Advertisement
SON DAKİKA

Yerel yönetimler reformu 2. bölümü

Yerel yönetimlerin bir başka sorunu nepotizm. Biraz yetkisi olan her yöneticin ilk işi işsiz, güçsüz ve çoğu vasıfsız akrabalarını belediyeye doldurmak oluyor. Aslında partilerin genel merkezleri kayırmacılığa karşılar. Akrabaların işe alınmaları, belde halkı tarafından bilindiğinden, ilgili partiye oy kaybettiriyor

Nepotizm yüzünden vasıfsız insanlar belediyeler de makam sahibi olduklarından, hizmet kalitesi düşüyor. Yolsuzluk yapmak kolaylaşıyor. Zira insanlar tanıdıklarına hele bunlar akrabalarıysa güvenirler. Yolsuzlukları ortaya çıkarmak zorlaşıyor. Zira insanlar akrabalarını ele vermekten ve ailelerinden dışlanmaktan çekinirler.

Diğer sorunlar gibi istedikten sonra bu problemde kolaylıkla çözülür. TBMM çıkarılacak bir kanunla belediye başkanlarının, başkan yardımcılarının ve müdürlerin birinci, ikinci ve üçüncü dereceden akrabalarının belediyelerde ve belediye şirketlerinde görev almalarını yasaklar. Ama nedense partiler sorunu kökünden çözecek olan yasal düzenlemeleri yapmıyorlar. Hiçbir yaptırım gücü olmayan parti içi talimatlar yayınlamakla yetiniyorlar. Bir başkanın sürüyle akrabasını belediyeye doldurduğu ortaya çıkınca genelgeyi gösteriyorlar. Suçu başkana yıkıyorlar. Düzen geldiği gibi devam ediyor.

Kalkınmış, gelişmiş ve kalabalık ülkelerde eğitim ve sağlık, yerel yönetimlerin uhdesindedir. Zira bir bakanın iki yüz bin okulu takip etmesi ve iyi yönetmesi imkansızdır. Ama bir ilçe belediye başkanı ilçesinde bulunan on beş-yirmi okulu rahatlıkla takip edebilir. Belediye başkan yardımcılarından birinin sorumluluğu eğitim olur. Bu sistemde bakanlık müfredatı belirler ve okulları denetler.

Sistem, rekabetin kalite getireceği anlayışı üzerine kurulmuştur. Mevcut sistemde bütün okullar bakanlığa bağlıdır ve aralarında rekabet yoktur. Oysa okullar yerel yönetimlere bağlandığında ilçeler birbirleriyle, iller diğer illerle rekabet edecekler. Vatandaş belediyeleri hizmet kalitesini yükseltmeye zorlayacak. Şöyle ki Bayrampaşa’da ilkokullarda sınıflarda 20 öğrenci varken Zeytinburnu’nda 30 öğrenci varsa Zeytinburnulular belediye başkanını eleştirecekler, sıkıştıracaklar. Üniversite sınavında Bağcılar’da eğitim gören öğrenciler başarılıyken, Esenlerdekilerin başarısız olmasının faturası Esenler belediyesine kesilecek.

Şu an ki sistemde eğitim, vatandaşın oy verme eğiliminde üst sıralarda değil. Ama okullar yerel yönetimlere bağlandığında, eğitim yerel seçimlerde belirleyici olur. Vatandaşlar eğitime park ve bahçelerden, sosyal tesislerden, belediye reisinin düğün, nişan ve cenazelere iştirakinden daha fazla önem verirler. Belediyeler kesme taşları takıp sökmekten ve gerekli gereksiz asfalt dökmekten kurtulurlar. Seçimleri kazanmak için kaynaklarını eğitime aktarırlar. 

Yeni sistemde bölgelerinde faaliyet gösterecek okul tiplerine yerel yöneticiler karar vermeli. Böylece hem vatandaşların talepleri daha fazla dikkate alınacak hem bölgenin ihtiyaçlarına göre okullar açılacak hem de bazı okulların kapasitelerinin çok altında bazılarının ise haddinden fazla öğrenciyle eğitim vermesinin önüne geçilecek. Stajlar daha sağlıklı ve verimli olacak. Bundan hem okullar hem de is yerleri kazançlı çıkacak.

Eğitimin yerel yönetimlere bağlı olduğu ülkelerde öğretmenleri Milli Eğitim veya belediyeler istihdam ediyor. Sistemin tam rekabetçi olması ve maksimum fayda sağlamak için öğretmenlerin belediyeye karşı sorumlu olması gerekiyor. Milli Eğitimin bir öğretmen havuzu var. Belediyeler bu havuzdan çalışacakları öğretmenleri seçebilmeli. Böylece öğretmenler arasında da rekabet olur. Başarılı olanlar ve kendini geliştirenler çok kazanır. 

Milli Eğitim, belediyelerin taleplerini dikkate alarak her yıl merkezi sınavla öğretmen alır. Belediyeler havuzdan aldıkları öğretmenler dışında ihtiyaçları varsa, ücretli öğretmen çalıştırabilirler. Bu sistemde başarılı ve kendini yenileyen öğretmenler çok kazanırken başarısız öğretmenler hiçbir belediye ile anlaşamazlarsa ve köy okullarında boş kadro yoksa işsiz kalabilirler.

Bu sistem meslek liselerinin bölgenin ihtiyaçlarına göre açılmalarına ve yaygınlaşmalarına, iş başında eğitimin daha iyi verilmesine, iç göçün ve işsizliğin azalmasına ve kaynakların daha verimli kullanılmasına olanak sağlar.

Mesela alışveriş turizminin ana gelir kapısı olduğu Edirne ve Kırklareli’nde İngilizcenin yanında ikinci dil olarak Yunanca veya Bulgarca, Van’da Farsça, Rize ve Artvin’de Gürcüce, Irak ve Suriye sınırındaki kentlerde Arapça öğreten dil meslek liseleri açılabilir.  Deniz turizminin ağırlıkta olduğu şehirlerde turizm liseleri ve yabancı dil liseleri faaliyete geçirilir. Turistlerin geldikleri memleketlere göre, her lisede İngilizcenin yanında Rusça, Almanca veya Arapça ikinci dil olur. Sınır kapılarının, limanların, hava limanlarının ve yüksek hacimde işlem yapan gümrük müdürlüklerinin bulunduğu beldelerde, gümrük ve lojistik meslek liseleri kurulabilir.

Önerimiz benimsenirse belediye reisleri imar rantı gibi ülkeye ve beldeye faydası olmayan işler yerine eğitime öncelik verecekler. Mevcut sistem nedeniyle eğitimde başarılı değiliz. Rekabeti esas alan, yerel ihtiyaçları ön plana çıkaran ve daha az sayıda okulun daha iyi kontrol edileceği hakikatine dayanan yeni sistem, eğitimde çağ atlamamıza imkan sağlayacak.