SON DAKİKA

Bunları bilmeniz gerek!

Samet Aday Çarşamba 25 Mart 2026 02:00

Bayram sabahı yaşanan o elim hadise ile bambaşka bir güne uyandı Türkiye. 21 yaşında bir genç, akıl ve vicdana sığmayan bir olaylar silsilesinin sonucu olarak hayatının baharında kara toprağa girdi.

Geride acılı bir anne-baba, acılı dostlar, yarım kalan bir hikaye ve elbette cevap bulması gereken yığınla soru kaldı.

Kubilay Kaan Kundakçı, hayatta tanıdığım en beyefendi, en kibar, en düzgün çocuklardan biriydi. Böylesine bir ölümü asla hak etmedi. 

Peki ben Kubilay’ı nasıl tanıdım? Vahap Canbay ve Aleyna Kalaycıoğlu ilişkisi ile tanıdım. Açık yüreklilikle söylemeliyim ki, Aleyna Kalaycığlu’nun iddia ettiği üzere kesinlikle bir ayakçı değildi. Dostları için, değer verdikleri için her şeyi yapabilecek be bundan da asla gocunmayacak bir çocuktu. Aleyna’nın bir çok etkinliğinde ona eşlik etti, birçok çekiminde, programında, organizasyonunda hep yanındaydı. Ama Vahap Canbay’ın ayakçısı değil, her ikisinin de kardeşi olarak. Bir kere bunda bir anlaşalım!

Kubilay, zeki ve mantıklı bir gençti. O gün, olayın neticesinde en ufak bir tatsızlık olacağını sezmiş olsa inanın duruma müdahale eder, kesinlikle ve kesinlikle bir yolunu bulur ve Vahap Canbay’ı oradan uzaklaştırır, bir tatsızlık yaşamasına müsaade etmezdi.

Kubilay, atletik yapılı ve çevik bir gençti. Olaydan önce yine en ufak bir olumsuzluk sezimlese algıları daha açık ve refleksleri daha çevik olurdu. Ama ablam dediği onu ayakçı olarak tanımlayan zat, ifadesinde de belirttiği üzere ne yeni ilişkisinden ne de olay yerine birlikte gelişlerinden kimseye bahsetmemişti.

Kubilay, henüz can çekişirken olay mahalinde terk edilecek ve üzerine ilaç alınıp uyunacak bür kardeş değildi. Hele ayakçı hiç değildi. Kardeşti, candı, evlattı, masumdu. Bu konuda da bir anlaşalım.

Gelelim Vahap Canbay’a. Israrını anlamakta güçlük çekenlerin arasında bende varım. Elbette kişi kendi hislerinden ve duyguları ile hemhal oluyor. Kimse kimsenin içini bilemez. Ama şöyle yapalım, ben en azından bildiğim kadarını söyleyeyim. İki yıldır ikiliyle muhtelif zamanlarda bir çok kez röportaj yaptım, sohbet ve hasbihal ettim. Ben şahsen Vahap Canbay’ın değil Aleyna’ya başka bir kadına dahi en ufak bir şiddet eğilimine şahit olmadım. Getto’da yetişen her genç gibi üslubü pekte metroseksüel değildi evet, ancak asla ve asla kaba yahut şiddet eğilimlisi değildi.

Keza Aleyna, asla ve asla sevgisiz ve saygısız bir tutumuna denk gelmedim. Ancak şuna şahit oldum ki; Aleyna’nın daha fazla görünür olmak, daha fazla popüler olmak, daha fazla sevilmek, daha fazla ilgi görmek gibi bir tutkusu vardı ve bu tutku zaman zaman hırs haline gelebiliyordu. Vahap Canbay’ın bu tutkuyu dizginlemeye, bu hırsı törpülemeye çalıştığına çokça şahit oldum.

Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu mesleğim gereği uzaktan tanırım. Merhabamız olmamıştır hiç. Zaten bildiğim kadarıyla kendisi ile merhabalaşmak için en az iki koruma, bir çakarlı araç geçmeniz gerekir. O yüzden çokta fazla yorum yapamıyorum.

Vahap Canbay’ın Aleyna Kalaycıoğlu’na olan tutkulu aşkı, Kalaycıoğlu’nun ilgi ve şöhrete olan tutkulu aşkı, anne Zuhal Kalaycıoğlu’nun düzgün ve zengin damat aşkı, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun güç zehirlenmesi gencecik bir çocuğun hayatına mal oldu.

Düne kadar “Aleyna’da en az Vahap kadar üzgündür” seçeneğine inanmak isteten ben, “Kubilay Vahap’ın ayak işlerini yapardı” ve “Olaydan sonra eve gidip uyudum” ifadelerini okuduktan sonra bu seçeneği zihnimdende kalbimdende sildim. Kubilay hayatının hiç bir anında kimsenin ayakçısı olmadı, sadece dost ve kardeşi oldu. Belkide Aleyna Kalaycıoğlu ile ilgili en büyük hatasıda bu oldu merhum kardeşimizin.

Mekanın cennet olsun Kubi. Seni asla unutmayacağım kardeşim. Yattığın yer incitmesin.

Sol 160x600
Reklam