Savaş Türkiye'yi nasıl etkiler?
Savaş ülkemizi kısa vadede olumsuz etkileyecek. Ülkemize çok fazla turist gönderen Körfez devletleri ve İran, yoğun ihracat yaptığımız pazarlar.
Başta Suudi Arabistan, Katar ve BAE olmak üzere Körfez’de çok sayıda müteahhitlik projemiz var. İran ve Irak’la sınır ticareti yapıyoruz. İran’dan doğalgaz alıyoruz. Türkmen gazı da ülkemize İran üzerinden geliyor. Kalkınma yolu projesinin Irak kısmının yapımı savaş bitene kadar duracaktır.
Savaş ne kadar uzarsa zararımız o kadar artar. Hele İran’da iç savaş ya da isyan çıkarsa veya bombardımanlarda sivil ölümleri artarsa kısaca herhangi bir nedenle göç başlarsa, alacağımız hasar boyut değiştirir. Hükümet petrol ürünlerinde eşel mobil sistemine geçerek çok doğru karar verdi. Aksi halde enflasyon katlanarak artacağından vatandaş ezilirdi. Ekonomik programda ortaya konulan hedefleri tutturmak imkansız olurdu. Başka kalemlerden kesintiye gidilmezse bu uygulama yüzünden bütçe açığı artar.
Pazar günü itibariyle Lübnan’dan Suriye’ye geçenlerin sayısı yüz bini geçmişti. Bombardıman biterse insanlar memleketlerine dönerler. İsrail’in saldırıları aylar sürer ve ağırlaşırsa göçmen sayısı artar. Göç kalıcı olur. Henüz toparlanma aşamasında olan Suriye ekonomisi, dolayısıyla Türkiye bu göçten olumsuz etkilenir. Körfez ülkeleri ister istemez Suriye’ye yaptıkları yatırımları ve yardımları azaltacaklardır ki buda bize yansır.
Bununla birlikte savaş çok uzamazsa yani yıllarca sürmezse orta ve uzun vadede ülkemizin lehine sonuçlar doğuracak. İran dahil Körfez ülkeleri petrol ve gaz ihracatlarını gemilerle yapıyorlar. Dünya petrol ticaretinin %30’u, gaz ticaretinin %25’i Hürmüz Körfezinden geçiyor. Süveyş’in bir kaza nedeniyle bir hafta kadar kapanması ve Husilerin yaptığı saldırılar bahse konu devletleri yeni arayışlara itti. Kalkınma Yolunun ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorunun nakil hatları bölümleri bu arayışlardan doğdu.
Hürmüz Boğazının kapanması üreticiler açısından nakil hatlarını zorunlu kılıyor. Artık kesinlikle ekonomilerini boğazın bir daha kapanmayacağı varsayımına güvenerek yapılandıramazlar. Ankara süreci iyi yönetirse Kalkınma yolu çok sayıda petrol ve gaz nakil hattı içerir. 1,5 milyon varil kapasitesi olan Kerkük-Ceyhan petrol nakil hattının sadece Kuzey Irak-Ceyhan kısmı faal olduğundan, günde 250 bin varil pompalanabiliyor. Bağdat’ta izah ettiğimiz nedenlerle bu hattın önce tam kapasite çalışmasını sonra kapasite artışı hedefleyecektir. Enerji koridoru ve terminali olma hedefini daha kolay gerçekleştireceğiz.
Körfez devletleri Batıdan tedarik ettikleri silahların İran karşısında yetersiz kaldığını gördüler. Bu nedenle bu devletlerle savunma sanayindeki ilişkilerimiz hem daha kapsamlı olacak hem de daha hızlı gelişecek. Yüksek harcama yapan turistlerin ilk tercihi olan Dubai’nin toparlanması ve eski imajına kavuşması zaman alacaktır. İyi değerlendirirsek eğlence, fuar, kongre, alışveriş ve düğün turizminde mesafe alabiliriz. Havalimanlarında, tatil köylerinde ve beş yıldızlı otellerde, sadece yabancıların pasaportla girebildiği casino modelini geliştirebilirsek turizm gelirimiz katlanarak artar. Zira Dubai; Makao, Las Vegas ve Hong Kong’dan sonra casino turizminden en çok gelir elde eden kent.
Özellikle Dubai ve Doha Ortadoğu’nun en yoğun transit limanlarıydı. Suudi Arabistan, Katar ve BAE bayraklı hava yolu şirketleri en çok yolcu taşıyan şirketlerdi. İyi değerlendirebilirsek İstanbul, Antalya ve Muğla’daki havalimanlarımız daha yoğun çalışırlar, THY ve özel havayolu şirketlerimiz pazar paylarını biranda ciddi oranlarda artırabilirler.
Savaşın altyapıya, tesislere ve binalara verdiği hasarları inşaat şirketlerimiz giderecek. Batan gemilerin yenileri tersanelerimizde yapılacak. Harcanan füze, silah ve mühimmatlar fabrikalarımızda üretilecek. Velhasıl kısa vadede bedel ödeyeceğiz, orta ve uzun vadede karlı çıkacağız ama savaş boyut değiştirmez ve çok uzamazsa. İç savaş, göç ve bölünme gibi ihtimaller gerçekleşirse, ödeyeceğimiz bedeli hiçbir gelir karşılamaz.
Ekonomi bir tarafa, savaştan siyaseten ve jeopolitik olarak ta güçlenerek çıkacağız. İki rakibimiz yani İsrail ve İran her durumda zayıflayacaklar. Erime sürecindeki Şii hilali tükenecek. Amerikan hegemonyası çözülme sürecine girecek. Körfez devletleri, İsrail ve İran’ın sağduyulu hareket edeceklerine itimat edemeyeceklerini gördüler. ABD’nin İsrail ve İran’ı durduramadığını tecrübe ettiler. Artık bölgesel iş birliklerine daha yatkın olurlar. Yemen, Sudan ve Libya gibi devletleri şekillendirme iddialarından vaz geçerler. Askeri kabiliyetlerinin yetersiz olduğunu hem kendileri fark etti hem de uluslararası kamuoyu.
Ankara, savaş çıkmasın diye elinden geleni yaptı. Savaş bir an önce bitsin diye gayret gösteriyor. Hem ABD-İsrail saldırılarını kınadı hem de İran’ın üçüncü ülkelere yaptığı saldırıları. İran’dan atılan, parçaları topraklarımıza düşün füzelerle ilgili verdiği tepki ölçülüydü. İran’ın Nahcivan’a attığı dronlarla ilgili hem Azerbaycan’dan yana tavır aldı hem de Bakü’yü teskin etti. Bu politika sürdürülmeli, milli güvenlik zorunlu kılmadıkça Türkiye ve Azerbaycan asla savaşa kıyısından, köşesinden bile bulaşmamalı.

