleyicisi ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik eşi benzeri görülmemiş boyutta bir "ekonomik operasyon" ilan ettiğini belirterek, Tahran yönetimine destek veren ülkeleri de ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşmakla tehdit etti.

Küresel ekonomide büyüme kaygısı...

ABD’de temmuz ayına ilişkin veriler, ekonomik aktivitede yavaşlama ihtimalini güçlendirdi. Perakende satışlardaki beklenmedik düşüş ve daha önce açıklanan zayıf istihdam göstergeleri, tüketici harcamalarının büyümeye verdiği desteğin azalabileceğine işaret etti. Yılın ikinci çeyreğinde ABD ekonomisinin yıllıklandırılmış büyüme hızının yüzde 1,5 seviyesinde kalması da bu görünümü destekledi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini son yılların en yüksek seviyelerinden aşağı çekmek için yeni bir girişimde bulunarak, ABD Hazine tahvili getirilerinin ve doların düşmesine yol açtı. ABD'nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı.

Enflasyon cephesinde ise daha ılımlı bir tablo görüldü. ABD’de temmuz ayı tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,4’e geriledi. Çekirdek enflasyonun yıllık yüzde 2,5’e düşmesi, fiyat baskılarının önceki dönemlere göre hafiflediğini gösterdi. Bu gelişmeler, piyasalarda Federal Rezerv’in kısa vadede ilave faiz artırımına gitme ihtimalinin zayıflamasına neden oldu.

Ancak enerji fiyatlarındaki yükseliş, bu olumlu görünümün önündeki en önemli risk olarak kaldı. ABD ile İran arasındaki diplomatik sürece ilişkin iyimserliğin azalması ve Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişlere ilişkin belirsizliğin sürmesi, Brent petrolün haftanın başında 90 doların üzerine çıkmasına yol açtı. Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş, ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden küresel enflasyonu yeniden yukarı çekebilir.

Asya cephesinde de büyüme endişeleri güçlendi. Çin’de temmuz ayı perakende satış, sanayi üretimi ve sabit sermaye yatırımı verileri beklentilerin altında kaldı. Bu durum, Çin ekonomisinde iç talebin henüz güçlü ve sürdürülebilir bir toparlanma sergilemediğine işaret etti. 

Japonya ekonomisi ise ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 1,1 büyüyerek beklentilerin gerisinde kaldı. Böylece ABD, Çin ve Japonya’dan gelen veriler, küresel büyümenin üç büyük merkezinde ivme kaybı yaşandığını ortaya koydu.

Tahvil faizleri ve risk iştahı

Haftanın dikkat çeken gelişmelerinden biri, uzun vadeli devlet tahvili getirilerindeki yükseliş oldu. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,30’un üzerine çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyelerinden birini gördü. 

Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 2,93’e yükselerek 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. 

Fransa ve Almanya’da da uzun vadeli tahvil faizleri yılların en yüksek düzeylerine çıktı.

Tahvil faizlerindeki yükseliş, yalnızca merkez bankası kararlarına ilişkin beklentilerle açıklanamayacak kadar geniş bir tabloya işaret ediyor. Kamu borçlarının artması, hükümetlerin faiz giderlerinin yükselmesi, bütçe açıklarına ilişkin kaygılar ve tahvil arzının artması yatırımcıların uzun vadeli borçlanma araçlarında daha yüksek getiri talep etmesine neden oluyor.

Bu eğilim, hisse senetleri açısından da risk yaratıyor. Tahvil getirileri yükseldikçe yatırımcıların risksiz kabul edilen varlıklardan elde ettiği getiri artıyor; bu da özellikle yüksek değerlemelere ulaşmış teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Yapay zekâ yatırımlarının finansmanı ve büyük teknoloji şirketlerinin artan sermaye harcamaları da önümüzdeki dönemde piyasaların izleyeceği başlıklar arasında yer aldı.

Türkiye’de enflasyon ve sıkı para politikası

Türkiye ekonomisi açısından haftanın en önemli gündemi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın üçüncü Enflasyon Raporu çerçevesinde verdiği mesajlar oldu. Merkez Bankası, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 tahminlerini sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 9 seviyelerinde korudu. Banka, talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde bulunduğunu ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirtti. Maliye'nin sıcak paraya getirdiği yeni vergi formülü gündemi meşgül ederken, uzun zaman sonra gram altın 7 bin TL'yi aştı. 

Merkez Bankası Başkanı’nın haftalık repo ihalelerine geçişin gündemde olduğunu belirtmesi, piyasalarda gelecekte parasal gevşemeye yönelik ilk adımların atılabileceği beklentisini doğurdu. Bununla birlikte petrol fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler devam ettiği sürece, bu tür bir geçişin hemen gerçekleşmesi beklenmiyor.

Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,21’den yüzde 29,43’e yükselmesi de dikkat çekti. Buna karşılık 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,95’ten yüzde 23,69’a geriledi. Bu tablo, kısa vadede fiyat baskılarının sürdüğünü; ancak orta vadede dezenflasyon beklentisinin tamamen kaybolmadığını gösteriyor.

  Bu hafta yatırım araçlarından borsa, altın ve döviz değer kazandı. 

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,42 artışla 14.514,82 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.043,78 puanı, en yüksek 14.601,01 puanı gördü.

Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,76 azalışla 51.615,53 puana gerilerken, sanayi endeksi yüzde 4,43 yükselişle 20.274,25 puana, mali endeks yüzde 2,17 kazançla 19.645,73 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 3,09 artışla 12.793,90 puana çıktı.

Pasifik Eurasia Lojistik, en çok prim yapan hisse

Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 19,70 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.

Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ'yi yüzde 15,52 ile Türk Altın İşletmeleri ve yüzde 15,45 ile Katılımevim Tasarruf Finansman izledi.

Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 36,75 ile Odine Teknoloji, yüzde 18,48 ile Kiler Holding ve yüzde 12,75 ile Tekfen Holding oldu.

Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 838 milyar 820 milyon lirayla ASELSAN, 783 milyar 724 milyon 109 bin 480 lirayla Tüpraş ve 563 milyar 983 milyon 726 bin 320 lirayla Koç Holding oldu.

Altın ve döviz yükseldi

24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 4,91 artışla 7 bin 89 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,93 yükselişle 46 bin 262 liraya çıktı.

Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 4,92 üzerinde 11 bin 614 liraya yükseldi.

Doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 48,0640 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 1,25 yükselişle 56,1800 liraya çıktı.

Geçen hafta 64,9480 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,02 artışla 65,6120 liraya yükseldi.

İsviçre frangı ise yüzde 1,72 değer kazanarak 60,1010 liradan alıcı buldu.

Haftanın en önemli sonucu şu: Küresel piyasalarda faiz beklentileri kısa vadeli verilere göre değişirken, Türkiye’de politika görünümünü belirleyecek temel unsur hâlâ enflasyonun kalıcı biçimde düşürülüp düşürülemeyeceği. Önümüzdeki haftalarda petrol fiyatları, merkez bankalarının mesajları, iç talep göstergeleri ve şirket bilançoları piyasaların yönü açısından yakından izlenecek.

Gelecek haftanın gündemi… 

Önümüzdeki hafta küresel piyasaların odağında düzenlenecek Jackson Hole Sempozyumu ve Fed Başkanı’nın para politikasına dair vereceği mesajlar yer alıyor. ABD tarafında ayrıca 2. çeyrek büyüme verisinin revizyonu ve Temmuz ayı Çekirdek PCE verisi izlenecek. 

Yurt içinde ise hanehalkı ve reel sektörün enflasyon beklentileri ile sektörel güven endeksleri açıklanacak.