PAZARCI ESNAFI DA ENFLASYONA YENİLDİ
Gıda enflasyonu ve artan maliyetler semt pazarlarını derinden etkiliyor. Tarladan tezgaha uzanan süreçte katlanan masraflar nedeniyle hem esnaf hem de vatandaş zor günler geçirirken, pazarcılar yüksek fiyatların sorumlusu olarak gösterilmekten şikayetçi. Tüm bu sorunların gölgesinde gözler, tedarik zincirindeki maliyetleri düşürmesi ve şeffaflık sağlaması umuduyla beklenen Yeni Hal Yasası'na çevrilmiş durumda.

Hakan ÖZBAY
Türkiye'de milyonlarca vatandaşın taze gıdaya ulaşım noktası olan semt pazarlarında ekonomik sıkıntılar giderek daha belirgin hale geliyor. Artan enflasyon ve tırmanan tedarik maliyetleri, pazarcı esnafının kâr marjını eritirken geçim sıkıntısını da beraberinde getiriyor. Eskiden bereketin ve uygun fiyatın sembolü olan tezgahlar, bugünlerde hem satıcının hem de alıcının kara kara düşündüğü bir alana dönüşmüş durumda.
TEZGAHA YANSIYAN AĞIR MALİYETLER
Pazar esnafı, fiyatlardaki yükselişin kendi inisiyatiflerinde olmadığını vurguluyor. Kamuoyunda zaman zaman oluşan "pazarcılar fiyatları gereksiz yere artırıyor" algısına karşı çıkan satıcılar, asıl sorunun haldeki toptan fiyatlar ve lojistik masrafları olduğuna dikkat çekiyor. Mazot, hal rüsumu, KDV, nakliye, hamaliye, poşet, tahta ve işgaliye vergisi gibi kalemlerin üst üste eklenmesiyle maliyetlerin katlandığı belirtiliyor.Fiyatların günden güne değiştiği ve vatandaşın alım gücünün düştüğü bu ortamda, esnaf tezgahtaki malı satmakta zorlanıyor. Maliyetlerin çok yüksek olmasından dolayı sadece cüzi bir kâr marjıyla çalışabildiklerini ifade eden satıcılar, buna rağmen pazar arabalarının eskisi gibi dolmadığını, satışların ciddi oranda yavaşladığını belirtiyor. Semt pazarlarındaki bu zorlu tabloyu bizzat yaşayan isimlerden biri de 25 yıldır pazarcılık yapan Murat Geçgel. Çeyrek asırdır bu mesleğin içinde olan Geçgel, şimdiki durumla eskisi arasında büyük bir uçurum olduğunu belirterek, "Eskiden her şey çok güzeldi, her şey kolaydı, alınabiliyordu. Ekonomi çok iyiydi ama şimdi geçinemiyoruz. Şartlar çok pahalı, mallar satılmıyor, iş yok. Millette para yok ki alsın" sözleriyle içinde bulundukları darboğazı özetliyor. Tüketicinin fiyat tepkilerine karşı esnafın durumunu savunan Geçgel, maliyet kalemlerinin ağırlığını şu ifadelerle dile getiriyor: "Fiyat artışının bizimle bir alakası yok. Halden yükseldiği zaman bize de yansıyor. Bir gün hale gidiyoruz 50 lira, ertesi gün 100 lira fiyat çekiyorlar. Bunun mazotu var, KDV'si, rüsumu, hamaliyesi, belediyeye ödenen işgaliyesi ve poşet parası var. Hepsi para olmuş."
BEKLENEN YENİ HAL YASASI TEZGAHLARA ÇÖZÜM OLACAK MI?
Pazardaki bu yangının sönmesi için gözler uzun süredir üzerinde çalışılan Yeni Hal Yasası'na çevrilmiş durumda. Tarladan sofraya uzanan tedarik zincirini kısaltmayı, aracı sayısını azaltmayı ve kayıt dışılığı önleyerek fiyatlarda şeffaflık sağlamayı hedefleyen yasanın, gıda enflasyonunu frenlemesi umut ediliyor. Ancak pazarcı esnafı temkinli. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısalsa bile; nakliye için kullanılan mazot, köprü geçiş ücretleri, hal rüsumları ve belediye işgaliye bedelleri gibi temel masraf kalemlerinde kalıcı bir düşüş sağlanmadıkça, salt yasal düzenlemelerin tezgahtaki yangını tamamen söndürmeyeceği düşünülüyor. Esnaf, yasanın getireceği yapısal reformların yanı sıra doğrudan pazar esnafının yükünü hafifletecek somut ekonomik adımların da atılmasını talep ediyor.
TEZGAHTA KALAN ÜRÜNLER ÇÖPE GİDİYOR İSRAF BÜYÜYOR
Semt pazarlarında düşen satışlar, giderek büyüyen bir gıda kaybı sorununu da beraberinde getiriyor. Vatandaşın alım gücünün daralmasıyla hafta sonu pazarlarında satılamayan ürünler, elde kalıyor. Özellikle taze sebze ve meyveler, ertesi güne kadar dayanmadığı ve hava sıcaklıklarının da etkisiyle hızla bozulduğu için doğrudan çöpe atılmak zorunda kalıyor. Pazarcı esnafı, mecburen çöp konteynerlerine dökülen bu firelerin tamamen kendi ceplerinden çıktığını ve büyük bir ekonomik kayba yol açtığını vurguluyor. Dışarıdan gelen ürünlerin yüksek maliyetine rağmen zararına da olsa düşük kârlarla satılmaya çalışılan taze gıdaların çöpe gitmesi, sadece esnafın sermayesini eritmekle kalmıyor; üretim için harcanan su, enerji ve emeğin de heba olmasıyla milli servete büyük bir darbe vuruyor. Uzmanlar, hal sistemindeki lojistik eksiklikler ve pazarlardaki yetersiz muhafaza koşullarının çözülmemesi halinde, tarladan tezgaha uzanan süreçte yaşanan bu sessiz israfın her geçen gün daha da katlanacağı konusunda uyarıyor.