SON DAKİKA

Kazım Taycı'nın güç tazeleyen dönemi

Mustafa Deniz Perşembe 09 Nisan 2026 02:00

İhracatın sessiz ama stratejik alanlarından biri olan hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, Türkiye ekonomisinin dayanıklılık testlerinden her seferinde güçlü çıkan bir yapıyı temsil ediyor.

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde (İHBİR) Kazım Taycı’nın yeniden başkan seçilmesi de bu istikrar arayışının bir yansıması olarak okunmalı.

Seçimin tek adaylı olması ilk bakışta rekabet eksikliği gibi değerlendirilebilir. Ancak sahaya bakıldığında bunun daha çok “performansa verilen onay” anlamına geldiğini söylemek mümkün. Nitekim Taycı’nın ilk döneminde ortaya koyduğu tablo, klasik birlik faaliyetlerinin ötesine geçen bir ihracat vizyonuna işaret ediyor.

Bugün Türkiye’nin ihracatında en çok konuşulan başlıklar yüksek teknoloji, katma değerli üretim ve yeni pazarlar. Ancak bu kavramlar yalnızca savunma, otomotiv ya da elektronik sektörleri için geçerli değil. Gıda ve tarımın sanayiyle kesiştiği bu alanda da aynı dönüşüm ihtiyacı kendini güçlü biçimde hissettiriyor. İHBİR’in son dört yılda attığı adımlar da tam olarak bu dönüşümün altyapısını oluşturuyor.

İhracatçıların önüne yeni bir eşik

Yaklaşık 30 fuar katılımı, uluslararası satın alma heyetleri, UR-GE projeleri ve sektörel ziyaretler… Bunlar kağıt üzerinde klasik faaliyetler gibi görünebilir. Oysa kritik olan, bu organizasyonların nasıl bir etki yarattığı. Üye sayısının 4.500’den 5.500’e çıkması ve daha önce hiç ihracat yapmamış üreticilerin sisteme dahil edilmesi, bu etkinin somut göstergesi.

Burada asıl dikkat çekilmesi gereken nokta, ihracatın tabana yayılmasıdır. Türkiye uzun yıllardır ihracatı artırmaya çalışıyor ancak bu artışın sürdürülebilir olması için daha fazla üreticinin küresel pazarlara entegre olması gerekiyor. İHBİR’in özellikle küçük ve orta ölçekli üreticileri teşviklerle dış pazarlara yönlendirmesi, bu açıdan stratejik bir hamle.

Ancak yeni dönemin asıl sınavı şimdi başlıyor. Çünkü küresel gıda ticareti artık sadece miktar üzerinden değil; kalite, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve marka değeri üzerinden şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat süreci, karbon ayak izi düzenlemeleri ve gıda güvenliği standartları, ihracatçıların önüne yeni bir eşik koyuyor.

Dolayısıyla “daha fazla ihracat” hedefi artık tek başına yeterli değil. “Daha yüksek katma değerli ihracat” vurgusu tam da bu noktada kritik hale geliyor. Taycı’nın yeni dönem mesajlarında bu ifadenin öne çıkması önemli; ancak bunun somut projelerle desteklenmesi gerekecek.

Markalaşma şart

Örneğin markalaşma, işlenmiş ürün payının artırılması ve dijital ticaret kanallarının etkin kullanımı, sektörün önümüzdeki dönemde odaklanması gereken başlıklar arasında. Türkiye, ham madde ihracatçısı kimliğinden çıkıp, katma değerli ürün ihracatçısı konumuna geçmek zorunda. Aksi halde küresel rekabette fiyat baskısı kaçınılmaz olur.

Bir diğer önemli başlık ise pazar çeşitliliği. Son yıllarda Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarında önemli açılımlar sağlandı. Ancak bu pazarların kalıcı hale gelmesi için ticari ilişkilerin kurumsallaşması gerekiyor. İHBİR’in heyet organizasyonları ve yerinde temasları bu açıdan doğru bir strateji; yeni dönemde bunun daha derinlikli iş birliklerine dönüşmesi beklenmeli.

İHBİR’de ikinci Kazım Taycı dönemi bir “devam” sürecinden çok, bir “sıçrama” fırsatı olarak görülmeli. İlk dönemde kurulan altyapının, yeni dönemde katma değer, sürdürülebilirlik ve markalaşma ekseninde büyütülmesi gerekiyor.

Türkiye ihracatında hikâye artık sadece ne kadar sattığımız değil, nasıl ve hangi değerde sattığımızdır. İHBİR’in yeni dönemde yazacağı hikâye de tam olarak bu sorunun cevabını verecek.