Trump, barışın sağlanmasını çok istediğinden, haddinden fazla taviz vererek İran'la ateşkes anlaşmasının imzalanmasının yolunu açtı. Savaş planlanandan uzun sürdüğünden petrol, gaz ve gübre fiyatları fırlamıştı. Bunun sonucunda Amerika'da benzin fiyatları çok arttı. Amerikalılar için benzinin galon fiyatı, ekonominin iyi durumda olup olmadığının ölçütüdür.
Her ne kadar ortak bildiri imzalansa da tam mutabakata varıldığı açıklansa da NATO üyeleri arasında derin fikir ve çıkar farklılıkları var. NATO devam ediyor, edecek zira üye ülkelerin başka alternatifleri yok. NATO üyesi olmanın maliyeti sürekli artıyor olsa da NATO'suz olmuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kanada seyahati esnasında nükleer reaktör ziyaret etmesi ve anlaşma imzalaması nükleer silah üretmek amacıyla adım attığımız şeklinde yorumlandı. Konunun nükleer silah üretimiyle yakından uzaktan ilgisi yok. Haddizatında Kanada nükleer silah sahibi değil. Böyle bir hedefi ve çalışması da olduğunu sanmıyorum. Ayrıca hiçbir ülke bir başka ülkeye-o ülke uydusu değilse-nükleer silah teknolojisi vermez.
Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır'ın ittifak kurmak için yaptıkları görüşmelerde epey mesafe aldıklarını, bu ittifakın Orta Doğu'da istikrarın sağlanması için elzem olduğunu ifade ettiğimiz makaleler çok tepki almıştı.
Dış Politika ve strateji uzmanlarının geneli Ermenistan politikamızı Bakü'nün belirlediğini ve bu nedenle ağır hareket ettiğimizi düşünüyorlar. Garo Paylan gibi Amerika'dan istediklerimizi alamadığımız için hamle yapmadığımızı iddia edenlerde var.
Kürtleri temsil ettiklerini iddia eden üç güçlü grup var: KDP, KYB ve PKK. Üç grubunda silahlı olması, demokratik temsil iddialarını çürütüyor. Türkiye ve Irak'ta Kürtleri temsil ettikleri iddiasıyla kurulan partilerin hiçbirinin başarılı olamaması, silahlı gruplar oldukça, sivil inisiyatiflerin anlamsız olduğunu gösteriyor.
Barrack, Trump tarafından mevcut görevlerine ilaveten Irak Özel Temsilcisi olarak atamasından sonra verdiği demeçte ''Türkiye, Irak ve Suriye'de istikrar olmadan Ortadoğu'da istikrar sağlanamayacağını, bu üç devletin birlikte hizalanması gerektiğini ve ABD'nin bu üç ülkeyle ilgili etnik, dini ve mezhepsel farklılıkları aşan tek temas noktası olacağını'' söyledi.
Okuyunca insanı şok eden bu cümle bana ait değil. Paşinyan'ın en güçlü rakibi olan Samvel Karapetyan'a ait. Karapetyan Türk, AB ve ABD karşıtı.