Dolar $
15,99
%0.00 0.00
Euro €
16,80
%0.00 0.00
Sterlin £
19,85
%0.00 0.00
Altın
938,81
%0.00 0.00
SON DAKİKA
Piyasalar Pazar 24 Nisan 2022 02:51

DÜNYA TEDARİK ZİNCİRİ YENİDEN RİSK ALTINDA

Ukrayna'da devam eden savaş, Çin'in Şangay şehrinde pandemi sebebiyle kapanmaların sürmesi ve söz konusu artan risklerle küresel hava, kara ve deniz taşımacılığında rotaların değişmesi konteyner sorunuyla birlikte enflasyonları yükselten tedarik zincirinde tekrar ciddi olumsuzluklar yoğunlaşıyor.

Dünya tedarik zinciri  yeniden risk altında

Sedat YILMAZ

Küresel tedarik zinciri enerji, gıda ve emtiada yeni bir kriz dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor.  Koronavirüs salgının başladığı 2020 yılı başından bu yana dünyada enflasyonları yükselten pandeminin Çin’de yeniden baş göstermesi, diğer taraftan Rusya – Ukrayna savaşının ne zaman biteceğinin tam kestirilememesi, konjonktür gereği tedarik zincirlerinde hava, kara ve denizde geleneksel rotaların gelişen olaylar kaynaklı değişerek tedarik yollarının uzamasıyla oluşan maliyetler ve konteyner krizi yeni bir tedarik sorununu gündeme getiriyor.

Tedarik zincirinin önemli halkası Rusya ve Ukrayna arasında süren savaş tüm hızıyla sürerken son olarak İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın verdiği demeçte şu an itibariyle savaşın bitme ihtimalinin çok az olduğunu, çatışmanın 2023 yılı sonuna kadar devam edeceğini söylemesi dünyadaki olumlu beklentileri bir kenara itiyor.

Söz konusu gelişme Johnson, Hindistan’ın başşehri Yeni Delhi ziyaretinde bir gazetecinin ‘Ukrayna savaşının 2023 sonuna kadar uzayabileceğine dair istihbarat bilgilerine katılıp katılmadığını’ sorması üzerine, “Savaş büyük bir hata. Sonu, ne zaman biteceğine yönelik bir tahmin yok. 2023 yılı sonuna kadar savaşın sürmesi mümkün. Maalesef bu gerçekçi bir ihtimal” demesiyle gündemlere düşmüştü.

60 milyar dolarlık yıkım

Dünyada Ukrayna savaşının ne zaman biteceğine dair belirsizlik sürerken Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Rusya’nın saldırısı sonucu Ukrayna’da 60 milyar dolarlık bir hasarın oluştuğunu belirtiyor. Saldırılar sonucu Ukrayna’da sağlık, eğitim, fabrika ve altyapının önemli derecede zarar gördüğünü dile getiren Malpass, ülkenin acilen 10 milyar dolardan fazla desteğe ihtiyacının olduğunu açıklıyor.

Uzmanlar da önemli bir gıda ambarı olan Ukrayna’nın savaş sebebiyle tüm dış bağlantılarının kesildiğini, bu yıl yapılacak ekim ve hasadın eski seviyelerden çok uzakta olacağını belirterek dünya için hem tedarik noktasında büyük zaafların oluşabileceğine işaret ediyor.

BBM Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Sintek Lojistik CEO’su Oğuz Büte de, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, maliyetleri artırması ve dünyanın en büyük konteyner limanlarından biri olan Şangay şehrinin pandemiden dolayı kapanması gibi olumsuz gelişmelerden dolayı konteyner krizinin tekrardan yaşanabileceği yolunda işaretlerin olduğunu bildiriyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan ve devam eden savaşın tedarik zincirini olumsuz şekilde etkilediğini belirten Oğuz Büte, “Özellikle armatörlerin seferlerinin büyük kısmını yeniden zamanlamaya çalışması, gemilerin-uçakların rotalarının tekrardan çizilmesi, uzayan transit sürelerin yanı sıra mesafeler ile maliyetlerin artması, sektör adına olumsuz gelişmeler durumu gösteriyor” diyor.

