DUBAİ TURİZMDE AĞIR DARBE ALDI
ABD, İsrail ve İran arasında patlak veren savaş, yalnızca jeopolitik dengeleri değil, Körfez ekonomilerini de derinden sarstı. Bölgenin en önemli gelir kalemlerinden turizm ve havacılık, krizden en fazla etkilenen sektörler olarak öne çıktı

Mustafa DENİZ
Savaşın başladığı 28 Şubat 2026’dan bu yana özellikle Dubai merkezli turizm hareketliliğinde sert bir düşüş yaşandı. Güvenlik endişeleri ve hava sahası kısıtlamaları nedeniyle turistlerin planlarını iptal ederek alternatif destinasyonlara yöneldiği belirtiliyor. Sektör kaynaklarına göre en büyük kaybı Dubai yaşarken, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Irak da turist kaybından payını aldı.
Binlerce sefer iptal oldu
Havacılık tarafında ise tablo daha çarpıcı. Savaş sonrası dönemde Dubai uçuşlarında yüzlerce iptal yaşanırken, binlerce sefer ya ertelendi ya da tamamen askıya alındı. Birçok Avrupa ve ABD merkezli havayolu şirketi seferlerini haftalar, hatta aylar boyunca durdurma kararı aldı. Bazı uçuşların Mayıs sonuna kadar, bazılarının ise Eylül ve Ekim 2026’ya kadar iptal edildiği bildiriliyor.
Air Canada Dubai seferlerini 30 Nisan’a kadar tamamen durdururken, KLM ve Lufthansa gibi büyük taşıyıcılar da Mart ayı boyunca tüm uçuşlarını iptal etti. Ayrıca 26 Nisan’da yaşanan sistem krizi nedeniyle zincirleme şekilde en az 29 uçuş doğrudan iptal edildi.
Yolcular mağdur oldu
Krizin ilk günlerinde hava sahalarının kapanmasıyla birlikte binlerce uçuş etkilenirken, on binlerce yolcu da mağdur oldu. Emirates gibi bölgenin önde gelen taşıyıcıları ise operasyonlarını geçici olarak durdurduktan sonra kademeli şekilde yeniden başlatabildi.
Uzmanlara göre yaşanan gelişmeler, Körfez ülkelerinde turizme dayalı ekonomik modelin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Dubai’nin “küresel turizm merkezi” konumunun kısa vadede zedelendiği, rezervasyon iptallerinin gelir kaybını derinleştirdiği ifade ediliyor.
Ekonomistler, savaşın uzaması halinde bölge ekonomilerinde büyüme kaybının daha da belirginleşeceğine dikkat çekiyor. Turizm gelirlerindeki düşüş, havacılık sektöründeki aksaklıklar ve yatırımcı güvenindeki zayıflama, Körfez’de ekonomik toparlanmayı geciktirebilecek başlıca riskler arasında gösteriliyor.
KUTU KUTU
İbrahim Anlaşmaları turizmi vurdu
Arap ülkelerinde sert düşüş
Ortadoğu’da diplomatik normalleşmenin sembolü olarak görülen İbrahim Anlaşmaları, bölge turizmi açısından beklenen ekonomik sıçramayı yaratamadı. Aksine, son dönemde artan jeopolitik gerilimler ve güvenlik endişeleri, anlaşmayı imzalayan Arap ülkelerinde turizm gelirlerini baskı altına aldı.
Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Bahreyn ve Fas gibi ülkeler, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi sonrası turizmde çeşitlilik ve artış bekliyordu. Özellikle İsrailli turistlerin bölgeye ilgisinin artmasıyla yeni bir pazar oluşmuştu. Ancak İsrail-Filistin hattında yeniden tırmanan çatışmalar ve bölgesel risk algısının yükselmesi, bu kazanımları tersine çevirdi.
Turizm sektör temsilcileri, rezervasyon iptallerinde ciddi artış yaşandığını ve özellikle Avrupa ve Asya pazarından gelen turistlerin güvenlik kaygıları nedeniyle alternatif destinasyonlara yöneldiğini belirtiyor. Dubai gibi küresel turizm merkezlerinde bile doluluk oranlarında düşüş gözlemlenirken, Manama ve Marakeş gibi destinasyonlar da bu trendden etkileniyor.
Uzmanlara göre, bölge ülkeleri turizmi yeniden canlandırmak için agresif tanıtım kampanyaları ve fiyat indirimlerine yönelmek zorunda kalabilir. Ancak güvenlik algısındaki bozulma devam ettiği sürece bu adımların sınırlı etki yaratacağı ifade ediliyor.
Öte yandan, turizmdeki bu daralma yalnızca otel ve havayolu şirketlerini değil; perakende, yeme-içme ve gayrimenkul sektörlerini de zincirleme şekilde etkiliyor. Bölge ekonomilerinin çeşitlendirilmesinde kritik rol oynayan turizm gelirlerindeki bu düşüş, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin büyüme hedeflerini de riske sokuyor.
Ekonomistler, kısa vadede toparlanmanın zor olduğunu ancak jeopolitik tansiyonun düşmesi halinde turizmde hızlı bir geri dönüş potansiyelinin bulunduğunu vurguluyor. Buna karşın mevcut tablo, İbrahim Anlaşmaları’nın ekonomik getirilerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyuyor.