KUR BASKISI GERÇEĞİ GİZLEMEZ
Ekonomist Mahfi Eğilmez, döviz kurunun uzun süre baskılanmasını, Sigmund Freud'un "bastırma" kuramıyla karşılaştırdı. Eğilmez'e göre kuru yapay biçimde kontrol altında tutmak, ekonomik sorunları ortadan kaldırmıyor; yalnızca görünür hale gelmesini erteliyor. Yapısal sorunlar çözülmediğinde ise ertelenen baskı, ani kur sıçramaları ve yüksek enflasyon olarak geri dönüyor

Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde ekonomi ile psikoloji arasında dikkat çekici bir benzetme kurdu. Eğilmez, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un "bastırma" kavramını döviz kuru politikalarıyla ilişkilendirerek, ekonomide belirtileri baskılamanın kalıcı çözüm üretmediğini savundu.
Freud'un teorisinde bireyin kaygı yaratan duygu ve düşüncelerini bilinçdışına ittiğini ancak bu duyguların tamamen ortadan kaybolmayıp farklı biçimlerde yeniden ortaya çıktığını hatırlatan Eğilmez, benzer bir durumun ekonomi yönetiminde de yaşandığını ifade etti.
Kur baskılaması geçici rahatlama sağlıyor
Eğilmez'e göre kur baskılaması, döviz kurunun çeşitli politika araçlarıyla belirli bir seviyede tutulması anlamına geliyor. Bu yöntemin kısa vadede enflasyonu yavaşlatmak, fiyat artışlarını sınırlamak ve piyasalara güven mesajı vermek gibi amaçları bulunuyor.
Kurun uzun süre yatay seyretmesi tüketicilerde ekonominin istikrar kazandığı yönünde bir algı oluşturabiliyor. İthal elektronik ürünlerinin fiyatlarının daha yavaş yükselmesi, akaryakıt zamlarının gecikmesi veya dövize bağlı maliyet artışlarının kısa süre hissedilmemesi de bu algıyı güçlendiriyor.
Ancak Eğilmez, bu görünümün ekonomik sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi, üretim maliyetlerinin artması, dış finansman ihtiyacının sürmesi ve rezervlerde yaşanabilecek erimenin, kurdaki sakin görüntünün arkasındaki temel riskler olduğunu vurguluyor.
Sorun erteleniyor ortadan kalkmıyor
Mahfi Eğilmez'in değerlendirmesine göre kur üzerindeki baskı sürdürülemediği noktada ertelenen fiyat artışları kısa sürede ekonomiye yansıyor.
Otomobil, cep telefonu, ithal ilaç ve benzeri dövize bağımlı ürünlerde görülen ani fiyat sıçramalarının çoğu zaman yeni bir ekonomik krizden değil, uzun süre bastırılmış baskının açığa çıkmasından kaynaklandığını belirten Eğilmez, bunu Freud'un "semptom" kavramına benzetiyor.
Psikanalizde bastırılan duygu ve düşünceler nasıl farklı belirtilerle yeniden ortaya çıkıyorsa, ekonomide de yapısal sorunlar çözülmediğinde ani kur hareketleri ve yüksek enflasyon kaçınılmaz hale geliyor.
Beklentiler de ekonomiyi şekillendiriyor
Eğilmez, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, beklenti yönetiminin de son derece önemli olduğunu ifade ediyor.
Ekonomik bozulma beklentisi oluştuğunda vatandaşların dövize yönelmesi, harcamalarını ertelemesi veya tasarruf eğilimini artırmasının ekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini belirten Eğilmez, bu nedenle psikoloji ile ekonomi arasında güçlü bir etkileşim bulunduğunu dile getiriyor.
Kalıcı çözüm yapısal sorunlarda
Yazısının sonunda önemli bir uyarıda bulunan Eğilmez, döviz kurunu baskılamanın ekonomik sorunların nedeni değil sonucu olduğunun altını çiziyor.
Kurun; enflasyon, dış borç, sermaye hareketleri, rezervler ve küresel finansal koşullar gibi birçok değişken tarafından belirlendiğini hatırlatan Eğilmez, teknik politikaların yanında piyasa psikolojisi ve toplumsal beklentilerin de ekonomi yönetiminde belirleyici rol oynadığını vurguluyor.
Ekonomistin değerlendirmesine göre hem psikolojide hem ekonomide ortak gerçek değişmiyor: Belirtileri yönetmek mümkün olsa da kalıcı çözüm, sorunun kaynağını ortadan kaldıracak yapısal adımları atmaktan geçiyor. Kur baskılaması da tıpkı Freud'un tanımladığı bastırma mekanizması gibi yalnızca zaman kazandırıyor; ancak temel nedenler çözülmediği sürece ekonomik gerçekler er ya da geç yeniden ortaya çıkıyor.