Çin ile ilişkiler yumuşuyor

Tedarik zincirinde oluşan sıkıntılar ve artan enflasyonlar sebebiyle ülkeler Çin ile ilişkilerini daha sıcak seviyelere taşımak istiyor. Konteyner krizi sebebiyle enerji, gıda ve emtiada tedarik zinciri risklerinin enflasyonları yukarı çekmesi başta ABD ve diğer ülkeleri harekete geçirdi.

ABD Başkanı Biden tedarik sorunlarını ve enflasyonu indirmek için çalıştıklarını belirtirken Hazine Bakanı Janet Yellen, yükselen fiyatları baskılamak amacıyla Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesinin gündemde olduğunu söylüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Çin’den ziyade daha çok Ukrayna savaşına vurgu yapıyor. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, yıkıcı savaşın can kaybı ve ağır hasar vererek devam ettiğini, ülkenin aylık 5 milyar dolar acil desteğe ihtiyacının olduğunu, imtiyazlı finansman ve hızlı hibelerin devreye girmesi gerektiğini kaydediyor.

IMF son yayımladığı Avrupa Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu’nda pandemide toparlanma henüz tamamlanmamışken Rusya – Ukrayna savaşının küresel tedarik zinciri risklerini artıracağını, ülkelerde üretim kayıplarını derinleştireceğini ve enflasyonları yükselteceğini bildiriyor. IMF raporunda hükümetlerin artan emtia ve enerji fiyatları dahil savaşın tetiklediği krizlere karşı kolaylaştırıcı önlemleri devreye almalarını istiyor. Fon, hükümetlerin maliye politikalarına ağırlık vermelerini tavsiye ediyor.

Avrupa’da durgunluk endişesi

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde ise tedarik sıkıntıları sebebiyle artan enflasyondan şikayet ediyor. Artan fiyatların yatırım, üretim ve tüketimi olumsuz etkilediğine değinen Lagarde, ilk işlerinin enflasyonu aşağı çekmek ve ekonomileri rahatlatmak olduğunu söylüyor. Lagarde, faiz artırma konusunda henüz karar vermediklerini, ancak bu yılın 3. Çeyreğinden itibaren varlık alım programını sonlandırabileceklerini ve yıl sonundan önce faizleri artırma konusunda ihtimallerin çoğaldığını haber veriyor.

Alman Bundesbank da, Rusya – Ukrayna savaşının devam etmesi ve Rusya’dan enerji kaynaklarının ithalatının yasaklanmasının Avrupa’yı bir resesyona sürükleyebileceğini bildiriyor. Banka yayımladığı raporunda, içinde petrol, doğalgaz ve kömürün bulunduğu enerji ithalatındaki yasaklamanın fiyatlara sert şekilde yansıdığını, söz konusu duruma çözüm bulunamaması durumunda uzun yıllara yayılabilecek bir resesyonla karşı karşıya kalınabileceğini belirtiyor.

Raporunda Avrupa’nın lider ülkesi Almanya’nın geçen yıla göre bu yıl yüzde 2 daralabileceğini öngördüklerini belirten banka, 2024 için de yine ekonomik aktivitenin bu yıllara göre daha altında kalabileceğinin altını çiziyor. Banka, ekonomiye en büyük tahribatı enerji maliyetlerindeki yüksek artışlar olacağını dile getiriyor. Bundesbank, Mart ayı raporunda da aynı hususlara değinerek Almanya için risk uyarısında bulunmuştu.

Baltic Exchange ne diyor

Taşımacılıkta fiyat açısından önemli bir gösterge olan Londra merkezli Baltık Kuru Yük Endeksi’nin Ocak 2022’de 1296 seviyesine kadar düşmesinin ardından yeniden 2307’lerde oluşu tedarik zincirindeki riskleri doğruluyor. Endeks Ekim 2021 tarihinde 5400 puanı geçmiş, daha sonra dış ticaretteki riskler sebebiyle inişe geçmişti. 

Piyasaların gidişatı ile ilgili önemli bir parametre olan ve 200 yıllık bir geçmişi bulunan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Exchange), navlun ile ilgili bedelleri gösteriyor. Baltık borsasına kayıtlı 600 üye şirket genelde dünya deniz taşımacılığının tamamını elinde bulunduruyor.

