"EKONOMİDE EN BÜYÜK RİSK NORMALLEŞEN İSTİKRARSIZLIK"
Ekonomist Mahfi Eğilmez, geliştirdiği "İrrasyonel Beklentiler Teorisi" ile ekonomilerde asıl riskin tek seferlik politika hataları değil, öngörülemezliğin kalıcı hale gelmesi olduğunu savundu. Eğilmez'e göre ekonomik aktörler, sürekli tekrarlanan politika tutarsızlıklarını zamanla sistemin doğal işleyişi olarak kabul ediyor.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, "İrrasyonel Beklentiler Teorisi" başlıklı çalışmasında ekonomik beklentilerin yalnızca veriler ve mevcut bilgilerle değil, politika yapıcıların zaman içinde sergilediği davranış kalıplarıyla da şekillendiğini ileri sürdü. Eğilmez, uzun süre devam eden politika tutarsızlıklarının ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini köklü biçimde değiştirdiğini belirterek, bunun ekonomide yeni bir beklenti rejimi yarattığını savundu.
Modern makroekonominin temel taşlarından biri olan rasyonel beklentiler teorisinin, ekonomik aktörlerin mevcut bilgileri etkin biçimde kullanarak geleceğe yönelik tutarlı tahminler oluşturduğunu varsaydığını hatırlatan Eğilmez, bazı ekonomilerde yaşanan kurumsal öngörülemezliklerin bu yaklaşımın ötesinde sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
İrrasyonellik zamanla normalleşiyor
Eğilmez'in çalışmasına göre, ekonomik aktörler tarafından öngörülemez veya alışılmış politika çerçevesiyle uyumsuz görülen kararlar uzun süre devam ettiğinde, bunlar geçici sapmalar olarak değil sistemin kalıcı özellikleri olarak algılanmaya başlıyor.
Bu süreci "irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi" olarak tanımlayan Eğilmez, başlangıçta şaşkınlık yaratan uygulamaların zamanla beklentilerin bir parçası haline geldiğini ve yatırımcıların kararlarını buna göre şekillendirdiğini belirtti.
Çalışmada beklenti dönüşümünün üç aşamada gerçekleştiği ifade edildi. İlk aşamada beklenmedik kararların piyasalarda şok etkisi yarattığı, ikinci aşamada ekonomik aktörlerin bu kararların süreklilik gösterdiğini görerek davranışlarını uyarladığı, son aşamada ise başlangıçta sıra dışı görülen uygulamaların normal kabul edilmeye başlandığı vurgulandı.
Kur ve faiz üzerindeki etkiler
Eğilmez, irrasyonel beklentilerin özellikle döviz kuru ve faiz ilişkilerinde belirgin biçimde gözlenebileceğini kaydetti. Enflasyonun altında kalan faiz oranlarının yerel para talebini azaltabileceğini, dövize yönelimi artırabileceğini ve kur üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Eğilmez, asıl sorunun politika araçlarının seviyesi değil, ekonomik aktörlerin risk algısının kalıcı biçimde bozulması olduğunu söyledi.
Kurumsal güvenin beklenti oluşumunda merkezi öneme sahip olduğunu vurgulayan Eğilmez, merkez bankaları ve ekonomi yönetimlerinin yalnızca aldıkları kararlarla değil, bu kararların öngörülebilirliğiyle de değerlendirildiğini ifade etti.
2021 dönemi örneği
Çalışmada Türkiye'nin 2021 yılının son çeyreğinde yaşadığı süreç de örnek olarak gösterildi. Enflasyon yükselirken politika faizinin düşürülmesinin ilk etapta piyasalarda geçici bir uygulama olarak değerlendirildiği belirtilirken, benzer kararların devam etmesiyle birlikte ekonomik aktörlerin beklentilerini değiştirdiği ifade edildi.
Bu dönemde tasarruf ve yatırım tercihlerinin farklılaştığını, döviz talebinin arttığını ve ekonomik davranışların yeni beklenti rejimine göre şekillendiğini belirten Eğilmez, kur korumalı mevduat uygulamasının da bu süreçte devreye alındığını hatırlattı.
Asıl risk istikrarsızlığın öngörülebilir hale gelmesi
Mahfi Eğilmez, çalışmasının sonucunda ekonomiler için en büyük tehlikenin tek tek politika hataları olmadığını vurguladı. Ona göre asıl risk, istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi ve ekonomik aktörlerin kararlarını bu istikrarsızlığı veri kabul ederek almaya başlaması.
Eğilmez, bu durumun zamanla "ters rasyonalite dengesi" olarak adlandırılabilecek yeni bir yapıya yol açabileceğini belirterek, ekonomik aktörlerin artık normal ekonomik işleyişe değil, öngörülebilir hale gelen istikrarsızlığa göre hareket etmeye başladığını ifade etti.
