SON DAKİKA

İsrail'in Türkiye'ye karşı oluşturduğu enerji politikası

Alparslan Türkoğlu Salı 07 Nisan 2026 02:00

HAMAS'ın 7 Ekim saldırısından hemen önce ilan edilen Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru (İMEC) enerji nakil hatları da içeriyordu. 7 Ekim saldırısından sonra bu proje gündemden düştü. Natenyahu İran'a saldırmadan kısa süre önce Şii hilaliyle ve Sünni ekseniyle (Bu eksenin lideri biz oluyoruz) mücadele etmek için Altıgen ittifakının kurulacağını açıkladı.

Ekonomik dayanağı İMEC olan ittifaka, Hindistan ve Yunanistan dışında hiçbir ülke destek vermedi. Hürmüz Boğazı kapatılınca yani herhangi bir tarihte yine kapatılabileceği ortaya çıkınca, koridorun ticaret ayağı çöktü. Bunun üzerine Natenyahu Körfez ülkelerine petrol ve gazlarını nakil hatlarıyla Hayfa limanına akıtmayı önerdi. Projeye göre Hayfa limanına gelen petrol ve gaz, tanker ve gemilerle Avrupa limanlarına taşınacaktı. 

Bu öneriye BAE dahil hiçbir devlet cevap dahi vermeyince Natenyahu teklifini değiştirdi. Yeni modele göre, petrol ve gaz nakil hatlarıyla kuzeye çıkarıldıktan sonra, üç istikamete bölünerek Suriye’nin Tartus, Lübnan’ın Beyrut ve İsrail’in Hayfa limanlarına ulaştırılacak. Bu limanlardan da Avrupa’ya sevk edilecek.

Natenyahu İsrail’de son bulacak bir nakil hattının Araplarca kabul edilemeyeceğini gördüğünden bu düzenlemeyi yaptı. Hayfa’nın üç limandan biri olması, tek liman olmasından daha kabul edilebilir. Diğer iki limanın, iki fakir Arap devletine ait olması da Arapların projeye sıcak bakmalarına neden olabilir.  Kaldı ki finansman sorunları olmayan Arap devletleri, İsrail’i projeden çıkararak petrol ve gazlarını Suriye ya da Lübnan üzerinden veya riski dağıtmak için ikisinden birden sevk edebilirler. 

Bu dahi İsrail’e cazip gelecektir. Tel Aviv için en iyi formül Hayfa limanının aktarma merkezi olması. Zira bu olduğunda her sene kazanılacak yüklü tutarların yanında İsrail’in Körfez ülkelerinin üzerindeki ağırlığı artacak. Bu olmuyorsa Türkiye’yi bypass eden her formül İsrail için makbuldür. 

Türkiye, İMEC’e, Kalkınma Yolu projesiyle cevap verdi. Kalkınma Yolu enerji sevkiyatında İMEC’ten daha avantajlı. Zira aktarma olmuyor. Nakil hatlarına pompalanan petrol ve gaz direk Avrupa’ya sevk ediliyor. Nakliye hattı uzun olduğundan ilk yatırım tutar yüksek. Ama operasyon maliyetleri İMEC ile mukayese edilemeyecek kadar düşük. Yani Kalkınma Yolu çok karlı. 

Eski adıyla Kerkük-Yumurtalık yeni adıyla Kuzey Irak-Ceyhan petrol boru hattının ilk kısmı 1977, ikinci kısmı 1987 yılında devreye alındı. Hat tam kapasite çalıştığı dönemlerde günde 1 500 000 varil petrol taşıdı. (Hattın kapasitesi düşük bir yatırımla 1750 000 varile çıkarılabilir) Şu an günde sadece 250 000 varil sevk edilebiliyor. Zira hattın sadece Bölgesel Yönetimin sınırları dahilindeki kısmı çalışabilir vaziyette. Nakil hattının Kerkük’e uzanan bölümü savaşlar nedeniyle hasarlı. 

Ankara Bağdat’a yıllardır ‘’Nakil hattının tamiratını üstlenelim. Harcadığımız tutarı petrol gelirlerinden düşelim’’ teklifinde bulunuyor, hatta Kerkük’teki petrol sahalarının da bir kısmı tahrip edildiğinden, hattı tam kapasite çalışması için Basra’ya kadar uzatmayı öneriyordu. Bağdat, petrolü Basra Körfezinden sevk etmek daha ekonomik olduğundan bu teklifi kabul etmiyordu. Neticede bir ülkeye geçiş ücreti ödemiyorlar. Bölgesel Yönetime pay vermiyorlar. 

Bağdat, Hürmüz Boğazı kapatılınca yumurtaları tek sepete koyarak büyük risk aldığını anladı ve Türkiye’nin iki teklifini de kabul etti. Yani hattın hasarlı kısmı onarılacak. Hat Basra’ya kadar uzatılacak. Bu gelişme enerji koridoru ve terminali olma iddiamızı güçlendirecek. 

Bununla birlikte Körfez ülkelerine, İsrail’in önerisinin alternatifi olarak bu hatta paralel petrol ve gaz hatları inşa edilmesini önermemiz yanlış. Zira Ceyhan yaklaşık olarak Tartus’tan 300, Beyrut’tan 500, Hayfa’dan 850 kilometre kuzeyde. Yani hem yatırım maliyeti hem de operasyon giderleri yüksek. Körfez ülkeleri bu maliyeti neden ödesinler? (Bu yolun tek avantajı daha güvenli olması.)

Körfez ülkelerine Kerkük-Ceyhan’a paralel petrol ve gaz hatları inşa edilmesini önerirsek rakibimizin elini güçlendiririz. Hedefimiz, Kalkınma Yolunun enerji kısmını hayata geçirmek olmalı. Operasyon giderlerinin çok düşük olduğu bu seçenek, aynı zamanda İsrail’in önerdiği alternatiflerden daha güvenli. 

Petrol hattı Basra’dan başlayacaktı, yeni durumda Suudi Arabistan’da başlar, Kuveyt ve Irak’tan geçerek Türkiye’ye üzerinden Avrupa’ya ulaşır. Yatırım maliyeti çok artmaz zira Kuveyt, Basra ile sınır. Suudi Arabistan’ın petrol sahaları da Kuveyt sınırında. Katar gazını taşıyacak olan nakil hattı, petrol hattından daha uzun olmasına rağmen daha fazla kar edecek. Zira sıvılaştırma ve tekrar gaz haline dönüştürme işlemleri yapılmayacak ve gemi taşıma giderleri olmayacak. LNG tesislerinin kurulması gerekmeyecek. 

Türkiye halen Bulgaristan, Macaristan ve Romanya’ya doğalgaz satıyor. Bu projede de aynı yöntemi izleyerek ülkelerle tek tek anlaşılmalı. Zira AB’nin karar alma mekanizmaları ağır çalışıyor. Körfezin de Avrupa’nın da ihtiyacı olan bu projeyi gerçekleştirebilirsek her iki coğrafyada da ağırlığımız ve etkimiz katlanarak artar. 

Reklam