Kuru yük endeksi navlun fiyatlarının ortalamasını gösteriyor. Bu navlun endeksinde gemilerde taşınan nihai ürün veya hammadde gibi yüklerin taşınmasında belirlenen fiyatlar temsil ediliyor. Navlun fiyatları bir bakıma gemilerin kiralanma bedeli olarak da düşünülüyor.

Endeks dünyadaki hammadde ve nihai ürün taşımacılığını yansıttığından küresel ticaretin öncü verisi olarak kabul ediliyor. Endeks sadece deniz ticareti değil, ekonomideki tüm alanlara ilişkin gelişmelere de ışık tutuyor.

Savaş, Çin salgını ve yükselen enflasyon ekonomileri sarsıyor

Tedarik sorunlarının yeniden başladığı dünyada artan fiyatlar sebebiyle ülke ekonomileri zor bir dönemden geçiyor. Ukrayna’da ne zaman biteceği bilinemeyen savaş, Çin’de yeniden artışa geçen kovid vakalarıyla bozulan tedarik zinciri, enflasyonları enerji, gıda ve emtiada yükselen fiyatlarla belirsiz bir seyre sürüklüyor. Küresel gelişmelere, majör merkez bankaları faiz artırarak engel olmaya çalışırken birçok finans yetkilisi, sorunun sadece para politikalarıyla çözülemeyeceğini, maliye politikalarının merkez bankalarına azami desteğini vermesi gerektiğini belirtiyor.

ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırmaya başlaması ve gelecek aylarda da aynı temposunu koruyacağına dair beklentiler ile durgunluğa giden Avrupa’da büyüme sebebiyle faiz artışına pek yanaşmak istemeyen guvernörler, yeni uygulamalar geliştirmek için politikalar üretiyor.

Dünyanın tedarik merkezi olan Asya’daki ülkeler ise enerji fiyatlarındaki dalgalanmalarından etkilense de batı ülkelerine göre daha rahat bir görünüyor. Çin ve Rusya’nın üretimi artırma noktasında faizleri düşüreceğine yönelik ürettikleri politikalar diğer Asya ülkelerine de yayılıyor. Asya’da Japonya’nın halen 127 seviyelerinde gezinen dolar/yen paritesinde dış ticaret avantajını korumak için hamleler yaparken Çin’de kovid risk olmayı sürdürüyor. 

Emtia fiyatları şahinleşen merkez bankalarıyla birlikte satış baskısıyla karşı karşıya kalırken, Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 4,3 azalışla 106 dolara, altının ons fiyatı yüzde 2,1 düşüşle 1.932 dolara geriledi.

Söz konusu gelişmeler doğrultusunda  ABD piyasalarında S&P 500 endeksi haftalık bazda yüzde 2,75, Nasdaq endeksi yüzde 3,83 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,86 değer kaybetti.

Avrupa piyasaları da negatif bir çizgide haftayı kapattı. İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,24, Almanya'da DAX endeksi yüzde 0,15, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,12 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 2,3 değer yitirdi.

Asya ise biraz karışık… Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,04 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,3 prim yaptı. Çin'de Şangay bileşik endeksi yüzde 3,87 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 4,09 değer kaybetti.

Yurt içinde, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi gördüğü en yüksek seviyeyi 2.562,28 puana taşısa da, cuma günü ABD pay piyasalarında güçlenen satış baskısının yurt içinde de etkili olmasıyla haftayı değer kaybıyla tamamladı.

25-29 Nisan 2022 haftasında piyasalar; Türkiye’de şirketlerin açıklayacağı bilançoları, Reel Kesim Güven Endeksi, Kapasite Kullanımı, TCMB Enflasyon Raporu, Dış Ticaret Dengesi’ni, ABD’de Dayanıklı Mal Siparişleri, Yeni Konut Satışları, Bekleyen Konut Satışları, GSYH, Michigan Tüketici Güven Endeksi’ni, Avrupa’da Tüketici Güven Endeksi, Tahmini TÜFE, GSYH’yi, Japonya’da BOJ Para Politikası Toplantısı’nı takip edecekler.

