KARBON VERGİSİ KAPIDA, İHRACAT ALARMDA
Ekonomist Mahfi Eğilmez, Avrupa Birliği'nin uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) Türkiye'nin ihracat yapısını doğrudan etkileyeceğini belirterek, ulusal Emisyon Ticaret Sistemi'nin bir an önce devreye alınmasının rekabet gücünün korunması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

Avrupa Birliği'nin (AB) karbon emisyonlarını azaltma hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Türkiye'nin AB'ye yönelik ihracatında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, kaleme aldığı değerlendirmede, karbon maliyetlerinin artık uluslararası ticaretin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin ulusal karbon piyasasını hızla oluşturması gerektiğini vurguladı.
Karbon vergisi ve Emisyon Ticaret Sistemi'nin (ETS) sera gazı salımlarını azaltmaya yönelik iki temel araç olduğuna işaret eden Eğilmez, her iki sistemin de karbon yoğun üretimi daha maliyetli hale getirerek düşük karbonlu yatırımları teşvik ettiğini ifade etti.
Avrupa Birliği'nin doğrudan karbon vergisi yerine Emisyon Ticaret Sistemi'ni kullandığını hatırlatan Eğilmez, sadece AB'deki üreticilerin karbon maliyetine katlanmasının, karbon fiyatlandırmasının bulunmadığı ülkelerdeki üreticilere avantaj sağladığını belirtti. Bu durumun üretimin daha düşük maliyetli ülkelere kaymasına yol açtığını kaydeden Eğilmez, literatürde "karbon kaçağı" olarak adlandırılan bu sorunun önüne geçmek amacıyla SKDM'nin geliştirildiğini aktardı.
Eğilmez'e göre SKDM'nin temel amacı, AB'de üretilen ürünlerle ithal edilen ürünlerin benzer karbon maliyetlerine tabi tutulmasını sağlayarak rekabet koşullarını eşitlemek. Mekanizma ilk etapta demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsıyor.
Bu kapsamda AB'ye ihracat yapan Türk şirketlerinin ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını hesaplaması, raporlaması ve gerekli durumlarda karbon maliyetlerini üstlenmesi gerekecek. Eğilmez, Türkiye'de AB tarafından tanınan bir karbon fiyatlandırma sistemi bulunması halinde, yurt içinde ödenen karbon bedellerinin SKDM yükümlülüğünden düşülebileceğine dikkat çekti.
Türkiye'nin de bu gelişmeler doğrultusunda ulusal bir Emisyon Ticaret Sistemi kurmayı hedeflediğini belirten Eğilmez, böylece karbon fiyatlandırmasından doğacak maliyet ve gelirlerin ülke içinde kalabileceğini ifade etti. Bu sistemin ihracatçıların rekabet gücünü koruyacağını, Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyumu hızlandıracağını ve düşük karbonlu yatırımları teşvik edeceğini kaydetti.
Güncel piyasa verilerine göre AB Emisyon Ticaret Sistemi'nde karbon fiyatları ton başına yaklaşık 77-80 avro seviyesinde bulunurken, SKDM sertifika fiyatı ise ortalama 75 avro düzeyinde işlem görüyor.
Eğilmez, örnek bir hesaplama üzerinden Türkiye'de karbon fiyatlandırmasının bulunmaması halinde, AB'ye ihraç edilen bir ton çelik için yaklaşık 75 avroluk ek maliyet oluşacağını belirtti. Ancak Türkiye'nin kendi ETS sistemini uygulaması ve örneğin ton başına 65 avroluk bir karbon maliyeti yaratması durumunda, AB sınırında yalnızca 10 avroluk ilave yükümlülük doğacağını ifade etti.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, ulusal ETS kapsamında elde edilecek gelirlerin genel bütçeye aktarılması yerine özel bir fonda toplanmasının daha yararlı olacağını savundu. Eğilmez, söz konusu kaynakların sanayinin enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu üretim yatırımlarının finansmanında kullanılması halinde Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecinin hızlanacağını ve uluslararası rekabet gücünün artacağını vurguladı.