SON DAKİKA
EKONOMİ Perşembe 16 Temmuz 2026 12:19

HUKUK DEVLETİ KAĞITTA KALMAMALI

Ekonomist Mahfi Eğilmez, Magna Carta'dan günümüze uzanan insan hakları ve hukuk devleti mücadelesini Türkiye üzerinden değerlendirdi. Eğilmez, Türkiye'nin evrensel hukuk ilkelerini anayasal güvence altına aldığını ancak asıl sorunun bu ilkelerin uygulamadaki karşılığı olduğunu belirterek, "Bağımsız yargı ve güçler ayrılığı güçlendirilmedikçe hukuk devleti kâğıt üzerinde kalır" değerlendirmesinde bulundu.

Hukuk devleti kağıtta kalmamalı

Ekonomist Mahfi Eğilmez, "Magna Carta'dan Bugüne: Türkiye Nerede Duruyor?" başlıklı değerlendirmesinde, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ile demokratik kurumların tarihsel gelişimini ele alarak Türkiye'nin mevcut hukuk sistemi ve uygulamalarını değerlendirdi.

1215 yılında ilan edilen Magna Carta ile başlayan hukuk devleti anlayışının, yüzyıllar boyunca Habeas Corpus Act, İngiliz ve Amerikan Haklar Bildirgeleri ile Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi gibi temel metinlerle geliştiğini hatırlatan Eğilmez, bu ilkelerin bugün demokratik ülkelerin ortak standartlarını oluşturduğunu ifade etti.

Hukukun üstünlüğü uygulamada zayıflıyor

Eğilmez, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın devleti "hukuk devleti" olarak tanımladığına dikkat çekerken, uygulamada özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında güçler ayrılığı ilkesinin zayıfladığı yönünde değerlendirmelerde bulundu.

Uluslararası hukuk endekslerinde Türkiye'nin yargı bağımsızlığı ve yürütmenin denetlenmesi gibi alanlarda gerilediğini belirten Eğilmez, hukuk devletinin yalnızca anayasal düzenlemelerle değil, bağımsız kurumlarla güç kazanabileceğini vurguladı.

Kişi özgürlüğü anayasal güvence altında, ancak...

Kişi özgürlüğünü güvence altına alan Habeas Corpus ilkesine de değinen Eğilmez, Türkiye'de Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını koruduğunu ancak uygulamada uzun tutukluluk süreleri ve geniş yorumlanan suçlamaların tartışma konusu olmaya devam ettiğini ifade etti.

Eğilmez, hukuki güvencelerin uygulamadaki siyasal ortamla uyumlu şekilde işletilmesinin demokratik hukuk devletinin temel şartlarından biri olduğunu kaydetti.

İfade özgürlüğü ve parlamentonun denetim gücü

İngiliz ve Amerikan Haklar Bildirgeleri'nin ifade özgürlüğü ve parlamenter denetim anlayışına yaptığı katkıları hatırlatan Eğilmez, Türkiye'de yasama organının yürütme karşısındaki denetim kapasitesinin azaldığını savundu.

Basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan tartışmalara da değinen Eğilmez, sosyal medya düzenlemeleri, RTÜK ve BTK uygulamaları ile dezenformasyon yasasının eleştirel görüşlerin kamusal alandaki etkisini sınırladığı yönünde değerlendirmelerde bulundu.

Eşitlik ilkesi uygulamayla güç kazanır

Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin temel ilkelerinden biri olan hukuk önünde eşitlik ilkesini de ele alan Eğilmez, Türkiye'de liyakat sistemi, mülakat uygulamaları, cinsiyet eşitliği ve yargıya duyulan güven konularında yaşanan tartışmaların toplumsal adalet algısını etkilediğini ifade etti.

Hakları koruyan bağımsız kurumlardır

Mahfi Eğilmez, değerlendirmesinin sonunda Türkiye'nin evrensel insan hakları ve hukuk devleti ilkelerini büyük ölçüde anayasal sistemine dahil etmiş modern bir devlet olduğunu belirterek, asıl sorunun bu hakların uygulamada ne ölçüde hayata geçirildiği olduğunu vurguladı.

Bağımsız yargı, güçlü denetim mekanizmaları ve etkin güçler ayrılığı tesis edilmediği sürece anayasal hakların günlük yaşamı güvence altına alan kurallar yerine, metinlerde yer alan ilkeler olarak kalacağı değerlendirmesinde bulunan Eğilmez, hukuk devletinin sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve demokratik istikrar açısından da temel öneme sahip olduğuna işaret etti.

ABONE OL