Söz konusu gelişmelerle; Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,88, altının gram satış fiyatı yüzde 1,08 değer kaybetti, dolar/TL yüzde 0,86, euro/TL yüzde 0,54 değer kazandı. 1000 TL’lik yatırım borsada 991,2 lira, altında 989,2 lira, dolarda 1008,6 lira, euroda 1005,4 lira oldu.

Yatırım araçlarında performans şöyle gerçekleşti:

BIST 100… Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi, en düşük 2.465,51, en yüksek 2.562,28 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 0,88 azalarak 2.472,50 puandan tamamladı. Bu hafta rekorlarla önce 2533 ve ardından 2560 direncini kıran borsa, daha sonra yurtdışı borsalardaki satış dalgasıyla 2400’lü seviyelere geri çekildi. Haftaya şirketlerin yoğunlaşacak bilanço açıklamalarıyla hisse bazlı da olsa güçlü seyrin devam edebileceği, BIST 100 endeksinin 2400 destek 2500 direnç aralığında hareket edeceği görülüyor.

DOLAR/TL… Küçük de olsa günlük değer kazanmalar kuru 15 lira direncine yaklaştırıyor. ABD doları yüzde 0,86 değer kazanarak 14,7560 liraya yükseldi. FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz açıklamaları piyasada risk iştahını düşürüyor ve kur sakin seyrediyor. Ancak doların parite kaynaklı uluslararası alanda 101’in üzerinde seyreden endeksi güçlülüğünü ortaya koyuyor. FED’in şahin tavrıyla hareket eden dolar/TL kurunun 14,85 kanalına yürüyeceği tahmin ediliyor. Destek ise 14,60’lar seviyesinde.

EURO/TL… Dolar güçlülüğünü euroya karşı da gösteriyor. Paritede 1,08’i koruyan dolar, euroyu zaman zaman aşağı baskılamasıyla da dikkat çekiyor. Eurodaki zayıflığın ECB’nin enflasyona karşı henüz ne yapacağına karar verememesinden kaynaklandığı sanılıyor. ECB Başkanı Lagarde’ın açıklamalarıyla 1,09’lara kadar çıkan euronun yeniden yönünü aşağı çevirmesi zayıflığının işareti. Haftayı yüzde 0,54 artışla 15,9050 liradan kapatan euronun  15,50 – 16 arasında gezineceği tahmin ediliyor.

ALTIN… Majör merkez bankaların faiz artışlarının gündemden düşmediği bu hafta, Rusya – Ukrayna savaşının şiddetlenmesine ve Çin’deki kovid salgınının nereye evrileceğinin bilinmemesine karşılık faiz baskısıyla ons altın 1931 dolara kadar düşüşünü sürdürdü. Kapalıçarşı’da ise 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,08 kayıpla 918,00 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,09 azalışla 6.150,00 liraya geriledi. Geçen hafta sonu 1.522,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı da 1.505,00 liraya düştü. Altının faiz baskısında kalacağı öngörülüyor.

PETROL… Çin’deki pandemi vakalarının artması, merkez bankalarının faiz artışlarına devam edeceğine dair beklentiler petrol fiyatlarını 110 doların altına çekti. Haftayı 106 dolardan kapatan brent petrolün varili, Ukrayna’da gerginliği artan savaş sebebiyle 105 doların üzerinde tutundu. Brentin 102 dolar desteğinden kuvvet aldığı ve gelişmelere göre bu seviyeyi 110 doların altına taşıyabilecek gücü olduğu gözleniyor.

KRİPTO PARA… Yüksek enflasyonda altın fiyatlarının artmamasına karşılık kripto paralar beklenen performansı gösteremiyor. Belirsiz ortamlarda geleneksel yatırım araçlarını seçen yatırımcı altını daha ön planda tutuyor. Piyasanın lider parası Bitcoin bu hafta yüzde 1,7 değer kaybederek 39.700 dolar seviyesine döndü. Ethereum da yüzde 2,4 değer kaybıyla 2.960 dolara indi. Piyasada haftalık yüzde 8,1 ile en fazla değer kaybeden para Ripple oldu. Ripple’yi yüzde 5,4 değer kaybıyla Cardano izledi. Piyasa en fazla değer kazanan para ise yüzde 12,4 ile Terra olarak kayıtlara geçti.