SON DAKİKA
GÜNCEL Cuma 07 Ağustos 2026 02:46

BARIŞIN EKONOMİK GETİRİSİ YÜKSEK

Güvenlik riskinin azalmasıyla birlikte yıllardır beklemede olan yatırımların yeniden gündeme gelmesi, sınır ticaretinin büyümesi, turizm gelirlerinin artması ve genç nüfusa yeni istihdam alanları açılması bekleniyor. Ekonomistler, kalıcı huzur ortamının bölge ekonomisini Türkiye'nin yeni büyüme üssüne dönüştürebileceğini belirtiyor

Barışın ekonomik getirisi yüksek

Mustafa DENİZ

Türkiye’de uzun yıllardır ekonominin üzerinde görünmeyen bir maliyet oluşturan terör sorununun etkilerinin azalmasına yönelik atılan adımlar, sadece toplumsal barış açısından değil, ekonomik kalkınma bakımından da kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güvenlik algısındaki iyileşmenin yatırım iştahını artırabileceği belirtiliyor.

Uzmanlara göre “Terörsüz Türkiye” hedefi, kamu kaynaklarının güvenlik harcamalarından üretim, altyapı ve sosyal kalkınma alanlarına daha fazla yönlendirilmesine imkân sağlayabilir. Bu durumun orta vadede bölgesel gelir farklarını azaltıcı etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor.

Yatırımcıların beklediği unsur: Öngörülebilirlik

Bölge ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olarak gösterilen güvenlik kaynaklı belirsizlikler, uzun vadeli yatırım kararlarını sınırlıyordu. Organize sanayi bölgeleri, tekstil üretimi, gıda işleme, madencilik ve yenilenebilir enerji yatırımları açısından önemli potansiyel taşıyan illerde, huzur ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte yeni yatırım dalgasının başlayabileceği değerlendiriliyor.

Ekonomi çevreleri özellikle Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Van hattında üretim kapasitesinin artmasının hem iç pazara hem de Orta Doğu’ya yönelik ihracata katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Sınır ticaretinde yeni dönem

Irak ve Suriye’ye açılan sınır kapıları üzerinden yürüyen ticaretin, güvenlik koşullarındaki iyileşmeyle birlikte daha düzenli ve yüksek hacimli hale gelmesi bekleniyor. Habur başta olmak üzere bölgedeki lojistik koridorlarının güçlenmesi, taşımacılık maliyetlerini düşürerek ihracatçı firmaların rekabet gücünü artırabilir.

Lojistik şirketleri, kara yolu taşımacılığındaki risk priminin azalmasının navlun fiyatlarına olumlu yansıyabileceğini ve Türkiye’nin Orta Doğu ticaretindeki merkez rolünü güçlendirebileceğini vurguluyor.

Turizm potansiyeli yeniden gündemde

Mardin’in tarihi dokusu, Diyarbakır Surları, Hasankeyf, Nemrut ve bölgedeki inanç turizmi merkezleri uzun süredir önemli bir turizm potansiyeli taşıyor. Güvenlik algısının güçlenmesi halinde yerli turistin yanı sıra yabancı ziyaretçi sayısında da artış yaşanabileceği belirtiliyor.

Turizm sektör temsilcileri, konaklama yatırımları, restoran işletmeleri ve kültürel etkinliklerin bölgesel ekonomiye yüksek katma değer sağlayacağını ifade ediyor.

Genç nüfus için istihdam fırsatı

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en önemli avantajlarından biri genç ve dinamik nüfus yapısı. Ancak işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi, göçü hızlandıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Üretim ve hizmet sektörlerinde oluşacak yeni yatırımların genç nüfusa istihdam sağlayarak sosyal refahı artırabileceği değerlendiriliyor.

Özellikle tekstil, çağrı merkezi hizmetleri, yazılım destek operasyonları ve tarıma dayalı sanayi alanlarında bölgenin önemli bir iş gücü merkezi olabileceği belirtiliyor.

Enerji ve altyapı projeleri hız kazanabilir

Bölge; güneş enerjisi, hidroelektrik, petrol ve doğal gaz hatları açısından stratejik bir konumda bulunuyor. Güvenlik risklerinin azalması, enerji iletim hatları ve yenilenebilir enerji santrallerine yönelik yatırımların finansmanını kolaylaştırabilir.

Uzmanlar, enerji projelerinin hızlanmasının sadece bölge ekonomisine değil, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine de katkı sağlayacağını vurguluyor.

Ekonomistler, terörün doğrudan verdiği zararın yanı sıra yatırım kaybı, göç, üretim düşüşü ve finansman maliyetleri üzerinden dolaylı olarak çok daha büyük bir ekonomik yük oluşturduğuna dikkat çekiyor. Kalıcı huzur ortamının sağlanması halinde bölgenin tarım, sanayi, turizm ve lojistikte eş zamanlı büyüme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.

Yapılan değerlendirmelerde, güvenlik riskinin azalmasının Türkiye’nin ülke risk primine de olumlu katkı verebileceği, bunun da yabancı sermaye girişlerini destekleyebileceği belirtiliyor.

Sonuç: Bölgesel kalkınma için tarihi fırsat

“Terörsüz Türkiye” süreci, sadece güvenlik politikalarının değil, ekonomik dönüşüm stratejisinin de önemli bir parçası olarak görülüyor. Huzur ortamının kalıcı hale gelmesi durumunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun uzun yıllardır kullanılamayan potansiyelini harekete geçirerek üretim, ihracat, turizm ve istihdamda Türkiye’nin yeni büyüme merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor.

Ekonomi dünyasının ortak görüşü ise net: Silahların sustuğu yerde yatırım konuşur; yatırımın konuştuğu yerde ise refah büyür.