SON DAKİKA
EKONOMİ Pazar 12 Temmuz 2026 11:56

KÜRESEL SATRANÇTA GÜÇ OYUNU BAŞLADI

Ekonomist Mahfi Eğilmez, uluslararası sistemin yeniden güç siyasetine döndüğünü belirterek, devletlerin kararlarında artık ideallerden çok ulusal çıkarlar, stratejik özerklik ve jeopolitik dengelerin belirleyici olduğunu vurguladı. Eğilmez'e göre yeni dönemde ekonomi ile dış politika birbirinden ayrılmaz hale geliyor

Küresel satrançta güç oyunu başladı

Uluslararası ekonomi ve siyasette yaşanan dönüşüm, ülkelerin dış politika ve ekonomi stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya doğru ilerlediğini belirterek, devletlerin karar alma süreçlerinde güç dengeleri ile ulusal çıkarların yeniden ön plana çıktığını değerlendirdi.

Eğilmez'e göre son yıllarda Çin'in küresel yükselişi, Rusya'nın artan jeopolitik hamleleri, enerji arz güvenliği, teknolojik rekabet ve korumacılık eğilimleri uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu gelişmeler yalnızca siyasi dengeleri değil, küresel ticaret, yatırım akımları ve ekonomik büyüme dinamiklerini de doğrudan etkiliyor.

Değerlendirmesinde tarihsel perspektife de yer veren Eğilmez, yaklaşık beş asır önce Niccolò Machiavelli tarafından ortaya atılan "Devlet nasıl ayakta kalır?" sorusunun günümüzde de geçerliliğini koruduğunu ifade etti. Modern dönemde bu soruya farklı liderlerin farklı yanıtlar verdiğine dikkat çeken Eğilmez, Henry Kissinger'ın güç dengesi yaklaşımını benimsediğini, Donald Trump'ın ulusal çıkarı merkeze aldığını, Recep Tayyip Erdoğan'ın ise stratejik özerklik anlayışını öne çıkardığını değerlendirdi.

Rekabet farklı alanlarda da olacak 

Eğilmez, Türkiye açısından da dış politikada liderlik ile kurumsal yapılar arasındaki dengenin önemini koruduğunu belirterek, bu konudaki tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını ifade etti.

Küresel sistemin geldiği noktada ülkelerin söylemlerinde evrensel değerleri savunmaya devam edeceğini belirten Eğilmez, uygulamada ise kararların büyük ölçüde güç dengeleri, ulusal güvenlik kaygıları ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekilleneceğini vurguladı.

Ekonomiste göre yeni dünya düzeninde rekabet artık yalnızca askeri veya diplomatik alanda değil; teknoloji, enerji, ticaret ve finans politikalarında da yoğunlaşacak. Bu nedenle ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını artırmaları ve stratejik alanlarda bağımsız hareket edebilme kapasitelerini güçlendirmeleri her zamankinden daha kritik hale geliyor. Ekonomi ile jeopolitiğin iç içe geçtiği bu yeni dönemde, güç, çıkar ve strateji uluslararası sistemin temel belirleyicileri olmaya devam edecek.